![]() |
Obsesif Kompulsif Bozukluk Ve Din
3 Kere Ağıza su.
3 Kere Burna su... Hiç dikkat ettiniz mi hep 3 kere olmasına? Neden hep 3 kere ya da tek sayılardir diye sordunuz mu? Allah tek olduğu için gibi bir açıklama gelecektir. Ancak her OKB'li ritüellerini gerçekleştirirken altta bir takım düşünceler yatmakta,bu sebeple tekrar tekrar kafasındaki düşünceyi rahatlatmak adına ritüelleri tekrarlamaktadır. OKB ne midir? "Obsesif kompulsif bozukluk (OKB), kişileri sürekli tekrarlayan, sonsuz düşünce ve hareket çemberleri içine hapseden, oldukça ketleyici bir anksiyete bozukluğu türüdür. Obsesyonlar (saplantılar) ve kompulsiyonlar (zorlantılar) ile karakterizedir." • Kendi başına veya yakınlarının başına bir kötülük geleceği düşüncesi • Tekrarlayan ve kontrol edilemeyen cinsel düşünceler • Dinle ve ahlaki değerlerla aşırı uğraşma •Obsesif bozuklukları olan hastaların diğer bir saplantısı ise sayılardır. Saplantı kişiden kişiye çift ya da tek sayılar olarak değişir. Hastalar sürekli kafalarında yada parmaklarıyla herşeyi sayarlar. Sadece müslümanlıkta, değil hemen hemen tüm dinlerin bir takım ritüelleri olduğu ve bunların OKB hastalığı ile ilişkili olabileceği bilinmektedir. Ancak islamda çok bariz göze batan abdest ritüelleri bulunmaktadır. Daha önce de tartışılmıştı Muhammed'de kuvvetle muhtemel olduğu düşünülen "Temporal Lob Epilepsi"si...Kişiye hayaller gördüren, hatta kişinin kendisini dahi hayallerinin gerçekliğine inandıran bir rahatsızlık... Şimdi ek olarak belirtmek istediğim ,abdestteki 3'lü ritüeller ve hadislerde geçen bir çok şey : tek sayılar, düzenli temizlik ihtiyacı, sağ el ile iyi ve hayırlı işlerin sol el ile kötü işlerin yapılması, bir yere sağ ayakla girilmesi vs.. vs.. hep "OKB" hastalığına işaret etmektedir. Psikolojik bozukluklar çoğunlukla bir arada görülmektedir. Bir kişide OKB varsa beraberinde "Şizofreni" olacak diye bir kaide yok. Ama beraber görüldüğü durumlar da oldukça fazladır... Ve hastalıklar kombine olduklarında çok daha hayatı felç edici olabiliyorlar ve teşhis koymada da bir o kadar sıkıntı yaratabiliyorlar. Yakın zamanda bu siteye de üye olan Sexy Huri'nin bir çalışması aşağıdaki linkte bulunmakta. Girip bir okumanızı tavsiye ederim. http://sexyhuri.blogspot.com/2008/10...-bozukluk.html Ayrıca burada "narsist kişilik bozukluğu"ndan bahseden bir makale de var. http://sexyhuri.blogspot.com/2008/10...sl-anlarz.html Bir kişide bu tür bozukluklar derece derece olabiliyor. Yani kimisinde OKB çok ağır seyrederken, kimisinde şizofreni baskın hissedilebiliyor. Kimisinde ise bir çoğu bir arada sessiz sakin ilerliyor. Bazısında ise bunlar çok homojen kombine oluyorlar ve kişide de zeka miktarı fazla ise çevresindeki insanları hatta kitleleri etki altında bırakabiliyorlar... İşin en ilginci bir çok beyin bozukluğu son 20-30 yıla tanımlanmaya ve tedavi edilebilmeye başlamıştır. Daha öncesinde insanlar bu kişileri ya doğaüstü olaylara karışabilen ve üstün yetenekleri olan biliyor ya da deli diyor geçiyorlardı... Bu kişiler günümüzde ilaç ile tedaviye yanıt verdiklerinde "ben ne yapmışım, ne kadar saçmalıyormuşum" demektedirler... |
sayın: Voltaire Darwin ne kadar tatlı ne kadar şirin insansınız siz kopmam ben bu forumdan artık :)
|
Saygideger Voltaire Darwin;
"Allah'in hakki uctur" konusu da, benim merakimda. Bu uc sakin, trinity, yani baba, ogul, ruh uclemi olmasin. Bu ucun "sirri" ne ola ki! Bir de falda "uc vakte kadar" deyimi vardir. Saygilarimla; evrensel-insan |
Osiris, Isis, Horus uclemesinin semavi dinlere eklentisi seklinde de dusunulebilir.
Mubarek kabul edilen, 3 aylar kavrami da listeye eklenebilir. |
Müslümanlardan fazla Kuran Ayetleri okuyan,Günün büyük bir bölümünü forumlarda müslümanlarla tartışarak geçiren...Sabahtan akşama kadar Tanrıyı yanlışlayan ve Yoklayan...Dinler tarihini sular-seller gibi ezberleyen...Bu uğurda Sümerlerin tabletlerine kadar araştıran ve bunca araştırmaya rağmen etrafa kesin kararını vermişcesine çift kişilikli bir görünüm sergileyen...ancak derin şüpheler içinde kıvranan...
Bindörtyüz yıl önce yaşamış ve hakkında kulaktan kulağa anlatıla gelen rivayetler olan bir tarihi kişiliğe oturduğu yerden Tanı koyan.Teşhisi konusunda ısrar eden. Hiç görmediği,tanımadığı insanlar hakkında Şizofren,Obesesif Kompulsif bozukluk ve "Temporal Lob Epilepsi" teşhisi koyan..Elinde hiçbir BİLİMSEL done,veri...Örneklem..İstatistik ve tahlil bulunmadan neredeyse rapor yazacak olan bir insana ne diyebiliriz ki? İşte böyle bir insana biz takıntın var diyebilirmiyiz? Hasta olduğunu iddia edebilirmiyiz? Hayır. Bu insan sorgulamasını yapıyor deriz. Bu insan sonuçta bir insan vedüşünce özgürlüğünü kullanıyor deriz. Her ne kadar hiç tanımadığı,hakkında kesin BİLGİsi bulunmadığı insanları Yargılıyor olsada.. Bu insan bir çok parazit yapıcı,kafa karıştırıcı dezenformasyon nedeniyle zor kararlar veriyor deriz. Bu insanın karşısında yanlış ve yanıltıcı örnekler var deriz. Çünkü bizde insanız. Saygılarımla... |
Alıntı:
Hitler'i hiç tanıdınız mı? Neden Dünya bir bütün olup onu kötüler acaba.. Ya Müslüman katili Bush'u. Ama bıraktıkları eserler ortada değil mi? Herşey bir tarafa Tarih ortada... Bir ara Freud'un Musa ve Tek Tanrıcılık kitabını okuyunuz. Muhammetten 2000 yıl önce yaşamış bir kavmin psikanalizini nasıl yaptığını görümeniz açısından. Muhammet neden ayrıcalıklı tutulsun ki? Tarih ortada iken yapılması çok kolay ve isabetli. İsabetin nedeni sıradan bir hayat sürmemesi ve tüm hayatının, Kuran'a soktuklarıyla beraber halen ortada olması. |
Alıntı:
Ancak günümüzde olmayan varlıklarla karşılaştığını , boğuştuğunu (cin, melek), geçmişten, gelecekten haber alıp ölülerle konuştuğunu, göğe yükselip uçtuğunu iddia eden herkes için bu semptomların olması tıp açısından delil niteliğindedir. Ayrıca Epilepsi gibi hastalıklarda titreme, soğuk hava bile olsa şıpır şıpır terleme de sözlü yazılı beyanlarda ,bulgu olarak kabul edilebilir. Ama haklısınız, Gerçek anlamda delil olması imkansız günümüzde... Ne mutlu ki ... |
Saygideger arkadaslar;
FIZIKSEL hastaligin, kisi tarafindan algilanmasi RAHATSIZLIKTIR. Bu ya kisice algilanir, ya da doktor kisiye hastaligini soyleyerek, algilatir. Cozum ise rahatsizligin giderilmesidir. Bu da iki turludur, ya rahatsizlik UYUSTURARAK giderilme hissi verilir, ya da BIR TEDAVI,M AMELIYAT v.s. ile giderilir. DUSUNSEL "Hastalik" maalesef, rahatsiz etmez, ama; kisi farkina varsin, varmasin; dusuncesinin yonlendirdigi davranisindan ZARAR GORUR. Bu zarar, ya GORUNTU olarak yansir, ya da kisi, bu zarardan kendini telkin ile erteler. Bu temelde DUSUNCENIN HASTALIGI DUSUNCEDIR. Cunku, alisilagelmislik, otomatiklesmislik, yerlesmislik ile nesilden nesile gelen ve veri olarak verilen dusunce ile davranan kisi, "hasta degildir" Hastaliginin ortaya cikisi, bu otomatik dusunceyi, DUSUNDURTMEK, SORGULAMAK ile ortaya cikar. Yani, herzaman dusunup davrandigindan, ZARAR GORDUGUNUN bilincine ve farkina varmis, bu otomatiklesmis dusuncesini ve davranisini sorgulamaya baslamistir. Iste bu dogal gibi gorunen, ama; aslinda alisilagelmisligin bir urunu olan DUSUNCEYI, DUSUNDURTMEME; dusunmeye ve sorgulamaya baslayinca, hastaliginin farkina varmis olur. Maalesef, dusuncenin hastalanmasini, yani DUSUNDURTMEYI VE SORGULAMAYI saglayacak olan da, kisinin kendisidir. Once DUSUNCESINI HASTA EDECEK (rahatsiz edecek), SONRA DA HASTA DUSUNCEYI, KENDINCE TEDAVI EDECEKTIR, taki tekrar hasta edene kadar. Iste gunumuzun tibbi; dusuncenin bu hastaligini, kisiye algilatmaktadir. Ama, sorun kisi bu hastaligi KENDI KENDINE SAGLAMAMISSA, ne hastalik bilinci, ne de hastaligin zarar ve rahatsizligi, ne de bu zarar ve rahatsizligin giderilmesi mumkun degildir. Sonucta, BEYNINI DUSUNDURTMEYEREK HASTALIGINI ARTIRAN kisiler, psikolojik (psycho ve psyche kokenli), hastaliklara tutulurlar. Maalesef, bu konudaki mudahelelerin hic bir yarari yoktur. Bunu cozecek ve iyilestirecek olan, kisinin kendi kendisinin DUSUNCESINI DUSUNDURTMESI ve Dusunce ile rahatsizliginn uzerine gidebilecek, bilinc ve farkindalikta olmasi gerektir. Sonucta insanoglunun bir insan gibi dusunemeyip, davranamayip, yasayamamasi, zaten psycho ve psyche kokenlerinin baslica nedenidir ve cogu zaman da bilinc altidir. Bir kisinin, yasaminda yapabilecegi "en zor" sey, dusuncesini, dusundurtebilmesidir. Bu alinan rahatsizlik ve gorulen zarar ile degil; bilinclilik ve farkindaliklikla paraleldir. Yani, DUSUNSEL SORUNUN FARKINA VARMAK ile. Saygilarimla; evrensel-insan |
Sayın Voltaire Darwin,
1400 yıl öncesine ait tahlil, rapor, delil toplayıp getiremeyen müslümanların hangi söylediklerinden yaptığınız çıkarımlarla bu teşhisleri koyabiliyorsunuz? Sanırım, ExEgoist burada buna değinmek istemiş. Şimdi, sizin de bildiğiniz gibi, İslam için, sahip oldukları için uydurulmuş diyenler, gerçekte yok diyenler var. Siz bunlardan birimisiniz? Eğer bunlardan birisi iseniz, bu yaptığınız çıkarımlar saçma olmuyor mu? Yani siz aslında bu çıkarımları yaparak, İslam'ın sahip olduklarının gerçek olduğunu kabul etmiş sayıyorsunuz. Bunun farkındasınızdır umarım. Diğer bir konu ise, gerçek olduğuna inanıyor olsanız bile, bir bilim insanı, nasıl görmediği birisi hakkında iddialarda bulunabilir ki? Diyelim bulundu. Ne geçer eline? Sonuçta, bulunduğu iddiaların hiçbirisini ispatlayamaz, çünkü artık yaşamayan birisi hakkında iddialarda bulunuyor. O zaman, bir bilim insanı, asla ispatlayamayacağı bir iddia peşinde neden koşar ki? Bunda sizce bir terslik yok mu? Kabul edin ki, bu ve buna benzer başlıklar, bir ateiste veya İslam harici bir dine inanan birisine hiçbirşey katamaz. Size hiçbirşey katamayacaksa ve açılan bir konu birilerine birşey katmak zorunda ise, bu ve buna benzer başlıkların açılma amacı gerçekte nedir? Saygılar |
Sayın yergin ;
Bu size cevaben yazılmış bir ileti değildir. Lakin bir kişi görmediği ve aynı zaman diliminde yaşamadığı birisi hakkında, ardında bıraktığı eserlerden yola çıkarak yorum yapamaz mı? Bir önceki postumda Freud'un Musa ve Tek tanrıcılık kitabını örnek vermiştim. Tarihsel gerçekler ve eski Ahitin ışığında, zamanının İsrailoğullarını çok güzel psikanalize tabii tutmuştur. esen kalınız. |
Alıntı:
Maksadı merak etmemin sebebi, yapılan yorumdan ziyade, bilimsel olduğu söylenen çıkartılan hastalıktır. Sizce yapılan yorum mudur? Yani, Sayın Voltaire Darwin'in çıkarımları sizce yorum mudur? Gerçek olmama ihtimali varmıdır size göre? Saygılarımla |
Bir de şunu düşünün bugün günümüzde biri göğe çıktığını diğer peygamberlerle görüştüğünü söylese bu kişiye hasta gözüyle bakılmaz mı? Normal bir insan böyle şeyler iddia eder mi? Evrenesoğlu göğe uçtuğunu peygamberlerle namaz kıldığını söylüyor diye Cübbeli Ahmet ona "manyak, kafayı yemiş vs." diyor. Ama Muhammed'in göğe uçtuğuna Allah'la konuştuğuna inanıyor. Günümüzdeki Müslümanların çoğu da Evrenesoğlu'na deli diyor ama 1400 yıl önce yaşamış birine inanıyor. Muhammed şudur, budur demiyorum. O ayrı bir şey. Burada dikkati çekmek istediğim nokta inançlı arkadaşların yaklaşımı bir çifte standart yok mu gerçekten?
|
Saygideger arkadaslar;
Mesajima paralel olarak, dile gelenler daha net algilansin diye, bir ornek verelim. Kan davasi dusuncesi ve davranisi ile buyutulen ve beslenen bir kisinin, bunu bir gorev kabul edip, yerine getirmesi, o kisi acisindan gayet dogal ve normaldir. Bu insanlikdisi dusunce ve davranis hastaliginin o kisiden ortadan kaldirilmasi icin, hic bir tedavi cevap vermez. Taki kisi, bu dusunce ve davranistan, zarar gorene (hapse girse bile, bu onun icin zarar olmayabilir) ve/veya rahatsiz olana kadar. Bu da kisinin, bu dusuncesini sorgulamasi ve bu dusuncesini uygulamaya koymadan once, bu dusunce ile ilgili dusunmesini dusundurtmesi ve de bu dusunce ve davranisin bir sorun oldugunu algilayabilmesi gerekir. Iste bu dusuncve, ne zaman kisi tarafindan bir sorun olarak algilanir ve kisinin DUSUNCESI HASTALANIR, o zaman kendinden ve disaridan gelecek aciklamalar, terapiler v.s. ise yarar. Aksi, kisi adia husrandir. Iste her turlu insandisi dusunce (akliniza ne gelirse), kisi tarafindan sorun olarak algilanmadan, dusunce rahatsiz etmeden ve dusunceden zarar gormeden hastalanmaz, algilanmaz, iyilesmez ve tedavi edilmez. Cunku, algilanmasida, iyilesmeside, tedavi olmasi da, dusunceyi tasiyan kisinin bunlari istemesi, dusuncesini sorgulamasi ve bu dusunceden kurtulmak, arinmak istemesi ile mumkundur. Yani kendi dusunce hastaligini, kendi algilayip, kendisinin bu hastaliktan kurtulmak istemesi ile, hastaligin ortadan kalkmasi mumkundur. Bu da DISARIDAN SIRINGA ILE VERILMEZ. Cunku sorun, zarar ve rahatsizlik yoksa; degisime, iyilesmeye, sorgulamaya, hastaligini algilamaya ve kabul etmeye ACIK DEGILDIR, DUSUNCESINI (KULAKLARINI, GOZLERINI V.S.) KAPATMISTIR ve gelen signalleri de soylenenleri de algilamasi mumkun degildir. Yani HASTALIK TEDAVIYE ACIK DEGIL, KAPALIDIR. Oyuzden, disaridan birisi, kendine gore; "agzi ile kus a tutsa" o kisiye, sorunu algilatamaz, gordugu rahatsizlik ve zarari izah edemez. Cunku, kisinin ALICISI KAPALIDIR. Iste bu temelde iman temelli inanclar, alima kapalidir. Taki inanc "sarsilincaya" kadar. Buradaki inanc, her turlu yerlesmis ideolojik, etik dogrulardir. Saygilarimla; evrensel-insan |
Alıntı:
Ben kesin bir iddia da bulunmuyorum. Ama kimse peygamber olduğunu iddia eden birini modern tıp ile muayene etmeden kesin teşhis koyamaz zaten. Bu mümkün değil zaten diyorum. "Şimdi, sizin de bildiğiniz gibi, İslam için, sahip oldukları için uydurulmuş diyenler, gerçekte yok diyenler var. Siz bunlardan birimisiniz? Eğer bunlardan birisi iseniz, bu yaptığınız çıkarımlar saçma olmuyor mu?" ile ne kastettiğinizi anlayamadım? Alıntı:
Bir bakıyorsunuz "delil yok nasıl ispat edeceksin?" bu semptomları diye savunuluyor,, ancak bir bakıyorsunuz , aynı kişiler islamda/dinlerde delil olmadan hikaye olarak kitaplarda dile gelmiş doğa üstü herşeyi hiçbir bilimsel dayanağı olmadan ve zaten bilimsel dayanak aranmadan! körü körüne delil ve kesin hakikat olarak kabul edilebiliyor. Tuhaf olan asıl bu değil midir? Alıntı:
Vahiylerin gelişi ise başlı başına ayrı bir konu zaten... Alıntı:
Ancak günümüzdeki bilimsel veriler, cinler,periler,meleklerden bahseden kişilerin, her işini belirli sayılarla tekrar tekrar yapan/yaptıran,temizlik saplantıları olan kişilerin bu tip rahatsızlıkları taşıyor olma ihtimalinin çok çok yüksek olduğunu belirtiyor. Amacım bu sayın Yergin : Sizlerin de "Gerçekten olabilir mi acaba?" deme cesaretini gösterebilmeniz... Ve bunu art niyetli değil samimiyetle söylüyorum... Saygılarımla, |
Alıntı:
Alıntı:
Saygılarımla |
arkadaşlar size bir şey anlatayım. Bu OKB hastalığı benim 3 yılımı aldı ve halen etkileri sürüyor. Dini sorgulamadan önce din konularında aşırı takıntılıydım. Gusül abdesti almam 1 saati buluyordu, abdest almam çok uzun sürüyordu. Aklıma Tanrıya küfürler geliyordu ve bundan vicdan azabı duyuyordum. Çok zor geçen bir hastalık, özellikle dinlere aşırı bağlı olan birisi için. Eskiden benim olduğum gibi...
|
Alıntı:
Doktora gitmek yerine...Üstelik Cumhuriyet savcılığı yapmışsınız. |
Alıntı:
Alıntı:
Alıntı:
Her gün yatağa yatmadan önce giydiğimiz eşofmanlar saplantı olmuyor da, yatmadan önce kılınan namaz saplantı oluyor? Bunun örneklerini çoğaltabiliriz. Sayın Voltaire Darwin, sizleri anlıyorum. Kendinizce doğru olduğunu düşündüğünüz şeyleri yapıyorsunuz ve insanlarında bu yönde ilerlemesini istiyorsunuz. Tıpkı bizler gibi. İnsanların cesaret gösterip, kafalarından bazı şeyleri atmasını istiyorsunuz. Tıpkı bizim sizlerden istediğimiz gibi. Samimiyetinize inanıyorum lakin, OKB çıkarımlarında bulunmak size göre fazla zorlamaca bir çıkarım. Bir kere sizinde söylediğiniz gibi, asla ispatlayamazsınız. İkincisi, herşeyi ama herşeyi araştırmanız gerekli. Bilmeniz, okumanız gerekli. Saygılarımla |
Alıntı:
Yaşanılanların doğru olduğunu kabul etmiyorum. Bir zamanlar körü körüne ederdim ama artık değil... Alıntı:
"Hiç bir delil ve kanıt olmaksızın inanmak, tasdik etmek. Bu çok apayrı bir duygu, anlatılabilmesi zor." İnsan doğası gereği bunu istiyor. Ben de sizi çok iyi anlıyorum. Hele ki doğumundan itibaren tek doğru olarak belletilenler alternatif bırakmıyor insana. Ben de biliyorum zor zamanlarda tanrıya sığınmanın ne demek olduğunu, ramazan ayında ibadet eden insanları görüp hüzünlenmenin ne demek olduğunu, hep beraber alnını secdeye dayarken çıkan sesin verdiği hissiyatı... Ancak bunlar hep dinleri güzel gösterebilmek amaçlı insanoğlunun zayıf noktalarının, bir dayanak, kurtarıcı ve yüce bir adalet duygusunun ve yüce bir kuvvetin arayışının kullanılması... Keşke dinler sadece bu güzel taraflarıyla kalsa... Bu hissiyatlar insanların akıllarının kontrolüne, mantık dışı hareketlere ve inançlara, hatta hayatlarının son bulmasına kadar götürebiliyor... Boşuna denmiyor "Din Toplumları uyuşturan bir ayfondur" diye... Alıntı:
OKB nin temeli kuşkudur, şüphedir. Cehennem azabına gidebilecek her türlü düşünce tetikler bu hastalığı. Bir türlü emin olamaz insan kendinden, ibadetinden... Bu 3'ler giderek artar 5 olur, 25 olur...Bir türlü emin olamaz insanlar. Günleri geceleri kabulunden emin olamadıkları ibadetlerle geçer... Alıntı:
Samimiyetime inandığınız için teşekkür ederim. Bilmenizi isterim ki insanların dinlerine hakaret etmek ya da çamur atmak gibi bir niyetim yok.(Belirttiğim gibi ne olduğunu iyi bilirim). Ancak yüce ve kusursuz olduğu ve tüm kainatı var ettiği düşünülen bir yaratıcı için islam, mantık yoluyla düşünülecek sorulara asla yanıt bulamayacağınız bir kısır döngü olarak kalacaktır. Saygılarımla |
Alıntı:
Muhammed atesli humma gecirdi diye, bugun yasayan insanin, varolan tibba ragmen, atesli humma gecirmeyecegini iddia edebilir misiniz? Siz nasil iddia edemezseniz, bilim insani da edemez. Bir de bu sekilde bakin bence.. Bu ve buna benzer basliklar teist kimligin tekelinde degildir. Sonucta tarihte yasamis bir insana dair ulasilmis bilgilerdir. Linkleri tikladiniz mi? Gordugunuz gibi hadis konmus. Bunlar bilgidir. Malum bunlar(hadisler) Muhammed'in yazdigi seyler degildir. Inandiginiz yaraticinin kelami da degildir. Bunlara da iman ediyor musunuz? Ediyorsaniz neye gore? Eger irdelenmesi ve elestirilmesi gereken birsey varsa, oncelik olarak bu tip rivayetlerin, rivayetlerini iceren bilgilerdir. Bunlari sorgulamaniz gerekir. Bu hadis birikimi adina da, bir yerlere basvurup, bunlari bana ispat edin dediniz mi hic? Bu tur basliklar ateist veya teist'ten ote, insana cok sey katar kanisindayim. Ki sizin de inanan biri olarak, tanriyi ve dinleri reddeden bir olusumda varlik gostermeniz bunun en iyi ornegidir. Sonucta insandir bu, sorgulayacaktir. Insanin bu ozelliginin onune set cekilemez ki. |
Alıntı:
Üstelik ben doktora gittim burada yanılıyorsunuz işte tarikatçılarla cincilerle işim olmaz. Bence biriyle karıştırıyorsun |
Sayın ExEgoist ;
Maddeler titreşirken birbirine girmiş be üstad. Birinin titreşimini başka biri sanmışsınız. Kolay gelsin, zor tabii... |
Alıntı:
Özür dilerim. saygılar... |
Alıntı:
Bakın aşağıdaki linkte sizinkine benzer bir hikaye var. Ufak bir de alıntı yapmak istedim : "Özetleyecek olursam esrarengiz sandığım olayları yaşamamın sebebi okb ve dine bağlı batıl inançlardır. Geçirdiğim dinsiz dönemden sonra ise bunları artık yaşamamaya başladım ve batıl inançlarımdan, saçma korkularımdan arındım. Hatta OKB bile büyük oranda hafifledi. Ölümle burun buruna geldiğim anlarda da panik atak yaşamadım, hiç korkmadım. Her olayın Allah'ın bir mesajı olduğunu düşünür, korkar, dinin her kuralına uyardım, ucunda kaybedeceği şeyler bile olsa yalan söylemez ve sürekli dua ederdim. Dinden avuçta kalan, sosyal fobi ve kaybedilenler oldu. Dünyanın fani olduğunu anlayıp bunların üstüne perde çekmeye çalışsam da din konusunda artık başarılı olamıyorum." http://muratuz.blogspot.com/2010/08/okb-ve-din.html |
Teşekkürler Voltaire
|
çünkü müslümanlar bir işi bir kerede doğru yapamazlar. onlar artık herşeye bir kılıf uydurmakta ustalaşmışlardır. burnun temizlenmesi için 3 kere su aldırmak gerekir ki, ancak bir kere düzgün temizlemeye eşdeğer olabilsin.
|
Alıntı:
Yaşanılanların doğru olduğunu kabul etmiyorsanız iddialarınız asılsız veyahut anlamsız olmaz mı? Benim burada doğru olduğunu, gerçek olduğunu kabul ediyorsunuz o zaman diye dememde ki kasıt, iman ettiğiniz için değil anlatılanların gerçek olduğunu düşünmenizdir. Zira, eğer yaşanılanların gerçek olduğuna inanmıyorsanız, kabul etmiyorsanız, iddialarınızın dayandığı bu yaşanılanlar gerçek değil ise iddialarınız gerçek olmayan şeylerden kurgulanmış olur. Umarım bu sefer anlatabilmişimdir... Alıntı:
İman etmenin esasıda teslimiyettir. Karşılıksız, çıkarsız teslim olmak. Ne cennette verilecekler, ne de kaybettiğinde cehennemde karşılaşacakları. Bunların önemi yoktur iman etmede. Bir müslüman, ne cennet için iman eder, nede cehennemden korktuğu için iman eder. Eskiden müslüman olan ama şimdi ateist olan bir çok kardeşimiz, iman etmeleri sonrasında kazandıklarını göremedikleri için imandan çıkar ve ateist olurlar. Ellerine birşey geçmediğini zannederler, halbu ki sabretseler görecekler. Çünkü sabretmek, boyun eğmek değil, mücadele etmektir. Yani bizler, sizin düşündüğünüz gibi boyun eğmiş değiliz, mücadele ediyoruz. Ama bu mücadele sırasında asla kibrimize, nefsimize yenik düşmeyiz ve düşmemek için çabalarız. Eğer yenik düşer isek, işte o zaman bu kritik noktayı es geçmiş oluruz. Allah, hiç kimsenin sırtına taşıyamıyacağı yük yüklemez ama kul yani insan taşıyamıyacağı yükün altına girmek isterse eğer buna da engel olmaz, çünkü insan kendi özgür iradesi ile bunu istemiştir. Bu yüzden din afyon etkisi gösterir. İnanç için, kanıtsız, delilsiz imanı anlamak için illa ki iman etmeniz gerekmez. Aşkta bulabilirsiniz benzer yönlerini. Ailenize olan sevginizde, sevdiğinize, eşinize olan sevginizde, onlara da kanıtsız, delilsiz seversiniz, inanırsınız. İşte, Allah'a duyulan aşk, aşkların en güzelidir. Çünkü Allah adaletlidir, hiç bir zaman yapılan emeği karşılıksız bırakmaz ama insan bırakabilir, ailemiz, sevdiğimiz bırakabilir. Alıntı:
Alıntı:
İnsanların dinine hakaret etmek ve çamur atmak, malesef burada çokça karşımıza çıkıyor ama kişinin her yaptığı yanlış kendisini bağlar. Zaman zaman bende öfkeme yenik düşüp yapılan hakaretlere karşılıksız kalamıyorum. Bir çok kere, cevap yazmaya kalkıp sonrasında vazgeçmişimdir. Bu sitede, gerçek anlamda ateist çok az var. Ateistim diyenlerin bir çoğu aslında bir yaratıcıya inanıyor ama gönderilen dine yani İslam'a mantıksız gözü ile bakıyor, bir yaratıcı var ise böyle bir din göndermiş olamaz düşüncesindeler. Burada, bu tür düşüncede olanlara söyleyebileceğim tek şey şudur. Herkes, istediğine inanmakta ve düşünmekte özgürdür sadece tek arzum okumaları, araştırmaları. Nette gördükleri saçma bir sözde hadis sonrası hemen İslam'ı kötülememeleri. Ayetlerde ne anlatılmak istenildiğini anlamak için, ayetleri yüzeysel okumamaları, bir önceki ayeti veya ayetleri, bir sonrakileri okumaları. O surenin hangi zamanda gönderildiğini okumaları, ne amaçla gönderildiğini okumaları. Hepsi bu. Sonrasında zaten kişi iman etmek ister ise eder, etmek istemez ise etmez. Saygı ve sevgilerimle. |
Alıntı:
Bizler "sorgusuz iman" etmek ile aklımıza işlenen bu tip olguların yüce ve kusursuz bir tanrı kavramını zedeleyici ve küçük düşürücü olduğuna inanıyoruz... Eğer yüce ve kusursuz bir yaratıcı var ise. Sizin sorgulamalarınızın hiç birinden rahatsız olmaması gerekmez mi? Sizi sorguluyorsunuz diye sizi/bizi cehenneme göndermesi ne derece doğru olur? Her türlü olguda "neden?" sorusunu soruyor olmanız tanrıya neyi kaybettirir? Örneğin söylediklerinizden : - Neden sınav? - Neden Cehennem? - Neden bazıları doğuştan avantajlı / dezavantajlı ?(Müslüman ailede doğmak ya da ateist ailede doğmak) gibi sorular çıkartılabilir. Örnekler sonsuz sayıda çoğaltılabilir.Ancak daha öncede söylediğim gibi, insan aklı gereği "yüce bir adalet sağlayıcı" ihtiyacı duyar. Sığınacağı bir yer/kişi arar zor zamanlarında, dertlerini paylaşıp yardım isteyeceği birilerini arar... Bulamadığı zaman ise ikincil alternatifler devreye girer. Acı başedilmez olunca ve herhangi bir yardımda gelmeyince kişinin kendisi "yaratma", ya da bir alternatif varmış gibi hissetmeye ya da davranmaya çalışır. Bazen kendisi olmayan şeyleri var gibi hissedip, hayal alemiyle rahatlama sağlamaya çalışır.(Örneğin : "hayali arkadaş sendromu") Kimisi daha kolay yola kaçar. Elinde de imkan var ise kendi düşünme ve acı mekanizmalarını susturacak ya da zayıflatacak alternatifler arar. "Uyuşturucu" bunlardan biridir. Kişinin gerçeklik algısını bozar, ikinci bir dünya yaratır... Din de aynı etkiyi yapar. Hem de bir maddeye gerek duyulmadan yapar bunu. Tek gerekliliği ise "İMAN" dır... |
kusura bakmayın ama bu tür mesnetsiz iddiaalara sadece gülünür..
Hz. Muhammed'e ilk vahiy 40 yaşında gelmişti, ve 40 yaşına kadar ticaretle uğraşmış kendisine "el-emin" denilecek kadar herkesce tanınan ve bilinen biri eğer varsa kendisinin böyle bir hastalığının farkedilmesi ve bilinmesi gerekirdi.. ve bu yaşa gelene kadar konuda belirtilen gülünç iddialara yönelik o dönemdeki müşrikler dahil olmak üzere hiç kimsenin böyle hasta olduğu yönünde bir iddiası yoktu, buna ilişkin bilgi de yok.. elinizde hiçbir bilgi olmadan bu tür iddialarda bulunmak iftiradan öteye geçemiyor malesef.. islam dini yayılırken bu yayılmadan korkan ve Hz. Muhammed'e her türlü kötülüğü yapan ve saldırılarda kullanan müşrikler eğer olsaydı böyle bir rahatsızlığını dile getirmekten hiç sakınmazdı ve bunu en etkili biçimde kullanmaya çalışırlardı..ama malesef böyle bir bilgi de yok.. ben bu forumu yıllardır okuyorum Hz. Muhammed hakkında böyle mesnetsiz iddialardan başka hiçbir şey okumadım, eğer böyle bir iddia atıyorsanız lütfen iddianzıa yönelik durumları ve zamanı düşünün, böyle düşününce Hz. Muhammed' e inenin vahiyden başka bir şeyle açıklanması mümkün olmadığını kolayca anlayabilirsiniz.. |
Alıntı:
Obsesif Kompülsif Bozukluk ne sizin gibi mümin olan Mekke ve Medinelilerin nede müşriklerin tanılayabileceği bir hastalık, rahatsızlık değildir. Her şeyden önce bu insanlar bilgisizliğin içinde yaşamaktaydılar. 1400 yıl önce ne, ne kadar bilinebilirse işte o kadar bilgiye sahiptiler. Muhammed'e "el-emin" denilmesi müslüman uydurmasıdır. Kimsenin önemsediği bir karakter değildir Muhammed. Kaldi ki Zeynebi Muhammede istemişler ve Zeynebin annesi vermemiştir. Ama yıllar sonra evlatlığının koynundan çekip almıştır Zeynebi değil mi? elinizde hiçbir bilgi olmadan bu tür iddialarda bulunmak iftiradan öteye geçemiyor malesef.. -zocor- Psikanaliz için şahşiyetin yaşıyor olması gerekmez. Bıraktığı eserlerde incelenebilir. Sahih-i Buhari bu konuda bize kaynak teşkil edebilir. Son paragrafınız çok komik. Muhammetten sonra peygamberliğe soyunmaya çalışanları unuttunuz mu? Onlarında içinde yaşadığı çağ aynı idi ve tabiki durumlarda. Onların semptomlarınıda vahiy olarak görmeli miyiz sizce? |
Alıntı:
Fakat maksat gerçeği anlamak öğrenmek değil islama saldırmak olduğu için aynı hatalı kelamlar tekrar edilmektedir! Doğruda buluşalım! |
Alıntı:
eğer konu başlığındaki iddialarınız halen geçerli değilse onu bilemem tabi.. ben sizden cevabıma karşılık bir cevap göremedim..bu psikolojik rahatsızlık hakkında sadece sizde biraz yan çizme gördüm (koyu belirttiğim yerlere bakabilirsiniz) Hz. Muhammed için el-emin (güvenilir) dendiği birçok kaynakta geçer, hatta bunu ateistler de kullanır; el -emin olduğu için ona kimse ona itiraz edemezdi gibi.. görüldüğü gibi ateistler sadece kendine hangisi uygun gelirse oraya kayıyor, işine gelince el-emin'i kullanıyor işine gelmeyince de zeynebi.. eğer konudaki iddilarınıza göre bu psikolojik rahatsızlığın ciddi bir rahatsızlık olduğunu savunuyorsanız devam edelim, yok değilse bu konudaki cevabımı bir önceki mesajımda da gayet net şekilde verdiğimi düşünüyorum.. |
Alıntı:
Alıntı:
Alıntı:
Alıntı:
Alıntı:
|
Alıntı:
Siz hangi verilere dayanarak "bu iddialar geçersiz" diyebiliyorsunuz?... Ayrıca el-emin denirdi diyerek Muhammed'in güvenilirliği önce sürülmüş. Bunda şüphe yok zaten çevresine güven vermiş olduğu açıktır. OKB'de çok önemli bir kriter vardır hastada : Dürüsttürler hem de çok! "Sözünün eri olan, sapına kadar dürüst olan bu kişilerin sözleri yazılı anlaşma kadar sağlamdır." İncelemek isterseniz : http://www.psikoloji.gen.tr/showthread.php?3981-OKB İnanmak istediğiniz değil, Gerçek doğruda buluşalım ! |
Alıntı:
arabın illaki "Obsesif Kompülsif Bozukluk" kelimelisini kullanmasına gerek yok, bu tür psikolojik bozuklukları gösteren biri 40 yaşına gelene kadar hele ticaret gibi insanların sürekli içinde olunması gereken, onlarla sürekli diyalog halinde olunması gereken bir iş dalındaysa ve ruhsal ve psikolojik olarak hasta ise bunun ismi ne olursa olsun çok öncelerden ticaret ve günlük hayatta hissedilirdi demek istedim.. umarım bu sefer anlatabilmişimdir.. Alıntı:
bugün bile birçok kişi hakkında "rahatsız-hasta bu adam" dediğimz kişiler vardır..bu tabirleri o kişinin hal ve hareketlerine göre değelendirip de söyleriz yoksa doktor olduğumuzdan değil.. Alıntı:
uydurduğum tabirini hakaret sayarım, size örnek de sundum ateistlerin neden el-emin dediklerine dair..tekrar yazayım; el-emin sıfatını bazı ateistler kendileri için kullanır, el-emin olduğu için insanlar ona güvenir inanır kimse yeni bir din getirirken sesini çıkartmaz, bu yüden el-emin birisi seçildi derler.. Alıntı:
Alıntı:
şimdi de peygamberlere akıl hastası diyorsunuz ama dediğim gibi hepsi mesnetsiz ve kaynaksız, o günün şartlarına bakarsanız da anlattıklarınızın hepsi koca bir masal.. kıymetli okuyanlar Hz. Muhammed'in mesleği ve o günkü şartları göz önünde bulundururlarsa Hz. Muhammed'e inenin vahiyden başka birşeyle açıklanmasına imkan yoktur.. |
Alıntı:
Alıntı:
Alıntı:
Alıntı:
Ayrıca Muhammet sonrası "Ben Peygamberim" diyenlerin sayısı yabana atılır gibi değildir. Belliki peygamberlik kazançlı bir meslekmiş ki herkes buna soyunmuş. Yaşadıkları zaman ve durum Muhammetle aynı olunca şanslı olan Muhammetmiş demek gerekmekte. İmzanızdaki mantık hatasını giderin. Önce Türkçeyi öğrenin, sonra Arabın dinine yönelin. İslam diye bir şey söylenemez...İslamda bir inanış şeklidir. Allah diye bir şey söylememez...Allahta bir Tanrıdır. Sinüs diye bir şey söylenemez...Sinüste bir trigonometrik fonksiyondur. 3 diye bir şey söylenemz...3 de bir doğal sayıdır. Kendi öz diline vakıf olamayan Arabın Dinine nasıl vakıf olur... |
bir ateistle tartışmanın BEYHUDE olduğunu zaten belirtmiştim..
seninle tartışırken de BEYHUDE olduğunu biliyorum, o yüzden alıntılarla uğraşmayacağım gerek yok gördüğüm kadardı ile.. sen peygamberin psikolojik rahatsızlığı olduğunu düşünedur bizi maçımzıdan sorun değil.. o günkü koşullarda gerek Hz. Muhammed'in 40 yıldır insanlarla içiçe olması, onlarla diyalogları, işbirliği, ticareti, gerekse de kabul etsende etmesende el-emin sıfatı alması normal bir insan olduğunu gösterir..Hz. Muhammed'in ruhsal ve psikolojik rahatsızlığı olduğuna dair en ufak bir ibare olması mümkün değil ve olamaz da.. bu anlayana ve anlamak "isteyene" son mesajım, fazla zaman kaybına gerek yok, şu yüce Kadir Gecesini beyhude tartışmalarla harcamaya da gerek yok.. tüm islam aleminin Kadir Gecesi mübarek olsun.. |
Sayın zocor ;
Münazara zaten mantık çerçevesinde yapılır. Bu sebepten sizinle münazara edilmesinin önündeki en büyük engel imzanızdır. Mantıksal dizilim hatasına sahip bir imzanız bulunmakta. a=b ve b=c ise a=c dir. Ateizm=diye bir şey söylenemez ise ve Ateizm de=bir inanç ise; İnanç diye bir şeyden söz edilemez. Örnekleriyle inceleyelim ; İslam diye bir şey söylenemez...İslamda bir inanış şeklidir. Allah diye bir şey söylememez...Allahta bir Tanrıdır. Sinüs diye bir şey söylenemez...Sinüste bir trigonometrik fonksiyondur. 3 diye bir şey söylenemz...3 de bir doğal sayıdır. Bakınız nasıl mantıksızmış. Kendi öz diline vakıf olamayan Arabın Dinine nasıl vakıf olur... Önce türkçenin öz varlığını, bozuk bir mantıkla kullanmaktan kaçınalım sonrasında neyin beyhude olup/olmadığını münazara ederiz. |
Alıntı:
Allahtan Gelen vahiye bakarmısın. 1- Ebu lehebin elleri kurusun. 2- Zaten kurudu :D :D :D :D :D |
Alıntı:
Donem araplari zaten, OKB'yi bilimsel anlamda bir hastalik olarak aciklayacak bilgiye sahip olmadiklarindan, bugun okudugunuz kutsal kitabinizda, peygamberlerin cinlendigi, delirdigini iddia eden insanlar mevcuttur. 54/9 Tum gelmis peygamberlere ayni muamele yapilmis, hatta icinde oldurulenler de olmustur. Kuskusuz donem bilimsel bilgisiyle buna OKB denmez. Cinlenmistir, delirmistir gozuyle bakilir. Kaldi ki OKB, omur boyu surecek bir hastalik degildir. Bugun, cogunluk tedavisi mevcuttur. Bu sebeple 40 yasina kadar gayet normal olan Muhammed'in belli bir yastan sonra OKB bulgulari ile degerlendirilmesi dogaldir. Cahiliye devrinde eger bilim o kadar ilerlemis olsaydi, o zaman da OKB veya benzer teshisler konulabilirdi. OKB'yi incelerseniz bugunku bilimsel bilgi esliginde, bu baslikta hic kimsenin Muhammed'i cocuklugundan baslayarak bu hastaliga sahip oldugunu ileri surmedigini goreceksiniz. Tabi ateistler Muhammed'i incelerken El-Emin diye tanimlarlar. Bir insanin guvenilir olmasi baska seydir. Belli bir zamana kadar guvenilir bir insanin OKB'ye yakalanmis olmasi baska seydir. Once bunu ayristimak gerek. |
| Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 08:44 . |