Turan Dursun Sitesi Forumları

Turan Dursun Sitesi Forumları (https://turandursun.com/forumlar/index__1.php)
-   İslam (https://turandursun.com/forumlar/forumdisplay.php?f=9)
-   -   Peygambere Salavat getirmekte neyin nesi? (https://turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=15848)

UlulElbab 08-01-2010 06:29

Peygambere Salavat getirmekte neyin nesi?
 
Maalesef din diye inandığımız ve yaşadığımız Ku’an’daki halis/saf Allah’ın dininden başka bir şey durumundadır. Dil-din ilişkisi açısından hareketler yüzlerce kavramın içi boşaltılmış, binlerce sözcüğün anlamı saptırılmak suretiyle kimsenin işine yaramayan (din tüccarları hariç) bir ucube din ortaya konmuştur.

“Salavat getirme”, “salavatı şerife okuma” da yukarıda değindiğimiz maddelerden bir tanesidir. Ki bu konuya ahzab suresinin 56. ayeti yanlış mealler verilmek suretiyle ve de yanlış tebyinlerle (onlar maalesef tefsir diyorlar) tahrifat yapılmıştır. Öyle ki çeşit çeşit salavatı şerife modelleri (salaten tünciye, salat an nariye, salatı terficiye vs. gibi) oluşturulmuş ve bu model model salavatları okumak her ibadetin önüne geçirilmiştir. Dikkat ederseniz görürsünüz ki camilerde imam namaz sonrasında okuduğu duadan (yaptığı dua değil, zira o da şablon) sonra “lillahil fatiha” der. Yani,Allah için bir Fatiha okuyun der. İşte bu sırada fatiha okumaz, Herkes “Allahümme salli ala seyyidina… diye salavat okur. (Buna iyi dikkat ediniz.) Şefaat buna bağlanmış ve salavat getirmekle ilgili onbinlerce hadis uydurulmuştur.İşte ayet. Herhangi birkaç mealden sunalım, sonra da olması gereken meali sunalım ve gerekli talileri yapalım.

Yazının devamı için....

http://www.turkceibadet.net/?page_id=377

Sayın Hakkı Yılmaz'ın bir makalesidir.

Saygılarımla...

UlulElbab

Unbeliever 08-01-2010 10:21

Saygıdeğer Ululelbab,

Yukarıda ki makaleyi okuduktan sonra aklıma birşey takıldı sizinle paylaşmak istedim. Bu denli arapça bilgisi olan bir zatı muhteremin Kuran'ın ayetlerinin aslında ne demek istediğini, arapçada ki fiillerin çekimleri, eklemeleri..vs gibi konulara vakıf olmasını bir makalede yazıya dökmesinin mantığı nedir? Eğer mantığı "Biz yıllardır Kuran'ı yanlış yorumlamışız, işin aslı budur" ise, o zaman Kuran'ın bizzat belirttiği "apaçıklık" kavramını yekten çöpe atmış olmuyor mu?

Ben inanan biri değilim ve o yüzden kavram karmaşası yaşamıyorum. Ancak bunları okuyan bir inanırın hele ki arapça bilgisi o zat kadar değilse içine düşeceği durumun vehameti önemli olmalıdır. Hiç kimse, apaçık gönderildiği iddia edilen kutsal bir kitap salt arapça olduğu ve sağlıklı bir şekilde anlaşılıp yorumlayabilmesi için arapça bilmek zorunda değildir. Öğrenmek zorunda hiç değildir.

Misal, anadolumuzun ücra köylerinden birinde, bir şekilde eline kuran geçmiş bir çiftçi arkadaşımızı düşünün. Hiçbir arapça bilgisi yok, yorumlama yeteneği yok, sadece ülkemizin en güzide (!) kurumlarından biri olan DİYANET in tefsiri olan arapça-türkçe mealli bir kuranı var. Bu adamcağız, yukarıda ki makale sahibi gibi okuyup-anlayıp yorum getiremeyeceği için aynen diyanet in tefsirine bağlı kalacaktır. Ülkemizin her vatandaşına arapça ve islamiyetin temellerini eğitim olarak vermesinin imkansız ve hatta mantıksız olduğunu düşünürsek, o zaman bu adamcağız günaha mı girmektedir veya onun günahı nedir?

Hiç kimse, apaçık gönderildiği iddia edilen kutsal bir kitap salt arapça olduğu ve sağlıklı bir şekilde anlaşılıp yorumlayabilmesi için arapça bilmek zorunda değildir. Öğrenmek zorunda hiç değildir.

Kalın yazdığım yazı aslında önemlidir. Sonuçta İslamiyet dini yorum dinidir. Herkes kendi anladığı ile sorumludur. Sizler (inanırlar) başkalarının yorumlarına sadık kalıp düşünmekten alıkoyarsanız kendinizi, diğerlerinin şablonuna göre, yorumlarına göre ve günah-sevaplarına göre yaşarsınız.

Son olarak, bu zatı muhteremin başka makaleleri varmıdır? Hangi ayetlerin yanlış yorumlandığını anlattığı başka makaleler. Varsa paylaşırsanız seviniriz.

sevgiler...

nogada 08-01-2010 12:12

Alıntı:

Unbeliever´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 278446)
Saygıdeğer Ululelbab,

"Biz yıllardır Kuran'ı yanlış yorumlamışız, işin aslı budur" ise, o zaman Kuran'ın bizzat belirttiği "apaçıklık" kavramını yekten çöpe atmış olmuyor mu?

Sayın unbeliever...

İngilizce bir kitap ingilizlere göre apaçıktır,bunun içindeki her kelimeyi,gerek mizahi,gerek tasviri,gerek mecazi,gerek manasal,gerek benzetme ile gerekse gramer olarak tam olarak hakimdirler.

Bu o kitabın yazarı için okuyucularının aklında oluşturduğu yorumlara göre apaçıktır.

Fakat ingilizceyi anadil değilde sonradan öğrenmiş biri için iş bu kadar kolay olmaz.Şayet ben ingilizce diline,sonradan öğrenmiş biri olarak hakim sayılırım fakat yinede bazı dökümanları çevirirken yanlışlar yapıyorum.

Açın bakın wikipedia'nın her hangi bir ingilizce konusuna.Sonra Türkçe wikipedia'da aynı konuyu bulun bakalım kaç tane farklı yorum yada eksik çeviriler ile karşılaşacaksınız.

Bunun nedeni İngilizceye bir ingiliz gibi hakim olamadığımızdır.Bu dile hakim olmak için senelerce orda,o dili andili gibi kullanan insanlarla birlikte geçirirseniz ancak ve ancak anlarsınız.

Fakat anlamak içinde ekstradan çalışmalar yapabilirsiniz.Daha geniş gramer çalışmaları,ingilizce deyimler ve mecazlar çevirileri,ingiliz dili edebiyatı gibi yayınlarla,yada o bölgede yaşamayla yada o dilde flm yada müzikler dinlemeylede o dile biraz daha hakimiyet katabilirsiniz.

Her neyse Apaçık olan ayetler gerçekten apaçıktır.Fakat bunalrı salt olarak değil,çok yönlü araştırmala ile bulabilirsiniz.Sonunda her halükarda apaçık olacaktır.

Bakın mecazlar çok önemlidir bu konuda;

Biz yağmur çok yağdığında;

Bardaktan boşalıyor gibi yağmr yağıyor deriz.

İngilizlerde bunu;

Gökten tepemize kedi,köpek yağıyor diye isimlendirirler.

it is raining cats and dogs.

Yani iki halkta bunları söylediğinde anlam olarak,yağmurun şiddetli olarak yağdığı alglanıyor.

Fakat mecazlar farklı ve bize göre saçmada gözükebilir.

Bunun böyle olduğunu öğrendiğimizde ise,o sözü sarf edenin ne anlatmak istediğini anlarız.Eğer bilmeden duyarsak ise;

Ne diyor bu,deli olmalı gökten kedi köpek yağarmı hiç,falan deriz :D

Neyse bu apaçık konusu artık benim kanımca çok basit ve aciz bir sığınma methodudur.(bahane)

Bazı şeylerin anlamı her kez için aynıdır,kelimeler değişse bile gideceği yol aynıdır,önemli olan analizdir,iyi analize etmektir.

Matematikde bana göre bir dildir ve onu özenle kullanmak isteyen herkezin isteğine cevap veren mükemmel bir dil.

Saygılarımla...

nogada 08-01-2010 12:19

Sayın UlulElbab...

Hz.Peygamberi düşünerek ve anarak salavat getirmek güzel bir şeydir.Bu ona olan sevginin bir görüntüsüdür.Ancak bunun tabiki bir dini şölene yada zorunluluğa gelmesi normal değildir.

Hz.Peygamber tüm inananlar için örnek bir insandır ve sevgi belli edilmelidir.Tüm peygamberler içinde aynı şeyler geçerlidir.

Lakin bununda gıkını çıkarmıştır insanlar.

Yok 28765 kez şöyle dersek bu olur,gibi yaklaşımlar yanlıştır bencede.Kurandada böyle bir şey geçmez.

Hristiyanlar Hz.İsa'yı o kadar çok sevmiş ve bağrına basmışlardırki,bu gün peygamberlerini Tanrı ilan etmişlerdir.(bunda tarihsel sürecin ve eski pagan kültürününde etkisi vardır).

Herşeyin yeri ve kararı vardır.Her şey yeteri kadar olduğunda güzeldir.

Saygılarımla...

AerA 08-01-2010 12:25

Sevgili Nogada ;

Bu konuda size katılmak isterdim ama, apaçık dünya insanlığının anlayacağı bir Arapça ile inmiş değil aksine apaçık Arapların anlayabildiği bir Arapça bulunmaktadır Kur-an ' da.

Birde zaten "apaçık Arap olan din bilimcilerin" bile ayet yorumlarındaki farklılanmalar, sadece Arapça problemini değil birde aslında apaçık olmadığı problemini barındırır.Lakin neredeyse her surenin bir ayetinde ilgili hükmün apaçık olduğu dile getirilir.

Saygılarımla

Psiko 08-01-2010 12:41

Sevgili UlulElbab ;

Sevgili Mevlananın,
"Esenlikler ona.İsa'nın Rabbı İsa'ya bir güç veripte yeryüzüne yolladı ise İsa'ya tapı kılmak gerek.Ama Tanrı için tapı kılmak gerek kendi için değil.Tanrı İsa'daki gücü bir başkasına verip yeryüzüne yolladığı zaman bu sefer Ona tapı kılmak gerek.Ama yine Tanrı için tapı kılmak gerek kendi için değil."
ifadesinin,
Maide suresi 116.ayetin anlayışından kaynaklandığı söylemek abartılı bir yaklaşım olabilir mi ?
Yaşam denilen laboratuarda gözlemlediğimizde,
Mevlananın yukarda betimlediği kavramı drama gibi işleyecek olur isek,
Herhangi bi,r Hıristiyana istediğimiz kadar Rab-Baba,Göksel Baba vb ne dersek diyelim herhangi bir hareket-davranış içine girmediğini açıkça gözlemleyebiliriz.
Peki aynı kişiye İsa veya Meryem dediğimizde Istavroz çıkardığına şahit olma şansımız var mı ?
Bir de bunu mevlütlerde gözlemleyelim.
Ne kadar Allah dersek diyelim kimseden (Az sayıda çıkanları tenzih ederim)ses çıkmaz.
Ne zamanki Hz.Muhammed denilir,
herkes ama herkes sağ elini (S.A.V) diyerek kalbine doğru götürür.
Bu bize maide 116 yı anlamak ve yaşamsal esmalarını farkedebilmemiz için bir örnek teşkil edebilir mi ?

andora 08-01-2010 12:42

Alıntı:

nogada´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 278458)

Hz.Peygamber tüm inananlar için örnek bir insandır


evet inananlar için örnektir.
Ama ben ve benim gibi düşünen saplantılı olmayan insanlar için değildir.
Ben kimseyi kendimden üstün görmem alçak da görmem.

Çok komiksiniz.
Muhammed'in örnek hayatı denir, Örnek insan denir.....
Neresi örnek?
9 yaşında ayşe ile gerdeğe giren mi?
6 yaşında kızını evlendiren mi?
En iyi yandaşlarından biri kızını tprağa gömen mi?
Ganimet dağıtan biri mi?
Onlarca karılı muhammed mi örnek?
babasını ve kocasını öldürdüğü 14 yaşındaki kadını karısı yapan biri mi?
Kendi iktidarı için milleti uyutarak Allah'i kullananve toplumun inançlarınıkullanan biri mi?

Gülünç olmayın bu kadar.

UlulElbab 08-01-2010 14:04

Alıntı:

nogada´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 278458)
Sayın UlulElbab...

Hz.Peygamberi düşünerek ve anarak salavat getirmek güzel bir şeydir.Bu ona olan sevginin bir görüntüsüdür.Ancak bunun tabiki bir dini şölene yada zorunluluğa gelmesi normal değildir.

Hz.Peygamber tüm inananlar için örnek bir insandır ve sevgi belli edilmelidir.Tüm peygamberler içinde aynı şeyler geçerlidir.

Lakin bununda gıkını çıkarmıştır insanlar.

Yok 28765 kez şöyle dersek bu olur,gibi yaklaşımlar yanlıştır bencede.Kurandada böyle bir şey geçmez.

Hristiyanlar Hz.İsa'yı o kadar çok sevmiş ve bağrına basmışlardırki,bu gün peygamberlerini Tanrı ilan etmişlerdir.(bunda tarihsel sürecin ve eski pagan kültürününde etkisi vardır).

Herşeyin yeri ve kararı vardır.Her şey yeteri kadar olduğunda güzeldir.

Saygılarımla...

Sevgili nogada,

Salat ve çoğulu (plural) Salavat çok anlamlı olmasına rağmen Namaz olarak algılanması özellikle sağlanmıştır.

Allah ve Meleklerin Salatı sorulduğunda? Yani onlarda namaz kılıyorlar? diye sorulduğunda,hemen gerçek anlamına dönülmekte ve DESTEK olarak sunulmaktadır.
İşte gerçekler böyle sırıtmakta...
Peygambere Saygımız va elbette...ama sizinde belirttiğiniz gibi işi neredeyse Şirk boyutuna taşımış olanlar ve
buna yol açanlar,işi içinden çıkılmaz boyutlara vardırmışlardır.

Aslına bakarsanız insan doğasına aykırı her şey tepki yaratır.

İnsan hiç tanımadığı birisini sırf duyulara dayanarak ne kadar sevebilir?

Hangi aşamadan sonra iki yüzlü bir tutum gelişir?

Bu gerçekten çok değerli bir insan olsa dahi?

İnsan olduğunu unuturursak bir nebze...o zaman"Anam babam yoluna feda olsun" sloganları atılır...

Ama Muhammed bir insandı...O bir ölümlüydü...Görevini hakkıyla yerine getirdi ve öldü...

Ona nasıl destek olabiliriz? Düşünce ve fikirlerine getirdiklerine Saygı göstermek elbette güzel.

Ama şu an içinde bulunduğumuz durum bir"Sapma"...maalesef...

FURKÂN - 30 da tamda bu durum anlatılıyor.

Kuran-ı Kerim » 25 / FURKÂN - 30
Resul de şöyle der: "Ey Rabbim, benim toplumum, bu Kur'an'ı terk edilmiş/dışlanmış halde tuttular."

Resule Saygı Onun getirdiğine dört elle sarılmaktır.Ona Alternatif bir takım Sözler ve Kitablar sunmak değil.

Benim yıllardır Camilere gitmememin bir nedeni de orada Adeta Allah ve Muhammed adı altında İki İlah varmışcasına

yapılanlar ve yazılardır.

Siz de İsa benzetmesini yapmışsınız.İsabetli bir benzetme...

Muhammed Dünya ya gelmiş en büyük DEVRİMCİydi.Selam olsun Ona...

Sevgi ve Saygılarımla...

UlulElbab 08-01-2010 14:09

Alıntı:

Psiko´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 278461)
Sevgili UlulElbab ;

Sevgili Mevlananın,
"Esenlikler ona.İsa'nın Rabbı İsa'ya bir güç veripte yeryüzüne yolladı ise İsa'ya tapı kılmak gerek.Ama Tanrı için tapı kılmak gerek kendi için değil.Tanrı İsa'daki gücü bir başkasına verip yeryüzüne yolladığı zaman bu sefer Ona tapı kılmak gerek.Ama yine Tanrı için tapı kılmak gerek kendi için değil."
ifadesinin,
Maide suresi 116.ayetin anlayışından kaynaklandığı söylemek abartılı bir yaklaşım olabilir mi ?
Yaşam denilen laboratuarda gözlemlediğimizde,
Mevlananın yukarda betimlediği kavramı drama gibi işleyecek olur isek,
Herhangi bi,r Hıristiyana istediğimiz kadar Rab-Baba,Göksel Baba vb ne dersek diyelim herhangi bir hareket-davranış içine girmediğini açıkça gözlemleyebiliriz.
Peki aynı kişiye İsa veya Meryem dediğimizde Istavroz çıkardığına şahit olma şansımız var mı ?
Bir de bunu mevlütlerde gözlemleyelim.
Ne kadar Allah dersek diyelim kimseden (Az sayıda çıkanları tenzih ederim)ses çıkmaz.
Ne zamanki Hz.Muhammed denilir,
herkes ama herkes sağ elini (S.A.V) diyerek kalbine doğru götürür.
Bu bize maide 116 yı anlamak ve yaşamsal esmalarını farkedebilmemiz için bir örnek teşkil edebilir mi ?

Pek değerli Psiko,

Özellikle Mevlit ve kandiller ile çok isabetli bir Tesbit yapmışsınız.

İşte bu nedenle Furkan 30 da Pegamber Ümmetini Allaha şikayet etmektedir.

Bazıları yaranmaya çalışıyor olabilir ama gidiş tam aksi yöndedir.

Sevgi ile...

En el hak 08-01-2010 14:17

Alıntı:

nogada´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 278456)
Sayın unbeliever...

İngilizce bir kitap ingilizlere göre apaçıktır,bunun içindeki her kelimeyi,gerek mizahi,gerek tasviri,gerek mecazi,gerek manasal,gerek benzetme ile gerekse gramer olarak tam olarak hakimdirler.

Bu o kitabın yazarı için okuyucularının aklında oluşturduğu yorumlara göre apaçıktır.

Fakat ingilizceyi anadil değilde sonradan öğrenmiş biri için iş bu kadar kolay olmaz.Şayet ben ingilizce diline,sonradan öğrenmiş biri olarak hakim sayılırım fakat yinede bazı dökümanları çevirirken yanlışlar yapıyorum.

Açın bakın wikipedia'nın her hangi bir ingilizce konusuna.Sonra Türkçe wikipedia'da aynı konuyu bulun bakalım kaç tane farklı yorum yada eksik çeviriler ile karşılaşacaksınız.

Bunun nedeni İngilizceye bir ingiliz gibi hakim olamadığımızdır.Bu dile hakim olmak için senelerce orda,o dili andili gibi kullanan insanlarla birlikte geçirirseniz ancak ve ancak anlarsınız.

Fakat anlamak içinde ekstradan çalışmalar yapabilirsiniz.Daha geniş gramer çalışmaları,ingilizce deyimler ve mecazlar çevirileri,ingiliz dili edebiyatı gibi yayınlarla,yada o bölgede yaşamayla yada o dilde flm yada müzikler dinlemeylede o dile biraz daha hakimiyet katabilirsiniz.

Her neyse Apaçık olan ayetler gerçekten apaçıktır.Fakat bunalrı salt olarak değil,çok yönlü araştırmala ile bulabilirsiniz.Sonunda her halükarda apaçık olacaktır.

Bakın mecazlar çok önemlidir bu konuda;

Biz yağmur çok yağdığında;

Bardaktan boşalıyor gibi yağmr yağıyor deriz.

İngilizlerde bunu;

Gökten tepemize kedi,köpek yağıyor diye isimlendirirler.

it is raining cats and dogs.

Yani iki halkta bunları söylediğinde anlam olarak,yağmurun şiddetli olarak yağdığı alglanıyor.

Fakat mecazlar farklı ve bize göre saçmada gözükebilir.

Bunun böyle olduğunu öğrendiğimizde ise,o sözü sarf edenin ne anlatmak istediğini anlarız.Eğer bilmeden duyarsak ise;

Ne diyor bu,deli olmalı gökten kedi köpek yağarmı hiç,falan deriz :D

Neyse bu apaçık konusu artık benim kanımca çok basit ve aciz bir sığınma methodudur.(bahane)

Bazı şeylerin anlamı her kez için aynıdır,kelimeler değişse bile gideceği yol aynıdır,önemli olan analizdir,iyi analize etmektir.

Matematikde bana göre bir dildir ve onu özenle kullanmak isteyen herkezin isteğine cevap veren mükemmel bir dil.

Saygılarımla...

valla nogada abip çuvallamışsınız yine,

şöyleki,

sizin söyleminize göre,bir metnin apaçık anlaşılabilmesi için o dile hakim olabilmek gerekiyo yani o dile mensup isnsanlardan olmak gerekiyo.kuranı ele alırsak arapların bizden çok daha iyi anlaması gerekiyor değilmi,ama gelin görünki en az anlıyanlar bu gruptan,

nedenine gelince,

arapların uygulamaları ve yaşam terzlarıyla ilgili yüzlerce örnek verilir allahın kulu kabul etmez ve başlar muhalefet yok onlar islamı yanlış algılıyor gerçek islamiyet bu değil türünden,

şu sorularıma cevap verin lütfen,

irandaki molla rejimini destekliyormusunuz,yada afganların taliban militanlarını yada suudilerin yönetim şeklini yada sudanın şeriat kurallarını cezayirin mücahitlerini

bunlar arap değilmi nogada abim,bunlarda mı kurana hakim olamamış,olamamışsa bana kurana hakim bir millet veya devlet göster

Hac(*) Sûresinin 16 . Ayetinde
Nûr(*) Sûresinin 1 . Ayetinde
Ankebût Sûresinin 49 . Ayetinde
Şu’arâ Sûresinin 2 . Ayetinde
Bakara(*) Sûresinin 99 . Ayetinde
Zuhruf Sûresinin 2,3 . Ayetinde
Sebe’ Sûresinin 3 . Ayetinde
Mâide(*) Sûresinin 15 . Ayetinde
Yâsîn Sûresinin 69 . Ayetinde
Nisâ(*) Sûresinin 174 . Ayetinde
Duhân Sûresinin 2,3 . Ayetinde
Yûsuf Sûresinin 1 . Ayetinde
Neml Sûresinin 1 . Ayetinde
Kasas Sûresinin 2 . Ayetinde
Mücâdele(*) Sûresinin 5 . Ayetinde
Bakara(*) Sûresinin 213 . Ayetinde
Âl-i İmrân(*) Sûresinin 105 . Ayetinde

allah,herkesin anlayabilmesi için kuranı apaçık indirdim der,okuma yazma bilmeyen peygamberin bile anlıyacağı kadar apaçık ,istersen tamamını kontrol edebilirsin,

sen tutmuş arapça bilmeyenin bu dile hakim olamayacağını söylüyorsun,peki araplar ne kadar hakim hakimiyetten anladığın ne senin,varolan ayeti işine göre yorumlama doğrumu,

gel birlikte şu ayete bakalım,

NAHL 75. Allah, hiçbir şeye gücü yetmeyen, başkasının malı olmuş bir köle ile katımızdan kendisine verdiğimiz güzel rızıktan gizli ve açık olarak harcayan (hür) bir kimseyi misal verir. Bunlar hiç eşit olurlar mı?

cenabı hak bana bana bu ayeti apaçık bildirmişken senin yorumun neden,şimdi senin burada yapacağın 2 şey var,ya apaçık inen ayeti kabul edeceksin,diğer yadasının size yakışacağını düşünmüyorum

saygılar

UlulElbab 08-01-2010 14:47

Sayın Enel Hak sorunuzu Sevgili nogadaya yöneltmişsiniz ama bir nioktaya dikkatiniz çekmek için kusura bakmazsanız araya giriyorum;

Nahl 75'i örnek olarak vermişsiniz,Ayetlerini önüne arkasına bakmadan bağlamından koparmak elbette anlaşılmaz bir hal almasını sağlar.

70 den itibaren okuyarak gelirseniz, orada Allah kendisi ile Putları karşılaştırıyor.

Asıl Anafikir oradadır.

Başka bir Ayette Siz emrinizde çalışan bir köle ile kendinizi bir tutabiliyormusunuz?

diye insanlara bir soru yöneltiyor.

Edebi Sanatolarak buna yanılmıyorsam Tecahül-ül Arif deniyor.

Cevabını bildiği halde soru sorma eylemine...

Seygılarımla...

frodo 08-01-2010 14:52

Sevgili UlulElbab ;

Kur'an ın din bezirganlarınca yanlış aktarıldığını bunun ise kitabı indirenin/yazanın amacına aykırı sonuçları olduğunu ve kötü niyetli kişi ve kurumlarca kullanıldığından bahsediyorsunuz. Güzel. Bir an dediklerinizin doğruluğunu test etmeye çalışalım.

Doğru şeyler söyleyip söylemediğinizi anlayabilmem ve özgür irademle karar verebilmem için Kur'an ın diline, bilinen mealciler ve yeni yorumcular kadar vakıf olmam lazım. Öyle ya kimin doğru olduğunu nasıl anlayacağım ? Bunu yapabilmem için ortalama 70 yıllık ömrümün hatırı sayılır bir kısmını Kur'anın dilini "tam anlamıyla" öğrenebilmek için harcamam lazım.

Sadece arapça öğrenmekle kalamam çünkü yaygın ve bilinen 3 din var. Onların da muhtemelen çevirilerinde problemler vardır. Bu sorunu aşabilmek için ibraniceyi, yunancayı da hakkıyla bilmem lazım.

Eğer insanın bu minik mavi gezegende var oluşunun nedeni sınavsa hangi dinin ve dahi hangi mezhebin doğru söylediğini bilmem lazım. Yaklaşık sayı 4000 civarında. Sınav pek adaletli değil gibi. Çünkü ortalama 70 yıllık yaşamımın ilk 15 yılı aklımın pek ermediği çocukluk dönemine son on yılı ise akıl yetilerimin azalmasına harcanıyor. Bu hesapla her dört günde bir mezhebi, inanışı kontrol edip karar vermem gerekiyor. Çünkü hangisine sorsanız dünyanın merkezinde onlar var ve gerçeği bulan yol onlarınki.

Kimse ayranım ekşi demiyor. Size kalırsa farklı bir yol izlemem gerekirken birileri "ehl-i sünnet vel istikamet" iddiasında. Birileri yaratıcının İsa suretinde dünyaya arz-ı endam ettiğini ve bunu anlamanın yaratıcıya giden tek doğru yol olduğu savında.

Bunca karmaşanın ortasında örneğin İsveç'de doğmuş olsam haberim bile olmayacak Kur'an meallerindeki sorundan ötürü sınavda çakacağım.

Sahi sizin YHW/Rab/Allahınız dünya gerçeğinden bu kadar uzakta mı ?

naper 08-01-2010 15:01

frodo;
süre yetmiyorsa,atınız üstadım;zira yanlış doğruyu götürmez...:D
ya da siz eniyisi boşverin sınavı falan,koyun bir kase şarap karşılıklı içelim...http://img141.imageshack.us/img141/9...ratokustur.png

Psiko 08-01-2010 15:04

Sevgili frodo ;

Nazım ustanın "Ceviz ağacı" adlı bir şiiri vardır.
"Ben bir ceviz ağacıyım Gülhane parkında,
ne sen bunun farkındasın ne polis farkında"
şeklindeki son iki satır anlamlıdır "Fark"etmek konusunda.
İsveçte veya bir başka yerde doğmuş olup,farketmemek,
Yaşam ağacının kökü,
ile,
dalları ve yaprakları arasındaki iletişim kopukluğundan kaynaklıdır.
"Meyvesiz ağaç kesilip ateşe atılmıştır."
Birzamanlar o ağaç meyveli iken,
daha sonraları,
meyvesiz olduğunu farkedemeyen,
ağacı hala meyve veriyor sananlardır o farketmeyip,
"Ya İsveçte veya şuradakiler" diye işaret ettiklerimiz.

Yani dal veya yaprak ağaçtan kopmuş gitmiş,hala ağaca bağlıyım sanıyor da.

frodo 08-01-2010 15:09

Sevgili ademoğlu eskiden bir tv dizisi vardı. Usta "çekirge" diye başlayan nasihatlerde
bulunur ve "çekirgesi" de şıp diye anlardı. Ama ben anlamadım ustam :D

Psiko 08-01-2010 15:14

Sevgili frodo ;

Bakara 213 de,
İnsanlığın BİR ümmet olduğunu vurgular.
Bunu ağacın gövdesi olarak niteleyebilirsin.
Sonra bu gövdeden dallar ve yapraklar çıkadurmuş,
ve o gövdeden "Sırat el müstakiym" den kopmuş ayrılmış.
Eh hali ile kendi bakış ve anlayışını da gövdenin bakış ve anlayışı saydığından,
Ağaçtan gelen "Yeni sürgün"ü farketmemiş veya farketmişse de tınmamış.
Kendi olduğu şekli bozmamış.
Dolayısı ile de İsveçte veya bir başka yerde habersiz kalıp,
asıl farketmesi gereken o iken,
bunu bilmeyen,
fark edemeyen de,
Rab-Yahwe-God-İswara-Huda olup çıkmış :)

Psiko 08-01-2010 15:21

Sevgili frodo ;

O tv dizisi ile benzeşme yok ortada.
Sen bir homosapiens'sin,
ben ise bir garip ademoğlu.
Kendi gözlemlediğim ve duyumsadıklarımı paylaşmaya çalışıyorum.
Haşa ve kella,
Ustalık-üstadlık benim neyime ?

faran 08-01-2010 19:54

Alıntı:

AerA´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 278460)
Sevgili Nogada ;

Bu konuda size katılmak isterdim ama, apaçık dünya insanlığının anlayacağı bir Arapça ile inmiş değil aksine apaçık Arapların anlayabildiği bir Arapça bulunmaktadır Kur-an ' da.

Birde zaten "apaçık Arap olan din bilimcilerin" bile ayet yorumlarındaki farklılanmalar, sadece Arapça problemini değil birde aslında apaçık olmadığı problemini barındırır.Lakin neredeyse her surenin bir ayetinde ilgili hükmün apaçık olduğu dile getirilir.

Saygılarımla


44 - Eğer biz onu yabancı dilden bir Kur'ân yapsaydık onlar mutlaka: "Bu kitabın âyetleri genişçe açıklanmalı değil miydi? Arap bir peygambere yabancı dil, öyle mi?" derlerdi. Sen de ki: "O, iman edenler için bir hidayet ve şifadır." İman etmeyenlerin kulaklarında ise bir ağırlık vardır. Kur'ân onlara göre bir körlüktür. Sanki onlar uzak bir yerden çağrılıyorlar (da duymuyorlar). ( FUSSİLET SURESİ )

(De ki, ey insanlar, ben, Allah’ın hepiniz için gönderdiği Resulüyüm.) [Araf 158]

(Biz seni bütün insanlara müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik; fakat insanların çoğu bunu bilmez.) [Sebe 28]

UlulElbab 08-01-2010 20:21

Alıntı:

frodo´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 278483)
Sevgili UlulElbab ;

Kur'an ın din bezirganlarınca yanlış aktarıldığını bunun ise kitabı indirenin/yazanın amacına aykırı sonuçları olduğunu ve kötü niyetli kişi ve kurumlarca kullanıldığından bahsediyorsunuz. Güzel. Bir an dediklerinizin doğruluğunu test etmeye çalışalım.

Doğru şeyler söyleyip söylemediğinizi anlayabilmem ve özgür irademle karar verebilmem için Kur'an ın diline, bilinen mealciler ve yeni yorumcular kadar vakıf olmam lazım. Öyle ya kimin doğru olduğunu nasıl anlayacağım ? Bunu yapabilmem için ortalama 70 yıllık ömrümün hatırı sayılır bir kısmını Kur'anın dilini "tam anlamıyla" öğrenebilmek için harcamam lazım.

Sadece arapça öğrenmekle kalamam çünkü yaygın ve bilinen 3 din var. Onların da muhtemelen çevirilerinde problemler vardır. Bu sorunu aşabilmek için ibraniceyi, yunancayı da hakkıyla bilmem lazım.

Eğer insanın bu minik mavi gezegende var oluşunun nedeni sınavsa hangi dinin ve dahi hangi mezhebin doğru söylediğini bilmem lazım. Yaklaşık sayı 4000 civarında. Sınav pek adaletli değil gibi. Çünkü ortalama 70 yıllık yaşamımın ilk 15 yılı aklımın pek ermediği çocukluk dönemine son on yılı ise akıl yetilerimin azalmasına harcanıyor. Bu hesapla her dört günde bir mezhebi, inanışı kontrol edip karar vermem gerekiyor. Çünkü hangisine sorsanız dünyanın merkezinde onlar var ve gerçeği bulan yol onlarınki.

Kimse ayranım ekşi demiyor. Size kalırsa farklı bir yol izlemem gerekirken birileri "ehl-i sünnet vel istikamet" iddiasında. Birileri yaratıcının İsa suretinde dünyaya arz-ı endam ettiğini ve bunu anlamanın yaratıcıya giden tek doğru yol olduğu savında.

Bunca karmaşanın ortasında örneğin İsveç'de doğmuş olsam haberim bile olmayacak Kur'an meallerindeki sorundan ötürü sınavda çakacağım.

Sahi sizin YHW/Rab/Allahınız dünya gerçeğinden bu kadar uzakta mı ?


Değerli frodo,

Geciken cevabi yazım için özürdilerim...

Bütün gün konsolosluk işleri ile uğraşmak zorunda kaldım...Maalesef aracı kurumlar da vize konusunda sadece bir para tuzağı...

Yakında Avustralya dan bu güzel siteye yazmaya devam edeceğim:)

Zamanında Hükümetlerimiz doğru dürüst çalışsaydı bir Türk vatandaşı olarak böyle konsolosluklara yalvar yakar vize başvuruları yapmak zorunda kalmazdık diye

düşünüyorum.Her onurlu Dünya vatandaşı gibi bizlerde Uçak biletimizi alır,istediğimiz ülkeye gidebilirdik...

Türkiyenin itibarını korumak her Türk vatandaşı ile birlikte asli olarak seçimle gelen hükümetlerin görevi...

Ancak kimse bu konuda kafa ormamış anlaşılan...

Şimdi böyle alakasız bir konuyla söze başladıktan sonra asıl konuya dönmek istiyorum...

Kuranın koruması öyle zannedildiği gibi Allahın işi değildir...

Kuranda sözü geçen koruma bana göre Vahyin korunmuş olmasıdır.Yani Emanet sahibine teslim edilene kadar korunmuş ve Emin bir halde inmiştir.

Önünde ve arkasında korumaları vardı....

Vardı diyorum,çünkü o vahyi alan Muhammed özenle korumasını üzerine aldı.Tamamını ezberlemesi Allah tarafından sağlandı.

Mushaflaşması için,yani iki kapak arasına alınabilmesi için görev taksimatı yapmak onları biraraya getirmek ve gelecek nesillere

hatasız ve değişmeksizin ulaşmasını sağlamak artık Muhammedin ve etrafındaki imanlılar asli göreviydi...

O ve imanlılar bunu hakkıyla yaptılar...Ondan sonra "halife" olma şerefini elde edenlerde yaptılar.Beğensekte,beğenmesekte bu kişiler,

Aliye kadar...Seçimle,istişare ile Halife oldular.

Ne zaman ki Babadan oğula geçmeye başladı...İslamda orada bitti zaten.

Ancak Kuranı Osman,Taşkent v.s diye nushalar ile gelecek nesillere uaştırmayı başardılar.

Benim Şahsi görüşüm,değişmediği yönünde...

Ancak Kuranı değiştiremeyen Karanlık güçler çok Sinsi bir Oyun ile...daha önce Tevrat ve İncilde denenmiş aşağılık Projelerini devreye sokmuşlardır.

Alternatif ve Paralel bir Kitab oluşturmak...Bunu yaparken Kuranın anlaşılmaz olduğunu,Onu ancak Alimlerin anlayacağını söylediler...

Koruma görevi insanlara verilmiştir...Tıpkı Tebliğ görevi gibi...

Dolaysı ile SORUMLULUK ORTAKtır...O yüzden biz Kimseyi suçlayamayız...İnanmıyorsa zorlayamayız...Ve neden inanmıyorsun diye kimseyi kınayamayız...

Ama isteriz..İsteriz ki Gerçekleri Hissetsin...isteriz ki bu zorluklara rağmen ışığı görsün...

Çünkü biz kendimizi kurtulmuş olarak görmüyoruz...Ancak tüm İnsanlık kurtulduğu zaman biz Kurtulacağız...

Bu bir ütopya gibi gelebilir..melankolik yada romantik bir hayal v.s.

Ama BİZ İNANIYORUZ.

Anlaşılmaz yapmaya çalışan Karanlık taraf...Evet kabul etmeliyiz ki ŞİMDİLİK Başarılı da oldular...

Ama bu ilel ebed böyle gitmeyecek...Kıyamet yakın...Kıyamet derken KIYAM=Ayaklanma/Uyanış kast ediyorum...yoksa akla gelen felaketler değil...

Kıyameti bekliyorum sevgili dostlar...Kıyameti...

Neredeyse söyleyesim geliyor....Az kaldı...

Anlaşılmaz olması için Kavramları kaydırmak yolunu seçtiler...SALAT bunun en bariz örneğidir.

Bugün SALATın gerçek anlamını çözen Kuranı dolaysı ile İslamı kolaylıkla anlayacaktır.

Bunu yabancılarda gözlemliyebiliyoruz.Onlar ön kabullere sahib olmadığından,GERÇEK İSLAMı anlamakta sıkıntı çekmiyorlar...

Ama yaşanan İslam ile karşılaştırınca ne büyük bir FARK olduğunu görüyor ve bu büyük kitle adına üzülüyorlar...

İşin özü SEVGİ...ve gerek Yahudiliğin gereksede Hiristiyanlığın özü budur.

Budizmde diğer saydığınız tüm "Dinler" de aslında TEK bir Din ve tek bir Ağaç...

Ve Tüm İnançlardan Bağımsız olarak İYİLİK ve İYİ sonunda MUTLAKA kazanan taraf olacaktır.

İşte O insanın içinde ki İYİLİK bana göre İSLAM dır...Kendisi veya başkaları onu nasıl tanımlarlarsa tanımlasınlar...

Allah O kimsenin İçindedir...

Allah heryerdedir...Özellikle başbaşa kaldığında sesini duyarsın...

İster adına Vijdan de ..ister iç SES...

Kulak verirsen Onu mutlaka duyarsın...

Sevgi ile...

barudi 10-01-2010 04:27

Alıntı:

UlulElbab´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 278439)
Maalesef din diye inandığımız ve yaşadığımız Ku’an’daki halis/saf Allah’ın dininden başka bir şey durumundadır. Dil-din ilişkisi açısından hareketler yüzlerce kavramın içi boşaltılmış, binlerce sözcüğün anlamı saptırılmak suretiyle kimsenin işine yaramayan (din tüccarları hariç) bir ucube din ortaya konmuştur.

“Salavat getirme”, “salavatı şerife okuma” da yukarıda değindiğimiz maddelerden bir tanesidir. Ki bu konuya ahzab suresinin 56. ayeti yanlış mealler verilmek suretiyle ve de yanlış tebyinlerle (onlar maalesef tefsir diyorlar) tahrifat yapılmıştır. Öyle ki çeşit çeşit salavatı şerife modelleri (salaten tünciye, salat an nariye, salatı terficiye vs. gibi) oluşturulmuş ve bu model model salavatları okumak her ibadetin önüne geçirilmiştir. Dikkat ederseniz görürsünüz ki camilerde imam namaz sonrasında okuduğu duadan (yaptığı dua değil, zira o da şablon) sonra “lillahil fatiha” der. Yani,Allah için bir Fatiha okuyun der. İşte bu sırada fatiha okumaz, Herkes “Allahümme salli ala seyyidina… diye salavat okur. (Buna iyi dikkat ediniz.) Şefaat buna bağlanmış ve salavat getirmekle ilgili onbinlerce hadis uydurulmuştur.İşte ayet. Herhangi birkaç mealden sunalım, sonra da olması gereken meali sunalım ve gerekli talileri yapalım.

Yazının devamı için....

http://www.turkceibadet.net/?page_id=377

Sayın Hakkı Yılmaz'ın bir makalesidir.

Saygılarımla...

UlulElbab

Sözlerine veya Hakki Yilmaz'a kismen katilmak/katilmamakla beraber suna bir aciklik getirelim. Namaz kilarken okumus oldugumuz Tahiyyat Duasinda Hz.Muhammed in Allah in kulu oldugunu ifade etmekteyiz. Dolayisiyla Müslümanin örnegi Hz.Muhammed olsa dahi magfiret veya sefaat Allah tan dilenmelidir, zira sefaat edecek olan Hz.Muhammed olsa bile bu konuda tek basina yetkili degildir, Allah in yetkisi ile olacaktir, bu hassas bir konu Allah a sirk kosmaya yakin bir konu, ama bilincli insan zaten "Allahim bizleri Resulun sefaatine mazhar eyle." diyerek duasini yapmaktadir.

Bu konu hakkinda basligin adini bu sekilde adlandirmak malesef inanir oldugunu iddaa eden bir kisi tarafindan neyin nesi kimin fesi gibi adlandirilmasi büyük talihsizlik mi desem bilemiyorum ama son derece yanlistir. "Lillahi Tealel Fatiha." yorumun ise daha bir garip olmus, zira "Salli" ve "Barik" den sonra "Fatiha" da okunmakta. Allah icin Fatiha degil Allah rizasi icin Fatiha okunmasini söylemektir, bazen kisaca "El Fatiha" olarak da söylenir. "Lillahi Tealel Fatiha." cümlesinde "Okuyun." kelimesi dahi gecmemektedir.

"Salli" ve "Barik" dualarini okumak ayni zamanda kendimize de dua etmektir, yani Hakki Yilmaz in ima ettigi sekilde "Yasasin Pasam" gibi algilamamak lazim.

UlulElbab 10-01-2010 04:57

Dili ve Dini bilen HANİF ler karşısında fazla tutunamazlar...

Kem-kum diye başlarlar söze...

Biz bu Ehli Sünnetle her zeminde ve her koşulda karşılaştık ve karşılaşırız...

Bırakın çömezlerini ,Allameleri dahi sakallarını burarak,ağzını şapırdatarak,

eteklerini toplar,postunu alır çekilir gider karşımızdan...

HAK gelince Batıl Zail olur...

O nedenle Muhlis Hanifleri görünce çarpılmış gibi olurlar...

Ah bir Ateist çıksaydı karşımıza derler...ah bir kominist olsaydı...

Şia olsun...Caferi,Harici...Hepsine söyleyecek sözümüz vardır derler...

Ama Haniflerin karşısında hiç şansları yok...

Kuran ortada...Dilse dil...Gramerse Gramer...

Ayetse ayet...Edebi sanatsa o da var...

Bunların Alimleri bizi hiç sevmez:D

Sevmeyin...

Allahın Sevgisi bize yeter...

Selam Huda'ya tabi olanlara...

barudi 10-01-2010 09:02

tutturmussun hanif hanif deyip gidiyorsun, bakalim daha nerelere hanif olacaksin...
Allah sonunu hayirli etsin...

Yergin 10-01-2010 12:55

Alıntı:

barudi´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 279233)
tutturmussun hanif hanif deyip gidiyorsun, bakalim daha nerelere hanif olacaksin...
Allah sonunu hayirli etsin...

Katılıyorum size sevgili Barudi,

Hanif, hanif diyor ama Hanif nedir, kendisi nedir, ne yapar, nasıl ibadet eder söylemiyor. Hadi onları geçtik,
Bizim ibadetlerimize karşı olduğunu söylüyor, neden diyoruz, yok ispatlanmaz var ispatlanır senin ispatlaman lazım diyor. Hadi onları da geçtik,
Şu, şu ayetlerin sendeki meali nedir diye soruyoruz, ı ıh cevap yok. Sonra Ehli Sünnet gördüğü her yerde kaçıyormuş...

Sakalımız yok diye mi hem Ehli Sünnetçi denilip, hemde Ehli Sünnetçi sayılmıyoruz anlamadık ki.

Kendinle bu kadar övünen bir müslümanı da bu site de ilk kez görüyorum.

Saygılar

Psiko 10-01-2010 13:43

Alıntı:

EnvyMe´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 279259)
Katılıyorum size sevgili Barudi,

Hanif, hanif diyor ama Hanif nedir,

BAKARA 135 : Yahudi ya da Hıristiyan olun ki, doğru yolu bulasınız, dediler.
De ki: Hayır! Biz, hanîf olan İbrahim'in dinine uyarız.
O, müşriklerden değildi.

EN'ÂM 79 : Ben hanîf olarak, yüzümü gökleri ve yeri yoktan yaratan Allah'a çevirdim ve ben müşriklerden değilim.

YÛNUS 1O5 : "Ve hanîf (Allah'ın birliğini tanıyıcı) olarak yüzünü dine çevir; sakın müşriklerden olma, diye ."

HACC 31 : Kendisine ortak koşmaksızın Allah'ın hanifleri (O'nun birliğini tanıyan müminler olun).
Kim Allah'a ortak koşarsa sanki o, gökten düşüp parçalanmış da kendisini kuşlar kapmış, yahut rüzgâr onu uzak bir yere sürüklemiş (bir nesne) gibidir.

RÛM 30 :Sen yüzünü hanîf olarak dine, Allah insanları hangi fıtrat üzere yaratmış ise ona çevir.
Allah'ın yaratışında değişme yoktur.
İşte dosdoğru din budur; fakat insanların çoğu bilmezler.

BEYYİNE 5 : Halbuki onlara ancak, dini yalnız O'na has kılarak ve hanifler olarak Allah'a kulluk etmeleri, namaz kılmaları ve zekât vermeleri emrolunmuştu.
Sağlam din de budur.

Sevgili EnvyMe ;

Bak "Hanif" nasıl tarif ediliyor ?
Yahudilik ve Hıristiyanlık,
İlahi-semavi din değil mi nezdinizde ?
Evet.
Demekki "Bizim inandığımız gibi-çoğunluğun inandığı gibi inan" demekle olmuyormuş bu işler.
Ve
"Çoğunluk" bunu bilmiyormuş.

EN'ÂM 116 : Yeryüzünde bulunanların çoğuna uyacak olursan, seni Allah'ın yolundan saptırırlar.
Onlar zandan başka bir şeye tâbi olmaz, yalandan başka söz de söylemezler.

nogada 10-01-2010 14:00

Sayın psiko...

Bugünkü dini zaten anlaşılmaz olarak gösteren yobazlar ve onlara inanan cahiller değilmi?

Bir çok kişinin inancından olmasına sebep bu batıllar ve hurafeler değilmi.

Dini olması gerekenden karmaşık yapıp bundan rant sağlayanlar yüzünden,din Allah ve Hz.Peygambere laf uzatılmıyormu?

Din tarikatlara,şeylere,efsanelere masallara bulanmamışmı?

Ve zaten bu konuda şeytanda insanları kandırmak için yüce ALLAH'ın dostoğru yolu üzerinde kendini gösterip,olmayacak şeylerle dinin içine gireceğini ve insanları O'nun yolundan alı koyacağını söylememişmi?

Bu yüzden yokmu cübbeli ahmetler,sarıklı mehmetler,sakallı süleymanlar?

Kale fe bima ağveyteni le ak'udenne lehüm siratakel müstekiym (A'RAF suresi 16. ayet)

Sümme le atiyennehüm mim beyni eydihim ve min halfihim ve an eymanihim ve an şemailihim ve la tecidü ekserahüm şakirin (A'RAF suresi 17. ayet)

Şeytan dedi ki: “(Öyle ise) beni azdırmana karşılık, yemin ederim ki, ben de onları saptırmak için senin dosdoğru yolunun üzerinde elbette oturacağım.”

sonra onlara önlerinden ve arkalarından, sağlarından ve sollarından sokulacağım, sen de çoğunu şükredici bulmıyacaksın...

SAYGILARIMLA...

barudi 10-01-2010 16:03

Yahu Psiko Hanif ne demek aciklarmisin?

Alıntı:

Psiko´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 279263)
Bak "Hanif" nasıl tarif ediliyor ?
Yahudilik ve Hıristiyanlık,
İlahi-semavi din değil mi nezdinizde ?
Evet.
Demekki "Bizim inandığımız gibi-çoğunluğun inandığı gibi inan" demekle olmuyormuş bu işler.
Ve
"Çoğunluk" bunu bilmiyormuş.

Ne anlayacagiz simdi burdan? Ben sana aciklamasini yapayim, Hanif demek meyl etmek yönelmek demektir, kötü bir şeyden iyiye yönelmek ve o şeyi kabullenmek..

Alıntı:

Psiko´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 279263)
YÛNUS 1O5 : "Ve hanîf olarak yüzünü dine çevir; (Allah'ın birliğini tanıyıcı)sakın müşriklerden olma, diye ."

HACC 31 : Kendisine ortak koşmaksızın Allah'ın hanifleri (O'nun birliğini tanıyan müminler olun).
Kim Allah'a ortak koşarsa sanki o, gökten düşüp
parçalanmış da kendisini kuşlar kapmış, yahut rüzgâr onu uzak bir yere sürüklemiş (bir nesne) gibidir.

Gördüğün gibi ayetlerde "çevir" "yönel" kelimeleri geçerek tamamlanır.
Şimdi tutup Hanif kelimesinden yeni bir inanç biçimi oluşturmak neyin nesi?

Psiko 10-01-2010 16:09

Sayın barudi ;

Ortada "YENİ" bir şey yok.
"Babanız İbrahimin dininde de böyleydi"
denilerek,
"Asıl" ve sonrasında oluşturulmuş olanın tarifi var.
Nereden çıktı yeni ?

Psiko 10-01-2010 16:21

Sayın barudi ;

Ortada bir vakıa var.
Vakıa şu :
Eski bir köy var.
Ama bu eski köye YENİ adetler getiriliyor.
Peki getirenler kim ?
Ayetler bu konuda son derece açık.
İbrahimden sonra kimler gelmiş ?
Yahudiler ve Hıristiyanlar.
Ve bunlar semavi üstelik,
Ama inananlara ne diyorlar ?
"Bizim gibi inanırsanız doğru yolu bulursunuz."
Peki şu an bu vakıa nasıl işlemekte burada ?
Sevgili UlulElbab,
Kur'anın kendi tanımı olan "Hanif"im diyor.
Ötekiler "Bizim gibi inan" diyor.

Bu ayetlerin ışığında sizce kim,
"Eski köy"
kim
"Eski köye yeni adet getiren"
konumunda oluyor ?

barudi 10-01-2010 16:24

Alıntı:

Psiko´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 279321)
Sayın barudi ;

"Asıl" ve sonrasında oluşturulmuş olanın tarifi var.
Nereden çıktı yeni ?

Neden yeni diyorum bak açıklayayım, Hanif olarak kimi tarif ediyor? Hz.İbrahim'i öyle değil mi? Hz.İbrahim için "O müşriklerden olmadı." da açıkca belirtiliyor mu? Evet. (Çünkü Hristiyanlar ve Yahudiler Allah'a ortak koşmaya başlamıştı.)

Yani özetle; "Hz.İbrahim gibi Allah'a ortak koşanlardan yüz çevirin ve Allah'a inanan ve O'nun birliğini doğrulayan kişiler olun. Müşriklerden olmayın." emri vardır bu ayetlerde.

Ama sizler Müslümanlardan dahi yüz çevirir haldesiniz. Ve bunu yaparken "Hanif" kelimesinin arkasına sığınmaktasınız.

"Dili ve Dini bilen HANİF ler karşısında fazla tutunamazlar..." UlulElBab.......

Bu cümle bunu gayet iyi açıklamıyor mu?

Psiko 10-01-2010 16:34

Alıntı:

barudi´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 279327)
Neden yeni diyorum bak açıklayayım, Hanif olarak kimi tarif ediyor?
Hz.İbrahim'i öyle değil mi?
Hz.İbrahim için "O müşriklerden olmadı." da açıkca belirtiliyor mu?
Evet.
(Çünkü Hristiyanlar ve Yahudiler Allah'a ortak koşmaya başlamıştı.)

Yani özetle; "Hz.İbrahim gibi Allah'a ortak koşanlardan yüz çevirin ve Allah'a inanan ve O'nun birliğini doğrulayan kişiler olun. Müşriklerden olmayın." emri vardır bu ayetlerde.

Sayın barudi ;

Mavi olan doğru boyut.
Kırmızı olan yanlış boyut.
Hemfikir miyiz ?

Peki kırmızı olan bölümdeki anlamı bugün İslam toplumu üzerinden düşünecek olur isek,
sence durum ne ?
Kur'ana göre
"Dinlerini parça parça edip fırkaya ayıranlar.
Ayrıldıkları bu fırkalardaki kendi bakış ve anlayışları ile böbürlenenler,
Allah'a yaklaştırıcı dostlar,mevlalar,şeyhler edinenle
r"in,
kırmızılı bölümdeki,
"Kendilerinden öncekilerle"
farkı ne ?

barudi 10-01-2010 17:05

Alıntı:

Psiko´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 279328)
Sayın barudi ;

Mavi olan doğru boyut.
Kırmızı olan yanlış boyut.
Hemfikir miyiz ?

Peki kırmızı olan bölümdeki anlamı bugün İslam toplumu üzerinden düşünecek olur isek,
sence durum ne ?
Kur'ana göre
"Dinlerini parça parça edip fırkaya ayıranlar.
Ayrıldıkları bu fırkalardaki kendi bakış ve anlayışları ile böbürlenenler,
Allah'a yaklaştırıcı dostlar,mevlalar,şeyhler edinenle
r"in,
kırmızılı bölümdeki,
"Kendilerinden öncekilerle"
farkı ne ?

1.ci sorunuza cevabım tebiiki Evet hemfikiriz olacaktır.

2. sorunda farklı düşünüyoruz. Evet İslam karşıtları İslam'ın bütünlüğüne zarar vermiştir, fitne fesat ile parça parça bölünmesini sağlamıştır ve bunlardan ötürü çeşitli fırkalar ortaya çıkmıştır. Sizler HANIF olarak Hadislere pek rağbet etmiyorsunuz oysa Resul'u Ekrem bunun işaretini de vermiştir. 71 fırkadan bahsetmektedir, ancak bunlardan sadece 1 tanesinin doğru olduğunu buyurmaktadır. Peki biz bu fırkayı nasıl bulacağız? Kuran'a ve Resul'u Ekrem'in yaşam tarzına bakarak bulmak zorundayız. Ama sizinde vurguladığınız hacı hoca şeyh mürit örneğine katılmam imkansız. Her sandığınız hacı hocası şeyhi müridi sizin tabir etmeye çalıştığınız kişiler olmayabilir. Bu yüzden topundan HANIF olarak yüz çevirmeniz ve özellikle HANIF kelmesini vurguluya vurgulaya söylemek doğru davranış değildir. Bu durumda sizde bir fırka oluşturmuş olmaktasınız ve bu durumda daha çok parçalanmaya sebep vermekten başka bir şey değildir.

Psiko 10-01-2010 17:13

Sayın barudi ;

"Hanif"
Kur'anıi bir kelime midir.
Yani Kur'anda Hanif sözcüğü geçmekte midir ?
Eğer bir şikayetniz varsa lütfen Kur'ana,
yani Yaradanın sözlerine,
yani Allah'a müracaat ediniz.

Siz Kur'anın herhangi bir yerinde ,
Hanifi,
Şafii,
Hanbeli,
Maliki,
Şii
vb bir tanım,kelime,sözcük gördünüz mü ?
O halde neyi tartışacağız ?
Ve
neye göre tartışacağız ?
"BEN" böyle biliyoruma göre mi ?
"O"nun sözlerine göre mi ?

UlulElbab 10-01-2010 17:13

Değerli Psiko,

Lütfen yormayın kendiniz,biliyorum güzel gönlünüz el vermiyor ama...

Sünni kardeşlerimizin çoğu Kuranda ümmün/bükmün/sümmün diye tabir edilenlerden...

Kuran-ı Kerim » YÂSÎN - 8-10
İnnâ cealnâ fî a’nâkıhim aglâlen fe hiye ilel ezkâni fe hum mukmehûn

Boyunlarına, çenelerine kadar varan prangalar taktık da kafaları yukarıya dikilmiştir.
Ve sevâun aleyhim e enzertehum em lem tunzirhum lâ yu’minûn

Onları uyarsan da uyarmasan da onlar için birdir; inanmazlar.

Yasin 28-29 da bunları anlatıyor...

Yine de Allahtan ümid kesilmez.Bakarsınız anlarlar?

Arkalarında ve önlerinde Setler çekilmiş,göremezler...
Yasin 43-44
Kendilerine, "Geçmişinizden ibret alıp ve geleceğiniz için sakının ki merhamet edilesiniz," denilmişti.


Bu Ayetleri gidip Mezar başlarında Ölülere okurular...

Yasin 68 Ona şiir öğretmiş değiliz, zaten ona uygun düşmez. Bu, ancak bir mesaj ve apaçık bir Kuran'dır. (69) Dirileri uyarır ve inkarcıları açığa çıkarır.

Kimin için zannediyorlar bu Ayetleri?

İnfak edin Fakirleri doyurun deyince ne diyorlar?

Allah versin derler...Biz 1/40 veriyoruz zaten diyorlar...

Yasin 45-46
Kendilerine, "ALLAH'ın size verdiği rızıklardan verin," denildiğinde, inkar edenler inananlara, "ALLAH'ın, dilediği taktirde besleyebileceği kimseleri mi besleyelim? Siz gerçekten iyice sapıtmışsınız," derler.


Sevgi ve Saygılarımla...

barudi 10-01-2010 17:30

Alıntı:

Psiko´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 279349)
Sayın barudi ;

"Hanif"
Kur'anıi bir kelime midir.
Yani Kur'anda Hanif sözcüğü geçmekte midir ?
Eğer bir şikayetniz varsa lütfen Kur'ana,
yani Yaradanın sözlerine,
yani Allah'a müracaat ediniz.

Siz Kur'anın herhangi bir yerinde ,
Hanifi,
Şafii,
Hanbeli,
Maliki,
Şii
vb bir tanım,kelime,sözcük gördünüz mü ?
O halde neyi tartışacağız ?
Ve
neye göre tartışacağız ?
"BEN" böyle biliyoruma göre mi ?
"O"nun sözlerine göre mi ?

:) bak sözü nereye getirdin. şimdi ben Kuran'da geçen bir kelimeyi kullanıp bir fırka kursam benim hatam mı olur? yoksa senin tarzın mı daha hoş olur?
kardeşim rahatsız oluyorsan şikayetini Allah'a söyle.

Size tek bir sorum var bana bunun cevabını verin yeter. Kuranda Allah azze ve celle buyurur ki; bismillah..

Andolsun ki, Allah'ın elçisinde sizin için, Allah'a ve ahiret gününe kavuşmaya inanan ve Allah'ı çok anan kimseler için en güzel bir örnek vardır.
Ahzap 21

Bu örnek sadece sahabe için mi geçerliydi? Bu ayet sizler için ne ifade ediyor? Yoksa sizler Ahiret Gününe kavuşmaya inanan ve Allah'ı çok anan kişiler değilmisiniz de, Resulun örneklerini reddedebiliyorsunuz?

selanikli 10-01-2010 17:32

Alıntı:

barudi´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 279233)
tutturmussun hanif hanif deyip gidiyorsun, bakalim daha nerelere hanif olacaksin...
Allah sonunu hayirli etsin...

Pek çok İslami kaynağa göre, Muhammed peygamberliğini ilan etmeden önce Hanif idi.
İlk eşi Hatice, Hatice'nin amcaoğlu Varaka (Mekke'deki Haniflerin lideri idi), hatta Ebu Bekir Hanif idi.
Muhammed peygamberliğini ilan etmeden önce yıllar boyunca, ramazan ayında diğer Hanifler'le birlikte Hira Dağı'nda ibadete-inzivaya çekilmiştir.
Hanif'i Kuran İbrahim dininden olan diye tarif eder.
Hanif Hanif deyip geçilebilecek bir konu değildir.
Sevgiler.

barudi 10-01-2010 17:40

Alıntı:

selanikli´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 279362)
Pek çok İslami kaynağa göre, Muhammed peygamberliğini ilan etmeden önce Hanif idi.
İlk eşi Hatice, Hatice'nin amcaoğlu Varaka (Mekke'deki Haniflerin lideri idi), hatta Ebu Bekir Hanif idi.
Muhammed peygamberliğini ilan etmeden önce yıllar boyunca, ramazan ayında diğer Hanifler'le birlikte Hira Dağı'nda ibadete-inzivaya çekilmiştir.
Hanif'i Kuran İbrahim dininden olan diye tarif eder.
Hanif Hanif deyip geçilebilecek bir konu değildir.
Sevgiler.

Yahu o zaman Hz.İbrahim'e inen sahifelere uymaları gerekmez mi?

UlulElbab 10-01-2010 17:43

Alıntı:

selanikli´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 279362)
Pek çok İslami kaynağa göre, Muhammed peygamberliğini ilan etmeden önce Hanif idi.
İlk eşi Hatice, Hatice'nin amcaoğlu Varaka (Mekke'deki Haniflerin lideri idi), hatta Ebu Bekir Hanif idi.
Muhammed peygamberliğini ilan etmeden önce yıllar boyunca, ramazan ayında diğer Hanifler'le birlikte Hira Dağı'nda ibadete-inzivaya çekilmiştir.
Hanif'i Kuran İbrahim dininden olan diye tarif eder.
Hanif Hanif deyip geçilebilecek bir konu değildir.
Sevgiler.

Sevgili Selanikli,

O halde siz Hilfil Füdül hakkında da Bilgi sahibisiniz?

Ali bin Talib de bizdendi...İbrahim den bu yana KADİM anlayıştır Haniflik

Alinin nedn İlmin Kapısı olduğunu da anlayın artık...

Vallahi siz bu Sünni Cahillerden daha bilgilisiniz...

selanikli 10-01-2010 17:49

Alıntı:

barudi´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 279373)
Yahu o zaman Hz.İbrahim'e inen sahifelere uymaları gerekmez mi?


Soruyu yanlış kişiye sordunuz maalesef?
Ama küçük bir ipucu vereyim yine de.
‘’Ayşe anlatıyor: "Muhammed’e vahiy olarak ilk başlayan şey uykuda gördüğü salih rüyalar idi. Rüyada her ne görürse, sabah aydınlıgı gibi aynen vukua geliyordu. (Bu esnada) ona yalnızlık sevdirilmişti. Hira mağarasına çekilip orada, ailesine dönmeksizin birkaç gece tek başına kalıp, tahannüsde bulunuyordu. -Tahannüs ibadette bulunma demektir.- Bu maksadla yanına azık alıyor, azığı tükenince Hatice’ye dönüyor, yine aynı şekilde azık alıp tekrar gidiyordu. Bu hal, kendisine Hira mağarasinda Hak gelinceye kadar devam etti. Bir gün ona melek gelip: ...dedi."
Muhammed bu vahiyleri öğrenmiş olarak döndü. Kalbinde bir titreme (bir korku) vardı. Hatice’nin yanına geldi ve: ...
Hatice’ye, başından geçenleri anlattı ve: ...
Sonra Hatice, Muhammed'i alıp Varaka İbnu Nevfel İbni esed İbni Abdi'l-Uzza İbni Kusay'a götürdü. Bu zat, Hatice'nin amcasının oğlu idi. Cahiliye devrinde hristiyan olmuş bir kimseydi. İbranice (okuma) yazma bilirdi. İncil'den, Allah'ın dilediği kadarını İbranice olarak yazmıştı. Gözleri ama olmuş yaşlı bir ihtiyardı. ...
Ancak çok geçmeden Varaka vefat etti ve vahiy de fetrete girdi (Kesildi).‘’
Buhari, Bed'u'l-Vahy, Enbiya 21, Tefsir, Alak Ta'bir 1; Muslim, Iman 252, (160); Tirmizi, Menakib 13, (3636); (Kütübü Sitte, Hadis no 5527)

Varaka ölünce işler karışıyor. (Ayet akışının kesilmesi(!))
Hatice öldükten sonra ise tamamen kontrolden çıkıyor.
Kadın düşmanı ne kadar ayet varsa bundan sonra geliyor. Muhammed'in ardarda 11 tane kadınla evlenmesi ve evini cariyelerle doldurması da Hatice'nin ölümünden sonradır.
Bilmem bir fikir verebildim mi neden İbrahim'in yolundan gitmiyor Muhammed?
Bir de şu soruyu düşün: Muhammed Kuran'a göre en son, en üstün, en büyük peygamber. Ve Muhammed'e peygamberlik gelince(!) kalkıp Varaka'ya (sıradan bir insan) gidip soruyor, bana ne oldu diye?
Varaka hadi ordan deli dese ne olacak?
Saygılar.

Psiko 10-01-2010 18:10

Alıntı:

barudi´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 279373)
Yahu o zaman Hz.İbrahim'e inen sahifelere uymaları gerekmez mi?

İlginç bir bakış ve anlayış.
İsa,
Musa'nın ümmetinden değil miydi ?
"Eski" köye yeni adet mi ?
Yoksa eski köyün,
yenileştirilmiş adetlerini tekrar yerine oturtmak mı idi misyonu ?

selanikli 10-01-2010 18:17

Alıntı:

UlulElbab´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 279374)
Sevgili Selanikli,

O halde siz Hilfil Füdül hakkında da Bilgi sahibisiniz?

Ali bin Talib de bizdendi...İbrahim den bu yana KADİM anlayıştır Haniflik

Alinin nedn İlmin Kapısı olduğunu da anlayın artık...

Vallahi siz bu Sünni Cahillerden daha bilgilisiniz...


Teşekkürler sayın UlulElbap,
biraz okudum araştırdım. Kendi adıma en çok utanacağım durumlardan biridir cahillik.
Ama yukarda söylediklerinizi bilmiyorum.
Ali neden ilmin kapısı onu da bilmiyorum.
Yazarsanız beni çok sevindirirsiniz.
Sevgiler.


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 08:00 .