![]() |
Modern bilimin kocaman bir dine dönüştüğünü iddia ediyorum. Sözde bilimsel yasalar, tanrıların isim değiştirmiş hali gibi.
Modern bilim anlayışı iki yönüyle dinlere benziyor. Birincisi kurgu içermesi ikincisi mutlaktık içermesi. Dinlerden farkı ise irade içermemesi. Felsefeyi, ''bir şeyleri anlamak'' olarak tanımlıyorum. Ve düşünme eylemi anlama eylemini öncelediği için bir şeyler sadece felsefeyle anlaşılabilir. Bilim ve felsefenin ikisi de deney ve gözlemi esas almak zorunda. Başka veri kaynağı yok. Ağaçtaki elmanın düşmesi bir deneydir/gözlemdir. Bu düşüşten hareketle kütleçekimini/uzay bükümünü çıkarsamak ise felsefi bir iştir, yorumdur. Dolayısıyla deney tek başına anlamsızdır. Zira ağaçtaki elma her zaman düşüyordu, ancak bu düşüşten yapılan çıkarımlar her zaman var değildi. |
Alıntı:
İmzamda ki yazıda zaten sırf bu mantık üzerinden yazıldı, şu an ki durum bir "vizyonik takla", geçmişin başka bir şekli, başka bir versiyon. Değişen bir şey de yok. Sorun şu ki içinde bulunduğumuz şeyin boyutlarını bilemiyoruz, helede o eleştirilemez gibi olursa, onun ardında ne var, o görünmüyor. Tabi eleştiri ateşi bir yanmaya görsün, ondan doğrular bile kaçamaz. Sevgiler |
Bugün keşfettiğim Metateori kanalı bilim ve felsefe ilişkisine dair sorular soran bir ontoloji kanalıdır. YouTube kullanan kişilerin desteğini bekliyoruz. (Moderatörler umarım destek olur)
|
Felsefe olmadan bilim anlaşılamaz. Biyolojiyi düşünelim. Şu şey şunu yapıyor, şu hücreden geçiyor, şu bilmemne görevini yapıyor diye kitaplarda anlatılır. Yani bir amaca göre işleyiş varmış ve tasarlanmış gibi yanılgı oluşur.
Mesela bilgisayarda da parçalar birbiriyle uyum içindedir, parçaların görevi vardır, bir bütünlüktür. Felsefe olmadan salt biyolojiye bakıldığında insan makineye veya tasarlanmış bir şeye benzetilebilir, ne mükemmelmiş algısı oluşabilir. O yüzden biyolojinin felsefesini yapmak gerekiyor, bilim tek başına hiçbir anlam ifade etmiyor. Diğer alanlar için de geçerli bu. Oysa o maddeler birbirleriyle etkileşiyor, bir amaçları ve düşünceleri yok. Birinin bildirmesine gerek yok. Organizma robot da değildir, robot mekanik bir şey, bu benzetmeler de hatalı. Makine gibi şeylerde parçalar kendiliğinden biraraya gelemediği için insan ihtiyaca yönelik tasarlar. Ama organizmaların organik ve inorganik maddeleri kendi kendine biraraya gelebilir, kimyasalların daha karmaşık versiyonudur organizmalar. |
İkisi arasındaki ilişkiye farklı bir bakış açısı getireyim.
Bilim beni dindarlaştırdı, felsefe dinden uzaklaştırdı. Teoloji üzerine ilgilenmeye başladığım ilk zamanlarda çok sayıda bilimsel belgesel izlerdim, bilimsel kitaplar okurdum. Ne kadar bilimsel görünseler de idealizm baskındı. Mesela ''solucan deliğinden'' adlı bir belgesel serisi var, tamamen metafizik ve kurgu üzerine kurulu. Bunları piyasaya ''bilimsel'' olarak aktardıkları için tanrı argümanları üretmeye yönlendiriyordu. Felsefe beni teolojik zırvalardan uzaklaştırmakla kalmadı, bilimin ne olduğunu da anlamamı sağladı. İnsan kurgularından uzaklaştırıp doğanın ortaya koyduklarına odaklandırdı. Bilim günümüzde çok garip bir konuma gelmiş durumda. Nesnel olması gerekirken insan merkezli ilerliyor gibi. |
Felsefe nerede başlar, nerede biter?
Mesela ben , acaba atomun çekirdeğinde elektron olsaydı ve proton onun çevresinde dönseydi o zaman ne olurdu diye düşünsem, bu bilimsel bir tartışma mı yoksa felsefi bir tartışma mı olurdu? Ya da; Kare, dikdörtgen vb...geometrik şekiller haricinde henüz bilmediğimiz bir geometrik yapıda cisim var mıdır dediğimde, felsefe mi yapmış oluyorum? |
Alıntı:
Alıntı:
günümüz bilimi(ki elbette hakim olan tarafıyla, yoksa bir çok bilim insanı var hakkını vererek yapan, lakin kurumsal değil kişisel kalıyor, zira egemen olan bağımlı bilim, sermayenin egemenliği ve güdümünde olan bilim ve dolayısıyla magazin ve medya ayağı güçlü olan da bu kesim...), artık bilimden ziyade magazin ağırlıklı, politik iktidar ve anlayışların da ve bağlı otoritelerinde etkisi-yönlendirmesi altında. ve asıl enerji, daha az maaliyetle daha yüksek enerji, nitelikli maden, başka yerlerde maden, teknolojiye, sisteme hizmet vb. ve bağımlı bir yapıya dönüştü(parası olan düdüğü çalıyor). Tabi modern teoloji ve idealizm ve safsata mantığıyla kullanılan kağıt üstü matematikçilik(oldurmacılık) etkisi de ayrı bir konu... |
| Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 17:01 . |