Turan Dursun Sitesi Forumları

Turan Dursun Sitesi Forumları (https://turandursun.com/forumlar/index__1.php)
-   Tercüme Çalışmaları (https://turandursun.com/forumlar/forumdisplay.php?f=25)
-   -   Jan Hus ve Yozlaşmış Kiliseye Bakış (https://turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=30135)

Jesus-Christ 03-11-2012 22:38

Jan Hus ve Yozlaşmış Kiliseye Bakış
 
Bu başlık seçimi bana ait olup Christian Hİstory kitabından bir cümle değildir. Eğer yapabilirsek Jan hus'u anlatmak istiyoruz size. İyi bir hristiyan olan Hus'un hristiyan olduğunu iddia eden katolik Kilisesi'ye mücadelesi ve sonunda Papalığı yüceltmediği için diri diri yakılacağını anlatıcaz.

Aşağıda yer alan yazının orijinali İngilizce olarak şu adreste yer almaktadır: http://www.chinstitute.org/index.php...h-century/hus/

Burada bir Papa, Orada bir Papa

Wyclif hakkındaki tartışmalar daha büyük bir kilise mücadelesi, Papalık kurumundaki ayrılıktan dolayı gölgeledi. Hus bu tartışmada hiç bir şekilde doğrudan rol almadı yada katılmadı ancak onun kaderi üzerinde iki güç sahibi duruyordu: bohemya Kralı IV Vaclav ve PRag episkoposu Zbinek.

Kral IV Vaclav ( bazen wenceslaus ismiyle de anılırdı) davranışlarında tereddüt eder, ne yapacağını öngöremez ve muhtemelen de kaçık biriydi. Çok fazla içki içen biriydi, çok sık öfke krizleri geçirirdi ve donanımsız danışmanlar atamasınlar da kötü bir ün yapmıştı.

Vaclav'ın 41 yıl süren yönetimi (1378-1419) sürekli olarak bir düşüş içindeydi. Kilise işlerine müdahale eder, olur olmaz gaflar yapar ve ailesini ötekileştirirdi. Ayrıca işkence ve cinayet teorileri üretirdi. Eşlerinden ilki, Vaclav'ın yatak odasında bulundurmakta ısrar ettiği köpekleri tarafından parçalanacak öldürüldü.

Vaclav'ın iyi bir danışmanı, ikinci eşi ve kendisini anlayan Zofie idi. Düğünlerinde Zofie Vaclav'a bir araba dolusu sihirbaz ve hokkabaz hediye etmiş ve bu hediye Vaclavı çok sevindirmişti. Kraliçe Zofie, Hus'un Beytlehem Şapelindeki vaazlarını dinlerdi ve Roformun hızlandırılmadı için Bohemyadaki güçlerini kullanırdı.

Krallıktaki önde gelenlerden bir diğeri Hus'un ruhsal gözetmeni Başpiskopos Zbinekti. Aslında ruhsal önderliğinden çok askeri yönü daha ön plandaydı ve ruhsal önderliğe çok da uygun biri değildi. Zbinek, 1402 yılında diğer rakiplerinden daha fazla para vererek Prag başpiskoposluğunu 1800 Guldene satın almıştı. İyi niyetli bir dindar olsa da ilk başlarda neredeyse ilahiyat eğitimi yoktu ve kilise önderliğinden pek anlamıyordu.

Zbinek, üniversitede hakim olan tartışmaları anlamıyordu. Sanki dışarıdan, bu tartışmaları hiç önemsemediği de algılanabilirdi. Diğer taraftan Zbinek, göreve gelmeden önce wyclifizm sapkınlık olarak ilan edilmiş ve papalıktaki ayrımla birlikte Bohemyadaki sapkınlık da ciddi bir mesele halini almıştı.

Vaclav, doğru Papa'nın yanında yer alır ve papalıktaki ayrılığı sonlandırabilirse yada öncü rol oynarsa 1400'de kaybettiği Kutsal ROma İMparatoru ünvanını tekrar elde edebileceğini düşündü. Bu şekilde, Roma PApası XII Gregoriden desteğini 1049'da çekip yeni papa seçilen Pisa Papası V. Aleksandera destek verdi.

Zbinekin görevi, bulunduğu yerdeki sapkınlıkları ortadan kaldırmayı. Daha doğrusu Vaclav'ın imparator seçilmesi önündeki oluşabilecek engelleri ortadan kaldırmak. Ancak Zbinek, Kralın değişen bağlılıklarından ötürü güçlenmiş ve önceleri Aleksanderi tanımayı kabul etmemişti. Ayrıca Wyclif sapkınlığı Bohemyanın her yerine yayılmıştı. Jan Hus müjdeyi herkese açıklamıştı.

Şişman Domuza Sert Sözler

Kilise ve devlet arasında hangi Papa'nın destekleneceği tartışması sürerken, HUS tehlikeli bir alanda ilerliyordu. Mesih'in bedeninin komüyor ekmeklerindeki sözde görünümünü akıl almaz bir hile olarak nitelendirip reddetti. Vaazlarında din adamlarını işledikleri günahlardan ötürü suçluyordu. Bazı rahipler kendilerinin özel güçlere sahip olduğunu iddia ederken Jan Hus bu sözde güçlere dalga geçerdi. Bazıları topluluklarına hileler yakıştırması yapar ve onlara şöyle derlerdi: Biz size Kutsal Ruhu verebiliriz yada sizi Cehenneme gönderebiliriz"

Hus, inançları istismar edenleri gördükçe kükrerdi. Asıl bu Rahipler cehennem cezasını hak ediyorlar çünkü onlar ( din adamları/ çev.lehi) "zina eder", "parazitler", "paragözler", "şişko domuzlar"dırlar

"Bu rahipler, aşırı içki içmekten karnı guruldayan ayyaşlar ve çeneleri sarkmana kadar yiyecekler dolduran aç gözlülerdir." Bu sözleri duyan din adamları, dehşete düşmüş ve Jan Hus'a karşı tavır almışlardır.

Hus, zamanında yaygın olan din görevlerinin satılmasını kınamıştır. Prag'ın en zengin din adamlarına " Tanrı'nın Şişkoları"demiştir. üstelik bu kişiler hem sakramentleri yapmak için insanlardan fazla para alıyorlar hem de yerine getireceğini söyledikleri işleri de yapmıyorlardı. Yine de birden fazla pozisyon satın aldıkları için Hus tarafından bu insanlar suçlanıyordu. Elçisel geleneğe sahip olduğunu iddia eden bu kişiler aslında Elçilere de benzemiyorlardı.

Hus, sanki Mesih söylemiş gibi şöyle derdi:

"Buradan geçen herkes, durun ve bakın. Benim gibi acı çeken biri var mıdır? Ben eski püskü güysiler içindeyken, din adamları kadife elbiseler içinde. Ben kan ter içinde can çekişirken, onlar lüks banyolardan zevk alıyorlar. Benimle alay edip suratıma tükürürlerken onlar eğlencelerde sarhoşluğun sefasını sürüyorlar. Ben acıdan izlerken onlar zina ve benzeri suçlar işleyerek etrafta dolaşıyorlar. Diğer taraftan sapkın ilan edilmiş Sadık ve mütevazi rahipler zindanlara atılıyor ve müjdeyi paylaştıkları için acı çekmeye mahkum ediliyorlar."

Bu sözler kilise görevlilerine fazla geldi. Onun vaazlarını kaydetmek için Jan Hus'un şapeldeki vaazlarını rapor etmesi için bazı casuslar gönderildi. Bir keresinde Hus bu casusu fark etmiş ve şöyle demiştir: "hey kapşonlu, sen, bunu da yaz da git Episkoposuna söyle" bu şekilde Papalığı göstermiştir. Sonrasında soruşturma için Hus çağrıldı. Mahkemede Hus, kendisini çok iyi savundu ve halkın desteğini de kazandı. Ancak Papalık artık ona Can düşmanı olmuştu.

________________

Devam edecek..

Not: 2. Sayfada "Catching a Goose" başlığına kadar çevrilmiştir

Jesus-Christ 04-11-2012 00:20

Başlamadan önce bir şeyi açıklamam gerekir. Hus Çek dilinde "kaz" anlamına gelir. Jan Hus ise bugün Çek cumhuriyeti sınırları içinde bulunan bir köyde doğmuş ve soy adını bu köyden almıştır.

Kazı Yakalamak

Zbinek krala teslim olmaya ve nihayetinde V Aleksandreyi desteklemek zorunda kalmıştır. Din adamı hem kuşatılmış hem de Vaclav ı ve Hus'u kaybetmişti. Öcünü almaya da kararlılıydıu.

Zbinek acı acı Papalığa yalvarıp, Aleksandera düşmanlarına baskı yapılmasını istedi. Papalık ise Hus'un ve Wyclif'in özel şapellerde vaaz vermesini ve onların sapkınlıklarının araştırılmasını içeren bir mektup yayınladı. Bu şekilde /aslında/ Papalık özel şapellerde sansür koymuş oldu.

Hus, Papalığın mektubuna karşı koyduğunu, 2000 den fazla imanlı ile episkoposlara ve Papalığa karşı olduğunu, onların yanında yer almayacaklarını açıkladı. Kral ise, Episkoposuna kendisinin yanında yer almasını istediğinden dolayı bu konuda bir yorum yapmadı.

Zbinek ise karşı atak yaptı. Hus kendi Şapelindeki vaaz verdiği sırada Şapelinin yakılma girişimini şu şekilde anlatır: "ben Beytlehemde vaaz verirken, Bernard Chotek önderliğinde bunlar, zırhlarını kuşanmış, yayları, baltaları, kılıçlarına saldırdılar. Gizlice plan yapıp, Şapelinin yıkmayı istediler. "

Ancak bu girişim gerçekleştirilmedi. A planı olmayınca piskopos B planını uygulamak istedi. John'da Wyclif'in bulabildikleri kadar eserini topladılar ve saray avlusuna getirdiler. Bundan sonra, Zbinek kitap yığınlarını, din adamlarının Te Deum ilahisi eşliğinde çanların çalmasıyla yakmaya başladılar. Bu şekilde 200 kitap yanıp kül olmuştur.

Olay sonrası bir misilleme olacağından endişelensen başpiskopos, Prag'ın 45 km kuzeyinde bulunan Roudnice kalesine kaçtı. ( kalenin çevresi büyük duvarla örülüydü) ancak halkın tepkisi ağır oldu. Onların alaylı resimlerini çizip, hiciv benzeri şarkılarla protesto ettiler. Ve aşağılayacak şöyle dediler: " episkopos Zbinek, içinde ne olduğunu bilmeden /ABCD/ kitapları ateşe verdi." Hus ise " ben buna tam bir zavallılar, acizlik derim. Bu ateş insanın günahını temizlemiş değildir. Ateş gerçeği bitirip tüketmemez. Öfkesini bu şekilde gösterenler genelde aciz kişiliklerdir. Yaktığınız bu kitaplar, acizlik ve insanlık değerleri önünde bir ayıptır."

Zbinek ise güvenli gördüğü büyük duvarları bulunan kalesinde Husu aforoz etti. İki ay sonra, Hus için ağırlaştırılmış aforoz genelgesi yayımlandı. Fakat Hus bu mektubu da önemsemeyecek, Şapellerde ve başka yerde vaaz etmeye devam etti. Prag şehrinde Hus, Episkoposuna daha çok desteğe sahipti.

Papa, Husun davasına ara verdiğinde Zbinek Papalığa pek çok hediye gönderdi. Bu hediyeler, Papalık sarayında herkese dağıtıldı. Bunun sonucunda Hus için Şubat 1411'de üçüncü aforoz kararı verilip, açıklandı. Papa'nın desteği doruk noktasındayken başpiskopos, zayıflamış olan gücünü birleştirerek, tekrar atağa geçti. 2 Mayıs 1411'de tüm saray görevlilerini aforoz etti. Bu çok kötü, ölümcül bir adım oldu.

Uzun süre sarhoş uyuşukluğu altında kalan kral Vaclav, yerinden doğrultdu ve Zbinekti geri çekilmesini söyledi. Amansız savaşçılar gibi karşı karşıya gelen kral ve başpiskopos gözlerini birbirlerine Filip, diğerini indirmeye çalıştılar. Ama kral Episkoposuna yaptığı blöfü gördü. Zbinek ise son kartını oynayarak, Prag'ı kilise ve ibadet ayinlerinden men ederek kilise işlerini askıya aldı. Bunlar; evlenme, cenaze, kutsala, vaaz verme, yönetim, komünyon ayini vs. Bu güçlü bür koz olsa da kral gözünü bile kırpmadı. Yetkili sivil hakimler kralın yanında oldular. Zbinekin ise krala itaat etmek dışında başka bir seçeneği kalmamıştı.

Episkoposun, krala karşı aldığı tüm alette kararları bozması gerekti. Papa XXIII. John'dan ( Aleksanre ölmüş ve acil yapılan seçim sonrası seçilmiştir) ona karşı alınan tüm tedbirleri içeren kararları omadı ve resmi bir mektup yayınladı. Sonuçta Hus'un öğretişlerinin sapkınlık olarak nitelenmesi yasaklandı. Bu şekilde Hus aklanmış oldu.

Bu arada Zbinek şüpheli bir şekilde öldü. Bunun bir komplo olduğu söyleniyordu çünkü çok uygunsuz ve ani bir şey oldu. Dedikodulara bakılırsa bu bir cinayeti. Husun haklı çıkmasına yakın bir zamanda Papalık düzleminde farklı bir şey düzenlendi ve alınan kararlar uygulanmadı. Hus Bolognada davaya çağrıldı ancak Hus gitmek istemedi. Kral da reddetti bu isteği. Şöyle didiler:" kim Huşu suçlu çıkarmak istiyorsa gelsin bizim krallığımızda yapsın bunu. Bu yetenekli vaizi düşmanların entrikalarına teslim etmek doğru değildir."

Aslında Vaclav'ın bu kararında kraliçe zofienin olduğu açıktı. Aynı şekilde Ekim ve Kasım 1411'de Papalığa mektup yazmış, bu mektupta Hus için bizim rahibimiz, Sadık ve adanmış sevgili Husun müjdeyi yayma özgürlüğüne sahip olması yönünde ricada bulunmuştur. Her ne kadar kraliçe bu adımda samimiydise kral kendi politik çıkarlarını düşünerek yapmacıktı. Zofie Husa her zaman destek çıkacaktı ama kral Vaclav, husun kendisine politik yarar sağladığı sürece arkasında yer alacaktı. Yani bu yarar sınırlıydı.

guide 04-11-2012 14:34

orjinali


Bir Ateş Yakmak

Jan Hus onun kışkırtıcı vaazını ve sıcak azarlamalarını kusurlu bir kilisenin arındıracağını ümit etmişti, fakat; alevler onu erkenden tüketti.

Thomas A.Fudge tarafından Hristiyanlık Tarihi dergisi, sayı: 68

Constance,Almanya,Cumartesi,Temmuz 6 1415.


KATEDRAL KAPILARLA DOLUYDU. Hava çok sıcaktı. Jacob Balardi Arrigoni, Lodi Bishop metinden vaaz edildiler, ‘’ günahlı vücudun yok edilmesi’’ (Romalılar 6:6). Kırmızı şapkalı kardinaller ve ölen bir adamın etrafında yarım bir daire şeklinde oturarak piskopozluk tacı takan piskopozlar , bir deri bir kemik olan ellerini birbirine yapıştırdı. Kutsal Roma İmparatoru Sigismund rütbeli kıyafetiyle imparatorluk tahtını işgal etti. Kilisenin orta yerinde, papazlara ait çeşitli giyisiler dikkatlice sergileniyordu.

Orada, zincirler içindeki adamı serbest bırakan sadece iki seçenek vardı : konseye ya da mahkumiyete kalitesiz sunum. Vazgeçmek ya da ölmek.

Payını dışarıda bıraktı.

Jesus-Christ 04-11-2012 18:35

Günahların Affedilmesi Oyunu

Papa XXIII. John, Roma'nın kontrolunu ele geçiren (1412 yılı) Napoli Kralı'na karşı haçlı seferleri başlattı. Papa, haçlı seferi masraflarını karşılamak için çok sayıda günah bağışlama belgesi satışa çıkardı. Bohemyadaki toplanan gelir kralla paylaşılacaktı, bunun sebebi ise Vaclav'ın kar edebilmesiydi. Prag'da bulunan üç ana kilise, günahların affedilmesi belgesinin nereden sayılacağına ilişkin satış merkezlerini ilan etti.

Hus bu uygulamaya karşı köpürerek itiraz etti ve bunun genelevleri, tavernalar ve sevgilileriyle birlikte yaşayan rahipleri desteklemekle suçladı. Bir boykot çağrısı yaptı. Husun yeni seçilen Prag başpiskoposu alabilin huzuruna çıkarıldığı iddia edilmektedir. Kendisine üslubunu değiştirmesi ve itaat etmeyi yönünde telkinlerde bulunulmuş, ancak Hus bunu kabul etmemiştir. Şöyle demiştir Hus:" bedenimi yakacak olan ateşiniz gözümün içine koyulsa bile ben bunu kabul etmem, itaat etmem."

Husun düşmanları silahlanmaya başladılar. Ama Hus onlara meydan okumaya devam ediyordu. "Sessiz mi kalacağım! Tanrı esirgesin. Eğer sessiz kalırsam bana lanet olsun. Eğer uygulamaya katılırsam, ( itaat edersem) onların cehennem yargısına katılırım. Onların kötülüğüne boğun eğmemende ölmeyi yeğlerim. "

Kilisenin geliri düşünce kral, husa tekrar baskı yaptıysa da Hus boğun eğmemiştir.

Bu sırada Wyclif'in radikal etkisi Prag'da çok net görülmüştür. Wyclif zaten çok net ve kışkırtıcı bir şekilde Papalığa karşı çıkmaktaydı. "Papalık kurumu tek bir söylemle tam bir zehirdir, günah adamı ve şeytanın ordusunun görülen lideridir. Şeytan Lusiferin bir organı, düşmanın baş papaz vekili, cehennemde lânetliyorum bir şeytan olacak olan basit bir aptal ve kendisini boyamış-süslü bir puttan çok daha korkunç bir puttur."


Hus'un arkadaşı Stribrolu Jakoubek, papayı Mesih düşmanı ilan eden kesime katıldı. Günah bağışlama belgeleri tartışması ise kana bulandı ve Papalık tarafından tüm protestocuların bulundukları yerde öldürülmeleri gerektiği söylenip ceza yasası çıkarıldı. Saray gelirlerinin düşüşüyle ilgili ciddi sorunlar çıkınca kral Vaclav, Huşu tehdit ederek şöyle dedi: Hus, bana sürekli sorun çıkarıyorsun. Senin icabına bakacak olan sorumlular bunu yapamazsa ben kendim seni yakacağım. Kraliçe Zofie bile kralın bu çılgın öfkesi karşısında çaresiz kaldı.

Hus dördüncü kez aforoz edildi ve Prag ...altında kaldı. Bu sefer kral Prag'a müdahale etmedi.

Kentin kilisenin ruhsal hizmetinden mahrum kalmasını Hus istemiyordu ve kendisi 15 Ekim 1412de gönüllü olarak sürgüne gitmeye karar verdi. İki yıl Bohemyanın köylerinde çalıştı; tarlalarda, ahırlarda, kentlerde ve ormanlarda vaazlar verip, pek çok kitap kaleme aldı.

Ardından, Papa XXIII. John 1414 sonbaharında Konstantin ekümenik bir konsül toplanmasını buyurdu ve bu konsüle Hus'u da davet etti. Konsül üyesi olan babalar, iki amaçla toplantıya gelmişti: batı kilisesinin sapkınlığını sona erdirmek ve Papalık ayrımını bitirmek.

Pusu

Hus, davete gelmeyi kabul etti. Güçlü ve ateşli atı Rabştayna binerek konsüle gitmek için yola koyuldu. ( 11 Ekim 1414) Husun arkadaşları bu davetin bir tuzak olabileceği konusunda Onu uyarmışlardı ama Vaclav'ın üvey kardeşi Sigismundun herşeyin yolunda gideceğine ilişkin sözüne inanmıştı.

Hus, Konstanza vardığında iyimserde ve arkadaşlarına bir mektup yazarak şakayla şöyle dedi:" Kaz henüz kızartılmadı ve kızaltılmaktan da korkmuyor."ne varış sonraki hafta zindana atıldı ve konsüle başkanlık edenler başka meseleleri ele alacağız diyerek Husu aylarca zindanda bekletmişlerdi.

Hums'un sağlığı Dominikan hapishanesinde giderek kötüleşmeye başladı. Zindan, karanlık ve rütubetliydi. Lağım suyunun etkisi altında dayanılmaz iğrenç kokuyordu. O sırada Papalığa bağlı bir doktorun gelmesiyle Hus'un hayatı kurtuldu çünkü daha iyi şartlara sahip bir hapishaneye sevk edilmesine karar vermişti.

Husun konsüldeki düşmanları onur kırıcı ifadelerle saldırıyorlardı. Birine göre Mesih'in doğumundan beri böyle bir sapkın görülmemişti( Wyclif istisna olmak kaydıyla) bir diğeri Çeklerin Hristiyan olamayacağını iddia etti. Bu tartışmalarda Hus baş sapkın ilan edildi ve Hus'un fikirlerini "Muhammed'in Kuran'ı "kadar insanlık değerlerine aykırı ilan edildi. Yargıçlar da Husu kötü bir adam olarak nitelendirdiler.

Hus'un arkadaşları meydanda toplandı ve Sigismund'u herşeyin yolunda gideceği konusunda verdiği sözü tutmaya davet ettiler. Hapishaneden mektupları ve bazı belgeleri gizlice kaçırmayı başardılar. Vaclav acı içinde olan vatandaşını çoktan unutmuş gibi bir hava yarattı ama Huşu destekleyenler bu yargılamaya karşı protesto amacıyla isimlerini yazmışlar ve mühürlerini resmi protestolara koymuşlardır. Konstanzdaki konsül başkanları 452 Soylu'nun mektubunu değerlendirin, kendi huzurlarına çıkarmış ancak soylular Papalığa itaat etmediler. Hem de biri bile kabul etmedi bu yaşananları.

Polonyalı yaşlı bir episkopos, sapkınlığın cezasının ne olduğunu söyledi. Bir diğeri onun tövbe etmesine izin verilmemesini çünkü tövbe etse bile Husun buna uymayacağını haykırdı.

Sigismund, husun güvenliğini sağlama sözünü tutmak bir yana onun hristiyan egemenliğinde eşi görülmemiş bir sapkın olduğunu ve bu sebeple korunmayı hak etmediğini açıkladı.

Daha sonra, Chlumlu Jan, tövbe edip hayatını kurtarması gerektiğini söyleyip Husa yalvardı. Ancak Onun vicdanının sesini dinlemesi gerektiğini de söyledi."vicdanını rahatsız edecek hiç bir karar alma" dedi. Hus bu ikinci uyarıyı dikkate aldı. Husun davasının son duruşması 6 Temmuz'da gerçekleşti. Ona otuz ayrı suçlama yöneltilerek sapkın ilan edildi. Bazı suçlamalar akıl almaz şeylerdi : biri Husun tanrılığın dördüncü kişisi olduğunu iddia ettiğini belirtti!

Hus, suçlamaları reddetti ve kendisini savunmaya kovulduğunda hep yüksek sesle tartışmalar yapılarak konuşması engellendi. Sigismund Husa güvenilmeyeceğini ve tövbe etmesine izin verilmemesini mahkemeye söyleyip, yargıçları uyardı.

Bu uyarı zaten Hus için anlamsızdı çünkü Hus yanlış ve sapkın bir şey öğretmediği dolayısıyla tövbe etmesinin de anlamsız olduğunu söyledi. Bunu yapacak olsa yalancı şahitlik etmiş olacaktı; yani yalan söylemiş olurdu. Aksine konsülün suçlamalarını reddetti ve söyledikleriyle çürütdü.

Başkardinal olan Pierre Ailliy, Husa samimi bir teklifte bulunarak şöyle dedi: " eğer tövbe eder ve kendini bu konsülün ellerine istekleri bırakır, konsüle itaat edersen/ boğun eğersen kendini lütfa bırakmış olacaksın. Yada hala aynı fikirdeysen biraz daha dinlen sonra değerlendirelim tekrar. Bunu istersen, isteğin kabul edilecektir" merhamet gibi görünen bu tavsiyeler aslında bir aldatmacayı ve Husu kandırmaya yöneldikti.

Hus, hatası varsa bunu konsül üyelerinin kutsal kitaptan gösterip kanıtlamalarını istedi. Ancak konsül üyeleri cevap vermektense" sapkınlıkta ısrar ediyor inatçı" dediler. Konsül, Hus hakkında ileri sürülen bu otuz iddianın geçersizliğini göz ardı ederek Onu ölüm cezasına çarptırdılar.

Hus, ölüm şekline itaat etmiş ve arkadaşı Chlumlu Jan'a şöyle demiştir:

" tüm Hristiyan egemenliği, sonunda ne öğrettiğimi yada söylediklerimi bilsin diye gizlice susturulmaktansa tüm halkın gözü önünde meydanda yakılmayı tercih ediyorum."

uyar 04-11-2012 18:56

sevgili lehi

bunlari neden buraya koyuyorsun?

ozgur_beyin 04-11-2012 19:04

Alıntı:

uyar´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 464792)
sevgili lehi

bunlari neden buraya koyuyorsun?

müslüman değiliz belki isanın kuyruğuna takılırız diye

uyar 04-11-2012 19:16

bu arkadas yahvenin muridlerinden mi?

kim bu kadar uzun icerik okuyor burada ki?

vartor 04-11-2012 19:19

Kendince anlam ifade ediyor olmasini, bizlere de hitap etmesi umuduyla hareket ediyor olmali.

KızıL 04-11-2012 21:54

vartora katılıyor olmalıyım :)

Jesus-Christ 05-11-2012 02:26

Sizin için hiç bir anlam ifade etmiyor mu?

Henüz çevirmeye uğraşıyoruz. Daha bitmedi.
Belki siz değil de başkası okumak isteyebilir.
Reform nasıl oldu? Jan Hus kimdir? Neden öldürüldü?
Ne için mücadele etti?

Ben bunları paylaşmak istedim ve okumak isteyenler için saatlerimi veriyorum. Şikayet değil ama uğraştığınız emek verdiğiniz bir şeye bakışınızın bu olması hevesimi kırdı:)



Son bölümü çevirmeyeceğim madem. Jan Hus, Yozlaşmış din ve inanç sömürüsüyle mücadele etmiş ve bu uğurda tüm halkın gözü önünde yakılmayı kabul etmiş bir Reform önderidir. Siz okumaya bile üşeniyorsunuz.



Bu başlık değil, yüz küsür mesajımdan hangisinde gelin iman edin, hristiyan olun dedim.


Demekti siz beni baştan beri anlamadınız. Çünkü buradaki amacımı ilk mesajımda belirtmiştim.

Şimdi hristiyanlık bölümüne iki mesaj yacağım ve gideceğim.
Size rahatsızlık verdiysem özür dilerim. Neyse.

Kendinize iyi bakın .

ozgur_beyin 05-11-2012 15:46

sevgili lehi emeğine yazık edersin diyorum. belge niteliğinde olsa can feda uğraş derim.
sen kendi fikri yapı ve görüşüne uygun yazılar yazıyorsun. veya yazmaya çalışıyorsun. bunları bence HRISTİYAN FORUM''a yaz değerli sayılabilir.
bu yazdıklarında bahsttiklerin engisisyon tarafından dini bütün sayılan üçkağıtçı papazları anlatsan zevkle okuruz .yada martin luther'e katolik papazların yada papa ve kardinallerin yaptığı zulmu anlatsan yine zevkle okuruz. yine yazsanki orta çağdaki papazların fakir köylülere cennette arsa satan ve tapu veren üçkağıtçı papazları anlatsan yine zevkle okurduk.
sen ne yapıyorsun adını ilk defa duyduğumuz tarihte iz bırakmamış bilmem ne hus'un hikayelerini anlatıyorsun

uyar 05-11-2012 21:08

yine hemen karar vermeyelim tabii ancak lehi dosta tavsiyem boyle uzun yazi koymasin.. inan okunmuyor bir ara ben de yapmaya calistim ama boyle yerlerde cabuk tuketiliyor.. kisa oz konusmalar yapilabiliyor

sevgiler


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 23:30 .