![]() |
Adem ve Tarım
Tanrı ademi yarattığında ona bazı bilgilerde verdiği söylenir.Bunlardan biride tarımdır.Ancak arkeolojik kanıtlar tarımın mö 10.000-8000 arasında ortadoğuda başladığını söyler.
1- Tarım ilk insana verilmiş bir bilgi olsaydı şuan Dünya nüfusu 7 milyardan kat kat fazla olması gerekirdi. ( inanmayan olursa söylesin nedenini yazarım) 2- Böyle önemli bir bilgi nasıl insanlar tarafından unutulmuş olabilir? |
Bu dinler insanların kendi atalarına yaptığı en büyük saygısızlıktır. Bu atalarımız senelerce didinip çalışıp bizi hayvanlar gibi yaşamaktan, hayatta kalma yarışından çıkarmışlar. Bu dinler ise bu atalarımızın emeğine hakaret etmekten başka bir şey yapmıyor.
Bu bizim akılsızlar zannediyorlar ki, Allah bunlara mandalinayı, portakalı, karpuzu, muzu böyle tatlı ve yenebilir verdi. Koyun, tavuk, at ve köpek bugünkü halleriyle zaten vardı sanıyorlar. Bugün yediğimiz her şey insanlar tarafından yapay seçilimle türetilmiştir. Hepsi insanın binlerce yıllık emeğidir. Köpek denen bir tür dünyada 20000 yıl önce yoktur. İnsanların kurtları değişik alt türlerle çiftleştirmesiyle günümüze kadar ulaşmıştır. Köpekler daha kolay yiyecek bulmak için özgürlüklerini feda etmiş kurtlardır. |
Öncelikle şu kanıyı sorayım,
Dediğiniz gibi Arkeoljik kanıtlar tarımın mö 10.000-8000 arasında ortadoğuda başladığını söyler. Peki acaba arkeolojik kanıtlar şunu diyebilir mi, biz bulduk dünyanın her yerine baktık, ve başka yerde daha çıkmayacak, dünyanın her yerini aradık taradık, tüm toprağı elden geçirdik, bulamamıza imkan yok. Anlatabildimmi, yani arkeoloji bir delil ile dir, ama delil yoksa o zaman delil yetersizliğinden katili serbest bırakmak lazım geliyor ise, delili bulamama ihtimali ne olacak ? |
Alıntı:
Bilim sana iyi kötü de olsa somut, gözlemlenebilir, elle tutulabilir, kişiden kişiye göre değişmeyen, gerektiğinde yanlışlanabilir bulgular sunuyor. Sırf bir coğrafyada dünyaya geldi diye bir insan o coğrafyanın tanrısına inanmak zorunda mı? Hiçbir dayanağı, akıl yolu yok. Zaten din akıl, mantık değil, nakil işidir. |
ömrünün sonuna kadar yiyecek sıkıntısı çekmeden,vahşi hayvanlardan ve soğuktan korunarak yaşamak varken insanlar neden göçebe olarak her türlü tehlikeye açık bir şekilde yaşamayı seçsin ki ?
Sen olsan hangisini seçerdin alpha ? |
Bunun çözümü;
Tanrı tarımı verdi demek kalkıp da hani şu modern sanayi tarımı gibi değil elbette, hani bi giriş ilkokul gibi. Çünkü tanrı bize o geliştirme gücünü vermiş. Hem ne kadar tarım da olsa et yemeyi severiz yani (çoğunlukla). Yani her gün her gün buğday mı yicez. Ee tabi bakmak lazım geyiğin kuzunun vs tadına ki iyi bir şey. Hem tarım öyle bişey ki başta da dedim hala gelişiyor, mesela Fatih Sultan Mehmet hayatında hiç domates yemedi. Peki tarımdan bi haber mi idi. Hayır değildi. Sadece o kadar gelişmiş bir tarım değildi. Yani bizim kadar. |
Dostum İslama göre Kabil hayvancılıkla uğraşıyordu. Yani et kaynakları da vardı. Sanırım hikayeyi hiç okumadın. Nerden saldıracağını şaşırıyorsun. MÖ 10.000 de toprak kazılır buğday ekilir belli bir süre sonrada biçersin teknolojiyle beraber sadece işler hızlı oldu. Buğdayın oluşmasında değişiklik yok. Tarım yapmayı ya biliyorsundur yada bilmiyorsundur bu kadar net. İşler kolay veya zor yoldan yapman bir şeyi değiştirmez.
|
Anadolu da bi çok insanda hayvancılık yapıyor ama bunun anlamı mercimek çorbası içmiyolar demek değil.
|
Ben tarım yapanlar vejeteryandır veya hayvancılıkla uğraşanlar sadece et yer demedim ki
Mantıklı şeyler yaz lütfen. |
Diyor ki ;
Tarıma geçiş insan sağlığını olumsuz etkiledi. Avcılık ve toplayıcılıktan tarıma geçiş başladığında tüm dünyadaki insan popü lasyonları benzer bir eğilim yaşadı: İnsanların genel sağlık durumu kötüleşti ve boyları da kısaldı. Kaynak : http://www.biltek.tubitak.gov.tr/hab...s524_10_11.pdf (Tübitak Bilim ve Teknik dergisi sayı 524 sayfa 10-11) |
Alıntı:
1963 Dünya nüfusu 3.195 Milyar 2013 Dünya nüfusu 7.125 Milyar 50 yılda iki katından fazla artmış dünya nüfusu. Dünya nüfusunun çok hızlı bir şekilde artmasının tek nedeni var; ölüm oranlarının azalması. Ölüm oranlarının azalmasının da tek nedeni var; bilimin çok hızlı gelişmesi, özellikle sağlık alanında devrim niteliğindeki buluşların yapılması. 50 yıl öncesinde salgın ölümcül hastalıklar bugün çok kolay tedavi edilebiliyor. Aşı ile 3000 yıldır bilinen çiçek hastalığına şuan yakalanmıyoruz mesela. Uzun lafın kısası 7 milyardan kat kat fazla olması gerekir, ama bu sayıyı önleyecek nedenler de var. |
Benim de aklıma şu geliyor.
Aç ansiklopedileri bak kardeşim. Önce avcılık, toplayıcılık var. Bu, bilinen bir gerçek. Tarıma geçiş çok sonralarıdır. Adem nasıl tarıma geçiverdi hemen. Din kitaplarının dışında bir kaynak var mı ki, bize söylesin: "önce tarım vardı" diye. Zaten ekilen biçilen şeyler bile günümüzdekiler gibi değildi. Sen nereye tarım yapıyon. |
Daniel Quinn nüfus artışını pek bilmediğimiz bir sebebe bağlamış,
"Daha çok besin, daha çok insan" diyor, bunuda "Büyüme ve Ekolojinin ABC’si" ve "Üç Örnek Açıklama" gibi başlıklarla uzun uzadıya anlatıyor. Alta ki yazının tamamı ve diğer yazıları için buraya bakabilirsiniz. Kendisi bir kabile yaşam savunucusuymuş, pek öyle olaylara modern insanlar gibide bakmadığını hatırlatalım bu Amerikalı abimizin. Alıntı:
|
Alıntı:
1802 Dünya nüfusu 1 Milyar 1927 Dünya nüfusu 2 Milyar Sebebine gelecek olursak Sanayi Devrimidir. Sanayi devrimi ile birlikte işsizlik sorununun ortadan kalkması halkın para sıkıntısı çekmemesi daha rahat yaşam koşulları nüfusu arttırdı. Ben sana MÖ 10.000 de Nüfusun neden arttığını da yazayım. İnsanların tarıma geçmesiyle birlikte yerleşik hayata da geçti. Çünkü tarlanı ekip sonrada çok uzaklara gitmen imkansız. Tarlanın başında durup ürününü koruman lazım. Bakımını yapman lazım. Kadınlar açısından bakarsak göçebe hayatında sürekli hareket halinde olan bir kadın en fazla bir çocuk bakabilir. Çünkü çocuğu yürürken kucağında taşıyacak 2 veya 3 çocuk taşıması çok zor. Birde avlanacak hayvan bulamadıklarını düşün. Ancak sabit bir yerde ve evi olan bir kadın 10 çocukta yapsa çocuklarına bakabilir. Birde besin sıkıntısı olmadığını eklersek. İnsanlar neden çocuk yapmasın ki . insanlar tarıma geçtiğinde kabile şeklinde yaşıyorlardı. Bir kabilenin de nüfusu 30 u geçmez o dönemde yani 15 kadın 15 erkek olarak düşünürsek. 15 kadın 1 yerine 3 çocuk yapsa nüfus 50 yi geçmez. Yani nüfus artış hızı arttı ama nüfus hemen artmadı. Birde tarıma ve hayvancılığa neredeyse aynı zamanda geçildi. Hayvanlardan bulaşan hastalıklara karşı o dönemde bağışıklık kazanmadığımız için insanlar patır patır öldüler. kadın isterse 10 çocuk yapsın 8 i ölecek. İnsanlar çok çocuk yaptı ama bir o kadar da öldü. 500 yıl önce bile salgın hastalıklardan milyonlarca kişi ölüyordu. MÖ 10 000 de hiçbir hastalığa karşı bağışıklığımız yoktu. Nüfusun artmaması normal. Bu olaylarla birlikte( tarıma geçiş ve sanayi devrimi) nüfus artmadı nüfus artış hızı arttı. Nüfus artış hızının artması hemen etkisini göstermeye bilir. MÖ 10.000 de olduğu gibi. Ancak sanayi devriminde hastalık gibi büyük sorunlar yoktu. Nüfusta 1 milyardı. Birde tarım her yerde aynı anda başlamadı. İngiltere de başlaması için 6000 sene geçmesi gerekti. Ulaşım ve haberleşmeden dolayı.Eğer tarım ilk insanla başlasaydı. Dünyada nüfus artış hızını tetikleyen diğer olaylarda erken başlamış olacaktı.Kısaca nüfus 7 milyardan kat kat fazla olurdu. Umarım anlamışsındır. Jared DİAMOND'un Tüfek Mikrop ve Çelik adlı kitabını okursan daha iyi anlarsın. |
Alıntı:
11.700 sene öncesinde Buz Devri henüz bitmemişti (ya da geçici ılıman dönemlerinden birinde değildi şimdiki Holocene Çağında olduğu gibi). Tarımın başlaması ile Buz Devrinin bitmesinin aynı tarihe gelmesi tesadüf değildir. Adem'in oğullarının Allah'a kurban sunduğunu, bu yüzden birbirini öldürdüğünü öğreniyoruz Kuran'dan. Tevrat'ta ise daha da detaya girip bir tanesinin koyun çobanı, diğerinin de çiftçi olduğunu söylüyor. Bu demek ki bu adamlar son 10.000 sene içersinde ortadoğuda yaşamışlar. Çünkü koyun keçi inek gibi hayvanların da buğdayın da anayurdu ortadoğudur. Nasıl zürafalar ve zebraların anayurdu orta Afrika ise. Aynı şekilde, bu hayvanlar ve bu bitkiler de önce belli kısıtlı bölgelerde bulunurdu, ve tabi ki vahşilerdi (bitkiler de evcilleştirilmeden önce vahşidir). Ortadoğudaki mağara adamlarının (avcı-toplayıcılar) dünyanın geri kalanından şanslı olan tarafı yaşadıkları yerdeki yerel bitkiler ve hayvanlar tarıma uygun hayvanlardı. Buğdayı ekmek, sonra sabanı icat etmek ve en sonunda öküzleri kullanarak tarlayı sürmek mesela 500 sene önce hala Tunç Çağında yaşamakta olan Güney Amerikanın İnka Medeniyetinin elinde olmayan imkanlardı. Bunların evcilleştirebileceği tek hayvan lamaydı. Ektikleri bitki de mısırdı. Bu tarz bir tarım da sarfedilene karşılık kazanılan kalori miktarı açısından buğdaya ve öküz yapılan çift sürmeye göre çok daha azdır. Bunları (bir arkadaşımızın da dediği gibi) Jared Diamond'un TÜFEK MİKROP ÇELİK kitabından okuyalım. Diğer taraftan Adem meselesine dönersek. İnsanlar 10.000 sene önceki Yeni Taş Devrine (yani dünyanın jeolojik açıdan buzul devirleri arasındaki ılıman bir döneme girdiği Holocene Devrinin başlamasından itibaren tarıma geçmeye başlamasına) kadar 1 milyon senedir taş devrinde yaşamaktaydı. 1.000.000 senedir. Adem yani "ilk insan" ise tarım ve hayvancılık biliyordu, ve oğulları Allaha kurban bile sunuyordu. Bu tabi ki hikayede bir mantıksal anakronik problemdir. |
| Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 03:16 . |