![]() |
BUNLARI OKUYUPTA INANMIYORSANIZ BASKA SOZE GEREK YOK
|
Vücudumuzda sayamayacağımız kadar çok sayıdaki atomların çekirdeklerindeki protonlar çekim gücü uygulamakta, elektronlar ise hareketleriyle bu çekimden kaçmakta, fakat yörüngelerini de aşmamaktadır. Atomun içindeki bu oluşumlar nükleer çekirdek kuvvetiyle, atomdaki elektriksel kuvvetle uyumlu bir şekilde sürekli faaliyet içindedir. Bir sandalyeye oturduğumuzda "ben" dediğimiz vücudumuzun atomları sandalyeyle karışsa, yere uzandığımızda vücudumuzun atomları yerle karışsa, "ben" dediğimiz atom topluluğu olan varlıktan eser kalır mıydı? Ya oturduğumuz sandalyenin elektronları ile vücudumuzun elektronları çarpışıp bir karmaşa çıksa, ya da yere uzandığımızda yerdeki atomların çekirdeklerindeki çekim gücü, vücudumuzdaki atomları karıştırsaydı var olabilir miydik? Tabi ki hayır. Varlığımızdan ne eser kalırdı, ne de var olabilirdik. Varlığımız hem çekimlerin, hem hareketlerin, hem diğer kuvvetlerin ayrı ayrı yaratılmalarıyla, hem de tüm bu kuvvetlerin mükemmel bir uyumla beraber faaliyet göstermeleriyle mümkün olmaktadır.
Yoktan ortaya çıkan kuvvetler, bu kuvvetlerle yaratılan harikulade atomlar, harikulade yıldızlar, harikulade yaratılışlar. Herşey bize Allah'ı hatırlatıyor... Sevgili adn, verdiğin linki tıkladım.Çok teşekkür ederim.Gerçekten de bilgilendiren ve aydınlatan bir site (kendi adıma konuşuyorum). Ve yemin ederim yukarıda ki yazıyı okuyunca ürperdim. Allah (c.c.) ın büyüklüğünü, yüceliğini bir kez daha hissettim. Darısı inanmayan veya inkar edenlerin başına... |
bizler sadece bunlari okuyup var olan inancimizi pekistirebiliriz....ama asil ilginc ve mucizevi olan inanmayan kardesimin bunlari okurken bi anda kalbini acmasidir(bana oldugu gibi)....yinede bunda huzur bulmuyosa kardeslerimiz yapacak hic bir sey yok duadan baska...... Allahin dedigi gibi asla ve asla zorlama yoktur....yada inancsizligindan oturu kinama ve nefret bizi emredilen hosgoruden uzak tutar.....birde burda gordugum kadariyla aslinda sevindigim ve ilk defa karsilastigim bir seyde var....ateist kardeslerim etrafimdaki muslumanim diyen cogu insanndan islam konusunda daha bilgi sahibi insanlar...sadece kalpleri yanlis yorumluyor...hatta bazen sanki robot gibi sadece akillarini kullaniyorlar:( ama buda cogu zaman karsina aldigi musluman bi arkadas yuzunden oluyor...soz duellosu akil savasina donusuyor....halbuki hic bi musluman kardesimin burda amaci fikrini dayatmak olmamali....islamda sadece teblig vardir....iletme vardir....karsindaki bu iletiyi alir veya almaz gerisi muslumana dusmez....SADECE SAVUNDUGUMUZ INANCLARI FIKIRLERI KABUL EDENLERI SEVSEYDIK COK SEVGISIZ KALIRDIK.....
her kim olursan ol Allah bi gun bi yerde kalbine dokunup kendinden haberdar ediyor....O nunla sohbete dalmak ve hep yaninda olmaksa SENIN SECIMIN......O seni buna zorlamaz......ATEIZM ALLAHIN VERDIGI OZGUR IRADENIN TA KENDISIDIR......insanin secme hakkidir... HANGI ANNE COCUGUNU ATESE ATABILIR KI ANNE YUREGINI YARATAN ALLAH INSANLARI ATESE ATSIN:) |
Linkte belirttiğiniz sayfada yazılan mucize iddialarının hiç biri doğru değildir. Hangi mucize iddiasınına cevap vermemi istiyorsanız buraya yazınız.
|
Rahman 19.ayet
Salmistir iki denizi;bulusp kucaklasiyorlar Rahman 20.ayet Bir ayirici var aralarinda; kendi sinirlarini asmiyorlar evt cem arkadasim cebelitarik bogazinda denizlerin biribirine karistigini isptlarsan bana sevinirim.... |
adn izninle bunu ben açıklayayım.
Öncelikle şunu bilmek gerekir: kuranda cebeli tarık boğazından bahsedilmez. Sadece iki denizin suları karışmaz denmiştir. Tatlı su ve tuzlu suyun karışmazlığı ilkesi ise muhammedden yaklaşık 550 yıl önce yaşamış Gaius Plinius Secundus tarafından keşfedilmiştir ve bu kişinin yazdığı "Naturalis Historia" adlı eserde durum izah edilmiştir. Kısaca muhammedin yaşadığı yıllarda tatlı su ve tuzlu suyun karışmayacağı zaten bilinen bir gerçektir. |
Sevgili and
Ayni rahman suresinin diger ayetleri… 5. Günes ve ay bir hesaba göre (hareket etmekte) dir.Ayin,gunesin, yildizin, gecenin, gunduzun ve gunesin rutin hareketlerini soylemekmidir kehanet… bu period milyonlarca yildan beri tekrar edilmiyormu…muhammed soylemeseydi bugunki insanlik bu bilgiye sahip olamayacakmiydi.. 10. Allah, yeri canlilar için yaratmistir. 11. Orada meyveler ve salkimli hurma agaçlari vardir. 12. Yaprakli daneler ve hos kokulu bitkiler vardir. Agaclari ve hos kokulu bitkileri,hurma agaclarini meyvalari, koku alma ve gorme yetisi olan her insanin soyleyebilecegi seylerdir…zeka sahibi olmanin gostergesi bile degildir..Bunlar muhtesem ayetlermi sizce..burada insanlari birazda salak yerine koymus olmuyormu muhammed..? 22. Ikisinden (denizlerden) de inci ve mercan çikar. Bu ayetleri deniz gormus, gozleri goren,akli kamil herkes yazabilirdi…denizden inci, mercan balik vs.ciktigini… 26. Yer yüzünde bulunan her canli yok olacak. Her canlinin olecegini soylemekmidir buyuk sir? …olumsuz canli oldugunu soyleyen bir gorus varmidir bu dunyada?.. Bunlarda 78 ayetli rahman suresinin 28 adet zengin icerigi olan diger mucizevi ayetleri Rahman 13. O halde Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlayabilirsiniz? Rahman l6. O halde, Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlayabilirsiniz? Rahman 21. O halde Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlayabilirsiniz? Rahman 23. Simdi Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlayabilirsiniz? Rahman 25. Öyleyken Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlayabilirsiniz? Rahman 28. Öyleyken Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz? Rahman 30. O halde Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz Rahman 32. Hal bu iken Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlayabilirsiniz? Rahman 34. Öyleyse Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz? Rahman 36. Öyleyken Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz? Rahman 38. Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz? Rahman 40. O halde Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlayabilirsiniz? Rahman 42. Öyleyken Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz? Rahman 45. Simdi Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlayabilirsiniz? Rahman 47. Öyleyken Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlayabilirsiniz? Rahman 49. Öyleyse Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz? Rahman 51. Öyleyken Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz? Rahman 53. Öyleyken Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz? Rahman 55. Öyleyken Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz? Rahman 57. Öyleyken Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz? Rahman 59. Öyleyken Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz? Rahman 61. Öyleyken Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz? Rahman 63. Öyleyken Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz? Rahman 65. Öyleyken Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz? Rahman 71. Öyleyken Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz? Rahman 73. Öyleyken Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz? Rahman 75. Öyleyken Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz? Rahman 77. Öyleyken Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz? Yahu inanilacak gibi degil…bu mudur muhtesem dediginiz kitap…bu mudur her kelimesinde mucizeler sakli olan kitap…bu mu butun alimlerin toplanip bir ayetinin bile yazilamiyacagi soylenen kitap…diger surelerde de durum cok farkli degildir...ayni nakaratlar, ayni soylemler... bu kitap din kitabi olmasaydi, bu sacmaliklarla dolu kitabi basacak yayinevi bile bulunmazdi... bunlari okuyupta inaniyorsan soyleyecek tek kelime yok adn kardesim.. Bu ne komikliktir... |
sevgili gagavuz dostum
kim dediki hz.muhammed bunu solemesydi biz yorungeyi bilemeyecektik yada dunyayi hala tabak gibi sanicaktik...kaldi ki dunyanin yuvarlak oldugunu kutuplardan basik oldugunu ve yorungeleri kesfeden insanlar Kuran okuyup mu buldular bu gercekleri.... burda dikkat edilmesi gereken hz muhammed bunlari soylerken bu gercekler varmiydi... tabi yine parca pincik edip sunmussun sureyi onumuze icinden tekrarlayan kisimlarini ayirip....ama bilmedigin bir sey var rahman 5 ile rahman 8 i okuyup kalbini acip dusundugunde ortaya su cikiyor.... rahman 5 gunes ve ay.hesaba baglidir herbirinin her seyi rahman 8 azginlik etmeyin olcu ve tartida saptirmayin mizani derin derin dusunen insan icin su sonuc cikiyor.....Allah diyor ki ben gunesi ayi yarattim ve onlari bir yorungeye oturttum....ve cok ince hesaplarla yaptim bunu.....(gunesin birazcik dunyaya yakin olmasinda basimiza gelcekleri duymussunuzdur herhalde...) ve rahman 8 de de diyorki siz de olcunuzde hesabinizda dikkatli olun...ornek olarak da benim kurdugum sisteme bakabilrsiniz diyor... hatta rahman 7 ile pekistirebilirizde bunu rahman 7: ve gok.yukseltti onu.ve koydu sasmaz olcuyu mizani... sonrada rakman 8 de de olcuyu mizani saptirmayin diyor....acaba hem ticaretteki hesabimizda dikkatli olmamamizi soylerken ayni zamanda bize ayni ayetle OZON TABAKASINIDA delmeyin diyor olabilirmi....5-6-7-8 ayetleri okuyup bnm yasdiklarimla bi dusunurseniz birazcik cok sevinirim...suphesiz ki dusunen icin bi kotuluk olamaz degilmi sevgili gagavuz kardesim hani diyorsun ya bu mu her kelimesi mucize kitap... vallahi bilemiyorum her kelimesi mucizemi degil mi.....surekli tekarlanan ayetlerin oldugu bir kitap mucize olamaz tabi ki de senin icin.... ama zaten sen yukarda yazdiklarimi bilip kitaba inanan birisi olsaydin rahman suresinin okundugu anda cinlerin toplanip bu sureyi dinlediklerini ve her RABBINIZIN NIMETLERINDEN HANGISINI YALANLIYORSUNUZ dendiginde onlarinda RABBIMIZIN NIMETLERINDEN HIC BIRINI YALANLAMIYORUZ dediginide biliyor olucaktin... diyeceksin ki cin ne alaka....su alaka.....rahman 15 alakasi bu.... Ama zaten Allah yok ki kitap da yok....cin nerden cikti birde basimiza... INANC INANCSIZLIKLA COZULMEZ DEDIGIMDE anlatmaya calisistigi suydu... kitap inancsizlikla hosgorusuzlukle cozulemez... hosgoruyu inanci 3boyutlu bir gozluk olarak dusunurseniz ve onunuzde izlemeniz icin bir 3boyutlu film varsa gozlugu takip izlemelisiniz... yoksa her zaman bulanik goreceksiniz... |
adn arkadaşım sitemizin aşağıdaki sayfasında sorunun yanıtı detaylı bir şekilde var. İnceleyebilirsin:
http://www.turandursun.com/modules.p...rder=0&thold=0 |
Benim anlamadığım olay şu;
Diyorsunuz ki bu olay daha evvel bulunup ispatlanmış ve yayınlanmıştı. Peki Hz.Muhammed (SAV) koskoca arap yarımadasında sizin deyiminizle çöldeki muhammed bu eseri veya bilgiyi nerden bulupta yazacaktı?Haa diyelim ki duydu veya okudu, kendi yazmış olduğu kitaba (ki sizin iddianız) başkasından almış olduğu bilgiyi neden koysun?Sonuçta böbürleneceği bir şeyi bir başkası zaten keşfetmiş.Ya da ilerki zamanlarda insanlar " benim için "Bak ne kadarda bilgiliymiş" desinler" amacıyla yazmışsa bu kitabı, sonrasını hiç mi düşünememiş?İnsanlar demiyecekmiydi ki "Eee ne var bunda, bu zaten bulunmuştu". Yani Hz. Muhammed bunları göze alacaktı.Kısaca bir örnek verirsem, çok ünlü bir korku romanı yazarı, Stephen King in eserlerinden birindeki cinayet veya vahşet sahnesini kaynak göstermeden kendi kitabına kopyalıyor. Ama insanlar "Aaa biz bunu daha evvel S.King in kitabında okumuştuk" demeyecekler mi? Veya o çok ünlü yazar bu riski göze alabilecek kadar mı enayi?İnsanlar demeyecekler mi onun için "KOPYACI" diye.Ufacık bir paragraf için o zamana kadar yaptığı kariyerini yerle bir edecek kadar aptal mı?Değil tabii ki! Yapmayın allahaşkınıza yaa!! |
Believer Arkadaşım,
Muhammedin döneminde Arabistanda okuma-yazma oranı %1 civarlarında tahmin ediliyor. Yani son derece cahil bir toplum söz konusu dönemde. Bu nedenle Muhammedin yazdırdıklarının başka kaynaklarda da olduğunu bilen insan sayısı çok az sayıda. Bunlardan bazıları daha o dönemde bu durumu anlamışlar ve Müslüman olmamışlardır. Örneğin Muhammede babalık eden Ebu Talib hiç bir zaman Müslüman olmamış. Nitekim öz amcası Ebu Leheb (Abdüluzza) de aynı şekilde. Muhammedin yalanını, kopyalarını keşfeden pek çok diğer insan zındık, kafir, müşrik vs. suçlamalarla sindirilmiş, kiminin ise kelleleri uçurulmuştur. Örneğin Ka'b Bin Eşrefin. Bazı insanlar ise Muhammedin bazı açıklarını yakaladıktan sonra İslamdan çıkmışlardı o dönemde. Örneğin Vahiy katiplerinden birinin "Muhammed, benim ona öğrettiğimden başka bir şey bilmez" deyip islamdan ayrıldığı bilinmektedir. |
sevgili cem arkadasim
verdigin linki okudum....tam da guzel bir calisma yapmislar diyecekken...guvenimi sarsan bir seyi farkettim...ve sonra bir cok seyi... RESIM KESIK DEGIL......TAM TERSI ALTTAKI RESIM EKLENMIS!!!!!! nasilmi farkediliyor...hadi gelin 2 resmide bilgisyaramiza indirip resimler arasindaki farki bulmaca oyunu oynayalim.... lutfen cem arkadasimin verdigi linki acip resimleri bilgisayarimiza download edelim oncelikle.. 1. sagdaki SUYUN ALTTARAFA KARISMASI ibaresi bir ekleme....hmn altindaki kucuk harfle yazan ---akdeniz---kelimesiyle beraber incelersek yukardaki resimde de ---akdeniz--kelimesinin ustunde o yazinin bir kismini goruyo olurduk.... 2. alttaki resimde sag ustteki --akdeniz-- kelimesinin altinda bir ok var hemen sagindaki okunda bir kisminin ustteki resimde gozukmesi gerekiyordu.... 3.ustteki resimde yine ayni ---akdeniz---kelimesinin altindaki okun hemen altinda mavi bolgede akintiyi sembolize eden 2 cizgi var...altlarinda da bir ok var gorduyseniz....bu cizgilerden asagida olanin saga gittikce resmin sonuna dogru yukari kalktigini gormekteyiz...oysaki sizin YARATMIS oldugunuz resimde bole bir sey yok o cizgide 3.yukardaki resimde gorulmeyen assagida gorulen mavi kisima bakalim..yani akdenizin yukardaki resimde gozuken kismina.....zoom yapip inceledigimizde resimleri sunu goruyuoruz....her yer pixel bozukluk lari ile kayniyorken.....AKDENIZ TABAK GIBI MASMAVI :)....herhalde tuzluluk oraninin yuksekliginden olsa gerek:)..... 4.zoomunuz acik kalsin o tabak gibi masmavi akdenizin icinde en sagdaki oka dikkat edin etrafini iyiinceleyin pixel bozukluklarini...herseyini....simdi hemen solundakine bakin...tipatip aynisi degilmi:)....copy-paste:) bu sonuclardanda anlasilacagi uzere.....ustteki resim arkadaslarin iddia ettigi gibi KESIK degil, alttaki resim usttekine EKLEME dir... arkadaslar arastirmaciliginiza bi diyecegim yok ama....DUZENBAZLIK KONUSUNDA MUHAMMEDLE YARISMAYA BASLADINIZ sanirim.... ayrica Rahman 19 ve 20 ayetlere gelince yine yanlis yazmissiniz cogu zaman oldugu gibi... rahman 19: salmistir iki denizi; bulusup kucaklasiyorlar rahman 20: bir ayirici var aralarinda;kendi sinirlarini asmiyorlar... ayetler bu...birbirleriyle bulusup kucaklasan insanlarin atomlari birbirine karisiyormu ki bu ayetleri birbirleriyle celisiyor diye yazmissiniz...ayrica hangi kafasiz birbiriyle celisen 2 cumleyi altalta yazar ki...yazmaz tabi ama az dusunen insan celistigini sanablir bu normal.... |
Adamlar önünüze gerçekleri koyuyor siz olayın nasl olduğunu açıklayacak bi delil ortaya koyamıyorsunuz ki koysanız da en az sizin inancınız kadar saçma olacaktır.İnsan bişeyin kendiliğinden olduğuna inanır mı yaaa.Buna inananın ya aklı yok ya da aklından bi zoru var...
|
Believer anlaşılmayacak bişey yok. Muhammedin kitabı zaten sağdan soldan araklamalar ve kendi uydurduğu şeylerden ibaret.
Kuranda, güya allahın, sanki bir askerlik anısını anlatıyormuş edasıyla anlattığı musanın hikayeleri vs. tevrat ve incilden araklama. "Haydi kızlar savaşa" tadındaki ayetleri ise yandaşı olan garipleri galeyana getirmek için kendi uydurmuş... |
atiestlerin dikkat etmedikleri birşey var..Peygamber efendimiz'in(s.av) bu kitapları okuduğunu söyleyeemzsiniz herhalde..çünkü başka bir dil..atfedilen şeyleri yapabilmesi için yunanca,ibranice,zerdüşçe :=)) bilmesi gerekiyor.. muharref Tevrat ve İncilde,peygamberleri öyle bir seviyeye indirmişlerdir ki,buraya yazmaya değmez..şimdi tutupta tevrattan-incilden alınma diyenler sadece her zaman olduğu gibi hezeyanlarından başka birşeyi ifade etmiyorlar..ayrıca hadiseler aynı değildir...olayın doğrusu Kur'an'da açıklandığı gibidir...bilmiyorsunuz madem önce okuyupta gelin hezeyanperestler..madem atacaksınız tutarlı atın..önceden yazdıklarınızı iddialarınızı unutmayın..yoksa ayrı ayrı atınca böyle garabet bir durum vaziyetlerini alıyorsunuz...
|
ensareo'ya kesinlikle katılıyorum. Cem arkadaşımızın dediği eğer doğruysa (%1 lik oran-ki bu oranı nasıl hesaplamışlar?O zamanlar böyle istatistik yapan bir kurum varmış heralde arap yarımadasında) Hz.Muhammed nasıl oluyorda bu oran içinde kendini geliştirip, (kaldı ki ilk vahiy "OKU" ) okuma yazma bilmeden, diğer dillerde yazılan eserlerden alıntı yapabiliyor? Haa derseniz ki o dönemde doğru dürüst okuma yazma bilen yoktu, o zaman Hz.Muhammed bu bilgileri nereden ve kimden aldı?Bu kadar cahil bir toplumun %1 lik kısmından mı aldı? Vay be nelere kaadirmiş bu %1 lik kısım. Baksanıza 1400 senelik geçerliliği olan bir kitabın yazılmasında önemli bir rol oynamışlar. Veya Hz.Muhammed ne kadar süper bir zekaya sahipmişki yememiş içmemiş kendini bu hikayeleri araştırmaya ve insanları 1400 sene sürecek bir hegomanya altına almaya çalışmış.Niye?Amacı neymiş?50 tane karısı olsun, dev gibi serveti olsun diye mi?Sanki bunları yapmasaydı son nefesini verene kadar bu dediklerime sahip olamayacakmıydı? Elbetteki olurdu.Peh!! güldürmeyin beni arkadaşlar yaa.
Sevgili Cem ve ex, ensareo'nun da dediği gibi sallayacaksanız tutarlı sallayın. Haa bir de şu olay var; Hz.Muhammed döneminde sanki yaşamışsınız gibi, şu şöyle yaptı bu böyle dedi, böyle olduğu için islamiyetten ayrıldı falan gibi laflarınızı gerçekten anlayamıyorum.Nerden uyduruyorsunuz bunları?Elle tutulur ispatınız var mı?Veya bu ispatların (eğer varsa) gerçeklik payı nedir? |
Alıntı:
Muhammedin çoğunluğu yabancı kökenli olan pek çok hocası olmuştur. Örneğin Selman çok bilgili bir köle iken muhammede öğrettikleri sayesinde hem özgür olmuş hemde çok yüksek mertebelere ulaşmıştır. Tabi bu sus payına rağmen kaçıp gerçekleri ilan eden ve yakalanınca canından olan bir hocası da vardır. Düşünün ki bir insan kendisini sık sık ziyaret eden muhammede canı pahasına iftira atacak ve "benden öğrendiklerini aynen vahiy diye kurana yazdırıyor" diyecek (Bkz.Buhari, e's-Sahih, Kitabu'l Menakıb/25,c.4,s.181-182;Tecrid, hadis no:1477) Neccar oğullarından bu kişi yakalanıp öldürülmüştür. Ayrıca bu kişi muhammedin hocaları arasında gerçekleri itiraf eden tek kişi de değildir. Ebu Serh Oğlu Sa'd Oğlu Abdullah da gerçekleri itiraf etmiş ve kendi öğrettiği şeylerin vahiy diye yutturulmaya çalışıldığını söylemiştir... Taberi, Fahruddin Razi, Buhari, Müslim, Ebu'-l-Feyz Muhammed, Suyuti, İbn-i ishak gibi kaynaklara göre muhammed musevilik, hristiyanlık, sabilik gibi konularda Yaiş, Addas, Yessar, Cebr, Bel'am, İranlı Selman, Ashab-ı Kiramdan Malik oğlu Enes'in bildirdiği bir adam-ki Neccaroğullarındandır(daha sonra yakalanıp öldürülen adam), Müseylime, Yemame rahmanı ve Nadr tarafından eğitilmiştir. İbn-i Abbas'tan dinleyelim:''Peygamber Mekke'de köle olan birine öğretimde bulunuyordu. Yabancıydı (Yunanlı olduğu söylenir). Adı da Bel'am'dı. Peygamberin yanına girişinde ve çıkışında putataparlar Muhammede herşeyi öğreten Belamdır diye konuştular. Belam için söylenen Yaiş içinde deniyordu.'' Yaiş Muhammede öğretmenlik yapıyor''. Cebr içinde Muhammede öğretmenlik yaptığı söyleniyor'' (Taberi, Camiu'l-Beyan, 14/119) Muhammed'in arkadaşlarından Enes (Malik Oğlu): "Bir adam vardı. Neccaroğullarından..Hristiyan'dı, Müslüman olmuştu. Bakara ve Ali İmran surelerini okumuştu. Peygambere de vahiy yazıyordu. Sonra, yeniden Hristiyan oldu ve kaçıp Hristiyanlara katıldı. 'Ben ne öğretip kendisi için yazdımsa, Muhammed yalnızca onu bilir, başka bir şey bilmez,' demeye başladı." (Bkz.Buhari, e's-Sahih, Kitabu'l Menakıb/25,c.4,s.181-182;Tecrid, hadis no:1477) Tabi bu kişi yakalanınca öldürülmüş hatta gömüldüğü yerden gizlice çıkarılarak "toprak bu yalancıyı kabul etmedi" denmiştir. böylece cesedi açıkta bırakılmıştır. Bu adamın söylediğini söylemiş, yani "ben ne diyorsam, ne yazıyorsam o vahiy oluyor.." demiş, muhammed'in "Tanrı'dan falan vahiy almadığını" söyleyerek, Islam'ı bırakmış birisi daha vardı: Ebu Serh Oğlu Sa'd Oğlu Abdullah. Ama , onun başına yukarıdaki olay gelmedi nedense..Muhammed tarafından idamına karar verilmişti. Ne var ki, Halife Osman'ın süt kardeşiydi. Ve Osman'ın araya girmesiyle, bağışlandı. Sonra, Mısır Valisi bile oldu. (Ölm.656-657. Bkz. Islam Ansiklopedisi.) Bir başka ilginç olan da, Mekke'lilerin, Muhammed'e söyledikleri şu sözler: "Bize ulaşan bilgiye göre, sana öğreten (Tanrı değil), Yemame'deki şu adamdır. Rahman (Museylime) denen adam. Tanrı'ya ant içerek söyleriz ki, biz Rahman'a inanmayız." (Bkz. Ibn Ishak, Siyer, tahkik ve ta'lik: Muhammed Hamidullah, Arapça, Konya, 1981, s.180, fıkra: 254) Ayrıca Arapça" diye nitelenen Kur'an'da; Yunanca, Süryanca, Ibranca, Koptça.. gibi dillerden birçok sözcük bulunduğunu, müslüman incelemeciler bile örnekleriyle yazıyor. (Bkz. Suyuti, el Itkan Fi Ulumi'l-Kur'an, Arapça, Mısır, 1978, 1/178-185) Bu durum muhammedin yabancı hocaları olduğunun ve bu hocalardan öğrendikleriyle kuranı yazdığının apaçık delilidir. Tabi bu iddiaları güya allah, ayet göndererek yalanlamış ve sık sık yaptığı gibi yemin ederek şöyle demiştir: Nahl 16/103. " And olsun ki: "Ona elbette bir insan öğretiyor" dediklerini biliyoruz. Kast ettikleri kimsenin dili yabancidir, Kuran ise fasih Arabcadir. " Bu ayete ilişkin yorumlar şöyledir: Ubeydullah bin Müslüm anlatıyor: "Mekke'de çok bilgili iki Hristiyan köle vardı. Bunlar aslen Iraklı idiler. Adları Yesar ile Hayr idi. Bunların birçok kitapları vardı. Fırsat buldukça bu kitapları okurlardı. Muhammed de çoğu kez onlara uğrar, kendilerini dinlerdi. Günün birinde, peygamberlik iddiası ile ortaya çıkınca, muhalif olanlar, "Hayır, Muhammed bu bilgileri Allah'tan değil de adı geçen kölelerden almıştır. Allah'ı ise işini sağlama almak için kullanıyor" demeye başladılar. Bu yüzden, nahl Suresi'nin 103.ayeti cevap olarak indi." "Mekke'de Tevrat ve İncil'i çok iyi bilen Cebr-i Rumi veya Aiş ya da Yaiş adında bir demirci vardı. Kimileri de adı Yesar-i Rumi idi diyorlar. Ayrıca onun yanında bir kardeşi de vardı, Muhammed sık sık bunlara gidip kendilerinden bilgi alırdı. Muhammed, peygamberlikle görevlendirilince, ona muhaklif olanlar, "Muhammed bu bilgileri Allah'tan değil de, adı geçen demirci köleden almış" demeye başladılar. Bunun üzerine Nahl Suresi'nin 103.ayeti indi. (Carullah Zamahşeri "el-Keşşaf...." ve Muhammed bin Cerir Taberi "Camiu'l Beyan") "Mekke'de Bel'am adında birisi vardı. Muhammed, sık sık ona gider, kendisinden bilgi alırdı. Kimileri de, o dönemde Mekke'de Yesar ve Cebr adlarında iki yabancının bulunduğunu, bunların çok kitapları olduğunu ve Muhammed'in genellikle onlara uğrayıp kendilerinden yararlandığını kaydediyorlar. Daha sonra, Muhammed peygamberlikle görevlendirilince, muhalifler, "Hayır, yalan konuşuyor. Bu bilgileri Allah'tan değil; adı geçen kişi veya kişilerden alıyor" demeye başladılar. Bu ağır itham üzerine Nahl Suresi 103.ayeti indi." (İmam Suyuti, "Lübabü'n-Nükul") "Mekke'de Amr bin Hadremi'nin bir kölesi vardı. Adı Cebr-i Rumi idi. Kimileri, bununla birlikte Yaser adında bir kölenin daha olduğunu söylüyorlar. Kimileri de bu şahsın, Huveytıb'ın kölesi Aiş olduğunu belirtiyorlar. Muhammed, peygamberlik iddiasında bulununca, muhalif gruplar, "Muhammed, Kuran bilgilerini bu kölelerden alıyor, Allah'ı ise toplumu etkilemek için kullanıyor" şeklinde eleştiriler yöneltmeye başladılar. Bunun üzerine, Nahl Sures'nin 103.ayeti indi." (Kadı Beydavi, "Envarü't Tenzil") Huveytıb'ın Aiş ya da Yaiş adında bir kölesi vardı. Bazıları da bunun isminin Cebr-i Rum-i olup Amr bin Hademi'nin kölesi olduğunu ileri sürmüşler. Bu köleler, Tevrat ve İncil'i çok iyi bilirlerdi. Muhammed, daima onlara uğrar ve kendilerinden bilgi edinirdi. Peygamberlik davası ortaya çıkınca, inanmayanlar dedikodu yapmaya başladılar ve Kuran'ın dayanağının Allah değil de bu şahıslar olduğunu, Muhammed'in aktardıklarının ise, sadece adı geçen kişilerden öğrendiği bilgiler olduğunu söylemeye başladılar. Bu yüzden ilgili ayet indi (Nesefi, "Medark ..." adlı tefsir) Mekke'de Tevrat ve İncil'i çok iyi bilen ve bolca da kitapları olan bir köle vardı. Onun adı çok ihtilaflıdır. Kimisi Yeiş, kimisi Addas, kimisi Cebr, kimisi Cebra, kimisi Bel'am diyor. Muhammed, sık sık uğrar, ondan bilgi alırdı. Kuran olayı ortaya çıkınca, inanmayanlar zaman içinde 'Bu işin arka planında Allah değil de, adı geçen kişiler vardır' demeye başladılar. Kimileri de, 'Aslında Kuran'ı, çok açıkgöz olan Hatice Muhammed'e öğretiyor; fakat kendisi kadın olduğu için öne çıkamıyor, bu nedenle Muhammed'i öne çıkarıyor, yani Kuran'ın baş aktörü Hatice'dir' diyorlardı. İşte, bütün bu itirazlara cevap mahiyetinde adı geçen ayet inmiştir (Fahrettin-i er-Razi, "Tefsiri Kebir") Daha detaylı bilgi için bkz. http://www.islamiyetgercekleri.org/muhammedkuran.html http://www.islamiyetgercekleri.org/ariftekin.html Ayrıca Mutezile'nin FAHR-İ KAİNAT (S.A.V) 40 YAŞINA KADAR NEDEN BEKLEDİ? yazısına da bakmanızı öneririm... NOT: Bu yazılanlar için yine "bunlar iftira, yalan söylüyorsun, çamur atıyorsun" gibi bir inkar yapacaksanız lütfen hangilerinin iftira olduğunu kaynağıyla birlikte izah edin ki bizde öğrenmiş olalım. |
Bunların hepsi iftira.Kaynak Kur'an ı Kerim.
Yahudiler) Allah'ı gereği gibi tanımadılar. Çünkü "Allah hiçbir beşere bir şey indirmedi" dediler. De ki: Öyle ise Musa'nın insanlara bir nur ve hidayet olarak getirdiği Kitab'ı kim indirdi? Siz onu kâğıtlara yazıp (istediğinizi) açıklıyor, çoğunu da gizliyorsunuz. Sizin de atalarınızın da bilemediği şeyler (Kur'an'da) size öğretilmiştir. (Resûlüm) sen "Allah" de, sonra onları bırak, daldıkları bataklıkta oynayadursunlar! (6/91) Onlara âyetlerimiz açık açık okunduğu zaman (öldükten sonra) bize kavuşmayı beklemeyenler: Ya bundan başka bir Kur'an getir veya bunu değiştir! dediler. De ki: Onu kendiliğimden değiştirmem benim için olacak şey değildir. Ben, bana vahyolunandan başkasına uymam. Çünkü Rabbime isyan edersem elbette büyük günün azabından korkarım. (10/15) Bu Kur'an Allah'tan başkası tarafından uydurulmuş bir şey değildir. Ancak kendinden öncekini doğrulayan ve o Kitab'ı açıklayandır. Onda şüphe yoktur, o âlemlerin Rabbindendir. (10/37) Biz, sana bu Kur'an'ı vahyetmekle kıssaların en güzelini sana anlatıyoruz. Gerçek şu ki, sen bundan önce (bu haberleri) elbette bilmeyenlerden idin. (12/3) Elif. Lâm. Mîm. Râ. Bunlar, Kitab'ın âyetleridir. Sana Rabbinden indirilen haktır, fakat insanların çoğu inanmazlar. (13/1) Bilakis biz nice nesiller var ettik de, onların üzerinden uzun zamanlar geçti. Sen, âyetlerimizi kendilerinden okuyarak öğrenmek üzere Medyen halkı arasında oturmuş da değilsin; aksine (onları sana) gönderen biziz. (28/45) Sen, bu Kitab'ın sana vahyolunacağını ummuyordun. (Bu) ancak Rabbinden bir rahmet (olarak gelmiş) tir. O halde sakın kafirlere arka çıkma! (28/86) Sen bundan önce ne bir yazı okur, ne de elinle onu yazardın. Öyle olsaydı, bâtıla uyanlar kuşku duyarlardı. (29/48) İşte böylece sana da emrimizle Kur'an'ı vahyettik. Sen, kitap nedir, iman nedir bilmezdin. Fakat biz onu kullarımızdan dilediğimizi kendisiyle doğru yola eriştirdiğimiz bir nur kıldık. Şüphesiz ki sen doğru bir yolu göstermektesin. (42/52) Şüphesiz biz onların: "Kur'an'ı ona ancak bir insan öğretiyor" dediklerini biliyoruz. Kendisine nisbet ettikleri şahsın dili yabancıdır. Halbuki bu (Kur'an) apaçık bir Arapçadır. (16/103) Eğer biz onu, yabancı dilden bir Kur'an kılsaydık, diyeceklerdi ki: Âyetleri tafsilatlı şekilde açıklanmalı değil miydi? Arab'a yabancı dilden (kitap) olur mu? De ki: O, inananlar için doğru yolu gösteren bir kılavuzdur ve şifadır. İnanmayanlara gelince, onların kulaklarında bir ağırlık vardır ve Kur'an onlara kapalıdır. (Sanki) onlara uzak bir yerden bağırılıyor (da Kur'an'da ne söylendiğini anlamıyorlar.) 41/44) Kendilerine gelmiş kesin bir delil olmaksızın, Allah'ın âyetleri hakkında münakaşa edenler var ya, hiç şüphe yok ki, onların kalplerinde, asla yetişemeyecekleri bir büyüklük hevesinden başka bir şey yoktur. Sen Allah'a sığın. Kuşkusuz O, işiten ve görendir. (40/56) Ayrıca hadis kitaplarında,vahyin nüzulünü şüpheli gösteren sözlerin olması,müslümanların hadis kitaplarına itibar etmemesini gerektiren sebeplerden birisi olarak önümüzde durmaktadır.Yani hadis kitaplarına, İslam ve Peygamber düşmanları binlerce İslam'a aykırı sözleri soktuklarından (tabi bunları müslüman maskesi altında yaptıklarından cuhela bedevilerde onlara kolayca kanıyor), bütün hadis kitapları derhal yakılarak imha edilmeli ve yalnızca Vahyin gerçekliğine sımsıkı sarılmalıdır.Böyle bir davranış hem sahih dinin anlaşılmasına hem de parçalanmış olan (mezheplere,tarikatler,fırkalara ayrılmış olan) sözde ümmetin biraraya gelip yeryüzünün mirasçıları olan gerçek bir İslam ümmeti haline gelmesine yolaçacaktır. |
Alıntı:
"kuranda yazanlar insanların sözleri değil allahın sözüdür, nerden mi biliyoruz?.. kuranda yazıyor" şaka gibi... |
Alıntı:
Sen islama ve peygambere düşman olsan ve elinde islamın yazılı kaynaklarını değiştirebilecek güç olsa, işe islamın en temel kaynağı olan ayetlerden mi başlarsın? yoksa onun yerine ikinci temel kaynak olan hadisleri mi tercih edersin? Sadece birazcık düşün... Adamlar hadisleri öyle güzel değiştirmişler ki yalan bir hadisi aynen onaylayan başka yalan hadisler koymuşlar. Neredeyse hiç açık vermeden itinayla değiştirmişler bu hadis kitaplarını... Gel gör ki bu akılsız adamlar ayetleri değiştirmeyi düşünememişler... Ne büyük salaklık değil mi... |
İnanmanı beklemiyorum.Zaten ilk inanmayan da sen değilsin.Ta vahiy indirilirken,inanmayan,dalga geçen,düşmanlık eden çok insan çıkmış.
|
adn.
Resimlerde bir gariplik yok. Birinci resim nasıl bir düşünceyi anlatmak için çizilmiş şematik bir resim ise ikinci resimde yine bir düşünceyi anlatmak için çizilmiş şematik bir resimdir. Ve ikinci resim gerçeğe daha uygundur. Pixel bozuklukları dediğin şey ise görüntü dosyalarıyla uğraşırken oluşan değişimlerdir. Bunlar software-filitreleri ile ilgilidir. Elinde profesyonel bir program yoksa ve filitreler konusunda yeteri kadar bilgin yoksa bu pixel değişikliklerinden kurtulamazsın. Mesela bir "bmp" resmini al ve bilgisayarındaki paint programı ile o resmi "jpg" resmi olarak kaydet ve iki resmi birbirleri ile karşılaştır. Aynı duruma düşeceksindir. Dikkatini çekmeyen, ama daha önemli olan, bir hatayı da istersen ben vereyim. Orada verilen tuzluluk oranları: yüzde 36 ve yüzde 36,5 değil binde 36 ve binde 36,5 olmalıydı. İki denizin suyu karışmaz diye bir şey yok ve olamaz. Bunu orada deniz3 de gayet güzel ifade ediyor: Alıntı:
Her iki resimde de ima edilen ama yanlış olan bir kaç olgu var: Atlas okyanusunun suyunun Akdenize akmasının asıl nedeni Akdenizin su seviyesinin Atlas Okyanusunun su seviyesinden daha düşük olması (1-2 metre gibi). Atlas Okyanusunun suyunun yüzeyde kalmasının nedeni ise tuzluluk oranının daha az olmasından dolayı yoğunuluğunun Akdenizin suyundan daha az olması (daha hafif). Her iki olgunun nedeni ise Akdenize akan ırmak sularının, yağmurun vs. buharlaşma ile kaybolan su miktarını karşılamaması. Akdenizin suyunun Atlas Okyanusuna akmasının nedeni ise, yoğunluğundan dolayı allta kalan Akdeniz suyunun, orada var olan yaklaşık 1000 metrelik eğik bir "uçurumdan" aşağı doğru "düşmesi". Bu Akdeniz suyu o resimlerde ima edildiği gibi 1000 metrelik bir derinlikte diğerine karışmadan olduğu yerde durmuyor. Ama önce kuzey batıya doğru daha sonra batıya doğru hareket ederek Atlas Okyanusunun ortalarına doğru gidiyor. Tabi bu süre içinde Atlas Okyanusunun suyu ile karışarak Atlas Okyanusunun ortalarında tuzluluk oranını artırıyor. Artık ona Akdezin suyu deme imkanı yoktur. Diğer taraftan Akdenize akan Atlas Okyanusunun suyunun tuzluluk oranı mesela 1000 km ilerde artık iyice artmıştır ve ona Atlas Okyanusun suyudur diyemeyiz. Her iki su arasında, onları birbirinden ayıran, ne zar vardır ne de başka bir şey (oradaki katılımcılardan birisi yüzey gerilimini öne sürmeye kalkmış. Ama doğru değil). İki suyun ilk karşılaştığı anda, belki 50-100 cm-lik bir uzaklıkta her iki sudan alacağımız numunelerin tuzluluk oranlarına bakarak, birbirinden ayırt edebiliriz. Ama daha düşük uzaklıklarda tuzluluk oranlarına bakarak bu iki suyu birbirinden ayırt etmemiz imkansızdır. İki suyun ilk karşılaşmalarından daha sonra onları birbirinden ayırt etmemiz için birbirinden yüzlerce metre uzaklıklarda numune almamız gerekecek. Daha sonraları ise numune uzaklıklarını kilometrelere çıkarmamız gerekecek. Kısacası, doğa kutsal kitap falan takmıyor. Rahman 19u dinlemediği gibi Rahman 20yle de alay ediyor. Doğa keyfine göre hareket etmiyor ama kendi kurallarını uyguluyor. Sevgiler |
Ayda Ezan sesi,Kaptan Custo nun Müslümanligi vs.
1980 yillarda okumaya merakligi oldugum zamanlarimdi. Fethullahcilarin Zafer dergisine bagimli hale gelmistim.Her yeni sayisinda bir bomba patlatiyordu.Simdi ki televizyonlarin flas flas flas diye haber verdikleri gibi insanlarin kafasini karistiran ama zihinleri sakatlayan yayinlar yapiliyordu.
* Bir hafta bakiyorduk ki Kaptan Custo Müslüman olmus.Bir gün Kizildeniz de arastirma yaparkan tatli su ile tuzlu suyun birbirine karismadigini görmüs.Arastirmis arastirmis hicbir yerde soruna care bulamamis,sonunda Kuranda bir ayette biz tatli su ile tuzlu suyu birbirine karistirmazik diye bir ayet görmüs.Hemen müslüman olmus. * Neil Armstrong da Ay a gittiginde bir ezan sesi duymus(Allahin isi havasiz ortamda da ezan sesi oluyor iste) ne oldugunu anlamamis.Daha sonra Misir da bir konferans sirasinda ezani duyunca bu ses ne diye sormus.Ordakilerde namaza cagri deyince tabi Astronot sok olmus ve ondan sonra o da Müslüman olmus. * Bir baska olayda,arilarin kovan üzerine cok düzgün bir bicimde Allah yazdigini bunun bir mucize oldugunu yazdilar.Onu poster yapip okuyucularina bedava dagittilar.Cogu kisi o resmi cerceve yaptirip evinin duvarlarina asti. * Turan Dursun sitesinde ilk iki olayla ilgili belgeli yaziyi site sakinleri bulabilirler.3. olayla ilgili ise yine 1980 yillarda bir gazetede okumustum,Kayserili bir vaiz kovanin üzerine önce cok güzel bir bicimde Arapca Allah yaziyor,sonra o bölgeyi oyup icine seker koyuyor,arilarda o sekerin oldugu bölgeye bal yapinca güzel bir Allah yazisi cikiyor ortaya. *Adamlar böyle yalanla dolanla hem örgütlendiler hem de milyar dolarlari götürdüler.Simdi de ülkeyi yönetiyorlar. |
Re: Ayda Ezan sesi,Kaptan Custo nun Müslümanligi vs.
Osman Bölükbaşı' eski milletvekili çok güzel bir sözü var. " dünyada tüm ticari oluşumları inceledim , bunların en karlısı din, dini kullanmak."
|
Re: Ayda Ezan sesi,Kaptan Custo nun Müslümanligi vs.
dostum anlatım güzelde keşke armsstrong un ve custonun olayınıda kayserili vaizin hikayesi gibi bitirseydinde bende bu yazıyı alıp sinir olduğum birkaç kişiye okuyup gerçeği gösterebilseydim yazıyı ben genede aldım bu şekliylede göstericem saol.
|
Re: Ayda Ezan sesi,Kaptan Custo nun Müslümanligi vs.
bunu demesi için kusto'ya araştırmaları için suudi fonu acaba ne kadar para vermiştir... yada yıllar evvel aya çıkmanın karşılığında dünyalığını değrultmaya çalışan astronota... bilmiyoruzki
|
Re: Ayda Ezan sesi,Kaptan Custo nun Müslümanligi vs.
sevgili sirius, senin söylediğin anlamda Suud'iler kimseye para falan vermemiştir.
*çünkü CUSTO'yla , Armstrong'la ilgili haberler,tamamen *sansasyonel, uydurma(asparagas) haberlerdir. *bu tip haberler çoğunlukla F.G. cemaatının eseridir! |
Re: Ayda Ezan sesi,Kaptan Custo nun Müslümanligi vs.
doğru arap tacirin cebinde akrep vardır.. :)
|
Re: Ayda Ezan sesi,Kaptan Custo nun Müslümanligi vs.
Alıntı:
bunun cepte akreple ilgisi yoktur. Başta Maurice Bucaille ve Roger Garady olmak üzere birçok ünlü ismin Faysal tarafından desteklendiği iddia edilmiştir. |
İki deniz karışmaz mı? Rahman 19, 20.
19. Salıvermiş iki denizi daima birbirleri ile çatışıyorlar; * * *
20. aralarında bir engel vardır, birbirlerine karışmazlar; * * * 21. şimdi Rabbinizin hangi nimetlerine yalan dersiniz? * Üzerinde çok konuşulan, tartışılan, mücizevi ayetler. Kaptan Custo'yu bile müslüman eden (yalanlanmış olsa da müslümanlarca doğruluğuna halen inanılan) ayetler. Gerçekten iki deniz karışmaz mı? Bu ayetlerin 1400 yıl önce söylenmiş olması gerçekten mucize midir? |
Re: İki deniz karışmaz mı? Rahman 19, 20.
mucize oldugunu iddia eden arkadaşların öncelikle bu ayetlerle ilgili Elmalılı tefsirini gözden geçirmelerini tavsiye ederim.20 yy da yapılmış.
* *saygılarımla |
Re: İki deniz karışmaz mı? Rahman 19, 20.
Sevgili *K. C. , seninde bildiğin gibi, bu gün orta doğu mahrecli ''kutsal'' kitaplarda '' bilimsellik'' derdi yoktur.
Bu tip uydurmalar, iyi bir falcılık örneğidir.Bilimsellik ''isnad''edilen ayetler, yeryüzünde arabın gördüğü ''kainattan'' örnekler vererek, tanrı ,'' ben varım''ı *ispatlamak, istemektedir. Dikkat edersek, arabın(o zamanlar) bilmediği hiç bir şey yoktur ,kuranda. Surede nakarat gibi tekrarlanan, ''febi eyyi alai rabbikuma tu kezziban?'' ki tercümelerde'' öyleyse rabbinizin niğmetlerinden hangisini yalanlarsınız'' diye söylenir. Bu ayette ''niğmet'' yoktur. Doğru tercüme ''rabinizden size ulaşanları niye yalanlarsınız.'' olmalıdır. 22.de BU BİRBİRİNRE KARIŞMAYAN! İKİ DENİZDE *inci mercan çıkarıldığını söylüyor. Cebeli Tarıkt'a siz, inci mercan çıkarıldığını duydunuzmu.? Bu iki deniz! ,olsa olsa , lut gölüyle kızıl deniz olmalıdır. 33.tede cinlerden bahsediyor. Eğer cinler varsa! biri, birine karışmayan! iki denizde vardır. Bir tarafta cin, bir taraftada ilmi gerçekler! ne kadar yakışmışlar,birbirlerine. |
Re: İki deniz karışmaz mı? Rahman 19, 20.
evet yag ve suyun birbirine karışmadıgı gibi iki tuzlu su da birbirine karışmazlar..
bu iki tuzlu suyun tuzluluk oranları birbirinden farklı oldugu için yogunluk farkı oluşur ve birbirine karışmaz. yani bunu söylemek için tanrı olmak gerekmez. sadece basit bir olaydır. |
Re: İki deniz karışmaz mı? Rahman 19, 20.
Alıntı:
yanılmıyorsam burada K.C. deneyden değil bunun nasıl 1400 yıl önce söylendiğini söylüyor. 1400 yıl önce insanların senin gibi düşündüğünü düşündüklerini sanmıyorum.YAni bu deneyi yapmak ve gözlemlemek. Ayrıca suyun birbirine karışmadığını görmek için bir alet olduğunu sanmıyorum o zmanda |
Re: İki deniz karışmaz mı? Rahman 19, 20.
oops yanlis yere asmisim yaziyi.
|
Re: İki deniz karışmaz mı? Rahman 19, 20.
Kuranı defalarca okumama rağmen bana hiç bir zaman mucize vs.tarzından gözükmedi,niye inançsızlar yanlış yorumluyormış onu anlamadım,felsefe,matematik,mantık okuyup nasıl doğru yorumluyoruz da bu kitabı mı yorumlayamayacağız kardeşim.Zaten söylediğiniz gibi yazılanların çoğu o devirde bilinen şeylerdi.Zahmet edip biraz okunup araştırılırsa anlaşılacaktır.
|
Re: İki deniz karışmaz mı? Rahman 19, 20.
Yogunluklari farkli iki suyun birbirine karismadigini soylemekte ne mucize olabilir anlayamadim. Hele ki muhammed'den 500 sene onceden bilinen, gozlemlenen bir fiziksel ozellik ise..... Burada mucize aramak, caresizligin, iman gucunun en basit orneklerinden biri. Mucize, iki suyu karistirip sonradan ayirabilmesi olurdu ki bunu basarabilene gunumuzde bile mucizevi diyebilelim.
|
Re: İki deniz karışmaz mı? Rahman 19, 20.
19-) Salmıştır (biri tuzlu, biri tatlı) iki denizi (Sema ve Arz denizleri, yani Ruh ve beden denizleri);kavuşup kucaklaşıyorlar (insanda).
20-)Aralarında bir berzah var, birbirinin sınırını aşamıyorlar (böylece kendi orijinalliklerini ve iki deniz halini muhafaza ediyorlar). ahmed hulisi (hasan güler meali) |
Re: İki deniz karışmaz mı? Rahman 19, 20.
Sayın dal yaklaşık 1 yıldır üyemizsiniz. Bu ilk mesajınız nedeniyle hoş geldiniz diyelim.
Rahman suresinin bu tür mealini ilk kez duyuyorum. Aynı surenin 22.ayetinin mealini de yazabilir misiniz ? |
Re: İki deniz karışmaz mı? Rahman 19, 20.
Sevgili dal,
Hangi gezegenden yolculuk; iyi saatte olsunlar! |
| Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 22:17 . |