Turan Dursun Sitesi Forumları

Turan Dursun Sitesi Forumları (https://turandursun.com/forumlar/index__1.php)
-   Kadın & İslam (https://turandursun.com/forumlar/forumdisplay.php?f=31)
-   -   Nisa3 / Velisi olunan yetim kızlar helal mi ? (https://turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=2682)

sodomo-- 05-09-2006 17:22

Nisa3 / Velisi olunan yetim kızlar helal mi ?
 
Bu yazıyı KC'nin "Cariyeler hukuku" topiğinde yazmıştım ama konu "velisi olunan yetim kızlarla evlenme" olduğu için buraya aldım.

Doğrusu ilk defa farkediyorum bu durumu. Zaten Kuran'ın hangi ayetine el atsanız insanı şok eden bir şeyler çıkıyor karşınıza. Bir de dikkatimi çekti Y.Nuri, Edip Yüksel vb. reformistler Kuran'daki ayetlerin gerçek anlamını gizlemek için ellerinden geleni yapmışlar meallerinde. Bu ayette oldukça farklı bir anlama gelecek şekilde meallerinde yer alıyor. Mesela Y. Nuri'de şöyle :

Nisa3. Yetimler konusunda adaleti koruyamayacağınızdan korkarsanız, sizin için temiz kılınan kadınlardan ikişer, üçer, dörder nikâhlayın. Eğer bu durumda adaleti gözetemeyeceğinizden korkarsanız, bir tek kadınla yahut yeminlerinizin/sağ ellerinizin sahip olduklarıyla yetinin. İşte bu, haksızlığa sapmamanız için en uygun yoldur

Bunu okuyan birisi ortada hakkı korunamayan bir yetim olduğunu ve bunu sağlama için 2-3-4 evlilik yapılabileceğini düşünüyor ve ortaya "ne alaka ?" diyebileceğimiz bir durum çıkıyor.


Halbuki ayet şöyle :

Nisa3. Eğer, velisi olduğunuz mal sahibi yetim kızlarla evlenmekle onlara haksızlık yapmaktan korkarsanız onlarla değil, hoşunuza giden başka kadınlarla iki, üç ve dörde kadar evlenebilirsiniz; şayet, aralarında adaletsizlik yapmaktan korkarsanız bir tane almalısınız veya sahip olduğunuz ile yetinmelisiniz. Doğru yoldan sapmamanız için en uygunu budur.

Nisa 3.Şayet öksüz(kızlarla evlendiğiniz takdirde on)lar hakkında adaleti yerine getiremeyeceğinizden korkarsanız, size helal olan kadınlardan ikişer, üçer, dörder alın. O(kadı)nlar arasında da adalet yapamayacağınızdan korkarsanız bir tane alın; yahut ellerinizin altında bulunan(cariye)lerle yetinin. Cevr (ve haksızlık) etmemeniz için en uygun olan budur. (S.Ateş)

Parentez içinin kaldırılması bile tek başına Kuran'daki ayetleri gerçek manasını gizleme çabasının bir sonucu, hatta gizlemek ne kelime düpedüz anlam kaydırması yapılıyor böylelikle.

Bak Aişe nüzul sebebi ile ilgili ne diyor :

"Hz. Aişe anlatıyor : Bir adamın yanında yetime bir kız vardı. Onu kendisine nikahladı.Kızın meyve veren bir hurma ağacı vardı. kız, o hurma ağacında olsun, adamın başka malında olsun ona ortaktı. Adam kızı kendisi için tutuyor, kıza kendisinden (mehir olarak) bir şey vermiyordu. Bunun üzerine bu ayet indi.

(Buhari, Vesaya 21, Tefsir, Nisa 1, 23, Nikah 1,16,19,37 Hiyel 8;
Müslim, Tefsir 6, 3018;
Ebu davud, Nikah 13, 2068;
Nesai, Nikah 66(6,115,116) )


Soru şu: İslamda velisi olunan yetim kızlar ile evlenmek (haksızlık yapmamak koşulu ile) helal mi ?


Nisa 127. Senden kadınlar hakkında fetva istiyorlar. De ki, onlara ait hükmü size Allah açıklıyor: Kitap'ta, kendileri için yazılmışı (mirası) vermeyip nikahlamak istediğiniz yetim kadınlar, çaresiz çocuklar ve yetimlere karşı adil davranmanız hakkında size okunan ayetler (Allah'ın hükmünü apaçık ortaya koymaktadır). Hayırdan ne yaparsanız şüphesiz Allah onu bilmektedir.

Bu ayette önceki Nisa 3'e atıf yapılıyor.

536 - Bir diger rivayette, Hz. Aise (radiyallahu anha) şöyle demektedir: "Cenab-i Hakk'in şu ayette: "Ey Muhammed! Kadinlar hakkinda senden fetva isterler, de ki: "Onlar hakkinda fetvayi size Allah veriyor: Bu fetva kendilerine yazilan seyi vermediginiz ve kendileriyle evlenmeyi arzuladiginiz yetim kadinlara ve bir de zavallı cocuklara ve yetimlere dogrulukla bakmaniz hususunda Kitab'ta size okunandir.." (Nisa 127) ayetinde atıfta bulunan bahis, önceki ayettir ki orada şöyle denmektedir: "Eger velisi oldugunuz mal sahibi yetim kızlarla evlenmekle onlara haksızlik yapmaktan korkarsaniz, onlarla degil, hosunuza giden baska kadinlarla iki, ic ve dorde kadar evlenebilirsiniz."

Hz. Aise (radiyallahu anha) devamla sunu soyledi: "Sonraki ayette yani, "...kendileriyle evlenmeyi arzuladığınız yetim kadınlara..." (Nisa, 127) ifadesinin gectigi ayette, Cenab-i Hakk'in mevzubahis ettigi arzu, kişinin terbiyesi altinda bulunan yetimenin malı ve guzelliği az olması halindeki arzudur. Bu durumda onunla evlenmek istememektedir."

Şimdi bir Y. Nuri'nin melini bir de S.Ateş'in mealini (ki diğer meallerde bu çizgidedir) okuyup karşılaştırma yapın lütfen. Y.Nuri'nin nasıl bir çaba içinde olduğunu görebilirsiniz.

Evet anladığımız kadarıyla "velisi olunan yetim kızlarla (haksızlık yapmamak koşulu ile) evlenmek Kuran'a göre helaldir.

Haksızlık yapılmayacak çünkü bu ayetin nüzul sebebine mashar olan zat hem velisi olduğu yetimin malına konuyor hem onu nikahlıyor hem de mehir parasını vermiyordu. Bunun üzerine bu ayet indi ve Allah (C.C) dedi ki :

Bari mehir parasını vereydin kardeşim !

05-09-2006 17:50

Re: Nisa3 / Velisi olunan yetim kızlar helal mi ?
 
Şunu anlamıyorum ben, nedense hep yetim kızlardan bahsediliyor ve onlarla 2'er 3'er ve 4'er nikaha izin veriliyor.

Peki neden yetim erkekler içinde ayet yok.
Onlarıda kadınlar 2'er 3'er 4'er nikahlasınlar ne çıkar bundan.
Nasılsa İslamiyet hoşgörü dini değil mi?
Kuran'daki Allah'ın ayrımcılığı ve adaletsizliği işte burda bile ortaya çıkıyor.
Niye kadınların hakkı yok bu dinde niyee?Köleden farkı ne kadının bu dinde?

Sayın Sodomo,
sanırım konunun dışına çıktım ama kusura bakmayın lütfen.Yazmak zorunda hissettim kendimi.

Saygılarımla..

sodomo-- 05-09-2006 18:05

Re: Nisa3 / Velisi olunan yetim kızlar helal mi ?
 
Sevgili Billur

Aslında durum oldukça vahim. Yani kadın/erkek eşitsizliği bile bu durumun yanında hafif kalır. Bu Arap bedevileri yetim kızları evlat ediniyorlar, ama niye ? Yetim kızlar annesi/babası ölmüş ve onlardan kendisine miras olarak mal kalmış kızlar. Hal böyle olunca bir bedevi 10-15 tane yetim kız alıyor ama bunları da seçerken malı ve güzelliğine göre seçiyorlar. Sonra da bı kızcağızları nikahlıyorlar, mallarına el koyuyorlar ve mehirlerini de vermiyorlar. Yani "hem şehvet hem servet" siyaseti alabildiğine yürürlükte. Sonra da bu ayet iniyor bir vakaya istinaden ve

Allah diyor ki : Bari mehirlerini verin ! Yok eğer mehirlerini vermiyorsanız başka kadınlarla 4'e kadar evlenebilirsiniz.

Böylelikle bir "orta yol !" bulunuyor.

hiramusta 06-09-2006 09:32

Re: Nisa3 / Velisi olunan yetim kızlar helal mi ?
 
Sodomo ayette "yetim kızlarla evlenmek "cümlesi nerede geçiyor,bana gösterir misin? (bu arada Y.Nuri'nin mealini daha doğru bulduğumu söylemeliyim.S.Ateş'in meallendirmesini de daha dürüst,hiç olmazsa ayette olmayan ve kendi yorumu olan kelimeleri paranteze almış.)

sodomo-- 06-09-2006 09:45

Re: Nisa3 / Velisi olunan yetim kızlar helal mi ?
 
Nisa 3. Ve in hıftüm illa tuksitu fil yetama fenkihu ma tabe leküm minen nisai mesna ve sülase ve ruba' fe in hıftüm ella ta'dilu fe vahıdeten ev ma leleket eymanüküm zalike edna ella teulu

Hiramusta, işte yukarıdaki ayetin Arapçasında görebilirsin.

İstersen sana Edip Yüksel ve Y.Nuri taktiği vereyim:

Kuran'da "yetama" kelimesinin geçtiği diğer ayetleri bul ve oralarda ne anlamda kullanıldıklarına bak.

Aynı Nisa 34'de ki darabe gibi. Hani orada da böyle diğer yerlerdeki anlamlarına bakıp "uzaklaştırma" bulmuştu ya refomistlerimiz, işte aynen sen de böyle arayabilirsin.

Birde konuyla ilgili yazı yazdığın için ayrıca teşekkür ederim.

hiramusta 06-09-2006 09:49

Re: Nisa3 / Velisi olunan yetim kızlar helal mi ?
 
Yetema yetimler demek.Kızlar nerde?..Kızlarla evlenmek nerde?

sodomo-- 06-09-2006 09:52

Re: Nisa3 / Velisi olunan yetim kızlar helal mi ?
 
Dur bir kahkaha atayım :D :D :D :D

hiramusta 06-09-2006 09:58

Re: Nisa3 / Velisi olunan yetim kızlar helal mi ?
 
Kahkaha atmasına at da!..Sorumun cevabını ver.Ya da yanılmışım,birilerinin yanlış meallerine kanıp hata etmişim deyip, hatandan dön.

K.C. 06-09-2006 10:14

Re: Nisa3 / Velisi olunan yetim kızlar helal mi ?
 
Hadiste Aişe'nin yorumunda 'yetime kızlar', 'yetime' ibareleri geçiyor. Tabii burada da tercüme hatası olabilir.

Nisa 3'teki 'yetim'i 'yetim erkek' olarak tercüme edersek manasında bir acayiplik olmuyor mu acaba? :)

Şayet öksüz(erkeklerle)ler hakkında adaleti yerine getiremeyeceğinizden korkarsanız, size helal olan kadınlardan ikişer, üçer, dörder alın.

sodomo-- 06-09-2006 10:39

Re: Nisa3 / Velisi olunan yetim kızlar helal mi ?
 
Bak güzel kardeşim, Bu Nisa 3'ü Nisa 2 ve 4 ile birlikte ele alacaksın.Ayet tamamıyla yetimlerle ilgili olarak gelişiyor sonra da 4 eş meselesine bağlanıyor sadece fikir yürütsen yine anlarsın.

Bir de ayetin nüzul sebebine bakacaksın. Oraya o kadar yazdık bu konuyu tam okumuyorsun. Eğer senin dediğin gibi çevirirsek "ne alaka ?" durum oluşur. Yani yetimlere karşı adaletsizlik yapmaktan çekiniyoruz ve bu yüzden gidip 2-3-4 kadın ile evleniyoruz NE ALAKA ? derler adama.

Şunları da oku :

İbnü Abbas hazretlerinden şu iki cümle rivâyet edilmiştir: "Erkekler, "yetimlerin mallarından dolayı dört kadınla sınırlandırıldılar. Çünkü bir adam, yetimlerin malları ile dilediği kadar kadınla evlenebiliyordu, Allah Teâlâ bunu yasakladı." Buna yakın olmak üzere tabiîn müfessirlerinden Hasan b. el-Hasan hazretleri de demiştir ki: Veliler, velâyetleri altında bulunan yetim kızlardan nikahı halil olanlarla evlenirlerdi. Fakat kendilerine rağbetlerinden değil, mallarına rağbet ettiklerinden dolayı evlenirlerdi. Ve bundan dolayı onlarla iyi geçinmiyorlardı, miraslarını yemek için ölümlerini gözlerlerdi, bundan men edildiler.

Ama en Sahih hadis de bu :

534 - Hz. Aise (radiyallahu anha) anlatiyor: "Bir adamin yaninda yetime bir kiz vardi. Onu kendisine nikahladi. Kizin meyve veren bir hurma agaci vardi. Kiz, o hurma agacinda olsun, adamin baska malinda olsun ona artakti. Adam kizi kendisi icin tutuyor, kiza kendisinden (mehir olarak) bir sey vermiyordu. Bunun uzerine su ayet indi: "Eger velisi oldugunuz mal sahibi yetim kizlarla evlenmekle onlara haksizlik yapmaktan korkarsaniz, onlarla degil, hosunuza giden baska kadinlarla iki, uc ve dorde kadar evlenebilirsiniz..." (Nisa, 3),

Buhari, Vesaya 21, Tefsir, Nisa 1, 23, Nikah 1, 16, 19, 37; Hiyel 8; Muslim, Tefsir 6, 3018; Ebu Davud, Nikah 13, 2068; Nesai, Nikah 66 (6, 115, 116).


O da olmadı buna bak :

535 - Bir rivayette hadis şöyledir: "Yetime kiz velisinin terbiyesindedir. Velisi, kizin guzelligine ve malina tamah etmekte (evlenmek istemekte)dir. Ancak mehrini tam degil, eksik vermeyi dusunmektedir. Boyle veliler, yetimlere, mehri hususunda adaletli davranmadikca, yetimle evlenmeleri yasaklanmis, baska kadinlarla evlenmeleri emredilmistir."




Siz reformistler, nuzul tanımazınız, hadis tanımazsınız, fıkıh tanımazsınız, icma, kıyas tanımazsınız sonra da çıkıp kelimelerle oynayarak Kuran'ı anlayacağınız zanndersiniz. Düştüğünüz durum komiktir. İşte böyle "yetim" denilince hani bunun "kızı" "mehir" denilince de hani bunun "evliliği" diyerek kendi kendinizi güldürüsünüz millete.

hiramusta 06-09-2006 10:49

Re: Nisa3 / Velisi olunan yetim kızlar helal mi ?
 
Öncelikle ayetin siyak-sibağını gözden kaçırıyorsunuz.Nisa suresini ilk 10 ayeti yetimlerin(savaşlarda veya doğal nedenlerle babaları ölmüş çocukların) haklarının korunmasıyla ilgilidir.Konu bunla ilgiliyken bunu yetim kızlarla evlenmeye getirmek ayetin anlamını bağlamından koparmak demektir hemde ayette geçmeyen kelimeleri ayete ekleme yaparak.Ayette geçen ennisai kadınları demektir ve yetemaya atfedilir.Yani yetimlerin kadınları (anneleri veya onlara bakan teyzeleri,halaları gibi) olur.Yani burdaki anlam yetimlerle evlenmek değil.Savaş gibi olağanüstü durumlarda sayıları artan yetimlerin ve sahipsiz kadınların haklarının korunması,güçün yettiği oranlarda yetimlerin kadınlarıyla ikişer,üçer,dörder evlenilmesi ,adaletin sağlanamayacağından korkulursa tek kadınla evli kalınmaya devam edilmelisidir.Bu açıklamadan sonra doğru meali verelim.

Ve eğer ki yetimleriniz konusunda adaleti koruyamayacağınızdan korktuysanız; o takdirde sizin için hoş (helal, uygun) olan, (yetimlerin) kadınlarından ikişer ikişer, üçer üçer, dörder dörder nikâhlayın. Şayet o takdirde de adaleti gözetemeyeceğinizden korktuysanız, birtaneyle yetinin yani yeminle/sağ elinizle/nikahla sahip olduğunuzla.
Bu haksızlığa sapmamanız için en uygunudur.

sodomo-- 06-09-2006 13:17

Re: Nisa3 / Velisi olunan yetim kızlar helal mi ?
 
Nisa 2. Yetimlere mallarını verin, temizi pis olanla değişmeyin, onların mallarını kendi mallarınıza katarak (kendi malınızmış gibi) yemeyin; çünkü bu, büyük bir günahtır.

Nisa3. Eğer (kendileriyle evlendiğiniz takdir de) yetimlerin haklarına riayet edememekten korkarsanız beğendiğiniz (veya size helal olan) kadınlardan ikişer, üçer, dörder alın. Haksızlık yapmaktan korkarsanız bir tane alın; yahut da sahip olduğunuz (cariyeler) ile yetinin. Bu, adaletten ayrılmamanız için en uygun olanıdır.

Nisa4.Kadınlara mehirlerini gönül rızası ile (cömertçe) verin; eğer gönül hoşluğu ile o mehrin bir kısmını size bağışlarlarsa onu da afiyetle yeyin
.



Hiramusta, benim sana söylediğim şeyi sen bana satıyorsun.
Kardeşim siyak-sibak ilişkisine baktığında zaten senin söylediğin şeyler manasız kalıyor.

Nisa 2'de yetim malına el koyan insanlar var. Yani kızın annesi babası ölmüş miras kalmış ona ve bu bedevi kabilelerinin adamları geliyor bu yetim kıza veli olacağım diye alıyor onu korumasına ama onunla birlikte ona miras kalan malını da alıyor.

Ayet'de diyor ki; yapmayın etmeyin yoksa yanarsınız !

Nisa 3'te de eğer yetimlerin haklarına riayet etmemekten korkarsanız (ne menem bir durumsa bu ? Adam bilinçli bir şekilde yetimin hakkını yiyiyor korksa yer mi ? Ne korkusu ?) o zaman gidin başka kadınlarla 4'e kadar evlenin, o da mı olmadı elinizin altındaki cariyeler ile evlenin o yetimlerle evlenmek yerine diyor.

Yani adamlar yetimleri alıyor ve nikah kıyıyor ve de mehir de vermiyor (işte bunu da Nisa 4'ten anlıyoruz) hem malına hem bedenlerine el koyuyorlar. Daha doğrusu Nisa 4'te ki mehir konusu Nisa 2'den beri söz edilen "yetim"lerle ilgilidir. Niye ? Çünkü adamlar velisi oldukları yetimlerle evleniyorlar. Mehir konusu direk evlilikle ilgili olduğuna göre ve de bu ayetler de "yetimler" ile ilgili olduğuna göre, daha ne siyak-sibak ilişkisi diye tutturuyorsun anlamış değilim. Yani bu ayetten önceki ayetin gelişi bu ayetin gelişi ve Nisa 4. deki kapanışı apaçık ortadadır.

Ve ilave olarak senin Allah'ın da diyor ki Nisa 4'te : Bari mehirlerini verin ! AMMA gözül rızası ile size bağışlarlarsa o zaman afiyetle yiyin. Yani mehir verin diye uyaran Allah, sonra da o mehiri de "eğer kızı ikna ederseniz" vermeyebilirsiniz diyerek ondan da taviz veriyor. Kim lehine el kadar kızlara el koyan 50-60 yaşında ki adamlar lehine olacak şekilde sistemi işletiyor.

Eğer senin mantığın ile yola çıkarsak ortada koca koca kadınlar var ama bunlar "yetim" üstelik bunları "yetim" olarak alan adamlar bunlara adaletsiz davranmaktan korkuyor (yahu el koymazsan kadının malına korkacak bir şeyin olmaz zaten niye korkar bunlar anlamadım) yetim olarak ve onları nikahlayarak yetimlik statüsünden çıkarıp eş olarak alıyor. Yani "yetimlerin kadınlarından (!) 2 şer 3 er 4 er nikahlıyorsun bol bol ve böylelikle bir başka konu yani evlilikte max. sınır konusu da hallediliyor. Neye niyet neye kısmet !

Halbuki burada "Onu bırak bunu al" üründen bir anlam var. Bunu göremedin mi ?

Bak Elmalılı ne diyor :

İlk önce görülüyor ki burada "Yetimler hakkında adalet yapamayacağınızdan korkarsanız" diye bir şart vardır. hitabı ile nikah (evlenme) emri buna bağlanmıştır. Bundan dolayı, bu şartın mânâsını ve bu emrin meydana geliş şeklini iyi anlamak için bu konuda rivâyet yoluyla gelen tefsir şekillerini bilmek gerekir


Eeee bakalım şu sahih hadisimize hem de

Buhari ve Müslim'in kitaplarına aldıkları hadisler. (Formülü: B+,M+) statüsündeki ilave olarakta Ebu Davut ve Nesai'de de mevcut olan EN SAHİH hadisimize :

"Hz. Aişe anlatıyor : Bir adamın yanında yetime bir kız vardı. Onu kendisine nikahladı.Kızın meyve veren bir hurma ağacı vardı. kız, o hurma ağacında olsun, adamın başka malında olsun ona ortaktı. Adam kızı kendisi için tutuyor, kıza kendisinden (mehir olarak) bir şey vermiyordu. Bunun üzerine bu ayet indi.


Fazla söze hacet yok Hiramusta. Ayetlerde "yetim" geçiyor, "mehir" geçiyor ve "evlilik" geçiyor kelime olarak ama sen Y. Nuri gibi yazdığı mealde bütün parantez içi açıklamaları yok sayan ve daha da ötesi "dip not" bile koymayarak okuyanın Kuran'ı anlamaması için elinden geleni yapan bir alimi(!) kriter aldığın için bağlantıları koparıyorsun.

hiramusta 06-09-2006 14:07

Re: Nisa3 / Velisi olunan yetim kızlar helal mi ?
 
Mehir verdiğin kadınlar ayrıdır.Yetimler ayrıdır.O kadınlar yetimlerin anneleri,teyzeleri,halalarıdır.Bak ayeti bir de Ali Bulaç'ın mealinden parantezleri kaldırarak anlatmak istediğime uygun şekilde alıntılıyorum.

Eğer yetimler konusunda adaleti yerine getiremeyeceğinizden korkarsanız, bu durumda, *size helal olan *kadınlarından ikişer, üçer, dörder olmak üzere nikahlayın. Şayet adaleti sağlayamayacağınızdan korkarsanız, o zaman bir *yani sağ ellerinizin malik olduğu *ile. Bu sapmamanıza daha yakındır. *(4/3)

Ayette geçen ennisai kadınları demektir.Peki kimin kadınları?Cevap: yetimlerin kadınları.Yetimlerin kadınları kimler olur?Cevap: anne,hala,teyze gibi yakınları olur.Sonuç olarak, Ali Bulaç'ta geleneksel çevirilerden etkilenmeyip parantezleri kaldırsaymış.Bizim gibi meallendirmiş olurdu.

Bi de Elmalınının orjinal mealine bakalım;

eğer yetimlerin haklarını gözetemiyeceğinizden korkarsanız size halâl olan kadınlardan ikişer, üçer, dörder nikâh edin ve eğer bu surette adalet yapamıyacağınızdan korkarsanız o zaman bir tane veya milkiniz cariye alın, ağmamanız için bu daha muvafıktır (4/3)

Bak Elmalı mealde yetim kızlarla evlenmekten bahsediyor mu?Üstad bu ayeti meallendirirken 3 hata yapmış.Onları düzeltince demek istediğim noktaya geliyor.1.en nisaiyi çevirirken ın takısını gözden kaçırmış,2. ev i yani diye çevireceğine veya *diye çevirmiş,3.ma leleket eymanüküm ü cariye diye çevirmiş halbuki bu terim yeminle (eyman) yani nikahla sahip olunan kadınlar için kullanılan bir terimdir.Cariye imaikümdür,eymanla bir alakası yoktur.

Hadis rivayetlerine gelince.Bununla ilgili bir topic açabilirim ama sıkılırsınız.Ben size kısaca bununla ilgili şunu söyleyeyim:Peygamber ve *dört halife döneminde hadis yazımı yasaktı.Bu tür teşebbüsler olmadı mı?Oldu.Ama halifeler derhal o hadis nüshalarını yokettirmiştir.Hatta en meşhur rivayetçi olan Ebu Hureyre hadis yazdığı için defalarca dayak yemiş ve sürgüne gönderilmiştir.Hadis yazımı Emeviler döneminde serbest bırakılmış.Uydurma hadisler bu dönemde zirveye ulaşmıştır.Ki bu uydurmalar Peygamberin ölümünden 30-40 sene sonrasında başlar.Tabi bu rivayetler dağınıktır.Sağda solda bulunmaktadır.Bunların derlenmesine ise h.200 lü yıllarda başlanacaktır.Bu yüzden ayetleri hadislerle açıklamak çok sağlıklı bir yöntem değildir.Buna rağmen biz,hadis olsun veya olmasın vahye uyan hertür sözü şahsi din anlayışımız adına kabul ederiz.Faraza Sodomo kardeşten gelse bile.

turok 06-09-2006 14:43

Re: Nisa3 / Velisi olunan yetim kızlar helal mi ?
 
ben hiramustanin acikladigi seyden hicbirsey anlamadim , bu ayet ne diyor yahuu !))) ne annesi ne *teyzesi bunlarin ne ile alakasi nedir !! huramusta ya ricam su ayeti kendine gore bir turkce meal etsin !

hiramusta 06-09-2006 15:12

Re: Nisa3 / Velisi olunan yetim kızlar helal mi ?
 
Ya hocam baştan okumuyorsun,k.çından okuyorsun.Ondan sonrada anlamadım diyorsun.Bak sana ayetin mealini veriyorum.İyi oku!Sonrada yok ben bilmiyordum..,vah ben anlamadım deme. :)

Ve eğer ki yetimleriniz konusunda adaleti koruyamayacağınızdan korktuysanız; o takdirde sizin için hoş (helal, uygun) olan, (yetimlerin) kadınlarından ikişer ikişer, üçer üçer, dörder dörder nikâhlayın. Şayet o takdirde de adaleti gözetemeyeceğinizden korktuysanız, birtaneyle yetinin yani yeminle/sağ elinizle/nikahla sahip olduğunuzla.
Bu haksızlığa sapmamanız için en uygunudur.

dersimmm 06-09-2006 15:39

Re: Nisa3 / Velisi olunan yetim kızlar helal mi ?
 
Sevgili Dersimmm,
Mesajınızı sildim. Sizi tekrar form kurallarımızı okumaya davet ediyorum. Düzey düşürücü yazılara yer vermiyoruz. Yazılarınızın bilgi amaçlı olmasına dikkat ediniz. Ezkamo

turok 06-09-2006 15:48

Re: Nisa3 / Velisi olunan yetim kızlar helal mi ?
 
allahini seversen hiramusta beni mantik delisi yaptin !))

* simdi *varisi oldugun yetimin hakkini koruyamiyacagini dusunuyorsan onun teyzesini halasini nikahla demek ne demek yahuuu!!!

* valla ben yine senin mealinden hic bir anlam cikaramadim !, anlayan beri gelsin !

hiramusta 06-09-2006 16:18

Re: Nisa3 / Velisi olunan yetim kızlar helal mi ?
 
Biraz daha açayım istersen;
“Ey insanlar! (Surenin başındaki hitap sadece Müslümanlara değil, tüm insanlaradır. Yani topluma, kamuya, kamu yönetiminedir.)
Toplumdaki yetimlere karşı adalet korunamamışsa, yetimler mağdur durumda iseler; toplanacaksınız ve yetimlere bakmakla mükellef olan kadınları, onların özelliklerini ve kendi özelliklerinizi dikkate alarak, ikişer ikişer, üçer üçer, dörder dörder nikâhlamak üzere bir kampanya düzenleyeceksiniz. Böylece yetimler üvey çocuklarınız, yetimlere bakmakla mükellef kadınlar da eşleriniz olacak. Bu işlem sonucunda, yetimler ile onlara bakmakla mükellef kadınlar akrabalarınız durumuna gelecek, siz de onlara artık akrabalık hak ve hukukunu uygulayacaksınız.Gene de adaleti sağlamaktan yana bir çekinceniz varsa nikahınız altında bulunan kadınla yolunuza devam edeceksiniz."
İslam'da normal şartlarda çok evlilik yoktur.Çok evlilik ancak olağan üstü durumlarda,yetimlerin himayesi,onların korunup-gözetilmesi için uygulanır.

walla 06-09-2006 21:08

Re: Nisa3 / Velisi olunan yetim kızlar helal mi ?
 
Yetim kızlarla evlenmek yerine onları büyütüp başka biriyle evlendirmek daha mantıklı değilmi. *ve burada yetim denilen kızlar, baskınlarda babalarının kelleleri uçurulup esir alınan kızlar. yetmiyormuş gibi birde onlarla evleniyorlar. ne sapıklık . hatta bir tanesiyle * muhammet baskın dönüşü dayanamayıp yolda çadır kurup esir kızı beceriyor. aynı anda hz ayşede onu başkasıyla aldatıyor. bunu bile bile ısrarla din adamları olayı saptırıyor. şöyle düşünün; islamın *sahteliği ortaya çıkarsa Yaşar nuri yada bir başka din adamı bu saaten sonra ne iş yapar. dikkat ediniz *din adamları ne fiziken ne beyinen yorulur. her şey beleş... kadın da bol oh ne ala. ha birde şu var, peygamber bu çağda yaşamış olsaydı bu adamlar *7-8 yaşlarındaki öz kızlarına peygambere gelin verirlermiydi.

ibrahim_z 06-09-2006 21:22

Re: Nisa3 / Velisi olunan yetim kızlar helal mi ?
 
hiç olurmu walla sen yetimlere bakacan besleyecen ondan sonra ikişer üçer haremine katmayacan. kurana aykırı. zaten 9 yaşındaki çocuğu kendine helal gören kimi kendine helal görmez(ki kız 6 sındayken daha göz koymuş ona adam başını bağlamış).

sodomo-- 07-09-2006 10:08

Re: Nisa3 / Velisi olunan yetim kızlar helal mi ?
 
"Mehir verdiğin kadınlar ayrıdır.Yetimler ayrıdır.O kadınlar yetimlerin anneleri,teyzeleri,halalarıdır.Bak ayeti bir de Ali Bulaç'ın mealinden parantezleri kaldırarak anlatmak istediğime uygun şekilde alıntılıyorum."

Önce Arapçasını bir yazalım önümüzde dursun :

Ve in hıftüm illa tuksitu fil yetama fenkihu ma tabe leküm minen nisai mesna ve sülase ve ruba' fe in hıftüm ella ta'dilu fe vahıdeten ev ma leleket eymanüküm zalike edna ella teulu

"Eğer yetimler konusunda adaleti yerine getiremeyeceğinizden korkarsanız, bu durumda, size helal olan kadınlarından ikişer, üçer, dörder olmak üzere nikahlayın. Şayet adaleti sağlayamayacağınızdan korkarsanız, o zaman bir yani sağ ellerinizin malik olduğu ile. Bu sapmamanıza daha yakındır. (4/3)

Benim elimdeki Ali Bulaç meali şöyle:

Ali Bulaç Nisa 3. Eğer yetim (kız)lar konusunda adaleti yerine getiremeyeceğinizden korkarsanız, bu durumda, (onlarla değil) size helal olan (başka) kadınlardan ikişer, üçer, dörder olmak üzere nikahlayın. Şayet adaleti sağlayamayacağınızdan korkarsanız, o zaman bir (eş) ya da sağ ellerinizin malik olduğu (cariye) ile (yetinin). Bu sapmamanıza daha yakındır


"Ayette geçen ennisai kadınları demektir.Peki kimin kadınları?Cevap: yetimlerin kadınları.Yetimlerin kadınları kimler olur?Cevap: anne,hala,teyze gibi yakınları olur.Sonuç olarak, Ali Bulaç'ta geleneksel çevirilerden etkilenmeyip parantezleri kaldırsaymış.Bizim gibi meallendirmiş olurdu".

Hayır. Senin mealin tamamıyla yanlış. Bunu da göreceğiz yazının ilerleyen kısımlarında.


"Bi de Elmalınının orjinal mealine bakalım;

eğer yetimlerin haklarını gözetemiyeceğinizden korkarsanız size halâl olan kadınlardan ikişer, üçer, dörder nikâh edin ve eğer bu surette adalet yapamıyacağınızdan korkarsanız o zaman bir tane veya milkiniz cariye alın, ağmamanız için bu daha muvafıktır (4/3)"


Hayır yanlış böyle bir Elmalılı meali yok. Bendeki Elmalılı meali şöyle :

Elmalılı. Nisa 3.Eğer öksüz kızlarla evlendiğinizde onlara karşı adaletli davranamamaktan korkarsanız, hoşunuza giden diğer kadınlardan iki, üç ve dörde kadar evlenebilirsiniz. Eğer adaleti gözetmemekten korkarsanız, o zaman bir tane ile veya elinizin altındakiyle (sahip olduğunuz câriye ile) yetinin. Doğruluktan ayrılmamak için bu daha elverişlidir.

"Bak Elmalı mealde yetim kızlarla evlenmekten bahsediyor mu?Üstad bu ayeti meallendirirken 3 hata yapmış.Onları düzeltince demek istediğim noktaya geliyor.1.en nisaiyi çevirirken ın takısını gözden kaçırmış,2. ev i yani diye çevireceğine veya diye çevirmiş,3.ma leleket eymanüküm ü cariye diye çevirmiş halbuki bu terim yeminle (eyman) yani nikahla sahip olunan kadınlar için kullanılan bir terimdir.Cariye imaikümdür,eymanla bir alakası yoktur.

Evet Elmalılı "öksüz kızlarla evlenmek"ten bahsediyor. Sen yanlış meale bakıyor olmayasın. Üstelik bahsetiğin bu 3 hata gerçek değil. Yok böyle hatalar.
Açıklamaları aşağıda yaptım.

"Hadis rivayetlerine gelince.Bununla ilgili bir topic açabilirim ama sıkılırsınız.Ben size kısaca bununla ilgili şunu söyleyeyim:Peygamber ve dört halife döneminde hadis yazımı yasaktı.Bu tür teşebbüsler olmadı mı?Oldu.Ama halifeler derhal o hadis nüshalarını yokettirmiştir.Hatta en meşhur rivayetçi olan Ebu Hureyre hadis yazdığı için defalarca dayak yemiş ve sürgüne gönderilmiştir.Hadis yazımı Emeviler döneminde serbest bırakılmış.Uydurma hadisler bu dönemde zirveye ulaşmıştır.Ki bu uydurmalar Peygamberin ölümünden 30-40 sene sonrasında başlar.Tabi bu rivayetler dağınıktır.Sağda solda bulunmaktadır.Bunların derlenmesine ise h.200 lü yıllarda başlanacaktır.Bu yüzden ayetleri hadislerle açıklamak çok sağlıklı bir yöntem değildir.Buna rağmen biz,hadis olsun veya olmasın vahye uyan hertür sözü şahsi din anlayışımız adına kabul ederiz.Faraza Sodomo kardeşten gelse bile."

Bu hadis konsunu daha sonra işleyeceğim. Bakalım göreceğiz hadisler olmaz ise Kuran anlaşılabilir mi ? Birde hadislerin yasaklanması ile hadislerin gerçeği yansıtması arasında ne gibi bir ilişki kurdun anlamış değilim. Muhammed binlerce söz söylemiş ve uygulamalarda bulunmuştur. Bunları yaparken bir çok insan şahit olmuş ve aktarmışlardır. En başta da kendi eşleri özellikle Aişe bu aktarımları yapmıştır. Muhammed'in hadisleri yasaklaması başka bir konu bu hadislerin gerçeği yansıtıp yansıtmaması ayrı bir konu. Üstelik Muhammed'in hadisleri yasaklaması bile bir hadistir. (Tabii o ilgili hadisin kaynağını verirsen memnun olurum, en azından "sahih" olup olmadığına bakarız)



Öncelikle senin çok yerinde (ama eksik) olan cariye =imaiküm bilgisinden başlayalım: Hatırlarsan Hiramusta, sen daha önce Kuran'ın hiçbir yerinde "cariye" kullanılmamıştır" demiştin. Bak bu kendi ifaden seni ele verdi bu sefer :

Nur 32. Ve enkihül eyama minküm ves salihıyne min ıbadiküm ve imaiküm iy yekun fükarae yuğnihimüllahü min fadlih vallahü vasiun alim

Bak gördün mü senin "cariyenin karşılığıdır" dediğin kelime "imaiküm" Nur 32'de çıktı karşımıza. (İbadiküm de "erkek hizmetçi" olarak kullanılıyor.)

Peki meali nasıl bu ayetin. (Prof. Yaşar Nuri'nin mealine dikkat ! )

Diyanet vakfı. Nur 32. Aranızdaki bekarları, kölelerinizden ve cariyelerinizden elverişli olanları evlendirin. Eğer bunlar fakir iseler, Allah kendi lütfu ile onları zenginleştirir. Allah, (lütfu) geniş olan ve (her şeyi) bilendir.

Prof.Yaşar Nuri/ Nur.32 .İçinizden bekârları/dulları, bir de erkek hizmetçilerinizden ve halayıklarınızdan durumu uygun olanları evlendirin. Eğer yoksul iseler, Allah onları lütfundan zenginleştirir. Allah Vâsi'dir, Alîm'dir

Edip Yüksel. Nur 32. Bekarlarınızı, erdemli kadın ve erkek hizmetçilerinizi evlendiriniz; eğer yoksul iseler, ALLAH onları kendi lütfundan zengin edecektir. ALLAH Cömerttir, Bilendir.

Ali Bulaç Nur 32. İçinizde evli olmayanları, kölelerinizden ve cariyelerinizden salih olanları evlendirin. Eğer fakir iseler Allah, kendi fazlından onları zengin eder. Allah geniş (nimet sahibi)dir, bilendir.

Ve görüldüğü gibi ilk cariye gerçeğini gizleme operasyonu bu ayette gerçekleşiyor. Ali Bulaç'a ve diğer bütün meal yazarlarına göre "cariye"nin karşılığı olan bu kelime Edip Yüksel de "kadın hizmetçi", Y.Nuri'de ise "halayık" oluyor. Ve "Kuran'a dönüş" hareketinin önderleri tozları halının altına süpürmeye devam ediyorlar.

Bu kelime'yi sen hatırlattın teşekkür ederim. Ama kusura bakma kendi ağzınla yakalandın bu sefer.

Gelelim ikincisine : emetüm: Kadın köle cariye (çoğul), abdüm : Erkek köle (çoğul)

Bakalım Kuran'da hangi ayette geçiyor :


Bakara 221. Ve la tenkihul müşrikati hatta yü'minn* ve le emetüm mü'minetüm hayrum mim müşriketiv ve lev a'cebetküm* ve la tünkihul müşrikıne hatta yü'minu* ve le abdüm mü'minün hayrum mim müşrikiv ve lev a'cebeküm* ülaike yed'une ilen nar* vallahü yed'u ilel cenneti vel mağfirati bi iznih* ve yübeyyinü ayatihı lin nasi leallehüm yetezekkerun

Mealine bakalım :

Diyanet Vakfı. Bakara 221.İman etmedikçe putperest kadınlarla evlenmeyin. Beğenseniz bile, putperest bir kadından, imanlı bir cariye kesinlikle daha iyidir. İman etmedikçe putperest erkekleri de (kızlarınızla) evlendirmeyin. Beğenseniz bile, putperest bir kişiden inanmış bir köle kesinlikle daha iyidir. Onlar (müşrikler) cehenneme çağırır. Allah ise, izni (ve yardımı) ile cennete ve mağfirete çağırır. Allah, düşünüp anlasınlar diye ayetlerini insanlara açıklar

Prof. Y.Nuri ÖZTÜRK / Bakara 221. Müşrik kadınlarla, onlar iman edinceye kadar evlenmeyin. Özgürlüğünden yoksun inanmış bir kadın, müşrik bir kadından -müşrik kadın sizin hoşunuza gitse de- çok daha hayırlıdır. Müşrik erkeklerle de onlar iman edinceye kadar nikâhlanmayın. İnanmış bir köle, müşrik bir erkekten -o hoşunuza gitse de- çok daha hayırlıdır. Bu müşrikler sizleri ateşe çağırır. Allah ise sizi, izniyle cennete ve affa çağırır. Ve ayetlerini insanlara açık açık bildirir ki, düşünüp öğüt alabilsinler.

Edip Yüksel Bakara 221. İnanmadıkça, ortak koşan kadınlarla evlenmeyin. İnanan bir hizmetçi kadın ortak koşan bir kadından daha hayırlıdır; ondan hoşlansanız bile. Ortak koşan erkeklerle, inanıncaya kadar kızlarınızı evlendirmeyin. İnanan bir hizmetçi erkek ortak koşandan daha hayırlıdır, hoşlansanız bile... Onlar, ateşe çağırıyor. ALLAH ise cennete ve bağışlanmaya çağırır ve öğüt almaları için ayetlerini halka açıklar.

S.Ateş Bakara 221. Allah'a ortak koşan kadınlarla, onlar inanıncaya kadar, evlenmeyin. (Allah'a ortak koşan hür kadın), hoşunuza gitse dahi, inanan bir cariye, ortak koşan (hür) kadından iyidir. Ortak koşan erkekler de inanıncaya kadar, onları (kadınlarınızla) evlendirmeyin. (Allah'a ortak koşan hür erkek) hoşunuza gitse dahi, inanan bir köle, ortak koşan (hür) adamdan iyidir. (Zira) onlar ateşe çağırıyorlar. Allah ise izniyle cennete ve mağfirete çağırıyor. İnsanlara ayetlerini açıklıyor ki öğüt alsınlar.

Vallahi S.Ateş hocayı sevmeye başladım. Adam hiç lafı eveleyip gevelemiyor baksana "cariye" diyerek olayı bitirmiş.

Ama bizim reformistleriniz ne yapıyor : emetüm mü'minetüm = Özgürlüğünden yoksun inanmış bir kadın" olarak Y.Nuri'de ve "inanan hizmetçi" olarak da Edip Yüksel'de. İkinci gizleme operasyonu ve halının altına süpürülen tozlar.

Not : Bu "emetüm" kelimesinin tekilini biliyorsan lütfen söyle, tekil haline de bakalım.

Gelelim üçüncü ve en önemli, en sık kullanılan "cariye"ye:


ma MeLeKet eYMaN (sağ elinin altında bulunanlar) (Hiramusta'nın ifadesine göre; yeminle (eyman) yani nikahla sahip olunan kadınlar için kullanılan bir terimdir.)

"Eyman" kelimesi "yemin" kelimesinin çoğuludur. Kuran bir çok yerde "söz verme /anlaşma yapma vb anlamlarda kullanılır (Nisa-33, Maide.89; Tevbe.12; Nahl-91;) bunu not et lütfen.

Nikahla sahip olunan kadınlar; zevc, ezvac dır. Yani Türkçe'ye de geçmiş olan "zevce" Kuranda "nikahlı eş"'in karşılığıdır ve hiç bir yerde "ma MeLeKet eYMaN "nikahlı eş olarak kullanılmaz. Bu bir...

MeLiK/MaLiK kelimesi "sahip" anlamına gelir. Aynı bir malın "MALİKİ" olmak gibi (Türkçe'ye de geçmiş bir kelime olduğu için çok rahatca anlaman gerekir bu kelimeyi) . Bu kelimenin fiilinin çekimi olan "ma (şey ki o) MeLeKeT (sahip olan) yani, mülke, mala sahip olan anlamındadır.

Bir "sahiplik/malik olma söz konusu olduğu için bunun halihazırdaki "eş"i kastettiği söylemi külliyen gerçek dışıdır, bu ifadenin geçtiği hiçbir yerde "eş" anlamı vermemiştir.

Bak Yaşar Nuri bu ma MeLeKet EyMaN ifadesinin geçtiği ayetlerde bu deyimi nasıl çevirmiş :



Nisa 24,(Y.Nuri : ...Harpte elinize geçmiş kadınlar ...)
Nisa25. (Y.Nuri : ...ellerinizin altındaki genç, mümin köle kızlardan biriyle...) Dikkat burada "köle" kullanılmış.
Nisa 36, (Y.Nuri :"...size bağımlı olanlara...)
Nahl 71 (Y.Nuri :" ...ellerinin altındakilere...)
Nur 31 (Y.Nuri :"... ellerinin altında bulunanlar..)
Nur 58 (Y.Nuri :"...Ellerinizin altında bulunanlarla..)
Rum 28 : (Y.Nuri: "...ellerinizin altında bulunanlarda...)
Ahzab 50:(Y.Nuri:"... elleri altındakiler hakkında...)
Ahzap 52: (Y.nuri :"...Elinin sahip olabilecekleri müstesna...)
Ahzab 55 (Y.Nuri:"... ve anlaşmalarıyla sahip olduklarından...)
Mearic 30: (Y.Nuri :".... akitlerinin sahip olduğu şeyler konusunda ... )

Gördüğün gibi Y.Nuri de "elinin altındakiler" deyişine vurgu yapmış yani bir yerde "cariye" yi gizlemek, üstünü örtmek için böyle bir yol bulmuş. Mesela Nisa 21 de "harpte ele geçen kadın" olmuş, Nisa 36'da "size bağımlı olan kadınlar" olmuş, Mearic'de de "akitleri" demiş. Yani Nuh demiş peygamber dememiş Yaşar hoca ve "cariye" kelimesini kullanmayarak bir başarıya imza atmış :) Ama hiç bir yerde senin dediğin gibi "nikahlı eş" anlamında kullanmamış kendisi. Zaten ayetlerde daha önceki ve sonraki cümlelerde "nikahlı eş" ile ilgili hükümler var oralarda da görebilirisin "nikahlı eş" nasıl oluyor.


ma MeLeKet EyMaN'ın tam karşılığı nedir ben söyleyeyim mi ? "Sağ elinizin altında sahip olduklarınız"

Peki nasıl oluyor bu ? Nerede bu "sağ el" ? (bunu sonlara doğru açıklayacağım)

Bir kere her şeyden önce, "eyman" yeminle yani "nikahla sahip olunan kadınlar" için kullanılan bir terim değildir.

"Eyman" kelimesi "yemin" kelimesinin çoğuludur. Kuran bir çok yerde "yemin etme, söz verme /anlaşma yapma vb anlamlarda kullanılır.

Bir kaç örnek Y.Nuri mealinden verelim :

Bakara 224. İyilik etmenize, takvaya sarılmanıza, insanlar arasında barışı kurmanıza engel yapmak üzere Allah'ı yeminlerinize siper haline getirmeyin. Allah, her şeyi duyar, her şeyi bilir. (nikahla sahip olunan kadın anlamında değil)

Ali İmran 77. Allah'a verdikleri sözü ve yeminlerini basit bir bedel karşılığı satanlar var ya, işte onlar için âhirette hiçbir nasip yoktur. Allah onlarla konuşmayacaktır, kıyamet günü onlara bakmayacaktır, onları temizleyip arıtmayacaktır. Onlar için korkunç bir azap vardır.
(nikahla sahip olunan kadın anlamında değil)

Maide 53. İman edenler derler ki: "Şunlar mıdır o tüm güçleriyle sizinle beraber olduklarına yemin edenler?" Bütün amelleri boşa çıkmıştır da hüsrana uğrayanlardan oluvermişlerdir.

İstersen hepsini yazmayayım sadece numaralarını vereyim sen kontrol et bi zahmet geri kalanını :Nisa 36, Maide 89/108, Enam 109, Araf 17, Tevbe 12/13, Nahl 38/71/91/92/94, Müminun 6

Hatta Mümünun 6 yı açalım buraya :

İlla ala ezvacihim ev ma meleket eymanühüm fe innehüm ğayru melumın

Göreceğin gibi hem "ezvac" yani "zevceler /eşler" geçiyor hem de yanında "ma meleket eymanühüm" yani cariyeler.

Meali: Ancak eşleri ya da sağ ellerinin sahip olduklarına karşı (tutumları) hariç; bu konuda kınanmış değillerdir.

İki defa araya "ya da" koyarak eşlerden bahsedilemeyceğine göre. Kimdir bu "sahip oldukları" ? Eğer senin dediğin gibi olsaydı bu ayetin ;

"...eşleri ve nikahla sahip oldukları kadınları..." şeklinde çevrilmesi gerekirdi.

Özetle dostum, bu deyim hiç bir yerde "nikahla sahip olunan eş" anlamında değildir.

Peki gelelim meselenin bam teline : Nasıl olurda "ma MeLeKet EyMaN" ifadesi "cariye" anlamına gelebilir. Çünkü "malik olma" var "yemin" var bu ifadede ama bu ifade "cariye" anlamına geliyor nasıl olur bu ?

İşte burası tamamıyla "dil bilimi" ile ilgili bir konu. Yani "Ben Arapça'yı iyi biliyorum o halde bu ayetleri çevirebilirim" diyemezsin. Aynı zamanda "dil bilimi" ile ilgili genel geçer bazı bilgilere de ihtiyacın var. Etimoloji (kelimelerin, deyimlerin tarihsel kökeni), halk deyişleri, öbek eylemler, klişe ifadeler, syntaks (söz dizimi), tekrarlamalı sözcükler ve dilin içinde geliştiği toplumsal / kültürel iklimin dile etkisi vb.. hakkında da asgari düzeyde bazı bilgilerin olmalı. Daha doğrusu asgari düzeyde bir "dil bilimi" bilgisine sahip olmalısın.

Çünkü her dilde "deyim" "öbek eylem" , klişe söz" vb. biçimler vardır.Bu istinasız her dilde mevcuttur.

Türkçe'den örnek verelim:

"Boşa kürek çekmek" bir deyimdir ve kendisini oluşturan kelimelere ayrılamaz. Yani Türkçe çeviri yapan bir Arap gelse ve burada ki "kürek" kelimesine baksa ve bu deyimin "denizcilik" konusuna girdiğini ve "denizde sandalda mahsur kalmış insanları" anlattığını söylese sen ne derdin ?

Diyeceğin şudur ki : Bu bir deyimdir ve bunun anlamının "kürek" ile ilgisi yoktur. Unut küreği....

Aynı şekilde; "hapı yutma"nın hap ile, "güven besleme"nin beslenme ile, "gülmekten kırılma"nın kırılma ile ilgisinin olmaması gibi.

Yani kural şu : Bir deyim, klişe söz, öbek eylem kendisini oluşturan parçalara yani kelimelere indirgenemez. Bunlar bütün olarak bir anlam ifade eder parçaladığın an anlam gider...

İşte burada da "ma MeLeKet EyMaN" bir "deyim" olarak veya bir "klişe söz" olarak "cariye" anlamında kullanılıyor.

Bir ilave daha :

nekeha : nikah (Nisa 22)---Ve la tenkihu ma nekeha abaüküm minen nisai illa ma kad selefv innehu kane fahışetev ve makta ve sae sebıla )

Meali : Cahiliye devrinde geçenler müstesna, babalarınızın nikahladığı kadınlarla evlenmeyiniz. Şüphe yok ki o, pek çirkindi, iğrenç idi, o ne fena bir âdetti.

Bak "kadın nikahlamak" nasıl kullanılmış.

nekeha abaüküm minen nisai : Babalarınızın nikahladığı kadınlar....

İşte nikahla bir kadına sahip olmak böyle anlatılıyor; yoksa senin dediğin gibi "eyman /yemin" fiilleri hiç bir surette bu anlamda kullanılmıyor.


minen nisai (en nisai değil---kadınlar, kadınları, kadınlardan ?): Ali İmran 14, Nisa 3, Nisa 22, Nisa 24, Ahzab 32 ayetlerde geçiyor. Burada "ın" karşılığı olan "iyelik takısı" olduğuna emin misin ? Çünkü bütün dillerde iyelik takıları bitişik yazılır. (Benim kitabım, Ayşe'nin ceketi vb.) anlaşılan senin mealinde bu "iyelik" dolaylı yoldan bir anlam kaydırması ile kuruluyor. Yani bu "yetimlerin kadınları" gibi bitişik bir ifade değil bunun yerine "kadınlarından" diyerek önceki "yetim"e uzak mesafeden gönderme yapmışsın.İlginçtir diğer ayetlerde "kadınlarından" yok onun yerine "kadınlardan" "kadınlarda" ve kadınların" var...Bana biraz zorlama bir durum var gibi geldi ama ben de kesin emin değilim bu konuya daha sonraki yazımda değineceğim.

Senin mealin : Eğer yetimler konusunda adaleti yerine getiremeyeceğinizden korkarsanız, bu durumda, size helal olan kadınlarından ikişer, üçer, dörder olmak üzere nikahlayın. Şayet adaleti sağlayamayacağınızdan korkarsanız, o zaman bir yani sağ ellerinizin malik olduğu ile. Bu sapmamanıza daha yakındır. (4/3)

ev : kesinlikle "veya /ya da" dır Ali Bulaç'ta da "ya da" dır. Eğer bunu "yani" diye çevirirsen Nur 31'i nasıl çevireceksin ? İstersen Nur 31'de "ev = veya" gördüğümüz yerleri "yani" ile değiştirerek deneme yapalım :

Mü'min kadınlara söyle: 'Gözlerini (harama çevirmekten) kaçındırsınlar ve ırzlarını korusunlar; süslerini açığa vurmasınlar, ancak kendiliğinden görüneni hariç. Baş örtülerini, yakalarının üstünü (kapatacak şekilde) koysunlar. Süslerini, kendi kocalarından yani babalarından yani oğullarından yani kocalarının oğullarından yani kendi kardeşlerinden yani kardeşlerinin oğullarından yani kız kardeşlerinin oğullarından yani kendi kadınlarından yani sağ ellerinin altında bulunanlardan yani kadına ihtiyacı olmayan (arzusuz veya iktidarsız) hizmetçilerden yani kadınların henüz mahrem yerlerini tanımayan çocuklardan başkasına göstermesinler. Gizledikleri süsleri bilinsin diye ayaklarını yere vurmasınlar. Hep birlikte Allah'a tevbe edin ey mü'minler, umulur ki felah bulursunuz.

Gördüğüm gibi tam bir fiyasko bu iddian. Üstelik Ali Bulaç'ın (Nisa3) mealinde de "ya da" diye geçiyor. Sen nereden buldun o meali ?

Neyse şimdilik bu kadar ama bu yazıyı tamamlamadım henüz, devam edeceğim. Bak kıymetimi bil Hiramusta, bir paket sigara bitirdim bu yazıyı tamamlayana kadar.

Eğer bir sorun var ise veya ilaven, mutlaka söyle hemen araştırmasını yapayım. Ama hiç boşuna ümitlenme sonuçlar senin istediğin gibi çıkmıyor ve Kuran'daki bir ayet "velisi olunan yetim kızlar ile evlenmeyi" caiz hale getiriyor.

Devam edeceğim.

liopleurodon 07-09-2006 11:11

Re: Nisa3 / Velisi olunan yetim kızlar helal mi ?
 
Niye bu kadar uğraştığınızı anlamış değilim. Bunu söyleyen adam ne yapmış, onu görenler müteakibinde ne yapmış? Bunlara bakın, herşey ortaya çıkar. Siz 1400 yıl sonra, yok bu aslında şöyle diyor diye çarpıtmaya çıkarsanız, hiç bir manası olmaz.

Mesela, 1400 yıldır islam aleminde kadın dövmek farzdır. Şimdi, buradaki daraba kelimesi, uzak tutun anlamındaysa, hani allah bu kitabı kıyamete dek koruyacaktı? Koruyor olması için, bunun tarih boyunca "uzaklaştırın" diye anlaşılmış olması gerekmez miydi? Demekki, koruyamamış, bir şekilde kuran kelimeye alakasız anlam yüklenerek bozulmuş. Yok dövün anlamındaysa, zaten o başlı başına başka bir sorun..

hiramusta 07-09-2006 11:37

Re: Nisa3 / Velisi olunan yetim kızlar helal mi ?
 
Bu kadar emek harcadığın için teşekkür ederim,Sodomo.Müslümanım diyenler,vermiş olduğun emeğin onda birisi gösterselerdi,bugün İslam dünyası çok daha iyi olurdu.Yazına cevabımı şu an müsait olmadığım için veremeyeceğim.Daha sonra veririz inşallah.Elmalının vermiş olduğum meali,Onun orjinal Osmanlıca mealidir.Senin vermiş olduğun Türkçe sadeleştirilmiş mealidir.Maalesef tahrif edilmiş bir mealdir.

hiramusta 08-09-2006 11:22

Re: Nisa3 / Velisi olunan yetim kızlar helal mi ?
 
Kırmızılar sevgili Sodomo'ya aittir.

Benim elimdeki Ali Bulaç meali şöyle:

Ali Bulaç Nisa 3. Eğer yetim (kız)lar konusunda adaleti yerine getiremeyeceğinizden korkarsanız, bu durumda, (onlarla değil) size helal olan (başka) kadınlardan ikişer, üçer, dörder olmak üzere nikahlayın. Şayet adaleti sağlayamayacağınızdan korkarsanız, o zaman bir (eş) ya da sağ ellerinizin malik olduğu (cariye) ile (yetinin). Bu sapmamanıza daha yakındır

.Evet Ali Bulaç'ın meali öyledir.Ama ben,Ali Bulaç'ın mealinden parantezleri kaldırarak anlatmak istediğime uygun şekilde alıntılıyorum demiştim.Parantez içleri ayetten değildir.Mütercimin ayetten anladığının anlaşılmasını kolaylaştırmak için ayete eklediği kelimelerdir.
.Elmalının mealiyle ilgili açıklamayı daha önce yapmıştım zaten.

Öncelikle senin çok yerinde (ama eksik) olan cariye =imaiküm bilgisinden başlayalım: Hatırlarsan Hiramusta, sen daha önce Kuran'ın hiçbir yerinde "cariye" kullanılmamıştır" demiştin. Bak bu kendi ifaden seni ele verdi bu sefer : .
Anlatmak istediğimi anlamamışsın.Mesela "kırtasiyenin şu şu rafları dışında başka hiçbir rafında defter bulamazsın" desem ne anlarsın?Bende zaten cariye kelimesini geçtiği ayeti cümlemin hemen arkasından göstermişim.Yani şunu demek istedim."Kur'anda cariye ile ilgili ifadeler imaiküm'le anlatılmıştır.Ma meleket eymaneküm cariye demek değildir.İçinde cariye ile evliliği de kapsayan (çünkü İslam'da evlilik dışı cinsel ilişki yasaktır.Zinadır.) daha geniş bir anlamı olan kelimedir.İslam'da nikah denilince yalnızca mehrin olduğu akitler anlaşılır.Yeminle alınanlar ise (ma meleket eymaneküm) mehirli,mehirsiz bütün nikah akitlerini içerir.Yani meşru olan eşleşmeyi,kadın-erkek beraberliğini anlatır.

Gelelim ikincisine : emetüm: Kadın köle cariye (çoğul), abdüm : Erkek köle (çoğul)

Bakalım Kuran'da hangi ayette geçiyor :


Bakara 221. Ve la tenkihul müşrikati hatta yü'minn* ve le emetüm mü'minetüm hayrum mim müşriketiv ve lev a'cebetküm* ve la tünkihul müşrikıne hatta yü'minu* ve le abdüm mü'minün hayrum mim müşrikiv ve lev a'cebeküm* ülaike yed'une ilen nar* vallahü yed'u ilel cenneti vel mağfirati bi iznih* ve yübeyyinü ayatihı lin nasi leallehüm yetezekkerun


.emetüm imaikümü de kapsayan (sadece müslüman olan imaükümü) bir kelimedir.Aynı şekilde abdüm de ibadikümü kapsar.Ayrıca bildiğim kadarıyla emetüm tekildir.
Aşağıdaki meal üstad M.Esed'den;
221 VE ALLAH'TAN başkasına ilahlık yakıştıran kadınlarla onlar [sahih] inanca ulaşıncaya kadar evlenmeyin: çünkü [Allah'a] bağlanmış mümin bir kadın,208 Allah'tan başkasına ilahlık yakıştıran kadından -bu sizin hoşunuza gitse de- kesinlikle daha hayırlıdır. Ve Allah'tan başkasına ilahlık yakıştıran erkekler ile onlar [sahih] inanca ulaşıncaya kadar kadınlarınızı nikahlamayın; zira [Allah'a] bağlanmış bir mümin erkek, Allah'tan başkasına ilahlık yakıştıran erkekten -bu sizi hoşnut etse bile- kesinlikle daha hayırlıdır. [Böyleleri] sizi ateşe davet ederken Allah sizi cennete ve O'nun izniyle mağfiret[e nail olma]ya davet eder; ve Allah mesajını insanlığa açıklar ki ondan ders alabilsinler.

208 Müfessirlerin büyük çoğunluğu, emeh terimine, bu bağlamda geleneksel karşılığı olan “cariye” anlamını yükledikleri halde bir kısmı da onun burada “Allah'a râm olmuş kadın”ı ifade ettiği görüşündedirler. Böylece Zemahşerî, emetun mü’mineh (lafzen “inanan kadın köle”) deyimini, “ister hür ister köle olsun, inanmış herhangi bir kadın” şeklinde açıklar; ve bunun, aynı zamanda “inanan erkek köle” (ifadesi) için de geçerli olduğunu belirtir, “çünkü bütün insanlar Allah'ın erkek ve kadın kullarıdır” der. Benim yukarıdaki pasajı çeviri tarzım, bu fevkalade dikkate değer yoruma dayanmaktadır.

Nikahla sahip olunan kadınlar; zevc, ezvac dır. Yani Türkçe'ye de geçmiş olan "zevce" Kuranda "nikahlı eş"'in karşılığıdır ve hiç bir yerde "ma MeLeKet eYMaN "nikahlı eş olarak kullanılmaz. Bu bir...

MeLiK/MaLiK kelimesi "sahip" anlamına gelir. Aynı bir malın "MALİKİ" olmak gibi (Türkçe'ye de geçmiş bir kelime olduğu için çok rahatca anlaman gerekir bu kelimeyi) . Bu kelimenin fiilinin çekimi olan "ma (şey ki o) MeLeKeT (sahip olan) yani, mülke, mala sahip olan anlamındadır.
.

Karınızı anlatırken,onun hakkında şu kelimeleri kullanırsınız:Karım,kadınım,eşim,nikahlım,helalim, (argo olacak ama) avradım gibi.Kur'an'da da bu anlatımlar (avrad hariç)mevcuttur.Karılarınız,kadınlarınız,(bu çoğul ifadeler,ayetler bir topluluğa seslendiği için vardır)eşleriniz,nikahlandıklarınız,helaliniz...İş te bütün bu anlatımları kapsayan bir cümle vardır;"Ma meleket eymaneküm".Bu cümle yeminle/antlaşmayla/sözleşmeyle/akitle/sağ elinizle (sağ el meşru olanı ifade eder) sahip olduklarınızı ifade eder.Nikah yeminle/antlaşmayla/sözleşmeyle/akitle/meşru olarak kurulan evlilik bağını ifade eder.Bu evlilik bağını ister hür bir kadınla yaparsınız,ister köle.Ben eşime sahibim,eşim bana sahip.Ben 2 çocuğa sahibim,çocuklarım bir babaya ve bir anneye sahipler.

İki defa araya "ya da" koyarak eşlerden bahsedilemeyceğine göre. Kimdir bu "sahip oldukları" ? Eğer senin dediğin gibi olsaydı bu ayetin ;
...eşleri ve nikahla sahip oldukları kadınları..." şeklinde çevrilmesi gerekirdi.

.Benim dediğim gibi öyle çevrilmez."...eşleri yani yeminle sahip oldukları "şeklinde çevrilir.Bu "ev" takısı bazı yerlerde yani,bazı yerlerde de ya da,yahut anlamına gelir.Nur 31 deki ya da ,yahut da anlamındadır.Hiçbir zaman "ve" anlamına gelmez.Çünkü arapçadaki "ve" Türkçeyede "ve" olarak geçmiştir.Bir de bu "ve" bağlaçtan başka kelime olarak ta kullanılır.Bazı ayetlerde yemin anlamına gelmektedir.(baksana yemin anlamına gelen ne çok kelime var.)
Vet tur 52/1
Velmurselati 'urfen 77/1
Vennazi'ati ğarken 79/1 ...gibi

İşte burası tamamıyla "dil bilimi" ile ilgili bir konu. Yani "Ben Arapça'yı iyi biliyorum o halde bu ayetleri çevirebilirim" diyemezsin. Aynı zamanda "dil bilimi" ile ilgili genel geçer bazı bilgilere de ihtiyacın var. Etimoloji (kelimelerin, deyimlerin tarihsel kökeni), halk deyişleri, öbek eylemler, klişe ifadeler, syntaks (söz dizimi), tekrarlamalı sözcükler ve dilin içinde geliştiği toplumsal / kültürel iklimin dile etkisi vb.. hakkında da asgari düzeyde bazı bilgilerin olmalı. Daha doğrusu asgari düzeyde bir "dil bilimi" bilgisine sahip olmalısın.

Çünkü her dilde "deyim" "öbek eylem" , klişe söz" vb. biçimler vardır.Bu istinasız her dilde mevcuttur.

.Sana katılıyorum.Kur'an okurken bunları gözönüne almanı tavsiye ediyorum.

Yani bu "yetimlerin kadınları" gibi bitişik bir ifade değil bunun yerine "kadınlarından" diyerek önceki "yetim"e uzak mesafeden gönderme yapmışsın.İlginçtir diğer ayetlerde "kadınlarından" yok onun yerine "kadınlardan" "kadınlarda" ve kadınların" var...Bana biraz zorlama bir durum var gibi geldi ama ben de kesin emin değilim bu konuya daha sonraki yazımda değineceğim.

Değerli hocam Hakkı Yılmaz'dan;
Arapça’da nekre (belirsiz) olan sözcükler “lam-ı ta’rif” veya “izafet (belirtili isim tamlaması)” ile belirli, özel hâle getirilirler. “Lam-ı ta’rif” ile özelleştirilmiş sözcüklerin ifade ettiği anlamın daha iyi anlaşılmasını sağlamak için “izafet-i maneviyye” ile sağlamasını yapmak en uygun yoldur. Bazı hallerde de İzafet’te muzafun ileyh hazfedilip bundan bedel olarak “lam-ı ta’rif” getirilir.
Burada da “ النّساءennisai (kadınlar)” sözcüğünün önünde ma’rife takısı olan “ال el” bulunmakta ve “kadınlar” sözcüğü, belirli, özelliği olan kadınları ifade etmektedir. Yani buradaki “Lam-ı ta’rif”, hazfedilmiş olan “elyetama” kelimesinden bedel olarak bulunmaktadır. Tamlamanın takdiri “من نساء اليتامى ” şeklindedir.
Bunun böyle olduğunun kanıtı ise Nisa suresinin 127. ayetidir.
Nisa; 127: Ve senden (YETİMLERİN) KADINLARI hakkında fetva isterler. De ki:
Onlar hakkında fetvayı, size Allah verir.
Ve kendilerine farz kılınmış olarak verilmesi icap edeni, vermeyişiniz hakkındaki,
Ve nikâhlamaya rağbet etmediğiniz KADINLARIN YETİMLERİ hakkındaki,
Ve ezilmek istenmiş, zayıf düşürülmek istenmiş çocuk yetimler hakkındaki,
Ve yetimlerinize adaleti yerine getirmeniz hakkındaki, kitapta okunan ayetler verir. Ve yaptığınız her şeyi Allah muhakkak bilicidir.

Fetva; problemli, anlaşılmayan zor bir konuda, meseleyi açıklığa kavuşturmak, doğru olanı açıklamak demektir. Yani bu ayetten, insanların peygamberimize “Bu yetimlerin kadınlarının hâli ne olacak, bu problem nasıl çözülecek?” diye sorular sordukları ve soruna çözüm bulmasını istedikleri anlaşılmaktadır.
Bize göre burada insanlar konuyu peygamberimize olumsuz yönüyle götürüp çözmesini istemişlerdir. Çünkü bu ayet, Nisa suresinin ilk on ayetinin beyanıdır ve ilk on ayette görülmektedir ki, kimse yetimlerin kadınlarını isteyerek nikâhlamamakta, Allah tarafından bir görev olarak nikâhlamaya zorlanmaktadır.
Piyasadaki meal ve tefsirlerde (!) ise ayetin, ATFI farklı yerlere yapılması sebebiyle, bazılarında olumlu bazılarında olumsuz manalandırıldığı görülmektedir.
Yukarıda belirttiğimiz gibi buradaki “ النّساءen-nisae” ifadesi de, “yetimlerin kadınları” demektir. Bunlar, haklarında fetva istenen kadınlar olup, aynı zamanda 3. ayetteki “النّساء ennisai” sözcüğü ile kastedilen kadınlardır. Ki bunlar, yetimlerin anneleri, teyzeleri, nineleri gibi, yetimlere bakmakla yükümlü olan ve tabiî ki nikâhlanmaya uygun olan kadınlardır.
Ayetteki “ يتامى النّساءYetamennisai” tamlaması ise; “KADINLARIN YETİMLERİ” demektir. Dikkat edilirse bu ayette ifadeler 3. ayettekinin tersinden ifade edilmektedir. Üçüncü ayette “yetimlerin kadınları” denilirken 127. ayette “kadınların yetimleri” ifadesi yer almaktadır.
“يتامى النّساء Yetamennisai” ifadesi, belirtili isim tamlaması olmasına rağmen piyasadaki meal ve tefsirlerin (!) bazılarında sıfat tamlaması olarak manalandırılmış ve Arapça dilbilgisinin çok basit kurallarını bilenler tarafından bile hemen fark edilebilecek bir hata ile “YETİM KADINLAR” şeklinde Türkçe’ye çevrilmiştir.
İşte bu Nisa 127. ayetteki “يتامى النّساء yetamannisai” tamlaması 3. ayetteki “النّساء ennisai” sözcüğünün hangi anlamla özelleşmesi gerektiğinin ipucudur.
Ayette geçen “okunan ayetler” ifadesi ile, Nisa suresinin ilk on ayeti kastedilmektedir.
Ahzab 32'yi alalım;
Ey Peygamber eşleri! Siz (ötekilerin) kadınları gibi değilsiniz (yani Peygamber kadınısınız), eğer Allah'a karşı sorumluluğunuzun bilincine (hakkıyla) sahip olursanız! O halde, edalı bir şekilde konuşmayın ki kalplerinde maraz olanlar (size karşı) bir arzuya kapılmasın: daima yerinde ve uygun şekilde konuşun.

kesinlikle "veya /ya da" dır Ali Bulaç'ta da "ya da" dır. Eğer bunu "yani" diye çevirirsen Nur 31'i nasıl çevireceksin ? İstersen Nur 31'de "ev = veya" gördüğümüz yerleri "yani" ile değiştirerek deneme yapalım :
.Burdaki anlamı yanidir.Nur 31 de ya da,yahuttur.Diyelim ki burda da ya da kullandık.Ayetin anlamında gene bizce gene bir değişiklik olmaz.Ya da yı kullandığınız zaman da tek eşlilik anlamı çıkar.Çok eşlilik anlamı çıkması için ve nin kullanılması gerekir."Eşinizle ve cariyenizle yetinin" *gibi.Eşinizle ya da cariyenizle olduğu zaman tek eşlilik oluyor.
Son olarak sigarayı bırakmanı tavsiye ederim.Kötü bir alışkanlıktır.Ben bu yazıyı hazırlarken sadece 2 bardak çay tükettim.Sen de kıymetini bil.Vallahi bu düşüncelerimi birebir çok az insana açıyorum.Çünkü insanların büyük bir çoğunluğu bunları kabullenmeye hazır değil.Kabullendikleri zamanı belki de göremeyeceğim.Hoş ve esen kal.

sodomo-- 08-09-2006 12:40

Re: Nisa3 / Velisi olunan yetim kızlar helal mi ?
 
Eyvallah, güzel olmuş Hiramusta. Bak işte böyle bilgi ve belgeye dayalı polemikler oldukça faydalı oluyor ve insanı araştırma yapmaya teşvik ediyor. Bu ahvalde ben bu gece de uyumayacağım demektir, gündüz torun torbadan bilgisayarın başına geçemiyorum gece sessiz ortamda çok verimli çalışmalar olabiliyor. Zaten konuyu tamamlamamış ve toparlamamıştım şimdi senin itiraz noktalarına da cevaplar kafamda şekilleniyor bunları da yazınca daha da netleşecek ama biraz bekle lütfen.

Bir de bu çalışmalarımda bana oldukça faydası dokunan İslami sitelere de teşekkür etmeden geçemeyeceğim. Helal olsun harika alt yapı hazırlamışlar, giriyorsun siteye bir tıkla sana istediğin kelimenin geçtiği ayetleri Arapça, Türkçe, İngilizce ve bilumum dillerde şakır şakır döküyor önüne. Üstelik tefsirler, hadis külliyatları, fıkhi konular vb. konularda "lebi derya" diyebileceğim bilgilere internetten rahatlıkla ulaşabiliyoruz. Bu yüzden senin Müslüman camiaya yönelik eleştirilerini haklı bulmuyorum. Adamlar iyi çalışıyor hakkını yememek lazım keşke anti-şeriatçılar da böyle çalışsa. Baksana yüzlerce prof'unuz var, bizde bir tek İlhan hoca var prof. olarak.

Cevabını dikkatlice inceledikten sonra cevap vereceğim inşallah. Eğer varsa bir hatam onu da kabul ederim hiç endişen olmasın. Önemli olan "objektivite"yi yakalamak. Bu da o kadar kolay olmuyor.

Şimdilik sana iyi çalışmalar diliyorum.

sodomo-- 11-09-2006 01:22

Re: Nisa3 / Velisi olunan yetim kızlar helal mi ?
 
Herşeyden önce kıyıda köşede bir şey bırakmamak için Kuran'da geçen (veya geçtiği iddia edilen) kölelik /cariyelik terimlerini bir yazalım alt alta :

İmaiküm : Kadın köleler (cariyeler) anlamında--Nur 32'de geçiyor-Senin tanımına göre sadece müslüman olanlar için kullanılıyor ama mümin olan/olmayan hepsini kapsar çünkü mümin olanlar "mü'minetum" sıfatı alıyor zaten.

Emetüm : Kadın köle (cariye) anlamında ve tekil---Bakara 221'de geçiyor. Eğer müslüman olanı anlatıyorsa o zaman "emetüm mü'minetüm" olarak geçer. (Bk. Bakara 221)

Abd : İşte "abdüm/abdem"i de kapsayan bu. Tam karşılığı "kul" yani "Allah'ın kulu" olmasına ve çoğu yerde böyle kullanılmasına karşın Kuran'da "kula kulluk" olarakta geçiyor.Bunun en çarpıcı örneği Bakara 178'dir ve aynı zamanda Bakara 221, Nahl 75

Abdüm /abdem : Erkek köle, "abd"ın türevlerinden, aynı şekilde mümin olanı "abdüm mü'minün" olarak geçiyor (Bakara 221'de)

İbadikümü : Erkek köle olarak Nur 32' de geçiyor. Zannedersem senin dediğin gibi "abd"ın türevi çünkü Kuran'da kullanılan diğer ayetlerde (Nur 32 hariç)"Allah'ın kulu" anlamı veriyor.

Rakabe (köle) ve Rikab (sahip olunan köleler anlamında): Nisa 92'de üç yerde birden geçer, Maide 89, Bakara 177, Muhammed 4, Hasr 6'de geçiyor. Bu kelimeye İlhan hocanın "Şeriat ve Kölelik" ile ilgili metinlerini okurken rasgeldim daha önce bilmiyordum bu kelimeyi.

Ma Meleket Eyman : Üzerinde en çok duracağımız bu. Senin tanımına göre : Bu cümle yeminle/antlaşmayla/sözleşmeyle/akitle/sağ elinizle (sağ el meşru olanı ifade eder)Nikah yeminle/antlaşmayla/sözleşmeyle/akitle/meşru olarak kurulan evlilik bağını ifade eder.

Geleneksel olarak mütercimler bunu sağ elinizle (meşru yoldan) sahip olduklarınız ve önemli bir kısmıda parantez içinde (cariye) olarak çevirmişlerdir.

Benim tanımıma göre ise : Bu bir deyimdir (ya da bileşik sözcük) MeLeKeT (sahip olan) yani, mülke, mala sahip olan anlamındadır. (Anne'ye, eşe, çocuğa sahip olma anlamı vermez hiç bir zaman) Eyman" kelimesi "yemin" kelimesinin çoğuludur. Kuran bir çok yerde "yemin etme, söz verme /anlaşma yapma vb anlamlarda kullanılır ama burada "yemin" ile ilgili bir vurgu yoktur. Neden ? Çünkü deyimlerin anlamı ya kendisini oluşturan kelimelerden hiçbiri üzerinde değildir ya da yalnızca birisinin üzerine kurulur. Yani her ikisinin üzerine kurulmuş bir anlatım özelliği taşımazlar.Eğer öyle olsaydı bu "deyim" olmazdı çünkü her bir kelime kendisini açıklıyor olurdu.

Türkçe'den örnek vermek gerekirse:

"Abbas yolcu" dediğin zaman isminin Abbas olması değil ama "yolcu" olman gerçek bir durumdur. Yani bu deyimin anlamı "yolcu olma" üzerindedir.

"Ateş üstünde oturmak" buradaki her bir kelimenin hiçbirisi gerçekte kendi anlamını yansıtmaz yani ne ortada "ateş" vardır ne de "ateşin üstünde oturma" eylemi vardır ama bütünsel olarak mecazi bir anlam verir. O yüzden böyle bir deyimi kelimelerine ayırıp inceleyemez Türkçe bir metini anlamak isteyen yabancı birisi, bunun yerine bu deyimin tam/bütünsel karşılığının anlamını bilmek zorundadır. O da "Çok tehlikeli bir durumda/mevkide olmak"dır ve bunu aynı bir kelime ezberler gibi ezberlemesi gerekir.


İlave olarakta deyimlerin mecaz özelliğinden yola çıkarak anlamaya çalışalım: Genellikle bu "Ma meleket eyman" deyimini çevirirken "sağ elinizle sahip olduklarınız" şeklinde çeviriler o kadara fazladır ki, yalnızca buradan bile bunun "mecaz anlam taşıyan bir kelime gurubu" yani "deyim ya da bileşik sözcük" olduğunu anlayabiliriz. Deyimlerin ve bileşik sözcüklerin olmaz ise olmaz özelliği "mecaz" anlam taşımalarıdır. Burada "sağ el" ifadesi "nin anlatmak istediği "meşruiyet"dir ama bu o dönemin veya bu dönemin Arapçasında ve o kültürde bir değer taşır. Türkçe'de "sağ el" meşruiyet ifade etmez bu yüzden "sağ elinizin altındakiler/sağ elinizle sahip olduklarınız" şeklinde bir çeviri teknik açıdan yanlıştır çünkü bu çeviriyi okuyan bir Türk okuyucusu bu ifadelerden bir şey anlamayacaktır ve çeviri amacına ulaşmayacaktır. Bunun yerine "meşru olarak sahip/malik olduklarınız" diyerek parantez içinde (cariyeler) olarak belirtmek en doğru çeviri olur. Hatta "cariyeler"i paranteze bile almadan "meşru olarak sahip olduğunuz cariyeler" olarak da çevirilebilinir. Yani çevirmenin dilin kültürel özelliklerine dikkat etmesi gerekir.Hele hele edebi eserlerde bu durum oldukça önemlidir. (Ki Kuran'da da edebi veçhe o dönemdeki Arap şiirinin ve Arapça'nın estetik/edebi özelliklerinin gelişkin olması nedeniyle ayrı bir önem taşır)

Şimdi deyimlerin özellikleri konusunda bir kaç noktaya değindim ama şunu sorabilirsin doğal olarak : "Ma Meleket Eyman"ın bir deyim olduğunu nereden biliyorsun ? Ya deyim değilse ?

Bu öbek yapı bir deyimdir çünkü bitişik olarak Kuran'da bir çok yerde kullanılmıştır. Eğer tek bir yerde kullanılmış olsaydı o zaman bir deyim olmayabileceğini veya en azından deyim olup olmadığının araştırılması gerektiğini söylemek gerekirdi. Ama birden fazla yerde öbek kelime grubu olarak geçmesinden bunun bir deyim olduğunu rahatlıkla anlarız. İkincisi yukarıda da ifade ettiğim gibi "mecaz anlam" barındırıyor olmasıdır. Bu yüzden "deyim"lere ait özellikleri taşımak zorundadır. Elimde deyimlerin otuzun üzerinde ayrı özelliğini sıralayan bir metin var ama burada daha fazla detaya girmek istemiyorum.

Özetle; Ma Meleket Eyman deyiminin anlamı "meleket/malik olma" üzerine binaa edilmiştir. Boş yere "yemin/eyman"dan yola çıkarak anlamına ulaşmaya çalışmamalısın. Kaldıki "yemin" sözcüğü bile evliliği göstermez, dahası başta Muhammed Esed dahil (ki bunu aşağıda göreceğiz) bütün mütercimler bunu "cariye" olarak çevirmişlerdir.

Bunun böyle olduğunun anlaşılacağı bir diğer seçenek ise; bu deyimin geçtiği bütün ayetlerin "siyak-sibak ilişkisine" bakmak olacaktır; yani önce bu deyimin geçtiği ayetleri sıralayalım ve sonra her birindeki bu deyimin gelişine-gidişine /öncesine-sonrasına bakalım.(Kusura bakma bu kısım uzun olacak ama gerekli, tek tek incelememiz lazım)


Not : Yukarıdaki yazımda ve daha önceki yazımda "Ma Meleket Eyman"ı deyim olarak tanımlamıştım. Ama daha sonradan anladığıma göre bu bir deyim değil bir cümleciktir. Yeminle malik olduklarınız=Mülk-i Yemin anlamına gelir ve burada kastedilen Tesserri Akti ile müminlere Muhammed tarafından paylaştırılan savaş ganimeti kadın kölelerdir.

Bu yanlış yorumumu düzeltiyor ve özür diliyorum.

Devam edecek, yazı bitene kadar araya bir yorum ilave edilmesin lütfen..

hiramusta 11-09-2006 09:48

Re: Nisa3 / Velisi olunan yetim kızlar helal mi ?
 
Bir parantez açma zorunluluğu hissettim.Özür dilerim.
İmaüküm müslümanları kapsar demedim.Demek istediğim,Bakara 221 deki emetum müslüman olan imaikümü kapsamasıdır.Diğerlerine cevabımı yazını tamamladıktan sonra vereceğim.Sağlıcakla kal.

sodomo-- 11-09-2006 17:49

Re: Nisa3 / Velisi olunan yetim kızlar helal mi ?
 
Bu siyak-sibak ilişkisine öncelikle Nisa 24'den başlayalım ve Muhammed Esed'in meal ve tefsirini ekleyelim:

Nisa 24: Vel muhsanatü minen nisai illa ma meleket eymanüküm kitabellahi aleyküm ve ühılle leküm ma verae zaliküm en tebteğu bi emvaliküm muhsıniyne ğayra müsafihıyn femestemta'tüm bihı minhünne fe atuhünne ücurahünne ferıdah ve la cünaha aleyküm fıma teradaytüm bihı mim ba'dil ferıdah innellahe kane alımen hakıma


Muhammed Esed meali . Meşru şekilde [nikah yoluyla] sahip olduklarınız dışında bütün evli kadınlar [size haramdır]. 26 Bu, üzerinize farz olan Allah'ın buyruğudur. Bunların dışında kalan bütün [kadınlar], kendilerine mal varlığınızdan [bir kısmını] vermeniz 27 ve gayrimeşru bir ilişki ile değil de evlilik bağı yoluyla meşru bir şekilde almak kaydıyla size helaldir. Kendileriyle evlenmek istediğiniz kadınlara hak ettikleri mehirlerini verin; ama bu meşru yükümlülük [üzerinde anlaştık]tan sonra [başka] bir şey üzerinde serbestçe anlaşmanızda sizin için bir sakınca yoktur. 28 Şüphesiz Allah her şeyi bilendir, hikmet sahibidir

Bu noktada Muhammed Esed'in dip not'unu dikkatle okuyalım :

(Dip Not : 26.Muhsane terimi, lafzen, “(iffetsizlige karsi) güçlü kilinmis kadin”i ifade eder ve üç anlam tasir: (1) “evli bir kadin”, (2) “iffetli bir kadin” ve (3) “hür bir kadin”. Hemen hemen bütün otoritelere göre, el-muhsanât terimi, yukaridaki baglamda “evli kadinlar”i ifade eder. Mâ meleket eymânukum (“sag ellerinizin sahip olduklari”; yani, “mesru sekilde sahip olduklariniz”) ibaresi ise, çogunlukla, Allah yolunda yapilan savaslarda esir alinan kadinlar olarak anlasilir (bkz. bu baglamda 8:67 ve ilgili not). Bu anlami tercih eden müfessirler, kendi ülkelerinde evli olsalar da, bu köle kadinlar ile evlenilebilecegi kanaatindedirler. Ancak bu tür bir evliligin mesruiyyeti konusunda Hz. Peygamber'in Ashâbi arasinda bile meydana gelen temel görüs farkliliklarinin ötesinde, bazi önde gelen müfessirler, mâ meleket eymânukum ibaresinin burada “nikah yoluyla mesru sekilde sahip oldugunuz kadinlar” anlamina geldigi görüsündedirler. Mesela Râzî, bu ayet ile ilgili yorumunda ve Taberî alternatif açiklamalarindan birinde (Abdullah b. ‘Abbâs, Mücâhid ve diger bazi isimlere kadar uzanarak) bu görüsü paylasir. Râzî, özellikle, “bütün evli kadinlar”a (el-muhsanât mine'n-nisâ’) yapilan atfin yasaklanmis iliskilerin sayilmasindan hemen sonra gelmesinin kisinin kendi mesru esinden baska herhangi bir kadinla cinsel iliskiye girmesinin yasaklandigini vurgulamayi amaçladigina isaret eder.)

Not : Bir sonraki Nisa 25'deki "Mâ meleket eymânukum" için Muhammed Esed şunları söylüyor : "(lafzen, “sağ ellerinizin sahip olduğu”) ibaresi, bu bağlamda, bir cihad sırasında esir alınan ama daha sonra İslam'ı kabul eden kadınları göstermektedir. Yukarıdaki ibarede “siz” zamiri, bir bütün olarak topluma işaret eder."diyor.

İlginçtir ki, Muhammed Esed Nisa 24'de "Mâ meleket eymânukum deyimini "nikah yoluyla mesru sekilde sahip oldugunuz kadinlar" olarak tefsirinde dile getirmişken bir sonraki Nisa 25 de "bir cihad sırasında esir alınan ama daha sonra İslam'ı kabul eden kadınları göstermektedir" şeklinde ifade ederek adeta yaptığı bir yanlışı düzeltiyor. Sonuçta cariyelik savaşta esir alınan ve köle statütüsünde bulunan kadınların evlenenen kadar geçen süredeki statüsünü tanımlıyor. Hal böyle olunca Nisa 24'deki meali de haliyle yanlışlanmış oluyor kendi ifadeleriyle.

Muhammed Esed'in ikinci çelişkisi kendi mealindeki siyak-sibak ilşkisinin kurulamamasından anlaşlıyor. Eğer " Meşru şekilde [nikah yoluyla] sahip olduklarınız dışında bütün evli kadınlar [size haramdır]." diyorsan bu demektir ki; halihazırda evli olduğun kadınların dışında başka kadınlarla evlenemezsin. Peki öyleyse üçüncü cümlede "Bunların dışında kalan bütün [kadınlar].........meşru bir şekilde almak kaydıyla size helaldir" nasıl diyebilirsin ?

Evli kadınlar, Kuran'da "nekeha minen nisai" yani "nikahlı kadınlar" olarak kullanıldığı gibi, bu ayette de "muhsanatü minen nisai" olarak da kulllanılıyor. "Kadınlarınız/eşleriniz" anlamında daima "zevc veya (çoğulu) ezvac" kullanılmıştır.

Nisa 24'ün doğrusu şöyle (ki hemen hemen bütün mealcilerin verdiği anlam bu şekilde);

S.Ateş meali Nisa 24. (Savaşta tutsak olarak) ellerinize geçen(cariye)ler dışında, evli kadınlar(la evlenmeniz) de haramdır. (İşte bunlar) size Allah'ın yazdığı yasaklardır. Bunlardan ötesini, iffetli yaşamak, zina etmemek şartıyle mallarınızla istemeniz (evlenmeniz), size helal kılındı. O halde onlardan yararlanmanıza karşılık, kesilen ücretlerini bir hak olarak onlara verin. Hakkın kesiminden sonra karşılıklı anlaşma(k suretiyle kesilenden az veya çok vermeniz)de üzerinize bir günah yoktur. Allah bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.


Bu durumda ma meleket eymanüküm'ün "özgür olmayan kadınlar"a vurgu yaptığı apaçık. Yani senin şu cümlende bahsettiğin "Karım,kadınım,eşim,nikahlım,helalim,(argo olacak ama) avradım" anlamlarına gelecek bir kullanım söz konusu değil malesef siyak-sibak ilişkisinde. Demişsin ki ;"Ma meleket eymaneküm" Bu cümle yeminle/antlaşmayla/sözleşmeyle/akitle/sağ elinizle (sağ el meşru olanı ifade eder) sahip olduklarınızı ifade eder.Nikah yeminle/antlaşmayla/sözleşmeyle/akitle/meşru olarak kurulan evlilik bağını ifade eder."

Bende diyorum ki; "meşru" kelimesi hariç diğerleri gerçek değil. Yani "meşru" bir şeyler ifade ediyor bu doğru ama eş /nikahlı eş/yeminli eş vb bir meşruiyet değil bu. Zaten"kölelik / cariyelik" meşru bir kurum o dönemde, en azından köleler savaş ganimeti olarak pay ediliyor, yani ganimet konusu olarak bile meşru bunlar ve mal/mülk" sınıfına giriyor.Zaten "meleket"in isimleşmiş hali "mülk" ve bu Türkçe'de de kullanıldığı için çok rahat anlamalısın. İnsan annesine, kardeşine, eşine "mülk" der mi hiç ? Bu nasıl bir mantık ? "Eş olmak bambaşka bir konu. Üstelik bu deyimde daha öncede belirttiğim gibi anlam"meleket" üzerinde kalmış "eyman" üzerinde değil.

Kısaca bu Nisa 24.ayet: Özgür olmayan (köle/cariye) kadınlardan bahsediyor ama daha da kötüsü bunlarla daha önce evli bile olsalar evlenmeyi caiz hale getiriyor.

İkincisi Nisa 25 yani bir sonraki ayet : Ve mel lem yestetı' minküm tavlen ey yenkihal muhsanatil mü'minati fe mim ma meleket eymaüküm min feteyatikümül mü'minat vellahü a'lemü bi ımaniküm ba'duküm mim ba'd fenkihuhünne bi izni ehlihinne ve atuhünne ücurahünne bil ma'rufi muhsanatin ğayra müsafihativ ve la müttehızati ahdan fe iza uhsınne fe in eteyne bi fahışetin fe aleyhinne nısfü ma alel muhsanati minel azab zalike li men haşiyel anete minküm ve en tasbiru harul leküm vellahü ğafurur rahıym

Nisa 25. S.Ateş : İçinizden inanmış hür kadınlarla evlenmeğe gücü yetmeyen kimse, elleriniz altında bulunan inanmış genç kızlarınız(olan cariyeleriniz)den alsın. Allah sizin imanınızı daha iyi bilir. Hepiniz birbirinizdensiniz (hepiniz aynı kökten gelmekte, aynı toplumun bireylerisiniz; insanlık bakımından aranızda bir fark yoktur). Öyle ise iffetli yaşamaları, zina etmemeleri ve gizli dost da tutmamaları şartıyle, sahiplerinin izniyle onlarla evlenin, ücretlerini (mehirlerini) de güzelce verin. Evlendikten sonra bir fuhuş yaparlarsa onlara, hür kadınlara yapılan işkencenin yarısı uygulanır. Bu (cariye ile evlenme), içinizden sakıntıya düşmekten korkanlar içindir. Sabretmeniz ise sizin için daha iyidir.

Bak burada muhsanatil mü'minati "hür mümin kadınlar" anlamında kullanılmış. Bu, Muhammed Esed'de de böyle, bunun dışındaki üç ayette (Maide 5, Nur 4 ve Nur 23) de "iffetli kadınlar" anlamı veriyor. Buna değinmemin sebebi ayetin siyak-sibak ilişkisinde önemli bir rolü olması. Yani diyor ki; "Eğer hür bir kadına gücün yetmiyorsa elinizin altındaki (ma meleket eymaüküm)'den yani cariyeden alın." Hür bir kadına yapılan vurgu ile sonraki hür olmayan kadına gönderme yapılıyor.

Nisa 36'ya bakalım : Va'büdüllahe ve la tüşriku bihı şey'ev ve bil valideyni ıhsanev ve bizil kurba vel yetama vel mesakıni vel cari zil kurba vel caril cünübi ves sahıbi vil cembi vebnis sebıli ve ma meleket eymanüküm innellahe la yühıbbü men kane muhtalen fehura.

S.Ateş meali : Allah'a kulluk edin, O'na hiçbir şeyi ortak koşmayın, ana babaya, akrabaya, öksüzlere, yoksullara, yakın komşuya, uzak komşuya, yan(ınız)daki arkadaşa, yolcuya, ellerinizin altında bulunanlara iyilik edin. Allah, kurumlu, böbürlenen insanları sevmez.

Bak Muhammed Esed'in dip notuna: (Ali b. Ebî Tâlib, Abdullah b. Mes‘ûd ve diğer sahâbîlere göre, “yanınızdaki-yakınınızdaki arkadaş” (es-sâhib bi'l-cenb), kişinin karısı veya kocasıdır (Taberî). “Meşru yollarla maliki olduklarınız” (lafzen, “sağ elinizin sahip oldukları”) ile, bu bağlamda, her iki cinsten köleler kasdedilmektedir. Bu ayet, “iyilik yapma”nın, kişinin münasebette olduğu bütün insanlara yönelik olmasını emrettiğinden ve bir köleye yapılabilecek en güzel iyilik onu özgürlüğüne kavuşturmak olduğundan, yukarıdaki ayet, dolaylı olarak kölelerin serbest bırakılması için bir çağrıdır (Menâr V, 94). Ayrıca bkz. bir insanı kölelik bağlarından kurtarmanın zekât fonlarının tahsis edildiği hedeflerden biri olarak zikredildiği sure.)

Aynı siyak-sibak ilişkisi burada da Muhammed Esed'in dip notunda da açıklığa kavuşuyor. Burada es-sâhib bi'l-cenb ile eşden yanınızdaki dost olarak bahsediliyor ve sonrada "eş olmayan" ama "ma meleket eymanüküm" olan cariyelerden bahsediliyor.

Nahl 71 ile devam edeceğim ve daha 9 ayet var bu "ma meleket eymanüküm"ün geçtiği. Bunların hepsindeki siyak-sibak ilişkisini bitirdikten sonra biraz Türkçe dil bilgisi ile devam edeceğim. Sonrada senin hocan Hakkı Yılmaz'ın yaptığı bariz dil bilgisi hatalarını yazacağım (bak Hiramusta 2-3 gündür Arapça çalışıyorum kıymetimi bil)

sodomo-- 12-09-2006 08:37

Re: Nisa3 / Velisi olunan yetim kızlar helal mi ?
 
Nahl 71 Vallahü faddale ba'daküm ala ba'dın fir rızk femellezıne füddılu bi raddı rizkıhim ala ma meleket eymanühüm fe hüm fıhi seva' ife bi nı'metillahi yechadun

S.Ateş meali Allah, rızıkta kiminizi kiminizden üstün kıldı. (Rızıkça) üstün kılınanlar, ellerinin altında bulunanlara kendi rızıklarını verip de hepsi rızıkta eşit olmuyorlar. Allah'ın ni'metini mi inkar ediyorlar?

Muhammed Esed meali : Rızık konusunda, kiminize kiminizden fazla veren Allah'tır: hal böyleyken, kendisine fazla verilmiş olanlar, rızıklarını -bu bakımdan aralarında eşitlik olsun diye- sağ ellerinin malik olduğu kimselerle paylaşmakta isteksiz davranıyorlar. Peki, (böyle yapmakla) Allah'ın nimetini (bile bile) inkara mı kalkışıyorlar?

Muhammed Esed'in dip notu : “Rızıklarını ... ile paylaşmak” ifadesi, metinde “rızıklarını ...e döndürmek” olarak geçmektedir. “Sağ ellerinin malik olduğu kimseler” (yani, “meşru yollarla sahip oldukları kimseler”) burada, Allah yolunda yapılan savaşta tutsak alınan kimseler de olabilir (bkz. 2. sure 167 ve 168. notlar; 8. sure, 72. not), geçimleri konusunda başkalarına bağımlı olan ve dolayısıyla başkalarının sorumluluğu altında bulunan kimseler de olabilir.

Muhammed Esed'in bahsettiği ikinci şık olamaz. Başkasının sorumluluğu altında olanlar için neden "rızık paylaşımından" bahsetsin ki ?

Burada da bariz bir siyak-sibak ilişkisi ile rızık dağıtımında aşağıda yer alan ve asla eşit olamayacak olan ma meleket eymanühüm'ler yani cariyeler var.

Gelelim bu konuda hiç şüphe götürmeyecek bie şekilde konuya açıklık getiren en önemli ayete :

Müminun 6. İlla ala ezvacihim ev ma meleket eymanühüm fe innehüm ğayru melumın

S.Ateş meali :Ancak eşleri, yahut ellerinin sahipolduğu (cariyeler) hariç. (Bunlarla ilişkilerinden dolayı da) onlar kınanmazlar.

Muhammed Esed meali : eşleri -yani, [evlilik yoluyla] meşru olarak sahip oldukları insanlar- dışında [kimsede arzularına doyum aramazlar]: çünkü onlar (eşleriyle olan ilişkilerinden dolayı) kınanmazlar;

İşte tam burada senin bahsettiğin konu yani "ev" bağlacının veya/yahut değilde "yani" anlamına geldiğini söylüyor Muhammed Esed. Önce bir okuyalım:

---Lafzen, “yahut sağ ellerinin malik olduğu kimseler” (ev mâ meleket eymânuhum). Çoğu müfessirler bu ifadenin şüphe götürmez bir biçimde kadın kölelerle ilgili olduğunu ve ev (“yahut”) takısının da meşru seçeneklerden birine işaret için kullanıldığını ileri sürmüşlerdir. Bu geleneksel yorum, bizce, kadın kölelerle evlilik dışı cinsel ilişkinin meşruiyetini öngördüğü sürece doğru ve kabul edilebilir gözükmemektedir: çünkü böyle bir öngörü ya da önkabul Kur’an'ın kendisiyle çelişmektedir (bkz. 4:3, 24, 25; 24:32 ve ilgili notlar). Üstelik sözü geçen yoruma karşı yapılabilecek tek itiraz da bu değildir. Çünkü Kur’an “müminler” terimiyle hem erkek hem de kadın müminleri kasdetmekte; ezvâc terimi de (“eşler”) hem erkek hem de kadın eşlere işaret etmektedir. Bunun içindir ki, mâ meleket eymânuhum ifadesinin “onların kadın köleleri” anlamına yorulması için ortada hiçbir sebep yoktur. Öte yandan, bu ifadeyle erkek ve kadın kölelerin birlikte kasdedilmiş olması da sözkonusu olmadığına göre, ifadenin hiçbir şekilde kölelerle ilgili olmadığı, fakat 4:24'deki gibi “nikah yoluyla meşru olarak sahip oldukları kimseler” anlamına geldiği aşikardır (bkz. 4:24 hk. 26. not). Yalnız ifade, burada, bu anlam örgüsü içinde 4:24'dekinden önemli bir farklılık göstererek evlilik yoluyla birbirine “meşru olarak” sahip olan hem erkek hem de kadın müminlere işaret etmektedir. Bu yoruma göre, cümlenin başında yer alan ev takısı da “yahut” anlamında bir seçenek bildirmeyip, “bir başka deyişle” yahut “yani” tabirleriyle benzer şekilde, açıklayıcı bir ifadeye geçiş işlevini görmektedir ki, bu durumda, bir bütün olarak cümlenin anlamı şöyledir: “...eşleri, yani [evlilik yoluyla] meşru olarak sahip oldukları kimseler dışında ... ilh.” (Karş. 25:62'deki benzer ifade: “düşünüp anmak isteyenler, yani [lafzen, “yahut”] şükretmek isteyenler için”.)


Bak bu ayet Mearic 30 ile bire bir aynı. Zaten Mearic 29,30,31 ile Müminun 5,6,7 tıpa tıp aynı. Bu bile ayrıca ele alınması gereken meseledir Kuran'da. Tabii konumuz bu değil.

Muhammed Esed'in dip not olarak verdiği bu açıklama kimse kusursa bakmasın ama tam anlamıyla "evlere şenlik" diye tabir edeceğim bir açıklama.

Muhammed Esed gereksiz zorlamalar ile adeta konuyu içinden çıkılamaz hale getiriyor. Herşeyden önce ma meleket eymanühüm ile ilgili olarak yukarıda Nisa 24 ile ilgili olarak yaptığı kendi itirazını yani (cariye değil de nikahlı eş olması gerektiği) kendisi Nisa 25 de düzeltmiş ve bu deyimin "cariye" anlamına geldiğini adeta itiraf etmişti. Hatırlayalım Nisa 25'deki Muhammed Esed dip notunu :

Dip not : "(lafzen, “sağ ellerinizin sahip olduğu”) ibaresi, bu bağlamda, bir cihad sırasında esir alınan ama daha sonra İslam'ı kabul eden kadınları göstermektedir. Yukarıdaki ibarede “siz” zamiri, bir bütün olarak topluma işaret eder."diyor. Daha sonra göreceğimiz gibi Esed sadece Nisa 25'te değil diğer ayetlerde de ma meleket eyman'ın cariye anlamında kullanıldığını kabul edecektir.

Bu bir....

İkincisi "Çoğu müfessirler bu ifadenin şüphe götürmez bir biçimde kadın kölelerle ilgili olduğunu..." diyerek aslında çok bariz olan bir duruma işaret ediyor ve devamında "evlilik dışı cinsel ilişkinin meşruiyetini öngördüğü sürece doğru ve kabul edilebilir gözükmemektedir: çünkü böyle bir öngörü ya da önkabul Kur’an'ın kendisiyle çelişmektedir (bkz. 4:3, 24, 25; 24:32 ve ilgili notlar)" diyor ama unuttuğu bir şey var bu çelişkiyi kendisi yaratıyor. Yani sen ısrarla bu deyimi "nikahlı eş" olarak kullanırsan işte böyle burada da çelişkiye düşersin, zaten bahsettiği o ayetlerde de bu deyimi "nikahlı eş" manasında kullanmış ve şimdi de dönüp kendisinin Nisa 3,24,25,32'deki) meallerine bakıp kendi kendisiyle çelışkiye düşüyor.Halbuki en başta kabul etseydi bu deyimin "cariye" olduğunu çelişki ortadan kalkardı.

Bir de apaçık anlaşılıyor ki Esed maalesef objektif olarak konuya yaklaşamamış. Aynı diğer müfessirlerde olduğu gibi "Kuran'ın şanına leke sürmemek için" oldukça fazla zorlama yorumlar getiriyor. "Evlilik dışı cinsel ilişkinin meşruiyetini Kuran'a yakıştıramıyor", halbuki cariyeler ile cinsel ilişki konusu daha önce de "Cariyeler hukuku" topiğinde işlendiği gibi oldukça doğal sıradan bir durumdur İslam fıkhına göre. Hatta Muhammed'in Marya dan bir çocuğu bile vardır ve hala bir çok ulema Muhammed'in Marya ile evlli olup olmadığı konusunda şüpheye düşmektedir. Mesela S.Ateş'in listesinde 12 eş mevcut ve içlerinde Marya yok. Hatta bu durum Tahrim 1/5 ayetlerinde konu olmuştur ve Marya ile yakalandığı için Muhammed eşlerinin protestosuna uğramış ve bir daha Marya ile bir münasebette bulunmayacağına dair Hafza'ya ve Aişe'ye yemin ederek söz vermiş ayrıca "ila" yemini ederek kendisini eşlerinden uzak tutmuştu. Tabii siz "Kuran'a dönüş" hareketi üyeleri olarak hadis, fıkıh, kıyas, icma vb. konuları bir çırpıda bi kenara attığınız için (ki bunu nasıl başarıyorsunuz anlamak mümkün değil) burada sadece Kuran'dan gidiyoruz ama o bile yetiyor.

Devam edelim :

Peki şimdi ne yapmak zorunda kalıyor Muhammed Esed ? Bu sefer de Arapçadaki "ev" yani "veya / yahut / ya da" anlamlarına gelen önemli bir bağlacı tamamıyla keyfi bir şekilde "yani" ye çeviriyor. Açıkcası burada Muhammed Esed'in en temel dil bilgisi kurallarından haberinin olmadığını görüyoruz. Çünkü:

"Yani" terimi "açıklayıcı" bir bağlaçtır. Bu ne demektir ? Kendisinden önce gelen cümlede veya kelimede ki muğlak kalan bir duruma açıklık /netlik getirir.

Türkçe'den örnek verelim:

---Alkollü içecekler yalnızca yetişkinler içindir; yani 18 yaşının üzeri için.

Görüldüğü gibi ilk cümlede "yetişkin" sözcüğü durumu muğlak bırakmaktadır ve bu "yetişkin" sözcüğüne açıklama getirilip durum daha net hale getirilmiştir.
"yani 18 yaş üzeri." Böylelikle bunu okuyanlar 18 yaşının üzerinin yetişkin olduğunu anlayacaklardır. Bu anlamda "yani" bağlacı ilave bir bilgi sunmaz ama önceki kelimeye "açıklık" getirir.

Bir örnek daha verelim :

----Balıkların aksine balinalar memeli hayvanlardır; yani sıcak kanlıdırlar, yavrularını sütleri ile beslerler ve suyun dışında solunum yaparlar.

Yine yukarıdaki cümlede görüleceği gibi "yani" den sonra gelen cümle "memeli hayvanlar" konusuna açıklık getirmektedir.

Hal böyle iken M.Esed'in meali oldukça manasız durmaktadır.Şöyle ki :

"eşleri -yani, [evlilik yoluyla] meşru olarak sahip oldukları insanlar."

Şimdi Allah aşkına söylermisiniz bana "" sözcüğü ayrıca "evlilik yoluyla meşru olarak sahip oldukları" gibi açıklayıcı bir cümleye ihtiyaç duyar mı ? Eş derken hem de bunun (ezvac) yani çoğul anlamda "eşler" (ki tekili "zevce"dir) apaçık nikahlı hanımları gösterirken üstelik başkaca da bir mana vermek mümkün değil iken (çünkü bu sözcük oldukça güçlü bir vurgu yapar Türkçe'ye de geçmiştir ve Türkçe'de de böyledir) nasıl olurda buna "açıklama getirme" ihtiyacı hasıl olur anlamak mümkün değildir.

Üstüne üstlük "yani" bağlacı ile "ve", "veya" gibi bağlaçlar hiç bir dilde birbirinin yerine kullanılmaz. Kullanılırsa sorun oluşturur. Bu bağlaçlar aynı zamanda "mantık" biliminin de konusudur; "ya...ya" mantığı, "veya" mantığı, "ve" mantığı, "ne....ne" mantığı , "hem...hem mantığı vb. bir çok mantıksal düşünce biçimi vardır.

Bir şey ya budur ya budur
Bir şey ne budur ne o dur
Bir şey hem budur hem odur
Bir şey budur veya budur
Bir şey budur ve o dur

Hal böyle iken bir "açıklama" bağlacı olan "yani", değil Arapçada, Mozambikçede bile "veya" ile aynı olamaz. Ama "veya = yahut= ya da" olur bunların hepsi aynı şeyi ifade eder.

Bir de ben orada yanlışlıkla "ev=ve "anlamına gelecek şekilde ayetteki "veya" geçen yere "ve" demişim bunda haklısın ama derdimiz "ve" değil ki; "veya" geçen yere de "ve" geçen yere de "yani" getiremezsin, ben bunu demek istiyorum.

Yani demek istediğim ; İlla ala ezvacihim ev ma meleket eymanühüm fe innehüm ğayru melumın (Müminun 6)daki bu ayetin Türkçe meali Edip Yükselde şöyle :

Ancak eşleri veya sahip oldukları hariç. Onlar kınanmazlar.

Şimdi bu doğru olan çeviri ama senin "veya" gördüğümüz yere "yani" ve "sahip oldukları hariç "gördüğümüz yere de "evlilik yoluyla meşru olarak sahip oldukları hariç-- bunu da nikahlı eşleri" diye çevirirsek, bak ayet ne hale geliyor;

Ancak eşleri; yani nikahlı eşleri hariç. Onlar kınanmazlar.

Olur mu böyle Hiramusta ?

Ayrıca "yani" kelime olarak Arapça'dan Türkçe'ye geçmiş bir kelimedir aynı "ve" de olduğu gibi. Sözlükten baktığım kadarıyla Arapça yazılışı şöyle

يَعْنِي

Sana zahmet bir incelermisin Kuran'da başka nerelerde bu geçiyor ve benim dediğim gibi kendisine ait özelliği ile mi baçlaç olarak kullanılmış yoksa "veya/yahut" anlamları verilmiş mi ?

Şimdi senin ifadelerine bakalım H.Usta :

Bu "ev" takısı bazı yerlerde yani,bazı yerlerde de ya da,yahut anlamına gelir.Nur 31 deki ya da ,yahut da anlamındadır.Hiçbir zaman "ve" anlamına gelmez.Çünkü arapçadaki "ve" Türkçeyede "ve" olarak geçmiştir.Bir de bu "ve" bağlaçtan başka kelime olarak ta kullanılır.Bazı ayetlerde yemin anlamına gelmektedir.(baksana yemin anlamına gelen ne çok kelime var.)
Vet tur 52/1
Velmurselati 'urfen 77/1
Vennazi'ati ğarken 79/1 ...gibi


Evet "ev" hiç bir zaman "ve" anlamına gelmez haklısın bu bağlaç "veya/yahut/ya da " anlamlarındadır zaten bunu yukarıda da ifade ettim ama bir şey unutuyorsun; bu "ev=veya/yahut/ya da" bağlacı aynı zamanda "yani" anlamına da gelemez temel dil mantığı açısından.

Verdiğin örneklerin konu ile hiç bir ilgisi yok çünkü oralarda "ve" bağlaç olarak kullanılmamış ve verdiği anlam "and içme" anlamında öyle bahsettğin evlilik yemini ile ilgisi bile olamaz, zannedersem buralarda "takı" olarak kullanılmış. Böyle gereksiz zorlamalara girmemelisin.


Devam edecek, sırada Nur 31, Rum 28,Ahzap 50, 52,55 var daha sonra devamında senin hocanın temel dilbilgisi kuralları ile nasıl oynadığına tanık olacaksın. Bak senin sayende iki-üç gündür Arapça çalışıyorum, böyle giderse kendimi Arapça öğrenmeye adayacağım bilmiş ol :)

hiramusta 12-09-2006 09:45

Re: Nisa3 / Velisi olunan yetim kızlar helal mi ?
 
Sevgili Sodomo Esed'in ne dediğini anlamamışsın.
Sağ kelimesinin içerisinde eymen vardır.Ama kelimenin bütünü eymen değildir.Sağ kelimesinin tam karşılığı "meymenet",sol kelimesinin tam karşılığı "meş'emet"tir(Vakıa 8-9).Ma meleket eymanüküm dolaylı yoldan sağ elinizle sahip olduklarınız anlamındadır.Tam karşılığı yeminle,antlaşmayla sahip olduklarınızdır.Sahip olmak denilince bundan illa bir mala mülke sahip olmak anlamı çıkmaz.Mesela çocuklarına sahip çık dediğim zaman,onları terbiye ver anlamında olduğu gibi onları koru gözet anlamına da gelmektedir.Bir örnek daha;Üstün bir zekaya ve yorum gücüne sahipsin dediğimde sahip olunan bir mal-mülk mü düşünülür?(şu an çıkmam lazım,daha sonra devam ederim inşallah)

sodomo-- 12-09-2006 10:08

Re: Nisa3 / Velisi olunan yetim kızlar helal mi ?
 
Yahu Hiramusta, takmışsın sağa sola bir türlü kurtaramıyorsun kendini sağdan soldan. Unut kardeşim sağı solu. Beni sonunda ma melekte eyman uzmanı yapacaksın haa...Kardeşim bu deyimin geçtiği her yerde "cariye" anlamı o kadar açık ki, bunu Esed bile kabul etmiş yukarıda anlattım bir baksana Esed'in dip notlarına.

Zaten "Kuran'a dönüş" hareketi mensuplarının yaptığı hep böyle kelimelerle oynamak. Eee sonuçta hadis, fıkıh, icma, kıyas reddettiniz bütün İslam ilimlerin şimdi kaldı elinizde bir tek kaynak onun üzerinde de istediğiniz gibi oynuyorsunuz. 19 mucizesinin Kuran'a dönüşcüler tarafında ortaya konulması hiçte şaşırtıcı değil çünkü tek kaynağınız Kuran ve onunlada bir matematik problemi çözer gibi parçalarıyla oynayarak eğleniyorsunuz adeta.

Bak kardeşim Ma Meleket Eyman'ın cariye olduğunu M.Esed bile kabul etmiş durumda üstelik kendisi ile çelişkiye düşerek. Diğer müfessirler zaten bunu biliyor. Liop'un dediği gibi 1500 yıldır herkes bunu böyle biliyor da siz Kuran'a dönüşcüler yani sadece Kuran'ın şanını modern çağ değerleri karşısında korumak niyetinde olan ve Kuran'ın Kuran ile açıklanabileceğini zanneden bir kaç ilim adamı zevat mı daha iyi biliyor.

Aynı şeyi Nisa 34'te de yapıyorsunuz. Apaçık dövme emri varken üstelik Veda Hutbesinde bile bu geçerken alıyorsunuz "idribuhunne" fiilini sonra köküne iniyorsunuz "DaRaBa" diyerek (niye inersin onuda anlamam) sonrada "uzaklaştırmak" diyerek kendinizi komik duruma sokuyorsunuz. Orada da o kadar yazdık kardeşim bu "dövme"dir diye ve her türlü izahı yaptık ama siz hala aynı tango.

Şimdi de meymenet- meşemet muhabbeti. Yahu ne işin var kadeşim senin meymenette meşemette ?

Siz bunları Araplara bir anlatsanıza. Mesela deyin ki: "Siz yanlış biliyorsunuz kendi dilinizi" falan deyin olur mu ? Böylelikle size bir tarafları ile gülsünler de aklınız başınıza gelsin.

Ulan işe bak Arapça'yı Araplardan bile iyi bilen Türkler peydah oldu iyi mi...
Bir gün gelir Türkçe'yi Türklerden bile iyi bilen Araplar görürüz inşallah ama nerde o günler...

sodomo-- 12-09-2006 18:16

Re: Nisa3 / Velisi olunan yetim kızlar helal mi ?
 
Evet sonunda bu "yemin/eyman" olayını çözdüm. Siz Kuran'a dönüşcüler yüzünden bizde burada Kuran'dan başka kaynak taramaz olmuşuz.
Kardeşim her zaman diyorum : Kuran, Kuran ile açıklanamaz. Bunu yapan kişinin payına düşecek olan kelimeler üzerinde cambazlık yapmak olacaktır. Aynı Esed, Y.Nuri, Edip Yüksel gibi.

Sizlere göre Kuran Muhammed ve azhabı birlikte hurma ağacının altında çay içerken Allah tarafından onlara indirilmiş olan evrensel ve bütün zamanlara ve bütün toplumlara şamil hükümlerden oluşuyor. Ortada yaşanmış hiç bir şey yok ve de konuşulmuş bir şeyde yok. Yalnızca yukarıdan aşağıya inen ayetler var.

Hal böyle olunca bir kalemde nüzul, hadis, fikıh, kıyas, icma, kelam ve koskoca İslam tarihini sil gitsin bir kalem. Yapığınız iş Kuran'ı gizlemek ve onun anlaşılmamasını sağlamaktan başka bir niyet ile yapılmıyor.

Kuran'ı bütün zamanlara şamil hale getirmek için kelimeler alınıyor, içleri boşaltılıyor ve soyutlaştırılıyor, muallakta bırakılıyor ve yoruma açık, isteyenin istediği gibi anladığı ve üzerinde istenildiği gibi at koşturulan kelimeler haline getiriliyor. Olmadı çok bilmişlik edene de Arapça ders veriliyor ama mantık dersi ara ki bulasın. Maksat Kuran'ı medeni çağa adapte etmek.

Şimdi olur mu öyle kölelik, cariyelik, Muhammed'in eşlerinin kavga etmesi, ona tavır almaları birbirini kıskanmaları, cihat hükümleri, kadın dövme , zinaya verilen yüz değnek cezası, Ben-i Mustalık, Beni-Kureyza, ganimetler, tutsaklar, esirler, cariyeler, kafaları kılıçla uçurulan yahudi esirler, pazarda satılan çocuklar, kadınlar şu bu. Yakışır mı İslama değil mi ? Öyleyse ne yapalım ? Topyekün reddiye...Böylelikle İslam'ı yıkama, cilalama, şirin gösterme işi sevimli ayetlerden bir kaç örnek ile halledilebilecek bir konu.

Neymiş efendim, ma meleket eyman, cariye değil, helalinde eş olurmuş. Bir başka "Kuran'a dönüşcü" içinde "korunmuş, gözetilmiş, besleme" durumunda zavallı kız çocukları imiş. Böylelikle İslam'ın şefkatli ve sevimli yüzü kendini gösteriyormuş.

Sonra da apaçık bir gerçeği, adeta kör gözüm parmağına sokarcasına ortada duran bir gerçeği gizleme operasyonları

İlla ala ezvacihim ev ma meleket eymanühüm fe innehüm ğayru melumın

Efendim, bir önceki ayette "onlar ki iffetlerini korurlar" dedikten sonra bu ayette de "eşleri veya yeminle sahip oldukları hariç" demesin mi Kuran.

Şimdi gelde çık işin içinde değil mi ? Yani hem ezvac=eşler den bahset hem de yanına bir tane daha ekle. Kimmiş o ?

Efendim bir de ne öğrenelim o da "eş" miş bizim reformistlerimize göre.

Kimisi de neden Türkçe'ye çevrilirken "hariç" diye bir kelime eklenmiş diyor koskoca "illa" yı görmeden.

Bazı reformistlerimiz bunu yeminle anlaşmalı oldukları, akitle anlaşmalı oldukları şeklinde çevirilere tabi tutuyorlar ama bir türlü de açıklaıyorlar kimmiş o akitli, yeminli anlaşmayla sahip olunanlar diye. Kimmiş o ? Sağ eliyle sahip olunanlarmış. Peki anlayanız var mı içinizde kim bu sağ eliyle sahip olunan kimseler ? Var efendim var onlar eşler olurmuş.

Fakat aynı zaatı muhterem ve merhumlar, madem eş oluyorlar bunlar o halde bu kelimenin geçtiği diğer yerlerde neden eş değilde cariye oluveriyorlar dip notlarınızın aarasında gizlenmiş olarak. Peki zatı muhterem merhumlar neden hep çevirilerinizde meşru olarak sahip oldukları" "halayık" olarak, "hizmetçi" olarak çeviriyorsunuz da buradaki cinsel münasebet iznini görürken neden bu hizmetçi ve halayıklarınız bir anda "akitli-nikahlı-yeminli-anlaşmalı" bir hal alıyor.

Neden bu ayete gelince, yani erkeğe cinsel ilişki kurma izni veren bu ayete gelince size bir haller oluyor ?

Tabii bir önceki ayeti de "iffetlerini korurlar, ırzlarını korurlar, başkasına yan gözle bakmazlar" demek yerine "cinsel organlarını korurlar, tenasül uzuvlarını korurlar" gibi işi komik kılacak ve Tanrı'nın yüceliğine hiçte yakışmayacak çevirilerle geçiştirmeye çalışmanıza ne demeli ?

Hem cariyeliğin hem de cariyelikle cinsel ilişkinin cazi olduğu apaçık bir ayettir bu ayet. Burada bütün yaldızlarınız dökülmüş, bütün hokkabazlıklarınız kendisini teşhir etmiştir.

Efendim özür dilerim, sonuçta ben bir İslam uleması olmadığım için yanlışlık yaptığım yerleri görüp düeltme zorunluluğu hissettim.

Daha önceki yazımda ma meleket eyman için deyim demiştim ve deyimlerin özellikleri hakkında bayağı bir yazı yazmıştım ya, işte o yazıları sildim çünkü bu düşüncem yanlış çıktı yaptığım araştırmalar sonucunda.

Tabi eksik araştırma yapmamın en önemli sebebi de "Kuran'a dönüşcü" akımın beni zorladığı yalnızca Kuran'a bakarak konuyu anlamaya çalışma
alışkanlığımdan kaynaklanmış.

Evet şimdi düzeltiyorum :

Ma Meleket Eyman = Mülk-i Yemin dir.

Yani yeminli mülktür. Bu kelime öbeği, deyim değildir. Birebir karşılığı "yeminle malik olduklarınız" şeklinde olan bir cümleciktir.

Yani hem "meleket" hem de "yemin" gerçek anlamda kullanılmıştır.

Peki nedir bu Mülk-i Yemin ?

Cevap : Tesserri akti ile Muhammed tarafından müminlere arasında paylaştırılan savaş ganimeti olan köleler.

İşte ha babam Y.Nuri ve diğerlerinin akitli, sözleşmeli diyip durdukları bu akit/sözleşme'nin adı TESSERRİ AKDİ dir.

İşte konuyu sözleşmeli, akitli ve de meşru kılan şey de budur.

İşte Allah bu iki yolu cinsel münasebete için mübah kılmıştır. Nikah ve Tesserri akti ile sahip olunan kadın köleler.

Böylelikle Ma Meleket Eyman konusu açıklığa kavuşmuş olmaktadır.

Not : Konu ile ilgili yazılara devam edeceğim.

hiramusta 12-09-2006 18:26

Re: Nisa3 / Velisi olunan yetim kızlar helal mi ?
 
Garip,..bulmuş bişeyler,seviniyo işte.Du bakalım daha neler yazcek?

sodomo-- 12-09-2006 18:29

Re: Nisa3 / Velisi olunan yetim kızlar helal mi ?
 
Ne o kardeş, dengen mi bozuldu ?

sodomo-- 13-09-2006 05:47

Re: Nisa3 / Velisi olunan yetim kızlar helal mi ?
 
Nur 31. M.Esed Meali : İnanan kadınlara söyle, onlar da gözlerini bakılması yasak olandan çevirsinler; iffetlerini korusunlar; [örfen] görünmesinde sakınca olmayan yerleri 37 dışında, cazibe ve güzelliklerini açığa vurmasınlar; ve bunun için, başörtülerini yakalarının üzerine salsınlar. 38 Cazibe ve güzelliklerini kocalarından, babalarından, kayınpederlerinden, oğullarından, üvey oğullarından, kardeşlerinden, erkek kardeşlerinin ya da kız kardeşlerinin oğullarından, kendi evlerindeki kadınlardan, yahut yasal olarak sahip oldukları kimselerden, yahut kendilerine bağlı olup cinsel isteklerden yoksun bulunan erkeklerden, 39 ya da kadınların mahrem yerlerinin henüz farkında olmayan çocuklardan başka kimsenin önünde açığa vurmasınlar; ve [yürürken] gizli görkem ve güzelliklerini belli edecek şekilde 40 ayaklarını yere vurmasınlar. Ve siz, ey müminler, hepiniz topluca, günahkarca davranışlardan dönüp Allah'a yönelin ki kurtuluşa, esenliğe erişesiniz! 41

(Dip not: 39 Yani, çok yaşlı erkekler. “Yasal olarak sahip oldukları kimseler” ifadesiyle (lafzen, “sağ ellerinin malik olduğu kimseler”) köleler kasdedilmektedir; yine de bu konuda bkz. 78. not.)

Görüyoruz ki burada da M.Esed, ma melekte eyman deyimini köleler olarak çevirmekte; yani bu ayette de "nikah yoluyla edinilen kadınlar" veya "yemin ile sahip oldukları" şeklinde bir çeviri yok. "Karım,kadınım,eşim,nikahlım,helalim,(argo olacak ama) avradım....." yerini alacak bir çeviri yapmamış M.Esed.

Peki siyak-sibak ilşikisi ne olacak?

Herşeyden önce ayet mümin kadınlara hitaben yazılmış ve mahremiyeti düzenleyerek; kocalarını, babalarını, kayınpederlerini, oğullarını vb bütün hısım bağları sayıldıktan sonra hısım olmayan ama evlerinde yaşadığı kölelerden bahsedilmiş; yani burada da nikahlı, helal eş anlamında kullanılmış olamaz çünkü kadınlara hitaben söyleniyor ve "kendi evlerindeki kadınlardan" bahsedilip ondan sonra da ma melekte eyman'dan bahsediliyor. Hal böyle olunca ma meleket eyman erkek ya da kadın köle olmak zorunda kalıyor çünkü geriye başkaca da bir seçenek kalmıyor.

Rum 28. Darabe leküm meselem min enfüsiküm hel leküm mim ma meleket eymanüküm min şürakae fı ma razaknaküm fe entüm fıhi sevaün tehafunehüm ke hıyfetiküm enfüseküm kezalike nüfassılül ayati li kavmiy ya'kılun

M.Esed meali : O size kendi hayatınızdan örnek getirir: 20 Sağ elinizin sahip olduğu kimseleri 21 size verdiğimiz rızık üzerinde [tam yetki sahibi] ortaklarınız olarak görmeye ve böylece [onlarla] bu hakkı eşit olarak paylaşmaya razı olur musunuz? Ve [daha güçlü olan] emsallerinizden 22 korktuğunuz gibi onlar[a danışmadan o hakkı kullanmak]tan korkar mısınız? İşte akıllarını kullanan insanlara mesajlarımızı böylece açıklarız.
(Dip not : 21 Yani, köleleri veya birinin otoritesi altında yaşayan kimseleri)

Siyak-sibak ilişkisi de yine M.Esed'in diğer dip notunda mevcut, aşağıdaki dip notu okur okumaz anlayabilirsiniz:

(Dip not : 22 Lafzen, “benzerlerinizden” -yani, “statü olarak size denk durumda olanlardan”. Buradaki soru, tabii ki, üslup gereği sorulan (rhetorical) bir sorudur ve olumsuz bir karşılığa sahiptir. Fakat eğer (kasdedildiği üzere) bir efendi, kölelerini kendi isteğiyle tam yetki sahibi ortaklar olarak görmezse -efendi ile köle, esas olarak, her ikisi için ortak olan insanî değerler açısından eşit olsalar bile (Zemahşerî)- insan, herhangi bir varlığı veya nesneyi, mutlak efendisi ve yaratıcısı olan ve mevcut veya muhtemel hiçbir şeyle mukayese edilemeyecek bir konumda bulunan Allah'a nasıl denk görebilir?

Yani diyor ki ayet: Sen nasıl köleni kendine denk tutmuyorsan beni de şirk koştuklarınız ile bir tutamazsınız.
Temsil yoluyla, kölenin efendisine ortak olamayacağı gibi kulun da Allah’a ortak olamayacağı vurgulanmaktadır.
Kuran'a göre köle efendisi ile bir tutulamaz. Bu ayette de görüleceği gibi ma meleket eyman akraba, eş, kardeş, bacı, yetim kız vb. OLAMAZ


Ahzap50. Ya eyyühen nebiyyü inna ahlelna leke ezvacekellatı ateyte ücurahünne ve ma meleket yemınüke memma efaellahü aleyke ve benati ammike ve benati ammatike ve benati halike ve benati halatikellatı hacerne meake vemraetem mü'mineten iv vehebet nefseha lin nebiyyi in eraden nebiyyü ey yestenkihaha halisatel leke min dunil mü'minın kad alimna ma feradna aleyhim fı ezvacihim ve ma meleket eymanühüm li keyla yekune aleyke harac ve kanellahü ğafurrar rahıyma

Ahzap50. M.Esed meali : EY PEYGAMBER! Mehirlerini 57 verdiğin eşlerini ve Allah'ın sana bahşettiği savaş esirleri arasından sağ elinin altında bulunanları 58 sana helal kıldık. Ve seninle birlikte [Yesrib'e] göç etmiş olan amcalarının ve halalarının kızlarını, dayılarının ve teyzelerinin kızlarını; 59 ve kendilerini Peygamber'e özgür iradeleriyle teklif eden, Peygamber'in de almak istediği 60 mümin kadınları [da sana helal kıldık]: [bu sonuncusu] yalnız sana özgü bir imtiyazdır, öteki müminler için değil, [zaten] onlara eşleri ve sağ ellerinin altında bulunanlar konusunda yapmaları gerekeni bildirdik. 61 [Ve] artık sen [gereksiz] bir endişeye kapılmamalısın, şüphesiz Allah çok bağışlayıcıdır, rahmet kaynağıdır.

Esed'in dip notu : (58 Değişik yerlerde (bkz. özellikle 4:25, not 32) işaret edildiği gibi İslam, cariyeliğin hiçbir şekline rıza göstermez ve meşru bir nikaha dayanmadıkça bir erkek ile kadın arasındaki her tür cinsel ilişkiyi kesinlikle yasaklar. (Galiba Esed kendi mealini bile okumamış. Allah aşkına bakarmısınız mealin neresinden bu sonuç çıkıyor) Bu konuda “özgür” bir kadın ile köle arasındaki tek fark, birincisinin kocasından mehir talep edebilmesine karşılık, meşru yollarla sahip olduğu kölesi (lafzen, “sağ elinin sahip oldukları”) ile, yani inancın ve özgürlüğün savunulması için yürütülen “Kutsal Savaş”ta (cihâd) esir alınan bir kadın (2:190, not 167 ve 8:67, not 72) ile evlenen kişinin böyle bir mükellefiyetinin olmamasıdır: çünkü bu durumda köle kadının evlenme yoluyla özgürlüğünü elde etmesi, mehire denk bir bedel olarak görülmektedir

Burada da son cümlede "ezvacihim ve ma meleket eymanühüm" ifadesi geçiyor. Yani eşleri ve sağ elinin altında bulundurdukları (cariyeleri) olarak geçmiş. Hatırlanacağı gibi Müminun 6 ve Mearic 30'da da bu şekilde yan yana kullanım mevcuttu. Söylediğim gibi eşin/eşiniz/eşleriniz/kadınlarınız gibi sözcükler hep zevce/ezvac olarak Kuran'da geçer. Burada da "(Arapça) ve =ve (Türkçe) " olan bağlacı "yani" olarak mı çevirecekler ? M.Esed bu sefer aynı ifadeleri "...eşleri ve sağ ellerinin altında bulunanlar..."diye çevirmiş. Hatırlarsanız Esed bunu Mearic 30 ve Müminun 6 da "yani" bağlacı kullanarak "ma meleket eyman"ı nikahlı/meşru eş anlamında kullanmıştı ama burada "ve" bağlacını kullanarak nikahlı eşten ayrı ele alıyor.

Bir de dikkatimi çeken şey; ilk cümlede "ma meleket yemınuke" olarak kullanılmış; yani eyman'ın yerine yemın (tekil olarak) gelmiş fakat bu cariye'yi tekil yapmamış, yani çevirilerde hala "cariyeler" olarak geçiyor. Neden ? Burası benim için muamma ama yine de not edelim.

M.Esed bütün bunlara rağmen neden bu ayetin ilk cümlesini yorumlarken "...İslam, cariyeliğin hiçbir şekline rıza göstermez... " demiş bu kadar açık gerçekler dururken hem de kendi mealinde. Gerçi diğer ayetlere gönderme yaparak bu yoruma ulaşmış (4:25 vb) ama aynı bu ayette olmadığı gibi o ayetlerde de öyle bir sonuç çıkmıyor, yani Kuran'da cariyelik apaçık meşru bir kurum. Burada "sana eşlerini ve cariyelerini sana helal kıldık"
ifadesi ile cariyeler ile cinsel ilişkiye girmek aynı eşde olduğu gibi meşru olduğu vurgulanıyor. Yani cariyeler ile cinsel ilişkinin meşrüyeti için hadis, sünnet, fıkh vb. kaynaklara bile başvurmaya gerek yok. Kuran'da bu gerçekler apaçık belirtilmiş.

Özetle bu ayet "iki helal"den bahsediyor: Mehirlerini verdiğin eşlerini ve Allah'ın sana bahşettiği savaş esirleri arasından sağ elinin altında bulunanları sana helal kıldık.

Burada Ma Melekte Eyman'ın savaş sırasında esir alınan kadın köleler olduğu açıkça görülebilir.

Tabii Esed dahil mütercimlerin çoğunun "cariye" anlamına gelen bu kelimeyi "sağ elinin altında bulunan", "yeminle sahip oldukları" vb. ifaderle çeviriyor olmaları da apaçık bir şekilde bir "gizleme" çabasının ürünüdür. Bu tip bir çeviri bu kelimenin gerçekte ne anlama geldiğini anlaşılmaz kılacaktır. Okuyucunun şunu sorması gerekir :

Sağ elinin altında bulunanlar kim veya ne ?
Meşru olarak sahip olunanlar kim veya ne ?

Eğer okuyucu bunu sorarsa zaten kendiside bu gerçeğe çok rahat ulaşacaktır.

Böylelikle toplam 10 ayet üzerinde ma melekte eyman ile ilgili siyak-sibak ilişkisini bitirmiş oldum.

Bundan sonraki yazılarım Hakkı Yılmaz'ın Nisa 3 hakkındaki yanlış yorumlarını düzeltmek ve kendisinin nasıl dilbilgisi yanlışları yaptığını hem de Arapça üzerinden giderek ortaya koymak olacak. Daha sonra da bu ayetin toparlanmasını yapacağım ve bu da "velisi olunan yetim kızların helal oluşu" gerçeğinin gözler önüne serilmesini sağlama ile ilgili olacaktır.

Bu ayet ile ilgili çok çeşitli yorumları buraya alacağım, hadis, fıkıh, icma her türlü kaynağı tarayarak kesin sonuçlara ulaşmış olacağız.

hiramusta 13-09-2006 10:38

Re: Nisa3 / Velisi olunan yetim kızlar helal mi ?
 
Dönüp dolaşıp aynı yere geliyoruz.Kur'anda kelimelerin içinde bulunduğu ayetin jargonuna göre değişik anlamlara gelebileceği herkesin malumudur.Herkes işine gelen anlamı kabul ederse,Vallahi (bundan 1300 sene öncesinden konuşacak olursak) Arapların küçük bir kısmı hariç kimse evlenecek kadın bulamazdı.Kimse o toplumda cariyeler yoktu demiyor.Kölelik binlerce yıldan beri varolan bir kavram.İslam ise bu kölelik sistemini başlangıçta ıslah ederek eritme yoluna gitmiş en sonunda da yasaklamıştır.İslam insanlara kul olmayı yasaklamış,Allah'a kul olmayı emretmiştir.Düşünsenize müslüman bir köle namazında nasıl okuyacak Fatiha suresindeki "iyyake na'budu ve iyyake nestaiyn"i?Bu yüzden bir ateist olarak senin çaban ve birer atalar dini mensupları olarak bel'amların çabaları havanda su dövmekten ileri gitmemektedir.Allah'ın dini,Allah'ın kitabı ortadadır,benim önclikli görevim bu kitaba sımsıkı sarılmak ve ayetleri 2006 eylülünde bana iniyormuş gibi muamele edip anlamaya çalışmaktır.(günümüzde kölelik sınıfına tüm Türk halkı giriyor.Hepimiz vahşi batının köleliğini yapıyoruz)
Nur 31 deki ma meleket eyman yeminle,akitle,sözleşmeyle edinilen nedimeler,kadın hizmetçilerdir.Bu noktaya konumuzla direk ilgisi olmadığı için değinmedim.Bi de bana ikide bir Esed'i önüme getirme.Esed benim taptığım birisi değil.Onun kaleminden çıkan hersöz benim için kanun hükmünde de değil.Ben Ondan iyi ve doğru bulduğum herşeyi alırım,yanlış bulduklarımı da reddederim.Tıpkı diğerlerinde de yaptığım gibi.
Bu konuyla ilgili son olarak Ahzab suresinin 50.ayetinin konumuzla ilgili bölümünün mealini vermek istiyorum.

Ey Peygamber, mehirlerini verdiğin ve yemininle (nikah akdinle) sahiplenerek Allah'ın bahşettiği eşlerini sana helal kıldık...

sodomo-- 13-09-2006 10:49

Re: Nisa3 / Velisi olunan yetim kızlar helal mi ?
 
Ayrıca ufak bir not olarak eklemek isterim ki, S.Arabistan'da kölelik/cariyelik kurumu 1927 yılında İngilizler ile yapılan Ciddi Andlaşması ile kaldırılmıştır.

(Tabii kölelik Kuran hükümleri ile sabit olduğu için bugün hale S.Arabistan'da gayrıresmi olarak bu uygulama devam etmektedir)

Osmanlı İmparatorluğun'da da 1908 Anayasası ile cariyelik/kölelik kurumu son bulmuştur.

El-Ezher'in resmî yayin organi olan Macalla'nin 1962 Temmuz nüshasında yayınlanan bir fetvada, savas esirlerinin köle olarak kullanılmalarının câiz olduğu belirtilmiştir.

http://www.ilhan-arsel.org/Kolelik/17.html


Bunu "Allah köleliği tedrici olarak kaldırmak istemiştir" diyen şeriatçılar için özellikle belirtme gereği duydum.

Tedircilik süresi İslam'da 1400 yıldır. O da batılı devletlerin baskıları sonucu mecbur kalınan bir durum olduğu içindir.

Bu anlamda Abraham Lincoln'e saygı duymamak mümkün değil.


Prof. İlhan Arsel'in Şeriat ve Kölelik yazılarını bu linkten mutlaka okuyunuz.

http://www.ilhan-arsel.org/Kolelik/icindekiler.html

hiramusta 13-09-2006 11:26

Re: Nisa3 / Velisi olunan yetim kızlar helal mi ?
 
İslam'ın köleliği tedricen kaldırması ayrı birşey,İslam adına hareket ettiğini söyleyen ama tek korkusu saltanatının elinden gitmesi olan iktidar sahiplerinin kölelik kurumunu devam ettirmesi ayrı birşeydir.İslam insana,makama,güce kul/köle olmayı yasaklamıştır.Yalnız Allah'a kul/köle olmayı emretmiştir.

Öyleyse, inkâr edenlerle (savaş sırasında) karşı karşıya geldiğiniz zaman, hemen boyunlarını vurun; sonunda onları 'iyice bozguna uğratıp zafer kazanınca da' artık (esirler için) bağı sımsıkı tutun. Bundan sonra ya bir lütuf olarak (onları bırakın) veya bir fidye (karşılığı salıverin). Öyle ki savaş ağırlıklarını bıraksın (sona ersin). İşte böyle; eğer Allah dilemiş olsaydı, elbette onlardan intikam alırdı. Ancak (savaş,) sizleri birbirinizle denemesi içindir. Allah yolunda öldürülenlerin ise; kesin olarak (Allah,) amellerini giderip-boşa çıkarmaz. (47/4)

Bu ayet savaş sonucu elde edilen esirlerin/kölelerin serbest bırakılmasını emretmektedir.İslam'ın esirler konusundaki nihai görüşü budur.Bu ayeti okuyan bir Müslüman (hangi zamanda yaşarsa yaşasın) hiçbir şekilde bir insanı köleleştiremez.Hiç bir Müslüman hele ki bir Peygamber bana kul/köle olun diyemez.

Beşerden hiç kimsenin, Allah kendisine Kitabı, hükmü ve peygamberliği verdikten, sonra insanlara: "Allah'ı bırakıp bana kulluk edin" deme (hakkı ve yetki)si yoktur. Fakat o, "Öğrettiğiniz ve ders verdiğiniz Kitaba göre Rabbaniler olunuz" (deme görevindedir.) (3/79)

Lincoln'e niçin saygı duyuyorsun bilmiyorum ama O'nun çocukları olan bugünki Amerika *Türkiye'de dahil dünyanın büyük bir bölümünü köleleştirmiş durumdadır.Sizin beğenmediğiniz İran,Amerika'nın köleleştiremediği ender ülkelerden biridir.Onuruyla,tam bağımsızlığıyla batı emperyalizmine karşı dimdik ayaktadır.

Not:Ne şiiyim ne de İrancıyım.Ben gördüğümü söylüyorum.

walla 13-09-2006 20:40

Re: Nisa3 / Velisi olunan yetim kızlar helal mi ?
 
ne garip değilmi, İslama inanmayanlar, en koyu Müslümandan daha çok İslamiyeti tanıyor.

sodomo-- 14-09-2006 08:40

Re: Nisa3 / Velisi olunan yetim kızlar helal mi ?
 
İslam'ın köleliği tedricen kaldırması ayrı birşey,İslam adına hareket ettiğini söyleyen ama tek korkusu saltanatının elinden gitmesi olan iktidar sahiplerinin kölelik kurumunu devam ettirmesi ayrı birşeydir.İslam insana,makama,güce kul/köle olmayı yasaklamıştır.Yalnız Allah'a kul/köle olmayı emretmiştir.

Tabii tabiii biz de yedik. Yahu siz "Kuran'a dönüşçüler"de pek safmışsınız. Burada o kadar ayet koyduk ortaya "kula kulluk" ile ilgili hiç mi okumazsınız? Yok yok tekar başa dönmek gibi bir niyetim yok, ne haliniz varsa görün, kendi gönlünüzden geçenleri Kuran'a yamamaya devam edin ama Kuran başka söylüyor sizler başka. Eee tabiii insan okuduğu metne kendi duygu ve düşüncelerini katarak okursa işte böyle olur, göz metni görmez olur, kendi gönlünden geçenler metnin kendisi sanılır.

"Objektif olabilmek" dünyanın en zor sanatıdır netekim.

Haa bir de söylermisin Kuran'ın neresinde kölelik harm kılınmıştır. Ama öyle savaş esirlerinin serbest bırakılmasını falan kastetmiyorum. Artık "kölelik" ile "savaş esirlerinin serbest" bırakılmasını ayırdedebilecek yaşta olduğunu düşünüyorum.

Bak mesela Kuran içkiyi haram kılmıştır şu ayette :

Ey iman edenler, içki, kumar, dikili taşlar ve fal okları ancak şeytanın işlerinden olan pisliklerdir. Öyleyse bun(lar)dan kaçının; umulur ki kurtuluşa erersiniz. ( Maide - 90)

İşte aynen böyle olmalı; yani içkinin haram kılınmasında olduğu gibi köleliğin haram kılınmasında da apaçık ifadeler bulmak isterim.

Mesela "kölelik yasaklanmıştır", bundan böyle "kölelik haramdır" vb.

Yoksa ilgisiz konuları işinize geldiği gibi evirip çevirme adetiniz malumumuzdur. O yüzden çok net ifadeler bekliyorum. Ha gayret belki bulursun...

Haaa bir de eğer kölelik haram edilmişse o zaman Kuran'da nesih mi var diye soracağım çünkü biliyorsun ki Allah (yani Muhammed ) şunu demiştir :

Biz bir *ayeti, bir başka ayetin yeriyle değiştirdiğimiz zaman, -Allah neyi indirdiğini daha iyi bilir.- “Sen yalnızca iftira edicisin” dediler. Hayır, onların çoğu bilmezler. (Nahl Suresi - 101)

Hal böyle olunca insan sormadan edemiyor : Acaba Kuran köleliği yasaklayarak kendisini mi nesh etmiştir ?

Yok yok hemen korkma; Kuran'da kölelik kaldırılmadığı için nesih de yoktur. Ama tabii siz Kuran'a dönüşcüler daha iyi bilirsiniz.

Evet özetle yüce Muhammed'den (pardon Allah'tan) köleliğe karşı aynı içkiye karşı aldığı tavrı bekliyorum.

Var mı öyle bir tavır ?


Öyleyse, inkâr edenlerle (savaş sırasında) karşı karşıya geldiğiniz zaman, hemen boyunlarını vurun; sonunda onları 'iyice bozguna uğratıp zafer kazanınca da' artık (esirler için) bağı sımsıkı tutun. Bundan sonra ya bir lütuf olarak (onları bırakın) veya bir fidye (karşılığı salıverin). Öyle ki savaş ağırlıklarını bıraksın (sona ersin). İşte böyle; eğer Allah dilemiş olsaydı, elbette onlardan intikam alırdı. Ancak (savaş,) sizleri birbirinizle denemesi içindir. Allah yolunda öldürülenlerin ise; kesin olarak (Allah,) amellerini giderip-boşa çıkarmaz. (47/4)

Bu ayet savaş sonucu elde edilen esirlerin/kölelerin serbest bırakılmasını emretmektedir.İslam'ın esirler konusundaki nihai görüşü budur.Bu ayeti okuyan bir Müslüman (hangi zamanda yaşarsa yaşasın) hiçbir şekilde bir insanı köleleştiremez.Hiç bir Müslüman hele ki bir Peygamber bana kul/köle olun diyemez.


Bak sen ! Demek bu ayet haa...

Dedik ki size İlhan Arsel'in linkini okuyun. Burada her gün yüzlerce şeriatçı yazı okuyorum ayıp oluyor ama !

Kardeşim İlhan Arsel'i okumamış birisi Kuran'ı anlayamaz da anladığını zanneder. Aslında İlhan Arsel'i okumayanlarla muhattap bile olmamak lazım. Ne kadar tembelsiniz yahu ! Ne kendi kitabınız Kuran'ı okursunuz ne onu bunu, sonrada gelmiş buraya polemiğe girip İslam'ı savunmaya kalkarsınız. Önce okuyacaksın kardeşim !

Herşeyden önce o ayet Bedir savaşında esir alınan 70 kişi ile ilgilidir.
Bu esir alınanlarda kendisinin ve ashabının yakın akrabalarıdır. Hatta içlerinde Muhammed'in amcası Abbas da vardır, Ali'nin erkek kardeşi de vardır. Kendi çevresini hoşnut etmek ve Mekkeliler arsında yeni taraftarlar edinmek gibi bir siyasetin gereği olarak o ayeti aşağıdan yukarıya çıkartıp sonrada yukarıdan aşağıya indirmiştir Muhammed.
Dur bir de ben bir şey ekleyeyim de biraz şaşır : O esir alınanlar arasında Muhammed'in kızı Zeyneb'in kocası Ebul As da vardır.
Bir şey daha söyleyeyim de iyice şaşır : Zeyneb kocası Ebul As'ın fidyesini gelin olduğunda annesi Haticenin ona taktığı gerdanlığı göndererek ödemiştir. Tabii bu ayette "fidye" verme zorunluluğu apaçık ortaya konulmuştu zaten. Hal böyle iken esir alınanlardan varlıklı olanların mallarına el konulmuştur. Oldukça dramatik hikayelerle doludur.

Tabii sizler Kuran'a dönüşçüler olarak bilmezsiniz böyle şeyler. Sizler roman okur gibi okursunuz Kuran'ı değil mi ?
Neymiş o esbab-ı nüzul falan filan? Kuran'ın evrenselliğine yakışır mı esbab-ı nuzül ile ilgilenmek ? Biz sadece ayete bakarız arkadaş . Bu ayettede fidye karşılığı esirlerin serbest bırakılması var.

O halde ganimet helal, esir alma haram. O kadar !

Not :Kuran'a dönüşcülere benden ev ödevi : Tahrim 1/2/3/4/5 ayetlerini ve Azhap 36/37/40/50/51 'i lütfen yalnızca Kuran'a göre yorumlayınız. Öyle hadis, nuzül falan istemem. Hadi göreyim sizi.


Lincoln'e niçin saygı duyuyorsun bilmiyorum ama O'nun çocukları olan bugünki Amerika Türkiye'de dahil dünyanın büyük bir bölümünü köleleştirmiş durumdadır.Sizin beğenmediğiniz İran,Amerika'nın köleleştiremediği ender ülkelerden biridir.Onuruyla,tam bağımsızlığıyla batı emperyalizmine karşı dimdik ayaktadır.

Tamamda ben Lincoln'den bahsettim, onun çocuklarından değil. İslam adına hareket eden o saltanatlar kimin çocukları peki ? Muhammed'in olmasın ? Sen köleliği kaldıran adama "kötüdür" de, ama kölelik kurumuna en büyük desteği veren ve adeta köleliğe altın çağını yaşatan, köle alıp satan, köle hediye eden ve köleleri ile cinsel ilişkiye giren (Marya olayı) ve de bunu mübah gören ve de bütün müslümanlara helal eden bir adama ise YÜCELİK sıfatı ver. Bu ne yaman çelişki böyle ?

Siz şeriatçılar benim gözümde bir hiçsiniz hiç.


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 12:03 .