![]() |
İslam Şeriatı ve Modern Toplum Açısından Aişe’nin Yaşının Önemi
En çok tartışılan konulardan birisi olan Muhammed ile Aişe’nin evliliği, aynı zamanda günümüz modern toplumu açısından da önem arz ediyor ve durum hakkında İslam’ın söylem ve doktirinini de ortaya koyuyor olması bizleri bu konuda daha fazla ve daha derin düşünmeye itiyor. Tartışmalar ve eleştiriler genel olarak İslamofobik bir yaklaşımla ‘’sübyancı’’ olarak tanımlanan Muhammed’in üzerinden İslama hakaret etme ve diğer yandan karşıt görüş olarak ortada ki durumun Müslüman’larca tamamen red edilmesi şeklinde seyretmektedir. Konu aynı zamanda ‘’Allah’sızların İslam’a küfrü’’ noktasından çıkıp Müslümanlar arasında da tartışılmaya başladığından beri dahada yaygın bir kitlenin ilgisine maruz kalmıştır.
Konunun önemli olmasındaki neden, kitlelerin tarihsel iki şahsiyetin cinsel hayatına duyduğu merak değildir elbette, yada bir din kurucusunun cinsel hayatına duyulan merakda değildir, Müslüman’ların sık sık yinelediği gibi İslam’a küfür etmek için ele alınmaya çalışılması gibi mesnetsiz ve cahilce bir savunmanın ürünü hakaret de değildir, büyük oranda en çok tartışan Ateist kitlenin içerisindeki İslamofobik kişilerin hakaret etme kaygıları da değildir. Konu kendisini sonsuza kadar en doğru ve makbul inanç olarak tanımlayan bir dinin, gelişen toplum karşısında (kendi içerisinde yasal bir hukuksal hak neticesinde) var olan bir toplumsal davranışın artık bir suç ve sapıklık olarak algılanıyor olması ve bunun neticesinde söz konusu dinin inanırlığını kaybetmesidir özetle. Konuyu değişik cepheler açısından ele almadan önce bu durumun tarihçesine bakmamız gerekmektedir. Günümüzde çocuk olarak tanımladığımız yaşlardaki bireylerin toplum içerisinde evlenmeleri ritüeli sadece Arap yarımadasına özgü bir davranış değildir, hemen hemen bütün Dünya genelinde tüm bilinen İnsan’lık tarihi boyunca uygulana gelen bir şeydir. Bunun bir çok nedeni vardır; yaşam süresinin kısalığı, nüfusun az olması, toplumsal gelenekler, siyasi ve ticari kaygılar vb. düşünceler söz konusu evlilik ritüelinin varlığını ve yaşamasını sağlamıştır, fakat en büyük neden toplum açısından çocuk yapacak her kadının bir an önce topluma kazandırılması ve bunun söz konusu toplumda yasal ve onaylanan bir davranış olmasıdır. İşte bu nokta da Muhammed’in 50 yaşındayken 6 yaşındaki Aişe evlenmesi, içinde bulunduğu toplum tarafından garip karşılanmamıştır. Konunun müdahili üç görüş mevcuttur. İlk görüş olan ve konunun asıl kaynağını oluşturan Ortodoks İslam’i görüş (genel tabirle gelenekçi İslam, klasik İslam vs.) açısından ortada bir hukuksal sorun ve suç olmadığı gibi, inançları doğrultusunda da ortada bir sapıklıkta yoktur. İslam şeriatı açısından regl (akil bali) olan her kız çocuğu, o andan itibaren ‘’kadın’’ olarak tanımlanır, keza aynı şekilde oğlan çocukları da meni üretmeye başladıkları andan itibaren ‘’erkek’’ olarak tanımlanır. Yetişkin (akıl bali) bireylerin İslam şeriatının emrettiği gibi bir evlilik akdi içerisinde cinsel ilişkiye girmeside söz konusu hükümler gereğince son derece yasaldır Müslüman’lar açısından. Ortodoks İslam’ın ‘’regl’’ olmaya başlamış kız çocukları ile evliliği ve cinsel birlikteliği yasal saymasının arkasında elbette birkaç dinsel neden vardır. Nedenler arasında en önemli iki husustan birisi olan Buhari’nin sahih hadis kitabında yazan ve Aişe’nin kendi anlatımı ile 6 yaşında Muhammed ile evlenmesi ve 9 yaşında cinsel ilişki yaşamaları ile Kuran’daki ‘’Talak’’ suresinin 4. Ayetinde açıkça (ahkam ayetidir) İslam tanrısının ‘’regl olmamış’’ kızlarla evlenilmesine izin vermesidir. Bu toplum için evlenmenin belli bir sınırı yoktur fakat cinsel ilişki için kızlıktan çıkıp kadın olma şartı kesin vardır. Hukuksal (teknik) olarak da ortada bir sapıklık olmaz bu nedenle ve bizzat Allah’ın verdiği bir hak olarak tanımlanır. Protestan İslam (genel tabirle yenilikçi, Ilımlı İslam vs.) açısından konunun Türkiye’de başlangıcını oluşturan Mevlana Şıbli’nin geçen yüzyılın başında yazdığı ve Ömer Rıza Doğrul’un tercüme ettiği ‘’Asrı saadet’’ adlı kitabındaki konunun muğlaklık taşıdığı yorumudur. Bu yoruma ulaşmak için yazar iki hadisten yola çıkar özetle; Sahih-i Buhari’deki ve İbn-i Hanbel’in Müsned’indeki hadisler vasıtası ile konuyu yorumlar. Hadislerden birisi evlenme tarihini Muhammed’in ilk eşinin ölümünden üç sene sonraya tarihlendirirken diğer hadis ölümün olduğu sene evliliğin yapıldığını yazar ve buradan hareketle günümüz de ‘’savunmacı tarihçiler’’ olarak da adlandırılan Protestan İslam’ın savunduğu tez ortaya çıkar. Ortada tarihi bireyler açısından kesin bir doğum tarihi bilinmemesine rağmen ve İslam dinsel inancı içerisinde olmamasına rağmen bu kitle özellikle Aişe’nin 6 yaşında evlendiğini söylediği hadisi yalan olarak sayarak ve bir takım matematiksel doktrinlerle ortaya bilinenin aksi bir tez koyarlar. Sonuç olarak Aişe’nin evlilik yaşının 17-18 olması gerektiğini savunurlar. Konuyu modern toplum açısından gündeme taşıyan ve gündemde tutan Ateist kitle ise var olan İslami dinsel sistem ve tarihsel kayıtlar doğrultusunda Ortodoks İslam ile aynı düşünceden hareketle söz konusu evliliğin 6 yaşında yapıldığını ve 9 yaşında cinsel ilişkiye girildiğini savunur. Bu kitlenin çoğunluğu açısından önemli olan bir ‘’peygamber’in’’ çocukla evlenip cinsel ilişkiye girmiş olmasıdır ki bu tanrısal bir şey olamaz onlar açısından. Bu kitle içerisindeki İslamofobik azınlık konuyu en çok gündemde tutan kitledir aynı zamanda. Gelelim bildiğimiz klasik İslami tarihin dışındaki söylem olan evliliğin 17-18 yaşında gerçekleştiği tezine. Bu tezin kaynağı olarak gösterilen Mevlana Şıbli’nin ‘’Asrı saadet’’ adlı kitabındaki yorumu aslında bu yazarın değil bizzat tercüman olarak görünen Ömer Rıza Doğrul’un şahsi yorumudur. Söz konusu eserde zaten yorumu yapan kişi konunun muğlak olduğunu yazdıktan sonra evliliğin ilk eşin ölümünün (Hatice’nin) olduğu sene yapıldığını ve cinsel birlikteliğin ise 3 sene sonra yapıldığını yazar ki buda onun aslında Ordotoks İslami düşünceden farklı bir şey söylemediğini gösterir. İddia sahibi ‘’savunmacı tarihçiler’’ açısından gösterdikleri kaynak birincil olarak kendilerini yalanlarken aynı zamanda kendilerine dayanak saydıkları yorumun sahibini yanlış beyan ederek kamuoyunu yanıltma gayretleride sergilerler. Söz konusu eser zaten İslam dini açısından oldukça tahrif edilmiş ve Türkçe metninin içerisine Mevlana Şıbli’ye ait olmayan bir çok yazı ve hatta 3 cilt eklenmiştir ki buda bizleri Mevlana Şıbli’nin orijinal kitabındaki yorumun bu olmadığına götürür. Özetle bu görüş bilinenin aksine Mevlana Şıbli’ye değil Ömer Rıza Doğrula ait bir görüştür. Aişe’nin yaşını tarihsel bir takım rakamlardan ve söylemlerden yola çıkarak hesaplama yönetimi ve yöntemin yanlışlığını içeren doktora tezleri dahil bir çok kaynak zaten internette mevcut olduğu için bu konuya girmiyorum. Ortodoks Müslümanlar, Protestanların uyguladıkları yöntemin bilimsel olmadığını iddia ederler, yani özetle klasik İslami öğretilerin dışına çıkarak sadece amaçları için sahih olan hadisleri yok saydıkları ve ahkam ayetlerinin hükümlerini tanımadıklarını söylemezler, amaçlarına uydurmak için aynı zamanda sahih olmayan bir takım ayetleride kullandıklarını ve tamamen İslam öğretisi dışına çıkarak hareket ettiklerini söyler ki bu İslam dini açısından da doğrudur. Örneğin; Aliyyül Kari’nin ‘’Uydurma olduğunda ittifak edilen hadisler’’ kitabının bir çok yerinde uydurma hadis kaynağı olarak anılan İbn-i Hanbel’in Müsned’inin hadisler açısından güvenilmezliği belirtilirken aynı zamanda din adamlarının uzman olmadıkları konularda (İbn-i Hanbel iyi bir fakif çok kötü bir hadisçidir yazarın yorumuna göre) yazmamaları gerektiği belirtilir. Bu kitabın hadisler için kaynak olarak alınması bilimsel olarak kabul edilemezken diğer kaynakların da benzer bir yöntemle elemine edilmesi normaldir. Sonuç olarak: Bütün bu söylemler ve savların arasında bir din olarak İslam’ın günümüz modern toplumunun ihtiyacına cevap verememesi ve onlara ilkel ataları gibi çocuklarla evlenmeleri iznini vermesi hatta yaşanan gerçekler ışığında bu topluma sübyancılığı dayatması bir yana, en önemli husus olarak İslam coğrafyasında yukarıda anılan ayet ve hadisler neticesinde 1,5 milyar İnsan için çocuklarla evlenme ve cinsel birliktelik yapmalarını yasal hale getirmesidir. İnsanlık tarihindeki aşamalardan birisi olan bir toplumsal gerçekliğin günümüz modern toplumunda artık yasak ve yanlış olarak algılanması bir yana bunun ilahi bir din tarafından yasal olarak kabullenilmesi İslam dinini diğer dinler karşısında kötü bir duruma düşürdüğü gibi aynı zamanda Protestan İslam dışındaki İslami kitle içerisinde ki belli bir zümreyede ters gelmektedir. Evrim geçiren İnsan toplumunun ihtiyaçlarının gerisinde kalan İslam dini açısından bu konu ilkel kabile yaşantısının modern toplumlara dayatması olarak yerini alırken, bireylerin tanrı sorgulamasını ve tanrının yaratması gereken bir dinde sübyancılığın olmaması gerektiğini düşünmesine yol açar. İşte bu nedenle 100 yıl önce Ömer Rıza Doğrul’un yapmaya çalıştığı konuyu bulandırıp üstünü kapatma çabalarının giderek ve artarak hızlanmasının ardında yatan gerçek budur. Konu iki İnsanın cinsel yaşamı değildir, aksine bir din kurumu üzerinden (İnsanlığa) sübyancılığın yasal olarak yapılabileceğinin var olduğunu göstermekdir, dinlerin çağdışı uygulamaları hala yaşatmakta nasıl büyük bir görev üstlendiklerini ve dayatabildiklerini ortaya koyabilmektir, dinlerin ilkel davranışları yaşatma konusunda büyük bir unsur olduğu ve İnsanlığın gelişimindeki en büyük engellerden birisi olduğunu sergilemektir. Konu dinlerin aslında birer ilkel kurum olarak toplumu nasıl etkilediğini göstermesi açısından oldukça önemlidir, din kurumunun savunduğu ilkelliğin neticesinde düştüğü çaresizliği gözler önüne sermesi bakımından da önemlidir. Kaynaklar: 1- Kuran 2- Kutubusitte (Buhari) hadisleri 3- Asrı Saadet, Mevlana Şibli, Çeviri:Ö.Rıza Doğrul, Sadeleştiren: O.Zeki Mollamehmetoğlu 3. Cilt, 1978 4- Uydurma olduğunda ittifak edilen hadisler, Aliyyül Kari, Tercüme: İbrahim Kutlay, İnkilap yayınevi 2008 5- Dinler tarihi, Prof.Dr. Hüseyin G. Yurdaydın-Doç.Dr. Mehmet Dağ 1978 6- İlkel, Köleci ve Feodal Toplum, Zubritski-Mitropolski-Kerov, Eriş Yayınları/8. Baskı |
Allah rızası için bir müslüman çıpıp şu sorunun cevabını versin artık...Muhammed kendi kızları Ümmü gülsüm ve Rukiye'yi kaç yaşında kocaya verdi?
|
Bazı arkadaşları bir kez daha uyarayım. Muhammed Mustafa ve Aişe evliliği eleştirilmelidir, eleştiriliyor da. Yukarıda GYZ'nin son derece makul açıklamalarına rağmen tüzüğümüzün açık ihlali sayılacak ifadelerle bu konunun işlenmesi doğru değildir.
Lütfen tüzüğümüzü tekrar okuyun. Bu kurallar bütünü üye olurken kabul ettiğinizi varsaydığımız bir tür sözleşmedir ve bu sözleşmeye uyulmasını beklemek hakkına sahibiz. Alıntı:
|
RUKİYE VE ÜMMÜ GÜLSÜM
Muhammed’in kızlarından Rukiye, babası henüz peygamber olmadan Ebu Leheb’in oğlu ’Utbe’ ile evlendirilir. Diğer bir kızı Ümmü Gülsüm de peygamberlikten önce Ebu Leheb’in bir diğer oğlu Uteybe ile evlendirilir. Yani iki kardeş bacanak olur. Yaygın olan kanaât Muhammed peygamber olduktan sonra bu evliliğin devam ettiğidir; ta ki Ebu Leheb hakkında Kur’an’daki Tebbet suresi oluşuncaya kadar... Tebbet suresi inince Ebu Leheb ve hanımı Ümmü Cemil, oğullarına "Muhammed’in kızlarını boşayın" der. Bu surenin anlamı şudur: "Ebû Leheb'in elleri kurusun. Zaten kurudu(1). Ona ne malı fayda verdi ne de kazandığı(2). O, bir alevli ateşe girecektir(3); boynunda bükülmüş hurma liflerinden bir ip olduğu halde sırtında odun taşıyarak karısı da o ateşe girecektir. (4-5) Tebbet iniş sıralamasında Kuran’ın 114 suresi içinde 6. sırada yer alır. Yani peygamberliğin hemen ilk yıllarında oluşan bir suredir. Bu suren,n inişinden sonra Ebu Leheb ve eşi Ümmü Cemil sinirlenerek oğullarına "Bu adamın kızlarını boşayın!" der. Ayrıca Mekkeliler de Ebu Leheb’in bir oğluna "Muhammed’in kızını boşa" diye teklifte bulununca O da "Eban bin Sait bin As’ın kızını bana getirirseniz ben kabul ederim" yanıtını verir; onlar da bu şartı kabul ederler ... Sonuçta oğlanlar Rukiye ile Ümmü Gülsüm’ü bırakır. Burada İbni Hacer "Rukiye peygamberlikten önce Ebu Leheb’in oğluyla evlendirilir; İslamiyet gelince ayrılırlar ve bu kez de Osman’la evlendirilir." diyor. Bu "ayrılın" teklifi Zeynep’in eşine de yapılır; ancak o kabul etmez. Rukiye’nin Ebu Leheb’in oğluyla evliliği konusunda farklı rivayetler de vardır: "Rukiye, Utbe ile evlendirildikten sonra bu evlilik devam eder; ta ki kocası ölene kadar. Daha sonra da Osman’la evlendirilir." denir.[11] İslamcılar Muhammed'in Ayşe ile evlendiğinde Ayşe'nin yaşının 9 veya daha küçük olduğunu kabul etmek istemezler. Muhammed kızlarını kaç yaşında evlendirdi? Muhammed, 25 yaşında iken, Hatice ile evlenmiştir. Muhammed Hatice'den iki erkek ve dört kız çocuğu dünyaya gelmiştir. İlk çocuğu Kasım'dı. Zeyneb: Muhammed'in ikinci çocuğu ve kızlarının en büyüğüdür. Muhammed 30 yaşında iken dünyaya gelmiştir. Rukiye Babası otuz üç yaşındayken dünyaya geldiği kaydedilir. Ümmü Gülsüm: Rukıye'den küçük olduğuna görebabası otuz dört yaşın üzerinde iken dünyaya gelmiş olmalıdır. Muhammed 40 yaşında kendini peygamber ilan ettiğinde kızı Ümmü Gülsüm 6 yaşında oluyor. Muhammed 40 yaşında iken amcası Ebû Leheb'in oğlu Uteybe, Ümmü Gülsüm ile evlimiydi? Tabiki Evet, Yani Ümmü gülsüm 6 yaşında evlendirilmişti. Muhammed kendi kızını ümmü gülsüm'ü 6, rukiye'yi 7 yaşında evlendirebiliyosa, Muhammed'in 9 yaşındaki Ayşe ile evlenmiş olması ne kadar gerçek dışı? ( Muhammed 610 yılında kendini peygamber ilan ediyor. 622 yılında medine'ye hicret ediyor. Ümmü gülsüm hicretin 9. yılı olan 631 tarihinde 27 yaşında ölüyor. 631-27= 604 yılında Ümmü Gülsüm'ün yaklaşık doğum tarihi oluyor. muhammed 610 yılında peygamber ise Ümmü gülsüm 6 yaşındaydı ve Ebû Leheb'in oğlu Uteybe ile evliydi) Örnek insan Muhammed 6 yasındaki Ümmü Gülsüm'ü Uteybe'ye vermişti. |
abim bu rakamlar ne boyle yaaa, matematik sorusu mu çözüyorsunuz nedir bu?
|
Haklısın kardeş, sahih saydıkları hadis kitapları ''9'' da ittifak etmişler, bunlar iki tane rivayeti sündürüp ''halamın bıyığı var öyleyse kendisi aynı zamanda amcamdır'' diyerekten böyle 14, 17 diye kıvranıyorlar.
|
Alıntı:
baba sayısal herşey yalan..ne 9 u ...peygamberin yaşı belli değil 571 varsayılan olarak kabul ediliyor..siz kalkmıssınız aişenin yaşı kaç diyorsunuz...sadece gülüyorum...yaşların hepsi yalan...biri başka diyor biri başka diyor...akıl edin yahu...komple zırva |
Alıntı:
|
Nasıl bir dindir arkadaş. Ne peygamberi belli, ne kuralı.
|
yaff gidin sorun ozgur beyine..alla allaa...okumadan etmeden kulaktan dolma bilgileri sayıp duruyorsunuz ya..kardeş 571 diye bir şey yok...yıl hesaplara tutulmaz arap toplumunda...alla alla...ne yaşından bahsediyorsunuz siz yaa...safiyenin yaşı 83 mu 34 mü bu ne len...:)
|
Haha :) Saçmalığa bak takvimide inkar etmişler, o kadar tarih neye göre tutuldu o zaman ? Takvim vardı takvimsiz olur mu ? Haram aylar vardı hatta o aylarda savaş haramdı, haram ayların sayısı ''dört'' olarak Kuran'da yazılmıştır.
|
Alıntı:
Fumetti mi yoksa bol kostümlü süper kahramanlı comics falan mı? |
Alıntı:
|
Alıntı:
|
Alıntı:
|
Kutlu Olsun,Kutlu Doğum Haftası! ..(Kamerî 25 Şubat; Miladi 20 Nisan; Peygamberimiz Hz.Muhammed'in Doğum Günü - Mevlid Kandili)
Bütün islam ülkeleri yanılıyormu Troya Senin kanıtın ne |
Alıntı:
|
Atatürkün doğum tarihini bu forumda tartışma bence burası İslam formu ve konu Aişenin yaşı .Konudan konuya sıçramak aklına estiği gibi konuşmak .Kanıt istemek sonra kanıtları çürütemediğinde zıp zıp zıplamak taklalar atmak tartışma namusuna aykırı şeyler.Birde benimle konuşurken edep dışı laflar etmişsinki kusasım geldi
.Ben insanım , Ve özgür ve düşünen ve onurlu Ne cennete gidecem diye muhammede ne cehenneme gidecem diye Allaha dalkavukluk ederim .Senin bu sitede bulunma amacını düşünüyorum hangi iğrenç düzenin yaşaması için kafa karıştırmak ve küstahlık yaptığını anlamaya çalışıyorum.Evet Dinlerden çorba kapan imamlar .Aşiretler , Siyasi partiler vs. bir sürü gurup var benimse bir çıkarım yok sadece mazlum halkımı din gibi ilkel metotlarla sömürmesinler diye birşeyler yapıyorum.Yani bizler devlerle savaşıyoruz onur adına , üç kuruş için dalkavukluk yapmıyoruz.Sen neyin savaşını veriyosun ney karşılığında .Hiçbir tutarlı açıklama getiremiyeceğini biliyorum sus artık bu sitede kirlilik yaratma. Atmış yaşında bir insanım ve bana eşşek kadar olmuşsun diyebilen ilkel canlı.Araform seni .ŞİMDİDE BENLE AYNI USLUPLA KONUŞ EDEPSİZ. |
Alıntı:
sinirlenme gega....atatürk putunuza laf ettiğim yok sakin...ne bu sinir... |
Alıntı:
Gününün çoğunu Ka'be'ye tapınmakla geçiren ve helaya bile hacca gider gibi giden insanlardan bu "Atatürk putu" lafını duymak insanı açıklanması zor bir tiksinti ile irkiltiyor. |
Alıntı:
baba ayyaş bir adamın batı fikirlerine mi esir edicem kendimi...bırak gözünü seveyim yaa...kurtarıldı nolmus yani..sonra çat diye esir ettik kendimizi, neden işte bu batıya özentiden dolayı. Alıntı:
|
Muhakkak ki, Rabbinin nezdinde bir gün sizin saymakta olduklarınızdan bin yıl gibidir=Hacc:47-Kuran
Burada anlatılan 1000 yıl Hicri yıl mı Kameri yıl mı? Sizden ölenlerin, geride bıraktıkları eşleri, kendi başlarına (evlenmeden) dört ay on gün beklerler=Bakara:234-Kuran Hangi takvime göre 4 ay 10 gün beklemeliler? Yahut görmedin mi o kimseyi ki, evlerinin duvarları çatıları üzerine çökmüş (alt üst olmuş) bir kasabaya uğradı; "Ölümünden sonra Allah bunları nasıl diriltir acaba!" dedi. Bunun üzerine Allah onu öldürüp yüz sene bıraktı; sonra tekrar diriltti=Bakara:259-Kuran Hangi takvime göre 100 yıl? Örnekleri daha çok arttırabiliriz, o dönemdede bir ay, yıl, gün kavramı vardır. Hatta ''Allah katında ayların sayısı 12'dir 4'ü haram aydır, bu aylarda savaşılmaz'' diyor. Burada cihad konusu ile ilgili bir püf nokta var aynı zamanda anlayanlar için, ama konusu değil bura... |
Atatürk put değildir
Atatürkçülük Vatan severliktir.barış severliktir Çağdaşlaşmaktır Gelişmenin ideolojisidir .Gelişen bir ülke yaratma projesidir Kadın onurunu ayaklar altına alan ilkel düşüncelere isyandır Atatürkçülük bilimdir Sizin gibi ilkelleri ,insan mertebesine yükseltme kavgasıdır Yani bizler Bilimi ve aklı kendimize rehber ediniyoruz Çıkarları ve üçkağıdı reddediyoruz. Sana gelince bana hakaret edecen sakin ol diyecen kabile kafalı ilkel git tedavi ol. Fetullah gibi yap bilime saldır hasta olunca bilimden yardım al O Amerikaya gitti sen nereye gidersen Hangi cehenneme gidersen git Saçma sapan kanıtsız tutarsız ilkel gevezeliğinden tiksindim |
Alıntı:
bu ne EDİT?? İslamofobik? Biz mi islamofobikmişiz? Nan biz İslam'ın özbeöz bilfiil kendi evlatlarıyız. İslam'dan çıkıp akabinde İslamdan nefret edince insan islamofobik olur mu?? Biz Belçika'da bilmemnerde ülkemize gelmiş Müslüman göçmenlerden şikayet eden beyaz Hristiyanlar mıyız ki bize islamofobik diyorsun? Ki bence onlar da "islamofobik" falan değildir.. Bu kelime müslümanların uydurduğu ve eleştiriyi kolay yoldan susturmaya ve bertaraf etmeye yarayan sinsice paravan bir kavramdır. Millet bir laf öğrenmeye dursun ya... |
Alıntı:
|
İslam düşkünü olup da söyleyecek bir şeyi olmayan bir çok cahilin yaptığı gibi bir takım kişilerin kendilerine hedef olarak Atatürk'ü seçmesi acınacak bir durum. İnsan kendini daha fazla küçük düşüremez sanırım. Kendi düşünceni savunamadığın için başka düşüncelere (hele ki senin düşüncenle hiç alakası olyan düşüncelere) saldırmaz eziklik değildir de nedir?
Sırf laiklik ilkesi nedeniyle birileri tatlı kazançlarından olduğu için ortalığı ayağa kaldırıyor. Bunların altında kanı emilen zavallılar da o kadar cahiller ki aynı yoldan devam ediyor. 1500 yıl önce yaşamış bir uyanık milleti kandırmış. Kendine güç, kadın ve para sağlamış. Bunu da yüce bir güç uğruna yaptığını söyleyerek sorgulanmaktan kurtulduğu gibi binlerce kişiyi de peşine takmış. Kendi gücünü de yaymak için düşünceyi yaymak adına farklı olanlara saldırmış. Din adına. Tıpkı diğerlerinin yaptığı gibi. Çünkü onları taklit etmekte. Karşılaştırdığınız kişi ise bir devlet adamı. Ülkesini düşman işhalinden kurtarmış. Yetmemiş, geri kafalı din adamlarından kurtarmış. Kendine, şeyh, şıh diyen ir yığın asalağın ve kan emicinin yoluna taş koymuş. Bu asalak sürüsü de başlamış yaygaraya; vay efendim din elden gidiyor. işin acı tarafı ise herhangi bir kısıtlama ya da engelleme olmamasına rağmen bir yığın salağın buna inanması ve inanmaya devam etmesi. |
Degerli arkadaşlar
Şayet yazsıgınız iletilerin sandık odasını ya da ilgisiz iletiler başlıgını boylamasını istemiyorsanız lütfen konu üzerinde yogunlaşı. Konu Atatürk degil Aişe nin yaşı dır. saygılarımla |
Dervişin fikri ne ise zikri o derler, seviyenin boka batması bu olsa gerek...
|
"Atatürk'ün doğduğu gün belli mi?" diye sorulmuş, ancak şunu atlıyor soran kişi, zaten kimse Atatürk'ün doğum gününü kutlamıyor. Ancak milyonlarca kişi Muhammed'in doğumgününü kutluyor, hatta bildiğiniz üzere son zamanların furyası olarak yılda iki kere kutlanıyor.
Gerek Aişe'nin yaşı, gerek Muhammed'in yaşı hatta ateist-müslüman tartışmalarının çok büyük bir kısmında, üzerinde tartışılan bilgiler sanki ateistler tarafından uyduruluyormuş tavrına takılıyorlar. Bu gerçekten çok içler acısı bir durum. Ortaya atılan bir din, ve bu dinin kaynakları var ve bu kaynaklarda bu bilgiler yazıyor. Bu bilgilerin yanlışlığı, saçmalığı söylenince de. Bir suçlunun inkara sarılması gibi dindarlar bu bilgileri inkara kalkışıyor. Bu da islamın bu gerçeklerini kendilerine bile itiraf edemediklerini gösteriyor. Arkadaşlar İslam'a inanacaksanız, tüm kaynaklarına da inanmak zorundasınız... başka yolu yok bunun |
| Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 14:21 . |