![]() |
Bu kadar Liberalimsi nerden çıktı?
Böyle bir konu açma düşüncesi aklımda vardı, fakat, Azrail rumuzlu arkadaşımızın Akp.ye oy veren Ateistlerle ilgili başlıktaki bir iletisi bana bu konuda herkesin söyleyecek birşeyleri olduğunu düşündürdü, Bu yüzden de bu başlığı açtım.
*** Gelelim konu ile ilgili söyleyeceklerime... Açıkçası Ben şahsım olarak birçok konuda Liberteryenizme daha yakınım, fakat Türkiyede birilerinin 3 maymunu oynamassı Liberalizme ve Onun değerlerine inanan herkes gibi benim de isyan etmeme sebep oluyor. Her ideolojinin her fikrin içine etmeyi nasıl oluyor da her seferinde böylesine başarabiliyoruz? Bu tür zevattan bazılarına bu forumda da denk geldiğim için sormak istiyorum. Hiç şüphe yok ki bu ülkenin diğer etnik gruplara mensup vatandaşlarının kendini ifade edememesi, başörtüsü meselesi, vatandaşların zorla askere alınması gibi konuların hepsi birer sorundur ve bir çözüme kavuşturulması gerekir. fakat, Ülkemizdeki sorunlar bu 3 grupta toplananlardan mı ibarettir? Bu ülkenin başka meselesi yokmu? Eşcinsel hakları, sırf birkaç gram esrar kullandığı için bu ülkenin okumuş etmiş gençlerinin yolunu bile bilmediği nezarethanelerde bilimum it-kopuk, serseri takımıyla sabahlamak zorunda kalması, birçoğumuzun olmasa aramayacağı trt, diyanet, rtük gibi kurumların vergiden pay alması., Vergilerin düşürülmesi, ifade özgürlüğü, Basın özgürlüğü ve Zorunlu din dersi gibi daha birçok konuda nerdesiniz? Bu ülkede Liberal bir parti 16 yıldır var ve barajı göremiyor, Ldp'nin bugüne kadar mecliste biz Liberalleri temsil edebilmesi için ne yaptınız? Bu kadar Liberal yazarımız, gazetelerimiz vs vadı da, bugüne kadar neredelerdi? Kendi döneminde en temel hak ve özgürlüklerimizden birinin ihlal edilmesine sesini çıkarmayan, internet sansürünü bizzat uıygulayarak bu hak ihlalini bizzat gerçekleştiren bir partinin şakşakçılığını yapmak, her yaptığı yanlışa bir bahane bulmak için takla atmak neden? Aynı partinin genel başkanı olan başbakanımız bugüne kadar kaç tane gazeteciyi dava etti? peki ya işinden olanlar??? Dünyada bugün Liberalizm ve Liberaller Hak ve özgürlüklerle ilgili aktivist bir tutum içinde olmaları ile tanınırken, Sizin bir partinin açıklarını kapamak uğruna, bizlerin yanlış algılanmasına sebep olmanız neden? Evet 1. Akp döneminde akp ideolojisiz tüm kesimleri kucaklayan bir imaj vermeye çalıştı, Bu yüzden Benim Liberal görüşteki bazı arkadaşlarım da Akp.ye oy verdi ve politikalarını olumlu buldu, Peki ya bugün, Sizce ilk Akp döneminden eser kalmışmıdır? bazı kesimler tarafından yapılan hataları görüken, diğer bir kesimin hatalarını görmezden gelmek neden??? O zaman benim aklıma şu iki ihtimal geliyor; ya Birileri Liberalizmi kendine maske yapmış takiye yapıyor ya da Liberalizmi birileri sadece ayarlı basının bazı papağanlarından öğrenmiş, hiç özgün kaynaklarına müracat etme zahmetinde bulunmamış. Saygılar. |
Sayın TurkceRap
Eğer bir yere varmak istersenin, küçük adımlarla oraya doğru yürümeniz gerekir. Bende isterim akşam yatayım sabah uyandığımda bir bakayım süper bir demokrasi. Şeffaf devlet kuruluşları. Başkalarına saygılı, hoşgörülü, özgür, aydın bireyler. vs. Ama şimdi önümde bir fırsat penceresi duruyor. O sebepten, veya bu sebepten seçilmişlerin önündeki engelleri kaldırmak için adım atılmış. Şimdi benim tercih kullanmamı istiyorlar (referandum). Silivride yargılanmanın sonuna kadar gidebilmesi, HSYK nın seçilecek yeni üyelerle zenginleştirilmesine bağlı. İlk defa cuntaların sivil yargı önünde hesap verebileceğini gösteren girişimlere şahit oluyorum. Ben bu fırsatı kaçırmak istemiyorum. Bu sebeple Hangi siyasi oluşum yaparsa yapsın. Olumlu bulduğum değişiklikleri destekliyorum. Bu sebeple, yeterli değil ama, Anayasaya Evet diyorum. Saygılarımla. |
Alıntı:
Değerli görüşlerinizden dolayı teşekkürederim, Ben sihirli değnekle akşam yatıp birşeylerin sabah düzelmiş olmasını beklemiyorum, Keza bahsettiğim şey de sadece anayasa ile ilgili değil. Birilerinin pervasızca yaklaşımını amnlayamıyorum sadece, hepsi bu. |
sayın turkcerap
liberalizmin özünü tamamıyla destekleyebileceğimi söyleyemesemde türkiyede bu özün ekseninin kaydırılmasına yönelik şikayetlerinize katılıyorum. türkiye liberallerine bizim hitap şekillerimizi hoş görmeyenler bu liberallerin geçmişine azıcık bir baksın derim. çok değil sadece 10 yıllık bir süreçte bunların nasılda ortama göre açı aldıklarını öğrensinler. . bugün yüzbinlerin okuduğu ahmet altan , ufuk uras vs. gibi yazarların,politikacıların vs. nasılda 360 derece döndüklerine baksınlar, nasılda iktidar kuyrukçuluğu yaptıklarına baksınlar, ikiyüzlülük yapıp "canım geçmişte koşullar farklıydı,bugün demokrasi oturdu artık" diyen liberallerin böyle saçma açıklamalarına gözlerini kapamasınlar. türkiyede bu liberal çelişkisinin hissedildiği en önemli nokta ise kürt sorunudur. liberal dönekliğinin göze batarcasına çarptığı siyasi bir durum. sadece siyasi değil ekonomik olarak da görünüyor bu durum, siyasi rejimlerde de. aslında bu liberallerin meydana atlamalarındaki tüm herşeyde görünüyor. |
Liberalizm , özgürlükçülüktür.
Özgürlüğe düşman adamın vuvuzelası değildir. |
Alıntı:
Sayın Azrail, Bu kişilerindöndüğünden dem vurduğunuza göre bunların Liberal değil, Liberalimsiler olduğu konusunda hem fikirizsanırım? Bu arada sözleriniz bana birşeyi belirtmem gerektiğini düşündürdü. Ben de çok uzun yıllar Liberalizm savunmuş bir kişi değilim, daha önce Türkçü ideolojide bir süre aktivisttim, fakat sonra gördüm ki, Kimse nerede, ne olarak doğacağını, genetiğini seçmiyor. O zaman işte insan hak ve özgürlükleri tarafında olmaktan daha erdemli birşey olmadığına kanaat getirdim ve o saatten sonra düşüncelerimi Liberal hatta Liberteryen eksende tanımlar oldum ve nerden baksanız 2-3 senedir de bu değişmedi, bundan sonra da değişeceğini sanmıyorum. Tabi ben çıkar için falan bu fikirleri savunur olmadım, sonuçta ben sıradan bir vatandaşım ve gerçekten inandığım değerleri savunuyorum. Ama derseniz ki, birileri çıkar için her kaba su oluyor, bu düşüncenize katılabilirim. Fakat, Beni ilgilendiren kısım hangi ideolojiden geldikleri vs değil, benim karşı çıktığım, ne bu insanların Liberalizm ile bir alakası var, ne de yaptıkları şey Liberalizm. Saygı ve Sevgilerimle. |
Alıntı:
Ama işte birileri bunun farkında değil üstad. |
Alıntı:
Referanduma EVET dersen, HSYK dediğin yere seçilecek adamların hükümetin adamı olacağını ve başta yargı bağımsızlığı ve demorkasinin olmazsa olmazı güçler ayrılığı ilkesini zedeleyeceğini niye görmüyorsun? İşin bunla sınırlı kalmayıp AKP'nin yüksek yargıyı ele geçirmiş olmanın rahatlığıyla at oynatacağını, cumhuriyetin bütün değerlerini zedeleyeceğini, faşizm ile bu ülkeyi tir tir titreteceğini niye göremiyorsun? İlginçtir AKP hukuki denetimi kaldırıyor bu referandumun sonucu EVET çıkarsa. Adamlar rahatsız olmuşlar. Ekonomi bakanı kendi söyledi; rahatsızlarmış böyle birşeyden; ülkeyi istedikleri gibi satamıyor, istedikleri gibi at oynatamıyorlarmış. Bunları da görmüyor musun? Hukuki denetimi kaldırıyor ama kamu denetimi denen birşey çıkartıyor. Kamu denetimi denetçilerinen, programına kadar tamamen hükümete bağlı ve yargı denetiminden ve itiraz hakkından muaf olacak. Yani herşeyin üstünde, sorgulanamaz birşey; kendi amaçları için kullandığı TMSF, RTÜK, YÖK'ten daha kötü. Bunları da göörmüyor musun? |
kemalist bey,
size kısa bir soru soracağım. Ülkeyi seçilmişler mi yönetmeli? atanmışlar mı? |
Bana kalırsa bugünkü liberallerin en büyük günahları 28 şubat döneminde ne cami ne kışla diyerek ortada kalmaları idi. Birazda sanırım bunun vicdan azabını çekiyorlar.
Hoş şimdide koministler ne evet ne hayır diyerek aynı günahı işliyor. 10 sene sonra onlarda vicdanları ile baş başa kalırlar. Fikirsel olarak liberalizmi de çok sevmemekle beraber bireysel özgürlüklere bakış açısını beğenirim. |
Alıntı:
Gelelim soruna. Atanmışlar ve seçilenler birbirlerini dengelerler. Hukuk fakültesi mezunu olmayan adamı hakim, savcı, avukat, noter diye seçmenin alemi yok? Ama siz yüksek öğretim ve hukuk politikalarını belirleyecek insanları seçerek dolaylı yönden onları da seçmiş olursunuz. Ama seçilenlerin her istediğini yapması da pek istendik birşey değildir; bunu da atanmışlar sağlar. |
Alıntı:
Verecek cevabınız olmayınca, hemen çevirdiniz. AYM ye başvurun da beni kapatsın en iyisi. Alıntı:
|
Alıntı:
Birilerinin vesayeti değildir bu; denetim mekanizmasıdır. Öyleki seçilenler kendi yaptıkları anayasa ve yasaları çiğneme noktasına geldiklerinde birini onlara dur demesidir; ki dur deyici mekanizmayıda seçilenler yapar suistimalleri önlemek için. Sonsuz yetkiyle donatılmış insanların istediklerini istedikleri gibi yapmalarından mı yanasınız yoksa? Bu keyfiyeti önlemek için senatosu olan bir sür ülke var. Ayrıca dokunulmazlıkların kaldırılması da çok önemli. |
Kemalizm mi? Atatürkçülük mü?
Sat, August 21, 2010 7:58:39 PM
"KEMALİZM" mi? "ATATÜRKÇÜLÜK" mü? From:Tahir çalgüner <tcal1969@yahoo.com> http://mail.yimg.com/a/i/us/pim/dcli...g/spacer_1.gif View ContactTo:Tahir çalgüner <tcal1969@yahoo.com> Kemalizm mi? Atatürkçülük mü? Bu makale, aslında itiraf etmek gerekir ki, biraz zamansız yazıldı. Ne "sağ"cıların, nede solcuların hatta anadan babadan kalma yöntemlerle "solculuk" yapan "sahte sosyalistlerin" üzerine alınması ve de "anlaması" beklentisi içinde değiliz. Gelecekte, "Mülkiyeden (!) birileri çıkar da "Gerçek Kemalist'lerin akılları neredeydi denildiğinde, vereceğimiz bir cevabın olması açısından bu makalenin sadece kayıtlara girmesi temel amacım. İşte o zamana kadar, önce 'Atatürk' yerine "Mustafa Kemal", sonra da "Atatürkçülük" yerine "Kemalizm" kavramını kullanmaya devam edeceğim. (Hem biçim, hem de içerik olarak! ). Önce 1923 Kemalizm Tanımlaması: Kemalizm ;, Aydınlanma döneminin ürünü olan sağ ve sol evrensel değerleri aynı anda kapsayan ve her iki değerler kümesini tek bir ulusal devlet potasında içselleştiren, anti emperyalîst (bağımsız) yeni bir paradigmanın adıdır. Kemalizm "Demokrasi" yerine rahatlıkla kullanılabilir. Kemalizm, Türk devriminin bir ürünü olup, döneminin çok ötesinde "akılcı"(pozitivist) paradigmayı da içeren bir "üst bilinç" devrimidir. Kesinlikle, Kemalizm bir üçüncü yol olması nedeniyle Sosyalizme ( salt sosyalizm ) eşlenemez ve de indirgenemez. Kemalizm, bir ideoloji olmasının yanında,yurttaşlık bilincini de içeren, düşünsel bir paradigmanın 'bütüncül' (holistik) adıdır da aynı zamanda... Bilimsel Kemalizm, özgün bir ekonomik doktirin ile de temellendirilmiştir ve iktidarı hedefler. Nadir Nadi'nin Varsayımı; "Solcu!! bir gazetenin kurucularından olan Nadir Nadi, "Ben Atatürkçü değilim" adlı kitabında yıllardır vurguladığı bir cümlesi çok ilginçtir. Aynen aktarıyorum; "Devrim ilkelerini, ( Kemalizm'i kastediyor 1920-1938 kasım) dimdik ayakta tutmaya karar vermediğimiz surece çok partili demokratik rejimin yurdumuzda yaşamasına olanak yoktur. İlk bakışta şirin gözüken bu varsayımın, orijinal Kemalizm tanımlaması ile karşılaştırdığında; hem teorik olarak hem de pratikte gerçekleştirilmesi konusunda bazı mantıksal zorlukları vardır. Şöyle ki; 1- Kemalist bir parti veya örgütlenme Sağ ve Sol düşünsel motifleri zaten içeriyor ve içselleştiriyorsa, bunun yanında çok partili bir demokratik rejimde yer alan "Sağ ve Sol" partilerin kurulmasına gerek kalmayabilir. Kısacası; "Solculuk ve "Sağ"cılık oyunu Kemalizm ve ilkelerinin hayata geçirilmesinde başlı başına bir engel haline gelebilir. Bu iki indirgenmiş ve parcacı yapılanma, Kemalizm kavramına sahip çıkmada ve benimsemede istekli olamayabilir. Her ne kadar yürekten! savunsalar da ! bazı okları işlerine gelmeyebilir. 2- Zaten yaşanan olaylar ve Türkiye'nin geldiği nokta, Mustafa Kemal'in "Kemalizm" çizgisinden çok uzaktır. Acaba varılan bu noktada, aksaklığın nedeni sadece gericiler (dinciler) veya ikinci Cumhuriyetçiler midir ? Bu noktada, temel hata şudur; "Kemalizm" yanlış yorumlanmakta yada işlerine geldikleri gibi yorumlanılmaktadır. Hem "Atatürkçülük"! adı altında Kemalizm'i dışlayan hem de aynı zamanda "Mustafa Kemale sahip çıkan (Sağ) ve (Sol) daki bu anlamsız kutuplaşmanın aslında demokrasimiz açısından "patolojik" ve samimi olmayan yan bir durum olarak yorumlanmaması için hiçbir neden yoktur. Zaten, bu konuları çok iyi bilen Nadir Nadi'de "Ben Atatürkçü Değilim" derken şakayla karışık acaba doğru mu söylüyordu diye düşünmekten kendimi alamıyorum. Bir yol ayırımı: "Salt" Sol'un, Kemalizm'i nasıl yorumlayarak "eklektik" bir yama gibi programına yapıştırdığı Murat ÖNER 'in kitabında vurgulanıyor. CHP'nin "post" kavgası yaşadığı birinci kurultayında şu tanımlama yapılmaktadır. "Kurtuluş Savaşı, Batı kapitalizmine (?) emperyalizme karşı yapılmıştı. Bu niteliğiyle, CHP sol bir parti idi" denilmektedir. Böylelikle "Ortanın Solu"ndan, "Sol'a doğru kayış (yayılmacılık) başlamıştır. Kemalist Devrimin sürdüğü 1938 Kasımına kadar geçen süre incelendiğinde görülecektir kî; Zaten toplumsal yapıda bir işçi sınıfı yoktur. Dolayısıyla, olmayan bir kesimin haklarını savunmayı "Sol"culuk olarak yorumlayan Kemalizm kendisi değil, bizzat dönemin (CHP) yönetimidir. Solculuk kırk yıllık bir politika olarak Kemalizm ile özdeşleştirilmiştir. (Tarih 1965) Kısacası pusula şaşmıştır. Çözüm: Yeniden Kemalizm Kuvâyi Milliye ruhuna temelli "Kemalizm"in bir şubesi olarak çalışan CHP yönetimi şunu iyi bilmelidir ki ; Ana bayii "Kemalizm"dir. Şubenin faaliyetine istediği ve istendiği zaman son verilebilir. Görüleceği üzere, ben salt "Sol'cuyum veya Sağcıyım diyen bir zihniyetin Kemalistliğinden şüphe etmek gerekir. Kaldı ki, zaten bu kesimler nedense Atatürkçülük yapmayı "Kemalizm'e" tercih etmektedirler. Günümüzde, bazı ileri derece zekalı Solcuların!, Atatürkçü parti enflasyonu yaşanan bir ülkede yeni bir 'Atatürkçü parti kurulmalıdır!' savlarını ise gülünç buluyorum. Mustafa Kemal'in Leninden daha akıllı ve vizyonu geniş bir lider olduğu zaten bilinen bir olgudur. Çağdaşının dün heykeli yıkılırken, Mustafa Kemal'in bugün dimdik ayakta kalmasının temel nedeni budur. Mustafâ Kemal "salt" sosyalizmi bir model olarak benimsememiştir. Üretim açısından getirdiği modeli yeterli görmediği gibi birey hak ve özgürlüklerini, demokrasiyi içermemesini de ülke amaçlarına uygun bulmuyordu. Devletçilik ve Halkçılık ilkeleri Mustafa Kemal'in "ılımlı toplumculuk" fikrini yansıtmaktadır. (Kışlalı, 1994). Avrupa Birliğinin Kemalizm raporuna göre Yeni Atatürkçülüğün Sol - Kemalist geleneğin izlerini taşıyan yoğun bir anti emperyalist vurguda olduğu belirtilmektedir. Belirtmeliyiz ki; sivil toplum kuruluşları arasında yapılan bu anket çalışmasının "gerçek Kemalistleri" örneklem kümesine almaması istatistik bilimi terimiyle söylersek büyük bir standart sapma verir. (Araştırmanın hata payı büyüktür.) Günümüzde işçi (emek) kesimi içinde geçerli olabilecek bir görüşü; Mustafa Kemal, çiftçiler için zamanında şöyle dile getirmektedir; Milletimizin %80'i çiftçidir. Öyleyse Halk Fırkası dendiğinde bu asıl kitle kastedilmektedir. Yalnız çiftçilerim ve köylülerin haklarını sağlamak için öbür sınıflara karşı parti mi kuracağız.? HAYIR. Köylünün düşmanı olabilecek olanlar kimlerdir.? Çok çiftlikleri ve geniş toprakları olan insanlardır. Oysa, arkadaşlar bizim ülkemizde böyle geniş toprakları olan kaç kişidir.? Ve acaba mevcut olan geniş toprak ve çiftlik sahipleri düzeyinde her köylüye toprak vermek için ülkemizin toprakları yetmez mi? bu cümle aslında, Kemalizm'in, ideolojiler yelpazesinde nerede olduğunun açık bir göstergesidir. (Tabii ki anlayana!).Bir problemi , onu yaratan bilinç düzeyi ile çözemezsiniz.Kemalist bir bılınç düzlemini, iliklerimize kadar inen şekilde algılamamızı sağlayacak noktada içselleştirmeliyiz. Atatürkçüleştirilen bir Kemalizm, Kemalizm değildir. Aklın ve yüreğin, TEK ve bütünsel ideolojisi, sivil toplum ve toplumsal örgütlerin çoğulculuğu ve iktidarı denetlemesi, ihtiyacımız olan budur. Böylelikle, adeta bir "kooperatif demokrasisi" içinde yönetilen idealist olmayan sivil toplum (dışı) örgütlerde partilerin müştemilatı olmaktan kurtulur. Böylelikle, sivil toplum örgütleri de Parti yandaşlığından, demokrasi yandaşlığına doğru Kemalist iktidarı ve toplumu denetleyen ve çağcıl alternatif çözüm üreten, gerçek "demokratik toplumsal mevziler" olarak gelişebilirler. Çoğulculuk ve çok sesli siyasi yaşam, sivil toplum örgütleri ve iktidar arasındaki karşılıklı etkileşime dayalı olarak gerçekleştirilmelidir. Ahmet Taner Kışlalı' nın ifadeleriyle; "ölümünün 67. yıl dönümünde (Sağ) dan ve (Sol) dan (!) en aşağılık saldırıların üzerinde yoğunlaştığı bir "diktatörü" (!) en içten saygı ve sevgilerimle anıyorum. (Hatırlıyorum) GENÇLİK, hitabendeki üzerini son kertede karaladığın son cümlenin anlamını ve mesajını çok iyi biliyor! Bilimsel Sosyalizme ve / veya Neo - liberalizme giden yolda Kemalizmi, İstanbula giden varan otobüslerinin Bolu dağındaki konaklama tesisi olarak algılayan kişilere de, Kemalizmin, iktidarı hedefleyen bir varış (destination) noktası olduğunu da bu vesile ile hatırlatmak gerekebilir.. Kemalizm, güncel düşünsel bir ideoloji olmanın yanında bilimsel, hedefsel ve aynı zamanda bütünsel bir bilme biçimidir. A.B nin oynak ve Türkiyeyi dışlayan dış politikası ile Kemalizmin maalesef iç kamuoyumuzda yaşadığı bu zorlu engelleme (uyum) süreci ve varoluş mücadelesi aslında benzer kaderi paylasan iki sevgili gibi. Bu açıdan; Tam Kemalist bir iktidar, hem Türkiyenin hem de A.B nin yolunu açması açısından da varılması gereken samimi bir iktidar hedefi olarak görülmesi gerekir. Aksi takdirde; Kemalizmi,ve Türkiyeyi dışlamanın dayanılmaz kompleksi içinde, AB ve Türkiye daima birbirinin varlık alanı dışında kalmaya mahkumdur. Ağaçlara bakmaktan, ormanın güzelliğini göremeyen, Türkiye'deki dogmatik "Sol" ve "Sağ" kemikleşmiş maskeli kafalara ve Bürüksel e sevgilerimle... Tahir ÇALGÜNER - Kaynakça: 1) Kışlalı, A., "Kemalizm, Laiklik ve Demokrasi" İmge yayınevi 3. baskı 1994 2) Nadir. N., "Ben Atatürkçü değilim" Çağdaş yayıncılık 1996. 13. baskı 3) Öner, M., "Bir yol Ayırımı" 1976 Orkide basımevi. |
Saygideger calguner;
Yazinin altinda yazarin adi yazdigina gore, yazinin size ait olmadigi ortaya cikiyor. O zaman bu yazida dile gelen dusuncelerle hemfikir olup olmadiginiz, gundeme geliyor. Iste bu temelde, yukaridaki yazidan alintiladigim; anti emperyalîst (bağımsız) yeni bir paradigmanın adıdır. Kemalizm "Demokrasi" yerine rahatlıkla kullanılabilir. -Alinti- Kisimdaki, anti emperyalizmi, bagimsiz attetmek ve anti emperyalizmi, bagimsizlikla esitlemek konusunda dusuncenizi sormak istiyorum. Kapitalist olan, anti emperyalist olabilir mi? Anti emperyalizm den algiladiginiz, nedir? Kemalizm'deki demokrasi anlayisi, sizce nedir? Bagimsiz, derken; nerden ve neyden bagimsiz? Sonucta yazinin devaminin icerigi, bu sorulara cevap olarak bakis ile paraleldir. Saygilarimla; evrensel-insan |
Alıntı:
Liberteryan görüşe sahip biri olarak Ben Halâ ne cami, ne kışla diyorum, Bay imzası güzel. Nasıl yaşamak istiyorsanız öyle yaşayın, Diğer insanların hayatına gölge etmeyin başka ihsan istemez. |
Öncelikle bahsettiğin -Liberalimsi- kesimin neresi olduğunu çok fazla belirtmemişsin, bunu daha açık söylemen gerekiyor.
Siyasi arenadaki Liberal partilerden mi, Liberal köşe yazarlarından mı, Liberal think-thank olarak adlandırılan düşünce topluluklarından mı, yoksa sitede Liberal olduğunu söyleyen arkadaşlardan mı bahsediyoruz.. Bunu bilmemiz gerekiyor. İlk konuya değinmek gerekirse, bugün Türkiye'de gerçek anlamda bir Liberal parti bulunmuyor.. AKP gerçek bir Liberal parti değildir.. O sadece ekonomik anlamda Liberal politikalar uyguluyor.. Tabi popülist politikalarından dolayı, kısmen uyguluyor da diyebiliriz.. Bunun dışında kişi hak ve özgürlükleri konusunda bugüne kadar -Avrupa'ya uyum yasaları dışında- yaptığı hiçbir şey yok.. Özellikle kendinden olmayanların, -Kürtlerin, Alevilerin, Gayrimüslim ve İnançsız kesimin, Eşcinsel ve diğer cinsel tercihi olan kesimin vs.- hakları konusunda yaptığı hiçbir şey yok.. Böyle bir partiye, bireysel özgürlüklerin savunuculuğunu yakıştırmak, zaten anlamsız bir yaklaşım olur.. Ama yine de bazı konuları tartışmaya açmak anlamında -Kürt açılımı vs- bir şeyler yaptığı iddia edilebilir.. Hem bunu en çok oy alan diğer iki partiye karşı savunarak yapması, yine de AKP'yi alternatifsiz yapıyor. LDP de gerçek anlamda bir Liberal parti değil esasen.. İsminde Liberal kelimesi var diye bunun böyle olduğunu sanmak hatasına düşmeyelim.. Bugün LDP oluşumunda yer alıp, bu partinin muhalefetteki ulusalcı partilerin yanında takındığı tavırdan dolayı eleştiren bir çok kesim var.. Emin Şirin gibi, LDP eski genel başkanının Cem Uzan gibi bir insanla olan dostluğundan rahatsız olanlar var.. Bugün kendini 'özgürlükçü sol' olarak adlandırılan ve sosyal demokrat çizgide olsa dahi, anayasa değişiklik paketini destekleyen partilere karşın, LDP'nin desteklememesi en çok eleştirilen konular arasında geliyor. -Bence- Türkiye'deki ilk Liberal parti, 'Yeni demokrasi Hareketi' adıyla 94'te kurulan ve bünyesinde Cem Boyner, Etyen Mahçupyan, Mehmet Altan, Asaf Savaş Akat, Can Paker'i barındıran partidir.. Fakat parti kendini kısa bir süre sonra feshetmek zorunda kalmıştı. Köşe yazarları ise, ülkenin içinde bulduğu durum ile ilgili yazılar yazmayı tercih ediyorlar.. Ve kendilerini bir kesime taraf olarak hissettikleri için, bunun dışında yazmamaya özen gösteriyorlar (En azından o kesime yapıcı eleştiriler yöneltiyorlar).. Bence de bu tutum eleştirilmelidir, çünkü özgürlükçü bir köşe yazarının görevi mağdur olan her kesimin hakkını savunmak olmalıdır.. Ama günümüzde Türkiye'nin birincil problemini -benim algıladığım gibi- asker-sivil ilişkileri olarak algıladıkları için, bu sorunun çözümü yönünde politika geliştiriyorlar. Bu kesimlerden en iyi durumda olanlar düşünce kuruluşları.. Örneğin, Liberal Düşünce topluluğu her ne kadar Hayekyen muhafazakar çizgide olsa da, -yazarlarının bir çoğu- her kesimin hakkını savunan yazılar yazıyorlar.. Tabii kendi pozisyonlarını düşünerek, bazı konulara daha fazla ağırlık veriyorlar.. Bunu da doğal karşılıyorum.. Bunun dışında 3H hareketi içinde bulunan yazarlar da, her kesimin haklarını savunan yazılar yayınlıyorlar. Tüm yazdıklarımı toparlayacak olursam; Evet bugün Liberal kesim, -Liberal geçinenleri katmıyorum- AKP gibi bir parti ne kadar yanlış yaparsa yapsın, ya eleştirmedi, ya da bir kaç yapıcı eleştiri yapıp çok fazla üzerinde durmadı.. Çünkü bugün Türkiye'nin birincil problemi ne Kürt sorunudur, ne Alevi sorunudur, ne de başka sorunlardır.. Bugün Türkiye'nin gerçek bir demokrasiye ulaşabilmesindeki en büyük engel, ordunun ve yargının başını çektiği vesayet rejimidir.. Liberaller de, 'değişim tekelinin' AKP'de olduğunu bildikleri için, bu partiyi destekliyorlar.. Ve çok fazla eleştirmeden yapıyorlar bunu.. AKP de darbelerden, siyaset dışı iradeden etkilenmemek için ve iktidarını süreklileştirmek için ordudaki çeteci yapılanmaların, darbe yanlısı generallerin üzerine gidiyor. Bugün Türkiye'de Liberal parti yok.. Bu yüzden bir sonraki seçimde oyumu Sosyal demokrat partiye vereceğim.. İnsanlar en azından değişim tekelinin sadece AKP'de olmadığını görmeleri gerekiyor.. Anayasa değişikliğinin AKP'ye güven oyuna çevirmenin yanlış olduğunu, 'solun' demokrat olan her değişikliği desteklemesi gerektiğini, demokrat olmayan değişiklikleri de reddetmesi gerektiğini görmeleri gerekiyor.. Bugün demokrat olan her kesim, Türkiye'nin demokrasiyi özümsemesi konusunda AKP'nin yeterli olmadığını, onun kavgasının sadece 'bürokrasi'yle olduğunu biliyorlar.. AKP her zaman demokratlar için geçici bir çözüm olacaktır. |
| Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 16:00 . |