Turan Dursun Sitesi Forumları

Turan Dursun Sitesi Forumları (https://turandursun.com/forumlar/index__1.php)
-   İslam (https://turandursun.com/forumlar/forumdisplay.php?f=9)
-   -   Obsesif Kompulsif Bozukluk Ve Din (https://turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=21028)

Voltaire Darwin 01-09-2010 21:07

Obsesif Kompulsif Bozukluk Ve Din
 
3 Kere Ağıza su.
3 Kere Burna su...

Hiç dikkat ettiniz mi hep 3 kere olmasına?
Neden hep 3 kere ya da tek sayılardir diye sordunuz mu?

Allah tek olduğu için gibi bir açıklama gelecektir. Ancak her OKB'li ritüellerini gerçekleştirirken altta bir takım düşünceler yatmakta,bu sebeple tekrar tekrar kafasındaki düşünceyi rahatlatmak adına ritüelleri tekrarlamaktadır.

OKB ne midir?

"Obsesif kompulsif bozukluk (OKB), kişileri sürekli tekrarlayan, sonsuz düşünce ve hareket çemberleri içine hapseden, oldukça ketleyici bir anksiyete bozukluğu türüdür. Obsesyonlar (saplantılar) ve kompulsiyonlar (zorlantılar) ile karakterizedir."

• Kendi başına veya yakınlarının başına bir kötülük geleceği düşüncesi

• Tekrarlayan ve kontrol edilemeyen cinsel düşünceler

• Dinle ve ahlaki değerlerla aşırı uğraşma

•Obsesif bozuklukları olan hastaların diğer bir saplantısı ise sayılardır. Saplantı kişiden kişiye çift ya da tek sayılar olarak değişir. Hastalar sürekli kafalarında yada parmaklarıyla herşeyi sayarlar.


Sadece müslümanlıkta, değil hemen hemen tüm dinlerin bir takım ritüelleri olduğu ve bunların OKB hastalığı ile ilişkili olabileceği bilinmektedir. Ancak islamda çok bariz göze batan abdest ritüelleri bulunmaktadır.

Daha önce de tartışılmıştı Muhammed'de kuvvetle muhtemel olduğu düşünülen "Temporal Lob Epilepsi"si...Kişiye hayaller gördüren, hatta kişinin kendisini dahi hayallerinin gerçekliğine inandıran bir rahatsızlık...

Şimdi ek olarak belirtmek istediğim ,abdestteki 3'lü ritüeller ve hadislerde geçen bir çok şey : tek sayılar, düzenli temizlik ihtiyacı, sağ el ile iyi ve hayırlı işlerin sol el ile kötü işlerin yapılması, bir yere sağ ayakla girilmesi vs.. vs.. hep "OKB" hastalığına işaret etmektedir.

Psikolojik bozukluklar çoğunlukla bir arada görülmektedir. Bir kişide OKB varsa beraberinde "Şizofreni" olacak diye bir kaide yok. Ama beraber görüldüğü durumlar da oldukça fazladır...

Ve hastalıklar kombine olduklarında çok daha hayatı felç edici olabiliyorlar ve teşhis koymada da bir o kadar sıkıntı yaratabiliyorlar.

Yakın zamanda bu siteye de üye olan Sexy Huri'nin bir çalışması aşağıdaki linkte bulunmakta. Girip bir okumanızı tavsiye ederim.

http://sexyhuri.blogspot.com/2008/10...-bozukluk.html

Ayrıca burada "narsist kişilik bozukluğu"ndan bahseden bir makale de var.

http://sexyhuri.blogspot.com/2008/10...sl-anlarz.html

Bir kişide bu tür bozukluklar derece derece olabiliyor. Yani kimisinde OKB çok ağır seyrederken, kimisinde şizofreni baskın hissedilebiliyor. Kimisinde ise bir çoğu bir arada sessiz sakin ilerliyor.

Bazısında ise bunlar çok homojen kombine oluyorlar ve kişide de zeka miktarı fazla ise çevresindeki insanları hatta kitleleri etki altında bırakabiliyorlar...

İşin en ilginci bir çok beyin bozukluğu son 20-30 yıla tanımlanmaya ve tedavi edilebilmeye başlamıştır. Daha öncesinde insanlar bu kişileri ya doğaüstü olaylara karışabilen ve üstün yetenekleri olan biliyor ya da deli diyor geçiyorlardı...

Bu kişiler günümüzde ilaç ile tedaviye yanıt verdiklerinde "ben ne yapmışım, ne kadar saçmalıyormuşum" demektedirler...

KÜP ADAM 01-09-2010 21:10

sayın: Voltaire Darwin ne kadar tatlı ne kadar şirin insansınız siz kopmam ben bu forumdan artık :)

evrensel-insan 01-09-2010 21:11

Saygideger Voltaire Darwin;

"Allah'in hakki uctur" konusu da, benim merakimda. Bu uc sakin, trinity, yani baba, ogul, ruh uclemi olmasin. Bu ucun "sirri" ne ola ki!

Bir de falda "uc vakte kadar" deyimi vardir.

Saygilarimla;
evrensel-insan

Neva 01-09-2010 21:33

Osiris, Isis, Horus uclemesinin semavi dinlere eklentisi seklinde de dusunulebilir.

Mubarek kabul edilen, 3 aylar kavrami da listeye eklenebilir.

ExEgoist 01-09-2010 22:13

Müslümanlardan fazla Kuran Ayetleri okuyan,Günün büyük bir bölümünü forumlarda müslümanlarla tartışarak geçiren...Sabahtan akşama kadar Tanrıyı yanlışlayan ve Yoklayan...Dinler tarihini sular-seller gibi ezberleyen...Bu uğurda Sümerlerin tabletlerine kadar araştıran ve bunca araştırmaya rağmen etrafa kesin kararını vermişcesine çift kişilikli bir görünüm sergileyen...ancak derin şüpheler içinde kıvranan...
Bindörtyüz yıl önce yaşamış ve hakkında kulaktan kulağa anlatıla gelen rivayetler olan bir tarihi kişiliğe oturduğu yerden Tanı koyan.Teşhisi konusunda ısrar eden.
Hiç görmediği,tanımadığı insanlar hakkında Şizofren,Obesesif Kompulsif bozukluk ve "Temporal Lob Epilepsi" teşhisi koyan..Elinde hiçbir BİLİMSEL done,veri...Örneklem..İstatistik ve tahlil bulunmadan neredeyse rapor yazacak olan bir insana ne diyebiliriz ki?
İşte böyle bir insana biz takıntın var diyebilirmiyiz? Hasta olduğunu iddia edebilirmiyiz?
Hayır.

Bu insan sorgulamasını yapıyor deriz.
Bu insan sonuçta bir insan vedüşünce özgürlüğünü kullanıyor deriz.
Her ne kadar hiç tanımadığı,hakkında kesin BİLGİsi bulunmadığı insanları Yargılıyor olsada..
Bu insan bir çok parazit yapıcı,kafa karıştırıcı dezenformasyon nedeniyle zor kararlar veriyor deriz.
Bu insanın karşısında yanlış ve yanıltıcı örnekler var deriz.
Çünkü bizde insanız.

Saygılarımla...

AerA 01-09-2010 22:28

Alıntı:

ExEgoist´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 334631)
Hiç görmediği,tanımadığı insanlar hakkında Şizofren,Obesesif Kompulsif bozukluk ve "Temporal Lob Epilepsi" teşhisi koyan..Elinde hiçbir BİLİMSEL done,veri...Örneklem..İstatistik ve tahlil bulunmadan neredeyse rapor yazacak olan bir insana ne diyebiliriz ki?

Bu insan sorgulamasını yapıyor deriz.
Bu insan sonuçta bir insan vedüşünce özgürlüğünü kullanıyor deriz.
Her ne kadar hiç tanımadığı,hakkında kesin BİLGİsi bulunmadığı insanları Yargılıyor olsada..
Bu insan bir çok parazit yapıcı,kafa karıştırıcı dezenformasyon nedeniyle zor kararlar veriyor deriz.
Bu insanın karşısında yanlış ve yanıltıcı örnekler var deriz.
Çünkü bizde insanız.

Saygılarımla...

Sayın exegoist ;

Hitler'i hiç tanıdınız mı? Neden Dünya bir bütün olup onu kötüler acaba..
Ya Müslüman katili Bush'u.

Ama bıraktıkları eserler ortada değil mi? Herşey bir tarafa Tarih ortada...

Bir ara Freud'un Musa ve Tek Tanrıcılık kitabını okuyunuz. Muhammetten 2000 yıl önce yaşamış bir kavmin psikanalizini nasıl yaptığını görümeniz açısından. Muhammet neden ayrıcalıklı tutulsun ki? Tarih ortada iken yapılması çok kolay ve isabetli. İsabetin nedeni sıradan bir hayat sürmemesi ve tüm hayatının, Kuran'a soktuklarıyla beraber halen ortada olması.

Voltaire Darwin 01-09-2010 22:32

Alıntı:

ExEgoist´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 334631)
Elinde hiçbir BİLİMSEL done,veri...Örneklem..İstatistik ve tahlil bulunmadan neredeyse rapor yazacak olan bir insana ne diyebiliriz ki?

Ne mutlu ki müslümanlara 1400 yıl öncesine kimse dönüp tahlil,rapor,delil toplayıp getiremiyor... Ve bu bulgular bilimseldir denemiyor haliyle ...

Ancak günümüzde olmayan varlıklarla karşılaştığını , boğuştuğunu (cin, melek), geçmişten, gelecekten haber alıp ölülerle konuştuğunu, göğe yükselip uçtuğunu iddia eden herkes için bu semptomların olması tıp açısından delil niteliğindedir.

Ayrıca Epilepsi gibi hastalıklarda titreme, soğuk hava bile olsa şıpır şıpır terleme de sözlü yazılı beyanlarda ,bulgu olarak kabul edilebilir.

Ama haklısınız, Gerçek anlamda delil olması imkansız günümüzde...

Ne mutlu ki ...

evrensel-insan 01-09-2010 23:07

Saygideger arkadaslar;

FIZIKSEL hastaligin, kisi tarafindan algilanmasi RAHATSIZLIKTIR. Bu ya kisice algilanir, ya da doktor kisiye hastaligini soyleyerek, algilatir.

Cozum ise rahatsizligin giderilmesidir. Bu da iki turludur, ya rahatsizlik UYUSTURARAK giderilme hissi verilir, ya da BIR TEDAVI,M AMELIYAT v.s. ile giderilir.

DUSUNSEL "Hastalik" maalesef, rahatsiz etmez, ama; kisi farkina varsin, varmasin; dusuncesinin yonlendirdigi davranisindan ZARAR GORUR. Bu zarar, ya GORUNTU olarak yansir, ya da kisi, bu zarardan kendini telkin ile erteler.

Bu temelde DUSUNCENIN HASTALIGI DUSUNCEDIR. Cunku, alisilagelmislik, otomatiklesmislik, yerlesmislik ile nesilden nesile gelen ve veri olarak verilen dusunce ile davranan kisi, "hasta degildir"

Hastaliginin ortaya cikisi, bu otomatik dusunceyi, DUSUNDURTMEK, SORGULAMAK ile ortaya cikar. Yani, herzaman dusunup davrandigindan, ZARAR GORDUGUNUN bilincine ve farkina varmis, bu otomatiklesmis dusuncesini ve davranisini sorgulamaya baslamistir.

Iste bu dogal gibi gorunen, ama; aslinda alisilagelmisligin bir urunu olan DUSUNCEYI, DUSUNDURTMEME; dusunmeye ve sorgulamaya baslayinca, hastaliginin farkina varmis olur.

Maalesef, dusuncenin hastalanmasini, yani DUSUNDURTMEYI VE SORGULAMAYI saglayacak olan da, kisinin kendisidir. Once DUSUNCESINI HASTA EDECEK (rahatsiz edecek), SONRA DA HASTA DUSUNCEYI, KENDINCE TEDAVI EDECEKTIR, taki tekrar hasta edene kadar.

Iste gunumuzun tibbi; dusuncenin bu hastaligini, kisiye algilatmaktadir. Ama, sorun kisi bu hastaligi KENDI KENDINE SAGLAMAMISSA, ne hastalik bilinci, ne de hastaligin zarar ve rahatsizligi, ne de bu zarar ve rahatsizligin giderilmesi mumkun degildir.

Sonucta, BEYNINI DUSUNDURTMEYEREK HASTALIGINI ARTIRAN kisiler, psikolojik (psycho ve psyche kokenli), hastaliklara tutulurlar. Maalesef, bu konudaki mudahelelerin hic bir yarari yoktur. Bunu cozecek ve iyilestirecek olan, kisinin kendi kendisinin DUSUNCESINI DUSUNDURTMESI ve Dusunce ile rahatsizliginn uzerine gidebilecek, bilinc ve farkindalikta olmasi gerektir.

Sonucta insanoglunun bir insan gibi dusunemeyip, davranamayip, yasayamamasi, zaten psycho ve psyche kokenlerinin baslica nedenidir ve cogu zaman da bilinc altidir.

Bir kisinin, yasaminda yapabilecegi "en zor" sey, dusuncesini, dusundurtebilmesidir. Bu alinan rahatsizlik ve gorulen zarar ile degil; bilinclilik ve farkindaliklikla paraleldir.

Yani, DUSUNSEL SORUNUN FARKINA VARMAK ile.

Saygilarimla;
evrensel-insan

Yergin 01-09-2010 23:10

Sayın Voltaire Darwin,

1400 yıl öncesine ait tahlil, rapor, delil toplayıp getiremeyen müslümanların hangi söylediklerinden yaptığınız çıkarımlarla bu teşhisleri koyabiliyorsunuz? Sanırım, ExEgoist burada buna değinmek istemiş. Şimdi, sizin de bildiğiniz gibi, İslam için, sahip oldukları için uydurulmuş diyenler, gerçekte yok diyenler var. Siz bunlardan birimisiniz? Eğer bunlardan birisi iseniz, bu yaptığınız çıkarımlar saçma olmuyor mu?

Yani siz aslında bu çıkarımları yaparak, İslam'ın sahip olduklarının gerçek olduğunu kabul etmiş sayıyorsunuz. Bunun farkındasınızdır umarım.

Diğer bir konu ise, gerçek olduğuna inanıyor olsanız bile, bir bilim insanı, nasıl görmediği birisi hakkında iddialarda bulunabilir ki? Diyelim bulundu. Ne geçer eline? Sonuçta, bulunduğu iddiaların hiçbirisini ispatlayamaz, çünkü artık yaşamayan birisi hakkında iddialarda bulunuyor. O zaman, bir bilim insanı, asla ispatlayamayacağı bir iddia peşinde neden koşar ki? Bunda sizce bir terslik yok mu?

Kabul edin ki, bu ve buna benzer başlıklar, bir ateiste veya İslam harici bir dine inanan birisine hiçbirşey katamaz. Size hiçbirşey katamayacaksa ve açılan bir konu birilerine birşey katmak zorunda ise, bu ve buna benzer başlıkların açılma amacı gerçekte nedir?

Saygılar

AerA 01-09-2010 23:18

Sayın yergin ;

Bu size cevaben yazılmış bir ileti değildir. Lakin bir kişi görmediği ve aynı zaman diliminde yaşamadığı birisi hakkında, ardında bıraktığı eserlerden yola çıkarak yorum yapamaz mı?

Bir önceki postumda Freud'un Musa ve Tek tanrıcılık kitabını örnek vermiştim. Tarihsel gerçekler ve eski Ahitin ışığında, zamanının İsrailoğullarını çok güzel psikanalize tabii tutmuştur.

esen kalınız.

Yergin 01-09-2010 23:23

Alıntı:

AerA´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 334657)
Sayın yergin ;

Bu size cevaben yazılmış bir ileti değildir. Lakin bir kişi görmediği ve aynı zaman diliminde yaşamadığı birisi hakkında, ardında bıraktığı eserlerden yola çıkarak yorum yapamaz mı?

Bir önceki postumda Freud'un Musa ve Tek tanrıcılık kitabını örnek vermiştim. Tarihsel gerçekler ve eski Ahitin ışığında, zamanının İsrailoğullarını çok güzel psikanalize tabii tutmuştur.

esen kalınız.

Elbette ki yapabilir. Ben yapamazdan daha çok yapmasındaki maksat nedir onu merak ettiğim için sormak istedim. Bir de önceki mesajımda değindiğim gibi, eğer yorum yapıyor ise, bu İslam'ın gerçekte yaşandığına inandığını gösterir.

Maksadı merak etmemin sebebi, yapılan yorumdan ziyade, bilimsel olduğu söylenen çıkartılan hastalıktır. Sizce yapılan yorum mudur? Yani, Sayın Voltaire Darwin'in çıkarımları sizce yorum mudur? Gerçek olmama ihtimali varmıdır size göre?

Saygılarımla

yucemanitu 01-09-2010 23:28

Bir de şunu düşünün bugün günümüzde biri göğe çıktığını diğer peygamberlerle görüştüğünü söylese bu kişiye hasta gözüyle bakılmaz mı? Normal bir insan böyle şeyler iddia eder mi? Evrenesoğlu göğe uçtuğunu peygamberlerle namaz kıldığını söylüyor diye Cübbeli Ahmet ona "manyak, kafayı yemiş vs." diyor. Ama Muhammed'in göğe uçtuğuna Allah'la konuştuğuna inanıyor. Günümüzdeki Müslümanların çoğu da Evrenesoğlu'na deli diyor ama 1400 yıl önce yaşamış birine inanıyor. Muhammed şudur, budur demiyorum. O ayrı bir şey. Burada dikkati çekmek istediğim nokta inançlı arkadaşların yaklaşımı bir çifte standart yok mu gerçekten?

evrensel-insan 01-09-2010 23:30

Saygideger arkadaslar;

Mesajima paralel olarak, dile gelenler daha net algilansin diye, bir ornek verelim.

Kan davasi dusuncesi ve davranisi ile buyutulen ve beslenen bir kisinin, bunu bir gorev kabul edip, yerine getirmesi, o kisi acisindan gayet dogal ve normaldir.

Bu insanlikdisi dusunce ve davranis hastaliginin o kisiden ortadan kaldirilmasi icin, hic bir tedavi cevap vermez. Taki kisi, bu dusunce ve davranistan, zarar gorene (hapse girse bile, bu onun icin zarar olmayabilir) ve/veya rahatsiz olana kadar. Bu da kisinin, bu dusuncesini sorgulamasi ve bu dusuncesini uygulamaya koymadan once, bu dusunce ile ilgili dusunmesini dusundurtmesi ve de bu dusunce ve davranisin bir sorun oldugunu algilayabilmesi gerekir.

Iste bu dusuncve, ne zaman kisi tarafindan bir sorun olarak algilanir ve kisinin DUSUNCESI HASTALANIR, o zaman kendinden ve disaridan gelecek aciklamalar, terapiler v.s. ise yarar. Aksi, kisi adia husrandir.

Iste her turlu insandisi dusunce (akliniza ne gelirse), kisi tarafindan sorun olarak algilanmadan, dusunce rahatsiz etmeden ve dusunceden zarar gormeden hastalanmaz, algilanmaz, iyilesmez ve tedavi edilmez. Cunku, algilanmasida, iyilesmeside, tedavi olmasi da, dusunceyi tasiyan kisinin bunlari istemesi, dusuncesini sorgulamasi ve bu dusunceden kurtulmak, arinmak istemesi ile mumkundur. Yani kendi dusunce hastaligini, kendi algilayip, kendisinin bu hastaliktan kurtulmak istemesi ile, hastaligin ortadan kalkmasi mumkundur.

Bu da DISARIDAN SIRINGA ILE VERILMEZ. Cunku sorun, zarar ve rahatsizlik yoksa; degisime, iyilesmeye, sorgulamaya, hastaligini algilamaya ve kabul etmeye ACIK DEGILDIR, DUSUNCESINI (KULAKLARINI, GOZLERINI V.S.) KAPATMISTIR ve gelen signalleri de soylenenleri de algilamasi mumkun degildir. Yani HASTALIK TEDAVIYE ACIK DEGIL, KAPALIDIR.

Oyuzden, disaridan birisi, kendine gore; "agzi ile kus a tutsa" o kisiye, sorunu algilatamaz, gordugu rahatsizlik ve zarari izah edemez. Cunku, kisinin ALICISI KAPALIDIR.

Iste bu temelde iman temelli inanclar, alima kapalidir. Taki inanc "sarsilincaya" kadar. Buradaki inanc, her turlu yerlesmis ideolojik, etik dogrulardir.

Saygilarimla;
evrensel-insan

Voltaire Darwin 01-09-2010 23:33

Alıntı:

Yergin´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 334655)
Sayın Voltaire Darwin,

1400 yıl öncesine ait tahlil, rapor, delil toplayıp getiremeyen müslümanların hangi söylediklerinden yaptığınız çıkarımlarla bu teşhisleri koyabiliyorsunuz? Sanırım, ExEgoist burada buna değinmek istemiş. Şimdi, sizin de bildiğiniz gibi, İslam için, sahip oldukları için uydurulmuş diyenler, gerçekte yok diyenler var. Siz bunlardan birimisiniz? Eğer bunlardan birisi iseniz, bu yaptığınız çıkarımlar saçma olmuyor mu?

Sayın Yergin,

Ben kesin bir iddia da bulunmuyorum. Ama kimse peygamber olduğunu iddia eden birini modern tıp ile muayene etmeden kesin teşhis koyamaz zaten. Bu mümkün değil zaten diyorum.

"Şimdi, sizin de bildiğiniz gibi, İslam için, sahip oldukları için uydurulmuş diyenler, gerçekte yok diyenler var. Siz bunlardan birimisiniz? Eğer bunlardan birisi iseniz, bu yaptığınız çıkarımlar saçma olmuyor mu?" ile ne kastettiğinizi anlayamadım?

Alıntı:

Yergin´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 334655)
Yani siz aslında bu çıkarımları yaparak, İslam'ın sahip olduklarının gerçek olduğunu kabul etmiş sayıyorsunuz. Bunun farkındasınızdır umarım.

Hayır sayın yergin, bilakis islam açısından körü körüne kabul edilenler bilimsel bir gerçekliğe dayanmadan nasıl kabul edilebilir diyorum!

Bir bakıyorsunuz "delil yok nasıl ispat edeceksin?" bu semptomları diye savunuluyor,, ancak bir bakıyorsunuz , aynı kişiler islamda/dinlerde delil olmadan hikaye olarak kitaplarda dile gelmiş doğa üstü herşeyi hiçbir bilimsel dayanağı olmadan ve zaten bilimsel dayanak aranmadan! körü körüne delil ve kesin hakikat olarak kabul edilebiliyor. Tuhaf olan asıl bu değil midir?

Alıntı:

Yergin´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 334655)
Diğer bir konu ise, gerçek olduğuna inanıyor olsanız bile, bir bilim insanı, nasıl görmediği birisi hakkında iddialarda bulunabilir ki? Diyelim bulundu. Ne geçer eline? Sonuçta, bulunduğu iddiaların hiçbirisini ispatlayamaz, çünkü artık yaşamayan birisi hakkında iddialarda bulunuyor. O zaman, bir bilim insanı, asla ispatlayamayacağı bir iddia peşinde neden koşar ki? Bunda sizce bir terslik yok mu?

Sadece islamda bildirilmiş vahiylerin gelişini ve günümüzde hala bariz islamın temeli olan üç ya da tek sayılar takıntısını vurguluyorum.

Vahiylerin gelişi ise başlı başına ayrı bir konu zaten...

Alıntı:

Yergin´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 334655)
Kabul edin ki, bu ve buna benzer başlıklar, bir ateiste veya İslam harici bir dine inanan birisine hiçbirşey katamaz. Size hiçbirşey katamayacaksa ve açılan bir konu birilerine birşey katmak zorunda ise, bu ve buna benzer başlıkların açılma amacı gerçekte nedir?

Saygılar

Bu başlığı açmamdaki amacı belirttim. Kimseyi rencide etmek ya da çamur atmak da değil.

Ancak günümüzdeki bilimsel veriler, cinler,periler,meleklerden bahseden kişilerin, her işini belirli sayılarla tekrar tekrar yapan/yaptıran,temizlik saplantıları olan kişilerin bu tip rahatsızlıkları taşıyor olma ihtimalinin çok çok yüksek olduğunu belirtiyor.

Amacım bu sayın Yergin :

Sizlerin de "Gerçekten olabilir mi acaba?" deme cesaretini gösterebilmeniz...

Ve bunu art niyetli değil samimiyetle söylüyorum...

Saygılarımla,

AerA 02-09-2010 00:11

Alıntı:

Yergin´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 334658)
Elbette ki yapabilir. Ben yapamazdan daha çok yapmasındaki maksat nedir onu merak ettiğim için sormak istedim. Bir de önceki mesajımda değindiğim gibi, eğer yorum yapıyor ise, bu İslam'ın gerçekte yaşandığına inandığını gösterir.

Yapmasındaki maksat elbetteki psikolojik profil çıkartmadır. Benzeri şekilde özellikle ABD film endüstrisinden tanıdığımız, criminolojiye yardımcı olması bakımından bilinmeyen zanlının bir psikolojik portresinin çıkarılması gibi. Bilinmeyen zanlı burada önemli bir kavram. Bu yolla, psikolojik anlamda zanlı hakkında bilinmeyenlarin azaltılması planlanmakta. Kaldıki neden Muhammedi özel bir yere koyalım ki, onun psikolojik profilinide çıkartabilmekte serbest olmalıyız, öyle değilmi? Diğer sorunuzu zaten Voltaire Darvin yanıtlamış.

Alıntı:

Yergin´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 334658)
Maksadı merak etmemin sebebi, yapılan yorumdan ziyade, bilimsel olduğu söylenen çıkartılan hastalıktır. Sizce yapılan yorum mudur? Yani, Sayın Voltaire Darwin'in çıkarımları sizce yorum mudur? Gerçek olmama ihtimali varmıdır size göre?

Voltaire Darvin dostumun ihtisasını bilmiyorum. Lakin tam bağımsız bir psikolog veya psikiyatra Kuran ayetleri ve Sahih-i Buhari yi inceleyerek, içinde yaşanılan zaman (1400 yıl önce) dikkate alınarak, bir profil çıkartması söylense idi, büyük ihtimalle paranoyak şirofren tanısı çıkardı. Büyük ihtimalle diyorum, çünkü biz daha Freud'u sindirememiş bir milletiz ki içimizden biri Muhammede profil çıkartacak öylemi? O adamı yakarlar, hemde canlı canlı. Dinin yaşamın her alanına müdahele etme lakin kendine her hangi bir alandan müdahale edilmemesi gerektiği gibi bir ayrıcalığı var ve savunucuları masa başında tartışmaya oturmak yerine, sokak ortasında infazı benimsemiştir. Bu hususta hem fikiriz herhalde. Bakınız Turan Dursun (1934-1990). Bakınız tartışmaya hiç gelmeyen Zaman Gazetesi ve deynekçileri, bakınız katlinin ardından kitap sinsilesi yazan Ateşli Süleyman.

Saygılarımla

Yılmaz34 02-09-2010 03:39

arkadaşlar size bir şey anlatayım. Bu OKB hastalığı benim 3 yılımı aldı ve halen etkileri sürüyor. Dini sorgulamadan önce din konularında aşırı takıntılıydım. Gusül abdesti almam 1 saati buluyordu, abdest almam çok uzun sürüyordu. Aklıma Tanrıya küfürler geliyordu ve bundan vicdan azabı duyuyordum. Çok zor geçen bir hastalık, özellikle dinlere aşırı bağlı olan birisi için. Eskiden benim olduğum gibi...

ExEgoist 02-09-2010 08:00

Alıntı:

Yılmaz34´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 334760)
arkadaşlar size bir şey anlatayım. Bu OKB hastalığı benim 3 yılımı aldı ve halen etkileri sürüyor. Dini sorgulamadan önce din konularında aşırı takıntılıydım. Gusül abdesti almam 1 saati buluyordu, abdest almam çok uzun sürüyordu. Aklıma Tanrıya küfürler geliyordu ve bundan vicdan azabı duyuyordum. Çok zor geçen bir hastalık, özellikle dinlere aşırı bağlı olan birisi için. Eskiden benim olduğum gibi...

Ne diye cinci hocalara gittiniz o zaman? neden tarikatcılar başvurdunuz?
Doktora gitmek yerine...Üstelik Cumhuriyet savcılığı yapmışsınız.

Yergin 02-09-2010 16:05

Alıntı:

Voltaire Darwin´isimli üyeden Alıntı
Sayın Yergin,

Ben kesin bir iddia da bulunmuyorum. Ama kimse peygamber olduğunu iddia eden birini modern tıp ile muayene etmeden kesin teşhis koyamaz zaten. Bu mümkün değil zaten diyorum.

"Şimdi, sizin de bildiğiniz gibi, İslam için, sahip oldukları için uydurulmuş diyenler, gerçekte yok diyenler var. Siz bunlardan birimisiniz? Eğer bunlardan birisi iseniz, bu yaptığınız çıkarımlar saçma olmuyor mu?" ile ne kastettiğinizi anlayamadım?

Bazı arkadaşlar, aslında Muhammed hiç yaşamamıştı vs gibi ithamlarda bulundukları için söyledim. Yani, İslam'a inanmayan birisisiniz ama bu yaşanılanların yaşandığına inanıyorsunuz, bunlardan yapılan çıkarımlarla böyle bir iddiada bulunuyorsunuz. İslam adına bildiklerinizin gerçek olduğunu kabul etmiş oluyorsunuz. Bilimsel bakımından söylemiyorum bunu.

Alıntı:

Voltaire Darwin´isimli üyeden Alıntı
Bir bakıyorsunuz "delil yok nasıl ispat edeceksin?" bu semptomları diye savunuluyor,, ancak bir bakıyorsunuz , aynı kişiler islamda/dinlerde delil olmadan hikaye olarak kitaplarda dile gelmiş doğa üstü herşeyi hiçbir bilimsel dayanağı olmadan ve zaten bilimsel dayanak aranmadan! körü körüne delil ve kesin hakikat olarak kabul edilebiliyor. Tuhaf olan asıl bu değil midir?

İman etmenin temeli budur ve bana göre de gerçek inanmak budur. Hiç bir delil ve kanıt olmaksızın inanmak, tasdik etmek. Bu çok apayrı bir duygu, anlatılabilmesi zor.


Alıntı:

Voltaire Darwin´isimli üyeden Alıntı
Ancak günümüzdeki bilimsel veriler, cinler,periler,meleklerden bahseden kişilerin, her işini belirli sayılarla tekrar tekrar yapan/yaptıran,temizlik saplantıları olan kişilerin bu tip rahatsızlıkları taşıyor olma ihtimalinin çok çok yüksek olduğunu belirtiyor.

Amacım bu sayın Yergin :

Sizlerin de "Gerçekten olabilir mi acaba?" deme cesaretini gösterebilmeniz...

Ve bunu art niyetli değil samimiyetle söylüyorum...

Saygılarımla,

Neden saplantı olsun ki? Tüm dünyada insanlara 3 öğün yemek yemesi söyleniyor veyahut insanlar 3 öğün yemek yiyorlar. Bu saplantımı? Her gün traş olan birisinin yaptığı sizce saplantımıdır? Her sabah dişini fırçalayan birisinin ki keza? Neden her sabah namazını kılanın ki saplantı oluyor da, dişlerini fırçalayanın ki olmuyor?

Her gün yatağa yatmadan önce giydiğimiz eşofmanlar saplantı olmuyor da, yatmadan önce kılınan namaz saplantı oluyor?

Bunun örneklerini çoğaltabiliriz.

Sayın Voltaire Darwin, sizleri anlıyorum. Kendinizce doğru olduğunu düşündüğünüz şeyleri yapıyorsunuz ve insanlarında bu yönde ilerlemesini istiyorsunuz. Tıpkı bizler gibi.
İnsanların cesaret gösterip, kafalarından bazı şeyleri atmasını istiyorsunuz.
Tıpkı bizim sizlerden istediğimiz gibi.

Samimiyetinize inanıyorum lakin, OKB çıkarımlarında bulunmak size göre fazla zorlamaca bir çıkarım.

Bir kere sizinde söylediğiniz gibi, asla ispatlayamazsınız.
İkincisi, herşeyi ama herşeyi araştırmanız gerekli. Bilmeniz, okumanız gerekli.

Saygılarımla

Voltaire Darwin 02-09-2010 20:15

Alıntı:

Yergin´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 334836)
Bazı arkadaşlar, aslında Muhammed hiç yaşamamıştı vs gibi ithamlarda bulundukları için söyledim. Yani, İslam'a inanmayan birisisiniz ama bu yaşanılanların yaşandığına inanıyorsunuz, bunlardan yapılan çıkarımlarla böyle bir iddiada bulunuyorsunuz. İslam adına bildiklerinizin gerçek olduğunu kabul etmiş oluyorsunuz. Bilimsel bakımından söylemiyorum bunu.

Sayın Yergin,

Yaşanılanların doğru olduğunu kabul etmiyorum. Bir zamanlar körü körüne ederdim ama artık değil...

Alıntı:

Yergin´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 334836)
İman etmenin temeli budur ve bana göre de gerçek inanmak budur. Hiç bir delil ve kanıt olmaksızın inanmak, tasdik etmek. Bu çok apayrı bir duygu, anlatılabilmesi zor.

İşte bu nokta en kritik nokta sayın yergin,

"Hiç bir delil ve kanıt olmaksızın inanmak, tasdik etmek. Bu çok apayrı bir duygu, anlatılabilmesi zor."

İnsan doğası gereği bunu istiyor. Ben de sizi çok iyi anlıyorum. Hele ki doğumundan itibaren tek doğru olarak belletilenler alternatif bırakmıyor insana.

Ben de biliyorum zor zamanlarda tanrıya sığınmanın ne demek olduğunu, ramazan ayında ibadet eden insanları görüp hüzünlenmenin ne demek olduğunu, hep beraber alnını secdeye dayarken çıkan sesin verdiği hissiyatı...

Ancak bunlar hep dinleri güzel gösterebilmek amaçlı insanoğlunun zayıf noktalarının, bir dayanak, kurtarıcı ve yüce bir adalet duygusunun ve yüce bir kuvvetin arayışının kullanılması... Keşke dinler sadece bu güzel taraflarıyla kalsa...

Bu hissiyatlar insanların akıllarının kontrolüne, mantık dışı hareketlere ve inançlara, hatta hayatlarının son bulmasına kadar götürebiliyor...

Boşuna denmiyor "Din Toplumları uyuşturan bir ayfondur" diye...

Alıntı:

Yergin´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 334836)
Neden saplantı olsun ki? Tüm dünyada insanlara 3 öğün yemek yemesi söyleniyor veyahut insanlar 3 öğün yemek yiyorlar. Bu saplantımı? Her gün traş olan birisinin yaptığı sizce saplantımıdır? Her sabah dişini fırçalayan birisinin ki keza? Neden her sabah namazını kılanın ki saplantı oluyor da, dişlerini fırçalayanın ki olmuyor?

Her gün yatağa yatmadan önce giydiğimiz eşofmanlar saplantı olmuyor da, yatmadan önce kılınan namaz saplantı oluyor?

Bunun örneklerini çoğaltabiliriz.

Hiç OKB li tanımadınız sanırım? Bu konuda yakın tecrübelerim var diyeyim. Defalarca abdest alıp abdestinden emin olamayanlar, 3 keremi dua ettim, 100 keremi zikir yaptım beş keremi secde ettim diyerek tekrar tekrar ibadet edenler...

OKB nin temeli kuşkudur, şüphedir. Cehennem azabına gidebilecek her türlü düşünce tetikler bu hastalığı. Bir türlü emin olamaz insan kendinden, ibadetinden...

Bu 3'ler giderek artar 5 olur, 25 olur...Bir türlü emin olamaz insanlar.

Günleri geceleri kabulunden emin olamadıkları ibadetlerle geçer...

Alıntı:

Yergin´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 334836)
Sayın Voltaire Darwin, sizleri anlıyorum. Kendinizce doğru olduğunu düşündüğünüz şeyleri yapıyorsunuz ve insanlarında bu yönde ilerlemesini istiyorsunuz. Tıpkı bizler gibi.
İnsanların cesaret gösterip, kafalarından bazı şeyleri atmasını istiyorsunuz.
Tıpkı bizim sizlerden istediğimiz gibi.

Samimiyetinize inanıyorum lakin, OKB çıkarımlarında bulunmak size göre fazla zorlamaca bir çıkarım.

Bir kere sizinde söylediğiniz gibi, asla ispatlayamazsınız.
İkincisi, herşeyi ama herşeyi araştırmanız gerekli. Bilmeniz, okumanız gerekli.

Saygılarımla

Muhammed için "OKB" ya da "TLE" çıkarımını ben yapmadım, bir link vermiştim, benzeri linkler, özellikle yabancı kaynaklar var. Dinlere bağlılıkla OKB arasındaki ilişkinin yoğunluğunu da ben uydurmadım. Aratıp bulabilirsiniz...Ben sadece çeşitli yerlerde tartışılan bu konunun bir başlıkta bu sitede incelenmesi gerektiğini düşündüm.

Samimiyetime inandığınız için teşekkür ederim. Bilmenizi isterim ki insanların dinlerine hakaret etmek ya da çamur atmak gibi bir niyetim yok.(Belirttiğim gibi ne olduğunu iyi bilirim).

Ancak yüce ve kusursuz olduğu ve tüm kainatı var ettiği düşünülen bir yaratıcı için islam, mantık yoluyla düşünülecek sorulara asla yanıt bulamayacağınız bir kısır döngü olarak kalacaktır.

Saygılarımla

Neva 02-09-2010 22:05

Alıntı:

Yergin´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 334655)
Sayın Voltaire Darwin,

1400 yıl öncesine ait tahlil, rapor, delil toplayıp getiremeyen müslümanların hangi söylediklerinden yaptığınız çıkarımlarla bu teşhisleri koyabiliyorsunuz? Sanırım, ExEgoist burada buna değinmek istemiş. Şimdi, sizin de bildiğiniz gibi, İslam için, sahip oldukları için uydurulmuş diyenler, gerçekte yok diyenler var. Siz bunlardan birimisiniz? Eğer bunlardan birisi iseniz, bu yaptığınız çıkarımlar saçma olmuyor mu?

Yani siz aslında bu çıkarımları yaparak, İslam'ın sahip olduklarının gerçek olduğunu kabul etmiş sayıyorsunuz. Bunun farkındasınızdır umarım.

Diğer bir konu ise, gerçek olduğuna inanıyor olsanız bile, bir bilim insanı, nasıl görmediği birisi hakkında iddialarda bulunabilir ki? Diyelim bulundu. Ne geçer eline? Sonuçta, bulunduğu iddiaların hiçbirisini ispatlayamaz, çünkü artık yaşamayan birisi hakkında iddialarda bulunuyor. O zaman, bir bilim insanı, asla ispatlayamayacağı bir iddia peşinde neden koşar ki? Bunda sizce bir terslik yok mu?

Kabul edin ki, bu ve buna benzer başlıklar, bir ateiste veya İslam harici bir dine inanan birisine hiçbirşey katamaz. Size hiçbirşey katamayacaksa ve açılan bir konu birilerine birşey katmak zorunda ise, bu ve buna benzer başlıkların açılma amacı gerçekte nedir?

Saygılar

Sayin Yergin;

Muhammed atesli humma gecirdi diye, bugun yasayan insanin, varolan tibba ragmen, atesli humma gecirmeyecegini iddia edebilir misiniz? Siz nasil iddia edemezseniz, bilim insani da edemez.

Bir de bu sekilde bakin bence..

Bu ve buna benzer basliklar teist kimligin tekelinde degildir.

Sonucta tarihte yasamis bir insana dair ulasilmis bilgilerdir. Linkleri tikladiniz mi? Gordugunuz gibi hadis konmus. Bunlar bilgidir.

Malum bunlar(hadisler) Muhammed'in yazdigi seyler degildir. Inandiginiz yaraticinin kelami da degildir.
Bunlara da iman ediyor musunuz? Ediyorsaniz neye gore?

Eger irdelenmesi ve elestirilmesi gereken birsey varsa, oncelik olarak bu tip rivayetlerin, rivayetlerini iceren bilgilerdir. Bunlari sorgulamaniz gerekir. Bu hadis birikimi adina da, bir yerlere basvurup, bunlari bana ispat edin dediniz mi hic?
Bu tur basliklar ateist veya teist'ten ote, insana cok sey katar kanisindayim. Ki sizin de inanan biri olarak, tanriyi ve dinleri reddeden bir olusumda varlik gostermeniz bunun en iyi ornegidir.

Sonucta insandir bu, sorgulayacaktir. Insanin bu ozelliginin onune set cekilemez ki.

Yılmaz34 03-09-2010 00:59

Alıntı:

ExEgoist´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 334780)
Ne diye cinci hocalara gittiniz o zaman? neden tarikatcılar başvurdunuz?
Doktora gitmek yerine...Üstelik Cumhuriyet savcılığı yapmışsınız.

Ben ne zaman savcılık yaptığımı yazmışım gösterirmisiniz. Ben öğrenciyim ne savcısı:)

Üstelik ben doktora gittim burada yanılıyorsunuz işte tarikatçılarla cincilerle işim olmaz.

Bence biriyle karıştırıyorsun

AerA 03-09-2010 01:13

Sayın ExEgoist ;

Maddeler titreşirken birbirine girmiş be üstad. Birinin titreşimini başka biri sanmışsınız.

Kolay gelsin, zor tabii...

ExEgoist 03-09-2010 01:21

Alıntı:

Yılmaz34´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 334975)
Ben ne zaman savcılık yaptığımı yazmışım gösterirmisiniz. Ben öğrenciyim ne savcısı:)

Üstelik ben doktora gittim burada yanılıyorsunuz işte tarikatçılarla cincilerle işim olmaz.

Bence biriyle karıştırıyorsun

evet bir karıştırma söz konusu:) O yılmaz siz değilsiniz.

Özür dilerim.
saygılar...

Voltaire Darwin 03-09-2010 13:05

Alıntı:

Yılmaz34´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 334760)
arkadaşlar size bir şey anlatayım. Bu OKB hastalığı benim 3 yılımı aldı ve halen etkileri sürüyor. Dini sorgulamadan önce din konularında aşırı takıntılıydım. Gusül abdesti almam 1 saati buluyordu, abdest almam çok uzun sürüyordu. Aklıma Tanrıya küfürler geliyordu ve bundan vicdan azabı duyuyordum. Çok zor geçen bir hastalık, özellikle dinlere aşırı bağlı olan birisi için. Eskiden benim olduğum gibi...

Sayın Yılmaz34,

Bakın aşağıdaki linkte sizinkine benzer bir hikaye var.

Ufak bir de alıntı yapmak istedim :


"Özetleyecek olursam esrarengiz sandığım olayları yaşamamın sebebi okb ve dine bağlı batıl inançlardır. Geçirdiğim dinsiz dönemden sonra ise bunları artık yaşamamaya başladım ve batıl inançlarımdan, saçma korkularımdan arındım. Hatta OKB bile büyük oranda hafifledi. Ölümle burun buruna geldiğim anlarda da panik atak yaşamadım, hiç korkmadım.

Her olayın Allah'ın bir mesajı olduğunu düşünür, korkar, dinin her kuralına uyardım, ucunda kaybedeceği şeyler bile olsa yalan söylemez ve sürekli dua ederdim. Dinden avuçta kalan, sosyal fobi ve kaybedilenler oldu. Dünyanın fani olduğunu anlayıp bunların üstüne perde çekmeye çalışsam da din konusunda artık başarılı olamıyorum."


http://muratuz.blogspot.com/2010/08/okb-ve-din.html

Yılmaz34 03-09-2010 19:39

Teşekkürler Voltaire

siriusx 03-09-2010 21:13

çünkü müslümanlar bir işi bir kerede doğru yapamazlar. onlar artık herşeye bir kılıf uydurmakta ustalaşmışlardır. burnun temizlenmesi için 3 kere su aldırmak gerekir ki, ancak bir kere düzgün temizlemeye eşdeğer olabilsin.

Yergin 03-09-2010 22:25

Alıntı:

Voltaire Darwin´isimli üyeden Alıntı
Sayın Yergin,

Yaşanılanların doğru olduğunu kabul etmiyorum. Bir zamanlar körü körüne ederdim ama artık değil...


Yaşanılanların doğru olduğunu kabul etmiyorsanız iddialarınız asılsız veyahut anlamsız olmaz mı? Benim burada doğru olduğunu, gerçek olduğunu kabul ediyorsunuz o zaman diye dememde ki kasıt, iman ettiğiniz için değil anlatılanların gerçek olduğunu düşünmenizdir. Zira, eğer yaşanılanların gerçek olduğuna inanmıyorsanız, kabul etmiyorsanız, iddialarınızın dayandığı bu yaşanılanlar gerçek değil ise iddialarınız gerçek olmayan şeylerden kurgulanmış olur. Umarım bu sefer anlatabilmişimdir...



Alıntı:

Voltaire Darwin´isimli üyeden Alıntı
İşte bu nokta en kritik nokta sayın yergin,

"Hiç bir delil ve kanıt olmaksızın inanmak, tasdik etmek. Bu çok apayrı bir duygu, anlatılabilmesi zor."

İnsan doğası gereği bunu istiyor. Ben de sizi çok iyi anlıyorum. Hele ki doğumundan itibaren tek doğru olarak belletilenler alternatif bırakmıyor insana.

Ben de biliyorum zor zamanlarda tanrıya sığınmanın ne demek olduğunu, ramazan ayında ibadet eden insanları görüp hüzünlenmenin ne demek olduğunu, hep beraber alnını secdeye dayarken çıkan sesin verdiği hissiyatı...

Ancak bunlar hep dinleri güzel gösterebilmek amaçlı insanoğlunun zayıf noktalarının, bir dayanak, kurtarıcı ve yüce bir adalet duygusunun ve yüce bir kuvvetin arayışının kullanılması... Keşke dinler sadece bu güzel taraflarıyla kalsa...

Bu hissiyatlar insanların akıllarının kontrolüne, mantık dışı hareketlere ve inançlara, hatta hayatlarının son bulmasına kadar götürebiliyor...

Boşuna denmiyor "Din Toplumları uyuşturan bir ayfondur" diye...

Evet sevgili Voltaire Darwin. Sizinde söylediğiniz gibi, İslam'daki en kritik nokta burasıdır, yani iman. İman olmadıktan sonra kişinin ne kıldığı namaz, ne tuttuğu orucun bir anlamı yoktur. İslam'da inanmayan yani iman etmeyen kişi bu sebeple ebediyen cehhennemde olacaktır, çünkü bu nokta en kritik noktadır. Bir çok ateist, iman etmeyi çok küçümsüyor. Hadi inandım, iman ettim diyelim ne olacak derler. Ama o kadar kolay değildir işte iman etmek ve bunu korumak. Hayat bu yüzden bir sınavdır. Bu yüzden insanlar son nefesini verene kadar imanını korumak ister, bunun için dua eder.

İman etmenin esasıda teslimiyettir. Karşılıksız, çıkarsız teslim olmak. Ne cennette verilecekler, ne de kaybettiğinde cehennemde karşılaşacakları. Bunların önemi yoktur iman etmede. Bir müslüman, ne cennet için iman eder, nede cehennemden korktuğu için iman eder. Eskiden müslüman olan ama şimdi ateist olan bir çok kardeşimiz, iman etmeleri sonrasında kazandıklarını göremedikleri için imandan çıkar ve ateist olurlar. Ellerine birşey geçmediğini zannederler, halbu ki sabretseler görecekler. Çünkü sabretmek, boyun eğmek değil, mücadele etmektir. Yani bizler, sizin düşündüğünüz gibi boyun eğmiş değiliz, mücadele ediyoruz. Ama bu mücadele sırasında asla kibrimize, nefsimize yenik düşmeyiz ve düşmemek için çabalarız. Eğer yenik düşer isek, işte o zaman bu kritik noktayı es geçmiş oluruz.

Allah, hiç kimsenin sırtına taşıyamıyacağı yük yüklemez ama kul yani insan taşıyamıyacağı yükün altına girmek isterse eğer buna da engel olmaz, çünkü insan kendi özgür iradesi ile bunu istemiştir. Bu yüzden din afyon etkisi gösterir.

İnanç için, kanıtsız, delilsiz imanı anlamak için illa ki iman etmeniz gerekmez. Aşkta bulabilirsiniz benzer yönlerini. Ailenize olan sevginizde, sevdiğinize, eşinize olan sevginizde, onlara da kanıtsız, delilsiz seversiniz, inanırsınız. İşte, Allah'a duyulan aşk, aşkların en güzelidir. Çünkü Allah adaletlidir, hiç bir zaman yapılan emeği karşılıksız bırakmaz ama insan bırakabilir, ailemiz, sevdiğimiz bırakabilir.



Alıntı:

Voltaire Darwin´isimli üyeden Alıntı
Hiç OKB li tanımadınız sanırım? Bu konuda yakın tecrübelerim var diyeyim. Defalarca abdest alıp abdestinden emin olamayanlar, 3 keremi dua ettim, 100 keremi zikir yaptım beş keremi secde ettim diyerek tekrar tekrar ibadet edenler...

OKB nin temeli kuşkudur, şüphedir. Cehennem azabına gidebilecek her türlü düşünce tetikler bu hastalığı. Bir türlü emin olamaz insan kendinden, ibadetinden...

Bu 3'ler giderek artar 5 olur, 25 olur...Bir türlü emin olamaz insanlar.

Günleri geceleri kabulunden emin olamadıkları ibadetlerle geçer...

Defalarca abdest alıp, abdestinden emin olamayanlar vardır elbet, yoktur demiyorum ama bu sizce de istisna değil midir? Milyonlarca iman eden her kişide bu yok ise, o zaman OKB teşhisi koymak sizcede biraz haksız olmuyor mu? Bu tamamen o kişinin yapısından kaynaklanır. Yani, sadece abdest almasında değil, diğer yaptıklarında da bu vardır. Yaptığı bir işin tam olduğundan emin olmaz, cebindeki parayı defalarca sayar, saydığından emin olmaz vs. vs.


Alıntı:

Voltaire Darwin´isimli üyeden Alıntı
Muhammed için "OKB" ya da "TLE" çıkarımını ben yapmadım, bir link vermiştim, benzeri linkler, özellikle yabancı kaynaklar var. Dinlere bağlılıkla OKB arasındaki ilişkinin yoğunluğunu da ben uydurmadım. Aratıp bulabilirsiniz...Ben sadece çeşitli yerlerde tartışılan bu konunun bir başlıkta bu sitede incelenmesi gerektiğini düşündüm.

Samimiyetime inandığınız için teşekkür ederim. Bilmenizi isterim ki insanların dinlerine hakaret etmek ya da çamur atmak gibi bir niyetim yok.(Belirttiğim gibi ne olduğunu iyi bilirim).

Ancak yüce ve kusursuz olduğu ve tüm kainatı var ettiği düşünülen bir yaratıcı için islam, mantık yoluyla düşünülecek sorulara asla yanıt bulamayacağınız bir kısır döngü olarak kalacaktır.

Saygılarımla

Bu çıkarımları siz yaptınız demedim veya demek istemedim. Siz veya bir başkası, şu an hayatta olmayan Peygamberimiz için bu çıkarımlarda bulunmanız, asla ispatlayamayacağınız için bence anlamsızdır demek istedim. Asla ispatlayamayacağınız için bu çıkarımlarda bulunmanın ben gerçekte başka amaçları olduğunu düşünüyorum. Bu düşündüğüm amaçta da size dair düşündüğüm kötü bir niyet yok. Dediğim gibi, samimiyetinize inanıyorum.

İnsanların dinine hakaret etmek ve çamur atmak, malesef burada çokça karşımıza çıkıyor ama kişinin her yaptığı yanlış kendisini bağlar. Zaman zaman bende öfkeme yenik düşüp yapılan hakaretlere karşılıksız kalamıyorum. Bir çok kere, cevap yazmaya kalkıp sonrasında vazgeçmişimdir.

Bu sitede, gerçek anlamda ateist çok az var. Ateistim diyenlerin bir çoğu aslında bir yaratıcıya inanıyor ama gönderilen dine yani İslam'a mantıksız gözü ile bakıyor, bir yaratıcı var ise böyle bir din göndermiş olamaz düşüncesindeler. Burada, bu tür düşüncede olanlara söyleyebileceğim tek şey şudur. Herkes, istediğine inanmakta ve düşünmekte özgürdür sadece tek arzum okumaları, araştırmaları. Nette gördükleri saçma bir sözde hadis sonrası hemen İslam'ı kötülememeleri. Ayetlerde ne anlatılmak istenildiğini anlamak için, ayetleri yüzeysel okumamaları, bir önceki ayeti veya ayetleri, bir sonrakileri okumaları. O surenin hangi zamanda gönderildiğini okumaları, ne amaçla gönderildiğini okumaları. Hepsi bu.

Sonrasında zaten kişi iman etmek ister ise eder, etmek istemez ise etmez.

Saygı ve sevgilerimle.

Voltaire Darwin 05-09-2010 11:22

Alıntı:

Yergin´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 335174)
Evet sevgili Voltaire Darwin. Sizinde söylediğiniz gibi, İslam'daki en kritik nokta burasıdır, yani iman. İman olmadıktan sonra kişinin ne kıldığı namaz, ne tuttuğu orucun bir anlamı yoktur. İslam'da inanmayan yani iman etmeyen kişi bu sebeple ebediyen cehhennemde olacaktır, çünkü bu nokta en kritik noktadır. Bir çok ateist, iman etmeyi çok küçümsüyor. Hadi inandım, iman ettim diyelim ne olacak derler. Ama o kadar kolay değildir işte iman etmek ve bunu korumak. Hayat bu yüzden bir sınavdır. Bu yüzden insanlar son nefesini verene kadar imanını korumak ister, bunun için dua eder.

İman etmenin esasıda teslimiyettir. Karşılıksız, çıkarsız teslim olmak. Ne cennette verilecekler, ne de kaybettiğinde cehennemde karşılaşacakları. Bunların önemi yoktur iman etmede. Bir müslüman, ne cennet için iman eder, nede cehennemden korktuğu için iman eder. Eskiden müslüman olan ama şimdi ateist olan bir çok kardeşimiz, iman etmeleri sonrasında kazandıklarını göremedikleri için imandan çıkar ve ateist olurlar. Ellerine birşey geçmediğini zannederler, halbu ki sabretseler görecekler. Çünkü sabretmek, boyun eğmek değil, mücadele etmektir. Yani bizler, sizin düşündüğünüz gibi boyun eğmiş değiliz, mücadele ediyoruz. Ama bu mücadele sırasında asla kibrimize, nefsimize yenik düşmeyiz ve düşmemek için çabalarız. Eğer yenik düşer isek, işte o zaman bu kritik noktayı es geçmiş oluruz.

Allah, hiç kimsenin sırtına taşıyamıyacağı yük yüklemez ama kul yani insan taşıyamıyacağı yükün altına girmek isterse eğer buna da engel olmaz, çünkü insan kendi özgür iradesi ile bunu istemiştir. Bu yüzden din afyon etkisi gösterir.

İnanç için, kanıtsız, delilsiz imanı anlamak için illa ki iman etmeniz gerekmez. Aşkta bulabilirsiniz benzer yönlerini. Ailenize olan sevginizde, sevdiğinize, eşinize olan sevginizde, onlara da kanıtsız, delilsiz seversiniz, inanırsınız. İşte, Allah'a duyulan aşk, aşkların en güzelidir. Çünkü Allah adaletlidir, hiç bir zaman yapılan emeği karşılıksız bırakmaz ama insan bırakabilir, ailemiz, sevdiğimiz bırakabilir.

Sayın Yergin,

Bizler "sorgusuz iman" etmek ile aklımıza işlenen bu tip olguların yüce ve kusursuz bir tanrı kavramını zedeleyici ve küçük düşürücü olduğuna inanıyoruz...

Eğer yüce ve kusursuz bir yaratıcı var ise. Sizin sorgulamalarınızın hiç birinden rahatsız olmaması gerekmez mi? Sizi sorguluyorsunuz diye sizi/bizi cehenneme göndermesi ne derece doğru olur?

Her türlü olguda "neden?" sorusunu soruyor olmanız tanrıya neyi kaybettirir?

Örneğin söylediklerinizden :

- Neden sınav?
- Neden Cehennem?
- Neden bazıları doğuştan avantajlı / dezavantajlı ?(Müslüman ailede
doğmak ya da ateist ailede doğmak)

gibi sorular çıkartılabilir.

Örnekler sonsuz sayıda çoğaltılabilir.Ancak daha öncede söylediğim gibi, insan aklı gereği "yüce bir adalet sağlayıcı" ihtiyacı duyar. Sığınacağı bir yer/kişi arar zor zamanlarında, dertlerini paylaşıp yardım isteyeceği birilerini arar...

Bulamadığı zaman ise ikincil alternatifler devreye girer. Acı başedilmez olunca ve herhangi bir yardımda gelmeyince kişinin kendisi "yaratma", ya da bir alternatif varmış gibi hissetmeye ya da davranmaya çalışır. Bazen kendisi olmayan şeyleri var gibi hissedip, hayal alemiyle rahatlama sağlamaya çalışır.(Örneğin : "hayali arkadaş sendromu")

Kimisi daha kolay yola kaçar. Elinde de imkan var ise kendi düşünme ve acı mekanizmalarını susturacak ya da zayıflatacak alternatifler arar.

"Uyuşturucu" bunlardan biridir. Kişinin gerçeklik algısını bozar, ikinci bir dünya yaratır...

Din de aynı etkiyi yapar. Hem de bir maddeye gerek duyulmadan yapar bunu.

Tek gerekliliği ise "İMAN" dır...

zocor 05-09-2010 18:38

kusura bakmayın ama bu tür mesnetsiz iddiaalara sadece gülünür..

Hz. Muhammed'e ilk vahiy 40 yaşında gelmişti, ve 40 yaşına kadar ticaretle uğraşmış kendisine "el-emin" denilecek kadar herkesce tanınan ve bilinen biri eğer varsa kendisinin böyle bir hastalığının farkedilmesi ve bilinmesi gerekirdi..

ve bu yaşa gelene kadar konuda belirtilen gülünç iddialara yönelik o dönemdeki müşrikler dahil olmak üzere hiç kimsenin böyle hasta olduğu yönünde bir iddiası yoktu, buna ilişkin bilgi de yok..


elinizde hiçbir bilgi olmadan bu tür iddialarda bulunmak iftiradan öteye geçemiyor malesef..

islam dini yayılırken bu yayılmadan korkan ve Hz. Muhammed'e her türlü kötülüğü yapan ve saldırılarda kullanan müşrikler eğer olsaydı böyle bir rahatsızlığını dile getirmekten hiç sakınmazdı ve bunu en etkili biçimde kullanmaya çalışırlardı..ama malesef böyle bir bilgi de yok..

ben bu forumu yıllardır okuyorum Hz. Muhammed hakkında böyle mesnetsiz iddialardan başka hiçbir şey okumadım, eğer böyle bir iddia atıyorsanız lütfen iddianzıa yönelik durumları ve zamanı düşünün, böyle düşününce Hz. Muhammed' e inenin vahiyden başka bir şeyle açıklanması mümkün olmadığını kolayca anlayabilirsiniz..

AerA 05-09-2010 18:54

Alıntı:

zocor´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 335624)
Hz. Muhammed'e ilk vahiy 40 yaşında gelmişti, ve 40 yaşına kadar ticaretle uğraşmış kendisine "el-emin" denilecek kadar herkesce tanınan ve bilinen biri eğer varsa kendisinin böyle bir hastalığının farkedilmesi ve bilinmesi gerekirdi..

ve bu yaşa gelene kadar konuda belirtilen gülünç iddialara yönelik o dönemdeki müşrikler dahil olmak üzere hiç kimsenin böyle hasta olduğu yönünde bir iddiası yoktu, buna ilişkin bilgi de yok..


elinizde hiçbir bilgi olmadan bu tür iddialarda bulunmak iftiradan öteye geçemiyor malesef..

islam dini yayılırken bu yayılmadan korkan ve Hz. Muhammed'e her türlü kötülüğü yapan ve saldırılarda kullanan müşrikler eğer olsaydı böyle bir rahatsızlığını dile getirmekten hiç sakınmazdı ve bunu en etkili biçimde kullanmaya çalışırlardı..ama malesef böyle bir bilgi de yok..

ben bu forumu yıllardır okuyorum Hz. Muhammed hakkında böyle mesnetsiz iddialardan başka hiçbir şey okumadım, eğer böyle bir iddia atıyorsanız lütfen iddianzıa yönelik durumları ve zamanı düşünün, böyle düşününce Hz. Muhammed' e inenin vahiyden başka bir şeyle açıklanması mümkün olmadığını kolayca anlayabilirsiniz..

Sayın zocor ;

Obsesif Kompülsif Bozukluk ne sizin gibi mümin olan Mekke ve Medinelilerin nede müşriklerin tanılayabileceği bir hastalık, rahatsızlık değildir. Her şeyden önce bu insanlar bilgisizliğin içinde yaşamaktaydılar. 1400 yıl önce ne, ne kadar bilinebilirse işte o kadar bilgiye sahiptiler.

Muhammed'e "el-emin" denilmesi müslüman uydurmasıdır. Kimsenin önemsediği bir karakter değildir Muhammed. Kaldi ki Zeynebi Muhammede istemişler ve Zeynebin annesi vermemiştir. Ama yıllar sonra evlatlığının koynundan çekip almıştır Zeynebi değil mi?

elinizde hiçbir bilgi olmadan bu tür iddialarda bulunmak iftiradan öteye geçemiyor malesef.. -zocor-
Psikanaliz için şahşiyetin yaşıyor olması gerekmez. Bıraktığı eserlerde incelenebilir. Sahih-i Buhari bu konuda bize kaynak teşkil edebilir.

Son paragrafınız çok komik. Muhammetten sonra peygamberliğe soyunmaya çalışanları unuttunuz mu? Onlarında içinde yaşadığı çağ aynı idi ve tabiki durumlarda. Onların semptomlarınıda vahiy olarak görmeli miyiz sizce?

Tebessüm 05-09-2010 18:59

Alıntı:

kusura bakmayın ama bu tür mesnetsiz iddiaalara sadece gülünür..

Hz. Muhammed'e ilk vahiy 40 yaşında gelmişti, ve 40 yaşına kadar ticaretle uğraşmış kendisine "el-emin" denilecek kadar herkesce tanınan ve bilinen biri eğer varsa kendisinin böyle bir hastalığının farkedilmesi ve bilinmesi gerekirdi..

ve bu yaşa gelene kadar konuda belirtilen gülünç iddialara yönelik o dönemdeki müşrikler dahil olmak üzere hiç kimsenin böyle hasta olduğu yönünde bir iddiası yoktu, buna ilişkin bilgi de yok..


elinizde hiçbir bilgi olmadan bu tür iddialarda bulunmak iftiradan öteye geçemiyor malesef..

Şimdide hakikatlere tıbbi kılıflar uyduruluyor! OKB, epilepsi..İ'lem eyyuhel Aziz! Bil ki bu iddialar geçersiz!..

Fakat maksat gerçeği anlamak öğrenmek değil islama saldırmak olduğu için aynı hatalı kelamlar tekrar edilmektedir!

Doğruda buluşalım!

zocor 05-09-2010 19:08

Alıntı:

AerA´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 335626)
Sayın zocor ;

Obsesif Kompülsif Bozukluk ne sizin gibi mümin olan Mekke ve Medinelilerin nede müşriklerin tanılayabileceği bir hastalık, rahatsızlık değildir. Her şeyden önce bu insanlar bilgisizliğin içinde yaşamaktaydılar. 1400 yıl önce ne, ne kadar bilinebilirse işte o kadar bilgiye sahiptiler.

Muhammed'e "el-emin" denilmesi müslüman uydurmasıdır. Kimsenin önemsediği bir karakter değildir Muhammed. Kaldi ki Zeynebi Muhammede istemişler ve Zeynebin annesi vermemiştir. Ama yıllar sonra evlatlığının koynundan çekip almıştır Zeynebi değil mi?

elinizde hiçbir bilgi olmadan bu tür iddialarda bulunmak iftiradan öteye geçemiyor malesef.. -zocor-
Psikanaliz için şahşiyetin yaşıyor olması gerekmez. Bıraktığı eserlerde incelenebilir. Sahih-i Buhari bu konuda bize kaynak teşkil edebilir.

Son paragrafınız çok komik. Muhammetten sonra peygamberliğe soyunmaya çalışanları unuttunuz mu? Onlarında içinde yaşadığı çağ aynı idi ve tabiki durumlarda. Onların semptomlarınıda vahiy olarak görmeli miyiz sizce?

konu başlığındaki iddilarınıza bakılırsa önemli bir bozukluk ve farkında olunması gerektiren bir psikolojik bozukluk olarak lanse etmişsiniz oysaki..
eğer konu başlığındaki iddialarınız halen geçerli değilse onu bilemem tabi..

ben sizden cevabıma karşılık bir cevap göremedim..bu psikolojik rahatsızlık hakkında sadece sizde biraz yan çizme gördüm (koyu belirttiğim yerlere bakabilirsiniz)

Hz. Muhammed için el-emin (güvenilir) dendiği birçok kaynakta geçer, hatta bunu ateistler de kullanır;
el -emin olduğu için ona kimse ona itiraz edemezdi gibi..

görüldüğü gibi ateistler sadece kendine hangisi uygun gelirse oraya kayıyor, işine gelince el-emin'i kullanıyor işine gelmeyince de zeynebi..

eğer konudaki iddilarınıza göre bu psikolojik rahatsızlığın ciddi bir rahatsızlık olduğunu savunuyorsanız devam edelim, yok değilse bu konudaki cevabımı bir önceki mesajımda da gayet net şekilde verdiğimi düşünüyorum..

AerA 05-09-2010 19:16

Alıntı:

zocor´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 335632)
konu başlığındaki iddilarınıza bakılırsa önemli bir bozukluk ve farkında olunması gerektiren bir psikolojik bozukluk olarak lanse etmişsiniz oysaki..
eğer konu başlığındaki iddialarınız halen geçerli değilse onu bilemem tabi..

Bu psikolojik bozukluğu 600 yılında yaşayan Arabın teşhis etmesine imkan yoktur.

Alıntı:

zocor´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 335632)
ben sizden cevabıma karşılık bir cevap göremedim..bu psikolojik rahatsızlık hakkında sadece sizde biraz yan çizme gördüm (koyu belirttiğim yerlere bakabilirsiniz)

Tekrar etmek yersizde olsa anlayışınıza sığınarak tekrar ediyorum. 1400 yıl önce kimse bu hastalığın ismini bile bilemiyorken "Olsaydı fark edilirdi" gibi bir cümle kurmak ne kadar akla mantığa sığabilir?

Alıntı:

zocor´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 335632)
Hz. Muhammed için el-emin (güvenilir) dendiği birçok kaynakta geçer, hatta bunu ateistler de kullanır;
el -emin olduğu için ona kimse ona itiraz edemezdi gibi..

Bunu siz kendiniz uyduruyorsunuz. Ateist bir kişi el-emin sıfatı vermez ki Muhammete. "İtiraz etmemelerinin sebebi, zamanın çöl Arabının Muhammedi cidden peygamber görmesiydi" der ateist. Uydurmayın.

Alıntı:

zocor´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 335632)
görüldüğü gibi ateistler sadece kendine hangisi uygun gelirse oraya kayıyor, işine gelince el-emin'i kullanıyor işine gelmeyince de zeynebi..

Zeynep hususunda detaylı araştırma yapabilirsiniz. İstemiş ama alamamıştır. Öz halası bile Muhammete el-emin dememiş olsa gerekki kızını vermemiştir.

Alıntı:

zocor´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 335632)
eğer konudaki iddilarınıza göre bu psikolojik rahatsızlığın ciddi bir rahatsızlık olduğunu savunuyorsanız devam edelim, yok değilse bu konudaki cevabımı bir önceki mesajımda da gayet net şekilde verdiğimi düşünüyorum..

Her peygamberim diyende gaipten sesler duyma hadisesi vukuu bulduğundan, alayı akli problemlidir. Bakınız akıl hastahaneleri ve muhteviyatı...

Voltaire Darwin 05-09-2010 21:58

Alıntı:

Tebessüm´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 335629)
Şimdide hakikatlere tıbbi kılıflar uyduruluyor! OKB, epilepsi..İ'lem eyyuhel Aziz! Bil ki bu iddialar geçersiz!..

Fakat maksat gerçeği anlamak öğrenmek değil islama saldırmak olduğu için aynı hatalı kelamlar tekrar edilmektedir!

Evet bir çok yerde Muhammedin Epilepsi ve OKB hastası olabileceğine dair iddialar vardır. Tekrarlıyorum kesin değildir. Ancak hadislerden , vahiylerin geliş şeklinden ve muhammedin yaşamından kesitlerden bu bulgulara ulaşılıyor ve bu iddia ediliyor. Günümüzde bu iddialarda olan birisi tartışmasız akıl hastanesinde alırdı soluğu. 600'lü yıllarda arap yarımadasında akıl hastanesi olduğunu sanmıyorum...

Siz hangi verilere dayanarak "bu iddialar geçersiz" diyebiliyorsunuz?...

Ayrıca el-emin denirdi diyerek Muhammed'in güvenilirliği önce sürülmüş.
Bunda şüphe yok zaten çevresine güven vermiş olduğu açıktır.

OKB'de çok önemli bir kriter vardır hastada :

Dürüsttürler hem de çok!

"Sözünün eri olan, sapına kadar dürüst olan bu kişilerin sözleri yazılı anlaşma kadar sağlamdır."

İncelemek isterseniz :

http://www.psikoloji.gen.tr/showthread.php?3981-OKB

İnanmak istediğiniz değil, Gerçek doğruda buluşalım !

zocor 05-09-2010 23:02

Alıntı:

AerA´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 335634)
Bu psikolojik bozukluğu 600 yılında yaşayan Arabın teşhis etmesine imkan yoktur.

1400 sene evvel arabın " hmm bu Obsesif Kompülsif Bozukluk" dediğini demek istediğimi anlamanıızı düşünmüştüm,yanılmışım..daha açı açıık yazamam gerek o zaman;

arabın illaki "Obsesif Kompülsif Bozukluk" kelimelisini kullanmasına gerek yok,

bu tür psikolojik bozuklukları gösteren biri 40 yaşına gelene kadar hele ticaret gibi insanların sürekli içinde olunması gereken, onlarla sürekli diyalog halinde olunması gereken bir iş dalındaysa ve ruhsal ve psikolojik olarak hasta ise bunun ismi ne olursa olsun çok öncelerden ticaret ve günlük hayatta hissedilirdi demek istedim..

umarım bu sefer anlatabilmişimdir..

Alıntı:

AerA´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 335634)

Tekrar etmek yersizde olsa anlayışınıza sığınarak tekrar ediyorum. 1400 yıl önce kimse bu hastalığın ismini bile bilemiyorken "Olsaydı fark edilirdi" gibi bir cümle kurmak ne kadar akla mantığa sığabilir?

valla o kadar akla mantığa sığar ki..

bugün bile birçok kişi hakkında "rahatsız-hasta bu adam" dediğimz kişiler vardır..bu tabirleri o kişinin hal ve hareketlerine göre değelendirip de söyleriz yoksa doktor olduğumuzdan değil..

Alıntı:

AerA´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 335634)

Bunu siz kendiniz uyduruyorsunuz. Ateist bir kişi el-emin sıfatı vermez ki Muhammete. "İtiraz etmemelerinin sebebi, zamanın çöl Arabının Muhammedi cidden peygamber görmesiydi" der ateist. Uydurmayın.

ben sizin yaşınızdaki gün sayısı adedi kadar ateistle tartıştım, senin tanıdğın ateistlerden daha fazla ateist ile beyhude olduğunu bile bile tartıştım, halada beyhude olduğunu bile bile tartışıyorum..
uydurduğum tabirini hakaret sayarım, size örnek de sundum ateistlerin neden el-emin dediklerine dair..tekrar yazayım;

el-emin sıfatını bazı ateistler kendileri için kullanır, el-emin olduğu için insanlar ona güvenir inanır kimse yeni bir din getirirken sesini çıkartmaz, bu yüden el-emin birisi seçildi derler..


Alıntı:

AerA´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 335634)
Zeynep hususunda detaylı araştırma yapabilirsiniz. İstemiş ama alamamıştır. Öz halası bile Muhammete el-emin dememiş olsa gerekki kızını vermemiştir.

zeynep konusunu tam bilmiyorum tam bilmediğim konularda konuşmam..ama eminim sizin Hz. Muhammed'e çamur atmak için kullandıığınız milyonlarca argümanlardan biri olduğu çok açık..


Alıntı:

AerA´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 335634)
Her peygamberim diyende gaipten sesler duyma hadisesi vukuu bulduğundan, alayı akli problemlidir. Bakınız akıl hastahaneleri ve muhteviyatı...


şimdi de peygamberlere akıl hastası diyorsunuz ama dediğim gibi hepsi mesnetsiz ve kaynaksız, o günün şartlarına bakarsanız da anlattıklarınızın hepsi koca bir masal..

kıymetli okuyanlar Hz. Muhammed'in mesleği ve o günkü şartları göz önünde bulundururlarsa Hz. Muhammed'e inenin vahiyden başka birşeyle açıklanmasına imkan yoktur..

AerA 05-09-2010 23:17

Alıntı:

zocor´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 335683)
valla o kadar akla mantığa sığar ki..

bugün bile birçok kişi hakkında "rahatsız-hasta bu adam" dediğimz kişiler vardır..bu tabirleri o kişinin hal ve hareketlerine göre değelendirip de söyleriz yoksa doktor olduğumuzdan değil..

Sadece dışarıdan bakarak teşhis koyabiliyor olmanız ne güzel. Sizin için büyük lakin tıp adına 5 para etmez bir adım olsa gerek.

Alıntı:

zocor´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 335683)
el-emin sıfatını bazı ateistler kendileri için kullanır, el-emin olduğu için insanlar ona güvenir inanır kimse yeni bir din getirirken sesini çıkartmaz, bu yüden el-emin birisi seçildi derler..

Bende bir ateistim ve kesinlikle el-emin demiyorum. Yandaşlarının haricininde kimse demiyor zaten.

Alıntı:

zocor´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 335683)
zeynep konusunu tam bilmiyorum tam bilmediğim konularda konuşmam..ama eminim sizin Hz. Muhammed'e çamur atmak için kullandıığınız milyonlarca argümanlardan biri olduğu çok açık..

Araştırın, bu kadar zor bir şey olmasa gerek. Öz halası bile kendi kızını Muhammede vermemiştir. Ne kadar el-emin olduğunu siz düşünün artık. Araştın.

Alıntı:

zocor´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 335683)
şimdi de peygamberlere akıl hastası diyorsunuz ama dediğim gibi hepsi mesnetsiz ve kaynaksız, o günün şartlarına bakarsanız da anlattıklarınızın hepsi koca bir masal..

kıymetli okuyanlar Hz. Muhammed'in mesleği ve o günkü şartları göz önünde bulundururlarsa Hz. Muhammed'e inenin vahiyden başka birşeyle açıklanmasına imkan yoktur..

Peygamberlere akıl hastası demiyorum. Muhammed şimdi yaşasa idi yeri Mekke değil bir akıl hastanesiydi diyorum. O kadar çok akli bozukluk var ki hatta bir çoğunu medyadanda takip edebilirsiniz. Kendi öz oğlunu gördüğü rüya yüzünden kesmeye kalkan imam gibi. Unutmadık.

Ayrıca Muhammet sonrası "Ben Peygamberim" diyenlerin sayısı yabana atılır gibi değildir. Belliki peygamberlik kazançlı bir meslekmiş ki herkes buna soyunmuş. Yaşadıkları zaman ve durum Muhammetle aynı olunca şanslı olan Muhammetmiş demek gerekmekte.

İmzanızdaki mantık hatasını giderin. Önce Türkçeyi öğrenin, sonra Arabın dinine yönelin.

İslam diye bir şey söylenemez...İslamda bir inanış şeklidir.
Allah diye bir şey söylememez...Allahta bir Tanrıdır.
Sinüs diye bir şey söylenemez...Sinüste bir trigonometrik fonksiyondur.
3 diye bir şey söylenemz...3 de bir doğal sayıdır.

Kendi öz diline vakıf olamayan Arabın Dinine nasıl vakıf olur...

zocor 05-09-2010 23:34

bir ateistle tartışmanın BEYHUDE olduğunu zaten belirtmiştim..

seninle tartışırken de BEYHUDE olduğunu biliyorum, o yüzden alıntılarla uğraşmayacağım gerek yok gördüğüm kadardı ile..

sen peygamberin psikolojik rahatsızlığı olduğunu düşünedur bizi maçımzıdan sorun değil..

o günkü koşullarda gerek Hz. Muhammed'in 40 yıldır insanlarla içiçe olması, onlarla diyalogları, işbirliği, ticareti, gerekse de kabul etsende etmesende el-emin sıfatı alması normal bir insan olduğunu gösterir..Hz. Muhammed'in ruhsal ve psikolojik rahatsızlığı olduğuna dair en ufak bir ibare olması mümkün değil ve olamaz da..

bu anlayana ve anlamak "isteyene" son mesajım, fazla zaman kaybına gerek yok, şu yüce Kadir Gecesini beyhude tartışmalarla harcamaya da gerek yok..

tüm islam aleminin Kadir Gecesi mübarek olsun..

AerA 05-09-2010 23:57

Sayın zocor ;

Münazara zaten mantık çerçevesinde yapılır. Bu sebepten sizinle münazara edilmesinin önündeki en büyük engel imzanızdır.

Mantıksal dizilim hatasına sahip bir imzanız bulunmakta.

a=b ve b=c ise a=c dir.
Ateizm=diye bir şey söylenemez ise
ve Ateizm de=bir inanç ise;
İnanç diye bir şeyden söz edilemez.

Örnekleriyle inceleyelim ;

İslam diye bir şey söylenemez...İslamda bir inanış şeklidir.
Allah diye bir şey söylememez...Allahta bir Tanrıdır.
Sinüs diye bir şey söylenemez...Sinüste bir trigonometrik fonksiyondur.
3 diye bir şey söylenemz...3 de bir doğal sayıdır.


Bakınız nasıl mantıksızmış.

Kendi öz diline vakıf olamayan Arabın Dinine nasıl vakıf olur...

Önce türkçenin öz varlığını, bozuk bir mantıkla kullanmaktan kaçınalım sonrasında neyin beyhude olup/olmadığını münazara ederiz.

hackercesur 06-09-2010 00:04

Alıntı:

zocor´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 335683)
1400 sene evvel arabın "
şimdi de peygamberlere akıl hastası diyorsunuz ama dediğim gibi hepsi mesnetsiz ve kaynaksız, o günün şartlarına bakarsanız da anlattıklarınızın hepsi koca bir masal..

kıymetli okuyanlar Hz. Muhammed'in mesleği ve o günkü şartları göz önünde bulundururlarsa Hz. Muhammed'e inenin vahiyden başka birşeyle açıklanmasına imkan yoktur..

Bu iddiayı ortaya atıyorsan bunu ispatlaman gerekir. Belgeleri getirin lütfen. Öyle işkembeden sallamak olmaz.

Allahtan Gelen vahiye bakarmısın.

1- Ebu lehebin elleri kurusun.
2- Zaten kurudu :D :D :D :D :D

Neva 06-09-2010 00:44

Alıntı:

zocor´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 335683)
1400 sene evvel arabın " hmm bu Obsesif Kompülsif Bozukluk" dediğini demek istediğimi anlamanıızı düşünmüştüm,yanılmışım..daha açı açıık yazamam gerek o zaman;

arabın illaki "Obsesif Kompülsif Bozukluk" kelimelisini kullanmasına gerek yok,

bu tür psikolojik bozuklukları gösteren biri 40 yaşına gelene kadar hele ticaret gibi insanların sürekli içinde olunması gereken, onlarla sürekli diyalog halinde olunması gereken bir iş dalındaysa ve ruhsal ve psikolojik olarak hasta ise bunun ismi ne olursa olsun çok öncelerden ticaret ve günlük hayatta hissedilirdi demek istedim..

umarım bu sefer anlatabilmişimdir..



Sayin Zocor ;

Donem araplari zaten, OKB'yi bilimsel anlamda bir hastalik olarak aciklayacak bilgiye sahip olmadiklarindan, bugun okudugunuz kutsal kitabinizda, peygamberlerin cinlendigi, delirdigini iddia eden insanlar mevcuttur. 54/9

Tum gelmis peygamberlere ayni muamele yapilmis, hatta icinde oldurulenler de olmustur.

Kuskusuz donem bilimsel bilgisiyle buna OKB denmez. Cinlenmistir, delirmistir gozuyle bakilir.

Kaldi ki OKB, omur boyu surecek bir hastalik degildir. Bugun, cogunluk tedavisi mevcuttur. Bu sebeple 40 yasina kadar gayet normal olan Muhammed'in belli bir yastan sonra OKB bulgulari ile degerlendirilmesi dogaldir. Cahiliye devrinde eger bilim o kadar ilerlemis olsaydi, o zaman da OKB veya benzer teshisler konulabilirdi.

OKB'yi incelerseniz bugunku bilimsel bilgi esliginde, bu baslikta hic kimsenin Muhammed'i cocuklugundan baslayarak bu hastaliga sahip oldugunu ileri surmedigini goreceksiniz.

Tabi ateistler Muhammed'i incelerken El-Emin diye tanimlarlar. Bir insanin guvenilir olmasi baska seydir. Belli bir zamana kadar guvenilir bir insanin OKB'ye yakalanmis olmasi baska seydir. Once bunu ayristimak gerek.


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 08:44 .