Turan Dursun Sitesi Forumları

Turan Dursun Sitesi Forumları (https://turandursun.com/forumlar/index__1.php)
-   Felsefik Tartışmalar (https://turandursun.com/forumlar/forumdisplay.php?f=148)
-   -   Ateizm/Materyalizm ve İdealizm Bir Derin Uyku ve Uyku Mahmurluğudur.. (https://turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=19602)

paslıçivi 14-07-2010 11:35

Ateizm/Materyalizm ve İdealizm Bir Derin Uyku ve Uyku Mahmurluğudur..
 
konu;ateizm/materyalizm ve idealizm bir derin uyku ve uyku mahmurluğudur..

davetli; nihilist ve tüm ateistler..

paslıçivi 14-07-2010 12:55

sevgili nihilist ve tartışmaya katılacak arkadaşlar..

öncelikle yaşamımdaki yoğunluk ve her zaman bu konulara ilgi duyamam sebebiyle günün özellikle sabah erken saatlerinde ve belli zamanlarda katılımcı olabileceğimi belirtmek isterim.. anlayışınız için şimdiden teşekküler..

diğer topicte de bahsettiğim gibi asıl mesele bilmek ve inanmak arasındaki farkın farkındalığıdır.. bu konu kavranmadığı ya da ortak paydada buluşulmadığı sürece "ateizm inançtır/değildir" kısırdöngü tartışması devam edecek ve bir sonuca bağlanmayacaktır..

o yüzdendir ki "bilmek nedir? inanmak nedir? arasındaki farkın farkındalığı nedir?" gibi konuları konuşup bir ortak payda belirlemeliyiz ki ateizmin bir inanç olup olmadığını konuşalım..

"ateizm bir inanç değildir" diyen nihilist ya da başka bir ateist arkadaşım "bilmek ve inanmak"tan ne anladığını açıklayarak konuyu tartışmaya başlayabiliriz.. şayet böyle bir açıklama gelmezse ben uygun bir zamanda bilmek ve inanmak arasındaki farkın farkındalığını bir bilinmezci olarak kendimce anlatmaya başlayabilirim..

umarım herkes için faydalı ve seviyeli bir tartışma olur..

paslıçivi 15-07-2010 08:55

"bil-mek"teki bil,

"bil-im"deki bil kökeninden gelir..

bunun haricindeki her türlü bil kökenli kelime/kavram bir inançtır, bil-diğini zannetme yanılgısıdır..

bilimin ürettiği her türlü yasa/kanun "bil-gi"dir..

bu bil-giye ulaşan ve deklare eden insanoğlu bil-iyordur..

"bil-gi"nin ve "bil-me"nin en büyük ayırıcı özelliği; dünya insanlığı gözüönünde sınanabilinir, doğrulanabilinir, yanlışlanabilinir, tekrarlanabilinir ve tüm dünya insanlığının tartışmasız hemfikir olduğu veri/olgu/datalardır..

bu özelliği taşımayan hiç bir olgu/veri/data bilgi ve bilme değildir..


insanoğlu bilincine yansıyan bir şeyi yansıtırken ya biliyordur ya bilmiyordur.. dediğim gibi bu yansıyan ve bildiği şeyi dışarı yansıtıp deklare ederken ykarda bahsettiğim ayırıcı olmazsa olmaz özellikleri taşır..

insanoğlu bilmediği şeyler için ancak tahmin/olasılık üretebilir.. ve üretilen bu tahmin ve olasılıklar insanoğlunun bilinçaçıklığına göre çok farklı çeşit ve zenginlik içerebilir..

bu bilmediği şey hakkında ürettiği şeylerin bir olasılık olduğunun farkındalığı uyanıklık...

bu ürettiği olasılıklardan kendi bilinçaçıklığına uygun olanı sahiplenip sabitlemesi yani "tek"e indirgemesi yani bildiğini zannetmesi(inanç) uyku halidir..

insanoğlu bilincine yansıyan varlığı/evreni sınanabilinir, yanlışlanabilinir, doğrulanabilinir, tekrarlanabilinir ve tüm dünya insanlığının tartışmasız olarak hemfikir olacağı şekilde bir bütün olarak yansıtamamaktadır.. bunu ne kendi sahip olduğu bilinçaçıklığında ne de ürettiği bilim dediğimiz olguyla ortaya koyamakatadır..

yani insanoğlunun bilincine yansıyan varlık/evren hala "?" halindedir.. zaten bu "?" olduğu için inanç, felsefe ve bilim gibi kavramlar vardır.. bu "?" ortadan kalktığı zaman ne inanç ne felsefe ne de bilim diye bir kavram varolmaz, kendiliğinden hepsi buharlaşır gider..


bunlar eşliğinde bilincimize yansıyan varlığı/evreni bir bütün olarak bildiğini zannedip "herşey maddeden ibarettir" diye
sınanamayan,
tekrarlanamayan,
ve tüm dünya insanlığının tartışmasız hemfikir olmadığı
ateizm felsefesi
sadece belli bir bilinçaçıklığına sahip
belli sayıda bir insanoğlunun
sahiplenip, sabitlediği
ve "tek"e
yani "bilgi"ye indirgediği,
diğer bir ifadeyle "bildiğini zannettiği"
bir "inanç"tır,
bir "uyku mahmurluğu"dur..

ama bu durum bu insanların(ateistlerin) bir suçu/kusuru hatası değildir, çünkü onların beyin nörokimyasının müsaade ettiği bilinçaçıklık oranında aklının teslim/tatmin olacağı nokta burasıdır..

Khaos 15-07-2010 12:14

sayın paslıçivi

ne salt ontolojik ne de salt epistemolojik birdurum yoktur.
bu iki kategorileştirme analitik bakışın bize sağladığı kolaylıkların sonucudur.
ancak analitik bakış sentezle devam ettirilmedğinde ise sağladığı faydalar boşa çıkmakla kalmaz, bir de derin yanılsamaların içine düşeriz.

bu derin yanılsamaların kökeninde bilginin somutla doğrudan ve kopmaz bağının hafife alınmasına bağlı olarak gelişen, akıl içindeki sanal tutarlıkların gerçeğin yerine ikame edilmesi süreci yatar.

bu bağlamda; bilgi denen kavramın, algı denen kavramla kopmaz bağı dikkate alınmalı.
bilginin konusu ile algının konusu olan şey tamamen aynı şeydir.
algı ve bilgi madalyonun iki yüzüdür.

varlık ise algıya konu olmayan bir şey olamaz.
varlık hakkındaki bilgimiz algımızdan gelir.varolma kavramı zaten varolanlardan soyutlanarak elde edilmiştir.varolmak varolanların ortak özelliğidir.bu ortak özellik varolan herşeye varlık denemsi olarak kavramsallaştırılmıştır.
varolan varlanma ihtiyacı bile hissetmez.
varlığını zaten dayatır.

buna karşın algımızın konusu olmayan dolayısıyla bilgimizin de konusu olamayan ancak varlanmaya çalışılan şeylerin varoluşuna materyalist varlık tanıyamaz.çünkü bunun varolmak kavramının temelini oluşturan ve varolan herşeyin ortak özelliği olarak ortaya konulabilecek olan o ortak özelliğe dayanması gerekir.
mesele bunların bilinebilir olup olmamaları değildir.
ontolojik anlamda varolmayanın epistemolojik anlamda bilgisi olamaz ki , sanki varolduğu ancak bilgimizin sınırları dışında kaldığı gibi bir tuhaf sonuçtan başka bir şey üretmeyecek biçimde bunları bilinemez olarak tanımlayabilelim.

maddeden başka herhangi bir şeyin varlanmasını talep eden onun varlığını ortaya koyamadığı müddetçe biz onu varlıklar kümesine dahil etmeyiz.
bizim için kurgusal olan ancak zihinde bir imgelem olarak varoluşa sahiptir.
zihinden bağımsız kendi ontolojik varoluşu olan ise o zihinden önce varoluşa sahiptir.
doalyısıyla materyalizm bir inanç değildir.
bir uyku mahmurluğu falan da değildir.
salt somutun olduğu gibi hiç bir psikolojik temayüle uydurulmadan alınıp kabul edilmesidir.

tanrı vardır önermesi klendini doğrulayamadığı sürece yanlış kalmaya mahkumdur.
bir yanlış önermeyi yanlışlığından dolayı redetmek inanç olarak nitelendirilemez.
varlık uzay-zaman denen zeminde varolan şeylerin niteliğidir.
tanrı da vardır.ancak sadece kurgulanmış bir kavram olarak onu kurgulayanın zihninde.
evrensel anlamda ise maddeden başka hiçbir şey varlanamamıştır.
herhangi bir kurgusalı varolanın karşısına koyarak onunla aynı kategoride ele almaya çalışmak bir tür akıl tutulmasıdır.madde ve tanrı arasında nerde agnostik tavır kendine zemin aradığını açıkça izah edebilmekten bile mahrumdur.

eğer maddenin niteliklerine ilişkin olarak daha bilinebilecek pek çok şey olduğunu iddia etmeye çalışıyorsanız buna kimsenin itirazı olamaz.
ancak materyalizmin her şey maddeden ibarettir önermesini bir inanç olarak sunmaya çalışıyorsanız, bu önerme yanlışlanabilir bir önermedir.
buyrun yanlışlayın.
maddeden ibaret olmayan tek bir varlık gösterin.
ne o gösteremedinizmi.

felsefe bir tür zihin jimnastiği değildir.
kelimeleri bir takım içtutarlıklarına göre bir araya getirmek ile gerçek başka başka şeylerdir.

ben somut üzerinden konuşurum.
madde kendini ortaya koymaktadır.
ancak madde haricinde kendini ortaya koyabilmeyi başarmış hiç bir şey yoktur.
varolmak maddenin ama sadece maddenin bir niteliğidir.
tanrı imgelemi bile onu kurgulayan bir zihin dışında varolamaz.
ancak madde onu algılayan zihinden bağımsız olarak vardır.
çünkü bir şeyin kendisi algılanmasından önce gelir.madde hakkındaki bilgimiz algıda temellenirken, tanrı hakkında hiç bir bilgimiz yoktur ve tanrı yine maddeden soyutlanan ancak yanlış bir şekilde sentezlenen kurgulama sürecinin ürünüdür.

agnostisizm savsatadır.basit kelime cambazlıklarından ibarettir.
idealizmin son numarasıdır.
çünkü idealiazm baştan sona inanmaktan ibarettir.
ve inanmanın bilmekle kıyaslandığında içine düştüğü zavallı durumun da her kez farkındadır.
o halde yapılacak bir tek şey var.
idealizm somuta dayanıp somut üzerine konuşamadığına göre, somuta dayanıp somut üzerine konuşabilen yegane ve biricik felsefe olan materyalizmi kendi seviyesine çekebilmek için çamur atmaktadır.
çünkü inanmak bilmekle kıyaslandığında çamur hükmündedir.

agnostikler idealistlerin lejyonerleridir.
ve onların akli önkabüllerinden yola çıkmaktadırlar.
gerçekliği zihindeki süreçlere indirgemeye kalkmaları ve somutun felesefesini yapabilmekten aciz olamaları bunun delilidir.agnostisizm materyalizm ve idealizme eşit mesafede değildir.
somutun felsefesini ortaya koyabilmekteki yeteneksizliği tam olarak idealizmle örtüştüğüne göre olsa olsa idealizmin bir türevidir.

paslıçivi 16-07-2010 06:26

sevgili nihilist..

benim sık sık vurguladığım bir kaç şey vardır..


*insanoğlu varlığı bir bütün olarak ortaya koymada şimdiye kadar bir tek metafizik "tanrı" soyutunu/kurgusunu yaratabilmiştir..

*insanoğlu materyalistiyle idealistiyle hepsi zihinde/benlikte yaşamaktadır..

*ve insanoğlunun tek metafiziği bu tanrıyla başı ciddi derttedir..

diye..

peki bunları niçin gözlemleyip söylüyorum.. şimdi burda bizim tartıştığımız konu ateizmin bir inanç olup olmadığı ve ateizmin özellikle "evren maddeden ibarettir" diye deklare ettiği ve sahiplenip/sabitlediği önerme..

biz bunları konuşmamız gerekirken şimdi sizin değindiğiniz konuya bir bakalım..

Alıntı:

maddeden başka herhangi bir şeyin varlanmasını talep eden onun varlığını ortaya koyamadığı müddetçe biz onu varlıklar kümesine dahil etmeyiz.

tanrı vardır önermesi kendini doğrulayamadığı sürece yanlış kalmaya mahkumdur.
ben bir bilinemezci olarak (agnostik değil:tape:) "varlık bütün olarak ortaya konamaz, bilinemez diyorum"..

madde dışında başka bir şeyi "var"lamaya çalışmıyorum ki.. ya da madde dışında metafizik bir soyutu/kurguyu hedef göstererek "bilinemez" demiyorum ki..

benim bilinemez diyerek hedef gösterdiğim şey varlığın ta kendisidir.. yani sizin algıladığınız gibi tanrının varolup olmama gibi bir durum değildir..

ama insanoğlu şimdiye kadar zihninde sadece tanrı soyutunu üretebildiği ve insanoğlu zihinde yaşadığı için, tanrıyla başı ciddi oranda beladadır diyorum..

şimdi bu topicte biz neyi konuşacakken, siz direk hangi konuya girdiniz, yukarda yaptığım alıntınıza bir bakın bakalım..

ben tanrı vardır, yoktur, bilinemezdir diye bir konuya değindim mi? ben benim bilincime yansıyan varlığı/evreni sorguluyorum.. varlık nedir? ne değildir? neler olabilir? diye.. yani ontolojiden bahsediyorum..

tanrı da nerden çıktı şimdi..?? tanrı düşük bilinaçıklığına sahip insanoğlunun ortaya atabildiği tek hayaldir, benim zihnimde/bilincimde sonsuz sayıda kurgu/hayal vardır ve hiçbirini sahiplenip/sabitlemem.. ama siz de tüm dünya insanlığı gibi zihinde yaşıyorsunuz ve hemen tanrı konusuna girip bu konudaki sıkıntınız derdinizi dile getirmeye başladınız.. bize ne tanrıdan tanrılardan... şimdiye kadar ortaya çıkıp ben varım diyen bir tanrı hatirlamıyoprum ben..

ve varlığı/evreni ortaya koymada insanoğlunun ortaya attığı her önermeye/tahmine(bakın sizin de dediğiniz gibi bilgi değil) sadece 1/& olasılık veririm.. bir tek teizm düzeyi bilinçaçıklığına sahip bilinçlerin sahiplenip sabitlediği dinlerin önermelerini bu sonsuz olasılığın içine katmam..

paslıçivi 16-07-2010 07:42

Alıntı:

ancak materyalizmin her şey maddeden ibarettir önermesini bir inanç olarak sunmaya çalışıyorsanız, bu önerme yanlışlanabilir bir önermedir.
buyrun yanlışlayın.
maddeden ibaret olmayan tek bir varlık gösterin.
ne o gösteremedinizmi.
herşey maddeden ibarettir sizin de söylediğiniz gibi bir önermedir sadece.. ve bir önermeyi sahiplenip sabitlemek inançtır.. bu bahsettiğiniz önerme bir olasılıktır, bir tahmindir sadece.. haaa güçlü bir tahmin olabilir orası başka ama sonuç itibariyle tahmindir..

çünkü burda herşey dediğiniz şeyi bir bütün olarak ortaya koyup sınırlarını çizemiyorsunuz, yani bu herşey demek değildir, sadece insanoğluna göre herşey olabilir, mutlak anlamda/içerikte değil.. siz bir insan türü canlı olarak olarak sadece sizin varolan donanımınız(5 duyu ve bilinç) dahilinde algıladıklarınızı varlayabilirsiniz, daha ötesini değil.. ama siz insan olarak bu bütünün sadece bir parçasısınız, bütünü algılayıp ortaya koyacak donanıma sahip değilsiniz..


yaşamında okyanustan hiç çıkmamış bir balığın tüm varlığı/bütünü "sudan ibaret" sanması da çok doğaldır zaten..

bakın bilim bile kendi deklarasyonlarını ikiye ayırır,

1.kanun/yasa

2.varsayım ve teori olarak..

bir varsayım ve teoriyi sınanabilinir, tekrarlanabilinir ve tüm dünya insanlığının tartışmasız hemfikir olup kabuletmediği hiçbir şeyi kanunlaştırmaz, zaten kanunlaştıramaz.. çünkü o zaman onun adı bilim/bilmek değil inanç/inanmak olur..

bugün çok tartışılan evrim, big-bang gibi teoriler niçin hala teori bazında da yasalaşıp kanun haline getirilmedi.. çünkü her an bulunacak yeni bir keşifle güme gitme olasılığı var.. bilim düşünce duygu unsurlarının birlikteliğinde yaşayan bir canlı türü olmadığı için bilmediği şeyi hiç bir sahiplenip sabitlemez.. önce elindeki verilerden yola çıkarak bir tahminde bulunur, bu tahminine varsayım/hipotez der.. daha sonra bu bu hipotezini deneylerle gözlemlerle kanıtlarla güçlendirip desteklemeye çalışır.. ve belli bir oranda destekletip güçlendirdiğinde güçlü olasılık/tahmin/varsayım anlamına gelen teori adını koyar.. ama dediğim gibi bun tüm dünya insanlığının gözüönünde sınanbilinir, tekrarlanabilinir, kanıtlanabilinir duruma getirmediği sürece kanunlaştırıp yasalaştırmaz.. yani bir bilinmezi önce 1/sonsuz ihtimal olarak görür.. sonra bu paydadaki sonsuzluğu azaltmak için deneyler gözlemler yapar ve sonsuzluktan daha düşük bir sayı elde etmeye çalışır..

ve ne zamanki bu paydada bulunan sonsuzluğu 1'e indirgediğinde yani 1/sonsuz=bilinemez'den 1/1=1'e indirgediğinde artık onu sahiplenip sabitler ve bu elde ettiğim şey 1dir, yani bil-gi dir yani kanundur/yasadır der..

1/sonsuz ile 1/1 arasında paydanın sonsuz değerini küçültükçe önce hipotez der, biraz daha küçültünce teori der.. kesrin aşağıdaki paydada olan sonsuz değeri küçüldükçe kesrimizin değeri büyümüye ve 1'e yaklaşamaya başlar... ama bu sonsuz değeri 1 indirgeyip sabitlemediği sürece bir bilgiden bir kanundan/yasadan bahsetmez, bahsedemez..

evet dediğim gibi bilim duygu düşünceden bağımsız bir olgu olduğu için bilinemz karşısında böyle nesnel/objektif bir tutum takınabilir..


ama insanoğlu öyle değildir, çünkü henüz bilinemezlikle yani 1/sonsuzla yaşamaya uygun bir duygu&düşünce ruhsal aygıtında yaşamaya uygun evrimleşmemiştir.. bu 1/sonsuzu bilim 1/1' e indirgeyip sabitlemediği halde insanoğlu zihinde yaşadığı için zihninde bunu otomatikman 1/1'e indirgemek zorundadır.. insanoğlu nesnelliğini koruyamaz ve öznel davranmak zorundadır.. bu varoluşun insanoğluna bir dayatımıdır, bir zorunluluktur.. ve herkes kendi bilinçaçıklığında bu 1/sonsuzu 1/1'e indirger..

işte ben buna bilmediği(1/&) halde bildiğini zannetme(1/1) yanılgısı olan inanç diyorum..

ister materyalist olsun ister idelaist, ister teizm düzeyi olsun ister nontezim düzeyi; tüm dünya insanlığı bu düzeyde yaşamaktadır, bilmediği evreni bildiğini zannederek derin bir uykuda, uyku mahmurluğunda yaşamaktadır.. daha doğrusu yaşadığını zannetmektedir..

ama bu suçlanacak/eleştirilecek bir durum değildir.. çünkü uyuyan bir insanı rüya gördüğü için suçlayaıp eleştiremezsiniz.. ve bir insan rüyasında kavga ettiği diğer insanlarla olan kavgasının anlamsızlığını, yaşadığı stres/sıkıntı/korkuyu uyanmadan da algılayamaz.. uykuda rüya gördüğü sürece o rüyanın ona getirdiği her türlü duygulanmayı yaşamak zorundadır

ama bir insan uykudan uyanmadığı sürece gördüğü şeyin bir rüya olduğunu algılayamaz, ancak uyandıktan sonra biraz önce gördüğü şeyin rüya olduğunu algılayabilir.. ve yaptığı kavganın anlamsızlığını kavrayıp, yaşadığı sıkıntı/stres/korkulardan arınıp "ohhh tüm bunlar rüyaymış" deyip rahatlayabilir..

çünkü uykuyla, uyanıklık arasında çok bariz bir bilinaçıklık farkı vardır.. bu uyku hali bazen güzeldir bazen kabustur, insanoğlunun yaşamı işte bu uykudaki mutluluk/mutsuzluk arasında geçen bir rüyadır..

tam uyanıklık/farkındalık dediğim bilinçdüzeyi ise tüm bu uykular ve rüyalardan uyanıp onun getirdiği sanal mutluluk/mutsuzluk/sıkıntıları geride bırakıp safbilinç ve mutlak mutluluk durumuna geçiştir.. ve artık evrenin bir gizem olmasıyla birlikte bir çoşku halinde yaşama durumudur..

ve bu duruma geçebilmek için ölmeden önce ölmek gerekiyor.. burda ölen şey varoluşun size dayattığı benlik/ego dediğim modüldür.. benlik/ego sizi rüyada yaşatır yani yaşadığınızı zannedersiniz, bundan kurtulduğunuzda tam uyanık bir şekilde gerçek anlamda bir çoşku içinde yaşarsınız..

Khaos 18-07-2010 19:38

sayın paslıçivi

herşey maddeden ibarettir sözü ne bir tahmindir, ne olasılıktır, ne de inançtır.

size daha önce soyutlama nedir diye izah ettim.
ilgilenip okumamışsınız.

var kavramı, maddeden soyutlanmıştır.bu kavramın soyutlandığı şey maddedir, soyutlayan insan da maddedir, işlemin gerçekleştiği organ olan beyin maddedir, kavramın kaydedildiği hafıza hücreleri maddedir.

bu kavram maddeden soyutlandığı için maddeyi işaret eder.
soyutlamanın bir tür indirgeme olduğunu da izah etmiştim.
varolanların indirgenebileceği hepsinde ortak olan özellik var olmaktır.
dikkat edin kurgulanabiliyor olmak değil.

bu kavram oluşurken, soyutlama sürecine maddeden ayrı bir tek şey bile dahil edilmemiştir.

dolayısıyla her şey maddeden ibarettir.

o halde olasılıktan bahseden sizsiniz.
çünkü madde olmayan bir şeyin olasılığı üzerinden akıl yürütüyor ve maddeden soyutlanan var kavramının içeriğine dahil etmeye çalışıyorsunuz.

tahminde bulunan, olasılıktan yola çıkan, son tahlilde bilinen değil ancak kurgulanabilen şeyleri varlık denen kategoriye dahil etmeye çalışan sizin açınızdan, bir mahmurluk sözkonusu.

materyalizmin hangi bağlamda inanç olarak nitelendirebiliceğini ortaya koyamıyorsunuz.
sahiplenip sabitlemek diye sürekli tekrarladığınız bir cümle var ancak somut karşılığı yok.

madde haricinde ne var örnek verebildiniz mi, hayır.
o halde iddianız nedir.

paslıçivi 19-07-2010 06:43

sevgili nihilist..

bilginin; algıyla, somutla ve maddeyle olan bağından bahsetmiştiniz.. insanoğlu algısına yansıyan ve somut bir madde olan varlık/evren dışındaki tüm somut maddeler için neden felsefe üretip tartışmaz..

yani bir armut, deniz, dağ, kedi, ağaç, kalem, hava, taş, toprak vs için neden bir felsefe üretip, birbiriyle tartışmaz da yine aynı özelliklere sahip yani somut bir madde olan ve algımıza yansıyan varlık/evren için felsefe üretip tartışır..

"herşey maddeden ibarettir" ifadeniz niçin tartışılan bir felsefedir? hiç düşündüz mü?

bakın farkını ben söyleyeyim.. yukarıda örneklerini verdiğim somut maddelerin zaman ve mekan sınırlarını çiziyoruz da ondan.. yani bir armutu, dağı denizi havayı suyu zaman ve mekan olarak sınırlarını çizip bir bütün olarak ortaya koyabiliyoruz.. işte o yüzden bir armuttan bahsederken armutun herşeyi ortadadır ve algımıza bir bütün olarak yansıdığı için armutun felsefesi olmaz, sadece iyisi olur, onu da ayılar yer:p


ama algımıza yansıyan ve somut bir madde olan varlık/evrenin henüz herşeyini ortaya koyamıyoruz..

ve insanoğlu bilincine yansıyan ama bütününü algılayamadığı herşeyi merak eder.. çünkü bilinçte "?" oluşur ve bu doldurulması, cevaplanması, tatmin edilmesi gereken bir durumdur..

"?" işareti bilinemezliktir, bilinemezliği ifade eder, ve insanoğlunun bilinci kendine yansıyan, algıladığı ve bütün olarak ortaya koyabildiği ve koyamadığı tüm somut şeyler için bilmiyorum/bilinemez diyebilirken evren/varlık için bilmiyorum diyemez..

çünkü evren/varlık dışındaki bilmediği somut maddelere kendisi dahil değildir.. kendisinin dahil olmadığı herşeye çok rahat bilmiyorum/bilinemez diyebilirken kendisinin de dahil olduğu evren/varlık için bu ifadeyi bilincine taşıyamaz.. olurda taşırsa birden yaşamı, hayatının anlamı belirsizleşir, anlamsızlaşır ve muazzam bir hiçliğe, belirsizliğe, muammaya ve kaosa dönüşür.. ne düşüncesini ne de duygulanmasını ayarlayabilir, savrulur gider..

işte insanoğlu bir bütün olarak sınırlarını çizemediği ve kendisinin de dahil olduğu bu evren/varlık için nihai bir karar verip taraf olmak zorundadır.. yani bilmediği halde bildiğini zannetmek zorundadır.. bunun için ego/benlik dediğimiz bir modülle şimdilik arageçiş formunda yaşamak zorundadır.. işte ego/benlik ve onun savunma mekanızmaları dediğimiz modül, insan denen canlıyı bu kaostan, belirsizlikten, bilinemezlikten korur ve yaşamda kalıp soyunu devam ettirmesi için tüm evreni/varlığı bildiğini zannettirerek bir rüyada yaşatır..

materyalistler; bir bütün olarak ortaya koyamadığı evreni/varlığı bildiğini zannetmede geriye kalan boşluğu maddeyle dolduruken..

idealistler; insanoğlunun şimdiye kadar üretebildiği tek hayal olan "tanrı"yla doldurur..

oysa o boşluk bizim 5 duyumuza ve dolayısıyla bilincimize henüz yansımamaktadır.. ama yansımadığı halde sanki yansıyormuş gibi insanoğlu zihninde bunu bütüne tamamlar, yani 1/sonsuzu 1/1 e tamamlar ve indirger..

formülüze edersek..

evren/varlığın bütünü; 1/sonsuzken, bu insanoğlunun zihninde 1/1 dir..

ve bu 1/1; ister materyalist olsun ister idealist herkesde sabittir ve zaten öyle olmak zorundadır.. o yüzden bu dünyada her insan zihninde kendi doğrusunu/inancını doğrulamak ve diğer tüm doğruları/inançları yanlışlamak zorundadır.. çünkü diğer doğrular/inançlar onun sahte 1'i için çok ciddi tehlike/tehdit oluşturmaktadır.. işte bu aşamada ego ve savunma mekanızmaları arka planda sinsice çalışmaktadır..


felsefe denen olguyu yaratan da bu gerçek 1 le sahte 1 arasındaki çatışmadan başka bir şey değildir..

Khaos 19-07-2010 11:17

sevgili paslıçivi

evren uzay-zaman temelinde sonsuzdur.
ortaya koyabileceği niteliklerde dolayısıyla sonsuzdur.
bu bağlamda evrenin bir bütün olarak bilinemez olduğunu söyleyenler zaten en başta materyalistlerdir.
evrenin bir bütün olarak ortaya koyulabilmesi için sonsuz sürecin tamamını gözlemlemek gerekir ki bu imkansızdır.
diyalektik olarak nitelikler niceliklerin birikiminin fonksiyonudurlar.
evrende pek çok nitelik süreç içerinde yadsınmış ve başka nitelikelere dönüşmüş olabileceği gibi, pek çok potansiyel nitelikte henüz ortaya çıkmamıştır.
bu bağlamda materyalist; evrenin bilinebilirliğinin sınırlarını yoksaymadan evrene ait konuşur.

buraya kadar epistemolojik bir bağlama sadık kaldık.

her şey maddeden ibarettir cümlesiyle anlatılmak istenen ise bundan ibaret değildir.daha çok ontolojik anlamda; var olmak kavramı zaten maddeye ilişkin bir nitelikten soyutlandığı için maddi olmayan bir varoluşa bilinen evrende şu ana kadar rastlanılmadığını ifade eder.

ben sizin kendinizi bilinemezci olarak tanımlamanızı doğrusu şüpheyle karşılamaya başladım.
siz neyin bilinemez olduğunu iddia ediyorsunuz.

diyalektik anlamda evren; sonsuz uzay-zaman temelinden dolayı sonsuz bilgi içerir.
bu bilgi sonsuz olduğu için kuşatılması imkansızdır mı diyorsunuz.

yoksa biz algılarımızla ancak maddeyi algılayıp varlayabiliyoruz.ancak evren bundan ibaret olmayabilir , bizim algılamadığımız varoluş biçimleri de olabilirmi diyorsunuz.

eğer birincisi ise bunun felsefi agnostisizm ile ya da bilinemezcilik ile doğrudan değil dolaylı bağı var.
ve materyalizme karşıt bir bağlam içermiyor.çünkü ontolojik değil epistemolojik temelli.
dolayısıyla her şey maddeden ibarettir önermesini de yanlışlamıyor.

ancak ikincisi ise , o halde siz sadece evrenin bir bütün olarak bilinemeyeceğini söylemekle evrenin madde olmayan ancak şimdiye kadar ortaya koyulamamış temelleri olabileceğini söylemeye çalışıyorsanız ki; bu durumda tam bir olasılıkçısınız demektir.
materyalist felsefe varlık denen şeyin varolandan soyutlandığı gerçeğinden hareketle bilinen varoluşun maddeden ibaret olduğunu söyler.bu tutarlıdır.bu bağlamda siz öncelikle kendi mahmurluğunuzdan uyanmaya çalışın.

bence kafanız fena halde karışık.
öncelikle bilinemezcilik felsefi agnostisizmin türkçe karşılığıdır.
siz materyalizm-idealizm düalitesi bağlamındaki felsefi agnostisizmi kastetmiyorsanız şayet bunu daha açık ortaya koyun.
her şey maddeden ibarettir sözünü yanılsama kabul etmek başka bir şey, evren sonsuzdur (zaman/mekan) o halde bir bütün olarak bilinemez demek ise bambaşka bir şey.
bu son söz benim de zaten diyalektik gereği kabul ettiğim birşeydir.
ama dile getirmeyi sevmem.
çünkü felsefi agnostisizmin söylemiyle temelde farklı olmasına karşın karıştırılabilir diye.


sayın paslıçivi

materyalizm; insan varoluş ve bilmek temelinde olaya bakar.
ve herşeyin maddeden ibaret olduğu tespitini yapar.
hala daha bu tespiti yanlışlamadınız.
hala daha tezinizi ispatlamak bir kenara tezinizi ortaya bile koymadınız.

agnostik felsefenin süslü iddialarına kapılan ve kendini bilinemezci olarak tarif edenler, biraz palazlandıklarında içlerinde materyalizme meydan okuma içgüdüsü gelişiyor herhalde.
ama önce bilinemezciliğin bağlamlarını, sonrada materyalizmin temellerini iyice bir gözden geçirmeden materyalizme hodri-meydan çekmek bence gereksiz ve içi boş bir cüret.
ne materyalizm ne de bilinemezcilik sizin sandığınız şey değil.
getirip getirip konuyu egoya falan bağlamanız da durumu değiştirmiyor.
bilgimizin sınırlarını konuşmuyoruz.bilgimizin doğası gereği sınırlı olduğunu kabul etmek zaten daha tutarlı.
ancak sınırlı ya da sınırsız, maddeden başka bir varoluşun varolabileceği sadece bir varsayımdır.
üstelikde temelsiz bir varsayım.
tüm varolanlarda gördüğümüz varolma niteliği ise varsayım değil tamamen nesnel bir tespittir.
materyalizm tamamen somutun felsefesidir.

diğer varsayımlarla somutun felsefesini eşitleyebileceğiniz bir bağlam olamaz.
çünkü onlar varsayımdırlar.
madde ise varsayım değildir.
niteliklerinin muhteviyatı bilgimizi aşar yada aşmaz.
ama varolan maddedir.

paslıçivi 20-07-2010 05:18

Alıntı:

her şey maddeden ibarettir cümlesiyle anlatılmak istenen ise bundan ibaret değildir.daha çok ontolojik anlamda; var olmak kavramı zaten maddeye ilişkin bir nitelikten soyutlandığı için maddi olmayan bir varoluşa bilinen evrende şu ana kadar rastlanılmadığını ifade eder.
sevgili nihilist..

zaman zaman insanoğlunun artık konuşarak iletişim kurma işini aşıp başka bir sistem geliştirmesi gerektiğinden bahsederim.. çünkü konuşarak yani herkesin kullandığı kelimelere kişisel çok farklı içerik/anlam yükleyerek iletişim bir çok problemlere neden oluyor..

çünkü "herşey maddeden ibarettir" ifadesinden sonra "şu ana kadar madde olmayana rastlanılmaması" gibi bir şeyden bahsederseniz ilk ifadenizdeki herşeyin içeriği birden değişiveriyor..

ben o yüzden bilinemezliği anlatırken sık sık "şimdi, şu anda" gibi ifadeler kullanırım.. çünkü zaman dediğimiz kavram bizim irademiz dışında işleyen bir süreçtir ve "herşey" gibi mekansal ve zamansal bir bütünlük içeren bir kelime kullandığınızda bunun yanına zaman öğesini eklemezsek "tüm zamanlar"dan bahsettiğiniz anlamı çıkabilir.. nitekim benim çıkardığım gibi..

bir de rastalanılmak gibi bir kelime kulanmışsınız.. burda "rastlamak" eylemini gerçekleştiren bilim mi, yoksa insan mı onu belirtmemişsiniz.. şayet insanı değil de bilimi hedef gösteriyorsanız, yani;

"bilim şimdiye kadar maddi olmayan bir şeye rastlamadı"

demeye getiriyorsanız, bunu deklare edip, savunmanıza, sahiplenip sabitlemenize gerek yok.. bilim bunu zaten yapmış, dünya insanlığı bu konuda tartışmasız hemfikirdir.. çünkü hiçbir bilimsel literatürde "maddi olmayan bir şeye rastladık" gibi bir deklarasyon yoktur.. bu tartışılacak bir ifade değildir ki..

paslıçivi 20-07-2010 05:57

Alıntı:

ben sizin kendinizi bilinemezci olarak tanımlamanızı doğrusu şüpheyle karşılamaya başladım.
siz neyin bilinemez olduğunu iddia ediyorsunuz.

diyalektik anlamda evren; sonsuz uzay-zaman temelinden dolayı sonsuz bilgi içerir.
bu bilgi sonsuz olduğu için kuşatılması imkansızdır mı diyorsunuz.

yoksa biz algılarımızla ancak maddeyi algılayıp varlayabiliyoruz.ancak evren bundan ibaret olmayabilir , bizim algılamadığımız varoluş biçimleri de olabilirmi diyorsunuz.
her ikisi de sevgili nihilist..

ben bilinci olan bir canlı türüyüm.. ve 5 duyum sayesinde bilincime çarpan bir varlık/evren var.. bu evren/varlık benim bilincimde "?" işareti oluşturuyor.. ve bu "?" bilmiyorum demektir.. bilincime yansıyan bu varlığı zaman/mekan/nitelik/nicelik olarak herşeyiyle bir bütün olarak sınırlarını çizip ortaya koyup bilmek istiyorum..

bu bahsettiğim soru işareti(?) her insanın bilincinde beliriyor.. ve insanoğlu bu soru işaretini gidermek için bilimi varetmiş, bilim sayesinde tüm dünya insanlığının hemfikir olacağı/tartışılmaz ve bilgi dediğimiz şeyleri üretiyor..

ama bilim bize bu varlığı/evreni şimdiye kadar sahip olduğu/ürettiği bilgiler dahilinde bir bütün olarak sınırlarını çizip tartışmasız olarak ortaya koyamıyor.. bu yüzden insanoğlunun bilincindeki "?" tam olarak cevaplanmamış oluyor.. ve bilinçteki boşluk devam ediyor..


işte ben;

bil-imin bana deklare ettiği ve dünya insanlığının tartışmasız hemfikir olduğu bu sınanabilinir, tekrarlanabilinir datalara bil-gi

ve bunlara ulaşan/öğrenen insana da bil-en/

ve bu eyleme de bil-mek diyorum..

bu tanımlananın dışında olan her kavram non-bilgidir yani inançtır.. bu bilimsel bir inanç olabileceği gibi kişisel insani bir inanç da olabilir..

inanç; bildiğini zannetme yanılgısıdır..

bilim bu yanılgıya düşmez ve kendi bilimsel inançlarını hipotez ve teori adı altında toplar.. yani bilgi dediğimiz kanun/yasa haline getirmez.. ama insanoğlu bu nesnelliğini koruyacak ruhsal aygıta henüz ulaşmamıştır.. o zihninde hipotez ve teori bazında olan dataları kanunlaştırıp yasalaştırır.. yani bilgi olmayan şeyleri bilgiymiş gibi algılamak zorundadır..

o yüzden non-bilgi/ yani yasa/kanun olmayan dataları kendi zihninde yasa/kanun haline getirip sahiplenip sabitler..

işte tüm bunlar bilmek ve inanmak arasındaki farkın farkındalığıdır..

bunun farkındalığına ulaşabilen bir insan aydınlanmış demektir.. ve bilimin deklare ettiği bilgi/yasa/kanun dışındaki hiçbir datayı sahiplenip sabitlemez ve "şimdilik bilmiyorum" der.. ve tüm bu bilgi dışındaki dataları bildiğini zannedip sahiplenip/sabitleyen insanlarla artık bu kısırdöngüdeki tartışmaya girmez.. çünkü bu kısırdöngü tartışmanın hiçbir zaman bitmeyeceğini, bilim bir takım şeyleri bilgi düzeyine indirgemediği sürece bunları tartışmanın anlamsızlığını ve insanlığa faydadan çok zararı olduğunu, insanlığı böldüğünü, birbirine kırdırdığını farkedip artık "varlık/evreni ortaya koymak merkezli" değil, "insan merkezli" bir bilince sıçrayan kişidir..

paslıçivi 20-07-2010 06:41

ve aydınlanmış bir insan;

artık ne materyalisttir ne idealist,

ne teisttir ne de nonteisttir..

bilimin deklare ettiği kanun/bilgilerin evreni/varlığı bir bütün olarak ortaya koyamadığını

ve dolayısyla insan bilincinde "?" işaretinin yani bilinemezliğin tam olarak cevaplanmaması dolasıyla oluşan boşluğu,

insanoğlunun bu materyalizm/idealizm ya da teizm/nonteizm inançlarla doldurmaya çalışıp tatmin olmaya/uyumaya çalıştığını,

bilmediği halde bildiğini zanneden bu inançlı insanların her kademesininin kendi felsefesini/inancını doğrulayıp diğer tüm felsefeleri/inançları yanlışlamaya çalıştığını..

ve bu yüzden insanoğlunun binlerce yıldır birbirini yiyip, insanolmaya yakışır bir yaşam süremediğini, bölücü, ayrımcı bir tutum içinde tüm insanı insan yapan değerleri yıpratıp yokettiğini farkeden kişidir..

ve o yüzdendir ki aydınlanmış bir insan bu materyalist/idealist tutum içinde olanları olduğu gibi kabuledip onların sahiplenip sabitlediği şeyleri/inançları yanlışlamaya çalışmaz, onları eleştirmez, suçlamaz..

sadece bu durumu ortaya koyup onları aydınlatmaya çalışır..

yani bize yansıyan evren/varlığın ne olduğunun bir bütün olarak bilinemeyeceğinin farkına varıp artık bu tartışmalardan/kavgalardan uzaklaşıp, karanlığa uzaktan ışık tutan kişidir..

aliyarasfal 22-07-2010 01:33

Sayın paslı çivi;

Her şey maddeden ibarettir sözünü reddettiğinizi görüyorum. Madde var veya yok temelindeki her şeyin varlığına işaret etmekte kullanılan somutu ve soyutu karşılayan kavram değilmidir.her ne olursa olsun var ise maddenin biçimlerinden oluşmaktadır yada maddenin üretimidir. Madde dışında farklı bir varlık biçimi var ise savını düşünmektesiniz? Bende farkındalığı olmayan bir birey olarak varlık evrenin neresinde iç/dış boyut somut soyut ne biçimde olursa olsun var/veya yok maddeye eşittir diyorum. Biliyorum ve uyuyorum, eğer bunu uyku olarak görüyorsanız maddeliğinizden yani varlığınızın varlığındandır.

Şimdi bilinen anlamda maddenin tanımları varlığı karşılar, bilinemez olan varlıklar bildiğimiz madde tanımlarından farklı olabilir önermeniz var yanılmıyorsam. Maddenin tanımını siz bil kökünden bilime malediyorsunuz ki tersi bir durum söz konusu bilim bilden türer , daha önce hiç bilinmeyen( karşılaşılmamış, hayal edilmemiş) bir var ile karşılaşsak dahi( var diye özellikle belirttim), bilim bunu kanıtladığı taktirde varolması gerçeği üzerinde bilinki Maddeden farklı bir var olmayacak bu. Neden mi? Maddenin tanımını bilime bırakır iseniz size vereceği cevap maddenin daha önce bilinmeyen farklı bir biçimi ile varlanmış varlık tanımı olacaktır. Yeni bir madde tanımı gelecektir, bizim bilmediğimiz sadece bu tanım olacaktır şimdilik.

Maddeyi o kadar dar çerçevede görüyorsunuz ki bilimin kesinliği olmadığını ve bilgiler ışığında yeniden tanımlara gideceğini söylerken nedense maddeyi kalıplayıp materyalizmi olduğu yerde çakılmış görüyorsunuz. Maddeyi bilime göremi algılayalım, size göremi? madde var kökünden bilinen bilinmeyen evren zaman hepsini kapsayan gerçekliktir. Yokuda maddeden soyutlayamazsınız.Yok bile maddeye muhtaçtır.

Medem bilinçaçıklıktır mesele, bilincim kapalı , var ve şimdilik bilinmesede her/şeyMaddenin biçimidir gerçeğini net görüyor ve biliyorum.Benden kurtul, bilinememezlike ulaş diyorsunuz değil mi?
Ben olmadan yani madde bilinememezlik bile olamaz. Beni iyi tanı, beni sev, çünkü benin ötesi kurgudur.Ben mutlak bilinebilirliğin ta kendisi maddedir veya maddenin çeşitli durumlarda var oluşudur.

Bir kez daha düşünün, maddeyi kendinizce kalıpladığınızı göreceksiniz. Hani bilinememezlik ilkesini savunup maddeyi kendi tanımınıza göre yargılayıp biliyorum kesinliği ile bu tartışmada yazıyorsunuz farkında mısınız? Çünkü biliyorsunuz, çünkü bizde biliyoruz, mutlak varlığın temeli maddenin özelliğidir; mutlak bilinebilirlik.


Nerde ,nasıl, ne biçimde olursa olsun var temelli her şey madde ve türevleridir, varlanamayan bilinememezliğinden değil maddenin dışında var olmadığındandır. Bilinememezlik dediğiniz maddenin, yani sizin kurgunuzdur.

Var/yok tartışmasından inançsal düzeyde kaçmak farklıdır, var olduğunu ister maddede yani bende , ister benden soyutlanıp bilinçaçıklığı düzeyinde algılayın, maddenin bilinirliğine mahkumsunuz.Benden soyutlandığınız iddianız(bakınız iddianız bilimsel değildir) Sadece bende oluşmuş algınızdır.Nerde benden soyutlanmış oluyorsunuz? Hiç bir yerde hiç bir zaman. maddesiniz, maddeyim, maddeyiz,
Mutlak biliyorum siz benden sıyrılmadan cevap veremezsiniz(burdaki ben bencillik değil madde olarak ben/şey).Madde olarak düşünüp, madde olarak yargıdan vargıya ulaşıp sonrada cevap verip ben soyutlandım benden,farkındalığımın farkında, aydınlanmış bireyim demek madde ve beni yoketmiyor tam tersi tekrar kanıtlıyor.

Unutmayın ki bilinememezlik sadece uykunun en derin rem durumudur. Bende kesin olarak cevabınızı okuyacağım, karanlığın ortasında uzaktan tuttuğunuz ışığa bakıp bilinememezlik yine karanlığın ortasında olduğunu farketmiyor, karanlık yoktur,aynştaynın sözü: ışığın olmama durumuna karanlık denir diye düşünüp aydınlık olan her şey maddedir(ışık dahil) gerçeği ile zaten aydınlık olan ve bildiğim gerçeklikle yaşamaya devam edeceğim.

Sizde benden soyutlanamayacağınızı fark eder iseniz yani maddeden yani vardan ben bilmem demek yerine mutlaka bilmeliyim, çünkü varım bilimde bunun için bilden varlanmış yoldur dersiniz umuyorum.
Belkide ben algılayamıyorum, maddenin özelliği gereği. Algılayamıyorum çünkü varım.
Şimdilik saygımla gittim...

paslıçivi 22-07-2010 05:59

Alıntı:

paslıçivi´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 320625)
"bilim şimdiye kadar maddi olmayan bir şeye rastlamadı"

demeye getiriyorsanız, bunu deklare edip, savunmanıza, sahiplenip sabitlemenize gerek yok.. bilim bunu zaten yapmış, dünya insanlığı bu konuda tartışmasız hemfikirdir.. çünkü hiçbir bilimsel literatürde "maddi olmayan bir şeye rastladık" gibi bir deklarasyon yoktur.. bu tartışılacak bir ifade değildir ki..

sevgili aliyarasfal..

yukarıdaki alıntımda aslında olayı açıklamıştım.. "herşey maddeden ibarettir" ifadesi "bilim şimdiye kadar madde olmayan bir şeye rastlamadı" olarak yorumlanıyorsa bu tartışılacak bir konu/önerme değildir dedim..

siz de şimdi diyorsunuz ki; bilimin ilerde keşfedip kanıtlayacağı ve varlayacağı her şey madde kapsamına girecektir, çünkü maddenin tanımı değişecektir/genişleyecektir..

insanlığın şimdiye kadar karşılaşmadığı, bilmediği, hayal bile etmediği bir şey bulunduğunda ve kanıtlandığında buna da madde denecekse

herşey maddeden ibarettir

ifadesini/önermesini bırakın reddetmeyi, tartışmanın bir anlamı var mı?

şöyle örnekleyeyim..

varlığı bir bütün olarak ortaya koymada, anlamlandırmada düşük/fakir bilinçli insanoğlu şimdiye kadar bir tek tanrı soyutunu/kurgusunu üretebilmiştir.. dinlerden kurtulan bir takım insanlar bile hala bu tanrı soyutu etrafında dolanıp durmaktadır.. bahsettiğim insanlar deistler panteistler panenteistler ve hatta agnostikler..

dinlerin ifade ettiği tanrı/tanrıları(teizm) reddeden bu bilinçler bile hala "tanrı odaklı" varlığı bir bütün olarak ortaya koyma derdindedirler.. bu insanların hedef gösterdiği tanrıların bir dini yoktur yani insanlıkla iletişime geçmek gibi bir araçları, peygamberleri, kitapları vs amacı yoktur..

bilinemezci denen agnostikler bile hala tanrı odaklı bir bilinç hapsindedirler.. dinlerden özgür bir tanrının yani deizm, panteizmin ifade ettiği tanrılarının olup/olamayacağının bilinemeyeceğini söylerler..

şimdi ilerde bilim deizm veya panteizm düzeyi bilinçlerin zihinlerinde varladıkları tanrı modelini keşfedip, kanıtlayıp ve madde tanımına yeni bir tanım getirerek "tanrı da bir maddedir, maddenin şimdiye kadar bilemediğimiz bir formudur" diyecekse ve siz bunu kabul ediyorsanız

"herşey maddeden ibarettir" ifadesini dediğim gibi bırakın reddetmeyi, tartışmanın bir anlamı kalmıyor..

"herşey maddeden ibarettir" ifadesini deklare edip savunan materyalistler öncelikle "herşey ve madde" kelimelerine yüklediği içeriği/anlamı net bir şekilde ortaya koymalı ki; bu "herşey maddeden ibarettir" ifadesini aynı dilde sağlıklı bir şekilde konuşalım..

aksi takdirde dediğim gibi ilerde keşfedilip kanıtlanacak ve varlanacak herşey "madde" kapsamı içine alınıp, maddenin tanımı değişip genişleyecekse "herşey maddeden ibarettir" ifadesine karşı benim söyleyebileceğim tek bir şey kalıyor..

görünen köy kılavuz istemez..

benim gördüğüm köy için neden kılavuzluk yapıyorsunuz diye sorarım..

Khaos 22-07-2010 11:09

sevgili paslıçivi

bilimin size deklere ettiğini iddia ettiğiniz şeyi net olarak ortaya koymalısınız.
ancak o zaman neye bilgi dediğinizi anlayabiliriz.

bir kere bilimin konusu zaten madde ve onun davranışıdır.

felsefe analitik gerekçelerle evreni ontolojik ve epistemolojik diye iki kategoriye böler.
ancak bütünün kendisi parçaların toplamından daha fazlasıdır.

aslında varlamak ve bilmek kavramları tamamen içiçe olan birbirinden kopmaz ayrılmaz iki soyutlamadır.

o halde bunlar neyin soyutlamalarıdır.
sadece ve sadece maddenin.
biz önce varlamak denen kavramı icad edip, ardından da bu kavramla maddeyi varlamadık.
biz varolmak denen kavramı zaten maddeden soyutladık.
ve biz bu kavramı maddeden soyutlarken yanında başkaca hiç bir şey yoktu.
birilerinin maddeyi varlaması sadece sonuçtur.dolayısıyla maddenin varlanmaya ihityacı yoktur.varlamak denen kavramın da yaratıcısı maddedir çünkü.
asıl olan varlamanın kendisinin bile maddeden türemiş olan ve sonuçta yine tamamen maddeye ait bir nitelik olmasıdır.
sonuç; var olmak zaten maddenin sonsuz niteliklerinden bir niteliktir.
maddeden başka bir şey varolabilirmi demenin kendisi bile bu bağlamda absürddür.
o halde her şey maddeden ibarettir önermesi bir durum tespitidir.
bu durum tespitine inanç demenin kendisi inançtır.

daha en başta var kavramının doğuşu bile her şey maddeden ibarettir önermesiyle aynı şeydir. bununla da kalmaz, bilgimizin konusu da zaten var olandır.yegane var olan madde olduğu için de bilim madde olmayan bir şeyin varlığı ya da bilgisi üzerinden konuşmaz.
materyalizm o nedenle bilimle tamamen örtüşür.

bunu bir inanç olarak sunabilmeniz için şunları yerine getirmeniz gerekir.

var denen kavramın ne şekilde ve neyden soyutlandığını önce ortaya koymalısınız.
bu süreçte madde haricinde ne olduğunu göstermelisiniz.
bunları başarmadan herşey maddeden ibarettir önermesi bir inançtır demenin kendisi bir inanç olacaktır.

siz neyi varladığınızı ve bilginin konusunun ne olduğunu açıkça ortaya koyamıyorsunuz.
cümlelerinizin ve zihinsel sürecinizin iç tutarlılığı sandığınız kadar önemli değil.
önemli olan somuta ne kadar dayanıp sonuçta somutu ne kadar karşıladığınız.

evrensel-insan 22-07-2010 17:48

Saygideger arkadaslar;

Illa, tekleme ve ilkleme hastaligindan kurtulamiyorsunuz. Peki hic dusundunuzmu, maddenin ilkliginin ve size goretekliginin epistemolojik gerceklik olduguu?

Yani, yarin birgun, insanoglunun, algi yapisi o kadar degisebilirki, bes duyu ile algilayamaz duruma gelebilir ve algilamak icin, beynin yapisi tamamen farkli bir uygulama getirebilir. O yuzden hicbir sey, KALICI, SABIT, DEGISMEZ, MUTLAK v.s. degildir. Zaten bunun boyle oldugunu ve seylerin, YANLISLANAMAYACAGINI iddia etmek, hem bilimsel degil, hem bilim temelinde degil; sadece ideolojik inancsal dogrudur. IDEOLOJIK INANCSAL DOGRULARDA SONSUZDUR, maddenin sizlerin, o da belirli bir felsefenin metafizik varlik ideolojik inancsali ile, iddia ettiginiz de, 1/sonsuzdur.

Ustelik, hem maddeyi ortaya koyan, hem onu belirli bir ideolojik inancsal temelinde ilk olarak dogrulayan, hem bunun dogrulugunu tartisan, insanoglunun kendi monologudur. O madde denilenin, kendisinin ne bundan haberi vardir, ne de kendisinin madde yapilmasina bir etki/tepki gosterir. Cunku, INSANOGLUNA OZ VE ONUN VERDIGI OZNEL ICERIGIYLE BEZENMEMISTIR.

Saygilarimla;
evrensel-insan

aliyarasfal 22-07-2010 18:40

Ben kısaca ekleme yapayım, materyalizmi maddeyi kalıplayın tarif edin diyerek bilimden uzak inanç seviyesine indirmek ideolojinin önde gidenidir.

Var/yok temelindeki, maddenin özelliklerinden bil kökünden türemiş bilgi ve bilmeyi araştıran bilimi maddesiz var düşünmek yine maddenin kendi ürettiği düşüncenin maddeyi kanıtlamasından öte bir şey değildir. Tekleme ve ilkleme hastalık mıdır? Madde olduğunuza göre ve dışında hiç bir şeyi algılayamadığınıza göre hastalık diye tanımladığınız durumda maddenin kendisidir. Adına farkındalıkmı dersiniz üstbilinç mi bilmem, sizi size getirir.yani merhaba ben madde, ya siz?

Gelelim bilinememezlikmi yoksa bilmemekmi konusuna. Bilinememezlik ithaf ettiğiniz şey, ne olursa olsun var temelinde ise, varlığı bu günkü bizim bildiğimiz dışında maddesel özellikler ile algı içine dahil olmadığı sürece neye göre bilinememezlik oluyor ona bilinememezlik değil bilmemek denir. Bilimden dem vurup bilimi gözardı eden bu bakışlar, var olan şey nerde, nasıl olursa olsun ben bilmiyorum maddenin bir parçası olarak oysa o var ve biliyor yine madde olarak gerçeğini gözden kaçırıyor. Ben kendimi biliyorum, maddeyim, o kendini biliyor nedir bu durumda, vardır, varsa ne olur bu durumda ,olsa olsa maddenin bilinmeyen yeni bir özelliğine sahip bir varlık yani maddenin biçimi olur. Var olarak algılanmayacak ve bilimce hiç bilinemeyecek özelliklere sahip bir varın olup olmadığı bilinememezliktir demek varı değil maddenin kurgulama özelliğini kanıtlar ve yine maddeye dönersiniz, yani kendinize.Bilim referansı ile ulaştığım gerçek şudur, her türlü değişkenliğine rağmen biliyorum, nerde, nasıl, hangi zamanda olursa olsun her var mutlak bilinir bu gün ben bilmesemde o var ve kendini bilir, yani bu parçası maddenin bilmiyor ama diğer parçası var ve kendini biliyor.Bu durumda bilinmeyen sadece sizin bilmediğiniz kısmıdır, madde her varı kapsar ve mutlak bilir. Yok dahi maddeye mahkumdur.bilinememezlik yoktur, henüz bizim bilmediğimiz ancak maddeyi bilinen bilinecek özellikleri ve bütün olarak ele aldığımızda bilinmeyen yoktur. Bilmeyen parça bendir. Siz kainat dediğiniz her şeyin maddeden ve türevlerinden olduğunu farkeder iseniz zaten parça parça düşünme yanılgısınıda aşarsınız. Madde mutlak bilir gerçeği var ile kendini ortaya koyar. yok ilede yeniden kanıtlanır. Bu bir devinimdir, farketmek sadece isteğe bağlıdır o kadar.

Şimdilik saygımla gittim...

Khaos 22-07-2010 19:30

sayın evrensel

öncelikle hipotetik olarak akıl yürütmem ben.
bu fazlasıyla bağlam dışı bir durum.
ben somuttan yola çıkar somutu açıklamaya çalışırım.

yarın bir gün beş duyumuzu kaybedersek o zaman konuşuruz o durumu.
tabi konuşabilirsek.

hala daha ısrarla bütünü unsurlarına indirgemeyi ve niteliklerini görmezden gelmeyi tercih ediyorsunuz.

insan denen kavram madde denen kavramda içkindir.
maddeyi insan ortaya koyabiliyorsa, bu madde kendini ortaya koyabiliyor demektir.

önce niteliklerin indirgenemez olmasını bir güzel düşünün.
insan maddedir.
ama öyle nitelikleri vardır ki, kendisini oluşturan minerallere indirgenemez.
herhalde bu farkı ruh denen bir hayalle izaha yeltenmeyeceksiniz.

o halde nitelik ortaya koymanın da maddenin bir özelliği olduğunu teslim edecek ve maddeyi küçümsemekten vazgeçeceksiniz.

madeden başka bir şey yoktur diyeni mahmurlukla suçalayabilmek için ise maddeden başka ne olabileceğini gösterbilmenin boş mücadelesine girişeceksiniz.

size kimse kalkıp değişmezlikten bahsettimi.
kalıcı mutlak değişmez türünden kelimeler kuruyorsunuz.
diyalektik materyaliste karşı bu tarz kelimeler kurmak da ne demek.
olmadı böyle işte.

iddia makamı sizsiniz.
ama daha ortada iddia yok.

biz madde hakkında herşeyin bilindiğini iddia etmedik.
ama birileri bunun tersini iddia ediyorsa ,
ve madde bir bütün olarak ortaya konulamaz diyorsa,
önce bütün olarak ortaya koymanın ne olduğunu bilmelidir.
bütün olarak ortaya konmadığına göre bütün olarak ortaya konulması nedir bilinemez, o halde bütün olarak ortaya konulup konulamayacağı da bilinemz.
o halde madde ortaya konulamaz denmesinin kendisi inançtır.

evrensel-insan 22-07-2010 20:24

Saygideger nihilist;

Hayatin uc ogesi vardir.

Yasanan-yasam
Yasatan-dusunce/davranis
Yasayan-fiziksel/kimyasal yapi.

Bunlarin hangisi maddedir? ve herhangibiri olmadan hayat olurmu?

Maddenin hayati var mi? yasanan, yasatan ve yasayan acisindan degerlendirir misin?

Saygilarimla;
evrensel-insan

Khaos 22-07-2010 20:34

sevgili evrensel

o söylediklerinizin hepsi de sadece kavramlardır.
ve maddeden ve onun niteliklerinden soyutlanmışlardır ve maddeyi iaşretlemek için vardırlar.
yaşam maddenin formel değişimlerinin sonunda ortaya çıkmıştır.
düşünce yaşamın evrimi sonucunda beyin denen organda ortaya çıkmıştır.
yaşayan ise zaten maddi bir formdur.

madde bana üç kelime hatırlatır.
değişim , evrim ve devrim.

bu sürecin neleri yaratabileceğini kimse kestiremez.
bu bağlamda diyalektik materyalistler zaten bilinemezcidir.

ancak evrende, bir insan teki ne üzerine konuşabiliyorsa öyle de böyle de sonuçta madde üzerine konuşuyordur.

benim bir hayatım varsa bu maddenin bir hayatı var demektir.
çünkü ben maddeyim.
ama öyle bir forma ulaştım ki düşünebiliyorum.
o halde madde düşünüyor.
ne hakkında kendim ve dışımdaki varoluş hakkında düşünüyorum.
o halde madde kendini ortaya koyuyor.

ben ne karbonum ne klor.
ama ben atomlardan oluşuyorum.
ve öyle bir formum var ki, işte o atomlar bu forma ulaşınca bir insan teki olabiliyorsa şayet,
o zaman bu maddenin bir yeteneğidir diyebilmelisiniz.
sizi zorlayan neresi, bir anlayabilsem sorunu çözeceğiz.

evrensel-insan 22-07-2010 20:41

Saygideger nihilist;

Yukaridaki aciklamamda, yasanan yasam, kavramdir zaten. Ama, yasatan ve yasayan, kavramla ifade edilendir.

MADDE BIR KAVRAMDIR. Insanoglu kendisini madde kavrami ile M.O 4000 yilinda tanistirmistir. M.O. 5000 yilinda ve daha once madde var miydi?

Aksini dusunuyorsan, ortaya koy.

Saygilarimla;
evrensel-insan

Khaos 22-07-2010 23:23

sevgili evrensel

ben kavramların kendileriyle ilgilenmiyorum.
işaret ettikleriyle ilgileniyorum.
sen ne dersin MÖ 4000 yılından önce madde varmıydı.

aslında bu sitede beni en çok anlayabileceğini düşündüğüm adamlardan birisin.
dostum inattan mı yapıyorsun yahu.

madde dediğin şu evrende bir şekilde varlığını duyumsadığın ne varsa onu işaret eden bir kelimedir.
madde kelimesinin nesini tartışalım ki.
maddenin doğasını konuşmaya çalışıyorum ben.
madde değişip dönüşerek formdan forma geçerek her aşamada yeni nitelikler üretiyor.
şu kadar atom belli biçimdeyken sadece taş olarak varlığını ortaya koyuyor.
aynı atomlar başka biçimdeyken mesela bir kanguru oluyorlar.
elbetteki kanguru ile taş arasında nitelik farkı var.
derken aynı madde başka bir formal biçimde insan oluyor.
bambaşka nitelikler ortaya koyuyor.düşünceyi kavramı üretiyor.
üreten de üretilen de madde hakkında ve maddi süreçlerin sonucu.
o halde bu nitelikler ve form arasındaki bu ilişki maddede içkindir.

ve biz çevremizdeki bir kayaya baktığımızda hangi formda nasıl nitelikler ortaya koyabilme potansiyellerine sahip olduğunu kestiremeyiz.

bunu anlamak en çok senden beklenirken nedir bu durum açıklamak zor.

evrensel-insan 22-07-2010 23:38

Saygideger nihilist;

Kavramlar isaret etmezler, isaret edenle ozdeslestirilmislerdir. Dolayisiyle, kavrami, isaret edeni ve uzerine isaret edileni, yani uclemi; dogal dusuncenin siradan beyni ile cozemzsin. Cunku uclu bir ic icelik ve karsitli ve de ikilem olmak uzere de dortlu bir ozellik soz konusudur. Tum bunlari da ortaya koyan insanoglu monologudur.

Ortaya koyumu da, !?, yani vari algilanan yansinin, kavram ile ozdeslestirilerek, yansitilmasidir. Bu da bir turevdir, bilgi ya da ogretidir.

Yani var la esitlenen yansi, kavram ile yansitilmistir. O yuzden, zaten; seyin kendisi kendisini ortaya koyamaz, ortaya koyum, ortaya koyan ve ortaya koyulan icicedir ve bu uclu ic iceligi gerceklestiren de insanoglu monologudur. Ustelik uzerine gerceklesen bu uclu ic icelikten, yansisi var ile esitlenenin, rolu yoktur.

Saygilarimla;
evrensel-insan

Khaos 23-07-2010 00:05

çanakkale boğazına geldik galiba.

neyin varlığı üzerine konuşulabilir sayın evrensel.
bana varlığından bahsedilebilecek olanın ne olduğunu söyleyin.

evrensel-insan 23-07-2010 00:40

Saygideger nihilist;

neyin varlığı üzerine konuşulabilir sayın evrensel.-nihilist-

Insanoglu turu ve birinin. Cunku kendi dahil, herseyi ortaya koyan, insanoglu turu ve birinin monologudur. O yuzden de tek KENDISINI KENDI OLARAK, KENDI ADINA ORTAYA KOYABILECEK INSANOGLU TURU VE BIRIDIR. Ama, simdiye kadar dogal dusunce temelinde de koyamamistir. Cunku kendi yoktur, ortaya, soyut/somut, insanoglu urunu olarak (etik), ya da insandisi olarak (metafizik) attiklari vardir.

Iste, insanoglunun diger ortaya attigi her varlik temeli, insanoglu birinin bolunmez butununde birlestirilmistir. Iste bu butun de, Hayat, Yasanan-Kavram
Yasayan-Fiziksel/kimyasal yapi
Yasatan da-Dusunce ve soyutlama yetisidir.

Bu ucu bir arada olmadan, HAYAT OLMAZ. Yani, ne madde ne baska birsey HAYATA GECEMEZ, ISIMLENDIRILEMEZ, KAVRAM ILE OZDESLESTIRILEMEZ. Cunku, Madde'yi hayat anlaminda kullanan, yasatan INSANOGLU DUSUNCESI VE ONUN SOYUT/SOMUT SOYUTLAMASIDIR.

Oyuzden de insanoglu uclu bir iciceliktir, madde, dusunce ve kavram. Bunlarin, biri olmadan, digeri ortaya konamaz. Ustelik maddeyi de, dusunceyi de, kendini de ortaya koyan kavramdir. Kavram insanoglunun ortaya koyum yontemidir. Kavramla ozdeslesen, ortaya koyulandir, ortaya koyan da insanoglunun isaretidir.

Iste o yuzden, beyin yansiyana !? isareti ile, yani var ile, algida gebe kalir ve bu yansiyani, kavram dogumu olarak yansitarak, dile getirir. Iste madde kavrami bunlardan biridir, turevdir ve bilgidir.

Saygilarimla;
evrensel-insan

Khaos 23-07-2010 01:34

şimdi sen maddeden ayrı ve bağımsız olarak, düşünce ve kavram diye bir varlık alanı mı tanımlamaya çalışıyorsun.
dindarların karşısında materyalist, benim karşımda idealist mi takılıyorsun.
senin üzerinde konuşabildiğin ne varsa zaten maddedir.

madde kendini ortaya koymasa idi o yansıma da zaten olmazdı.
insanın ise ortaya koyduğu o yansımadır.
madde insanın zihnindeki yansımadan öncedir.
insanın zihnindeki ynsımayı ortaya koyması işin en sonu,
maddenin kendini ortaya koyması ise işin en başıdır.

senin kelimelerin de kavramların da üçlemelerin ve teslisin de somutu belirlemez.
ama somut seni belirler ve vareder.
sen bütünün sadece unsurusun.
atomlardan oluşuyorsun.
tamamen maddesin.
ve formunu sen belirlemedin.
bir süreç belirledi.
o süreç de maddenin hareketinin sonucu.
yani ne varsa maddeden ibaret.

evrensel-insan 23-07-2010 01:55

Saygideger nihilist;

şimdi sen maddeden ayrı ve bağımsız olarak, düşünce ve kavram diye bir varlık alanı mı tanımlamaya çalışıyorsun.-nihilist-

Hayir, herseyi, kendi de dahil; ortaya koyanin insanoglu faktoru oldugunu, ve bu ortaya koyumun monolog bir soyutlama oldugunu ve insanoglu turu ve biri dahil; bu ortaya koyumda ortaya konanin kendinin olmadigini ve ortaya koyum/koyan/konan ucleminin de, ic ice oldugunu (madde/dusunce/kavram; nesne/ozne/isim) ve bu ortaya koyumun faktorunun insanoglu turu ve biri, belirleyici olanin da, soyut/somut ve evrensel kavram oldugunu dolayisiyle, bu uclu temelin zamansal ilk ve once tartismasinin, insanogluna bir sey saglamayacagini ustelik insanoglunun kendisini ve birini ortaya koymaya engel oldugunu soyluyorum. Tum bunlarin da, bir turev oldugunu ve ogrenilmek/bilinmek icin ortaya kondugunu soyluyorum.

Saygilarimla;
evrensel-insan

paslıçivi 23-07-2010 06:19

Alıntı:

bilimin size deklere ettiğini iddia ettiğiniz şeyi net olarak ortaya koymalısınız.
ancak o zaman neye bilgi dediğinizi anlayabiliriz.
sevgili nihilist..

bilmek ve inanmak arasındaki farkın farkındalığı o kadar önemlidir ki, bu bilince ulaştığınızda tüm bu kaostan, kısırdöngüden, tanrı, varoluş vs tartışmaların üstüne çıkıp insan temelli bir bilince sıçrama yaparsınız..

bilmek ve inanmak arasındaki farkın farkındalığı aydınlanmanın ta kendisidir çünkü..

bilgi: bilimin deklare ettiği, sınanabilinir, tekrarlanabilinir ve tüm dünya insanlığının tartışmasız hemfikir olduğu verileri bilgi ve bunun dışında kalan herşeyi inanç olduğunu algıladığınızda siz artık aydınlanmış bir insansınız demektir..

yukarda verdiğim bilgi tanımda en canalıcı vurgu; tüm dünya insanlığının tartışmasız hemfikir olması özelliğidir..


çünkü aslolan insandır, her türlü veri/data insan içindir.. bir veri insanlığı tek çatı altında toplayıp, birliğini sağlıyorsa, insanlığa hizmet ediyorsa, insanlığı bölmüyorsa, işte o veri/data bilgidir..

bunun dışında kalan herşey bilgi olmaya aday olasılıklardır sadece.. bilgi olmaya aday olmayan tek veri teizm düzeyi dinlerin sunduklarıdır.. ama ben bunu isterseniz sizinle tartışıp konuşurum.. yani dünyadaki tüm dinlerin nasıl bir saçmalık, derin uykuda bir rüya hali olduğunu gösteririm.. ama bunu gidip de bu teizm düzeyinde yaşayan bir insanla tartışıp konuşmam.. yani bir müslümanla bir budistle bir hinduyla bir hristiyanla bir museviyle bu tartışmaya girmem..

çünkü farkındayımdır ki; o insanın bilinaçıklığı ancak bu din denen olguyu alabilecek ve bununla tatmin olabilecek bir kapasitededir, daha üstüne müsait değildir.. bu insanın dinini yanlışlamaya çalışmak sadece o insanı üzer, kırar ve o kişi kesinlikle nonteizm(dinsiz) düzeyine çıkıp huzurlu bir yaşam yaşamaya uygun değildir henüz..

teizm düzeyinde bir insanla onun dini inancını tartışmak, yanlışlamaya çalışmak, uykuda güzel bir rüya gören insanı durduk yere dürtüp o uykusundan uyandırmaya yani o kişiyi huzursuz etmeye yarar, başka bir şeye değil.. ve bu durum aydınlanmış bir insanın yapacağı bir şey değildir, çünkü bu tutum insanlıkdışı bir tutum ve davranıştır.. aslolan insan denen canlıyı üzmektir, gönlünü kırmaktır..

nonteizm bilinaçıklığına çıkmış insanlar ise bu din denen derin uykudan uyanmış ama hala bu uykunun mahmurluğundaki insanlardır.. çünkü ateist, deist, panteist, agnostik dediğimiz bu insanlara baktığımızda bu dinden özgürleştiği halde hala bu dine inanan insanlarla büyük bir çatışma içindedirler..

çünkü hala zihinde yaşamaktadırlar.. zihinde yaşamak uyku mahmurluğudur..

teizm düzeyindeki insanların zihnini sadece inandıkları din doldurur..

nonteizm düzeyindeki insanların zihni ikiye bölünmüştür.. bir yarısı teizm diğer yarısı nonteizmdir.. işte ikiye bölünmüş bu zihin huzursuzdur, içerde bir kaos savaş vardır ve bir tanesi mutlaka baskın hale gelmek zorundadır.. ve nonteizme geçmiş kişinin bilinaçıklığı daha yüksek olduğu için teizm olan kısım tüm zihni doldurup tatmin edemeyeceği için nonteizm kısım teizm üstünde egemenlik kurmak zorunda ve onu defetmek zorundadır.. işte bu durum kişinin yaşamına teizm düzeyindeki insanlarla tartışmak, onların inandığı dini yanlışlamaya çalışmakla geçer.. ve tartışma/yanlışma işinde ne kadar başarılı olursa o kadar tatmin ve mutlu olur.. ve ikiye bölünmüş zihinde teizm kısmı zayıflamaya ve küçülmeye başlar.. artık nonteizm kısım hakimiyeti kurmuştur ve bir denge sağlamaya başalamıştır.. ama kişi zihinden arınmadığı sürece o teizm düzeyi din kişinin zihninin bir köşesinde duracak ve kişiyi sürekli irrite edecektir.. bu irritasyonun verdiği rahatsızlıkta işte böyle sitelerde bu insanlarla tartışmak ve dinlerini yanlışlamakla giderilmeye çalışılır.. o yüzden bu tarz sitelerde teizm ve nonteizm düzeyi bilinçaçıklığı insanlar arsındaki tartışmalarda soğukkkanlılık ve hoşgörü korunamaz ve mutlaka biribirlerine saldırılar hakaretler yaşanır.. ve işte tüm yapan da ayarlayan da ego dediğimiz modüldür..


ve nonteistlerin ikiye bölünmüş bu zihinlerinde teizm düzeyindeki din hangisiyle onunla çatışmak, savaşmak ve yanlışalmaya çalışmak zorundadır..

hindistandaki bir nonteistin zihni hinduizm ve nonteizm olarak ikiye bölünmüştür.. o yüzden ordaki bir nonteist hinduizmin altından girer üstünden çıkar..hindularla tartışır ve hinduizmi yanlışalamak için elinden geleni yapar, çünkü onun zihninde varolan ve onu irrite eden şey hinduizmdir.. hinduizm dışındaki diğer dinler umrunda bile değildir, çünkü daha çocukluğundan itibaren "kendi dini dışındaki diğer tüm dinler zaten batıldır/bozulmuştur" olarak yüklenmiştir.. bu durum dünyadaki tüm teizm ve nonteizm düzeyi insanlar için bir şablon gibi geçerlidir..


avrupaya amerikaya gidelim.. ordaki nonteistlerin işi gücü isa ve incildir.. çünkü zihinlerindeki nonteist dışında kalan teizm kısmı hristiyanlıktır.. ordaki nonteistler hristiyanlık ve musevilik dışında hiç bir dinle uğraşmazlar ve yanlışlamaya çalışmazlar.. çünkü onlara yüklenen zihinde museviliğn devamı olan hristiyanlık hakdindir.. islamı yanlışlamakla falan uğraşmazlar çünkü islam onlara göre zaten semavi bir din değildir, arap uydurması sahte bir peygamberin uydurduğu batıl bir dindir..

israile gidelim.. ordaki nontesitler de musevilikle uğraşmaktadır.. çünkü zihinlerinin bir kısmı musevi diğer kısmı nonteistdir.. israilin nonteistleri hristiyanlıkla islamla hinduizmle vs uğraşmazlar, yanlışlamaya çalışmazlar.. çünkü israilde yetişen bir insana musevilik dışındaki tüm dinler batıl olarak yüklenmiştir.. isa yalancı bir mesihtir, muhammed yalancı bir peygamberdir, bunlar daha çocukluğundan itibarn çocuğun zihnine böyle yüklenir.. o yüzden israilde nonteizm bilinçaçılığına ulaşmış biri musevilik dışındaki dinlerle kesinlikle uğraşmaz,onları yanlışlamaya çalışmaz.. onlar zihninde zaten yanlıştır batıldır..

gelelim islam ülkelerine ve türkiyemize.. burdaki nonteistlerin zihnindeki başlıca teizm dini islamdır.. islam ülkesinin nonteistinin zihninde iki kısım vardır.. islam ve nonteizm kısım.. o yüzden buranın nontesitleri de islamı yanlışlamakla uğraşmak zorundadırlar.. buranın bir nonteisti hinduizmi budizmi hristiyanlığı museviliği yanlışlamaktan tatmin olmaz.. çünkü zihninde bu dinler zaten ya batıldır ya bozulmuştur.. ve o yüzden zihinde bir yer işgal edip irritasyon/huzursuzluk yaratmaz..


farkındalık/aydınlanma dediğim bilinaçıklık düzeyi ise işte bu zihin denen illetten kurtulup tüm bu yazdığım tablonun farkındalığına varabilmektir.. artık ne teizmle tatmin olan, ne de teizm/nonteizm diye ikiye ayrılmış bir zihin yoktur aydınlanmış insanda..

aydınlanmış insan zihinsizdir, küçük bir çocuk gibidir, doğduğundaki kadar saf bir bilince sahiptir ve kendine yansıyan evren varlığı tüm atalarının ona yükleyeceği zihinden arınmış olarak inceler sorgular.. ataları şimdiye kadar sadece tanrı soyutunu yaratabildikleri için ve bu aydınlanmış beyin bu zihinden arındığı için artık onun için tanrının hiç bir anlamı yoktur.. varlığı/evreni incelemede, okumada, sorgulamada tanrıdan bağımsız bir özgür pencereden bakar.. ve sonsuz sayıda olasılık olabileceğini görür.. yani gerçek=1/sonsuzdur.. ve bu sonsuz sayıda olasılıktan hiçbirini sahiplenip sabitlemez.. yani ne derin bir uykudadır ne de uyku mahmurluğundadır..

bilincine yansıyan bu evreni/varlığı zaman/mekan/nitelik/nicelik olarak teke indirgeyemeyeceğini..

yani 1/sonsuzu=bilinemezi 1/1=1 e indirgenemeyeceğini farkeden kişidir..

ve tüm dünya insanlığının bu 1/sonsuzu zihinlerinde 1/1' e indirgeyip, zihinlerinde yarattıkları bu sahte 1 yüzünden birbirlerini yediklerini, insanlıkdışı bir yaşam sürdüklerinin farkındalığına varan kişidir, aydınlanmış insan..

aydınlanmış bir insan kendisine yansıyan varoluşun bir gizem/sır olduğunun farkındalığına varıp buna teslim olan kişidir..

paslıçivi 23-07-2010 07:01

işte insanoğlunun en büyük hastalığı, derdi bu zihin dediğim şeydir.. ve zihin denen şey benliktir/egodur..

yenidoğan bir insan yavrusu zihinsizdir, benliksizdir.. ama dünya geldiği zaman ve coğrafyadaki insan olan ataları/ebeveynelri tarafından doğduğu andan itibaren bir zihin bombardımına tutulur..

yetişkin bir insan olana kadar bu zihin katman katman artar.. bu zihnin içinde sadece o zaman ve coğrafyanın dini öğretileri yoktur, milli/etnik yapı, ahlaki yapı, siyasi görüş vs aklına gelebilecek ne kadar insaneliyle üretilmiş soyut varsa hepsi vardır..

ve o savunmasız insan yavrusunun bu zihni reddebilme şansı/gücü yoktur.. çünkü yaşamda kalması gerekmektedir ve atalarına muhtaçtır.. ataları onun yaşamda kalmasını sağlayacak beslenme, barınma, dış tehlikelerden koruma gibi primer ihtiyaçlarını sağlaması karşılığında bu zihni bu yavruya giydirir/dayatır..

yetişken çağa gelen bu insan yavrusu artık bir program/zihin yüklenmiş bir robot gibidir.. dünyanın hangi zaman ve coğrafyasına giderse gitsin bu zihni/programı/benliği beraberinde götürür.. ve gittiği coğrafyada bambaşka bir zihin/egoyla karşılaşıp bir kaos/çatışma yaşamaya mahkumdur..

zihin/ego bilincin üzerinde kara bir bulut gibidir.. karabulut yüzünden gökyüzünü göremezsin, o karabulutun içinde yaşamaya mahkumsundur, nereye gidersen git..

islami bir ülkeden tanrısız bir din olan budizmin hakim olduğu uzak doğuya git, yine bu allah ve cennet cehennem illetinden kurtulamazsın.. oysa ordaki budistlere baktığında ne allah ne cennet cehennem umurlarında bile değildir.. çünkü onlara yüklenen zihinde evren sonradan varolmamıştır, kadimdir, yani ezelden beri vardır ve ebedi olarak varolacaktır.. o yüzden yaratıcı tanrı kavramını, cennet cehennem kavramlarını algılayamazlar.. onlar sonsuz bir varlık ve sonsuz bir yaşam olduğunu zannederler.. ama sen şayet nonteizm düzeyinde isen orda budizmle değil hala islamla uğraşmak zorundasındır.. çünkü zihindeki savş devam etmektdir.. istersen aya marsa git o zihin seninle her yere gelir..

zihinden/egodan arınmadığın sürece ya derin bir uykuda(teizm düzeyi) ya da uyku mahmurluğunda(nonyteizm düzeyi) yaşamak zorundasındır..

yani mesele tanrı, varoluş, cennet cehennem falan değildir.. tüm mesele sen farkında olmadan sana yüklenen zihindir/egodur..

ve bu zihin/ego dediğim şey beyin dediğimiz organda somut bir takım değişikliklere neden olur.. somut derken fiziksel demiyorum, nörokimyasal diyorum.. beynin nörokimyası çok değişir.. o yüzden bir insan okuyarak, araştırarak düşünerek bu zihinden kurtulamaz, sadece beynine soktuğu inputlar yüzünden biraz biligilenir ve yaşamı evreni sorgulamaya/uyanamaya başlayıp huzursuzlanır.. o yüzden eğitimsiz cahil insanların çoğunluğu teizm düzeyinde biraz daha huzurlu yaşarken, eğitimli zeki insanlar nonteizme düzeye ve huzursuzluğa daha yakındır..

ama sonuç itibariyle eğitimlisiyle, cahiliyle, teizmiyle nonteizmiyle herkes zihinde/egoda yaşar.. ve aslında bu tam bir cehennemdir, çünkü yegane değerli olan yaşam ıskalanmaktadır..

egodan/zihinden arınmak ise tam bir cennetdir.. çocukluğundaki o sorumsuz mutlak mutluluğa erişirsin.. hiç bir şey bilmediğinin farkına varırsın ama bu seni rahatsız etmez, aksine küçük bir çocuk gibi aşırı meraklı olup sürekli soru soran, varoluşu okuma dediğim algı/sezgi dünyasına girersin..

ve bu bilinçaçıklığı insan olma yolunda devasa bir adımdır.. çünkü diğer insanlarla alıp vermediğin hiç bir kavgan dövüşün kalmaz..

evrensel-insan 23-07-2010 18:01

Saygideger paslicivi;

Ego-dogumdan itibaren herturlu verilen ve kisice, unconscious, yani bilincsizce, farkinda olmadan alinan ve uygulanan, ve kisiyi, kisinin kkendisinin degil de; verilenlerle, yani subconscious yonlendirilip, yaptirima kosulmasidir-verilen, alinan (sahte, yapma, uydurma, oturtma v.s.) bilinc, toplum bilinci, yaratilmis (insanoglu verileri eliyle, ya da tanrisi eliyle) kisi

Self (individual)-kisinin kendi degerlerini kendine verdigi, conscious, yani bilincli ve farkindalikli kisinin kendisinin kendini yonlendirdigi ve kendi yasamini kendi adina yasadigidir.-Kendinin bilinci, bu bilinc egosal da, selfsel de olabilir. bireyin ya birey, ya da bireyci ve bencil bilinci. Kendi kendini kendi oldurma bilinci.

self (humanal) Eger, individual self bilinci, birey bilinci olarak, insanoglu turunu de bir butun olarak kapsarsa, self; oz bilinc olur. Insanoglu birinin, tur butunlugu, birligi, yani birin tursel bilinci.

Saf bilinc (varolus/norokimyasal yapiya teslimiyet bilinci), sence hangi katagoriye girer, self mi, ego mu? neden ve nasil?

Saygilarimla;
evrensel-insan

ulpian 24-07-2010 03:26

Arkadaşlar

hodri meydan bölümü iki (sadece iki) üyenin önceden anlaşarak kendi belirledikleri bir konuda tartışmaları için var.

''Hodri Meydan Davetleri'' forumunda davet yapılır. Karşılıklı rıza oluşunca yönetimden Hodri Meydan bölümünde tartışma başlığının açılması istenir.

Bu başlıkta davetten sonra direk tartışmaya dalınmış ve birden çok kişi de tartışmaya katılmış. Bu sebeple başlığı ''felsefe'' bölümüne taşıyorum.

paslıçivi 25-07-2010 00:32

Alıntı:

evrensel-insan´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 321445)
Saygideger paslicivi;

Ego-dogumdan itibaren herturlu verilen ve kisice, unconscious, yani bilincsizce, farkinda olmadan alinan ve uygulanan, ve kisiyi, kisinin kkendisinin degil de; verilenlerle, yani subconscious yonlendirilip, yaptirima kosulmasidir-verilen, alinan (sahte, yapma, uydurma, oturtma v.s.) bilinc, toplum bilinci, yaratilmis (insanoglu verileri eliyle, ya da tanrisi eliyle) kisi

Self (individual)-kisinin kendi degerlerini kendine verdigi, conscious, yani bilincli ve farkindalikli kisinin kendisinin kendini yonlendirdigi ve kendi yasamini kendi adina yasadigidir.-Kendinin bilinci, bu bilinc egosal da, selfsel de olabilir. bireyin ya birey, ya da bireyci ve bencil bilinci. Kendi kendini kendi oldurma bilinci.

self (humanal) Eger, individual self bilinci, birey bilinci olarak, insanoglu turunu de bir butun olarak kapsarsa, self; oz bilinc olur. Insanoglu birinin, tur butunlugu, birligi, yani birin tursel bilinci.

Saf bilinc (varolus/norokimyasal yapiya teslimiyet bilinci), sence hangi katagoriye girer, self mi, ego mu? neden ve nasil?

Saygilarimla;
evrensel-insan


sevgili e.i..

bu tanımlama ve sınıflamayı tam kavrayamadım ama kendi meditasyonlarım ve eğitimim sonucunda ulaştığım benlik bilinç kombinasyonunu şöyle açıklamaya çalışayım.. daha önce bahsetmiş bildiğimiz bir elektrik kablosu düşün..

bu elektrik kablosu iki kısımdan oluşur.. 1. içindeki metal kablo 2. metali saran plastik kılıf..

bu içindeki metal kısma ben "bilinç" diyorum, bu bilinç aynı zamanda "özbenlik" dediğimiz şey.. yenidoğan bir insan yavrusunda bu bilinç vardır ama henüz beyin hücreleri yeterli olgunlaşmadığı için bilinç ortaya çıkmaz ve bebek yaşamda kalmak için bir hayvan gibi sadece içgüdüyle davranış gösterir.. bebek büyüdükçe beyin hücreleri ve dolasıyla nörokimyası da değişmeye başlayınca yavaş yavaş bilinç ortaya çıkmaya başlar ve çocuk "varlığının farkındalığına" başlar.. bu genellikle 4-5 yaşlara denk gelir.. bu yaştan önce çocuk varlığının farkında değildir, yani "ben varım" diyecek bilinçte değildir.. ve genellikle yetişkin insanlarla konuştuğumuzda çoğu insan herhangibir anomalisi yoksa genellikle bu yaşlara(4-5yaş) kadar olan dönemi hatırlayamazlar..

işte 4-5 yaşlarına kadar çok ince olan metal kablo(bilinç) kalınlaşmaya belirgenleşmeye başlar.. bununla birlikte çocuk yavaş yavaş "varlığının farkındalına" yani "ben varım" demeye başlar.. "ben varım" diyen çocuk artık içgüdüleriyle hareket eden bir hayvan değil insanlığa ilk adımını atmaya başlayan bir canlı türüne dönüşür..

bu yaşa kadar çocuğun her türlü davranışını hoşgören ve kabuleden ebeveynleri, bu yaştan sonra artık ufak ufak insan olmaya adım atmiş bu canlıya "insani öğretiler" yüklemeye başlarlar.. işte bu aşama o metal kısmın artık plastikle kılıfla örtülmeye başladığı zamandır.. o yaşa kadar sadece metal kablo/bilinç/özbenlik olan çocuğa yaşına uygun omakla beraber insanlararası ilişkilerde uyacağı kurallar, din, ahlak, milli kimlik yaşamın amacı vs gibi yüzlerce binlerce öğreti yüklenmeye başlanır..

yani o metal kablonun üzeri yavşa yavaş başlayan ama zaman içerisinde çok kalınlaşan bir plastik kılıfla örtülür.. başlangıçta sade metal kabloyken dış ortamla/evrenle direk bir bağ içinde olan çocuk artık evrenle direk bağlantı kuramaz.. çünkü metalin/bilincinin üzeri bu plastik kılıfla sımsıkı örtülmüştür..

yani "iletken" olan bir kablo "yalıtkan" hale getirilmiştir.. bu yalıtkan hale getirilirken üzerine örtülen bu plastik kılıf zaman ve coğrafyaya göre çok değişkenlik gösterir.. çok değişik ahlaki dini milli vs öğretilerden oluşur..


işte dünyaya iletken metal bir kablo olarak gelen insan yavrusu yetişkin yaşa geldiğinde o içindeki iletken metal kablodan habersiz dışarda kendisine yüklenen bu plastik kılıfta yaşar.. bu plastik kılıfın adı egodur, yalancı/sahte benliktir.. be kişiyi yalancı/sahte bir dünyada yaşatır..

çünkü yalıtkan hale gelen bu kablo yaşadığı dışortamla/evrenle iletişimi direk iletişim halinde değildir.. varlıkla/evrenle bu plastik kılıf/ego aracılığıyla iletişim kurabilir, daha doğrusu yalıtkan hale geldiği için iletişim kuramaz.. kendisine hangi plastik kılıf uydurulduysa onu gerçeklik olarak yaşar ve evreni o plastik kılıf/ego olarak zannedip yaşar..


bu plastik kılıf/ego ne kadar kalın ve metala uygun yüklendiyse kişi yaşamı boyunca bu kılıftan kurtulamaz.. bu insanlar teizm düzeyi bilinçaçıklığında, yaşamı hiç sorgulamayan, felsefe yapmayan, kocakarı inancında yaşayan insanlardır.. ve bu insanlara hangi kılıf yüklendiyse onların yaşamı odur.. hangi dinin hangi mili kimliğin hangi ahlaki değerlerin yüklendiğinin hiç bir önemi yoktur.. kişi kendisine yüklenen bu kılıfta çok derin uykuda bir rüya görerek ve yaşamında hiçbir şüpheye huzursuzluğa düşmeden yaşamını büyük bir huzur içinde günlük yaşamını yaşayarak ömrünü tamamlar ve gider.. bu insanlara göre kendi dini inançları mutlak doğrudur, diğer tüm dünya inançları düşünülmeyecek, sorgulanmayacak düzeyde yanlıştır, batıldır ve yaşamlarının hiç bir aşamasında bunu sargulama/felsefe ihtiyacı duymazlar..

bir kaç örnek verelim..

kişi hinistanın bir kasabasında doğmuştur ona hinduizm yüklenir.. ve bu kişi tüm yaşamını hinduizmi bir hakikatmiş gibi yaşayrak ölür gider, bir kez bile bunu sorgulamaz..

kişi uzakdoğuda doğmuştur, ona budizm yüklenmiştir.. ve bu kişi tüm yaşamını budizmi bir hakiaktmiş gibi yaşayarak ölür gider, bir kez bile bunu sorgulamaz..

kişi orta-batı asya veya afrikada doğmuştur, ona islam yüklenir.. ve bu kişi tüm yaşamını islamı bir hakiakatmiş gibi yaşayarak ölür gider, bir kez bile bunu sorgulamaz..

bu örneklemeyi gelmiş geçmiş, günümüzde olan ve gelecekte olacak her türlü dogma için uygulayabilirsiniz.. burda önemli olan dogmanın ne olduğu değil kişinin nörokimyasal yapısı nedeniyle varolan bilinç gücü ve ona yüklenen plastik kılıfın(ego) kalınlığı ve uygunluğudur..


içerdeki bilinç kablosunun kalınlığı, gücü ve bunun üzerine giydirilen plastik kılıfın kalınlığı, gücü, uymluluğu kişiyi bu yaşamda çok değişik bilinçaçıklığında yaşamaya iter.. çünkü bu ikisinin birlikteliği özdeki bu metal(bilinç/özbenlik) kablonun varlıkla/evrenle olan iletişimi etkileyen en önemli unsurdur..


metal kablounu dış ortamla/evrenle olan iletişim açıklığı insanoğluna bilinçaçıklığı yüksekliği olarak yansırken, iletişimden yalıtkanlığa geçiş de bilinç kapalılığı olarak yansır..

yani bu metal kabloyla(bilinç, özbenlik) dışardaki plastik kılıf(ego, sahtebenlik) arasın daki çok keskin bir sınıflama yapılamaz.. bu bir yelpaze gibi çok değişik skala açıklığı verir..

kişi özdeki bu metal kabloya yaklaştıkça bilinç açılır ve varlıkla/evrenle iletişim saflaşırken, kişi metal kablodan uzaklaşıp plastik kılıfın çeperine yaklaştıkça bilinç kapanır ve varlıkla/evrenle iletişim bulanıklaşır ve hatta tamamen kesilebilir..

bu açıklamalardan sonra tekrar sorunu sorarsan açıklamaya çalışayım sevgili e.i..

paslıçivi 25-07-2010 00:33

Alıntı:

ulpian´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 321624)
Arkadaşlar

hodri meydan bölümü iki (sadece iki) üyenin önceden anlaşarak kendi belirledikleri bir konuda tartışmaları için var.

''Hodri Meydan Davetleri'' forumunda davet yapılır. Karşılıklı rıza oluşunca yönetimden Hodri Meydan bölümünde tartışma başlığının açılması istenir.

Bu başlıkta davetten sonra direk tartışmaya dalınmış ve birden çok kişi de tartışmaya katılmış. Bu sebeple başlığı ''felsefe'' bölümüne taşıyorum.

uygun olmuş sevgili ulpian.. aynı şeyi ben teklif edecektim.. çünkü birebirin kurallarının dışına çıktık.. teşekkürler..

evrensel-insan 25-07-2010 00:40

Saygideger paslicivi;

Ne demek istedigimini, tam algilanabilmesi icin, asagidaki videoyu izleyebilirsin

http://vimeo.com/8175208

Sonrada istersen, bu ego/self farki hakkinda daha detayli mesajlasabiliriz.

Yazdigin mesaji daha once de bildigim icin, simdilik bir yanit vermiyorum.

Saygilarimla;
evrensel-insan

paslıçivi 25-07-2010 01:07

uzun bir video.. artık yarın seyredip yorumlarım..

paslıçivi 25-07-2010 01:30

Alıntı:

Ben kısaca ekleme yapayım, materyalizmi maddeyi kalıplayın tarif edin diyerek bilimden uzak inanç seviyesine indirmek ideolojinin önde gidenidir.

sevgili aliyarafsal..

materyalizmi ben bilimden uzak bir inanç olarak ifade etmiyorum.. ama bilimle birebir eşdeğer bir yaklaşım olmadığını dile getirmeye çalışıyorum..

çünkü bilim varolanla uğraşır, evreni, bütünü merak eder, ve bu konuda süresiz ve sürekli bir araştırma, öğrenme, bilgi edinme, evreni keşfetme içinde işleyen bir süreçtir..

diyalektik materyalizm buna paralel bir yaklaşımdır.. ama materyalist aynı yaklaşımı gösteremez.. çünkü materyalist dediğimiz şey bir insandır..

bilim gidip de kimsenin diniyle, onu yanlışlamakla uğraşmaz.. bilim sadece evreni keşfetmede, bilmede gerekli olan ne varsa onu yapmaya çalışır, insanoğlunun sahip olduğu değerlere saldırmaz, onu yoketmeye çalışmaz, çünkü bilim canlı bir varlık olmadığı için benliği yoktur ve bunun mücadelesini vermez..

ama materyalist dediğimiz insan bilimle uğraşmayaıp, gider materyalist olmayan idelaistlerin dinleriyle uğraşır, onları yanlışlamaya çalışır, çünkü bölünen zihnindeki savaşı kazanmak zorunda ve o benliği tatmin etmek zorundadır.. bu durum idealistler için de geçerlidir..

hem materyalistler hem idelaistler önce bilimin ne olduğu, nasıl bir mekanızmayla işlediği ve kanun, teori, hipotez gibi deklerasyonlarını açıklarken nasıl bir tutum içinde olduğunu iyice incelerseniz insan temelli bir işleyiş olduğunu farkedeceksiniz..

o yüzdendir ki bu dünyada ne materyalist ne idealist bilimden uzaklaşamaz, bilimin tutunalacak en sağlam ip olduğunun farkındadır.. sadece bilimsel inanç olan hipotez ve teorilerde insanlar biribirleriyle ayrılığa düşerler ama bunu aşmak da yine bilimde olacak yeni keşifler, ulaşılacak bilgiler eşliğinde çözülecektir..

paslıçivi 25-07-2010 01:45

Alıntı:

Siz kainat dediğiniz her şeyin maddeden ve türevlerinden olduğunu farkeder iseniz zaten parça parça düşünme yanılgısınıda aşarsınız. Madde mutlak bilir gerçeği var ile kendini ortaya koyar. yok ilede yeniden kanıtlanır. Bu bir devinimdir, farketmek sadece isteğe bağlıdır o kadar.
sevgili ali yarasfal..

yukardaki alıntınızdaki herşeyin içine neler giriyor.. siz bilinci,niz yansıayn evreni bir bütün olarakm ortaya koyabiliyormusun ki herşey gibi bir bütünlük ifadesi kullanıyorsunuz..

herşey=1 dir, bütünlüktür.. 1 tartışılmaz, çünkü tüm dünya insanlığı gözü önünde tartışılmaz tertemiz bir gökyüzü gibidir.. herkes ona 1 der.. bu 1 dediğimiz şey insanoğlu için gerçekliktir..

bir taraftan evren sonsuzdur diyoruz, sonra da evrenin çapını ölçüp şu kadar milyar ışıkyılı diyoruz.. bana bu evreni bir bütün ve tartışmasız olarakm ortaya koyabilir misiniz.. evren sonsuzmudur, yoksa ölçüldüğü gibi bir sınırı varmıdır.. ve o sınırdan sonra ne tür oluşumlar vardır, o sınırdan sonrası hiçlik midir, yokluk mudur, varlık mıdır, bizim algılayabileceğimiz şeylerin dışında bir oluşum mevcutmudur..

tüm bunları biliyormuyuz..

bilmiyoruz değil mi...

sizin herşey dediğiniz ifadenin içinde tüm bunlar varmı.. ve varsa siz bunların madde ve türevleri olduğunu kanısına nasıl vardınız?

ya da daha doğrusu madde size neyi ifade ediyorki nonteist tanrıları da yanlışlama yoluna gidiyorsunuz materyalistler olarak..

paslıçivi 25-07-2010 09:08

Alıntı:

evrensel-insan´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 321893)
Saygideger paslicivi;

Ne demek istedigimini, tam algilanabilmesi icin, asagidaki videoyu izleyebilirsin

http://vimeo.com/8175208

Sonrada istersen, bu ego/self farki hakkinda daha detayli mesajlasabiliriz.

Yazdigin mesaji daha once de bildigim icin, simdilik bir yanit vermiyorum.

Saygilarimla;
evrensel-insan

sevgili e.i..

videoyu seyrettim.. oldukça güzel bir video..

insanlığın en büyük sorununun insanı özünden/doğasından koparıp onu bambaşka bir dünyada yaşatan yani ruhsal kanserin/virüsün ego olduğunun farkedilmesi sevindirici bir gelişme.. ama bu videoyu hazırlayanların daha ilerleyeceği bilinçaçıklığı var, henüz tam bir farkındalık düzeyinde değiller..

egonun tek ve en büyük sorun olduğunu keşfetmişler ama egonun gücünden hala bihaberler.. hem "tüm kötülükler/kaos için insanların kendi dışında herşeyi suçlamalarından" bahsediyorlar (ki doğrudur) hem de insanların bu bilince çıkamadıklarını, bunu farkedemedeiklerini dile getirip "seçim sizin" diyecek kadar büyük çelişkiye/paradoxa düşüyorlar.. yani bu videoyu hazırlayanlar da insanların doğru seçim yapamadıklarını dile getirip yine insanları suçluyorlar..

evet sorun egodur ama egoda yaşayan bir insan bunun bir sorun olduğunun farkındalığına varamaz.. her zaman söylüyorum ego ve farkındalık bir arada olmaz, olamaz.. egoda yaşayan bir insan çok derin bir uykudadır, uykuda rüya gören bir insan "ben uykuda rüya görüyorum hadi artık uyanayım" diyemez.. ama bu videoyu hazırlayan insanların söylemeye çalıştığı şey bu.. "seçim sizin" diyor..

bu videoyu inancıyla barışık, bütünlüğü ve huzuru yakalamış 5-6 milyar sayısındaki teizm düzeyinde(egosentrik) yaşayan dünya insanlığına seyrettirsinler bakalım.. 1 kişiyi dahi bu egodan kurtarıp uyandırabilecekler mi?

kişi bu videoyu egodan seyredip yorumlayacaktır.. ego bindiği dalı kesermi, kendi kendini yok edermi? sen bir kanser hücresini bir virüsü düşünerek, bir videoyu seyrederek tedavi edebilir misin, vücudundan uzaklaştırabilir misin?

sevgili e.i.. dünya insanlığnın şu anki egosentrik yaşamı bir zorunluluk ve dayatma.. çünkü insanoğlu henüz daha farklı bir yaşama uygun evrimleşmedi.. ve bu videoyu hazırlayanlar bile hala bunun farkındalığında değiller..

paslıçivi 25-07-2010 09:29

Nasrettin hoca bir gün damdan düşmüş. komşuları hemen çevresine toplanıp "bir doktor çağırın" diye bağrışmaya başlamışlar.. Nasrettin hoca kafayı kaldırıp "bana doktor değil damdan düşen birini çağırın, beni ancak o anlayabilir" demiş..

bir insan egoda yaşayıp, sonra o egodan kurtulmadığı sürece yani "ölmeden önce, yaşarken ölmediği" sürece egonun ne olduğunu kavrayıp anlayamaz.. sadece ego hakkında bilgi sahibidir, bilgelik değil.. çünkü onu deneyimlememiştir..

o yüzdendir ki bu dünyada kimse diğer insanlarla empati kuramamaktadır.. teisti nonteisti anlamaz, nonteist teisti anlamaz, materyalisti idealisti anlamaz, idelaist materyalisti anlamaz ve biribirlerini kedi köpek gibi yerler dururlar.. çünkü hala ego sahibidirler..

ve egosuzluğun ne olduğunu deneyimlemedikleri sürecede birbirilerini yemek zorundadırlar zaten.. bu dayatmayı algılayamazlar.. çünkü henüz özbenliklerine ulaşmamışlardır, kendilerini bulup tanımamışlarıdır.. kendileriyle henüz yüzleşmediği için kendi gibi olmayan herkesi bir tehdit olarak görmektedirler..

bu idelaist ve materyalistler birbirlerini yerken sen de evrensel insan düşünce paketini bu insanlara alternatif olarak monte edilebileceği hayalini kurarsın.. çünkü sen de yaşamında statiklikten kurtulamamış, ego ve egosuzluk arasında bir geçiş yaşamamışsın.. bu dinamizmi yaşamadığın/deneyimlemediğin sürece de egonun ne olduğunu ve ne kadar güçlü bir şey olduğunu ve seni nasıl farkettirmeden yönettiğini algılaman imkansızdır..

evrensel-insan 25-07-2010 23:35

Saygideger paslicivi;

Bu insanlaşma insanoğlunun elinde midir? Yoksa insanoğlunu var eden evren ve yasalarının yani patronun elinde midir?-Dusungen-

Aslinda yukaridaki, Dusungen arkadastan yaptigim alintidaki, farklilastigimiz nokta, cok kesin ve net olarak ortada. Ben koyulastirdigim seyin olabilirligini, sen se, dusuncenle (ya da norokimyasal yapinin/varolusun, seni yonlendirmesiyle), ikinci kismi savunuyorsun.

Oyuzden video daki "secim sizin" algisini, algilayamayacagin acikti. Cunku ayni seyi, ben de dile getirmistim ve tekrar dile getiriyorum.

Ya bilim ve bilimselliginin epistemolojik gercekligi, ya da inancsal zihniyetin, sonsuzlugu bunyesinde, ideolojik inancsal olarak ve verilen oznel icerikle dogrulanan, teslim olunan, kendi varligini ve turunu teslim ettigin, insandisi ve insanlikdisi bir soyut/somut gucun tanrilastirilmasi, ya da programlayici durumuna sokulmasi.

Buradaki, her karar kilinan dogru, ister soyut/ister somut temelli olsun, oznel icerikle ve insanogu monologuyla beslendigi surece fark etmez.

Iste tartisma, dogrular arasi, biribirine ikna etme, mucadelesi de, bu 1/sonsuzlarin, 1 ler arasi mucadelesidir, galibi/maglubu yoktur. Yasami ikinci plana atar, kisinin mustakil var olan varligini da,bu 1/sonsuza teslim eder.

Daha once ki sorumu tekrarliyayim. Sen, paslicivi olarak Kurgudan (bilinemezlik), olguya (varolus/norokimyasalyapi) mi?, yoksa; olgudan (norokimyasalyapi/varolus), kurguya (bilinemezlik) mi, geciyorsun?

Her halukarda da, varolus/norokimyasal yapi, insanoglu oznelligiyle beslenmis, inancsal bir yapi olarak, ya da bilinemezlik, bu oznel icerikle beslenen yapiya paralel olarak, 1/sonsuzdur. Epistemoloji ustu ve gercek disi, bir ideolojik inancsal dogrudur.

Saygilarimla;
evrensel-insan


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 11:22 .