Turan Dursun Sitesi Forumları

Turan Dursun Sitesi Forumları (https://turandursun.com/forumlar/index__1.php)
-   İslam (https://turandursun.com/forumlar/forumdisplay.php?f=9)
-   -   Kur'an'ın Kaynağı:İslam Öncesi Şiirler (https://turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=22105)

Dark_Prince 30-10-2010 15:37

Kur'an'ın Kaynağı:İslam Öncesi Şiirler
 
Kıyamet yaklaştı ve ay yarıldı.
Ve ortaya bir ceylan çıktı,yüreğimi aldı,ve sonra kaçtı.
Bembeyaz,kaliteli,uykulu gözleri,festival zamanı önümden geçti.
Süslenip sanki beni vurdu ve bakışlarıda işe koyulup,birer ok gibi beni kesip geçti.

Ve benden uzağa,ağıldaki kuru çöplerin duvar gibi yükseldiği köşeye kaçtı.
Benden tek saat bile uzaklaşması,o an bana acı ve ağır bir yük gibi geldi.
Güzellik yanaklarının her yanına,tıpkı keskin bir maskarayla yazılmış.
Ay yine karanlığın içine yolculuk ediyor ve ayla birlikte gecenin seyehatini görüyorum.

Karanlığın çöktüğü vakit geceye andolsunki,herşey ortaya çıktı.
Yağmurlar yanaklarımdan süzülürken,kıyamet yaklaştı ve ay yarıldı.

Bu ifadeler Kur'an'da harfi harfine geçer:


Şiir:Kıyamet yaklaştı ve ay yarıldı.

Sure:Kamer=1:Kıyamet yaklaştı ve ay yarıldı.

Şiir:Süslenip sanki beni vurdu ve bakışlarıda işe koyulup,birer ok gibi beni kesip geçti.

Sure:Kamer=29: Derken, (kavmin en azgını olan) arkadaşlarını çağırdılar. O da işe koyuldu ve deveyi kesti.

Şiir:Ve benden uzağa,ağıldaki kuru çöplerin duvar gibi yükseldiği köşeye kaçtı.

Sure:Kamer=31:Şüphesiz biz, onların üzerine tek bir korkunç ses gönderdik de, onlar, ağıldaki hayvanların çiğneyip ufaladıkları kuru çöpler gibi oldular.

Şiir:Karanlığın çöktüğü vakit geceye andolsunki,herşey ortaya çıktı

Sure: Duha=1-2: Kasem olsun kuşluk vaktine. Ve sâkin olduğu zaman geceye ki,

Kur'an kaynağı vahiy mi,yoksa İslam'dan 30 yıl önce yaşamış İmrul Kays Kur'an'ın etkilendiği isimlerden biri mi?Görüldüğü gibi Kamer Suresi'nin kaynağı İmrul Kays'dır.İmrul Kays İslam'dan 30 yıl önce yaşamış bir şairdir.

Devam Edelim:

Şahsın bir diğer şiiri:

Yaklaşırken arkasında aşıklar vardır,
Bunlar önü açıldığı zaman her tepeden akın ederler,
Süslü bir şekilde festivale gelirler,
İşte çalışanlar böylesi için çalışırlar.

Şiir:Bunlar önü açıldığı zaman her tepeden akın ederler,

Sure:Enbiya=96:Nihayet Ye’cüc ve Me’cüc’ün önü açıldığı zaman her tepeden akın ederler.

Şiir:İşte çalışanlar böylesi için çalışırlar.

Sure:Saffat=61:Çalışanlar böylesi için çalışsınlar!

Görüldüğü gibi bunlar kelimesi kelimesine aynı.

Tabi Muhammed'in etkilendiği tek şair İmruul değildir.

Diğerleri:

Omi'ah Ibn Abe-Alsalat'ın şiirlerinden de çok etkilenmiştir.Bunun hakkında bir hadis de var:

Sahih Müslim'de bu konuda 3 rivayet geçer:6022, 6023 ve
6024 numaralı rivayetler:

Bir adam ve Muhammed karşılıklı otururlar,Muhammed adama sorar:
Omi'ah Ibn Abe-Alsalat'ın şiirlerini bilir misin?

Adam:Evet.

Muhammed söylemesi için ısrar edince O'da şiirden bir cümle okur.Muhammed devam etmesini söyler.Bunun üstüne adam şiirden 100 cümle okur.

Muhammed şiiri o kadar beğenmiştir ki,sonunda şiiri Kur'an'a koyarlar.

Bir Örnek:

Evrenin,yeryüzünün ve dağların Rabbi,Gökleri yarattı.
Görebileceğimiz direkler üstünde olmadan 7 tane yarattı.
Yeryüzünü yarattı ve oraya sizler sarsılmayın diye sabit dağlar yerleştirdi.
Onları mükemmelleştirdi ve parlayan güneş ve ayın ışıklarıyla süsledi.
Karanlıkta üstlerine parlayan yıldızlar koydu ki,
Onların ışıkları oklardan da yücedir.

Onları mükemmelleştirdi ve parlayan güneş ve ayın ışıklarıyla süsledi.
Karanlıkta üstlerine parlayan yıldızlar koydu ki,
Onların ışıkları oklardan da yücedir.

Bu Omiah'ın bir şiiri,şimdi bu şiirin Kur'an'daki yerlerine bakalım:

Şiir:Görebileceğimiz direkler üstünde olmadan 7 tane yarattı.

Yeryüzünü yarattı ve oraya sizler sarsılmayın diye sabit dağlar yerleştirdi.

Sure:Lokman=10:Allah, gökleri görebileceğiniz direkler olmaksızın yarattı. Yeryüzüne de, sizi sarsmasın diye sabit dağlar yerleştirdi ve orada her türlü canlıyı yaydı. Gökten de yağmur indirip orada her türden güzel ve faydalı bitki bitirdik.

Gördüğünüz gibi Kur'an'daki yerlerini de bulduk.

Şimdi şahsın bir diğer şiirine bakıp Kur'an'daki yerlerini bulalım:

Yücelik,zafer ve egemenlik üstüne olsun Rabbim,
Çünkü seni yücelikte hiç kimse geçemez.
Sen kendinden başka hiçbir kral bulunmayan bir kralsın
Sana yüzler eğilir ve etrafında bir ışık perdesi arkasından tapınılır
Ve seni ışıklar çevreler ve ışık nehirleri etrafındadır.
Seni gözler idrak edemez
Tahtının ayaklarındaki ve çevrendeki melekler seni hamd etmekten yorgun düşerler
Çünkü O yaratan ve yoktan var edendir.


Haşr=23: O, kendisinden başka hiçbir ilâh bulunmayan Allah’tır. O, mülkün gerçek sahibi, kutsal (her türlü eksiklikten uzak), barış ve esenliğin kaynağı, güvenlik veren, gözetip koruyan, mutlak güç sahibi, düzeltip ıslah eden ve dilediğini yaptıran ve büyüklükte eşsiz olan Allah’tır. Allah, onların ortak koştuklarından uzaktır.

Şura=51:Allah, bir insanla ancak vahiy yoluyla, yahut perde arkasından konuşur. Yahut bir elçi gönderip, izniyle ona dilediğini vahyeder. Şüphesiz O yücedir, hüküm ve hikmet sahibidir.

Ve böyle devam eder,İslam öncesi yazılmış bu şiirler ne kadar da Kur'an'a benziyor değil mi?

Muhammed devrin büyük dinlerinden biri olan ''Sabilik''ten de alıntılar yapmıştır:

Sabiler günde 5 kere dua ederlerdi,
Kabe'yi yüceltirlerdi,
1 ay oruç tutarlardı,ay çıkınca orucu bozarlardı.(Sabahtan akşama kadar oruç).
Ölülerin ardından yere çokmeden ayakta dua ederlerdi.
Bayramları vardı.

İslam'daki öğretişlerin aynısı.

Bir kaç tane de Turan Dursun'un ''Allah'' adlı eserinden örnek vermek isterim:

"Yedi Askı" ("el muailekatu's.-Seb'a") şairlerinden kimine göre islam dönemine kavuştuğu halde (ileri
sürülen ölm. tarihi: 627) müslüman olmayan, kimine göre Müslümanlık'tan kısa bir süre önce ölen (Bkz. Dr.
Şevki Dayf, El Asru'l-Cahili, s. 302.) Zübeyr İbn Ebi Sülma'nın bir şiiri:

İçinizde olanı sakın ha, "Allah'tan" gizlemeye çabalamayın. Gizli kalsın diye çaba göstermeyin. Ne denli
gizlenirse gizlensin; "Allah onu bilir" Cezası ertelenir; bir "kitap"a konur; "hesap günü"ne (Kıyamete)
biriktirilir, ya da ivedilik gösterilip öç alınır. (Bkz. Zevzeni, Şerhu Mual-lekati's-Seb', Beyrut, s. 81; Dr. Şevki
Dayf, El Asru'l-Cahili, Mısır, s. 303; Dr Toshihiko Izutsu, a.g.k., s. 84.)

Kur'an ayetlerine ne kadar çok benziyor değil mi?


İslam öncesinin "hutbe"lerinde, yani "söz ustalığı"na örnek gösterilen seslenişlerde de "Allah" adına yer
verildiğini görmekteyiz: Ünlü söz ustalarından Kus İbn Saide'nin (ölm. yak. 600.) ünlü "hulbe"si:



"Ey halk! Dinleyin, belleyin: Yaşayan ölür. Başa gelen gelir. Gece, karanlık; gündüz, durağan; gök, burçları
olan; yıldızlar parlar; denizler kabarır; dağlar birer çivi; yer yayılıp döşenmiş; ırmaklar akağında akmakta.
Gökte haber, yerde 'ibret' var. insanlar gidiyorlar (ölüyorlar) ve dönmüyorlar. Öyle istedikleri için mi
kalıyorlar, yoksa uyusunlar diye mi bırakılıyorlar? Ey güçlü topluluk! Nerde Semûd (toplumu), nerde Ad
(toplumu)? Nerede babalar, atalar? Şükürle karşılanmayan iyilik nerede, ne oldu? Yadırganmayan zülüm
nerede, ne oldu? Kus gerçek ve içinde günah bulunmayan bir antla ant içer ki, üzerinde bulunduğunuz
dininizden daha sevgili bir din vardır 'Allah kalında.' (Ali Muhammed Hasen, e't-Tarihu'l.Ebedi, 1964, s.
115.)

Burada da gördüğümüz üzere,çivi olan dağlar mucize değilmiş,İslam öncesi şiirlerde geçiyormuş.

Tüm bunlar Kur'an'a benzeri yazılamaz nitelemelerinde bulunanlara tokat gibi çarpıyor olsa gerek,Kur'an benzeri yazılamaz bir kitap değil,benzerlerden alıntı bir kitap.

Yazının büyük bir bölümü:

http://www.fatherzakaria.net/books/q...55-Episode.pdf

sitesinden alıntıdır.

Bu yazdıklarım hakkında aklımda sorular da yok değil,örneğin Kamer suresi şiirinin hangi şiir kitabında geçtiği gibi.Bilgili arkadaşlar kaynak verebilirlerse sevinirim.Gerçi verdiğim site güzel bir kaynak olmasına karşın,müslümanlara yetmeyecekdir.Yani bulabilen olursa bildirmesinde yarar var diye düşünüyorum.

dağcı 30-10-2010 15:55

Bu yazılanların hepsi uydurma şiirler ne öyle şahıslar vardır ne de böyle eserleri varsa çıkarsınlar gözlerimle göreyim siz de kendi gözünüzle görün!!

Peygamber efendimiz zamanında binlerce insan müslüman olmuş hepsi gerizekalı öylemi!?, eğer bunlar o zamanın şairlerinden çalıntı ise onlar bunu anlayamadılar öylemi!? gidin işinize..

Dark_Prince 30-10-2010 16:06

biliyorsun itiraz eden öldürülüyordu,kesinlikle farkedenler olmuştur ama muhammed dile getirenleri katlediyordu.

imrul kays muhammed'inde çok sevdiği şairlerdendir:

http://tr.wikipedia.org/wiki/İmruü'l-Kays

turandursunun kitabından aldıklarımın kaynaklarıda belli.

Omi'ah Ibn Abe-Alsalat bu ismi türkçeye çeviremediğimden dolayı kaynak veremiycem ama bunun kaynağı da Sahih Müslim.

Bir adam ve Muhammed karşılıklı otururlar,Muhammed adama sorar:
Omi'ah Ibn Abe-Alsalat'ın şiirlerini bilir misin?

Adam:Evet.

Muhammed söylemesi için ısrar edince O'da şiirden bir cümle okur.Muhammed devam etmesini söyler.Bunun üstüne adam şiirden 100 cümle okur.

Muhammed şiiri o kadar beğenmiştir ki,sonunda şiiri Kur'an'a koyarlar.

yani gerçekten yaşamışlar.

Lynx 30-10-2010 16:08

Alıntı:

dağcı´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 348012)
Bu yazılanların hepsi uydurma şiirler ne öyle şahıslar vardır ne de böyle eserleri varsa çıkarsınlar gözlerimle göreyim siz de kendi gözünüzle görün!!

Peygamber efendimiz zamanında binlerce insan müslüman olmuş hepsi gerizekalı öylemi!?, eğer bunlar o zamanın şairlerinden çalıntı ise onlar bunu anlayamadılar öylemi!? gidin işinize..

Vay demek artik inanmak icin yavas yavas gözlere ihtiyac duymaya basladin öylemi ?

Artik kalbinle düsünmüyorsun dimi ?

serseri003 30-10-2010 16:09

bakın eskidende tanrı tum herseyi nasılda bildirmis ama ınsanlar bunu nasılda degistiriyor burda inanan kalpler için nice deliller vardır.:D :D

Melek-ül Sirac 30-10-2010 17:14

Alıntı yapılan Hadisin aslı şu şekildedir..

Amr İbnu'ş-Şerrîd, babasından anlatıyor:
"Bir gün ben Resülullah'ın bineğinin arkasına binmiştim. Bir ara bana: "Hafızanda Ümeyye İbnu Ebi's-Salt'ın şiirinden bir şeyler var mı?" diye sordu. Ben: "Evet!" deyince: "Söyle!" dedi. Ben kendisine bir beyt okudum. O yine: "Devam et!" dedi. Ben bir beyt daha okudum.O yine,"Söyle!" emretti. Böylece kendisine yüz beyit okudum."(Müslim)

Hadislere baktığımızda Peygamber efendimiz İbnu Ebi's-Salt'ın şiirlerini zaman zaman dinlerdi..Dinledikten sonra,
"Şiiri iman etti, kalbi küfürde kaldı." demiştir..

Müslim’in başka rivayetinde de,
Ebû Hüreyre'den; Resülullah (s.a.v): "Şairin söylediği en doğru söz Lebid'in şu sözüdür: Dikkat et ki, Allah’tan başka her şey bâtıldır. Umeyye b. Ebi's-Salt ise az daha Müslüman oluyordu." buyurdular.

Kendisi ALLAHın varlığını kabul eden, Hz. Muhammedin ALLAHın peygamberi olduğuna inanmış ve kendisine tabi olmak üzere yola çıkmışken öfkesine yenilerek geri dönmüştür..
Aslında söylenenin aksine kendisi ALLAHın dininden etkilenmiştir..

Alıntı:

Muhammed devrin büyük dinlerinden biri olan ''Sabilik''ten de alıntılar yapmıştır:
Sabiler günde 5 kere dua ederlerdi,
Kabe'yi yüceltirlerdi,
1 ay oruç tutarlardı,ay çıkınca orucu bozarlardı.(Sabahtan akşama kadar oruç).
İslam'daki öğretişlerin aynısı.

Dua ve namaz Hz. Muhammed le başlamamıştır ki.. namaz bütün peygamberlerde vardı sadece islamiyetle müslmanlara farz olundu..

oruç ise,
''Ey iman edenler! Allah'a karşı gelmekten sakınmanız için oruç, sizden öncekilere farz kılındığı gibi sizlere de farz kılındı.'' (Bakara 183 )

islamdaki öğretişlerin aynısı olduğuna göre sabiiler ALLAHın dininden alıntılar yapmış oluyor..


Eğer Kuran-ı Kerimin şiirlerden derleme bir kitap olduğunu iddia ediyorsanız öyle 3-5 ayetle değil.. Kurandaki 114 surenin her ayetinin kaynağı olan şiiri teker teker göstermelisiniz.. bunu yapamıyorsanız.. iddianız havada kalır..

Sizin bu iddialarınız ne biz inananlara bir şey kaybettirir.. ne de size bir şey kazandırır.. inkarınızı ateşlemekten başka..

selametle..

Melek-ül Sirac 30-10-2010 17:51

" Ey Muhammed, onlara şu adamın halini anlat: "Biz ona âyetlerimizi vermiştik. O, onlardan sıyrılıp çıktı. Şeytan onu peşine taktı. Nihayet azgınlardan oldu.
Eğer dileseydik onu âyetlerimizle yüceltirdik. Fakat o, ebedî kala­cakmış gibi dünyaya sarıldı. Ve arzularına uydu. Onun hali şu köpeğin du­rumuna benzer ki, üzerine varsan da dilini sarkıtıp solur, kendi haline bıraksan da dilini sarkıtıp solur. Âyetlerimizi yalanlayan kavmin sıfatı işte budur. Ey Muhammed, bu kıssayı anlat. Gerekir kî düşünürler." (araf 175-176)

Abdullah b. Amr ve Kelbiye göre bu kişi Ümeyye b. Ebi es-Salt isimli şairdir..

Ayette de beirtildiği üzere Kuran şiirlerden esinlenerek oluşturulmamış.. ALLAH bizzat ayetlerini bazı insanlara ilham etmiştir.. Kuranın sahibi ALLAH şairlerden değil şairler ALLAHın dininden ALLAHtan etkilenmiştir ve hatta ALLAH kalblerine bazı ayetleri direk ilham etmiştir.. Fakat bu insanlar bu lütufla doğru yola girmek yerine rabbine itaati terkederek nefislerine uymuşlardır ve kendilerine zulmetmişlerdir..

Alıntı:

"Âyet-i kerime'de "Ayetlerimizi yalanlayan kavmin misali işte budur. Ey Muhammed, bu kıssayı onlat. Gerekir ki düşünürler." buyurulmaktadır. Bu ifa­deden maksat : "Ey Muhammed, kendisine âyetlerimizi verdiğimiz halde onlardan sıynlıp çıkan kimse için zikrettiğimiz bu örnek delillerimizi ve alamet­lerimizi yalanlayan kavmimlerin örneği gibidir. Ey Muhammed, kendisine âyet verdiğimiz bu kişinin kıssasını ve bu surede geçen diğer ümmetlerin kıssalarını, neticede ne şekilde cezalandırıldıklarını insanlara anlat ki onlann bu kıssalarını düşünsünler öğüt alsınlar, bana itaate yönelsinler ve onlann uğradıklan akıbete düşmesinler. Etrafında bulunan Yahudiler de senin gerçek Peygamber olduğunu anlasınlar. Çünkü sen, okur yazarlığı olmayan bir kişi olduğun halde Yahudile­rin, ancak Hahamlannın bildikleri bilgileri onlara aktanyorsun. Bu da senin an­cak gökten gelen bir vahiyle konuştuğunu gösterir. "(Ebu Cafer Muhammed b. Cerir et-Taberi, Taberi Tefsiri, Hisar Yayınevi: 4/149-153)

withoutreligion 30-10-2010 18:21

Alıntı:

dağcı´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 348012)
Bu yazılanların hepsi uydurma şiirler ne öyle şahıslar vardır ne de böyle eserleri varsa çıkarsınlar gözlerimle göreyim siz de kendi gözünüzle görün!!

Peygamber efendimiz zamanında binlerce insan müslüman olmuş hepsi gerizekalı öylemi!?, eğer bunlar o zamanın şairlerinden çalıntı ise onlar bunu anlayamadılar öylemi!? gidin işinize..

dağcı diyor "gözümle görmeden inanmam"


" Ey Muhammed, onlara şu adamın halini anlat: "Biz ona âyetlerimizi vermiştik. O, onlardan sıyrılıp çıktı. Şeytan onu peşine taktı. Nihayet azgınlardan oldu.
Eğer dileseydik onu âyetlerimizle yüceltirdik. Fakat o, ebedî kala­cakmış gibi dünyaya sarıldı. Ve arzularına uydu. Onun hali şu köpeğin du­rumuna benzer ki, üzerine varsan da dilini sarkıtıp solur, kendi haline bıraksan da dilini sarkıtıp solur. Âyetlerimizi yalanlayan kavmin sıfatı işte budur. Ey Muhammed, bu kıssayı anlat. Gerekir kî düşünürler." (araf 175-176)

Abdullah b. Amr ve Kelbiye göre bu kişi Ümeyye b. Ebi es-Salt isimli şairdir..

Ayette de beirtildiği üzere Kuran şiirlerden esinlenerek oluşturulmamış.. ALLAH bizzat ayetlerini bazı insanlara ilham etmiştir.. Kuranın sahibi ALLAH şairlerden değil şairler ALLAHın dininden ALLAHtan etkilenmiştir ve hatta ALLAH kalblerine bazı ayetleri direk ilham etmiştir.. Fakat bu insanlar bu lütufla doğru yola girmek yerine rabbine itaati terkederek nefislerine uymuşlardır ve kendilerine zulmetmişlerdir..


Diğeri kabul ediyor kuranda şiirlerden alıntılar olduğunu ama herzaman olduğu gibi kelimelere takla attırıyor.

Yani diyorsun ki kuranda şiirlerden alıntılar vardır ama allah o şairlere alıntı olan şiirleri vahyetmiştir muhammed de beğenip almıştır.

Pes doğrusu!

dağcı 30-10-2010 18:23

Sayın Nail,

ben zaten görüyorum, görerek iman ediyorum.. Allahın mükemmel sanatını, ayetlerinin bir insan tarafından yazılamayacağını, Peygamberlerinin güzel ahlaklarını hepsini görüyorum ve iman ediyorum!

Melek-ül Sirac 30-10-2010 18:54

Alıntı:

withoutreligion´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 348044)

Diğeri kabul ediyor kuranda şiirlerden alıntılar olduğunu ama herzaman olduğu gibi kelimelere takla attırıyor.

Yani diyorsun ki kuranda şiirlerden alıntılar vardır ama allah o şairlere alıntı olan şiirleri vahyetmiştir muhammed de beğenip almıştır.

Pes doğrusu!

Kuranda şiirlerden alıntılar vardır demiyorum.. ALLAH ayetlerini bazı insanların kalbine ilham etmiştir bu da ayetle sabittir diyorum..

Hz. Muhammed yalnızca Cebrail as. aracılığıyla ALLAHtan vayhalmıştır..
aynı şekilde İnsanların kalbine de ayetleri ilham eden de ALLAH!.. Kelamların Kaynağı ALLAH.. bunu anlayamıyorsunuz sanırım..
ALLAH ayetlerini dilediğine ilham eder.. ve ayetlerini kişiye göre değiştirecek de değildir..

Hz. Muhammed ne başkasından ne de kendisinden bırak ayet bir harf bir nokta bile eklememiştir..
Hepsi ALLAH tarafından vahyolunmuştur..


Şairlerden alıntı yaptığını siz söylüyorsunuz.. bende sizden 114 surenin her ayetinin kaynağı olan şiiri buraya koyup göstermedikçe iddianızı içinizde saklayın çünkü boştur diyorum..

Melek-ül Sirac 30-10-2010 19:04

Alıntı:

dağcı´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 348012)
Peygamber efendimiz zamanında binlerce insan müslüman olmuş hepsi gerizekalı öylemi!?, eğer bunlar o zamanın şairlerinden çalıntı ise onlar bunu anlayamadılar öylemi!? gidin işinize..

Evet dağcı ya katılıyorum şu kısımda

madem Kuranı kerim o zamanın şairlerinden çalıntıydı peygamber düşmanı en ateşli müşrikler neden bunu farkedemediler?.. onlarda sizinle aynı kafa yapısına sahiptiler.. ellerinde ki en büyük koz bu olmaz mıydı..
bir kişi de çıkıp dememiş..
onlar bile bunu kavrayabilmişken sizler..

Hayır hadisi de örnek gösteriyorsunuz..
peki peygamber efendimize bu şiirleri okuyan sahabi-ler demez miydi ya bunların hepsi Kuranda da geçiyor bu ne iştir diye?..

hakkaten ya..

withoutreligion 30-10-2010 19:14

Alıntı:

Melek-ül Sirac´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 348037)
" Ey Muhammed, onlara şu adamın halini anlat: "Biz ona âyetlerimizi vermiştik. O, onlardan sıyrılıp çıktı. Şeytan onu peşine taktı. Nihayet azgınlardan oldu.
Eğer dileseydik onu âyetlerimizle yüceltirdik. Fakat o, ebedî kala­cakmış gibi dünyaya sarıldı. Ve arzularına uydu. Onun hali şu köpeğin du­rumuna benzer ki, üzerine varsan da dilini sarkıtıp solur, kendi haline bıraksan da dilini sarkıtıp solur. Âyetlerimizi yalanlayan kavmin sıfatı işte budur. Ey Muhammed, bu kıssayı anlat. Gerekir kî düşünürler." (araf 175-176)

Abdullah b. Amr ve Kelbiye göre bu kişi Ümeyye b. Ebi es-Salt isimli şairdir..

Ama burada diyorsun ki allah bu şaire vahyetmiştir.
yani aynı devirde hem şaire hemde muhammede mi vahiy gelmiştir?
Öyle ise senin İmam iskender ali mihr ede vahiy geldiğine inanman gerekir.

Hyper 30-10-2010 19:22

Peygamberler çoğaldı maaşallah :)

Muhammedin şair için söyledikleri de ilginç...
Baya baya kıskanmış adamcağızı...

kemalistcan 30-10-2010 19:22

Ben müslüman olsaydım resmen mos mor olurdum. Onlarsa bozacının şahidi şıracı hesabı hala kuranda geçen bir ayete sığınıyorlar. Oysa o süre bir itiraf ve kanıt olabilir ancak bugünün insanının gözünden ama o gün Muhammet'in iyice kıvama getirdiği müritlerinin gözünden düşmemek için sadece günü kurtarmak amaçlı bir önlemdir.

Kuranın birilerinince Muhammet'e servis edildiği o günlerde çokça dile getirilmiştir; ki bu durumla ilgili bir ayet daha var.

Nahl-103 'Şüphesiz biz onların, 'Kuran'ı ona ancak bir insan ögretiyor' dediklerini biliyoruz. Kendisine nisbet ettikleri şahsın dili yabancıdır. Halbuki bu (Kuran) apaçık bir Arapçadır.'

dağcı 30-10-2010 19:30

vay arkadaş sizin gözleriniz gerçekten kör kulaklarınız gerçekten sağır!? şu soruya neden cevap vermiyosunuz, Peygamber Efendimize inananlar bu kadar ahmakmıydı O'na inandılar ve müslüman oldular? onlar o devirde yaşamıyorlarmıydı madem ayetler çalıntı onlar anlayamadılar mı? bir sizmi akıllısınız 1400 yıl sonra gerçekleri görebildiniz! yazık size yazık...

withoutreligion 30-10-2010 19:45

Alıntı:

kemalistcan´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 348073)
Nahl-103 'Şüphesiz biz onların, 'Kuran'ı ona ancak bir insan ögretiyor' dediklerini biliyoruz. Kendisine nisbet ettikleri şahsın dili yabancıdır. Halbuki bu (Kuran) apaçık bir Arapçadır.'

dağcı asıl göremeyen sizsiniz bu ayette ne diyor oku da o zaman da bunun farkında olunduğunu anla.

aslın da başka kanıtlarda var bu sadece bir tanesi.

uyar 30-10-2010 20:13

Alıntı:

dağcı´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 348075)
vay arkadaş sizin gözleriniz gerçekten kör kulaklarınız gerçekten sağır!? şu soruya neden cevap vermiyosunuz, Peygamber Efendimize inananlar bu kadar ahmakmıydı O'na inandılar ve müslüman oldular? onlar o devirde yaşamıyorlarmıydı madem ayetler çalıntı onlar anlayamadılar mı? bir sizmi akıllısınız 1400 yıl sonra gerçekleri görebildiniz! yazık size yazık...

cahildiler kardeşim.. ahmak değilseler bile kör cahildiler...

hani bir deli kuyuya bir taş atar da bin akıllı çıkaramaz derler ya bu işte böyle birşey...

Melek-ül Sirac 30-10-2010 20:39

Alıntı:

withoutreligion´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 348070)
Ama burada diyorsun ki allah bu şaire vahyetmiştir.
yani aynı devirde hem şaire hemde muhammede mi vahiy gelmiştir?
Öyle ise senin İmam iskender ali mihr ede vahiy geldiğine inanman gerekir.

=) Hakkaten anlamıyor musunuz yoksa anlamak mı istemiyorsunuz.. ya da en doğrusu işinize geldiği gibi anlamak istiyorsunuz.. benim söylediğimle sizin anladığınız çok farklı..

Vahiy sadece Peygamberimize gelmiştir.. Vahiy Cebrail vasıtasıyla ALLAHtan sadece peygamberlere gönderilir..
İlham ise Kalbe ve ALLAHın istediğine gelir..
ALLAH dilediğine dilediği şeyi ilham eder.. Buna karşı çıkamayız..
Bunu inkar etmek de haddimiz değil..

Kuran-ı Kerimde de bununla ilgili bir ayet var ve bu ayette anlatılan kişinin Abdullah b. Amr ve Kelbiye göre Ümeyye b. Ebi es-Salt olduğudur.. Bu bir görüştür.. En Doğrusunu ALLAH bilir..
Sizin kendisinden çalıntı yapılmış olduğunu iddia ettiğiniz kişiyi anlattığı söylenilen o ayeti buraya koydum.. böyledir diye..
Yani kimsenin kimseden çalıntı yaptığı yok.. Gelen ALLAHtan..


siz bana şunu söyleyin..
Eğer sizin savunduğunuz gibi olsaydı neden o zaman ki peygamber düşmanları bunu ortaya koymadılar.. Bu yolla çok rahat peygamber efendimizi yalanlayabilirdiler..
niye yapmadılar sizce?..

Peygamberimizi ve ALLAHı böyle çok zahmetsiz bir şekilde alt edip yalanlayabilecekken,
NEDEN
"Ne istersen verelim, malsa mal, mülkse mülk, kadınsa kadın, mevkiyse hepimizin lideri ol yeter ki ilahlarımızı kötülemekten vazgeç.." diye mallarını mülklerini ve kızlarını efendimizin önüne serip yalvarmayı seçtiler?..

O zaman ki yazılan şiirleri onlar elbetteki sizden daha iyi biliyorlardı.. Siz ne kulağınızla duydunuz ne de şiirlerin yazılı olduğu sayfaları gördünüz..

Onlar bunu farkedemediler de sizler mi farkettiniz.. üstelik kendinizin bulup da ortaya çıkardığı bir şey de yok.. :)

evet soruma cevap bekliyorum..

withoutreligion

kemalistcan

Hyper

Uyar


Peygamberimizi ve ALLAHı böyle çok zahmetsiz bir şekilde alt edip yalanlayabilecekken,
NEDEN enayi gibi
"Ne istersen verelim, malsa mal, mülkse mülk, kadınsa kadın, mevkiyse hepimizin lideri ol yeter ki ilahlarımızı kötülemekten vazgeç.." diye mallarını mülklerini ve kızlarını efendimizin önüne serip yalvarmayı seçtiler?..

oguzay 30-10-2010 21:04

Vahiy sadece Peygamberimize gelmiştir.. Vahiy Cebrail vasıtasıyla ALLAHtan sadece peygamberlere gönderilir.. -Melek-

Dogru mu anladim? Baskalarina da gönderilmez mi?

batur 30-10-2010 21:16

Sayın Dark Prience;

Gerçekten Kamer şiiri için bir kaynak kitap ismi verilebilirse çok iyi olur. Başlıkta çok isabetli olmuş.

saygılarımla...

Dark_Prince 30-10-2010 21:43

Alıntı:

Melek-ül Sirac´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 348027)
Alıntı yapılan Hadisin aslı şu şekildedir..

Amr İbnu'ş-Şerrîd, babasından anlatıyor:
"Bir gün ben Resülullah'ın bineğinin arkasına binmiştim. Bir ara bana: "Hafızanda Ümeyye İbnu Ebi's-Salt'ın şiirinden bir şeyler var mı?" diye sordu. Ben: "Evet!" deyince: "Söyle!" dedi. Ben kendisine bir beyt okudum. O yine: "Devam et!" dedi. Ben bir beyt daha okudum.O yine,"Söyle!" emretti. Böylece kendisine yüz beyit okudum."(Müslim)

Hadislere baktığımızda Peygamber efendimiz İbnu Ebi's-Salt'ın şiirlerini zaman zaman dinlerdi..Dinledikten sonra,
"Şiiri iman etti, kalbi küfürde kaldı." demiştir..

Müslim’in başka rivayetinde de,
Ebû Hüreyre'den; Resülullah (s.a.v): "Şairin söylediği en doğru söz Lebid'in şu sözüdür: Dikkat et ki, Allah’tan başka her şey bâtıldır. Umeyye b. Ebi's-Salt ise az daha Müslüman oluyordu." buyurdular.

Kendisi ALLAHın varlığını kabul eden, Hz. Muhammedin ALLAHın peygamberi olduğuna inanmış ve kendisine tabi olmak üzere yola çıkmışken öfkesine yenilerek geri dönmüştür..
Aslında söylenenin aksine kendisi ALLAHın dininden etkilenmiştir..




Dua ve namaz Hz. Muhammed le başlamamıştır ki.. namaz bütün peygamberlerde vardı sadece islamiyetle müslmanlara farz olundu..

oruç ise,
''Ey iman edenler! Allah'a karşı gelmekten sakınmanız için oruç, sizden öncekilere farz kılındığı gibi sizlere de farz kılındı.'' (Bakara 183 )

islamdaki öğretişlerin aynısı olduğuna göre sabiiler ALLAHın dininden alıntılar yapmış oluyor..


Eğer Kuran-ı Kerimin şiirlerden derleme bir kitap olduğunu iddia ediyorsanız öyle 3-5 ayetle değil.. Kurandaki 114 surenin her ayetinin kaynağı olan şiiri teker teker göstermelisiniz.. bunu yapamıyorsanız.. iddianız havada kalır..

Sizin bu iddialarınız ne biz inananlara bir şey kaybettirir.. ne de size bir şey kazandırır.. inkarınızı ateşlemekten başka..

selametle..

ismin türkçesini söylediğin zaman bende araştırmasını yaptım,müslüman olmamış.

sanırım hanif inancına sahipmiş,çünkü muhammed haniflerin tüm sözlerini kurana geçirmiştir.

kanıtını zaten konumda gösterdim,salt'ın şiiriyle kuranın ilgili ayetleri arasındaki benzerlik çok şaşırtıcı.önce sal yazdğına göre kuranda da yer alması,muhammedin eser hırsızlığına delalet eder.

sabiler putperestlerdir,aynı namaz hindularda da vardır,incil ve tevratta namaz geçmez.bilin bakalım nedir bu;sabiler muhammedin ilham kaynakları arasındaydı.kuranda bile yüceltilirler sabiler(putperst bir dindir tekrar sabilik).

neden öyle bir zorunluluk içindeyim ki?kuran bir ayetin bile benzeri yazılamaz iddiasındadır,ama kaynaklar aksini söylüyorlar. her seferinde bilim bilim diye başımızın etini yiyen sizler neden şimdi inkardasınız?özellikle ayın yarılması şiiri kuranı kesin olarak bitirir.

ayrıca kuranın tüm ayetleri birbirine benzer zaten,muahmmedin kafadan uydurmuş olabileceği ayetlerde çoktur.her ayetin önceki kaynaklardan çıktığı iddiasında değilim.

Dark_Prince 30-10-2010 21:48

Alıntı:

Melek-ül Sirac´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 348058)
Kuranda şiirlerden alıntılar vardır demiyorum.. ALLAH ayetlerini bazı insanların kalbine ilham etmiştir bu da ayetle sabittir diyorum..

Hz. Muhammed yalnızca Cebrail as. aracılığıyla ALLAHtan vayhalmıştır..
aynı şekilde İnsanların kalbine de ayetleri ilham eden de ALLAH!.. Kelamların Kaynağı ALLAH.. bunu anlayamıyorsunuz sanırım..
ALLAH ayetlerini dilediğine ilham eder.. ve ayetlerini kişiye göre değiştirecek de değildir..

Hz. Muhammed ne başkasından ne de kendisinden bırak ayet bir harf bir nokta bile eklememiştir..
Hepsi ALLAH tarafından vahyolunmuştur..


Şairlerden alıntı yaptığını siz söylüyorsunuz.. bende sizden 114 surenin her ayetinin kaynağı olan şiiri buraya koyup göstermedikçe iddianızı içinizde saklayın çünkü boştur diyorum..

bu söylediklerine gerçekten inanabiliyormusun?yani allah putperestlerin kalplerine de vahyetmiş öylemi?

değil putperestler,haniflerin kalplerine bile vahyetse bu tamamen çelişkili ve çok mantıksız bir durum olur.hem kuran tek olarak allahtan geldi,benzeri yoktur diyin,hem de alıntı yaptığı şiirlere onlarda allahtan diyin.

bu durumda ben de peygamberim desem ve kuranı allah vahyetti putperest muhammede ama onu değiştirdiler.bunun üzerine beni gönderdi ve ben tahribatı düzelticem.kuranı kafama göre yazsam.o halde bana da iman etmen gerekir.

Dark_Prince 30-10-2010 21:52

Alıntı:

withoutreligion´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 348070)
Ama burada diyorsun ki allah bu şaire vahyetmiştir.
yani aynı devirde hem şaire hemde muhammede mi vahiy gelmiştir?
Öyle ise senin İmam iskender ali mihr ede vahiy geldiğine inanman gerekir.

muhammedin son peygamber olmadığı ayetlerle sabittir,ve onun devrinde ondan başka peygamberler de olduğu.bunu en çarpıcı örneği:

2/97- De ki: “Her kim Cebrail’e düşman ise, bilsin ki o, Allah’ın izni ile Kur’an’ı; önceki kitapları doğrulayıcı, mü’minler için de bir hidayet rehberi ve müjde verici olarak senin kalbine indirmiştir.”

bakara suresinin bu ayetidir,muhammed'e başkasına kuranı senin kalbine cebrail indiriyor demesi emrediliyor.yani muhammed yalan söylemiyorsa ya da allah kuran başkasının kalbine de vahyediliyormuş.

Dark_Prince 30-10-2010 21:55

Alıntı:

batur´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 348127)
Sayın Dark Prience;

Gerçekten Kamer şiiri için bir kaynak kitap ismi verilebilirse çok iyi olur. Başlıkta çok isabetli olmuş.

saygılarımla...

Sayın Batur;

imruul kaysın şiirlerinden biridir ama ben de araştırmama rağmen,onun şiirlerinin bulunduğu kitabı bulamadım.belki forum içerisinde bilgili arkadaşlarımız bize kaynak verebilirler.zaten verdiğim link kaynak.

Saygılar...

dağcı 30-10-2010 22:14

çünkü öyle bir kitap yok, o bahsettiğiniz şiirler de yok.. sırf Kuranı Kerime inkar etmek insanları yalan yanlış bilgilerle doğrudan haktan saptırmak için çalışan bazı zümrelerin ortaya attığı şeylerdir bunlar. Kuranı Kerimden önce değil Kuranı Kerimden çok çok sonra ayetlere paralel yazılmış sahte şiirlerdir bunlar!

Hyper 30-10-2010 22:16

" Ey Muhammed, onlara şu adamın halini anlat: "Biz ona âyetlerimizi vermiştik. O, onlardan sıyrılıp çıktı. Şeytan onu peşine taktı. Nihayet azgınlardan oldu.
Eğer dileseydik onu âyetlerimizle yüceltirdik. Fakat o, ebedî kala­cakmış gibi dünyaya sarıldı. Ve arzularına uydu. Onun hali şu köpeğin du­rumuna benzer ki, üzerine varsan da dilini sarkıtıp solur, kendi haline bıraksan da dilini sarkıtıp solur. Âyetlerimizi yalanlayan kavmin sıfatı işte budur. Ey Muhammed, bu kıssayı anlat. Gerekir kî düşünürler." (araf 175-176)

Buyur kendi yazdıklarından örnek...

Ayetlere nasıl inanmışlar diyorsun, ama inanmamışlar :)

Daha bunun gibi bir sürü ayet var, kuranın Tanrıdan olduğuna inanmayan insanlardan bahsedilen...
Hatta kendi akrabalarından bazılarıda inanmamış Muhammede ve senin deyiminle müşrik olarak ölmüş..
Daha ne diyim :)

Lynx 30-10-2010 22:21

Alıntı:

dağcı´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 348045)
Sayın Nail,

ben zaten görüyorum, görerek iman ediyorum.. Allahın mükemmel sanatını, ayetlerinin bir insan tarafından yazılamayacağını, Peygamberlerinin güzel ahlaklarını hepsini görüyorum ve iman ediyorum!

Vay sen sanat görüyorsunda buda allahin var olduguna bir kanit mi simdi ?

Ben derimki Ateside Görünmez sesi duyulmaz hic maddeyle ortaya cikarilamaz bir EJDERHA yaratti efedim ! Olurmu hic öyle diyeceksinde neden olmasin !

Nerden biliyon Hersey onun sanati oldugunu belki milyonlarca allah vardi ayni insanlar gibi ! Nasilki her insan farkli birsey üretiyor onun üretigi seyin sahibi sen olamayacagina göre ATESINDE üretenin sahibinin allah oldugunu nerden biliyorsun ???

Belki Allahlarinda dinolar gibi soyu sopu tükendi hmmm ? Onun ölümsüz oldugunu iddia edebilirmisin ?

atillas 30-10-2010 22:33

Alıntı:

Dark_Prince´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 348152)
muhammedin son peygamber olmadığı ayetlerle sabittir,ve onun devrinde ondan başka peygamberler de olduğu.bunu en çarpıcı örneği:

2/97- De ki: “Her kim Cebrail’e düşman ise, bilsin ki o, Allah’ın izni ile Kur’an’ı; önceki kitapları doğrulayıcı, mü’minler için de bir hidayet rehberi ve müjde verici olarak senin kalbine indirmiştir.”

bakara suresinin bu ayetidir,muhammed'e başkasına kuranı senin kalbine cebrail indiriyor demesi emrediliyor.yani muhammed yalan söylemiyorsa ya da allah kuran başkasının kalbine de vahyediliyormuş.

Son peygamber olmadığına dair oldukça zorlama bir yorum olmuş bence,ahzab 40 varken değil mi ama...

serseri003 30-10-2010 23:18

Alıntı:

Melek-ül Sirac´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 348111)
=) Hakkaten anlamıyor musunuz yoksa anlamak mı istemiyorsunuz.. ya da en doğrusu işinize geldiği gibi anlamak istiyorsunuz.. benim söylediğimle sizin anladığınız çok farklı..

O zaman ki yazılan şiirleri onlar elbetteki sizden daha iyi biliyorlardı.. Siz ne kulağınızla duydunuz ne de şiirlerin yazılı olduğu sayfaları gördünüz..

Onlar bunu farkedemediler de sizler mi farkettiniz.. üstelik kendinizin bulup da ortaya çıkardığı bir şey de yok.. :)

evet soruma cevap bekliyorum..


Peygamberimizi ve ALLAHı böyle çok zahmetsiz bir şekilde alt edip yalanlayabilecekken,
NEDEN enayi gibi
"Ne istersen verelim, malsa mal, mülkse mülk, kadınsa kadın, mevkiyse hepimizin lideri ol yeter ki ilahlarımızı kötülemekten vazgeç.." diye mallarını mülklerini ve kızlarını efendimizin önüne serip yalvarmayı seçtiler?..

sayın Melek-ül Sirac;

dediklerinizi anlıyorum diyorsunuzki putlara tapmalarına ragmen ilk din allah ın dini oldugundan bu dini degistirmisler ve bazı inanıslarıda benzer bu yuzden dogurumudur?

ve diyorsunki bu siirleri onalrdan alıp kitaba koyduklarında nasıl olduda bunu anlamdılar diyorsun...

bazı ayetlerde bunlar eskilerin masallarıdır diye hz. muhammede karsı çıkmıslar demekki benzer dinler zaten hz. muhammed de yeni bir din(adem isa bir suru peygamber ) çıkarmıyor.. buraya kadar sorun yok...

ama benim bildigim arapların cennet inanısları yoktu hz.muhammed ilk vahiylerinde arapların zaten bas tanrı olarak inandıgı allah ın elçisiyim demis ve araplarda yabancı olmadıklarından basta hz. muhammede inanmıslar..
ama sonra putları yalanlayıp. hz.ademın tanrısının elçisiyşm demis.. sonra cepe almaya baslamıslar..

simdi araplarda cennet inanısı benim bildigime gore yoksa zaten hiristiyanlık ta etraflarını çevrelemisti allah tarfından ayrıcalık verillmis yahudiler vardı içlerinde.. ve araplara arapça kuran gelince kendilerini çok ustun gorup inanmıs olabilirler sahsen bir tane kanıt gorsem cennete girmmrk için yapmıycagım sey olamaz

ornegin yahudilerle savasta yahudi bir kole sizinle savsırsam cennete gidermiyim diyor ve savasıp oluyor.

Peygamberimiz (sav) savaşı yönettiği bir zamanda Yahudilerin büyük bir koyun sürüsünü katmış olduğu halde Habeşli bir köle geldi. Peygamberimizi (sav) sordu. Adının Yesar olduğunu söyleyen çoban köleyi peygamberimize (sav) getirdiler. Peygamberimize (sav) “Ya Muhammed! Senin bir Resul olduğunu duydum. Yahudilere sordum onlar bana sizin hakkınızda olmadık şeyler söylediler. İmdi ben de sizden öğrenmek istiyorum. Siz insanları neye davet ediyorsunuz?” dedi.

Peygamberimiz (sav) “Ben insanları bir olan, yeri göğü yaratan, eşi ve benzeri olmayan Allah’ın dinine teslim olmaya çağırıyorum. Allah’tan başka ilah olmadığına benim de Allah'ın kulu ve son elçisi olduğuma inanmaya davet ediyorum. Sonra Allah’tan başka ibadete layık hiçbir varlığın olmadığını dava ediyorum” dedi. Yesar bu defa “Peki ben senin dediğin gibi Allah'ın birliğine ve senin de onun elçisi olduğuna iman edersem ve Allah’ın dinine girersem benim için ne var?” dedi. Peygamberimiz (sav) “şayet bu iman ve ikrar üzere ölürsen senin için cennet var” buyurdular.


Şehitlerin cesetleri kaldırılırken peygamberimiz (sav) onun cesedinin yanına varınca yüzünü çevirdi. “Niçin yüzünüzü çevirdiniz, ya Resulallah?” dediklerinde peygamberimiz (sav) “Yanına gittiğim zaman cennet hurilerinden iki zevcesi gelerek ona cenneti müjdeliyor ve yüzünü gözünü siliyorlardı. Bu nedenle yüzümü çevirdim” buyurdular.

bunlarda bir saçmalık yok ama dusunun islamın ikinci sartı hz.muhammede inanmak...

bu insanlar napsın zaten fakirler sonsuz bir yasam mujdeleniyor...

Dark_Prince 30-10-2010 23:56

Alıntı:

dağcı´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 348166)
çünkü öyle bir kitap yok, o bahsettiğiniz şiirler de yok.. sırf Kuranı Kerime inkar etmek insanları yalan yanlış bilgilerle doğrudan haktan saptırmak için çalışan bazı zümrelerin ortaya attığı şeylerdir bunlar. Kuranı Kerimden önce değil Kuranı Kerimden çok çok sonra ayetlere paralel yazılmış sahte şiirlerdir bunlar!

yanlışınız var,imruul kays kesinlikle yaşamıştır,ayrıca muhammedin ve arapların en büyük olarak kabul ettikleri şairlerden biridir.

http://tr.wikipedia.org/wiki/İmruü'l-Kays

bu şiirler yok derseniz kanıt göstermeniz gerekir,eğer yaşıyorsa şiirleri olmamasına imkan yoktur.

Dark_Prince 31-10-2010 00:00

Alıntı:

atillas´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 348177)
Son peygamber olmadığına dair oldukça zorlama bir yorum olmuş bence,ahzab 40 varken değil mi ama...

bence olmadığına dair zorlama bir yorum olabilir,ayet apaçık.

Melek-ül Sirac 31-10-2010 20:12

serseri003 arkadaşım..

Araplara arapça kuran gelince kendilerini çok üstün görüp inanmış olduklarını söylüyorsun..
Kur'an arap bir peygambere geldi.. Arap bir topluma Kuranın arapça inmesinden daha doğal ne vardır.. bu bir üstünlük sebebi de değildir üstelik.. Ne yani arap bir topluma başka bir dilde mi indirilseydi..

"Biz her peygamberi, ancak kendi kavminin diliyle gönderdik ki, onlara (Allah’ın emirlerini) iyice açıklasın. Allah, dilediğini saptırır, dilediğini de doğru yola iletir. O, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir." İbrahim 4


Ayrıca İslam ın şartlarından birinin de Peygamber efendimize inanmak olmasının nesi saçmalık..asıl saçmalık Dinine inanıp da peygamberini yalanlamak olmaz mı..
bu insanlar napsın zaten fakirler sonsuz bir yasam mujdeleniyor...
demişsin de.. Ona inanan ilk müslümanlardan Hz. Hatice, Hz. Ebubekir neden inandı peki?.. Hemde bu uğurda bütün servetlerini harcadılar.. neden?..

Nova 31-10-2010 21:35

http://www.turandursun.com/forumlar/...ead.php?t=4912



Burayı atlamışsınız sanırım.


Okinono isimli üyeden alıntı:

Alıntı:

Muhammed’in asıl amacı neydi sorusunu birkaç başlık altında incelemeye çalışacağım.

1. Muhammed’in bir amacı var mıydı?

Peygamber kavramı Muhammed’den çok, çok daha öncelerde de vardı. Bunu biliyoruz. Ayrıca bazı peygamberlerin büyük savaşlar yaptığı ve büyük ordulara sahip olduğunu da biliyoruz. Peygamberlerin hepsinin Tek olana kulluk konusunda yani Tevhit adı altında mücadele ettiğini de biliyoruz. *Yine bildiğimiz bir şey, bütün peygamberler insandır. Yaşamışlar ve ölmüşlerdir. (İsa bahsi muvazenelidir) Şu an hayatta yokturlar veya gören kimse yok bu zamanda.

Bireylerin birlikte hareket etmeleri için ortak hedefleri olması gerektiği açıktır. Buna devletler kurulurken ülkü adı verilir. Yani bir arada bulunan insanların bir ortak yanı olmalıdır. Bu ortak yanın etkisi ile ortak kültürler oluşur. Konuşma yazma efsaneler türküler vs gibi.

Bu kabulleri ortaya koyduktan sonra şimdi zaman da geriye doğru bir yolculuk yaparak, Ceziretül Arab da o asrın yıllarının caddelerinde gezelim.

Bir aile; bu ailenin kökleri orada en eski ve ta Adnanilere kadar dayanıyor. Saygın bir kök soy ve saygın bir mabedin bakımı koruması ve o zamanların yörede ki belki en büyük toplanma organizasyonu olan hac etkinliğinin baş aktörleri.

Orada yaşayan insanların o dönem için bugüne ters gelen birçok ahlaki kabulleri vardır. Bu kabullerin başında ise genç yaşta evlilik gelir. Örnek olarak Muhammed’in dedesi Abdulmuttalip oğlu Abdullah’ı tanrıya verdiği söz için kurban etmek istemiş, ama halk buna ok çekme falı ile çözüm bulmuştur. Sonuçta dede Abdulmuttalip 100 deve kurban ederek Abdullah’ı tanrı’dan bir nevi satın almıştır. Buna o kadar sevinmiştir ki, Dede oğlunu Amine ile evlendirmiş ve oğlunu evlendirdiği gün oğlunun kardeşini(veya halasının kızını) da amine ile aynı yaştayken kendisine almıştır. Oğlu Abdullah ile aynı gün gerdeğe girmiştir. Bu durum ise hiçbir şekilde yadırganmamıştır. *

Dolayısıyla Muhammed’in şehvetinin peşinde bir peygamberlik iddiası olamaz. Kaldı ki şehvet o dönemde bu zamandan çok daha farklı olarak algılanıyordu. Pek söz edilmez ama şehvet Lut kavminden beri hiçte eksilmeden livata olarak toplumu da en keskin şekilde adlandırılıyordu. Öyleyse Muhammed’in şehvet peşinde olduğunu dile getirmek için livata ile suçlayacak bir delil olması gerekir.


Böyle bir şeye ise tarihte rastlamıyoruz. *Ama tarihte bir çocuğa livata yapıldığında annesi ile evlenebilmek için gerekli şartlar bile vardır. *Eğer zeker içine girmişse caiz değil, sürtünme olmuşsa caizdir diye.

Yeri gelmişken Muhammed’in Ayşe ile dokuz yaşında evlenme meselesine de kısaca değinmek gerekir. Burada o döneme ait bir ahlaksal bir zafiyet olmadığını Ayşe’nin babasının kızını vermesi ile de teyit edebiliriz. Zira Ebu Bekir Muhammed’den çok daha zengin ve deyim yerindeyse sistemin en göbeğinde halinden memnun ve Muhammed’e hiçbir şekilde ihtiyacı olmayan birisidir. Yani Muhammed’in kızını Ebu Bekir’e vermesi olsaydı eğer; zorlama ile belki ahlaksal bir taviz ve kendi istekleri için kızını vermek olarak adlandırılabilir.
Öyleyse bu durumun tersi hiçbir şekilde söylenemez.

Birinci varılacak sonuç o dönemde çok eşlilik, cariye ve kadın satın almak; İslam’dan önce çok daha serbest ve kolay iken, şehvet için böyle bir peygamberlik mücadelesi olamaz.
Hem şehvet asıl amaç olsa neden tesettür kural olsun ki, peygamber bütün kadınlara açılın da görelim ay yüzünüzü derdi.

Peki, Muhammed’in amacı şehvet değilse başka ne olabilirdi veya bir amacı var mıydı?


Hala o asırdayız, Muhammed yetim ve parasız ve deyim yerindeyse tam bir züğürt ağanın torunu olarak toplumsal gücünden de yoksun amcasının yanında yetim olarak büyümüş, yaşı yirmilere gelmiş ve hala bekâr. O dönemde ise bekâr bir erkek olması için tek sebep başlık parası ve o toplumun kabul ettiği hem maddi hem de savaşçı güce sahip olamaması.
Yani bir koyun sürüsü düşünelim o sürünün en çalık olanı Muhammed.
Amcası Ebu talibin, kızını dahi vermediği bir erkek.
Dikkat edilirse peygamberlikten önce neredeyse hiçbir arkadaşı olmayan birisi. *Bu konuda çok az kişi ismi geçmesini ise tarihten öğreniyoruz.


Muhammed’in elinde sadece o toplumun kültürü ile eş olacak bir soy var o da kendi döneminde hiçbir işe yaramıyor. Muhammed bu elinde ki tek malzemesi ile Mekke’nin toplumsal kültüründe dolanıyor ve bir özelliği var ki, çok dürüst.
Toplum içerisinde bugünün sivil toplum kuruluşları diyebileceğimiz her ortamda bulunuyor halkın sıkıntıları ile yakından ilgileniyor oluşan mutabakat guruplarında bulunuyor. Deyim yerindeyse Ankara da devlet kurumlarının koridorlarında dolaşan binlerce iş takipçisi gibi bir rolde, ama tek farkı var bir ücret almıyor.


O dönemde yine ailenin gücünün tanrısal olması dolayısıyla Allah inancı var. Ama bir İbrahim gibi bu putlar neden burada veya neden biz puta tapıyoruz da direkt Allah’a tapmıyoruz gibi sorular da sormuyor. Hatta Hatice ile evliliğinde ki ilk gecelerinde odalarında ki puta Hatice tapınıyor ve peygamber eş olarak bir puta tapar birini almış oluyor.
Bu konu sonradan; “toplumda kanıksandığı için puta tapıyoruz, bizde biliyoruz bir işe yaramadığını”, *denilerek tarih çamaşırcıları tarafından temizlenmek için açıklanıyor ama konumuz şimdi o değil.


Muhammed’in annesi ile ilgili mevlit deki o acayip tasvirleri saymazsak neredeyse hiçbir bilgi yok. *Anne ise genç yaşta dul kalmış ve yeniden evlenmiş. Bu nedenle de çocuğunu oğlan olduğu için dede himayeye almış, Muhammed ile ilişkisi bir süre kesilmiş. Sonra ne olmuşsa dayıları yanına Medine’ye bir göç ve dönüşte annenin vefatı. Kalan bir deve ve bir sadık ve hep sadık kalacak köle.


Bu aşamada elimizde neler var bir bakalım tekrar. *

Köklü, fakir, *yetim, *bedensel gücü zayıf, *toplumsal olaylara ilgili, evlenmek için hiçbir malı olmayan amcasına yük haline gelmiş, zeki dürüst ve işsiz bir insan portresi ile karşı karşıyayız. *
Böyle bir portreden Peygamberlik gibi bir amacın çıkamayacağı ise çok açıktır.

Eğer çıkabilir denilirse günümüzün işsiz bu tasvire uyan milyonlarca insanının da böyle bir iddiayı denemeleri gerekirdi. Kaldı ki Muhammed ‘den hemen sonra peygamberlik iddia edebilmek güç ve para işi olmuştur.

Sonra talih kuşu Muhammed’in başına konuyor ve o dönemin Güler Sabancı’sı olan Hatice ile evleniyor. Bu evlilik ise tarihe Muhammed’in çalışkan ve dürüst olması ile Hatice’nin dikkatini çekmesi neticesi olarak geçiyor. *Bugün Sabancı holding de; bu hayal ile yanıp tutuşan civanmert işçiler olduğunu düşünmek hiçte yanlış olmasa gerek. *

Acaba durum böyle mi?

Hatice ile ilgili bilgiler çok kısıtlı. Detaya girmek istemiyorum. Başka konu olursa orada izah ederiz dilimiz döndüğünce.

Peki, Hatice ile bazı tespitler yaparak bir portre de ona çizelim bakalım. Hatice üç eş değiştirmiş bir dul ve zengin bir dul. Hatice’nin babası Mekke’nin esnaflarından ve deyim yerindeyse bugünün İstanbul boğazında, *yalıda oturan birisi. *Ama asıl para Hatice’nin annesinin. Evde o döneme göre pekte uygun olmayan bir kadın hâkimiyeti var ve Hatice bu ailede el bebek büyüyen bir çocuk. *Sonra babanın bir ortak savunma savaşına gidişi dönmeyişi ve ailenin tam da Yaprak dökümü romanı gibi bir hale düşmesi ve daha alt sınıfta ama zengin eş ile evlenmek ve akabinde diğer eşler ve kalan yüklü bir servet.

Hatice ile Muhammed arasında ki yaş farkı ile konuya biraz daha eğilelim. İkisi arasında ki yaş farkı pek net olmamakla birlikte yirmi beş. *Hatice’nin en son eşi ölünce dul kaldığı zaman ise, en azından beş yıl belki de bu süre on yıla kadar dayanıyor. *Öyleyse Hatice kervanlarını Muhammed olmadan beş ile on yıl arasında idare etmiştir. Bu durum ise İslam tarihinde Hatice yorulmuştu denilerek bir nebze açıklanabiliyor. Bu doğru da olabilir. İnsan ağır bir serveti yönetirken gerçekten bıkabilir. Her neyse.

Hatice bir zengin dul olarak Muhammed’i görüyor ve beğeniyor. Buda çok doğal. O’nu istiyor. Ve yakınlaşma için bir vesile olarak kervanlarının başına getiriyor. Olabilir burada da bir yanlış yok. Ve evlilik gerçekleşiyor. Her şey doğal gibi görünürken bir detay işin içine girince filmi başa sarmak gerekiyor.

O detay ise, Varaka’dır. Varaka Hatice’nin kimine göre dayısı kimine göre amcası kimine göre de hem amcası hem dayısı. *Ve bir entelektüel mirasyedi olarak bugünün belki de Bedri Baykam’ı gibi birisi.

Abi kurguya bakar mısın? Güler Sabancı ile Bedri Baykam demek ki akraba.; Yav bu örneklerin yüzünden *Sabancılar beni hoplatacaklar ya neyse. *Gerçekler açıklanmalı arkadaş, Bizim de KOÇ gibi devletimiz var; değil mi yani *8O

Evet, Varaka ile Hatice arasında çok sıkı bir bilgi alışverişi var. Hatta bu görüşmelere Muhammed’in canını bile sıkmaktadır.

Varaka ise bir Hanif olarak yaşamakta. Putlara tapınmamakta. Kabe’nin yanında ki çadırında onun gibi 4 arkadaşı ile birlikte entelektüel bir yaşam sürmektedirler. *

Hatice ise Varaka’nın görüşleri ile toplumsal kurallar arasında kalmış ve düşüncelerinde o zaman ki toplumun vahşetinden etkilenmiş bir korku ile gezinmekte. *Hem puta tapıyor ama hem de putları sorguluyor. Yani uydum kalabalığa bir inanç içinde.

Buradan da Muhammed’in amacı ile bir şey çıkmaz gibi görünüyor.



Şimdi sevgili Şansal, burada bir temas yok gibi görünüyor ama oynayan oyuncunun niyeti önemli. *Abi niyet çokçnemli, mesala otobüsle sıkış sıkış gidiyorsun, ayakta, bir frennnn hooppp arkada ki doğru üstüne. Fiili bir durum var evet ama, bu fort değil arkadaş. Bugün bazı hakem arkadaşlar bunu fort olarak değerlendiriyorlar. Halbuki niyet te böyle bir şey yok.

Peki niye sevgili Ermen hocam değerlendiriyorlar.

Şimdi bak sevgili Şansal , adam da hani derlerya maça olacak arkadaş maça. Bu federasyon ile bu iş gitmez. *Şimdi çok şey çıkacak ağzımdan da kapatırlar kanalı.
Aman hocam yapmayın, rtük ün düdüğünü verdirmeyin elimize. Kapatalım konuyu.

Evet biz pozisyona dönelim,

O zaman al pozisyonu başa, oynatalım uğurcuğum … *:roll:


Varaka o dönemde toplum içerisinde gizli olarak peygamber beklentisi olan bir topluluğun olduğunu biliyor. *Bunlar hem Yahudiler hem de Hıristiyanlar ama bu Hıristiyanlar Romalı Hıristiyan değil. Hatice ise Varaka’dan etkilenmiş bir zengin dul. Varaka’nın toplamış olduğu birçok eski kitap ve doküman ile bir şeyler planlıyorlar. Bu plan ise o toplumu düzeltecek ve insanca kuralların olduğu bir yeni düzen olacak. O dönemin piyasa dinamiği bugünün arabesk gücü ile ele geçirilmiş şehir yönetiminden en önemlisi de kafayı Hatice ile bozmuş olan Ebu Cehil zengin magandasından da kurtulmuş olunacak. *
O bed sesi ile her gün at kuşanıp Hatice’nin kocasını aşağılayıcı şiirlerini evlerinin önünde okuması işkencesi de son bulacak.
Bu nedenle bir plan yaparak ailenin köklü eski liderlik geçmişi üzerinden gücü tamamen tükenmiş olan Ebu talip in yerine daha güçlü bir lider ile çıkılacak.

Bu da pek akla yatkın gelmiyor, yani penaltının babası değil arkadaş. verirsinde vermezssinde ama ben olsam vermem.


Olasılıklar azalmaya başladı.

Devam edelim bakalım ne çıkacak.

Muhammed Varaka’dan etkilenmiş ve Hanif olarak evlendikten sonra bir yaşam içine girmiştir. Toplum da paranın getirdiği bir itibar ve Hatice’nin otoritesi ile sözü dinlenir olmuş ve Kabe’ye her gün giderek Hatice ve Ali bin Ebu Talip ile birlikte hanifler gibi namaz kılmaya başlamışlardır. Ve Kabe ziyaretleri hiç aksamadan güne ilk başlarken aralıksız devam eder. Ama bu namaz şekli halkın garipsediği bir olaydır. Fakat zararsız bir ibadet olduğu için de tepki çekmez. Millet garipser o kadar. *Garipsemenin düşmanca taraftarlığa döndüğü an ise yönetimin ciddi olarak Muhammed’i bir tehlike olarak kendi gücü karşısında kabul etmesidir. *

Nedense bu son cümle; bana bu asırda ki bazı güncel tartışma yasalarını hatırlattı.
Yasaya uyduğun sürece yasaya sövmek serbest, *yasaya uymamayı ise düşünmek bile yasak.

Neyse biz yolumuza devam edelim,

Sayın Öz Hakiki Nar seyahat işletmesinin yolcuları.

Muhammed, toplumsal olaylar üzerinde en çok fakir halka olan yardımları ile sahneye çıkar.
Evliliğin ortalarında Mekke’de baş gösteren kıtlık, halkı iyice aç bırakmıştır. Ve talanlar başlar.
Evi konağı talan edilmeyen tek yer ise Hatice’nin ve Muhammed’in konağıdır.
Hatta halk o konağı başka talancılardan korumak için nöbet dahi tutar.

Muhammed ise Hatice’nin zengin yiyecek ambarını o kıtlık döneminde halk ile paylaşmaktan çekinmez. Muntazaman günlük olarak büyük bir disiplin ve eşitlik içerisinde dağıtır.
Kıtlık sona erdiğinde Muhammed halkın neredeyse kahramanıdır.
Arkasında ki halk gücü ise çok kuvvetli bir şekilde Mekke yönetimince hissedilir.
Bu ise halkın yağmadan geçirdiği diğer liderleri Muhammed’e karşı cephe almaya sevk eder. *Böylece halkın yanında en zor döneminde yer alan aristokrat bir duruşu sahibi Muhammed, *halk tarafından sevildikçe, şehir yönetim organları tarafından o derece de nefret edilmeye başlamıştır. Hatice’nin otoritesel gücü ve ticari ilişkilerin getirdiği bağ olmasa biliyorlardır yapacaklarını ama para orada da bugünkü gibi kediye aslanı boğdurmaktadır.

Burada soluk alalım ve soruyu tekrar soralım. Muhammed’in amacı neydi veya bir amacı var mıydı?

Sağ serbest devam etttt;

Muhammed bu toplumsal, tam da güncel hali ile yönetimsel baskıdan iyice bunalmış ve toplumdan kopmuştur. *

Halkın sevgisinin yapay ve çıkara dayalı örneklerini görmüştür.

Sırf toplumsal fayda için yaptığı paylaşımın diğer zenginler tarafından kalleşçe sabote edilmesi ve hakkında çıkan uydurma bir sürü haber ile bel altı cıvıklardan bunalmıştır.

Günler azap haline gelmişti.

Artık Hira’da Haniflerin çekildiği mağaralara gidiyor ve içinde var olanları arıyor,
Sorgulamaya başlıyordu her şeyi.
Bu durum tıpkı Ferrari sini satan bilgenin kararı gibi bir şey işte.

Hatice’nin endişeli bekleyişleri, halk arasında dolaşan sözler can sıkıcı, bir içsel sorgunun verdiği yalnızlık ve yaşamın anlamsızlığı, sessizliğin kucağına kaçış ve Kâinatı okumak için dinlemek.

Ve gooolllllll , muhteşem bir gol.

Tam da Tanrı’nın aradığı, *halktan uzakta ve yalnız, *halkın sevdiği, *yönetimin nefret ettiği, zeki, dürüst orta yaşın verdiği geriye sayımın ürpertisi ve maddenin ve maddesel gücün anlamsızlığıyla dağa taşa seslenen, içinde ki depremin yıkıntıları arasına umutsuzca kimse var mı diye seslenen bir human.

Çokça Musa, biraz İsa, aslı Âdem;

İşte amacın olmadığı;

Yaşamın, *belki kaderin belki kâinatın veyahut ham benliğin veya bir Meleğin ortaya çıkması ile
Karşınızda; *Arabî, Resul, Nebi, Hatemül(ha dan sonra elif var) Enbiya, Kureyş halkının yeni lideri, Mutlak adaletin elçisi, İbrahim’in soyunun yeni sözcüsü Ebul Kasım, Muhammed Mustafa.

Akabinde; İkra bismi Rabbikellezi halak. Halakal insanemin alak diyerek başlayan insanı en baştan yeniden yaratmak serüvenin kapısının aralanması daveti.

Asrının ezik ve çaresiz ezilmiş halkının, ışığa meftun pervaneler gibi bu davetin etrafında dönmeleri, dönmeleri.
Sonra da, dokunmak için seve, seve ölmeleri.

TRT Radyo 1 arkası yarın bugünlükte bu kadar. Yarın aynı saatte buluşmak dileği ile gözünüz yolda kulağınız bende olsun sevgili şoför kardeşlerim.

Otobüsünüz yarım saat çay ve ihtiyaç molası vermiştir. İçmiş olduğunuz çaylar firmamızın ikramıdır. Tuvaletler otobüsünüzün sol tarafındadır. Afiyet olsun *:wink: *(Gerçek bir anonostan alıntıdır)

Selamlar

serseri003 01-11-2010 01:43

sayın melek-ul

zaten arapça kurandan kastım arap bir peygamber gelmesine sevinmislerdii

muhammede iman tabiyki saçma olurmu hiç
ama butun savaslarda allahın dinine ve muhammedin onun elçisi olduguna inanmak için savas yapılmıs ben anlamıyorum
kuranı okumadan once surekli iyilikleri emreden kotulerden uzak durmamızı saglıyan bir kıtap bekliyordum ama surekli inan inan inan inanmazsan cehennemliksinn...

madem inanıcam o zaman kanıt istemem normal degilmi...

hem ben yazdıklarımı 1400 yıl once insanlar salakmıymıs ınanmıslar demeniz uzerine yazdım

Nova 01-11-2010 02:57

Olurmu yahu, herkes inanıyor sende inanacaksın....ona göre..



:) saygılarımla.

Dark_Prince 01-11-2010 22:59

Alıntı:

Nova´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 348483)
http://www.turandursun.com/forumlar/...ead.php?t=4912



Burayı atlamışsınız sanırım.


Okinono isimli üyeden alıntı:

verdiğiniz bilgiler için teşekkür ederim dostum.

Dark_Prince 01-11-2010 23:06

İmrul Kaysın şiiri için bir kaynak buldum sanırım,kaynak ingilizce ve çıkmayan sayfaları var.O nedenle tam çözemedim olayı.

http://books.google.com.tr/books?id=...men%3B&f=false

link biraz uzun ama,olsun:D

395. sayfada ay suresi var,hemen altına not düşüp;ayın ikiye ayrılıp hira dağının arkadınsa düşme masalını anlatıyor.

İmrul Kays'ı filan göremedim ama ya ingilizcemin kötülüğünden,ya da 398. sayfada anlatılıyor ve o sayfa çıkmamış.Ama bence kesinlikle o şiirden alıntı olduğunu anlatıyor,çünkü kitap islam öncesi şiirleri inceleyip,bnunları kuranla ilişkilendiriyor.

Kitabın tamamını bulabilen ya da çözenler olursa,islam'a süper bir kaynağımız olmuş olur sevgili dostlarım.

Saygılarımla...

withoutreligion 01-11-2010 23:51

Merhaba Dark prince kitabın tamamını buldum
aşağıdaki link ten indirebilirsin ben indirdim şu anda inceliyorum.

http://ia351443.us.archive.org/0/ite...05hornuoft.pdf

Dark_Prince 02-11-2010 00:09

çok sağol abi nasıl buldun ya ben o kadar aradım:D

ingilizcem yetermi bilmem ama bende inceliyim bakalım:D

frodo 02-11-2010 09:58

İlginç bir kitapmış. Doğrusu neden hiç öne çıkartılmamış anlamak güç. Arkadaşlar önemli gördükleri bölümleri çevirebilirlerse daha iyi bir fikir sahibi olabiliriz. Tabi bu kitapla ilgili -varsa- reddiyeleri de okumak lazım.

Diğer yandan klasik islam tarihi içerisinde kalarak kuran öncesi arap şiirlerinden kur'anın esinlendiğini iddia etmek bu başlıkta yapılan itirazları (bilinen bir şairin şiirlerinin kopyalanması neden o dönem insanlarınca kabul görsün ?) haklı kılar.

İslam tarihinin alternatif okunmaları ile akla uygun gelebilecek bu esinlenme iddialarının türkçeye kazandırılmaları çok ilginç olacak.


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 06:10 .