Turan Dursun Sitesi Forumları

Turan Dursun Sitesi Forumları (https://turandursun.com/forumlar/index__1.php)
-   İslam (https://turandursun.com/forumlar/forumdisplay.php?f=9)
-   -   Ölümden sonra ne oluyor? (https://turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=2071)

abdozt 30-04-2006 23:26

Ölümden sonra ne oluyor?
 
Herkese iyi geceler diliyorum
Ateist yada deist (ikisini aynı kefeye koymuyorum tabiki yanlış anlaşılmasın) arkadaşlar acaba öldükten sonra ne olacağını düşünüyorlar.Yani bu konu hakkındaki düşünceleri ne?Amacım ortalığı karıştırmak yada kimsenin inancını kötülemek değil tam tersi bi nebzede olsa düşünceleriniz hakkında bilgi sahibi olmak
Teşekkür ediyorum.

01-05-2006 00:21

Re: Ölümden sonra ne oluyor?
 
selam abdozt kardesim.

oldukten sora. * * * * * *allah yoksa yok olursun .

varsa hic merak etme seni unutmazlar kapida karsilarlar islemler orda baslar.

01-05-2006 00:48

Re: Ölümden sonra ne oluyor?
 
Sevgili Abdozt,
Bu ölümü niye böyle abarttığınızı anlamış değilim.Kardeşim.Bu ölüm bir tabiat
kanunu.İnsan doğar,büyür ve ölür.Bir kere bunu kabulleneceksin.Kabullenmediğin
zaman bir ömür boyu kafanı kurcalar durur bu ölüm olayı.Ben bir ateistim.
Samimiyetimle söylüyorum ki ölüm aklımın ucundan geçmiyor.Tek düşündüğüm bu
dünyada vatanıma milletime ve insanlığa nasıl bir yararım olur diye düşünmek.
Zamanı gelince de öleceğim.Bu zaman biraz da benim elimde.Bilim biliyorsun
insan ömrünü epey uzattı.Çok yaşamak istiyorsan tedbirli hareket edeceksin.
Öldükten sonra da elbette toprak olacağım.Olay bu kadar basit bana göre.
Sana da tavsiyem hiç ölmeyecekmiş gibi hareket et.Sen yaşadığın zamanı en iyi
şekilde değerlendirmeye çalış.İnancın varsa inancının gereğini yerine getir.
Ama her kes benim gibi düşünsün diye de kimseyi zorlama.Attığın her adımda
insan olduğunu ve karşındakilerinin de(ateist olsa bile)insan olduklarını
hiç bir zaman unutma...Sevgilerimle...

pante 01-05-2006 01:05

Re: Ölümden sonra ne oluyor?
 
Ölüm hakkında ana sayfada yeralan yazımda alıntıladığım Montaigne'nin görüşleri, çoğu arkadaşı rahatlatacaktır sanırım.
http://www.turandursun.com/modules.p...howpage&pid=63

ÖLÜM

”Mademki ölümün ününe geçilemez , ne zaman gelirse gelsin.
Sokrates'e: Otuz Zalimler seni ölüme mahkum ettiler , dedikleri zaman: Doğa da onları ! demiş.

Bütün dertlerin bittiği yere gideceğiz diye dertlenmek ne budalalık ! Nasıl doğuşumuz bizim için her şeyin doğuşu olduysa , ölümümüz de her şeyin ölümü olacak. Öyle ise , yüz yıl daha yaşamayacağız diye ağlamak , yüz yıl önce yaşamadığımıza ağlamak kadar deliliktir. Ölüm başka bir hayatın kaynağıdır. Bu hayata gelirken de ağladık , eziyet çektik ; bu hayata da eski şeklimizden soyunarak girdik.

Başımıza bir kez gelen şey büyük bir dert sayılamaz. Bir anda olup biten bir şey için bu kadar zaman korku çekmek akıl karı mıdır? Ölüm uzun ömürle kısa ömür arasındaki ayrımı kaldırır çünkü yaşamayanlar için zamanın uzunu kısası yoktur. Aristo, Hypanis ırmağının suları üstünde bir tek gün yaşayan küçük hayvanlar bulunduğunu söyler. Bu hayvanlardan, sabahın saat sekizinde ölen genç, akşamın beşinde ölen yaşlı ölmüş sayılır. Bu kadarcık bir ömrün bahtlısını, bahtsızını hesaplamak hangimize gülünç gelmez? Ama, sonsuzluğun yanında, dağların, ırmakların, yıldızların, ağaçların hatta bazı hayvanların ömrü yanında bizim hayatımızın uzunu, kısası da o kadar gülünçtür... Doğa bunu böyle istiyor. Bize diyor ki : «Bu dünyaya nasıl geldiyseniz, öylece çıkıp gidin. Ölümden hayata geçerken duymadığımız kaygıyı, hayattan ölüme geçerken de duymayın. Ölümünüz varlık düzeninin, dünya hayatının koşullarından biridir.

Hayat bir işinize yaramadıysa, boşu boşuna geçtiyse, onu yitirmekten ne korkuyorsunuz? Daha yaşayıp da ne yapacaksınız?

Yaşadığımız her an, hayattan eksilmiş, harcanmış bir andır. Ömrünüzün her günkü işi, ölüm evini kurmaktır. Hayatın içinde iken ölümün de içindesiniz; çünkü hayattan çıkınca ölümden de çıkmış oluyorsunuz. Ya da şöyle diyelim, isterseniz: Hayattan sonra ölümdesiniz; ama hayatta iken ölmektesiniz. Ölümün, ölmekte olana ettiği ise, ölmüş olana ettiğinden daha acı, daha derin , daha can yakıcıdır.

Hayattan edeceğiniz karı ettiyseniz, doya doya yaşadıysanız, güle güle gidin.

Niçin hayat sofrasından, karnı doymuş bir misafir gibi kalkıp gidemiyorsun?

Niçin günlerine, yine sefalet içinde yaşanacak; yine boşuna geçip gidecek başka günler katmak istiyorsun?
Hayat kendiliğinden ne iyi, ne kötüdür: Ona iyiliği, kötülüğü katan sizsiniz.

Dünyayı size bırakıp gidenler gibi, siz de başkalarına bırakıp gidin. Hep eşit oluşunuz benim adaletimin esasıdır. Herkesin bağlı olduğu koşullara bağlı olmaktan kim yerinebilir? Hem sonra, ne kadar yaşarsanız yaşayın, ölümde geçireceğiniz zamanı değiştiremezsiniz: Ölümden ötesi hep birdir. Beşikte iken ölseydiniz, o korktuğunuz mezarın içinde yine o kadar zaman kalacaktınız.
Hiçten daha az bir şey olsaydı, ölüm hiçten daha az korkulacak bir şeydir denebilirdi :
Ölüm size ne sağken kötülük eder, ne ölüyken; sağken etmez, çünkü hayattasınız; ölüyken etmez, çünkü hayatta değilsiniz.

Hiç kimse yaşamından önce ölmüş sayılmaz; çünkü sizden arta kalan zaman da, sizden önceki zaman gibi sizin değildir: Ondan da bir şey yitirmiş olmuyorsunuz.

Bizden önce geçmiş zamanları düşün. Bizim için onlar yokmuş gibidir.

Hayatınız nerede biterse, orada tamam olmuştur. Hayatın değeri uzun yaşanmasında değil, iyi yaşanmasındadır: Öyle uzun yaşamışlar var ki, pek az yaşamışlardır. Şunu anlamakta geç kalmayın: Doya doya yaşamak yılların çokluğuna değil, sizin gücünüze bağlıdır. Her gün gittiğiniz yere hiçbir gün varmayacağınızı mı sanıyorsunuz? Avunabilmek için eş dost istiyorsanız, herkes de sizin gittiğiniz yere gitmiyor mu?
Ömrün bitince, her şey de seninle yok olacak.

Herkes aynı akışın içinde sürüklenmiyor mu? Sizinle birlikte yaşlanmayan bir şey var mı? Sizin öldüğünüz anda binlerce insan, binlerce hayvan, binlerce başka varlık daha ölmüyor mu?

Madem geri dönemezsiniz, niçin kaçınıyorsunuz? Birçok insanın ölmekle, dertlerinden kurtulduğunu görmüşsünüzdür ama kimsenin ölmekle daha kötü olduğunu gördünüz mü? Kendi görmediğiniz, başkasından da duymadığınız bir şeye kötü demek ne büyük saflık! Öldüğünüz zaman yaşınızı doldurmamış da olsanız, hayatınızı doldurmuş oluyorsunuz. İnsanın küçüğü de büyüğü gibi bir insandır. İnsanların ne kendileri ne de hayatları arşınla ölçülemez. Sonsuz bir hayatın ne çekilmez olacağını bir düşünün.

Son gününüzden niçin bu kadar korkuyorsunuz? O gün, sizi öldürmede öteki günlerinizden daha fazla bir iş görmüyor ki! Yorgunluğu yapan son adım değildir son adımda yorgunluk yalnızca ortaya çıkar. Bütün günler ölüme gider son gün varır.»

Acaba niçin savaşlarda kendi ölümümüz de, başkalarının ölümü de bize evlerimizdeki ölümden çok daha az korkunç gelir? Öyle olmasaydı ordu hekimlerle, ağlayıp sızlayanlarla dolardı. Acaba niçin ölüm her yerde aynı olduğu halde köylüler ve yoksul insanlar ona çok daha metin bir ruhla katlanırlar? Ben öyle sanıyorum ki bizi korkutan ölümden çok bizim, cenaze alaylarıyla, asık suratlarla ölüme verdiğimiz korkunç durumdur... Çocuklar sevdiklerini bile maske takmış görünce, korkarlar. Biz de öyle. İnsanların ve her şeyin yüzünden maskeyi çıkarıp atmalıyız.”


Yaşamının nedenini bilen insan ölümünün de nedenini bilir ve ölümden korkmaz.
İnsanın ölümden korkması doğal görülmelidir. Bu korku sadece insanın önünde sınırlı bir zamanın bulunduğu hakkındaki bilgi değildir , ölüm hakkındaki bilgisizliktir. Böyle bir duyguya sahip olmak doğaldır. Fakat bütün insanların böyle bir duyguya sahip olduklarını söylemek güçtür. İnsanlar arasında gününü gün eden ya da öbür dünyaya hazırlananlar vardır. İnsanlar değişik değer duygularına sahiptir. Değer duygusu, insanın eylemlerini yöneten etkendir. Böyle olduğuna göre bu dünyayı bir zindan, gelip geçici bir dünya olarak görenler daima çıkacaktır. Hangi görüşe inanılırsa inanılsın bilinmelidir ki; Yaşam insan için en büyük armağandır. Ama tesadüfen gelmiş olsun, ama Tanrıdan olsun, bu armağan en güzel şekilde değerlendirilmelidir.

01-05-2006 01:21

Re: Ölümden sonra ne oluyor?
 
Bilgi sahibi olunmadan yargı sahibi olunmaz. Eğer olunursa buna önyargı denir. Ölüm sonrası ile ilgili insanlığın hiç bir bilgisi yok. Bilinen tek gerçek bir yok oluş. Bunun dışındaki her fikirbir önyargı ve *doğmatik inanç olarak kalacaktır. Tanrının varlığına inanmak bile ölüm sonrası yaşamın olacağını gerektirmez. Diyelim ki "bu dünya ne muhteşem mutlaka bir yaratıcısı vardır" dedik ama yaratıcının bizleri tekrar direlteceği ne malum?

Ben bu konuda Ahmet Altan'ın "ölüm sonrası karanlık" ifadesini hoş buluyorum. Hem dinsel inançları reeden ama hem de kulağa hoş gelmeyen "ölümden sonra başka bir yaşam yoktur" *yerine daha agnostik bir ifade bence.

pante 01-05-2006 01:32

Re: Ölümden sonra ne oluyor?
 
Ölümü ve ölüm sonrasını dincilerden öğrenirseniz, yaşamı da zehir edersiniz kendinize..

Ölüm acısı zordur

“Ahmet Mekkî Efendi”, bir günki vaazında,
Konuşurken, “Ölüm”den açılmıştı mevzû da.
Biri ona sordu ki: (Efendim, bu insanlar,
Acaba can verirken, ne kadar acı duyar?)
Cevaben buyurdu ki: (“Ölüm”ün en hafifi,
Öyle şiddetlidir ki, mümkün olmaz târifi.
Ne zaman ki bir kişi, gelse ölüm hâline,
Sanki konur “İki dağ” omuzu üzerine.
İğnenin deliğinden çıkacak rûhu sanır,
Yerle gök birleşir de, o arasında kalır.
Sanki onun içinde, bir “Dikenli çalı” var,
Onu tutup, ağzından, kuvvetle çekiyorlar.
Bütün hücrelerine, takılmış dikenleri,
Çektikçe parçalıyor, takıldığı yerleri.
“Can verme”nin acısı, fazladır hattâ şundan,
İnsana “Yetmiş” defa kılıç vuruluşundan.
Fakat “Mü’min”, görerek hûri ve melekleri,
Onların zevki ile, duymaz bu elemleri.
Daha da şiddetlidir lâkin “Kabir azabı”,
Hiç kalır buna göre, can verme ıstırabı.
Çünki kabir, yakındır âhiret hayatına,
Benzer azabları da, âhiret azabına.
Bu kabir azabı da, böyle çok şiddetliyken,
Hiç kalır “Mahşer”deki azablara nisbeten.
Bir damlanın, deryaya nisbeti nasıl ise,
Bunlar da birbiriyle, edilmez mukayese.
O meydanda “Bin sene” bekleşirken insanlar,
Güneş, bir mızrak boyu yaklaşıp halkı yakar.
Bir ayağın üstünde bulunur binbir ayak,
Günahlarına göre, tere batar cümle halk.
Öyle çok sıkışır ki, kâfirler izdihamdan,
Temennî ederler ki, kurulsa hemen “Mîzan”.
Derler ki: “Hesabımız görülse de hemence,
Şu sıkıntılı hâlden, kurtulsak bir an önce.”
Halbuki bilmezler ki, bitince sual hesap,
Başlıyacak bu sefer, daha elîm bir azap.
Çünki girecekleri “Cehennem”in ateşi,
Öyle şiddetlidir ki, bulunmaz aslâ eşi.
“Mahşer” meydanındaki acı ve sıkıntılar,
“Cehennem azabı”nın yanında hiç kalırlar.
Bir kum taneciğinin, kâinata nisbeti,
Ne ise, öyle çoktur Cehennemin şiddeti.
Oradan bir kıvılcım, dünyaya düşse eğer,
Onun hararetinden, bu dünya erir, biter.
Hem kalmaz bir kararda, azablar Cehennemde,
Gün geçtikçe şiddeti, durmadan artar hem de.
Kalbinde zerre kadar “Doğru îmân”ı olan,
Cehenneme girse de, çıkarılır sonradan.

sodomo-- 01-05-2006 02:28

Re: Ölümden sonra ne oluyor?
 
yahu pante dostum nereden buldun bu Ahmet Mekkî Efendi denen cehennem ağızlıyı ? :)

yani bu adamın yazdıklarını okumak yeter zaten cehennem azabı duymak için.

vallahi üşenmesem "ölüm anı deneyimleri" diye bir başlık açacağım ve anlatacağım ölüm anı deneyimlerini- ki en çok ilgi duyduğum metafiziki konudur- ve bir hoş olacak insanların içi.

GOD IS LOVE diyor bu deneyimi yaşayan her Amerikalı.

İlginç bu deneyimi yaşayanların hiçbirisi bunun halisünayson olduğunu kabul etmiyor çünkü deneyim hyper-realite boyutunda yaşanıyor. Yani bizim bu dünyada gerçek diye algıladığımız ve gerçeği tanımlarken kullandığımız ne var ise orada bunun hyper'i mevcut. Hatta oradan bakılınca burası rüya gibi kalıyormuş. Yani diyolar ki siz bu dünyaya gerçek mi diyosunuz ? bırakın hayaller aleminde yaşamayı hakikate gelin hakikate diyor hepsi.

Kristal şehirler mi dersin, Bilgi tapınakları mı, eski uygarlıklara ait cennetler mi ? sonra tarihte dilediğin yere gidebilme özgürlüğü mü mesela Eski Mısıra vb. en ilgincide bu dünyadaki her uygarlığın orada kendisine ait bir cennetinin olması. Sonra istediğin "guru" ile görüşebiliyorsun mesela ve orada da öğretmenler var sana her konuda bilgi veren ve eğiten, şahsen ben Socrat ile görüşmeyi isterim. Tabii daha önce ölmüş aile üyelerin ile görüşmeler, hasret gidermeler de cabası.

Gidip gelenlerin büyük bir çoğunluğu diyor ki ; dünyada milyonlarca yıl yaşasanız bile yine de oradaki bir anlık kalışınıza ve yaşadıklarınıza denk düşmez. Ölümden daha güzel bir şey yoktur diyorlar abiciğim daha ne diyeyim.

Vallahi pante dostum senin korkuttuğun insanları biraz ferahlattım bu kadar yeter şimdilik.

01-05-2006 02:42

Re: Ölümden sonra ne oluyor?
 
Gerçekten de "gidip-gelenlerin" olduğuna inanıyor musun sodomo?

sodomo-- 01-05-2006 03:04

Re: Ölümden sonra ne oluyor?
 
sevgili Cem, "gidip-gelme" de gerçek, reenkarnasyon da gerçek, "öbür taraf" da. Benim asıl şüphem bu dünya ile ilgili :)

pante 01-05-2006 11:46

Re: Ölümden sonra ne oluyor?
 
Ben Ölecek Adam Değilim

Kapımı çalıp durma ölüm,
Açmam;
Ben ölecek adam değilim.

Alıştım bir kere gökyüzüne;
Bunca yıllık yoldaşımdır bulutlar.
Sıkılırım,
Kuşlar cıvıldamasa dallarında,
Yemişlerine doymadığım ağaçların,
Yağmur mu yağıyor,
Güneş mi var,
Farketmeliyim
Baktığım pencereden.
Deniz görünmeli çıksam balkona.
Tamamlamalı manzarayı
Karlı dağlarla sürülmüş tarlalar.
Ekmekten olamam doğrusu,
Nimet bildiğim;
Sudan geçemem,
Tuzludur teneffüs ettiğim hava.
Ya nasıl dururum olduğum yerde,
Öyle upuzun yatmış,
İki elim yanıma getirilmiş,
Hareketsiz,
Sükûta râmolmuş;
Sanki devrilmiş bir heykel?

Ellerim ne der sonra bana?
Soğumuş kalbime ne cevap veririm?
Utanmaz mıyım ayaklarımdan?

Kalkmalıyım,
Dolaşmalıyım,
Sokaklarda, parklarda.
El sallamalıyım
Giden trenlere,
Kalkan vapurlara.
Bilmeliyim,
Gölgelerin boyundan,
Saatin kaç olduğunu...
Islık çalmalıyım.
Türkü söylemeliyim
Yol boyunca,
Keyfimden ya hüznümden.
Geçmiş günleri hatırlamalıyım,
Dalıp dalıp akarsuya,
Hayaller kurmalıyım,
Güzel geleceğe dair.
Yanımdan geçenler olmalı,
Selâm almalıyım;
Robenson'u düşünmeliyim,
Garipliğini:
Şükretmeliyim
İnsanlar arasında olduğuma.
Nedir ki eninde sonunda ölüm?
Ayrı düşmek değil mi aşinalardan?

Kapımı çalıp durma ölüm,
Açmam;
Ben ölecek adam değilim.

Cahit Sıtkı Tarancı

pante 01-05-2006 12:34

Re: Ölümden sonra ne oluyor?
 
Bilmezler ki Bu Kabirle Yoktur Alakam

Kabrime çiçek getirenlere gülerim;
Gafil kişilermiş şu insanlar vesselam;
Bilmezler ki bu kabirle yoktur alakam;
Ben o çiçeklerdeyim, ben o çiçeklerim.


Cahit Sıtkı Tarancı


Eflâtun ölüme "nimetlerin en büyüğü" derken, hiç de haksız olmayan bir hükmü dile getiriyor olmalı.
Aslında ölümü kendimize biz düşman yapıyoruz. Zamana ve mekâna sığmayan arzularımızı, duygu ve düşüncelerimizi 60-70 yıllık dar bir şeride sığdırma gayretimiz, bizim için ölümü tatsız kılıyor. Sonsuzluğu isteyen akıl ve kalbimizi, birgün işlemez olacak vücudumuzun emrine verdiğimiz; kabirden öteye geçemeyecek sevdaların, ancak kabre kadar sürecek dostlukların ağına kendimizi hapsettiğimiz an, iç dünyamızda bir bocalamadır başlıyor. Herşeye endişeyle baktıran, hayatın tadını kaçıran bir bocalama.
Ebediyet arzusu; yaratılış toprağımıza ekilen en kudretli tohum bu olsa gerek. Gelip geçici şeyler bize huzur vermiyor. Her ayrılık bizi acıya boğuyor. Asırlardır ebedî bir hayatın formülünü arıyoruz.
Antropoloji, arkeoloji gibi disiplinlerle desteklenen insanlık tarihi, insandaki ebediyet arzusunu açıkça ortaya koyuyor. Tarihçi ve sosyal ilimci Richard Cavendish, insanların eskiden beri bazı tabiî olaylardan hareket ederek âhiretin varlığına dair bazı işaretler çıkardıklarını anlatıyor. Kışla bahar, med ve cezir, geceyle gündüz, güneşin batışı ve yeniden doğuşu, ayın büyüyüp küçülmesi, ipekböceğinin kelebeğe dönüşmesi, çağlar boyu insanlığa öldükten sonrasının da var olduğunu ihtar ederek, ebediyet arzusunu tatmin edegeldi. İlkçağda Mısırlılar güneşi, Yunanlılar da kelebeği âhiretin sembolü olarak kullanıyorlardı. Aztekler de âhiret hayatını sembolize etmek için güneşi kullandılar. Hindular ise, solan çiçekleri dirilişin sembolü olarak görüyorlar. Ölüm sonrasına dair araştırmalarıyla tanınan Elizabeth Kübler-Ross, ölmesi kesin hastaların ekseriyetle kelebeği kendileri için yeni bir hayatın müjdecisi olarak gördüklerini belirtiyorlar.
İnsan ruhu sonsuzluğa meftun olduğu içindir ki, bütün semavî dinler ebedî bir hayat müjdesiyle, ölümün dehşet veren yüzünü aydınlığa çeviriyorlar. Ölümden 190 yerde söz edilen Kur'ân-ı Kerim'de, bütün âyetlerin üçte biri öldükten sonra dirilmeyle ilgili.

pozitivizmin kurucusu Auguste Comte, "Ruhu ve ebediyeti aramak, insanlığın tekâmülü içindeki çocuksu bir merhalenin ürünüdür" diyordu.

Bu dünyadan başka bir dünya yok, arama;
Senden benden başka düşünen yok, arama!
Vaz geç ötelerden, yorma kendini:
O var sandığın şey yok mu, o yok arama!


Ömer Hayyam

01-05-2006 12:48

Re: Ölümden sonra ne oluyor?
 
[b]
Re-cycle ediyorsun Abdozt!! Zehirli varillere, denize dökülen petrole, Zeki Müren'e, kürkü için diri diri yüzülen tilkiye olan sana da oluyor. Bir bacağından tutup çukura atıyorlar, sonra re-cycle edip toprağa, dünyaya karışıyorsun. Gezegen seni absorbe ediyor. Sen gezegenin bir parçası oluyorsun, gezegendeki herşeyde senden bir parça oluyor. Atomların dağılıyor.

Henüz yakılmayı vasiyet edemediğimiz için (krematoryum yok, dinleri islamiyete aykırıymış) 'çukura atıyorlar' dedim.

Kıymet Nadir Bindebir

pante 01-05-2006 13:03

Re: Ölümden sonra ne oluyor?
 
Bakın ünlü yazar Jorge Luis Borges şiirinde bunu ne güzel anlatmış.

Eğer yeniden başlayabilseydim yaşama.
İkincisinde daha çok hata yapardım.
Kusursuz olmaya çalışmaz, sırtüstü yatardım.
Neşeli olurdum, ilkinde olmadığım kadar.
Çok az şeyi ciddiyetle yapardım.
Temizlik sorun bile olmazdı, asla. Daha çok riske girerdim.
Seyahat ederdim, daha fazla.
Daha çok güneş doğuşu izler, daha çok dağa tırmanır,
daha çok nehirde yüzerdim.
Görmediğim birçok yere giderdim.
Dondurma yerdim doyasıya ve daha az bezelye.
Gerçek sorunlarım olurdu. Hayali olanların yerine.
Yaşamın her anını gerçek ve verimli kılan insanlardandım ben.
Yeniden başlayabilseydim eğer, yalnız mutlu anlarım olurdu.
Farkında mısınız bilmem. Yaşam budur zaten: Anlar sadece anlar
Sizde anı yaşayın.
Eğer yeniden başlayabilseydim.
İlkbaharda pabuçlarımı fırlatır atardım.
Ve sonbahar bitene kadar yürürdüm çıplak ayaklarla.
Bilinmeyen yollar keşfeder, güneşin tadına varır.
Çocuklarla oynardım. Bir şansım daha olsaydı eğer.
Ama işte seksen beşindeyim ve biliyorum...
Ölüyorum.


Bu şiirde katılmadığım tek taraf, bezelyenin daha az yenmesi.:)

Biliyoruz ve ölüyoruz, peki ne bekliyorduk hayattan ve neler aldık? Bu soruyu sorma cesaretini insan sanırım aslında ölüm karşısında ne kadar aciz olduğunu gördüğü an sormaya başlıyor. İşte bu nedenledir ki onunla çok yakınlaşan insanların hayata bakış açıları değişmektedir, hatta kişilikleri. Hayata daha sıkı sarılıp daha az kırıcı, daha çok paylaşımcı ve daha barışçı olmaktadırlar. Sonu hatırlamak, ölüm anını düşünmek burada bırakacaklarımızın neler olması gerektiği sorusunun yanıtını bize verecektir.
Dikkat edilecek olursa neleri bırakacaklarımız dışında birşeyden de bahsedemiyoruz, çünkü götüreceğimiz hiçbir fiziksel madde olmayacaktır. Bırakacağımız eserler maddi veya manevi uzunca bir süre yaşama şansına sahiptir. Hatta o kadar değerli bir eser bırakabilirsiniz ki on yıllar değil, bin yıllar boyunca değerini kaybetmeden kalabilir.
Bunun yanında duyacağınız manevi tatmin ve alınan derslerin de ruhsal gelişime katkıda bulunacağını ve tekamül yolunda atılan adımlar olduğunu söyleyebiliriz.

pante 01-05-2006 13:35

Re: Ölümden sonra ne oluyor?
 
Ölüm anında yaşanılacağını düşündüğünüz acılardan mı korkuyorsunuz en çok?
Yoksa öldükten sonra yok olmaktan mı?

"Ölüm anı bir kaç dakika, ya da bir kaç saniye. Geçer gider ama sonsuz yokoluş kabullenilir bir şey değil" mi diyorsunuz?
Ne bekliyordunuz? Sefil hayatınızın sonsuza kadar sürmesini mi?
Ne umuyordunuz? 100 nesil, 1000 nesil önce yaşayanlarla birlikte bir yaşam sürmeyi mi?
Küçücük dünyayı yüzmilyarlarla paylaşmayı mı?
Ölmemek ve sonsuz yaşamak için ne değeriniz, ne üstünlüğünüz var?
Neyi kaybedeceksiniz? Ya da siz ölünce dünya ne kaybedecek?
Öleceksiniz ki yeni yaşamlar yer bulsun dünyada?
Öncekiler ölmeseydi eğer siz yaşam armağanına kavuşabilecek miydiniz?
Baktığınız bir hayvanı, kuşu, kediyi ya da köpeği düşünün..
O'nun sizinle olması, öncekilerin ölmesi sayesindedir. Bu diriliği, canlılığı, neşesi, hayat sevinci
ölüm sayesindedir. O da ölecek ve gelecek nesillerdeki yaşamlar için yenileri gelecek.
Ölümü kabullenemeyiş, sonsuz hayat arzusu egonuzdandır sadece, yaşama isteğinden değil.
Bilseniz ki öldükten sonra, başka bir kişilik olarak dünyaya geleceksiniz. Tatmin olmazsınız. İstersiniz ki "ben" olarak devam edeyim. Ruhunuz aynı ruh olarak sürdürsün yaşamı, ya bu dünya da ilelebet, ya reankarnasyonla tekrar, ya da cennette..
Oh ne ala.. Bunu hak edecek ne yaptınız dünyada? Bu neyin mükafatı?

Yaşamanın sırlarını bileydin
Ölümün sırlarını da çözerdin;
Bugün aklın var, bir şey bildiğin yok:
Yarın, akılsız, neyi bileceksin?


Ömer Hayyam

spartacus 01-05-2006 15:50

Re: Ölümden sonra ne oluyor?
 
Ölenler nereye mi giderler, hiç doğmayanların olduğu yere. Seneca (MÖ 5- MS 65)

sodomo-- 01-05-2006 16:25

Re: Ölümden sonra ne oluyor?
 
Kabrime çiçek getirenlere gülerim;
Gafil kişilermiş şu insanlar vesselam;
Bilmezler ki bu kabirle yoktur alakam;
Ben o çiçeklerdeyim, ben o çiçeklerim.

Cahit Sıtkı Tarancı

pante bu harikaydı. Teşekkürler.

abdozt 01-05-2006 20:12

Re: Ölümden sonra ne oluyor?
 
İlk olarak herese vakit ayırıp cevap yazdıgı için teşekkür ediyorum.Azda olsa düşüncelerinizi öğrenmiş oldum.Ben diğer dünya inancına sahibim onuda belirteyim ayrıca.
Gerçekten güzel cevaplar vardı.Fakat tek takıldığım nokta(herkesin inancına saygım sonsuz)bi arkadasın Ahmet Mekki efendi(tanımam etmem) denen adama cehennem ağızlı gibi bir ibare kullanması kanımca yanlış.Birde forumlarda dikkatimi çeken tanımadıgınız insanlara bile(mesela ben.Saygı ifadesi kullanırken dünyanın 3te birinin peygamber olarak kabul ettiği Hz Muhammed'e en azından başına bi saygı ifadesi konulması gerektiğini düşünüyorum -ki bugune kadar hiç bir papazın ismini biyerde yazarken yada kullanırken saint ifadesini eksik bırakmamışımdır)

Herkese çok teşekkür ediyorum.

maddeoz 01-05-2006 20:36

Re: Ölümden sonra ne oluyor?
 
ölümden sonra bişey olmaz, ölürsün.
neden kendini bu kadar değerli sayıyorsun ki, bişey olsun.
ölür gidersin hepsi bu.
bi karıncayı ezdiğinde ne oluyorsa,
ben de kalp krizi geçirdikten sonra aynısı olacak.
ya da bi hücrenin içindeki parçacıklar yırtıldığında.
ölümden korkuyor muym_? korkuyorum tabi!
ama ne demiş x (bu sözün sahibini bilmiyorum, sofinin dünyasında geçiyordu)
ölümden korkmak gereksizdir, çünkü biz varken ölüm yoktur, ölüm olduğunda da biz olmayacağız!

pante 01-05-2006 20:39

Re: Ölümden sonra ne oluyor?
 
Abdozt kardeş;
Hz. kısaltmasını genellikle kullanmaya gayret ederim. Bu konuda hassasiyet olduğunu düşündüğüm için.
Ancak bunun istenmesini çok anormal buluyorum.
Buna neden ihtiyaç duyduğunu anlamak mümkün değil. Sadece isim, sende nasıl bir rahatsızlık yaratıyor açıklar mısın? Ruh halinin anlaşılması açısından.
Peygamberliği kutsal gördüğünden mi?
Yoksa büyük insan oldukları için mi?
Attila, Alparslan, Mevlana, Fatih, kanuni, Atatürk için gerekmez ama değil mi?
Onları peygamberlerle kıyasladığımdan değil.
Sade bir vatandaşa göre onlar da büyük insan.
Ama arkadaşın gibi isminle hitap ediyorsun onlara.
Seni cennete kavuşturacağını hesaplayarak dini etiketi olanlara ise saygı müthiş.
Bediüzzaman Said-i Nursi hazretleri radiallahü anh :)
Allah bile aynı saygıyı göremiyor bunlardan.
Arada bir (c.c) koyarlar anlamını bilmeden.
Hz. Muhammed denince eller kalpte. İsa, Musa dedin mi onlar ikinci sınıf öyle mi?
Bunun adına halk dilinde ne denir biliyorsun değil mi?

sodomo-- 01-05-2006 20:43

Re: Ölümden sonra ne oluyor?
 
Ahmet Mekki efendi(tanımam etmem) denen adama cehennem ağızlı gibi bir ibare kullanması kanımca yanlış

bak abdozt kardeşim bi şuna;

Kabrime çiçek getirenlere gülerim;
Gafil kişilermiş şu insanlar vesselam;
Bilmezler ki bu kabirle yoktur alakam;
Ben o çiçeklerdeyim, ben o çiçeklerim.

Cahit Sıtkı Tarancı ve cennet ağızlı bir insan


bir de bak şuna ;

Ahmet Mekkî Efendi”, bir günki vaazında,
Konuşurken, “Ölüm”den açılmıştı mevzû da.
Biri ona sordu ki: (Efendim, bu insanlar,
Acaba can verirken, ne kadar acı duyar?)
Cevaben buyurdu ki: (“Ölüm”ün en hafifi,
Öyle şiddetlidir ki, mümkün olmaz târifi.
Ne zaman ki bir kişi, gelse ölüm hâline,
Sanki konur “İki dağ” omuzu üzerine.
İğnenin deliğinden çıkacak rûhu sanır,
Yerle gök birleşir de, o arasında kalır.
Sanki onun içinde, bir “Dikenli çalı” var,
Onu tutup, ağzından, kuvvetle çekiyorlar.
Bütün hücrelerine, takılmış dikenleri,
Çektikçe parçalıyor, takıldığı yerleri.
“Can verme”nin acısı, fazladır hattâ şundan,
İnsana “Yetmiş” defa kılıç vuruluşundan.
Fakat “Mü’min”, görerek hûri ve melekleri,
Onların zevki ile, duymaz bu elemleri.
Daha da şiddetlidir lâkin “Kabir azabı”,
Hiç kalır buna göre, can verme ıstırabı.
Çünki kabir, yakındır âhiret hayatına,
Benzer azabları da, âhiret azabına.
Bu kabir azabı da, böyle çok şiddetliyken,
Hiç kalır “Mahşer”deki azablara nisbeten.
Bir damlanın, deryaya nisbeti nasıl ise,
Bunlar da birbiriyle, edilmez mukayese.
O meydanda “Bin sene” bekleşirken insanlar,
Güneş, bir mızrak boyu yaklaşıp halkı yakar.
Bir ayağın üstünde bulunur binbir ayak,
Günahlarına göre, tere batar cümle halk.
Öyle çok sıkışır ki, kâfirler izdihamdan,
Temennî ederler ki, kurulsa hemen “Mîzan”.
Derler ki: “Hesabımız görülse de hemence,
Şu sıkıntılı hâlden, kurtulsak bir an önce.”
Halbuki bilmezler ki, bitince sual hesap,
Başlıyacak bu sefer, daha elîm bir azap.
Çünki girecekleri “Cehennem”in ateşi,
Öyle şiddetlidir ki, bulunmaz aslâ eşi.
“Mahşer” meydanındaki acı ve sıkıntılar,
“Cehennem azabı”nın yanında hiç kalırlar.
Bir kum taneciğinin, kâinata nisbeti,
Ne ise, öyle çoktur Cehennemin şiddeti.
Oradan bir kıvılcım, dünyaya düşse eğer,
Onun hararetinden, bu dünya erir, biter.
Hem kalmaz bir kararda, azablar Cehennemde,
Gün geçtikçe şiddeti, durmadan artar hem de.
Kalbinde zerre kadar “Doğru îmân”ı olan,
Cehenneme girse de, çıkarılır sonradan.


Yahu bu adama cehennem ağızlı demişim ama az söylemişim adam cehennemin ta kendisiymiş.
İbretlik bu adamlar. İşte bakında bir şeriatçının ruh haliyatını görün. Bunların yaşamıda ölümü de bir korku filmi seyreder gibi algılarlar ama suç onlarda da değil Kuran da ve Kuranı yazan Muhammed de. Üstelik Muhammedi kim peygamber olarak görüyorsa o ona Hz. li ifade kullansın ben neden Hz. diyecekmişim ki ? Yani üvey evladına eşini boşattırıp kendisi alan ve bütün müslümanlara da üvey evladının eşi ile evlenmeyi helal kılan birisinin hazretlik nesi var.

Benden O na saygı da yok sevgide kimse kusura bakmasın kardeşim.

yenidendogus 07-05-2006 22:34

Re: Ölümden sonra ne oluyor?
 
ŞU Raymond Moody'nin "Ölüme Yakın Deneyimler" kitabında sıkça sözü edilen kişinin ölü ya da yaralı bedenini görmesi olayı, beynin evrimsel bir tepkisiymiş. Buna dublesini görme deniyormuş. Kalp durduğunda beden acıyı azaltıcı bir enzimi devreye sokarak bu tip bir görüş sağlıyormuş. Bi ara burada sanırım liopleproudon isimli arkadaş ölüm anında karanlık değil beyazlık görüldüğü tahmin ediliyor demişti. Bence de mantıklı. Bir de benim bir tahiminim var bu konuyla ilgili. Evren yaşamımızda aldığımız tüm kararlarla paralel olarak genişleyip daha da karmaşıklaşıyormuş. Multivers evrenler, yani bu paralel evrenlerin hepsinde bizim yaşayabileceğimiz tüm olasılıklar mevcut olabilir mi? Örneğin benim mesela bir mühendis olarak değil de bir öğretmen olarak yaşamımı sürdürdüğüm bir evren var mı?

Belki ölüm anından hemen sonra o paralel evren kesitinde başka bir olasılığı yaşıyor olabilir miyiz? Sonsuza kadar duyumsadığımız bir şimdiki zamanda yaşıyor olabilir miyiz? Ben ameliyat oldum geçen ay. Narkozlu olduğum an hakkında en ufak bir fikrim yok. O zaman ölüm anıyla ilgili de en ufak bir fikrimiz yok demektir. Sonuçta hastanedeki yatağımda uyandığımda anlayabiliyorum varolduğumu. Bilinç nereye gidiyor?? Hatırladıklarımız?? Başka bir paralel evrende başyka bir olasılığın için de mi uyanıcaz kimbilir??
Bu sadece bir tahmin benim düşüncem...

sodomo-- 07-05-2006 23:15

Re: Ölümden sonra ne oluyor?
 
sevgili yenidendoğuş,

Bu ölüm anı deneyimleri, yalnızca ölüm anına özgü değil. Her ne kadar ölüm anında (özellikle kalp krizi sebebiyle gerçekleşen ölümler) baskın bir şekilde yaşansa da bunun yanında bazı uyuşturucu maddeler ile (LSD vb.), seks ve orgazm sırasında, rüyalarda, katamine etkisi, bazı ameliyat prosedürlerinde, yoga vb. meditasyon uygulamalarında ve dahi ortada tetikleyici hiç bir sebep yok iken bile deneyimlenebilen birşey.

Yani "ölüm anı deneyimleri" ile apayrı bir alanı (özellikle halüsinasyonlarda görülmeyen) anlatmak mümkün. Yani yaşanan deneyimin ve anlatılanların bir "ölüm anı deneyimimi" yoksa "halüsünasyon" mu yoksa "rüya" mı, "hayal" mi vb. olduğunu anlamak mümkün ve bugün beyin nörofizyolojisi ve psikiyatri dahi bir çok bilim dalının üzerinde araştırma yaptığı bir konu.

Özellikle belirmek isterim ki bütün bu deneyim süreçlerinin insan beynin'in içinde gerçekleşmesi ve dahi bir insan hayatta iken gerçekleşmesi bile onun mucizevi yönünü ortadan kaldırmıyor.

Bu konuda detaylı bilgilerim mevcut ve en kısa ssürede bu forum da herkese aktarmayı düşünüyorum.

Bu konuda ortaya çıkan bir gerçek şu ki ; İnsan beyni "öbür taraf" ile temas kurabilecek bağlantılara sahip.

Şimdilik bunları söyleyeyim, önümüzdeki günlerde bu kounu da detaylı bilgiler aktaracağım.

soro 07-05-2006 23:39

Re: Ölümden sonra ne oluyor?
 
sodomo,
Bu konuda ortaya çıkan bir gerçek şu ki ; İnsan beyni "öbür taraf" ile temas kurabilecek bağlantılara sahip. * * * * * * demissin.

bence de dogrudur.tabir ve kavramlarda farkliliklar oluyor ama,bediuzzamanin yazdigi sudur:
"Cenab-ı Hak insanı kâinata câmi' bir nüsha ve onsekiz bin âlemi hâvi şu büyük âlemin kitabına bir fihrist olarak yaratmıştır. Ve esma-i hüsnadan herbirisinin tecelligâhı olan herbir âlemden bir örnek, bir nümune, insanın cevherinde vedîa bırakmıştır. Eğer insan maddî ve manevî herbir uzvunu Allah'ın emrettiği yere sarfetmekle hamdin şubelerinden olan şükr-ü örfîyi îfa ve şeriata imtisal ederse, insanın cevherinde vedîa bırakılan o örneklerin herbirisi, kendi âlemine bir pencere olur. İnsan o pencereden, o âleme bakar. Ve o âleme tecelli eden sıfatla, o âlemden tezahür eden isme bir mir'at ve bir âyine olur. O vakit insan ruhuyla, cismiyle âlem-i şehadet ve âlem-i gayba bir hülâsa olur. Ver her iki âleme tecelli eden, insana da tecelli eder. ..."

insan cok acaip bir varliktir.ve yaratilmis ve fakat bizim duyularimizin haricinde olan her alemle irtibat kurabilir vaziyettedir.
bu konu cok agirdir.her kafa da almaz.sana kolay gelsin

last_danger 09-05-2006 23:16

Re: Ölümden sonra ne oluyor?
 
Ölüm insanoğlunun anlayamayacağı kadar büyük bir olay. Kimbilir belki de sonrasını bilseydik yaşayamazdık. Kaçılamayacak bir durum olduğuna göre yapılacak en doğru davranış, onu en iyi şekilde karşılamak.

jeolog 12-05-2006 20:18

Re: Ölümden sonra ne oluyor?
 
Biraz da beyin jimnastiği yapalım:

NİÇİN ÖLÜYORUZ ?

yenidendogus 12-05-2006 22:10

Re: Ölümden sonra ne oluyor?
 
Sodomo teşekkürler. Aktaracağın bilgileri bekliyorum. Ama lütfen mucizeler ve sırlarla dolu değil basit ve anlaşılır kullanışlı bilgilerle dolu olsun. Bu işi mucize ve sırlarla dolu göstermek işi daha da içinden çıkılmaz bir hale sokmaktan başka bişey yapmıyor. Gerçekten kimse ölümden sonra ne olduğu hakkında fikre sahip olamaz. En azından merakımızı giderici bizi biraz daha düşünmeye ve sorgulamaya iten bilgilere ihtiyacımız var.

akson 12-05-2006 22:19

Re: Ölümden sonra ne oluyor?
 
Rastgele algılar ve elde edilmiş veriler bize bir teori kurmaz. Çünkü, kavramlar olmadan algılar kördür
Olumden sonra ne olacagini sorusuna cevap bilgi ve bilimdir.Ne kadar bilirsen o kadar mutlu yasarsin.Neden oluyoruza en mantikli cevap; neden yasamiyoruz neden olmasin?

AYATA 12-05-2006 22:51

Re: Ölümden sonra ne oluyor?
 
ÖLÜMDEN SONRA
Öldük, ölümden bir şeyler umarak.
Bir büyük boşlukta bozuldu büyü.
Nasıl hatırlamazsın o türküyü,
Gök parçası, dal demeti, kuş tüyü,
Alıştığımız bir şeydi yaşamak.

Şimdi o dünyadan hiçbir haber yok;
Yok bizi arayan, soran kimsemiz.
Öylesine karanlık ki gecemiz,
Ha olmuş ha olmamış penceremiz;
Akarsuda aksimizden eser yok
*

''Bu dünyada insanı mutsuzluğa iten üç korku var ölüm korkusu,cehennem korkusu ve tanrı korkusu''

vacsmt 24-08-2006 16:26

Re: Ölümden sonra ne oluyor?
 
Ölümden sonra bu dünya da yaptıklarımızla ilgili bir hesap mekanizması
olsa gerek diye düşünüyorum aksi takdirde örneğin 6 milyon yahudinin
öldürülmesiyle doğrudan ilintili Hitler gibi bir adamın yaptıkları yanına
kalmış olacak !Bu hiç te adil değil...
Kuran'daki ifadelere bakacak olursak kişinin özbenliği kendisi aleyhinde
veya lehinde tanıklık edecekmiş,bir tür vicdan muhasebesi olacak yani.
Tabii tüm bu cennet ve cehennem tasvirleri sembolik aslında; ruhun
başka bir boyutta yaşamına devam edeceği ve eğer bu dünya da iyiler-
dense *yeni boyuttaki yaşamında rahat edeceğini söyleyebiliriz...
Benim söyleyeceklerim kısaca bunlar. Tabii hepsi tahminden ibaret kalıyor
zira ölüpte dirilme şahsım hiç olmadı !!!:)

Murat 24-08-2006 17:06

Re: Ölümden sonra ne oluyor?
 
Ölümden sonra bu dünya da yaptıklarımızla ilgili bir hesap mekanizması
olsa gerek diye düşünüyorum aksi takdirde örneğin 6 milyon yahudinin
öldürülmesiyle doğrudan ilintili Hitler gibi bir adamın yaptıkları yanına
kalmış olacak !Bu hiç te adil değil...

Kardeş sen bulafı söylerken insanlığını katmışsın amenna ama iş öyle değil
Şimdi hesap yaplım öteki dünyada insanları ne diye sorgulayacaklar.
Müslüman olduğu içinmi?
Hıristiyan olduğu içinm?
Musevi olduğu içinmi?
ya da totem dinlerine inandığı içinmi örnekleri çoğaltabilirim gerek yok
Burda ki can alıcı nokta bu inananların hepsi tanrıya peygambere ve dinin şartlarına uymuştur. eğer bu suçsa hepsine sevapsa hepsine şimdi sen çık işin içinden.......

cokgülünc 24-08-2006 17:59

Re: Ölümden sonra ne oluyor?
 
insan ölürken ona bir bak kumandası verilir
o kumandayı aldımı insan hayretli nazarlar başlar
nasıl yani
ölen yanında bulundum hiç
mesela en çok komanada olan insanlarda belli olur
komanda ölüm hastalığında olan bir kimseye yanındaki akrabası
bak kim gilmiş seni ziyarete dese hiç bakmaz
bak en sevdiğin dostun akraban gelmiş desen bakmaz
elinde dürtsen yine bakmaz
Ama Kudret Gel diye bir sayha verir birden bire gözlerini açar hayretle bakar ve ölür evet ne oluyor bir anda orada hımmm

işte edison ne tatlı cevap veriyor edison hayatını anlatan kitapta vardır
ben okumadım da duydum
edison ölürken yanındakilere diyor ki
bu hayatan ötesi pek tatlıymış önün çok harikulade diyor

yaaa ! kudretin ayetine kendsini vermiş bulacağım icat edeceğim diyerek riyazat yapıyor yani işi ile ilgilenirken ne filan kasasıyla ne filan rütbesiyle alemin dedikodusuyla meşgul değil bir riyazat var orada öyle yaşamış
işte kudretin iltifatına mazhar olmuş onu derdemezde gözlerini kapıyor edison

yine bir avrupalı alim var ölürken yanında bulunan diğer bir alim işte kaybediyoruz diye elini tutuyor sıkıca bir vaziyette
o adam ben ileri gitmek istiyor sen geri çekiyorsun önüm çok harikulade diyor ve onu derdemez oda gözlerini kapayıp gidiyor

hulasa ölürken insalara bir bak kumandası verilir
hayretli nazarlar başlar
hastalığın acının ağrının ıztırabı başkadır ölüm zevki başkadır
karıştırma

ben bunları nerden duydum
Muhammed Şems-Üd-Din Yeşil Efendiden
Hakiki Muhammedi güneşi

1968 yılında vefat etmiştir
www.yesilhoca.com/kimdir.htm (papyonlu ve uzun saçlı resimlerini görenler şaşırırlar onlar *islam medeniyetini kaba sofu zannederler)
www.yesilhoca.com/sohbet.htm ( 1950 yıllarında ki ahlak konferanslarındaki konuşları kasete alınmıştır her ay sohbet bölümünde yenilenen sohbetleri dinleyebilirsiniz mezvuu insan nedir
Ahlak üzerinedir

www.yesilhoca.com/5.htm (burada bir cuma hutbesi vardır ilk başı arapça dua sonra türkçe hutbeye geçer)

sodomo-- 24-08-2006 18:00

Re: Ölümden sonra ne oluyor?
 
Bu ölümü niye böyle abarttığınızı anlamış değilim.Kardeşim.Bu ölüm bir tabiat
kanunu.İnsan doğar,büyür ve ölür.Bir kere bunu kabulleneceksin.Kabullenmediğin
zaman bir ömür boyu kafanı kurcalar durur bu ölüm olayı.Ben bir ateistim.
Samimiyetimle söylüyorum ki ölüm aklımın ucundan geçmiyor.Tek düşündüğüm bu
dünyada vatanıma milletime ve insanlığa nasıl bir yararım olur diye düşünmek.
Zamanı gelince de öleceğim.Bu zaman biraz da benim elimde


Ezkamo, bence sen bu forumun Zen ustasısın.
"Yücelik her zaman 'yalın' olandadır" demiş Gothe ve bence sende bu yalın geçeklikleri çok iyi kavramışsın.

Neden büyütüyoruz gözümüzde herşeyi değil mi ?,
Neden hep büyük misyonlar biçiyoruz hayata ve ölüme ?,
Neden hep "sonrası ne olacak acaba ?" diye düşünüyoruz,
Neden sıradan olanın güzelliğini göremiyoruz ? ve neden bu kadar korku içinde yaşıyoruz ?

Halbuki gerçek "an"da gizli ve "an"ı duyumsayan daha yakın gerçekliğe ve dahası belki soru sorma gereği bile duymaz ki cevaplarla uğraşsın "an"da yaşayan.

Adım adım
Duraksayarak kimi zaman
yürüyorum
hiçbirşey ve hiçbiryer arasındaki
köprüde...

Bana "Beni duyabiliyor musun ? Hepsi bu ! Ben nereden geliyorsam sen de oradan geliyorsun. Nereye gidiyorsam oraya gidiyorsun. Hepsi bu!" diyen çöl rüzgarını duyabilmem yıllar aldı...

deli_cevat 24-08-2006 18:15

Re: Ölümden sonra ne oluyor?
 
hem gerçekler her zaman adil olmak zorunda değildir gerçek adil olduğı için gerçek değildir gerçek olduğu için gerçektir

cokgülünc 24-08-2006 18:37

Re: Ölümden sonra ne oluyor?
 
dedelerimizde öyle bir muhabbet vardı ki
o muhabbetin olduğu yerde adalet olmazdı

muhabbetin tam tarifi nedir bilir misin
muhabbet öyle yakıcı bir sıfat ve haldir hangi kalbe girerse orada ondan başka ne varsa yakar yıkar çıkarır atar
tam denk tarifi *bu
o yüzden muhbbetin olduğu yerde adalet olmaz
çünkü adalette ikilik vardır sen ve ben
Muhabbete ise sadece O vardır O oluncada adalet olmuyor
bir kimse hakkını istemesede hakkı olmasada bir şeye
dedelerimiz ona hakkını verirdi *çünkü hem O vardı
al bunu bu senin hakkındır sende hakkınsın bende hakkınım hepimiz onun olalım derdi All
muhitinde huzur vardı afiyet vardı afiyet ruhun ıztırabsız anı

bunu neden söyledim
gerçek adil olduğu için gerçek değildir dedi arkadaş oradan çağrışım yaptı
bir şey çıkmasada sizde bulunsun diye söyledim :)

deli_cevat 24-08-2006 18:53

Re: Ölümden sonra ne oluyor?
 
tabi tabi kesin öyleydi zaten osmanlıda da hiç rüşvet yoktu adam kayırma yoktu canı sıkıldı osmanlının ondan yıkıldı

exclusive 24-08-2006 19:03

Re: Ölümden sonra ne oluyor?
 
Alıntı:

inkarcokgülünc";p=&quot´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 44623)
edison ölürken yanındakilere diyor ki
bu hayatan ötesi pek tatlıymış önün çok harikulade diyor

Arkadaşlar benim anladığım kadarıyla Edison da tıpkı muhammed gibi bir miraç olayına mazhar olmuş. Ölmeden hemen evvel bi öbür tarafa gitmiş, hurileri fln görmüş, akabinde geri gelip "öbür taraf süper" diyip ölmüş.

Bundan sonra kendisine Hz. Edison dememiz daha uygun olur.

mep 24-08-2006 19:32

Re: Ölümden sonra ne oluyor?
 
inkargülünç abi
*bu edison ölmek üzereyken şuuru hafiften gittiği için belki öyle bişey
demiştir.demişmidir bilmiyorum ya, işte durumun özeti bu abicim hafiften şuur gittimi insanlar ölmek üzere olmasalar bile böyle şeyler söyliye biliyolar yani,böyle hafif şuur bozukluğuna uğrayıp miraca çıktım,ay'ı böldüm,kızıldeniz yarıldı,ölüler dirildi,denizin üstünde yürüdüm,şeytanı yakaladım ağaca bağladım filan gibi bi takım şeyler söyliyebiliyolar,pek üstünde durmamak lazım esasında,bu şuurla ilgili bişey.yoksa ölüyoken melekler gelmiş cenneti görmüş,filan.ölmek üzereyken ona cenneti gösteren allah adam sağlıklıyken gösterseymiş adamda iman etseymiş kötümü olurmuş be abi,adam nası müslüman olsun nasıl iman etsin onu icat et bunu icat et adam insanlık için çalışmaktan vakit bulamamış tam ölürkende adama cenneti göster sonrada iman etmedi diye cehenneme at
allahın işi işte akıl ermiyo pek!.

GicaN 24-08-2006 21:46

Re: Ölümden sonra ne oluyor?
 
Öldükten sonra hayat olduğunu düşünmüyorum..

Ölümdan korkmadığım için ne zaman geldiği de pek önemli değil. Tabi insan gerçek bir dünyayı bırakıp ölmek istemiyor ama ne yapalım, öleceksek ölürüz...

Öldükten sonra ne olacağız sorusuna gelince, tabi ki toprak.. Humuslu toprak..

25-08-2006 08:19

Re: Ölümden sonra ne oluyor?
 
Ölüm bu..Ne hükümdar tanır , ne soytarı.Herkesi aynı iştahla yutar.

Ünlü birinin sözleriydi bu ama adını hatırlayamadım.
Hayatta tek bir şeyin garantisi var bence o da : ölüm :D

ÖLÜM DÖRTLÜĞÜ
Ölüm her aklına geldiğinde
Ah edip vah edip inleme
Bu halinle Tanrı'yı incitmiş olacaksın
Ecel kapını çaldığı zaman
Evi telaşa verme
O geldiği zaman
Sen gitmiş olacaksın.

* * * * * * * * * * * * * * * * *Anonim

spartacus 25-08-2006 10:07

Re: Ölümden sonra ne oluyor?
 
İnsanlar doğarlar, yaşamlarının ilerleyişinde, çevrelerinden, binyıllarca gelen insan edinimlerinden kazanımlar elde ederler ve bu edinimleri geliştirmeye ve aktarmaya devam ederler. Yeni doğmuş bir bebeğin hem edinimleri, hemde biyolojik olarak gelişimi ne seviyededir, oda yaşamda ona göre tepkiler verir. Ölümü düşünmez, kendi tabiatında olan sesler dışında sesler çıkartmaz. Ölüm düşüncesi insan için sonradan gelen bir edinimdir, yaşar, yaşarken yaşamında kendi adına bir sonu olduğunu görür. Özünde ölüm yaşamın bir sonu gibi görünürken diğer taraftanda bir başlangıcı olur. Başka canlılar için yaşam kaynağı...
İnsanlık binlerce yıllar evvelden bu gerçeği görmüştür, görmek şöyle dursun yaşam içinde olan ölümü insanlığın gözüne sokmuştur. İnsan istemesede bunun farkında olmuş ve sonsuz yaşam hayali ve arzusuna kapılmıştır.
Bedenin öldükten sonra karışıma gittiği, önce çürüdüğü sonra ise doğaya karıştığıda görülmüştür. Öldükten sonra kendi adına bir beden de kalmamaktadır. Bunlar insanlar için birer edinimler iken, diğer taraftanda ölümün varlığına karşı, hiç ölmeme arzusuda şiddetle hissedilmiştir.
Çürüyen bir beden var, bir zamanlar yaşayan. O halde beden çürüyor ise ölümsüzlük bedende bulunamazdı, böylelikle öldükten sonra yaşam beden üzerinden de devam edemezdi. Mumyalamalarda bu arzuyu gerçeğe dönüştürememiştir.
Çürüyen beden ise, ölümsüzlük nerede bulunabilirdi, burada devreye ruh girmiştir. Ruh bedeni kullanan ve vakti geldiğinde sonsuz yaşama uçan bir şey olarak ifade edildiğinde, artık ruha uygun dünyalar varetmek de yaşayan insanın hayal gücüne kalıyordu. Böylelikle yaşarken hissedilen ölüm korkusu, hüznü vs yaşarken bilinen bir sonsuz yaşam inancı geliştirilerek, sonsuz yaşama, aslında hiç ölmemeye denkleştiriliyordu. Buradan bir sürü masallar, ilahi olgular, güçler, ruhani alemlere kapıları aralayanlar, gerçek karşısında kaçak bir tavırla ölümü yaşarken yenmişlerdir ve yaşadıkları sürecede böyle düşünecekler ve içleri rahat edecektir. gerçek karşısında, yaşamın yolu, hayali ve ütopik alemlere açılarak sürdürülecektir, bu ise yaşayanı bağlayacaktır, bağladığı ölçüde ise yanıltacak.

Gerçek budur, doğar, yaşar ve ölür, koşulları var olduğu sürece yaşam devam eder. Daha kolay kabul edilebilir gerçekler, daha zor kabul edilebilir gerçeklere tercih ediliyor olsa bile, bu gerçeği değiştirmiyor.

Ölenler nereye mi giderler , hiç doğmayanların olduğu yere . Seneca ( MÖ 5 - MS 65 ).

Doğmadan önce ne isek, ölünce de o olacağız, ne hatırlıyorsanız doğmadan öncesi için, ölünce de o. Yüzmilyonda bir olasılık öncesindeki gibi. Hiç gelmediniz hiç yoktunuz, yaşadınız ve bitti. Karışımdaydık, karışıma(canlı-cansız madde-doğa) katıldık.
Sabah 08:00 da bayıltılmış ve akşam üzeri 16:00 da ayıltılmış bir insana saat:12:00'ı sorun. Bayıltılmıştır ve algılam kapanmıştır, işte ölüm bu algılamların tamamen susmasıdır. Gerçek kabullenmesekte budur, ve varken yönümüzü yaşama dönelim, bilinen ve basit bir gerçektir, üzerinde çok düşünmeye de büyütmeyede, illa yaşayayım diye alemler uydurmaya da *gerek yok.

İSTANBUL
Kamyonlar kavun taşır ve ben
Boyuna onu düşünürdüm,
Kamyonlar kavun taşır ve ben
Boyuna onu düşünürdüm,
Niksar'da evimizdeyken
Küçük bir serçe kadar hürdüm.

Sonra âlem değişiverdi
Ayrı su, ayrı hava, ayrı toprak.
Sonra âlem değişiverdi
Ayrı su, ayrı hava, ayrı toprak.
Mevsimler ne çabuk geçiverdi
Unutmak, unutmak, unutmak.

Anladım bu şehir başkadır
Herkes beni aldattı gitti,
Anladım bu şehir başkadır
Herkes beni aldattı gitti.
Yine kamyonlar kavun taşır,
Fakat içimdeki şarkı bitti.

Cahit Külebi.


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 05:33 .