Turan Dursun Sitesi Forumları

Turan Dursun Sitesi Forumları (https://turandursun.com/forumlar/index__1.php)
-   İslam (https://turandursun.com/forumlar/forumdisplay.php?f=9)
-   -   İslamın Şartı Zekat (https://turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=2814)

walla 28-09-2006 13:09

İslamın Şartı Zekat
 
Sevgili inanan kardeşlerimiz,
İslamın 5 şartından 4'ü yerine getiriliyorda, neden Zekat verilmiyor. Hani zekat ekonomik dengeyi sağlardı vs vs... Neden o zaman Ekonomik dengeyi sağlamıyorsunuz, neden zenginle fakiri bir tutmuyorsunuz. Nerde Zekat. Kim vermiş, kim almış. Ama iftar sofraları boy boy, Hacı olanlar kıyamet, oruç tutuluyor, gösteriş diz boyu, Zekat yok. Açıklarmısınız?
Zekat veren Müslüman Candan verir, Para imandan Tatlıdır...

K.C. 28-09-2006 13:26

Re: İslamın Şartı Zekat
 
Sevgili walla,

Kur'an'da 'zekat' ve 'namaz' pekçok ayette bir arada kullanılan iki farzdır. Öyle ki benim müslümanken tanıdığım müslüman arkadaşlarımdan belki namazını ihmal edenler vardı lakin zekat'ı çok ciddiye alırlar ramazanda kendilerine ait altınları kuyumcularda tarttırıp bunun 1/40'ını hesaplar ve muhtaçlara verirlerdi.

Diğer topikte sormuşsunuz, zekat veren veya zekat alan gördünüz mü diye. Ben şahsen çooook gördüm. Belki de sizin yaşadığınız muhitte önemsenmeyen bir farzdır.

Zekat'ın ekonomik dengeyi sağlayıcı unsur olduğuna inanmıyorum.
Zekat mal varlığının %2.5'uğuna tekabül ederken şu anda ödenen gelir vergisinin en düşük oranı %15'tir. Bu dahi ülke ekonomisi için yetersiz kalmaktadır.

Bir devletin tek kaynağı zekat olsa, yani mal varlığının 1/40'ı olsa o devlet batar diye düşünüyorum.

soro 28-09-2006 13:38

Re: İslamın Şartı Zekat
 
zekatın görevi devleti ayakta tutmak değil.yoksul fertlere yapılan bir yardımdır.devletin işi vergidir ve devlet tesbit eder.
zekatın yüzde 2,5 oranı ise alt limit olup isteyen istediği kadar verir.
sosyal adalet endişesi taşıyanların tabi daha fazla verecekleri tartışmasız bir gerçektir.
zekat sadece fertlere verilebilir.

ben ilk maaşımdan bu yana hiç aksatmam.eşim ev hanımı eğer varsa biriktirdiği birşeyler hesaplar verir.
herkes verse hiç verilmemesinden daha iyiolacağı ise tartışılmazbir gerçek heralde.bence eleştirmekten ziyade ben yuzde 20 eriyorum diyebilmeli insan veya bu oran *az olmuş demek olmaz.
tabii ki zenginleştikce zekat vermek zor gelir,zira çok tutar.adam hakiki karşılıksız iman edenlerden değilse vermesi zor o parayı.zaten herkes verse sorunlar sıfıra yaklaşırdı fert bazında.ama devlet kimseyi zekat almaya *muhtac bırakmamalı idi.maalesef fakirlik diz boyu ülkemizde ve bence zekat verenler takdir edilmeli.vermeyenler de eleştirmemeli..

K.C. 28-09-2006 17:08

Re: İslamın Şartı Zekat
 
Zekatın sadece yoksul fertlere yapılan bir yardım olduğu hangi ayette geçiyor sayın soröğren bey?

Tevbe 5- O haram aylar çıkınca artık müşrikleri nerede bulursanız öldürün, onları yakalayıp hapsedin ve bütün geçit başlarını tutun! Eğer tevbe edip namaz kılar ve zekatı verirlerse, onları serbest bırakın; çünkü Allah bağışlayan ve merhamet edendir.


Tevbe 60- Sadakalar, ancak fakirler, miskinler, zekat toplama görevlileri, kalpleri islamiyete ısındırılmak istenenler, köleler, borçlular, Allah yolundakiler, yolda kalmışlar içindir. Allah tarafından kesin olarak böyle farz edildi. Allah, herşeyi bilendir, hikmet sahibidir. *

Fasil : BEY (ALIM-SATIM) BÖLÜMÜ
Konu : Hayvan Vs. İle İlgili Teferruat
Ravi : Abdullah İbnu Amr İbni`l-As
Hadis : Hz. Peygamber (sav) raviye, kendisine bir ordu hazırlamasını emretmiştir. Mevcut develer (askerlere) yetmedi. Bunun üzerine Resulullah (sav) (devesi olmayanlar için, bilhere) hazine develerinden ödenmek üzere deve te`min etmesini emretti. (Böylece Abdullah) zekat yoluyla hazineye gelecek develerden iki adedi karşılığında bir deve temin ediyordu."
HadisNo : 332

K.C. 28-09-2006 17:14

Re: İslamın Şartı Zekat
 
Oldukça düşündürücü bir zekat hadisi de aşağıda:


Fasil : TEFSİR BÖLÜMÜ - ESBAB-I NÜZULE DAİR
Konu : Mücadele Suresi
Ravi : Ali
Hadis : "Ey iman edenler, siz Peygambere mahrem bir şey arzetmek istediğiniz vakit bu mahrem konuşmanızdan evvel sadaka verin. Bu sizin için daha hayırlı, daha temizdir. Fakat bulamazsanız şüphe yok ki Allah çok mağfiret edici, çok esirgeyicidir" (Mücadele, 12) mealindeki ayet nazil olduğu zaman Hz. Resulullah (sav) bana: "(Bu sadakanın) bir dinar olmasına ne dersin?" diye sordu. Ben: "Bu miktar çoktur, takat getiremezler" dedim. "Yarım dinara ne dersin?" dedi. "Ona da takat getiremezler" dedim. "Öyleyse ne kadar olsun?" dedi. "Bir kıl (ağırlığında altın) miktarı" dedim. "Sen de pek parasızsın!" dedi. Bunun üzerine şu ayet indi: "Mahrem konuşmanızdan evvel sadakalar vereceğinizden korktunuz mu? Çünkü işte yapmadınız. (Bununla beraber) Allah sizin tövbelerinizi kabul etti. O halde namazı kılın. Zekatı verin. Allah ve Peygamberine (diğer emirlerinde de) itaat edin. Allah ne yaparsanız hakkıyla haberdardır" (Mücadele, 13). Hz. Ali (ra) der ki: "Allah, benim sebebimle bu ümmetin mükellefiyetini hafifletti." HadisNo : 819

K.C. 28-09-2006 17:23

Re: İslamın Şartı Zekat
 
ZEKAT TAHSİLDARLIĞI:

Fasil : DİYET BÖLÜMÜ
Konu : Diyetlerle İlgili Hükümler
Ravi : Aişe
Hadis : Resulullah (sav) Ebu Cehm İbnu Huzeyfe`yi zekat tahsildarı olarak gönderdi. Adamın biri sadaka ödeme meselesinde onunla inatlaştı. Ebu Cehm (ra) de adama vurup başından yaraladı. Hemen Hz. Peygamber (sav)`e gelip: "Ey Allah`ın Resulü, kısas istiyoruz" dediler. Resulullah onlara: "Size şu şu miktar diyet vereyim!" dedi ise de razı olmadılar. Resulullah (sav) miktarını daha da artırarak: "Size şu şu miktar diyet vereyim" dedi. Onlar yine razı olmadı. Hz. Peygamber (daha da artırarak): "Size şu şu kadar diyet vereyim" dedi. Bu sefer razı oldular. Bunun üzerine aleyhissalatu vesselam Efendimiz: "Ben bu akşam halka konuşup, onlara razı olduğunuzu bildireceğim!" dedi. "Pekala" dediler. Resulullah (sav) hitabesinde: "Bu Leysliler bana kısas talebiyle geldiler. Ben onlara (kısasa bedel) şu şu miktar diyet teklif ettim, onlar da razı oldular, siz de razı mısınız?" diye sordu. Fakat berikiler: "Hayır, razı değiliz!" dediler. Muhacirun onlara kızıp üzerlerine yürüdü. Resulullah (sav) onlara dokunmamalarını emretti. Muhacirun da ileri gitmekten vazgeçti. Sonra onları çağırıp, onlara verdiğini artırdı ve sordu: "Razı oldunuz mu?" "Evet" dediler. Resulullah tekrar: "Ben halka hitap edip, razı oldugunuzu bildireceğim" dedi. Onlar: "Pekala?" dediler. Resulullah halkı çağırarak: "Razı mısın?" diye sordu. "Evet razıyız!" dediler."

HadisNo : 1925

Fasil : DİYET BÖLÜMÜ
Konu : Diyetlerle İlgili Hükümler
Ravi : Hilal İbnu Sirac
Hadis : Hilal İbnu Sirac İbni Müccaa (an ebihi an ceddihi) tarikinden anlattığına göre: "(Ceddi Müccaa) Hz. Peygamber (sav)`e gelerek Beni Zühl kabilesine mensup Benu Sedus tarafından öldürülmüş olan kardeşinin diyetini taleb etti. Resulullah (sav) ona: "Eğer ben bir müşrik için diyete hükmetseydim kardeşin için hükmederdim. Fakat ben sana (diyet değil, bunun yerini tutacak) bir bedel vereyim" dedi ve ona, aleyhissalatu vesselam, Beni Zühl müşriklerinden elde edilecek ilk humustan yüz deve vereceğine dair (senet) yazdı. (Müccaa bu yüz deveden) bir miktarını almıştı. (Tamamını almadan) Beni Zühl kabilesi Müslüman oldu. Bilahare Müccaa geri kalan develeri Hz. Ebu Bekr (ra)`den taleb etmek üzere, ona geldi. Resulullah (sav)`ın borç senedini gösterdi. Hz. Ebu Bekir (ra) kendisine Yemame`den gelecek zekattan ödenmek üzere on iki bin sa`, yani dört bin sa` buğday, dört bin sa` arpa, dört bin sa` hurma yazdı. Resulullah`ın verdiği yazıda (borç senedinde) şunlar yazılıydı: "Bismillahirrahmanirrahim. Bu Peygamber Muhammed (sav)`den Beni Süleymii Müccaa İbnu Mürare`ye (verilmiş bir borç) senedidir. Ben kendisine (öldürülen) kardeşine bedel olarak. Beni Zülh müşriklerinden gelecek ilk humustan yüz deve vereceğim."
HadisNo : 1926

Devlet hazinesine sadece ganimetten değil zekattan da gelir girdiğini böylece görmüş olduk. Ve o zekattan sadece fakirlere değil, devletin borçlandığı kişilere de ödeme yapıldığını gördük.

K.C. 28-09-2006 17:40

Re: İslamın Şartı Zekat
 
Fasil : ZEKAT BÖLÜMÜ
Konu : Zekatın Farziyyeti Ve Terkedenin Günahı
Ravi : Ebu Hüreyre
Hadis : Resulullah (sav) vefat edince, ondan sonra Hz. Ebu Bekir (ra) halife seçildi. Bunun üzerine bedevilerden bir kısmı "irtidat" etti. (Hz. Ebu Bekir halife olarak onlarla savaşmaya karar verince) Hz. Ömer, "Resulullah (sav): "İnsanlar lailaheillallah deyinceye kadar onlarla savaşmaya emrolundum. Bunu söylediler mi, benden mallarını ve nefislerini korurlar. (İslam`ın) hakkı hariç artık hesapları da Allah`a kalmıştır!" demiş iken, sen nasıl insanlarla savaşırsın?" dedi. Hz. Ebu Bekir: "Allah`a yemin olsun, namazla zekatın arasını ayıranlarla savaşacağım. Zira zekat, malın hakkıdır. Vallahi, Resulullah (sav)`a vermekte oldukları bir oğlağı vermekten vazgeçseler, onu almak için onlarla savaşacağım" dedi. Hz. Ömer sonradan demiştir ki: "Allah`a yemin ederim, anladım ki, Hz. Ebu Bekir`in bu görüşü, Allah`ın savaş meselesinde ona ilhamından başka bir şey değildi. İyice anladım ki, bu karar hakmış."
HadisNo : 2013

Devlet Hazinesine zekat vermeyenlerle verene dek savaşmak gerekiyor. Kişinin müslüman olması onu savaştan kurtarmıyor.

K.C. 28-09-2006 17:46

Re: İslamın Şartı Zekat
 
Fasil : ZEKAT BÖLÜMÜ
Konu : Zinetlerin Zekatı
Ravi : Amr İbnu Şuayb
Hadis : Amr İbnu Şuayb (an ebihi an ceddihi) tarikinden anlatıyor: "Resulullah (sav)`a bir kadın, beraberinde bir kızı olduğu halde geldi. Kızın elinde, altından kalın iki bilezik vardı. "Bunların zekatını verdin mi?" diye Resulullah (sav) kadına sordu. Kadın: "Hayır!" diye cevap verdi. Resulullah (sav): "Kıyamet günü Allah`ın, onları sana ateşten iki bilezik yapması seni memnun eder mi?" dedi. Bunun üzerine kadın, bilezikleri derhal çıkarıp Resulullah (sav)`ın önüne bıraktı ve: "Bunlar Allah ve Resulüne aittir!" dedi.
HadisNo : 2022

Zekat Allah'a bile veriliyor galiba. :?

K.C. 28-09-2006 17:52

Re: İslamın Şartı Zekat
 
Zekat vermekten muaf kişiler de varmış :?:

Fasil : ZEKAT BÖLÜMÜ
Konu : Zinetlerin Zekatı
Ravi : Kasım İbnu Muhammed
Hadis : Hz. Aişe (ra) kardeşi Muhammed`in yetim kızlarını terbiyesine almış, onları hacr devrelerinde himaye ediyordu. Kızların (kendi mülkleri olan) zinetleri vardı. Hz. Aişe bu zinetler için zekat vermiyordu.
HadisNo : 2024

*Fasil : ZEKAT BÖLÜMÜ
Konu : Zinetlerin Zekatı
Ravi : Nafi`
Hadis : Nafi`, İbnu Ömer (ra)`den anlatıyor; "İbnu Ömer, kızlarını ve cariyelerini altınla tezyin eder, fakat bu zinetler için zekat vermezdi."
HadisNo : 2025

K.C. 28-09-2006 17:53

Re: İslamın Şartı Zekat
 
Zekat nasıl VERGİ'ye dönüşmüş:

Fasil : ZEKAT BÖLÜMÜ
Konu : Zekatla İlgili Müteferrik Hükümler
Ravi : Said İbnu Ebyaz
Hadis : Said İbnu Ebyaz, babası Ebyaz İbnu Hammal (ra)`dan naklettiğine göre, "O (Ebyaz) kavminin, murahhası olarak Hz. Peyamber (sav) `a geldiği vakit, Resulullah`la konuşup Sebe halkında zekat almamasını söylemiştir, Hz. Peygamber, ona: "Ey Sebe`nin kardeşi," demiştir, "zekat şart." "Ey Allah`ın Resulü, bizim ektiğimiz şey sadece pamuk. Sebe halkı dağıldı, onlardan halkı dağıldı, onlardan Me`rib`de az bir halk kaldı" dedi. Bunun üzerine Resulullah (sav), Me`rib`de kalan Sebeliler için her yıl, Meafiri kumaşın değerine denk, yetmiş takım kumaş elbise vermeleri şartıyla sulh antlaşması yaptı. Onlar bu zekatı, Resulullah (sav) vefat edinceye kadar ödemeye devam ettiler. Sonra Hz. Ebu Bekir (ra) de hayatı boyunca bu antlaşmayı te`yid etti. Hz. Ebu Bekir vefat edince bu antlaşma sona erdi, onlardan zekatın muktessasına göre vergi alındı."

HadisNo : 2042

K.C. 28-09-2006 17:57

Re: İslamın Şartı Zekat
 
Bu zekat konusu epeyce renkli bir konuymuş.

Fasil : ZEKAT BÖLÜMÜ
Konu : Zekat Tahsildarının Hak Ve Vazifeleri
Ravi : Beşir İbnu`l-Hasasiye
Hadis : "Ey Allah`ın Resulü!" dedik, "zekat toplayanlar, bize haksızlık edip borcumuzdan fazlasını alıyorlar, biz malımızdan haksızlıkları kadarını gizleyelim mi?" "Hayır!" cevabını verdi.
HadisNo : 2051

K.C. 28-09-2006 18:03

Re: İslamın Şartı Zekat
 
Zekat'ın vergi olduğunu benden başka söyleyenler de olmuş.
Fasil : GAZVELER BÖLÜMÜ
Konu : Gazveler - Taif
Ravi : Vehb İbnu Münebbih
Hadis : Bey`at yaptıkları zaman Sakif`in durumu ne idi?" diye sordum. "Sadaka (zekat=vergi) vermemeyi, cihad etmemeyi şart koştular" dedi ve Resulullah (sav)`ın: "(Onlar gerçek manada müslüman olunca, kendiliklerinden) zekat da verecekler, cihada da katılacaklar!" dediğini işittiğini söyledi.

HadisNo : 4297

parantez içi ilaveyi ben yapmadım: http://hadis.ihya.org/ksitte.php?t2=hadis&ara=zekat&s=7

soro 28-09-2006 20:37

Re: İslamın Şartı Zekat
 
sayin kc yazdiklarinizi okumadim zira hadisler.
bakin ehl-i sunnet olarak fert fert hadislerden hukum cikarmayiz.o muctehidlerin isi.
ilmihallere bakariz orda yazar nasil olacagi .
ben mezhep sahibi ehli-i sunnetim.durum bizde budur.

kiyamete kadar gelecek insanlarin her hepsinin sorunlarinin cevabini ihtiva edecek bir peygamber ornek hayati ve sozleri heralde sadece kutub-u sitte veya digerleri ile sinirli olamaz.muctehidler butun hepsini toparlayip tum cepheleriyle yazmistir.

ilmihallerde ve fikih kitaplarinda yazar.bakiniz.

o devlet adina toplayanlar ise,yine zekat fonuna toplayip o fondan zekat verilebilecek kisilere verirler.yoksa ana butceye dahil olmaz vergiler gibi.Allah ve resulune demek,allahin emrettigi icin veriyorum demektir ve bu fon o is uzerine dagitilir.

walla 29-09-2006 12:37

Re: İslamın Şartı Zekat
 
Tevbe 5- O haram aylar çıkınca artık müşrikleri nerede bulursanız öldürün, onları yakalayıp hapsedin ve bütün geçit başlarını tutun! Eğer tevbe edip namaz kılar ve zekatı verirlerse, onları serbest bırakın; çünkü Allah bağışlayan ve merhamet edendir.
Hadis : Amr İbnu Şuayb (an ebihi an ceddihi) tarikinden anlatıyor: "Resulullah (sav)`a bir kadın, beraberinde bir kızı olduğu halde geldi. Kızın elinde, altından kalın iki bilezik vardı. "Bunların zekatını verdin mi?" diye Resulullah (sav) kadına sordu. Kadın: "Hayır!" diye cevap verdi. Resulullah (sav): "Kıyamet günü Allah`ın, onları sana ateşten iki bilezik yapması seni memnun eder mi?" dedi. Bunun üzerine kadın, bilezikleri derhal çıkarıp Resulullah (sav)`ın önüne bıraktı ve: "Bunlar Allah ve Resulüne aittir!" dedi.
Ve diğer nice hadisde anlatılanlar, aslında zekat fakirlere değil Peygambere verilen Harac dır.

soro 29-09-2006 12:41

Re: İslamın Şartı Zekat
 
e vermeyin eğer öyle düşünüyorsanız.
şimdi peygamber mi var.
biz kime veriyoz bu verdiklerimizi .

walla 29-09-2006 12:45

Re: İslamın Şartı Zekat
 
Zekat fonu başka toplumların zulumla islamlaştırılmasında kullanılıyordu efendim. Zaten peygamberin çevresindekiler ganimetlerle zengin olmuşlardı.

soro 29-09-2006 13:50

Re: İslamın Şartı Zekat
 
böyle düşünebilme hakkınızı kullanabilirsiniz tabi.
ama ben öyle düşünmüyorum ve ben fakirlere veriyorum.isim adres listesi verebilirim.

walla 29-09-2006 15:06

Re: İslamın Şartı Zekat
 
Ayrıca zekat, sahip olunan altınların 1/40'ı değildir, tüm malların 1/40'ı dır.

K.C. 29-09-2006 15:14

Re: İslamın Şartı Zekat
 
Sayın soröğren,
verdiğiniz zekatların listesini tutmanızı oldukça ilginç buldum. Bir listenin mevcudiyetini/liste olacak kadar çok zekat vermenizi forum üyelerine bildirmeniz de ayrıca düşündürücü.

Sağ elin verdiğini sol elin duymaması sözüne liste yapıp duyurarak sadık kalıyor olmalısınız.

Bu arada hangi ayete veya hadise dayanarak zekatınızı fakirlere veriyorsunuz?
Akşam sayfalarca zekat hadisi okudum böyle kesin olarak 'zekat fakirlere verilir' diye bir söze rastlamadım.
Ayeti ise vermiştim zaten ama siz o ayette sadakanın verileceği kişilerden sadece 'fakirleri' kabul ediyor, diğerlerini reddediyorsunuz.

Sanırım önce zekat ile sadaka arasında bir fark var mı? Varsa nedir, Kur'an'ın hangi ayetidir bunu ortaya koymak lazım.

soro 29-09-2006 15:23

Re: İslamın Şartı Zekat
 
sayın kc kiste çok olsa aklımda tutamam az olduğu içi söyledim adetce kendimin zengin olmadığını da ifade etmiştim evvelce.ben ederi kadarını verdim az veya çok .
benim söylemem arkadaşın zekat fakielere verilmez peygambere veriler demesine cevaptı.
zekat verilecek yarler 6-7 ayrı sınıfıtr bilirsiniz ilmihalde yazar.
kuran da teferruaten olması şart değil.

hiramusta 29-09-2006 16:03

Re: İslamın Şartı Zekat
 
Zekat vergidir her vatandaş vergisini vermelidir.Bu bir vatandaşlık görevidir.Yol,su,elektrik,doğalgaz,sosyal hizmetler bedava olmuyor.

walla 29-09-2006 19:18

Re: İslamın Şartı Zekat
 
Zekat vergi ise Oruç da zayıflama rejimi, namaz da aerobik, hacca gitme turizm, kelimei şahadet ise yalancı şahitliktir.

ArAgOn 29-09-2006 21:14

Re: İslamın Şartı Zekat
 
şu hadısler olmasaydı napardınız bilmemki.Allaha dua edinde size bu hadis nimetini vermiş İslama laf söyleyebilmeniz için.

tewderi 16-01-2007 17:54

ZEKAT
 
Kelime anlamı artma, temizleme anlamına gelen zekâtın:şeriat yani islam literatüründeki anlamı: Allah'a ibadet niyetiyle belirli ölçüdeki bir malın belli bir miktarını yine belli kişilere vermeye zekat denir
*
Peygamberin zekat toplamak için görevlendirdiği eshablerden(memur) biri zekat istemeye gider fakat biri zekatını vermek istemez ve eshabenin bütün zorlamarına rağmen zekatını vermez ve eshabe bunu üzülerek peygambere iletir resululah ise bir daha giidip istemesiniemreder eğer zekatını vermez ise kafasını vurmasını emir buyurur (turan dursunkutsal kitapların kaynağı 2 -hadisi aradğım halde bulamadım)


Hz ebubekir halktan zekatı toplarmış fakat zekatı vermek istemeyenler olurmuş ve gerekçeleri ise "biz namazımı kılar *hac vazifemizi yerine getirirz biz Allahın resulunün hatırı için o dönemde zekatımızı verirdik ve artık vermek istemiyoruz " bu gereçkeyi duyan hz Ebubekir yukarıdaki hadiste peygamberin emir verdiği şekilde zekatını vermeyenlerin kafasını kesiyor veya ateşe atıyormuş * (turan dursun(kutsal kitapların kaynağı 2 -hadisi aradğım halde bulamadım)

*Peygamberin ise zekatı malın kiri olduğu için açıktan almaz bunu fakir fukaraya veya hazineye aktarırmş (Kendisi için elin kiri olarak gördüğü şeyi nasıl diğer müslümanlar için istiyor?)




Zekat veren, misafire yemek yediren, felakete uğrayanlara yardımda bulunan kişi, cimrilikten kurtulmuştur.
Hadis (Taberani).
* *Hadis: Resulullah (sav) vefat edince, ondan sonra Hz. Ebu Bekir (ra) halife seçildi. Bunun üzerine bedevilerden bir kısmı "irtidat" etti. (Hz. Ebu Bekir halife olarak onlarla savaşmaya karar verince) Hz. Ömer, "Resulullah (sav): "İnsanlar lailaheillallah deyinceye kadar onlarla savaşmaya emrolundum. Bunu söylediler mi, benden mallarını ve nefislerini korurlar. (İslam'ın) hakkı hariç artık hesapları da Allah'a kalmıştır!" demiş iken, sen nasıl insanlarla savaşırsın?" dedi. Hz. Ebu Bekir: "Allah'a yemin olsun, namazla zekatın arasını ayıranlarla savaşacağım. Zira zekat, malın hakkıdır. Vallahi, Resulullah (sav)'a vermekte oldukları bir oğlağı vermekten vazgeçseler, onu almak için onlarla savaşacağım" dedi. Hz. Ömer sonradan demiştir ki: "Allah'a yemin ederim, anladım ki, Hz. Ebu Bekir'in bu görüşü, Allah'ın savaş meselesinde ona ilhamından başka bir şey değildi. İyice anladım ki, bu karar hakmış." *
(Kaynak: Buhari, İ'tisam 2, Zekat 1, İstitabe 3; Müslim, İman 32, (20); Muvatta, Zekat 30, (1, 269); Tirmizi, İman 1, (2610); Ebu Davud, Zekat 1, (1556); Nesai, Zekat 3, (5, 14)
Ravi (r.a.): Ebu Hüreyre )

Hadis: Hz. Peygamber (sav) buyurdular ki: "Sizi (ticari olmayan) atın ve kölenin zekatından affettim, öyle ise gümüş paralannızın zekatını verin. Bunun her kırk dirhemine bir dirhem vereceksiniz. Ancak yüz doksan dirheme zekat düşmez, ikiyüz dirheme ulaştı mı beş dirhem verilecektir." (Kaynak: Tirmizi, Zekat 3, (620); Ebu Davud, Zekat 4, (1574); Nesai, Zekat 18, (5, 37) )

Hadis: Resulullah (sav) buyurdular ki: "Zekatta ne ayağa getirtme, ne uzağa gitme vardır. Zekatlar evlerinde alınır." Muhammed İbnu İshak bunu şöyle açıklamıştır: "Zekat mükellefi, zekatını tahsildarın ayağına getirmez. Tahsildar da mükellefin uzaktaki (tarla, ağıl, yayla vs. gibi) yerlerine gitmez. Zekatlar mükelleflerin ikamet mahallerinde alınır." *(Ebu Davud, Zekat 8, (1591,1692))


Siteler:
http://www.ansar.de/zekat11.htm
http://muhaddis.org/cgi-bin/dbman/db...1&SNo=*&nh=202
http://www.resulullah.org/altsayfa.php?s=hadisler


Hadis: Bizim nazarımızda ihtilafsız makbul olan ve ehl-i ilimden işitmiş olduğumuz görüş (şu)dur: Derler ki: "Rikaz, cahiliye devri insanlarının gömdüklerinden, bir mal sarfı gerektirmeden, nafaka harcamadan, fazla yorgunluk olmadan, yük altına girmeden ele geçirilen şeydir. Mal taleb edilen, çok fazla çalışmayı gerektiren, bazan rastlanıp bazan rastlanmayan şey rikaz değildir." *
(Muvatta, Zekat 9)


Benden sonra bana inanan müslümanlar hakkında şu 3 şeyden korkuyorum: Onları idare edenlerin zulme sapmalarından. Yıldızların (Burçların) yaşamlarına etkisi olduğuna inanmalarından. Kaderi inkar etmelerinden.
Hadis (İbn-i Asakir).

tewderi 16-01-2007 18:32

Re: ZEKAT
 
Sizi (ticari olmayan) atın ve kölenin zekatından affettim, öyle ise gümüş paralannızın zekatını verin. Bunun her kırk dirhemine bir dirhem vereceksiniz

Bu hadise baktığımızda islam alimlerinin idia etiği gibi Kölelerin bu dönmdeki hamal olmadıkları kişiye ait bir mal ,eşya olduğu anlaşılıyor ...

Kölenin zekatını vermek bu dönemde yanında hamal çalıştıran iş verenler hamalın zekatını veriyor mu ? ...

dolfen 16-01-2007 20:54

Re: ZEKAT
 
bu zekat olayı sakat abilerim ablalarım...
bu insanlar kimin parasını kime veriyorlar. burada insanların sırtından kazandıkları aslen islama göre haram olacak parayı ( kara para mı deseydim acaba ) hatta bu paranın küçük bir kısmını gerçekten ihtiyacı olana dagıtmak...
bu nasıl iştir bilen yokmu? kimin malı kime verilir...
anandan doganda börkün varmıydı?
üryan gelmedinmi kürkün varmıydı?
torba torba mecidiyen varmıydı?
tükenmez serveti sana kim verdi....
yani elle tutulur iler tutar yanı olmayan boş sözlerdir.acınası insanları dahada aşagılık hissine kapılmaları için yapılan bir provakasyondur bu zekat olayı o kadar adil olmaktan
uzaktırki ne desam
boş
boş......

dolfen 16-01-2007 21:16

Re: ZEKAT
 
net olarak görüldügü gibi kuran fakirligi tamda o günün arap egemen sınıfını gözüyle tenelde küçüklük zayıflık düşüklük aşagılık durum zelilik korkulacak şey ve temelde allahın rızk vermemesi ve hatta bir cezalandırma olayı olarak görür.bu temel üzerindede fakirlikten korkarsanız allah dilerse sizi kendi lütfundan zenginleştirir.(tevbe 28) gibi ilginç yaklaşımlar sınıyor.
bu sistem içinde fakirler kendilerine allahın ödüllendirilmiş kullarınca rızk verilen dolayısıyla bunun karşılıgındada kendilerine üstün tutulmuş kulların işlerini gören insanlardır.esasen *islamda insanların mevzilenmesi de mülk temelindedir.En tepede allah yeralır ve tüm mülkler onundur.onun hemen altında en çok mülk verdigi ve uyrugunu yönetmekle yükümlü kıldıgı halifeler,padişahlar, monarşik yöneticiler...
Bunlar aynı zamanda allahın belirledigi çerçevede rızk dagıtma kurumudurlar.''allahın malı'' kılıfı altında iktidar ettikleri ülkelerin zenginliklerinin tasarruf hakkı bunlara bahşedilmiştir.ve bunlar verdikleri geçimlilik karşılıgında uyruklarını kendi ve diger egemenlerının çıkarlarına çaliştırır,savaştırırişgallere sürerler.bahane ise oldukça basit herşey allah için...onun dini geregince yapılır.yani islamda emekçiler, kendilerine rızk verdigi varsayılanın emrinde emegini ortaya koyarak efendisinin veya çalıştıranının mallarını arttırır ve onun genşleme emelleri için veya çıkarları tehlikeye girdiginde yine onun buyrukları dogrultusunda savaşırlar.

mhmd 16-01-2007 22:07

Re: ZEKAT
 
Sn. dolfen,

" net olarak görüldügü gibi kuran fakirligi tamda o günün arap egemen sınıfını gözüyle tenelde küçüklük zayıflık düşüklük aşagılık durum zelilik korkulacak şey ve temelde allahın rızk vermemesi ve hatta bir cezalandırma olayı olarak görür.bu temel üzerindede fakirlikten korkarsanız allah dilerse sizi kendi lütfundan zenginleştirir.(tevbe 28) gibi ilginç yaklaşımlar sınıyor." demişsiniz.

Söylemiş olduğunuz gibi bir oluşum; zengin, yönetim erki ve soylu aileleri çekerdi.
Oysa ki; İslamiyetin ilk yıllarında tespit edilen katılım Hz. Muhammed'in yakın çevresi ve alt katman denilen köle, cariye ve yoksullardan oluşmuştur.

"İLK MÜSLÜMANLAR
"İyilik işlemekte önde olanlar, karşılıklarını almakta da önde olanlardır."
(Vâkıa Sûresi, 10)
Hz. Peygamber (s.a.s.)'e ilk imân eden ve O'nunla birlikte ilk defa namaz kılan kişi, eşi Hz. Hatice oldu. Daha sonra evlâtlığı Hârise oğlu Zeyd.(59) ve amcasının oğlu Hz. Ali Müslüman oldular.
a ) Hz. Ali'nin İslâm'ı Kabûl Etmesi
Ebû Tâlib, Hz. Muhammed (s.a.s.)'i, 8 yaşından 25 yaşına kadar evinde barındırmış O'nu öz çocuklarından daha çok sevmişti. Evliliğinden sonra Hz. Muhammed (s.a.s.), eşi Hz. Hatice'nin evine geçmiş ve maddî bakımdan refâha kavuşmuştu. (60) Ebû Tâlib'in âilesi ise pek kalabalıktı. Peygamberimiz (s.a.s.) amcasının sıkıntısının biraz azalması için 5 yaşından itibâren Ali'yi yanına almıştı. Bu yüzden Ali, Hz. Peygamber (s.a.s)'in yanında kalıyordu.(61)
Hz. Ali, Peygamberimiz (s.a.s.) ile Hz. Hatice'yi namaz kılarken görünce, bunun ne olduğunu sordu. Peygamber Efendimiz, O'na Müslümanlığı anlattı. O da Müslümanlığı kabûl etti. Bu esnâda Hz. Ali henüz on yaşlarında bir çocuktu.
b) Hz. Ebû Bekir'in Müslüman Olması
Hz. Muhammed (s.a.s.)'in yakın ve en samîmi dostu olan Ebû Kuhâfe oğlu Ebû Bekir, Kureyş kabîlesi'nin Teymoğulları kolundandır. Baba ve anne tarafından soyu, Hz. Peygamber (s.a.s.)'in soyu ile Mürre'de birleşir.
Hz. Ebû Bekir'in Mekke'de Kureyş arasında büyük bir itibârı vardı. Zengin ve dürüst bir tüccârdı. Aralarındaki güven ve samîmiyet sebebiyle, Peygamberimiz (s.a.s.) âilesi dışındakilerden ilk olarak Hz. Ebû Bekir'i İslâm'a dâvet etti. Hz. Ebû Bekir bu dâveti tereddütsüz kabûl etti. Esâsen, câhiliyet devrinde bile putlara hiç tapmamış, ağzına bir yudum içki koymamıştı. Hz. Ebû Bekir'in Müslüman olmasıyla, Peygamberimiz (s.a.s.) büyük bir desteğe kavuştu. Onun gayret ve delâletiyle, Mekke'nin önemli şahsiyetlerinden Affân oğlu Osmân, Avf oğlu Abdurrahman, Ebû Vakkas oğlu Sa'd, Avvâm oğlu Zübeyr, Ubeydullah oğlu Talha da Müslümanlığı kabûl ettiler. Hz. Hatice'den sonra Müslüman olan bu 8 zata "İlk Müslümanlar" (Sabıkûn-i İslâm) denilir.
(57) İlk vahiy ile ikinci vahiy arasında geçen "fetret-i vahy" süresinin ne kadar devâm ettiğine dâir rivâyetler 15 gün ile 3 yıl arasında değişmektedir. (Bkz. Tecrid Tercemesi, 1/11. Hadis No: 4'ün açıklaması) Olayların seyrine göre, 1-2 aydan daha çok olmaması gerekir. 2-3 yıl gibi uzun süre olduğunu söyleyenler, "gizli dâvet" süresi ile "fetret-i vahy"i ayıramamış olmalıdırlar.
(58) İbn Hişâm, 1/260-261; Tecrid Tercemesi, 2/231, (Hadis No: 227'nin açıklaması); Tâhir Olgun, İbâdet Târihi, 28, İstanbul, 1946
(59) Zeyd, Kudâa kabilesindendi. Küçük yaşta esir edilmiş, köle olarak satılmıştı. Hz. Hatice, evliliklerinden sonra O'nu Hz. Muhammed (s.a.s.)'e hediye etti. Babası Hârise, oğlunu araya araya nihâyet Hz. Peygamber (s.a.s.)'in yanında buldu. Hz. Peygamber (s.a.s.) kendisini âzâd ederek babası ile gitmesine izin verdi. Fakat Zeyd, babası ile gitmedi; "babam da sensin, annem de..." diyerek, Hz. Muhammed (s.a.s.)'den ayrılmadı. Hz. Muhammed (s.a.s.)'de onu evlâd edindi. (İbn Hişâm, 1/265), Kur'an-ı Kerîm'de açık olarak adı geçen sahâbî, yalnızca Zeyd'dir. (el-Ahzâb Sûresi, 37) Peygamberimiz (s.a.s.) onu Ümmü Eymen ile evlendirmiş, bu evlilikten meşhûr komutan "Üsâme" doğmuştur. Zeyd, Hicretin 8'inci yılında Mûte Savaşında şehid olmuştur. (Geniş bilgi için bkz. Tecrid Ter. 4/538 - 540, Hadis No: 644)
(60) Bkz. ed-Duhâ Sûresi, 8
(61) Abbas da aynı maksatla Câfer'i yanına almıştı. (Bkz. İbn Hişâm, 1/263) "
Kaynak ( http://www.diyanet.gov.tr/turkish/we...yid=1&sayfa=12 )

Söyleminizin aksine, bu üst tabaka son ana kadar (Mekke'nin fethi) ve belkide pek de istemeyerek İslam toplumuna katılmışlardır. Doğrusu yazdıklarınızı destekler herhangi bir yazıya ya da eleştiriye rastlamadım.

Hatalarımızı cehaletimize bağışlayın.

seyyah3441 16-01-2007 22:40

Re: ZEKAT
 
Sevgili mhmmd,

İşte *zaten asıl sorun da burda yatıyor...
Tüm dinler ilk çıkış anlarında ezilmiş, yoksul kesimlerin desteğini alıyor ve bu kesimlerin içinde taban bularak gelişiyor.Fakat her ne *hikmetse ilerleyen süreçte egemen sınıfların kontrolüne giriyor ve sömürüye kılıf olmaya *başlıyor.

Ne kadar güzel söylemişsiniz" *üst tabaka son ana kadar (Mekke'nin fethi) ve belkide pek de istemeyerek İslam toplumuna katılmışlardır."

Günümüzde ise hem islamiyet'te hemde diğer kitaplı dinlerde *en fazla bu öğretilere sarılanlar egemen kesimler.

Bu sizce dini öğretilerin süreç içinde yozlaştığının ve özünden uzaklaştığının delili değil mi?

dolfen 17-01-2007 00:00

Re: ZEKAT
 
EVET işte kuranda yüceltilmesi unutulup aksine çok net olarak küçük görüldügü belirtilenfakirlik, hadislerde böyle gönül alma ve öbür dünya için verili düzene daha sıkı yedekleme eyleminin hedefi oluyorlar. bu noktada insanların iradesi sorulmuyor tabii.oysa hiç kimse DÜNYADA FAKİR OLMAK İSTERİM demez.ve istemez. ne ki kuran fakirlik ve sefaleti tanrının keyfiyetine baglarken hadis ve kimidiger kaynaklarda onları cennete daha yakın olduklarına inansırmaya çalışır.KALDIKİ GERÇEKTE ZENGİNLİK KİŞİYE CENNETE GİTMEK İÇİN ÇOK DAHA GENİŞ OLANAKLAR SAGLIYOR.
zekat vermek
köle azad etmek
sadaka vermek vb...
daha birçok şey zenginlerin günahlarının bagışlanması için birer *araçtır.oysaki fakirler böyle olanaklardan da yoksun, dolasyısıyla ''kulluk görevlerinde'' en küçük biçimde kusur etme hakkına sahip olmayan alt tabakalardır...
yani fair vezenginler EŞİT OLMAYAN BİR SINAVDA EŞİT CEZALARLA KARŞI KARŞIYADIRLARDIRKİ BU DURUM GERÇEKTE CEZALARIN FAKİRLER İÇİN DAHADA ADALETSİZ UYGULANMASI DEMEKTİR...

mhmd 17-01-2007 10:18

Re: ZEKAT
 
Sn. seyyah3441,

Görüşlerinize katılıyorum ve bir de ilave yapmak istiyorum. Toplum biliminde bunun adı Oligarşinin Tunç kanunudur. Bire bir olmasa da en yakın açıklama diye düşünüyorum.

O zaman önümüze başka bir sorular çıkıyor.
Bizler asılları kaçırıp teferruat veya türemeleri (bidat) konuşmuyor muyuz?
Bu teferruat ve türemelerin günahını asıllara kesmiyor muyuz?
Ayırımı nasıl yapacağız?

Sn. Dolfen,

Yine yanlış tespitlerinizin olduğunu düşünüyorum.

" ZENGİNLİK KİŞİYE CENNETE GİTMEK İÇİN ÇOK DAHA GENİŞ OLANAKLAR SAGLIYOR.
zekat vermek
köle azad etmek
sadaka vermek vb...
daha birçok şey zenginlerin günahlarının bagışlanması için birer *araçtır." demişsiniz.
Oysa ki; Kur'an-ı Kerim'de namazın hemen arkasında, birlikte pek çok yerde geçer. Dinin direği olarak gösterilen namaz ibadeti dahi; "Namaz kılarak cennete giremezsiniz" uyarısı ile karşılanmışken, siz Zekat ibadetini günah bağışlama aleti yapmışsınız.
Yapılan ibadetlerin bir amacı da gerçekten Yaradana yaklaşmaktır.
Ancak bu ibadetler, sahip olunan kişisel değerlerin topluma aktarımında ya da toplumun hakkı olan kısmının verilmesinde araçtır.
Hiçbir zengin; parası ile bir yerleri garantileyemez. Ancak ve ancak toplumsal sorumluluğunu yerine getirir ve getirmek zorundadır.
Vahiy; ne fakirliği ne de zenginliği, yermemiş ya da ululamamıştır. Bu iki durum da bir sınavın parçalarıdır denmiştir.
"Andolsun ki sizi hem biraz korku ve açlıkla hem de mallardan, canlardan ve ürünlerden eksiltmekle mutlaka deneriz. (Ey Rasulüm,) Sabredenlere de müjdele. Öyle ki onlar, kendilerine bir bela geldiği zaman ancak; "Biz Allah için (teslim olmuş kullar)ız ve elbette biz, ancan O'na döneceğiz" derler." Bakara, 155-156 ve Fecr suresinin tamamını okumanızı öneririm.

Hatalarımızı, cehaletimize bağışlayın



Hatalarımızı, cehaletimize bağışlayın.

spartacus 17-01-2007 11:55

Re: ZEKAT
 
"NÛR SÛRESİ
(56) Namazı dosdoğru kılın, zekatı verin, Resüle itaat edin ki size merhamet edilsin."

"MÜCÂDELE SÛRESİ
(13) Başbaşa konuşmanızdan önce sadakalar vermekten çekindiniz mi? Bunu yapmadığınıza ve Allah da, sizi affettiğine göre artık namazı kılın, zekatı verin, Allah'a ve Resülüne itaat edin. Allah bütün yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır."
"MÜZZEMMİL SÛRESİ
(20) ....Namazı dosdoğru kılın, zekatı verin, Allah'a güzel bir borç verin. Kendiniz için önceden ne iyilik gönderirseniz onu Allah katında daha üstün bir iyilik ve daha büyük mükafat olarak bulursunuz. Allah'tan bağışlama dileyin. Şüphesiz Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir."
"NEML SÛRESİ
(3) Kur’an, namazı dosdoğru kılan, zekatı veren ve ahirete de kesin olarak inanan mü’minler için bir hidayet rehberi ve bir müjdedir."
"ENBİYÂ SÛRESİ
(73) Onları bizim emrimizle doğru yolu gösteren önderler yaptık ve kendilerine hayırlar işlemeyi, namazı dosdoğru kılmayı, zekatı vermeyi vahyettik. Onlar sadece bize ibadet eden kimselerdi."

Sevgili Seyyah, daha uzamasın. Ya büyük korku(maneviyat) yada korkuya karşı bedel(maddiyat). 2 Başlıkda izah ettim durumu, Birisi Muaviyenin annesi ve zenginliğinin kökeninde, diğeri ise Ayşe ile Ali'nin savaşında.
Zekat bu gün doğru olarak algılanmıyor. Zekat bir vergidir, Beytülmal(hazine)'e devredilir.
Hazinenin kullanım alanları. Merkez iktidar. Bağıl İktidar(valilikler) Daha bağıl iktidarlar(Muhtarlıklar)... Bu düzenek her devirde böyledir, sonrasında saraylar ve saray hayatı gelir. Ancak o devirde, Otokrasi hakimdir, bu günki gibi insanlık 500-600 yıllık bir yarım aydınlanma sürecinden geçmemiştir.
Her mülkün bir varisi olduğu gibi, Otokrasilerde de her iktidarın bir varisi vardır. Varis hakkı olan ise çulsuz yada çuvalsız değildir, baba yadigarıdır.
Miras diyoruz çünkü?
Yoksul bir insan öldüğünde, düşünün geriye ne bırakabilir?
1. Ne çul nede çuval(kimse çul kavgasına girmez.)
2. Borç bırakır(evladı bile ben onun evladı değilim der, kaçar.) demiştim, Ayşe Hapiste'm Öldü başlığında


Her adaletsizliğe dayalı egemen toplumsal yapıda canı çıkanlar vardır. Her daim canı çıkanları gütme korkusu, egemen olan için uykularını kaçıracak düzeydedir. Her yeni gelen toplumsal yapı ise, egemen olanı savunmaya, statükoyu korumaya mecbur kılar! Bir dönem çatışma süreci yaşanır ve egemen olan emrindekileri(teolojisine kadar) kullanırken, çoğul bir statükoyu elde eder ama her yeni gelen azınlık ve bilhassa canı çıkanlarca desteklenir, çünkü sosyal yaşamına bir nihayet ümit eder.

Dinlere baktığımızda ise aksini görürüz, dinler insanlığın mülki toplumlara geçişi ile ortaya çıkarlar ve neolotik çağ dediğimiz(yerleşkeler) ile, yüz-bin yıllarca süren bir sistematikle süzülürler. Yani o kadar basit, kaba değil ince ve iyi işlenmiş bir mekanizmadır bu. Bu nedenle her din aslında yerleşiklerin kısaca bu gün ki tabirle şehirlilerin dinidir. Onların mülki egemenliğinin mührüdür...

Bunlar evvela göçerlerden kendilerine köle temin edip, toprakları çitler ile çevirenlerdir, ancak azınlıktırlar ve köle sayısı bunlardan yüzlerce kat daha fazladır, bu durumda toplumsal yapıyı organize etmek ve bir şeylere!? dayanmak zorundadırlar. (Bu o gün din, ümmettir, bu gün ise millettir)
Bunu başardıkları oranda, sıra fetihlere çıkmaya gelir, uygarlıkların asıl parlayan yıldızı fetihler ve verimli köle ve topraklardır.

Hititler'e baktığımızda bir yığın çevre fetihleri, binlerce köle yada VERGİYE bağlama, Mısır, Yunan keza öyle, hiç birinde bir fark yoktur.
Zekat ise farklı olanların vergiye bağlanmasıdır. Bunu yaptıkları ve zekatı karşıladıkları oranda onlara ölüm ile yaşam arasında bir özerklik sağlanmış demektir. Ancak farklı değil aynı olanlarında bir gönül vergisisidir(kabule dayalı)
Ötekiler(farklılar) Ölüm yada yaşam seçiminde tamamen özgür değillerdir, özerktirler yani zekatı verdikleri oranda yaşamı seçmişlerdir. O yüzden bu tür idarelere özerk denir, aslında genelde egemen ülke sınırlarında görülürler ama egemenlik sınırları içinde, egemenlik koyu bir renkle belirtilir ise, özerk olanlar sınırlar dahilinde beyaz bırakılır. Ve itaat etmek en can alaıcı yeri temsil eder, aynı olanlar içinde Öteki olanlar içinde bu böyledir.......................

Sevgili Seyyah, Şimdi nedense sonradan durum değişiyor demişsiniz, oysa bence sonradan değişen tek şey, fetihlerle elde edilenlerin büyümesi, mülkün büyümesi ve ayrıca hazineye akan suyun katlanarak artmasıdır! Gölün küçüğü büyüğü olur mu, mantıken olur ama bu biçimseldir, ama özde göl her zaman göldür...

Şehirlilerin kısaca, mallı ve mülklü olanlarındır bu sistematik... Kişisel değildir bu durum, kişisel olarakda ele alınamaz, o zamana göre olay, aile, soy, sop, kabile olarak şekilleniyor.... Bir başlıkda bu konuda işlenmişti.. Yazı dahada uzamasın, gerekirse o başlığa buradada tekrar dönülür, Neolotik Çağ, Tanrılar, Mülk, biat ve aidiyet vede bağlılık...
Göçer insan gece yıldızları gönül rahatlığı ile *izleyerek uyur, yerleşkedeki insan(köleler insan sayılmıyor) acaba yarın hurma bahçeme ne olur, şimdi yattım uyudum, orayı kim kollayacak, ya diğerleride sana şapur şupu bize yarabbi şükür derler mi, ya derlerse? Ben cariyelerle finkleşiyorumda ya onlarda isterse?.... baba öldü, mallar kaldı, *neresi kime düşecek.... korkuları ile uyur yada uykusu kaçar...



Oysa kölenin bırakın kişiliğinin olmasını, ne kabilesi nede ailesi yoktur... Sofrada alınteri vardır, ama ne yeri nede sözü yoktur, en iyi yaptırılacak şey ise, cahil bırakılan kölenin desteğini almak, onun fiziki gücüne yaslanabilmektir. Tarihde büyük kişilerin altında, gariban çoğunluğun omuzları vardır..

dolfen 17-01-2007 22:35

Re: ZEKAT
 
allah rızkı insanlara aynı ölçüde vermemiştir.insanların bir bölümü alabildigine zenginlige sahip olmuştur.bir bülümüde rızk bakımından darda kalmıştır.şüphesiz ki kime ne kadar verilecegi önceden bilinmemektedir.bu bakımdan herkes kendine ayrılanı elde etmek için çalışmak zorundadır.çaba sarfedecek gayret gösterecek ve mücadele edecektir. buna ragmen, imkanlarını arttıramıyorsa, geçimini temın edecek geliri saglayamıyorsa, toplumda ekonomık bakımdan daha iyi durumda bulunan, zengin olan kimselere fakirleri kendi imkanlarından faydalandırmaları bir görev olarak yüklenmiştir;( M.şeker, islamda sosyal dsanışma müesseseleri s.128) *bunca çarpık bir mantıga başka yerde raslamak mümkün olmasa gerek. yaradılıştakı eşitsizliklerin yaratıcının adaletsızlıgını gösterdigini dolayısıyla bu eşitsizligin farklı çok çok farklı yaşam düzeyleri için bahane oluşturamayacagını insanlık gündeminde herkesin zengin olması diye bir sorun olmadıgını ancak günün koşulları baglamında
her insanın temel ihtiyaçlarının güvence altına alan bir üretim ilişkisinin dolayısıyla asgari bir eşitligin tartışma götürmez bir hak oldugunu bu hakkın karşılanması koşullarının ise ancak insanlar arası eşitsizligin giderilmesiyle mümkün olacagını iş hayatı ve devlet düzeni için mutlaka fakir ve zengin olması gerektigi şeklindeki çarpık ve gerçekte egemen sınıflar ideolojisinin ürünü olan mantıgın hiçibir bilimsel temeli olmadıgını insanların kendi ortak çıkarları dogrultusunda oluşan denetim mekanızmasının çalışıp kazanma zevkini her türden sömürü ve adaletsizlikten arındırarak pekala gerçekleştirecegini gerçek adaletin herkesin çalıştıgı ve çalışma hakkının düzenlenip konttrol edildigi bir düzende saglanacagını insanların bol rızka sahip olduklarında azacakları mantıgınında çarpıtma oldugunun kaldıki bir avuç zengin azacagına HERKESİN AZMA KOŞULLARINA SAHİP OLMASININ daha adil oldugunu üstelik insanların toplumcu bilinç kalıbına dökülüp bu gerçekte onların insanlık dışı ilkel dürtülere plan bencillikten kurtarılmaları halinde ( ve bunun olası sorunlarında giderilecegini binlerce yıllıkı sınıflı toplum bilincinin kurumlaşması nedeniyle *gerçek adalete *ancak böylesi bir süreçte varılacagını yine zengin fakir kalmayınca hayatın yaşamaya degmeyecegı ve bu yüzden allahın insanların bir kısmını alabildigine zengin ederken digerlerini etmedigi iddiasının olsa olsa sermaye ideologlarınca ileri sürülebilecek pespaye bir demogoji pldugunu korkunç adaletsizlige insanların cehaletinden yararlanılarak ilahi destek saglanıp insanların bunu diger dünyevi demogoji ve baskı mekanızmalarına ek olarak birde ilahi bir yedekleme mekanızması ile kabul etmelerini saglandıgını bunlara ek olarakda fakirlerin gerçekte kendileri gibi olan diger insanlara ONUR KIRICI BİÇİMDE MUHTAÇ BIRAKILDIGINI birkezde böyle topluca tekrarlamış olalım.

intizar 17-01-2007 22:59

Re: ZEKAT
 
Dolfen anladığım kadarıyla kominizmin doruklarındasın. Nebu şiddet bu celal. İslamın fakirleri aşağıladığına inanıyon ve hararetle savunuyonya pes. İslamı anlamamışın arkadaşım direk düşman yetişmişin. :(

* * * * İslama saldırmak bukadar mı gözleri kör ,kulakları sağır edermiş.
* * * *
* * * * *Zekat kadar mükemmel bir paylaşımı bile eleştiriyonuzya ne yazsak nafile..

dilaver 18-01-2007 01:32

Re: ZEKAT
 
Zekat İslamiyetle gelen bir olgu degil, eski Arap toplumunda bunun örneklerini görmek mümkün.

* * * *Örnegin İslam öncesi ünlü şairlerden Tarafe (539-564 ) Kabe duvarlarına islamiyet öncesi asılan şiirinde şöyle der :

* * * * Bayırda tepede ev kurmam ben, cimri degilim
* * * * Koşarım gerekince oymagımın yardımına.

* * * * *gene aynı şiirde :

* * * * *İkincisi; susamış bir kurt gibi koşmak
* * * * *Yay bacaklı atımla yoksulların yardımına.

* * * * *Diger dönem şairlerinde de bu temaları sıklıkla görmek mümkün. İslam öncesi Arap toplumunda eliaçıklıgın, düşkünlere yardım etmenin, yoksul elinden tutmanın, sevgiliye karşı varını yogunu tüketmenin bir erdem olarak övüldügü görüyoruz.

* * * * *Aslında bu özellik devlet öncesi soy ve kabile toplumlarının tümünde görülen ortak özelliklerdir. İslamiyetin yaptıgı bu davranış biçimlerini yasalaştırmaga çalışmaktır o kadar. *


* * * * *saygılarımla

mhmd 18-01-2007 11:14

Re: ZEKAT
 
Sn. Dilaver,

Vahyin bile güvenilirliği tartışılan bu site için vermiş olduğunuz örneğinizin kaynağını ve güvenliğini merak ettim. (henüz içeriğinin önemine bile giremeden aklıma geldi)

Hatalarımızı, cehaletimize bağışlayın

dilaver 18-01-2007 16:25

Re: ZEKAT
 
Yedi Askı - Arap Şiirinin İlk Parlak Dönemi

* * İsmet Zeki Eyüboglu

* *Adam Yayınları 1985 baskı


* * * * *saygılarımla

spartacus 18-01-2007 17:39

Re: ZEKAT
 
Şair anlayışının anlamınada bakmak lazım...

O dönem Arap Kültüründe değil salt evvellerinde olduğu gibi, ŞAİR İLAHİ bir iş yapandır. İLAHİ dedimde aklıma geldi, İlahi, TANRIDAN Esinlenmedir...

Şairlerin ise İlham denen durumlarına, o zamanın açıklaması, onları söyleten bir CİN olduğu görüşüdür. Buna göre Şairlere ilahi varlıklar yada Cinler söyletir.

Yine böyle olduğu gibi, Kur'an'da şairane bir dille yazılmaya çalışılmış, rakip kollanmıştır.
Rakip şair Eşref'tir. Doğal olarak şair demek, Cinlerce söyletilenlerde demektir. Bir zamanlar göklere çıkartılan şairler şimdi şişlere gelecektir.
Resim sanatına, heykeltraşlığa, ne yapıldı ise, şarkıya ne yapıldı ise Şairede o yapılacaktır. Damga hazırdır, Şair yalancıdır, Resim Puttur, Şarkı şeytanidir....

Ve 2 gözünden olur Eşref, şişlenir, ve ateşi tadar...

ozgur_beyin 19-01-2007 08:58

Re: ZEKAT
 
Buna göre Şairlere ilahi varlıklar yada Cinler söyletir.
*


işteİSTİDRAÇ örneği.

K.C. 18-06-2008 11:06

Bir arkadaş zekatla ilgili bazı şeyler yazmış. Yeni cevaplar yerine bu topiği güncellemek daha uygun olur diye düşündüm.


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 14:37 .