Turan Dursun Sitesi Forumları

Turan Dursun Sitesi Forumları (https://turandursun.com/forumlar/index__1.php)
-   İslam (https://turandursun.com/forumlar/forumdisplay.php?f=9)
-   -   Çelişkileeeer, çelişkiler... Seç Beğen Al (https://turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=19308)

selanikli 01-07-2010 22:16

Çelişkileeeer, çelişkiler... Seç Beğen Al
 
‘’(Ey Muhammed!) De ki: “Bundan (tebliğ görevinden) dolayı sizden hiçbir ücret istemiyorum. Ben kendiliğinden yükümlülük altına girenlerden değilim.”’’ Sad(38/86)

‘’De ki: “Ben buna karşılık sizden dileyen kimsenin, Rabbine giden yolu tutmasından başka herhangi bir ücret istemiyorum.”’’ Furkan(25/57)

Kuran’a göre ‘Allah’ Muhammed’e ücret istemediğini söylemesini ısrarla emrediyor.

‘’Ey Muhammed! Yoksa sen onlardan bir vergi mi istiyorsun (da inanmıyorlar)? Rabbinin vergisi daha hayırlıdır...’’ Mü’minün(23/72)

Bu ayet ise kafa karıştırıyor. Sanki Allah Muhammed’in ücret istemediğinden emin değilmiş te, isteme diye nasihatta bulunuyor gibi. Önceki ayetlerdeki net ifade burada yok. Yanlış anlaşılmasın ben Muhammed’in ücret isteyip istemediğini tartışmıyorum, kanıtlayamayacağım konuların yazılarımda yeri yok, sadece Kuran’daki ifadelere göre yazıyorum. İlgili ayetleri okumaya devam edelim.

‘’Ey iman edenler! Peygamber ile baş başa konuşacağınız zaman, baş başa konuşmanızdan önce bir sadaka verin...’’ Mücadele(58/12)

Haydaaa demek zorundayım, bağışlayın. Devam edelim.

‘’Onların mallarından, onları kendisiyle arındıracağın ve temizleyeceğin bir sadaka al ve onlara dua et. Çünkü senin duan onlar için sükûnettir (Onların kalplerini yatıştırır) …’’ Tevbe(9/103)

Şimdi de hoppala diyeceğim, her zaman sadaka al dedi bu sefer de. Bu kadar da değil, devam edelim.

‘’Baş başa konuşmanızdan önce sadakalar vermekten çekindiniz mi? Bunu yapmadığınıza ve Allah da, sizi affettiğine göre artık namazı kılın, zekatı verin, Allah’a ve Resulüne itaat edin. Allah, bütün yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır.’’ Mücadele(58/13)

İzninizle bir daha haydaa demek zorundayım. Şimdi yazacağım ayet ise daha da vahim, hadis te her şeyi anlatıyor, okuyunuz lütfen.

‘’İçlerinden sadakalar konusunda sana dil uzatanlar da var. Kendilerine ondan bir pay verilirse, hoşnut olurlar; eğer kendilerine ondan bir pay verilmezse, hemen kızarlar.’’ Tevbe(9/58)

‘’Gelen rivayete göre şöyle demiştir: Muhammed (Taif seferinden dönüşünde) Mekke ile Medine arasında Cirane mevkiine nazil olduğunda ben Muhammed’in huzurunda bulunuyordum. Bu sırada Muhammed’e bir arap geldi. Ve: - Bana verdiğin sözü hala yerine getirmiyecek misin? dedi. Muhammed: (Ganimet malını yakında taksim edeceğini, biraz sabredersen sevab kazanacağını) sana müjdelerim! buyurdu. Bedevi Arap: - Bu müjdeleri bana vere vere çoğalttın, dedi. Bunun üzerine Muhammed asabileşen bir kimse heyetinde Ebu Musa ile Bilal’e dönerek: Bu bedevi verdiğim müjdemi reddetti, siz kabul ediniz! buyurdu. Ebu Musa ile Bilal de: Kabul ettik! dediler. Sonra Muhammed içi su dolu bir bardak, bir kap istedi. Bu kap içinde ellerini ve yüzünü yıkadı. (Ağzındaki bir miktar suyu da) buna ilave etti. Sonra Ebu Musa ile Bilal’e: Bu sudan içiniz ve yüzünüze, göğsünüze sürünüz! Size müjde veririm, buyurdu. Ebu Musa ile Bilal de su kabını aldılar. Ve Muhammed’in emri vechile yaptılar. Muhammed’in kadını Ümm-i Seleme perde arkasından: Oğullarım, o sudan ananıza da ikram ediniz! diye seslendi. Onlar da ondan bir miktar Ümm-i Seleme’ye ikram ettiler.’’ (Buhari, hadis no:1634)

Demek ki neymiş, sadaka alınıyormuş, üstelik oyunbozanlık edenler çıkarsa tekere çomak sokmasınlar diye rüşvet te veriliyormuş. Arada ufak tefek kavgalar da çıkıyormuş.
’Organize işler bunlar’, bugünkü tarikat şeyhleri kimin yolundan gidiyorlar acaba? Uyanın ey Müslümanlar, soyuluyorsunuz.

Kemaloğlu 02-07-2010 00:25

Alıntı:

selanikli´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 316495)
‘’(Ey Muhammed!) De ki: “Bundan (tebliğ görevinden) dolayı sizden hiçbir ücret istemiyorum. Ben kendiliğinden yükümlülük altına girenlerden değilim.”’’ Sad(38/86)

‘’De ki: “Ben buna karşılık sizden dileyen kimsenin, Rabbine giden yolu tutmasından başka herhangi bir ücret istemiyorum.”’’ Furkan(25/57)

Kuran’a göre ‘Allah’ Muhammed’e ücret istemediğini söylemesini ısrarla emrediyor.

‘’Ey Muhammed! Yoksa sen onlardan bir vergi mi istiyorsun (da inanmıyorlar)? Rabbinin vergisi daha hayırlıdır...’’ Mü’minün(23/72)

Bu ayet ise kafa karıştırıyor. Sanki Allah Muhammed’in ücret istemediğinden emin değilmiş te, isteme diye nasihatta bulunuyor gibi. Önceki ayetlerdeki net ifade burada yok. Yanlış anlaşılmasın ben Muhammed’in ücret isteyip istemediğini tartışmıyorum, kanıtlayamayacağım konuların yazılarımda yeri yok, sadece Kuran’daki ifadelere göre yazıyorum. İlgili ayetleri okumaya devam edelim.

‘’Ey iman edenler! Peygamber ile baş başa konuşacağınız zaman, baş başa konuşmanızdan önce bir sadaka verin...’’ Mücadele(58/12)

Haydaaa demek zorundayım, bağışlayın. Devam edelim.

‘’Onların mallarından, onları kendisiyle arındıracağın ve temizleyeceğin bir sadaka al ve onlara dua et. Çünkü senin duan onlar için sükûnettir (Onların kalplerini yatıştırır) …’’ Tevbe(9/103)

Şimdi de hoppala diyeceğim, her zaman sadaka al dedi bu sefer de. Bu kadar da değil, devam edelim.

‘’Baş başa konuşmanızdan önce sadakalar vermekten çekindiniz mi? Bunu yapmadığınıza ve Allah da, sizi affettiğine göre artık namazı kılın, zekatı verin, Allah’a ve Resulüne itaat edin. Allah, bütün yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır.’’ Mücadele(58/13)

İzninizle bir daha haydaa demek zorundayım. Şimdi yazacağım ayet ise daha da vahim, hadis te her şeyi anlatıyor, okuyunuz lütfen.

‘’İçlerinden sadakalar konusunda sana dil uzatanlar da var. Kendilerine ondan bir pay verilirse, hoşnut olurlar; eğer kendilerine ondan bir pay verilmezse, hemen kızarlar.’’ Tevbe(9/58)

‘’Gelen rivayete göre şöyle demiştir: Muhammed (Taif seferinden dönüşünde) Mekke ile Medine arasında Cirane mevkiine nazil olduğunda ben Muhammed’in huzurunda bulunuyordum. Bu sırada Muhammed’e bir arap geldi. Ve: - Bana verdiğin sözü hala yerine getirmiyecek misin? dedi. Muhammed: (Ganimet malını yakında taksim edeceğini, biraz sabredersen sevab kazanacağını) sana müjdelerim! buyurdu. Bedevi Arap: - Bu müjdeleri bana vere vere çoğalttın, dedi. Bunun üzerine Muhammed asabileşen bir kimse heyetinde Ebu Musa ile Bilal’e dönerek: Bu bedevi verdiğim müjdemi reddetti, siz kabul ediniz! buyurdu. Ebu Musa ile Bilal de: Kabul ettik! dediler. Sonra Muhammed içi su dolu bir bardak, bir kap istedi. Bu kap içinde ellerini ve yüzünü yıkadı. (Ağzındaki bir miktar suyu da) buna ilave etti. Sonra Ebu Musa ile Bilal’e: Bu sudan içiniz ve yüzünüze, göğsünüze sürünüz! Size müjde veririm, buyurdu. Ebu Musa ile Bilal de su kabını aldılar. Ve Muhammed’in emri vechile yaptılar. Muhammed’in kadını Ümm-i Seleme perde arkasından: Oğullarım, o sudan ananıza da ikram ediniz! diye seslendi. Onlar da ondan bir miktar Ümm-i Seleme’ye ikram ettiler.’’ (Buhari, hadis no:1634)

Demek ki neymiş, sadaka alınıyormuş, üstelik oyunbozanlık edenler çıkarsa tekere çomak sokmasınlar diye rüşvet te veriliyormuş. Arada ufak tefek kavgalar da çıkıyormuş.
’Organize işler bunlar’, bugünkü tarikat şeyhleri kimin yolundan gidiyorlar acaba? Uyanın ey Müslümanlar, soyuluyorsunuz.

Sadaka nedir dostum
Sadaka kimlere verilir
sadaka kimler için toplanır
şimdi anladığımız kadarıyla sen diyorsunki cebine atıyor bunları öyle değilmi.
Ya yanlış biliyorsan ya doğru değilse
utanırmısın peki
hiç sanmıyorum

YasasinBilim 02-07-2010 00:55

Alıntı:

Kemaloğlu´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 316517)
Sadaka nedir dostum
Sadaka kimlere verilir
sadaka kimler için toplanır
şimdi anladığımız kadarıyla sen diyorsunki cebine atıyor bunları öyle değilmi.
Ya yanlış biliyorsan ya doğru değilse
utanırmısın peki
hiç sanmıyorum


peygamber döneminde "sadaka" diye bahsedilen şey sadece fakir-fukaraya yapılan yardım değil. Ganimet paylaşımları, ya da "göz hakkı" adı altında verilen paylar da "sadaka" olarak anılmakta.

Bunun böyle olduğunu aşağıdaki ayette apaçık görebilirsin.


‘’İçlerinden sadakalar konusunda sana dil uzatanlar da var. Kendilerine ondan bir pay verilirse, hoşnut olurlar; eğer kendilerine ondan bir pay verilmezse, hemen kızarlar.’’ Tevbe(9/58)


Ayrıca rüşvet kelimesinin ingilizce, arapça, ispanyolca dahil pek çok dilde tam karşılığı yoktur.
Birden fazla kelimeyle ifade edilirler.

saygılar...

selanikli 02-07-2010 00:56

Alıntı:

Kemaloğlu´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 316517)
Sadaka nedir dostum
Sadaka kimlere verilir
sadaka kimler için toplanır
şimdi anladığımız kadarıyla sen diyorsunki cebine atıyor bunları öyle değilmi.
Ya yanlış biliyorsan ya doğru değilse
utanırmısın peki
hiç sanmıyorum

Ben bir şey demiyorum dostum.
Kuran diyeceğini demiş.
Anlamak isteyene tabii.
Düşünebilecek misin?
Umudum yok ama, belki düşünürsün kimbilir?

Dahası da yok sanma. Var, dahası da var.
Sen hiç deve damgalayan peygamber duydun mu?
Hem de sadaka develeri damgalayanı?

Duymadıysan hadisleri bir araştır bakalım.

Ben kimi kendime peygamber seçmişim diyebilecek misin?
Belki dersin, kimbilir?

YasasinBilim 02-07-2010 01:04

Günümüzde cinci hocalar bile bağış (ya da sadaka) altında ücretlerini tahsil ediyorlar.

Demek ki muhammedden kalan bir gelenek :)

Re-laX 02-07-2010 01:45

Alıntı:

YasasinBilim´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 316536)
Günümüzde cinci hocalar bile bağış (ya da sadaka) altında ücretlerini tahsil ediyorlar.

Demek ki muhammedden kalan bir gelenek :)

sayın yaşasınbilim,cinci hoca,şıhlar,şeyhler vs dinde yeri yoktur.şarlatandır hepside
saygılarla

YasasinBilim 02-07-2010 01:51

Alıntı:

Re-laX´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 316552)
sayın yaşasınbilim,cinci hoca,şıhlar,şeyhler vs dinde yeri yoktur.şarlatandır hepside
saygılarla

o zaman bu şarlatanlar (cinci hocalar, tarikat şeyhleri) işlerine gelen konularda muhammedi örnek almışlar diyelim.

Samimi müslümanları tenzih eder, alınanlardan özür dilerim ayrıca.

saygılar...

Re-laX 02-07-2010 02:01

Alıntı:

YasasinBilim´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 316555)
o zaman bu şarlatanlar (cinci hocalar, tarikat şeyhleri) işlerine gelen konularda muhammedi örnek almışlar diyelim.

Samimi müslümanları tenzih eder, alınanlardan özür dilerim ayrıca.

saygılar...

kuran ayetleri eleştirilirken,telmud da,arzu mevud(vaadedilmiş topraklar)adı altında beşikteki çocuğun dahi öldürülmesi yazarken sadece kuranın eleştirilmesi üzüntü verici ateistler sadece islama karşı mı savaş açtılar.bunuda anlamak güç.saygılarla

insan_olmak 02-07-2010 02:06

Alıntı:

Re-laX´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 316562)
kuran ayetleri eleştirilirken,telmud da,arzu mevud(vaadedilmiş topraklar)adı altında beşikteki çocuğun dahi öldürülmesi yazarken sadece kuranın eleştirilmesi üzüntü verici ateistler sadece islama karşı mı savaş açtılar.bunuda anlamak güç.saygılarla

onlarıda yazıyoruz dikkat ederseniz hristiyanlık bölümü var.
siteyi araştırdıktan sonra böyle yorumlar yapmanız daha sağlıklı olur.

Saygılarımla

Natan 02-07-2010 02:11

Ateistlerin yada non-teistlerin herhangi bir dine ,kuruma vs savaş açtığı yok. Eleştiriyi " saldırı" olarak değerlendiriyorsanız bilemeyeceğim . :)

Re-laX 02-07-2010 02:11

Alıntı:

insan_olmak´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 316565)
onlarıda yazıyoruz dikkat ederseniz hristiyanlık bölümü var.
siteyi araştırdıktan sonra böyle yorumlar yapmanız daha sağlıklı olur.

Saygılarımla

telmud yahudilerin,kutsal saydığı kitap hristiyanların değil;saygılar

insan_olmak 02-07-2010 02:16

Alıntı:

Re-laX´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 316568)
telmud yahudilerin,kutsal saydığı kitap hristiyanların değil;saygılar

hey allahım :) talmudun ne olduğunu biliyorum.siz ne yazmışsınız bir bakın
ben sizin yazdıklarınızdan ''bir tek islam eleştiriliyor'' dediğinizi çıkarıyorum.
mesajınızda vaad edilen topraklardan da bahsetmişsiniz.

bu tip konular hristiyanlık bölümünde eleştiriliyor.Yani birtek islam eleştirilmiyor o yüzde nde siteyi araştırmanızı önerdim.

saygılar

YasasinBilim 02-07-2010 02:22

sayın Re-lax;

Bizler (dinlerden özgürler, dinsizler) tüm dinlere karşıyız.
büyük bir bölümümüzün tanrıyla bir alıp veremediği de yok. Aramızda tanrıya inancını sürdürenler de var.

Dinlerin (uydurma bile olsalar) insana bireysel anlamda faydaları bile olabilir (kimi bununla huzur bulabilir, başına gelen kötü olayları kadere yorabilir, sıkıştığında allhın ona yardım edeceğini umabilir).

Ama din, bireyle tanrı arasından çıkıp toplum yaşantısını düzenlemeye kalktığında bilime, demokrasiye, cumhuriyete zarar verecek duruma geiyor.

%99'u müslüman olan bir ülkede öncelikle yahudiliği ya da hristiyanlığı eleştirmenin bir manası da yok. Müslümanlar aydınlansın yeter. Diğerlerinin ne halleri varsa görsünler de diyebiliriz.

saygılar..

Re-laX 02-07-2010 02:34

Alıntı:

YasasinBilim´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 316575)
sayın Re-lax;

Bizler (dinlerden özgürler, dinsizler) tüm dinlere karşıyız.
büyük bir bölümümüzün tanrıyla bir alıp veremediği de yok. Aramızda tanrıya inancını sürdürenler de var.

Dinlerin (uydurma bile olsalar) insana bireysel anlamda faydaları bile olabilir (kimi bununla huzur bulabilir, başına gelen kötü olayları kadere yorabilir, sıkıştığında allhın ona yardım edeceğini umabilir).

Ama din, bireyle tanrı arasından çıkıp toplum yaşantısını düzenlemeye kalktığında bilime, demokrasiye, cumhuriyete zarar verecek duruma geiyor.

%99'u müslüman olan bir ülkede öncelikle yahudiliği ya da hristiyanlığı eleştirmenin bir manası da yok. Müslümanlar aydınlansın yeter. Diğerlerinin ne halleri varsa görsünler de diyebiliriz.

saygılar..

devlet konusunda şüpheniz olmasın sayın yaşasınbilim;bende laik bir insanım herkesin de öyle olmasını temenni ederim.
Atatürk te laik bir insandı,ama diyanet işleri başkanlığını da o kurdu.siz şimdi bu kurumu dahi eleştiriyorsunuz,o kurumda olmasa insanlar iyice kendini hocayım diye tanıtan şarlatanların eline düşecek,hiç olmazsa cumhuriyet döneminden sonra ki imamlarımız eğitimli biraz yani laik,demokratik olmak dinin yok edilmesiyle alakalı değildir.
saygılar...

YasasinBilim 02-07-2010 02:49

Alıntı:

Re-laX´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 316581)
devlet konusunda şüpheniz olmasın sayın yaşasınbilim;bende laik bir insanım herkesin de öyle olmasını temenni ederim.
Atatürk te laik bir insandı,ama diyanet işleri başkanlığını da o kurdu.siz şimdi bu kurumu dahi eleştiriyorsunuz,o kurumda olmasa insanlar iyice kendini hocayım diye tanıtan şarlatanların eline düşecek,hiç olmazsa cumhuriyet döneminden sonra ki imamlarımız eğitimli biraz yani laik,demokratik olmak dinin yok edilmesiyle alakalı değildir.
saygılar...

Bunları duymak beni çok mutlu etti. Samimi müslümanlara her zaman sayıglıyız. Bizce doğru olduğunu kabul ettiğimiz fikirleri sunarız ama baskı yapmayız. Kandırılmış olduklarına inandığımız masum insanları uyandırmak için çaba gösterebiliriz. Bunlar iyi niyetli çabalardır.

Rejimi tehdit etmediği sürece emin olun bizler de inançların yaşanmasının teminatıyız.

Afganistan, İran gibi olmak istemiyoruz. 1947'e kadar tek bir devlet olan daha sonra da bir elmanın iki yarısı olan Pakistan ve Hindistan'ın bugünkü durumlarına bakıp dersler çıkarmak gerekiyor.


saygılar...

zapata 02-07-2010 03:11

Alıntı:

Re-laX´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 316581)
Atatürk te laik bir insandı,ama diyanet işleri başkanlığını da o kurdu.siz şimdi bu kurumu dahi eleştiriyorsunuz,o kurumda olmasa insanlar iyice kendini hocayım diye tanıtan şarlatanların eline düşecek,hiç olmazsa cumhuriyet döneminden sonra ki imamlarımız eğitimli biraz yani laik,demokratik olmak dinin yok edilmesiyle alakalı değildir.
saygılar...


BUNLARI BİLİYOR MUSUNUZ ?

- Ulkemizde, Din görevlisi memur sayısının 87.000 oldugunu,
- Cami sayısının 77.000 oldugunu,
- Her 345 kişiye bir cami düştügünü.
- Halen inşaatı devam 1140 cami oldugunu,

BUNA KARSILIK;

- Ulkemizde, Okul sayısının 67.000 oldugunu
- Eğitim SEN'e göre 200 bin, Hükümete göre 96 bin öğretmen açığı oldugunu!
- Hastane sayısının 1220 oldugunu,
- 60 bin kişiye bir hastane düştügünü,
- Sağlık Ocağı sayısının 6300 olduugunu (Alt yapıdan yoksun, çoğunda hekim yok),
- Doktor sayısının 77.344 oldugunu,
- Her 870 kişiye 1 doktor düştügünü,
- Türkiye'de hastanelerde sadece 189 bin yatak kapasitesi bulunurken, aynı anda 26 milyon kişinin camilerde namaz kılmasının mümkün olduğunu.
- Buna rağmen önümüzdeki 1-2 yıl içerisinde yeni yapılması gereken sağlık kuruluşu/hastane sayısı 30-40 arası ifade edilirken, inşaatı sürmekte olan cami sayısının 1340'a ulaştığını.[1]

- Türkiye'de her 345 kişiye bir cami düşerken, 60 bin kişiye bir hastane düştügünü.[2]
- Almanya'da 70 bin Sağlık Kuruluşuna karşı sadece 8 bin kilise, Fransa'da ise 60 bin sağlık kuruluşu ve sadece 9 bin kilise
oldugunu.
-Almanya'da 11 bin 332, Fransa'da 4 bin kütüphane varken, 70 milyon nüfusu olan Türkiye'de bu sayının sadece 1435 oldugunu.

- Turkiye'de sadece 13 ilde Devlet Tiyatrosu oldugunu,
- Diyanete bağlı Kuran Kursu sayısının ise 82 ilde mevcut olup sayısının, 3 bin 852 oldugunu,
- Ankara Ticaret Odası'nın (ATO) yaptığı araştırmaya göre, 14.403 tane cami yaptırma derneğinin bulunduğu, Türkiye'de, maalesef sadece 1 opera, 11 bale, 10 heykel, 18 resim, 18 sinema, 38 tiyatro derneği bulundugunu.[3] Bu durumda , geleceğin nerede arandığını?
- Türkiye'de 14.403 Cami yaptırma ve kuran kursu derneği varken, " Dini faaliyetleri kontrol - altında tutmak icin kurulan " Diyanet İşleri Başkanlığı'na ne gerek oldugunu !
- Diyanet İşleri Başkanlığı'nın 1997 yılında 66 trilyon olan bütçesinin, 2006 yılında 1.2 katrilyona çıktıgını.
- 8 Bakanlığın bütçesinin, Diyanet İşleri Başkanlığı'ndan daha az oldugunu.
- Dört bakanlığın toplam bütçesi ve 22 Üniversitenin toplam bütçesi ise Diyanet İşleri Başkanlığı bütçesine eşit oldugunu.

DİB Bütçe'sini yıllar itibariyle dokümününn :

1997 66 Trilyon 751 Milyar 962 Milyon
1998 119 Trilyon 679 Milyar 140 milyon
1999 180 Trilyon 824 Milyar 159 Milyon
2000 270 Trilyon 362 Milyar 931 Milyon
2001 302 Trilyon 130 Miyar 110 Milyon
2002 553 Trilyon 364 Milyar 200 Milyon
2003 771 Trilyon 267 milyar
2004 1 Katrilyon 126 milyon 41 bin
2005 1 katrilyon 122 trilyon 41 milyar lira
2006 1.209.692.000 YTL
2007 1.176.969.000 YTL
2008 1.221.605.000 YTL oldugunu,

DİĞER BAKANLIKLARLA BÜTÇE KARŞILAŞTIRMASININ

Diyanet İşleri Başkanlığı 1.122.203.000
IÇİŞLERİ BAKANLIĞI 783.047.000
DIŞİŞLERi BAKANLIĞI 562.643.000
BAYINDIRLIK VE iSKAN BAKANLIĞI 677.219.000
ULAŞTIRMA BAKANLIĞI 687.265.000
SANAYİ VE TİCARET BAKANLIĞI 280.095.000
ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAK. 249.296.000
KÜLTÜR VE TURİZM BAKANLIĞI 632.417.000
ÇEVRE VE ORMAN BAKANLIĞI 404.396.000

OLDUGUNU BİLİYORMUYDUNUZ.......


ULKEMIZDE , BAZI SİYASİLER, ÇAREYİ EĞİTİMLİ VE SAĞLIKLI TOPLUM YARATMADA DEĞİL, DİYANET VE CAMİDE ARAMIŞTIR DERSEK, YANLIS BİR SAPTAMA YAPMIS OLUR MUYUZ ACABA.??


[1] Devlet İstatistik Enstitüsü verileri,
http://www.die.gov.tr/tkba/istatistikler.htm
Eğitim Sen, Eylül 2004
Eğitimin Sorunları Raporu,
Sabah Gazetesi, 15.06.2004, Fatih ERTÜRK'ün haberi.

[2] Sabah Gazetesi, 15.06.2004, Fatih ERTÜRK

[3] Ankara Ticaret Odası'nın "AB Kapısında Sivil Toplum Dosyası" konulu araştırma dosya

http://pergel.synthasite.com/bunlari...or-musunuz.php buradan alıntıdır.


Sayın Re-laX...

Memur sayısı şu anda 110.000 civarıdır. Alın size diyanet işleri imparatorluğunun yapısı. Bunu eleştirmeyip ne yapacaktık söylermisiniz. Bu yalnızca diyanetin gücü. Bu rakamların arasında tarikatların cemaatların inançları sömürerek topladığı paraların hesabı yok. Bu kadar büyük boyutlarda toplanan paranın sadece (sünni) din işlerinde kullanıldığına inanmak için saf olmak gerekir. Bunu eleştiriyor diye ateistlere laiklere kızmanızın ne kadar safça bir tutum olduğunu oturup bir düşününüz..

Saygı ve sevgi ile...

Re-laX 02-07-2010 04:39

Alıntı:

zapata´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 316603)
BUNLARI BİLİYOR MUSUNUZ ?

- Ulkemizde, Din görevlisi memur sayısının 87.000 oldugunu,
- Cami sayısının 77.000 oldugunu,
- Her 345 kişiye bir cami düştügünü.
- Halen inşaatı devam 1140 cami oldugunu,

BUNA KARSILIK;

- Ulkemizde, Okul sayısının 67.000 oldugunu
- Eğitim SEN'e göre 200 bin, Hükümete göre 96 bin öğretmen açığı oldugunu!
- Hastane sayısının 1220 oldugunu,
- 60 bin kişiye bir hastane düştügünü,
- Sağlık Ocağı sayısının 6300 olduugunu (Alt yapıdan yoksun, çoğunda hekim yok),
- Doktor sayısının 77.344 oldugunu,
- Her 870 kişiye 1 doktor düştügünü,
- Türkiye'de hastanelerde sadece 189 bin yatak kapasitesi bulunurken, aynı anda 26 milyon kişinin camilerde namaz kılmasının mümkün olduğunu.
- Buna rağmen önümüzdeki 1-2 yıl içerisinde yeni yapılması gereken sağlık kuruluşu/hastane sayısı 30-40 arası ifade edilirken, inşaatı sürmekte olan cami sayısının 1340'a ulaştığını.[1]

- Türkiye'de her 345 kişiye bir cami düşerken, 60 bin kişiye bir hastane düştügünü.[2]
- Almanya'da 70 bin Sağlık Kuruluşuna karşı sadece 8 bin kilise, Fransa'da ise 60 bin sağlık kuruluşu ve sadece 9 bin kilise
oldugunu.
-Almanya'da 11 bin 332, Fransa'da 4 bin kütüphane varken, 70 milyon nüfusu olan Türkiye'de bu sayının sadece 1435 oldugunu.

- Turkiye'de sadece 13 ilde Devlet Tiyatrosu oldugunu,
- Diyanete bağlı Kuran Kursu sayısının ise 82 ilde mevcut olup sayısının, 3 bin 852 oldugunu,
- Ankara Ticaret Odası'nın (ATO) yaptığı araştırmaya göre, 14.403 tane cami yaptırma derneğinin bulunduğu, Türkiye'de, maalesef sadece 1 opera, 11 bale, 10 heykel, 18 resim, 18 sinema, 38 tiyatro derneği bulundugunu.[3] Bu durumda , geleceğin nerede arandığını?
- Türkiye'de 14.403 Cami yaptırma ve kuran kursu derneği varken, " Dini faaliyetleri kontrol - altında tutmak icin kurulan " Diyanet İşleri Başkanlığı'na ne gerek oldugunu !
- Diyanet İşleri Başkanlığı'nın 1997 yılında 66 trilyon olan bütçesinin, 2006 yılında 1.2 katrilyona çıktıgını.
- 8 Bakanlığın bütçesinin, Diyanet İşleri Başkanlığı'ndan daha az oldugunu.
- Dört bakanlığın toplam bütçesi ve 22 Üniversitenin toplam bütçesi ise Diyanet İşleri Başkanlığı bütçesine eşit oldugunu.

DİB Bütçe'sini yıllar itibariyle dokümününn :

1997 66 Trilyon 751 Milyar 962 Milyon
1998 119 Trilyon 679 Milyar 140 milyon
1999 180 Trilyon 824 Milyar 159 Milyon
2000 270 Trilyon 362 Milyar 931 Milyon
2001 302 Trilyon 130 Miyar 110 Milyon
2002 553 Trilyon 364 Milyar 200 Milyon
2003 771 Trilyon 267 milyar
2004 1 Katrilyon 126 milyon 41 bin
2005 1 katrilyon 122 trilyon 41 milyar lira
2006 1.209.692.000 YTL
2007 1.176.969.000 YTL
2008 1.221.605.000 YTL oldugunu,

DİĞER BAKANLIKLARLA BÜTÇE KARŞILAŞTIRMASININ

Diyanet İşleri Başkanlığı 1.122.203.000
IÇİŞLERİ BAKANLIĞI 783.047.000
DIŞİŞLERi BAKANLIĞI 562.643.000
BAYINDIRLIK VE iSKAN BAKANLIĞI 677.219.000
ULAŞTIRMA BAKANLIĞI 687.265.000
SANAYİ VE TİCARET BAKANLIĞI 280.095.000
ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAK. 249.296.000
KÜLTÜR VE TURİZM BAKANLIĞI 632.417.000
ÇEVRE VE ORMAN BAKANLIĞI 404.396.000

OLDUGUNU BİLİYORMUYDUNUZ.......


ULKEMIZDE , BAZI SİYASİLER, ÇAREYİ EĞİTİMLİ VE SAĞLIKLI TOPLUM YARATMADA DEĞİL, DİYANET VE CAMİDE ARAMIŞTIR DERSEK, YANLIS BİR SAPTAMA YAPMIS OLUR MUYUZ ACABA.??


[1] Devlet İstatistik Enstitüsü verileri,
http://www.die.gov.tr/tkba/istatistikler.htm
Eğitim Sen, Eylül 2004
Eğitimin Sorunları Raporu,
Sabah Gazetesi, 15.06.2004, Fatih ERTÜRK'ün haberi.

[2] Sabah Gazetesi, 15.06.2004, Fatih ERTÜRK

[3] Ankara Ticaret Odası'nın "AB Kapısında Sivil Toplum Dosyası" konulu araştırma dosya

http://pergel.synthasite.com/bunlari...or-musunuz.php buradan alıntıdır.


Sayın Re-laX...

Memur sayısı şu anda 110.000 civarıdır. Alın size diyanet işleri imparatorluğunun yapısı. Bunu eleştirmeyip ne yapacaktık söylermisiniz. Bu yalnızca diyanetin gücü. Bu rakamların arasında tarikatların cemaatların inançları sömürerek topladığı paraların hesabı yok. Bu kadar büyük boyutlarda toplanan paranın sadece (sünni) din işlerinde kullanıldığına inanmak için saf olmak gerekir. Bunu eleştiriyor diye ateistlere laiklere kızmanızın ne kadar safça bir tutum olduğunu oturup bir düşününüz..

Saygı ve sevgi ile...

sayın zapata öncelikle bende laik lik taraftarıyım.bütün bu rakamları sanki ben yapmışım gibi neden benim gözüme sokuşturdunuz anlamadım.benim demek istediğim,eğer bu kurum olmasa din işlerine kim ayar çekecekti,devlet görevlilerimi?o zamanda laik lik kalmazdı.diyanette yolsuzluk varsa,ki türkiyede birçok kurumda var.allah belasını versin demekten başka elimizden birşey gelmiyor.insanoğlu çiğ süt emmiş,herşeyi yapabiliyor,para nın dini,imanı yoktur diye bir söz var,ama ne yapılması lazım din konusunda siz sözleyin,camiler vs ler imamlar nasıl temin edilebilirdi?
ayrıca birçok kırsal kesimde köydeki vatandaşların kendi yapıtı olan camiler var,o saydıklarınızın bir çoğu osmanlıdan selçukludan kalma,diyanetin yaptırmadığı camiler var.
diyanet kalksın sizce dimi?
millet iyice düşsün şarlatanların eline,tecavüz eden,taciz eden sapkınların eline,
yani dini tamamen ortadan kaldırma düşüncesi,bir laik düşünce değil,misyoner düşüncedir.
saygılar

zapata 02-07-2010 05:17

Alıntı:

Re-laX´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 316636)
bütün bu rakamları sanki ben yapmışım gibi neden benim gözüme sokuşturdunuz anlamadım.

Diyaneti neden eleştirdiğimizi sorguluyorsunuz da ondan bu rakamları verdim. Siz sordunuz neden diyaneti eleştiriyorsunuz diye. İşte bu rakamlar yüzünden eleştiriyoruz.

Alıntı:

allah belasını versin demekten başka elimizden birşey gelmiyor.
Elden çok şey gelir. Kısıtlarsın bütçelerini ve memur sayısını yeterli seviyeye çekersin, her köşeyede bir cami kondurmaktan vaz geçersin olur biter. Türkiyede herkes müslüman hatta sünnimidir? Ateistlerden vaz geçtik, kendi lehine hiçbirşey yapmayan bir kurumun bütçesi için vergi veren milyonlarca aleviye haksızlık değilmi bu? Dine inananlar finanse etsin diyaneti benim vergimle değil.

Alıntı:

diyanet kalksın sizce dimi?
Bunu nerden çıkardınız. Diyanet kalksın diyormuyum ben sadece kontrol edilmeli ve küçültülmeli.

Alıntı:

millet iyice düşsün şarlatanların eline,tecavüz eden,taciz eden sapkınların eline,
Buna ancak pes derim ben. Yahu zaten diyanet var. Henüz kalkmadı duruyor orada. Ama yinede millet şarlatanların tecavüzcülerin elinde. Diyanet var olduğu halde durum böyle. Bunu sorgulamak yerine 200 000 imam daha alalım millet şarlatanlardan kurtulur diye düşünmek çok akılcı bir yol mu?

Saygı ve sevgi ile...

YasasinBilim 02-07-2010 05:25

Alıntı:

Re-laX´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 316636)
diyanet kalksın sizce dimi?
millet iyice düşsün şarlatanların eline,tecavüz eden,taciz eden sapkınların eline,
yani dini tamamen ortadan kaldırma düşüncesi,bir laik düşünce değil,misyoner düşüncedir.
saygılar

sevgili re-lax;

Zapata'ya yazdığınıza cevap veriyor gibi oldum ama müslüman kardeşlerimizin sıkça dile getirdikleri bir yanılgıya değinmeden geçemeyeceğim.

Din olmazsa, ya da camiler olmazsa insanlar sapıklaşmazlar.

Çin'e bakmanız yeterli. 1 milyar dinsiz var (budizm'de tanrı kavramı ve kurallar manzumesi olmadığı için din kabul etmiyorum).

Orada tecavüzcüler, sapıklar kol gezmiyor.


Ayrıca, Diyanet İşleri Başkanlığına bu kadar kaynak ayrılmasını da yanlış buluyorum. Sadece bayram ve cuma namazlarında tıka-basa dolu olan camiler için bu kadar kaynak ayrılması büyük bir israf. İbadet eden müslümanlar için çalışma ortamlarında ya da yakınlarında (devlet dairelerinde bile) mescidler var zaten. Hakikaten israf.

saygılar...

Re-laX 02-07-2010 06:03

Alıntı:

YasasinBilim´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 316641)
sevgili re-lax;

Zapata'ya yazdığınıza cevap veriyor gibi oldum ama müslüman kardeşlerimizin sıkça dile getirdikleri bir yanılgıya değinmeden geçemeyeceğim.

Din olmazsa, ya da camiler olmazsa insanlar sapıklaşmazlar.

Çin'e bakmanız yeterli. 1 milyar dinsiz var (budizm'de tanrı kavramı ve kurallar manzumesi olmadığı için din kabul etmiyorum).

Orada tecavüzcüler, sapıklar kol gezmiyor.


Ayrıca, Diyanet İşleri Başkanlığına bu kadar kaynak ayrılmasını da yanlış buluyorum. Sadece bayram ve cuma namazlarında tıka-basa dolu olan camiler için bu kadar kaynak ayrılması büyük bir israf. İbadet eden müslümanlar için çalışma ortamlarında ya da yakınlarında (devlet dairelerinde bile) mescidler var zaten. Hakikaten israf.

saygılar...

sayın yaşasınbilim;fazla kaynak ayrılmaması konusunda tamam sizinle hemfikirim ama bunu devlete nasıl izah edicez,herhalde birkaçımızın kabineye girmeside yeterli olmaz,bayağı yönetimi ele geçirmek lazım,ama içimizde siyasetten,politikadan anlayan yok sanırım.
işin tuhaf tarafı,sadece diyanette değil bizim birçok kurumumuzda yolsuzluk adam kayırma vs var.
dahası dünyada en pahalı sigarayı biz içiyoruz,en pahalı petrolü biz kullanıyoruz,en pahalı et fiyatları bizde,ekonomi berbat,iş sadece diyaneti düzenlemekle olmuyor.
dahası bütün bunları bırak etnik açıdan bir bölücülük var.
birde dini açıdan bölünürse bu ülke,hepten biter,filistinden beter oluruz.
bizi sadece laik ve milliyetçi bir düşünce ayakta tutar.eğitime ayrılan kaynaklar çok mu doğru kullanılıyor zannediyorsunuz?benim tanıdığım sırf para yüzünden okuyamayan birçok fakir çocuğu var,zengin olanın çocuğu okuyor.
askerlik keza öyle fakir olan 15 ay 10 000 doları olan 26 gün adaletmi sizce bu?
asgari ücretle kapitalist düzene çalışan modern köleler,
bankaları boşaltıp yurt dışına kaçanlar vs daha size yüzlercesini sayarım.
bu ülkeye önce her alanda reform yapılması gerekiyor.avrupa nın 17. yy da yaptığı reformlar.sadece dinle bitmez yani,teknolojik anlamda batıdan geri kalmamızın sebebi,insanlarımızın geri zekalı olması değil;yönetimdeki bozukluktur.osmanlı 500 yıl ayakta tutanda din değildi,sağlam bir otorite vardı.
bir ülkenin gelişmişliği din devleti,demokratik devler,hukuk devleti v.s. olmasından değil,yönetimindeki otoriteden gelir.o hepimizinde beğenmediği iran da yakın tarihte gelişmiş ülkeler arasında yer alacak
ülke meseleleri dinle karıştırılmamalı,herşey dinle bitmiyor.
yıllardır bunu tekrarlarım.''din kişi ile tanrı arasındadır''
bunu görmezden gelenler,bunun bedelini birgün ödeyecek,çünkü yeni yetişen nesil bunun çok iyi farkında
ülkeyi öyle bir din devleti gibi anlatıyorsunuzki,bu ülkede başörtülü kadınlar okullara resmi dairelere alınmadı bunlar da yaşandı.
imam hatip lisesi mezunlarına uygulanan katsayı sorunu,
din ile alakası olanların orduya alınmaması,

bunlar daha sayılabilir.

saygılar

YasasinBilim 02-07-2010 06:34

Alıntı:

Re-laX´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 316644)

...
ülkeyi öyle bir din devleti gibi anlatıyorsunuzki,bu ülkede başörtülü kadınlar okullara resmi dairelere alınmadı bunlar da yaşandı.
imam hatip lisesi mezunlarına uygulanan katsayı sorunu,
din ile alakası olanların orduya alınmaması,

bunlar daha sayılabilir.

saygılar

sevgili Re-lax;

İran'ın 1979 öncesi yaşantısını bilmediğini düşünüyorum. O zaman ki Türkiye neyse, İran da oydu. O zamanki Türkiyenin şimdikinden daha özgürlükçü olduğunu da eklersem İran'ın nasıl bir ülke olduğunu tasavvur edebilirsiniz.

Dinin yönetime hakim olmasını isteyenler dünyayı yöneten/yönetmeye çalışan dış ülkeler/güçlerdir. Din, topluma faydalı bir şey olsaydı, bu dış unsurlar dinin yaygınlaşması ve rejime müdahil olması konusunda bu kadar istekli olmazlardı.

Humeyni'nin nasıl Fransa'dan apar topar getirilip İran'da bir rejim kurdurulduğunu, Benazir Butto'ya suikastın hemen ardından Pakistan'a şeriatın gelmesini araştırın (yazılmış olanları okuyun).

Ülkemizde şeriat tehdidinin en önemli karşı koyucularından biri olan genel kurmayın nasıl uysal bir kediye dönüştürüldüğünü görün.

Dinin topluma yayılması (başörtüsü/türban) senin sandığın kadar masumane hareketler değil.

Çok derin konular. Burada keselim.

saygılar...

zapata 02-07-2010 06:53

Alıntı:

Re-laX´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 316644)
ülkeyi öyle bir din devleti gibi anlatıyorsunuzki,bu ülkede başörtülü kadınlar okullara resmi dairelere alınmadı bunlar da yaşandı.
imam hatip lisesi mezunlarına uygulanan katsayı sorunu,
din ile alakası olanların orduya alınmaması,

bunlar daha sayılabilir.

saygılar

Sevgili Re-laX...

Bütün bunların birçoğu politika bölümünde tartışılmış konulardır. Farklı şeyler istemiyoruz aslında. İnsanca bir yaşam istiyoruz sadece. Ama ne yazıkki dini söylemlerle Türkiyenin başında 8 yıldır çöreklenmiş kişilerin bunları düzelteceğini beklemiyoruz. Din temelli siyasetle ülkeyi 50 yıl daha geri götürdüler. Daha nasıl din devleti olmadığımızı söylersiniz. İnsaf biraz. Siz müslüman olduğunuzu ortalığa çıkıp haykırabilirsiniz. Benim ortaya çıkıp ben ateistim diye konuşabileceğimi düşünebilir misiniz? Siz ibadetinizi özgürce gerçekleştirirken, benim; acaba birtakım kişiler benide temizlemeye kalkışırmı türünden korkularımı anlayabilir misiniz? Sakın bana müslümanlar dini gereği adam öldürmez demeyin. Bugün 2 temmuz Sivas katliamının yıldönümü. Orada öldürülenler, tekbir getirenler tarafından, kahvede pişpirik oynuyorlar diye yakılmadı. Şimdi din devleti değil mi burası? Din devleti olduğumuzu görmeniz için son noktada duran İran-Arabistan gibi ülkelerin noktasındamı olmamız lazım? Eğer o noktaya ulaşırsak siz belki din devletinde olduğumuzu kavrarsınız ama iş işten geçmiş olur o da başka.

bu ülkede başörtülü kadınlar okullara resmi dairelere alınmadı bunlar da yaşandı. diyorsunuz. 8 yıldır iktidarda olan dindaşlarınıza sormalısınız bunun hesabını. Her gün eylem yapan sahtekar kızlar nerdeler şimdi? AKP döneminde birtek türban eylemi var mı? Olmaz tabiiki. Çünkü yönetim kendilerinden yana. Ama yönetim bir değişirse bak gör her gün yine türban diye bas bas bağıracaklar. Bu tertemiz bir din duygusuyla yapılan bir eylem değil, aksine sahtekarlık yolu ile türban üzerinden din sömürüsüdür. Samimi olan şimdide çıkar bağırır türbanı serbest bırakın diye. Bana sorsanız türban serbest bırakılmalıdır. Ama türban bahanesi ile şeriat propagandası yapanları gördükçe içimden sadece bunlara lanet okumak geliyor. Ülkemizin dediğiniz türden reformlara ihtiyacı var tabiiki. Buna karşı çıkmak aptallık olur. Ama dinin birilerinin elinde kullanılmasına, bu ülkede yaşayan herkes değil ama büyük çoğunluğun ses çıkarmaması, hatta benimseyip nemalanma arzusu ile her yapılana şakşakçılık yapması bu asil milletin! ne kadar dindar olduğunun da ölçüsüdür.

Yazının dozajı fazla kaçtı ise özür dilerim. Ama din kisvesi altında yapılan her türlü ahlaksızlığa tahammül edemiyorum. Ve asla söylediklerimi şahsınıza almayınız.

Saygı ve sevgi ile...

barudi 02-07-2010 08:17

Alıntı:

selanikli´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 316495)
‘’(Ey Muhammed!) De ki: “Bundan (tebliğ görevinden) dolayı sizden hiçbir ücret istemiyorum. Ben kendiliğinden yükümlülük altına girenlerden değilim.”’’ Sad(38/86)

‘’De ki: “Ben buna karşılık sizden dileyen kimsenin, Rabbine giden yolu tutmasından başka herhangi bir ücret istemiyorum.”’’ Furkan(25/57)

Kuran’a göre ‘Allah’ Muhammed’e ücret istemediğini söylemesini ısrarla emrediyor.

‘’Ey Muhammed! Yoksa sen onlardan bir vergi mi istiyorsun (da inanmıyorlar)? Rabbinin vergisi daha hayırlıdır...’’ Mü’minün(23/72)

Bu ayet ise kafa karıştırıyor. Sanki Allah Muhammed’in ücret istemediğinden emin değilmiş te, isteme diye nasihatta bulunuyor gibi. Önceki ayetlerdeki net ifade burada yok. Yanlış anlaşılmasın ben Muhammed’in ücret isteyip istemediğini tartışmıyorum, kanıtlayamayacağım konuların yazılarımda yeri yok, sadece Kuran’daki ifadelere göre yazıyorum. İlgili ayetleri okumaya devam edelim.

‘’Ey iman edenler! Peygamber ile baş başa konuşacağınız zaman, baş başa konuşmanızdan önce bir sadaka verin...’’ Mücadele(58/12)

Haydaaa demek zorundayım, bağışlayın. Devam edelim.

‘’Onların mallarından, onları kendisiyle arındıracağın ve temizleyeceğin bir sadaka al ve onlara dua et. Çünkü senin duan onlar için sükûnettir (Onların kalplerini yatıştırır) …’’ Tevbe(9/103)

Şimdi de hoppala diyeceğim, her zaman sadaka al dedi bu sefer de. Bu kadar da değil, devam edelim.

‘’Baş başa konuşmanızdan önce sadakalar vermekten çekindiniz mi? Bunu yapmadığınıza ve Allah da, sizi affettiğine göre artık namazı kılın, zekatı verin, Allah’a ve Resulüne itaat edin. Allah, bütün yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır.’’ Mücadele(58/13)

İzninizle bir daha haydaa demek zorundayım. Şimdi yazacağım ayet ise daha da vahim, hadis te her şeyi anlatıyor, okuyunuz lütfen.

‘’İçlerinden sadakalar konusunda sana dil uzatanlar da var. Kendilerine ondan bir pay verilirse, hoşnut olurlar; eğer kendilerine ondan bir pay verilmezse, hemen kızarlar.’’ Tevbe(9/58)

‘’Gelen rivayete göre şöyle demiştir: Muhammed (Taif seferinden dönüşünde) Mekke ile Medine arasında Cirane mevkiine nazil olduğunda ben Muhammed’in huzurunda bulunuyordum. Bu sırada Muhammed’e bir arap geldi. Ve: - Bana verdiğin sözü hala yerine getirmiyecek misin? dedi. Muhammed: (Ganimet malını yakında taksim edeceğini, biraz sabredersen sevab kazanacağını) sana müjdelerim! buyurdu. Bedevi Arap: - Bu müjdeleri bana vere vere çoğalttın, dedi. Bunun üzerine Muhammed asabileşen bir kimse heyetinde Ebu Musa ile Bilal’e dönerek: Bu bedevi verdiğim müjdemi reddetti, siz kabul ediniz! buyurdu. Ebu Musa ile Bilal de: Kabul ettik! dediler. Sonra Muhammed içi su dolu bir bardak, bir kap istedi. Bu kap içinde ellerini ve yüzünü yıkadı. (Ağzındaki bir miktar suyu da) buna ilave etti. Sonra Ebu Musa ile Bilal’e: Bu sudan içiniz ve yüzünüze, göğsünüze sürünüz! Size müjde veririm, buyurdu. Ebu Musa ile Bilal de su kabını aldılar. Ve Muhammed’in emri vechile yaptılar. Muhammed’in kadını Ümm-i Seleme perde arkasından: Oğullarım, o sudan ananıza da ikram ediniz! diye seslendi. Onlar da ondan bir miktar Ümm-i Seleme’ye ikram ettiler.’’ (Buhari, hadis no:1634)

Demek ki neymiş, sadaka alınıyormuş, üstelik oyunbozanlık edenler çıkarsa tekere çomak sokmasınlar diye rüşvet te veriliyormuş. Arada ufak tefek kavgalar da çıkıyormuş.
’Organize işler bunlar’, bugünkü tarikat şeyhleri kimin yolundan gidiyorlar acaba? Uyanın ey Müslümanlar, soyuluyorsunuz.


Bakıyorum EDİT başlamışsın yine :) Maskeni düşürelim öyleyse...

İlk 3 ayet ne üzerine? Kuranı yani Allah'ın telkin ettiklerini insanlara yayma görevi karşılığında bir ücret talep edilmemesi emrediliyor..

Diğer alıntıladığın ayetler ise bu konu ile ilgili değil (Allah'ın emirlerini bildirme), Hz.Muhammed ile görüşmeden önce sadaka veriniz diye emrolunmakta, ama sen EDİT hünerlerini kullandığından sadakanın sanki Hz.Muhammed'e verilmesi gerekmiş gibi ima ediyorsun (ima etmiyorsun aslında düpedüz iftira ediyorsun) Sadaka kimlere verilir araştır...

Sadaka vermeyi de rüşvet yaptın ya bundan daha büyük EDİT zaten :)

Diğer ve son konu ise, Hz.Muhammed'e yalan söylerek savaşa katılmayan kişiler hakkında yani yine "Duyurma Görevi" karşısında birşeyler talep etmiyor..

Sen ne okuduğunu anlıyorsun ne gördüğünü doğru görüyorsun, çelişki bulcam diye diye beynin çelişkiler yumağı olmuş...

barudi 02-07-2010 08:25

Alıntı:

YasasinBilim´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 316532)
peygamber döneminde "sadaka" diye bahsedilen şey sadece fakir-fukaraya yapılan yardım değil. Ganimet paylaşımları, ya da "göz hakkı" adı altında verilen paylar da "sadaka" olarak anılmakta.

Bunun böyle olduğunu aşağıdaki ayette apaçık görebilirsin.


‘’İçlerinden sadakalar konusunda sana dil uzatanlar da var. Kendilerine ondan bir pay verilirse, hoşnut olurlar; eğer kendilerine ondan bir pay verilmezse, hemen kızarlar.’’ Tevbe(9/58)


Ayrıca rüşvet kelimesinin ingilizce, arapça, ispanyolca dahil pek çok dilde tam karşılığı yoktur.
Birden fazla kelimeyle ifade edilirler.

saygılar...

Bu ayet müslümanlara yönelik değil bir kere, şu kişilere(münafıklara) yönelik:

"Senden savaştan muaf tutulmaları yolunda izin isteyenler, Allah'a ve ahiret gününe inanmayanlar, kalpleri kuşkuya kapılıp bu kuşkuları içinde bocalayanlardır."
Tevbe 45


Yukarda bahsedilen özellik ise bu kişilerin özelliği...

Kuran apaçık yazıyor evet ama görmek isteyene....

YasasinBilim 02-07-2010 17:58

Alıntı:

barudi´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 316656)
Bu ayet müslümanlara yönelik değil bir kere, şu kişilere(münafıklara) yönelik:

"Senden savaştan muaf tutulmaları yolunda izin isteyenler, Allah'a ve ahiret gününe inanmayanlar, kalpleri kuşkuya kapılıp bu kuşkuları içinde bocalayanlardır."
Tevbe 45

Yukarda bahsedilen özellik ise bu kişilerin özelliği...

Kuran apaçık yazıyor evet ama görmek isteyene....



Her zaman olduğu gibi şeytanın avukatlığına soyunmuşsunuz. Ama bu sefer baltayı sert taşa vurdunuz. "Sadaka kimlere verilir" falan ...

Burada kastedilen sadakanın peygambere verildiğini anlamamakta ısrarcınız.
Bir örnekten anlarsınız diye diğer örneklere değinmemiştim.

Bunu da buyurun lütfen.

‘’Onların mallarından, onları kendisiyle arındıracağın ve temizleyeceğin bir sadaka al ve onlara dua et. Çünkü senin duan onlar için sükûnettir (Onların kalplerini yatıştırır) …’’ Tevbe(9/103)

Bir de merak ettiğim konu aranızda avukat, hukukçu olanlar acaba dava yazışmalarını kuranı yorumladıkları gibi mi yorumluyorlar. Bence yorumlayamıyorlardır çünkü hakimlere inandırıcı gelmez. Yandaş hakimlere inandırıcı (!) gelse temyiz mahkemesinden döner.

Bu başlıkta örneği verilen ayetler mahkemede davalık olsa. Hakim muhammedi rüşvetten yargılar.

saygılar...

Kemaloğlu 02-07-2010 21:12

Alıntı:

YasasinBilim´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 316532)
peygamber döneminde "sadaka" diye bahsedilen şey sadece fakir-fukaraya yapılan yardım değil. Ganimet paylaşımları, ya da "göz hakkı" adı altında verilen paylar da "sadaka" olarak anılmakta.

Bunun böyle olduğunu aşağıdaki ayette apaçık görebilirsin.


‘’İçlerinden sadakalar konusunda sana dil uzatanlar da var. Kendilerine ondan bir pay verilirse, hoşnut olurlar; eğer kendilerine ondan bir pay verilmezse, hemen kızarlar.’’ Tevbe(9/58)


Ayrıca rüşvet kelimesinin ingilizce, arapça, ispanyolca dahil pek çok dilde tam karşılığı yoktur.
Birden fazla kelimeyle ifade edilirler.

saygılar...

Dostum o sadakaları cebine atmıyor
onları dağıtıyor
fakirlere veya ihtiyacı olanlara
ama kimlere dağıtmıyor
işte onlar hoşnut olmayanlar.

Ya öyle değilse diyorum ben
ya birde öyle değilse
hiç utanacağınızı sanmıyorum
o kadar eminsinizki yaptığınız yorumlardan
bilen bir insan sizinle tartışmak bile istemez
ben o kadar bilmiyorum demekki sizinle vakit harcıyorum

barudi 02-07-2010 21:17

Alıntı:

YasasinBilim´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 316709)
Her zaman olduğu gibi şeytanın avukatlığına soyunmuşsunuz. Ama bu sefer baltayı sert taşa vurdunuz. "Sadaka kimlere verilir" falan ...

Burada kastedilen sadakanın peygambere verildiğini anlamamakta ısrarcınız.
Bir örnekten anlarsınız diye diğer örneklere değinmemiştim.

Bunu da buyurun lütfen.

‘’Onların mallarından, onları kendisiyle arındıracağın ve temizleyeceğin bir sadaka al ve onlara dua et. Çünkü senin duan onlar için sükûnettir (Onların kalplerini yatıştırır) …’’ Tevbe(9/103)

Bir de merak ettiğim konu aranızda avukat, hukukçu olanlar acaba dava yazışmalarını kuranı yorumladıkları gibi mi yorumluyorlar. Bence yorumlayamıyorlardır çünkü hakimlere inandırıcı gelmez. Yandaş hakimlere inandırıcı (!) gelse temyiz mahkemesinden döner.

Bu başlıkta örneği verilen ayetler mahkemede davalık olsa. Hakim muhammedi rüşvetten yargılar.

saygılar...

Bak tek bir soru soruyorum ayette geçen "ONLAR" kimleri kast ediyor, bana bunun açıklamasını yapın...

Re-laX 02-07-2010 23:53

Alıntı:

YasasinBilim´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 316647)
sevgili Re-lax;

İran'ın 1979 öncesi yaşantısını bilmediğini düşünüyorum. O zaman ki Türkiye neyse, İran da oydu. O zamanki Türkiyenin şimdikinden daha özgürlükçü olduğunu da eklersem İran'ın nasıl bir ülke olduğunu tasavvur edebilirsiniz.

Dinin yönetime hakim olmasını isteyenler dünyayı yöneten/yönetmeye çalışan dış ülkeler/güçlerdir. Din, topluma faydalı bir şey olsaydı, bu dış unsurlar dinin yaygınlaşması ve rejime müdahil olması konusunda bu kadar istekli olmazlardı.

Humeyni'nin nasıl Fransa'dan apar topar getirilip İran'da bir rejim kurdurulduğunu, Benazir Butto'ya suikastın hemen ardından Pakistan'a şeriatın gelmesini araştırın (yazılmış olanları okuyun).

Ülkemizde şeriat tehdidinin en önemli karşı koyucularından biri olan genel kurmayın nasıl uysal bir kediye dönüştürüldüğünü görün.

Dinin topluma yayılması (başörtüsü/türban) senin sandığın kadar masumane hareketler değil.

Çok derin konular. Burada keselim.

saygılar...

bu yazdıklarınızın tamamına katılıyorum.sayın yaşasınbilim;benim demek istediğim dinde özgür olsun,ateistte özgür olsun,diğer din mensuplarıda.yani din kişilerde kalsın bu dediklerimde eğitimli insanlarla olur.ama bu yazdıklarınızın hepside doğrudur.

saygılar

Re-laX 03-07-2010 00:03

Alıntı:

zapata´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 316648)
Sevgili Re-laX...

Bütün bunların birçoğu politika bölümünde tartışılmış konulardır. Farklı şeyler istemiyoruz aslında. İnsanca bir yaşam istiyoruz sadece. Ama ne yazıkki dini söylemlerle Türkiyenin başında 8 yıldır çöreklenmiş kişilerin bunları düzelteceğini beklemiyoruz. Din temelli siyasetle ülkeyi 50 yıl daha geri götürdüler. Daha nasıl din devleti olmadığımızı söylersiniz. İnsaf biraz. Siz müslüman olduğunuzu ortalığa çıkıp haykırabilirsiniz. Benim ortaya çıkıp ben ateistim diye konuşabileceğimi düşünebilir misiniz? Siz ibadetinizi özgürce gerçekleştirirken, benim; acaba birtakım kişiler benide temizlemeye kalkışırmı türünden korkularımı anlayabilir misiniz? Sakın bana müslümanlar dini gereği adam öldürmez demeyin. Bugün 2 temmuz Sivas katliamının yıldönümü. Orada öldürülenler, tekbir getirenler tarafından, kahvede pişpirik oynuyorlar diye yakılmadı. Şimdi din devleti değil mi burası? Din devleti olduğumuzu görmeniz için son noktada duran İran-Arabistan gibi ülkelerin noktasındamı olmamız lazım? Eğer o noktaya ulaşırsak siz belki din devletinde olduğumuzu kavrarsınız ama iş işten geçmiş olur o da başka.

bu ülkede başörtülü kadınlar okullara resmi dairelere alınmadı bunlar da yaşandı. diyorsunuz. 8 yıldır iktidarda olan dindaşlarınıza sormalısınız bunun hesabını. Her gün eylem yapan sahtekar kızlar nerdeler şimdi? AKP döneminde birtek türban eylemi var mı? Olmaz tabiiki. Çünkü yönetim kendilerinden yana. Ama yönetim bir değişirse bak gör her gün yine türban diye bas bas bağıracaklar. Bu tertemiz bir din duygusuyla yapılan bir eylem değil, aksine sahtekarlık yolu ile türban üzerinden din sömürüsüdür. Samimi olan şimdide çıkar bağırır türbanı serbest bırakın diye. Bana sorsanız türban serbest bırakılmalıdır. Ama türban bahanesi ile şeriat propagandası yapanları gördükçe içimden sadece bunlara lanet okumak geliyor. Ülkemizin dediğiniz türden reformlara ihtiyacı var tabiiki. Buna karşı çıkmak aptallık olur. Ama dinin birilerinin elinde kullanılmasına, bu ülkede yaşayan herkes değil ama büyük çoğunluğun ses çıkarmaması, hatta benimseyip nemalanma arzusu ile her yapılana şakşakçılık yapması bu asil milletin! ne kadar dindar olduğunun da ölçüsüdür.

Yazının dozajı fazla kaçtı ise özür dilerim. Ama din kisvesi altında yapılan her türlü ahlaksızlığa tahammül edemiyorum. Ve asla söylediklerimi şahsınıza almayınız.

Saygı ve sevgi ile...

sayın zapata;sizin yazdıklarınızda kısmen doğrudur.kısmen diyorum çünkü,siz ateistseniz emin olun çoğu vatandaşımız bunu bilsede size hiç birşey yapmayacaktır.ama burada yapılmaz diyemem çünkü,o bahsettiğiniz şeriat yanlıları,bazı dinci kesimler size kötülük vesaire edebilir.bende böyle olmasını istemiyorum bu tür olaylar eğitimli ve çağdaş düşünen bir nüfusla aşılabilir.dini yönetime bulaştırmak isteyeyenlerden bende tiksiniyorum.
insanları birbirine düşürmek isteynlerde buna dahil,
yani demek istediğim,kişilerin özgürlükleri,başka kişilere zarar verdiği anda özgürlükten çıkıp suç olmalı
yanlışım varsa düzeltiniz.

saygılar

zapata 03-07-2010 15:19

Alıntı:

Re-laX´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 316760)
bende böyle olmasını istemiyorum bu tür olaylar eğitimli ve çağdaş düşünen bir nüfusla aşılabilir.dini yönetime bulaştırmak isteyeyenlerden bende tiksiniyorum.
insanları birbirine düşürmek isteynlerde buna dahil,
yani demek istediğim,kişilerin özgürlükleri,başka kişilere zarar verdiği anda özgürlükten çıkıp suç olmalı
yanlışım varsa düzeltiniz.

saygılar

Sevgili dostum... Bunlara itiraz edecek, yanlış diyecek biri varsa herhalde bütün insanlığını unutmuş olsa gerekir. Hepsi doğrudur. Ama tüm bunlar bu sanal ortamlarda dile getirilebilen iyi dileklerden öteye geçmemekte. Gerçek hayatta zor rastlanır türden uygulamalar haline gelmiştir bu iyi dilekleriniz. Oysa bunlar dilek değil, gerçek hayatta yaşamın temel unsurları olmalı idi. Ne yazıkki dostum ne yazıkki böyle değil.

Gündemi her gün değişen bir ülkede, yaşanan açlığa yoksulluğa yolsuzluğa bakıp gören ama bunlara duyarsız kalıp aptalı oynamayı seçen insanların çoğunluğu oluşturduğu bir toplumda yaşıyoruz. Ve siz ne kadar karşı çıkarsanız çıkın bunun en baştaki sebebi bana göre dindir. Din insanları tevekküle, sorgusuz kabul etmeye götürür. Tevekkül ise miskinlik, uyuşukluk, bezginliktir. Her şey allahtandır düşüncesi ile bunlara karşı çıkmayan uyuşturulmuş insanlarla doludur toplumumuz. Tıpkı diğer müslüman ülkelerde olduğu gibi. Atatürk cumhuriyetinin kazanımları sayesinde onlardan biraz daha ileride duruyoruz gibi görünse de, din bezirganları yavaş yavaş bu aradaki farkı gericilik lehine kapatmaya çalışmaktadır. Çünkü istenilen sormayan, düşünmeyen, körü körüne itaat eden bir toplumdur. Ne yazıkki ülkem insanlarının çoğunluğu bunları görmüyor.

Saygı ve sevgi ile...

YasasinBilim 03-07-2010 21:44

Alıntı:

barudi´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 316727)
Bak tek bir soru soruyorum ayette geçen "ONLAR" kimleri kast ediyor, bana bunun açıklamasını yapın...

Onlar kelimesiyle kimi kastettiğini bir kaç cümle sonra söyleyeceğim.
Çünkü hiç bir önemi yok. Senin iddian "sadaka" nın fakirlere verildiği, rüşvet kelimesi yerine kullanılan "sadaka" kelimesininin muhammedle ilgisi olmadığı, sadakanın başkalarına verildiğiydi. Yani Muhammed birileri için dua ediyor, onlar da sadakayı başkalarına veriyor iddiasıydı.

Ben de sadakanın muhammede verildiğini ispat için bu ayeti gösterdim.
Her zaman olduğu gibi konuyu başka yere çekmek için daldan dala atlıyorsunuz.

Tevbe suresi 103'de onlar diye kastettiği "günahlarını itiraf eden birtakım bedevî münafıklar " dır. (bkz Tevbe 101, 102)
Ne değişti, sadaka'nın muhammede verildiği gerçeği değişti mi?

Her türlü vukuat var. Çocuk yaşta kızla evlenme, geliniyle evleme, 25 evlilik + sayısız cariyelerle yoğun seks hayatı, rüşvet, adam öldürmeye azmettirme.

"Allah, peygamber olarak gönderecek başka birini bulamamış mı?" diye sor önce.

Alchindus 04-07-2010 01:02

Bazen ateistler içün ümitleniyorum!

İslamdan bu kadar habersiz bu kitle acaba fetret insanı hükmünde olup cenab-ı hakkın affına mazhar olurmu deyu düşünüyorum!

Tabii düşüncem "iyi de doğru haber ile tesadüf ettikleri anda ortada fetret mi kalır" suali daha doğrusu duvarına çarpınca ümitlerim heba oluyor!

Hz. Muhammede sadaka yemek haram idi haram!

Sadece ona da değil, ailesine de!

Şunu bilmeden buradaki yorumları daha doğrusu iftiraları dile getirmekten sıkılmıyor musunuz!

Tevbe suresinin yüzüçüncü ayetine gelince!

Tabi ne tefsir ne islam tarihi ne siyer, yani islamın derununa dair hiçbir malumatınız olmadığından acaba o ayette neyden bahis ediyoru da bilmiyor, ayet hangi vesile ile inmiştiri araştırma gereğide duymuyorsunuz!

Alıntı:

103-Rivayet olunduğuna göre, çözüldükten sonra "Ya Resulallah, işte bu mallarımızdır ki, bizi senden alıkoydu. Şimdi sen bunları tasadduk et (Allah yoluna dağıt) ve bizi temize çıkar." dediler. Peygamberimiz, "Mallarınızdan birşey almakla emrolunmadım." diye cevap verdi, hemen sonra şu âyet nazil oldu: Onların mallarından sadaka al ki, kendilerini onunla arındırıp, tertemiz edesin.Yani, günah kirlerinden temizlenmelerine ve hasenatlarının bereketlenmesine, ihlaslılar derecesine terfi edilmelerine sebep olasın. Bunun üzerine Hz. Peygamber o malların hepsini değil, ifadesindeki min-i teb'iza riayet ederek üçte birini alıp dağıttı.

Bu rivayete göre, burada alınması emrolunan sadaka, farz olan zekât olmayıp, o ayak sürüyüp savaşa katılmayanlardan günahlara bir keffaret gibi alınan özel bir sadaka demek olur. Hasan-ı Basrî'nin sözü budur. Bununla beraber bir varlık vergisi, bir vergi cezası şeklinde de değil, oruç ve yemin keffaretlerinde olduğu gibi, ibadet ve itaattaki bir kusurun affı, bir eksikliğin giderilmesi niyetiyle alınan bir sadaka olmuş olur. Fakat fıkıh âlimlerinin pek çoğu demişlerdir ki, bundan asıl murad farzolan zekâttır. Yani yukarıdan beri konunun akışı zenginler üzerine olduğundan, siyakın icabı da bu olduğundan, bu âyetle zekatın zenginlere farz olduğ u ve böylece suçlarını itiraf eden bu asker kaçaklarının günaha girmelerine de sebep mal sevgisi olduğundan tevbe ve nedametlerinin geçerli olması ve dindarlıklarının sadakatli olması, ancak farz olan zekâtı gönül rızası ile ve seve seve vermelerine bağlıdır. Buna bağlı olduğu içindir ki, nifak kusurundan ancak böyle kurtulup temizlenebilecekleri anlatılmıştır. Bu mânâ ise farz olan zekâttan başka tatavvu (nafile) olarak daha fazla vermelerine ve fazla fazla verdikleri takdirde bunun alınıp kabul edilmesine mani değildir. Hz. Peygamber'in, "almakla emrolunmadım" buyurmasının yukarıda adı geçen Hatıb b. Sa'lebe gibi bir takım münafıkların sadakalarının kabul edilmeyişi ile ilgili olması daha kuvvetli ihtimaldir.

Velhasıl burada "al!" emrinin, rivayete göre günahlara keffaret niteliğinde nafile cinsinden olan sadakaların Hz. Peygamber tarafından alınıp kabul edilmesine delalet etse de farz olan zekâtlarının alınıp kabul edilmesine öncelikle delalet edeceği aşikârdır. Ve şurası da bilinmektedir ki, Resulullah, kendi adına sadaka almaktan menedilmişti. Peygamber evladından ve soyundan olanların vacip olan sadakaları kabul etmeleri haram olduğu gibi, Hz. Peygamber'in kendisine, vacip veya nafile her türlü sadaka haram idi. Şu halde Hz. Peygamber'in sadaka alması, kendi adına sadaka alması değil, Allah adına sadaka almasıdır. "Fakirlerinize verilmek üzere zenginlerinizden sadaka almakla emrolundum." hadisi şerifinde de açıkça belirtildiği üzere, devlet reisi sıfatıyla ve vazifesi gereği olarak sadakaları alıp, harcama yerlerine sarfetmek demektir. Bu âyet vergilerin toplanmasında imam denilen devlet başkanının mutlaka bir sorumluluk taşıdığına ve görev yüklenmiş olduğuna delalet eder ki, kısmı da bununla ilgilidir.

Elmalılı
Gerçeğe sadakat şart!

YasasinBilim 04-07-2010 03:34

Alıntı:

Alchindus´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 316916)
Bazen ateistler içün ümitleniyorum!

İslamdan bu kadar habersiz bu kitle acaba fetret insanı hükmünde olup cenab-ı hakkın affına mazhar olurmu deyu düşünüyorum!

Tabii düşüncem "iyi de doğru haber ile tesadüf ettikleri anda ortada fetret mi kalır" suali daha doğrusu duvarına çarpınca ümitlerim heba oluyor!

Hz. Muhammede sadaka yemek haram idi haram!

Sadece ona da değil, ailesine de!

Şunu bilmeden buradaki yorumları daha doğrusu iftiraları dile getirmekten sıkılmıyor musunuz!

Tevbe suresinin yüzüçüncü ayetine gelince!

Tabi ne tefsir ne islam tarihi ne siyer, yani islamın derununa dair hiçbir malumatınız olmadığından acaba o ayette neyden bahis ediyoru da bilmiyor, ayet hangi vesile ile inmiştiri araştırma gereğide duymuyorsunuz!

Gerçeğe sadakat şart!

Hocam sizler hakikaten başka bir dünyadan gelmişsiniz.
Bir yandan muhammed sadaka almıyordu (haramdı) diyorsunuz bir yandan da sadakaları allah için alıyordu diyorsunuz.

Tevbe 103'ü asıl anlamayan da sizsiniz (her zaman olduğu gibi)

101. Çevrenizdeki bedevîlerden birtakım münafıklar vardır. Medine halkından da münafıklıkta direnenler var ki sen onları bilmezsin. Biz onları biliriz. Onlara iki defa azap edeceğiz. Sonra da büyük bir azaba itileceklerdir.

102. Diğer bir kısmı ise, günahlarını itiraf ettiler. Bunlar salih amelle kötü ameli birbirine karıştırmışlardır. Umulur ki Allah tövbelerini kabul eder. Çünkü Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.

103. Onların mallarından, onları kendisiyle arındıracağın ve temizleyeceğin bir sadaka (zekat) al ve onlara dua et. Çünkü senin duan onlar için sükûnettir (Onların kalplerini yatıştırır.) Allah hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.

104. Onlar, kullarının tövbesini kabul edenin ve sadakaları alanın Allah olduğunu; tövbeyi çok kabul edenin, çok merhametli olanın Allah olduğunu bilmediler mi?


Aldığı sadakaları Allah'a verdi mi? Bunu da araştırdınız mı?

töbe töbe...

KızıL 04-07-2010 03:56

sevgili alchindus birşeyleri bilmemeyi asla ayıp olarak görmem siz demişsiniz ya islamdan bukadar habersiz ateistler diye bilmeseydikte bilmemek ayıp değildi..
ancak benim dahada üzüldüğüm bişey var bazı insanların çok bildiklerini sanmaları!
hani ataların bi sözü varya çok bilen çok yanılır diye...

n4n0_s3c0nD 04-07-2010 04:04

Insanin Akli Olsa Biraz Düsünür

Kurani Kerim Derki:

Allahdan Baska Kimse Can Alamaz.

Bu seferde derki:

Müsrikleri Gördügünüz yerde öldürün

Simdi Kuran karar versin öldürelim mi Öldürmeyelim mi..

-------------------------------------------------------

Gene Kurani Kerim Derki:

Allah dileseydi Puta tapmazlardi

Allah dileseydi Inanmazlardi !!

Ve simdide Müminlere derki..

Müsrikleri öldürünüz puta tapanlara yüz dönünüz !

Sonrada Allah Onlarin kalplerini kulaklarini gözlerini mühürler

uyarsan da uyarmasan da birdir, inanmazlar


Akli Selim Olan Bir INSAN ANLARKI. Eger Inaniyorsan HIC BIR INSAN ALLAHIN GÜCÜNE KARSI GELEMEZ..

Bizi Kafirde ateiste , müsrikde yapan allah sonrada dogru yola dönmemizi isteyen gene allah..

Beni kafir yapan allahin gücüne nasil karsi koyabilirim ki dogru yola döneyim !!!

Iste Kuranin kerimin apacik degistirildigi ortadadir !!

evrensel-insan 04-07-2010 04:07

Saygideger serhat;

Iste Kuranin kerimin apacik degistirildigi ortadadir !! -serhat-

"Degistirildi" derken, "ilk originalinde, bu celiski yok" muydu, diyorsun?

Saygilarimla;
evrensel-insan

n4n0_s3c0nD 04-07-2010 04:19

Saygi deger Evrensel-Insan

Bu Zamanda Kimse O zamanda yasamadi..

Kurani Kerimin degisip degismemesi Konusunda ta ilk okuldan beri cocuklara degismemisdir diye sokusturu verirler..

Aklimi karistiran birseyler daha var..

4 KITAP inmisdir deniliyor. Ama Bu Kitaplar uzun süre arayla indirildi..

tevrat - zebur - incil kac yil arayla indirildi onu henüz arastirmadim ama

ama nasil oluyor da 4 KITAP inmek isteniyor..

yani burada muhammed atip tutuyor diyenler acaba ISA MUSA dami atip tutuyordu

yani 1 degil ki 4 kere olmus bir olay gökten ayet inmesi vs..

Incilin tevradin zeburun degistigine inanlar kurani kerimin degismesine neden inanmiyorlar iste burasi söz konusu

Allah o 3 kitabida koruyamazmiydi ?

Kurani kerim nerdeyse cogu ayetinde LANET KUSUYOR..

Bunlarin Allah tarafindan yazildigini hic düsünmüyorum..

Inanmayan bir insanin sonsuza dek cehennemde kalacagini söyleniyor

Ama ALLAH sifatlarina bakarsak SONSUZLUK allah sifatindadir.. O yüzden ne cennette nede cehennemde insanlar sonsuzluk sifatini alamaz...

Birde allahin kullarinin geleceklerini kurandaki gibi yazipda onlari iskence etmek icin yaratmaz. iste sirf bu yüzden ben kurani kerimin cogu ayetlerinin degistirilmis oldugunu düsünüyorum !!

YasasinBilim 04-07-2010 04:24

saygıdeğer n4n0_s3c0nD;

keşke yazmadan önce sitedeki makaleleri okumuş olsaydınız.

http://www.turandursun.com/turan-dursun-makaleleri/

http://www.turandursun.com/kuranin-elestirisi/

http://www.turandursun.com/incilin-elestirisi/

http://www.turandursun.com/biliyor-muydunuz/

saygılar...

evrensel-insan 04-07-2010 04:28

Saygideger serhat;

Bu konuda, yani escinsellik konusunda da sitede acilmis baslik var. Okursaniz, eminim ilginizi cekecektir.

Saygilarimla;
evrensel-insan

n4n0_s3c0nD 04-07-2010 04:29

Sayin yasasinbilim

Sitede okadar cok konu varki inan hepsine yetisemiyorum daha yeni üye oldum biraz tanip kaynasalim ondan sonra nelere karar verecegimizi düsünürüz

Ben burda sadece kendime haz olan düsünceleri yazdim !


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 18:13 .