![]() |
Bir Deist Kendisini Tanri olarak Gorebilir/Gosterebilir mi?
Bu soruyu hic dusundunuz mu?
Bir deist, neden kendini tanri olarak gormez/gostermez? Ya da gorur/gosterir mi? Mesela Tasavvuftaki Y.Emre, P.S.Abdal ya da digerleri; aslinda tarikat yoluyla kendilerine varmiyorlar mi? "Bana bende demen, bende degilem; Bir ben vardir, bende; benden iceru" Dizesindeki tanri kimdir? "Kendini tanri olarak gormek/gostermek" aklin nasil bir tanrilastirmasidir? Buradaki amac/cikar ne olabilir? http://www.turandursun.com/forumlar/...ad.php?t=35137 |
Hocam,
Eğer günün birinde bir zekâ mutlak bilgiye, yani herşeyin bilgisine ulaşırsa bence o zaman "Tanrı" olabilir... Mesela hani deniyor ya biz normal insanlar beynimizin sadece yüzde 2 sini kullanabiliyoruz diye. Diyelim ki bizden sonraki nesillerin beyinlerinde giderek daha fazla nöron oluşmaya başladı öyle ki günün birinde beyin %100 ünü kullanabilir hale geldi. Böyle bir insanlık toplumu, beyninin %100 ünü kullanan bir insanlık topluluğu muhtemelen telepatiyi çok rahat kurar. (Biz dahi %2 ile empati dediğimiz şey vesilesiyle telepatinin ilkel örneklerini sergiliyoruz) Yani, senin hissettiğini ben hissedersem, sen ve benim hissettiğimi bir başkası hissederse vs. yani velhasıl günün birinde herkes aynı anda tüm insanlığın ne hissettiğini hisseder ise o zaman "mutlak bilgi" ye şüphesiz çok daha yakınlaşılacaktır... Belki birbirimizi hissetmek ile kalmayacağız, bitkiyi, hayvanıi toprağı, havayı da hissedeceğiz beyinlerimizde... Bu "Tanrı" olmak değildir de nedir o zaman? |
Alıntı:
O zaman zaten teolojiye de tanrilastirmaya da etik her turlu baskiya da gerek kalmaz. Cunku insanoglu her turlu farkini biribirinden ayrilmak icin degil; birlestirip mozaik ve farkli butunlukler icin kullanir. Boylece kendi turu ile sorununu cozer ve tamamen bil kokenli ve bul kokenli bilim ve teknige doner ve bunu da kendi gelisimi degisimi icin kullanir. Sonucta boyle bir bilinc kisiyi tanri degil, kendi yapar. Cunku tanri ve tanrilastirma cikar ve korkusuna da ihtiyac duymaz. |
Alıntı:
Alıntı:
Tasavvufun hiç kolay bir şey olmadığı ne denli karmaşık, tuzaklarla dolu olduğu, hatta şöhretlilerin bile yerine göre çuvalladığı örnek bir beyttir bu aslında. Gerçi bu tip sözler "hal" veya "makam" kavramı ile hoş görülebilir, ki öyledirde-ama "makamlardan kurtulmadıkça" makamların anlaşılmayacağı da acı bir gerçektir. Bu yüzden tasavvufta "bilen söylemez, söyleyende bilmez" denilir. Neyse bir molla Kasım gelir benide sıyğaya çeker, susayım en iyisi :) |
Alıntı:
Bu ihtiyaclarini kendi bunyelerinde gidermisler. Ben ise tnrilasma yerine, insanlasmayi tercih ederim. Alıntı:
Alıntı:
Aslinda susmak disaridan baskasina "onu kendi adina konusturmak" firsati verir. Bunun en guzel ornegi tum tanrilar ve ilah Allah'tir. Sustugu icin, herkes onu kendi algisinca inancinca konusturur. |
Alıntı:
Daha öncede demiştim tasavvufta Tanrılaşma vardır. Tabii bu ulu orta söylenmez ama Sıbgatallah. Gören gözü, tutan eli, işiten kulağı olurum. Attığın zaman sen atmadım.. vs. "Nefisini bilen rabbini bilir" bunu herkes duymuştur.. Peki "Rabbini bilen, nefsini bilir" bunu kim duymuştur? Bunun için İbni Arabi okumak gerekir vs. O sözde kısaca çift taraflı bir sözdür, yani olay madalyon misalidir. Bir yüzü başka, diğer yüzü başkadır.. Özetle Tanrılaşma tasavvufta zaten vardır ama HÂL dir, ehlincede bilinen bir şeydir, lakin gelip geçer bir şeydir.. Bu yüzden HAL erbabının sözü ile hareket eden illaki hata eder.. Alıntı:
Alıntı:
Alıntı:
Gerçi ben susma meselesini Yunusun hikayesinde bir Molla Kasım olayı var ona nazire etmiştim. Rivayete göre: "Yunus, üç bin şiir söylemiş. Bunları bir divan hâline getirmiş. Molla Kasım isimli şeriat bilgini bir su kenarına oturup bu şiirleri okumaya başlamış. Bunlardan binini okumuş ve şeriata aykırı bularak yakmış. Kalan bin tanesini de aynı sebeple suya atmış. Üçüncü bine başlayınca şu beyitle karşılaşmış: "Derviş Yunus bu sözü eğri büğrü söyleme Seni sîgaya çeken bir Molla Kasım gelir" |
Alıntı:
Peki ya "tanrilastirma" "Rabbini bilen nefsini bilir" cumlesi bir cesit imtihandakmi kisinin "ozgur iradesi" mi? Insanlasmadaki "basari" alinan gozlem ile olculebilir. Ayrica bu kisinin kendilik bilisselligi temelinde ve qua felsefesi ile degerlendiginden "devrimci sorgulama" sonuclandirilmaz ve daimidir. Yani oldusu yoktur. Peki bu "molla Kasim" i kim sigaya cekecek? :) |
|
Alıntı:
"Trans-gecis" demektir. Buradaki gecis, fizikten fizik otesine gecistir. Yani fenomenal/emprik ten; ruhsal/sezgisele gecis. Tamamen dusunceyi on plana cikaran ve bunu fenomenden koparan bir bakis acisidir. E.Kant'in tamamen numeninden (thing in itself) "kendi icindeki sey" den esinlenmistir. Trans kavrami "kendinden gecis" olarak ta kullanilir. Tum mistik, tasavvufi, varoluscu iceriktedir. Burada kisinin "olmasindan" ziyade "oldugunu sanmasi" ya da "olmasinin geciciligi" soz konusudur. Pseudoscience, yani sozde bilim temellidir. Konu tamamen kisinin kendini neye inandirmak istiyorsa, onu aklinca kendine dogrulamasidir. Bireyci akilciligin tamamen yasam dan kopmasidir. |
Alıntı:
Hâl, kısaca içinde bulunulan durumdur, bu durumunda zamanla direk bağı yoktur, dolaylı yoldan bağlıdır. Yani bir hâlin, 1saat, 1gün, 1yıl, 40yıl gibi bir ölçüsü yoktur, hâl ne kadar sürerse o kadardır. Halkın, ne hâle düştüm, başıma bir hâl geldi gibi vb. söylemleri gibidir hâl dediğim. Adı üstünde hâl, hâldir. Bir hâl biter diğeri başlar, zincir gibidir, bu yüzden hâl ehlinin söyledikleri o hâl ve geçmişteki deneyimledikleri hâller ile sınırlıdır.. Yani bütünü göremezler. Bütünü görmek "İnsanı Kâmil" kavramı ile ilgilidir, Kâmil, Kemâlat eksiksizlik bütünlük demektir ki bütündeyse ayrılık yoktur. Buda İman ve inkarı cem etmeyi gerektirir, Kemâlat böyle bir şeydir. Alıntı:
Tasavvuftaki Tanrılaştırma da aslında böyle bir şeydir, Tanrı insanlardan ne kadar gizliyse, bu olay tasavvuftada o kadar gizlidir. Öteki türlü, ben Tanrıyım, ben O yum, sen O sun, sen Tanrısın, Enel hak vb. söylemler tasavvufun onayladığı yol değildir. Alıntı:
Bu aşamada kişi anca kendi nefsini bilebilir, buna kıyaslama denir, yani cüzden kül'ü, azdan çoğu kıyas eder...ama ortada olan sadece nefsidir, rab yoktur...aslında ruhu yoktur demeliyiz zira nefsin karşıtı ruhtur rab/ilah değildir. Nefsini bilen ruhunu bilir, doğrusu budur. Bu BİLİŞ neticede ZANNİ bir bilgidir, tek taraflıdır, tahmindir, ummaktır vs. Bu bilişin sonuna geldiğinde, yani nefsini yok ettiğinde altaki durum olur. "Rabbini bilen nefsini bilir" Nefs yok olduğunda ortaya ruh çıkar ki bu seferde nefs ortalarda yoktur. Dolayısıyla kişi madalyonun diğer tarafınıda yaşayınca deneyimleyince, bilgisi çift taraflı olur.. İbni Arabi "Ruh nefs ile nikah eyledikçe, bu ikisinden bir cisim tevellüt eder" der ki esas mesele bu iki kavramı birleştirebilmektedir yani, yoksa nefsi bilmekte ruhu bilmekte tek başına bir anlam ifade etmiyor. İki zıttı birleştirmek, nötr etmek, yani içsel bir çocuk doğurmak, bu tasavvufun bir hedefidir diyebiliriz. Öteki türlü özgür irade filan tasavvufta geçerli akçe değildir, bir ateş gibi içe düşer ve kişiyi kısaca mahveder, irade mirade kalmaz, evinden, işinden, çevresinden kopartır, iyice yalnızlaştırır vs. Alıntı:
|
Alıntı:
"Neyse halim, ciksin falim" Sana bir hasller oldu. Halin harap Halden anlamaz. v.s. Alıntı:
Alıntı:
"Ibadet te gizli, kabahatte" 1960'larda zaten kimse tanri din v.s. ile ilgili hic bir duzeyini baskasi ile tartismaz ve paylasmazdi. Her koyun kendi bacagindan asilirdi. Herkes sadece "kendine musluman" di. Alıntı:
Alıntı:
Alıntı:
Alıntı:
|
Sevgili evrensel-insan,
Alıntı:
Evrende/dünyada/yaşamda kendimi tek hücreli bir canlıdan, mikroorganizmadan, bitkiden, hayvandan, taştan topraktan farklı görmeyen birisi olarak nasıl böyle bir iddiam olabilir? Sevgiler |
Alıntı:
Insanoglunun kendini tanrilastirmasi ya da baskalari tarafindan tanrilastirilmasi yeni bir sey degil. Oradaki linkte tarihi ornekler var. Burada sorunun amaci, eger bir deist tanrisina ozdes bir fenomen ya da bir fizik otesi bulamazsa, ve bireysel bilincte ise "ben bilinci" kendini de tanrilastirabilir. Yalniz senin verdigin yanitlarda, sen insanoglunu kendi ile bile ozdeslestirmiyorsun. O yuzden olmamasi dogal. |
deizm , panteizm vs çok begendiğim felsefeler.
|
Alıntı:
Alıntı:
Yani temel olarak halkın bilişinden çok farklı değildir. Gerçi burada daha derin, inzivadır, münzeviliktir gibi hallerle biliş daha derinleşsede anca NEFS bilinebilir, RUH bilinmez.. Hasılı ortada yok olması hiç bir zaman yok olduğu anlamında değildir, biri varken diğeri yoktur anlamındadır. Doğru şeyler yapıldığında yok olan var da olur. Kişide bunu bilir, hemde Yakin bir şekilde bilir. Alıntı:
|
Bu hiyearsiye gore mumkundur.Deist kendisini tanrinin yeryuzundeki yansimasi olarak gorebilir.
|
Alıntı:
Yani bu karsitlik neyin karsitligidir? |
Tanri insanin ruhuyla baglantilidir cunku tanri bilendir.Insan yeryuzunde yok olur tekrar bir bedene girer Farkli bir beden insan bedeni ama.Bu uygunmudur.Ruhlarin devinimi konusu aslinda?Bedenden bedene gecis yapabilmek ayni beden icerisinde mumkun olabilirmiydi?
Hashasi diye bilinen aslinda hashasla ilgisi olmayan guclu bir orgutlenme vardi zamaninda turk sunnilerine kok sokturmustur. |
Alıntı:
|
Evrensel insan kasddttigim sey birleme anlayabilirsin pekala hiyerarsik dusende olabilir kutsal ruh degisebilir bir beden icerisinde bulunup kasdettigim sey ruh yani olen kisinin hayaletinin tanrisal bedene girdigi yok olup degistigi olabilir.Bunun uzerine fikirlerimi aktarabilirim.Nefs kisiliktir.Olayi anlayabiliyorsun goksel tanri figuru.Programin sifirlandigi yok oldugu hususu anlatabildimmi araplarin arasida bu tur bir tartisma vardir.Kiyamet gununde ruhlarin yok edilecegi hususu.Aslolan birlemedir insanlar bencildir cikarcidir anlatabiliyormuyum ellerindeki sirri kimseyle paylasmazlar.Anlayabiliyorsun.
|
Alıntı:
Nefs benlik bencillik üzerinde hareket eder, yani kendini düşünür, gerekirse şiddete başvurur. Önemli olan kendidir, başkaları değil.. Ruh bencilliğin zıddı, sencillik diyebileceğimiz bir yapı ama kullanımı görülmediği için anlatımı da bir o kadar zor bir yapı. Ruh tamamen ama tamamen başkalarını düşünür, şiddete başvuramaz. Önemli olan başkalarıdır, kendi değil.. |
Alıntı:
Var yoku veren em pozitif varliktir namuslu namussuzu veren em pozitif namustur v.s. Yani nefs ve ruh hangi tek kavramin bir karsitli ifadeleridir? |
Ben hâlâ bu em pozitif dediğin şeyi anlamakta zorlanıyorum. :\
Nefs veya Ruhu tek kavrama indirmek ne için gerekli? onları daha iyi anlamak veya etiketlemek için mi? Nefs gibi değişken, yanar döner bir kavramın tek'lemek ilginç olur. Ruh gibide az bilinen bir kavramın gene tek kavrama indirgenmesi, bu kavram üzerinden anlaşılmaya çalışılması gene ilginç olur. Hasılı ortada tek bir etiketten ziyade, belkide etiketlerden bahsedilmeli, öteki türlü bu radyodur bu da TV dir demek, öyle adını koymak yanlış etiketleme olur, kastettiğin buysa eğer. |
Alıntı:
Bu kavramlar, metafizigin ontolojik temellerinin karsilikli ikilisidir. Materyalizm-madde Idealizm- dusunce Burada bu ikisinin em pozitifi ontolojidir. Burada bir dialektik varken, bu dialektigi monizme indirgemektir, tek birini secmek. Iste marx, materyalizmi; Hegel idealizmi secmistir. |
Alıntı:
Nefs ve Ruh bir elmanın iki yarısıdır.. Elma da burada İnsan oluyor yani. Yani insanın iki özelliğidir bunlar. İnsanlar nefsanide olabilirler, ruhanide olabilirler fark etmez. Gördüğümüz yaşadığımız dünyanın NEFSANİ temeller üzerinde olduğunu, en azından insanların böyle olduğunu ve bu temel üzerinde yaşadığını belirtmeme gerek yoktur, hali ortadır. Aslında Evrim dediğimiz şeyin bir üst basamağı olarak ruh olarak karşımıza çıkıyor ki bunu evrimciler kabullenmiyorlar. Ruh insan gelişiminin adeta bir vites yükseltmesidir. İşin garibi ruhu kabullenen dindar kesimde, adem havva meselesi yüzünden evrimin başlangıcını kabullenmiyorlar. Gerçi onlarda da ruh konusunda kısıtlı bir kabulleniş var, sadece tanrı olarak kabulleniştir bu da. Özetle ortada RUH gibi bir kavram var ama bunu kabullenen olmayınca, Nefs ve Ego (aynı şey) tek başına kalıyor zaten, adeta alternatifi yoktur gibisine altı çizilmiştir.. Her zaman garibime gitmiştir, "Ruh hastalıkları hastaneleri" varken, Nefs hastalıkları hastanesi, veya Ego hastalıkları hastanesi yoktur. İnsanoğlu bilinç altında RUHU hastalıkla özdeşleştirmiştir, lakin NEFS veya EGO 'yu bu kapsama almamıştır.. Ruh = Tabu 'dur. |
Alıntı:
Nefsin ruhu, ya da ruhun nefsi nedir? Ayni maddenin dusuncesi ya da dusuncenin maddesi gibi. Ayrica burada nefs fenomenal bir gorungu ise yani fiziksel vucut ise; bunun da hastahanesi var? Ruh temelli olarak ta; psikiyatri, psikoloji temelli hastaneler var. Hem terapi hem de tedavi olarak. |
Alıntı:
Alıntı:
Bildiğim insanın nefsi yada ruhu olur, veya diğer canlıların. Ama şöyle diyebilirim, sanırım bunu daha öncede demiştim. Nefs varken ruh gizlidir. Ruh varkende nefs gizlidir. |
Alıntı:
Gece varken gunduz nerde? Gunduz varken gece nerde? Hergecenin bir gunduzu ve her gunduzun bir gecesi yok mu? Yani biri digerini gun olarak tamamliyor. Burada gun em pozitif. |
Alıntı:
Biz şimdi gündüzdeyiz diyelim, gecenin olmaması onun hiç bir zaman olmayacağı anlamına gelmiyor. Aynen bunun gibide NEFS üzerinde olabiliriz, ama bu RUH üzerinde olmayacağımız anlamına da gelmiyor. Alıntı:
Gece gündüz olayıda bir nevi tekrardan veya döngüden başka bir şey değil aslında. Gece, gündüz = GÜN Nefs, Ruh = İNSAN -------------------------------------- Ne geçen bir zaman, ne gelen bir zaman var. Ne geçmiş bir gün, nede gelecek bir gün var. Dünya üzerinde asırlar geçmiş diyorlar amma. Sanma ki tek bir günden başka bir gün var. Güneşin doğuşu batışı tekrardan başka bir şey değil. O tekrar da tek'i anlatır maksatıysa teferruat değil. Sen o tekrarla hayalinde garip bir hesap tutarsın. O tuttuğun hesap dahi, tek bir günü unutturası değil. O tek bir gün bugündür, yani şimdi yani şu an. Hergün bugün, bugün de hergün yok başka an. Zamanın en kısa birimini ah bir anlasan. Onda hayal yoktur, gerçek vardır hemde her an. Ben zamanın içinde değilmişim o benim içimdeymiş. Bir yanılgıya düşmüşüm, o hayaller gerçek değilmiş. Zaman dedikleri mefhum, meğer geçmez akçeymiş. Bugün doğup bugün öleceğim, ömrüm düşüncemmiş. Bugün doğan bir İnsan, olmayan yarında nasıl ölsün. Dünü yarını boş verelim, Bugün doğan bugün ölsün. Birilerinin hesabı kitabı, senin felâsife'n olmasın. Zamansızlık gerçektir, hayalde ki zaman şimdi ölsün. |
Alıntı:
Dolayisiyle em pozitif algisi ve biligisi, determinizmin getirdigi monism inatciligina son verir. Cunku em pozitifin karsitlari ikilem olarak bir birini tamamlar. Em pozitif bulunmazsa da, diyalektik monism cikmazina girerler. Bu cikmazdan dualist olarak cikmaya calissalar da, nafile. Cunku dialektigin dualitesi yoktur. Iste o yuzden epistemolojik mantik, uclemi buldurur. Yani madde dusunce ve kavram. Biri olmadan digeri de olmaz. maddeyi ortayakoyan dusuncedir, dusunce hem masdde hem de kendini kavram ile ortaya koyar. Yani beyin, yetileri ve fonksiyon. Aslinda her bir ortaya koyum, 7'li bir olusumdur ve sorun bu olusumu tekrar tartismaktir. Bu yedili olusum; karsitlik, ikilem, kendisi, karsiti, bir, pozitif ve noktadir. Karsitlik kendisini, ikilem karsitini verir ve karsitligin kendisi pozitif, ikilemin karsiti bir ve de bir ve pozitif noktadir. Iste bu "gorusun noktasi" degil "noktanin gorusu" dur. Uzun zamandir x ve y yapilandirilmisligi hakkinda yazmamistim. :) |
Alıntı:
Diğer türlü örn. "sevgi ve nefret" ne kadar çelişki veya ilişki ise Nefs ve ruhta o kadar çelişki ve ilişki içindedir benim için. Alıntı:
Ben bu kadar ölçüye göre hareket etmeyi sevmiyorum, favorim SERBEST düşünmektir, illa bu ölçüler olacak diye bir derdimde olmuyor açıkcası. em pozitif yabancı bir kavram olunca anlamını anlamam normaldir. Alıntı:
|
Alıntı:
Burada senin "olcu" dedigin, insanoglunun bilincsizce kendini her turlu cendereye soktugu ve zihnini sinirladigi yapilandirilmisligin yapi ve isleyisinin evrensel temelde farkina varmak ve bilincine varmaktir. 7 benim sucum degil, insanoglu 7'li yapilandirmis; elden ne gelir! :) Tabi burda elden gelen bu 7'linin bilisselligi olarak her turlu 7'linin hic birini sahiplenmeme Adina onlari serbest birakmak ve zihniyetin insanlasmasina yonelmektir. Bunu yapmamak, tamamen "suclu" olarak ve yuzeysel gorsel ile insanoglunu "suclamak" v.s. dir. Halbuki bunlar insanoglunun elbisesidir, kendisi degil. Yani "dogru/yanlis v.s. olan insanoglu degil; onun dusunce ve davranisina baskasinin kendi degerlerince verdigi algisal degerlendirmedir. Iliskinin celiskisi mi/celiskinin iliskisi mi? :) Uyumun uyumsuzlugu mu/uyumsuzlugun uyumu mu? Bu sorular "tavuk/yumurta" ya benzemez. :) |
Alıntı:
Latife yapmıştım zaten, doğru bir şey başkaları da savunduğu için doğru olmak zorunda değil, veya savunulmamak zorunda değildir, anlıyorum. Alıntı:
Alıntı:
|
Iliskinin celiskisi mi/celiskinin iliskisi mi?
Uyumun uyumsuzlugu mu/uyumsuzlugun uyumu mu? Sence hangisi? |
Alıntı:
Duruma göre uyum veya uyumsuzluk veya hepsi, bazı durumda hiç biride olabilir benim için, kendimi şartlamam bu konularda. Hatta bazı ilişkileri çelişki, bazı çelişkileride ilişki olarakta ele alabilirim, bu çok yaptığım bir şeydir, çünkü ters açı bakmayı çok severim. |
Alıntı:
Mesela evren, kaotik kozmos mu/kozmotik kaos mu? Biz boyle oldugumuz icin mi insanogluyuz, yoksa insanoglu oldugumuz icin mi boyleyiz? Ters mantik "at gozlugu" nden kurtulmaktir. Halbuki toplum sevmez ve "sen ters konusuyorsun" der. evrensel-insan zihniyeti olana her yonu ile ters mantiktir. Yani delalet/aykiridir. |
Alıntı:
Örn. bana çok şişmansın veya kilo almışsın dendiğinde. Yo benim kilo sorunum yok, boy sorunum var, 20cm daha uzun olsam dal gibi adamım vs. derim. Veya bana sigaranın zararını vaaz edene.. Sigara içmiyorum diye sevineyim deme.Diye dörtlük bile söylebilirim-ki bir kaç kişiye söylemişimdir bunu- O yüzden ortama uyumum bile uyumsuzluktur aslında, yapım böyle maalesef. Anlaşılan sende öylesin, işin zor vesselâm. :) |
Alıntı:
Örneğin: Gökkuşagı 7 renklidir(insan gözünün gördüğü) Dünyanın 7 harikası vardır. Soyumuz 7 göbekdir. Dünyada varsayılır 7 kapı vardır. Büyük ayı 7 yıldız'lıdır. İnsan 7 çakralıdır, Nota sayısı 7'dir, İslam dininine göre kainat 7 safhada yaratıldı. Kabe'nin etrafı 7 kere tavaf edilir (dolaşılır). Manevi bilgeliğin rakamı yine 7 dir. Katoliklerde 7 sakrament esasdır. Yahudilerde kutsal şamdan 7 mumlu. Eski Yunan uygarlığında 7 akıllı adam varsayılmıştır. Mitolojide ise 7 esas tanrı varsaymışlardır. Mısır'da Güneş tanrısı Ra 7 ruhludur. Tibet'te 7 Buda vardır. Çin'de kutsal 7 element. Feng shui'de iletişim sayısı 7. Tamamlanmış olmak eşittir = 7'dir. Afrikalıların kwanza bayrami 7 sembollüdür. Zulu süsleri 7 renkli. Eskimolarda kar 7 isimli Hürmüz bile 7 kocalı Tatil haftanın 7. günündedir Çiceklerden 7 veren gül 7 tepe üstünde Rio, 7 tepe üstünde Roma, 7 tepe üstünde İstanbul, Yuzde 7 nokta (acik) var. (agiz, kulak 2, burun 2, goz 2), Dünyada var olmus 7 kita, Denizlerin figurativ sayisi 7, kızilderililere güre mevsimler 7 tane? Avustralya yerlileri aborjin ve kulin'lere güre de mevsim 7 tane. Tum Japonlarda rakamlarin en uğurlusu 7. Tarot falında 7 zafer. Pamuk prenses ve 7 cüceler. Gökyüzü 7 kat |
Alıntı:
Bu aslinda olgunluk olarak "kendin ile alay edebilme" bilincidir. Mesela kucukken gozluk takilirsa "dort goz" denir, kizdirmak icin. Halbuki "haklisin, iki gozum; iki de gozlugumun gozu var ve toplamda eder dort" diyebilmeli. Alıntı:
Mesela herkes normalde kendi degerlerini dogrusunu inancini v.s. ortaya koyar ve kendisinde olmayana karsi cikar; evrensel-insan zihniyeti ise; bu normalligin bir sorun oldugunu ortaya koyar. Herkes diyelim hakli ya da haksizligi ortaya koyar, evrensel insan zihniyeti de hak kavraminin sorununu ortaya koyar v.s. "Herkes giderken Mersin'e, e.i. zihniyeti gider tersine" |
Alıntı:
Bence 7 sayısı yan yana gelmiş yedi tane 1 e verilen isimden başka bir şey değil, aslı 1 olan bir şeyin tekrarı neticede, (Ters açı burada devrede yani) Örn. 7 kıta olmasıda çok bir şey değiştirmiyor, onunda aslı 1 neticede. Pangea (süper kıta) fikrini ortaya atan kişi hayatı boyunca kâle alınmamış, adeta dünya yuvarlak diyen gibi olmuş, ölümünden sonra okyanus dibi haritalarıda filanda iyice netleşince, Pangea fikrine hımmm.. olabilir denmiş. Onun öncesinde kıtalar arasında karasal köprüler varsayılıyormuş. vs. |
| Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 19:38 . |