![]() |
Dünyada Adalet, Dünyada Cennet.
Yedi yaşındaydım. Üvey bir anne geldi evimize. Sol görüşlü ancak allah inançlı olan babam tüm yetkileri O'na verince dini bütün ve tam manasıyla yobazlık abidesi olan bu kadıncağızın ilk işi yaz tatilinde beni; mahallemizin camisinde başlayan "kuran kursu" na postalamak oldu. En sevdiğim okul arkadaşlarımın ailelerinde de aynı yönlendirme sözkonusuydu ve kuzu kuzu gidip geliyorduk ilk günler..
İlk haftadan sonra çekilmez bir hal aldı tabii. Artık evden çıkarken bahçedeki çeşmede abdest alıyormuş gibi yapıp aslında sadece suyla oynayarak abdest numarası yapardım. Buna rağmen gidip namaz esnasında okunması gereken onlarca sureyi de bir güzel öğrendim. Bazı günler kursu asıp oyun oynamak için kaytarıyorduk. Komikti... Saçlarımızı kapattırdıkları türbanları (yemeni) rüzgara doğru tutup koşardık deliler gibi. Bir de "sübhaneke süm süm deke/ annen koyun baban tekeee!!" gibi surelerden türettiğimiz bir yandan da için için cehennemde yanmaktan tırstığımız tekerlemeleri seslerdik koro halinde.. Hemen hemen her yaz bu iş düzenli olarak devam etti. Semerkand'lı bir babanın çocuğu olan babam, tüm solcu proleter yönüne rağmen benim anlamını hiç bilmedeğim duaları- sureleri öğrenmemden hoşnut görünüyordu. Ramazan ayları.. Heyhat.. Çukurova' nın kavurucu yaz günlerinde oruçlu olmak...O günler bana göre allahın dünyadaki cehheneminin kusursuz tasarımlarındandı ve cezalarını göze alarak okul kantininde bu tuhaf perhize lıkır lıkır götürdüğüm buz gibi ayranla son verip eve döndüğümde oruçlu gibi davranıyor öte taraftan da allahtan nefret ediyordum. Öyle böyle derken büyümeye de devam ediyordum tabii. On iki yaşlarında ergenliğe geçişlerimde yaz tatillerinin gelmesinden de tiksinir olmuştum kursa gönderileceğimi bilerek. Öte yandan üvey annemin batıl inançlarıyla islam miksi yapıp, ruhumda oluşturduğu baskı da giderek artıyordu. Babama örtünme(m) konusunda düşüncelerini kabul ettirmeye çalışıyordu. Neyski bu konuda vakıf olamadı. Yasin, tebareke, amme..... bunlar kuran hatmine geçişte ilk öğrenilen, daha doğrusu ezberletilen ayetler. Yıllar sonra bugün bile hafızamda bir kenarda duruyorlar, ne yazık ki geri dönüşüm kutulu bir yapıda değil belleklerimiz.. Çocukluğumun unutamadığım bunaltıcı hatıraları bunlar özetle. Bir süre sonra kadıncağız vefat etti. Açıkcası hiç üzülmedim sadece din konusunda değil hiç bir açıdan anlaşamadığım bir kişilikte olmasının da büyük etkisi var. Ailemde bir halam var örneğin başı secdeden kalkmayan tabiri caizse kafayı allahla bozmuş bir din delisi. Ancak kimsenin tavuğuna kış dememiş kimseyi bir taraf olmaya zorlamamıştır. Üvey anne öldükten sonra babamla başbaşa kaldık ve baskılar da sona erdi. Böylece allah ya da islamla hiç ilgim kalmadı diyebilirim. Aslında bu denli korkunç bir ucubenin nasıl olup da tanrı tahtında oturuyor olduğu da bir yandan zihnimi bulandırıp duruyordu. Öğrencilik günlerimde inançsız, agnostik ya da benim gibi nötr arkadaşlarımın varlığı ve aramızdaki konuşmalar ve sorgulamaların da etkisi oldu. Sonra bir gün babam öldü. Gitti.. Aniden.. Ruhuma o güne kadarki en büyük dumuru yaşatarak gitti... Benim için çok önemliydi bu adam. Büyümüş genç bir kadın olmuştum ama babasız bir koşulu hiç mi hiç tehayül etmemiştim. Bunalıma ardından da uzun bir depresyona girdim. Odadan çıkmamak insan ilişkilerimi sıfıra indirgemek tam manasıyla içime kapanmak v.b. karamsarlıklarla dolu bir sürecin içinde buldum kendimi.. Ardından bir kaç intihar girişimi, doktorlar, hastaneler geldi.. "Çocukluğumda çiğnediğim din kuralları yüzünden aldı babamı allah..!" Çünkü onu aldattım, abdest almadan namaz kıldım, kuranı tuttum, orucumu defalarca bozdum, mahallemizdeki bir oğlanın beni yanağımdan öpmesine izin verdim, bu da yetmez gibi oğlanlarla oyun oynadın haram olduğunu(!?) bile bile..Banyoya işedim, adetliyken mevlütlere katıldım, “yasini sen oku” dediklerinde, regl olduğumu söylemeden inadına okudum, surelerden tekerlemeler yaptım ve en kötüsü de allahtan için için nefret ettim. cehenneminden- cennetinden aptalca kurallarından ürkünçlüğünden… Aylarca süren depresyondan babamın yok olmasına dair çıkardığım sonuç buydu. Bu benim hatamdı, bütün bu kurallara uysaydım eğer bu kadar ani bir terkedilme içine de girmeyecektim, babam uzun uzun yıllar daha yaşayacaktı.. vs….vs…vs… Bu arada İst.'a çoktan taşınmıştık. Semt pazarından dua kitapları aldım. Onlarca hem de. Kuran okumaya başladım. Ama deli gibi her gece vakit bulduğum her gündüz... Namaza başladım. Kaza oruçları da ardından.. Apartmanda "Hidayet" isimli bir kadın vardı. Benimle ciddi bir ilgilenme içine girdi bu süreçte. Allah ve islam diniyle ilgili bir sürü şey anlatıyordu. Bir gün bir yemeni hediye etti bana. Örtünmem gerektiğini ve günahlarımı bu şekilde daha kolay affetireceğimden söz etti uzun uzun.. Ailemdeki diğer sevdiklerimi kaybetme psikozu yaptığım hiç bir ibadetin yeterli olmayacağı kanaati yiyip bitiriyordu öte yandan da tam anlamıyla a-sosyal bir kişilik olma yolunda hızla ilerliyordum. Bir gün türban örterek çıktım sokağa.. Eğitimci olan ablam ilk tepkiyi verdi akabinde. Sonra diğer aile bireyleri.. Umursamadım. Bana göre bu onları hayatta tutacak bir bedeldi o günlerde. Hidayet' le en sonunda tekkesel bir yere gittik, zikir tutmuş hopur hopur hoplayan bir sürü yaşlı kadın vardı bir perdenin ardında da tuhaf dualar okuyan bir adamın sesi geliyordu. Açıkcası çok korktum. O gece berbat düşler gördüm. İçinde bulunduğum buhrana bu kara çarşaflı- cübbeli kişilerin yardım edebileceğini sanmıyordum bir şeyler yanlış ve eksikti. Türbanı örtmeme rağmen dinsel açıdan kadın- erkek meselesinde kadınlar olarak adil bir statüde olmadığımız kanısındaydım. İslam- ibadet ve türbanla dolu bir kaç ay yavaş yavaş sorgulamanın yön değiştirmesiyle yerini en başta sosyalleşmeye bıraktı. Hidayet' le konuşup islamdaki çelişkileri anlattım, içime şeytanın girdiğini derhal tekrar doğru yola girmem gerektiğini, alacağım cezalar ve tabii cehennemi, orada babamı görmemin mümkün olmadığını anlattı uzun uzun.. Babamı yitirdiğim süreçten önceki öz benliğime yeniden kavuşmuştum sanırım. O kadınla bir daha görüşmedim. Hoş o da beni her gördüğünde başını çeviriyordu artık. Türbanlı ve dindar beni sevmişti bir iki ay önce.. Şimdiki başı açık kız O'nun muhatabı değildi sanırım. Tüm din kitaplarını yok ettim. Yerine pek çok yeni kitap aldım. Ablam kendisine verdiğim eski felsefe kitaplarımı tekrar getirdi. İlhan Arsel'in Şeriat ve Kadın, Şeriat ve Kölelik, Şeriattan KıssalarI-II, Aydın ve Aydın adlı kitaplarını da kitaplığıma kazandırdım o yıllarda… Sosyalist bir örgütlülük içerisinde olduğum günlerime tekrar dönüp görüşmeyi kestiğim arkadaşlarıma yeniden kavuştum. Bunalımımdan er geç çıkıp aralarına döneceğim günü beklediklerini söylemişlerdi hiç unutmam.. Dünyada adalet dünyada cennet..Hür iradeyle hiç bir baskı altında kalmadan hayatı gerçekliğiyle kavramak ve Dinlerden özgür olmak... |
Saygideger matilda;
Yasam oykunu, hic bir negatif degere basvurmadan dile getirmen, bence; taktire sayan. Cok da acik ifade etmissin. Su an kendini nasil tanimliyorsun? Saygilarimla; evrensel-insan |
Alıntı:
Kendimi öncelikle "ateist" ve son cümlemde de belirttiğim gibi "Dinlerden Özgür" olarak tanımlıyorum. Saygılarımla |
Saygideger matilda;
Tartisma acmak icin degil, sadece senin dusunceni daha iyi algilayabilmek icin soruyorum. Kendini ateist olarak tanitan bir kisi olarak, algiladigin ateizm; antiteistmidir? Yani, hem kisileri teizmden caydirmak, hem de teist olanlarla, onlarin "yanlis" dusundugunu, dusunerek bir mucadelen var mi? Birde, yaratici/tanri/Allah v.s. konusuna nasil bakiyorsun? Saygilarimla; evrensel-insan |
Bircogumuzdan daha zor kosullar altinda yetismissin matillda; akil ve mantik en sonunda galip gelmis. Dunyaya, yasama, seni ters etkileriyle geri donduren carsaflilara, sukretmek mi gerekiyor acaba:)
|
Alıntı:
Sosyal çevremdeki sorgulayıcı kişiliklere sonrasında da eni sonu kendi mantığıma ve ruhuma sanırım sevgili vartor... |
Alıntı:
Sevgili Evrensel İnsan Hür irademle kendi tercihim olan tanrı tanımaz görüşüm, dinlerden özgür olmamın kişisel bir son noktasıdır. Bu tercih kapsamında inanan insanları ya da agnostikleri veya nötr olanları özetle; şu veya bu düşüncede olanları bir şeyden caydırmak kendi seçimimi dayatmak gibi bir tutum içinde olmam kişisel ve insani değer yargılarım ve özgür seçimler konusundaki düşüncelerimle ters düşer. Böyle bir niyet içerisinde değilim. Dikkat ettiysen ailemdeki çok sevdiğim ve saygı duyduğum ama son derece de koyu bir dindar olan "halam" dan söz ettiğim gibi inancını kendi içinde yaşayan bunun üzerinden başkalarının iradesi üzerinde baskı oluşturmayan her insana saygım sonsuz. Bu Tibet Dağları' ndaki budist bir kişilik de olabilir, Doğu'nun kuş uçmaz kervan geçmez bir köyündeki halam örneğindeki gibi müslüman bir kişilik de... ya da X bir kilisede rahip, korodaki zenci bir çocuk, yahudi bir haham da olabilir... İnsan olmaları üzerinden değerlendirebilirim ancak. İlk etapta kişilerden daha ziyade kişilere dayatılan korku ve iradelerinin dışında ezber- tahkik ve de kaçınamayıp içine düştükleri tatbik alanınının başlangıcına ve dağılımına bakmak lazım. Tanrısını, allahını, putlarını, ateşini, ineğini, vesairesini...... başka insanlar, kitleleler, seçimler vb. üzerinde tek tip şekle sokarak, mutlaklaştırıp bir baskı unsuru oluşturmaması koşuluyla. Sosyal, politik, piyasa ve çıkar çerçevesinde dayatılıp kitlelere afyon gibi verilip ardına da ucube bir tanrı koyularak mutlak bir pazarlıkla bireyi olsa olsa korkak ve bencil hatta cahil ve sorgulamaz bir pozisyona sokan, pış pış ve cennet vaatli masalların reel dünyaya tesirinin özellikle ortadoğudaki yansımasını insanlık yüz yıllardan beri az çok görüyor ya da gören gözler için çok açık dersem sanırım daha yerinde olur değerli Evrensel İnsan.. Uzun ve karmaşık oldu üzgünüm. Ancak tarafından azıcık da olsa anlaşılabildiysem bu beni mutlu eder. Tanrıya inanmıyorum- varmış gibi ısrar edilmesinden- dayatılmasından- politik arenalarda ruhumun ve benliğimin vaatlerle sömürülmesinden yana değilim. İfade ve düşünce özgürlüğü şu aşamada en önemsediğim gerçektir. Sonrası: .............................................. bu kısım benim dünya ve politik görüşümle değerlendireceğim, dolayısıyla ben ve ben gibi düşünenlerle ortak görüş - karşısında olanlar açısından da karşıt görüş argümanına gireceğinden forum başlığının dışına taşacak bir konudur. Niyetim siyasi tartışmalara girmek değil. Forum başlığı kapsamında dine dair yaşadıklarımı son tahlilde seçimimi dillendirmek sadece bu... :) Teşekkürler ve Saygılar |
Saygideger matillda;
bir şeyden caydırmak kendi seçimimi dayatmak gibi bir tutum içinde olmam kişisel ve insani değer yargılarım ve özgür seçimler konusundaki düşüncelerimle ters düşer. Böyle bir niyet içerisinde değilim.-matillda- Samimi aciklamalarin icin tesekkurler. Yukaridaki senden alinti yaptigim cumle; senin pek yildizinin dogal dusunceyle barismayacagini soyluyor. Cunku evrensel-insan dusuncesinin, dogal dusunceyi algisinda, bu; inancsal/ideolojik dogrulari sahiplenmeme, sabitlememe ve totoliter bir politik amacin, araci olarak; insanoglunu kullanmama ozunu iceriyor. Ayrica, herkesin, kendi icin sectigi; tabusal/verisel/degersel degerlere de saygi gosterimi, tamamen bireysel bir bilinc iceriyor. Sonucta insan v onun insanligi adina, dusunce bazinda; dogal dusuncenin her turlu sorunsal yapisini da gozler onune sermek ve insanligin onunde ne gibi bir engel teskil ettigini; kisiler ve kisilerin kisilik kimlik degerlerine girmeden, gostermek gerekiyor. Aslinda, bu konularda; daha detayli gorus belirtmek istersen, felsefe-psikoloji bolumundeki "evrensel'in Kosesi" ne yazabilirsin. Evrensel-insan gruplarina bir goz at, istersen; belki senin dusuncene uyan bir grup bulursun. Saygilarimla; evrensel-insan |
sayın matilda..
eğer ben sizin gibi hayat serüveni yaşasaydım ben(kendi açımdan söylüyorum) dahada allah inanırdım,ona bağlanırdım,yardım isterdim,..bu cümleyi derken benim müslüman olduğumu zannetmeyin:D değilim.. hayatınız benim açımdan: çok ilginç buldum..yani şöyle açıklayım..bir insan ya inanır ya inanmaz bu böyledir..siz ikisi arasında kalmışınız..bir açılmışınız bir kapanmışınız...anlamadım.. ((lütfen bu küçüğü yanlış anlamayın:):))) saygılarımla.. |
Alıntı:
Sn emre 1994 Bakınız: Turan Dursun Yaşamı. Efenim dünya üzerindeki insanların mutlak bir düz yolda yer alarak tercihlerini dosdoğru zeminlere oturtması ne kadar mümkünse sizin de beni ve benim gibileri anlayabilmeniz o kadar mümkün sanırım :) :juggle: Teşekkürler :) |
Alıntı:
Sevgili Evrensel İnsan Felsefe- Psikoloji köşesine bir ara göz atarım ok. Öncesinde ifade ettikleriniz ve önerileriniz için de teşekkür ederim :roll: Düşünceme uyan bir grup arayışı içinde değilim ya da böyle bir kaygım yok dersem daha uygun olur :) Saygılarımla Herdaim, iyi kalınız |
Yaşadıkların kadar anlatımını da çok etkileyici buldum matillda.. Ve iyi ki onları yaşamışız...
|
Alıntı:
Teşekkür ederim sevgili thunderpoint Katılıyorum.. İyi ki yaşamışız :) Saygılar |
Saygideger matillda;
Düşünceme uyan bir grup arayışı içinde değilim ya da böyle bir kaygım yok dersem daha uygun olur -matillda- Ben sana sadece, haberdar olman icin ve bilgin olsun diye bu gruplardan bahsetim.Bu gruplar, politikanin; ideolojik/inancsal dogru rekabetli/ihtilafli/tartismali gruplari degil. Sadece, ayni dusunceyi paylasanlarin, biribirinden bilgi/bilinc/deneyim/gozlem alisverisi gruplari. Felsefe gruplari Linki; http://www.turandursun.com/forumlar/group.php?cat=4 Bu da evrensel'in kosesi'nin, ilk index linki; http://www.turandursun.com/forumlar/...t=5958&page=67 Saygilarimla; evrensel-insan |
Alıntı:
Teşekkür ederim sevgili Evrensel İnsan.. Sözkonusu linkleri ziyaret edeceğim. Sevgi ve saygılarımla |
hikayeni okudum hemen hemen benimkine benzer bir hikaye. benim babam yerine evrendeki en sevdiğim dostlarımdan birinin ölmesi üzerine olaylar gelişiyor.
konu açmaya yetkim yokmuş sanırım açamıyorum ilgilenirseniz sevinirim. |
Alıntı:
Forumlara yazdığın msjlar arttıkça başlık açma yetkin belli bir limitten sonra açılır. Tanışalım bölümüne yol yöntem bilgisi sor yetkili arkadaşlar bilgilendirir. Teşekkürler Saygılar :) |
Ya matillda, bu ne güzel anlatim böyle. Bu yasadiklarinin hicbirinden haberim yoktu ve oldukca sasirdim. Bir de seni taniyorum saniyordum kendimi. Gerci her insanin bir öyküsü vardir, ama bazi öyküler ne kadar da derinlikli oluyor. Disardan bakinca dinle hic alakamiz yokmus gibi görünüyoruz, meger bizi ne kadar etkilemis zamaninda.
Oykun cok etkileyici. |
Sevgili Sargon
Bir ben vardır bende benden içeru :) Teşekkürler |
hikayen cok anlamlı.yazımın akıcı ve cesur.rahat ve acıkca ıfaden ıcın tesekkurler.hemen hemen cogu arkadasımız da senın dusutugun duruma duserek bu yolu secmıslerdır dıye tahmın edıyorum.yanı bır donem uzerlerınde baskı olmus ve bunun sonucu ters tepkı olusmustur.zor zamanları yaratıcısız atlatabılıyorsan zaten olup olmaması o kadar da onemlı degıldır :)
ortaokulda ayet el kürsiyi türkçe ezberledım.ogretmene de gerekce olarak arapca anlamadıgı ve ezberleyemedıgımı soyledım.asırı bır tepkı gosterdı ve 1 vermıstı. :) ancak lıse bıtene kadar bu alıskanlıgımı hep surdurdum ve yerını ınada bıraktı :D ve hıc 2 alamadım dın dersınden :) benım ınanmama sebebım bu degıl tabıkı.sadece kucuk bır anı :) umarım forumda kırlılık yaratmamısımdır. tesekkur ederım... |
Hikayen, inişli çıkışlı olduğu kadar anlatım tarzıyla adeta bir film senaryosuna dönmüş matillda. Böyle zor yolculuklar güçlü iradeyle aşılabilir ancak.
|
Alıntı:
Eni sonu kendi doğrumuza ulaşmak mutlandırıyor.. :) |
Sevgili Matillda bir solukta okudum hikayeni. Gerçekten çok etkileyici. Bu hikayeyi senaryolaştırmanı öneririm.
İfade yeteneğin hayal gücünün kuvvetini ele veriyor. Senaryo hakkında çok basit pc proğramları var. ilgilenirsen bu konuda link verebilirim Bilgisayarına proğramı yüklüyorsun, gerisi hikayene ve gözlem gücünü ifade etmene kalıyor. Oskarlık iş çıkarabilirsin. Çok ciddiyim:) |
http://img136.imageshack.us/img136/3880/leon9ir.jpg
Bir film vardı zamanında, muhteşem bir film, adı: Leon Jean Reno başroldeydi, o zamanlar daha yaşı çok ufak olan Natalie Portman'ı da küçük Matilda oynuyordu. Sen o olmalısın. Eğer sen oysan nickini sil, git Amelie falan yap. Ancak Amelie yazmış olabilir bu hayat hikayesini. Çünkü matilda sabırlı bir kızdı. Leon'un sözünden çıkmazdı. İkisinin de kaybedecek hiçbir şeyi yoktu ama Leon'un fazladan bir çiçeği vardı. Çünkü o çiçek Leon'un elinde kalan tek şeydi. Ama matilda'da o da yoktu. Çiçeksiz Leon zaten ölü bir Leon'du. Herşeyini gözden çıkardı bu katil, ama bir tek o çiçeğe zarar verdirmedi. Onunla paylaşabileceği tek şey o çiçekti, zaten fazlasını veremezdi. Çiçek onun ümidiydi, yaşama sevinciydi, herşeyiydi, hatırladın mı? Oysa meyve vermiyordu, zaten Leon meyve de istemiyordu. Matilda da meyve istemedi. Ama görüyoruz ki, bu matilda ufak çiçeklerden koca koca meyveler beklemiş. Önce Leon gibi saksıdaki çiçeğe sabırla ve sevgiyle yaklaşmasını öğrenememiş. Herşeyi olan o çiçeği öfkesine kurban ederek paramparça etmiş. Ve en sonunda da bu olmuş: http://img.blogcu.com/uploads/Mesaji...e_you_leon.jpg Not: Bir ara bana "Shape of my Heart" çalar mısın? Sting'den olsun. |
Yine cinler basmis schopeni, ne dedigini bilmiyor.:)
Sen kusuruna bakma ablasi, o da buyuyecek zamanla... |
Yanlış çıkarım schopen, Matillda öfkesine yenilmedi, babasının ölümüne yenildiği için küle döndü ama teslim olacak kadar zayıf değildi ve _ANKA_ olmayı başarıp küllerinden yeniden doğdu. Şu anda özgürce kanat çırpıyor.
Öfkesine yenilmek demek, öfkenin kökenini sorgulamadan kabullenmeyi dayatmak demek. Matilldaya da öfke duyduğu şeye teslim olmak yerine korkuyu zayıflara bırakarak bedeli göze alıp özgürlüğe uçmak yakışırdı zaten. |
http://t2.gstatic.com/images?q=tbn:1...67/Phoenix.jpg _ANKA_ Matillda
|
Alıntı:
Linke bir göz atmak isterim sevgili saroz ;) Çok teşekkür ederim. |
Sevgili schopenhauer
Hafif derecede, birazcık, sanki böyle azıcık - sinirli- yaklaşımdaki vurgular, benim görüşlerimle uyuşmasa da (ki uyuşmak zorunda da değil elbette) fotograflar çok şahane olmuş :) Sarfettiğiniz emek için çok teşekkür ederim. istek şarkı da er geç çalınacaktır ;) |
|
Teşekkürler sevgili saroz :)
Hani bir şey olacağından değil merak ettim ;) |
Alıntı:
Mutlaka proğramı indir ve senaryoya hikayeni oturtmayı dene. Sen de şaşıracaksın başardığın işlere. |
Kendimi sınamak istiyorum en azından
küçük harflerle bu işe "evet" demek oluyor ;) |
Haftaya sorarım ne kadar yazdın diye:)
Filmin çekilince galaya bizi de çağırırsın artık. En ön sırada schnauper le birlikte seyretmek isterim:) |
Alıntı:
Bu çok iyiyidi saroz. sanırım 60 sn kadar kesintisiz katılarak güldüm :) :) Sağol varol e mi. |
canım harika olmuş gerçekten yaşadıklarınla okadar benziyen noktam var ki hem şaştım hem sevindim..
cesaretini tebrik ederim yazım dilindeki güzellikle daha 3-5 sayfa okurdum :) senaryo -film kısmını bilmem ama kitap yaz sen kitap ben okurum .... |
En iyisi once kitap, sonra filim. Da Vinci kodu da oyle olmamis miydi? kim duymustu Don Brown adini daha once? hem isim olarak Matillda daha da, guzel, soylemesi hem muzikal hem de akillarda kalabilecek bir isim: umarim meshur oldugunda bizleri unutmazsin; hep oyle oluyormus:(
|
Alıntı:
Seninle ilgili ümitlerime her geçen gün yeni bir darbe indirmektesin. Böyle giderse, ebediyet diyarında yanyana cennet kapılarına yürümek bir yana, bu yeğenini sana beyaz mendil sallarken göreceksin. Lakin amcacığım, kendin cehennemde yanacaksın yanmasına da, bu garip ve garibeleri de peşine takacaksın. Hanımablamızın yazısına verdiğin gazın abartısı ortada. Bunu, onun ateizmini sağlamlaştırıcı etkiye sahip olması adına yaptığın da. Ne diyelim kendi düşen ağlamazmış. Ama sana olan sempatimin bir sonucu olarak ben seninle ilgili biraz daha ümit edeceğim. Ateş bu, sobanın karşısında ısınmaya benzemez. Ee biz de insaniyet hala ölmedi :) Not: Sevgili Vartor Amcacığım, en kısa zamanda senin de hidayet öykünü okumak isteriz. Bizi şöyle 60'lı yıllarda bir zaman tüneline götür. Ellerinden öpmek isteyen yeğenin Schopenhauer |
Matillda meşhur olduğunda bizi bilemem ama schopen'i kesin hatırlayacaktır:)
|
Sevgili yegenim, anlayabilene alim adi verildigi bir kitapta bulabildiklerine karsin, sevgili matillda'nin oykusunu mukayese edecek olursam, her satirinin cagdas problemleri yansitmasi, ve insanin bunlari mantigiyla yenebilmesini gostermesi yonunden, digerine kiyasla, nobel edebiyat armaganina bile layik goruyorum. Peki senin, yazarin ateist olmasi disinda, itiraz ettigin ne ?
Not: kimseye elimi opturmedim, opturmem de, ama sikica bir sarilip yanaklarindan operim:) yegenim. |
| Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 23:12 . |