Turan Dursun Sitesi Forumları

Turan Dursun Sitesi Forumları (https://turandursun.com/forumlar/index__1.php)
-   Tarih (https://turandursun.com/forumlar/forumdisplay.php?f=29)
-   -   Osmanlı padişahları üzerine kısa notlar (https://turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=3040)

sodomo-- 02-11-2006 02:51

Osmanlı padişahları üzerine kısa notlar
 
Orhan Gazi'nin ilk hanımı Rum Horofira (Nilüfer hatun) 15 yaşında

ve onların oğlu Murat Hüdavendigar ileride padişah olacaktı.

Orhan Gazi'nin ikinci hanımı Rum prenses Asporçe 15 yaşında

İbrahim ve Fatma adında iki çocuğu oldu ondan

Orhan Gazi'nin üçüncü hanımı Rum Teodora 17 yaşındaydı

ondan Halil ve Kasım isminde iki çocuğu oldu

Orhan Gazi ilk paralı orduyu kuran padişahtı. Bu ordu ileride Yeniçeri ordusuna dönüşecekti

"Karasi Türk beyliği"ne karşı sefer düzenledi ve onları ortadan kaldırdı. İlk Türk kıyımının öncüsü oldu.

Horofira'dan doğan Murat diğer erkek kardeşlerini birer birer öldürerek tahta geçti.

----------

1. Murat kendisine esir düşen Bulgar kralı İvan Aleksandra'nın Marya adında 16 yaşındaki kızını aldı. Adını Gülçiçek Hatun olarak değiştirdi.

Onlardan olan oğlu gelecekte padişah olacak olan Beyazit dı.

Padişah olduktan sonra Anadolu'daki Türk beyliklerine karşı giriştiği hızlı saldırılardan dolayı "Yıldırım" ismini de alacaktı.

Bulgar Krallığı Osmanlıya haraç ödemekten iyice fakirleşmişti. Bulgar Kralı Sasmanos öz kızı güzelliği dillere destan prenses Tamara'yı 1. Murat'a sundu.

Ve mesaj göndererek dedi ki: "Bundan sonra ülkemden haraç almaz ise prenses kızım onundur."

1. Murat "Şanımıza yaraşur düğün dernek içün tedarük esrgenmesun !" diye emir verdi ve bir Bulgar kızını daha gelin aldı.

Bu arada Ankara bölgesinde varlığını sürdüren "Ahiler" adını taşıyan bir Türk beyliğini de ortadan kaldırarak başkenti Bursa'dan Edirne'ye taşıdı.

Sonra da "Germiyanoğulları Türk beyliği" ile "Hamitoğulları Türk beyliği"ne karşı saldırıya geçti ve kendisine karşı koyan bütün Türkleri kılıçtan geçirdi.

Bu arada Beyazit büyümüş ve babası ile birlikte seferlere katılır olmuştu. O da Türk beyliklerine saldırı konusunda babasından önemli dersler alıyor ve adeta bu yolda pişiyordu.

Sırada Candaroğulları adıyla anılan Kastamonu Türk beyliği ile Anadolu Türk beyliklerinin en güçlüsü Karamanoğulları vardı.

Baba-oğul Candaroğulları beyliğini ortadan kaldırdılar ama Karamanoğulları Türk beyliğini ortadan kaldırmak neredeyse yüz yıl alacaktı ve yüzbinlerce hatta milyonlarca Türk bu savaşlarda can verecekti.

1. Murat ikinci hanımı Bulgar prensesi Tamara'dan 4 çocuk yaptı.

Savcı, Yakup, İbrahim ve Nefise (kız) ismini verdi onlara.

Kendi öz oğlu Savcı'yı padişahlık tahtına göz koymasından kuşkulandığı için öldürttü.

1389 yılında Kosova meydan muharebesinden sonra yaralı bir Sırp askerinin bıçaklı saldırısı sonucu öldü.



Yıldırım Beyazıt ile devam edecek...

sodomo-- 02-11-2006 14:53

Re: Osmanlı padişahları üzerine kısa notlar
 
Beyazit ele geçirdiği Türk beyliğinin lideri Süleyman beyin kızı Devlet Hatunu bir kaç geceliğine koynuna almış ama yeni gelen cariyeleri görünce unutuvermişti onu. Harem kethudası kadını çağırıp ona şunları söylemişti :

"Dileriz yatağımızda hamile kalmamış ola bu Türk kızı; velakin böyle bir hal olursa, tedbirde bir kusur etmeyesiz. Yani demem o ki, yaşatmayasız bu Türk dölünü..."

Devlet Hatun bundan böyle sonra en ağır işlere, angaryalara koşuldu. Bir süre Köstendil Bulgar prensesi Olga'nın oda hizmetçiliğine verdiler. Osmanlıcayı eğri büğrü anca konuşmayı öğrenen Olga ayaklarını yıkatmaya onu çağrıyırdu.
Dövme altından yapılmış leğenin içine ayaklarını sokup bağırıyordu:

---Sen var, çok beceriksiz Türk kız Divlit, hem de pis, bak yıkamıyor iyi...nasıl şey sen Divlit ?

Göz yaşlarının derdine çare olamadığını anlayan Devlet Hatun ölümü aramaya başladı. Geceleri el ayak çekilince karanlık kuytularda dolaşıyor ve içecek bir zehir arıyordu.
Sonu nereye vardı bu bahtsız Türk kızının bilinmedi. Ama geleceğin düzmece Osmanlı tarihçileri 5. Osmanlı padişahı Çelebi Mehmet'in anasını Devlet Hatun olarak gösterecekler, öteki yalanlar gibi bu yalan da yüzlerce yıl gerçekmiş gibi benimsenecekti.

Daha sonra Beyazıt'ın Olga'dan Mehmet adında bir oğlu oldu. Bu Mehmet daha sonra Çelebi Mehmet adıyla Osmanlı'nın 5. padişahı olacaktı.

Tabii Olga'dan doğan tek çocuk Mehmet değildi. Musa, Mustafa, Kasım vb. isimleri olan bir çok çocuğu olmuştu ondan.


Sırp Kralı Lazar'ın kızı prenses Olivera yüzlerce kişilik bir konvoyla yola çıkarılmış ve Padişah Beyazıt'a gelin getiriliyordu.

Ölen Sırp kralı Lazar'ın iki oğlu ülkelerinin daha kötü bir duruma düşmesini önlemek için kızkardeşleri Olivera'yı Beyazıt'a sundular ve Osmanlı ordusunun Sırbistandan çekilmesine karşılık yıllık olarak ödencek az bir "haraç" ile Sırp ordusunu da Beyazıt'ın emrine verecekleri teklifinde bulundular. Bu teklif Beyazıt tarafından memnunlukla karşılandı çünkü Beyazıt'ın artık Anadolu'daki Türk beyliklerine karşı kullanabileceği bir Sırp ordusu da vardı.

Ve Olivera da Osmanlı sarayına gelin olarak geldiği ik günden itibaren Beyazıt'ı kendisine aşık etmişti. Beyazıtın gözü ondan başkasını görmüyordu.

Beyazıt'tan üç erkek iki kız çocuğu oldu.

Osmanoğulları'nın devlet kurup hükümdar olarak başa geçmeleri Anadolu'daki Türkler için gerçek bir felaket olmuştu. Ama başka bir felakette vardı başlarında. 1400 yılında Moğol ordusu komutanı "aksak Timur"un ordusu Sivas önlerine gelip dayandı. 18 günlük bir Türk direnişinden sonra Timur kendi almıştı. Aksak Timuru'un komutasındaki Moğol orduları yüzbinlerce Türk'ün kanını oluk oluk akıtıyorlardı.

Türk düşmanı iki hükümdarın birbirleri ile karşılaşma vakti gelmişti. Türkleri savunma konusunda tek bir hamle bile yapmayan Beyazıt işin ucunun artık kendisine dokunmaya başladığını anlamıştı. Timur'un orduları Türkleri kılıçtan geçirirken Beyazıt seyirci kalmıştı. Tehlike tahtına yaklaştığında ise harekete geçmeye karar verdi.

17 Temmuz 1402'de savaş başladı. İlginçtir ki, iki Türk düşmanı hükümdarın da ordularının bir kısmı Türkler'den oluşuyordu. Yıldırım ortadan kaldırdığı Anadolu beyliklerinin eli silah tutan gençlerine kılıç kuşandırmış yanlarında da Olivera'nın kardeşlerinin gönderdiği Sırp ordusunu katmıştı.

Timur da aynı yolu izlemiş ve kılıçtan geçirdiği Türklerin arasından sağ kalanları toplatmış ve kendi Moğol ordusuna katmıştı.
Bu iki hükümdarın komutasındaki Türkler savaşta birbirine karşı savaşıyorlardı.
Beyazıt'ın Sırp ordusu ise tel tel dökülmeye başlamış ve Timur'un ordularına teslim olmuştu. Kısa bir süre içinde Beyazıt bozguna uğradı. Yıldırım ve hanımı Olivera Timur'un eline tutsak olarak düştüler.

Timur Yıldırım'ı bir kafesin içine koyarak sekiz ay boyunca kasaba kasaba gezdirerek teşhir etti. Aynı zamanda karısı Olivera'ya da onun gözleri önünde tecavüz ediyordu. Çıldırma noktasına gelen Yıldırım sekiz ay sonra kafesin duvarlarına başını vura vura kendini öldürdü.

O Yıldırım, Menteşoğulları, Germiyen oğulları, Aydınoğulları Türk beyliklerini kanlı savaşlarla yok etmişti, üstelik *Karamanoğlu Alaattin beyi kendi elleri ile boğarak öldürmüştü. Şimdi de kendi sonu oldukça hazin oluyordu.


Osmanlı'nın 5. padişahı Çelebi Mehmet ile devam edecek....

walla 02-11-2006 15:01

Re: Osmanlı padişahları üzerine kısa notlar
 
Padişahlar ile Muhammed ne kadar benzeşiyor *:D *:D *:D *:D *:D

kuvvaci 02-11-2006 15:23

Re: Osmanlı padişahları üzerine kısa notlar
 
Sevgili Walla
Kılavuz karga hikayesi

exclusive 02-11-2006 18:11

Re: Osmanlı padişahları üzerine kısa notlar
 
Osmanlının Türk olduğu yalanı

Bizim türklüğüyle övüne övüne bitiremeyen, en çok da Osmanlıya hayran olan milletimiz Osmanlının Türk olmadığından, hatta Türklerin Osmanlıda hep aşağılandığından bi haberdir malesef...

Osmanlıda Türkler için "etrak-ı bi idrak" yani anlayamayan, kavrayamayan denirmiş. Tabi bu en hafif hakaret. Aslında Türk kelimesinin kendisi bir küfür olarak kullanılmış. Türkler için ayrıca "Türk değil mi, Merzifon'un eşeği, Eşek değil, köpekten de aşağı." tekerlemesi yaygın olarak kullanılmış.

Divan-ı Hümayun yazmanlarından Hafız Hamdi Çelebi 1499 yılında yazdığı şiirinde, "Baban da olsa Türk’ü öldür" demiş ve bu sözün islamın gereği, peygamberin emri olduğunu vurgulamış.

Yine bir Osmanlı şairi olan Nef'i ise; "Tanrı, Türk’e irfan çeşmesini yasaklamıştır" demiştir.

Osmanlı tarihçisi Naima "Tarih"inde Türkler için; nadan (kaba) Türk, idraksiz Türk, hilekâr Türk ifadelerini kullanmaktadır.

1597’de Şerefhan tarafından yazılan Şerefname'de ise Fatih Sultan Mehmet için “Rum hükümdarı Fatih Sultan Mehmet” denmiştir.

Osmanlı'nın bu Türk takıntısını bilen batılılar Osmanlıya hakaret etmek için "Türk milleti" ifadesini kullanmışlar. Osmanlıda da Osmanlı için "Türk" deyiminin kullanılması, dinsizlik, kâfirlik sayılmış. "Türk hükümeti", "Türk ordusu", "Türk ülkesi" deyimlerinin Osmanlı halkı üzerinde rahatsızlık yarattığı aktarılmış.

Ayrıca devlet adamı yetiştiren Enderun mektebine hiç Türk alınmamış.

Mekteb-i Sultani gibi pekçok okulda Rumca, Ermenice, Latince, Fransızca, Almanca, Farsça, Arapça öğretilirken Türkçe yasaklanmış. Tabi sarayda ve devlet işlerinde de kesinlikle tek kelime bile Türkçe kullanılmamış.

Kısaca bugün Osmanlı padişahlarını Türk olarak lanse edenler, o padişahların karşısına dikilip onların Türk olduğunu söyleselerdi büyük ihtimalle kellelerini kaybederlerdi.


Padişahların uyrukları ise şöyle:

Osman Beyin iki eşi vardı, Mal ve Bala Hatunlar. Her ikisinin de Moğol asıllı olduğu iddia edilse de herhangi bir kanıt yok.

Orhan Bey: Osman Bey'in Mal Hatun isimli eşinden doğdu. Eşleri Rum asıllı Horofira (Nilüfer Sultan), Rum Asporçe ve Rum Teodora.

Birinci Murad: Horofira'dan doğdu. Eşleri Bulgar-Yahudi melezi Marya ve Bulgar Tamar.

Yıldırım Beyazıd: Marya'dan doğdu. Eşleri: Sırp kökenli Olivera, Devlet Hatun, Bulgar Olga, Maria, Angelina ve Anita.

Çelebi Mehmed: Olga'dan doğdu. Eşleri: Sofia, Anna, Veronica.

İkinci Murad: Veronica'dan doğdu. Eşleri: Nache de la Bazory (Fransız), Mara Despina, Stella.

Fatih: Mara Despina'dan doğdu. Eşleri: Rum Zaganoz paşanın kızı Kornelya, Anna, Helen, Tamara.

İkinci Beyazıd: Kornelya'dan doğdu. Eşleri: Beti, Anita, Suzi, Liliana, Katherin, Nina, Martha ve Danilova.

Yavuz Sultan Selim: Annesi (Beti, Anita, Suzi, Liliana, Katherin, Nina, Martha ve Danilova... tartışmalı). Eşleri: Polonyalı Helga (Havza Sultan), Sırp Aleksandra (Ayşe Sultan).

Kanuni Sultan Süleyman: Polonya'lı Helga'dan doğdu. Eşleri: Bir Rus papazının kızı Roksalan (Hürrem Sultan), Sicilya'lı Rozaline (Gülfem Hatun).

İkinci Selim (Sarı Selim): Roksalan'dan doğdu. Yahudi Rasel (Nurbanu
Sultan). Sarı Selim, kızı Esmahan'ı Hırvat kökenli Sokullu Mehmet Paşa ile evlendirdi.

Üçüncü Murat: Raşel'den doğdu. 130 cariyesinden 112 çocuğu oldu. Eşleri: Venedik'li Sofia Baffo (Safiye Sultan), Polonyalı Mona (Mihriban Sultan), Macar Ninuska (Nazperver Sultan), Rus Olga (Şahhüban Sultan), Romanyalı Meri (Fahriye Sultan).

Üçüncü Mehmet: Sofia Baffo'dan doğdu. Eşi: Yunanlı Helen (Handan
Sultan), İspanyol Sinderella Violetta (Mahpeyker Sultan).

Birinci Ahmet: Helen'den doğdu. Eşleri: Rum Evdoksia (Mahfiruz Sultan),
bir Rum Papazının kızı Anastasia (Mahpeyker Köşem Sultan).

Birinci Mustafa (Deli Mustafa): Üçüncü Mehmed'in eşi Sinderella Violetta'dan doğdu.

İkinci Osman (Genç Osman): Evdoksia'dan doğdu.

Tekrar Deli Mustafa (15. numarada konu edildi).

Dördüncü Murad: Anastasya'dan doğdu. Eşleri: Keti, Anna (Atifet Sultan), Helena (Cihannüma Sultan).

Birinci İbrahim (Deli İbrahim): Dördüncü Murad'in kardeşi.

Dördüncü Mehmet (Avcı Mehmet): Nadya'dan doğdu. Eşleri: Rum Evemia
(Emetullah Gülnüs Sultan), Korsika'lı Bella (Afife Sultan), Romanyalı
Cesika (Güner Sultan), Ermeni Flora (Gülbeyaz Sultan), Rum Helen (Hatice
Sultan).

İkinci Süleyman: Katrin'den doğdu: Eşleri: Yok. Cariyeler: çok.

İkinci Ahmet: Lehistanli Yahudi Eva. Eşleri: Giritli Rum Yeremiye (Rebia
Sultan), Mora'li Diana (Sayeste Sultan).

İkinci Mustafa: Evemia'dan doğdu. Eşleri: Rus Vera (Mahfiruze Sultan),
Sırp Mari (Hafize Sultan), Giritli Rum Aleksandra (Saliha Sultan).

Üçüncü Ahmet: Rum Emevia'dan doğdu.

Birinci Mahmut: Aleksandra'dan doğdu. Eşleri: Fransız Julienne (Hatem),
Sicilyalı Lili (Raziya), Macar Maggi (Tiryal), Rus Olga (Verdinaz).

Üçüncü Osman: Mari (Şehsuvar Sultan)'dan doğma. Eşleri: Sırp Olga
(Ferhunde), Sicilyalı Olivya (Zerki). Cariyeler: Yok!

Üçüncü Mustafa: Gürcü Janet (Mihrisah Sultan)'dan doğdu.

Birinci Abdülhamid: İda (Rabia Sultan)'dan doğma).

Üçüncü Selim: Gürcü Janet (Mihrisah), Eşleri: Patricia (Afitab), Linda
(Nefizar), Berti (Pakize), Alis (Tabisefa), Lisa (Hüsnümah), Rosa
(Nurisems), Anna (Rafet), Magdalena (Ziybifer).

Dördüncü Mustafa: Bulgar Sonya (Seniyeperver Sultan)'dan doğma. Eşleri:
Flora (Dilpezir), Adela (Seyyare), Sofi (Peykidil, Gloria (Sevkidil).

İkinci Mahmut: Fransız Aimee (Naksidil)'den doğma.

Birinci Abdülmecid: Rus Suzi (Bezmialem Sultan)'dan doğdu. Eşleri: Safiraz Ermeni, Bezmara (Bezmican) kökeni bilinmiyor, Fransız Vilma (Şevkefza), Ermeni Verjin (Tirimüjgan – İkinci Abdülhamid'in annesi), Rum Karoli.

Abdülaziz: Hamam natırı Çingene Besime'den doğma. Eşleri: Camelya (Dürrünev), Asporce (Gevher), Anna (Edadil), Adela (Hayranidil) ve Alis (Nesrin).

Beşinci Murat: Fransız Vilma (Şevkevza Sultan)'dan doğma. Eşleri: Carmen (Cananiyar), Marone (Elaru), Elfi (Filiztan), Clarissa (Gevheri), Henna (Reşan) v.b.

İkinci Abdülhamid: Ermeni Verjin (Tirimüjgan Sultan)'dan doğma.

Mehmet Reşat: Rum Sofi (Gülcemal Sultan)'dan doğma.

Vahdeddin (Beşinci Mehmet): Abdülmecid'in karısı Henriet (Gülüstü Sultan)'dan doğma. Eşleri: Emine Nasik Eda ve saray bahçıvanının kızı Nevzut. Kökeni bilinmiyor; Çerkez olduğu iddiaları var.

ozgur_beyin 02-11-2006 18:31

Re: Osmanlı padişahları üzerine kısa notlar
 
sevgili sodomo *gene eşşek arısı kovanına çomak soktun.

spartacus 02-11-2006 18:56

Re: Osmanlı padişahları üzerine kısa notlar
 
Bir gerçeğin altını çizelim yinede.

Dini aidiyetler ümmeti teşkil eder.
Milli aidiyetler ise milleti.

Milli aidiyeterin erki bir biçim alışı Osmanlı Devletinden önce değil, sonradır. Feodal sistemler ve devletler vede toplumlar dönemi, bağlayıcı ve belirleyici olan millet değil ümmettir. Ölçüt zamanın devlet ve toplumlarında millet değil ümmettir.

Bu gün açısından ise ölçütü milliyet koyuyor, erki alandan ümmi aidiyetlik kaldırılırken, boşluk milli aidiyet ile doldurulmuştur. İnsanlığın kendisine yabancılaşmasının evrimsel tarihi ise devletler tarihidir....

Osmanlının ilk dönemi olsun evvelki dönemler olsun, toplum ve devletler A Oğuları, B Oğulları olarak ifade bulmuştur. Dünyanın her yerinde geçiş dönemleri böyledir. Ölçüt ise herhangi zengin, hakim bir soyun oğulları olmaktır. Bu durumda kabile ve köleci toplumlar dönemine has bir durum olarak görülür, merkezi bir ümmet olarak, tek(ilahı gibi) ve merkezi bir otokrasi ile yönetim ve bileşke toplum yapısı ise sonraki ümmi süreçte ortaya çıkar.

Kuvvacı, benzemelerinin ana nedeni, aynı hakim egemenlik ve merkezi ümmet otoritesi ile olan, ortak feodal yaşam biçiminden dolayıdır. Kazıklı Voyvodayı, dereblerini, prensleri, kralları araştırsan onun da ne kadar çok benzediğini görürüz. Aynı ortak yaşam biçimi evvelki ile sonrakini aynı ortak paydada birleştirmiştir, sorun ekmeğe tereyağının ne olacağı sorunudur, onada ümmet diyoruz! Ümmetde dini aidiyetlikler ile oluşturulmuş ise, dünya üzerinde sınır tanıma niyetinde olmayanlar için biçilmiş bir kaftandır.

dilaver 02-11-2006 21:41

Re: Osmanlı padişahları üzerine kısa notlar
 
İkinci Süleyman: Katrin'den doğdu: Eşleri: Yok. Cariyeler: çok.

İkinci Ahmet: Lehistanli Yahudi Eva. Eşleri: Giritli Rum Yeremiye (Rebia
Sultan), Mora'li Diana (Sayeste Sultan).

------------

* * * * Bu durumda İkinci Ahmet kimden dogma,Bir tek ikinci Ahmet in annesi belirtilmemiş.İkinci Süleyman ın da eşleri yok denmiş.Bir cariyeden olma olsaydı o cariye eş olacaktı.Osmanogulları sülalesinin burada bir kesintiye ugradıgını düşünmemiz mümkün mü?

* * * * saygılarımla

walla 02-11-2006 21:50

Re: Osmanlı padişahları üzerine kısa notlar
 
Birtane eş Türk olsaya. Osmanlı Türkmüşmüş. *İşkembenin suyunun suyunun suyunun suyunun suyunun suyunun suyunun suyunun suyunun suyunun suyunun suyunun suyunun suyunun suyunun suyunun suyunun suyunun suyunun suyunun suyunun suyunun suyu...

sosyalist18 02-11-2006 21:56

Re: Osmanlı padişahları üzerine kısa notlar
 
Alıntı:

Sevgili Walla
Kılavuz karga hikayesi
Cuk oturdu sevgili kuvvaci :)

sodomo-- 03-11-2006 00:46

Re: Osmanlı padişahları üzerine kısa notlar
 
Beyazıt'ın tutsak olduktan sonra Timurun esiri olarak kafasını kafese vura vura ölmesi üzerine Sırp ve Bulgar analarından doğan evlatları taht kavgasına tutuştular.

Yıldırım'ın Olga'dan doğan oğlu Çelebi Mehmet kendi öz kardeşleri ile ve üvey annesi Olivera'dan doğan öteki kardeşleri taht kavgasına tutuştular ve ülkenin değişik yörelerinde hükümdarlık tahtına oturdular.

Kardeşi Süleyman kendini Rumeli padişahı ilan etmiş ve hatta Macar ordularını bile yenmişti. Ama öte yandan saltanat benim hakkımdır diye saldırıya geçen Olga'nın oğlu Şehzade Musa Süleymana saldırıp onu yendikten sonra Süleyman'ın tahtına oturmuştu.

Musa'nın öz kardeşi İsa ise Balıkesir ve yöresinde hükümdarlığını ilan etmişti. Ülke dörde bölünmüştü ama diğer dört kardeşini de öldüren Çelebi Mehmet 12 yıl süren savaşlardan sonra kardelşerini öldürerek yeni Osmanlı padişahı olarak hükümdarlığını ilan etmişti.

Yıl 1413'de Simavna Kadısı Şeyh Bedrettin isyanı patlak verdi.

Şeyh Bedrettin: "Osmanoğulları ve Padişahları bize zulümden başka ne verdiler ? Ekmeğe ve özgürlüğe muhtacız" diyordu.
Daha da öteye giderek "Ne demek Osmalı, Türk, Rum, Sırp ? İnsanlar birbiriyle kardeştir. Ne ırk ne soy ne din ne mezhep...Bunların hepsi bir zulüm aracıdır" diyordu.

--Osmanlı zulmüne bir son vermek zamanı gelmiştir. Kadın, oğlan, içki, saz alemleri içinde saltanat süren Osmanoğulları hükümdalığını ortadan kaldırmak isteyenler ardıma düşsünler.

Aç, çıplak ve gerçekten de Osmanlı zulmü altında Osmanoğullarına tutsak olmuş ezilen Anadolu Türkleri "Tanrı-soy ve din" karşıtı şeyhin peşine düşmekte gecikmediler.

Osmanlı kuvvetleri isyancıların üzerine saldırdı. Kan döken, can veren yine Türkler idi. Padişah Çelebi Mehmet isyancı şeyhi yakalattı ve idam fermanı çıkarttı.

Ve asıldığını gözleri ile görmek için idam sehpasının kurulduğu yere kadar gitti. Elleri arkasından bağlı saçı sakalı birbirne karışmış bir halde sehpanın altına doğru itelenen Şeyh'e Çelebi Mehmet gülerek şöyle dedi :

--Hani sen hiç bir şeyden korkmazdın ? Oysa suratın korkudan sararmış.

--Durun hele bir yol, dedi şeyh Bedreddin "Hünkar'a bir sözümüz var !"

Cellatlar, şeyhin Osmanlı padişahından af dileyeceğini sanarak duraksadılar bir an için. Şeyh başını Çelebi Mehmete çevirerek :

--Ney'e şaştın bre Bulgar dölü ? dedi, "Güneş de batarken sararmaz mı ?"

Cellatlar Şeyhin ayakları altındaki desteği tekmelediler.

Çelebi Mehmet derin bir "Oh..." çekti Satlanatının başına bela olan Şeyh'den kurulmuştu ve şimdi bu isyancıya uyup da henüz sağ kalmışların kıyımına gelmişti sıra ve onların işi kolaydı.

Sarayına dönerken asıl zahmetli işin Karamanoğulları Türk birliğini ortadan kaldırmak olduğunu düşünüyordu. Babası ve dedesi bile bu beyliği onca saldırılara rağmen ortadan kaldıramamışlardı.

Germiyen, Candar, Teke, Menteşle, Aydın, Dülkadir gibi adlarla birer beyli olarak nitelendirilen ama gerçekte ise birer Türk devleti olan bu devletleri ve Sırbistanı, Romanya'yı Osmanlı egemenliğine boyun eğdirmişti ama bu Türk bilincine sıkı sıkıya ağlı olan güçlü ve büyük Karamanoğulları hala ezilememişti.

Babası Yıldırım Beyazıt Germiyen oğulları diye anılan ve Batı Anadolu'da 150 yıl hüküm sürmüş olan bu Türk devletini ortadan kaldırmıştı ve şimdi sıra Çelebi Mehmet'deydi. Dönme ve devşirmelerden oluşturduğu kuvvetlerle Çankırı, Tosya, Samsun'u ele geçirdi ve binlerce Türk'ü kılıçtan geçirdi.

Tabii gelecekte Cümhuriyet dönemi Osmanlı tarih yazarları onu şu sözlerle övecekti : Çelebi Mehmet son derece dirayetli bir şahsiyetti. Osmanlı devletinin ikinci kurucusu denilecek kadar büyük ve ileri görüşlü bir hükümdardı. 24 defa muharebeye girmek gibi bir cesareti azime sahipti..."

Bu yalanlar kuşaktan kuşağa aktarılacak ve beyinleri bu yalanlarla yıkayacaklardı..


Çelebi Mehmet'in üç güzel cariyesi Veronika, Anna ve Sofya'dan doğan çocukları ve 2. Murat'ın tahta çıkışı ile devam edecek..

walla 03-11-2006 00:56

Re: Osmanlı padişahları üzerine kısa notlar
 
Yav Padişahlar allah için cihad yapıyo güzel hatunu kapınca savaşa son veriyo, hep aynı hikaye...

Oguzhan 03-11-2006 02:58

Re: Osmanlı padişahları üzerine kısa notlar
 
Valla bugun Yaşar Büyükanıt Paşada Türkiye'yi rum , çerkez , Türk vb karışımın kurduğunu söyledi ve Atatürk'ün ne mutlu Türk'üm diyene dediğini bu yüzden söylediğini kaydetti.

Yani ne mutlu Türk'üm olana değil , Ne Mutlu Türk'üm diyene. imiş.

Bende bugun öğrendim.

Yukarıda yazılanlardan sadece yıldırım beyazıtın esir düşünce parmağındaki yüzükte bulunan zehiri içerek kendini öldürdüğünü okudum. Yani kafasını duvara vura vura öldürmemiş. Zahten zor be..

Şimdi merak ettiğim madem osmanlıda Türk değildi. O zaman biz kendimizin , rum , ermeni ,kürt , zaza , kırmançi , çerkez , laz , Türk olduğumuzu nasıl anlıcaz ??

Varmı bu işin bir formulü ?

Mesela sodomo hoca sen nesin ? ve nerden biliyorsun ne olduğunu ?

Öğrenmek için soruyorum

kuvvaci 03-11-2006 09:17

Re: Osmanlı padişahları üzerine kısa notlar
 
Sevgili Oğuzhan!
İnsan olmamız yeterli değil mi?
Neden İnsanları kategorize etmeye çalışıyoruz ki.
Saygılarımla

mhmd 03-11-2006 09:45

Re: Osmanlı padişahları üzerine kısa notlar
 
Sn. Kuvvaci,

Sorularınız, yanlış hedefe doğrultulmuş gibi duruyor.

Hatalarımızı, cehaletimize bağışlayın.

sodomo-- 03-11-2006 14:34

Re: Osmanlı padişahları üzerine kısa notlar
 
Herşeyden önce şunu belirteyim ki, bir Atatürk milliyetçisinin milliyetçilik anlayışı kan, soy, sop, kafatası üzerine oluşmaz.

Atatürk milliyetçiliği "Ne Mutlu Türküm diyene diyebilen herkes Türktür"anlayışı üzerinedir. Yanlış anlamalara meydan vermemek için bu açıklamayı yapıyorum.

Günümüzde çağdaş anlamda Türklük "vatandaşlık hukuku" üzerine bina edilir. Yani bir Alman eğer Türk vatandaşlığına geçerse o Türktür. Türk olmaktan kaynaklanan her türlü hak ve sorumluluklar da o andan sonra oluşur. Mesela Aurelio Türk oldu ve şimdi milli takım forması giyebiliyor ve aslanlar gibi topun oynuyor ve kimse de onun milli formayı giymesini engelleyemez.

Ben bu yazıları Ali Kemal Merkem'in "Padişah Anaları" isimli kitabından derleme yaparak yazıyorum ve bu kitapta benim benimsemediğim bir "kan, soy, sop" üzerine kurulu bir Türklük anlayışı var ama mümkün olduğu kadar yorumlardan uzak durup verdiği bilgiler üzerine konuyu işliyorum. Tabii padişahların annelerinin neredeyse hepsinin devşirme cariyelerden oluştuğu da bir gerçektir ama asıl önemli olan Anadolu'daki Türk beyliklerine karşı girişilen savaşlar ve kıyımdan geçirilen Türkler gerçeğidir.

Bu anlamda Osmanlıyı bir Türk imparatorluğu zannedenler yanılırlar...
Osmanlı uygarlığı da bir Anadolu uygarlığı değil bir Balkan uygarlığıdır ve hiç bir zaman Anadolu ile barışık olmamıştır.

frodo 03-11-2006 15:32

Re: Osmanlı padişahları üzerine kısa notlar
 
Tarihe bakmak zor ve ciddi bir iştir.Tarihi rahatça okunur bir romana dönüştürmek,bu nedenle araya magazinsel ögeler serpiştirmek ve giderekte tarihi böyle sunmak bizi dün olanlardan uzaklaştırır.

Osmanlı padişahları bu magazinsel özelliklere fazlası ile sahiptir.Ama padişahların yatak odalarından bakmak Osmanlı gerçeğini anlamamıza yeter mi?

Erken Osmanlı döneminde Anadolu’da siyasal olarak beyliklerde bulunan iktidar savaşları ve bu savaşın Osmanlı lehine sonuçlanması onu Türk düşmanı mı yapar?

Ahi örgütlenmelerinin niteliğini tam bilmeden onu hain Osmanlının ortadan kaldırdığı Türk devleti olarak anlamak ne kadar doğrudur?A.Gölpınarlı Osman’ın üvey babası Ede Bali’nin ve yeğeni Hasan’ın da ahi olduğunu belirtir.Bu ne anlama gelir?Dahası Ankara I.Murat tarafından alındıktan sonra Murat’ın ahi kemeri takması ve 1366 yılında *Ahi Musa’ya verilen vakıf sözleşmesi ne demektir?

Osmanlı beyliği ve beylerinin en büyük düşü Bizans İmparatorluğunu kendi egemenliğinde yeniden kurmaktır.Bu amaca ulaşmak için de gereken her şey onlar tarafından eksiksiz yerine getirilmiştir.Hatta bizansa karşı sürdürülen savaşlarda Osmanlı ile hareket eden imparatorluk senyörlerini anlayabilmemiz için örneğin Köse Mihal kimdir sorusuna verilecek cevap ilginç olabilir.(veya Malkoç Eveneros gibi önemli soylara verilecek cevaplar)Henüz ortaya çıkmamış ‘Ulusçuluk’ temelinde Osmanlıyı eleştirmek popüler olabilir ama doğru değildir.Çünkü bu bakış açısı Türklerin Anadolu’ya ilk girişlerinde (örgütlü olarak) hangi Türk boylarının bizans birlikleri ile birlikte hareket ettiğini sayıp dökmemizi zorunlu kılar ve bizi asla sonuca ulaştırmaz.Çünkü İmparator 1.Alexios’un (1081-1118) ordusunun büyük kısmını Türkler,Avarlar,Alanlar ve peçenekler oluşturur.

Gürkhan (Timur) Küçük Asya’ya yürümeden önce Beyazıd’a yazdığı mektupta “Öteki hükümdarlardan çaldığın eyaletleri Allah’ın inayetini diliyorsan geri *ver,yoksa Allah’ın inayeti ile gelir,onların intikamını alırım.” diyordu.Burdan çıkan sonuç ,Beyazıt tarafından yok edilen beyliklerin beyleri,kardeşleri veya oğulları iktidarlarını Timur yolu ile geri almak istemektedirler.İki Türk düşmanı hakan değildir karşı karşıya gelen.Küçük Asya’da iktidar mücadelesi veren Türk beyliklerinin mücadelesine bir başka Türk Hakan müdahale etmektedir.

Son olarak,Osmanlı döneminde Türkmenlerin konumunu ve Osmanlının onlara karşı kıyıcı tarzına dikkat etmemiz gerekir.Sorun basit bir Türk düşmanlığı mıdır?Yoksa Osmanlının askeri-feodal yapıya zorladığı,ancak yaşam biçimleri nedeniyle göçer bir halk olarak toprağın Osmanlı lehine mülkleştirilmesine karşı çıkan Türkmen boylarının bitmeyen direnişlerine mi dikkat edilmelidir?Ki bu göçerler kökeni şamanizme dayanan ve islami geleneğini, batıni-babai *inanç sisteminde bulan Anadolu alevileridir.

sodomo-- 03-11-2006 17:18

Re: Osmanlı padişahları üzerine kısa notlar
 
Osmanlı padişahları bu magazinsel özelliklere fazlası ile sahiptir.Ama padişahların yatak odalarından bakmak Osmanlı gerçeğini anlamamıza yeter mi?

Yatak odalarına bakmıyoruz burada. Osmanlıda bir "Harem" gerçeği vardır ve "Harem" tek başına Osmanlı tarihinde belirleyci bir rolu olan yapılanmadır. Bu haremlerde yetiştirilen kadınları Osmanlı tarihinde ne derece rol aldığı konusuna henüz gelmedik. Tabii birde Afrika'dan getirilen hadım edilmiş "Haram Ağaları" var ki, tahtan padişah bile indirip başkasını bir padişah olarak tahta çıkarıyorlardı.

"Mahpeyker Kösem (Anastasia) nın buyruğu ile başta zenci Kızlarağası ve ardından Şeyhülislam ve en arkada Yeniçeri ağası ansızın Sultan İbrahimin karşısına dikildilier.

Arkasında bir sürü baldırı çıplak Saray bostancısı cellatla dikilmişti.

--Kısmet bu kadarmış, devletlü ! dedi Yeniçeri ağası Bulgar devşirmesi, korkusuz ve saygısızca :

--Seni tahttan indirmeye geldik ! Millet seni istemezmüş ! Hakkında fetva var! dedi.

İbrahim Kızlarağasına döndü:

--Ulan kara derili kara yürekli pe...nk ! Seni Kızlar ağası eyleyen, bunca nimeti sana ihsan eden ben değil miyim ?

--Sudanlı zenci Harem ağası incecik sesiyle karşılık verdi:

--Ben ne diyeyim ? Fetva var Hünkarım !

--İbrahim bir ayağını yere vura vura haykırdı :

--Ulan kansız godoşlar! Devlet size mi kaldı ! Ben padişah değil miyim ? Siz mi çıkardınız beni Al-i Osman'ın tahtına ! Beni nasıl indrmişsiz ? Daha 6 yaşında var yok sübyan oğlumu nasıl Padişah eylersiz ? Bildiğiniz gibi at oynatmaya mı ? Nerede o anam olacak karı ? Ya oğlum Mehmet'in anası ne der bu işe ?

Zenci Harem ağası cırlak sesiyle karşılık verir:

--Büyük küçük valide sultanlar da böyle münasip görürler Hünkarım...

İbrahimin rengi uçtu sapsarı kesildi.

--Demek o kahpe dölleri de böyle ister ha ?

Ak kavuklu Şeyhülislam'a döndü Sultan İbrahim :

--A sarığı boynuna dolanası koca deyyus ! diye haykırdı. Bre Arnavut Abdürrahim ! Seni ben Şeyhülislam eylemedim mi? Nasıl fetva vermeye yeltenürsün, bre zındık ?

Şeyhülislam Abdürrahim başını iki yana salladı:

--Beni, dedi. Cenab-ı Mevla getirdi bu makama !

İbrahim buz gibi sırıttı.

--Bre deyyuslar ! dedi. Gelip geçen Osmanoğulları'nın ne bk yediklerini bilmezliği değil midir, Cenab-ı Mevla'nın bu belaları yağdırmasına sebep ? Sen gibi Arnavutları, şu kara derili gibi soysuzları ve şu Yeniçeri ağası gibi Bulgar tohumlarını âdemden sayıp ellerine devleti ve de kellelerimizi varip hayır beklemek gafletine karşı Cenab-ı Mevla elbet gazaba gelip bize layık olduğmuz cezayı verecekti ! Karı diye evlat peydahladığımız, anadır diye bağrımıza bastığımız diyar-ı Rum yosmalrı sizlerle bir olup fitne fesat kaynatırsa neye şaşmalı ?

Üçyüz elli yıl sonra bir Osmalı padişahı en acı gerçeği kavramıştı ve bunu apaçık bir şekilde dile getirmişti.

Afrikalı Harem ağaları, Sırp-Bulgar Yeniçeri ağaları ve Arnavut silahtar
ağaları ve dahi Şeyhülislamlar padişahların devşirme anaları ve hanımları ile birlikte Osmanlı tahtını kendi oyun alanlarına çevirmişlerdi.

Kendi oğluna ve kocasına karşı komplo düzenleyen bu devşirme padişah anaları ve hanımları Anadolu kadınının oğlu ve eşi için saçını süpürge eden ve gerektiğinde canını feda eden Türk kadınının özelliklerinden hiç birisini yansıtmıyorlardı.

sodomo-- 03-11-2006 17:48

Re: Osmanlı padişahları üzerine kısa notlar
 
Kimin Türk olduğu konusuna gelince:

Hiç bir zaman için kan, soy, sop, kafatası üzerine Türklük anlayışımı kurmadım. Benim açımdan önemli olan her daim Türkler'in kendi öz kültür ve değerlerini ayrıca dilini benimseyen ve bu kültürün, değerlerin, dilin, geleneklerin yüceltilmesi için gayret gösteren herkes Türktür.
Bunun tersi Türk kültürü yerine Arap (veya başka bir millet) kültürünü ve kafa yapısını ve dahi dilini bu ülke insanına giydirmeye kalkan ve bunu yapmak için de Türk kültürünü ve dilini yıkmaya çalışan her kim ise O Türk değildir. Daha doğrusu ve kısacası "Ne Mutlu Türküm diyene" diyebilen herkes Türktür ama "keşke Arap olaydımda daha da bi mübarek adam olaydım" diyen bir kimse ise Türk değildir.

Özellikle Atatürk'ü yani koskoca bir Osmanlı tarihi boyunca ezilmiş, kıyımdan geçirilmiş ve dahi her türlü cefaya maruz kalmış bir milletin yeniden doğuşuna önderlik eden ve onun bağımsızlığı için bütün hayatını ortaya koyarak mücadele eden büyük bir Türk önderini sevmeyen insanları da Türk olarak kabul etmiyorum.

mhmd 03-11-2006 18:21

Re: Osmanlı padişahları üzerine kısa notlar
 
“Ali Kemal MERAM;
Ali Kemal, 25 Ekim 1868'te İstanbul'da doğmuştur. Mektebi Mülkiye'nin dördüncü sınıfındayken Paris ve Cenevre'ye gider. İstanbul'a dönüşünde, "siyasi bir meseleden dolayı" Halep' e sürülür. Beş sene sonra İstanbul'a gelir ancak yeniden sürüleceğini öğrenince Paris' e kaçar. Oradan İkdam Gazetesi'ne yazılar yollar. Meşrutiyetin ilanına yakın İstanbul'a dönerek İkdam'ın başmakalelerini yazar. 31 Mart hareketinin doğmasına biraz da onun yazdıkları sebep olur. Hareket Ordusu İstanbul'a girerken Paris'e kaçar. Ömrünün yarısını sürgünde, yarısını sürgünden kaçmak için ülke dışında geçiren Ali Kemal Winifred Brun, ile evlidir. Ali Kemal'in oğlunun adı Wilfred kızınınki Selma'dır.”
Kaynak (http://arsiv.hurriyetim.com.tr/agora.../18/fetret.htm)

“Eski kitapçı raflarına aşina olanlar, bol renkli ve dikkat çekici kapaklarıyla sıklıkla karşılaşmışlardır "İngiliz Kemal" kitaplarıyla. Nebioğlu yayınevinin 1950'lerin ikinci yarısında başladığı seriyi 1970'lerden sonra Kültür Kitapevi sürdürmüş, Esat Tomruk'un hatıratları biçiminde takdim edilen serinin ilk beş kitabını Recai Sanay, İsrail Macerası"nı Ali Kemal Meram kaleme almış “
Kaynak (http://www.pandora.com.tr/sahaf/eski.asp?pid=99)

“Ali Kemal Meram'ın Hüm Hatun'un oğlu olan Fatih'in annesi zannettiği Rum veya Sırp hanım, hükümdarın annesi değil, babası İkinci Murad'ın kadınlarındandır ve yazar, padişahların babalarının bütün hanımlarından nezaketen "valide" yahut "anne" diye bahsetmelerindeki inceliği bile anlamamıştır.
Bu kitabı okuyacaksanız bunları bilerek okuyun ama eğer okuduysanız, içerisinde yazılanlara inanmayın!"
Kaynak (Murat BARDAKÇI, Hürriyet Gazetesi 25.08.2002'den alıntı.)

-timur, bayezit'in karısı olivera'nın üzerine atladı ve göğüslerini dişledi. akan kanı emmeye başladı...
-orhan, horofira'yı yatağa sürükledi. soluk soluğa seviştiler. ardından bir testi soğuk nar şerbeti içtiler
-kanuni, hürrem'i kollarının arasına aldı, alev alev yanan vücudunu kızınkinin üzerine yerleştirdi...
Kaynak (Padişah anaları, kitabının bizzat kendisi)


Hatalarımızı, cehaletimize bağışlayın

sodomo-- 04-11-2006 06:34

Re: Osmanlı padişahları üzerine kısa notlar
 
Hatalarımızı, cehaletimize bağışlayın

Hatalarını cehaletine vermiyorum, densizliğine veriyorum.

Şimdi bana açtıracaksın ağzımı sonra adımız çıkmış doksana inmez seksene yine kabak benim başımda patlayacak.

Var mı fikrin kardeşim buraya aktardığım tarihi gerçeklerle ilgili varsa yaz, çürüt yazılanları da bırak öyle dedikodu yapmayı...

Murat Bardakçı imiş !! İki satır eleştiri okumuşsun daha dünkü yeni yetmelerden kıskançlık modunda, alıp buraya yapıştırıyorsun...Ali Kemal Meram bu konularla ilgilenirken senin Murat Bardakçı daha ana rahmine düşmemişti. Bırakın bu hikayeleri ve iftiraları.

Nazım Hikmet de hayatını sürgünde geçirdi, bu onu kötü biri yapar mı ? Üstelik kim tarafından sürgüne gönderilmiş hiç baktın mı?
Dedikodu ile bir insan tanınmaz. Hele hele kabul edilegelen bir anlayışın veya fikrin tam zıttı bir anlayışı veya fikri savunmuş ise o kişinin iftiracısı çok olacağı aşikarken.

Fatih Sultan Mehmet'in annesi Sırp Prensesi Mara Despina dır. Murat Bardakçı belgesini koysun önce annesi kimmiş öğrenelim Fatihin. Adam Fatih'in koskoca fermanını kitabına yapıştırmış (Selanikte bir manastırı annesi Destina'ya hediye etmesi ile ilgili) ve orada ANAM diyor Destina'ya Fatih, öyle "valide sultan" falan demiyor....

"........anam Despina hatun mahrusai Selanik'te küçük ayasofiye dimekle meşhur olan manastırı ber vechi şer'i şerif satun almuş, bu üzre şer'i mektubu dahi varmış........"

Bu belgenin fotokopisi yazarın kitabında mevcut.
Peki bu mektubun orjinali nerede ? Yine yazarımız belirtmiş Topkapı Sarayı arşivinde diye...İstanbul'un fethinden 10 yıl sonra 1463 yılında yazılmış bir ferman...

Yani Fatih'in annesi bir Sırp ve aynı zamanda bir Hristiyandır. Öldükten sonra Kosanitsa manastırına gömülmüştür.

Sırp Kralı Despot Curac Brankovic'in kızıdır Mara Despina. II Murat Despina ile gerdeğe girdiğinde Despina daha 14 yaşındaydı.

Peki aksini iddia edenlerin yani Fatih'in Hümâ Hatun'un oğlu olduğunu söyleyenlerin delilleri nelerdir:

Bursa Şeri Mahkeme sicilleri :

"Sicillerde, "Sultan Murat Camii'nin şark canibindeki (yani doğu yönündeki) türbede merhum Sultan Mehmet Han validesi Hüma Sultan'ın yatmakta" olduğuna dair kayıtların olduğu...

Peki orada geçen "Sultan Mehmet Han'ın validesi" ifadesi neden "üvey anne"liğin işareti olmuyorda Fatih'in "anam" demesi üvey annesine (nezaketen diyormuş üstelik) işaret ediyor ?

Üstelik İsfendiyar (Candaroğullarından) bir prenses olduğu söyleniyor Hüma hatunun. Halbuki II.Murad'ın İsfendiyaroğullarından aldığı prensesin isim Hatice Halime Hatundur ve ondan Hasan isminde bir oğlu olmuştur.

Dikkat edin aşağıda da Hüma Hatun'un "Abdullah isimli bir şahsın kızı" olduğu geçiyor. Ne güzel "Osmanlı padişahları tarihi" böyle her isteyen kafasına göre bir şeyler yazıyor da kimsenin aklına Fatih'in kendi fermanındaki "anam" sözcüğünün ne anlama geldiği düşünülmüyor.


Genellikle anlatılan II.Murat ile ilgili olan padişah eşleri aşağıdaki gibi:

II. Murad 1- Dulkadiroğlu Alime Hatun 2- Yeni Hatun; Amasyalı Mahmud Bey'in kızı 3- Hüma Hatun; Abdullah isimli bir şahsın kızı ve Fatih'in Annesi. Fatih'in annesinin devşirme olduğu nakledilmektedir. Ancak müslüman olduğu kesindir ve hele Ortodoks olan Mara Hatun ile Fatih'in üvey annelik dışında alakası yoktur. 4- Tacünnisa Hatice Halime Hatun; Candaroğlu İsfendiyar Bey'in kızıdır. 5- Mara Hatun; Çocuksuz ve ortodoks olarak ölen ve Fatih'in üvey annesi olan bu kadın Sırbistan Despotu Corc Bronkoviç'in kızı

http://tr.wikipedia.org/wiki/Osmanl%...B1_E%C5%9Fleri

Hürriyet gazatesinde "Osmanlı'da seks" konulu yazılar yazan magazinci tarihçi Murat Bardakçı'dan mı öğreneceğiz gerçekleri. Herşeyden önce padişah hanımlarının orjinal isimlerini vermeyi öğrensinler, öyle sonradan aldıkları isimleri sıralayarak onları bir Anadolu kadını gibi gösterme düzenbazlığını bıraksınlar. Böyle liste olur mu ? Gören de sanır hepsi Türk ve Anadolu'lu...

Ne demiş kendisi: Bu kitabı okuyacaksanız bunları bilerek okuyun ama eğer okuduysanız, içerisinde yazılanlara inanmayın!"
Kaynak (Murat BARDAKÇI, Hürriyet Gazetesi 25.08.2002'den alıntı
.)

Peki sana niye inanalım Murat Bardakçı ? Üstelik bir kitap eleştirisi öyle yapılmaz, içinde yazılanlara inanmayın denmez çünkü içinde yazılanlardan bir kısmı yanlış bile olsa çoğunlukla doğru da olabilir eğer çamur atmak yerine eleştiri ahlakına sahip olsaydı hangilerinin yanlış hangilerinin doğru olduğunu ortaya koyardın ve kitapta yazılanların hepsinin yanlış olduğunu ima etmek gibi bir gaflete düşmezdin. Eğer Ali Kemal Meram Fatih'in anası konusunda yanılıyor bile olsa o kitapta verilen bilgilerin bir çoğu doğrudur ve senin de bu kitaba hakkını vermen lazım gelir yoksa çamur at izi kalsın kolaycılığı ile vefat ettiği için cevap veremeyecek durumda olanları karalamak bilimsel ahlaka sığmaz.


Fransız tutsak kızı Nache' de la Bazory de II. Murat'ın hanımlarından biri idi. Bir yıl önce korsanla tarfından kaçırılmış ve Osmanlı sarayına para mukabilinde satılmıştı. İtalyan Stella da II.Murat'ın hanımlarından birisiydi ve bunlar II.Murat'ın sarayına doldurduğu yüzlerce tutsak cariyeden sadece ikisiydi.

Tabii II.Murat'ın Candaroğulları Türk Devleti başbuğu İsfendiyar'ın oğlu İbrahim bey'in kızı Hatice Hatun ile evliliği de olmuştur sünnet-i Muhammedi gereği çünkü peygamber efendisi de böyle siyasi amaçlı evlilikler yapardı değil mi ? Hatta ondan Hasan isminde bir oğlu da vardır ve ilginç olan Fatih'in tahta geçer geçmez kendi kardeşi Şehzade Hasan'ı öldürtmüş olmasıdır.


Rum Zaganoz paşanın kızı Kornelya, Anna, Helen, Tamara ve toplam 17 Hristiyan kadını Fatih Sultan Mehmet'in hanımları olarak kayıtlara geçmiştir.

Bak aynı linkte Fatih'in hanımları şöyle verilmiş :

II. Mehmed 1- Gülbahar Hatun; II. Bayezid ile Gevher Sultan'ın annesi 2- Gülşah Hatun; Karamanoğullarından İbrahim Bey'in kızıdır. 3- Sitti Mükrime Hatun; Dulkadiroğlu Süleyman Bey'in kızıdır. 4- Çiçek Hatun; Türkmen Beyi kızıdır. 5- Helene Hatun; Mora Despotu Demetrus'un kızıdır. 6- Anna Hatun; Trabzon İmparatoru'nun kızıdır; evlilikleri kısa sürmüştür. 7- Alexias Hatun; Bizans Prenseslerindendir.

--------

Gülbahar Hatun Rum Zaganos paşanın kızıdır ve asıl ismi Kornelya dır.

Fatih'in oğlu Beyazıt'ı doğurduğu için adı belgelere Gülbahar Hatun takma ismiyle geçirilen bu kadında Kornelya'dan başkası değildi. Ne var ki, kadının aslının Rum-Arnavut kökenine bağlı olmasını Osmanlı tarihçileri ilginç ve üst düzeyde görmedikleri için ona başka bir soy kökeni yakıştırdılar; bir efsane uydurdular : "Fransız hanedanına mensup bir soylu kadın" dediler. (Osman Nuri Peremeci Edirne Tarihi, 1940)

Başka tarihçiler de II. Beyazıt'ı doğuran kadın Dülkadir oğulları Türk beyi Süleyman Şah'ın kızı Sitti Mükrime Hatun'dur dediler (Sicill-i Osmani-Mehmet Süreyya)

Bütün bu yalan ve düzmeceler tek bir amaca yönelikti. Anadolu Türk devletleri başkanlarının sülaleleri ile birlikte talan edilen aile yuvaları içinden tutsak alınıp rezil ve perişan edilen kız ve kadınlarına karşı Osmanoğulları'nın reva gördükleri zulüm ve işkenceleri örtbas etmek !

Gülşah Hatun ise tutsak, devşirme bir Bizanslı Rum cariye idi. Şehzade Mustafa'yı doğurduktan sonra belgelere "Gülşah Hatun Mader-i Sultan Mustafa..." diye isim verilerek Fatih Sultan Mehmet'in karısı diye geçirildi.

İstanbul'un fethinden sonra Kral ve Despot kızları ardarda Fatih'in hanımları oldular.

1453'te Harem'e alınan ve Akide adı takılan bir Fransız kızı,

Mora despotu Dimtrius'un kızı Helen,

Turgatir'in adı bilinmeyen bir kızı

Bizanslı Prenses İren, (Fatih, bu karısını aynı yıl öldürtmüştür)

1455'te Lespos adası yargıcı 1. Dorino'nun kızı Maria,

1456'da Gerogea Phrantzes'in kızı Tamara

Trabzon İmparatoru David Komnenoz'un kızı Anna--(Bu kadın Aleksandır Komnenoz'un karısı idi ancak Trabzon'un fethinde tutsak alınmış ve Fatih'in hanımları arasına katılmıştır)

1470'de yine savaş tutsağı olarak sunulan fakat kendisini zehirlemesinden korktuğu için Fatih tarafından öldürtülen Anna,

Ve aynı zamanda kim ve ne olduğu bilinmeyen (Esmahan) adı takılmış bir kadın ile Sırp mı, Venedikli mi, Fransız ya da Rum mu olduğu üzerinde Osmanlı tarihçilerinin bir türlü uzlaşamadıkları Çiçek Hatun !

Tabii bu kadının kimliği üzerine yüzyıldır tartışılmasının nedeni ünlü Cem Sultan'ı doğurmuş olmasıydı.

Allah'tan "Şahzade Cem" Osmanlı padişahı olmadı da tarihçiler ona bir Türk ana bulma yarışına girişmediler ve Çiçek Hatun da tarihe devşirme bir padişah eşi olarak geçti.

Gelelim Fatih'in Anadolu Türklerine karşı işlediği vukuatlara..

---"Özellikle ipek yolu üzerinde bulunan Candaroğulları (İsfendiyaroğulları) ülkesini ele geçirmek ve böylece batı seferiyle uğraşırken tüm kuzey Anadolu'daki beylik ve devletleri fethetmek isteyen Fatih Sultan Mehmet'in ilk hedefi Sinop oldu. Fatih Sultan Mehmet Kastamonu'ya gelerek ordugahını kurdu ve Mahmut Paşa'yı Sinop'a gönderdi. Bu sırada donanma da Sinop Limanı'na girdi. Sinop karadan ve denizden kuşatıldı. Mahmut Paşa İsmail Bey'e bir mektup göndererek kaleyi teslim ettiği takdirde kendisine Anadolu'da istediği yerin yurtluk olarak verileceğini bildirdi. Teklifi kabul eden İsmail Bey 1461 Mayıs ayında şehri Osmanlılara teslim etti. Daha sonra İsmail Bey'in Anadolu'da kalması mahsurlu görülerek Filibe'de dirlik verildi. İsmail Bey burada 1479 yılında öldü..... " (İnternette istediğini yerden bu bilgiyi bulabilrsiniz)

--1464'de (yani Candaroğulları (İsfenderoğulları) seferinden 3 yıl sonra) 150 yıldır Osmanlı'ya var güzü ile direnen Karamanoğulları Türk Devletini bir daha dirilmemek üzere tarihe gömdü.

--Öte yandan Mısır-Suriye-Türk Memlük imparatrluğu vardı. Türklerin kurup egemen oldukları gerçek adıyla Devlet-üt Türkiye'nin de yıkılması gerekliydi. Onu da yıktı.

--Ardından Akkoyunlu Türk devletini de yıktı. Akkoyunlu Sultanı Uzun Hasan ile, 11 Ağustos 1473’te, Otlukbeli mevkiinde yaptığı büyük meydan muharebesi sonucu bu Türk beyliğini de saf dışı bıraktı.

----

Evet gelelim bu kitabın roman tarafına :

timur, bayezit'in karısı olivera'nın üzerine atladı ve göğüslerini dişledi. akan kanı emmeye başladı...
-orhan, horofira'yı yatağa sürükledi. soluk soluğa seviştiler. ardından bir testi soğuk nar şerbeti içtiler
-kanuni, hürrem'i kollarının arasına aldı, alev alev yanan vücudunu kızınkinin üzerine yerleştirdi...
Kaynak (Padişah anaları, kitabının bizzat kendisi)


Yahu kardeşim hiç mi anlamıyorsun Ali Kemal Meram zaten köken olarak bir romancıdır ve daha önce yazdığı romanları da var ve bu kitabını da kuru bilgi ile doldurmak yerine roman tarzı bir anlatımın arasına bilgi katarak ve de kendi fikirlerini serpiştirerek yazmıştır ve bu da kitabın zevkle okunmasını sağlamaktadır. Bu açıdan örneği az bulunur bir tarih kitabıdır bu alıntıladığın kısımlar gerçek değildir, tabii ki Timur Beyazıt'ın karısı Olivera'nın kanını içmedi ama zannedersem ona tecavüz etti, ne önemi var, senin derdin başka ve bu açıkça sırıtıyor.

Bu kitap ile ilgili benim tek eleştirim yazarın Türk milliyetçiliğini ırk, kan, soy, sop üzeirne oturtmaya çalışması veya tepksini öyle oluşturması.

Ama bambaşka bir açıdan tarihi gerçeklere ışık tutmuştur bu kitap. Bir nevi farklı bir bakış açısı sağlamıştır. Her daim iç içe düşünülen ve böyle öğretilen Osmanlı-Türk kavramları kesin ve net bir şekilde birbirinden ayrılmış ve Osmanlı'nın değil bir Türk imparatorluğu bizzat Türkleri kıyımdan geçiren bir Türk düşmanı imparatorluk olduğu deşifre edilmiştir adeta. Daha doğrusu zaten bilinen ve hasıraltı edilen veya geçiştirilen bazı gerçekler üstüne basa basa vurgulanmıştır. Ayrıca Osmanlı padişahlarının hepsinin analarının devşirme oluşu da gözler önüne serilmiştir.

Evet tabii ki hiç kimse anasından veya babasından dolayı eleştirilemez veya aşağılanamaz ama "devşirme rejimi" diye bir sistem vardır Osmanlı'da ve bu Osmanlı'yı bütün yönleriyle etkilemektedir. Osmanlı tarihini araştıracak olanların bu "devşirme rejimi"nin davranış kodlarını çözmeden Osmanlı tarihini anlayabileceklerini zannetmiyorum.

Evet mmmd, var mı başka bir itirazın ? ya şimdi söyle ya da ilelebet susuver canım benim...

mhmd 04-11-2006 12:18

Re: Osmanlı padişahları üzerine kısa notlar
 
Sn. Sodomo,

Ben; sizler gibi bilgili, kültürlü, hatasız bir alim olamadım maalesef. Bu yüzden derim her bir yazımda Cehaletimi. Lakin gidermeye de çalışırım bu açığımı; sizler sayesinde. Verdiğiniz değerli, tarihi, gerçek bilgiler ışığında. Kızgınlığınızı anlayamadım. Verdiğiniz kitap ve yazarı hakkında 5 dakikalığına internette gezindim. Hiçbir yorum katmadan, gördüklerimi sizlerle paylaşmak istedim. Lakin sizi de biraz telaşlı gördüm.

“Ali Kemal Meram zaten köken olarak bir romancıdır ve daha önce yazdığı romanları da var ve bu kitabını da kuru bilgi ile doldurmak yerine roman tarzı bir anlatımın arasına bilgi katarak ve de kendi fikirlerini serpiştirerek yazmıştır ve bu da kitabın zevkle okunmasını sağlamaktadır.”
“Bu kitap ile ilgili benim tek eleştirim yazarın Türk milliyetçiliğini ırk, kan, soy, sop üzeirne oturtmaya çalışması veya tepksini öyle oluşturması.” Demişsiniz.

Siz demişsiniz, doğru da demişsiniz de, hala bu telaşınız ve karşı görüşlere karşı tavrınızı pek açıklamıyor.
Bazılarının Osmanlı’ya tapınmaları kadar enteresandır, diğerlerinin de; ırk, şöven, din temalarını kullanarak iğrenç saymaları.
Benim hiçbir şeye itirazım yoktur Sn. Sodomo, Lakin önüme gelen her şeyi yemeyi de midem kaldırmaz.
Siz bir şeylerle nikah mı yapıyorsunuz ki buna itirazımız ya şimdi ya ilelebet olsun Sn. Sodomo. Veya her şeyi her zaman doğru aktardığınızı, doğru düşündüğünüzü veya doğru yaptığınızı mı zannediyorsunuz da ilelebet sizlere itirazımızı geri çekelim istiyorsunuz.

Yazılarınızı büyük bir dikkatle okuyup, aydınlanmaya devam edeceğim, velev ki roman olsun Sn. Sodomo.

Hatalarımızı, cehaletimize bağışlayın.

turok 04-11-2006 13:03

Re: Osmanlı padişahları üzerine kısa notlar
 
Sayin mhmmd

*Bende sizin ne oldugunuzu anlayabilmis degilim , yada neyi savundugunuzu .

* Bir kelimenin ardina siginmis gidiyorsunuz , ama buyuk buyuk laflarida ardarda siralamakdan da cekinmiyorsunuz,

* *Usul usul islam propagandasi yapip , karsiniza getirilen tarihi gercekleride belgelerle degil, yazarin kisiligi uzerinden curutmeye calisiyorsunuz , tipik tekvaci davranisi yani ...

* Sozu gecen kitabi ben 5 sene once okudum, yazar zaten kendisi onsozunde olaylari daha akici hale getirmek icin roman teknigine basvurdugu soluyor ama kitabda onlarcada belgeler vardir.
*
* Oturup internetden 5 dk bilgi alip buraya gelirseniz , alacaginiz cevap da bu sekilde olacakdir , ne diyim ....

* fatihin annesinin rum oldugunu soyledigim zaman unuversite mezunu arkadaslarim bile bana itiraz etmisdi ,nedense biz okullarda osmanlinin yaptigi savaslari anlatirken asil okutulmasi gereken konulari pas geciyoruz.
*peygamberin askeri diye ovulen fatihin *hiristiyan dinine olan sevgisini dile getiren *divanini ise meraklilarindan baska fazla kisi bilmez .
*Olaylari , tarihi ,tarihi kisilikleri yuzelsel olarak inceledigimizden gecmisimizden bir haber nesiller olduk cikdik ..

pante 04-11-2006 13:28

Re: Osmanlı padişahları üzerine kısa notlar
 
Mhmmd de dahil Osmanlı İmparatorluğu ile ilgili acı gerçekleri ilk kez duyanlar inanamıyacak ve yazarın uydurmaları olarak görecektir. Buna tepki verilmesi normaldir. Kolay değil, yıllardır gurur duyulan, hatta o dönemlere yeniden dönüşü hayal eden insanların gerçeklerle yüzyüze gelip şoka uğramaması mümkün mü? Mhmmd'nin yazısındaki ilk paragraf okuyucuların kafasını karıştırmasın. Mhmmd'nin de kafaları karıştırmak için bunu yaptığını sanmıyorum. İlk okuyuşta sanki Ali Kemal Meram ile meşhur Ali Kemal'in aynı kişilermiş intibası ediniliyor. Halbuki Ali Kemal Meram'ın bir başka kitabının alıntısıdır o.

Yüzyıllarca Türkleri hakir gören, ezen Osmanlı saltanatını, bugün en büyük Türk İmparatorluğu imiş gibi öğreniyoruz ve Osmanlı ile gurur duyacak taraflarını okuyoruz hep. 500 yıl boyunca sarayda tek bir Türk'ün üst yönetimlerde görev almadığı gerçeğini ise bizden saklıyorlar.
Kuruluşunda Türk kökenli olan Osmanlı, ne yazık ki kuruluşundan çok önce ta Selçuklu döneminden başlayan Türk karşıtı politikasını yıkılana dek sürdürmüştür.

Ali Kemal Meram'ın kitabını okumadım ama Sevgili Sodomo'nun yazdıklarından çıkardığım şu;
Yazar *kaynağı olan tarihi gerçeklerle, kaynağı olmayan tahmini kurgularını roman türünde biraraya getirmiş. Dolayısıyla kitapta olayların ayrıntılarına takılmamak lazım. O ayrıntıları herkes kendi kafasında değişik kurgulayabilir. Değiştirilemiyecek olan ise kaynağı, belgesi olan padişah anaları ve onların Türk olmaması gerçeğidir.

Bu başlıkta tüm padişahların ve annelerinin tam listesi verilebilirse bu çalışma daha da güzel ve verimli olmuş olur.
Sodomo'yu özellikle son dönemdeki yüksek performansından ve harika araştırmalarından dolayı kutluyorum.

mhmd 04-11-2006 13:34

Re: Osmanlı padişahları üzerine kısa notlar
 
Sn. Turok,

Baştan itibaren diyorum ki ben savunma yapmaya gelmedim.
Lakin söz konusu olan, ellerimizdekiler değil de bunları sunma şekilleri olunca diğer kanallara da bir bakmak lazım diyorum. Hani dersiniz ya; bilimsel ve objektif olmak adına. Ama bu bizim gibi tekvacı!!! Ların ne haddine. (Bu arada Tekva nın anlamını henüz bulamadığım için sizin alıntınız olarak aldım.)
Ve inanın 5 dk. İnceleme, sadece yazar hakkında aktaracağım bilgi içindi. Yoksa o kitabı da, Osmanlı Tarihini de bilmememden değil. Kaldı ki; Fatih, kendi Osmanlısını “Doğu Roma İmparatorluğunun” devamı olarak tanımlamalarına bile yer vardır burada. Hem de bizzat kendi ağzından.
Lakin yine de şaşarım sizlerin tepkisine! Başkaca bir forumda ırkçı, şöven ve kanlı bulunan yazısı silinmiş biri olarak. Oradaki düşünceleriniz ile buradaki düşüncelerinize!
Her şeye rağmen o güzel gözlerinizi görmek beni sevindirdi.

Hatalarımızı, cehaletimize bağışlayın

sodomo-- 04-11-2006 14:07

Re: Osmanlı padişahları üzerine kısa notlar
 
Yazılarınızı büyük bir dikkatle okuyup, aydınlanmaya devam edeceğim, velev ki roman olsun Sn. Sodomo.

Bak kardeşim fena halde kafamı bozuyorsun. Oldum olalı sevmem ince ince dokundurmalı, imalı, kinayeli lakırdıları...

Burada yazılanlar roman değildi...Bunlar bilgi ve belge üzerine şekillenmiş çalışmalar. Adam tarihi roman tadında anlatıyor ise bu onun bir yazar olarak başarısıdır ve bu tarzı kendi 700 sayfalık "Osmanlı tarihine farklı bir açıdan bakış" niteliğindeki kitabını su gibi okumanı sağlıyor, böylece tarih kuru bilgi yığını cansız bir halde sıkıcı olmaktan çıkıyor ve gözlerinin önünde bir sinema filmi gibi canlı bir halde geliyor.

Dur sana MERAM'ın bu kitabı yazarken faydalandığı kaynaklardan bir kaçını yazayımda biraz daha iyi anla.


Beyani Tezkiresi
Kafzade Faizi Tezkiresi
Müverrih Ali'nin Künh-ül Ahbar Tezkiresi
Safai Tezkiresi
Melek İsmail: Veladetname-i Hatice Sultan
Abdullah bin İbrahim: Vakıat-ı Sefer-i Sultan Süleyman-ı sami
Ahmet bin İbrahim: Hamilet-el Kübra
Şair Haşmet: Veladetname-i Hibetullah Sultan
Derviş Abdullah: Risale-i Teberdariye fi ahval-i Ağa-yi Darüssade
Koçu Bey risalesi, Ayni Efendi risalesi
Tarhuncu Ahmet Paşa risalesi
Tarih-i Nişancı Mehmet Paşa
A.D.Alderson: The Structer of the Ottoman Dnasty
Reşat Ekrem Koçu: Yeniçerililer
İbrahim Battuta, M. Şerif çevirisi
Ahmet Refik: Kadınlar Saltanatı
Ahmet Refik: Kızlarağası
Peçevi Tarihi
Kamil Kepecioğlu: Bursa kütüğü
Hüseyin Amuca: Çerkez kızları saraydan niçin çıkarılmıştır ?
Mithat Sertoğlu: Osmanlı Tarihi Ansiklopedisi
I.H.Danişmend : Osmanlı Tarihi Kronolojisi
M.Çağatay Uluçay: Osmanlı Sultanlarına Aşk mektupları
Mehmet Süreyya: Siccili Osmani
Ziya Şakir: Osmanlı devrinde odalıklar
Memduh Koyunoğlu: İznik ve Bursa Tarihi
Hammer: Devlet-i Osmaniye Tarihi
Safiye Ünüvar: Saray hatırları
Karaçelebizade Abdülaziz
...
...
...
...
...
...
...
...
99-Prof. İlhan Arsel: Arap Milliyetçiliği ve Türkler
100-Hüseyin Hüamettin, Amasya Tarihi 4. Cilt

Toplam 100 adet kaynağın ismini vermiş MERAM kitabının sonunda

Ve bu kaynakları bulduğu yer olarak:

Topkapı Sarayı Arşivi
Fatih, Süleymaniye, Beyazıd, Köprülü ve Belediye Kütüphaneleri
İstanbul Ünv. Kütüphanesi
Başbakanlık Arşivi ve kendi Özel Arşivi

Eeee, şimdi biz bu kitaba roman kitabı mı diyeceğiz ?

Veya Murat Bardakçı gibi kendini beğenmiş tarihçilerin üç satırlık eleştirisi ve *"eğer okuduysanız, içerisinde yazılanlara inanmayın!"
türü densizce lakırdılarına mı bakacağız ?

Geçin bunları geçin...Asıl romancılar tarihi gerçekleri çarpıtarak milleti uyutmaya çalışanlardır. Onlar romancı bile değildir düzenbazdır düzenbaz....

sargon 04-11-2006 14:38

Re: Osmanlı padişahları üzerine kısa notlar
 
Sevgili Sodomo,

yazdıklarını severek okudum. Tam da benim ilgi alanlarıma yönelmişsin. Katılmadığım yerler de var ama önemli olan bir tarihsel gerçeğe al atmış olman. Kitabı okumadım ama görmüştüm. Açıkçası o zaman popüler bir kitap diye üstünde durmadım. Ama hakkında yazılanları okuyunca yazarın ilginç bir kişi olduğu görülüyor. Bu tür kişiler ilgimi çeker hep.

Mhmmd'nin verdiği linklerden biri Ali Kemal Meram'den övgüyle söz ediyor.

http://arsiv.hurriyetim.com.tr/agora.../18/fetret.htm

Murat Bardakçı'nın yazısına ulaşamadım. Galiba Hürriyet linkinden kaldırmışlar yazısını.

Tarihi konular sonradan çok fazla saptırılıyor.

- Anadolu Selçuklu dönemini de incelesen ne güzel olur. Moğollara açıkça ülkeyi peşkeş çeken Selçuklu sultanları şimdi ulu Türk hakanları gibi gösteriliyor.

- Osmanlı'yı 1. Dünya savaşına sokup büyük bir felaket yaratan, beş yüz bine varan askerin kırılmasına, bütün ülkeyi sefalete sürükleyen olaylara ve ülkenin İngiliz-Fransız-Rus'lar tarafından paylaşılmasına neden olan ve sonra da bir gemiyle gizlice ülkeden kaçıp giden İttihat Terakki paşaları adeta kahraman gibi anlatılıyorlar.

- Yavuz ile Şah İsmail'in çatışmasında hangi taraf neler yapmıştır, alevi türkmenler neden Şah İsmail'i desteklemişler ve bu yüzden katliama uğramışlardı?

- Kanuni Sultan Süleyman gerçekten kanuni midir? Bu türden lakaplar hep dikkatimi çeker. Adaleti ile övülen Ömer tam bir adaletsizdi örneğin.

Bunlardan upuzun bir liste olur. Çalışmaların ve bizlerle paylaştıkların için teşekkürler.

sodomo-- 04-11-2006 14:43

Re: Osmanlı padişahları üzerine kısa notlar
 
Bu başlıkta tüm padişahların ve annelerinin tam listesi verilebilirse bu çalışma daha da güzel ve verimli olmuş olur. Pante

Pante bende bunu toparlamaya çalışıyorum İki ayrı liste vereceğim ve bunlardan birisi bugüne kadar öğretilegelen düzmece ve Padişah analarını Türk kadınları gibi gösterme niyetiyle düzenlenmiş liste ile gerçek liste.
Zaten o kadar ilginç ki, padişah eşleri sayılıyor sayılıyor ve çoğu devşirme olarak geçerken tam bir sonraki padişahın annesine gelince bir anda o kadın Türk oluveriyor.

sodomo-- 04-11-2006 15:21

Re: Osmanlı padişahları üzerine kısa notlar
 
Sevgili Sargon önemli olan MERAM'dan övgüyle veya yergiyle bahsedilmesi değil ama Meram'ın kitabının hakkının verilmesidir. Bu nasıl bir kıskançlık hezeyanıdır ki "onun kitabında yazılanlara inanmayın" gibi bir ifade hem de bir tarihçi tarafından kullanılabiliyor. Böyle kestirme laflar ile yıllarca süren ve bir o kadar emek harcanmış bir araştırma ürünü eser nasıl karalanabilir ? Anlaşılan birileri Tarihin tekelini elinde tutmak istiyor.

Kitabının popülerliği ise onun roman tarzındaki anlatımından kaynaklanıyor. Okuyucular kitabı bir solukta okudukları için birbirlerine tavsiye ediyorlar, yani MERAM aynı zamanda "tarih nasıl yazılır ? veya tarih nasıl sevdirilir ?" sorusuna da cevap vermiş oluyor.

Verdiğin linkte "Ali Kemal 25 Ekim 1868'te İstanbul'da doğmuştur"
diye yazıyor ki bu mümkün değil, üstelik 31 Mart vaakası ile ilgisi olduğu şeklindeki bilgiler de gerçek değil.

Burada Kültür Bakanlığının sitesinden doğru bilgilere ulaşabilrisin:

http://www.kultur.gov.tr/EN/BelgeGos...F70684EA364C1E

1914 -2001 tarihleri arasında yaşamıştır. Bir şair, romancı ve tarihçidir.

Eserleri:

Şiir: Aksız Karalar (Black Without White, 1936), Büyük Rüzgâr (Strong Wind, 1957).

Kısa hikayeler: Esir (Captive, 1937), Ölüme Yalnız Gidilir (One Goes Alone to Death, 1957), Kader Rüzgârları (The Winds of Fate, 1970).

Romanları: Yaşamak Cehennemi (The Hell of Living, 1946), Kaybolmuş Cennet (Lost Paradise, 1956), Kader Bizi Ayırdı (Fate Separated Us, 1957), Siyah Kaplı Defter (The Notebook Covered in Black, 1967), İsrail Macerası (The Adventure of Israel, 1970), Vadideki Köy (The Village in the Valley), Sensiz Yaşadığım Yıllar (The Years That I Lived without You), Yine Sabah Olacak (It Will be Morning Again), Dağ Başı (Wild Remote Place).

Tarih çalışmaları: İlk Türk Devleti ve Yazılı Türk Anıtları (The First Turkic State and Written Turkish Memorials, 1968), Türkçülük ve Türkçülük Mücadeleleri Tarihi (Turkism and the History of the Struggle of Turkism, 1969), Türk-Rus İlişkileri Tarihi (The History of Turkish-Russian Relations, 1969), Göktürk İmparatorluğu (The Kökturk Empire, 1974), Padişah Anaları (The Mothers of the Emperors, 1977).


Şimdi anlayabiliyor musun Türkiye'de insanlar nasıl karalanıyor ve yalan yanlış bilgiler veriliyor hemde öldükten sonra....

frodo 04-11-2006 15:41

Re: Osmanlı padişahları üzerine kısa notlar
 
Tarihe karşı sorumluluk taşımalı mıyız?

Tarih biliminin atası olarak Heredot’u gösterir tarihçiler.Ancak Heredot’un *tarih anlayışı efsanenin,kahramanlıkların, soyluluğun,kadim topraklarda unutulmaması için, nesnellikten uzaklaşan belagat olarak karşımıza *çıkar.Onda belagat ön plandadır;anlatılan efsanemi yoksa tarihi gerçekler mi sorusuna verilecek cevap muğlaklaşır.Tarih bilimi gerçek anlamda Thukydides ile ortaya çıkar. Thukydides ile ilk kez tarihsel bir olayın,onu doğrudan etkileyen arka planın ve ikincil etkenlerin duru,teknik bir anlatımı ortaya çıkar.Uzun bir süre tarihin bu gerçek biçimi unutulur ve yerine daha çok edebi kaygıların aldığı bir tarih anlayışına bırakır.Artık tarih insanların,tarihi yapan gerçek insanların öykülerini anlatmaz,kralların
soyluların ve kahramanların tarihidir.Tarih biliminin gerçeklikle duru bir bağlantısını sağlayan şekle girmesi için insanoğlu İbni Haldun’u bekleyecektir.Bu döneme kadar gerek batılı gerekse doğulu tarih açıklama kaygısından uzak,yüzeysel yargılar,romanlaştırılmış ya da olağandışı öyküler,dini savunma-ve ya tam karşıtı-,ekonomik sebeplere ve onun sonuçlarına ilgisizlik gibi bir tarihçinin asla düşmemesi gereken hastalıklarla yaşar...İbni Haldun bu tarih anlayışını mahkum eder.Bu *Mağrip’li arap tarihçi için Yves Lacoste’un söyledikleri ilginçtir:
*
“........
Bu yapıtın (mukaddime) yapısı,biçimi ,anlayışı ile öbür Müslüman tarihçilerinin ve Yunan-Latin tarihçilerin yapıtları arasında büyük bir karşıtlık vardır.Söz konusu tarihçiler için tarih,her şeyden önce edebiyattır,eğlendirici anlatıdır.Çoğu kez konu dışı çekici ve etkileyici *ayrıntılarla kesilen özenli bir üslup sözkonusudur.Mukaddime’nin üslubu ise tersine dolaysızdır;kulağa seslenmeyi düşünmez,hayal gücüne kanat takmaz,alegoriden,soylu ya da şiirsel sözcüklerden kaçınarak teknik terimlere başvurur.Mukaddime,okuyucuları övmeye,kendine çekmeye çalışmaz.Bir düşünce yapıtı,bir araştırma ve kavrama çabasıdır o.

Tarihin bu, belki de gereksiz bulunacak bir anlatımından sonra bu topicte karşımıza çıkan (aslında başka bir topicte de daha detaylı ve iddialı bir şekilde anlatılan) Osmanlının Türk düşmanlığı kavramına bakmak istiyorum.Ve bu iddianın ilk ortaya atılması Beyazıt la *başladığı için de ordan başlamayı uygun görüyorum.

H.İnalçık Osmanlı tarihini anlatan kitabında derviş kronikçilerin, Murat ve Beyazıt dönemini karşılaştırdıklarını *ve gerçek Türk’ün Beyazıt döneminde yozlaşmaya ve hoşnutsuzluğa itildiğini söylediklerini yazar..

Hatta bizanslı tarihçi Dukas Beyazıt için şu eleştiriyi getirir:” O orada (Bursa) yaşayıp duruyor ,oğlanlarla kızlarla edepsiz ilişkiler kurup kendini sonsuza dek sevişme zevkine adamış...”
Tarihsel belgeler bunlar..Biz de bu belgeler ışığında “bir araştırma ve kavrama çabası”na girişelim.


Thukydides *(İÖ 460-395)
Heredot * * * *(İÖ 480-425)
İbni Haldun *(MS 1332-1406)

turok 04-11-2006 15:50

Re: Osmanlı padişahları üzerine kısa notlar
 
Sayin Mhmm

Nekazet sosu ile bezadiginiz diliniz , yilan gibi sokmaya devam ediyor ! tekva yi sozlukden aramayin manasi budur.

* Konu ile alakali olmayan , kisi ile ilgili bir suclama , iddaa ortaya atip *olayi baska boyutlara tasima cabasi da olabilir tevka

* Ben hayatimin hic doneminde milliyetci olmadim, genclik yillarimda sosyalist dusuncelere yakindim simdi ise insan odakli liberal dusunceye sahibim
*
* *Bugune kadar ise banlandigim tek site rusturk forumudur ve belki sizi sastiracak ama turbana ozgurluk ve ataturku putlastirmama dusuncelerimden dolayidir.

*Sizin bahsini gecdiginiz sililen yazim konusunda ise inanin bilgim yok , buraya detayli yazarsaniz bende ogrenmis olurum .

* *Osmanli tarihi konusunda ise toplumun resmi tarih soylemlerinden cikip * genelinde bir tartisma yapilmasi taraftariyim .

pante 04-11-2006 16:13

Re: Osmanlı padişahları üzerine kısa notlar
 
Kemal'ler karıştırılıyor sanırım.

Ali Kemal (1889-1922): Milli mücadele karşıtı İngiltere yanlısı gazeteci-yazar. Ankara'ya götürülürken izmit halkı tarafından linç edildi.

İngiliz Kemal:(1887-1966) Asıl adı Ahmet Esat Tomruk. Milli mücadelenin ve Atatürk'ün casusu.

Ali Kemal Meram : Padişah anaları kitabının yazarı.

walla 04-11-2006 18:15

Re: Osmanlı padişahları üzerine kısa notlar
 
Osmanlı Türk devleti idiyse neden adında Türk sözü geçmiyor, Osmanlı bir Aile devletidir...

sargon 04-11-2006 18:51

Re: Osmanlı padişahları üzerine kısa notlar
 
Velhasıl Mustafa Kemal'in öğretmeni de büyük adammış. Kimse Mustafa Kemal'leri karıştırmıyo. Ali Kemal'ler ise birbirine girdi.

sodomo-- 04-11-2006 19:34

Re: Osmanlı padişahları üzerine kısa notlar
 
Ali Kemal (1889-1922): Milli mücadele karşıtı İngiltere yanlısı gazeteci-yazar. Ankara'ya götürülürken izmit halkı tarafından linç edildi.

İngiliz Kemal:(1887-1966) Asıl adı Ahmet Esat Tomruk. Milli mücadelenin ve Atatürk'ün casusu.

Ali Kemal Meram (1914-2001) : Padişah anaları kitabının yazarı
.

Evet Pante, tam isabet ve konuyu netliğe kavuşturmuş oldun her zaman ki titizliğin sayesinde.

sodomo-- 04-11-2006 19:37

Re: Osmanlı padişahları üzerine kısa notlar
 
Aşağıdaki link bu konuda özet bilgi sunuyor.

http://www.karacaahmet.com/arastirma.asp?id=108

Not: Hem de Aldostu tarafından yazılmış :)

frodo 04-11-2006 19:42

Re: Osmanlı padişahları üzerine kısa notlar
 
Beyazıt’ın döneminde (1396) bir haçlı ordusu harekete geçti.Amaç yalnızca Türkleri cezalandırmak değil,aynı zamanda ayrılıkçılara da gerekli dersi vermekti.“Tanrının Şovalyeleri” der,Ernst Werner,”Türk boyunduruğu altında yaşayan ortodoks halka akla gelmedik işkenceler çektirdiler,Türk akıncıların yaptıkları solda sıfır kaldı.Haçlıların geçtikleri yollar yağma,yangın yıkıntılarla doldu taştı.”
Daha önceleri 1340 dan başlayan bir süreçte tüm balkanlarda feodal soylular ,gazilik karşısında geri çekilip kaybettikleri toprakların yerine kilisenin topraklarına el koyma eğilimine girmişlerdi.1371 yılında Basileus İstanbul ile Silivri arasındaki patrikliğe ait arazilerin yarısına el koydu.Sırp feodalleri de aynı şeyi yapmakta tereddüd etmediler.1400 yılına kadar tüm bu coğrafyada manastır ve kilise mülklerinin çok önemli bir kısmı feodal beyler lehine dünyevileştirildi.Rahipler destek ve güvenceyi artık Osmanlılarda arıyordu.Prodromos manastırı 1372 de bir heyet göndererek I.Murad’dan rahiplerin can güvenliğinin sağlanmasını ve gazilerin Hıristiyan halkı köleleştirmelerinin önüne geçilmesini istediler.I.Murad bu isteği kabul etti ve tüm balkanlarda kilisenin hamisi gibi davranmaya başladı.

Tüm bunlar daha I.Murad döneminde Osmanlının Doğu Roma İmparatorluğu düşünü ortaya çıkarmış olmalı..

Bayezıt döneminde artık sıradan bir Anadolu Türk beyliğinden çok imparatorluk adayı Osmanlı Beyliğinde ,ulema denilen *İslam bilginlerinin devletin gelir ve giderlerini kontrol ettiğini görüyoruz.Ancak Osmanlının kökeni, ne kadar kopmaya çalışırsa çalışsın Anadolu’dur.Eleştiriler de Osmanlının daha önce dayandığı “gazilikten” gelmeye başlar.“Ne zamanki İranlı ve Karamanlılar Osmanlı hanedan beylerine danışman oldular,beylerin işlemediği günah kalmadı...Önceleri defter,kayıt kuyut bilinmezdi.Onlar gelince paraları istif etmek ve devlet hazinesine yatırmak adet oldu.”Bu eleştirileri yapan derviş kronikçilerin ideali eski ataerkil koşulların egemen olduğu kahramanların,gazilerin çağıdır.Ganimet ve yağma bir islam geleneği olarak dervişlerin ve gazilerin olmalıydı.Oysa Murat ve Bayezıt hıristiyanlardan sadece haraç almayı düşünüyordu.Özlenilen ve aranılan o çağ Umur Paşa dönemidir.İbn Ardeşir bu durumu şöyle kınıyordu:“Ekmek ve tuz yiyenlerin ve kardeşliğin hakkını hiçe sayarak” iyiyi kötüden ayırdedemiyordu.”

Anlaşılan o ki Beyazıt devletini bir imparatorluğa dönüştürmek isteyen kişiliği ile Anadolu geleneğinden köklü bir kopuşu düşünüyordu.Ama bunu yapabilmesi için Anadolu’daki diğer beyliklerle hesaplaşması gerekiyordu.Ancak unuttuğu bir şey vardı:küçük asyada *var *olan ilkel boy feodalizmi yanında güçlü bir askeri demokrasi egemendi.Rumelinde Osmanlı ile oturtulmaya başlayan merkezi feodalizmi Anadolu’ya taşımak kolay değildi.Ve bu hatasının bedelini bir önceki yazımda ifade ettiğim gibi
Gürkhan (timur) *eliyle ödeyecekti.

Bu kesintiye rağmen Osmanlı doğu Roma İmparatorluğunun varisi olarak *onun tahtına oturacak ve çok uluslu kimliği ile tarihteki yerini alacaktır.Ancak Anadolu ile kavgası asla bitmeyecekti.Anadolu payitahta her zaman sorun çıkarmaya devam edecek ve nihayet orda başlayan, önderliğini bir Osmanlı Paşasının yaptığı *“Ulusçu” hareketle tarihten silinecekti.

pante 27-03-2007 23:55

Re: Osmanlı padişahları üzerine kısa notlar
 
http://istanbul.indymedia.org/news/2006/04/112329.php

Yorumsuz...

Aydınus 16-09-2008 17:38

Az önce güncel bir başlığı incelerken Dilaver'in bu başlığı tavsiye ettiğini gördüm ve baştan sona ilgiyle okudum .

Sodomo rumuzlu arkadaşın açtığı bu , emek ürünü başlığın aralarda yitip gitmesine gönlüm razı gelmedi . Güncelliyorum .

Sodomo'nun bu başlıkta incelediği konu nicelerinin ezberini bozacak türden .

Mutlaka okuyunuz arkadaşlar .

Ayrıca Dilaver'e bu başlığı tüm site sakinlerine hatırlattığı için çok teşekkür ederim .

evrensel-insan 16-09-2008 19:28

Saygideger aydinus;

Iyi ki, guncellemissin. Benim de, zaten osmanlinin hicbir zaman "TURKLUK" ile bir olmadigini biliyordum, ama bu kadar detayli ve sasirtici degil. Osmanlilarin, planli ve bilincli olarak "turkluk" ten kacmalari, intikam almalari v.s. altinda yatan ana neden ne olabilir acaba? Cunku, orta da bir nefret sozkonusu.

Bu arada, gec te olsa; sodomo'yu bu engin calismasindan dolayi tebrik ederim.

Saygilarimla;
evrensel-insan


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 06:47 .