![]() |
Alevilik Din midir? İslamdan mıdır?
uzun zamandır çok kafamda tanımlamaya çalıştığım bir konudur.
kendimce çok uzun düşündüm .ikamet ettiğim yerdeki cem evine gidip, ordaki akil insanlarla konuştum ve tartıştım. sonunda kendimce şu karara vardım türkiye aleviliği bir çok dinden etkilenmiş bir bir dindir. bunu şöyle açabilirim . bilinirki alevilik hace ahmet yesevifden çok etkilenmiştir.yesevide şaman bir aileden gelmektedir.düşünce sistemini divanı hikmet adlı kitabında şiir şeklinde söylemiştir. ders aldığı islam nasıldır bilinmez ama düşünceleri pek islami değil daha özgür ve islamın bağanzlığı hikmet'in içine sığmamıştır. alevilik islamdır diyenlere şunu söylemek lazım. 12 İmam olgusu islamda nerdedir da . 12 İmam eğer Ehl-i Beyt’in soyundansa, onun çocuklarıysa bunların belki de 102 veya 1002 olması gerekirdi. Oysa Alevilik bunu 12’de bitiriyor. Bakıyorsunuz bunun Hırıstiyanlık’ta bir karşılığı var: 12 Havari. Yine Ahle Haq’larda (bir grup) , Yezidiler’de var bunun karşılığı. Yani 12 melek kültü’ne bağlı dinlerin bir çoğunda bu 12 sayısı egemen. Çok açıktır ki İslamiyetin 5 Şartı vardır. Aleviler bu 5 Şart’ın hiçbirini yerine getirmezler. Alevilerin orucu vardır mesela, ama oruçları da İslamiyetinkinden tamamen ayrıdır. Hacca gitmez, kelime-i şehadet getirmez, namaz kılmaz... Öte yandan Amentü duasında ifadesini bulan İmanın Şartları var. Yani bir kişinin Müslüman olabilmesi için aynı zamanda imanın, yani inancın şartlarını kabul etmesi lazım. Ne diyor: “İslamiyetin öngördüğü gaybi tanrıya inanırım, onun resulüne inanırım, onun gönderdiği kitaba inanırım, ahiret gününe inanırım, hayrın ve şerrin Allah’tan geleceğine inanırım.” Alevi bunların hiçbirine inanmaz. Ne İslamın ne de İmanın Şartları’nı yerine getirir. Bundan dolayı ayrı bir inançtır, ayrı bir dindir Alevilik. Dolayısıyla, Aleviliği İslamın özü, versiyonu, tarikatı veya mezhebi olarak görmek son derece yanlıştır. ayrıca alevilikte kuran hinduizmdeki tapınakların kapısındaki silindir şeklindeki dua silindirlerine benziyor sadece işlevsel olarak. kuran sadece bir nevi dua kitabı gibi olmuş uzun yazılar pek okunmadığı için bir giriş yaptım ve devamedecek. bu yazının önemli notu kendini islam olarak tanımlayan aleviye aksini söylemek haddim değildie öyle görüyorsa öyledir ayrıca kul himmetin islama ve allahına bir bakışınıda görelim Yeri göğü ins ü cinni yarattın Yeri göğü ins ü cinni yarattın Sen ey mimar başı eyvancı mısın Ayı burcu günü çarhı var ettin Ey mekan sahibi rahşancı mısın Denizleri yarattın sen kapaksız Suları yürüttün elsiz ayaksız Yerleri temelsiz göğü direksiz Durdurursun acep iskancı mısın Kullanırsın kanatsızca rüzgarı Kürekle mi yaptın sen bu dağları Ne yapıp da öldürürsün sağları Can verub can alırsın sen cancı mısın Sekiz cennet yaptın sen Adem içün Adın büyük bağışla anın suçun Adem’i çıkardın cennetten niçün Buğday nene lazım harmancı mısın Bir iken bin ettin kendi adını Görmedim senin gibi iş üstadını Yaşardirsin kurudursun odunu Sen bahçevan mısın ormancı mısın Cibril’e perde altından söylerdin İnub Beytullah’a kendin dinlerdin Bu ateşi cehennemi neylerdin Hamamın mı vardır külhancı mısın Hafaya çekilüb safaya durdun Aklı ermezlerin aklını urdun Kıldan ince köprü yaptın da kurdun Akar suyun mu var bostancı mısın Bu kışlara bedel bu yazı yaptın Evvel bahara karşı güzü yaptın Mizanı iki göz terazi yaptın Bakkal mısın yoksa dükkancı mısın Kazanlarda katranların kaynarmış Yer altında balıkların oynarmış On bu dünya kadar ejderhan varmış Şerbet mi satarsın yılancı mısın Esirci misin koydun cehenneme Arab Hoca mısın okur yazarsın kitab Aslın katib midir görürsün hisab İhtisabın mı var yoksa hancı mısın Yüzbin tamun olsa korkmam birinden Rahman ismi nâzil değil mi senden Gaffâr-uz-zünûbum demedin mi sen Affet günahımı yalancı mısın Şanına düşer mi noksan görürsün Her gönülde oturursun yürürsün Bunca canı alıp gene verirsin Götürüp getiren kervancı mısın Bilirsin ben kulum sen sultanımsın Kalbde zikrim dilde tercemanımsın Sen benim canımda can mihmanımsın Gönlümün yârisin yabancı mısın Beni delil eyler kendin söylersin İçinden Azmi’yi pazar eylersin Yücelerden yüce seyran eylersin İşin seyran kendin seyrancı mısın Muhabbettir yerin göğün direği Muhabbet edenin yanar çırağı Âşıka beytullah gönül durağı Hak nazar ettiği yerdir muhabbet Kul Himmet İhdina's-sırâte'l-müstakıym Tâki Sırâte'l-lezîne Aliye'l-Nâki Yerin göğün arşın kürsün direği Kalma günahlara el aman mürvet. Yeri göğü arşı kürsü yaratan Men Ali’den başka tanrı görmedim Yaratup kulunun kısmetini veren Men Ali’den başka tanrı görmedim Dervis Ali Muhabbettir yerin göğün direği Aşkı olmayanın yanmaz yüreği Muhabbetinen yakın eden ırağı Hak muhabbettendir, muhabbet Hak'tan Neset Ertas Yer gök üstüne nizamlar kuran Ak kagit üstüne yazilar yazan Engür serbetini kirklara ezen Allah bir Muhammet Ali’dir Ali… Kul Himmet |
Aleviler kendilerini bir Din ile tanımlamazken siz dışardan neden gazel okuyorsunuz ki?
Aleviler kendilerini nasıl tanımlıyor? Bence Alevilik İslamın bir yorumlanış şeklidir.Özünde SEVGİ ve Saygı barındırır. İnsanidir. Sevecendir. Önemli olan da budur. Aleviler de kendini çoğunlukla böyle tanımlıyor. Sevgi ile... |
Benim Dedem olacaktı . Nasıl tartışırdı kimbilir :)
Bir şey dicem. Benim dedem hrıstıyan değildir. ben incil okuyunca da kızar . Ancak kendisine sordum kimdir İsa dedim , Allahtır dedi. nasıl oluyor bu , |
--------------------------------------------------------------------------------
Aleviler kendilerini bir Din ile tanımlamazken siz dışardan neden gazel okuyorsunuz ki ELBAB sevgili elbab büyük gazelci hafız burhan sunuhatla (içsel sezgi) beni gazel konusunda postnişin bırakmıştır . hariçten gazel okumam ondandır fikriniz nedir anlamadım? umarım lütfedersiniz |
Alıntı:
Diyorum ki, Aleviler kendilerini ayrı birDin olarak tanımlamıyorlar. O halde dışarıdan birisi olarak sana düşer mi? Bence İslamın dışında değiller. |
bu yazının önemli notu kendini islam olarak tanımlayan aleviye aksini söylemek haddim değildie öyle görüyorsa öyledir .Ö.B.
Sevgili elbab yazıyı okumamışsın şartlı refleksle yazmışsın durumu zaten onaylamışım bunu anlamamışsın buna üzüldüm |
Alıntı:
Sen benim için ne kadar değerlisin bilirsin...Amacım seni kırmak değildi:) Hem Hanif olmadığı halde İLK Hanif Grup üyesi olan da sensin:) Yani o kadar özelsin. Bende Alevi olmadığım halde onları kendime yakın hissediyor ve gıyablarında onları çok seviyorum... Belki de o nedenle alınganlık göstermişimdir. Özürdilerim sevgili beyin. |
sevgili elbab bende öyleyim eğer bir dine ihtiyaç duysam ya aleviliği yada budizmi seçerdim
. ama hanif diye uydurma bir dini seçmezdim. en azından kendimi kandırmazdım |
Alıntı:
Ne zaman öğreneceksin? Hanif diye bir Din yok. Hanif bir duruş,bir Tarzdır...Kuranda tanımı yapılmıştır...Protest Monoteist bir insanı tarif eder Hanif kelimesi ile... Bilmemek ayıp değil sevgili beyin... ama bunları üye olduğun Hanif Gruba girip 5 dakika vakit ayırsan okyacaktın... Tıpkı benim oraya sana özel "Hoşgeldin Özgür_beyinhttp://www.turandursun.com/forumlar/...iscussionid=32 notumu okumadığın gibi... İKRA Sevgili beyin iqra :D:D |
ayrıca alevi kültündeki .yas(hasan hüseyin için) mezopotamyada gelenek gibi bir tavırdır.
semah ise şamandır yani orta asyalıdır |
gerçekler
alevilik islamdan ayrı resmen bir dindir eğer aleviler bunu din olarak ortaya atsalar insanlar onlara başka bir yüz ile bakacak çoğu alevi mezhep ollduğunu savunur ama mezhepler ALLAH'ın emirleri şartsız yerine getiyor imanın şartlarına uyuyorlar ne kadar mezhep varsa hepsi camide ibadetini yapıyorlar yani islamda mezhepler peygamberimizin din ile ilgili yaptığı davranışları kendi örnek alan kişilerin örderliğinde ortaya çıkan islam dininin alt katmanı diyebiliriz
örneğin şafi mezhebini abdest alma kuralları peygamberimize göre farklı hanefi mezhebinin abdest alma şekli veya bozulma kuralları farklı bütün mezhepler farzları kesintisiz yerine getirir ve eksiksiz ama alevilikte ayrı bir ibadethane(cem evi)var namaz kılmaz lar islami kurallara göre oruç tutmazlar camiye gitmezler KURAN okumayı çoğu bilmez islamın şartlarını yerine getirmezler bu din değilmidir sizzce çoğu alevi(benim gördüğüm)Peygamber efendimizi örnek aldığını iddia eder ama ne namaz kılar ne başka bişe sorarım size dinmidir mezhepmidir |
Alıntı:
Bu bilgi doğru mu? Onaylamanızı istiyorum. Eğer onaylıyorsanız "cami" ibaresenin geçmediği bir Kuranda, insanları neden camiye gitmediklerinden dolayı onları yargılıyorsunuz? Bir sorum daha var. Acaba Kuran'da nasıl oruç tutulacağı yazar mı? Yani bu işin bir tarifi varda Alevilerin tutmuş oldukları su orucu bu tarifin dışınamı çıkmaktadır? Eğer bunların net bir tarifi yok ise, o zaman niçin bu insanlar sizin gibi davranmadıklarından dolayı onları suçluyorsunuz, müslümanlıktan atıyorsunuz yani cehenneme mahkum ediyorsunuz? Bu dininiz için doğru bir şey mi? |
Alıntı:
Çok güzel ve yerinnde bir tespit. |
Hangi aleviler?
Anadoludakiler mi? İç Anadolu bektaşileri mi? Adana ve hatay yoğunluktaki aleviler mi?(nusayriler) Doğu Anadolu daki ler mi?Tunceli ve yöresi(kürt kökenliler)kürtten türkleşen-türkten kürtleşen(idrisi bitlisi marifetliler) Akdeniz yöresi tahtacıları mı? yada Caferiler(irana yakın olanlar şii gibimsiler) hangisi ? bunlar anadoludakiler Avrupa da ;arnavutluk,bulgaristan, Kuzey afrika Suriye Azerbaycan hangisinden bahsediyorsunuz. Hindistan daki ''Çıkmaz ayın çarşambacıları mı? |
Sayın Üstadım,
Bende bir alevi olduğum için konuya az hakimim, Aleviliği bilenlerin ve az çok içinde bulunanların beni iyi anlayacağına olan güvenim bana şimdi yazacaklarımın cesaretini vermektedir, Öncelikle Din'mi - Değilmi diyebilmek için "Din" ne demek onu anlamaya çalışalım, "Din" , Yaratıcı-Yaratıcıların açık ve net bir biçimde bilmek ve Yaratıcıların var ise beklentilerinin yerine getirilme sürecidir, bir yaşam biçimi ve bu yaşam biçiminin gerektirdiği siyasi ihtiyaç değil'dir asla ve insanoğlunun şahit olduğu ve yaşadığı tarih tamamen din adına kurgulanmış bir sistemden farklı değildir, Din adı altında şekillenen kurallar ilk dönemlerinde çok Tanrı inancı günümüzde'de Tek Tanrı sistemine bırakmıştır yerini ancak amacı ve kullanılış amacı asla değişmemiştir, Konu başlığının cevabına gelecek olursak, alevilikte bahsi geçen ve Alevilik öncesi hükümleri olan diğer Sözde dinler gibi, bir ihtiyaç, siyasi bir süreç ve bir yaşam biçiminden farklı birşey değildir, Asla bir din değildir. İnsanları inandıklarından ötürü yargılamayı ve onları düzeltmeye çabalamayı bırakmamız gerek, apaçık ortada olanı göremeyen insanın tek kurtuluşu onu kendisinin farkına varmasıyla mümkündür, Kolay olacak demiyorum ancak birgün mutlak olacak biliyorum, birgün insanlar samimi ve vicdan gösleriyle okumaya başlayacaklar ve bir gün insanlar neden bu kadar cahil ve gerici bir hikayeye nasıl bu kadar uzun bir süre inandıklarına şaşıracaklar, İnsanları değiştirmek yerine değişmelerini beklemek gerek, |
sevgili canip bana bunları sorduğuna göre(arifane bir şekilde)
rumelide ki bektaşiliğn yayılış şeklini bilmiyorsun demektir. söylediklerinin ortak bir çıkışları var |
Alıntı:
Bilmediğimi öğrenmek isterim,memnun olurum. Buyurun anlatın Rumelinde nasıl yayıldığını. |
sevgili canip bilirsindir rumeliyi müslümanlıkla tanıştıranbektaşi babalarıdır hala rumelide bırak türkleri arnavutlarda ve değişik ırklardan bektaşiliğe mensup insanlar hala var ve ritüeller devam etmektedir.
rumeli ye bektaşiliği götürenler genel olarak ışıkçılar denmekteydi. bu anadoluya bektaşiliği götüren en meşhur pir sarı saltuk babaydı sarı saltuk baba çok önemli bir pirdir yukarda söylediğim gibi. o kadar büyük bir zadegandırki rumeliden tut niğdeye kadar en az20 yerde mezarı olduğuna inanılıyor. bu sarı saltuk alp büyük erenlerdendir. akıncıların öncülerindendir. Rumeli'de Türklerin İlk Yerleşmesi Çeşitli Türk kavimleri Kuzey Karadeniz steplerinden gelip VI. Yüzyıldan itibaren Balkan yarımadasına yerleşmişlerdir. Fakat Bizans’ın dini baskısı ve önceden yerleşik hayata geçmiş olan Slavlarla karışarak ortadan kaybolmuşlardır. Türklerin güneyden gelip Kuzeydoğu Bulgaristan’da yerleşmesi Anadolu Selçuklu Sultanı II.İzzeddin Keykavüs’ün (1238-1278) Dobruca’daki sürgün hayatıyla yakından bağlantılıdır. Sultana bağlılığı devam eden çok sayıda Türkmen Anadolu’dan gelip Dobruca’ya yerleşti. Türkmenlerin bölgeye gelişi ile ilgili çeşitli rivayetler bulunmaktadır. Bunların odak noktasında daima Sarı Saltuk yer almaktadır. Sarı Saltuk, manevi olarak kendisine bağlı olan kalabalık sayıdaki Türkmen nüfusla birlikte Rumeli'ye gelmiş ve burasını yurt edinmiştir. Sarı Saltuk’un Dobruca'daki faaliyeti ve faaliyet alanıyla ilgili en geniş popüler bilgi Evliya Çelebi Seyahatname’ sinde bulunmaktadır. Seyahatname’ de Evliya Çelebi sık sık gerçeklerle efsaneleri birbirine karışmıştır. Yazıcızade Ali II. Murad’a ithaf ettiği Tarih-i Âl-i Selçuk’da , Rumeli’ye giden göçmenlerin bir kısmının Halil Ece ile birlikte Karesi İline geri döndüklerini, kalanların ise Sarı Saltuk’ın etrafında toplandıklarını kaydetmiştir. A - Baba, dede ve şeyhlerin adını taşıyan köyler : Pek çoğu unutulmuş veya bunlara Bulgarca ad verilmiş olmasına rağmen, halen Sağ kolda bulunan köy adları arasında baba, dede ve şeyhlere adanmış çok sayıda köy bulunmaktadır. Kozluca Baba, Hüssam Dede, Menteş Baba, Sindel Baba, Pir Can Baba bunlar arasında sayılabilir. Günümüzde hemen hemen hiç bir köyde tekke ve türbe izine tesadüf edilmemektedir. Tekke Kozluca gibi “tekke” adını korumuş olan köyler arasında bile, köylüler Tekke kelimesinin niçin korunmuş olduğu bilmemektedir. Bu köyler için pek çok örnek bulunmaktadır. Bir kaza merkezi olan Kozluca , Tavşan Kozluca ve Tekke Kozluca. Saruhan İlinde bulunan Kozluca Baba’ya manevi olarak adanmış yerleşim yerleriydi Yoğun olarak . Saruhanlıların iskan edildiği yerde; kaza merkezine beş ila on kilometre mesafede iki tane daha Kozluca köyünün bulunması Kozluca Baba ile manevi bağı olan yürüklerin yeni topraklarıyla daha kolay bütünleşmesini sağlamıştır. Kutsal saydıkları ve geldikleri yerleri kesin olarak belirterek sürgün ve göçün yıpratıcı ve yalnızlık duygusundan kurtulmuşlardır. Anadolu ve Rumeli Eyaletinde söz konusu kaza ve köylerden başka Kozluca Baba’ya adanmış çok sayıda köy bulunmaktadır. Hüssam Dede köyüne ise Manisa’da Muradiye camii vakıfları arasında bulunan Hüssam Dede köyünden gelenler yerleştirilmiştir. Her iki köy de adını Hüssam Şah’tan almıştır. İskan tarihinde şeyhlerin önemini göstermesi bakımından son derece dikkat çekici bir örnektir. Küçük Abdal tarafından kaleme alınan menakıbnameye göre Kalenderi şeyhlerinden olan Otman Baba’nın asıl adı Hüssam Şah’tır. Menakıbnameye göre Otman Baba H.780 / 1378 tarihinde doğmuştur. Bazılarının Gani Baba, Hüssam Dede de dedikleri Hüssam Şah H 883 / 1478’de yüz yaşını geçtiği halde ölmüş, öldükten sonra hilafet “İbrahim-i sani” de denilen Akyazılı Sultan’a geçmiştir. Rivayete göre Otman Baba daha çok gençken, Timur’un Anadolu’yu istilası sırasında Anadolu’ya ayak basmış, Germiyan ve Saruhan havalisinde uzun süre dolaşmış ve hatta II. Mehmed’in şehzadeliğindeki Manisa valiliği sırasında burada bulunmuştur. Yaz aylarında Gelibolu’dan Dobruca’ya kadar kasaba ve köylerde dolaşarak kurban topladığı bilinmektedir. Otman Baba bazı yıllar kış aylarını Varna’daki zaviyesinde geçiriyordu. Bu zaviye; Hüssam Dede köyü ile komşu olan Batova köyünde bulunan ve daha sonra Akyazılı’nın adı ile anılacak olan zaviyedir. Hüssam Dede ile ilgili bilgiler ışığında Anadolu’dan Rumeli’ye göç incelendiğinde, Rumeli’ye göçün XV. Yüzyılın ikinci yarısında da devam ettiği görülmektedir. Hüssam Dede ile ilişkisi nedeniyle Akyazılı Sultan Tekkesine değinmek gerekmektedir. Akyazılı Sultan Tekkesi, Kozluca Kazasının Hüssam Baba köyüne sınır olan Üşenli köyünden geçen Botova nehrinin oluşturduğu vadinin yamacında yer almıştır. Evliya Çelebi 1652’de tekkeyi ziyaret ettiğizaman menakıb’den yararlanarak Akyazılı Sultan’ın hayatı, kişiliği ve tekke hakkında geniş bilgi vermiştir. Akyazılı’nın Ahmed Yesevi’ye bağlı ve Hacı Bektaş Veli halifelerinden olduğunu, önce Bursa’ya daha sonra Rumeli’ye gittiğini belirtmiş, yüz yıl kadar yaşadıktan sonra II. Murad zamanında öldüğünü kaydetmiştir. Faziletname adındaki eserin sahibi Yemeni; Akyazılı’nın Kalenderi şeyhi Osman Baba’nın halifesi ve Hüssam Şah’ın halifesi olduğunu, kendisinin de Akyazılı Sultan’ın halifesi olduğunu yazmıştır. Yemeni’ye göre Gani Baba da denilen Hüssam Baba H. 883 / 1478’de halife olmuş, H. 901 / 1495’de vefat etmiş, ve hilafet “İbrahim-i sani” denilen Akyazılı Sultan’ a geçmiştir. Yemeni bunları anlattığı şiirini H. 925 / 1519 yılında kaleme almıştır ve Akyazılı Sultanın “Kutb” olduğunu belirtmiştir. Bir Bektaşi tekkesi olarak kurulan Akyazılı zaviyesinde Işıkların sayısının artması üzerine Kanuni döneminde takibe alınmış, 1559 yılında teftiş edilerek rafızı Işıklara karşı tedbir alınması istenmiştir. Yeniçeri ordusunun kaldırılmasından sonra, 1243 / 1827 yılında çıkarılmış olan bir irade ile Anadolu’da ve Rumeli’de ne kadar Bektaşi tekke ve zaviyesi varsa bunları yalnız türbelerinin bırakılmasını ve her türlü vakıf emlakinin devletleşmesi emredilmişti. Bunların aralarında bazıları Nakşibendi tarikatına dahil olduklarını ilan ederek otorite ile barışık yaşamayı seçmişlerdi. Hüssam Dede köyü ile komşu olan Şüca köyüne gelince; köyde oturan yürükler Saruhan-oğulları döneminden beri ayende ve ravendeye (gelene geçene) hizmet eden Şüca Baba Zaviyesine bağlı bulunuyorlardı. Şüca Baba’nın tasavvufi kimliği Hüssam Dede, Taptuk Dede ve Akyazılı ile paralellik göstermekte; Varna, Deliorman ve Dobruca için büyük önem taşımaktadır. Şüca Baba veya Menakıpnamesinde zikredildiği gibi Sultan Varlığı, XV. Yüzyılın bir hayli etkili olmuş Kalenderi şeyhlerindendir. 1450’lerde kaleme alınmış bir de Velayetname-i Sultan Şücau’d-Din adında Menakıbnamesi bulunmaktadır. Buna göre Çelebi Mehmed ve II. Murad devirlerinde yaşamıştır. Fatih döneminde yaşamış olan ünlü Kalenderi şeyhi Otman Baba’nın menakıbnamesinde de şeyhden söz edilmiştir. Buna rağmen sözlü kaynaklardan bazıları onu çok daha eskilere götürerek Şucau’d-Din lakabından hareketle, 1240’daki Babai isyanının başı Şucau’d-Din Ebu’l-Baka Baba İlyas-ı Horasani ile özdeşleştirmektedir. Başka bir söylenceye göre Sultan Şücau’d-Din, Seyyid Gazi Zaviyesinin yakınında bir yerde yaşamağa başlamış, burada zaviyesini açmış, halen adı Aslanbeyli olan köye adını vermiştir. Burada en tanınmış müridi Timurtaş Paşa olmuştur. Bilgiler zaman olarak birbiri ile çelişmesine rağmen sözlü bilgiler Türkmenler arasında itibar görmüş ve saygı ile kuşaktan kuşağa nakledilmiştir. Sultan Şucaü’d-Din’in yalnız Kalenderi zümreleri içinde değil, ünlü gaziler arasında da saygı duyulan bir şeyh olmuştur. Timurtaş Paşa, ve oğlu Ali Bey bunlar arasında bulunmakta hatta Aslan Beyli köyünde Timurtaş Paşa ile Şeyh Şücaü’d-Din’in türbeleri yan yana yapılmıştır. Velayetname’de şeyhin bir derviş gazi olarak zaman zaman gazilerle Rumeli gazalarına katıldığından söz edilmektedir. Hüssam Dede, Şüca, Taptık, Akyazılı (Üşenli-Batova) köylerinin bir birine çok yakın kurulmuş olması geleneğin devamını göstermektedir. Taptık (Taptık Baba) köyüne gelince Varna’ya bağlı olan köy halkı yürük ve celep yazılmıştı. Saruhanda Taptık köyü bulunmamasına rağmen Sruhan’da Taptuk Baba adı sık sık kullanılmaktadır . Bektaşi ananesine göre Taptuk Emre, Yunus Emre’nin şeyhidir. Her ikisi de Hacı Bektaş-ı Veli mürididir. Yunus Emre bir şiirinde tarikat şeceresini açıklarken şeyhinin Baba Taptık olduğunu söyler, Taptık ise Barak Babanın halifesidir. Barak Baba Sarı Saltuk’un en sevdiği halifesidir. Anadolu’daki sünni – gayri sünni tasavvuf çevrelerini derinden etkileyen Yunus Emre; Taptuk Baba veya Baba Taptuk yanında yetişmiştir. Fuat Köprülü, Tapduk Emre’nin Babai çevreleri ile alakalı bulunması nedeni ile bir Türkmen Babası olduğunu belirtmiştir. Bu niteliği sebebiyle Tapduk Baba, Tapduk Emre adıyla XV. Yüzyılda Kalenderilik kanalıyla Bektaşilik geleneğine girmiştir. Varna Kazasındaki Pir Can Baba Zaviyesinin bulunduğu Doğuca köyü yürük teşkilatına bağlıydı ve adını Saruhan’da Akhisar’a bağlı Doğuca köyünden almıştı . Anadolu’da sıkça rastlanan Karyadı hatun adındaki kadın evliya burada da saygı ve sevgi görmüş adına kurulan zaviyenin etrafında bir köy oluşturulmuştur.. Karyağdı köyünde Naldöken yürükleri oturuyordu Saruhan’da da yürüklerin oturduğu Gördes’in bir Karyağdı köyü bulunmaktadır. Karyağdı, Anadolu’nun pek çok yerinde türbesi olan bir kadın evliyadır. Efsaneye göre genç bir kadın ağustos ayında aşerdiği sırada kar yemek ister. Kuvvetle dilediği için geceleyin kar yağar. Kadın; bu kardan avuç avuç yer ve hastalanıp ölür. Karyağdı adını taşıyan türbelere genç ve hamile kadınlar adak adar, muratlarının yerine getirilmesini dilerler. Sağ kolda Varna, Şumnu, Hacı-oğlu Pazarı, Deliorman ve Dobruca’ya yerleştirilen, göçerlerin ve Anadolu’da yerleşik hayata yenilerde geçmiş olan göçmenlerin gelirken Anadolu’daki inanç geleneklerini beraberlerinde getirmiş olmaları bir taraftan yaşamlarını kolaylaştırmış öte yandan aralarında dayanışmayı arttırmıştır. sevgili canip olay senin eleştirmeğe çalıştığın sığlıkta değildir söylenecek daha çok şey vardır |
Çok sağol Özgür Beyin.
güzel yazı olmuş. Dmek istediğim şuydu her ne kadar Anadolu dan gitselerde aradan 500-600 yıl geçmiş. O coğrafyanın yaşam koşulları,kültürü onları etkilemiş ve değiştirmiştir demek istedim. Evet bazı kalıplar yerli yerindedir ama farklılıkları daha fazla ve çeşitlidir ki buda kaçınılmaz. Trabzondan hatay a taşınsan 100 yıl sonra çocukların çocukları hataylı gibi olur pek garadenizli gibi olmaz. bu arada Taptuk Emre diye birinin yaşamış gerçek kişi olduğunu senden öğrendim. Taptuk Emrenin Yunusun Tanrıya verdiği bir isim olarak biliyordum. tarihler o devirde böyle YUNUS yetiştirecek birini kaydetmemiştir diye biliyordum. Adı üzerinde Taptuk . bu konuda neler paylaşırsın bizimle. Saygılar Pirim |
Kâinat başıma gelse sen hiç gam yeme
Veren sırdan vermiş yoramaz onlar Davut Sulari Daimi'yim her can ermez bu sırra Gerçek kâmil olan yeter o nura Aşık Daimi Aleviliği zahiri anlamdan batini anlama çekip kafa yormanız gerekir....Aksi takdirde işin içinden çıkamazsınız... Uyan bu gaflet habindan Isbat isterler batindan Her asika sohbetinden Ikrar ile yol isterler Pir Sultan Abdal Fazla uzatmayım...Alevilik islamla alakalı değildir...Bir mezhep değildir....Bir Yoldur....Ve bu Yol cümleden uludur....Ateşten gömlektir...Seyir içinde Seyir vardır... Alevilikte bir SIR vardır...Bu sırrı dedeler dahil çoğu Alevi bilemez...Bu Sırrı idrak edebilen çok az Alevi vardır....Alevi ozanların Deyişlerini inceleyin...Ama çözemezsiniz...Çünkü nakış gibi işlenmiştir bu Sır dizelere...Pir Sultan'ın dediği gibi bu Yola tabiî olanlar ser verir sırdan ötürü...Aleviliğin bugünlere gelmesinin,bunca acıya,katliama,hor görülmeye katlanmasının bir nedeni olmalı değil mi_? O nedende bu Sırdır.... Biz aşığız ne söylesek Sözümüzde yalan olmaz Sır içinde sır saklarız Hiç kimseye ayan olmaz. |
sevgili sleepers yukarda aleviliği değil ,bu konudaki görüşlerini belirtmişsin.
slepers,eğer birileri bir felsefi düşünceye mistizme veya dine bağlanmışsa, ve bu bağlanış, zaman içinde kişiye yeterli olmazsa yeni bir arayışa girer. ama arayışında inandığı argümanı değiştirmez onun içinde bir yol arar. işte bu arayış senin düşüncende batıniğe kaymış. batınilik, kuranın zahiri anlamlarından yeterince tad alamayanların bulduğu bir yöntemdir. çünkü yalın ifadelere(kuranın) derin anlamlar yüklemek batıniliktir bu işin şu anki en büyük uygulayıcıları fatımilerdir.bu işin banilerinden biri hasan sabbahtır. şu anda inançlı ama islamın bilinen halinden tatmin olmayanlarda kendince yeni yollar aramaktadır.bunlardan bu sitedede vardır örneğin ululelbaba adlı üye. sizde aynısını yapıyorsunuz aleviliği daha ulu ve ezoterik bir kült haline sokmaya çalışıyorsunuz. ne alevilikte nede başka bir dinde sır mır yoktur. bu sadece öyle zannetmeden ibarettir |
Alıntı:
bunlardan biride yunustur . bir çok yerde mezarı vardır karacaoğlanda öyledir hayatları fludur. ne ölüm yılı nede doğum yılı doğru bilinmez taptuk emre içinde şunlar söylenebilir TAPTUK EMRE: Horasan erenlerindendir. Cengiz baskısı sıralarından Anadolu’ya gelmiştir. 1210- 15 yıllarında doğduğu sanılmaktadır. Ünlü Yunus Emre’nin mürşididir. Aşıkpaşaoğlu onu, Orhan Bey dönemi (1321- 1362) dervişlerinden gösterirse de, daha önce yaşadığı kanısındayız. Çünkü “Vilayetname” onu doğrudan Hacı Bektaş dönemiyle ilişkili gösterir ve bu iki büyük insanın doğrudan ilişkileri vardır. Hacı Bektaş’ın halifesidir. Söylenceye göre Hacı Bektaş, Yunus Emre’yi yetiştirme işini Taptuk Emre’ye bırakır.Taptuk Emre, XIII. y. yılda yaşamıştır. Taptuk Emre, Sakarya nehrinin yakınlarında bir köyde yaşamaktadır. İnsanlardan uzakta yaşamayı sevmektedir. “Keramet sahibi”dir ve “bilge” bir kişidir.Taptuk Emre’nin birçok yerde mezarı ve makamı olduğu kabul edilir. Söylenceye göre Sakarya nehrinin kuzeyinde Nallıhan’ın Emre köyünde yatmaktadır. Taptuk’un Baraklılar’dan olduğunu Yunus Emre söyler. Taptuk Emre’nin Hacı Bektaş’ın ardılı oluşu artık açıktır. Taptuk Emre’den itibaren Anadolu’da bir “Taptuklular” topluluğunun varlığına rastlanır. bunun (ekleme) en iyi örneği nasreddin hocadır bir çok nasreddin hocası fıkrasını hoca hiç duymamıştır. bugün realite olarak köroğlu da yaşamışmıdır yaşamamışmıdır belli değildir bulup araştırmakta mümkün değildir çünkü kaynaklar kıttır ve yetersizdir eğer hrıstiyanlar gibi vaftiz kayıtlarımız olsaydı. bugün kim nerde ,nasıl ve ne zaman doğmuştur öğrenebilirdik son bir not anadoluda o kadar çok tarikat ve anlayış vardırki anlatmakla bitmez. sünni kesim yunusu veli olarak lanse eder alevi kesimde alevi olduğunu ispatlamaya çalışır ama doğrusu alevi olmasıdır |
aleviliği daha ulu ve ezoterik bir kült haline sokmaya çalışmam laf-ı güzaftır...çünkü alevilik zaten inançlar içinde külttür...sır yoktur demeniz normaldir...çünkü nasıl bişeyle karşılaşacağınızı bilmediğiniz şeylere inanmıyorsunuz ve doğa üstü bişeymiş gibi görüyorsunuz...sır vardır efendim...alevi deyişlerinin çoğunda geçer bu sırrı-hikmet...bu sır olmazsa aleviliğin sönmeyen ateşini açıklamak pek güç olur...çünkü bu kadar baskıya,zulme dayanmak ahmaklıktır...giderim kılarım namazımı,tutarım orucumu...ama aleviler bunları yapmadılar...neden dağdan dağa sürülmeyi göze aldılar,darağacına gitmeyi,diri diri yakılmayı göze aldılar...kırklar meclisini iyi inceleyiniz...doğuş kavramına bi göz atınız....en basitinden hz.ali resminin arkasında ki güneş görünümlü sarı aydınlığa bir bakın...bunlar püf noktalar....benim aleviliği yüceltme,ululuk mertebesine çıkarma gibi bir gayem de yok...aleviliğin islami portrelerden evrenselliğe varan bir inanç yaratması ilgi çekicidir...üç harli bir ALİ kavramının özüne inerseniz ne ummanlarla karşılaşacağınızı hayal bile edemezsiniz...faşist dinlerin,yobazlığından,katılığından bıkan,tiksinen ateistlere bile inancın güzel yönlerini takdim etmek,insanın,insancıl değerlerin hikmetine vasıl olmasını sağlamak biz alevilerin görevidir diye düşünüyorum....yanlış anlamayın düşünceyi değiştirmek değil, düşünceye etki etmektir gayemiz...
|
Ama Anadolu, Mezepotamya, Kürdistan Kızılbaşlığı ya da Aleviliği bundan tamamen farklı bir süreçtir. İslamiyet’ten çok önceleri başlar ve daha sonra İslamiyet’le buluşması dolayısıyla belli etkileşimler yaşar, bazı motif ve sembolleri farklı bir içerikle alır. Sözgelimi hiç anlaşılmayan hususlardan bir tanesi de bu Allah-Muhammed-Ali olayıdır.
Bu olgudan yola çıkarak Aleviliğin Müslümanlık olduğu sanılır. Oysa bu her bölgede aynı biçimde görünmez. Mesela bizim bölgemizde, İç Toroslar’da, Allah-Ali-Hüseyin biçimindedir. Muhammed bu üçlemenin dışına çıkartılmıştır. Bu bir üçlemedir. Aslında bu üçleme aynen Hırıstiyanlık’taki Baba-Oğul-Kutsal Ruh olgusu gibidir. Aynı şeyin Yezidilik’te, Ahle Haq’ta ve Kakailik’te de versiyonları vardır. Ve Allah-Muhammed-Ali denen şey bunun tümünün Ali olarak tanımlanması, Ali’nin Allah olarak tanınması olgusudur. Bu üçte birlik, üçte birleme denen olgudur. Bu anlaşılmıyor, bu yüzden de sanılıyor ki Muhammed’le kast edilen peygamber Muhammed, Ali ile kast edilen Halife Ali, Allah da gaybi Allah’tır. Oysa Aleviliğin özünde gaybi bir tanrı inancı yoktur. Aleviliğin özünde bütün evrende mündemiç, gizil bir güç ve onun insanın kişiliğinde dışarıya kendini vurumu vardır. Yani bir bütün olarak tanrısal güç evrenin bünyesinde mündemiçtir. Bu aslında diyalektik materyalizmle de çakışan bir olgudur. Bütün evrende mündemiç bir güç; ve bu, en değerli varlık olan insanda kendini gösterir. |
Din oldugunu degil de, daha ziyade bir hayat felsefesi oldugunu saniyorum. Yaniliyor olabilirim de tabi..
|
dört günlük bir kapadokya turu yaptık geçen hafta.
bu turun içinde hacı bektaşta (mezarı) vardı. artık türbemi demem lazım .yoksa başka bir şeymi bilemiyorum. orda islamı çağrıştıracak iki şey vardı sonradan konan bir kuran. ve 7 yy. kalma yarım bir kuran sayfası. hepsi bu.geride kalan ne varsa islami değil. ki bu tarikat bektaşilik. yani doğrudan alevi değil. bilinirki bu iki kaynak birbirinden beslenir. bu iki itikat birbirine giren matruşkalar gibidir. aralarındaki fark sünni mezheplerin aralarında olduğu kadar fark vardır. orda bir daha gördümki bu başka bir anlayış. başka bir dindir. girişe kapıda yazılan meşhur sözleri var hacı bektaşın''İNCİNSENDE İNCİTME'' sözü beni çok etkiledi isanın öbür yanağını dön düsturuna benzettim |
Alıntı:
tarihler vede söylemler,tam islama yamanan degişler? acaba sizin son bahsettiginiz incinsende incitme . söylemi kime vede kimlere söylenmiş-acaba farkındamısınız? bizler yargıyı çok kolay yapıyoruz amma-düzeltmeye geldimi kaçak dögüşüyoruz.gözü kör olsun bizlere ögretilen-kirli paslı tarihlerin, övgüleri vede sövgülerine-ara ara ya dogruyu bulursun,veyahutta sövgülerle avunursun demiş,ben deniz şahıs?gerçekler yoldaşınız olsun. |
konuya daha meraklı olanlar şu linke bakabilir. tamamını okuduğunuzda. konuya tam vakıf olmak mümkün.
http://sbe.erciyes.edu.tr/dergi/sayi_11_18_Korkmaz.pdf |
Zaten bir Aleviliğin,bir de Arnavutların kökeni;yeryüzünde insanoğlunun çözemediği iki problem kaldı:)
|
Alıntı:
''muhteşem yüzyıl'adlı diziyi seyredersin tarihi bilgin artar. yada kırmızı şapkalı kurt adlı masaldaki kurdun dişinin temizmi yoksa fırçalanmışmı ?konusunu araştırırsın rastaman çünkü zannımca böyle konular senin tarzına daha uygundur |
Alıntı:
Ayrıca benim nereye ne mesaj yazacağım seni zerre kadar ilgilendirmez. Haddini bil,terbiyeni koru. |
Alıntı:
Son kez söylüyorum size Hace Bektaş Veli ile ahmet yesevi arasında bir bağlantı yoktur. |
Alıntı:
Ben hiç sevmiyorum bu "alevilik islam değildir" konusunu. Çoğunlukla Allah inancı olmayan fakat alevilikden de kopamayan insanlar kullanır bunu. Kültür, yaşam felsefesi....vs'dir onlara göre alevilik. Böylece hem alevi olup hem de inançsız olabilirler. Benim dedem, Musa-i Kazım evlatlarından. Bulunduğumuz bölgeye İslam'ı, Aleviliği yaymak için gelmişler. 70 sene alevi dedeliği yaptı, Türkiye'nin dört bir yanını, İslam ülkelerini gezdi durdu. Benim dedemin "alevi dedeliği" dışında benim bildiğim bir işi yoktu meşela. Yani ömrünü buna adadı. Alevilik üzerine araştırma yapan bi çok kişi tarafından referans gösterilmiştir.Kendisi ile yapılan tüm söyleşilerde kuran'ı ezbere bildiğini, kendisine de babasının öğrettiğini, aleviliğin islamın kendisi olduğunu söyleyip duruyor. Bize de din anlatırken "islam dışı bir inanış olarak aleviliği" değil "alevi islamı" anlatırdı. Çok gereksiz bence "alevilik islam değildir", "alisiz alevilik", "muhammedsiz alevilik"...vs tarzı şeyler. Bence bu gibi iddialar yerine, "bir hobi olarak alevilik", "Allah'a ve Muhammed'e inanmıyorum kuran bemce çok saçma ama alevilik sıcak bişey kültür olarak seviyorum" gibi şeyler olabilir. |
Alıntı:
Islam diniyle barisik olmayan arkadaslara ben karma felsefesini veya samanizmi tavsiye ediyorum. Ama bir insan kendi kulturel kimligiyle bu kadar kavgali olmamali |
Alıntı:
Asıl komik olan sadece kültürel olarak Alevi'liği benimsiyorum diyenler aslında Alevi'liğe sadece bir kültür olgusu altında bakılması komik... |
Alıntı:
|
Alıntı:
Bana şu islami yaşayış şeklinden Alevi'ler ve Alevi olmayanlar şelinde örnek gösterir misin :) Genel olarak şunu diyebilirim ki Alevi islam diyenler kuran'ın büyük bir bölümünü ve islami adetlerin pek çoğunu red eder islami kuralların pek çoğuna karşı gelir. Aslında kısacası biz cehennemi kabul edip gitmek için ne gerekiyorsa yaparlar biraz karşık bir mesaj oldu kusura bakmayın ama :) |
Alıntı:
Ikinci diyecegim, en azindan kendisini islam goren Aleviler ile gormeyen Aleviler isimlerini ayristirsalar iyi ederler. Bir kesim kendisini fevkalade islam gorurken diger kesim antik arastirmalari one surup bizim islamla hicbir ilgilmiz yoktur a getiriyor |
Alıntı:
Alevi'likte cennet cehennem uğraşı yok en başta bunu söyliyim. Alevi islam diyenler normal olarak cennet cehennem gibi şeyleride kabul ediyor. Ayrıca kimse cehenneme gitmek için uğraşmaz müslümanlar hristiyanlar hiç biri böyle bir şey için uğraşmaz merak etmeyin ama kurandaki sureleri kabule etmez iseniz ve cehennemi kabul ediyor iseniz cehenneme gitmeyide kabul etmiş olursunuz. Farz kabul edilen ibadetleri yerine getirmez iseniz cehenneme gitmeyi kabul etmiş olursunuz. Daha sayim mi? İslam dini hak din olarak görülüyor kuran'da allahın kelamı dimi? Kuran kendi içerisinde denildiği gibi size ap açık bir şekilde indirildi yani anlatıldı diyor herşey için peki bu durumda kuran'daki bazı şeyleri kabul etmeyen pek çok şeyide farklı yorumlayan insanın sonu ne olur? İslami şartlara göre diyorum ve o kişi islam dininin mesubu olmuş mu olur? Bende biliyorum Alevi'lerin bir kısmı islamiyeti kabul ediyor ama bu Alevi'liğin islamla bir ilgisi olduğu anlamına gelmez. |
Alıntı:
|
| Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 08:01 . |