![]() |
Nurcuların yeni iddiası
Gezegen sayısı 9'dan 12'ye çıkıyor
Uluslararası Astronomi Birliği 'gezegen'in yeni bir tanımını yaptı. Çek Cumhuriyeti'nin başkenti Prag'da toplanan gökbilimciler, sunulan tanım üzerinde uzlaşırsa Güneş Sistemi'ndeki gezegen sayısı dokuzdan 12'ye yükselecek. Toplantı Plüton üzerine uzun dönemdir devam eden bir tartışmaya odaklanıyordu. Plüton 1930'da keşfedilmiş ve Güneş Sistemi'nin dokuzuncu ve son gezegeni kabul edilmişti. Bu zamana dek Güneş Sistemi'nde sekiz gezegen vardı. Bunlar Güneş'e mesafe sırasıyla, Merkür, Venüs, Dünya, Mars, Jüpiter, Satürn, Uranüs ve Neptün'dü. Ancak son dönemde bazı uzmanlar diğer sekiz gezegenden çok daha küçük, uzak olan; bir buz ve kaya kütlesi durumundaki Plüton'un gezegen kabul edilemeyeceğini savunuyordu. Bilimadamlarının kavram kargaşasını önlemek üzere ortaya koyduğu yeni gezegen tanımı ise geniş ve basit: "Gezegen kendi çekim kuvvetinin etkisiyle yuvarlak olan ve Güneş'in etrafında dönen ve kendisi yıldız olmayan gökcismidir." Bu tanım, Plüton'un gezegen statüsünü korumuş oluyor. Ancak aynı tanıma üç gökcismi daha giriyor. Bunlar, şimdiye dek Plüton'un ayı kabul edilen Charon, üç yıl önce keşfedilen 2003 UB313 adlı gök cismi ve Mars ile Jüpiter arasındaki Ceres adlı dev bir asteroid. Uzayın yeni ufukları Kimi uzmanların 'Plütonlar' diye adlandırdığı Charon ve 2003 UB313'ün, Güneş çevresinde dönüşlerini tamamlaması 200 yıldan uzun sürüyor. Yörüngeleri de tam yuvarlak değil ve çok eğimli. Gökbilimciler yüzlerce yıl önce teleskopların gelişmeye başladığı dönemden itibaren, gezegenleri yıldızlar kadar çok parlamayan yuvarlak cisimler olarak kabul ediyordu. Şimdi ise eldeki verilerin artması ardından bir asteroid ile gezegen arasındaki sınırın nerede çizileceği, ya da gezegen sanılan bir cismin aslında sönmüş bir yıldız olup olmadığı gibi cevap bekleyen sorular var. Uluslararası Astronomi Birliği'nin yeni gezegen tanımı 24 Ağustos'ta üyelerin oyuna sunulacak. Tanımın toplantıya katılan üç bin gökbilimci tarafından onaylanması halinde Güneş Sistemi'ni oluşturan gezegen sayısı 12 olacak. Böylesi bir karar dünyanın dört bir yanında ansiklopedi ve ders kitaplarının gözden geçirilmesini gerektirecek. Üç yıl kadar önce Güneş Sistemi'nin çevresinde, Dünya'ya yaklaşık 10 milyar kilometre mesafedeki Kuiper Kuşağı olarak adlandırılan alanda çok sayıda büyük gökcismi daha keşfedildi. Teleskopların gelişmesiyle, gezegen tanımına girebilecek daha pek çok gök cismi ile karşılaşabileceğimizi savunan uzmanlar var. Dahası, Uluslararası Astronomi Birliği şimdiden olası adaylar için bir izleme listesi oluşturmuş durumda. Büyüklüğü ve yörüngesi hakkında veri toplanan cisimler arasında Güneş Sistemi'nin uçlarındaki Sedna, Orcus, Quaoar ve 2003 EL61 ile Vesta, Pallas ve Hygiea adlı göktaşları sayılıyor. (BBC) www.haber7.com Otuzuncu Lem'anın İkinci Nüktesi "Adl" ismi .... İşte gel, Güneş ile muhtelif oniki seyyarenin müvazenelerine bak. Acaba bu müvazene, Güneş gibi, Adl ve Kadîr olan Zat-ı Zülcelâl'i göstermiyor mu? Ve bilhassa seyyarattan olan gemimiz yâni Küre-i Arz, bir senede yirmidört bin senelik bir dairede gezer, seyahat eder. Ve o harika sür'atiyle beraber zeminin yüzünde dizilmiş, istif edilmiş eşyayı dağıtmıyor, sarsmıyor, fezaya fırlatmıyor. Eğer sür'ati bir parça tezyid veya tenkis edilseydi, sekenesini havaya fırlatıp fezada dağıtacaktı. Ve bir dakika, belki bir saniye müvazenesini bozsa, dünyamızı bozacak; belki başkasıyla çarpışacak, bir kıyameti koparacak. .... Üçüncü Şua - Münacat .... Ya İlahî ve ya Rabbî! Ben îmanın gözüyle ve Kur'anın talimiyle ve nuruyla ve Resûl-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm'ın dersiyle ve İsm-i Hakîm'in göstermesiyle görüyorum ki: Semavatta hiçbir deveran ve hareket yoktur ki; böyle intizamıyla senin mevcudiyetine işaret ve delalet etmesin. Ve hiçbir ecram-ı semaviye yoktur ki; sükûtuyla gürültüsüz vazife görerek direksiz durmalarıyla, senin rububiyetine ve vahdetine şehadeti ve işareti olmasın. Ve hiçbir yıldız yoktur ki; mevzun hilkatıyla, muntazam vaziyetiyle ve nuranî tebessümüyle ve bütün yıldızlara mümaselet ve müşabehet sikkesiyle senin haşmet-i uluhiyetine ve vahdaniyetine işaret ve şehadette bulunmasın. Ve oniki seyyareden hiçbir seyyare yıldız yoktur ki; hikmetli hareketiyle ve itaatli müsahhariyetiyle ve intizamlı vazifesiyle ve ehemmiyetli peykleriyle senin vücub-u vücuduna şehadet ve saltanat-ı uluhiyetine işaret etmesin!.. |
Re: Nurcuların yeni iddiası
Geç bunları....
|
Re: Nurcuların yeni iddiası
bu yukardaki yazı kime ait o 12 seyyare diyen
|
Re: Nurcuların yeni iddiası
Kont!!! Şimdi anlayamadığım şu. 12 seyyare diyen said-i kürdi bu oniki gezegeni önceden bilen birisi midir? Allah mıdır bu adam? Nedir? Toptası tımarhanesine atılmış bir kişinin peşinden hala koşuyorsunuz. Tımarhaneye girmiş birinin peşinden halâ koşuyorsunuz. Nurculuk tamamen ixxxxx. Başka hiç bir şey değildir.
Madde size akıl fikir versin |
Re: Nurcuların yeni iddiası
said nursi nin mi bu yazı
|
Re: Nurcuların yeni iddiası
materyalist daha terbiyeli olabilirmisin bir denesen.
said-i nursi' ile ilgili hep birseyler soyluyorsun amma soylediklerinin icinde herhangi bir fikir kirintisi yok. ayrica insanlar kimin pesinden isterse gider,bundan kime ne. kendi zanlari birileriyle paylasmak istemeni anlayabilirim amma,sen de bizim saygi taleplerimizi anla. sevmiyorsan sevme. katilmadigin fikirlerini de belirt.su ana kadar birsey belirtmedin.meraklandirma bizi. kendi aklin kadariyla bizleri yargilamak sana dusmez takdir edersin ki. musaade et kendi yolumuzu cizelim,sana zarari yoksa. said nursi akilliymis deliymis bunu da biz degerlendirelim,site kurallarina aykiri degilse. bu kendi aklimizi yonetme hakkimizi engellemeyecegini beklememiz fazla utopik olmazsa eger,bunu sen de bize cok gorme.lutfen sus veya bilgi ve fikir urunu olan seylerle elestirini yap. cevatim oniki seyyareyi yazan said nursi.50-60 sene once yazmis o zaman heralde daha azdi bu gezegenler.yazma nedeni kozmografya bilgisi icin degil, onlardaki nizami ve intizami Allahin vaz'ettigine dair soylemleridir. ayrica yedi gezegende hayat oldugunu da yazmis. yazdiklarim kur'an menselidir diyo.biz okuyoz.istyeyen de okumaz.hepsi bu. |
Re: Nurcuların yeni iddiası
seyyare ne demek peki
|
Re: Nurcuların yeni iddiası
ya bırakın şu *kaçık adamın saçmalıklarını...bu adamın da işi gücü yok oturup kuranın satır aralarındaki şifreleri çözmüş heralde...
şimdi burada 2 şey var: bu habere kadar şu komik risalelere tapan nurcular doğrulanmamaış bu bilgiye kafa yormuş mudur?ya sistemde 12 gezegen yok bu adam yanlış diyor demiş midir?hayır...ortada olan bu saçmalıklarla beyni sulanıp arada tutan oldu mu da " bak gördün mü" muhabbeti yapmaktır... diğeri böyle büyük bir keşif olacak da başka hiçbir gazete tv vermeyecek bir akıllı nurcu kanal 7 görecek...geçin bunları...kaldı ki iddialar ciddi olsa bile birşeyi değiştirmez...deli saçması şeyler bunlar...komik sadece... hiçbir şeyin eğitimini almamış bir cahil imame gelmiş evrenin sırlarını çözecek...peh... |
Re: Nurcuların yeni iddiası
Sırada bekleyen 12 gökcismi daha var herhalde 12 derken 12 ve katları demeye çalışmış :):)
Orijinali: http://news.bbc.co.uk/1/hi/sci/tech/4795755.stm |
Re: Nurcuların yeni iddiası
Boyle seylere gerek yokki..allah varsa yildizlarla ismini yazip ben burdayim desin..kuranin sacmaliklarina bakiniz gorursunuz..kabeye allahin evi dersiniz,,yildirim duser yanar,,peygamber allahtan vahiy aliyor dersiniz zehirli eti yer yahudi kadinin elinden..ay yarildi iki yana dustu dersiniz dersinizde dersiniz..sacmaliklariniza ancak saidi nursi gibi akil hastanesinde yatmis turkce bilmeyen tum yazdiklarini kurtce farsca yazan
fetullah denilen timsah gozyasli kisinin yonettigi cemaattenmi destek bekliyorsunuz..uyanin..iyi seyler yapin..dinler afyondur.. :roll: |
Re: Nurcuların yeni iddiası
Allah herşeye ismini yazmış da sizin bildiğiniz yazıdan değil.gökyüzüne hangi dilden yazsın.ingilizce yazsa bizi bağlamaz biz ingiliz değiliz dersiniz.
Allahın her şeye vurduğu mühür,o mesajı okuyabilecekler için çok açık. ben nereye baksam görüyom. |
Re: Nurcuların yeni iddiası
Said Nursiyle bir gönülbağım yok.(geçmişte vardı)Burada gönülbağım olmayan fikir üreten birçok kişiye duyduğum gibi Ona da saygı duyuyorum...Onu küçümsemeyin arkadaşlar.Bu dünyada Onun izinden giden enaz 6-7 milyon insan var.Ve bu insanlar vatanhaini değiller.Aksine vatanperver insanlar.Şu insanlık alemine bizim de ne gibi katkımız olur gayreti içerisinde olan insanlar.Eniyi öğretmen,eniyi mimar,eniyi doktor olma çabası içindeler.Ve yine Said Nursiyi azgörmeyin arkadaşlar.Bir vatansevere saygı duyun.O bu toprakların bağımsızlığı için teşkilatlanmış,savaşmış ve kendi kanıyla bu toprakları sulamıştır.Hatta Rusya da yıllarca *esir hayatı yaşamıştır.Cumhuriyet kurulduktan sonra da Atatürk tarafından kendisine Diyanet İşleri Başkanlığı teklif edilmiş bazı özel gerekçelerle bu teklifi kabul etmemiştir.Bu yüzden Onu küçümsemeyin arkadaşlar.Sevmiyorsanız bile enazından saygı duyun.
|
Re: Nurcuların yeni iddiası
Hangi dilde yazarsa, yazsın, kabul ederdik biraderim..
Her tarafta mühür filan yok. Boş laflar bunlar. Hipnoz altındasınız, bu nedenle olmayan şeyi var gibi görüyorsunuz. En yakın kiliseye git, bir rahip ile otur konuş ve dönünce bir kendini muhakeme et. Onun apaçık mucize olarak gösterdiklerini nedne göremediğini bir düşün, kendinin mühür filan saydığın şeylerinde neden sana öyle göründüğünü bir çöz bakalım.. |
Re: Nurcuların yeni iddiası
müsaqade ederseniz liop,
neyi nerde göreceğimize bari biz karar verelim. ben görüyorum diyosam,senin görmemen bir şeye delilolmaz.ben sana da gör demiyorum.herkes kendi işinde.senin müşahede yöntemin veya kapasiten bizimkinden farklı olabilir takdir edersin.senin görmemen omladığını göstermez. |
Re: Nurcuların yeni iddiası
Saidi nursi, kürt sait ya da kendine taktığı lakapla bediüzzaman günümüz PKK'sının fikir babalarından birisidir.
Teali-i kürdistan cemiyeti üyesidir ve kürtlere hitaben yaptı konuşmalarda onları isyana teşvik etmiş, kışkırtmıştır. nurlu risalelerde bile böyle "aslan kürtler, uyanın" şeklinde başlayan ve o risale-i nurların nuruna nur katan cümlelere rastlamak mümkün. Tabi herkes istediği kimsenin yolunda gider, isteyen abdullah öcalana hayranlık besler, isteyen de kürt saide. Bu hainlerin ikisinin de nihai amacı aynıdır. Tek fark birisinin bu amaca ulaşmak için marksizmin kızıl bayrağını kullanmaya çalışmış olması, diğerinin ise islamın yeşil bayrağını kullanmaya çalışmış olmasıdır. Bu hainlerin yolunda gidenlerin sonu da, bunların sonundan farklı olmaz. |
Re: Nurcuların yeni iddiası
bu adam hangi eğitimi almış hangi konunun uzmanı ki alakası olmayan konularda böyle rahat atıp tutabiliyor...
daha doğrusu her yerde böyle deliler çıkar da önemli olan bu kadar insan bu saçmalıkları nasıl ciddiye alıyor...bu ancak türkiye kadar cahil bir ülkede olabilir... |
Re: Nurcuların yeni iddiası
exclusive isimli üye,
yaptığın adi iftiraları buraya alıntıla ve ispatla. |
Re: Nurcuların yeni iddiası
painkiller isimli üye,
sence saçma olan aslında senin akılcığının ölçücüklerince yaptığın bir değerlendirme değil mi.sen hala yazmadın risalelerden birşey ve eleştiri getirmedin ona.ki senin eleştirmenin dekıymet-i harbiyesi olur olmaqz ayrı mesele. |
Re: Nurcuların yeni iddiası
sorogren konu ben değilim sen geç beni...
exclusive arkadaşıma demişsin ama küçük bir araştırmayla said kürdi ye değinelim... http://www.geocities.com/fettosh/nurculuk.htm http://www.nasname.com/index.php?mod...ew&ANN_id=1339 burada bir noktaya değinmek isterim...ben şahsen milliyetçilik fikrine yakın bir kimse değilim...kürtlerle asla bir sorunum olmaz zira baba tarafından yarı kürtüm...ancak açık ve net olan bir hadise var...türkiye de kürt isyanları ve destekçileri ve said kürdi ya da nursi her zaman ingilizlerin maşası olmuş bu cumhuriyet i zaman zaman kürt kimliğini zaman zaman dini inanışları kullanarak yıkmaya çalışmışlardır...bugünkü pkk nın temelinde de dinci faşist teröristlerin temelinde de aynı isim vardır...said nursi-kürdi... daha onlarca şey var daha fazla koymama gerek yok sanırım...said nursi osmanlı zamanında akıl hastanesine yollanmış bir şahıstır...ayrıca türkçe bilmediği bilinmektedir...yazdıklarından da belli zaten...31 mar vakasına katılmıştır...birçok defa rejimi yıkmaya çalışmış yargılanmış cezalara çarptırılmış gaiple muhabbet halinde bir meczuptur... |
Re: Nurcuların yeni iddiası
abisi sen şeyh said ile said-i nursi(kürdi)yi karıştırıyorsun.ikisi başka kişiler
|
Re: Nurcuların yeni iddiası
yok canım karıştırmıyorum...ikisi de katılmıştır ayaklanmaya...biri nefer olarak diğeri baş olarak...
|
Re: Nurcuların yeni iddiası
Alıntı:
....... Birincisi: Bir kısım araştırmacılar, Bediüzzaman’ın Cumhuriyetten önceki yıllarda Said-i Kürdî unvanını kullandığını da ileri sürerek, onun doğuda bir Kürt devleti kurmak gayesiyle 1918’de tesis edilen Kürt Teali Cemiyetinin üyesi olduğunu ve bölücü faaliyetlerde bulunduğunu iddia ediyorlar. Bu id*dialarını desteklemek üzere, aynı cemiyetle beraber çalıştı*ğını ileri sürdükleri Kürt Neşr-i Maarif Cemiyeti kurucuları arasında Bediüzzaman’ın da bulunmasını, fevkalade bir de*magoji ile serrişte ediyorlar.[1] Bu iddiaların hiçbir esasa da*yanmadığını yapılacak kısa bir inceleme hemen ortaya koya*caktır. Evvela: Osmanlı Devleti kavim ve ırk esasına değil, din esasına dayanan bir devletti. Bu sebeple Müslüman olmak şartıyla millet farkı son 20-30 yıl bir tarafa bırakılırsa ehem*miyet arz etmediğinden, Doğudaki bazı bölgelere Kürdistan Eyaleti yahut Bilad-ı Ekrad denilmesi ve orada yetişmiş devlet veya ilim adamlarına da Kürdî lakabının verilmesi, o zâtın tanınması için kullanılan resmî bir ifade tarzıydı. Said-i Kürdî lakabı bu mana ile kullanılmış ve ne zaman ki Cum*huriyet kurulur bu ifade yanlış anlaşılmaya başlanınca, biz*zat Bediüzzaman bunu Said-i Nursî şeklinde değiştirmiştir. Bununla da yetinmeyip eski eserlerindeki Kürdistan veya Bilad-ı Ekrad ifadelerini dahi vilayat-ı şarkiyye şeklinde de*ğiştirdiğini neşredilen eserleri ispat etmektedir. Saniyen: Kürt Teali Cemiyeti ile Kürt Neşr-i Maarif Cemiyeti ara*sında organik bir bağ yoktur ve maksatları da aynı değildir. Tarık Zafer Tunaya, bu cemiyetin kuruluşunu 1919’**da de*mişse de, neşrettiği belgenin tarih ve kaynağını kaydetme*miştir. Ancak belgeyi, öylesine işlemiştir ki, mütalaa edenler, Bediüzzaman’ı Kürt Teali Cemiyeti üyesi zannederler. Hal*buki ikisi arasında hiçbir alaka yoktur. Bedi*üz*za*man, İstan*bul’a ilk defa geldiği 1907’lerden beri, Şarkta bir darülfünun açılmasını müdafaa ettiği zaten bilinmektedir. Hata Sul*tan Reşad’dan bu gaye ile belli bir tahsisatta almıştır.[2] Her ne ka*dar Kürt Neşr-i Maarif Cemiyetinin ne zaman, han*gi gaye*lerle ve hangi kurucularla tesis edildiği de tam belli değilse de, belli olsa ve Bediüzzaman da bu cemiyetin kurucuları arasında bulunsa bile, bunda garipsenecek bir cihet yoktur.[3] Zira Bediüzzaman, Şarkta maarifin geliştirilmesi ve bir üni*versite açılması için başından beri gayret göstermektedir. Bu cemiyet, Erzurum yahut Bayburt Kültür ve Eğitim Vakfı gi*bidir. Salisen: Kürt Teali Cemiyetinin reisi olan Seyyid Abdül*kadir’den gelen teklife verdiği şu cevap ise meseleyi kökünden hallet*mektedir: “Allah-u Zülcelal Hazretleri Kur’ân-ı Ke*rimde, ‘Öyle bir kavim getireceğim ki, onlar Allah’ı severler, Allah da onları sever’ buyurmuştur. Ben de bu beyan-ı İlahî karşı*sında düşündüm. Bu kavmin, bin yıldan beri âlem-i İslâmın bay*raktarlığını yapan Türk milleti olduğunu anladım. Bu kah*raman millete hizmet yerine ve 450 milyon (o zaman ki İslâm âleminin nüfusu) kardeş bedeline, birkaç akılsız kavmi*yetçi (bir kısım Kürtçü) kimsenin peşinden gitmem.”[4] İkincisi: Bediüzzaman ile alakalı yanlış tespit ve yorumlardan biri de, onun Şeyh Said ile karıştırılması veya en azından Şeyh Said isyanına destek vermiş olduğunun yayılmasıdır. Maale*sef, gerçekle uzaktan yakından alakası olmayan bu tespit, güvenlik raporlarına yazıldığı gibi, vatanperver ilim adam*larının zihinlerine de yer etmiş durumdadır. Şeyh Said’in Bediüzzaman gibi bir dâhiyi yanına almak isteyişi doğrudur; ancak bu büyük âlimin mezkûr teklif karşısında takındığı tavır, kasten yanlış aksettirilmiştir. Buyurun Şeyh Said’e olan cevabını beraber okuyalım: “Türk Milleti, asırlardan beri İslâmiyetin bayraktarlığını yapmıştır. Çok veliler yetiş*tirmiş ve şehitler vermiştir. Böyle bir milletin torunlarına kılıç çekilmez. Biz Müslümanız, onlarla kardeşiz, kardeşi kardeşle çarpıştırmayınız. Bu şer’an caiz değildir. Kılıç, harici düşmana karşı çekilir. Dahilde kılıç kullanılmaz. Bu za*manda yegâne kurtuluş çaremiz, Kur’ân ve iman hakikatlarıyla tenvir ve irşad etmektir. En büyük düşmanı*mız olan cehaleti izale etmektir, teşebbüsünüzden vazgeçi*niz. Zira akim kalır. Bir kaç cani yüzünden binlerce kadın ve erkekler telef olabilir.”[5] |
Re: Nurcuların yeni iddiası
Vicdan insanlığın ortak dinidir.İnsan da vicdan da olmayınca ne yaptığını bilemez
*Bunu senmi diyorsun hiramusta , sen ! bir yanlislik olmasin sakin! *Sen ki cecen terorislerinin yaptigi onca vahseti ,ozgurluk savasi veriyorlar diyerek onaylayan,ustu kapali bile degil acik acik mesrutiyet veren sen ! * * Pkk ile tapindiginiz said in adlarini yanyana anilinca bakiyorum birden vicdandan filan dem vurur olmussun , * hadi ordan ! * * Senin ve senin gibilerin vicdani ancak kokten dinciler icin vardir.Gerisi sizin gibiler icin insan bile degil . |
Re: Nurcuların yeni iddiası
İnsan,okuduğunu anlama özürlü olunca elden bişey gelmiyor.
|
Re: Nurcuların yeni iddiası
Sevgili Sorogren,
Açtığın başlığı sildim. Gereksiz bir başlık. Bak burda tartışılıyor. Lütfen tartışmalarınıza burda devam ediniz. Ayrıca mutezileye ait bir başlık daha var.İsteyen de orada devam etsin. Gereksiz başlıklar açmayalım. |
Re: Nurcuların yeni iddiası
Bu formlar babamin mali degil, bu yuzden kisisel plomiklere girmek istemem,
Sadece senin vicdaninin sadece kokten dinci ,vahabi katiiler icin var oldugunu soyledim o kadar. Bu dediklerimin alt yapsinin neye dayandiginida *gayet iyi biliyorsun. * Bu nurcularida iyi bilirim, cevremde baya var, bunlarin dini para baska bir sey degil. Teoride degil ama pratikde oyle |
Re: Nurcuların yeni iddiası
Beni tanıyor musun ki vicdanımın köktenci dinciler ve vahhabi katiller için olduğunu söylüyorsun?Bak sana bişey söyleyeyim ben onlara (birtakım radikal gruplara) inancımı anlattığım zaman bana sapık diyorlar ve katlimin caiz olduğunu söylüyorlar.
|
Re: Nurcuların yeni iddiası
Alıntı:
12 nin dışında kalanlar hangileri; Sedna, Orcus, Quaoar, 2003 EL61, Vesta, Pallas, Hygiea. Sonuç? Kısaca, bu tür söylevler ile bilimsel bulgular arasında bağ kurmak, birde bunları bir şeye kanıt saymaya kalkmak, kendi elinle kör kuyuya inmek demektir. Allah her şeye bir mühür koymuş demek ki, neye göre insanların tanımlamasına göre mi? Bu tür kanıtlar ile uğraşmayın, bunlar kanıt değillerdir, bu tür uslamlamaya alakasız bağ bulma, sonradan benzeştirme, giydirme, anlamı değiştirme denir. Her türlü metafizik, bilim ötesi, söylevlerden, bilimsel şeylere benzeştirme bulma çabasından vazgeçin. İyi bir yöntem değil. Kişi ne söylemek istiyor ise, başlığıyla, konusuyla, içeriğiyle pek ala söyleyebilir, bizlerin iradesi ile bunları baş aşağı çevirmek doğru bir şey olmadığı gibi hiç bir şeye de kanıt sunmadıkları gibi, en kötüsü kendi konuları yada hayali söylemleri dışında hiç bir bilgi vermezler. |
Re: Nurcuların yeni iddiası
Sayın kont,
Gezegenler ve 12 sayısının bilmem kimin yıllar önce ortaya attığı 12 sayısına denk gelmesinde mucize aramanın yeri yoktur. Kimbilir, eskiden 8 olarak bilinen gezegenlerden 4 tanesinin tekrar sayılmasıyla 12 sayısı elde edilir. Daha da önemlisi, bu sayı değişebilir de... Acele etmeye gerek yok. Not: Alıntıdan pek birşey anlamadım. Türkçeleştiriniz. Daha rahat okur, daha iyi anlarız. Saygılar, hazreti |
Re: Nurcuların yeni iddiası
şimdi 12 olduğunuda said nerden nasıl bulmuş onu da söyle
niye söylemiyon işin ciddiyeti gidecek demiiiiii söyle çekinme söyle Arkadaslar şu yusufun rüyası varya şöyle anlatılıyor kuran da onbir yıldız ve ayı bana secde ederlerken gördüm... yani kardeşlerini öyle görmüş ya arkadaslar şimdi bu aklı evveller ordan yola çıkarak 12 gezegenden bahsediyolar işte çıkış noktaları bu ayetler. *hay inandığınız tanrı akıl versin size yaw bu ayetten bu çıkarımı yapmayı tanrınız bile düşünememiştir.Helal olsun size iy kıvırmışsınız |
Re: Nurcuların yeni iddiası
Arkadaşlar selamlar...
Benim dini inancım olmadığını bilmeyen arkadaşlar bana çatıp durmuş... 20-30 yıl sonra gezegen sayısını bilimadamları arttırınca bu saçmalığında çöplüğe gönderileceğine inanıyorum. Sadece bir haber yazdım...Olayı bana dökmeyin,eleştiriyosanız yazdığım haberi eleştirin. Selamlar... |
Re: Nurcuların yeni iddiası
Haber güzel normal bir haber tüm olay siteye yorum yazan arkadaşlardan kaynaklanıyor, yani siteninde bir suçu yok olayda olduğu gibi iletmişler haberi...
|
Re: Nurcuların yeni iddiası
eveeet arkadaşlar eski gezegen tanımlamasına göre plütondan daha büyük ve güneş etrafında yörüngesi olan gök cisimleri de gezegen olarak tanımlanıyordu ancak son yapılan tanımlamaya göre bırakın 9dan 12ye çıkarmayı plüton gezegen tanımından çıkarıldı ve gezegen sayısı 8e düştü şimdi bana bile acaba dedirttiren said amucaya selam olsn bir iddia daha güme gitti
http://www.ntvmsnbc.com/news/383246.asp |
Yenİ bİr konu baŞliĞi aÇtim .aklima bİr soru geldİ nurcular o bÜyÜk saİd nursİ hocalarinin bİlgİlerİye benİm sorumada cevap verİrlerse sevİnİrİm.
Soru:tanri kaldiramayacaĞi yÜkÜ yaratabİlİrmİ? |
Marduk kaçıncı olkuyor hani şu Niburu :) onla etti 13...oda uğursuz rakam tühhhh :)
|
Saidi Nursinin saçmalıkları
1. Risale-i Nur, Said-i Nursi ‘ye ait kitaplar koleksiyonuna verilen isimdir. Said-i Nursi, bu kitaplarda Risale-i Nur ‘dan övgüyle söz eder. Ona göre kimse, bu kitaplara itiraz edememiştir. Herkes bu kitapların büyüklüğünü ve yüceliğini kabul etmiştir. Kur’an ‘ı büyük bir kitap olarak görmekle beraber, Risale-i Nuru daha fazla değerli bulur. Risale-i Nur ‘u okuyanların, devamlı okuyup yazanların doğruyu bulacaklarını, okumazlarsa gaflet içinde kalacaklarını dile getirir. (Şualar 486,548) (Barla Lâhikası 51,142) (Emirdağ Lâhikası-2 187) (Tarihçe-i Hayat 624) (Asa-yı Musa 250) 2.Said-i Nursi, kendi kitabına kanıt olarak, kendisinin ve yandaşlarının rüyalarını gösterir. Söylediğine göre, bu rüyalarda özellikle Hz. Ali ve Gavs-ı Azam dediği, Nakşibendi ve Kadirî tarikatı şeyhi Abdulkadir Geylani, rüyasında bu kitapların yüzde yüz doğru olduğunu söylediklerini dile getirir. Hz.Ali ve Nakşibendi tarikatına yakınlığından sık sık söz edilir. (Sikke-i Tasdik-i Gaybi-16,21-26) (Mektubat 347) (Sikke-i Tasdik-i Gaybî 131,132) (Tarihçe sh.492) (Tarihçe-i Hayat 120) (Lemalar 235) 3. Peygamberden rüyada izin aldığını, hadis kitaplarında ve Kur’an ‘da Risale-i Nur kitaplarına dair işaretler bulunduğunu söyler. Kur’an ‘da, Risale-i Nur kitaplarından bahseden ayetler varmış. (Şualar 706) 4.Risale-i Nur kitapları bir çeşit tanrı(ilah) gibidir: Onların insanları ve canlıları koruduğuna, gerekirse zarar verdiğine inanır ve bu konuda yüzlerce örnek verir. (Barla Lâhikası 166) (Emirdağ Lâhikası-1 162) 5. Tarikatçı olmadığını söyler. Zamanın tarikat zamanı değil, iman zamanı olduğunu dile getirir. Ama kitaplarındaki görüşleri, tarikatçı ve mezhepçi görüşlerden farklı değildir. Kendisi Şafii mezhebine ve Nakşibendi tarikatına mensuptur. Bunların görüşlerini içtenlikle savunur. Bunlara olan sempatisi de bir çok yerde göze çarpar. (Emirdağ Lâhikası-1 67) 6.Said-i Nursi ‘ye göre, insanlık; dinsizlik, imansızlık, zındıklık ve masonluk ve komünistlik batağındadır. Tüm mücadelesi bunlara karşıdır. O yüzden Allah ‘ın varlığını ispatlama yoluna gider. Tesadüfün olmadığını anlatmaya çalışır. Örnekler verir. Ama kitaplarında, kendisini ve kitaplarını övmekten başka kaydadeğer yeni bir şey göze çarpmaz. Edebiyatı iyi değildir. Ağdalı, aristokrat ve saray çevresinin kullandığı; kendisini elit göstermek isteyenlerin dilini kullanır. Arapça ve Farsça terkiplerin yoğunluğu yüzünden, Türkçe ‘nin neredeyse hiç kullanılmadığı, anlaşılmaz bir yazın türüne dönüşmüştür. (Emirdağ Lâhikası-2 24,29) (Emirdağ Lâhikası-1 233) (Sözler 759) (Tarihçe-i Hayat 27) 7. Said-i Nursi, gündemi takip etmediği için yeniliklerden uzaktır. Ona göre dünyada; vaktini geçirdiği medrese eğitimi, buranın gündeminde olan tartışmalar ve bu dönemde okudğu tarikat kitapları vardır. Ne Kur’an ‘ı tanır ve bilir, ne de halkı... Halktan uzak bir gündemi vardır. Kitaplarını halkın anlayabileceği dilde yazmamıştır. Böylelikle eserlerini daha gizemli hale getirmiştir. Halktan bir çoğu da anlamadığı şeylere daha çok inanır olmuştur. (Tarihçe-i Hayat 624) 8.Kur’an ‘dan verdiği ayetler, Kur’an ‘ın anlaşılması için değil, kendi fikir ve kitaplarını doğrulamak içindir. Bunu, ayetlerdeki sözcüklerin Ebced(Arapça harflerin sayısal) değerini bulup, -kendisi buna cifirce sayma der- bu değerin, Said-i Nursi veya Risale-i Nur sözcükleriyle uyuşup uyuşmadığını ispatlamak için örnekler getirmesinden anlıyoruz. Açıklamaya veya anlatmaya çalıştığı ayet sayısı oldukça azdır. Çoğu, eserini süslemek ve kendi planları için kullanılmıştır. Ayrıca eserlerinde fikir adına ortaya attığı dinsizlik veya imansızlık batağını kurutmak için beyin zorlamalarıyla örneklemeler ve bunları güçlendirmek için ayetler getirir. (Sikke-i Tasdîk-i Gaybî 59,54) (Şualar-6 186) (Kastamonu Lâhikası 206) (Şualar 692) 9.Risale-i Nur kitaplarında, Allah ‘tan çok Said-i Nursi, Kur’an ‘dan çok Risale-i Nur kitapları övülmüştür veya sık sık bunlardan övgüyle söz edilmiştir. Said-i Nursi, yüceliğini Hz. Ali ile Gavs-ı Azam ‘ın gaybî işaretleriyle aldığını yazmıştır. Risale-i Nur ‘da, Risale-i Nur ‘u okumayanlar cahil diye nitelendirilmiştir. Adeta Hz. Ali ‘yi kendisine Allah ‘tan vahiy getiren bir vahiy meleği gibi ima etmiştir.(Sikke-i Tasdîk-i Gaybî-116-126) (Sikke-i Tasdik-i Gaybî 12) alıntıdır... |
İki Mekteb-i Musîbetin Şahâdetnâmesi
Yâhut Divân-i Hârb-i Örfî ve Saîd-î Kürd-î Yazar Saîdi Nûrsî Kürdî Tarih ve Yer 1909, İstanbul, Vezir Han, İkbâl-i Millet Matbaası Saîdi Nûrsi olarak bildiğimiz zât, söz konusu eserinde, kendisinin "Saîd-i Kürd-î", yani "Kürt Saîd" olduğunu onaylamakta, ayrıca kendisini "Bedîüzzaman" diye tâkdim etmektedir. Kitâp toplam 48 sayfadır ve kitâbın "hâtime" kısmında Saîdi Kürdî şu satırları yazmaktadır: "Soydaşlarıma (Ebnâ-i cinsime) burada birkaç söz söylemezsem, bence bahis eksik (nâtamam) kalır. Ey Asurîler ve Keyânîlerin cihangirlik zamanında, onların öncüleri (pişdar) ve kahraman askerleri olan Arslan Kürtler! Beşyüz yıldır yattınız, yeter artık, uyanınız, sabahtır. Yoksa vahşet ve gaflet sizi vahşet sahrasında yağma edecektir." Ayrıca Saîdi Nûrsî/Kürdî şunları da söylemektedir: "Süphân ve Ağrı dağları gibi geleceğin yüksek dağlarının doruğunda ayağa kalkmış, nefse esir olmayı yasak etmiş ve başkasına tecâvüzü câiz görmeyerek şeriâte dayanmış olan, hürriyet sultânı, yüksek sesle sizin gibi mâzinin en derin derelerinde gâfil ve dağınık bir kavme, cehâlet ve yoksulluğa hücûm için, fen, sanat ve silâh başına, ileri arş." Peygamber yolunu yeterli bulmayıp da bu kürtçü ruh hastası saidi kürdi'nin peşinden giden aptallara yazıklar olsun. Ne olduğu belli akıldan kıt bir mücrimdelice sayıklamalarını tanrısal bir hediye kabul etmiş olan budalaların şeyhi, kendini peygamber bile sanmış olan bir ahmak işte size incileri.... Said-i Nursi, "Sikke-i Tasdik-i Gaybi" adli risalesinde kendi yazilarini Kuran ile özdeş sayar, kendini tanriyla konusan peygamberle es tutar. Nitekim soyle bir yorum getirir: " Risale-i Nur" u Allah Kuran-i Kerim'de imzalamistir. Basta Hz. Muhammed olarak Hz. Ali, Abdulkadir Geylani, Muhyiddin Arabi ve oteki buyukler de Risale-i Nur'a imza koymuslardir." Bu sozler boyle duzgun degil, karmasik, daginik niteliktedir. Said-i Nursi, Isparta'da yazdigi lemalarda sunlari soyluyor: " Risale-i Nur girdigi her yeri kutsallastirmis, bu arada Isparta'ya mubareklik kazandirmistir....Risale-i Nur Isparta'ya butun illerin uzerinde bir dindarlik meziyeti kazandirmistir." Ozetlenen bu fikirlerde yazar kendinin bulundugu yerin kutsallastigini soylerken, ustu kapali olarak Tanrisal bir niytelige burundugunu vurgulamaktadir. Oysa ki Islam dinine gore sadece TANRI KUTSALDIR , IL, ILCE "MUBAREK" OLMAZ. Kendi kendini "mubarek" diye niteleyen Said-i Nursi, "Sonmez Risalesi"nde su sozlerle "Risale-i Nur" u ovmektedir: "Risale-i Nur Kuran'in aynasidir, bir mucize niteligindedir." Islam dininde peygamber "benden mucize beklemeyin..." derken bizim mubarek yazarimiz yazilarini bir yandan Kuran'la karsilastiriyor, bi yandan da "mucize" diye niteliyor. Yine ayni risalenin bir baska yerinde soyle diyor: "...Risale-i Nur 'a kimse karsi koyamaz, onunla boy olcusemez, ona denk tutulamaz." Bu sozler onceleri Kuran icin soylenmisti, onun BIR BENZERININ YAZILAMAYACAGI VURGULANMISTI. Said-i Nursi'ye gore "Risale-i Nur" kendisine Tanri'nin istegi uzerine dolaysiz olarak indirilmistir. "Bediuzzaman cevap veriyor , 1960" adli yazida : "Risale-i Nur , Said-i Nursi'ye Allah tarafindan verilmistir" denmektedir. Islam dinine gore ise tanri 4 peygambere kitap indirmistir. Aksini iddia etmek sapkinliktir. Yine Nursi'nin "Mesnevi-yi Nuriye" adli yazisindan , ozetleyerek sunlari aktaralim: " Risale-i Nur , Kuran'in bir mucizesi oldugundan herseyde bir marifet penceresi acmistir. Bu kitap, Kuran'a ait bir sirri cozerek bir yillik bir isi bir saatte bitirecek duruma gelmistir...Risale-i Nur, Musa peygamberin asasi gibi nereye degdiyse oradan su cikarmistir." Islam dinine gore basta insan olmak uzere, butun yaratiklar kendi dillerince Tanrinin adini anarlar. Bizim said ise bakin bu konuda ne der: "Risale-i Nur'u sadece kuslar degil, gokte ve havada bulunan tum varliklar alkislar." Said-i Nursi yazilarinin cogunda kendini kimi yerde ustu kapali, kimi yerde cok acik olarak peygamberle karsilastirir. Tanriyla dolaysiz konustugunu vurgular. Onun "Hizmet Rehberi" dedigi yazisindan gelisiguzel birkac bolumcugu ozetleyerek aktaralim: "...Ama onda ( Risale-i Nur'da) yazilanlar Kuran'in malidir. Hepsi Allahtandir...Peygamberimiz Kuran-i kerim'in sadece bir tercumani idi. Ustat ta (Said-i Kurdi) Risale-i Nur'un sadece bir tercumani gibidir. "Iman Hakikatleri" baslikli yazisinda soyledikleri urperticidir: " Risale-i Nur peygamberimizin risaletini yani peygamberliginin bir mirasini ustada verir." Risale-i Nur'un "Hizmet Risalesi" bolumunde gecen su sozler de ilginctir: "Risale-i Nur'a karsi cikilamaz (itiraz) . yapilacak her itiraz en ulu kisilerden , Kutbu'l Azam'dan da gelse aldirirs edilmemeli...." Islam inanclarinda Kuran bildirilerine karsi cikilamaz, Kuran elestirilemez, Kuran konusunda gundeme gelebilecek bir itiraz kesinlikle suctur. Islam dunyasinda peygambere "Kutbu'l Azam " denir. Bu cercevede Risale-i Nur'un Kuran ile eslestirildigi gayet aciktir.Bu tutum ıslam dinine gore buyuk suctur. Oysa Risale-i Nur yazari buna aldiris etmez..!! Said-i Nursi'nin YENI KURAN YAZMA tutkusuna bir kac ornek: Kuran-i Kerim ve Risale-i nur Rahman ve rahim olan Allah'in bir indirisidir." Kuran-i Kerim ve Risale-i Nur'un indirilisi aziz ve hakim olan Allahtandir....iste o nur hem Kuran-i Kerim dir hem de Risale-i Nurdur...." " Risale-i Nur'un 129 parcasi Kuran'dan uzanan elektrik telinin ucuna takilan 129 elektrik lambasi gibidir...Bu oyle bir kitaptir ki insanlari karanliktan isiga cikarsin diye sana indirdik (Secde suresi ) ....Said-i Nursi'ye gore bu ayetlerdeki nur , yani ISIK sozuyle anlatilmak istenen yine Risale-i Nur'dur.. Bu oyle bir kitaptir ki sen onunla insanlari Risale-i Nur'un isigina cikarasin diye sana indirdik. "Allah'a cagiran , guzel isler yapan ve ben muslumanlardanim diyen kimsenin sozunden daha guzel ne olabilir (Fuss. suresi 33. ayet)" ...Said-i Nursi'ye gore : Hicbir sozun kendisininkinden daha guzel olamayacagi "soz" , Risale-i Nur kulliyatindan olan "Sozler" adli risale yani kitaptir. Ayetle iste bu kitap anlatilmak istenmis ve ovulmustur. Allah'a cagiran, guzel isler yapan ve ben muslumanim diyen Said-i Nursi'nin "Sozler" adli kitabindan daha guzel ne olabilir? . Bu alintilar iyice okunursa Islam dininin ozellikle Kuran'in ne gibi carpik yorumlara ugratildigi Said-i Nursi'nin Kuran'i bile kendi sozlerine, eylemlerine tanik gosterdigi, Risale-i Nur'un Kuran'da bile anildigi, bir Tanri buyrugu diye tanitilmak istendigi kolayca anlasilir. Said-i Nursi "Nur Meyveleri" adini verdigi yazisinda soyle diyor: "Risale-i Nur okumak veya yazmak alim olmak icin yeterlidir, baska bilgiye gerek yoktur. " Bu abartili lafa su yorumu getirecegiz: bunalmadan Risalelerini sonuna kadar okuyan bir kisinin bilim degil "seriat getirme , bagnazlik, yobazlik" emellerinden baska bu kitapta bulabilecegi pek bir sey de yoktur. Gerisi bir zir delinin duzensiz, karmakarisik sayiklamalari, sanrilari, hezeyanlarindan ibarettir. Said-i Nursi bir yazisinda " Risale-i Nur Kuran-i kerim'in en hakiki tefsiridir. Risale-i Nur, kendisine hizmet edenleri en basta nur talebelerini mutlak cennete goturecek " demektedir. Oysa Islam dinine gore kimin cennete gidecegini sadece tanri bilir. Kuran'da "Kuran okuyanlar cennete gidecek " denmemistir. Ortacag Avrupasinda kiliseler varlikli kimselere buyuk gelirler karsiliginda "cennet satarlardı” Burada da insanlar yine cennet karşılığı kandırılmaya çalışılıyor." "Said-i Nursi, Isparta'da yazdigi lemalarda sunlari soyluyor: " Risale-i Nur girdigi her yeri kutsallastirmis, bu arada Isparta'ya mubareklik kazandirmistir....Risale-i Nur Isparta'ya butun illerin uzerinde bir dindarlik meziyeti kazandirmistir." Ozetlenen bu fikirlerde yazar kendinin bulundugu yerin kutsallastigini soylerken, ustu kapali olarak Tanrisal bir niytelige burundugunu vurgulamaktadir." "Islam dinine gore basta insan olmak uzere, butun yaratiklar kendi dillerince Tanrinin adini anarlar. Bizim said ise bakin bu konuda ne der: "Risale-i Nur'u sadece kuslar degil, gokte ve havada bulunan tum varliklar alkislar." ""...Ama onda ( Risale-i Nur'da) yazilanlar Kuran'in malidir. Hepsi Allahtandir...Peygamberimiz Kuran-i kerim'in sadece bir tercumani idi. Ustat ta (Said-i Kurdi) Risale-i Nur'un sadece bir tercumani gibidir." "Iman Hakikatleri" baslikli yazisinda soyledikleri urperticidir: " Risale-i Nur peygamberimizin risaletini yani peygamberliginin bir mirasini ustada verir." "Risale-i Nur okumak veya yazmak alim olmak icin yeterlidir, baska bilgiye gerek yoktur. " Kendisine ders veren hocalarına dahi hürmetsizlik ve kibirlilik gösteren, bu sebeple eğitim görmek için gittiği her medreseden kovulan bu sebeple kendi kendine kitap okuyup başkalarının yıllarca okuyarak kat edemedikleri mesafeyi bir kaç ayda kat ettiğini söyleyen bir alim(!) portresi çizer Said-i Nursi... Yazdığı yazıların övgüsünü öyle bir fütursuzlukla yapar ki:"Risale-i Nur okumak ona hizmet etmek bir ibadettir. Ona hizmet üç aylarda yapılan zikirlere bile tercih edilmelidir." sözlerini söylemekten çekinmez. Tasavvuf kültürümüzde böyle bir megolomanlığa, böyle bir kibire, böyle bir tuhaflığa daha önce rastlanmamıştır. Tasavvuf terbiyesinden bu kadar uzak olan üstadları böyleyken müridlerinin sözlerine nasıl inanılır ki! Hele hele Said-i Nurs'nin içinden insan konuşması sesleri gelen radyoyu görüp te bu radyonun içinde meleklerin olduğunu iddia etmesi onun ilmini anlayamayan bizlerin zaten anlayamayacağı bir durumdur. .................................................. ................................................ Kuvayı milliye hakkında düşünceleri İngilizlerce kurulup desteklenen Kürt Teali ve Teali İslam cemiyetlerinin üyesi ve İngiliz yanlısı Derviş Vahdeti'nin Volkan gazetesi yazarı Said-i Nursi... Bu Derviş Vahdeti'nin Volkan Gazetesi öyle bir gazetedir ki, İngilizler Kıbrıs'ı işgal edip adayı yönetmeye başlayınca, İngiliz idaresini ve adadaki politikalarını övgülerle karşılamıştır. Bu Gazetede yazı yazan bir Bediüzzaman... Hakikaten de zamanın harikasıymış ki bunlara rağmen onca müridi olmuş Yukarıda belirttiğim gibi, Teal–i İslam’ın yönetim kurulunda bulunan etkin isimlerden biri de Said–i Nursi idi. Teal–i İslam Cemiyeti 16 Eylül 1919’da İkdam gazetesinde bir bildiri yayınlayarak, Türk milletini Kuva–yı Milliye’ye destek vermemeye, hatta onlara karşı mücadele etmeye çağırıyordu. Bu bildirinin altında imzası bulunanlardan biri de Said–i Nursi idi. Oldukça uzun olan bu bildirinin bir bölümünü size aktararak, Türk milletini Milli Mücadeleden uzak tutmaya çalışan bu şaşırtıcı ifadelerin yorumunu sizlere bırakmak istiyorum: “Ey Anadolu’nun masum ve mazlum ahalisi! Bir zamanlar ne kadar şen ve bahtiyar idiniz. Hemen hepiniz çoluğunuz ve çocuğunuzun yanında tarlalarınızın, bağlarınızın başucunda çiftinizle, çubuğunuzla uğraşıp vaktinizi hoşça geçirir idiniz. Bir müddetten beri size ne oldu? Niçin böyle boynunuz bükük, tıpkı bir yetim gibi mahzun duruyorsunuz.(...) Acaba şu halin neden ileri geldiğini biliyor musunuz? Bunun için cümlemizin yani aziz milletimizin ve mukaddes vatanımızın bir vakitten beri başına gelen belaların (...) esbabını size biraz anlatayım.(...) Selanik dönmeleriyle aslü nesli ve mezhep ve meşrebi belirsiz ecnası muhtelife türedilerden mürekkep olan bu cemiyet, ‘istibdadı kaldıracağız, meşrutiyet ve hürriyet getireceğiz, hükümet ahaliye zulmetmeyecek’ diye bizi aldattılar.(...) Bu hainler, bu hinoğlu hinler memleketin başına kendi elleriyle getirdikleri her belada, her muharebede âlemi ölüme teşvik etmek, halkı kırdırarak kendi canlarını beslemeyi çok iyi biliyorlardı. (...) Nitekim bu defa da Anadolu’da Mustafa Kemal ve Kuva–yı Milliye maskaraları Yunan askerlerinin önünden nâmerdane bir surette kaçarken, zavallı saf ve gafil ahali ve askerden cem ettikleri kuvvetleri düşmanla harbe tutuşturarak (...) yalanlar ve hilelerle savuşup kaçtılar. Biçare millet! Bu yankesicilerin hilelerini, desiselerini hala tamamen anlayamamıştır. Yazık bin kere yazık ki, gerek harb içinde, gerek mütarekeden sonra memleket bunların fitne ve fesadı uğruna milyonlarca evladını telef ediyor da Enver, Cemal, Mustafa Kemal vesaire beş on eşkıyanın vücudunu ortadan kaldırmak için icab eden küçük fedakarlığı göze almıyor. Millet (...) hala kendisini aldatan bu heriflere niçin diyemiyor ki “Ey hainler, ey Allah’tan korkmayan ve Peygamberden haya etmeyen mahluklar, muharebe ettiniz başımızı bin türlü belalara soktunuz, mağlup oldunuz, şimdi niye tekrar, gücünüz yetmediğini ikrar ve imza ettiğiniz devletleri yeniden kızdırarak üzerimize husumet ve gazaplarını davet ediyorsunuz? İngilizleri kızdırdınız, üzerimize Yunanlıları musallat ettiler. Harpte mağlup olduktan sonra uslu oturmak ve mağlubiyetin neticesine katlanarak telafisini sabr–u sükun ve akl–u tedbir dairesinde izale etmekten başka çare var mıdır? Düşünmüyor musunuz ki Yunanlılara fazla zayiat verdirmek bile bundan sonra bizim için hayırlı ve menfaatli bir şey olmaz. Hem sizler ey yalancı ve deni şâkiler! (...) Kendinize ne hakla, ne yüzle Kuva–yı Milliye adı veriyorsunuz? Utanmaz hainler, artık yetişir, yakamızı bırakın. Cenab–ı Hakk’ın gazap ve laneti sizin üzerinize olsun. Şimdi sulh imzalandı Kuva–yı Milliye belasının tevlid ettiği mecburiyetle galip devletlere karşı yeniden taahhüt altına girdik. Devletler şimdi bize “Eğer Anadolu’da Kuva–yı Milliye isyanını bastırmazsanız İstanbul’u da elinizden alacağız” diyorlar." |
Astronomi biliminin öncesi astronoji ilmidir. Gökyüzü eski çağlardan beri incelenmesine rağmen astroloji ilminin temelleri Babil devleti zamanında atılmıştır. Bu dönemde ilk defa bir zodyak üzerinde 12 ( yazı ile on iki ) gezegen tesbit edilmiş daha sonra bu gezegenlerin insan kaderine olan etkileri üzerine bilimsel (?) çalışmalar yapılmıştır.
Said Nursi'nin 12 (on iki) gezegenden bahsetmesinin hiç bir fevkaladeliği yoktur.O dönemde sıradan her hangi bir insanın bildiği sıradan bir bilgi. O kadar tartışılmış olmasına rağmen (gözümden kaçtı ise affola) bu kadar basit bir bilgi birikimine rastlanılamadı. Yazık ! |
risaleler bile kürt sayitin ölümünden yıllar sonra hergün gelişirken,koskoca komplike islam nasıl gelişmesin?(mekke stüdyoları-islamic production)yakında çelakıl matematiksel olarak bunun kuranda yazılı olduğunu açıklarsa kimse şaşırmasın;at sahibine göre kişnermiş...
kaancan demişti dersiniz! |
| Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 11:18 . |