Turan Dursun Sitesi Forumları

Turan Dursun Sitesi Forumları (https://turandursun.com/forumlar/index__1.php)
-   Önerdiğimiz Başlıklar (https://turandursun.com/forumlar/forumdisplay.php?f=97)
-   -   Pedofilinin (sübyancılığın) Kuran'daki yeri - Talak/4 (https://turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=14474)

ulpian 05-11-2009 14:44

Pedofilinin (sübyancılığın) Kuran'daki yeri - Talak/4
 
İslam'ın küçük, çok küçük yaştaki kızların evlen(diril)mesine müsaade etmesi çok tartışılan bir konu. Fakat her nedense bu tartışmalar genellikle, peygamber sünneti (Aişe meselesi) ve hadisleri etrafında yürütülüyor.

Oysa, İslam'a göre çok küçük yaştaki (büluğa bile girmemiş) kız çocuklarıyla evlenmenin meşru olduğu, bizzat Kuran'da açık seçik bir şekilde yer almaktadır.


1. Talak Suresinin 4. ayeti

2. Ayetin bağlamı, diğer ilgili ayetler ve fıkıhi hükümler
a. Bakara/228 ve İddet (Boşanmada bekleme süresi)
b. Ahzab/49
c. Talak/1-4

3. Sonuç

4. Talak/4'ün tefsirine örnekler



1. Talak Suresinin 4. ayeti
  • Talak/4
    Kadınlarınızdan âdetten kesilmiş olanlarla, henüz âdet görmeyenler hususunda tereddüt ederseniz, onların bekleme süresi üç aydır. Hamile olanların bekleme süresi ise, doğum yapmalarıyla sona erer. Kim Allah’a karşı gelmekten sakınırsa, Allah ona işinde bir kolaylık verir.

(Ayetin Arapçasını ve diğer bütün Türkçe meallerini okumak için yukardaki linke tıklayınız.)



2. Ayetin bağlamı, diğer ilgili ayetler ve fıkıhi hükümler


a. Bakara/228 ve İddet (Boşanmada bekleme süresi)

Boşanma anlamına gelen ''Talak'' kelimesinden anlaşıldığı üzere >12 ayetlik bu sure< boşanma konusunu işler. Nüzul sırasına göre daha önce gelmiş olan Bakara suresinin de bir ayeti bu konuda net bir hüküm getirmiştir.
  • Bakara/228
    Boşanmış kadınlar kendi kendilerine üç ay hâli (hayız veya temizlik müddeti) beklerler. Eğer Allah’a ve ahiret gününe inanıyorlarsa, Allah’ın kendi rahimlerinde yarattığını gizlemeleri onlara helâl olmaz. Kocaları bu süre içinde barışmak isterlerse, onları geri almağa daha çok hak sahibidirler. Kadınların, yükümlülükleri kadar meşru hakları vardır. Yalnız erkeklerin kadınlar üzerinde bir derece farkı vardır. Allah, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.

Görüldüğü üzere, Bakara suresinin 228. ayeti, boşanmanın kesinleşmesi için ''üç ay hali'' müddetince bir süre belirlemiştir.

Bu ''bekleme süresi''ne İslam ıstılahında ''iddet'' denilir. İddet boyunca, kadın -boşanma henüz kesinleşmemiş olduğundan- bir başkası ile evlenemez. Erkek, bu mühlet içerisinde geri dönerse (barışırsa) evlilik devam eder, yani boşanma vuku bulmaz. İddet süresi, çift birleşmeden biterse boşanma kesinleşmiş olur. İddet süresi, yukardaki ayette kadının üç ay hali (adet hali = hayz hali) olarak belirlenmiştir.


İslam alimlerince ''iddet''in gayeleri şu şekilde açıklanır:
- Fevri boşanma kararları ile nikahın bitmesi önlenmiş olup, hukuken evliliği kesin olarak bitirmeden tekrar düşünme ve barışma imkanı verilmiştir. Böylece geçici öfke ve benzer durumlardan dolayı yuvanın yıkılması engellenmiş, evlilik müessesesinin önemi vurgulanmıştır.

- İddet olmasa idi, kadının boşanmasından kısa bir süre sonra hamile kalması durumunda, nesebin karışması ve dedikodu çıkması tehlikesi söz konusu olurdu. İddet sayesinde (ki kadınlar bu süre boyunca evlerinde tutulur) bu tehlike de önlenmiştir. Bu süre içerisinde kadının hamile olduğu ortaya çıkarsa, boşayan kocanın çocuğun babası olduğu anlaşılır.



b. Ahzab/49
Ahzab Suresi'nin 49. ayetinde ise, evli çift henüz cinsel temasda bulunmamışsa, boşanma durumunda, iddeti beklemeye gerek olmadığı açıklanır:
  • Ahzab/49
    Ey inananlar! Mümin kadınlarla nikahlanıp, onları, temasta bulunmadan boşadığınızda, artık onlar için size iddet saymaya lüzum yoktur. Kendilerine bağışta bulunarak onları güzellikle serbest bırakın.


c. Talak/1-4
Şimdi gelelim asıl konumuz olan Talak Suresine ve bu surenin 4. ayetine.
Bu arada, surelerin gerçek nüzul sırası da bu başlıkta işlendiği gibidir (87. Bakara => 90. Ahzab => 99. Talak).

  • Talak/1
    Ey peygamber! Kadınları boşamak istediğinizde, onları iddetlerini dikkate alarak (temizlik hâlinde) boşayın ve iddeti sayın. Rabbiniz olan Allah’a karşı gelmekten sakının. Apaçık bir hayâsızlık yapmaları dışında onları (bekleme süresince) evlerinden çıkarmayın, kendileri de çıkmasınlar. Bunlar Allah’ın sınırlarıdır. Kim Allah’ın sınırlarını aşarsa, şüphesiz kendine zulmetmiş olur. Bilemezsin, olur ki Allah, sonra yeni bir durum ortaya çıkarır.
  • Talak/2
    Boşanan kadınlar iddetlerinin sonuna varınca, onları güzelce tutun, yahut onlardan güzelce ayrılın. İçinizden iki âdil kimseyi şahit tutun. Şahitliği Allah için dosdoğru yapın. İşte bununla Allah’a ve ahiret gününe inanan kimselere öğüt verilmektedir. Kim Allah’a karşı gelmekten sakınırsa, Allah ona bir çıkış yolu açar.
  • Talak/3
    Onu beklemediği yerden rızıklandırır. Kim Allah’a tevekkül ederse, O kendisine yeter. Şüphesiz Allah, emrini yerine getirendir. Allah, her şeye bir ölçü koymuştur.

VE:
  • Talak/4
    Kadınlarınızdan âdetten kesilmiş olanlarla, henüz âdet görmeyenler hususunda tereddüt ederseniz, onların bekleme süresi üç aydır. Hamile olanların bekleme süresi ise, doğum yapmalarıyla sona erer. Kim Allah’a karşı gelmekten sakınırsa, Allah ona işinde bir kolaylık verir.

3. Sonuç

Toparlayalım:
- Bakara/228'de boşanmanın kesinleşmesi için bir bekleme süresi (iddet) şart koşuluyor ve bu süre kadının üç ''ay hali'' (adet hali = hayz hali) olarak belirleniyor.

- Ahzab/49'da eğer evli çift cinsel ilişkide bulunmamışsa, boşanma durumunda bu süreyi beklemeye lüzum olmadığı söyleniyor.

- Talak/1-3'de tekrar (Bakara/228'deki) boşanma süresine atıfta bulunarak, bu süre ile ilgili bir takım düzenleme ve tavsiyeler getiriliyor.

- Talak/4'de ise, bekleme süresinin (iddet'in), hayız görmeyen kadınlarda ne kadar olacağı bildiriliyor.
Hayız görmeyen kadınlar üç gruba ayrılıyor:
(a) Adetten kesilenler => üç ay
(b) Küçük olduğundan henüz adet görmeyenler => üç ay
(c) Hamileler => doğuma kadar

Ayetin bu açık lafzı, yaşı küçük olduğundan dolayı henüz adet görmeyen kızları da kapsamakta!

Aslında bu, ''meal kaynaklı'' bir sorun değil! Çünkü aşağıda örnekleyeceğim üzere, Arapça bilen (hatta Arap olan) müfessirler de, bu ayeti bu şekilde tefsir etmişlerdir. Ama yine de bunu teyid eden muhtelif meal örnekleri de verelim:

Diyanet İşleri Eski: ''Kadınlarınızdan ay hali görmekten kesilenler ile henüz ay hali görmemiş olanların iddetleri hususunda''

Diyanet İşleri Yeni: ''Kadınlarınızdan âdetten kesilmiş olanlarla, henüz âdet görmeyenler hususunda''

Ömer Nasuhi Bilmen: ''Ve o kadınlar ki, hayızdan kesilmişlerdir veya hayız görmeye başlamamışlardır''

Süleyman Ateş: ''(Yaşlılıklarından ötürü) Adetten kesilen kadınlarınızın (bekleme süresinden) şüphe ederseniz, (bilin ki) onların bekleme süresi üç aydır. Henüz adet görmeyenler de böyledir. ''

Ali Bulaç: ''Kadınlarınızdan artık adetten kesilmiş olanlarla henüz adet görmemiş bulunanların iddet (bekleme süre)leri''

Suat Yıldırım: ''Kadınlarınızdan âdetten kesilenlerin iddetinde tereddüt ederseniz, onların iddet süreleri üç aydır. Henüz âdet görmeyenlerin de süreleri böyledir.''

Şaban Piriş: ''Kadınlarınızdan âdetten kesilmiş olanlar eğer tereddüt ederseniz, onların bekleme süresi üç aydır. Henüz âdet görmemiş olanlar da böyledir.''

Ümit Şimşek: ''Hayızdan kesilmiş hanımlarınızın iddetinde şüpheye düşerseniz, onların da, henüz hayız görmemiş olanların da iddeti üç aydır.''



Bütün bunlardan zorunlu olarak çıkartmamız gereken sonuç:

Talak/4'te, yaşı küçük olduğundan dolayı henüz adet görmeyen, yani büluğ çağına girmemiş olan kızların boşanma durumunda bekleme süresinin 3 ay olduğu yazmaktadır.
=>
Dolayısı ile, Kuran'a göre, bulüğ çağına girmemiş, henüz adet görmeyen küçük kızlarla evlenmek caizdir.


Ahzab/49'da cinsel temas olmadan boşanılırsa, bekleme süresi olmadığı söylenir.
=>
Dolayısı ile, Kuran'a göre, büluğ çağına girmemiş küçük kızlarla sadece evlenmek değil, cinsel ilişkide bulunmak da (kocası için) caizdir.

Yukardaki ayetlerden çıkan zorunlu sonuç bu. Şimdi bir de, İslam alimlerinin konu ile görüşlerini alalım.




4. Talak/4'ün tefsirine örnekler

Bu konuda Mevdudi, oldukça açık sözlü bir şekilde ayetlerden zorunlu olarak çıkan sonucun adını koyuyor:

Alıntı:

Mevdudi, Tefhimu'l Kuran, Talak/4'ün tefsiri

Büluğa ermediği için hayız görmeyen veya bazı nedenler dolayısıyla geç hayız gören ya da çok büyük bir istisna olup da hiç hayız görmeyen kadınlar, hayızdan kesilmiş kadınlar gibi talaktan sonra 3 ay iddet beklerler.
Kur'an'ın bu açıklamasına göre, burada "Mudhale" (kocasıyla gerdeğe girmiş) bir kadının sözkonusu olduğuna dikkat edilmelidir. Çünkü mübaşeret olmasaydı eğer, iddet sözkonusu olmazdı. (Bkz. Ahzab: 49) Bu yüzden, henüz hayız görmeye başlamamış kızların, iddetinin beyan edilmesinden anlaşıldığına göre, bu yaştaki kızlarla evlenmek ve kocalarının kendileriyle cinsel ilişkide bulunması caizdir. Dolayısıyla Kur'an'ın caiz gördüğü bir davranışı hiçbir Müslümanın yasaklamaya hakkı yoktur.
Diğer müfessierler, zorunlu sonucun adını koymaktan kaçınsalar da, en azından Talak/4'te, yaşı küçük olduğundan dolayı henüz adet görmeyen kızların da kastedildiğini açıkça söylemekteler:

Alıntı:

Seyyid Kutub, Fizilal'il Kuran, Talak/4-5'in tefsiri:

Boşanma sonrası bekleme döneminin süresine ilişkin bu sınırlandırma hayız görmeyen, bir de hamile olmayan kadınlar içindir. Hayız görmeme durumu hem hayızdan kesilmiş kocamış kadınlar hem de yaşının küçüklüğünden veya bir hastalıktan dolayı henüz hayız görmeyen kadınları kapsıyor.
Alıntı:

Ömer Nasuhi Bilmen, Kuran Tefsiri, Talak/4'ün tefsiri

Ve o kadınlar ki, altmış veya elli beş yaşında oldukları için hayzdan kesilmişler veya pek genç oldukları için henüz hayz görmeğe başlamamışlardır, eğer bunların boşandıkları vakit iddetleri hususunda şüpheye düşmüş iseniz biliniz ki: onların iddetleri üç aydır. Bu kadar müddet bekleyince kendilerini boşamış olan kocaları ile bağları tamam kesilmiş olur, artık başkaları ile evlenebilirler.
Alıntı:

Elmalılı M. Hamdi Yazır, Hak Dini - Kuran Dili, Talak/4'ün tefsiri

Bunlar gerek on yedi yaşından küçük olup henüz büluğa ermemiş olduklarından dolayı hayız görmemiş olanları ve gerek büluğ yaşının en üst sınırı olan on yedi yaşını geçmiş, binaenaleyh yaş itibariyle büluğa ermiş oldukları halde âdet görmeyenleri kapsamaktadır.
Alıntı:

İbn-i Kesir,
Hadislerle Kuran-ı Kerim Tefsiri (Çağrı Yayınları), çevirenler: Prof. Dr. Bekir Karlığa / Prof. Dr. Bedriddin Çetiner, Talak/4'ün tefsiri

Allah Teâlâ, yaşlılık nedeniyle âdetten kesilmiş olan kadınların iddet müddetinin âdet gören kadınlarla ilgili olarak Bakara sûresinde (228. âyet) belirtildiği gibi üç temizlik üzerine üç ay olduğunu belirti*yor. Henüz âdet yaşına erişmemiş olan küçük kızların da âdetten kesil*miş hanımlar gibi üç ay iddet bekleyeceklerini bildiriyor
Alıntı:

Celal Yıldırım, İlmin Işığında Asrın Kuran Tefsiri (Anadolu Yayınları), Talak/4'ün tefsiri

İniş Sebebi:
Ubey b. Kâb (R.A.), Peygamber Efendimize: «Ya Resûlellah! Kadınların iddetiyle ilgili âyet inince Medineli bazı kişiler, ayhalinden ümidi kesilenle henüz ayhali olmayan kadınların ve bir de hâmile kadınların iddeti hakkında Kur'ân'da bir açıklama ve hüküm yoktur, diyorlar. Bu hususta ne buyurursunuz?» diye sorunca, ilgili âyetler indi.&lt; (...) Yaşı küçük olduğundan henüz ayhali görmüyorsa, o da boşandıktan sonra üç ay bekler; bu süre dolmadan başka biriyle evlenemez.
Alıntı:

Muhammed Ali Es-Sabuni, Safvetü’t Tefasir(Ensar Neşriyat), Talak/4'ün tefsiri

Aynı şekilde, küçüklüğünden dolayı hayız görmeyenlerin iddeti de üç aydır.
Alıntı:

Ali Küçük, Besairu'l Kuran (Adım Yayınevi), Talak/4'ün tefsiri

Yaşlılıklarından dolayı hayızdan kesilmiş, hayızdan ümidi kesilmiş, hayız görme dönemi bitmiş ve henüz hayız görmemiş, hayız görecek yaşa gelmemiş kadınların iddetleri hususunda bir şüpheye düşerseniz, bilesiniz ki onların iddetleri üç aydır. Gebe olan kadınların iddetleri ise doğumları ile tamamlanmış olur.
Alıntı:

Konyalı Mehmed Vehbi, Büyük Kuran Tefsiri (Üçdal Neşriyat), Talak/4'ün tefsiri

Vacip Tealâ kadınların hayız görenlerinin iddetini beyan buyurunca huzur-u risalette bulunan ashaptan (Müaz b. Cebel) ''Ya Resulallah! Hayız erbabının iddetini bildik. Erbab-ı hayızdan olmayanların iddeti nedir?'' ve diğer bir kimsenin dahi ''sabiyye olanların iddeti nedir?'' ve bir başkasının da ''karnında çocuk olanların iddeti nedir?'' demeleri üzerine şu suâl olunan hatunların iddetlerini beyan etmek üzere buyuruyor: ''Talâk verdiğiniz nisvandan sol hatunlar ki onlar hayızdan kesilmekle çocuk getirmekten me'yııs oldular. Eğer onların iddetlerinde şüphe ederseniz onların ve hiç hayız görmeyen sabiyye hatunların müddet-i iddetleri üç aydır ve üzerleri çocuklu olan hatunların gerek mutalleka olsun ve gerek kocaları vefat etmiş olsun iddetleri üzerlerinde olan çocukları doğuruncaya kadardır.

Yani elli-ellibeş yaşını tecavüz etmekle hayızdan ve çocuktan ümidi kesilmiş me'yus ve
yaşlı olan kadınlara ve henüz sinn-i rüşde baliğ olmamış sabiyye olanlara talâk verip de iddetinde şekkederseniz onların iddetleri eğer talâk ayın bidâyesine tesadüf ederse o ayın ibtidası ve ayın ortasına tesadüf ederse gün hesabiyle üç aydır.
saygılarımla

AhbAp 05-11-2009 15:13

Sayın Ulpian,

Öncelikle tebrikler! Güzel bir konu ve harika bir anlatım. Benzer bir başlığı açmak istiyordum, ancak çok daha güzelini yapmışsınız.

Bir-iki ufak ekleme yapayım.

İddetle ilgili olarak bir araştırma yapmıştım. İstanbul Müftülüğü'nün web sayfasında bazı bilgiler buldum. Burada şöyle deniyor:

"Gerçi iddeti esas itibariyle evliliği sona eren kadın beklemekteyse de dört karısı olup da bunlardan birisini boşayan veya boşadığı karısının (onunla tek nikâh altında birleştirilemeyecek derecede) yakın bir akrabasıyla evlenmek isteyen erkek de evlenmeden önce boşadığı karısının iddetinin bitmesini beklemek zorundadır."

http://www.istanbulmuftulugu.gov.tr/...365&Itemid=320

Başlığı "T.C." ibaresi olan bir sitede "dört karı almaktan" bahsedilmesini takdirlerinize bırakıyorum.

Ve acı bir örnek daha:

Türk Medeni Kanunu Madde 132: Evlilik sona ermişse, kadın, evliliğin sona ermesinden başlayarak üçyüz gün geçmedikçe evlenemez.
Doğurmakla süre biter.
Kadının önceki evliliğinden gebe olmadığının anlaşılması veya evliliği sona eren eşlerin yeniden birbiriyle evlenmek istemeleri hâllerinde mahkeme bu süreyi kaldırır.

Müslümanlar bazen soruyorlar "İnsanların Allah'a inanmaları sizi neden rahatsız ediyor? Ne çıkarınız var? Bırakın isteyen istediğine inansın".

İsteyen istediğine inansın tabi. Ama İslam dini Allah ile kul arasında kalan bir inanç değildir. Tüm hayata sirayet etmek ve ona hükmetmek ister. Yukarıda verdiğim örnek, bunun en basit ve en ufak örneklerinden biridir.

Kadının iddet süresini beklemek zorunda oluşu, İslam'da kadın-erkek eşitsizliğini gösteren onlarca durumdan sadece biridir.

Saygılarımla.

matillda 05-11-2009 15:51

Osmalı döneminde de cariyelik meselesi "pedofili" eğiliminin en sağlam örneklerindendir.

Onlarca hatta yüzlerce kız çocuğunun içinden tamamına yakınının- sadece sözümona gelenek görenek kuralı- çerçevesinde kullan at kadıncığına çevrilip ihtişamlı saraylarda dönen undergrand oyunların kapalı kapılar ardındaki pedofili gerçeğini açığa çıkarmaktadır. Bu sadece küçük kız çocuklarına has olmaktan öte küçük erkek çocuklarının da dönemin sultanı, padişahı ya da imparatorunun şehvet sofrasına o günkü menü olarak sunulması hiç bir izaha sığmaz..

Ha günümüze gelip ortalığa bir göz attığımzda misal; bir Hüseyin Üzmez ilahiyatcısının
kim vardı başka Halis Toprak zengin adamının (paranın insan etini satın alması) bir de bir şeyh miy di şıh mıydı Fadime Şahin' le basılan Müslüm Gündüz veya Anadolu' nun bir köyünde (diğer eşlerinden olan) çocuklarından bile küçük bir kız çocuğuyla cinsel ilişkiye imam nikahı üzerinden ya da başlık bedeliyle nail olan niceleri...Metropollerde gizli pedofili vakalarının olduğundan da neredeyse çoğumuzun kuşkusu yoktur.. Bu ya bir eğitimci kılığında, ya müşfik aile babası kılığında, ya da başka meslek-sosyal konumlar içinde ya da yarı açık işaretlerle ( duran bir araç içerisinde oturuyor gibi görünüp yoldan geçen öğrencilere organını gösterme hareketi vb..) dışa vurumlanmaktadır. Sözettiğim örneklerden ikisiyle ilkokul öğrenciliğim zamanında karşılaştım. Yaşattığı tiksinç tesir bugün bile sinirlerimi bozar...

Rahibinden, hahamına, padişahından, sultanına, şeyhinden ilahiyatçısından cami imamına kariyer-iş-güç sahibi üstüne de sekiz dil bilip ağzıyla da kuş tumayı 30 sn.de yapanından, köy ağasına..........v.b........vs... kadar pekçok insan görünümlü yaratığın;
erdemden yoksun b.ktan kişiliklerinin ortak hastalıklarından birisi de "pedofili" dir...

mindar 05-11-2009 17:09

başka bi başlık altında bu iddaaları cevapladım.
olay öyle değildir.
henüz adet görmemiş kadın son ilişkiden sonra hamile olup olmadığını anlamak için adet görmesini beklemekle alakalıdır.buluğ çağı ile alakalı bi çağrışım yoktur kuranda bunu söyleyen sonra din adına söylemişler ama yanlış yapmışlardır.
bunlar islam adı altında yapılan en büyük yanlışlardandır.

ulpian 05-11-2009 17:23

Alıntı:

mindar´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 256577)
başka bi başlık altında bu iddaaları cevapladım.
olay öyle değildir.
henüz adet görmemiş kadın son ilişkiden sonra hamile olup olmadığını anlamak için adet görmesini beklemekle alakalıdır.buluğ çağı ile alakalı bi çağrışım yoktur kuranda bunu söyleyen sonra din adına söylemişler ama yanlış yapmışlardır.
bunlar islam adı altında yapılan en büyük yanlışlardandır.


sayın mindar,

Allah sözü olduğuna inandığınız bir kitapta böylesi miğde bulandırıcı kelamların yer almasını kabullenemeyişinizi anlayışla karşılıyorum. Ne var ki, biraz da (kendi kendinize karşı) samimi olmanız gerekmekte. Diğer başlıkta da, burada yaptığınız gibi iddialarda bulundunuz sadece. Hiçbir şey açıklamadınız ve gerekçelendirmediniz.

Bakın Talak/4'ün lafzı gayet açık. Sekiz farklı muteber meal'le verdim yukarda. Ayrıca İslam aleminin en çok itibar ettiklerinin de içinde bulunduğu, dokuz farklı tefsir eserinden alıntı yaptım. Üstelik ayetin kurani bağlamını da diğer ilgili ayetlerle arasındaki ilişkiyi göstererek açıkladım.

Kabullenmeyişinizi, ''yok ya olamaz, Allah böyle birşeye müsaade etmez'' şeklinde düşünmenizi, anlıyorum. Fakat, eğer karşı iddianızı gerekçelendiremiyorsanız ve diyeceğiniz sadece ''Ben öyle düşünmüyorum ama'' ise, böylesi iddialar da savurmayınız. Yahut kendi iddianızın gerekçelerini ve dayanaklarını paylaşınız ki tartışabilelim.

saygılarımla

mindar 05-11-2009 17:28

Talak 4
Kadınlarınızdan âdetten kesilenlerin iddetinde tereddüt ederseniz, onların iddet süreleri üç aydır. Henüz âdet görmeyenlerin de süreleri böyledir. Hamile olan kadınların iddetleri, çocuklarını doğurdukları vakit biter. Kim Allah'ı sayıp O’ na karşı gelmekten korunursa, Allah onun işinde bir kolaylık verir.

ayet bu aşağı yukarı aynı meali veriyorlar.
eğer hiç adet görmemiş buluğa ermememiş diye çeviren varsa yanlış gerçi çeviren yok sadece yorumlar öyle ben bu ayetten şunu anlıyorum
kalp gözüm açık çünkü :)
adetten kesilenler menapoz a giren kadınlar ama tereddüt ederseniz bu kadınları boşamak yol vermek için 3 ay bekleyin.
boşamaya karar verdiğinde yakın zamanda adet görmeyen kadın için de yukardaki kural geçerlidir 3 ay beklersin hamile olup olmadığını kontrol etmek için.

K.C. 05-11-2009 17:42

Sayın mindar,
tefsirlerdeki isimleri bir daha okuyun isterseniz:
Mevdudi, Seyyid Kutub, Ömer Nasuhi Bilmen, İbn-i Kesir, Celal Yıldırım, Elmalılı Hamdi v.s.

bu isimler için diyorsunuz ki:
Alıntı:

buluğ çağı ile alakalı bi çağrışım yoktur kuranda bunu söyleyen sonra din adına söylemişler ama yanlış yapmışlardır.
Bu İslam Alimleri size göre yanlış tefsir etmişler, doğru olan sizsiniz!!!

Aslında İslam hep böyledir. Aynı konu üzerinde tüm islam inancına sahip olanların aynı düşündüğü, aynı inandığı görülmüş şey değil.

Allah tasviri ve inancı bile her müslüman için başka başka.

K.C. 05-11-2009 17:50

Alıntı:

adetten kesilenler menapoz a giren kadınlar ama tereddüt ederseniz bu kadınları boşamak yol vermek için 3 ay bekleyin.
boşamaya karar verdiğinde yakın zamanda adet görmeyen kadın için de yukardaki kural geçerlidir 3 ay beklersin hamile olup olmadığını kontrol etmek için.
öbür başlıkta da sormuştum, başlığı takip etmediğim için cevabınızı bilemiyorum. Ayette "yakın zamanda adet görmeyen kadın" diye bir cümle geçmediği halde siz hangi ifadeden bunu anlıyorsunuz.

Ayetin ilk kısmında ihtilaf yok. menapoza giren kadınlar kastediliyor.
Sonra "ve" bazı tefsirlerde "veya" bağlacıyla yeni bir olguya geçiliyor.
"Henüz hayız görmemiş" kadından bahsediliyor ki pekçok tefsirci bunu yorumlarken küçük çocukların kastedildiğinde birleşmiş.

Sizin dediğiniz "yakın zamanda adet görmeyen kadın" oldukça anlamsız düşen bir yorum. Kadın hangi durumlarda yakın zamanda adet görmüyor sayılacak ve bu yorumun "henüz adet görmemiş" kadınla alakası ne?

mindar 05-11-2009 18:04

şöyle şimdi kadını boşamak istiyorsun
ama kadın hamile ise boşayamazsın
hamile olduğunu nasıl anlarsın.
ozaman gebelik testi felan yok :)
adet günlerini hesaplayacaksın.
örnek ayın 5 inde ilişkiye girdin ve içeri boşaldın.
ayın 10 nda da bir nedenle boşamak istedin. işte burda
adet görmemiş durumuna düşüyor kadın eğer ayın sonunda adet görürse gene de 3 ay bekliyorsun ola ki hamile olabilir diye.
burdaki adet olmamış
ilişkiden sonraki bir sonraki adet zamanı diye düşünüyorum.

mindar 05-11-2009 18:05

Alıntı:

K.C.´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 256587)
Sayın mindar,
tefsirlerdeki isimleri bir daha okuyun isterseniz:
Mevdudi, Seyyid Kutub, Ömer Nasuhi Bilmen, İbn-i Kesir, Celal Yıldırım, Elmalılı Hamdi v.s.

bu isimler için diyorsunuz ki:


Bu İslam Alimleri size göre yanlış tefsir etmişler, doğru olan sizsiniz!!!

Aslında İslam hep böyledir. Aynı konu üzerinde tüm islam inancına sahip olanların aynı düşündüğü, aynı inandığı görülmüş şey değil.

Allah tasviri ve inancı bile her müslüman için başka başka.

sizin dediğiniz gibi ağır itham etmiyorum
ama yanlış düşünmüşlerdir diye dşünüyorum.
bugün bile din adına eskilerden beri bilinen doğrular yanlış olduğu açığa çıkıyor. ozaman kuranın gerçek islamını ortaya çıkaranlar hep
biz eskilerden daha mı iyi biliriz havasına moduna girmiş mi oluyorlar.

mindar 05-11-2009 18:07

bu olayların böyle olmasının en büyük
sebebi
kuranı hadisle rivayetlerle açıklamaya çalışmaları olmuştur.

ulpian 05-11-2009 18:09

Alıntı:

mindar´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 256591)
şöyle şimdi kadını boşamak istiyorsun
ama kadın hamile ise boşayamazsın
hamile olduğunu nasıl anlarsın.
ozaman gebelik testi felan yok :)
adet günlerini hesaplayacaksın.
örnek ayın 5 inde ilişkiye girdin ve içeri boşaldın.
ayın 10 nda da bir nedenle boşamak istedin. işte burda
adet görmemiş durumuna düşüyor kadın eğer ayın sonunda adet görürse gene de 3 ay bekliyorsun ola ki hamile olabilir diye.
burdaki adet olmamış
ilişkiden sonraki bir sonraki adet zamanı diye düşünüyorum.

sayın mindar,

lütfen -bakın lütfen diyorum :)- başlığın ilk mesajındaki açıklamaların tamamını dikkatlice bir okuyunuz. Sizin bu anlattığınız zaten Bakara/228'de geçiyor: Adet gören kadının boşanma durumunda bekleme süresi, üç ay değil, üç ''adet hali''dir.

Talak/4'te ise adet/hayız görmeyen kadınlar için bekleme süresinin ne olduğu bildiriliyor. Bunlar da ayette üç gruba ayrılıyor: (a) Adet'ten kesilenler (b) henüz adet görmeyenler (c) hamileler.

(b)'nin, küçük kızları kastettiği bir YORUM DEĞİLDİR! Ayetin açık lafzı, mantığı budur! Zaten müfessirler de bunu kendi yorumları olarak değil, doğrudan ayetin manası olarak yazmışlardır.

saygılarımla

-InVi- 05-11-2009 18:20

Bahsi gecen ayetlerden "pedofilik" cikarmasi yapan zihniyeti kiniyorum,
islam dinin caiz gördügü evlenme ile, gönül rizasinin sarti olmayan, ruhsal dengesizligin bozuklulugu sonucu cokca görülen pedofiligi es degerde görmeyi kiniyorum.
Doga'daki canlilarda, canlinin yasindan ve olgunlugundan ziyade biolojik konumu gözetilierek, bir cinsel birlesme olabildigini, islam dinine mensup insanlarin ise cinsel birlesmeyi belirli sartlara bagladigini bilmeyen bir zihniyet ancak böyle igrenc tefsir cikartabilir.
Kaldiki islam dininde evlilik farkli bir konudur, cinsel iliskiye girmek ayri bir konudur,
ama evlilik disi cinsel iliskiye girebilmekte sakinca görmeyenler icin bu farkliligin hic bir anlami olmaya bilir.

K.C. 05-11-2009 18:26

Alıntı:

mindar´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 256593)
sizin dediğiniz gibi ağır itham etmiyorum
ama yanlış düşünmüşlerdir diye dşünüyorum.
bugün bile din adına eskilerden beri bilinen doğrular yanlış olduğu açığa çıkıyor. ozaman kuranın gerçek islamını ortaya çıkaranlar hep
biz eskilerden daha mı iyi biliriz havasına moduna girmiş mi oluyorlar.

Kur'an hükümleri her çağa her topluma uyum sağlayacak nitelikte değil.
kadınlarla bir alıp veremediği olmayan toplumlarda kadının statüsünü geriletecek hükümler içeriyor.

İnsan haklarıyla ilgili gelişmelerin yaşandığı çağlarda çağın gerisine sürükleyici hükümler içeriyor.

Hal böyle olunca, kur'an'ın statükocu anlayışını kendisini değiştirerek bertaraf edip toplumun ve zamanın ihtiyaçlarına göre yeniden yazamayacaklarından yorumlarını günün ve toplumun ihtiyaçlarına göre yapıyorlar.

Bunu yaparken de Kur'an'ın yahudiler için kullandığı tabiri "dillerini eğip bükerek tahrif etmek" aynen uyguluyorlar.
Kelimelerin şu anlamı da vardı, bu anlamı da vardı diye çeşit çeşit anlamları 1400 sene sonra hatırlıyorlar.

"aslında Allah onu değil de şunu kastetmiştir" vari yorumlarıyla Allah'ın niyet okuyuculuğuna soyunup peygamber dönemindeki sahabelerin bile kur'an'ı yanlış anlayıp yanlış uyguladığını iddia edebiliyorlar.

Kur'an'ın mevcut hali fazlasıyla tepki çektiğinden yorumları yumuşatarak kişileri aldatma yoluyla tavlamaya çalışıyorlar. Sanırım siz de yumuşak yorumları tercih edip gözünüzü kur'an'ın lafsından kaçıranlardansınız.

Biz bunlara TAHRİFAT diyoruz. Net bir şekilde kur'an tahrif ediliyor, lafsından uzaklaştırılıyor. Çünkü şu çağda ve şu toplumda çuvala sığmıyor mızrak.

ulpian 05-11-2009 18:28

Alıntı:

-InVi-´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 256599)
... bilmeyen bir zihniyet ancak böyle igrenc tefsir cikartabilir.

Tefsir bana ait değil -InVi- İslam alimlerine ait.

Ben de, mesajları doğru düzgün okumadan, okuduysa da orada verilen kaynak ve dayanaklara değinme tenezzülünde bulunmadan, sadece gerekçesiz/kaynaksız iddialar savurmakla kalmayıp, bu iddiaları bir de ithamlarla pekiştirmeye çalışan zihniyeti kınıyorum.

Dediğim gibi, Kuran'ın Allah sözü olduğuna inananların, böyle birşeyi kabullenemeyişlerini psikolojik olarak anlıyorum. Fakat iddialarını hiçbir şekilde gerekçelendirmeden, üstelik karşı çıktıkları mesajda verilmiş onca kaynak hakkında da birşey söylemeye tenezzül etmeden, idda savuramayı anlayamıyorum.

K.C. 05-11-2009 18:38

Fiil ehliyeti olmayan, iradesi gelişmemiş, kendisi için neyin iyi neyin kötü olduğuna karar verebilecek zihinsel gelişime, olgunluğa erişmemiş bireylerin yani çocukların tüm bu unsurları gerektiren nikah akitlerinin varlığı söz konusuysa bu eylem Allah'ın icazet verdiği eylem olacak,

ama çocuğa iradesi dışında (?) bir eylem uygulanırsa bu sübyancılık olacak, suç olacak öyle mi?

Nasıl bir mantıktır bu?
Çocuk nikahlanırken yetişkin bireyler gibi düşünebilecek ve iradesini ortaya koyabilecek bir birey midir ki nikahlı olarak cinsel ilişki yaşarsa bu sübyancılığa girmesin.

Hadi ordan derler adama..

-InVi- 05-11-2009 18:41

Verilen kaynak ile pedofilik arasinda hic bir bagi yok,
bu bagi kuran zihniyet sahibi ise, idaa sahibinin yorumudur, hos bir zamanlar pante de bu tür sacmaliklar ile, kendi tutarsiz yorumlarini "gercek islam" dayatmalari ile kendince bir elestiri mekanizmasi gelistirmisti, hali ortada....
adet görmemis kadin ile evlenebilirsin mi diyor onca kayanklar
yoksa henüz hic adet görmemis kizlar ile cinsel iliskiye girebilirmisin diyor ?
Elestirilen dinin dogrulari hakkinda azami bilgiye sahip olmadan din elestirisi olur mu ?

ulpian 05-11-2009 18:45

Alıntı:

-InVi-´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 256604)
adet görmemis kadin ile evlenebilirsin mi diyor onca kayanklar
yoksa henüz hic adet görmemis kizlar ile cinsel iliskiye girebilirmisin diyor ?

Yahu InVi,

cevap vermeye yeltendiğin mesajı hala okumadığını bu kadar açık seçik belli etmesen bari.

Neyse -niyetin gerçek tartışma ise- istersen adım adım tartışalım.

Sen şimdi tam olarak ne diyorsun, onu bir söyle: ''Kuran'a göre, büluğ çağına girmemiş küçük kızlar evlenebilir. Fakat cinsel ilişki ancak büluğdan sonra mümkündür'' mü diyorsun...

... yoksa evlenilebileceğini de mi reddediyorsun?

K.C. 05-11-2009 18:50

Alıntı:

-InVi-´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 256604)
adet görmemis kadin ile evlenebilirsin mi diyor onca kayanklar
yoksa henüz hic adet görmemis kizlar ile cinsel iliskiye girebilirmisin diyor ?
Elestirilen dinin dogrulari hakkinda azami bilgiye sahip olmadan din elestirisi olur mu ?

Eğer böyle düşünüyorsan durum daha da vahim ya İnVi,

Henüz adet görmemiş bir kızdan boşanmadan söz ediyor ayet. Bu durumda iddet ne olur sorusuna cevap veriyor ayet. (bunca kaynak dediğin aslında ayet, umarım farkına varmışsındır)

Eğer evlenmeye icazet yoksa bu boşanma neyin nesi?
Eğer cinsel ilişki yoksa, bu iddet neyin sebebi?
Eğer nikah yoksa tecavüz ettiğiniz küçük kızlar da 3 ay beklesin demeye mi çalışıyor kur'an.

Küçük kızlardan boşanma durumunda iddet müddetini düzenleyen Kur'an küçük kızlarla evlenmeyi hangi ayette yasaklamış?

-InVi- 05-11-2009 18:55

Edit: K.C.
hep evlilik yasi ile örnek verilen hz aise müslümanlarin peygamberi ile evlenmeden önce "medeni" konumu ne idi ? nisanli degilmiydi ? yani bir baskasi ile bir sözünün olmasi, sonra bu sözün bozulmasi gercegi ortada iken, neden "bosanmak" gibi bir mevzu sorun olsun ?
evliliksiz cinsel iliskiye girebilmeyi bir sorun olarak görmeyenler, hem evliligi hemde cinsel iliskiyi bir düzen icinde ögütleyen din'i elestiriyorlar....varin halinize siz gülün...cünkü ben üzülüyorum....

karadut 05-11-2009 19:18

Alıntı:

mindar´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 256591)
şöyle şimdi kadını boşamak istiyorsun
ama kadın hamile ise boşayamazsın
hamile olduğunu nasıl anlarsın.
ozaman gebelik testi felan yok :)
adet günlerini hesaplayacaksın.
örnek ayın 5 inde ilişkiye girdin ve içeri boşaldın.
ayın 10 nda da bir nedenle boşamak istedin. işte burda
adet görmemiş durumuna düşüyor kadın eğer ayın sonunda adet görürse gene de 3 ay bekliyorsun ola ki hamile olabilir diye.
burdaki adet olmamış
ilişkiden sonraki bir sonraki adet zamanı diye düşünüyorum.

ozaman gebelik testi felan yok.

Şimdi gebelik testi var bu ayetler artık dikkate alınmamalı diyorsun yani.

-InVi- 05-11-2009 19:27

Simdi gebelik testi var.....ama medeni kanunda yasal olarak ayrimadan önce, bir yil ayri ama evli kalmalarini uygun görebilmekte, buda bu zaman icinde tekrar verilen karar üzerinde ayrilmak isteyenlerin düsünmesini saglamak, belki sakinlesmis bir ortamda daha evliligi devam sürdürmek istemek gibi bir niyetleri olusabilir...
veya bu zaman diliminde, yasal ayrilik sonrasi icin daha rahat bir planlamaya gidebilinir....

Sorun bu degil,
sorun idaa makaminin islamin evliligi = cocuk yasta evilik = cinsel iliski olarak degerlendirdikten sonra
buna bir pedofilik olarak yorumlanmasi, din pedofilige izin veriyor düsünülmesinin saglanmasini....
halbuki ayetler ortada, peygamberin evlilikleri ortada......peygamber sonrasi uygulamalar ortada.....
aise örnegini verdik.... cocuk yasta sözlenmis, ve bu söz bozulmus...sonra peygamber ile evlenmis...evlendikten bir zaman geciktiten sonra cinsel iliskiye girilmis....

Doga'da "yas farki" gözetmeksizin cinsel birliktelikler oluyor....
Insanlarda ise, bunun farkli kültürlerde, farkli zamanlarda, farkli uygulamalari var, sizler islamin bu konu hakkinda ögütlerini tavsip etmeyebilirsiniz.....ama islam pedofilige izin veriyor diye bir sartlanmislik icinde bir sonuc cikarmak istemenin ise hic bir tutarliligi yoktur...

ozgurrr 05-11-2009 19:51

Ben arapça bilmiyorum eğer tam tercüme henüz adet görmemiş ise yani HENÜZ kelimesi doğru ise tartışacak birşey yok çok açık.

Bunu okuma yazmayı bilen akli dengesi yerinde herkes çocuk olduğunu anlar. Birara bir hastalığa sığınmışlardı adet görmeme hastalığı bu ifadeyi ona bağlamışlardı tabi kimse inanmadı şimdi başka şeyler uydurma çabaları var.

Bu kadar basit bir cümlede bile göz göre göre olayı saptırmaya çalışmayın Allah eğer sizin dediğiniz gibi ise başka birşey ifade etmek isteseydi öyle yazdırırdı Allah'ınızı aciz gösterdiğinizin farkına varın küfür gibi birşey bu.

Allah şöyle yazdıramıyor mu ? adet görmeyenlerden ise ( Bu kelimeye bayılıyorum özellikle yazdım )

ya da

adet görmeme hastalığı olanlardan ise

Şimdide evlenme olabilir cinsel ilişki olmaz deniyor peki niye evleniyor o zaman çocukla bana bunu bir açıklarmısınız sebebi nedir önceden kapmak mı ? Çocuk kaçıyor mu büyüsün evlenirsin böyle saçmalık mı olur ?

Aişe meselesine gelince 6 yaşında sözlü olması ne demek aklı başında olmayan bir çocuk neyin sözünü veriyor sözü bozmak ne demek ? 6 yaşında çocuklar evlenip 9 yaşında gerdeğe girmek ne demek 9 ? Bunları savunan sağlıklı bir insan olamaz.
Ayetlerde yazmasına gerek yok zaten sünnet peygamber yapmıştır aksi hüküm olmadığına göre ümmeti de yapabilir.

K.C. 05-11-2009 20:08

Alıntı:

Aişe meselesine gelince 6 yaşında sözlü olması ne demek aklı başında olmayan bir çocuk neyin sözünü veriyor sözü bozmak ne demek ? 6 yaşında çocuklar evlenip 9 yaşında gerdeğe girmek ne demek 9 ? Bunları savunan sağlıklı bir insan olamaz.
ben onlara akılları imanla iğfal edilmiş diyorum. dininin ne denli iğrenç bir şeye cevaz verdiğini görmeden savunur bu tür beyni tecavüze uğramışlar.
Kendi küçücük beyinlerini görmezler de etrafa sataşıp alabildiğine çamur atarlar bir de arlanmadan.


Alıntı:

evliliksiz cinsel iliskiye girebilmeyi bir sorun olarak görmeyenler, hem evliligi hemde cinsel iliskiyi bir düzen icinde ögütleyen din'i elestiriyorlar....varin halinize siz gülün...cünkü ben üzülüyorum....
Sen daha burada neyin tartışıldığından bi-habersin yahu.

-Din henüz adet görmemiş, yani bırak reşit olmayı henüz bulüğ çağına bile gelmemiş bir çocuktan boşanıldığında 3 ay beklenmesi gerektiğinden bahsediyorsa,

-kendisiyle cinsel ilişkiye girilmemiş kişiler için iddet müddeti de yoksa,

-yani bu durumda din, henüz bulüğ çağına gelmemiş çocuklarla cinsel ilişkiyi yasaklayacağına, çocukları koruyacağına, insan yazması çocuk hakları evrensel bildirgesi kadar olamamış, yarattıklarından bi-haber bir Tanrı böyle bir iğrençliğe cevaz veriyorsa,

bu cevazın adı ister nikah olsun (ki böyle bir sözleşme için insanın bulüğ çağına girmesi bile yeterli değildir) ister tecavüz olsun, aynı kapıya çıkar.

Allah icazet verdi diye onun adı da değişmez. Pedofilidir. Bu ise nikahla üstü örtülüp meşru sayılabilecek bir iğrençlik değildir.

karadut 05-11-2009 20:29

Ağır geliyor,kabullenemiyorlar.Halbuki kelimler ve anlamları açık ve net.
Türk halkının % 99 u müslüman diye övünmüyorlarmı birde.
Hangi insan bu maddeleri kabul eder.
Hangi insan çocuk denecek yaşta kız evladını bu hallere düşürür.
Hangi baba yüreği kaldırır bunu.
Müslümanlığı bilmeyen müslüman çok.Eğer müslüman sayarsak.
Eğer birileri çıkıp bunları Türk halkına anlatsa bakacam o zaman bu oran nerelere inecek.

Yazıyor işte doğadaki canlılar,biyolojik gelişme.
Yahu sen hani maymundan yada diğer hayvanlardan evrimleşmedindi.
Sıkışınca hayvanların arkasına sığınmakda ne demek oluyor.

Gelin günümüze.
İnsanlar gelişiyor be kardeşim.
Akıllarıda,anlayışlarıda,kavrayışlarıda.

mindar 06-11-2009 00:06

halen istediğiniz gibi anlıyorsunuz biz öyle değil diyoruz
halen sizin düşündüğünüz doğru.
bikaç islam adamı yazmışsınız yanılmış olabilirler.
olamazlarmı insanlar sonuçta
ama bunu kurana yamayamazsınız.

uyar 06-11-2009 00:08

Alıntı:

mindar´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 256728)
halen istediğiniz gibi anlıyorsunuz biz öyle değil diyoruz
halen sizin düşündüğünüz doğru.
bikaç islam adamı yazmışsınız yanılmış olabilirler.
olamazlarmı insanlar sonuçta
ama bunu kurana yamayamazsınız.

yani islam adamları yanlış mı anlamış sevgili mindar..

sen de islam adamısın belki sen yanlış anlıyorsun o doğruyu anlıyor... ne malum

Şaman Türksoy 06-11-2009 19:00

Kusura bakmayın arkadaşlar, ama ben neyi tartıştığınızı anlayamadım. Sayın Ulpian çok dikkatli bir gözlem ile Kur'an'daki izi yakalamış, kendi aklı ile yorumlayıp manayı süzmüş. Sonra ulaştığı yargı konusunda ne düşünülüyor diye merak ederek İslami kaynaklara müracaat etmiş, kerli ferli İslam alimlerini taramış, eşelemiş, deşelemiş , sonunda da hiçbir yoruma izin vermeyecek kesinlikle durumu gözler önüne sermiş.

Her şey ayan beyan ortada iken bunun neresini tartışıyorsunuz? Avliye meselesinde olduğu gibi sözü oraya buraya çekince, gerçek değişecek değil.
Yapılmak istenilen 'güneşi balçıkla sıvamaya çalışmak' ise boşa gayret...

Sağlıcakla kalınız...

Çellist 07-11-2009 20:16

Konuyu bütünüyle okumadım. Ama çeviri desteği vereceğim.

Talak 4'teki ilgilendiğimiz bölüm "Wa İllaaii lem yuhidna". Geçmiş zamanla kurulmuştur. Yani adet görmeyenler diye değil "Henüz hiç adet görmemiş olanlar" diye çevrilmesi çok daha doğrudur; zira ötekisi kendisine Müslüman diyen ama namuslu da olan insanların kafasını bulandırabilmekte ve onların karşısında İslami ayıbı gizleyebilmektedir. Yani çocuk karılardır mevzuibahis olan. Arapça olmayan mealler sansürlüdür ve daha kaliteli bir dil kullanmaktadır ve de münafıklık eseri diyebileceğimiz bu çalışmalar daha yüksek bir ahlakı ya da daha az bir ahlaksızlığı veya gaddarlığı dillendirmektedir.

Alchindus 07-11-2009 20:54

Alıntı:

ulpian´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 256547)
İslam'ın küçük, çok küçük yaştaki kızların evlen(diril)mesine müsaade etmesi çok tartışılan bir konu. Fakat her nedense bu tartışmalar genellikle, peygamber sünneti (Aişe meselesi) ve hadisleri etrafında yürütülüyor.

Oysa, İslam'a göre çok küçük yaştaki (büluğa bile girmemiş) kız çocuklarıyla evlenmenin meşru olduğu, bizzat Kuran'da açık seçik bir şekilde yer almaktadır.

Gerçeğe sadakat şarttır, olmadan olmuyor, görüyoruz!

Efendim üzüntü ve teessürle bu başlığı okudum, evvela belirtmeliyimki göründüğü kadarıyla din tenkidi yapmak adına hareket edenlerin heybelerinde başkaca taşlar olmadığı gibi malesef usul bakımından da birbirlerini taklit etmekteler, mukallidlik yapmaktan bir adım öteye geçememekteler!

ulpian sana bir sürü teşekkür edilmiş "dakik incelemen içün!" sanki bu meseleyi ilk tespit ve tefrika eden senmişsin gibi, amma çıkıp dememişsinki "şu mesele hemde birkaç senedir nette aynısıyla tefrika edilmektedir, onlar gibi benimkide aynı bahsin özünü alıp tekrarlamaktır!"

Türkçe bir çok adreste birbirinin neredeyse tıpkısının aynısı ile bu bahis vardır, tabi birde bunların esas menşei içün türkçe olmayan sitelere bakmak icab ederki o vakitde menşe olarak karşımıza pedofil papazlar içün tedbir alacağını beyan etmiş papa benedictin dindaşları çıkıverir!

Her bir şey, varılmak istenen netice içün birbirine karıştırılmış ve birde "ayetin lafzı" denmekden de imtina edilmemiş :)

Bu hal bir ara yazıştığımız pante de görmüş idim, muhterem çokça ayetlerin orjinalini latin harfleri ile yazıp yanlarınada türkçe meallerini ekleyip yazmış yazdıklarını, böylece okuyucuya "mevzunun künhüne vakıf bir münekkid" intibaı vermek isterdi!

Amma kendisi ile yazıştığımda görmüş idimki mevzunun künhüne vakıf değil idi, araçpa bilmez arap gramerindende anlamaz idi!

İmdi ulpianda benzer bir intiba içün ayetin açık lafzı demiş, imdi kendisine fazlaca müşkülde çıkarmadan soracağım, talak dört ayetinde meselenin geçtiği kısım

Alıntı:

lem yehıdne
Buradaki açık lafız ne imiş!

Biliyormusun acaba ne demektir bu ifade ulpian! Bilmiyorsun muhterem ve meal yazım tekniği hususiyetlerinide nazara almıyor ve "henüz hayz görmeyenler" manasını işaret ediyorsun!

Bu ifade tam olarak hayız görmeyenlerdir, mesela "hiç hayız görmeyenler" denecek olsa idi "lem" değil "lemma" denir idi!

Bundan mütevellid ayetin açık lafzı "hayız görmeyenler"dir "henüz hayız görmeyenler" değil!

İmdi hayız görmeyenler kimlerdir diye sual edilince meali yazanda ayeti tefsir edende elbet burada bu hayız görmeyenleri sayacaktır, bunlar evvela adet görüp sonra bir sebeple adetten kesilenler, buluğ çağına gelip bir sebepten regl olmayanlar, istisnai de olsa görülen vakalar vardırki kadın hiç hayız görmemiştir bunlar da olabileceği gibi henüz hayz görmemişlerde olabilir denip mealci de zarureten en kısadan bütün manayı vermek muradında olduğundan yorum neticesi varılanıda zikredip "henüz" demiştir!

İmdi meseleyi fazlaca uzatmadan esasa gelelim, evvela bilinmelidirki islamda nikah içün asgari veyahut azami bir yaş tahdidi yoktur, alt veyahut üst sınır yoktur, islam nikah evlilik bahsinde eşlerin denkliğine nazar etmektedir, birde marufa! Bakara suresindeki ayeti kerimelerden marufluk sarahaten görülecektir! Maruf olan bilindiği gibi umumun bildiği umumca kabul görülendir!

Bu mana ile evliliğin maruf üzre bina edilmesi yaşanılan cemiyet ve telakkileri ilede alakadardır!

İmdi birde nisa suresinde altıncı ayette evlenme yaşı içün baliğ olma ve rüşd zikredilmiştir!

Alıntı:

Vebtelül yetama hatta iza beleğun nikah fe in anestüm minhüm ruşden
Yetimleri, evlenme çağına gelinceye kadar gözetin ve denetleyin. Onlarda bir olgunlaşma hissettiğinizde hemen mallarını kendilerine teslim edin
Bunlarla birlikte birde sık sık tefrika edilen aişe ile evlilik bahsi vardır, orada aişenin yaşı hususunda ihtilaf edilsede ittifak edilen husus nedir!

Hz. Muhammed aişe ile o baliğa olmadan zifafa girmemiştir!

İmdi meselenin birde coğrafya ve iklim ile olan münasebeti vardır, sıcak iklimlerde fertlerin gelişimi ve buluğa ermeleri daha çabuk olmakta, soğuk iklimlerde ise daha geç!

Arap yarımadasında bulunan iklim malumdur, bundan mütevellid erkek ve dişinin buluğa erişi orada daha hızlıdır, misalen norveçteki iklimde malumdur ve orada buluğa erme yaşlarının yirmili yaşlara kadar dahi vardığı, erkeklerde bunuda aştığı bilinmektedir!

İmdi bundan mütevellid, bir evliliğe ve taraflarına pedofil deme gibi bir cüret göstermeden evvel bu şartları nazara almak lazım tabi birde pedofil kimdir ona bakmak!

İmdi bilinen bir hususturki amr ibn asın oğlu abdullah ile arasında on iki yaş vardır, buda demektirki amr on onbir gibi bir yaşta evlenmiştir ve muhtemeldirki ya yaşıtı veyahut yaşca küçüğü ile evlenmiştir! İmdi bu pedofili midir!

Pedofili denen maraz yetişkinin cinsi tatmin içün yaşıtı veyahut erişkinlere değil çocuklara ilgi duymasıdır yani genelde pedofil olan erişkinle değil çocukla tatmin olan ona ilgi duyandır!

İmdi bir toplumda coğrafya ile birlikte adet gelenek görenek gibi hususlarla erken yaşta evlilikler yaygın olduğunda böyle sathi ve manasız benzetmelerle onları pedofil mi ilan etmek gerekmekte!

Misalen islam tebliğine ilk muhatap arap toplumunda içtimai yapı sebebiyle güçlü kuvvetli olmayan, savaşlarda baskınlarda düşman eline düşmesi halinde utanç ve zillet sebebi sayılmaktan ve çetin hayat şartlarında maişet ve harpte erkekten geride bulunan kadın, coğrafyanın iklimin tesiriylede fiziki gelişimde kadınlığa adım atmada yaşı erkende olsa biran evvel evlendirilip kocanın sorumluluk ve himayesine verilmekte idi!

Hatta zikredilen sebeblerden ötürü kız çocuklarını diri diri gömmek gibi deni bir adet dahi var idi islam öncesi! İmdi böylesi içtimai ve iklim sebepleriyle erken yaşta evliliklerin yaygın olduğu bir toplumu toptan pedofil ilan etme cehalettir!

Benzer haller türkiyemizde dahi kırk elli sene evveline kadar yaygın idi, oniki onüç yaşlarında evlenmiş hiçbir tanıdığınız yok mudur!

Meseleyi pedofili diye tesmiye etmenin ıstılahende mümkün olmadığının bir işareti o dönem araplarında bu gün içün "küçük yaşta" diyebileceğimiz kız çocukları ile evlenme cari ve yaygın olsada bu evlilikleri yapanların sadece yaşları küçük kızlarla evlenmedikleri yani cinsi tatmin içün erişkinlere değil sadece bu gün içün "küçük yaşta" diyebileceğimiz kız çocuklarına ilgili duymadıklarıdır! Onların yaşıtları erişkin eşleride olmakta idi ve bu halde göstermektedirki bu gün içün "küçük yaşta" diyebileceğimiz kız çocukları ile evlenmek pedofili diye tesmiye olunan piskolojik rahatsızlıktan değil cemiyet hayatının icapları gereği idi!

Bir diğer husus esasta pedofil olanın diğerini istismarı vardır, halbuki burada rızaya bağlı evlilikten söz edilmektedir! Bu gün içün "küçük yaşta" diyebileceğimiz kız çocuklarının o gün rızası mı sorulmakta idi denir ise islam noktai nazarından şu misale nazar edilmesi icab eder!

Alıntı:

Bir bakire kız Aişe’nin yanına geldi ve "Babam beni kardeşinin oğluyla evlendirdi ki, benimle kendi konumunu yükseltsin. Ama ben bundan hoşlanmıyorum." dedi. Aişe, "Allah’ın Elçisi sallallahu aleyhi ve sellem gelinceye kadar otur." dedi. Allah’ın Elçisi geldi. Kız durumu ona anlattı. O, hemen babasına bir adam gönderip çağırttı. O konuda yetkiyi kıza verdi. Kız dedi ki:

"Ey Allah’ın Elçisi! Aslında ben babamın yaptığına izin vermiştim ama istedim ki, bu konuda kadınların bir hakkı var mı, onu öğreneyim"
Nesâî Nikâh 36; İbn Mâce Nikâh12; Ebû Dâvûd Nikâh 26; Ahmed b. Hanbel Müsned c. VI, s. 136.
Efendim tekrar talak dört ayetine gelir isek burada iddetin açıklanmasından hareketle ulpian demek istiyorki "iddet açıklandığına göre cima var" yani cinsi münasebet çünkü iddetin beklenmesi gebelikle alakalıdır!

İddetin hikmetlerinden birisi belki en başlıcası dediği gibi gebelik meselesidir amma iddetin tek hikmeti bu değildir, esasta evliliğin bilinen bilinmeyen bütün etkilerinden kurtulunması içün gerekli görülen suredir!

Bu bir kenera burada çok önemli ve gözden kaçırılan iki husus vardır!

-İddeti zaruri kılan tek hal cima yani cinsi münasebet değildir!-Buluğa ermemiş regl olmamış dişinin gebe kalması mümkün müdür!

İmdi halvet denen husus eşler arasında gerçekleşmiş ise, yani eşler kimsenin görmediği bir ortamda misalen evlerinde başbaşa kalmış iseler, boşanma halinde iddet gerekir!

Bir diğer husus buluğa ermemiş yani regl olmamış bir kadının cinsi münasebet ile gebe kalıp kalamayacağıdır!

İmdi ben her daim ihtisasa saygılı olduğumdan aklımın zaruri gördüğünü hakikat oymuş diye tartışmadan ortaya koymayacağım ve tababet ehline soracağım "regl olmamış bir kız cinsi münasebet sonucu gebe kalır mı!"

Bu sualin cevabı "hayır" ise o vakit bende muhterem ulpiana soruyorum "iddet ile gebelik arasında kurulması makul bağı kuruyorsun peki düşünmüyormusunki buluğa ermemiş kişi nasıl gebe kalır!"

Ayetteki "hayz görmeyenler"i küçük, çok küçük çocuk diye ele almak içün öylesi bir iştiyaka bürünmüşsünüzki, bu meseleyi tefrika eden diğer mukallidler gibi bu sual üzerine hiç düşünmemişsiniz!

İmdi regl olmayan gebe kalamıyorsa, iddette gebelik ile alakalı ise ayetteki hayız görmeyenlerden murad, buluğa ermeden evlenmiş ve cinsel ilişkiye girilmiş kızlar olamaz! Bundan mütevellid bu ayetlerden regl olmamış kadın ile cimaya meşruluk çıkarılamaz!

İmdi meselenin gözardı edilen bir diğer hususuda islamın alemşumul oluşu, islamla hem arap yarımadasında hem kuzeyavrupada, hem ondört asır evvel hemde bu gün hem dünya duracak ise ondört asır sonra da amel edilebileceğidir!

Norveçten misal vermiş idim, orada dişinin regl olma yaşı bir hayli yüksektir! Sanmakta mısınızki cinsi hayatı regl olana kadar tehiretmektedir! İmdi farzedelim 19 yaşında iki norveçli müslüman evlendilerki burada kadın henüz regl olmamış olsun ve bir sene sonrada boşanmış olsunlar!

İmdi bu çift kuranın bu ayeti ile amel edebilir, burada kadın "lem yehıdne" ile ifade edilene dahil olur ve iddetini bekler! Yani ayet bu haldeki çiftler içünde düzenleme ihtiva etmektedir!

Esasta talak dört ayetinde evlilik ve evlenme yaşı içün hiç bir beyan yoktur, burada yapılan öyle bir deformasyondurki gerçeğe sadakati olanın vicdanı sızlar!

Bakınız her toplumda kültürde buluğ olma içün birde yaş haddi vardır, misalen yine norveç diyelim, burada bir erkek veyahut kadın onsekiz yaşına geldiğinde henüz fiziksel olarak buluğa ermesede aklen ruhen yetişkin kabul edilir, hukuk önünde durumu reşittir!

Başkaca toplumlar içünde bu hal geçerlidir ve bazen olurki, kişi baliğ olma içün maruf olan yaşa gelmiş amma buluğa ermemiştir! İşte bu ayetle bunlarda amel edebilir bu ayet onların halinide düzenler!

Fıkıhta buluğ yaşına yaklaşmış olsada baliğ olmamış erkeğe "murahık", kadına da "murahıka" denmekte çünkü böyleleri vardır ve onlar içünde ahkam olmalıdır!

Yani "lem yehıdne" maruf olan buluğ yaşına gelmiş bedeni fiziki olarak gelişmişde olsa bir sebepten regl olmayan kız içünde geçerlidir!

Gerçeğe sadakat şarttır, olmadan olmuyor!

Çellist 07-11-2009 21:05

Alchindus,

Geniş zaman çekimli bir fiilin başına lem koyarsanız o geçmiş zaman olur.

Çeviri "Henüz hiç adet görmemiş olanlar"dır.

Peygamber ve sahabenizin uygulamaları da bu ayete uygundur.

ulpian 07-11-2009 21:45

sayın Alchindus,

müslümansınız ve elbette her türlü din eleştirisine tepki vermeye kendinizi mecbur hissediyorsunuz. Ama çok garip bir yönteminiz var, üstelik sürekli dilinizden düşürmediğiniz ''gerçeğe sadakat'' ilkesine ha bire tecavüz etmektesiniz.

Alıntı:

Alchindus´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 257562)
ulpian sana bir sürü teşekkür edilmiş "dakik incelemen içün!" sanki bu meseleyi ilk tespit ve tefrika eden senmişsin gibi, amma çıkıp dememişsinki "şu mesele hemde birkaç senedir nette aynısıyla tefrika edilmektedir, onlar gibi benimkide aynı bahsin özünü alıp tekrarlamaktır!"

''Bunu ben buldum'' gibi bir iddam şöyle dursun, en baştan beri ''bunu ben demiyorum, bizzat meal ve tefsir eden İslam alimleri böyle yazmış, naklediyorum'' diyorum. Sanırım siz de ilk mesajı ve o mesajdaki alıntıları okumayan, okusa da kabullenemeyenlerdensiniz.

Esasen benim yazdıklarıma değil, İslam alimlerinin yazdıklarına karşı çıkmaktasınız.

Bu arada yine birçok alakasız konulara girmişsiniz. Ayşe'nin evliliğinden, iklim ve coğrafya şartlarına kadar! Onlara değinmiyorum, çünkü konumuzla alakasız.

=> Talak/4'ün doğru tercümesi ''henüz adet görmeyenler''dir.


Bu konuda Diyanet İşleri, Ömer Nasuhi Bilmen, Süleyman Ateş, Ali Bulaç, Suat Yıldırım, Ümit Şimşek'i sizden daha muteber görmemi bağışlayınız. Hepsi de ayeti ''henüz'' olarak çevirmişlerdir ve ''henüz'' kelimesini de parantez içine almamış, ek bir açıklama yapmamış, yani yorum olarak değil, ayetin lafzı olarak vermişlerdir.

Aynı şekilde alıntı yapmış olduğum 9 Tefsir de ''henüz'' kelimesini kullanmışlardır ve burada küçük olduğundan dolayı henüz adet görmeyen kızların kastedildiğini söylemişlerdir. Ve bunu kendi yorumları olarak değil, ayetin lafzı olarak vermişlerdir.


Alıntı:

Alchindus´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 257562)
İmdi regl olmayan gebe kalamıyorsa, iddette gebelik ile alakalı ise ayetteki hayız görmeyenlerden murad, buluğa ermeden evlenmiş ve cinsel ilişkiye girilmiş kızlar olamaz! Bundan mütevellid bu ayetlerden regl olmamış kadın ile cimaya meşruluk çıkarılamaz!

Bu sizin yorumunuz ve yanlış bir yorum. Çünkü İslam alimlerine göre iddetin tek sebebi gebe kalma durumunda dedikoduyu veya babanın kim olduğu sorusunu önlemek değil. Bunu ilk mesajda açıklamıştım. İslam alimlerince teşhis edilen diğer sebep de, kocaya iddet süresi boyunca tekrar düşünme ve barışma mühleti vermek.

Bu da zaten Bakara/228'de yazmakta:
''Kocaları bu süre içinde barışmak isterlerse, onları geri almağa daha çok hak sahibidirler.''
Bu süre içerisinde kadın başkasıyla evlenemez. Yani burada kocaya bir ''geri dönme'' hakkı tanınmıştır. Bu hak ise kadınla kurduğu ''sıkı ilişki'' sebebiyledir. Eğer nikah fiilen gerçekleşmemişse, hatta gerçekleşmesi mümkün olacak bir süre başbaşa bile kalınmamışsa, (kadının hamile olup olmaması sorusundan tamamen bağımsız olarak da) kocaya böyle bir hak tanıyacak kadar ''sıkı bir ilişki'' henüz yok demektir. Ortada sadece bir nikah akti vardır, fakat henüz başbaşa dahi kalınmamıştır. Bu yüzden koca eğer boşama kararını beyan ederse, kadını üç ay hali boyunca başka bir evlilikten menetmeye gerek yoktur.

Tekrar ediyorum:
=> İddetin tek sebebi gebelik ihtimali değildir!!!
Böyle olsaydı Talak/4'de yaşlılıktan dolayı hayız görmeyenler ve post-menopoz dönemini bile geçmiş olan ihtiyar kadınlar için neden iddet süresi ''üç ay'' olarak belirlensin.



Sayın Alchindus,

hiç boşuna ağdalı ve uzun laflarla gerçeğin üstünü örtmeye çalışmayınız. Talak/4'te ''küçük olduğundan dolayı henüz adet görmemiş kızlar'' da kastedilmiştir. Ayetin nüzul sebebi olarak rivayet edilen sual'de dahi bu geçmektedir.

İbn-i Kesir, Mevdudi, Seyyid Kutub, Ömer Nasuhi Bilmen, Elmalılı Hamdi Yazır, Celal Yıldırım, Es-Sabuni, Ali Küçük, Mehmed Vehbi...

hepsi de ayeti bu şekilde açıklamışlardır!



Alıntı:

Alchindus´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 257562)
Efendim tekrar talak dört ayetine gelir isek burada iddetin açıklanmasından hareketle ulpian demek istiyorki "iddet açıklandığına göre cima var" yani cinsi münasebet


Bunu da ben demiyorum!

Mesela muteber İslam alimi ve müfessir Mevdudi -Ahzab/49 ve Talak/4'ün zorunlu sonucu olarak- diyor:

Alıntı:

Mevdudi, Tefhimu'l Kuran, Talak/4'ün tefsiri

Büluğa ermediği için hayız görmeyen veya bazı nedenler dolayısıyla geç hayız gören ya da çok büyük bir istisna olup da hiç hayız görmeyen kadınlar, hayızdan kesilmiş kadınlar gibi talaktan sonra 3 ay iddet beklerler.
Kur'an'ın bu açıklamasına göre, burada "Mudhale" (kocasıyla gerdeğe girmiş) bir kadının sözkonusu olduğuna dikkat edilmelidir. Çünkü mübaşeret olmasaydı eğer, iddet sözkonusu olmazdı. (Bkz. Ahzab: 49) Bu yüzden, henüz hayız görmeye başlamamış kızların, iddetinin beyan edilmesinden anlaşıldığına göre, bu yaştaki kızlarla evlenmek ve kocalarının kendileriyle cinsel ilişkide bulunması caizdir. Dolayısıyla Kur'an'ın caiz gördüğü bir davranışı hiçbir Müslümanın yasaklamaya hakkı yoktur.
hörmetlerimle

Alchindus 08-11-2009 00:28

Alıntı:

Çellist´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 257564)
Alchindus,

Geniş zaman çekimli bir fiilin başına lem koyarsanız o geçmiş zaman olur.

Çeviri &quot;Henüz hiç adet görmemiş olanlar&quot;dır.

Peygamber ve sahabenizin uygulamaları da bu ayete uygundur.

Bir hususda haklı, diğerinde pek bir haksızsınız!

Evvela haksız olduğunuz hususa gelelimki, sözün nihayetinde haklı olduğunuz hususu belirtelimde sözün nihayeti sizi mutlu etsin!

İmdi haksız olduğunuz sarih arapçaya ihanet edip "lem" ile "lemma"ya adeta yer değişrtirtmeniz ve birisinin manasını diğerine hamletmeniz!

Bunu yaparak arapça bilmeyen inanır olmayan bazı dostlarınızı kandırabilirsiniz amma arapçaya vakıf olan ister inanır olsun ister inanmayan gerçeğe sadakati olan herkesin indinde gerçeğe sadakatsiz olursunuz!

İmdi müzari fiiller ve nahivin ıstılahında kimseyi boğmadan herkesin tetkik edebileceği gerçeği yazalım!Lem ile yapılan olumsuzlama ile lemma ile yapılan arasında kati fark vardır, lemma ile yapılan geçmişi maziyi tamamen olumsuzlama amma istikbal için bir şey dememedir!

Misalen "lem yensur" dendimi bunun tam karşılığı "yardım etmedi" dir!

Amma "lemma yensur" dendimi bu "henüz yardım etmedi"dir çünkü burada mazi tamamen olumsuzlanmakla beraber istikbale dair ümit vardır "şu zamana dek, yani henüz yardım etmedi amma ileride edebilir" gibi bir mana olduğundan "henüz yardım etmedi" denebilir!

Hakikat budur, gerçeğe sadakat şarttır!

İmdi haklı olduğun hususa gelir isek oda peygamberin uygulamalarını nazara vermendir!

Hz. Muhammedin hayatında bakire tek bir eşi olmuştur, oda aişedir ve aişe ile baliğa olduktan sonra zifafa girmiştir!

Hakikat budur, gerçeğe sadakat şarttır!

Çellist 08-11-2009 00:59

1) lem yensur "hiç" yardım etmedi demek olur. Ayette de ilgili sözcük -söz parçası- henüz hiç adet görmemiş anlamında kullanılmaktadır.

Wa elleii (And the ones who) lem yuhdina (have never menstruated)

İlla ki bu kalıbına henüzün İngilizcesini koymamız gerekmez. Anlamı "ve henüz hiç adet görmemiş olanların"dır.

2) Ayşe 16-17 yaşında adet görmeye başlamıştır. Bir hac sırasında... Hadise göre ne olduğunu bilmediği için hüngür hüngür ağlamaktadır... Ayşe Ananız o vakte kadar oyuncaklarla oynayan Muhammed'in sırtında taşıdığı küçük bir kızdır. Yani iddia ettiğiniz üzere Arabistan'da kızlar öyle hoppaa serpilmiyor; aksine bu süreç gecikmeli yaşanıyor.

Gerçeğe sadakat gerçekten şarttır. İnançları gereği gerçeğe ihanet eden insanların bunu tekrarlayıp durmaları beni şaşırtmamakta ama artık midemi feci bir şekilde bulandırmaktadır.

Bu insanlar pedofil olmasalardı ve dediğin gibi kusursuz bir ahlak bırakmış olsalardı böyle tartışılan ayet ve hadisler bırakmazlardı ve de bunların avukatlığını yapmak zorunda kalmazdın. Hadi sen gerçeği gördün de 1400 yıl boyunca İslam aleminin yüzde doksan dokuzu delirdi de Muhammed başta olmak üzere bu apaçık ayetleri, kıpkısa hadisleri bizim anladığımız ve iddia ettiğin üzere "gerçek dışı" şekilde mi anladı? Bu nasıl oldu? Ergenekon İslam aleminin gazozlarına 1400 yıldır ilaç mı atıyor?

Cehennem korkusundan dürüstlüğü çöpe atmışsınız. Ama unutmayın dürüstlük namustur.

Önceden de söylemiştim. Humeyni'nin Vesilei Tahririnde "Bebek" karılarıyla Müslümanların nasıl anal seks yapabileceği anlatılır. Madem İslam sizin iddialarınız üzere bir inançtır da bu Humeyni nasıl oldu da bu ayetleri ve hadisleri bu kadar çarpık anladı?

Sizin derdiniz bellidir, alchindus. Cihat yapıyor, inancınızın kötülüklerini örterek, yalanlar söyleyerek İslam propagandası yapıyor ve memleketinizi asrısaadet cehennemine ulaştırmak için takıyyeden takıyyeye koşuyorsunuz. Bunun karşılığında da hem bu dünyada ganimet -Deniz Fenerivari de olabilir, gaspla da, kuracağınız düzenin koşullarına bağlı- hem de öldükten sonra Allah'ın işkencelerinden kurtulup sonsuza kadar bedava yemek ve harem ümidi içindesiniz. Bu deliliktir.

Alchindus 08-11-2009 01:02

Alıntı:

ulpian´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 257573)
''Bunu ben buldum'' gibi bir iddam şöyle dursun, en baştan beri ''bunu ben demiyorum, bizzat meal ve tefsir eden İslam alimleri böyle yazmış, naklediyorum'' diyorum. Sanırım siz de ilk mesajı ve o mesajdaki alıntıları okumayan, okusa da kabullenemeyenlerdensiniz.

Esasen benim yazdıklarıma değil, İslam alimlerinin yazdıklarına karşı çıkmaktasınız.

ulpian sukut ikrardan gelir, başlık içinde bu meseleyi dikkati ile ilkkez gündeme getiren senmişsin gibi mesajlar yokmudur! Var muhterem! Pekiyi sen bu hale karşı herhangi bir izahat getirmişmisin! Hayır!

Biz bunu söylüyoruz!

"İslam alimleri böyle yazmış" sözünde tıpkı "ayetin lafzı" sözün gibidir, bir kere iktibas ettiğin metinlerden sadece mevdudi meseleye "buluğa ermemiş kızla cima" açısından yaklaşmakta, diğerleri "lem yehıdne" manası içine girebileceklerden olan "buluğa erişmediğinden hayz görmeyenler"den söz etmekte!

İslamda dediğimiz gibi nikah içün bir alt veyahut üst yaş sınırı yoktur, baliğa olmayan kızla nikah denklik ve marufa uyma var ise caizdir!

Bu başka "baliğa olmayan ile cima" başka bir haldir! Yaptığın "karıştırma" budur!

Alıntı:

ulpian´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 257573)
Bu arada yine birçok alakasız konulara girmişsiniz. Ayşe'nin evliliğinden, iklim ve coğrafya şartlarına kadar! Onlara değinmiyorum, çünkü konumuzla alakasız.

:)

Evvela bir toplumu sonrada bir inancı sırf evlilik yaşına bakarak pedofili ile itham ediyorsun sonrada o toplumlarda coğrafya ve iklimden mütevellid erkek ve kadınlarının erken gelişmesinin konu ile alakasızlığını iddia ediyorsun ulpian sen ne diyorsun!

Misalen amr ibn asın oğlu ile arasında oniki yaş olması örneği konu ile alakasız mıdır veyahut Hz. Muhammedin aişe ile baliğa olduktan sonra zifafa girmesi mi alakasızdır!

Bunlar mesele ile pek alakalıdır ve varmak istediğin sonuç içün can sıkıcıdır, yaşadığın sıkıntı bu olmalıdır!

Alıntı:

ulpian´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 257573)
Bu konuda Diyanet İşleri, Ömer Nasuhi Bilmen, Süleyman Ateş, Ali Bulaç, Suat Yıldırım, Ümit Şimşek'i sizden daha muteber görmemi bağışlayınız. Hepsi de ayeti ''henüz'' olarak çevirmişlerdir ve ''henüz'' kelimesini de parantez içine almamış, ek bir açıklama yapmamış, yani yorum olarak değil, ayetin lafzı olarak vermişlerdir.

Muhterem bak işte "lafzi tefsir" yapacak ehliyette değilsin, nakilde bulunuyorsun amma hala yorumumun yorumunu lafız diye takdim ediyorsun!

Meal yazım tekniği gereği bu isimler böyle meallendirme yapmış olabilir amma bu lafsın tam karşılığı değildir, lafsın ihtiva ettiği manalardan biridir!

Benim buna hususen işaret etmem, ehli olmadığın meselede hiç olmaz ise ihtiyatlı konuşmayı öğrenmen ve "lafzi tefsir" yapacak ehliyette olmadığın halde "ayetin lafzının açık manası" gibi bir kelamı kendi görüşün olarak etmemeye dikkat etmendir! Esasen "ayetin lafzı" ne demektir bunu dahi bilmemektesin, o vakit böyle konuşmayacaksın!

Gerçeğe sadakat şart!

Alıntı:

ulpian´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 257573)
Bu sizin yorumunuz ve yanlış bir yorum. Çünkü İslam alimlerine göre iddetin tek sebebi gebe kalma durumunda dedikoduyu veya babanın kim olduğu sorusunu önlemek değil. Bunu ilk mesajda açıklamıştım. İslam alimlerince teşhis edilen diğer sebep de, kocaya iddet süresi boyunca tekrar düşünme ve barışma mühleti vermek.

Muhterem sana her daim iddianıda mı biz hatırlatalım, bak iddetin sadece gebelikle alakadar olmadığı hususunun altını çizen esasta kim imiş nazar et!

Alıntı:

Alchindus´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 257562)
İddetin hikmetlerinden birisi belki en başlıcası dediği gibi gebelik meselesidir amma iddetin tek hikmeti bu değildir, esasta evliliğin bilinen bilinmeyen bütün etkilerinden kurtulunması içün gerekli görülen suredir!

Alıntı:

Alchindus´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 257562)
İmdi halvet denen husus eşler arasında gerçekleşmiş ise, yani eşler kimsenin görmediği bir ortamda misalen evlerinde başbaşa kalmış iseler, boşanma halinde iddet gerekir!

Pekiyi gelelim senin sözlerine!

Alıntı:

Bütün bunlardan zorunlu olarak çıkartmamız gereken sonuç:

Talak/4'te, yaşı küçük olduğundan dolayı henüz adet görmeyen, yani büluğ çağına girmemiş olan kızların boşanma durumunda bekleme süresinin 3 ay olduğu yazmaktadır.
=> Dolayısı ile, Kuran'a göre, bulüğ çağına girmemiş, henüz adet görmeyen küçük kızlarla evlenmek caizdir.

Ahzab/49'da cinsel temas olmadan boşanılırsa, bekleme süresi olmadığı söylenir.
=> Dolayısı ile, Kuran'a göre, büluğ çağına girmemiş küçük kızlarla sadece evlenmek değil, cinsel ilişkide bulunmak da (kocası için) caizdir.
Yani demektesinki "cima yoksa iddet olmadığına göre talak dörtteki hayz görmemişler cima yani cinsi münasebet yaşamış buluğa ermemiş kızlar olmalı!"

Bununla birlikte iddetin ıstılahtaki manasınıda nazara vermişsin ilk mesajında bu doğru, amma muhim olan iddian içün takip ettiğin yoldur! Tekrar edeyimki şunu diyorsun "talak dörtte hayz görmemiş kızlar içünde iddet tayin edildiğine göre bunlarla cima edilmiş olmalı çünkü ahzap suresindeki ayete göre bu böyle olmalı o halde kurana göre baliğa olmayan kızla cima kocası içün caizdir"

Sen bunu diyorsun ve bu külliyen yanlış!

İmdi alıntı yapıp "sizin yorumunuz ve yanlış" dediğin sözlerim ne idi!

"İmdi regl olmayan gebe kalamıyorsa, iddette gebelik ile alakalı ise ayetteki hayız görmeyenlerden murad, buluğa ermeden evlenmiş ve cinsel ilişkiye girilmiş kızlar olamaz! Bundan mütevellid bu ayetlerden regl olmamış kadın ile cimaya meşruluk çıkarılamaz!"

İmdi burada yanlış olan nedir!

-Regl olmayan gebe kalabilir kısmı mı
-İddet ile gebelik arasındaki alaka mı
-Yoksa regl olmayan gebe kalamayacağına göre ayetteki hayz görmeyenlerden cima edilmiş baliğa olmayan kızların kastedilmediği mi

Hangisi yanlış muhterem!

Alıntı:

ulpian´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 257573)
Sayın Alchindus,

hiç boşuna ağdalı ve uzun laflarla gerçeğin üstünü örtmeye çalışmayınız. Talak/4'te ''küçük olduğundan dolayı henüz adet görmemiş kızlar'' da kastedilmiştir.

Vallahi muhterem, gerçeğe sadakatimiz olduğundan bir hakikati perdelemek gibi maksadımız hiç olmamıştır! Ayetteki kapsamın "hayız görmemiş kızlarıda" ihtiva ettiğini zati söylüyoruz misallerde vererek amma bu ayetten pedofili çıkartmaya uğraşan art niyetleride aynı zamanda teşhis ediyor ve bu ayetten böyle bir mananın asla çıkarılamayacağını zikrediyoruz!

Yazdıklarıma hiç nazar etmediğin pek bir belli olmakta! Farazi norveçli müslüman çiftler içün yazdıklarımı tekrar oku!

Alıntı:

ulpian´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 257573)
İbn-i Kesir, Mevdudi, Seyyid Kutub, Ömer Nasuhi Bilmen, Elmalılı Hamdi Yazır, Celal Yıldırım, Es-Sabuni, Ali Küçük, Mehmed Vehbi...

hepsi de ayeti bu şekilde açıklamışlardır!

Yine gerçeğe sadakatsizlik yapmışsın, mevdudi dışında senin arzuladığını diyen olmamıştır, yani bu ayetlerden "baliğa olmayan ile cima" sonucu çıkaran olmamıştır!

Muhterem zati fıkıh kitaplarına nazar eder isen ulema kahir ekseriyetle cima için baliğa olmayı şart görmüştür, bak nikah içün değil cima içün!

Bazı durumlarda ise buluğ çağına erişildiği halde bir sebeple regl olunmamış isede dişinin beden sıhhati açısından bir mahsur yok ise evliliği caiz görende olmuştur!

Mevdudiye sarıldığını görmekteyim, bu muhterem pakistanlıdır, peştun kökenli olması kuvvetle muhtemeldir! Onlarda bu hale meşru bakılmaktadır tabiiki kız çocuklarının beden sıhhati el vermekte ise!

İmdi vahiy insana ve aklına hitap etmektedir insanda zamanının cemiyetinin çocuğudur! Bundan mütevellid geleneklerinde olan bir hususa kurandan meşruiyet çıkarmaya çalışması mevdudiyi ve tefsirini sahih kabul edeni bağlar, alemi islamı ve bütün islam alimlerini değil!

İmdi toparlar isek muhterem, iddet ile gebelik, gebelik ile cinsi münasebet arasında da sahih bir rabıta vardır ve sende buna ayetler ışığında birinci mesajında değinip "cima olmasa iddete luzum olmaz idi" diyerek talak dörtteki "hayız görmemiş"leri baliğa olmamış ve kendileri ile cima edilmiş kızlar olarak kabul ettin, kuranın buna cevaz verdiğini vehmettin!

İmdi tekrar soruyorum, regl olmadan gebe kalmak tıbben mümkünmüdür!

Çellist 08-11-2009 01:06

Alchindus,

Ayette "içinizde şüphe varsa" iddetleri 3 aydır denilmektedir.

"Hamile kalmış da olabilir" şüphesi için seks gerekmektedir.

ulpian 08-11-2009 01:46

sayın Alchindus,

dediğim gibi, istediğiniz kadar ağdalı ve uzun uzun kelam edin. Okumasını ve düşünmesini bilen herkes için mesele gayet açık. Gerçeğin üstünü örtemeyeceksiniz.

Belki, hatta muhtemelen bunu kasten de yapmıyor, söylediklerinizin doğruluğuna gerçekten de inanıyorsunuzdur. Fakat bu durumda da kendi kendinize karşı gerçeğin üstünü örtmektesiniz.

Mesele gayet açık:

(1) Bakara 228'de boşanma durumunda hayız gören kadınlar için ''3 ay hali'' bekleme süresi (iddet) belirlenmiştir.

(2) Ahzab/49'da eğer cinsel ilişki olmamışsa, iddete de gerek olmadığı belirtilmiştir.

(3) Talak/4'te ise, yaşlılıktan dolayı adetten kesilen kadınlar ile küçüklükten dolayı henüz adet görmeyen kızların iddetinin ''3 ay'' olduğu söylenmiştir.

Buraya kadarı, sadece Mevdudi'nin değil, saymış olduğumuz bütün müfessirlerin ortak görüşüdür! ''Lafzi mana'', ''meal tekniği'' vs. gibi hususlarla mevzuyu bulandıramazsınız.

Buradan çıkan sonuç ise mantıken zorunlu olarak, henüz hayız görmeyen kızlarla evlenilebileceği ve cinsel ilişkiye de girilebileceğidir. Mevdudi de bir islam alimi olarak bunun adını koymuştur sadece.



Alıntı:

Alchindus´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 257663)
İmdi alıntı yapıp "sizin yorumunuz ve yanlış" dediğin sözlerim ne idi!

"İmdi regl olmayan gebe kalamıyorsa, iddette gebelik ile alakalı ise ayetteki hayız görmeyenlerden murad, buluğa ermeden evlenmiş ve cinsel ilişkiye girilmiş kızlar olamaz! Bundan mütevellid bu ayetlerden regl olmamış kadın ile cimaya meşruluk çıkarılamaz!"

İmdi burada yanlış olan nedir!

-Regl olmayan gebe kalabilir kısmı mı
-İddet ile gebelik arasındaki alaka mı
-Yoksa regl olmayan gebe kalamayacağına göre ayetteki hayz görmeyenlerden cima edilmiş baliğa olmayan kızların kastedilmediği mi

Hangisi yanlış muhterem!


Gayet açık ve net yazdım bu cümlenizde neyin yanlış olduğunu. Anlayamadığınız nokta neresi?

Siz diyorsunuz ki: (a) İddet gebelikle ilgilidir (b) Hayız görmeyen küçük kızlar gebe kalamaz => dolayısı ile ayetten kasıt hayız görmeyen küçük kızlar olamaz.

Kurmuş olduğunuz bu mantık YANLIŞ.


(1) Çünkü iddet gebelikle de ilgilidir, fakat sadece gebelikle değil! İddetin diğer önemli sebebi de, (gebe kalma ihtimalinden tamamen bağımsız olarak) halvet olmuş, yani ilşkisi sadece akitten ibaret kalmamış, belli bir ''sıkılık'' kazanmış çiftlerde, kesin boşanmayı zorlaştırmak, kocaya iddet süresince tekrar düşünme ve barışma mühleti vermektir (bu da zaten Bakara/228'de yazar). => ''Yani hayız görmeyen küçük kız zaten gebe kalamaz, dolayısı ile iddet gerekmez, dolayısı ile ayette hayız görmeyen küçük kızlar kastedilmiş olamaz'' demek yanlıştır. Çünkü iddetin tek sebebi gebelik ihtimali değildir.

(2) Zaten Talak/4'te sadece henüz hayız görmeyen küçük kızlar değil, hayızdan kesilmiş ihtiyar kadınlar da geçmektedir, ki burada zaten hiçbir şüphe/ihtilaf yok. Ama hayızdan kesilmiş, postmenopozu geçmiş ihtiyar kadınlar da gebe olamaz. Fakat buna rağmen Talak/4 onlar için de bir iddet belirlemekte. Demek ki, iddet sadece gebe kalma ihtimali ile ilgili değil.

Mesela bir adam, hayızdan kesilmiş ihtiyar bir kadınla evlenir ve ilişkiye girmeden boşarsa Ahzab/49'a göre iddet beklemeden boşanma kesinleşir. Fakat ilişkiye girdikten sonra boşarsa Talak/4'e göre üç ay bekler. Her iki durumda da ''gebe olma ihtimali'' söz konusu değildir. Fakat birincide nikah fiilen gerçekleşmemiş, ilişki sadece akitten ibaret kalmış olduğu için iddete gerek görülmüyor. İkinci durumda ise ''sıkı ilişki'' kurulmuş olduğu için iddet konuluyor. => ''Yani hayız görmeyen küçük kız zaten gebe kalamaz, dolayısı ile iddet gerekmez, dolayısı ile ayette hayız görmeyen küçük kızlar kastedilmiş olamaz'' demek yanlıştır. Çünkü iddetin tek sebebi gebelik ihtimali değildir.

(3) ''Talak/4'te henüz hayız görmemiş küçük kızlar kastedilmiş olamaz'' derken siz, sadece Mevdudi'ye değil İbn-i Kesir, Seyyid Kutub, Ömer Nasuhi Bilmen, Elmalılı Hamdi Yazır, Celal Yıldırım, Es-Sabuni, Ali Küçük, Mehmed Vehbi'nin açıklamalarına, ayrıca Diyanet İşleri, Ömer Nasuhi Bilmen, Süleyman Ateş, Ali Bulaç, Suat Yıldırım, Ümit Şimşek'in meallerine karşı çıkmaktasınız!





saygılarımla

-InVi- 08-11-2009 04:47

Idaa makaminin islam dininin azami bilgilerine vakif olmaksizin, desteksiz ithamlarini alchindus layiki ile gözler önüne sergilemis...
Aslinda sorun idaa makam'nin islam dini hakkindaki tutarsiz ayet, hadis, tefsir yorumlari degildir, anlasildigina göre henüz pedofiligin ne olduguna iliskin ciddi bir bilgisinden de yoksundur...

http://tr.wikipedia.org/wiki/Pedofili

ülgen 08-11-2009 09:51

Bu ayet-ler islam Tanrısının sürekli puan kaybetmesine sebep olmakla beraber, gene ayetlerin altında (sözde) milyonlarca anlam aranması, basit bir cümlenin bile içinden çıkılmaması kur'an'ın apaçıklık iddiasına ters değil mi acaba? Sürekli bir çelişki, sürekli bir ayetleri kurtarma-yamama telaşı derken sanırım Talak-4 hakikaten kurtarılması zor bir ayet, resmen çöküş... Özellikle tefsirlerin ve ''uzman'' tefsircilerin açıklamalarına rağmen bu mide bulandırıcı olayı ört-bas etmeye çalışmak hakikaten endişe verici... İslamcıların kendi elleriyle, kendi özkaynaklarına yaptıkları bu yoksayma operasyonu hakikaten düşündürücü... Ayetin açılımını vakit gazetesi ve milli gazete adındaki iki ''medya'' kuruluşuna e.posta olarak attım ve verecekleri cevabı merak ettiğimi izah ettim, umarım bir cevap verirlerde burda paylaşırım.

Ayrıca ilk mesajı ve konuyu okumak oldukça üzücüydü(hazırlanış açısından gayet güzel olmuş, elinize sağlık sayın ulpian), çevremin ve sevdiğimin bir sürü insanın iman ederek sımsıkı bağlandığı kitabın içinde bunların yazması ve elinizin kolunuzun bağlı olması hakikaten çok üzücü ve düşündürücü, umarım insan ve aklı, inanıyorsa, kendine, bilime ve geleneksel insanlığa bağlı bir inanç sistemi geliştirir ve bu tamamen erkeğe hitap eden dinsel öğretilerin sonu gelir.


Şu an itibariyle Ömer Çelakıl, Hülya Avşar ile türlü hokkabazlıklarla Ku'an'da ki mucizelerden dem vuruyor, gene an itibariyle Hülya ablaya konuyu e.posta olarak atmaya karar verdim, bi'de o araştırsın bakalım bu hokkabazlıkları...

karadut 08-11-2009 14:09

Alıntı:

Alchindus´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 257663)
İmdi tekrar soruyorum, regl olmadan gebe kalmak tıbben mümkünmüdür!

Mümkündür sanırım.
İstisnadır ama mümkündür.
Bu konuyu uzman doktorları daha iyi bilir.Tam bilmesemde bazı kadınların,bazı durumlarda yumurta sayıları düşüktür,çok belirsiz olarakda gizli bir adet dönemi geçirmeleri mümkün galiba.
Birde şu soru var tabi adet görmek için önce yumurta oluşması gerekmiyormu ?

Tanrı isaya ol deyip oldurmadımı.Bu tür mucizeler inanıyorsan senin için herşey mümkün olmalı.

Konu oraya buraya çekmek yerine henüz adet görmemek kelimesi açık ve nettir.
Cümlenin başında ise adetten kesilenler yazmıyormu. Bu cümle adetten tamamıyla kesilmiş olabileceği gibi geçici bir adet kesilmesinide içerir.
Sorun olan cümle henüz kelimesidir.Varmıdır yokmudur.
İslam alimlerinin büyük bölümü henüz kelimesinde hemfikir.
Hadislere göre aişe ile 6 yaşında nikahlandığına göre ve bunu sünnet olarak algılayan islam aleminin takibi biz bu yönde anlamaya yöneltiyor.
Kuranda açık belirtilen bir konuyu saptımakta sizin üçün günah olsa gerek.


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 16:02 .