![]() |
Neden varız?
Bu soruyu iyi niyetle soruyorum dini bir soru olarak algılamayın.
Nasıl var olduğumuzdan daha çok neden var olduğumuzun cevabı aranmalı diye düşünüyorum. Bu gerçekte bir inanç değil mantık problemidir. Siz yaşamın bir amaçla evrimleştiği ve böylece de bir tesadüf ürünü olmadığını mı düşünüyorsunuz? Yoksa tesadüfen oluşan yaşamda amaçsız tesadüf ürünü olduğumuzu mu savunuyorsunuz? Buyrun Ateist deist Agnostik ve diğer İnanç guruplarından arkadaşlar değerli görüşlerinizi almak isterim. Neden varız? Neden yaşamak zorundayız? Bir tesadüf ürünümüyüz? |
Yaşamak için var olduğumu düşünüyorum.
Başkaca bir Amaç aramaya, var oluşumu bir felsefeye, deruni bir bilgiye v.s. oturtmaya da hiç gerek duymuyorum. yaşıyor muyum? yaşıyorum. İslamiyetten çıktıktan sonra yaşamayı daha da çok sevdim, daha çok şey ürettim, yaşadığım dünyaya izimi bırakma kararlılığım arttı. |
Alıntı:
Sevgi meleği, Neden varız, neden yaşıyoruz bilmiyoruz. Mecbur olduğumuz için yaşıyoruz desek bu sefer neden mecburuz sorusu karşımıza çıkıyor. Herkes yaşama bir anlam arıyor, zaten yaşamın sabit bir anlamı olsaydı kimse anlam aramayla uğraşmazdı. Yaşam/evren/varoluş herkesin bireysel açıdan keşfetmesi gereken, tek başına keşfetmesi gereken bir mucizedir diyebiliriz. Çünkü herkes farklı bir evren ve o farkı kendisi yakalamalı kendi sonsuzluğunda kendi özgürlüğünde bulmalı onu. Yaşam hepimiz adına ayrı ayrı keşfedilmeyi bekleyen bir sürprizdir. Henüz keşfedilmemiş olması bu sürprizi daha cazibeli hale getiriyor. Eğer yaşam bir kişinin keşfedip diğerlerinin onu takip etmesi gereken bir şey olsaydı onu birileri keşfederdi ve geriye kalan muazzam kalabalık keşfedecek bir şey kalmadığı için can sıkıntısından patlardı iyi ki öyle değil değil mi? Hepimizin önünde sonsuz bir okyonus var ve yol yok nereye gidersen orası yol oluveriyor. Ne ile karşılaşacağın hakkında bir ipucu bile yok yaşamı keşfetmenin güzelliği bu olsa gerek. Bir de biz yaşamın anlamını kovalarken ölümünde arkamızdan bizi kovalıdığını biliriz ve heyecanlı, korkulu, sevinçli ve sonsuz sevginin hissedildiği benliğin yok olduğu çoşkulu kovalamaca çıkar ortaya. Ve ne kadar geç keşfedilirse o kadar çoşku heyacan sevinç dolu bir hal alır kanısındayım maksat heyecan bitmesin aşk her geçen gün büyüsün... Umarım yaşamın anlamını hiçbir zaman bulamazsın, bu çoşku dolu merakın ve sevinç dolu heyecanın sonsuza kadar devam eder :). Ne olur heyecan bitmesin... |
neden varız?
bir ağaç, bir böcek, bir meyve neden varsa o yüzden doğa bizi bu şekilde bir canlı formu olarak ürettiği için varız amacımız dünyada türümüzü devam ettirmek |
Alıntı:
hayatta kalmak için yaşamak zorundayiz tesadüf ? bu ilkel düşünce sebep dünyadaki sehirlerin benzeri sistemlerin insan tarafindan yapildiğin var sayarsak bişey bizi inşa etmiş olmali ? |
varız çünkü, varoluş kendini böyle gerçekleştiriyor.
varız çünkü, varolmak, varlığın ayrılmaz bir niteliği. |
1.Bir tesadüf ürünümüyüz?
2.Neden yaşamak zorundayız? 3.Neden varız? 1. yaşam olmasaydı tesadüflere inanırdım ordan oraya savrulan taşlar patlayan galaksiler vs vs ama yaşam var elimizde bastığımız klavye tuşlarıyla bu forumda iletişim kuruyoruz bu kaosu kontrol etme çabasıdır yaşam zinciri o kadar kapsamki ve detaylıki tesadüf biraz banal kalıyor 2. ACI ÇEKMEMEK İÇİN şöyle anlatayım yaşamımıza son vermek için nefesimizi tutup beklemek ve yaşamıza son verme fikri bile bir kaç dk sonra çöpe gidiyor çünkü yapamıyoruz benliğin sonsuzlukta kaybolma fikride ağır basıyor 3. can alıcı soru bu aslında bunu kendimize sorarken dinlerden ve toplumdan sıyrlmamız gerek ne kadar derine inersek inelim varlığımıza toplumsal bir neden bulamayız ama bireysel bulabiliriz neden varız sorusu dünya üzerinde yaşayan insan sayısı kadar farklı cevap içere bilir saygılar.. |
Neden yaşamak zorundayız? - Melek
İkinci sorunun cevabını şu başlıkta aramıştık. Yazılanlara göz atabilirsiniz. Bu başlığı da sevdim doğrusu. Uygun bir fırsatta ben de düşüncemi dile getireceğim. |
bunu sorabilecek bilince eriştiğimiz için varız ... eğer bu bilince erişmesek sorgulamaz doğar , yer içer , sevişir , ürer sonrada ölürdük
|
Alıntı:
|
sorun yok ama iç güdüsel şeyler , 10.000 yıl önceki insanın neden varız diye sorduğunu düşünmediğim için öyle cevap verdim yani soru olmasa bunu düşünmeyecektik , varlığı neden nasıl sorgulamayacaktık , aslında hep vardık ama sorgu yoktu...
|
evrenin bir parçasıysak evrenin kendini tanıması diyebilirim :) bilinci ortaya çıkaran ne önce onu bilmek gerekir bu soruya cevap verebilmek için. sadece canlılığın oluşması önemli değildir. çünkü canlılık koşulların uyumu neticesinde her yerde oluşabilir. örneğin X galaxinin X güneş sistemindeki X gezegeninde de canlılar ve hayat var olabilir ama acaba bilinç var mı? önemli olan bu. yani bilinç neden nasıl oluştu? bana göre cevabı evrenin kendi içinde. yani bir bakıma diyebiliriz ki evren kendini tanıyor.
|
Alıntı:
Alıntı:
Alıntı:
Bu gerzek sorular felsefik mastürbasyondan başka sonuç vermez. Bu soruları sorabileceğini(ve cevap alabileceğini) sanmak da kesif bir egoizm örneğidir. Her kim varlığın biyolojik sorumluluğu(üreme) dışında cevap veriyorsa(yok sınavdayız, yok enerjiyiz, yok Türk varlığına armağan olsun diye, vs...) yalan söylüyor. Beyninin elektriği kesilmeden ne yapıyorsan yap. Akabinde, bunun dışındaki varlığın bir avuç pamuktan ibaret olduğunu göreceksin. |
Doğru soru 'Neden varız?' sorusu değil, 'Niçin varız?' sorusu olması gerekiyor.. Sırf bu karmaşıklık sebebiyle sorulara verilen yanıtlar da farklılık gösteriyor.
Çünkü 'Neden' kelimesi bir 'sebep' belirtirken, 'Niçin' kelimesi bir 'amaç' belirtiyor.. Başlıktaki soruda da, 'Varoluşumuzun amacı/gayesi' gibi konulara değinildiği için, 'neden/sebep' gibi konulara değinmek bu konu için anlamsız görünüyor. |
Alıntı:
|
Alıntı:
turandursun.com gibi bir siteye bunca ay girip, konular açıp, başkalarının konularına dahil olduktan sonra hala bu tip sorular yöneltmek? Şuraya bir akvaryum balığı getirip "oku, öğren" deseydim eminim bir zaman sonra sizden daha derli toplu sorular sormaya başlardı. İnsanlar size bir şeyleri anlatmaktan, ifade etmekten yoruldu, siz saygısızca hem okumayacağınızı hem de sorularınıza yanıt verilmesi gerektiğini savunuyorsunuz. Üstelik birileri artık usanıp da "alaylı" cevap verdiğinde de hemen garip bir "hah inançsızlar, siz hep böylesiniz" tavrı. Her iki ayda bir yeni klonların türeyip aynı şeyleri yaşamamızda cabası. Azalarak bitin artık yahu. |
Alıntı:
Bir şeyleri anlatmaktan yorulduğunuz için mi yazıyorsunuz yazmayın madem yoruldunuz muhatap olmayın bir konu açılmş beğenmiyorsanız girmeyin yorum yapmayin. Saygıdan bahsederken saygısızlık yapıyor özgür düşünceden bahsedip farklı düşüncelere tahammülsüzlük gösteriyorsunuz. Amaçsızlık ne demek neden varım sebepsiz mi oluştum restgele düzen olabilir mi? Bunlar bana göre sorulması gereken gayet mantıklı sorular cevabını arıyorum neden bu soruları sorabilecek derecede bir beyine sahibim bunları düşünmek mi mantıksızlık. Hakikaten mantıksızlık=ateizm.. |
Alıntı:
Son cümlen ise hiç hoş değil insanları genelleme olarak böyle aşşağlarsan(kişsel aşşağlamada hiç hoş değil) insanlar sana öyle davranır. Mesela el-kaide ile bir görünmek ister misin? Ya da taliban? Sana şimdi sırf insanların inançlarından dolayı öldürüyorsun yada bu ölümleri destekliyorsun desem nasıl karşılarsın? İslam=1300 küsür yıllık antika kuralları ile işleyen insan hakları diye bir şey tanımayan din... |
sevgili melek, şöyle düşün; diyelimki bir başka gezegen bulundu ve bizleri oraya taşıdılar. sence dünya şartlarına alışmış bir insanın ve diğer canlıların hobadanak o ortama ayak uydurmasını bekleyebilir miyiz? cevap basit, tabiki hayır. neden? çünkü bu şartlarla yoğrulmuş şekillenmişiz ta 3,5 miyardan bu yana ve bu böyle devam edecek. yani senin mükemmel diye tabir ettiğin bu sistemde hobadanak oluşmadı. bu düzen bile evrimleşti ve en son bu haline geldi ve gene devam edecek değişmeye. nitekim dünya bir buzul çağına girmeye hazırlanıyor. bunun etkileri görülmeye başladı bile gerek sel felaketleri gerekse hortumlar veya fırtınalar veya başka bir doğal süreç. bu şu anlama geliyor, gelecek nesiller bu oluşan şartlara göre şekillenmeye devam edecektir. tabiki edebilen "ya bu deveyi güdersin ya bu diyardan gidersin" :) ki büyük felaketler karşısında canlılar korunmasız, dolayısıyla canlıların çoğu yok olacaktır. geçmiş zamanlarda bu durum gözlenmiştir. neticede bu dünyanın şuan ki şartları bu dönemde yaşayan canlılar için iyi çünkü bu ortama göre evrilmişiz, dolayısıyla mükemmel olarak algılamanız bundan başka birşey değil.
|
Alıntı:
Varlığın özel bir nedeni olmak zorunda değil çünkü gaye iradi bir şeydir. öyle olursa yokluğunda özel bir nedeni olmalıdır ki varlık ve yokluk ötesinde konu itibariyle nasıl hayal kurabilirsiniz? İlla bir amaç, neden aslında bir irade, gaye aramak hem mantıksız hemde çıkmazdır. bu sefer o iradenin varlığının sorgulanması gerekir ki, aynı sorular zincirleme ve sonsuz devam eder, saçmalığa dönüşür. İşin kısası, varlığa amaç aramak ve varlığı amaçsal bir ürün olarak görmek hem mantık hatası içerir hemde gereksizdir. Birisi nesnel diğeri ise zihinsel, iradi, hayali... Bir örnek vereyim... Korkulukların AMACI nedir? Eminim bir çok insan heleki dini argümanla yetişmiş insanlar anında şıp diye cevap verirler. - Kuşları kaçırmak, tarlayı korumak! Oysa korkuluğun böyle bir amacı yoktur, bu amaç size ait ve korkuluk sizin için bir araç... Daha hala, korkuluğun amacını sormak anlamlı mı şimdi? Bilmem anlatabildim mi? Yaşam özel bir amaçla evrimleşmiş değil, ne bulursa onu yer. yukarıdaki cevap yeterlidir. Tesadüf dediğimiz indirgenebilir bir şeydir. O yüzden tesadüfü genele yayıp birde anlamını çarpıtıp bir kelime-akıl oyununa çevirirsek bir anlamı kalmaz. Dünyanın güneş ile arasındaki mesafe planlı, programlı değildir, o halde nedir?Tesadüftür... bence kavramları iyi öğrenmek gerekiyor, yerli yerinde olmadıkça anlamlı olmazlar... |
Alıntı:
Senin zihniyetine bir cevap vermenin benim açımdan bir getirisi yok belki, lakin forumu benim dışımda okuyup bir şeyler algılamaya çalışan insanlar da var. İnsanlarla ciddi ciddi nasıl dalga geçtiğini, aslında amacının buraya gelip zaman öldürmekten, jimnastik yapmaktan başka bir şey olmadığını görmelerinde yarar var. Ha bu arada, "farklı düşüncelere tahammülsüzlük ediyorsunuz" deyip düşünce özgürlüğünden bahsedecek, bunun ahkamını kesecek son kişi sensin. Dişine göre müslümanlarla gruplaşıp, size bir şeyler anlatmaya çalışan insanlarla "bırak anlamaz bunlar, kalpleri mühürlü hehehe" geyiği çevirdiğinizi de benim söylememe gerek yok. Bunları duyunca da, her zamanki gibi sinir nöbetine girip, yönetimi göreve çağıracaksınız, istifa dilekçenizi vereceksiniz falan filan. :) |
En dogru izahi khaos vermis; var oldugumuz icin variz, var olmasaydik yok olacaktik.Var olanin neden varim demesi, yok olanin neden yokum demesi gibi birsey. Yok olan bir sey, neden yokum diyebilir mi? Olunce, beynimizin faliyeti durunca hersey bizim icin yok olacak, ayni var olmadan onceki gibi.
|
Alıntı:
Guruplaşmak böyle bir şey yok.Ben buradaki hiç bir müslümanla hakkınızda bu şekilde konuşmadım konuşmamda.Bir insana söylenebilecek en ağır ithamlarda bulunan sizler tepki verince dalgaya alıyorsunuz. Aslında bütün bunların artık benim için bi önemi yok.Çünkü sizleri gayet iyi tanıyor ve anlıyorum..:) Alıntı:
Siz korkuluğun insan makine her hangi bir irade olmadan kendiliğinden oluştuğunu dolayısıyla amaçsız araç olduğunu iddia ediyorsunuz. Farkımız bu secgili spartucaus. Dünyanın güneş ile arasındaki mesafe planlı, programlı değildir, o halde nedir?Tesadüftür... Planlı ve programlı değilse rastgele demektir. Böylesine bir düzen rastgele oluşabilir. Dna daki o şifreler rastgele oluşup rastgele dizilebilir mantık budur! Alıntı:
Varlığın olmadığı yerde yokluk söz konusu olabilir; ama yokluğun olmadığı yerde varoluş kendini devam ettiremez. İkisi bu yüzden tek bir gerçekliğin iki farklı yüzüdür; ama aynı şey değillerdir. Ben yokluktan geldimse ve yokluğa gideceksem neden var oldum sorusunu sormam en doğal hakkım değilmidir sevgili Vartor bu soruda abes olan nedir? |
Alıntı:
Alıntı:
Karşındaki insanları, -en azından tartışırken- sürekli küçük görme ve acımayla yaklaşma eğilimindesin. Ben bunu yadırgamadığımı, bunların senin inandığın değerlerden geldiğini düşünüyorum. Öyle ya, Allah'ın maymun olup yanacaklar, cehenneme odun olacak dediği zümreyi sen ne sıfatla karşına alıp konuşacaksın, tartışacaksın. :) |
[QUOTE=_melek_;412879Dna daki o şifreler rastgele oluşup rastgele dizilebilir mantık budur!QUOTE]
evet aynen öyle sevgili melek, rastgele dizilimlerin ürünüyüz hoşunuza gitsede gitmesede. |
Alıntı:
Kime sorsak korkuluğun amacı nedir? Genelde amacının kuşları kaçırmak, ürünleri korumak olduğu söylenir. Oysa korkuluk böyle bir amaca sahip değildir. Ne değildir? korkuluk... Buradan ne çıkardın? Amaçsız araç olduğunu ifade etmedim, amaç kavrayışına basit bir örnek verdim. Korkuluğun bir amacı yok, o amacı sen İRADİ olarak yüklersin, bu kendi kendini kandıracağın anlamına gelmemeli. Aynı iradi yüklemeyle bu yanlış mantıkla, tanrılar yaratırsın eni sonu, alır uyduruktan her şeye hayali, kurgusal(spekülatif) biçimde yüklediğin amaçlarına araç edersin, bunu da bir şeyleri bilmek çözmek sanırsın, ama hiç bir şeyi çözmüş değilsindir, aksine tam tersi körlemeyi başlatmışsın, algılarını da kapatmışsın demektir. Tanrı bilinçsizliğin bir kılıfı, senin aracındır başka bir şey değil ve oyuncağın. Yine soracaksın eminim korkuluğun amacı ne diye, yok bir amacı, amacı olmak zorunda değil, o amaç ona ait değil. Olmayan bir şeyi(iradi bir gayeyi) sormak saçma değil mi? değiştir farketmez, bilmem kaçıncı ayın, kaçıncı günü yağan yağmurun amacı neydi acaba? Bu saçma olur, bilmem hangi ayın hangi günü yağan yağmurun bir amacı olmak zorunda değil, dahi amacı da yoktur, doğal koşul nerede oluşursa, olayda oarada gerçekleşir. Ne sana ne de senin amaçlarına, kurgu yada senaryolarına bağlı değildir. Dünya nın yaşama uygun olması milyarlarcanın içerisinde bir olasılıktır, bu olasılıkda, rastgeledir ve evren dinamiktir, dolayısıyla o dinamiklik ve hareket içerisinde milyarlarca olasılık gerçekleşir ya da yeni olasılıklar varolagelir, tüm bunlar doğaldır, olasılıklarda dinamiktir-bağlıdır. Yoksa sen mi gittin, parmağınla işaret edip, milyarlarca yıldızın olduğu evrende, işte şurası dünya orada yaşam olsun dedin? Milyarlarca yıldız ve onca olasılık arasında sana ne gerek vardı? Gerçi yine ifademi anlayamadın, tesadüf indirgenebilir bir şeydir, farazi genelleyemezsin. Örneğin varlığın varlığı neden? acaba tesadüf olabilir mi gibi bir soru anlamsızdır, böyle bir soruyu sormak için varlığın dışında kaçyüz tane olasılığın vardıki buna tesadüf yükleyebilesin. kaldı ki tesadüfler varlık içredir. Heleki ortada bir düzen olduğunu iddia etmek aynen dün masalımsı argümanlar üretip, bilime ahkam kesen cüppelilerin, içine düştüğü içler acısı mevzulara benziyor. İnsan daha dünyanın güneş etrafında dönüşü, kendi ekseni etrafındaki dönüşü, dönüş açısı, kutuplar arası açıyı hesaplayıp bilmem kaç bin yılda bir neler olacağını(dünyanın yalpa vurması) hesaplarken (buzul dönemleri vs) hala Antik çağdan kalma, evin eşiğinden sağ adımla mı çıksam, sol ilemi dünyasında, Zeus senaryolarıyla sorulan soruların, akıl oyunlarının ne değeri var? Sen hiç prokaryot yaşam diye bir şey duydun mu? Daha önce defalarca bir kör mantığı ifade ettim, yine edeyim; Sayısal lotonun bir kişiye çıkması 5.000.000 da bir ihtimal olsun(5 milyon oynamış 1 kişiye çıkmış...). Bu olasılıktır. 5 milyonda birden birine çıktığında bu tesadüf olur, o kişinin çerçevesinden bakarsak sayısal lotonun ona vurma olasılığı %100 olmuştur!!! Diğerlerinin gözünden bakarsak bu 5 milyonda bir olasılıktır. şimdi 5 milyonda bir olasılık tesadüf olabilir mi diye soruyorsun, bu saçmalıklar ve akıl oyunlarının sahte yanını kavrayamıyorsunuz, birde örneğin o kadar kavramamışsın ki soruyu bana soruyorsun :) Melek 5 milyonda 1 ihtimal varsa o kadar da oyuncu var, anladın.... Bu işin mantıklı tarafının izahı olsun. yaşam içinde zaten olasılığı gerçekleşmiş bir forma bakıp geriye dönüp yaaaaaa kaç milyarda bir olasılıktır bu demek;;;;;;; sayısal lotonun vurduğu adama bakıp, bu 5 milyonda bir olasılıktır, sana nasıl vurabilir, olamaz bu, imkansız, bu işte tövbe bir Zeus var demek dar kafalılıktır... Akıl oyunu bunlar, zerre bilinç, mantık, bilimsel öngörü taşımaz, 6-10 yaş arasına hitap eder. |
Melek güzel yerden vuruyor. Ne yaparsak yapalım en yumuşak karnımız neden sorusudur?
İlk başta tanrı yoktu. Ne zaman insan soru sormayı öğrendi, cevap arkasından yetişti. Dünyanın değişik yerlerinde, ilkel yada modern olsun soru-cevap sürekli vardır. Melek şunu es geçiyor. Mesele soruda değil. Verilen cevaplardadır. Şahsen benim tanrı ile bir problemim yok. Hayal dünyamızın bir nesnesi olabilir. Hatta sanatın edebiyatın birer figürüde olabilir. Mesele şüphedir. Şüphe ya yoksa ya kandırılıyorsam. Canlı varlıkların kurbanları için kullandığı en iyi numaradır tuzak. Bir canlı şüphe ile tuzaktan kurtulur. Mesele neden sorusu değil, verilen cevaptır. Evet neden varız? Cübbeli jet ski ye binsin diye mi? |
Alıntı:
Alıntı:
Müslüman olmayana zulmetmek incitmek müslümanı incetmekten daha tehlikeli olduğunu ve savaş harici müslüman olmayanın öldürülmeyeceğine dair hadisler mevcut bunu size hatırlatırım inandığım değerler bana bunları öğretiyor. [QUOTE=TUBA;412885] Alıntı:
Alıntı:
Sevgili spartacus korkuluk bir amaç için yaratıldı değil mi hem fikiriz ona bir amaç yüklendi aynı şekilde insanda öyle. Korkuluğun ortaya çıkması bir olasılık ve raslantısal değildir onun bir yaratıcısı vardır ve O yaratıcı ona amaç yüklemiştir. İnsanın ortaya çıkması bir raslantı ve olasılıklar sonucu değildir Onun bir yaratıcısı vardır ve ona amaç yüklemiştir. Siz korkuluğun raslantısal ve olasılıklar sonucu ortaya çıkabileceğini kabul etmezken insanın raslantılar sonucu ortaya çıkabileceğini nasıl kabul ediyorsunuz? Raslantı ve olasılıklardan bahsettiğiniz için soruyorum önce bunu bi açıklarmısınız? Amaçsız araç olduğunu ifade etmedim demişsiniz oysaki amaçsız araç olduğunu savunan yine sizlersiniz Tanrı'yla ilgili sorduğunuz "neden" sorularında ulaşmayı hedeflediğiniz cevap bir "amaç" iken, doğayla ilgili olanlarda "neden" kelimesini "nasıl" anlamında kullanıyorsunuz. Burada bir tezatlık yok mu? Sizin Tanrının şu emri verirken amacı neymiş sorunuza karşılık eğer doğrudan bi bilgi yoksa dürüstçe bilmiyoruz diyoruz. Yerçekimi kanunundan girelim."Neden" madde maddeyi çeker diye sorunca bir cevabı yok. Yani bilimsel açıklama işin "madde maddeyi neden çeker" sorusuna bulduğu cevabı "artı eksiyi çeker" gibi bir yargı cümlesine indirgedikten sonra bile "peki neden artı eksiyi çeker deriz" ve tıkarmıyız yolu tekrar. Bu şekilde yolu tıkamış değil, tam tersine açmış oluyoruz aslında. Elde edilen cevaplar yeni soruları doğurabilir ve harika bir şey bu; ortada cevabı bilinmeyen bir sorunun kalmaması son derece talihsiz bir durum olurdu kanımca. İşin içinden çıkamıyoruz diye neden soru sormayı bırakmalıyız?Gerçekten uğraşamayacak kadar tembel miyiz yoksa bulacağımız cevaplardan mı korkuyoruz? |
Sevgili Melek,
Bana kalırsa Spartacus'un "amaç/araç" konusunda ne demek istediğini pek anlamamışsınız. Korkuluk bir "amacı" olduğunu biliyor ve ona göre mi davranıyor? Korkuluğa "senin korkuluk olmandaki amaç ne" diye bir soru sorulabilir mi? Korkuluğa o amacı yükleyen onu imal edendir. İmalatçısının ona yüklediği amaç için korkuluk bir araçtır. Üsttekileri insana uyarlarsak, korkuluk=insan benzetmesi yapıldı. Tanrının bir amacı var ve bu amacını gerçekleştirmek için insanı araç olarak kullanıyor. Şu durumda, insana Tanrı'nın yüklediği amacı insana değil imalatçısı olan Tanrıya sormak gerekiyor. Sparta'nın sayısal loto benzetmesini ise bence anlamaya çalışarak tekrar tekrar okuyun; Milli Piyango İdaresi 1/5.000.000 olasılıkla sayısal loto isabet eden kişiye o parayı verecek mi, verecek. Bu şanslı kişinin bu parayı kazanmasını sağlayan nedir? Farklı fanuslarda bulunan topların fanus dışına çıkanlarının oluşturduğu grup. Fanus dışına çıkan toplarda bir bilinç olduğunu söyleyebilir miyiz? Yoksa tamamen rastlantısal olarak mı o toplar fanusun dışına çıkmakta. Ve dahi biz bu toplara "Sn.X'e bu piyangoyu kazandırmanızdaki amaç nedir? Niye Y'nin elindeki numaralara göre dizilmediniz? diye sorabilir miyiz? |
[QUOTE=_melek_;413083Bazen içimden geçmiyor değil keşke öyle olsaydı demek ama mantığım bunu kabul etmiyor.Siz hayatın bir mucize eseri ortaya çıktığına inanıyorsunuz.[/QUOTE]
sevgili melek inanmıyorum, biliyorum. keşke sizde birazıcık evrimle ilgili bilgi edinsenizde bilen sınıfında olsanız. |
Alıntı:
Sadece şu cümlede bile yoğunlaşsan doğruları bulursun. Ölümü kabullenememe, ardında birşeyler bırakma dürtüsü... |
Alıntı:
|
Alıntı:
Hangi "doğruyu" bulmam gerekiyor? Kime göre doğru, hangi zamana göre doğru, hangi coğrafyaya göre doğru, hangi kabileye / millete / milliyete göre doğru? |
_melek_, seninle tartışmayı sürdüremeyeceğim. Sanırım genel geçer mevzular için dahi iletişim güçlüğü çekiyoruz.
|
GALİLEO'NUN SUÇU
Sen, Galileo, Floransalı merhum Vincenzlo Galilei'nin yetmiş yaşmdakl oğlu, 1615'de Kutsal Makama, bir çoklarınca öğretilen yanlış bir öğretiyi yani güneşin hareketsiz olduğu ve evrenin ortasında yer aldığı ve dünyanın hareket ettiğini ve ayrıca kendi çevresinde döndüğünü doğru kabul ettiğin ve ayrıca aynı öğretiyi öğrettiğin öğrencilerin olduğu ve gene aynı konuda bazı Alman matematikçilerle yazıştığın; ayrıca güneşin lekeleriyle ilgili bazı risaleler yayımladığın; Kutsal Metinlerden çıkartılan itirazlara yanıt verdiğin; sözkonusu Metinleri kendi anlayışına göre tevil ettiğin; ve daha önce öğrencin olmuş birine yazdığın mesleki mektubun çıkartılan kopyasına göre Kopernik'in hipotezini savunarak buna Kutsal Metinlerin gerçek anlamı ve yetkesi aleyhinde bazı önermeler eklediğin için şikayet edilmen üzerine (bu Kutsal Mahkeme düzensizlik ve fitneciliği önleme ve böylece Kutsal inancın zayıflatılmasmın devam ve artmasına karşı çıkma isteğinde olduğundan) Kutsal ve Yüce Efendilerinin, bu yüce ve evrensel Engizisyonun Kardinallerinin isteğiyle, güneşin durağanlığı, ve dünyanın hareket ettiğine ilişkin iki önerme İlahiyatçı Çözümleyiciler tarafından şöyle çözümlenmiştir: 1. Güneşin evrenin merkezi olduğu ve yerinden oynamadığı önermesi saçmadır çünkü felsefi olarak yanlış, biçimsel olarak sapkınlıktır; çünkü açıkça Kutsal Metinlere aykırıdır. 2. Dünyanın evrenin merkezi olmadığı, hareketsiz olmadığı, hareket ettiği ve aynı zamanda kendi çevresine döndüğü önermesi de saçmadır, felsefi olarak yanlıştır ve ilahiyat açısından değerlendirildiğinde en azından inanç yönüyle hatalıdır. Dolayısıyla... Efendimiz îsa Mesih ve Onun İzzetli Annesi Meryem'in kutsal adını anarak, son hükmümüz olarak karar veriyoruz ki...: Karar, yargı ve iddiamıza göre sen, sözü geçen Galileo... bu Kutsal Daire üstünde sapkınlığa düşmüş olduğuna dair şiddetli kuşku yarattın, yani, yanlış ve Kutsal Metinlere aykırı olan güneşin evrenin merkezi olduğu ve doğudan batıya hareket etmediği ve dünyanın hareket ettiği ve evrenin merkezi olmadığı öğretisine inanarak ve bunu savunarak, ve gene Kutsal Metinlere karşı olduğu kararlaştırılıp sonunda benimsendikten sonra bu görüşün olurluğunu savunup destekleyerek ve sonuç olarak bu tanımın suçluluğuna ilişkin kutsal yasaların ve öteki genel ve özel tüzüklerin koyduğu ve resmen açıkladığı bütün sansür ve cezaların hedefi oldunuz. Söz konusu hata ve sapkınlıkları ve Katolik ve Papalık Roma Kilisesine aykırı bütün öteki hata ve sapkınlıkları Bizim önümüzde yürekten gelen biçimde ve içten gelen bir inançla suçlayarak inkar ederek lanetlemeniz ve inkar ettiğinizi açıklamanızla duyduğumuz Memnuniyetle... Alıntı JOSEPH CAMPBELL YARATICI MİTOLOJİ TANRININ MASKELERİ s.579-580 oda alıntı olara k J.J.Fahie.GalÜeo.Hte Life and Work (Londra:John Murray, 1903),s.313-14. alıntılamış... Alıntı aslında başka bir başlığın konusudur. Ancak düşleri gerçek sayan, düşüncenin önüne set koyan bu hokabazlık tanıdık. İlkin bir düşde görünür. Sonra sahte bir gerçekliğe bürünür. Düşünce belkide düşde gördür de, her düş gerçek değildir. Alıntıyı asmamda ki asıl sebep kitaptaki bölümler içerisinde tanrının Ölümü bölümünün bu alıntı ile başlamış olmasıdır.Forumda bu bölümü açan üyenin amacı da bu soru ile tanrıyı ispat etme arayışına giriyor. Bilimin binlerce kez sorduğu ve mahkum ettiği bir düşünceyi bize satmaya çalışıyor. Tanrı madem herşeyi biliyor da dünya hakkında ki gerçeği niye saklıyor. Bizmi salağız, yoksa salak yerine mi konuyoruz. |
Alıntı:
Alıntı:
Akıllı o halde ne demeye korkuluğun amacını sorguluyorsun, korkuluğun amacı yok ki! O amaç kimin? Senin! O halde şimdi madem amaç, amaç diyeceksin, şimdi kimi sorgulamalı? Ne yapacaksın insanı kim yarattıyı, varlığın amacını! Bu amaç onlara ait değilki! O zaman neyi sorgulayacaksın amacı olduğunu iddia ettiğin şeyi, o halde söyle o kimin amacı? Anlamamak için fare ve kapan diye bir yapboz kuruyorsun, bir kezde anlamak için bak, korkma cehennemden, O'nuda Allah yarattı, o halde nasıl oluyorda korkuyorsun? neylerse güzel eyler, Cehennem olsa bile. din ile inanç arasındaki farkı bilmek gerekir, din politik bir ezber, bir cendere, sıkar da sıkar başka bir şey vermez, inancınızı alır, onu kullanacağı bir alete dönüştürür. Cehennemi dilemeyen Cennete gidemez, eğer inancın anlamını bilseydin tabi... Alıntı:
Bak sana soru soracam ama kendim cevaplayacam, ya cevap veremeyeceğini ya da soruyu bulandıracağını bildiğim için... Şimdi dünyada her şey Allah'ın yarattığı gibi midir? Sen evet diyeceksin, yani amaca uygun. Peki Asya kıtası daha önce neredeydi diye soracağım? Sen Allah nereye koyduysa oradaydı diyeceksin. Peki koyduğu yer şimdi bulunduğu yermiydi diyeceğim evet diyeceksin. E o halde buyur bak eskiden neredeymiş diyeceğim ıyyyy bilim diyecek hemen kaçacaksın... Ya da Allah yerini değiştirdi diyeceksin bende neden eski yerini hatalı mı koymuş? diye soracağım. Tamam kabul diyecem, o halde madem düzen var depremler neden oluyor? Sen ne diyeceksin? İlla bir amaç yüklemen lazım başka türlü düşünemezsin! Allah diyeceksin insanı cezalandırıyor! O'nun için deprem oluyor, desene düzen mükemmel değilmiş! Mükemmel düzende cezanın, yok cehennemin vs işi ne, yolunda gitmeyen bir şeyin işi ne... Mükemmel düzende depremin işi ne, madem düzen mükemmel? Japonyaya gücü mü yetmiyor Allahında garibanları depremle cezalandırıyor, helak ediyor, yoksa Japonlar müm'in mi? Yok bu sefer yıldırımlar neden olur melek diyeceğim, hmmm bir amacı var diyeceksin. nedir diyeceğim, amaç yüklemeden düşünemezsin ya, Allah kötüleri onla çarpıyor diyeceksin... Ahh bu hurafenin diyeceğim ama para etmeyecek, o zaman paratoneri bulan Allah'la güreş mi tutuyor diyeceğim.... kaçacaksın. Gördün mü, bu sorular, bu dil ne kadarda basit geldi sana değil mi? İşte bu saçmalığın nedeni, saplantı haline getirdiğin şartlanmışlığındır. Ve sorduğun sorularına riyakar davranıyor olman, akıl oyunu yapıyor olman. Bilmem anlatabildim mi, neden akıl oyunalrını bırakmıyorsun, gerçekten ufkunun çapını ölçmeden başkalarının ufkunu bilebileceğini mi sanıyorsun? Böyle akıl oyunlarıyla, ufkunun, ayağından ve burnunun ucundan öteye gidebileceğini mi sanıyorsun? Hiç bir şeyin amacı olmak zorunda değil, bu sözün bile. İlla her şeyin amacı olacak diye bir şey olamaz, varlığın amacı olmaz, varlık indirgenmiş bir şey değildir, amaç da raslantıda indirgenebilir bir şeydir diyorum. Daha hala anlamamak da ısrar ediyorsun. Sen saman ile odunu birleştirip korkuluk yapabilirsin, ama yarttığın bir şey yok, bir amacın var ve uygulamak istiyorsun, ne samanın ne de odunun böyle bir amacı yok. Yaptın korkuluğunu, ne edersen et, o amaç korkuluğa ait değil, sana ait. Şimdi buradan yola çıkarak oluşturduğun korkuluk ne ise yarattığın tanrıda odur, o senin amacının bir aracı, bir nedeni, hatda kimilerinin elinde(amaçları için!) bir oyuncak, kabul etsen de etmesen de. peki ya irade dışı ve amaçsız doğal hareket, değişim, oluşum, dönüşüm, işte bak ilk paragraf da açıkladım, bunun için hiç bir şeyin bir amaca gereksinimi yok, zaten amacı yok. Varlık kelimesini kullanırken, sorarken neyi sorduğunu bilde sor, indirgenmiş akıl oyunlarının bu kelimede işi yok... |
spartacusün yazdıklarını, bildiklerinin perdelemesiyle değil sade bir kafayla okursan soruna yanıt verilmiş olacak melek. bir de ben başka yöntemle söyleyeyim:
Neden varız?: Annemizle babamız sevişmişler, spermdi, embriyoydu derken oluşmuşuz. Bizi biz yapan, benliğin varoluşu, bilincin varoluşu aşamalarını tamamlayıp şu ana gelmişiz.(Benlik ve bilinç anne karnından itibaren çok faktörlere bağlı olarak oluşur. Aynada gözlerimizin de arkasında aradığımız kendi özümüz, beynin hacmiyle sınırlı bir bölgede bulunmaktadır) Niçin (Ne için) varız? Genlerimizin bize aktardığı görevi, canlılığımızın devamı ve üremek için varız.(bunun düzgün olması için ahlak-hukuk-bilim gibi hayata dair şeyleri araç ediniriz.) Niye (Ne diye) varız? Var olduğumuz için bu soruyu sorabiliriz. Bu sorunun cevabı gerekli olduğu için var olmuş değiliz. Evren, kendi bilinsin diye bizi oluşturmadı. Buna ihtiyacı yok. Biz oluştuk ve bilincimizle evreni düşünüyoruz. Varlığımız sonuçtur.İnsan bilinci sonuçtur. Varlık ve bilincin nedeni evrimsel olgularla, fizik-kimyayla açıklanabilir. Daha ulvi, daha saklı, fiziğin ötesinde bir niye aramak gereksiz bir fantezidir. illa ararsan, olmayan şeyleri aradığın şeyin yerine koymaya çalışırsın ki tanrıyı böyle yaratırsın. spartacüsün dediği gibi tanrıyı "niye" sorunun cevabı olsun amacıyla yaratmışsındır. |
Ne kadar aptalmışım yahu. Bu yaşıma kadar neden varım diye soruyordum. Ama kendimi ben var etmedim ki, kendime soruyorum. Geçekten teşekkürler arkadaşlar cevabı bulmama yardımcı olduğunuz için. Oysa kendimi zeki sanıyordum.
|
Varoluş daima var olacaktır. Ancak şekiller değişecek.
Neden varolmayalım diye sorgulamak daha gerçekçi değil mi?
Biz bir bütünüz ayrı gibi görünüşümüz bir illüzyondan ibarettir. Her insan daima etrafından bir şeyler alır ve verir. Bu hava olduğu gibi, besinler ve içecekler ,su ve Güneşin ışıkları da olabilmektedir. Devamlı surette etrafımızdaki varlıklarla alış ve veriş içindeyken kendimiz diye nitelenebilecek bir öze sahip değiliz. Benlik veya kişilik denilen bir özümüz yoktur. Çünkü her varlık bütüne dahildir. Yani her varlık diğer varlıkların, elementlerin birleşiminden ibaret. İşte AYDINLANMA denilen de bu gerçeği algılayabilmektir. Gerisi masal olur. Farkındalık / Farkındalık / Farkındalık |
Doğa soru sormaz. Soru sormadığından verilecek bir cevap da yoktur. İnsanın kendi var oluşu hakkında düşünmesi ona özgü bir monolog olup kendi düşüncelerini yansıtmasıdır. Bunun nedeni de insanın kendisinin bilincinde olan bir varlık olmasından kaynaklanmaktadır ve asla kendi zekasının üzerinde yer alan ve onu tatmin edecek bir cevap da bulamayacaktır.
|
| Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 16:05 . |