![]() |
Güneş ve Ay
Neden gün olarak Güneş'i ve zaman dilimi olarak Ay'ı alırız ?
Bilen varmıdır? İşin sonu mistik öğelere dayanacak gibi bir his var içimde. |
Günhan ile ilgili Türk Mitolojilerinde Günhan güneşi karşılayan tanrıdır.
bu gün meselesi sitede işlendi galiba. aslında bunu açacaktım ama daha önce yazılmış olabileceğini düşünerek vazgeçmiştim. |
Alıntı:
|
Alıntı:
Yada bana öyle geliyor. |
Alıntı:
|
eski insanlar açısından olaya bakmaya çalışalım, gökte gündüz ve gece kendisini belli eden iki belirgin cisim var; güneş ve ay. Bunlardaki dönüşümler sürekli olarak belli aralıklarla oluyor, güneşin doğuşu bir başlangıç batışı ise bir bitiş anını temsil ediyor, ikisi arasında ise gökte kaldığı bir süre var, bu zaman dilimine eski insanların bir ad koyduğu anlaşılıyor. Ay da güneş gibi doğup batıyor ama onun güneşten farklı bir yanı daha var, belli sürelerde hilalden dolunaya dönüşüyor, zamanla değişip tekrar başladığı görünüme dönüyor, Ay'daki bu dönüşüm de bizim "ay" dediğimiz yaklaşık 30 günlük süre zarfında oluyor, adı da buradan geliyor gökteki Ay'dan.
Kısacası zaman algısının adlandırılmasının altında yatan şey gökteki iki büyük bilinmez gök cismindeki periyodik değişikliklerdir, Dünya biraz daha hızlı dönseydi kendi etrafında gündüz ve gece 6 şar saatten toplam 24 değil de 12 saat olurdu, Ay biraz daha yavaş dönseydi dünya etrafında kendi dönüşümünü 30 değil de 60 günde yapsaydı o zaman da 60 güne 1 ay der, bir yıl da 12 değil 6 ay'dan oluşurdu. Bu süreler dünya ilk oluştuğu zamandan bu zamana böyle olacağı için de biz canlıların evrimi bu sürelere uygun bir şekilde gelişmiş olurdu. eski inançlarda güneş ve ay'ın önemi büyüktü mesela Eski Mısır'da Tanrı Ra güneş battıktan sonra yer altında savaşa başlar her sabah güneşin doğuşu ile o savaştan galip olarak çıkardı. Bu yüzden gökteki bu iki büyük cisimdeki sürekli batışın, doğuşun, dönüşümlerin her birinin taşıdığı anlamlar, Tanrıların bunlar aracılığıyla insanlara verdiği mesajlar vardı, hatta bunlar Tanrıların bizzat bu dünyaya gelişleri gidişleriydi, eski insanlar için bu böyleydi, hal böyle olunca periyodik bir sürecin başlangıcı ve sonu inançlar açısından bir anlam taşıyınca geriye bir tek arada geçen zamanın da adlandırılması kalıyordu. |
Alıntı:
Katkı sağlayan değerli yazarlarımızın ellerine sağlık. |
Alıntı:
Bu tamamen güneşe endeksli bir kavram olarak ortaya çıkmış. Buna hiç teori gözüyle bakmadım. 30-31 günden oluşan zaman dilimine "Ay" diyorsakta bunun gökteki "Ay" ile ilgisi yok. Sadece isim benzerliği. Çünkü gökdeki ayın Dünya etrafındaki bir tam turu 30-31 gün değil, 29,5 gündür. 10 günlük fark hep buradan kaynaklanır. Önceden ay takvimini kullandığımız için 30-31 günlük periyoda "Ay" ismini vermiş de olabiliriz.Ama dediğim gibi ay periyodu 29,5 gündür. Bence sadece isim benzerliği. Teorilerine gelince, hiç bir fikrim yok. Ben Dünya üzerinde -çoğrafi konumum gereği- işime en yarayanını kullanırım. Güneş... |
Alıntı:
Yalniz ben; metafizik/fizik otesi temelde ay ve gunese yuklenen anlam ve icerikten bahsettim. Mesela Ataturk'un gunes uzerine bir teorisi mi vardi/ya da olan bir teoriyi mi savunuyordu? Cunku metafizikte gokteki bu iki cismin, sembolik anlam ve icerikleri vardir. Hatta tanri/ca lari vardir. Niye ay isine yaramiyor mu? En azindan geceyi bir nebze aydinlatiyor ve yolda yuruyene "guven veriyor" Bir de ay "dede" dir, peki gunes nedir? Güneş Dil Teorisi, Türkçe'nin dünya tarihindeki ilk dillerden biri olduğunu savunan dilbilim teorisidir. Teori, 1930'lu yıllarda Mustafa Kemal Atatürk tarafından desteklendi ve bizzat geliştirildi[1], ancak dilbilimciler tarafından kabul görmedi ve kısa sürede önemini yitirdi.[2] Atatürk'ün 1938 yılında vefatının ardından İbrahim Necmi Dilmen Ankara Üniversitesindeki Güneş-Dil Teorisi ile ilgili derslerine son verdi. Öğrencileri bunun sebebini sorduklarında "Güneş öldükten sonra onun teorisi nasıl hayatta kalabilirdi" diye cevap vermişti.[3] 1990'lı yıllarda bazı yazarlar tarafından, Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluş ilkeleri, ilk yıllarındaki icraatları ve Atatürk İlkeleri hakkında, Güneş-Dil Teorisi çalışmaları örnek verilerek, resmi devlet ideolojisi, Kemalist ırkçılık ve etnisitenin inkâr edilmesi gibi tanımlama ve yorumlar getirilmiştir.[4][5] Bu amaçla Atatürk'ün sahiplendiği Güneş-Dil Teorisi ve Türk Tarih Tezi hakkında akıl dışı rivayetler uydurulduğu ve Atatürk'ün, "safsatalara inanan biri" olarak gösterilmek istendiği yazılmıştır. Bunların, Atatürk Devrimlerini ve onların etkilerini eleştirme maksadı taşıdığı ve postmodernist dalganın etkisiyle yapılan yayınlar olduğu savunulur. http://tr.wikipedia.org/wiki/G%C3%BC...9F-dil_teorisi ay-dil teorisi ernest böklen tarafından 1920'lerde ortaya atılmıştır teoridir. teoriye göre; ay'ın değişik biçimleri ilk insanlar tarafından ağza benzetilerek ve taklit edilerek sözcükler doğmuştur. Dil bilimciler,dilin en küçük birliği olan kelimenin doğuşu konusunda ortaya çeşitli teoriler koymuşlardır: 1) YANSIMA TEORİSİ: Bu teoriye göre dil,ses veren bütün yaratıkların sesleri taklit etmesi suretiyle doğmuştur. 2) PUH PUH (AHU) TEORİSİ: Bu teori, dilin duygular belirten seslerden veya ünlemlerden doğduğu düşüncesindedir.İlk insanların, çeşitli yaratıklar veya olaylar karşısında şaşkınlık, korku, hayranlık sesleri çıkardığı; sonra da bu sesleri tekrarlamak suretiyle kelimeler meydana getirdiği ileri sürülmektedir. 3) İŞ (YO-HE-HO) TEORİSİ: Bu teori, dilin doğuşunu işe bağlar.Buna göre kelimelerin çoğu, insanların çalışırken çıkardıkları seslerin şekillenmesinden meydana gelmiştir. 4) AY-DİL TEORİSİ: Bu teori, insanların Ay üzerinde inanç biçimleri düşünerek, ilk kelimeyi ondan aldıklarını ileri sürmektedir. 5) GÜNEŞ-DİL TEORİSİ: Bu teoriye göre Güneş bütün varlılara hayat kaynağı olduğu gibi, dilin doğuşuna da kaynak olmuştur. 6) TÜRKÜ (LAY-LAY )TEORİSİ: Bu teoriye göre dil ile müzik arasında sıkı bir bağ vardır. Dil müzikten çıkmıştır. Kaynak: Akif AĞIRGÖL ve Cafer ÖZKAN kaleminde ki ''Kaynak Dil Bilgisi''kitabından.. |
Alıntı:
Alıntı:
Ay "Dede" dir elbette. Allah'da "Baba"... Sempatikleştirmeye uğraşmışız. Güneş'in ihtiyacı olmamış sempatikleşmeye. Hep sempatik çünkü :) |
Insanoglu her bir sekile fenomenal gorunguye bir sembol yuklemistir.
Asagida gunese yuklenmen sembolun aciklamasi; Işığın göklerdeki yerinde ne güzel görünürsün, Ey yaşayan güneş, Sen ki ilk yaşamaya başlayan… Güneş kendini aydınlatmasının ardından tüm göksel ve dünyevi cisimleri aydınlatır. (Dante) Güneş hemen hemen tüm tradisyonlarda kutsallık atfedilen, ışığın, bilginin, iyiliğin, Yaratıcı gücün, Ruhsal Yönetim’in temsili olarak ortaya çıkan bir semboldür. En yüce kozmik güç; her şeyi gören ilahilik ve onun gücü;Tanrı’nın fizik ortamda tecellisi, kozmosun kalbi; varlığın ve sezgisel bilginin merkezi; dünyanın zekası; aydınlanma; dünyanın, gündüzün ve adaletin gözü; fethedilmemiş olan; ışık; parlaklık; adalet, asalet güneşle ilişkilendirilen kavramlardandır. O, pek çok toplumda kabul edildiği gibi İlahi İyiliğin görünürdeki imajı, 'Işığın Aşkın' arşetipi’dir. 'İlahi Işığın Kelamı' olarak da kabul edilir. Gelmiş geçmiş tüm kadim bilgeliklerde Güneş sembolüne rastlanır ve pek çok tradisyonda insanlığın manevi eğitimlerinin Görünenin Ardındaki Görünmeyen Güneş tarafından yapıldığı iddia edilir. Güneş sembolleri olarak kullanılan pek çok sembol vardır; dönen tekerlek, disk, merkezinde nokta olan daire, ışınlar yayan daire, svastika, ışığı ve güneşin ısısını ifade eden düz ya da dalgalı ışınlar, beyaz veya altından olan ve güneş tanrıların sürdüğü ışıklı savaş arabaları, dünyada güneşten gemileriyle yolalan güneş tanrılar, ışıklı bir yüz, bunlardan bazılarıdır.Ayrıca ortak olarak tüm kadim uygarlıklarda Güneş Sembolüne rastlanır. Hepsi kendi anlayışlarına göre bu sembolü ifade etmişlerdir. Daha fazla okumak isteyen icin; http://www.astroset.com/bireysel_gelisim/sembol/s16.htm |
Alıntı:
"Alacatan bunca varligi bosuna mi oldurdu/elbet bir ilahi/aklin ermedigi/onun ancak bildigi bir nedeni vardir " -ote fizik motosu, soylev 5 |
Aslinda "turk/islam sentesi" olarak ayin neyi simgeledigini ve islam ile turkculugu nasil birlestirdigini arastirmak lazim.
Allah "El-ilah" olarak "Ay tanrisi" olarak bilinir. Bu sentez de ilginc olan ayin hersekli degil de; sadece hilal seklinin sentezi olmasidir. Camilerin tepesinde ve bayrakta hilal bulunur. Mesela neden "Dolunay" bulunmaz? Ay'ın evreleri şu isimlerle adlandırılır: Yeni ayAy'ın aydınlık olmayan tarafı Dünya'ya dönüktür. Ay, Dünya'dan açıkça görülemez. Fakat Güneş tutulması süresince görülebilir. HilalAy Güneş'in doğusunda kalmaktadır. Ay - Yer - Güneş arasındaki açı 90°den küçüktür. Hilal evresinin gözlem süresi kısadır. Çünkü Güneş battıktan sonra batı ufkuna yakın gözlenir. İlk dördünAy'ın yeni ay evresinden bir hafta sonra yarım daire biçiminde (D) göründüğü evre; Güneş'e göre açısal uzaklığı 90° olduğu andaki görünüşüdür.Şişkin ayİlk dördün safhasından sonra Ay'ın uzanım açısının 90° ile 180° arasında olduğu zamanlar oluşan evre şişkin evre olarak bilinir.DolunayAy'ın tam bir daire olarak dolgun, parlak görüldüğü evre. Son dördünAy'ın Dünya'dan sol yarısının aydınlık gözüktüğü evre. http://tr.wikipedia.org/wiki/Ay%27%C4%B1n_evreleri Hilâl'in günümüzdeki dini sembollük işlevi Muhammed döneminde bulunmamaktaydı. Hilâl, Arapların fethinden önce de Sasani İmparatorluğu'nun sembolüydü. Arapların imparatorluğu ele geçirmesinden sonra sembol Müslüman idareciler tarafından benimsendi ve güçlerinin sembolü olarak ve İslâm'ın sembolü olarak muhafaza edildi. Hilal aynı zamanda Osmanlı İmparatorluğu'nun da sembolüydü. Günümüzde pek çok müslüman ülkenin bayrağında veya armalarında (Kızılay da olduğu gibi) Hilâl sembolü kullanılmaktadır. Hilâl edebiyatta sevgilinin kaşlarını sembolize etmek için kullanılır. Hilâl tapınması Ay tapınması değişik toplumlarda, değişik sembol ve isimlerle ifade edilen ay tanrıları'na yapılan tapınmaları ifade eder.[1] Ainu mitolojisi-Chup Kamui , Akad-Babil, Sin (Sumerian: Suen). Bu isim Enzu olarak değişikliğe uğramıştır, Arabistan mitolojisi; -Illat, Hilal, Hubal, Sin, Ta'lab, Wadd, al-Ilah Aztec mitolojisi, Coyolxauhqui ,Metztli ,Tecciztecatl Bask mitolojis,Ilazki Kenan mitolojisi-Jarih, Nikkal Kelt mitolojisi-Góntia Lair bál Hilâl sözcüğü "Seherin oğlu Hilâl, Parlak Yıldız" (Helel Ben Shachar-İbr.) sözcüklerinden gelir. Buradaki helel hilâl, ben oğlu, Shachar seherdir. Batı dillerinde bu sözcükler "Crescent, son of the morning star" (İng.) olarak çevrilmiştir. Helel Ben Shachar - Hilel Ben Sahar: Ey seherin oğlu Hilâl, Parlak Yıldız - O Crescent, son of the morning star Hilâl Babil'in üçlü tanrılarından biri olan Sin'in sembolü olarak kullanılmaktaydı. Sin Babil'in Hilâl tanrısının adıydı ve diğer tanrılarla, İştar (beş köşeli yıldız-pentagram) ve Şamaş (güneş) ile üçü bir arada bulunan bir üçlüyü oluşturuyordu. Sin'in sembolü hilâl şeklindeki bir Ay'dı. Hilâl (Sin) aynı zamanda insanların kaderlerini belirleyen bir tanrı olarak görülüyordu. Özellikle Arabistan yarımadasında bu tanrıya ait tapınaklar bulunuyor ve tapınılıyordu. Bu yöredeki Ay tanrısının adı, Babil'deki Sin'den farklı olarak Hubal'dı. Hilâl başlı başına bir tanrı olmayıp, Baal'ın-Hubal'ın simgelerinden biridir. Hilâl ve Beşgenyıldız simgeleri Baal ve İştar adıyla, güneş simgesi ise Baal'ın diğer bir adı olan Tammuz'la özdeştirler. Bu nedenle genellikle hilâl ve beşgenyıldız bir arada bulunurken, Tammuz'un sembolü haç işareti bunlardan ayrı olarak yer alır. Bununla birlikte her üçü birden, efendi anlamına gelen tek bir tanrı Baal'dır. Bunların asıl üçlük olarak birleştikleri tanrı ise, aslında Babil'in baş tanrısı olan Marduk'tur. http://tr.wikipedia.org/wiki/Hil%C3%A2l |
| Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 11:14 . |