Turan Dursun Sitesi Forumları

Turan Dursun Sitesi Forumları (https://turandursun.com/forumlar/index__1.php)
-   İslam (https://turandursun.com/forumlar/forumdisplay.php?f=9)
-   -   Allah'ın yokluğu bilimsel olarak ispat edilebilir mi? (https://turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=1485)

cosmo_man 09-01-2006 17:48

Allah'ın yokluğu bilimsel olarak ispat edilebilir mi?
 
Atesit arkadaşlar, tezlerini doğrulamak için hep somut bilimi öne sürerler. Peki, somut bilimin birer parçası olan Mantık ve fizik bilimlerine göre Var’ın ispatı Yok’un ispatlanmasından her zaman daha kolay ve kesin olduğu gerçeğini göz önünde bulunduruyor musunuz?. Bu nedenle Allah’ın yok olduğunu düşünen ve ispat etmeye çalışan kimseler boşa kürek çekmekte ve kulaklarının uzun taraftan tutmaktadırlar. Örneğin bir elma cinsinin yeryüzünde bulunduğunu o elmayı hiç görmeden bile o elmanın kokusu, bazı kalıntı ve yansımalarından sadece bir tanesini bile bilmek suretiyle ispat edebilir somut bilimlerde. . Halbuki o elmanın yok olduğunu ispat etmek isteyen bir kişi ancak bütün ömrü boyunca yeryüzünü , hatta kainatı, evreni dolaşıpta gözlemledikten ve en ince ayrıntısıyla her köşeye milimetrik baktıktan sonra o elma türünün yok olduğunu gördükten sonra ispat edebilir ki buda gerçekte imkansız denecek kadar zor bir iştir. Çünkü koskoca kainatı dolaşarak bunu ispatlamaya ne ömrü ne de gücü yeter. Yani, mantık bilimine göre “yok” tam anlamıyla ispat edilemez. Ve yok’un ispat edilmesine çalışmak ancak boşa kürek çekmektir. Ne kadar tuafdır ki yukarıdaki mantıksal gerçek 19. yüzyılda Allah’ın var olmadığını düşünen mantık bilimcileri tarafından onanmış ve bir ölçüde onları kendi kazdıkları kuyuya düşürmüştür.

Bu kadar basit bir gerçek karşısında bile bir şey yapamayacaklarını anladıktan sonra inanç yoluna giren bir çok mantık bilimci vardır. Bir resim sergisine gittiğinizde, resimlere bakarken, resmi yapan ressam orada olmasa bile, o resmi yapan birisi olduğunu biliriz. O anda o ressamın orada olmaması veya görünmemesi o resmin kendi kendine mi oluştuğunu gösterir. Yani boyalar, fırça ve su kendi kendilerine bir araya gelipte o resmi oluşturdular diyemeyiz. Herkes bize güler. Allah’ın varlığına dair sadece bir yansıması bile O’nun varlığının ispatıdır. Oysa yok olduğunu ispatlamak için kainat ve zaman üzerinde gelmiş geçmiş tüm verilere bakarak bunların TÜMÜNDEN negatif sonuç almak gerekmektedir. Dünyanın gelmiş geçmiş en ünlü matematik ve fizikçileri müspet ilimle ispat etmişlerdir bunu.

Bir sarayın kapılarından 999’u açık, biri kapalı olsa, kimse o saraya girilemeyeceğini iddia edemez. İşte inkarcı olan kimse devamlı surette kapalı olan o tek bir tane kapıyı göstermek ister ve o saraya girilemeyeceğini söyler, Oysa diğer 999 kapının açık olduğunu gösteren çok büyük kati kesin gözlemler vardır. Ama nedense o bu kapıları görmezden gelir veya inkar eder. Aynı bizim durumumuzda olduğu gibi Allah’ın varlığını hem bilimsel hem de ruhani olarak ispat eden binlerce delil olmasına karşın inanmak istemeyenler sadece o kapalı olan bir kapıyı görüp onun üzerinde ısrar ederler. Ama o kapalı olan kapının da zamanla çürüyüp hükmünü yitirdiğini gördüklerinde tututanacak başka dallar aramaya çalışırlar.

Einstein’da içinde olduğu dünyanın en büyük bilim adamı ve matematik kuramcılarının fikirlerine aldırmadan halen Allah yoktur diyen arkadaşlarımız iş islam’a geldiğinde birdenbire bilim adamı kesilmektedirler. Böyle ikiyüzlülük olur mu hiç? Sen bir yandan müspet ilimlerle ispat edilen (matematik, fizik vb profesorleri/en başta Einstein) ve karşı tüm anti-tezleri çürütülen bir olayı görmemezlikten gelip kabullenme sonra da bilimin ışığı altında kendi propogandanı yap? Gerçek aydın düşünce yolu bu mudur? Gerçek aydınların izlediği yol olaylara farklı boyutlardan bakabilip bilimsel verilerle ispatlanmış olayı kabul etmektir. Eğer işine gelmediği için kabul etmiyorsan bu gerçek yobazlığın ta kendisidir.Bu mantık, fizik ve matematik formüllerini keşfeden biz sıradan insanlar değil insanlığa malolmuş bilim adamlarıdır.


Allah’ın varlığınının bilinmesinin bilime de ihtiyacı yoktur. Çünkü bu her insanın kalbinde vardır ama çeşitli pas ve parazitlerden dolayı tıkanma olabilir. Bu tıkanmanın olduğu insanlardan bazıları somut bilimsel örnekler bazıları manevi şevk ile kendilerinden bir parça bularak doğru yolu bulurlar.

Milyonlarca bilimsel örneği hiçe sayarak hala inanmayıp kendi yollarında ilerleyen kişilerin nasıl olurda aynı tür bilimsel örneklerle bezenmiş ve bir çok bilimsel, edebi,hukuki, beşeri…… gerçeği içinde bulunduran bir çok bilim adamını imana getiren bir kitaba inanmaları beklenir? mümkün mü bu? İnsandaki 4 trilyon hücrenin halen en gelişmiş bilgisayarlarla bile çözülemeyen genetik kodların nasıl oluştuğu, tüm hücrelerin aynı yapı ve özelliğe sahipken, göz mevkiinde göz, ayak mevkiinde ayak, burun mevkiinde burun olarak nasıl açığa çıktıkları sorulduğunda seleksiyonlar ile gerçekleşen tesadüfler dizini derler ama işlerine geldiğinde savundukları matematik ilminin böyle bir tesadüfe imkan tanımaması üzerine susup ya cevap veremezler ya da gururlarını terk edip imanı seçerler. Bu türden fikirlerin yaratıcısı olan kişilerin itiraflarını ve yaptıkları sahtecilikleri belgelerle görmelerine rağmen bile dönmezler fikirlerinden.. Onlar tabii ki ekmeklerine yağ süren bazı noktaları açığa çıkartıp kadınların durumu, recm cezası vs durumları açığa çıkartıp kullanacaklardır. Ama gerçek alimlerin tefsirlerinde itiraz ettikleri konuların aslında nasıl olduğunu görüp de nasıl yanlış yorumlandığını ve aslında nasıl bir mantığa dayandığını görünce başka yollar ararlar çünkü şartlanmışlardır artık galip gelmeleri lazımdır. Yalnız bir yönden haklıdırlar onlara bunu yapma iznini biz aydın ve gerçek islamı araştıran Müslümanlar yeterince bilgi yayamadığımız için biz de suçluyuzdur bu konuda. Ama tüm bunlar bir tarafa dinin gereği olan (sadece) bir zekat olayının bile sadece bir kez evet bir kez tüm dünyada uygulandığında dünya üzerinde aç ve yoksul kalmayacağı, “komşun açken tok yatarsan bizden değilsin”, “anne babaya iyi davran onlara öf bile deme” , “bilim Çinde de olsa git ve onu bul”,, “temizlik imandan gelir”, “yolda yürüyen birine gülümsemek bile bir sadakadır”, “sana emanet edilen vücuda iyi davran, sağlıklı ol”, “dinde zorlama yoktur”, yalan söyleme, büyüklerini say küçüklerini sev, güzel düşünüp güzel davran, kul hakkı yemeyin, göklerde ve yerlerdeki sırları (bilim) araştırın, okuyun, sabırlı olun, akrabaya çaresize yolda kalmışa yardımcı olun, ölçü ve tartıda dürüst olun, helal lokma yiyin, Adil olun,Size yapılan bir kötülüğü en güzel tavırla savın, bilmediğinizi o işin ehline sorun, haksızlığa karşılık verirken ölçülü olun, iyilik ve güzellik üretmekte yarışın, Helal ve temiz yiyecekler yiyin, sahip olduğunuz nimet ve imkanlardan başkalarına da pay çıkartın, güzel düşünüp güzel davranın, barışı hep birlikte gerçekleştirin, dedikodu ve gıybetten uzak durun, sadece size saldırı yapıldığı zaman karşılık verin, askerden kaçmayın, kendinizi sürekli sorgulayın, fakiri garibanı ezmeyin, yetimleri kollayın ve eğitin, araları açılan eşleri barıştırmak için hakem olun, emanetleri ehli olanlara verin, haksızlığa uğrayan insanları savunun, size selam veren birine karşılk verin, kadınların namusuna iftira edenleri aranızda barındırmayın, haram lokma yemeyin, özü sözü bir olmayanlara karşı dikkatli olun, çekişmelere müdehale edip barışı sağlayın, ailenize sahip çıkın, keyif veren madde ve kumardan uzak durun, israf yapmayın, fesattan uzak durun, cana kıymayın, kibirlenmeyin kasılıp böbürlenmeyin, verdiğiniz söze sahip çıkın, rüşvete asla bulaşmayın, dinde baskı zorlama ve tiksindirmeye gitmeyin, yaptığınız iyilikleri başa kakamayın, size ait olmayan şeyleri başkalarına vermeyin, şahitlikten kaçmayın, riyakarlık yapmayın, Hep iyi ve dürüst olun, intihar etmeyin, iftira etmeyin vb……………. (Yaşar Nuri:Kur’an da temel buyruklar) ve bunlar gibi yüzlerce noktadan hiç bahsetmezler bu inkarcı arkadaşlar.

İşin gerçeği şudur: Toplumlar uyguladıkları tüm ahlak kural ve normlarını dinlerden almışlardır. Dinler gelmeden önce kız çocuklarını diri diri toprağa gömüyorlardı, sokaklarda çırılçıplak dolaşıyorlardı, sokakta isteyen erkek istediği kadının ırzına geçebiliyordu. Soyluların adam öldürmesi serbestti. İlahi dinlerin gelmesi ile bu tür yüzlerce noktada reform oldu. Yahudilik o zamanki şartlara göre daha maddi boyutlar üzerine Hristiyanlık tamamen ruhani bir boyutta İslam ise hem maddiatı hem ruhaniyeti dengeler bir tarzda tüm zamanlara hitab edebilecek bir tarzda göderilmiştir. Aslında kabul etselerde etmeselerde şu anda Allah’a ve dine inanmayan arkadaşlar da tamamen dinlerden gelen ve toplumlara malolan ahlak ve sosyal kuralları uygulamaktadırlar. Yani bu toplumda yalan söylemenin hoş bir davranış olmadığı düşünülüyor ve ateist arkadaşlarda bunu uyguluyorlarsa ister istemez din kurallarını uyguluyor yani onlarda dinin bir parçası demektir Hiçbir ilahi dine sahip olmayan ve gelişmiş devletler tarafından tamamen soyutlanmış Zulu kabilesinde ki ahlak anlayışına göre bir erkek ve kadın eş olmadan önce gelin zifaf günü ilk olarak kabile reisi ile zifaf yapıp oradan kocasının koynuna gitmektedir. Bu onların ahlak anlayışına göre gayet normal ve şeref veren bir durumdur. Ama bu teknoloji, ulaşım devrinde o kabile’nin bir ilahi dine dolayısıyla ahlak normlarına sahip olmadan insanlardan uzak yaşatılması kimin suçudur acaba? Burada suçu bize bu teknoloji için gerekli olan aklı, her türlü ulaşım ve maddiatı veren Allah’a mı yoksa kendi çıkarlarını ön planda tutup Afrika insanını hiç önemsemeyen biz insanoğluna mı atacağız? Öbür alemde yargılanırken durumu yanlış değerlendiren ama habersiz Zulu kabilesi insanları mı yoksa kendimizden başkasını pek önemsemeyen bizler mi daha suçlu durumda olacağız? Allah herkesi kendi ortamına has özellikleri göze alarak değerlendirir. Bir şeyi görerek bilerek inkar etmek farklı şeydir habersiz bilmeden hata işlemek ise çok farklı şeydir.

KuRan’ın el yazması olamayacağını gösteren on binlerce mucizesi vardır. Bunlardan sadece bir tanesi ile bile islamı seçen bir çok insan vardır. Örneğin Alman bir jinekoloji profesorü Kurandaki “ Sizi annelerinizin karınlarında üç karanlıkta bir yaradıştan diğer yaradılışa geçirerek yaratmaktadır” (Zümer/39) ayetinden çok etkilenmiş, araştırmaya başlamış ve gerçeği görünce de Müslüman olmuştur. Kuran’ın 1400 sene dile getirdiği bu gerçek ise 20. yy’da keşfedilmiştir. “iki denizi salmıştır, birbirleriyle birleşiyorlar. “Aralarında bir engel vardır, birbirlerinin sınırlarını aşamıyorlar” (Rahman suresi/19-20). Kaptan Kusto tarafından da teyyid edilen bu gerçek de ve bunlar gibi yuzlerce bariz gerçek vardır Kuran da. Ayrıca bunların Kuran’a sonradan eklenmesi de söz konusu olamaz çünkü bu ayet dünyanın 4 bir yanında bulunan müzelerde bulunan Kur’anlarda da vardır. Hepsinin de ötesinde Topkapı sarayında ki hayvan derisi üzerine elle yazılmış Hz Osman zamanından kalan kuranda da vardır. Daha bunun gibi yüzlerce gerçekliği son yy da tespit edilmiş ama Kur’an da henüz hiçbir teknolojinin olmadığı yıllarda indirilmiş ayetler bulunmaktadır. Bunlar basit gerçekler değildir. Yüzlerce bilim adamı bunlardan etkilenerek İslam’a geçmektedir.

Kuran’daki bilimsel sırlar Kur’an ın çok az bir kısmıdır. Aslında Allah’ın bilimsel sır ve mucizelerle eserini ispatlama gereğini duyması sadece bu çağa mahsus olduğu için bu gerçekler bu çağda açığa çıkmıştır. Çünkü bu çağın insanı gözle görüp somut olarak ispatlayamadığı bir şeye inanmaktan uzak bir hale gelmiştir.

Gerçek adalet acaba bu dünyada yaşayıp ölüp yok olup gitmek midir? Yoksa ektiğimizin karşılığını öldükten sonra başka bir boyutta almak mıdır? O zaman tüm hortumculuk yapıp har vurup harman savuranlar, insanları sömürüp onların üzerinden zengin olanlar, diktatörler vb. ve bu şekilde ölenler hiç cezalarını çekmeden ölmüş olsunlar ve yaptıkları yanlarına kar kalsın. Ezilen, hakkı yenen gariban da bu şekilde ölüp toprağa girip yok olsun ve her şey bu şekilde bitsin. Sırf bunu düşünmek bile insana bir Yaratanın ve dinin varlığını hissettirir. Çünkü dünyadaki her şey diğer boyuttaki yaşamdaki gerçeklerinin bir tür numune ve yansımasıdır. Nasıl her akşam uyuyup bir çeşit transa geçip sabah uyanıyorsak, ağaçlar nasıl sonbaharda yapraklarını döküp ilkbaharda aynı şekilleriyle çiçek açıyorsa, aynı şeyin dünya hayatı için söz konusu olmayacağını kim iddia edebilir? Çünkü her gün uyuyup uyanmak, yaprakların sonbaharda çiçeklerini döküp ilkbaharda tekrar açması nasıl bir nevi ölüp dirilmeyi temsil ediyorsa bundan bir ibret çıkartıp gerçeklere biraz daha kafa yormalıyız. Bu iki örnekte boyut değiştirme konusunda kafa yormaya teşvik etmektedir insanı Kur’an da aynen. Ama ölüp tamamen yok olacağını düşünüpte herkesin bu dünyada yaptığının yanına kar kalacağı mantığı hem çok saçma hem de çok tehlikeli bir mantıktır.


Elbette dini çıkarlarına, siyasete veya başka şeylere alet ederek özünden saptıran insanlar olacaktır ama bunların gerçeği değiştirme imkanı yoktur. Doktorların bir kısmı Hipokrat yeminine uymayıp aykırı hareket ediyorlar diye biz doktorların hepsini dışlayamayız. Ateş bilinen bir varlıktır. Ateşin bazı insanlar tarafından kundaklama amacı ile yanlış amaçlar için kullanımı ateşin zararlı olduğu ve ortadan kaldırılması gerçeğini gündeme getirmez. Bilakis ateş yok olursa hayat yok olur. Veya bir bıçağı ameliyat etmek gibi hayat kurtarıcı bir sebep için de adam öldürmek için de kullanabilirsiniz. Bıçağı cinayet amacıyla kullananlar var diye bu bıçağın tamamıyla ortadan kaldırılması gerektiği anlamına gelmez. İşte bunun gibi İslam’ı ve dini yozlaştıran veya yanlış yorumlayanlar da olabilir ama onların yanlış yorum ve yozlaştırmaları bizi İslam gerçeğini göz ardı edip tuh kaka deme hakkını bize vermez. Bizim görevimiz doğruyu ve gerçeği araştırıp bulmaktır. Örneğin islamın ilk şartı temizliktir, buna rağmen camilere ter ve ayak kokusuyla giden pis insanlar oluyor bu insanlar yüzünden geri kalan kısım da dışlanabilir mi? 11 Eylül saldırılarını gerçekleştirenlerle, Kur’an daki dinin barış sevgi kardeşlik olduğunu savunan gerçek aydın Müslümanlar bir tutulabilir mi? İslamı, özü, göz ardı ederek, dini yanlış yorumlayarak tamamen şekilci ve geleneksel ve kurallarla uygulayan Araplar var diye gerçek islam’ı kabul edenler aynı kefeye koyulabilir mi? Bunların İslam’ın sadece görüntüsel yönünü uyguladığı İstanbul’a geldiklerinde gazete kağıtlarına dışkılarını yapıp çöpe atmalarından belli olmuyor mu? Birinci kuralı temizlik olan bir dinde böyle bir davranışta bulunan kişiye gerçek bir Müslüman denilebilir mi (tabii gerçekleri de vardır aralarında Allah bilir.)? İslamın gerçek özüyle kabul edildiği 500 sene boyunca bilim kimin elindeydi acaba? Bunu hiç araştırıp bilen var mı? Şu anki matematik, fizik, astronomi ve tıp gibi ilimlerin hepsi İslamı doğru algılayan ve uygulayan İslam alimleri tarafından doğmuştur. Çünkü Allah kitabında bilimi teşvik etmektedir. Bu gerçeği ateist bilim adamları da bilmektedir. Dindeki yozlaşmalar, çıkar çatışmaları, siyasete alet gibi sebeplerden dolayı durum değişmiştir Peki tüm bu türden durumlara bakarak İslamın özünü ve gerçeklerini tam olarak araştırıp bilmeden ortaya yanlış fikirleri atıp insanların kafasını karıştırmak doğrumu dur? Çünkü ateistlerin site ve kitaplarında ortaya koydukları tüm fikirler harfi harfine anti-tezlerle çürütülmüştür. Ama Einstein gibi en ünlü bilim adamlarının açıklamalarına bile kulaklarını tıkayan inançsız kişiler aynı şeyi yine yapıp tatmin olmamaktadırlar. Oysa her şeyin çok mantıklı ve bilimsel açıklamaları vardır. İnkarcıların verdiği 1 örneğe karşılık inananların elinde milyonlarca örnek vardır. Bu da bir çok inkarcı bilim adamımın egolarını yenerek doğruya ulaşmalarını sağlamıştır. Bunların bir çoüu ise işlerini kaybetme korkusu ile inandıklarını açıklayamamaktadır.

İslamın tamamen sakallı ve kara çarşaflı kişiler tarafından temsil edildiğini düşünüp aydın, modern, bilime önem veren karakterli ve Allah’ı çok seven Türkiye Cumhuriyeti’nin savunucusu, İslamı araştırıp gerçek şekliyle tanıyan müslümanların da çok olduğu gerçeğini göz ardı etmek ne kadar yanlış ve terbiyesizce bir davranıştır. Ancak belirtildiği gibi işlerine gelmediği zaman en basit matematik kuramı ispatlarını bile görmezden gelen bir zihniyetin başka türlü davranması beklenemez. Belirtildiği gibi bu tür inkarcıların tezlerine karşı bire bir anti-tez ler üretilmiş ve gerçek ispatlanmıştır. Tabii gerçeği görmek biraz da insanın kendi kalbindedir. Çünkü Allah “iyi niyetle bana bir adım yaklaşan (beni tanımak için çaba harcayan) bir insana ben on adım yaklaşırım” diyerek bu işin manevi yönüne de dikkat çekmiştir. Bu kadar ince hesaplar üzerine kurulu bir evreni yaratan Allah’ beyninin sadece yüzde 3 lük bir bölümünü kullanabilen insanın hakkıyla tasavvur etmesi mümkün değildir. Biz O’nu ancak O’nun bize verdiği kapasite kadarıyla tanıyabiliriz. Yüce yaradan inançsız arkadaşlarıda en kısa zamanda hidayete ulaştırır umarız…

cosmo_man

serdarevr 09-01-2006 17:58

farklı kulvarlarda konuşuyoruz. Allahın ve ya tanrının var olmadığı ispatlanamaz yokluğuda ispatlanamaz zaten bunu btün ateistler diyor ve bir önerme yapıyor görmediğim şeye inanmam diye. Bu çok basit ve yalın. Ben tanrıya inanıyorum ama çoğu dert islamiyette muhammedde ve yaman çelişkilerinde. Kafa bulandırıcı ifadeler var hep. Hadi diyelim biz salağız bu allah denen yaratıcı hiç mi kudret sahibi değil ki bizleri anlar kılamayıp direk mhürledik diyor. Ben de saf temiz doğdum islamic bi çevrede yetiştim hani nerde... Sen tanrının var olup olmadığı çabasının ardından, allahın var olup olmadığını dolayısıyla islamiyetin doğruluğunu konuşuyosun. Ama tanrının var olduğu allahı ve islamiyeti doğru çıkarmaz.

pante 09-01-2006 18:36

YUNUS/100. Allah’ın izni olmadıkça, hiçbir kimse iman edemez. Allah, azabı , akıllarını kullanmayanlara verir.

NAHL/93. Allah dileseydi, sizi tek bir ümmet yapardı. Fakat O, dilediğini saptırır, dilediğini de doğru yola iletir. Yapmakta olduğunuz şeylerden mutlaka sorguya çekileceksiniz.

Cosmo_man ;
Her insanın kalbinde iman vardır ama kimilerinin bira pas,parazit falan değil..
Kur'an ayetleri açıktır.Yukarıdaki ayetlerden daha onlarca var..

Allah dilediğinin kalbini mühürlü , dilediğini mühürsüz yaratmıştır.Kalpleri mühürlü olanlar isteseler de akıllarını kullanamaz ve iman edemezler.Onları cehennem azabı bekliyor !!

15-01-2006 15:29

panteidar,
"Allah dileseydi, sizi tek bir ümmet yapardı. Fakat O, dilediğini saptırır, dilediğini de doğru yola iletir. Yapmakta olduğunuz şeylerden mutlaka sorguya çekileceksiniz."

Eğer bir adam yoldan saptıysa, - ben mesela:)- bu ayete göre, Allah öyle istediği için yaldan sapmış oluyorum. E o durumda da biri beni sorguya çektiğinde neden böyle diye, verilebilecek tek cevap allah böyle istedidir. E kimsede allahın isteğine karşı gelecek değil herhalde.

Sevgili kardeşim, bu ayetin ne kadar saçma sapan, kendi içinde çelişkili ve anlamsız olduğunu kavrayabiliyor musun? Insan bu kadar saçma sapan bir lafı ayet diye kitaba koyar mı?

Herşeyi bir kenara koy, sırf bu ayet bile islamı reddetmeme yeter de artar bile

pckopat13 10-02-2010 20:30

Ömer Nasuhi Bilmen'in mealine göre "Ve eğer Allah Teâlâ dilese idi elbette sizleri bir tek ümmet kılardı. Fakat o dilediğini dalâlette bırakır ve dilediğini hidâyete erdirir ve sizler yapar olduğunuz şeylerden elbette sorulacaksınız."(Nahl/93) bu şekilde.Yani sen sapıklıkta olduğun zaman Allah seni o yoldan hidayete erdirmeyebilir(yani seni sapıtan Allah değil senin cüz-i iradendir), ki istediğini hidayete erdirir.Ben burada bi çelişki göremiyorum sadece tam olarak Türkçe'ye çevrilememiş olduğundan doğan bir sıkıntı var.Zira Kur'an hiçbir noktasında bir çelişki bulamazsın.Sen ne kadar güzel anlatırsan anlat karşındaki değişik sebeblerden anlayamıyorsa bu anlatanın değil anlayamayanın suçudur.Ki anlayan günümüde 1.5 milyar (şu ana kadar kaç kişi gelmiş geçmiş onları saymıyorum) milyonlarca alim(bu insanların zeka seviyesi seni beni 10a belki 100e katlar) şehadet etmiş.
Kısaca: Şer insanda Hayırda Allahtandır.

ulpian 10-02-2010 20:46

sayın pckopat13

öncelikle sitemize hoşgeldiniz.

Alıntı:

pckopat13´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 287706)
Ömer Nasuhi Bilmen'in mealine göre "Ve eğer Allah Teâlâ dilese idi elbette sizleri bir tek ümmet kılardı. Fakat o dilediğini dalâlette bırakır ve dilediğini hidâyete erdirir ve sizler yapar olduğunuz şeylerden elbette sorulacaksınız."(Nahl/93) bu şekilde.Yani sen sapıklıkta olduğun zaman Allah seni o yoldan hidayete erdirmeyebilir(yani seni sapıtan Allah değil senin cüz-i iradendir), ki istediğini hidayete erdirir.Ben burada bi çelişki göremiyorum sadece tam olarak Türkçe'ye çevrilememiş olduğundan doğan bir sıkıntı var.


O halde dilerseniz bir de şu ayetler bakın. Göreceksiniz ki sizin yapmış olduğunuz bu yoruma açık-seçik bir şekilde aykırı gelen ayetler.

Ayet sonlarındaki linke tıklayarak diğer bütün Türkçe meallerini (Ömer Nasuhi Bilmen dahil) görebilirsiniz.


Âlemlerin Rabbi olan Allah dilemedikçe siz dileyemezsiniz. => Tekvir/29


Allah’ın izni olmadıkça, hiçbir kimse iman edemez.=> Yunus/100

Onların doğru yola iletilmeleri sana düşmez, fakat Allah dilediğini doğru yola eriştirir. => Bakara/272


Allah, her kimi doğruya erdirmek isterse, onun göğsünü İslâm’a açar. Kimi de saptırmak isterse, onun da göğsünü göğe çıkıyormuşçasına daraltır, sıkar. Allah, inanmayanlara azap (ve sıkıntıyı) işte böyle verir. => Enam/125

Allah dilediğini saptırır ve dilediğini de doğru yola eriştirir; güçlü olan, Hakim olan O'dur. => İbrahim/4


Şüphesiz Allah dilediğini saptırır, dilediğini de doğru yola eriştirir.=> Fatır/8

Sen onların doğru yola erişmelerine aşırı istek göstersen de şüphesiz Allah saptırdığı kimseyi doğru yola iletmez. Onların yardımcıları da yoktur. => Nahl/37

Allah, kimi saptırırsa artık onu doğru yola iletecek yoktur. => Rad/33




Alıntı:

pckopat13´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 287706)
Zira Kur'an hiçbir noktasında bir çelişki bulamazsın.Sen ne kadar güzel anlatırsan anlat karşındaki değişik sebeblerden anlayamıyorsa bu anlatanın değil anlayamayanın suçudur.Ki anlayan günümüde 1.5 milyar (şu ana kadar kaç kişi gelmiş geçmiş onları saymıyorum) milyonlarca alim(bu insanların zeka seviyesi seni beni 10a belki 100e katlar) şehadet etmiş.
Kısaca: Şer insanda Hayırda Allahtandır.


Aynı şekilde İslam'a inanmayan milyarlarca insan (şu ana kadar kaç gayrimüslim gelmiş geçmiş onları saymıyorum) milyarlarca bilgin, filozof, bilim insanı, dahi (bu insanların zeka seviyesi sizi ve beni 10a belki 100e katlar) İslam'ın doğruluğuna şahadet edememiş... (Neden acaba?).

saygılarımla

cin 10-02-2010 20:53

Sayın cosmo man,

Muhammedden önce 13000/15000 yıl önce "Mu" Medeniyeti diye bildiğimiz tarihin tozlu sayfalarında bile yokolmaya başlamış bir medeniyet Kalp ve Beyin ameliyatları yaptıklarına dair Resimleriyle gösterilen tabletler bırakmışlardır, Muhammedin gökyüzü cisimleri diye tekrar ettiği Şira yıldızı, Ay ve Güneş le sınırlı kalmışken gene bu medeniyet bırak ayı güneşi, Gaz ve Toz kütlesi olan bizim yüzyılda yeni keşfedilen Marduk gezegenini bile keşfetmişlerdi Marsı, uranüsü, Jupiteri vs.vs saymıyorum bile Ayrıca bu medeniyet Senin Muhammedin gibi Yanlış ve Hatalı Ay takvimini bile kullanmayacak kadar üstün bir medeniyetmişki Güneş takvimini kullanıyorlarmış,

Sonra, Muhammed'den önce 4000/5000 Antik mısır, Tek tek saysam buraya sığmaz adamların medeniyeti, Geometri, Matematik, Astroloji, tıp, Mimari, Bugün bile Sana bana imkansız gelen şeylerin bazılarının fikir babaları, Adamlar bir Piramit yapmış Uydularla gökyüzünden bakıyorsun Dünya Karalarını eşit şekilde ikiye bölüyor, aynı zamanda dünya denizlerinide ikiye bölüyor, Karasal ve Denizsel olarak dünyanın merkezi yani, Halada çözemiyoruz o piramitleri nasıl yaptılar diye, Büyük olanın yüksekliğini bir milyarla çarpıyorsun Dünyanın Güneşe olan uzaklığını veriyor, Küçük olanı bir milyarla çarpıyorsun Dünyanın aya olan uzaklığını veriyor, Muhammedin Miras bölüştürmeye kalkıyor miras bile emrettiği şekilde hesaplanarak pay edilemiyor, aaa gene mucizee ; Matematik ten ve hesap kitaptan bile anlamayan bir peygamber, :) bak ataları nasıl hesaplıyolar güneşle Ay'ın uzaklığını buluyorlar Siz hala sayıklayın Güneş ışık verir Ay Nurdandır kandil gibi Aydınlatır; aaaa Gene Mucizee :)

Sen diyorsunki Anne karnında 3 karanlık, yok 2 deniz karışmamış aaaa Mucizeeeee ;Kedi Kuyruğunu görmüş yara sanmış misali ondan Binlerce yıl önceki bu saydığım ilmin ve üstünlüğün hangisi muhammed döneminde mevcut,

Birde sen diyorsun ki ilmen ve aklen Binlerce kanıt var Allah'ın varlığına dair,

Sayarmısın 3 tane sağlam kanıt beni bi tatmin et nolur,

Tatlı su Denizi olan 1 tane Deniz sayarmısın bana lütfen bilgin varsa,

Saygı ve Sevgilerimle,

cin 10-02-2010 22:03

Alıntı:

pckopat13´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 287706)
Ömer Nasuhi Bilmen'in mealine göre "Ve eğer Allah Teâlâ dilese idi elbette sizleri bir tek ümmet kılardı. Fakat o dilediğini dalâlette bırakır ve dilediğini hidâyete erdirir ve sizler yapar olduğunuz şeylerden elbette sorulacaksınız."(Nahl/93) bu şekilde.Yani sen sapıklıkta olduğun zaman Allah seni o yoldan hidayete erdirmeyebilir(yani seni sapıtan Allah değil senin cüz-i iradendir), ki istediğini hidayete erdirir.Ben burada bi çelişki göremiyorum sadece tam olarak Türkçe'ye çevrilememiş olduğundan doğan bir sıkıntı var.Zira Kur'an hiçbir noktasında bir çelişki bulamazsın.Sen ne kadar güzel anlatırsan anlat karşındaki değişik sebeblerden anlayamıyorsa bu anlatanın değil anlayamayanın suçudur.Ki anlayan günümüde 1.5 milyar (şu ana kadar kaç kişi gelmiş geçmiş onları saymıyorum) milyonlarca alim(bu insanların zeka seviyesi seni beni 10a belki 100e katlar) şehadet etmiş.
Kısaca: Şer insanda Hayırda Allahtandır.


Saygıdeğer pckopat,

Kur'anı anlamak ne zeka sorunu nede Türkçeye çevrilme sorunudur, Güzel kardeşim Senin 10a 100e katlanmış zeki alimlerini cebinden çıkaracak binlerce bilim adamı vardır dünyada Senin alimlerin cümlenin kelime anlamını değiştirmek için aylarca çalışıyor o bilim insanları kuantumla atomla uğraşıyor, İslamı kabul etmek için Zeka şart olsaydı günümüzden hiç bi farkı olmazdı zaten,

Bilmiyormusun ki Bütün İslam devletleri hala cahil ve medeniyetten nasibini alamamış gerici ve geri kalmış topluluklardan ibaret olduğunu zeka testi yapıyorsun burada, Bütün islam dünyasının beyni ve en medeni toplumuda Türkiye cumhiriyetinden başka bir millet te değildir bunu sakın unutma, Bir avrupa milletini kültürünü incele birde İslam devletlerini karşılaştır sana zeka testini verecek zaten,

Onun dışında bütün islam devletlerinin en Zeki ,Modern , İlim ve bilime önem veren Devleti olan Türkiye Devleti ve Vatandaşının da bir Çeviri sorunu yoktur, okuduğunu anlayacak kadar akıllı ve Zekidir,

Binlerce Yıllık tarihinde, buna Muhammed dönemide Dahildir, " Apaçık 7 Lehçe olan Arapça" dili ile yazılmış olanı kendileri bile anlayamamıştır ki hemde çeviri sorunları bile yokken binlerce Tefsir gerekmiş binlerce anlam çıkarılan kaynak ta gösteriyorki Lisan da bir sorun yoktur, Çeviridede sorun yoktur, Sorunun Kaynağı Kitap'ın ta Kendisidir,

Arapça ineni Arap Anlamadıktan sonra Bana neden Çeviri sorunu çıkarıyorsun, Git arap dünyasına İslam dünyasına bugün ne tartışıyorsak onlar bunu Binlerce yıldır tartışıyor, Ne konu yenidir, Nede konunun Kaynağı,
Ancak kimse diyemiyor Sorun Kur'anın Uslubudur Kendisidir, tutarsız ve Çelişkili Yapısıdır başka sorun aramaya yada insanlara Kalbinde hastalık var ondan anlamıyorsun demeye gerek yoktur, İşte bunu gene senin Çeviri Acizi diye Nitelediğin Türk milleti Söyleyebiliyor,

Ne Mutlu Türküm Diyene, Bütün kültürleriyle bütün milletleriyle,

Saygı ve Sevgilerimle,

evrensel-insan 11-02-2010 00:33

Saygideger arkadaslar;

Allah kavrami ve konusu; ne bilimin ilgi alanindadir, ne de bilimsel bir icerige sahiptir. Allah konusu felsefenin metafiziginin konusudur ve ideolojik inancsal olarak ta, ne varlayan ne de yoklayan birbirine ispat edemez. Varlayan da yoklayan da kendi dogrusu temelinde kendine kanitlar. Allah konu ve kavrami inancsalligin bir konusudur. varlama/yoklamasi Ozel ve ozneldir. Sadece varlayani/yoklayani baglar.

Saygilarimla;
evrensel-insan

sadebiri 11-02-2010 01:02

Alıntı:

cin´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 287714)
Sayın cosmo man,

Muhammedden önce 13000/15000 yıl önce "Mu" Medeniyeti diye bildiğimiz tarihin tozlu sayfalarında bile yokolmaya başlamış bir medeniyet Kalp ve Beyin ameliyatları yaptıklarına dair Resimleriyle gösterilen tabletler bırakmışlardır, Muhammedin gökyüzü cisimleri diye tekrar ettiği Şira yıldızı, Ay ve Güneş le sınırlı kalmışken gene bu medeniyet bırak ayı güneşi, Gaz ve Toz kütlesi olan bizim yüzyılda yeni keşfedilen Marduk gezegenini bile keşfetmişlerdi Marsı, uranüsü, Jupiteri vs.vs saymıyorum bile Ayrıca bu medeniyet Senin Muhammedin gibi Yanlış ve Hatalı Ay takvimini bile kullanmayacak kadar üstün bir medeniyetmişki Güneş takvimini kullanıyorlarmış,

Sonra, Muhammed'den önce 4000/5000 Antik mısır, Tek tek saysam buraya sığmaz adamların medeniyeti, Geometri, Matematik, Astroloji, tıp, Mimari, Bugün bile Sana bana imkansız gelen şeylerin bazılarının fikir babaları, Adamlar bir Piramit yapmış Uydularla gökyüzünden bakıyorsun Dünya Karalarını eşit şekilde ikiye bölüyor, aynı zamanda dünya denizlerinide ikiye bölüyor, Karasal ve Denizsel olarak dünyanın merkezi yani, Halada çözemiyoruz o piramitleri nasıl yaptılar diye, Büyük olanın yüksekliğini bir milyarla çarpıyorsun Dünyanın Güneşe olan uzaklığını veriyor, Küçük olanı bir milyarla çarpıyorsun Dünyanın aya olan uzaklığını veriyor,
Saygı ve Sevgileriml
e
,

özellikle kırmızı ile belirttiğim yerler sizce tesadüfen olmuş olabilir mi?biliyorsunuz bunca herşey bir tesadüf (!) itibarı ile meydana gelmişse bunlarda pekala tesadüf olabilir.(ayın uzaklığı,güneşin uzaklığı,kıtaların eşit bölünmesi,denizlerin eşit bölünmesi vs vs)

birde insanın aklına şöyle bir soru geliyor.bunca medeniyetler bu kadar ileri olmalarına rağmen neden günümüzde bile nasıl yaptıkları anlaşılamayan hesaplanamayan yapıların nasıl yapıldığını dair bir bulgu yok?yani bu kadar şeyi hesap edip yapanlar bunları bişekilde nasıl yapıldığını hangi hesapların kullanıldığını ne tür makinalarla yapıldığını bildiren bir belge bulgu yada anlatım bırakmamıştırlar?pramitlerin nasıl yapıldığı neye göre hesap edildiği bilinmiyor.mö 5000 yılında bukadar ilerideyken bu insanlar ne olduda günümüde bile anlaşılamayan yapıları teknoloji ile izah edemiyoruz?

cin 11-02-2010 01:18

Alıntı:

sadebiri´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 287760)
özellikle kırmızı ile belirttiğim yerler sizce tesadüfen olmuş olabilir mi?biliyorsunuz bunca herşey bir tesadüf (!) itibarı ile meydana gelmişse bunlarda pekala tesadüf olabilir.(ayın uzaklığı,güneşin uzaklığı,kıtaların eşit bölünmesi,denizlerin eşit bölünmesi vs vs)

birde insanın aklına şöyle bir soru geliyor.bunca medeniyetler bu kadar ileri olmalarına rağmen neden günümüzde bile nasıl yaptıkları anlaşılamayan hesaplanamayan yapıların nasıl yapıldığını dair bir bulgu yok?yani bu kadar şeyi hesap edip yapanlar bunları bişekilde nasıl yapıldığını hangi hesapların kullanıldığını ne tür makinalarla yapıldığını bildiren bir belge bulgu yada anlatım bırakmamıştırlar?pramitlerin nasıl yapıldığı neye göre hesap edildiği bilinmiyor.mö 5000 yılında bukadar ilerideyken bu insanlar ne olduda günümüde bile anlaşılamayan yapıları teknoloji ile izah edemiyoruz?

Saygıdeğer Sadebiri,
Apaçık mucize diye düşünüyorsan az daha düşün lütfen bunlar bildiğin Hanif Müslümanlar değil bunlar çok tanrılı Muhteremler, Çok tanrıyla bile medeniyeti ve gelişimi yakalayabilen insanlar, Sizler Tek Tanrıyı icat edene kadar Atalarımızdan bizlere kalması gereken Binlerce Gelişim vardı ama şimdi hepsi toprak altında yada yakılıp yıkılmış durumda, Sebep ?

Çünkü insanoğlu hepimizin düşündüğü kadar ilkel ve barbar değil, Gelişim ve medeniyet adına sınırsız bir gelişime her zaman açıktır, Sınır sadece Hayal gücüdür hayal gücümüzün bittiği yerde teknolojie biter medeniyette biter insanlıkta biter, Ancak ilim ve bilimi her dönem Din Denen Etken kısıtlamış, yasaklamış, haram görmüş, Şeytan icatı saymıştır, Ondan dırki İslam dünyası gelişimini bir türlü bitirememiş ve medeniyetten uzak durmuştur, Ve her dönem gerek Hristiyanlık gerek islam İlim ve Bilime olan savaşını gördükleri her kütüphaneyi yakarak her bilgiyi parçalayarak hatta en basit sanatsal eserleri bile parçalayarak günümüze pek bir bilgi bırakmamıştır,

Onca ilim ve Onca Birikim düşündüğün kadar kolay bir araya gelmemiştir inan, Gelişim ve ilerlemesi kısa ama kesin olsada insanoğlunun çok basit bir icatın bile son halini alması ve tamamlaması binlerce yıl alırken, Din ve Tanrı adına hiç acımadan bütün geçmişimiz yok edilmiştir,

Tesadüf konusuna gelirsek, " Apaçık " dediğiniz şey bu olsa gerek, Bak nasıl " Apaçık " birde Sen düşün lütfen " 2 sinden biri tesadüf olsaydı Sence Bahsettiğiniz hikayemi tesadüf sınıfına girerdi, Yoksa gözle gördüğün elle tutabildiğin Gidip yanıbaşına inceleme ve araştırma şansı bulabileceğin , Fikirler ve Aklınca Test edebileceğin senden gizlenmeyen, Saklanmayan , Anlamak için peygamber bile olman gerekmiyorken normal kendi halinle bile anlayabileceğin çelişkisiz, tutarsız apaçık önünde duranmı Tesadüf olurdu acaba ?

Saygı ve Sevgilerimle,

sadebiri 11-02-2010 01:26

Alıntı:

cin´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 287765)
Saygıdeğer Sadebiri,
Apaçık mucize diye düşünüyorsan az daha düşün lütfen bunlar bildiğin Hanif Müslümanlar değil bunlar çok tanrılı Muhteremler, Çok tanrıyla bile medeniyeti ve gelişimi yakalayabilen insanlar, Sizler Tek Tanrıyı icat edene kadar Atalarımızdan bizlere kalması gereken Binlerce Gelişim vardı ama şimdi hepsi toprak altında yada yakılıp yıkılmış durumda, Sebep ?



Saygı ve Sevgilerimle,

sorunda burada zaten.ben düşünmüyorumda sizi soruyorum.bunca şey sizce bir tesadüf olamaz mı? soruyorsunuz ya bunları nasıl hesapladılarda yaptılar diye,bunu sormanızdaki gayeye dayanarak bende size bunu sordum...

YIWALY 11-02-2010 01:51

Alıntı:

sadebiri´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 287767)
sorunda burada zaten.ben düşünmüyorumda sizi soruyorum.bunca şey sizce bir tesadüf olamaz mı? soruyorsunuz ya bunları nasıl hesapladılarda yaptılar diye,bunu sormanızdaki gayeye dayanarak bende size bunu sordum...

Erich Von Daniken okudunuz mu? Güzel serüvenlerdir hepsi.bahsettiğimiz şeylerin oluşuna karşılık verilen bir dizi cevaplardır.
Ya da cinler,peri masalları ve mistik inanışlarla basit cevaplar verebiliriz.
Başka bir cevap daha verebiliriz. bunu benimseyeceksiniz.. bu dönemlerde insan ırkı farklı yönde bir gelişme izlemiş olabilir. şimdiki gibi internet ve iletişim araçları olmadığı için, bilim evrensel olmaktan çıkıp toplumsal bir boyut kazanır. belli başlı bilimlerdeki bu denli ilerlemelerin, dönemin bilim adamları tarafından yapılabildiği ancak sonraki nesillere aktarılamadığı görülür. bu bilimlerin kalıntıları ise yeryüzünde kalmıştır, ve belkide kutsal kitaplara girmiştir.

mısırlılar tanrıları için piramitler yapmışlardır. bu piramitlerin son halini alması için yapılan ve yanlış yapılan piramitler vardır. eğer oluşumlar mucize olsaydı baştan itibaren yapılanlar kusursuz olurdu. ancak kusursuza ulaşmak için kusurlu yapılar inşa edilmiştir. yıkılan piramitler vardır, piramit şeklini alamamış yapılar vardır. geometrik hatalar görülmüş ve birdaha yapılmamıştır. bu da piramitlerin insan yapımı olduğunu göstermeye bir kanıttır.

cin 11-02-2010 01:52

Alıntı:

sadebiri´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 287767)
sorunda burada zaten.ben düşünmüyorumda sizi soruyorum.bunca şey sizce bir tesadüf olamaz mı? soruyorsunuz ya bunları nasıl hesapladılarda yaptılar diye,bunu sormanızdaki gayeye dayanarak bende size bunu sordum...


Sayın Sadebiri,

Bugün uzaya insan gönderiyoruz dünyanın bir ucundan diğer ucuyla gerek görsel gerekse sessel iletişim sağlıyoruz, bugün artık dünyanın diğer ucuna aynı gün gidip gelebiliyoruz, Bugün bunlar Tesadüf grubuna girebilirse onuda alabilirsin tabiki tesadüf sınıfına inisiyatifin bilir, Yoksa bunlardamı mucize ?

bunlar Mucize olabilirmi,
yoksa bunlar insanların tanrıya ihtiyacları olmadan
kendi mucizelerini yaratabileceklerinimi gösterir,
İnsan oğlu binlerce yıl öncede ilkel değildi bugünde değil,
belki gelenekleri ve yaşam standartları farklıydı,
belki bizim kadar keyfine düşkün de değillerdi,
ama bizden daha da zeki olan medeniyetlerde vardı,
çünkü ataları onlara geçmişlerini bırakmıştı,
çünkü ataları şeytanla daha tanışmamıştı,
daha yağma ve talanın bile bir adı yoktu
daha ismi konmamıştı Din savaşlarının,
çünkü ataları Tek tanrıyla daha tanışmamıştı,

Saygı ve Sevgilerimle

sadebiri 11-02-2010 02:03

pramitlerin insan yapımı olduğunu bende biliyorum.anlamadan cevap yazıyorsunuz.ben şunu söylüyorum.bu insanlar bu pramitleri yaparken,kıtaları eşit böldüğünü okyanusları eşit böldüğünü yada ay ve güneşe uzaklığını sizce kasıtlımı yapmışlar yoksa tesadüfenmi bu böyledir diyorum.bunu soruyorum.siz bana başka şeylerden bahsediyosunuz.sanırım beni yenlış anladınız.

cin 11-02-2010 02:14

Alıntı:

sadebiri´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 287778)
pramitlerin insan yapımı olduğunu bende biliyorum.anlamadan cevap yazıyorsunuz.ben şunu söylüyorum.bu insanlar bu pramitleri yaparken,kıtaları eşit böldüğünü okyanusları eşit böldüğünü yada ay ve güneşe uzaklığını sizce kasıtlımı yapmışlar yoksa tesadüfenmi bu böyledir diyorum.bunu soruyorum.siz bana başka şeylerden bahsediyosunuz.sanırım beni yenlış anladınız.

Sayın sadebiri,

Belçika asıllı mühendis ve piramit araştırmacısı Robert Bauval, Keops (diğer adlarıyla Khufu), Kefren( Khafra) ve Mikerinos (Menkaura) piramitlerinin dizilişleri ile ilgili olarak gerçekten önemli bir keşifte bulunmuş ve Orion takımyıldızının kemer yıldızları olan Alnilam, Alnitak ve Mintaka yıldızlarının gökteki konumunun söz konusu piramitlerin dizilişinin izdüşümü olduğunu bulmuştur.

Bence yıldızlara göre değil , Merkezi baz alarak ona en uygun yıldızlara göre dizilimi gerçekleştirdiler, Merkez sabit diğerleri uyarlamalı, Merkez büyük piramit,

http://www.mystiqx.com/category/cevahir/page/2

Sana cevabı kendi yazı dizimden veriyim bari hadi gene iyisin :)

Saygı ve Sevgilerimle,

YIWALY 11-02-2010 02:23

Ben dolaylı düşündüğüm için aktaramadım. Getirmeye çalıştığım nokta şudur ki: Piramitler insan yapımı,insan tasarımı ve insanlar tarafından konumlandırılmış yapılardır. Bu böyle olmasaydı ve üstün varlıklardan perilerden cinlerden yardım alınsaydı hepsi kusursuz olurdu. piramitler bir bilimsel süreçtir. gelişimdir. hepsi geometrinin ve mimarinin mısır halkı tarafından geliştirilmesinin, bir ürünü olarak düşünülürse, bu geleceğe gönderilen "biz işte buyduk bakın" mesajının bir ürünü olarak bu konum hesaplamalarının da insan ürünü olduğunu öne sürebilirim.
"bu dönemde yaşamış bilim insanları ne derecede zekaya sahiptiler? nasıl metotlar kullanıyorlar ve bu bilgileri nasıl hesaplıyorlardı?" sorusuna cevap aramak bu mistik perdeyi kaldırmanın yoludur.
peki gerçekten insan bu hesaplamaları yapmış olabilir mi? bence evet. kullandıkları matematikleri ve kusursuz geometrileri bununda üstesinden gelebileceklerine inanmama neden oluyor.
ama bu matematik ve geometri, dönemin çok zeki bilim insanlarının geleceğe aktaramadığı ve diğer toplumlarla paylaşamadığı bilgiler olarak bu insanlarla birlikte yok olmuşturlar.

cin 11-02-2010 03:33

Alıntı:

sadebiri´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 287778)
pramitlerin insan yapımı olduğunu bende biliyorum.anlamadan cevap yazıyorsunuz.ben şunu söylüyorum.bu insanlar bu pramitleri yaparken,kıtaları eşit böldüğünü okyanusları eşit böldüğünü yada ay ve güneşe uzaklığını sizce kasıtlımı yapmışlar yoksa tesadüfenmi bu böyledir diyorum.bunu soruyorum.siz bana başka şeylerden bahsediyosunuz.sanırım beni yenlış anladınız.


Saygıdeğer sadebiri,

Değerli kardeşim, Bu kadar Tesadüf anca türk filmlerinde olur baksana hangisini tesadüfe bağlasan diğeri cam gibi duruyo, bugün Dinlere bağlanan bu insanüstü mucizeler o dönem içinde uzaylılara bağlanıyor bir nebze

İstersen sen karar ver Mucizemi, uzaylılarmı, insanlar mı :)

Ancak senin için mucize daha mantıklı gelebilir, :)'de Mucizeyi hangi nebiye yada peygambere bağlıyacaksın onu düşünüyorum :)

Saygı ve Sevgilerimle,

güneşinzaptıyakın 11-02-2010 14:43

Alıntı:

sadebiri´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 287778)
pramitlerin insan yapımı olduğunu bende biliyorum.anlamadan cevap yazıyorsunuz.ben şunu söylüyorum.bu insanlar bu pramitleri yaparken,kıtaları eşit böldüğünü okyanusları eşit böldüğünü yada ay ve güneşe uzaklığını sizce kasıtlımı yapmışlar yoksa tesadüfenmi bu böyledir diyorum.bunu soruyorum.siz bana başka şeylerden bahsediyosunuz.sanırım beni yenlış anladınız.

her yıl ortalama olarak Afrika kıtası ve Arap yarımadasının üzerinde bulunduğu Arap plakası Avrupa ve Asya'ya doğru 1 (bir) cm yaklaşmaktadır, bu eylem daha önce zaten Anadolu plakasının üzerine bindiğini göstermekte ve bizlere Toros sıra dağları gibi coğrafik unsurlar olarak çıkmaktayken, yani her yıl piramitler 1 cm kuzeye kayerken hangi eşit bölümden bahsedebiliriz? birde hesaplayarak konuşalım: ortalama mö 2600 yılında yapılan bir pramit bu gün 4600 cm kuzeye kaymıştır, bu arada Ay ve Dünya'da hem birbilerinden yılda 1 cm hemde Güneşten 1 cm uzaklaştığına göre nasıl bir eşitlikten söz edebiliriz? keza aynı eşkilde hep uzaklaşan diğer yıldızları ve bir çoğunun zaten orada olmaya bileceği gerçeğini konuya dahil etmiyorum. O pramitler yapıldığı günmü eşitti tüm veriler yoksa bu günmü eşit yada gelecekte bir günmü eşit? bu bilgi nerede yazmaktadır, hangi bilimsel tezde yer almaktadır?

cin 11-02-2010 19:51

Alıntı:

GUNESINZAPTIYAKIN´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 287874)
her yıl ortalama olarak Afrika kıtası ve Arap yarımadasının üzerinde bulunduğu Arap plakası Avrupa ve Asya'ya doğru 1 (bir) cm yaklaşmaktadır, bu eylem daha önce zaten Anadolu plakasının üzerine bindiğini göstermekte ve bizlere Toros sıra dağları gibi coğrafik unsurlar olarak çıkmaktayken, yani her yıl piramitler 1 cm kuzeye kayerken hangi eşit bölümden bahsedebiliriz? birde hesaplayarak konuşalım: ortalama mö 2600 yılında yapılan bir pramit bu gün 4600 cm kuzeye kaymıştır, bu arada Ay ve Dünya'da hem birbilerinden yılda 1 cm hemde Güneşten 1 cm uzaklaştığına göre nasıl bir eşitlikten söz edebiliriz? keza aynı eşkilde hep uzaklaşan diğer yıldızları ve bir çoğunun zaten orada olmaya bileceği gerçeğini konuya dahil etmiyorum. O pramitler yapıldığı günmü eşitti tüm veriler yoksa bu günmü eşit yada gelecekte bir günmü eşit? bu bilgi nerede yazmaktadır, hangi bilimsel tezde yer almaktadır?


Saygıdeğer Üstat,

Ortada milimetrik eşitlik gibi bir savunma yok zaten yapılan araştırmaların ve bulguların Piramitlerin üzerinden geçen pareleller ve meridyenlere göre Dünya karalarını ve Denizlerini 2 eşit parçaya böldüğü anlatılmaya çalışılıyor sanırım, Yoksa santim santim eşitliği günümüz teknolojisiyle bile hesaplamak bile mümkün değil bırakın hem hesaplayıp hemde inşaa etmeyi


Saygılarımla

güneşinzaptıyakın 11-02-2010 20:22

eyvallah cin: demekki burda da eşitliği sağlayamadan konuya uzak kalacağız.

O zaman konuyu daha da açalım bizde bilgimiz yettiğince. Birincisi paralel ve meridyenler sonradan icad edilen bir İnsani ve Dünyevi yön kavramıdır, amacı bilindiği gibi Hristiyan batının sömürgelerine giderken yolunu sapıtmamasıdır. Yeni bir kavramdır anlaşılacağı üzere, o dönemde ve sonrasında hatta orta çağa (batıya göre) kadar yön kavramı gün doğumu-günbatımı ve rüzgar yönlerine göre adlandırılmış ve uygulanmıştır, hani karayel ve lodos gibi terimler o zamandan kalmadır, Grenviç mihenk noktası ve üzerinde güneş batmayan Ülke Britanya olaya el atıp ilk önce meridyen sonrada paralel kavramını geliştirinceye kadar böyle bir tanım ve kavram yoktur, hala bu kavramı kabul etmeyen bir kaç ülkede vardır ve kendi grenviçlerini dayatmaktadırlar ama genel yaygınlık nedeniyle başarılı olamamaktadırlar. Kaldı ki M.Ö 500 lerde yapılmış bir Mısır haritasında bile belirtilen meridyen ve paralel yoktur, ondan kopyalanan sonraki dönem haritalarında hatta onlardan kopyalanan Piri reis haritasında da yoktur enlem boylam kavramı ama evet şaşırtıcı derecede doğru haritalar vardır buna rağmen. Birde coğrafi kutup kavramı vardırki buda oldukça yeni bir kavramdır ve yakın zamanda benzer sömürge gerekçelerine mukabil icad edilmiştir. Aynı eşkilde Ekvator vb. diğer coğrafi kavramlarda bu kategoriye dahildir. Avrupa ile Asya'yı bir kıta görenler olduğu gibi Avusturalyayı kıta olarak görmeyen tezlerde vardır, buna benzer bir çok teoride vardır elbet.

Diğer etmenlerde vardır ayrıca, ortalama her 700 milyon yılda bir manyetik kutbun değişmesi gibi bazı olaylar sadece coğrafyaların değişmesine yol açmaz, tüm ekolojik sistemide etkiler, sanırım yanlış hatırlamıyorsam bu döngü günümüzde geçikmiştir ve 30-40 bin yıl önce olması gerekmektedir, bu yüzden yavaş değişen manyetik kutbun çok kısa bir zaman dilimi içerisinde değişeceği ve bildiğimiz uygarlığımızı oldukça etkilemesi bir yana bir çok canlı türünüde daha önce olduğu gibi tarihten sileceğini söylemektedir bilim adamları. Bu ve benzeri bir çok dış etmende vardır uzun erimli etkenler olarak, ben sadece birini örnekledim.

Deniz'ler bölümüne gelecek olursak, bu coğrafik özellikte değişkendir, daha 7-8 bin yıl önce İstanbul boğazı diye bir yer yoktu unutmayalım, bundan bir kaç on bin yıl önce Marmara denizi diye bir yerde yoktu mesela, yada Akdeniz dediğimiz su parçası Dünya tarihi içerisinde bir kaç defa kurumuş ve tekrar ortaya çıkmıştır, buna benzer devinimleri bütün deniz olarak adlandırdığımız su parçaları yaşamıştır. Yani değişken bir kavramdır denizlerde, son bilimsel verilere göre önümüzdeki yirmi yılda suların 60 metre yükseleceği ön görülmektedir, bu rakam son yaşanan küçük buzul çağındaki rakamlara eşdeğerdir, mesela o dönemde Amerika kıtasında Kaliforniya diye bir yer yoktu ve sular altındaydı.

Bu teoriye göre enlem ve boylamlar kullanılmadan önceki aynı konumda bulunan tüm yapılar bir şekilde mucizeler gösterir nitelik kazanır. Bu hususta tıpkı yıldız'lara göre yapıldı tezi gibi çürütülmüş bir tezdir. Günümüz kavramlarına göre yorumlayarak yeni mucizeler yaratırken dikkatli olmakta fayda vardır çünkü bilim mucize diye bir şeyi kabul etmez.

kim 12-02-2010 02:36

Alıntı:

cosmo_man´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 19057)
Atesit arkadaşlar, tezlerini doğrulamak için hep somut bilimi öne sürerler. Peki, somut bilimin birer parçası olan Mantık ve fizik bilimlerine göre Var’ın ispatı Yok’un ispatlanmasından her zaman daha kolay ve kesin olduğu gerçeğini göz önünde bulunduruyor musunuz?. Bu nedenle Allah’ın yok olduğunu düşünen ve ispat etmeye çalışan kimseler boşa kürek çekmekte ve kulaklarının uzun taraftan tutmaktadırlar. cosmo_man

Bilimsel bir açıklama istiyorsanız burada.
Ama nekadar bilimsel olduğuna siz karar verin.

"bir okul bahçesinde öğrenciler ortalıkta koşturuyorsa öğretmenin olmadığını, sıraya girmişlerse öğretmenin orada olduğunu anlarsınız. bakın havadaki gaz molekülleri de rastgele hareket ediyorlar, demek ki tanrı yok" Prof. Dr. Ali Demirsoy

aktekin 12-02-2010 02:46

Evreni yaratan Tanrı,Peki Tanrıyı yaratan kim..? Hep yanıt aradıgım soru bu.

Nova 12-02-2010 03:11

Uzaylılar :) hem o günki teknoloji ile her yaptıkları mucize sayılır hemde açıkta hiç kapı kalmaz :) ve olmadığıda ispat edilemez.

güneşinzaptıyakın 12-02-2010 12:22

Cin: konuyu baştan sona okudumda, sen cidden son yirmi yılda arkeologlar ve diğer bilim adamlarınca ispatlanmış ne varsa alıp işi mistizme ve ötesine dayamışsın. Orion takım yıldızı söz konusu piramitler yapıldığı tarihte bu günkü yerinden bir kaç derece daha farklı yerdeydi, tıpkı piramitlerdeki şu anlamsız deliklerin ruhları Oriona götüreceği tezinde olduğu gibi, incelendi ve hesaplandı ki arada geçen 4600 yılda ne Dünya sabit kalmış nede Orion takım yıldızı, dikkat edilecek olursa tüm tezler, Dünya ve diğer etmenlerin sabit olması üzerine yapılmıştır ama daha öncede belirttiğim gibi Dünya ve çevresindeki dahil ve üzerindekilerde dahil herşey değişmekte evrilmekte hatta yok olmaktadır, sabit bir şey yoktur ortada ki onu mihenk olarak alıp bak piramitler eşit bölmüştür diyelim, yada bir birlerinden milyonlarca km hızla uzaklaşan iki uzay cisminin bu eylemini göz ardı edip bak bu onlara göre yapılmıştır diyelim, evet piramitlerden çok önce bazı kavramlar ve döngüler bulunmuş ve İnsanlık tarafından kutsallık advedilerek inşa edilmiştir, mesela Avrupa kıtasındaki dolmenler buna en güzel örnektir, ana kapıları yaz gün dönümüne (dönemine göre şimdi değil) göre inşaa edilmiştir. Amaç yeniden dirilecek ruha yol göstermektir, yeniden doğan doğayı kutsamak/tapınmaktır, bu tip yapılara bilindik en güzel örnek Britanya'daki Stonehage'dir, salt bir tapınak değil aynı zamanda şifa merkezi ve mezarlık görevide üstlenmiştir tarih içerisinde, görüleceği gibi piramitlerden daha eski tarihlerde İnsanlar bir çok şeyi bilmektedir, bunun kökeninde salt din yoktur, tarım ve göç etmek gibi ritüellerde vardır, sonradan ticarette girmiştir bu davranışları şekillendiren unsurlar içerisine. Mesela kusurzu denilen piramitler aslında bir çok kusur barındırmaktadır. Mısırlılar o dönemde ''Pi'' sayısını bilmekte ve kullanmaktadırlar ama ''Pi'' sayısını virgülden sonra ancak bir kaç basamak bilmektedirler, bu yüzden piramitlerin tabanları 1 metre gönyesinden kaçmıştır, o dönemde Orion gibi sabit kabul edilen gök cisimlerinin mesefa uzaklık/mesafe tahminleri dahil bir çok matematik işlemi yapılmıştır ve belgelerle elimizdedir. Salt bilinenden hareketle konuşacak olursak: piramitler hakkında şu anda bilinmeyen çok az şey vardır ve bilindik tanrı ile alakaları günümüz dinlerine bir çok şey devretmiş olmalarından ibarettir. Bunlardan en bilindik olanı ise tanrı Amon kültünden hareketle Yahudilik ve ardılı dinlerin çıkmış olduğu tezidir. kayıp mu kıtası gibi sipesifik ve ortaya atıldığı 100 küsur senedir hakkında tek bir bilimsel veri bulunamamış tezler üzerinden yapılacak yorumlar ise boşunadır.

günümüz tanrı kavramını salt Mısır kökenine bağlamak yanlışt bence, Sümerler ve ardılı tüm o medeniyet ve dinleri çorbanın içine katmadan bir yere varılamaz kanaatimce...

cin 12-02-2010 14:06

Alıntı:

GUNESINZAPTIYAKIN´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 288167)
Cin: konuyu baştan sona okudumda, sen cidden son yirmi yılda arkeologlar ve diğer bilim adamlarınca ispatlanmış ne varsa alıp işi mistizme ve ötesine dayamışsın. Orion takım yıldızı söz konusu piramitler yapıldığı tarihte bu günkü yerinden bir kaç derece daha farklı yerdeydi, tıpkı piramitlerdeki şu anlamsız deliklerin ruhları Oriona götüreceği tezinde olduğu gibi, incelendi ve hesaplandı ki arada geçen 4600 yılda ne Dünya sabit kalmış nede Orion takım yıldızı, dikkat edilecek olursa tüm tezler, Dünya ve diğer etmenlerin sabit olması üzerine yapılmıştır ama daha öncede belirttiğim gibi Dünya ve çevresindeki dahil ve üzerindekilerde dahil herşey değişmekte evrilmekte hatta yok olmaktadır, sabit bir şey yoktur ortada ki onu mihenk olarak alıp bak piramitler eşit bölmüştür diyelim, yada bir birlerinden milyonlarca km hızla uzaklaşan iki uzay cisminin bu eylemini göz ardı edip bak bu onlara göre yapılmıştır diyelim, evet piramitlerden çok önce bazı kavramlar ve döngüler bulunmuş ve İnsanlık tarafından kutsallık advedilerek inşa edilmiştir, mesela Avrupa kıtasındaki dolmenler buna en güzel örnektir, ana kapıları yaz gün dönümüne (dönemine göre şimdi değil) göre inşaa edilmiştir. Amaç yeniden dirilecek ruha yol göstermektir, yeniden doğan doğayı kutsamak/tapınmaktır, bu tip yapılara bilindik en güzel örnek Britanya'daki Stonehage'dir, salt bir tapınak değil aynı zamanda şifa merkezi ve mezarlık görevide üstlenmiştir tarih içerisinde, görüleceği gibi piramitlerden daha eski tarihlerde İnsanlar bir çok şeyi bilmektedir, bunun kökeninde salt din yoktur, tarım ve göç etmek gibi ritüellerde vardır, sonradan ticarette girmiştir bu davranışları şekillendiren unsurlar içerisine. Mesela kusurzu denilen piramitler aslında bir çok kusur barındırmaktadır. Mısırlılar o dönemde ''Pi'' sayısını bilmekte ve kullanmaktadırlar ama ''Pi'' sayısını virgülden sonra ancak bir kaç basamak bilmektedirler, bu yüzden piramitlerin tabanları 1 metre gönyesinden kaçmıştır, o dönemde Orion gibi sabit kabul edilen gök cisimlerinin mesefa uzaklık/mesafe tahminleri dahil bir çok matematik işlemi yapılmıştır ve belgelerle elimizdedir. Salt bilinenden hareketle konuşacak olursak: piramitler hakkında şu anda bilinmeyen çok az şey vardır ve bilindik tanrı ile alakaları günümüz dinlerine bir çok şey devretmiş olmalarından ibarettir. Bunlardan en bilindik olanı ise tanrı Amon kültünden hareketle Yahudilik ve ardılı dinlerin çıkmış olduğu tezidir. kayıp mu kıtası gibi sipesifik ve ortaya atıldığı 100 küsur senedir hakkında tek bir bilimsel veri bulunamamış tezler üzerinden yapılacak yorumlar ise boşunadır.

günümüz tanrı kavramını salt Mısır kökenine bağlamak yanlışt bence, Sümerler ve ardılı tüm o medeniyet ve dinleri çorbanın içine katmadan bir yere varılamaz kanaatimce...


Saygıdeğer üstadım,

Tabiki çok haklısınız dünya belirli bir hareket halindedir, bununla beraber bu hareketlilik yada başka etkenlerden dolayı doğal kabul ettiğimiz yer kabuğu oynaması, Deprem gibi etkinliklerde hiç bir yapıyı orjinal görünümde yada şekliyle günümüze taşınmasını engellemiştir,

Tabiki amacını ve yapılış aşamasındaki durumunu hiç bir şekilde net bilmediğimiz için neye göre kıyaslama yapacağımızı da tam olarak bilememekteyiz sadece fikir ve tahmin yürütebiliriz, Ancak hesaplamalar ve ölçüler baz alınarak yapıldıkları birçok yönleriyle anlaşılır durumdadır, bunun en büyük örneklerinden biride Piramitler deki firavun mezarlarının senede 2 defa güneş görmesidir, Firavunun taht'a çıkış ve Ölüm tarihi gibi,

Tesadüften öte bir matematik ve ilim bilgisi gerektirdiğini unutmamak gerek, Mistik bir görüş açısının Ruhani bir görüş açısından daha sağlam kaynak olduğunu düşünüyorum tabiki :)

Tanrı kavramını mısıra bağlamak için bir çalışma yoktur üstadım şahsımda Antik mısır öncesi Mu medeniyeti hakkında da örnekler belirtilmiştir, ancak Mısır tarihi daha çok dikkat çekici kaldı konuda.

Tanrısal anlamda bir kıyasalama dışında o dönemler de bile İnsanoğlunun Vahiy yada Peygamberlere gereksinim duymadan İlim sahibi olabildikleri ve İnsanüstü görünebilecek bilgiye kavuşabildikleri amaçlıdır, Her algıyamadığımız bilgiyi Mucize görmemek adına dır sadece,

Saygı ve Sevgilerimle,

güneşinzaptıyakın 12-02-2010 15:34

Eyvallah; her bilinmezi bir mucizeye bağlarsak vay halimize...

Mısır tezini sana bağlayarak konuşmamıştım bir kısım bilimsel tezleri dikkate alarak yapmıştım sadece, kişisel tercihler elbette saygı duyduğum değerlerdir, fakat benim için esas olan kurumlar ve temsil ettiği değerlerdir ve doğal olarak bu yönde bir eleştiri yapmaktayım, burdaki eleştirimde genel olarak din kurumu üzerinedir, tekil bir din üzerine değildir.

Tekrarlıyorum: piramitler adına bir giz yoktur, giren güneş o dönemdeki yaz ve güz dönümlerine denk gelen tarihlerdir, yukarda örneklediğim ve piramitlerden binlerce yıl önce bilinen ve uygulanan bir dinsel ritüeldir, piramitler adına bazı küçük ayrıntılar sadece henüz çözülmemiştir, mesela bir yere çıkmayan küçük bacalar gibi.

Söz konusu tüm yapılar tanrı kavramına adanarak yapılmışlardır, Firavun dediğimiz kişi yaşayan tanrı değilmidir? tıpkı İsa gibi oda baş tanrının oğlu değilmidir? tanrıların yeryüzündeki yansıması değilmidir? elbette Firavun gibi tanrılar içinde şanlarına yakışır mezar/mabedler yapılacaktır.

Özellikle matematik 19. yy bilim adamlarının öngördüğü gibi batıya ve yakın çağa ait bir bilim dalı değildir ve bu en bilindik olarak Sümerlerle ispatlanmıştır, söz konusu uygarlık ilkokullar için müfredat hazırlamakla kalmayıp, çarpım tablosu dahil bir çok matematik bilgisini öğretmişlerdir mesela, burda İnsanları yanıltan bir hususla konuya devam edelim, tabii devasa boyuttaki piramitler ile o dönemden daha eski ve benzer teknik ve matematik/geometri bilgisine sahip olarak inşaa edilen yapılar dahil arkasında yatan icad olayı gerektiğini göz ardı ederek sadece piramitlerin iş yükü/zaman artısına kanarak farklı bir statüye yükseltiyorlar ama mimarlıkta öğretilen bir yöntemde olduğu gibi bakarsak olaya, iş kilit taşını icad etmektedir ve bir defa icad edildimi, tüm su kemerleri, Amfitiyatrolar, hamam kubbeleri ve diğer mabed kubbeleri dahil inşaat yapmak çok kolaydır. Bunu piramit yapımına vb. tüm hayranlık yaratan binalara uyguladığımızda ardında yatan şeyin sadece bilgi olduğunu görürüz, İnsanlık sanıldığından daha eski tarihlerde bir çok bilgiye ulaşmıştır, bu bilgiye ulaşmasının iki sebebi vardır, yaşamsal aktivitelere devam edebilme gereksinimi ve dindir, dikkat edilecek olursa o devasa yapılar hep din adına yapılanlar sanılsada su kemerleri vb. sosyal gereksinim içindeki yapılar göz ardı edilir.

Mu kıtası ve devamındaki değerlere gelince, yukarda da açıkladığım gibi ortaya atıldığı günden bu güne geçen yüz küsur senedir hakkında tek bir bilimsel kanıt bulanamamıştır, tıpkı Atlantis vb. diğer mitolojik efsaneler gibi salt söylencede kalmıştır, fakat tüm benzerleri gibi işin ilginç yanı bir dinsel kurumda geliştirmiştir, benzer ritüel olarak latin Amerikadaki bir kült inanç paralellik gösterir ama taban olarak benzer kurumlardır. Bilimsel olarak kabul görmeyen bir tezin mevcut dinsel inançlara katkısı olabilirmi sorusuna ise evet olabilir ama çok düşük düzeyde kalacaktır bu etki diye düşünmekteyim...

cin 12-02-2010 20:05

Alıntı:

kim´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 288101)
Bilimsel bir açıklama istiyorsanız burada.
Ama nekadar bilimsel olduğuna siz karar verin.

"bir okul bahçesinde öğrenciler ortalıkta koşturuyorsa öğretmenin olmadığını, sıraya girmişlerse öğretmenin orada olduğunu anlarsınız. bakın havadaki gaz molekülleri de rastgele hareket ediyorlar, demek ki tanrı yok" Prof. Dr. Ali Demirsoy


Sayın Dr. Ali Demirsoy,

Tamam ama sayın hocam 3 dakikada bir biri gelip ben öğretmen vekiliyim yada Sınıf başkanıyım, diyerek çoçukları sıraya sokmaya çalışırsa ne olcak :)

6 D sınıfından 1454 numaralı cin :)

ilahimasal 19-01-2018 14:42

Olmadığının en büyük delili KURAN dır.
Kuran da bilimsel bir kitap!! olduğuna göre kurcalamanın icabı yoktur.

Tengrizm 19-01-2018 14:51

http://felsefe-alemi.blogspot.com.tr...simandros.html

Kuranda bilimsel mucize yok ki 6 günde yaratıyor,yıldızlar şeytana atılan taşlar,gök bir kubbe ve islam,hirsityanlık gelmeden M.Ö 610 2500 yıl önce Anaksimandros dünyanın boşlukta olduğunu ve dünya haritasını çizmiştir.


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 04:54 .