![]() |
Şeyh uçmaz; mürit uçurur!
Çok sevdiğim bir söz bu.
Bir başka versiyonu da: Kraldan çok kralcı olmak.. Şeyhleri nasıl uçururlar ? |
Re: ŞEYH Uçmaz ..Mürit uçurur..
Evet dostum. Doğru diyorsun. Hiç uzağa gitmeye gerek yok. Ülkemizde bunlardan çok. Canı sıkılan bir tarikat kurmuş. Müritler de bu tarikatların şeyhlerini uçuruyor. İşte biz buna din sömürüsü diyoruz. Boşuna din afyondur demiyoruz. İnsanları öyle bir uyuşturuyor ki aynı bir morfin gibi. Bir daha ayıkması da zor oluyor. Allah peygamber diyor başka bir şey demiyor. Bak sen de görüyorsun sitemize tebliğe gelenleri. Bunları gördükçe gülesim geliyor. Kuş beyinleriyle yıllarını bu ülkeye vermiş bir öğretmene tebliğ yapıyorlar. Ve kalkıyor bir de bizi kuş beyinli ilan ediyor. Güler misin?...Ağlar mısın?...Demiyor bu karşımdaki bir öğretmen. Bilgi deneyim olarak acaba bir şey kapabilir miyim ondan diye düşünemiyor. İnanır mısın bilgili ve kültürlü insanları hayranlıkla izliyorum. Onlardan bu yaşıma rağmen bir şeyler kapmaya çalışıyorum. Aynı şeyi senin de yaptığını biliyorum. Bunları söylerken mutlaka bizden de bir şeyler kapmaya çalışanlar vardır. Okuyan,düşünen , sorgulayan insanlar onun için bu siteye geliyorlar. Bir de geliyorsan edebinle gel siteye. Efendice düşüncelerini savun. İşte bize musallat olanlar bu müritler...İman bunların gözlerini köreltmiş. Tebliğ diyor başka bir şey demiyor. Vay benim dinimi nasıl eleştirirsiniz. Başlıyor sövmeye. Adam düşünemiyor. Bu sitede bunlar ateistse en azından bizim gibi bunlar da insan. Bir insan olarak en azından saygı göstereyim demiyor. Tüm insanların aynı şekilde düşünmesi mümkün mü? İdrak edemiyor bunu. Bak görüyorsun. İnançlı olup saygı sevgi temelinde düşüncelerini savunan arkadaşlarımız var. Bari onları örnek alın. O da yok. O zaman kusura bakmasınlar böyle müritlerin bu sitede işleri olamaz. Ve kesinlikle böylelerine taviz verilmemelidir...Saygı ve sevgilerimle...
|
Re: ŞEYH Uçmaz ..Mürit uçurur..
Eskiden bu `uçurma` eylemi şöyle gerçekleşirdi:
Bir mürit çıkar, `Bizim şeyh deryayı yürüyerek geçti`. derdi. Buna mukabil, `rakip tarikat`ın müridi, karşı atağa geçer, `O da bir şey mi canım... Bizim şeyh her gece Mekke`ye gidip geliyor` deyiverirdi. Böylece `Bizim şeyhin kerameti, sizin şeyhin kerametini ona katlar` savaşı, alır başını giderdi. Sevgilerimle ----------------------------------------------------------- Nefret etme, İntikam alma, Kızma, Korkma İnsan *inançla, barışla, gerçekle, ve sabırla kazanır. |
Re: ŞEYH Uçmaz ..Mürit uçurur..
Sağol Aldostu.Sayende şeyhlerin nasıl uçurulduklarını da öğrendim. *:D
|
Re: ŞEYH Uçmaz ..Mürit uçurur..
Al dostu abim ,engüncel şeyh ali kalkancıyı hatırlattın bana .Bunlar müritleriyle beraber tekkede zikir ederlerken,şeyh ali yan odaya geçip oradan yukardaki küçük pencereden merdiven dayayıp tüyermiş; olayı televizyonda izledim soran müritlere kendi adamlarından biri şıhımız uçtu dermiş.Tabi bu andan sonraki zikirin daha bi trans kalitesi artarmış.
Sağlıcakla |
Re: ŞEYH Uçmaz ..Mürit uçurur..
Şeyhlerin uçurulması keyfiyeti,
insan psikolojisinin en ilginç noktalarından biri. Bir şeye bağlanmak.. Bağlandığının özelliklerinin mükemmel olduğuna inanarak, onu ve içten içe kendini de yüceltmek.. Ona inanılmaz özellikler, inanılmaz güzellikler atfederek, kendi yaptığın bu atıflara da kendini, tekrarlar suretiyle inandırarak, onu adeta ulaşılmaz kılmak. Bu yazdıklarım,insan psikolojisi ile ilgili genel yorumlar. Sadece dindarları kasdettiğim sanılmasın. Tabii başta onlar var ama.. Ateistler,materyalistler de bu guruptan hariç değil. Sevdalılar(aşıklar) da bu saptama içerisinde. Gurup içerisinde kumpas kurarak birini lider olarak öne çıkarma da bu psikolojiye dahil.. Hayallerinle,kavramı veya objeyi pompala,yücelt.. Sonrada karşısına geç, veya hayaline al, mest ol, o (kurguladığın) inanılmaz güzellikler karşısında.. Çok yerde anlatırım. Mecnun'a , "Oğlum yanıp yakıldığın Leyla pek de öyle güzel biri değil. Şurası şöyle,burası böyle.." deyince Mecnun, anıt bir cevap vermiş: "Aahh..Siz önü bir de benim gözümle görseniz." Sevgi güzeldir,sevelim. Ama değerlendirme yaparken/yargılarken sevgilerimizi kıyıya koyalım. Aldostu. |
Re: ŞEYH Uçmaz ..Mürit uçurur..
aldostu dostumuz söylediklerine katılmamak mümkün değil,ama bununla ilgili canlı örnekler de görmek ister misin.
mesela sitemizdeki turan dursuncu dostlarımız da td u aynen pohpohlayıp duruyorlar.eleştiriye bile tahammül edemiyorlar.yani eleştirebilirsiniz diyorlar da eleştirince vaveylayı basıyorlar. yok td eski zaman arapçasını çok iyi biliyomuş onun gibi bilen yokmuş,dini bütün meseleleri biliyomuş,onun gibi bilen yokmuş.muş muş,mış mış,yazacakçok şey var da gerek yok şimdi. |
Re: ŞEYH Uçmaz ..Mürit uçurur..
Soröğren;
aşk bu işte..herşeyi yaptırır.. Sevgilerimle.. |
Re: ŞEYH Uçmaz ..Mürit uçurur..
Sodomo,
izninle yazını buraya alıyorum, zannederim kalıcı bir şeyler çıkacak. Kaybolup gitmesin,arada okuyayım,ders alırım diye..(Bu laflar birisinden ama..kimdendi acaba?) Sodomo Dostum yazmış: Sevgili Aldostu, ne kadar şık bir benzetme yapmışsın öyle.. "kendilerinin bilinçli yaptığına inanasım geliyor.. ..." Zaten Tanrı derken mutlaka "bilinç" den bahsederiz. Ama şöyle bir durum var : Ya Tanrı dışarıda değilde içerideyse ? Yani kendisini kendi sistemi içine gömmüş bir "bilinç" olabilir mi O ? Yani sen bir makineyi yapıyorsun ama sonra makine kendi kendisine çalışıyor şimdi sence makine de bilinç var mıdır ? Senin bilincin makinenin içinde midir dışında mı ? -------------------------------------------------------------------------------- Türkiye Cumhuriyetinde herkes Allah'a istediği gibi ibadet eder. Türkiye Cumhuriyetinin resmi dini yoktur. Türkiye'de bir kimsenin fikirlerini zorla başkalarına kabul ettirmeye kalkışacak kimse yoktur ve buna müsaade edilemez. M.Kemal Atatürk Sodomo; Bunlar ne güzel konular değil mi? Turhan Selçuk vardı bir zamanlar karikatürist,bilirsin. Sade çizgide ne çok şey anlatırdı .. İnanç konusunda , bilimsel tartışma yapmak, artık sıkıyor beni. Aş bunları aş.. Aş kendini diyorum bazı dostlarıma.. Küp'ün içinde , vazedilmiş şartlar çerçevesinde, hürsün.. Yap yapabildiğini. "Senin bilincin makinenin içinde midir dışında mı ? " Benim bilgim,görgüm,yapabilme kabiliyetim makinamın içinde.. Ben bilgimle,görgümle,tecrübemle,arzumla-hevesimle yaptım o makinayı. Bakmak hoşuma gidiyor. Sistemi kurdum. Zırt pırt el sokup kurcalamıyorum. Aklıma geldikçe arada bir ayar çekmiyorum.. Ustayım ya.. Hep beraber seyrediyoruz sodomo.. Başka işlerimiz de var tabii. Belki bir gün bozarım makinayı.. Başka bir şekilde de toplarım. Nasılsa bağ benim,bağban benim.. Sevgilerimle Sevgili Sodomo.. Şeyhi uçuralım mı? |
Re: ŞEYH Uçmaz ..Mürit uçurur..
Alıntı:
Allah, Allah, hizmetin kabul ola, yardımcın Hak Muhammed-Ali ola, Hak Muhammed-Ali seni doğruluktan ayırmaya. Adaletin Ali'nin adaleti ola, haksızı görüp gözetmeyesin, doğrudan yana olasın. Hak erenler şaşırıp düşürmesin; Üçler'ib, Beşler'in, Oniki İmamlar'ın, Kırklar'ın katarından, didarından ayırmasın. Üzerine aldığın hizmetten şefaat bulasın. Dil bizden nefes Hacı Hünkar Bektaş-ı Veli'den ola. Gerçeğe hu!.. |
Re: ŞEYH Uçmaz ..Mürit uçurur..
Sargon sağol güzel katkın için.
Hoştu. Ama korkarım,zeki bir insan olmana rağmen, (üzülerek ) olayı tam kavrayamamışsın diyeceğim... veya, demiyeceğim. belki tam kavradın da, aymazdan geliyorsun,yürüdüğünü zannettiğin yola ters düşmemek için. Doğrusunu ben bilemem. Ama gördüğüm doğrular şunlar : 1-Arif olana din gerekmez (Alevi deyişi) 2- Esprili olarak koyduğun Alevi Hu'su da çok güzel ama sık yazarak boğmuşsun. Açalım - içimiz açılsın. Ne de olsa Alevileri severim bilirsin. Hiç olmazsa yarattıkları hayallerde pek pislik yok. **************************************** Allah, Allah, hizmetin kabul ola, yardımcın Hak Muhammed-Ali ola, Hak Muhammed-Ali seni doğruluktan ayırmaya. Adaletin Ali'nin adaleti ola, haksızı görüp gözetmeyesin, doğrudan yana olasın. Hak erenler şaşırıp düşürmesin; Üçler'ib, Beşler'in, Oniki İmamlar'ın, Kırklar'ın katarından, didarından ayırmasın. Üzerine aldığın hizmetten şefaat bulasın. Dil bizden nefes Hacı Hünkar Bektaş-ı Veli'den ola. Gerçeğe hu!.. Gerçeğe hu!.. Sargon Allah kabul eyleye..... :lol: Aldostu. Sevgilerimle --------------------------------------------------------- Nefret etme, İntikam alma, Kızma, Korkma İnsan inançla, barışla, gerçekle, ve sabırla kazanır. |
Re: ŞEYH Uçmaz ..Mürit uçurur..
Hocam,
yazından biraz cımbızlama yapıp, seni iğneleyeyim, kızdırıyım dedim. Şakaydı, affola. sargon |
Re: ŞEYH Uçmaz ..Mürit uçurur..
Sargonu
severim,takdir ederim. Gerçeği bulabilme gayreti içinde olduğum için, nefret etmemeye,intikam almamaya,kızmamaya,korkmamaya gayret ederim. Bilirim ki inançla,barışla,sabırla gerçeğe ulaşmayı başarabilirim. Sevgilerimle -------------------------------------------------------------- Nefret etme, İntikam alma, Kızma, Korkma İnsan *inançla, barışla, gerçekle, ve sabırla kazanır. |
Re: ŞEYH Uçmaz ..Mürit uçurur..
Sevgili Aldostu,
Şeyh uçmaz müritleri uçurur da şimdi kimsenin şeyhlik iddiası yok artık moda "Mehdilik" oldu o da uçurmuyor ama "kurtarıcı". Peki kimi ? Tanrı'nın günahkar kullarını... Evet kurtulmamız şart ama kurtarıcılardan... Yoksa daha ne şeyhler, ne mehdiler, ne nebiler gelir geçer de sayısını bile aklımızda tutamayız. Zaten gelip geçmişte bugüne kadar ve gelip geçiyor da bugün.. Efendim, bir Budist mezheplerinden birinin müridi bir Zen toplantısına katılmış ve orada toplanan Zen mensuplarına bi hava atmak istemiş kendince : - -Bizim ustamız da öyle mucizeler var ki ; kendisi nehrin bir kıyısında elinde resim fırçası ile otururken nehrin öbür kıyısında da bir öğrencisi elinde kağıt tutuyor ve ustamız hiç kağıda fırçayı dokundurmadan o kağıda resim yapabiliyor... Bunun üzerine toplantıda bulunan Zen ustalarından birisi kalkmış ve o na demiş ki : --Senin tilki yapmıştır öyle bir kurnazlık inanırım... Ama Zen uğraşmaz böyle şeylerle. Bizim mucizemiz başkadır. Biz acıkınca yeriz, susayınca içeriz İşte bu hikaye geldi aklıma senin açtığın konuyla ilgili. --"Ne kadar mucizevi, ne kadar mistik Odun kesiyorum, su taşıyorum" demiş bir Zen öğrencisi İnsanlar kendilerine sunulan şeylerin aslında birer mucize olduğunu anlamıyorlar. Hep daha fazlasını daha fazlasını istiyorlar....İşte bu mucize arayışının temeli de bu..Halbuki önce "istememeyi" öğrenmeleri lazım. Gerçekten mucizeleri yaşıyoruz her an. Ateistler diyor ki : "Öldükten sonra yok olacağız" Müslümanlar diyor ki : "Allah yoktan var ediyor" Tasavvuf diyor ki : "Yokluk hırkasını giy" Zen diyor ki: " Tek gerçek boşluk/yokluk" dur. Peki nedir yokluk / boşluk / hiçlik ? Hiç düşündün mü Aldostu ? Veya düşünebilir misin ? Veya "düşünmeyince" anlaşılacak bir şey midir ? Bu konuda senin fikirlerini almak istiyorum Aldostu.. Sevgiyle kal. |
Re: ŞEYH Uçmaz ..Mürit uçurur..
Olmamak nedir?
Nasıl düşünebiliriz - olmama-kavramını.. Ben olmasaydım,İzmir olmasaydı,Türkiye olmasaydı.. Dünya olmasaydı.. Güneş sistemi olmasaydı.. kainat olmasaydı.. ...?? Cevap bulamıyoruz bu sorulara kolayca. Çünki ,insan mantığı çerçevesinde düşünmek gibi bir pranga var ayağımızda. Eskilerde bir yerde sormuştum bu soruyu.. Hiç cevap gelmemişti.. Sadece zannederim Mamuli "Hiç bir şey olmazdı.." diye kestrip atmıştı.. Bu kadar kolay mı olmamak..? Senin kafanı severim Sodomo.. Epey şeyi geride bırakmışsın.. Sen söyle bakalım ustam.. Olmasaydık ne olurdu? Olmamak ne demektir? Biz olmasaydık tanrı da mı olmayacaktı..(?) Sevgilerimle güzel Dostum. |
Re: ŞEYH Uçmaz ..Mürit uçurur..
Sevgili Aldostu, bu yazımı hiçlik / yokluk / boşluk adı ile ayrı bir başlığa taşıdım senin konuyu çizgisinden dışarı çıkartmamak için bilgin olsun.Esen kal..
|
Re: ŞEYH Uçmaz ..Mürit uçurur..
Sodomo ;
duru ve berrak ,boş ,problemsiz bir zihin lazım , bu soruları derinliğine düşünüp ciddi cevaplıyabilmek için. Bakma bizim arada ahkam kesip,bir şeyler biliyormuş anlıyormuşuz havalarımıza. İş adamlığının yükü bırakmıyor ki kafamızı , dalıp derinlere bu güzellikleri yaşayalım. 1974 de yedeksubay iken,Nevşehir civarlarında Hacı Bektaş-ı Veli'nin yerin 2 kat altındaki çile odasını görüp de dua etmiştim : "Allahım, günü geldiğinde bana da bunu nasib et !" diye. Bu gidişle hiç giremiyeceğim çile odama, ama farketmesek de çileler içerisinde geçiyor ömrümüz.. Bu yokluk,hiçlik kavramları, yokluğun bir şey var edebilmesi konuları, zor konular. Öncede de söylemiştim, insanca düşünme kavramı, bütün işi bozuyor. Yaratıcıyı tasavvur edemiyoruz. Bütün sorun onu tasavvur edemeyişimizde. Var/yok kavramları bizde var. Olmak/olmamak/yok olmak insani kavramlar. İlahi kudret bu kavramlardan beri. Zaman-mekan bizim için geçerli. Tanrı da zaman yok mu? Bu bizim cevaplıyacağımız şey değil. Olmayan zaman kavramı nedir? Zaman yoksa yaratma nasıl ve ne zamanda olmuş? Zamansızlık kavramı içerisinde Allah ne zaman varolmuş? Al sana Kürşat'ın içine girip de 4 metre kare yerde dolandığı ve zaman zaman kendi sorularının karmaşasında kendini terslediği sorular. Bu çok zor bir sarmal. Kenarında oynarken sağlam durmak lazım. Fazla heyecanla ve dikkatsizce oynaşırsen etrafında, çeker götürür adamı. Ondan sonra, "Akıllılar içeride,deliler dışarıda" diyen adamlarla yanyana oluruz.. Ateistlerle dindarlar aynı noktada buluşmuşlar. Karşı cephedeler güya.. Aynı yerdeler. Rahatlık tepesinde. Bir diğer adı da "Sorgulamama Tepesi" Yayılmışlar tepenin iki ayrı eteğine; biri rakısını yudumlayıp keyif çatıyor, diğeri de zikrine dalmış,hu çekip rahatlıyor. Keyif ke-ka.. Biri "Yok yaw Allah mallah.Bak tezgahına,insanca yaşa yeter." diye kestirip atıyor. Öbürü de,kendi dini ne ise,onun çerçevesinde dini gerekleri yerine getirip"Rabbimiz böyle buyurdu "deyip,sorgulamayı bitiriyor. Ooohh....Keyifler fevkaladenin fevkinde... 8O Birinin elinde içki kadehi... Öbürünün elinde zikir tesbihi.. Niye birbirlerine kızarlar ki.. Aynı kabın iki farklı yerine tükürüyorlar.. Vay başına , senin benim gibi gerçeği sorgulamaya çalışanlara.. Zor dostum zor. (Sevilmeden sevmek...... değil :lol: ) bu konudaki gerçeği bulmak zor. Başka bir deyiş ile, adeta imkansız. Allah'ın sopası yok ki .. deriz ya. Aahh..sopası olsa da, vursa kafamıza, bak oğlum gerçek bu dese.. Dese de kurtulsak bu sorulardan.. Merak ettiğim bir başka husus: Ötede ne kadarını göreceğiz gerçeğin? Ruhsal tekamülde belli aşamalara gelebilenler, Nur-u Hakikati görebileceklermi? Yoksa orada da sersem sersem dolanıp, sorular içinde bocalayıp, hala zanlarımızın peşinde mi olacağız. Ben bilmem. Zannederim. zanlarımın doğruluğunu da , sadece yaratan bilir. Sadak Allah ül Azim. Aldostu. ------------------------- Bilmediğimi biliyorum. |
Re: ŞEYH Uçmaz ..Mürit uçurur..
duru ve berrak ,boş ,problemsiz bir zihin lazım ,
bu soruları derinliğine düşünüp ciddi cevaplıyabilmek için. Aldostu, bu çok doğru. Peki bunu bugün "bilim" ve "din"lerin insan beynin üzerinde taht kurduğu bir çağda nasıl anlatacağız ? Birisi yığma "bilgi" ile dolduruyor diğeri yığma "hurafe" ile... Tabi diğer faktörleri saymıyorum (geçim sıkıntısı, gürültü, çevre kirliliği şu bu). O yüzden dedik ki : "Tek elin sesini dinleyin" yani "sessizliğin sesi." Yok eğer bunu yapamıyorsanız o zaman düşünün derinliğine ve tüketin bütün fikirlerinizi "kabul edişleriniz-önyargılarınız" bir temele dayansın en azından.. Yaratıcıyı tasavvur edemiyoruz. Bütün sorun onu tasavvur edemeyişimizde. Var/yok kavramları bizde var. Olmak/olmamak/yok olmak insani kavramlar. Diyelim ki tasavvur edebildik Aldostu. Peki bu bize ne kazandırır ? Şimdiye kadar tasavvur ettiklerimiz bize ne kazandırdıysa o kadar. Öyle bir "hakikat" tanımı yapalım ki onu aradığımız müddetçe ona ulaşmadığımızı bilelim. Ve ulaşmış olduğumuzda da "arama"nın manası kalmasın. Yani bütün aramalar son bulsun.. Aradığımız müddetçe bulamamışız demektir zaten.. Mesela bilim buldu mu bu hakikati veya bulabilir mi ? Hayır çünkü hala arıyor ve aramya da devam edecek.. Hem mikro anlamda hem makro anlamda sınıra geldi üstelik. Bir yandan quantumun "belirsizlik" ilkesi bir yandan BigBang'in ortaya koyduğu "madde'nin sonluluğu" ve "ilksellik" gerçeği. "Gözlemlenmiş bir fenomen olana kadar hiçbir fenomen, bir fenomen değildir." (John Wheeler) ve "nesnel gerçeklik" artık yerini gözleyenin gerçekliğine bırakıyor hem de en bilimsel anlamda. Peki "din" bulabilir mi gerçeği ? Nasıl ? Önce bir sözcük icat et (Tanrı, Allah, yaradan vb.) ama bu nedir dediğimizde "seni yaratandır o" de. Peki sen nereden biliyorsun dediğimizde de "benim kitabım var ondan gelme" de. O zaman okuyalım gel şu kitabı dediğinde de karşına çıkan şeyler "yüce" olarak adlandırdığın yaradana hiç yakışmayan şeyler olsun.. Ama önemi yok ki bunun o ne derse o olur ve onu sorgulama hakkına sahip değilsin sadece itaat etmek zorundasındır. Ve bu Tanrı, Allah denilen yaratıcıya artık insana ait her şey izafe edilmeye başlanır ve gittikçe insansallaştırılır yaratıcı ve sonra bu kadar insanlaştırdık olmadı biraz yüceltelim denilir ve O hep bilinmeyen ve herşeyden "münezzeh" ilan edilir adeta şu Bektaşi hikayesindeki "Hoca şuna 'yok' diyeceksin ama dilin varmıyor" esprisine konu olur.. "Anlamak" veya "anlamaya çalışmak" yerine körü körüne itaat etmek hemde en yozlaşmış haliyle çünkü sadece kendileri bu "itaat"i yeterli bulmazlar ayrıca başkalarına da dayatırlar ve "zorba "kesilirler insanların başına..Sen getir önüme en saçma şeyleri bende hiç sorgulamadan sana inanayım hemde söylenenlerin saçmalığını göre göre ve sonra da saygı bekle kendi cehaletine.... Geçenlerde birisi girdi siteye diyordu ki : "Bu adamlar çok zeki, çok okumuş çok bilmem ne, şöyle böyle sizde tuturmuşsunuz Ahzap 37 diye bunlarla baş edemezsiniz bu düzeyle falan.." E peki kardeşim nasıl oluyor da bir "zeki", "okumuş", "kültürlü", "zihnen çok gelişmiş", "entellektüel düzeyi üst sınırlarda" olan adamlar Ahzap 37'yi okuduktan sonra hala bu kitabın Allah'dan geldiğine inanabiliyorlar...Halbuki bu sitede 17-18 yaşında çocuklar var akıllı mı akıllı, zeki mi zeki anlamışlar gerçeği ve bir palavranın arkasından koşmamayı da öğrenmişler daha o genç yaşlarında ve o "ben prof.'um, doç'um" diyenlerden bile daha fazla şey biliyorlar diğerleri tüketmiş ömürlerini de zerre kadar bi mesafe katedememişler.. Ateistlerle dindarlar aynı noktada buluşmuşlar. Karşı cephedeler güya.. Aynı yerdeler. Rahatlık tepesinde. Bir diğer adı da "Sorgulamama Tepesi" Yayılmışlar tepenin iki ayrı eteğine; biri rakısını yudumlayıp keyif çatıyor, diğeri de zikrine dalmış,hu çekip rahatlıyor. Keyif ke-ka.. Biri "Yok yaw Allah mallah.Bak tezgahına,insanca yaşa yeter." diye kestirip atıyor. Öbürü de,kendi dini ne ise,onun çerçevesinde dini gerekleri yerine getirip"Rabbimiz böyle buyurdu "deyip,sorgulamayı bitiriyor Doğru söze ne denir. Aynı noktadalar. Birisi tutturmuş "bilim" diye zannediyor ki bilim onu mutlu edecek ve ortaya çıkan şey beyni "bilgi deposu" olmuş ama hala tatmin olmamış adeta madde bağımlıları gibi yeni bilgiler araştıran ve daha fazla bilgi ile dolunca gerçeği göreceğini zanneden biçare bilgi çağı insanı. Zannedersem bu çağın en büyülk psikolojik hastalığı "bilgi bağımlılığı" olacak..Bulmaca çözmek keyifli bir "uğraş" dır ama "mutlak hakikate" bulmaca çözer gibi ulaşamazsın ve sonunda da bulduklarınla yetinirsin ve bu da senin "mutlu" yapmaz... Hadi anladın diyelim mutlak hakikati mesela "maddenin sonsuzluğu" olsun bu gerçek...Bu sadece kafanın içindeki bir bilgi kırıntısı olacaktır ve diğer bilgilerin yanına yerleşecektir. Oysaki gerçek her zaman "bilinen bir şey" değil "deneyimlenen" bir şeydir yani kendini dışladığın her durumda gerçek sadece bir "görüntü" olarak kalacaktır .. Bol keseden fizik teorileri ve "teori maymunu"na çevirilmiş mutsuz insanlar.....Herşey kağıt üstündeki integral hesapları, geometrik çizimler uzay-zaman kesişmeler vb...ibaret. İlahi kudret bu kavramlardan beri. Zaman-mekan bizim için geçerli. Tanrı da zaman yok mu? Bu bizim cevaplıyacağımız şey değil. Olmayan zaman kavramı nedir? Zaman yoksa yaratma nasıl ve ne zamanda olmuş? Zamansızlık kavramı içerisinde Allah ne zaman varolmuş? İşte soralım böyle sorular ne güzel değil mi ? Yani binlerce evrim teorisinin fosil kayıtlarını kafacuazımıza yığmak ne kazandırıyor ki bize ? Hep bilgi hep bilgi yeter ama.... Bizler "düşünen" varlıklarız Aldostu ve düşünmek demek "derinlik ve derinlere dalmak" demektir, düşünmek demek "somuttan soyuta geçebilmek" demektir, düşünmek demek "parçaları bütünleyebilmek" demektir, düşünmek demek "sonsuzlukla konuşmak" demektir ve düşünmek demek "düşünüyorum öyleyse varım " demektir.... Zaman (bence) bize göre belirlenen bir şey. "Zaman"ın ve "mekan"ın ötesine geçemez isek çok fazla bir mesafe katedemeyiz. Yani bedensel konumumuz bizi herşeyi kendi bedensel konumlanışımız olan zaman-mekan içinde değerlendirmemize yol açıyor.. Ben "bedensel" olarak zaman-mekan sınırlarına tabii olarak varım, daha doğrusu bu "bedenimin" bana dayattığı bir gerçeklik. Şu BigBang'in altında ki herşey kendisini kuşatan bir mekana ve zaman'a bağlı olarak var. Ama asıl önemli olan "ben"in zaman ve mekan içindeki konumlanışı. Yani diğer bütün gerçeklik algılarımız da olduğu gibi "kendimizi" dışında tutarak anlayabileceğimiz bir şey değil "zaman". Bunu anlamanın en iyi yolu "an" dır. Çünkü "ben" kendisini "an" da gösterir ve "an" ın içinde sonsuzluğun gizemli bir yönü var. Ve "zaman" ancak "sonlu" olan kuşatabilir ama "sonsuz" karşısında bir şansı yoktur..O halde "zaman"ın kıskacından kurtulabilmek için kendimizde "sonsuz" olan bir şeyler bulacağız veya kendi sonsuzluğumuzu farkedeceğiz... Tanrı da zaman yok mu ? Eğer sonsuz ise yok..Çünkü "zaman" başlangıç ve bitiş noktaları olan sonlular için var olabilir.. Yani bir "ilk" olacak ve bu "ilk" olanın "sonu"da olacak... Aynı bedenim gibi....Ama "ben" bedenim değilim ki çünkü bedenimi gözleyebiliyorum.."Ben" ise gözleyendir gözlenen değil..Bu yüzden "ben" bedenim olamam, aynı şekilde fikirlerim, duygularım, inançlarım ve bana ait bütün özelliklerimde olamam çünkü bunların hepsini gözleyebiliyorum...Ama bedenim benim sonlu sınırım ve zaman ile mekana tabi olduğu için gözlem yapmamın da sınırlarını belirliyor...Ama bu sadece bir sınır sorunu ve "ben" olma durumum ile ilgili değil...Yani beden ölür sınır kalkar ama "gözlemci" ortadan kalkamaz çünkü "ben" yok olamam veya yok olmayı başaramam çünkü "yok" kendisi olmayan bir şey... O halde "ben" ilk elden "bende var olan "sonsuzluğu" bulmalıyım... Çünkü "sonsuzluk" "mutlak hakikat"in ipuçlarını veriyor bana... Ama bunu fikir yürüterek bulamam. Çünkü o zaman "ben" hala dışardayımdır ve yalnızca "fikir yürütme gerçekliğimi" deneyimliyorumdur.. Ve fikir yürütmelerim, mantıksal çıkarımlarım da zaman ve mekan'ı aşamaz çünkü "sebep-sonuç" bağlamında düşünmek zorunluğundayım ve "ilk-son", "başlangıç-bitiş" gibi sonlu kavramlar üzerinden gidebilirim ancak ve Bigbang'in altında kalır hepsi... O yüzden en önemli çıkış noktası "ben"dir burada..Hakikat kendisini "sen" varlığının bütününü ortaya koymadan göstermez sana, aynı "deniz" gibi içine girip yüzmeden anlayamazsın dışarıdan.. Evet "ben", "sonsuzluk" ve "boşluk" bu üçü önemli ilk elden. İkinci elden "bilinç", "madde", "zaman", "mekan" ve "nedensellik (sebep-sonuç ilişkileri) Bir şey daha var ama onu sona saklıyorum..Malum "fikir" alanındayız ve tüketelim fikirlerimizi de onu en son anlayan olursa söyleriz aramızda kalsın.... Al sana Kürşat'ın içine girip de 4 metre kare yerde dolandığı ve zaman zaman kendi sorularının karmaşasında kendini terslediği sorular. Bu çok zor bir sarmal. Kenarında oynarken sağlam durmak lazım. Fazla heyecanla ve dikkatsizce oynaşırsen etrafında, çeker götürür adamı. Dediğin doğru fena boğuldu o arkadaş.. Ama sebebi belli... Sen eline bir Kuran alır ve oradan okuduklarına göre hakikati ararsan olacağı budur zaten..Arkadaş hayatında eline iki tane felsefe kitabı alıp okumadan "herşeyi ben bilebilirim" veya "herşey Kuran'da yazılı zaten" diyerek sorulara cevap arıyor..Yani saplanıp kaldığı ve aksini iddia edemeyeceği yalnızca onu "doğrulamak" zorunda olduğu bir sabit referans kitabı var. "Özgür düşünce" olmaz ise bir yere varılmaz. Bu o kadar böyle ki, yeri gelecek Tanrı'nın olmadığını bile düşüneceksin ve bu düşünce seni rahatsız etmeyecek..İstersen soralım ona, bir kere de Tanrı olmayabilir diye düşünmeyi becerebildin mi, diye. "Aman aman sonra cehenneme kayar ayağım" diye ne zorlamıştır kendisini böyle düşünmemek için :) (laf aramızda severim keratayı) Merak ettiğim bir başka husus: Ötede ne kadarını göreceğiz gerçeğin? Ruhsal tekamülde belli aşamalara gelebilenler, Nur-u Hakikati görebileceklermi? Hayır Aldostu görmeyeceğiz ama yaşayacağız çünkü hakikat daima "yaşanan" bir şey...Denize daldıktan sonra denizin dalgasını, gemisini kim ne yapsın ? Bırakalım da elinde dürbün ile "ada görünüdüüüü" diye bağıranlar bir kara parçası arasınlar ve "görmek" onların arzusu olsun.. Bizler dalgıç olacağız, şu anda yaptığımız sadece "tüplerimizi" hazırlamak. Huşu duygularını yitirdiklerinde, insanlar dine dönerler. Artık kendilerine güvenmediklerinde, bir otoriteye yönelirler. Bu yüzden Üstat öne çıkmaz, ki, insanların aklı karışmasın. Öğretmeye çabalamadan öğretir ki insanların öğrenecek bir şeyi olmasın. --Lao Tzu-- Sevgiyle kal.... |
Re: ŞEYH Uçmaz ..Mürit uçurur..
Sevgili Sodomo,
Uyuyamadin yine, yazdiklarini anlamaga zorluyorum kendimi, hakikatin ne oldugunu bir gun bulacagimizi zannediyormusun,yoksa onu aramakla yetinecek misin? Haklisin, dindari dinsizi daha rahat, cunku yanlis da olabilse hakikati bulmus zannediyorlar kendilerini. Ben kendimi nasil bir siniflamaya dahil edebilecegimi bile bulamadim. Ateistim, fakat sizleri,(seni ve aldostunu) anlayabiliyorum. Dusunmekten yoruldum, keske herhangi bir sacmaligi gercek kabul edebilseydim, rahata kavusurdum. Sorgulayici bir karaktere sahip olmanin getirdigi bir rahatsizlik hissediyorum kendimde. Oysa etrafimda, kabullenmis, hayattan benden cok daha fazla zevk alanlari farkediyorum. Neseli ve canliliklarina imreniyorum bazen. Ucurduklari seyh bile olsa, nedense mutlu gorunuyorlar gozume. Neyse gec olmus, gideyim , iyi uykular. |
Re: ŞEYH Uçmaz ..Mürit uçurur..
Sodomo,
Sen felsefede bir ustasın. Bu hakkı bir kere teslim edelim ve güzel bir yere koyalım. (Aahh..akıllı gördüğüm,iyi kötü araştırmacılığını,terbiyesini sevdiğim Mamuli Dostum,hırçınlığına kurban olup,seni kırmasaydı..Anladığım kadarı ile o da derine düşkün,ama onun ayağındaki pranga :Madde...Bir kurtulsa ondan,o da açılacak enginlere,hissediyorum.Sodomo,sen yaşça ondan büyüksün,babasın,ustasın.Bunun gerekleri vardır,yaparsın dostum yakışanı) Dönelim yazdıklarına.. Çekme beni fazla derine.. Bak iş yerimdeyim ve bir sürü halledeceğim işim var! Ama öyle lezzetli konular ki.. Bulaştın mı bi kerre.. Bak Vartor Dostum da girdi muhabbete.. Psiko da....diğerleri de gelecek.. Bu siteyi bu yüzden seviyorum.. Kupkuru bilimciler burada.. Kupkuru hu'cular burada.. Arayanlar burada.. Epey çeşidimiz var.. Ama bulan nerede Sodomo.. Onu bir bulabilsem.. Yapışacağım eteğine.. " Pirimm" diyeceğim.. Dergahına gireceğim.. Herşeyi bırakıp, makamı,mevkii,tahsili,maddiyatı ..herşeyi bırakıp, Dergahıma odun taşıyacağım.. Allah ömür verirse kırk yıl odun getireceğim Pirime.. İçinde bir tane -eğri odun- olmayacak.. Çünki Yaradanın dergahına odunun bile eğrisi girmemeli.. Bu güzelliği yaşayanlara ne mutlu.. Bana da nasib et ya Rab!bim.. (Tutucu Dindar Arkadaşlarımdan bir ricam var. Bu Topik size uymaz. Girip ne kendinizi,ne de bizi sinirlendirin. Biz bize yeteriz,size gerek yok. Üzülerek söylüyorum ki,bu ortamı milimiyle bozacak konservatif söylemleri,yöneticilik imkanımı kullanarak anında silerim.) Güzellikleri arayanlara ne mutlu. Aldostu. --------------------------------------------- Bilmediğimi biliyorum,bulmaya uğraşıyorum. |
Re: ŞEYH Uçmaz ..Mürit uçurur..
Sevgili Vartor,
İnsanlar "huzur" ararlar çoğu zaman...Bende oldukça huzurluydum mesela sabah namazları bir başka olurdu camiye gitmenin huzuru ve eş dost ziyaretleri bayramlarda. Tabi din' in siyasete, ticarete, savaşlara, nefrete, düşmanlıklara alet edilmeden önce daha da bir saf hali vardı. En azından hepimiz belki de "Allah" sözcüğünü duymuşuzdur ilk defa bize dinden bahsedenlerden.Çocukluğum da top oynarken sokak aralarında hiç aklıma gelmezdi Tanrı benim...Ama çocukluğumdayken garip bir "korunma" duygusu hissederdim içimde. Sanki eğer başıma kötü bir şey gelirse O gelip beni koruyacaktı ve ben yine top oynamaya devam edecektim..Bilinçli bir düşünce değildi bu ama bir "korunma" duygusu vardı içimde... İlk defa başımı karda kayarken yere vurduğumda anladım o kadar tekin bir yer değildi dünya..... Şimdi daha da belli, mesela bir çocuk kaçırıldı ve tecavüz edildikten sonra öldürüldü geçenlerde ve bir kız çocuğunu tornavidayla öldürdü 23 yaşında tinerci bir pedofili... İnsanların neden cennet-cehennem idelerine bu kadar bağlı kaldıklarını anlayabiliyorum. Çünkü dünyada da durum farklı değil aslında ve bir nevi burada ki gerçekliklerimizi taşıyoruz öbür tarafa. Biliyoruz ki Tanrı'nın huyudur sormadan sana, bir yere fırlatır atar seni ve sonra sen arkanı dönüp baktığında "kimdir beni iten ?" diye sorduğunda kimseyi göremezsin arkanda... Artık mecbursun katlanacaksın ve kaderin de var ise, iyilik- güzellik de görebilirsin veya tam tersi "beterin beteri var" dedikleri gibi yaşarsın kendi acımasız gerçekliğinin içinde.. Yine de bu dünyaya öylesine bağlandık ki, çoğumuz önümüze cenneti koysalar bile gitmek istemeyiz oraya eğer sevdiklerimizden ayrı düşeceksek bunun karşılığında.. Böylesi kötülüklerin, acımasızlıkların içinde bile "sevgi"nin tohumlarını ekmişiz hiç farketmeden bugüne kadar... Şu sanal sitedeki yazışmalarımız, sohbetlerimiz bile birer "dostluk" ürünü değil mi ? "Gönül muhabbet ister kahve bahane" der gibi burada tartışıyoruz Tanrı nedir, hakikat nedir, din nedir, insan nedir ? diye aslında ve bunların hepsinin bahane olduğunu farketmeden.... Sevgiyle kal... |
Re: ŞEYH Uçmaz ..Mürit uçurur..
Sevgili Psiko,
Seni gerçekten çok severim öncelikle bunu söylemek isterim. Esasen yerlerde ve göklerde her ne varsa cümlesi Yaratıcının sıfat ve isimlerinin göründüğü yerlerdir Birisi sana dese ki Psiko; sodomo şöyle iyidir böyle kötüdür ve saysa bütün özelliklerimi kara kaşıma kara gözüme varana kadar nasıl bir tasavvur oluşurdu zihninde benim ile ilgili ? Bütün bu bilgileri toplayıp sonrada düşünsen ? Benimle yüz yüze gelmeden ve uzun bir süre hayatın içinde dostluk kurmadan can cana, gönül gönüle nasıl tanıyabiliridin beni yeterince ? Elimde Alalh'ın 99 ismi var: El Hakim, El Cami, El Kaadir, El Halim, El Latif, El Muktedir, El Zahir...... Hepsini topluyorum ve sonuç ?? İnsan benim sırrım ve Ben onun sırrıyım İşte amacımız da sırları gizlendikleri yerlerden bulup çıkarıp faş etmek değil mi ki ? Bütün çabamız bu değil mi ? Benlik içinde gizli olan bir sır Psiko, çook ama çook derinlerdeki bir gömüdür, zannetme ki denizin sahile bıraktığı bir hazine kutusu.. Eskiler derlermiş ki "deniz içinde hiç bir şeyi saklamaz sen ona ne atarsan at o da alır onu sahile bırakır". Keşke bu hazine benlikte değilde denizde olsaydı. Herkes soruyor aşığa--Derdin ne ? diye Anlat bize, mecnunluğa erdin ne diye Aşık susuyor, sonra diyor--Ey Tanrım Cananı alıp, canımı verdin ne diye ? Aşk'a emanet ol... |
Re: ŞEYH Uçmaz ..Mürit uçurur..
Sodomo ;
Herkes soruyor aşığa--Derdin ne ? diye Anlat bize, mecnunluğa erdin ne diye Aşık susuyor, sonra diyor--Ey Tanrım Cananı alıp, canımı verdin ne diye ? aşk bu mu? Yoksa bu mu; hangisi uçurur ? Varlığın özü, yaratılışın en anlamlı nüktesi Hazreti Muhammed'dir. O, yaratılış ağacı itibarıyla hem bir ilk hem de son gibidir. Varlık bir şiir gibi O'nun adına nazmedilmiş; vücûdu ise bu manzumenin âdeta en son kelimesi gibidir. O'nun dünyayı şereflendirmesi, insanlığın yeniden doğuşunun remzi; peygamberliği, eşya ve hâdiselerin aydınlanıp gerçek değerleriyle ortaya çıkmasının vesilesi; hicreti, insanlığın kurtuluş yolu; mesajı da dünya ve âhiret saadetinin köprüsü olmuştur. Mü'min gönüller O'nun sayesinde varlığı bir meşher gibi temâşâ edip değerlendirebilmiş, bir kitap gibi okuyup yorumlayabilmiş ve O'nun aydınlık ikliminde yollar bulup Hakk'a yürüyebilmişlerdir. O'nunla hakikate uyanan ruhlar, sürekli ebediyet soluklar durur.. O'nu sîretinin derinlikleriyle kavrayabilenler, bütün ilimlerin özünü, usâresini elde etmiş sayılırlar. Aradan bunca yıl geçmiş olmasına rağmen O hâlâ ufkumuzda yeni doğmuş bir yıldız gibi pırıl pırıl ve bütün varlığı aydınlatabilecek güçte güneş gibi -aslında O, güneşe de taç giydiren bir ziyadır- güçlü bir ışık kaynağı.. vazife ufku, gönüllere kulluk şuurunu sunan bir hikmet nüktesi, sevgiyle doygunluğa ulaşmış ruhu, varlığı birbirine bağlayan bir büyüklük emâresi. sevgilerimle, Aldostu. |
Re: ŞEYH Uçmaz ..Mürit uçurur..
Alıntı:
*Yukarda yazdiklarin galiba hakikatin ta kendisi. |
Re: ŞEYH Uçmaz ..Mürit uçurur..
Sevgili Aldostu,
Senin bu topiğini felsefe alanına çekmeyi istemiyorum doğrusu merkalısı da değilim felsefenin ama "akıl akla uygun olan şeyleri mucizeye gerek duymadan kabul eder" sözüne binaen başvuruyoruz bu yola her ne kadar değişen bir şey olmasada, maksat muhabbet olsun polemik bahane. Bak Voltaire üstadımız ne demiş : Kendi kendini değiştirmenin ne kadar güç olduğunu düşünürsen, başkalarını değiştirmeye çalışmada şansının ne kadar az olduğunu anlarsın.... Onu bir bulabilsem.. Yapışacağım eteğine.. " Pirimm" diyeceğim.. Dur sana bir hikaye ekleyeyim şu linkten : http://www.blogcu.com/tasavvufvezen (harika bir blog kurmuş bu arkadaş tavsiye ederim bütün yazıları oku) -------------------------- Dört tane kelebek bir gün bir ateş görmüşler. Bunun nasıl bir şey olduğunu öğrenmek istemişler. Birinci kelebek ateşe biraz yaklaşmış ve üzerinin aydınlandığını görmüş. Arkadaşlarının yanına gelmiş ve: -Bu ateş aydınlatıcı bir şey ! demiş.. İkinci kelebek bununla yetinmeyerek daha fazla şey öğrenmek istemiş. Biraz daha yaklaşmış ve ısındığını hissetmiş.. Demiş ki: -Aynı zamanda bu ateş ısıtıcı bir şey ! Üçüncü kelebek bununla da yetinmemiş, Biraz daha biraz daha yaklaşmış. Bir anda ateşin kanatlarını yaladığını hissetmiş ve yanmış kanatlarıyla geri dönmüş..Şöyle demiş: -Ve bu ateş yakıcı bir şey ! Sonuncu kelebek daha da çok şey öğrenmek istiyormuş. Biraz yaklaşmış, aydınlandığını görmüş. Biraz yaklaşmış, ısındığını hissetmiş. Biraz daha yaklaşmış, ateş kanatlarını kavurmuş. ve biraz daha yaklaştıktan sonra tamamen yanan kelebek "poff ! " diye ortadan kayboluvermiş... Ateşin gerçekten ne olduğunu belki bir tek o öğrenmiş ama geri dönüp söyleyememiş..Çünkü o kaybolmuş ateş içinde ve bir şeyi, ancak içinde kaybolan bilebilirmiş !.... --------------------------------------- Bak bir güzel hikaye daha var : Dün kapısından geçenlere Aşk'ın sırları ve değeri sorulan tapınağın girişinde durmuştum. Ve önümden çok zayıflamış, yüzü hüzünlü yaşlı bir adam iç çekerek geçti ve şöyle dedi : "Aşk bize ilk insandan beri bağışlanmış bir güçsüzlüktür." Yiğit bir genç karşılık verdi : "Aşk bugünümüzü geçmişe ve geleceğe bağlar." Ardından kederli yüzlü bir kadın hıçkırarak şöyle dedi: "Aşk cehennem mağaralarında sürünen kara engereklerin ölümcül zehiridir. Zehir çiy gibi taze görünür, susuz ruhlar aceleyle içer onu; ama bir kere zehirlenince hastalanır ve yavaş yavaş ölürler." Sonra gül yanaklı bir kız gülümseyerek dedi ki : "Aşk Şafak'ın kızları tarafından sunulan ve güçlü ruhlara güç katıp onları yıldızlara çıkaran bir şaraptır." Ardından çatık kaşlı, kara giysili, sakallı bir adam geldi : "Aşk gençlikte başlayıp biten kör cahilliktir." Bir başkası gülümseyerek açıkladı: "Aşk insanın tanrıları mümkün olduğunca fazla görmesini sağlayan kutsal bir bilgidir." Sonra yolunu asasıyla bulan kör bir adam konuştu : "Aşk ruhlardan varlığın sırlarını gizleyen kör edici bir sistir; yürek tepeler arasında sadece titreşen arzu hayaletlerini görür ve sessiz vadilerin çığlıklarının yankılarını duyar." Çalgısını çalan genç bir adam şarkı söyledi : "Aşk ruhun çekirdeğindeki yangından saçılan ve dünyayı aydınlatan bir ışıktır. Yaşam'ı bir uyanışla diğeri arasındaki güzel bir düş olarak görmemizi sağlar." Ve paçavraya dönmüş ayaklarının üzerinde sürüklenen güçsüz düşmüş çok yaşlı bir adam titrek bir sesle şunları söyledi : "Aşk mezarın sessizliğinde bedenin dinlenmesi, Sonsuzluk'un derinliklerinde ruhun huzura ermesidir." Ve onun ardından gelen beş yaşındaki bir çocuk gülerek dedi ki: "Aşk annemle babamdır, onlardan başka kimse bilmez aşkı." Ve böylece Aşk'ı tarif eden herkes kendi umutlarını ve korkularını bıraktı önüme sır olarak. O anda tapınağın içinden gelen bir ses duydum: "Yaşam iki yarıya ayrılmıştır: biri donar, biri yanar; yanan yarı, Aşk'tır." Bunun üzerine tapınağa girdim, sevinçle diz çökerek dua ettim : "Tanrım, beni yanan alevin besleyicisi yap... Tanrım beni kutsal ateşine at..." --------------------- Nur-u Muhammediye konusuna gelince, böyle olacağı belliydi, "yüceltme" bir kere başladımı nerede duracağı belli olmaz adamlar zaten Allah'dan çok Muhammed ile ilgileniyorlardı, bu tip bir yazı yıllar önce gözüme çarpmıştı "Nur-u Muhammed Allah'ı yarattı" diyolardı bunu görünce şaşırmadım zaten çoğunun bilinç altında bu var, şimdi Allah diyince tasavvur edemiyor çok soyut kalıyor bir kaba sığdıramıyorlar ama Muhammed öylemi "sakalının kılı", "hırkası" bile var gidip tavaf ediyorlar yeri geldiğinde yani hadise bir "tasavvur etme" meselesi.. Yine de sen takma kafana bunları Aldostu, ne demiş bir Zen ustası "geçecek......" *hepsi geçecek, ne din kalacak ne iman, ne ateistlik, ne eğri, ne doğru, ne sen, ne ben hepsi geçecek bak Yahya Kemal ne güzel ifade etmiş bunu : Bir merhaleden güneşle derya görünür Bir merhaleden her iki dünya görünür Son merhale bir fasl-ı hazandır ki sürer Geçmiş gelecek cümlesi rüya görünür Esen kal.... |
Re: ŞEYH Uçmaz ..Mürit uçurur..
sodomo,
üstteki hikayeler ve kendinizden kattıklarınız için kendi adıma çok teşekkür ediyorum. çok etkilendim... |
Re: ŞEYH Uçmaz ..Mürit uçurur..
KC teşekkürler, beğenmene sevindim. O verdiğim linkteki yazıları okumanı tavsiye ederim hem sana hem herkes. Esen kal..
|
Re: ŞEYH Uçmaz ..Mürit uçurur..
Sodomo ,
sen gördüğüm en geniş adamların içindesin. seni tanıdığım,seninle sohbet ettiğim için kendimi ayrıcalıklı hissediyorum. Dostluğun ve gönül güzelliklerini bize de sunduğun için sana teşekkür ederim. Sağol varol. Gönlü geniş,kültürü engin,sohbeti hoş, kalıplar içerisinde sıkışıp kalmamış, kafasını da gönlünü de hapsetmemiş güzel arkadaşım. İnandığın ne ise , o iyi ki varetmiş ve bize dost kılmış seni. Senin genişliğini,enginliğini, ne dindarların kısırlığında, ne de ateistlerin kuru bilim saplantısında bulamadım. Güzelliklerinden saç Sodomo. saç da incileri gören gözlerimiz parlasın. Aldostu. -------------------------------------------------------------------------- Kendi kendini değiştirmenin ne kadar güç olduğunu düşünürsen, başkalarını değiştirmeye çalışmada, şansının ne kadar az olduğunu anlarsın.... |
Re: ŞEYH Uçmaz ..Mürit uçurur..
Spartaküs isyan bayragini cekip köleler özgürlügüne kavusunca,o zamanin Roma krali ,uzun yillardir yaninda bulunan kölesini cagirir ve<herkes özgür oldu artik sende özgürsün>der.Bunun üzerine Kralin kölesi Krala yalvarir ve<yapma etme kralim,ben hep senin kölen kaldim ben sadece köleligi bilirim,özgürlük nasil birsey *ben anlamam>der.Bizim toplumda da Osmanlidan kalma birilerine boyun egme,kul köle olma artik aliskanlik halini almis.Adamkölelikten mazohist bir zevk aliyor.Hep Peygamber efendimiz,Fethullah efendimiz ,Müslüm efendimiz,Ali Kalkanci efendimiz deyip duruyor.Bu adamlara Muhammed gelip dese ki <hey müslümanlar ben pygamber falan dgilim,yalan söyledim> dese bunlar yine inanacak.Cünkü Ruhsal bagimsizlik öyle kolay bir sey degil,yürek ister,bilgi ister,öyle namaz hocalari okuyarak ve Emine Senlikoglu okuyarak kazanilmaz.O güzel insanin ,sevgili Atatürk ün gösterdigi yol<Hayatta en hakiki musit ilimdir> ile kazanilir
|
Re: ŞEYH Uçmaz ..Mürit uçurur..
Sevgili saodomo, *ŞEYH Uçmaz ..Mürit uçurur derken ,siz bizi alıp nerelere götürdünüz;sizinle aynı ortamı paylaştığım için kendimi şanslı hissediyorum.Elinize sağlık
|
Re: ŞEYH Uçmaz ..Mürit uçurur..
Konu güzelleşti, ağırlaştı, reyting gene düştü..
Biraz magazin verelim..(Şahan 'ın kulakları çınlasın..) reyting yükselsin. Arada güzellikler sıkışır araya, nasipleniriz onlardan da.. Haydi uçuralım şeyhleri yine.. Bakalım kimler, kimleri uçuruyor : Aciz kardeşlerimizin acizane görüşlerinden:* Ancak Allahü teâlâ, enbiyasını ve evliyasını başka kullarından üstün tutmuş, başkalarına vermediği mucize ve keramet gibi harikaları, bu zatlara ihsan etmiştir. Mesela Hz. Musa zamanında sihir, büyücülük çok ilerlemişti. Musa aleyhisselam asasını yere koyunca, büyük bir ejderha olur, sihirbazların ellerindeki aletleri, ipleri yutardı. Hz. İsa zamanında ise, tıp ileri idi. Hz. İsa hastaları iyi eder, ölüleri diriltirdi. Peygamberimizin de Kuran dışında bin kadar mucizesi görüldü. Peygamber mi diri, şehid mi? Hadis-i şerifte de buyuruluyor ki: (Uhud’da şehid olan kardeşlerinizin ruhları yeşil kuşların kursaklarındadır. Onlar Cennetin ırmaklarından su içerler, meyvelerinden yerler ve Arş’ın gölgesinde asılmış altın kandillerle giderler, istirahat ederler. Yiyecek, içeceklerin lezzetini ve orada yaşanan hayatın güzelliklerini tattıkları zaman, (Allah’ın bize neler verdiğini kardeşlerimiz bilselerdi de cihaddan çekinmeselerdi) dediler. Allah da, ben onlara, sizin durumunuzu bildiririm buyurdu.) [Müslim, Tirmizi, İbni Mace] Attan düşüp ölen bile şehiddir. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki: (Suda boğulan, yangında ölen, enkaz altında kalarak ölen şehiddir.) [İbni Asakir] (Abdestli yatıp da ölen şehiddir.) [Deylemi] (Mütteki müezzin, şehid gibidir. Ölürse kabrinde kurtlanmaz.) [Taberani] (Allah’tan sıdk ile ihlas ile şehidlik isteyen, yatağında ölse bile, şehid olur.) [Müslim] Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki: (Her Peygamber, kabrinde diri olup namaz kılar.) [Beyheki] (Toprak, peygamberlerin vücudunu çürütmez. Bir mümin salevat okuyunca, bir melek bana haber verir, "Falan oğlu filan, sana selam söyledi" der.) [İbni Mace] Peygamber diri olmazsa şehid nasıl diri olur? Peygamber işitmezse, şehid nasıl işitir? Halbuki şehidin, müslümanlığı da şehidliği de bu Peygambere iman etmeye bağlıdır. Peki şehidler Allah yolunda da, hâşâ Peygamberler, Sıddıklar, Ulema-i rasihin ve emri maruf yapanlar şeytanın yolunda mıdır? Bu ne çirkin suçlamadır öyle? Resulullah şehid değil midir? Resulullah, son hastalığında, (Hayber’de yediğim zehirli etin acısını hâlâ hissediyorum. Zehrin tesirinden aort damarım, bıçak gibi kesiliyor) buyurdu. (Buhari) İbni Mesud hazretleri ve diğer Eshab-ı kiram, (O zehirli etin tesiriyle Resulullah şehid oldu) buyurdu. Peygamberlik şehidlikten üstündür. Fakat şehid olmak da bir nimettir. Allahü teâlâ Resulüne bu nimeti de vermek için son hastalığında bu zehrin etkisini göstermiştir. (Mevahib-i ledünniyye) --------------------------------- Şimdi işe biraz yorum katalım: Bu nasıl inanış zayıflığıdır? Peygambere şehitlik mi ilave kıymet verecektir? Bu ilavelere , uçurma gayretlerine neden ihtiyaç duyulur? Aldostu. Kaynak: *http://www.acizane.com/include.php?p...threadid=27931 |
Re: ŞEYH Uçmaz ..Mürit uçurur..
Sevgili Yavuz, ilgin için teşekkür ederim.
Aşk sonsuz bir kaynaktır ve herkes onun şifalı memba sularından içer ama farketmez bile çünkü musluğa takılır gözü insanların ve "su musluktan geliyor" zannederler halbuki arkada koca ırmak ve baraj var... Hiç severek okuduğun bir kitap oldu mu, severek yaptığın bir iş, severek hizmet ettiğin biri ya da severek yaptığın bir spor vb.. ? Ne zaman severek yaptığın bir şey olursa bil ki onu sana "Aşk" yaptırmıştır. Ama sen göremezsin onu çünkü o sanki yüzünü bin bir peçe ile örten gelinlik bir kız gibidir, usulca gelir, usulca girer damarlarından ve yerleşir ruhunun en derinlerine, insan ruhu onun nefes aldığı yerdir adeta. İncedir, latiftir, naiftir, narindir, naziktir, ceylan gibidir o...Ne yaparsan yap kaçamazsın ondan, istediğin kadar koru kendini nafiledir çünkü onun içinden geçmediği duvar, kalkan, zırh yoktur, olamaz da...İstersen yok et kendini yine de göreceksin ki o yoklukta da bulacak seni ve seni yokluğa bile aşık edecektir... Bakma sen o ırmaktan damla damla geliyor su ama o su ile anneler bebelerini büyütüyorlar, o bir damlalık su ile insanlar seviyorlar birbirlerini ve eş oluyorlar birbirlerine, dost oluyorlar, anne, baba, kardeş oluyorlar ve halaylar çekiyorlar birbirleri ile ve yetmiş iki millet birbirini ziyaret ediyor daha neler neler...Hatta öyle ki bu TD sitesi bile nasibini alıyor bundan ve burada bile ne güzel dostluklar kuruluyor hiç de sanal olmayan.. Aşk'a inan dostum başka bir şeye değil. |
Re: ŞEYH Uçmaz ..Mürit uçurur..
Allah Peygamberleri arasında ayırım yap(ma)maktadır.
Nasıl bir iddia ise; hem yapmaktadır, hem yapmamaktadır. Musa aleyhisselam, bu (İslam)ümmetin faziletini Tevrat’ta okuyunca, (Bu hayırlı ümmete beni peygamber olarak gönder) diye dua etti. Cenab-ı Hak da, (Onlar Ahmed’in ümmetidir) buyurdu.Hz. Musa: (Ya Rabbi, Ahmed’in ümmeti için bu kadar nimet ihsan ettin, beni de onun ümmetinden eyle.) diye dua etti. Hz. Musa gibi büyük bir Peygamberin, bu ümmetten olmayı istemesi, Muhammed aleyhisselamın ve Onun ümmetinin üstünlüğünü göstermektedir. (Tenvir) İncil’in aslında Muhammed aleyhisselamın vasıfları, üstünlükleri yazılıydı. Bunları bilen İsa aleyhisselam da, Musa aleyhisselam gibi, Muhammed aleyhisselamın ümmetinden olmak için çok yalvardı, dua etti ve bu duası da kabul oldu. Allahü teâlâ, Onu diri olarak göğe yükseltti. Kıyamete yakın tekrar yer yüzüne inecek, Muhammed aleyhisselamın dinine uyacak ve onu yayacaktır. Bu ümmetin üstünlüğünü bildiren bir hadis-i şerif meali de şöyledir: (Allahü teâlâ, bu ümmeti şu üç hâlden emin etti: 1- Bu ümmete Peygamberiniz, [diğer Peygamberlerin kavimlerine yaptıkları gibi] beddua edip de mahvolacak değildir. 2- Kâfirler, [Ne kadar çok olursa olsun] bu ümmeti mahvedecek kadar galebe edemez. 3- Bu ümmet dalâlet üzerinde [sapık bir yolda, sapık bir mezhepte] birleşmez. Allah’ın rahmeti [salih] cemaatle beraberdir. [Salih] Müslümanların çoğunluğuna tâbi olun. Böyle Müslümanların çoğunluğundan ayrılan Cehenneme gider.) [Ebu Davud] Allah kabul eyleye.. Aldostu. |
Re: ŞEYH Uçmaz ..Mürit uçurur..
Büyüklere masallar... :)
Sevgili Aldostu,şahsen mevcud gidişata göre Peygamberimizin bırakın ümmeti övmeyi Rabbime şikayet edeceğini düşünüyorum.(Tabi peygamberimiz mevcud gidişatı hesap günü öğrenecek.Ölüler görmezler,duymazlar,cevap vermezler değil mi?) *Ve elçi dedi ki: "Rabbim gerçekten benim kavmim, bu Kur'an'ı terkedilmiş (bir kitap) olarak bıraktılar." (25/30) |
Re: ŞEYH Uçmaz ..Mürit uçurur..
Sevgili Psiko,
aydınlatıcıdır diye, güneşe şükran hislerimizle dönüp huşu ile bakarsak.. kör oluruz. Örneğin çok güzel. Sodomo; sana bozuluyorum. Saç kardeşim,saç incileri.. Mezara mı götüreceksin..? Veya bu ne naz? Kerpetenle mi çekeceğiz ağzından güzellikleri.. Senin her yargın,her satırın, baldan süzülen damla. Al işte bir dostumuza yazdığından alıntı. Detayına lüzum yok,bal damlası işte. Bas parmağını yala.. "Psiko için yorumların fazlasıyla siyah-beyaz mantık üzerine kurulmuş ve bence yaşamda renklerin de olduğunu öğrenmelisin. Ama ben diyorum ki "yaşam" en iyi öğretmendir zaten ve göreceksin bu tip düşüncelerin ileride sana fazlasıyla komik gelecek şimdi "militan" bir ruh hali içindesin farketmiyorsun." Ustam bize bal lazım, sana zahmet olacak ama... Aldostu. |
Re: ŞEYH Uçmaz ..Mürit uçurur..
Aldostu, seni kıracağıma kafamı kırarım daha iyi. İşte bugünün favori incileri özellikle bir kaç tanesi tam Mamuli'ye göre (kahverengi olanlar) *:)
Gök sonsuzdur, yeryüzü ölümsüz. Nasıl böyledir peki? Kendileri için yaşamazlar çünkü... * Bilge de bunun gibi en sona koyar kendini ve en öncedir asıl yeri. Yüceltmez benliğini ve sonsuzlaştırır varlığını. "Ben"sizdir bilge ve dopdoludur bu alemde. Bilge kişi su gibidir, * su ki, beslerken dört bir yönü, yarışmaz, tartışmaz şunu, bunu. Kibirsizce akar, seçmeden sağı solu, * bu yüzdendir ki, YOLa uyumludur yolu. İşte bilge kişi benzer şekilde, yaşar, doğayla içiçe... Düşüncesinde derin, verirken tarafsız, engin. Konuşurken doğru, ve yönetirken dürüst. Gündelikte yeterli ve edimlerinde tutarlı. Yeteneğince üretici, fırsatlar kadar girişimci. Ne kimseye üstün olma çabasında, ne de kimse ona üstün. Geleceğin ne taşıdığını kim bilebilir ki? Dürüstlük yoktur, dürüstlük sahtekarlaşır. İyilik büyü şekline döner, ve insanın büyülenişi çok uzun zaman sürer. Bu nedenle bilge, keskindir ama kesmez, incelmiştir ama delmez; direkt ama kontrolsüz değil, parlak ama körletircesine değil... Barışı korumak zor değildir; dert en kolay başlamadan engellenir. Esnemeyen kolayca parçalanır, küçük olan hemen ufalanır, dağılır. Bilge arzulardan özgür olmayı diler. Ne değerli şeyleri biriktirmeyi ister, ne de fikirlerin tutsaklığını seçer. İnsanları kaybettiklerine geri götürür, onbinlerce şeyi doğasına döndürür, * ama bir şey yapmak gerektiğinde, durur. ----------- Aklıyla övünen kişi, hücresinin genişliğiyle gururlanan mahkuma benzer... * Simane Well ---------- Kabul edilen bir yanlışlık, kazanılmış bir zaferdir. Gascoigne --------- Gömleğin ilk düğmesi yanlış iliklenince, diğerleri de yanlış gider. C.Bruno ---------- İyiliği yalnız iyiler anlar, kötülüğü herkes! ---------- Nice kötü insanlar vardır ki, hiç iyi yanları olmasa daha az tehlikeli olurlardı. La Rochefoucauld ---------- İyiye razı olmayıp en iyinin arkasından koşanlar, en kötünün yoldaşı olurlar. ---------- Hakikate ermek akıllıların işidir, ama akıl işi değildir, marifet bacaklarda olsaydı, en hızlı koşan, kırkayak olurdu. ------------ Bir düşüncede takılıp kalma, gerçeği tek bir düşünce aydınlatamaz. Sophoklesa ------------- Evrende rastlantıya rastlanmaz. Sokrates ------------- Sen çevrende olup bitenleri görüp "neden" diye soruyorsun. Ben ise, asla var olmamış şeyleri hayal ederek "neden olmasın" diyorum. George Bernard Shaw ------------- Tanrım bana; değiştirebileceklerim için güç, değiştiremeyeceğim şeyler için sabır, ama en önemlisi, ikisinin arasındaki farkı anlamak için bilgelik nasip et... ZEN ------------- Bilgeliğin ilk adımı herşeyden şikayet etmek, sonuncusu ise herşeyle uyuşmaktir. Lichtenberg ------------- Herkes insanlığı değiştirmeyi düşünür. Ama kimse önce kendisini değiştirmeyi düşünmez. Victor Hugo ------------- Korku batıl inançların temel kaynağıdır. Zulmün de bir çok kaynağından biridir. Korkuyu fethetmek, bilgeliğin başlangıcıdır. Bertrand Russel -------------- Damla, kendini tamamlayınca damlar -------------- Fikirleri tartışan akıllı, gerçekle kavga eden ise aptaldır. Frank Garbutt --------------- Kendi hakkında bir düşünceye sahip değilken bir düşünce uğruna savaşmak, yapılabilecek en tehlikeli şeylerden biridir. |
Re: ŞEYH Uçmaz ..Mürit uçurur..
Ne diyeyim kardeşim,
ustasın işte. Ressamlar vardır,tuvale 2 fırça vurur,resim ortaya çıkar. Hangi baldan damla alsam ayrı bir lezzet. Hangini,seçip de altını çizsem? Bir diğerine haksızlık olacak. Gözümüzü kapatıp birini seçelim.. Aklıyla övünen kişi, hücresinin genişliğiyle gururlanan mahkuma benzer... Ustam, yüreğine sağlık. İyi ki varsın ve ben seni tanıdım. Aldostu. |
Re: ŞEYH Uçmaz ..Mürit uçurur..
Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) de şöyle buyurur:
"Allah tektir, teki sever." (Buharî, Da'avât, 69; Müslim, Zikir, 5, 6.) "Allah güzeldir, güzeli sever." (Tirmizî, Birr, 61; Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/399.) Sodomo, ikici maddeye göre, bizim halimiz nice olacak..? İkizlerin de işi zormuş.. Yaradan öyle yaratmış ama, bak kıralın soytarıları ne diyor ? Aldostu. |
Re: ŞEYH Uçmaz ..Mürit uçurur..
Bana Allah hakkında soru soran olunca artık diyorum ki, *"göreceğiz...." "hanyayı da Konyayı da göreceğiz sabredin az biraz...."
"Allah güzeli sever" ama gördüğümüz kadarıyla kötüye, zalime, arsıza, uğursuza da "gel geç" der. Keşke bu hesap sorma işi Allahtan kula değil de kuldan Allah'a doğru olsa ne iyi olur değil mi? ---Aldostu Pante'yi bayağı özledim nerede kaldı bu çocuk bütün yükü bize bıraktı gitti iyi mi.. Sevgilerle dostum |
Re: ŞEYH Uçmaz ..Mürit uçurur..
Kötü,zalim,arsız,uğursuz olmak insanın kendi tercihidir.Ve Allah'ın,kötü de olsa bu tercihlere saygısı vardır,müsaadesi vardır.Ayrıca bu tercihler sonucunda haksızlığa uğrayanın haksızlığının giderileceği,haksızlık yapanınsa cezalandırılacağı bilinmelidir.Nitekim bizi yasak ağaçlardan uzak durmamızı öğütleyen uyarıcılar gelip geçmiştir ve halen de gelmektedir.Buna rağmen insanlar yasak ağaçlara meylediyorsa Allah ne yapsın?
|
| Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 18:39 . |