![]() |
Tarihsel Gerçekler Işığında Çağrı Filmi -Belgesel Video (Sitemizin çalışmasıdır)
Muhammed dönemi İslam tarihini anlatan ender sinema filmlerden biri 1977 yılı yapımı olan Çağrı (Messenger).
Kahire El-Ezher Üniversitesi ve Lübnan İslam Konseyi Çağrı filminin tarihsel gerçeklere uygun olduğunu onaylamışlar. Bu ifade filmin başlarında sunuluyor. Bu çalışmamızda Çağrı filminin gerçekten de tarihsel gerçeklerle uyuşup-uyuşmadığını, filmdeki bazı anlatıların günümüz dünyası açısından anlamını ve din konusu üzerine sinema filmciliği üzerine görüşlerimizi sunmaya çalıştık. Sitemizin Video Çalışma Grubu adına yapılan 33 dakikalık bu belgesel video, yaklaşık üç aylık araştırma ve çalışmalar sonucu ortaya çıkarıldı. Dublajda unbe, metin düzenlemesinde thunderpoint, eleştiri ve önerileriyle azınlık, dilaver, frodo, K.C., niveru, prozac02, sargon ve tensiz.denek, kurguda ise ben çalışmaya emek veren kişilerdi. Videoyu sitemizden, aşağıdaki link üzerinden izleyebilirsiniz: http://www.turandursun.com/video/p2015_articleid/8 Bunun yanında çeşitli video paylaşım sitelerinde de videomuz yayına girmiştir: http://video.yahoo.com/watch/5713149/14969012 http://www.izlesene.com/video/haber-...-filmi/1074184 http://www.vidivodo.com/297331/tarih...isiginda-cagri http://www.kontratv.com/297331/tarih...isiginda-cagri Edit: Videoda telif haklarını ihlal eden kısımlar restore edilerek tekrar youtube kanalımızda tek parça olarak yayımlandı. |
Daha ilk dakikalardayım ve bir fiyasko:
Tarihsel gerçekler ışığında hz. İbrahim'in reddedilmesiyle başlıyor eleştiriler. İslam ve dinler tenkidini bir film üzerinden yapmak ucuz bir numara bence. Film islam tarihine uygun diye onaylanmış, ateist verilere uygundur denmemiş ki. Ortaya kıstas olarak koyduğunuz tarih hangi tarihtir? Filmi hangi tarihe göre yargılıyorsunuz? Başta bu soruların cevabı verilmeli ki, biz de eserinizi neye göre değerlendireceğimizi bilelim. Bakalım ilerleyen dakikalarda neler göreceğiz. |
İlerleyen dakikalarda görülüyor ki, klasik islam tarihi baz alınmış. Bu sevindirici.
-Sadece iki kabilede kız çocuklarının gömülme adeti olduğu belirtilmiş. Hz. Ömer'in Kureyş'ten olduğu ve kendi kızını bizzat gömdüğü kendi itirafıdır. Bu basit bilgi gözlerden mi kaçtı yoksa? -İslam hukukuna göre bir kölenin bir hür karşılığında öldürülemeyeceği belirtilerek insanlar arasında eşitsizlik olduğu ispatlanmaya çalışılmış. Belirtilmesi gereken asıl husus, kölelik hukukunun mezhepler arasında farklılık gösterdiği ve yukardaki hükmün de Şafii mezhebine ait olduğudur. Hanefi hukukuna göre köle veya özgür farketmeden kısas esastır. -Ebu Cehil'in ''hangi Allah'' diye sorduğu sahne cımbızla çekilip bağlamından kopartılmış ve müşriklerin Allah'a inanmadıkları düşüncesinin yanlış olarak filmde hakim olduğu savunulmuş. Halbu ki, devamı izlenirse görülecektir ki, ordaki müşriklerin kabul etmedikleri şey Allah'ın konuşan ve görünmeyen bir Tanrı olmasıdır. http://www.youtube.com/watch?v=HMibEs0FGOU |
Alıntı:
İçerik açısından birşeyler söylemek gerekirse: Değinilen bütün noktaların önemini teslim etmekle birlikte, benim açımdan özellikle 'cahiliye' dönemindeki put/kutsal anlayışı ve Allah kavramının Çağrı'da (ve birçok müslümanın kafasında) çok yanlış yer aldığının üzerinde durmanız takdire değer. Lütfen bu gibi çalışmalara devam edin... saygılarımla |
Bu arada bir sorum olacak:
Bu gibi videoları (örneğin Miller'in akıllı tasarım hakkındaki videosunu da), sadece sitede yayınlayacağınıza, videonun muhtelif yerlerine site adresini yerleştirerek YouTube'da yayınlasanız çok daha iyi olmaz mı (hem videoların daha çok kişiye ulaşması, hem de sitenin daha çok tanınması açısından) ? saygılarımla |
Bu kadar akilli insanlarin, bu kadar ici bos bir is cikarabilecegini hic beklemezdim.... Yeri geldiginde zamanin sartlarina göre elestiri mekanizmasi gelistirilmis, yeri geldiginde günümüz sartlarina göre, "meleklerin" hangi görevi olup olmadigi, o dine iman edenlere degil, "allahin böyle seylere ihtiyaci OLMAMALI" denilerek, elestirienlerin kendi kafalarindaki bir "allaha" vurgu yapilmis.... tek üzüntüm emegi gecen arkadaslarinin emeklerine yazik olmasi..... |
Bu da teknik bir eleştiri olsun:
Ebu Afek'in öldürülmesiyle ilgili hikaye anlatılırken ''Amr b. Avfoğulları'' ve ''Salim b. Umeyr'', seslendiren tarafından nasıl okunmuş dersiniz? Amr b (be) oğulları, Salim b(be) Umeyr şeklinde. İslam hakkında birazcık bilgisi olanlar ''b.''nin oğul manasındaki ''bin'' kelimesinin kısaltılması olduğunu bilir. Siz bu filmi, bitirdikten sonra hiç izlemediniz mi? İzlediyseniz böyle bir gariplik nasıl dikkatinizden kaçtı? - Ebu Talib'le ilgili bir gerçeğin devamlı gizlendiği söylenmiş. Ne filmde ne de bütün sünni kaynaklarda Ebu Talib'in müslüman olduğuyla ilgili bir kayıt yoktur. Bu durumda ne gizlenemiş oluyor acaba. Ebu Talib'in müslüman olarak öldüğü, şii kardeşlerin iddiasıdır ve şii kaynaklarda buna dair deliller vardır. - Mekkeden hicret etmiş 300 küsür müslümanın sadece 3ünün zengin olduğunu iddia etmek te pek mantıklı olmasa gerek. Bu insanların hiçbir mal varlığı olmasa bile evleri vardı, kirada oturmuyorlardı. Kimisi çoluk-çocuğunu ve eşini bırakıp hicret etmişti. - Ebu Sufyan'ın baskıyla müslüman olduğunu ispat için güzel bir takdim-tehir yapmışsınız. :) Ebu Sufyan müslümanların Mekke'ye girmesinden bir gün önce Peygamberimiz'in yanına gelerek müslüman olmuş. Müslümanlara karşı koymanın imkansızlığını gördükten sonra müslüman olmuş olabilir ama müslümanların dört koldan Mekke'ye girişlerini önce gösterip sonra Ebu Sufyan'ın ''baskı altında değilim'' sözünü ekrana getirmek neyle açıklanabilir? Sonuçta yapılan yorumlara katılmakta mümkün değil. Özellikle inanç özgürlüğünü ''dinde zorlama yoktur'' ve ''onların ilahlarına sövmeyin'' evrensel prensipleriyle perçinleyen bir dinin, kendisine yapılan saldırıları sineye çekmesi beklenmiş. Sizlerin de hakkını teslim ettiği gibi inanç özgürlüğü kimseye diğer inanca saldırma ve hakaret etme özgürlüğünü vermez. İşte bu sebepten dolayı bir teşekkür: Herşeye rağmen alaycı ve hakaretvari bir dil kullanmadığınız ve müslümanların çoğunluğunun sahabe hakkında saygı ifadesi olarak kullandığı ''hazreti'' sözcüğünü dilinizden düşürmediğiniz için... |
Isin ilginc tarafi, turan dursun müslümanlarin peygamberinden bahsederken "Muhammet" diye bilirken, metini yazip okuyan arkadasin eline sigitiranlar "Hz" diyerek sahte bir sayginlik göstermek istemekteler, bu durum "cesaret'den" ziyade, müslümanlarin kulagina hos gelmesi icin oldugu ile alakali olabilecegini düsünüyorum. Bati'daki "aydinlanmadan" bahsedilmekte, ama müslümanlar icin "ibadethanelerin"de, "dini büyüklerin" de konumu bati hristiyanlarinkinden farklidir. Batidaki aydinlanma "inananlara" ragmen degil, kurumsallasmis ve "hüküm" süren din tebasina ragmen olusabilmistir, bizdeki "aydinlanma" ise Inananlarin dinsel tercihlerine karsi yaptirim uygulamak istemekle ile baslatilmak istenilmektedir. Da Vinci Projesi yüksek maaliyetler ile ici dolu bir proje idi, bu 33 dakikalik yorum-maratonu ise, sadece "bu dine tabi olmayanlarin" yorumu olmaya / kalmaya mahkumdur. |
Alıntı:
Alıntı:
Alıntı:
Mekke'nin fethinden sonra ordaki halkın kutsal olarak kabul ettikleri eşyaların yıkılmasını sizin '''dinde zorlama yoktur'' ve ''onların ilahlarına sövmeyin'' evrensel prensipleriyle perçinleyen bir din'' iddianızla nasıl bağdaştırmalı? Hele ki, o zamanki müşriklerin bu eşyaların bizzat kendilerinin gerçekten tanrı olmadıklarını bildikleri ve sadece onları temsil eden kutsal eşyalar olarak gördükleri göz önünde bulundurulursa ... (ki bu gerçek islami kaynaklardan bilinmektedir). saygılarımla |
Alıntı:
Alıntı:
Alıntı:
Alıntı:
Alıntı:
Alıntı:
Ayrıca yağmalanan muhacir evlerini tüm Mekkeliler mi yağmalamış? Mesela zaten zengin olan Ebu Süfyan'ın da o evleri yağmalayanlar arasında olma ihtimali sence nedir? Senin bulunduğun şehirde birileri bir azınlık halkın mallarını yağmalasa ama sen katılmasan ve o azınlık grubu senin mallarının da olduğu bir kervanı yağmalasa ne düşünürdün? Alıntı:
Alıntı:
Alıntı:
Alıntı:
Muhammed için hz. kullanmıyorken (Hz.) Ali, "(Hz.) Ömer gibi isimler geçtiğinde hz. kullanılıyor. hepsinde de hz. kullanmazsak kulak aşinalığı gereği farklı tarihsel kişilerden bahsedyormşuz gibi bir durum olşacaktı. Ayrıca Hz. ifadesi kullanılmazsa pek çok müslüman videoda anlatılanlara değil hz.ifadesinin kulllanılmamasına takılacaktı. Bu fikre nereden vardım? Sitemizin ana sayfasında "İletişim" diye bir linkimiz var ve forumlarda yazmayan ziyareçiler oradan bize yazıyorlar. TD nin yazılarını okuyanların en fazla takıldıkları yerin onun "Muhammed" diye hitap etmesi olduğunu gördüm. Onlarca ziyaretçi TD nin yazılarının içeriği konusunda görüş bildirmeyip sadece hz. ön eki olmamasına takmış durumda. Video belgeselimizde dikkatleri biçime değil içeriğe yoğunlaştırmak için hz. eki kullanmayı tercih ettim. |
Video yu indirip izleyebileceğimiz bir link varmıdır?
Bu verilen linkteki sayfayı açınca, video yükleniyor ama durdurup yüklemesi bittikten sonra izleme yapılamıyor. Daha doğrusu, youtube daki gibi benzer bir stop/play seçeneği çıkmıyor. İnternet bağlantısı yüzünden takılma olabiliyor. Ayrıca, tamamen izledikten sonra yorumlarımı yapıcam ama, ilk cümlelerden şu gerçekten çok anlamsız olmuş. Hz. İbrahim'in gerçekte var olup olmadığı net değildir ifadesi. Bu ateistliğe yakışmayan bir cümle bence. Üslup için bende teşekkür ediyorum. |
Alıntı:
''Kutsal eşya'' dedikleriniz insanların ''tanrı'' diye taptıkları şeyler ve Kabe'nin içine doldurmuşlar. Müslümanlar gidip evlerdedi putları da kırmadı ya. Alıntı:
Bu kurumların kastettiği ''gerçekler'' islami olmayıp ta ne olacaktır? Alıntı:
Alıntı:
Filmde dikkat etmedin sanırım ama yağma kararını bizzat dillendiren Ebu Sufyan'dır. Kervanı ele geçirilmeyi en çok hakeden de odur. Ama takdir başka şekilde gelişmiştir. ''Siz kervanı istiyordunuz ama Allah'ın amacı başkaydı'' şeklinde gelen ayet, Ebu Sufyan'a kaçışı kolaylaştırdığı ve Mekkelilerin de toptan harekete geçip Müslümanları yok etmek için yola düştüklerini tarihi gerçeklerin ışığında ortaya koyuyor. Ben yağmalamaya katılmasam dahi eğer yağmalaynlara engel olmuyorsam, itiraz etmiyorsam onların suçuna ortak olmuşum demektir. Alıntı:
Alıntı:
Üstelik kırılan o putlar, putkıran İbrahim'in (S) yaptığı kutsal evin içine doldurulmuştur. [/quote] |
Alıntı:
Saygılarımla... |
Eleştiriler tek yönlü ve bir akış açısınıa göre dizayn edilmişler.Mesela bir yerde Hangi Allah'tan sonraki sahnenin gerisi getirilmemiş.Oysa bu cümleden sonra Demek sizin Allahınız konuşuyor diyor filmin devamında...
İnanış özgürlüğü konusuna gelirsek biri Hak din,diğeri ise putperestlik dinidir... |
Alıntı:
saygılarımla |
Alıntı:
|
Alıntı:
Fakat ben yorumu hala anlayamadım. 'Müslümanlar bugün Kabe etrafında kendince ibadet etmek isteyen diğer dinlere (batıl da olsalar) elbette müsaade eder' mi diyorsunuz (ki bu pek de gerçekçi değil, nitekim Yahudiler'e de girmelerine izin verilmiyor.) Yoksa 'Müslümanlar da elbette putperestleri oradan zorla çıkartır. Fakat bunda bir beis yoktur, çünkü biri Hak din diğeri ise putperestlik' mi diyorsunuz. Eğer ikincisini kastediyorsanız, tekrarlıyorum: İslam'da inanç özgürlüğü vardır, ama sadece Hak dine. :) saygılarımla |
Bakın burda bir dinin nasıl yayıldığını anlatan tarihi bir film ile karşı karşıyayız.Burda Tanrı'dan vahiy alarak hareket eden bir peygamberin mücadelesi söz konusu,diğer taraftada putperestlerin onları bunun üzerine taşlama olayı var.Hayır müsade etmez çünkü biri hak diğeri batıl olandır.Zaten müslümanların oraya yürüyüş nedeni,putperestliğin gerçek olmadığını ve yapılmaması gerektiğini anlatmak için olan bir eylemdir.
Tanrı hak dinler olarak gönderdiği bir yerin sahibi olarak elbetteki inananları seçmiştir,putperestleri değil,bu yüzden putperetslerin Tanrı inancına karşı giriştiği mücadele eylemi yanlıştır.Zaten aynı şekilde putperest olanlarda burda müslümanların değil bizim hakkımız var diye gelmeleri söz konusu bile olamaz. Burda birbirleriyle çelişki içinde olan 2 anlatımın mantıksızlığından dem vuruyorum ben.Sanırım anlamışsınızdır. |
Yanlış olan sayın ulpian, başka bir din neden Kabe etrafında ibadet etmek ister bunun amacının ne olduğu?
Video da kurulan mantığın yanlış olduğunu dile getirmiş sayın nogada. Bu arada nogada kardeşim, IDM ile nasıl indirebilirim kısaca anlatabilirmisin. Genel izlemim, alt yapısı pek sağlam olmadan hazırlanmış bir çalışma. Saygılar |
Alıntı:
objektif bakışla din-içi bakışı birbiriyle karıştırıyorsunuz. Elbette ki her din kendinin hak diğerlerinin batıl olduğundan yola çıkar. Bu sebeple tarihde çok savaş olmuştur ve olmaktadır da. Hak dinde olduğunu söyleyen, aynen sizin mesajınızda ifade bulduğu gibi, çok tabii bir hak olarak görür kendisinin hükümdarlığını ve diğerlerini def etmenin meşruluğunu. Bu yüzden tarih boyunca bazı aklı selim insanlar demiş ki: Ya tamam, kimse kendi doğrusundan vazgeçmesin. Kendi inancının mutlak hakikat diğerlerinin de batıl olduğunu savunsun. Ama lütfen en azından -bu dünyada- diğer inançlara da aynı özgürlükleri tanısın (yanlış inanç olduğundan emin olsanız bile). İşte bu ilkeye çağımızda 'inanç özgürlüğü' diyoruz. Herhangi bir dinin doğru veya yanlış olmasından dem vurmadan, hepsinin birbirine eşit özgürlük tanıması gerektiğini söylüyoruz. Çalışmada da işte bu objektif ilke açısından Cağrı Filmi'ndeki söz konusu sahneler eleştiriliyor. Müşriklerin müslümanları nasıl da zalimce kovduğunu, oysa müslümanların sadece ibadet etmek istediğini acıklı bir biçimde anlatan bir filmden müslümanların da gücü ele geçirince aynı şeyi yapıyor olmalarının kuvvetle altını çizmesi beklenirdi. Çalışmada da eleştirilen bu. Burda bir çelişki yok. saygılarımla |
Alıntı:
'cahiliye' dönemindeki müşrikler için Kabe ve etrafının kutsal ve ibadet yeri olduğunu mu inkar ediyorsunuz gerçektende? Fakat bu (tarihi kaynaklar şöyle dursun) zaten Çağrı Filmi'nin kendisinden de açıkça anlaşılıyor. Ayrıca bugün Yahudilerin kendileri için de belli bir kutsallığı olan bölgelere aynı sebeplerle müslümanlar tarafından alınmadığı da bir gerçek. (tabii ki Yahudiler de bu konuda kendi ellerinde tuttukları yerlerde aynı derecede zalimler). saygılarımla |
Dünyada, Kabe yi kutsal sayan, orada ibadet etmek isteyen ve buna engel olunduğunu söyleyen bir din varmı sayın ulpian?
|
Alıntı:
Fakat tarihde vardı. İşte o filmdeki 'putperestler'. Onların kutsal saydıkları yıkıldı ve eski dinlerince orada ibadet etmelerine izin verilmedi. saygılarımla |
Bakın yanlışınız şurda birisi Vahiy ile hareket ediyor,diğeri ise kendi isteği uğruna hareket ediyor.Birinin yanındakiler ona inanıp ardından gidenler,ötekilerin yanındakiler onların paralı askerleri.Birinin amacı hak dini yaymak,batılı yıkmak,ötekinin amacı kazancını korumak,gücünü sürdürmek.Bunları sanırım görmüşsünüzdür.
Saygılarımla... |
Alıntı:
Eğer o günkü müşriklerin başını çeken ve nemalanan kişileri kastediyorsanız, dedikleriniz muhtemel. Fakat oradaki eşyaları tanrıları temsil eden kutsal olarak görüp ibadet eden sıradan insanların da mı, aslında para peşinde olduğunu savunuyorsunuz? 'Onlar sadece beyinleri yıkanan zavallılar. Asıl problem başındaki çıkar peşinde olanlar. Biz de bunların putlarını yıkarak o sömürülen cahilleri kurtardık aslında' gibi bir açıklama, biliyor musunuz, o çok nefret ettiğim, kendini bir şey sanan, 'aydın' geçinen militan türban karşıtları varya, işte aynı onların açıklamalarına benzer. saygılarımla |
Alıntı:
Saygılarımla... |
Alıntı:
Şu karşıt taraflara samimiyetsizlik isnat etmek varya, gerçekten de isanların en azından ortak paydalarda buluşmasına en büyük engel bu. Bazı insanların inançlarının yanlış/saçma olduğunu fakat bu inançlarında samimi olduklarını kabul etmek bize yetmiyor. İlla ki altında başka şeyler de arıyoruz (para hırsı, kötü niyet, güçten yana olma vs.). Sizce İslam dışında herhangi bir inanca veya inançsızlığı sahip olan bir insan bu tutumunda samimi olamaz mı? Nesillerden nesillere aktarılan mekke müşriklerinin inancına hiç kimsenin (cahilce olsa da) samimice inanmadığını nasıl iddia edebiliyorsunuz. Adamların dedelerinin dedelerinden kalma ve doğduklarından beri öğretilen din bu. Ha şunu diyebilirsiniz tabii ki: Bunlar cahildi. Dedelerinden aldıkları inancı sorgulamadan devam ettirdiler. Fakat burdan çıkan sonuç, dolayısıyla onların dinine özgürlük tanınmaz, kısıtlanabilir mi? Öyleyse Türkiye'de ibadetlerini yapmak isteyen müslümanların 90%ının ibadetlerini yasaklamak gerekmez mi? saygılarımla |
Bisey soracam;
Hz.Hamza'nin Peygamberimize Allah askina savasalim ve mallarimizi geri alalim dedigi sahnede, sunu mu kast ediyorsunuz? Iddaaniza göre; Bedir Savasi öncesi yagmalama girisimi.. Dogru mu anladim? Eger dogru anladiysam gelen vahiy de neden Sizinle savasanlarla sizler ALLAH YOLUNDA savasin; deniliyor? Sanirim üzerinize baski olustu belgeseli bir an önce yayinlayalim diye, tatmin olmadim... Birde bana Aydinlanma Sehidi ne demek? aciklarsaniz sevinirim... Islam'i kabul etmeyen toplumun Islami Kelimeri kendisine mal etmesini de hic ahlaki bulmadim.. Hz.Sümeyye'nin öldürülmesi denmesi ile Turan Dursun'a sehid denmesi cok ilginc... |
Alıntı:
Zamanla şehit kavramı Türkçe'de dini anlamından sıyrılıp vatanını veya milletini müdafaa yolunda ölen herkes için kullanılır hale gelmiştir. Türkçe'de şehit olarak nitelendirilen kimseler şu kategoriler altında toplanabilir:
Yukarıda bahsi geçen şahısların bir kısmının şehit kabul edildiği, bağlı oldukları kurumların tüzükleri ve yasalarla da sabittir ve geride kalan yakınları tazminat almaya hak kazanabilirler. Bunların haricinde siyasi ve ideolojik görüşleri nedeniyle öldürülmüş kimseler de, yakınları, dava arkadaşları, meslek arkadaşları veya taraftarları tarafından "şehit" olarak nitelendirilebilirler; basın şehitleri, devrim şehitleri vb. gibi. Türkiye Gazeteciler Cemiyeti, internet sitelerinde yer alan Basın Şehitleri listesinin başlığını 2005 yılında Öldürülen Gazeteciler olarak değiştirmiştir.[4] Kaynak: http://tr.wikipedia.org/wiki/%C5%9Eehit Alıntı:
Şunu da sormak gerekir: Mekke'de yağmalama olayı yapıldıktan sonra Muhammed Mekkelilere bir ültimatom vermiş miydi? Hayır! Herhangi bir uyarı, malların iade edilmesi talebinde bulunmadan savaş açıyor. Bu hiç de dünyaya barışı ve ilahi adaleti getirmek amacında olan birisinin hareketi olamaz. Mekkeliler de haliyle bir ordu oluşturup karşı koyuyor. Zaten İslam tarihini inceleyenler göreceklerdir ki bu savaştan sonra İslam ordusunun benzeri saldırıları farklı yerlere de devam ediyor. Örneğin Beni Mustalık saldırısı. Orada da ciddi anlamda ganimet elde ediyorlar. Videoda da gösterdiğimiz gibi %80 i muhacirlere %20 si Muhammed'e ve devlete. %80 lik bu dağıtım ilk zaferlerden sonra İslama girişi hızlandırıyor. |
Sn Barudi siz ne kadar yapilan bu calismayi heryönü ile elestirilseniz'de, ben size nihayetinde alacaginiz cevabi simdiden yazayim..... "Muhammet'in" yasayip yasamadigi dahi kesin degil..... Nitekim bahsi gecen calismada Hz Ibrahim hakkinda hic bir söylenecek söz bulunamamis'da "zaten yasadigini gösteren elde bizim kabul edecegimiz bir belge" yok deniliyor..... Calismayi yapan arkadaslar öncelikle kendi aralarinda bir karar vermeliler, bahsi gecen sahislar yasamislardir ve yaptiklarini tavsip etmiyoruz, veya bunlar zaten yasamamislardir, ama inanirlar yaptiklarini onlarin adina yapmaktadirlar.... Peyamberin yakin akrabalarinin "dinsel konumu" , din bireysel olmalidir diyenleri neden bu kadar ilgilendirir onu da anlamis degilim, nihayetinde kendileri kendilerini müslüman kabul etmeselerde, yakin akrabalarinin müslüman oldugunu varsayiyorum. Abu Talip'in müslümandi veya degil'di, veya müslüman degildi ve ölüm sonrasi Allah'in rahmetini ile korundu.....bunlari kim bilebilir ? Abu Talip'in dinsel tercihlerine ragmen, bu dine elin Hans'i, Helgasi gönüllü olarak kendi egolarini Allaha teslim edebilmekteler, ve günümüzün gercegi'de budur..... Sn Cem, siz'den ricam, Müslümanlarin Peygamberine ve müslümanlarin Sahabe / Ensar diye kabul ettigi insanlara site icinde nasil hitap ediyorsaniz, bahsi gecen calisma icinde'de öyle hitap etmeniz, bu kendi dogrulariniz icin daha tutarli bir yaklasim olabilecegini düsünüyorum, müslümanlarin kulagina "hos" gelsin düsüncesi "strateji" olarak dogru olabilir, ama kendi dogrulariniz ile celismektesiniz..... Müslümanlara isnad ettiginiz hal ve hareketleri kendilerini sirf dincel tercihleri olmamaksizin "aydinliga ilk adim atmis" insanlar'dan okumak, buradan cidden "garip" gözükmekte..... |
Alıntı:
|
Bence bir ateist bakış açısıyla bile yetersiz ve tektaraflı dayatmalarla donanmış bir çalışma olmuş...
|
Çağrı filminin kendisi tek taraflı dayatma değil midir Nogada?
En basiti Kur'an'daki Hıristiyan ve Yahudilere bakış açısını hiç yansıtmamış mesela.. yansıtmış olsa o oyuncuları ikna edemezdi. Günümüzde tekpi çekebilecek hiçbir mevzuya girmemiş. |
Yapılan çalışmayı dikkatle izledik.
Tüm emeği geçenlere öncelikle teşekkür ediyoruz. Ki; 1. Saygılı bir dil ile anlatım kullanılmış, 2. Gizleme ya da çarpıtma değil açıklama ve tarihe inme amaçlanmış, 3. Filmin sadece negatif yönlerini değil olumlu pozitif yönlerini de aktarmış, 4. Orijinali yaklaşık 177 dakika olan bir eserin eleştirisi 33 dakika olarak (kabul edilebilir eleştiri sınırları içinde) verilmiş. Sebeplerinden ötürü. Dört ayrı yerde görmüş olduğumuz yanlışlığa rağmen genelini ilgi ve beğeni ile izlediğimiz bir çalışma olmuş. Bu filmin eleştrisini eleştiren yazarlarımıza da teşekkür ediyoruz. Ancak hatırlarında tutmaları gerekenleri de yazarak. 1. Herşeyden önce bu eser bir filmdir. 2. 1976 yılında, Amerika'da yaşayan Suriye asıllı Yapımcı Yönetmen Mustafa AKAD'ın, İslamiyeti dünyaya tanıtım amacıyla çekilmiştir. 3. Orijinal adı Mesaj dır. Bizim çevirimiz ile (Çağrı) ilk bakışta aynı anlamı taşıyor olsa da filolojinin derinlerindeki ayırımlar önemlidir. 4. Filmin müziklerini bir Fransız müzisyen yapmıştır. 5. Bizde de olduğu şekliyle, filmdeki kötü karakterler, gerçek hayatta da zorlanmışlardır. 6. Gerek oyuncular içinde gerekse teknik kadronun önemli bir kısmı Müslüman değildir. İki yazarından biri İrlandalı H.A.L. Craig dir. (Bu bilgileri filmi küçümsemek için yazmıyoruz bakanlar ile yapanlar arasındaki farkı fark ettirmek için yazıyoruz.) Ne gariptir ki; İslamiyetin Mesaj öğesini vermeye çalışan, filmin en önemli şahsı Mustafa AKAD, aynı dini temsil ettiğini söyleyen El-Kaide örgütünün, AKAD ve kızının kaldığı otele yaptıkları bir bombalı saldırısı sonucu 2005 yılında kızı ile birlikte, hayatlarını kaybetmiştir. İlk zamanlarda, severek ve ilgi ile seyrettiğimiz filmi günümüzde her Ramazan ayı boyunca temcit pilavı misali zorunlu servisler hem psikolojik sıkıntı vermekte ve hem de yaklaşık 35 yıldır üretilemeyen, çok yönlü belgesellerin eksikliği olarak görmekteyiz. Esasta bu filmin eleştirisi ateist taraftan değil İslam aleminden gelmeliydi. Uzattık. Uzun süredir sitemizde reklamları yapılan The Message filminin eleştirisi herkese hayırlı uğurlu olsun. |
Sanırım bu çalışma amatör bir site için bir ilk örnek teşkil ediyor. Buda TD sitesinin farkı olmalı. Bu anlamlı belgeselde emeği geçen tüm arkadaşlara teşekkür ederim. Devamını bekleriz.... :)
Not :Sabah bu başlığı görememiştim, yorumu başka bir başlıkta yazmıştım. Buraya taşıma daha anlamlı oldu. |
başka video çalışmaları da var.ilk değil...
|
Selam,
Ben Filmi Objektif buldum. Taktir ediyorum Empati dili kulanılmış ki en çok ilgimi çeken yönü ise bu olmuştur. Emeğiniz için teşekür ediyorum. sevinçle... |
Alıntı:
Daha önce fazla vaktim olmadığından çok giremiyordum, girdiğimdede genelde daha çok forum kısmına takılıyordum. Zaten yeni üye oldum. Bazı vidolara baktım ama gözümden kaçmış... |
eh hoşgeldiniz madem Özgür
radyomuzu dinlemeyi de ihmal etmeyin. her gece 22,00'de. (Cem reklam yapmama kızmazsın umarım:D) |
sevgili unbe harika bir seslendirme yapmışsın teşekkürler
|
| Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 21:31 . |