![]() |
Alevi Şeriatı
Daha önce alevi tartışması başlığında *söz vermiştim bu yazıyı aktaracağımı. İnternette bulamadım ben. İlk 3 maddeyi bilgisayara aktardım. Yazdıkça kalan maddeleri de asacağım. Kaynak Alican Baytekin'in "Öteki Aleciler" adlı kitabı.
------------------------------- Sayın Nejat Birdoğan hocamın, Anadolu ve Balkanlarda Alevi yerleşmesi adlı kitabının 169-172 sayfalarıda ‘Alevi şeriatı’ başlığıyla sunduğu bir belge var. Bu belgeyi, Malatya’nın Baliyan aşiretinden Hasan Nedim Şahhüseyinoğlu’nun kendi aşiretini tanıtan kitabından aldığını yazmaktadır. Alevi hukukundan bahsederken söz konusu bu belge üzerinde durmak istiyorum. Malatya’da toplanan bazı Alevi dedeleri 12 maddelik bir Alevi anayasası düzenlemişlerdir. Alevilikle ilgili, doğrudan halkın içinden çıkmış olan bu tür yazılı belgelere pek rastlanılmadığı için daha da bir önem kazanıyor bu belge. Ben, birkısmını yakın zamanlarda kaybettiğimiz bir kısmı ise hala yaşayan yaşlılarımızla yaptığım sohbetlerde, aşağıda maddeler halinde yer alan Alevi hukukuyla aşağı yukarı aynı içerikte konuşmalara çok rastladım. Bu sohbetler banda alınmış halde arşivimdedir. Malatyalı dedelerin 12 burçtan (maddeden) oluşan anayasaları şöyle: Burç 1: Mürşid-i Kamil’in, mürşid’in, pir’in, rehber’in sözünü dinlemeyenler, komşular ve aileler arasında söz gezdirenler, başkalarının kapısını, penceresini, bacasını dinleyenler, yalan yere yemin edenler, ihbarcılık yapanlar, komşularını birbirine düşürenler, kendi kulaklarıyla duymadıklarını ve gözleriyle görmediklerini ‘gördüm, duydum’ diyenler, komşularve akrabalar arasında meydeana gelen kavgaları yatıştırmaları gerekirken fesat ve fitneyle körükleyenler suçludur, Buyruk uyarınca düşkündürler. Bu gibi suçları işleyenlere şu cezalar verilir. Pir ve cemaatin huzurunda 15(onbeş) dakika ayakta bekletilir, hafif ısıtılmış bir demirle dili dağlanır ve 5(beş) sopa vurulur. Bir daha bu suçları işlemeyeceğine dair, Pir ve cemaatin huzurunda tövbe ve yemin ettirilir. Burç 2: Kendisine ait olmayan arazilerin sınırlarını bozanlar, ağaç ve meyve ağaçlarını kesenler, sebze ve meyve bahçelerini talan edenler, çalışacak durumda olduğu halde çalışmayanlar, sahibinin rızası alınmadan bağına bahçesine girenler suçludurlar. Bunlar iki yıl Cem’e alınmazlar. Bu süre içinde yakınları dahil hiçkimse kendileriyle ilişki kuramaz. Bu iki yıl bittikten sonra üçüncü yılda rehberin öncülüğünde suçlunun boynuna bir ip takılarak pir ve cemaatin huzuruna getirilir. Pir ve cemaat huzuruna getirilen suçlu, eşek gibi üç kez anırtılır. Sonra cemaat huzurunda 4 okka (yaklaşık 5.5 kilo) kadar bir ağırlık boynuna asılarak 20 dakika bekletilir. Ardından, kızgın bir demirle el ve ayakları dağlanır ve 17(onyedi) sopa vurulur. 13 akçe halife için, 20 akçe de pir hakkı için alınır. Ayrıca, bir kurban kestirilerek Cem’e ve cemaate alınır. Burç 3: Başkasının malını, eşyasını çalanlar, haksız yere akraba ve komşulara hakaret edenler suçludurlar. Suçluluğu bizzat şahitler tarafından kanıtlananlar, çaldıkları para, eşya ve malları sahiplerine olduğu gibi iade ederler. Eğer yok etmişlerse bedelini öderler. Her kime nasıl davranmış ve nasıl dövmüşse o kişiler tarafından aynı şekilde hakarete uğrayacak ve dövülecektir. Bu tür suçları işleyenler üç yıl pir ve cemaat huzuruna gelemezler. Hiç kimse kendisiyle ilişki kuramaz ve yardım edemez. 3 yıl sonra Rehber, boynuna bir ip geçirip köpek gibi havlatarak pir ve cemaatin huzuruna getirir, ancak cemaatten kovulur. İkinci kez aynı şekilde getirilir ve bu kez boynuna 3 okkalık bir ağırlık asılarak 20 dakika ayakta bekletilir. Sonra 40 sopa vurulup ayakları kızgın demirle dağlanır. 18 akçe halife için, 28 akçe de pir hakkı olmak üzere para cezası uygulanır. Ancak bundan sonra bir kurban keserek Cem’e katılabilir. |
Re: Alevi Şeriatı
Suni şeriatı olur da alevi şeriatı olmaz mı sevgili Sargon.
Sana yaşanmış bir olay anlatayım.Bu anlatacağım olay bir kadın akrabam tarafından anlatıldı. Doğuda köyümüze yakın bir köye yemez-içmez diye bir pir gelir. Güya bu kişi öyle tanıtılmış ki yemeden içmeden yaşayan biriymiş. Bizim köyden de iki kadın gizlice kaçıp bu pirin yanına gitmişler. Ve bu kişi kadınlara tecavüz etmek üzereyken bir fırsatını bulup kaçmışlar. Ve anlattıklarına göre oraya gidenlere şerbet ikram edilirmiş. Şerbetin menşei de bu kişinin pisliğiymiş.Evet. Belki inanılması biraz zor olay ama bir gerçek. Bu da yetmiyormuş gibi onu ziyarete giden kişiler mutlaka bu pire bir hediye götürmek zorundadır. Ve bu kişiler genellikle ürünler toplandıktan sonra ziyarete giderler. İnsanların elindeki avucundakilerine göz koyar ve onların sırtından bir asalak gibi geçinirler. Yani şuna getirmek istiyorum. Sonuç olarak aleviliğin temelinde de din olgusu vardır. Sunilerin şeyhleri için de aynı şey geçerli. Aynı sömürü mekanizması onlarda da vardır. Yani dinler uyanıklar tarafından temiz saf insanlar üzerinde hep bir sömürü aracı olarak kullanılmış. Ve halen de kullanılmaya devam edilmektedir. Bu anlattığım olay cumhuriyet sonrası yaşanmış bir olaydır. Atatürk'ün tekke ve zaviyeleri kaldırmakta ne kadar haklı olduğunu bu olayı anımsadıkça hep düşünürüm.Laikliğin ne kadar önemli olduğunu hep düşünürüm. Atatürk bu yenilikleri bu devrimleri yaparken din düşmanlığıyla suçlandı. Dinsiz denildi. Suçlayanlar kim. Din sömürüsü yapanlar. Bu suçlamaya alet olanlar kim. Ülkemin cahil insanları. * Ve hep derim ki gerçekten bu ülkenin en büyük şansı Atatürk gibi bir liderin bu ülkeye damgasını vurmasıdır. Ve gün geçtikçe onun büyüklüğünü daha iyi anlıyorum. Sonuç olarak alevi kökenli biri olarak bu başlığı açtığın için teşekkür ediyorum. Günümüzde bile alevilikte de bu sömürü düzeninin canlandırılmaya çalışıldığını görüyoruz. Bu temelde örgütlenmelere gidildiğini gözlemlemekteyiz. Ama ben şuna inanıyorum ki alevi kesimin büyük çoğunluğunun buna fırsat vermeyeceğini düşünmekteyim. Bu çağ dışı alevi şeriatının kabul görmeyeceği inancındayım. Çünkü alevilik felsefe olarak bu tür yozlaşmalara uygun değildir. Çünkü alevilik laikliği, sosyal hukuk devletini *ve demokrasiyi temel almış çağdaş bir düşünceye sahiptir. |
Re: Alevi Şeriatı
Bu ne perhiz bu ne lahana tursusu !
* *Hem aleviligin temelinde dine dayali bir olgu oldugunu saf ! ve durust ! vadandaslari somuren sistemlerden biri oldugundan dem vurup daha sonra sonra yaziyi *cagdas,laik,sosyaldemokrat *felsefi donusume ugramis bir alevilikle sonlandirmissin! * * *Alevilik sunniligin ne kadar sulandirilmis versiyonu olursa olsun icinde islamin temel esaslarini barindiran din hapisanelerinden biridir. * * Cevrenden ve yetismis oldugun kokeninden almis oldugun kultur anladigim *kadari ile alevilige daha bir sempati ile bakmana ve onu bir din olgusundan cikarip baska *yerlere yerlestirme yanilsanligina itiyor sanirim. |
Re: Alevi Şeriatı
Sevgili turok,
Elbette aleviliğe sempati ile bakmaktayım. Alevilik ile suniliği aynı kefeye koymak aleviliğe bir haksızlık değil midir? Bu gerçeği görmekte yarar vardır. Lütfen yazımı dikkatli okumanızı tavsiye ediyorum. Ben bir ateistim.Yazımın alevi kökeninden gelmemle bir ilişkisi yoktur. Mesajım da alevi kesime yöneliktir. Bu temelde değerlendirirseniz beni anlamış olursunuz. |
Re: Alevi Şeriatı
Ezkamo'ya katılıyorum...
Ancak dikkat etmenizi isterim: burada bahsedilen alevilik, anadolu aleviliğidir. |
Re: Alevi Şeriatı
Sargon ne diyorsun kardeşim ? Amacın ne senin Sargon ? Tarihte Malatya'da yaşamış bilmemne aşiretinin bilmemne piri'nin yediği haltların alevilik ile ne ilgisi var ? Bu bilimsellik mi? Yoksa 'çamur at tutmasa da izi kalsın' bağlamında bir ard niyet mi ? Hangi bilimsel anlayış tek bir kaynaktan yola çıkarak bütün bir din, mezhep, kültür, inanış vb. hakkında böylesine kesin yargılara varabilir ?
Söyle o Nejat Birdoğan hocana Alevilik ile ilgili olduğunu düşünerek bilmem ne aşiretinin bilmem ne zaman, bilmem kime yaptığı işkenceleri anlatmak olsa olsa "mum söndü" hikayelerinde ki ard niyetin başka bir versiyonu olabilir. "Alevi şeriatı" diye bir şey yoktur. Her kim böyle söylüyorsa ARD NİYETLİDİR. |
Re: Alevi Şeriatı
Sevgili Sodomo,
Düşüncelerine katılmamla birlikte alevilerin *yobaz olanları da var. Bunların da bir örgütlenme çabasında olduklarını görüyoruz. Aleviliği islami bir temele oturtma çalışmaları var. Böyle olunca da doğal olarak bir alevi şeriatı da gündeme gelebilir. Büyük ihtimalle Sargon *buna dikkat çekmek istedi. Ama şunu da iyi biliyorum ki alevilerin büyük çoğunluğu düşündüğün anlamda sağduyuludurlar. Bigilerinize sunulur...Sodomo amcam benim... :) |
Re: Alevi Şeriatı
Sevgili Ezkamo
Bu konuda (aleviler içinde yobaz olanların varolması) sana katılıyorum ama bu yobazlara bakıp 'İşte Alevilik budur' demenin neresi gerçekçi ? "Benim kabem insandır" anlayışı dışına her kim çıkmışsa o direkt olarak Alevilik dışına çıkmıştır ve Aleviliği bağlamaz yaptıkları. Pir ve cemaatin huzurunda 15(onbeş) dakika ayakta bekletilir, hafif ısıtılmış bir demirle dili dağlanır ve 5(beş) sopa vurulur. Bir daha bu suçları işlemeyeceğine dair, Pir ve cemaatin huzurunda tövbe ve yemin ettirilir .......kızgın bir demirle el ve ayakları dağlanır ve 17(onyedi) sopa vurulur. 13 akçe halife için, 20 akçe de pir hakkı için alınır. Ayrıca, bir kurban kestirilerek Cem’e ve cemaate alınır. .......Sonra 40 sopa vurulup ayakları kızgın demirle dağlanır. 18 akçe halife için, 28 akçe de pir hakkı olmak üzere para cezası uygulanır Kim bu Malatyalı dede ? Bu muymuş Alevilik denilince akla gelen ? "Benim Kabem insandır" diyen bir anlayış ile bu yukarıdaki Malatyalının ne ilgisi var ? Burada ciddi bir ard niyet seziyorum Ezkamo hocam. Aynı bu 'mum söndü' iftiralarında ki gibi karalama amaçlı bir ard niyet. Özellikle son yıllarda akademik ünvanlı kişiler (özellikle tarih hocaları) bazı ard niyetli, sanki bir yerden talimat almış gibi araştırmalar yapıyorlar ve insanların gerçekleri görmesini engellemeye vede onların kafasında bazı olumsuz imajlar yaratarak onları yönlendirmeye çalışıyorlar. Daha Alevilik nedir onu bilmeden gidip bir iki yazılı kaynak bulur bulmaz "Alevi şeriatı" ismi ile sansasyonal bir belge hazırlıyorsun sonrada bunu "işte Alevilik budur" diye satmaya başlıyorsun. Acaba Diyanet'den de yardım almış mı bu belge araştırmaları için Sargon'un hocası merak ettim doğrusu... |
Re: Alevi Şeriatı
Aleviliğin İnsan'a verdiği değer ile
sayın Sargon'un alıntı yaparak verdiği"Alevi Şeriatı"adlı yazıdaki bilgiler arasında çok büyük tezatlar var. Alevilerde insan Can'dır ve bu can'a asla zarar verilmez ve küçük düşürülmez. o yaratılan en üstün varlıktır ve öyle eşek gibi anırmalar hiç yakışık almaz ve insan onuruna da yakışmaz. elbette Aleviler arasında yöresel farklılar mevcuttur fakat temel aynıdır. İnsan'a değer vermek. ayrıca bu aşiretin de ne akla hizmet ettiğini anlamış değilim. |
Re: Alevi Şeriatı
merhabalar ben bir alevi değilim ama gerçektende bu olay ile ilgili olarak mantıklı düşündüğümüzde şöyle bir gerçek olgusu vardır birileri bişileri önümüze ısıtıp ısıtıp koyuyor ve yutturmaya çalışıyor.. ki ben malatyada yaşayan bir insanım ve böyle bir şey hiç duymadım acaba yazan kişi neye dayanarak yazıyo bu yazıları bir kaç belgeye dayanarak bilmem ne aşiretiymişte şöyleymişte böyleymişte pehh pehh ben bunlara güler geçerimmm....
|
Re: Alevi Şeriatı
Ben burayi dinlerden ozgurluk sitesi saniyordum , megerse alevi severler resmi yayin organiymis!
Ne yani alevlik felsefi bir ogretimidir ! budislikmidir ! alevilerde ALLAH *inanci yokmudur ! cennet cehenmem kavrami yok mudur ! muhammede ali ye sevgi ve baglilik yokmudur ! *Alevilik islamin bir ekolu degilmidir ! pirleri sihlari yokmudur ! *alevilik ateizmmidir !! ne kadar insani olursa olsun kisiyi baglayan bir DIN *degilmidir ! Onunuze aleviligin bir kolunun seriati kondugunda muslumanlarin hadislere ve tarihi olaylara itirazlari gibi bu "yok olmaz sey " demeleriniz *nedir ! siz ateistmisiniz yoksa alevi DINININ birer uyelerimi ! * Islamda sunnilik kotudur de yine islamla *soyle yada *boyle baglantili alevilik mi iyidir *aranizdan bazilariniz turkiyenin seriat tehlikesi altinda oldugundan dem vururken yoksa amaciniz ulkeyi alevi devleti mi yapmaktadadir!. *Ben icinden yetismis oldugum halde sunniligi, kitabli kitabsiz butun dinleri red ederken , gordugum ve anladigim kadari ile sizler aleviligin disina cikamamissiniz Sizin ateizminiz ancak sunnilige hiristiyanliga musevilige yetmis ! |
Re: Alevi Şeriatı
Benim bildiğim burası insan severler sitesidir.Alevi -Sunni ,Bahai, Hristiyan, Musevi ne fark eder ...
Ben icinden yetismis oldugum halde sunniligi, kitabli kitabsiz butun dinleri red ederken ve ne kadar insani olursa olsun kisiyi baglayan bir DIN *degilmidir ! Siz dini ne kadar redederseniz ediniz,demekki sizide bağlayan bir DİN mevcut. siz ateistmisiniz yoksa alevi DINININ birer uyelerimi ! Alevilik bir din değildir sayın Turok. |
Re: Alevi Şeriatı
Sayin Billur *alevilik nedir ? yada siz aleviligi ne saniyorsunuz ! Alevilikde allah inanci yokmudur ? Bir anlatinda aleviligin din degilde ne oldugunu anlayalim.
*Ikincisi ben hangi dinin mensubuymusum onuda anlamadim.Acik acik dinsisizm diyorum ne bir imama ne bir dedeye nede bir pir e bagliyim ! Belki bu konuda da bir aciklik getirirsiniz. *Kim neye inanirsa inansin ,kimseye inanclarindan dolayi *bir on yargi beslemem. Benim icin de as olan insandir. Sadece iyi yonu ile degil,butun kotulukleri ile zayifliklari ile ben insani iyi yada kotu diye ayirmam . *AMA *diger dinlere hakaret edip ,asagilarken *alaya alirken ayni zamanda *etnik kokenlerinden dolayi sempati besledigi bir dinin elestirilmesine izin vermemek , eletirilere tahamul edemek *bence ETIK *bir davranis degildir. |
Re: Alevi Şeriatı
Alıntı:
Burası alevi severnler sitesi değil, yukarıları tekrar okumanı öneririm. Alevilik islamın bir koludur ancak anadolu aleviliği islamın hoşgörüsüzlüğünü almayan bir koludur, bir karmadır alevilik... Türkiye'yi kim alevi devleti yapacakmış? Saf çoğunluktan gelinen azınlık günlere bakarsan, tarihte hiç oluşmamış bir birlik böyle bir ortamda mı oluşacak? Kimsenin böyle bir düşüncesi yok ancak konuşmaları -kusura bakma ama- biraz fazlaca saptırmışsın. Kökeni alevi olan ateistler de dinleri reddediyor, hem de sonuna kadar... Sen galiba ateizmi anlayamamışsın ki alevi kökenlilere sizin ateizminiz ancak sunniliğe, hristiyanlığa, museviliğe diyorsun. Kısaca şöle söyleyim ateizm teizm'in reddidir. Yani şu demin bahsettiğimiz tüm din ve mezheplerin tanrısal inancını yaradan inancını reddeder. * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * *ÇilingirBaşı JayJay |
Re: Alevi Şeriatı
sayın Turok,
Bir anlatinda aleviligin din degilde ne oldugunu anlayalim Aleviliği siz galiba bir Din olarak algılıyorsunuz.Alevilik bir DİN ise o zaman bana peygamberini ve kitabının adını yazın. ne kadar insani olursa olsun kisiyi baglayan bir DIN *degilmidir ! bunu yazan ben değilim sayın turok sizsiniz. Kim neye inanirsa inansin ,kimseye inanclarindan dolayi *bir on yargi beslememamaciniz ulkeyi alevi devleti mi yapmaktadadir!. çok belli önyargı beslemediğiniz sayın turok.. neden Alevilerden bu kadar korkuyorsunuz anlamadım.. AMA *diger dinlere hakaret edip ,asagilarken *alaya alirken ayni zamanda *etnik kokenlerinden dolayi sempati besledigi bir dinin elestirilmesine izin vermemek , eletirilere tahamul edemek *bence ETIK *bir davranis degildir. sayın turok ben islama hiç bir zaman sempati beslemedim.lütfen eleştiri ve yanlış'ı ayırtedelim. iyigünler |
Re: Alevi Şeriatı
Sayin Billur *yazdiklarimdan cimbizla kelimeler secip ,birbirleri ile baglayarak anlam cikariyorsunuz ki ben bile sayenizde "acaba bunu mu yazdim " diye supheye dusuyorum
*1)Alevilik islamin bir ekolu degilmidir ! pirleri sihlari yokmudur ! * * *alevilik ateizmmidir !! ne kadar insani olursa olsun kisiyi baglayan bir DIN *degilmidir ! * * *"Burda aleviligin ne kadar insani odak alsa dahi bir DIN oldugunu soylemeye calisiyorum." * * 2) * siz : Aleviliği siz galiba bir Din olarak algılıyorsunuz.Alevilik bir DİN ise o zaman bana peygamberini ve kitabının adını yazın * * * * Ben: Aleviler muhammede inanir, aliye sevgi besler ve ibadetlerini namaz seklinde degil ama yaparlar. aleviler namaz kilmaz "salat" dua ederler. * 3) *ben :AMA *diger dinlere hakaret edip ,asagilarken *alaya alirken ayni zamanda *etnik kokenlerinden dolayi sempati besledigi bir dinin elestirilmesine izin vermemek , eletirilere tahamul edemek *bence ETIK *bir davranis degildir. * * * * siz :sayın turok ben islama hiç bir zaman sempati beslemedim.lütfen eleştiri ve yanlış'ı ayırtedelim. * * * * *ben: sizin islama sempati duydugunuzu soylemedim. * Bakin konu basligi alevilik seriati . Bir din , toplum , her zaman kanun ve yasalar icersinde yasamaya calisir. alevi toplumlarininda kendilerine ozgu bir kanun ve yasalari olmustur, Gunumuzde vardir demiyorum ki gunumuzde seriat mahkemeleride yoktur. * Ortaya konulan tarihi belgeyi sirf alevi olduklarini icin kabullenemeyen arkadaslar icin soyluyorum.Sunnilerin kendilerine sunulan tarihi belge ve hadisler karsisinda *ki tutumun aynisini burda da gordum . Benim amacim bunun altini cizmekdi . |
Re: Alevi Şeriatı
Bak arkadasim ! jayjay
* Ben alevilik ile sunniligi karsilastirmiyorum. Hangisinin daha toleransli ve insani olmasi benim icin o kadar da onemli degil. * Son baglamda aleviligin bir din oldugunu soyluyorum. Benim Altini cizmeye calistigim nokta diger arkadaslarin alevilige yapilan bir elstiri sonrasi bu kadar cellallenmesi. * *Benim "bir alevi devleti mi kurmak istiyorsunuz" sozum *turkiyede seriat devleti kurmak istiyorlar seriat tehlikesi var diyenlere gonderilen *saka yolu ile abartma bir hicivdir.. yada elestiri!) * * Sayin *sodomonun yazisindaki hiddeti ve ofkeyi *nazaran da etik kavramini *yazdim. Elbetde yazilarimda "alevi sevenler sitesi" gibi abartilmis elestiri sozleri vardir ,fakat bunlarin soylemek istediklerimin ozunu degistirecegini sanmiyorum |
Re: Alevi Şeriatı
Ben Aleviyim sayın Turok
ve siz hala Alevilik bir DİNdir diye yazıp duruyorsunuz ben burda Aleviliği savunmadım okuduğum yazıdaki yanlışı eleştirdim o kadar elbette her dinin ,her inancın doğruluğu yada yanlışlığı tartışılır bu ister Alevilik olsun ister başka birşey.. |
Re: Alevi Şeriatı
Turok cevabı yukarıda verdim daha fazla bu konuda konuşmayacağım.
|
Re: Alevi Şeriatı
Ben de cevaplarimi verdim , bende daha fazla konusmayacagim , verin misketlerimi gidiyorum!)))
* Sayin Billur * Medem kimliginizin bir parcasi olarak aleviligi kendinizde tanimliyorsunuz , en azindan aleviligin din olup olmadigini jayjay arkadasimizdan sorunuz. |
Re: Alevi Şeriatı
Sayin Billur
*Medem kimliginizin bir parcasi olarak aleviligi kendinizde tanimliyorsunuz sayın Turok bu size son cevabımdır kişiselleştirmek istemiyorum ben kimliğimin bir parçası olarak görmüyorum Aleviliği nasıl ki sizde sunniliği kendinizin bir parçası görmediğiniz gibi insanın ailesini seçme hakkı yoktur bilirsiniz ama düşüncelerinizi seçebilirsiniz ailemin Alevi olması beni bağlamaz ve keza sizinde sunni olup ailenizi bağlamadığınız gibi.. iyigünler dilerim... |
Re: Alevi Şeriatı
Sayın Turok,
Bana yazdığınız ilk yazınızdan itibaren olaya ön yargıyla yaklaştığınızı görüyorum. Burada aleviliği felan savunan yok. Nerden bu yargıya vardığınızı da anlamış değilim. İnsanlar kalkıyor düşüncelerini açıklıyor. Bu düşünceleri genelleştirmeye hakkınız var mı? Siz de kendi düşüncelerinizi belirtiyorsunuz. Olay bundan ibarettir. Kalkıp da başka yönlere çekmenin doğru olmadığı düşüncesindeyim. Bence de bu konu böylece kapanmış olsun.Sevgiyle kalın... |
Re: Alevi Şeriatı
Arkadaşlar,
ben bu alıntıyı dediğim gibi Alican Baytekin'in "Öteki Aleviler" adlı kitabından aktardım. O da Nejat Birdoğan'dan almış. Nejat Birdoğan son derece değerli bir alevi kültürü araştırmacısı. İnternetten eserleri hakkında birçok bilgi bulabilirsiniz. Ben bir liste vereyim http://www.ideefixe.com/Kitap/urun_liste.asp?kid=1099 Alican Baytekin ise Bremen ve Çevresi Alevi Dernekleri Başkanı. Alevi ve yıllardır aleviliği inceleme ile uğraşmış. Yani kaynaklar alevilere düşmanlık yapan kişiler değil, tersine alevi kültürünü savunan kişiler. Ben de aynı şekilde bir alevi düşmanı değilim. Tersine alevi anlayışının İslam'ı kabul etmek istemeyen ve eski dinlerini, kültürlerini sürdürmeye çalışan göçebe türk boylarının geliştirdiği bir din ve kültür olduğunu düşünüyorum. Ancak bunlar bizim Aleviliğin bu yönüne gözümüzü kapatmamız anlamına gelmez. Bunu tartışmak, bir grubu karalamak falan değildir. Yoksa tarihsel gerçeklere sırt mı çevirelim. Belgenin aslının olup olmadığını tartışabilirsiniz. Bunun da yöntemi var tabii. Yok, inanmam diyerek reddetmek doğru yöntem değil. Alıntıya devam edeyim ben |
Re: Alevi Şeriatı
Burç 4: Komşu ve akrabalarının evlerini, harmanlarını, ağaçlarını, ormanlarını yakanlar; köprüleri, çeşmeleri, yolları ve su kanallarını yıkıp tahrip edenler suçludurlar. Bu suçları işleyenler beş yıl boyunca pir ve cemaat huzuruna alınmaz. Yakıp yıktıkları herşeyi onarmak zorundadırlar. Beş yıl sonra, yaptığı tahribatı onarmışsa, suçlu rehberin huzuruna getirilir; rehber de suçlunun boynuna kirli bir ip geçirip eşek gibi anırtarak, köpek gibi havlatarak pir ve cemaatin huzuruna getirir. Huzurda yedi okkalık bir ağırlık boynuna asılarak otuz dakika ayakta bekletilir, sonra kırk sopa vurulup kızgın demirle el ve ayakları dağlanır. 18 akçe halife için, 28 akçe de pir hakkı olmak üzere para cezası uygulanır. Ancak bundan sonra bir kurban keserek ceme katılabilir.
Burç 5: allah’ın emriyle söz kesip kızını biriyle nişanlamış ve sonradan sözünden dönüp başkasına vermiş olanlar; allah’ın emriyle kıyılmış nikahı bozanlar ve bunlara yardım edenler suçludur. Bu suçları işleyenler altı yıl pir huzuruna alınmazlar. Komşuluk ve akrabalık ilişkileri kesilir. Bu süre boyunca hiç kimse bunlara yardım edemez, selamlaşamaz, ekmeğini yiyemez, suyunu içemez. Altı yıl sonra rehber, pislik sürülmüş bir ipi suçlunun boynuna geçirip pir ve cemaatin huzuruna getirir. Getirirken çeşitli hayvanların yerine koyarak aşağılar. Suçlu, cemaatin huzuruna getirilirken ağlar, Allah’a ve Ehl-i Beyt’e yakarır ve dua eder. Pir ve cemaat huzurunda boynuna on okkalık ağırlık sılır. 50 akçe halife, 65 akçe pir, 110 pararehber hakkı olmak üzere para cezası verilir. Tövbe ve yemin ettirilip bir kurbanla ceme alınır. Burç 6: Faizle para verenler, alanlar ve aracılk edenler; faiz yoluyla başkalarını kandırarak evini, tarlasını, malını mülkünü elinden alanlar; kumar yoluyla başkalarınınmallarını elinden alanlar “Günah-ı kebir” işlemiş olurlar. Bu suçlular altı yıl boyunca pir ve cemaat yüzünü göremeyecektir. Her türlü akrabalık ve komşuluk ilişkileri kesilecek, ekmeği yenilmeyecek, konuşulmayacak, selam verilmeyecektir. Altı yıl sonra rehbere getirilecektir. Rehber, pisliğe bulanmış bir ipi suçlunun boynuna geçirip, sırtına da 3 batman (24 kilo) yük bindirip hayvan gibi dört ayağı üzerinde yürüterek pir ve cemaatin huzuruna çıkarır. Pir ve cemaat huzurunda yeniden bir batman (8 kilo) ağırlık boynuna asılıp 45 dakika ayakta bekletilir. 45 dakika dolduktan sonra el ve ayakları dağlanır. 60 akçe halife, 70 akçe pir, 125 para rehber hakkı olmak üzere para cezası verilir, bir kurban kestirilerek ceme alınır. Burç 7: Eşini boşayıp evli ve hikahlı kadın alanlar; nikahını bozanlar ve bunlara yardım edenler suçludur. Bu suçu işleyenler 7 yıl sonra pir ve cemaatin huzuruna getirilir. Getirilirken eşek gibi anıracak, domuz gibi burnunu yere sürtecek ve 3 defa pir huzurundan kovulacak, her getirilişte aynı şeyler uygulanacak; üç kurban kesip, birini köpeklere, birini öksüz çocuklara dağıtacak, diğerini de cemaate getirecektir. Pir ve cemaat huzurunda boynuna ağırlık takılıp bir saat ayakta bekletilecektir. Ardından, 80 sopa vurulup taşlı ve dikenli bir yolda bir saat süreyle yalınayak yürütüldükten sonra tekrar huzura getirilip dili ve ayakları dağlanır. O yıl kurbanı ayrı kazanda pişirilip dağıtılır. 90 akçe halife, 100 akçe pir, 150 para rehber hakkı olmak üzere para cezası verilir, ayrıca, boşadığı kadına her yıl nafaka ödeyecektir. Burç 8: Kuran ayetlerini değiştirenler veya tersi anlamda yorumlayanlar; peygamber ve Ehl-i Beyt’e dil uzatanlar; onların emirlerini inkar edenler büyük günah işlemiş olurlar. Bunlar en büyük suçlulardır, bu suçları işleyenler 12 yıl süreyle pir huzuruna çıkamazlar. Akrabalık ve komşuluktan çıkarılır, ölürlerse cenaze namazları kılınmaz. Ekmeği, aşı yenmez, evine gidilmez, selam verilip alınmaz, herhangi bir yardım yapılmaz. 12 yıl sonra rehbere gelip, yaptığı fenalıklardan kurtulduğunu töbe ile bildirir. Rehber, suçluyu belden yukarı soyar ve çıplak yerlerine pislik sürer, boynuna da gene pisliğe bulanmış bir ip geçirip her türlü hayvani aşağılamayla pir ve cemaat huzuruna getirilir. Huzura getirildiğinde pir ve cemaat onun yüzünü görmemek için yere kapanır, Allah’a ve Ehl-i Beyt’e yakarır ve suçluyu huzurdan kovarlar. Aynı işlem üç defa tekrarlanır. Her defasında aynı şekilde getirilir. Üçüncü getirilişinde cemaatin dışında oturtulur. İki yıl kurbanı ayrı kesilerek sofilerin kurbanına katılmaz. İki yıl sonra üç kurbanla huzura gelir, biri köpeklere, biri öksüz ve fakirlere, biri de cemaate getirilir. Pir ve cemaatin huzurunda boynuna 15 okka ağırlık asılıp bir saat ayakta bekletilir. Sonra 90 sopa vurulup kızgın demirle elleri, ayakları ve dili dağlanır. 100 akçe halife, 130 akçe pir ve 30 akçe de rehbere verilmek üzere ceza kesilir. 2 yıl boyunca cemlere en arkada oturur. Ancak üçüncü yılda kurbanla birlikte cemaate katılabilir. Benim Notum: Alevilikte kutsal sayılan kitap aslında İmam Cafer'in "Buyruk" adlı kitabıdır. Bu kitabı okuyan var mı aramızda? |
Bazı arkadaşlar alevilik söz konusu olunca neden bu kadar gaza geliyo anlamış değilim, tamam alevilere ben de sempatiyle yaklaşırım ama, neden bi topluluğun kendi hukukunu oluşturabileceği akla gelmiyo? (Ki Alevi toplulukların cemaat yapısı olduğunu da hesaba katarsak) olması pek de anormal sayılmaz.
Ne yani siz Alevilerin de diğer insanlarla beraber aynı sosyal evrimini geçirmeyip doğrudan modern evrensel değerlerle evrimleşmeye başladığını falan mı sanıyodunuz? Sünnilerin de, Alevilerin de, Hristiyanların da, Yahudilerin de, diğerlerinin de geçmişin de tasvibetmedikleri şeyler olmuş olabilir, önemli olan biz bunları tekrarlayacakmıyız? |
Alıntı:
O kitabı yıllar önce okumuştum kitapta islam ile çelişen sözler bulunmakta kitabın tamamı hak verirsinizki aklımda değil.Kitap daha çok tarikat ile alakalı vede İmam Cafer Sadık ile alakası yok sadece ismi kullanılmış yazarı İmam Cafer değil anlayacağın. Kitapta Miraç konusunda Allahın Muhammed ile Alinin lisanınında konuştuğu Muhammedin Allaha sen Alisin diye hitap ettiği Allahın ben benim dediği Muhammedin ben sende Alinin lisanını buldum dediği Allahın senin kalbine nüfus ettim orada Ali sevgisinden başka sevgi görmedim dediği korkmayasın diye Alinin lisanında seslendiği filan yazıyordu.Perdeden Alinin eli filan göründüğü yazıyordu.Zaten Şia bu kitabı tamamen red eder. Kırklar meclisinden filan bahsedilir ki bahsi edilen konu başka hiçbir eserde geçmez.Muhammed öteki alemde bu meclise rastlar Allah kapıyı çal içeri gir der Muhammed kapıyı çalar içerdekiler kimsin deyince ben peygamberim der kırklar bize peygamber gerekmez sen var ümmetine der bu üç defa tekrarlanır Muhammed Allaha beni içeri almıyorlar ne yapayım deyince Allah bu sefer ben fakir bir kulum de der.Muhammed birdaha kapıyı çalar kimsin sözüne fakir bir kulum cevabını verip içeri girer.İçeride Alinin yanına oturur başta onu tanımaz.Siz kimsiniz diye sorar kırklarız cevabını alır ama otuzdokuz kişilerdir.Kırkıncısı Selmani Farisidir o an orada değildir.Cebrail bir üzüm getirir onu kap içinde ezer suyunu biri içer hepsi mest olur.Kendilerinden geçip semah dönmeye başlarlar o an Muhammed yanındakinin Ali olduğunu anlar.Muhammed Aliyi abası içine alır vucutları tek başları ayrı olur.İki nur birleşir.Böyle şeyler yazıyordu. Kitapta soru cevap tarzı öğütler vardı.Kitabı bulabilirsin öyle Ali Mushafı gibi bulunmayacak bir kitap değildir.Kitabı okudunda başka okuyan varmı diye soruyorsan evet okudum. |
:D :D Alevi şeriatından dem vuran ateistler... Pehee :DÜfürükten teyyare bir yazı ve içleracısı ama gerçek hal-i pür melaliniz :)
|
Alevilik'te şeriat yoktur, Şiilik ile Alevilik birbirinden oldukça farklı kavramlardır. Sünniliği saymıyorum bile.
|
Şeriat kavramını nasıl kullandığımıza da bağlı. Alevilikte, İslam'da olduğu gibi, köleci-rejim tarzında bir şeriat anlayışı yoktur. Ha çeşitli dönemlerde, çeşitli coğrafyalarda çeşitli kuralları elbette vardır, bu kurallar da ise temeli HAK olgusu temsil eder. Aleviliğin haksızlığa karşı tahammülü yoktur ancak cezalandırmalar da konu başlığında iddia edildiği gibi değildir veya indirgenemez. Genelde toplum tarafından dışlamak, ilgili hak yerini bulana, haksızlık yapan telafi edene ve bir daha yapmayacağına dair söz verene kadar cezalıdır. Diğer temel kural ise, kendine yapılmasını istemediğini başkasına yapmamak, haliyle bu halde bunu yapmak da suç halini alır, hukuk meselesi olur. Alevlikte affı ve telafisi olmayan ise tecavüzdür, tecavüz eden en ağır yaptırımlara maruz kalabilir veya idam edilebilir, saçma sapan ahlak-namus kavramı açısından değil, eylemin mahiyeti açısından cezalandırılır.
Cemevi toplanma yeri, cem ise toplantıdır, yani toplumun istişare günü, toplantısıdır, sorunlar, sorunlular, sorumlular ele alınır, bir nevi meclis ise diğer yönüyle de hukukidir(yani hem meclistir hem de mahkeme). Ayine ne zaman dönüştürüldü -İslam veya Mecusi etkisi olabilir, hatta İslam'da da namaz, sünnet yoktur aslında, İslam'a da namaz ve camilerin ayin(sırf robotik namaz yeri) yeri haline getirilmesi muhtemel 7. yıl ortalarında başlayıp, Musevileşme süreciyle olmuş olabilir (camiler de haftada bir gün toplanma yeridir, namaz diye bir şey yoktur sadece günde 3 vakit Allah'ı anmak, sala-va-t vardır, ki bu durum da muhtemel Musevileşmeden önceki Hristiyan etkisi, anlayışı olabilir)... İslam'a Yahudi etkisi ve Musevilik de, Mecusilik'ten hayli etkilenmiş, ancak Yahudiler Mecusiliğin ayinlerini alırken, tanrı seçimi açısından "iyi" değil "kötüyü" esas almış gibi... Elbette geçmiş yüz yıllarda bir çok katliam, baskı, zulüm ve asimilasyona maruz kalmışlardır. Mezhepler de din ve millet gibi sosyo-kültürel aidiyet-edinimlerdir, dolayısıyla çeşitli dönem ve koşullarda değişime uğrarlar. Aleviğin özünde aslında Tao(yol) anlayışı yatar, en azından Tao hakkında bir biçimde fikir sahibi olduğumuz için söylüyorum, gerçek tersi de olabilir. Taoculuğun özünde, alevilik yatar da denebilir. İsmi Alevi olmayabilir, Kızılbaş olmayabilir, hatta bir zamanlar ismi de olmayabilir(ki bu en normal, doğal halidir, sadece belirli bir dönemde belirli toplumların yaşam biçimi, kültürü olabilir), paleolitik çağ ile neolitik çağ arasında bir döneme tekabül eden bir süreci de temsil ediyor olabilir. Alevilikte, örneğin Allah'ın birliği (ki bir dönem baskılardan dolayı sır olarak saklanmaktadır), sayısal birlik değil, toplumsal birliktir. Yani tanrı her şeydir, her şeyde ve her şeyin toplamı(birliği) ile anlam kazanır. Burada kastedilen birlik budur. Onca asimilasyona rağmen Bedreddin'in Varidat adlı eserinde "ben tanrıyım diyemem", ama ben(kişi, irade, özne) tanrıyım diyemem, ama tanrı beni ademdedir -bir parçadır- diyebilirim, derken, kastettiği budur. Ancak ilgili dönemler Aleviler üzerinde sürdürülen baskı, zulümlerden dolayı muğlak, ezop dili ve sık sık İslami terimler kullanmış, kullanmak zorunda kalmıştır(ki bu açıktır, mesajlarını paragraf aralarında muğlak bir dille iletmeye çalışmış). Kısaca tanrının kendi şahsına münhasır bir varlığından, kendi şahsına münhasır bir iradesi olduğu-olabiliceğinden söz edil-e-mez. Kaldı ki tanrının kerameti kendinden menkul bir birey olduğu iddiası, balığı yüzerek Ay'a çıkarmak gibi, akıl-mantık dışı, bir argüman olurdu, kaldı ki sözde irade, öznel yeti-sıfatlar sahibi(imkansız!) bir birey var olabiliyorsa, neden O'nun dışında kalanlar var olamasın ki?(her ikisi de, kerameti kendinden menkul, muhtevasız birey -ancak öncül, özde muhtevaya bağlı gelip-geçici form-yapının nevi şahsına münhasır özellikleri-açısından saçmadır. Kerameti kendinden menkul varlık doğadır, ancak doğanın bir birey olarak irade sahibi -yani şahsına mahsus bir yığın zihinsel edinim, öznellik, özel sıfatlara sahip olduğu iddiası da, akıl, mantık, eşyanın tabiatına aykırı -zira bu sıfatları, özellikleri, iradeyi nasıl kazandı, nasıl bireyleşiyor(mümkün değil)?. Oysa varlığın, doğanın, kendiliğinden kendi şahsına münhasır bir iradesi, benliği, öznel sıfatlarından söz edilemez, sayılamaz(birdir-1,2,3- denemez), niceliğe, öznelliğe indirgenemez. O, şu, bu diye herhangi bir şey'in şahsına mahsus olarak işaret edilemez(*). Kaldı ki zaman dediğimiz kavram da doğanın değişimlerine(maddi hareket ve değişimlere) dayalı bir kavramdır, dolayısıyla bir başlangıç-başlatan mefhumundan da söz etmek de yine akıl-mantık dışı ve saçmadır. Doğa ne bir yerde ne de her yerdedir, doğa, uzay, evren namına böyle bir kriter anlamsızdır, bu ancak şey'ler nazarında anlam kazanan bir ifadedir ki, bu halde bir şey ya bir yerdedir, ya da hiç bir yerde değildir. Her yerde olan ise hiç bir yerde değildir, bir yerde olan da başka bir yerde değildir, bir şey'in yokluğu mefhumu dahi varlığı, varlığı ise yokluğu mefhumuna bağlıdır, ayrıştırılamaz. Bir şey'(!)in yokluğundan söz edilemiyorsa varlığı, varlığından söz edilemiyorsa yokluğu olmaz-anlam taşımaz, varlığı, yokluğu sayesinde, yokluğu, varlığı sayesinde anlam kazanır. (*) Ne demişti, Allah beni ademdedir(İnsandadır,insan türetimi). Asli ifade ise tanrı(doğa-yol) o her şeyde ve her şey'in birliğindedir(beraberliği), doğadır - ama daha doğrusu doğa da değildir, yoldur, yani doğanın izlediği yol -ki bu da ilişkiler, hareket ve değişimlerle anlam kazanan oluşumlara dairdir. Yol denen bu oluşuma vesile olandır(ilişki, hareket, değişim vb.)... "Aynı şekilde bütün âlemler, kâinat "özden" meydana gelmektedir ve asıl da bütünden gerçekleşmektedir. Bütün kâinat bir zerrede vardır ve buradan imân sahibi kişiler gizli sırrı an‐larlar." Şeyh Bedreddin - Varidat İlgili dönem Aleviler (ki bilenler), muğlak, sansürlü dil kullanmak zorunda kalmış, ancak asıl görüşleri paragraf aralarına gizlemek zorunda kalmışlardır. Alevilikte kutsal, tabu, sözde tanrı sözü üfürüğü kurallardan söz edilemeyeceği gibi, ilahi bir şeriat lafzından da söz edilemez. Çünkü Alevilik açısından tanrı şahsileştirilemez, kişisel irade verilemez, konuşamz, görmez, duymaz, buyuramaz, kısaca şahsına münhasır irade sahibi bir birey, kişi değildir. Ben tanrıyım(tanrı benim) diyemem, "ben tanrıyım -bütünde birlik-parçasıyım" diyebilirim. İfadede adı geçen birinci ben iradeyi temsil eder, yani özneye dair, ikinci "ben" ifadesi ise işaret eden haliyle, nesneldir. Örnek vermem gerekirse; Muhtevaca, ben maddeyim, ama madde benim veya madde bendir diyemem... İster felsefi, edebiyat, isterse de herhangi bilimsel, tarihi bir metin olsun, bizim anlayış ve algı yönünden en önemli sorunlarımızdan birisi, süreğen dile getirdiğim gibi, "-e dair, -e göre" ve "öznel, nesnel işaret,temel, dayanak, soyutlama üzerinden verilen anlamın somut zemini" kıstası-ayrımını kuramıyor oluşumuzdur. |
| Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 16:15 . |