![]() |
Caner Taslaman
İnançlı dönemlerimde Taslaman'ın bütün kitaplarını okumuştum bütün videolarını izlemiştim. Hala arada sırada dinlerim meraktan. Sık sık tv kanallarına çıkıyor. Baya takipçisi var. Deistik tanrı argümanları tutarsız sayılmaz fakat dinlerle bağlantı kurması gülünç duruma düşürüyor.
Bilim-felsefe-din üçlüsünü uzlaştırma çabası içerisinde ve sürekli ilişki kurma amacında. Bilim-din ilişkisi son yıllarda çok popüler oldu. Bunu hem Türkiyede hem dünyada yapan teistler var. Bilimdeki bazı enteresan fenomenlerle dinlerdeki yoruma açık anlamları birleştirmek inananların imanlarını fazlasıyla artıyor. Örneğin dua edildiğinde sonucun belirsiz olması durumunu kuantum belirsizliklerinin tanrı tarafından belirlenmesiyle cevap bulduğu şeklinde yorumlanması. Ya da paralel evrenlerin melek ve cinlerle ilişkilendirilmesi. Örnekler çoğaltılabilir. Bunu ben de inançlıyken bazen yapardım açıkçası. Hayalgücünü kullanarak bazı varsayımlarla bilim-din bağlantısı kurmaya çalışanların imanları kuvvetlenirken aynı zamanda inançlarını mantıklı ve bilimsel zannediyorlar. Siz bu akım hakkında ne düşünüyorsunuz merak ediyorum. Dinleri mantıklı ve bilimsel gösterme çabalarının sonuçları neler olabilir? İki farklı sonucu olabilir bence. Birincisi, inancın mantıklı ve akıllı insanlar arasında da yayılmasını sağlayarak zarar verebilir. İkincisi, bilimi ateizmin aracı göstermekten uzaklaştırarak inançlıları da bilime teşvik edebilir. Mesela evrimi inkar etmek zorunda kalmazlar. Olumlu veya olumsuz sonuçlarının olabileceği konusunda kararsızım. |
Bunlar yeni şeyler değil, aşağıdaki bağlantıdakinin İslâm soslusu.
https://en.wikipedia.org/wiki/Christian_apologetics Kuantum teorileri hakkındaki bilgisi, yetkinliği, Kuantum'la zayıflatan büyük madrabaz Ahmet Maranki'den daha fazla değildir. |
Alıntı:
Özellikle bigbang, izafiyet, kuantum teorilerinden çok fazla argüman çıkıyor dinlere. Tanrıyla bağlantı kurulmasını anlayabilirim ama dinlerle çok komik duruyor. |
Caner ve ekürileri bana göre din belasından uzaklaşmalarını geciktirerek insanlığa büyük zarar veriyor. İnançlı insanların bilimi kucaklaması zor. Bu hayalcilik olur. İslam toplumlarında aklı ve bilimi ön plana çıkaran yorumlar her zaman yobazların ve radikallerin gerisinde kalmıştır. Caner imanlı insanları evrime ikna edecek öyle mi? Önce evrim konusunda kendi kafa karışıklığını bir gidersin bakalım. Evrimi tam olarak benimsemiyor ancak yarın öbür gün çok kuvvetli deliller ortaya çıkar endişesiyle kesin bir dille reddetmiyor da. Böyle çakal, böyle kurnaz bir adam. Cüppeli kendisinden 10 kat daha samimi ve dürüsttür..
Az önce NTV'de Neil degrasse Tyson'un sunduğu Cosmos belgeseliyle aynı saatte Habertürk'te Caner Taslaman ve Mehmet Okuyan'ın konuk olduğu Öteki Gündem programı vardı. Acaba hangisi daha çok reyting aldı çok merak ediyorum. Haber kanalları reyting ölçümüne girseler keşke.. Programda Mehmet Okuyan, Nuh'un 950 sene yaşaması ile ilgili soruyu orada kast edilen kelime sene değil "ay" dır şeklinde tevil ederek bir güzel geçiştirdi. Bu millet harbi gerzek ya. Rahmetli(!) Aziz Nesin ne kadar da haklıymış. Bu adamlara hoca diye itibar eden bir milletimiz var.. Hem cahil hem salaklar.. |
Caner Taslaman, ukala bir insan. Felsefeci diye lanse edilir ama Felsefeci bile değil aslında.
Ekranda bir duruşu var, Fizikten çok Fizikçi, Biyologdan çok Biyolog kesiliyor. Lise 1 düzeyinde bir Fizik sorusunu bile çözemez ama Kuantumun derinliklerinden bahsediyor. |
O programın bir kısmını ben de izledim Aleph. Hatta onu izledikten sonra bu başlığı açtım.
Mehmet okuyan, Emre dorman, Sinan canan var bir de yanında genelde. Nuh olayına birisi 1000 ay derken Caner de Nuh öldükten sonra etkisi 1000 yıl sürmüş olabilir diyor. :) Bu adamları izleyenlerin tepkilerine bakıyorum. Diyorlar ki mesela ''ya bu tarz bilimsel kanıtlara rağmen hala inanmayan salak ateistler var'' gibi. İmanları kesinleşiyor. Beyin mühürlenmesi. Şahsen iyiki kurtulmuşum diyorum. Dinlerdeki önemli problemler görmezden gelinemez. İnançlılar evrendeki açıklanamazlıklara 'allah yaptı' derken dindeki açıklanamazlıklara 'vardır bir hikmeti' derler. Ne garip. Bir de ateistlerle polemikleri var. Kerem Cankoçak'la, Ayşe Hür'le falan. Mesela şu; |
Bu tür adamları besleyenler de Kerem Cankoçak, Ayşe Hür gibi nispeten sokratik tartışmayı çeviremeyen, bildiğini daha çok yazarak anlatabilen teknik tiplerdir ya zaten.
Taslaman gibileri ise bir kaç çözümsüz varoluşsal soruyu sanki felsefe-bilim-din ilişkisi ile yanıtlıyor gibi davranır, bu yanıtlara kim cevap verebilir ki? Üstelik günün ve geleceğin yeni teorilerinin karanlık noktalarını da işin içine karıştırırsanız herşey sizden yana döner. Zira zaten, insanların %90'ı size inanmak için fırsat bekliyor. Konu, halkın kimin haklı olduğuna kanaat getirmesi ise Taslaman tüm tartışmalardan haklı çıkacaktır. Ben şuna eminim ki, Taslaman'ı Feynman'la Kuantum tartıştırmak mümkün olsaydı tartışmayı Taslaman kazanırdı veya halk önünde Taslaman daha itibarlı bir adam olurdu. Çünkü bunların işi şovu yönetmek. |
Cihan Saçlıoğlu bu programda resmen saçmaladı. Devam etmemesi isabet oldu kendi açısından. Caner'i bu kadar parlatan da böyle alanında yetkin olmayan ya da sadece kendi alanıyla kısıtlı kalan hiç felsefe okumayan tipler.
Ayşe Hür'e gelince. Caner'e de Sinan'a da güzel ayar vermişti bence. Ayşe Hür ilk programa hazırlanmadan çıktığını söylemişti. Keşke ikinci programa da hiç hazırlanmasaydı. Zira ilk programda ikincisinden daha başarılıydı bana göre.. İkinci programda Sinan Canan'ın ezik tavır ve yorumları beni fena halde çileden çıkardı. Kadın eleştiri getiriyor, Sinan diyor ki niye öyle diyorsunuz, bakın hakaret ediyorsunuz ve ekranda hiç de sevimli görünmüyorsunuz falan. Bu yobazların genel tavrıdır bu. Sıkıştıklarında, cevap veremez olduklarında dinime hakaret etme triplerine girerler. Bir de Sinan Canan'ın program boyunca babaannesinden dini nasıl öğrendiğini açıklaması var ki izlerken gözlerim yaşardı. Resmen endoktrine oldum, çocukken belli şeyleri beynime kazıdılar diyor ama farkında değil. Bir de zihin uzmanı olacak adam. Dini babaannesinden öğrenmiş, öyle 40 sene devam etmiş.. Cahil insanları anlıyorum ama bunlar sözde okumuş, mürekkep yalamış insanlar. Entelektüel anlamda ne kendilerine ne de bizlere karşı dürüstler.. Bu tip insanlarla aynı gezegende yaşamaktan utanıyorum.. Sözünü ettiğim Ayşe Hür'le tartıştıkları programların linkini merak eden arkadaşlar için izninle aşağıya ekliyorum. Konuyu aslına döndürmek ve toparlamak adına kendi görüşümü tekrarlıyorum: Cüppeli, Alparslan Kuytul, Nurettin Yıldız gibi adamlar insanlığa hizmet ediyor, Caner ve saz arkadaşları ise zarar veriyor.. https://www.youtube.com/watch?v=A10hl9LDNOs |
Mesela foruma ilk üye olduğumda. "Dindarlarla başarılı tartışma metodları" diye bir başlık açmıştım sırf Caner Taslaman gibi insanlar yüzünden.
Çünkü vıcık gibi bir sağa kayıyorlar, bir sola kayıyorlar. Dinle değil, Teistin kendi aklıyla tartışma içine giriyorsunuz. Ortada sabit ve kalıp halinde bir din yok. Konuyu Evrim'e çekip oradan gitseniz, "Kuran evrimi inkar etmiyor" diyor. Konuyu Köleliğe çekip oradan gitseniz, "Kuran'da kölelik yok zaten" diyor. Caner Taslaman gibiler; her türlü bilimsel argumana karşı, "zaten Kuran bunu reddetmiyor" durumuna geliyorlar. Ancak; Bilimsel argüman zayıfsa durum değişiyor. Caner Taslaman'ın Multiverse teorisinde yaptığı çıkış gibi, sizin üstünüze yükleniyor ve aptal diyerek, dalga geçer vaziyete geçiyorlar. Sonuç şu ki; Madem bize aptal diyorlar. Dalga geçiyorlar. :) Türkiye'de Jim Jefferies gibi ateist komedyenlerin çıkıp bunlarla da dalga geçmesi lazım. Fakat bu da zor. Saldırırlar o zaman da. Hayati tehlike durumu var. İslam hoşgörü dini olduğu için zaten bunlar. Bir de hoşgörü dini olmasa, zı***ştık. |
Sevgili arkadaşlar,
Burada İstanbul Üniversitesi'nin Bilim Etiği konulu güzel bir çalışması var. Alıntı:
Alıntı:
Alıntı:
http://www.etikturkiye.com/makale/detay.asp?id=39 http://higheredu-sci.beun.edu.tr/text.php3?id=1553 http://www.dartmouth.edu/~ethics/arc...rn_Elliott.pdf http://www.visionlearning.com/en/lib...fic-Ethics/161 --/-- Bu etik kuralları ile eğitim almış, etik kurulun kılıcını sırtında hissetmiş bir akademisyenin din tartışmalarına girmeyeceği, girse de kendisini ifade edemeyeceği, ifade edebilse bile dinci muhattaplarının bilim etiğine uymadıklarını gördüklerinde konudan kopacaklarını rahatlıkla söyleyebiliriz ki, sevgili Shibumi Feynman örneğiyle bunu güzel ifade etmiş. --/-- Bilim ile din özellikle içinde bulunduğumuz çağda yanyana gelemez. Bilim insanları teorilerini çürütmek üzere hareket ediyorken dinci çevrenin bundan dört nala kaçtığını hepimiz biliriz. Sevgiler |
Din adlı boyunduruğu kırmanın zamanı ne zamandır ?
Alıntı:
Cübbeli Ahmet Hoca'(adlı şarlatan) nın parlatılmasına yardımcı olan program yapımcısı (ki bir diğer şarlatandır) Fatih Altaylı'dır. İzleyici kitlesine sorumluluk duymayan, mevcut iklime uyan çok kişiden biriydi, ve 2 numaralı alo Fatih'ti. (Ağır konuşuyorum bağışlayın) Taslaman adlı şarlatanı ve diğer tümünü de parlatan adını bildiğiniz kanal olmuştur. Aynı kanal ingilizce televizyon ismini Kur'an'da bulup çıkaran Çelakıl soytarısını da çıkarmıştır. Ancak aynı Fatih Altaylı, Muazzez İlmiye Çığ'ın konuşmasını "tehlikeli sulara giriyoruz" diye kesen de olmuştur, ki bay Cübbeli'nin hiç bir sahte mucize konuşmasına müdahale etmemiştir. Diyorum ki, son 13-14 senede bu ülke kişilik testini geçememiştir. Son 13 sene parayla alınıp satılabilen kadın sayısından en az 100 kat fazla alınıp, satılmış, kullanılmış ve çöpe atılmış daha fazla erkeğin olduğunu göstermiştir. Bu gerçek, bu ülkeyi en fazla parayla alınıp satılmış gazeteci, akademisyen, bakan vs erkek fahişenin yaşadığı ülke yapar. Rektörleri hatırlayınız cumhurbaşkanlığı ve Yök koridorlarını arşınlayıp torpil arayıp kendilerini satışa çıkaranları...rüşvet verenlerin önüne yatan bakanları... Bu ülke kişilik testini geçemedi. Bu ülke karakter testini de geçemedi. Bu ülke prensipler testinde de kaldı. Tüm bunların ilacı sizsiniz, biziz. Aramızdan bir cesur bay, bayan bir gün tüm tacizi ve linçi göze alıp yukarıda söylendiği gibi bir din stand-up'ı yapacak göreceksiniz. O zaman bir soytarı çıkıp bay Muhammed'in bileğinden su fişkırtıp bir orduyu doyurduğunu söylediğinde göbeklerimizi çatlatırcasına güleceğiz. Uzak/yakın bir gelecekte, saat 3'te ayrı, 4'e ayrı bir davulcu sizi uyandıramayacak. Az sonra (.ıçını yırtarcasına şarkı söyleyen bir diğer soytarı) minareden 3. kere uykuya dalmışken sabah 5:30'da sizi yeniden uyandıramayacak. Bu zorbalıktır, eşkiyalıktır, zifiri karanlıktır, kabile rejimidir. Dinlerin tek ilacı mizahtır, dalga geçmektir. Ve artık zamanı gelmiştir, sevgili bay ve bayanlar, biz bu karanlığı (artık) yırtacağız. |
Alıntı:
|
Neyse ben söyliyim fikrimi. Türkiye sadece din konusunda değil, birçok konuda kutsalları olan muhafazakar bir ülke.
Simon Helberg, Abraham Lincoln ile dalga geçiyor mesela. Bizde Atatürk'le dalga geçilse aynı Muhammed'de olduğu gibi saldırıya uğrarsınız. Muhammed'le dalga geçebilirsiniz ama Atatürk'le dalga geçemezsiniz diye bir şey olmadığı zaman ancak zamanı gelmiş olur. "Atatürk Düşmanı" veya "Din Düşmanı" diye taşlarlar Türkiye'de şu an. :) Saldırgan zaten insanlar. Benim kutsalım olmadığı için ben "her şeye" gülerim. |
Atış serbesttir
Alıntı:
Olay Atatürk'le komedi noktasını çoktan aştı, ki aşabilir. Mustafa Kemal'le de dalga geçilmesini oldukça isterim. Çünkü bu da "normalleşmenin" bir safhası olacaktır. Atatürk (halen) bir dogma, bir tür donmuş hayat felsefesinin temsilcisi olarak algılanıyor, karşıyım. Dinlerin normalleşmesi de bu dalga geçme safhasını sadece hafif bir hır-gür ile kansız kapatmasına bağlıdır. M.Kemal'in pek çok zaafı, diğer liderlerde olduğu gibi, onu sevenlerce örtüldü. Amerika bunu kendi başkanlarına hala yapıyor, zaafları olabildiğince örtülüyor, ama açık bulan dalgasını da geçiyor. Olmasa daha iyi olurdu. Ben Atatürkçü değilim, ben aklın takipçisiyim. Her mesajıma eşlik eden aşağıdaki veciz söz, 1920'lerin karanlığında 100-150 sene sonrasını görebilmiş akıllı bir adamı taltif maksatlıdır, bir adım ötesi değildir. Türkiye'de istisnasız her yerde, film senaryolarında, bilimde, günlük konuşmalarda, dinde hep içerik fakirliği görüyorum. Bunu da en çok yerli komedi film senaryolarında görüyorum. Keskin mizah yerine argo ve kabalıktan mizah çıktığı kanaatindeler, yanılıyorlar. İvedik filmi tipik bir örneğidir. Bu ülkenin acilen kendisiyle dalga geçmeye, mizaha ihtiyacı vardır. Çünkü yeryüzünde kutsal diye hiç bir şey yoktur. Tanrının bile aşağıdaki şekilde resmedildiği bir devirde alay (atış) serbesttir.:cheer2::p https://qzprod.files.wordpress.com/2...do31.jpg?w=640 |
Alıntı:
Keşke herkes sizin düşüncenizdeki gibi olsa. Yaşam çok daha rahat ve stressiz olurdu Türkiye'de. Kutsal nefret aşılıyor bu insanların içlerine. |
Alıntı:
Zaten "şey"lere 'Sen-ben' modunda yaklaştığımızda, aslında hiç bir sorunu çözmüş olmuyor; sâdece kendimize bir ayrıcalık hasretmiş bulunuyoruz. Bu forumda çok şey öğrendim. Fakat; yabana atılamayacak derecede önemli bir husûsu da yeni fark ettim. Forum yazarları genelde kendi yazdıklarından gram taviz vermiyor. "Evet; ben de gerçekten şurada yanlış yapmışım" diyene rastlamadım şimdiye kadar. Başkalarının tavırlarını eleştirmede gösterdiğimiz bu "Demokrat"(!) lığı, kendimiz için de gösterebiliyor muyuz ? Münâkaşanın "olmazsa olmaz"ı; eleştiri esnâsında, göz önündeki "adam"dan hareketle, o adamın ideolojisinin, dinsel konumunun veya ekonomik görüşlerinin hedef alınmasıdır. Yâni, hitap şahsa yapılırken; muhatap, o şahsın savunduğu fikirler olmalıdır. Biz ise, bu ayrımı yapabilecek olgunluğa ulaşamadık henüz. "Üzüm" yemeyi bırakıp "Bağcı" dövme moduna geçiveriyoruz son sür'at. Fikirler tartışıldığında, - tartışma ne denli sert geçerse geçsin - şahsileşme olmadığı müddetçe sorun olmaz. Çünki; münâkaşanın tarafları ne söylediklerinin, neleri eleştirdiklerinin farkındadırlar. Ama; bizim gibi tartışma ve demokrasi kültürü oluşmamış toplumlarda, lider fetişizmi egemendir. Şahsın "örnek" aldığı ya da âdetâ taptığı kişinin düşüncelerini eleştirdiğinizde, muhatabınız doğrudan savunma refleksine girip, "idol" olarak gördüğü kişiyi aklamaya çabalar. Çünki; kendi "ben"i o kişi ile bir biçimde özdeş olmuştur. İdol yara aldığında, "ben" de yaralanmaktadır. Bunun bilgi birikimi ve tartışma kültürü ile bir ilgisi yoktur. Beni en çok hayrete düşüren şey ise, içimizden birilerinin uzun yıllar Avrupada yaşamalarına rağmen, demokrasi kültürü anlamda mental bir gelişme gösteremiyor olmalarıdır. Bunlara okumaya gidenler, master yapanlar da dâhildir. ABD de yaşayan Dr. Mehmet ÖZ çalıştığı üniversitedeki arkadaşları tarafından "palyaço" ilân edildi. Tabii; çok az sayıda da olsa başarılı akademisyenlerimiz var. Ama ben genelden söz etmekteyim. Kişi, kendisi "adam" olmaya niyetli değilse, gelişimi için en ufak bir çaba harcamıyor fakat etrafa bol bol "görüntü" veriyorsa; teist ya da ateist olması ona hiç bir şey kazandırmaz. Şahsın kendi amacı dışında, o'nu "insan" yapan sihirli hiç bir formül yoktur. |
Alıntı:
Sn. Asinus Orientalis'i yokladım ne tepki vercek diye, memnun oldum yazılarından. Alıntı:
Burası Ateistlerin toplaştığı bir forum olduğundan genelde, Teist olmanızdan kaynaklı size yükleniyor olabilirler. :) Ateist gitse İslami bir foruma aynı şeyi ona yaparlar. İyi insanlar varlar burada. :) Sorguluyorlar, düşünüyorlar. Türkiye'nin ortalamasının üstündeler. |
İnsan egosu kaynaklı geri adım atmayabilir. Zaten amaç bir şeyi ıspatlamak değil (Şahsi olarak en azından). Fikir paylaşımı olarak görülürse, daha rahat olunur diye düşünüyorum.
Kutsal çok büyük bir sorun. Zaten o söylediğiniz inatçılık da, o kutsallardan gelen aklı kapatan eğitim sistemi olduğunu varsayarsak. Kutsallar yıkılır, insanlar akılcı olursa, sizin söylediğiniz sorun da kendiliğinden ortadan kalkar sanmaktayım. |
Alıntı:
Türkiye'de bu seviyede insanların olduğunu da görmek beni mutlu etti. İnatçı da olabilirler. Ters düştüm mesela bir sefer. Nana Buluku diye bir üyeyle. Birbirimize bir şey kanıtlayamasak da, hoşuma gitti onunla tartışmak. Çünkü bilgili. |
İslamda ilim bilim filan olmaz. Neyini tartışacaksınız olmayan şeyin. Azıcık felsefe tasavvuf yapayım diyeni biçmişler. En kıral imamları imam Gazali. Oda cevizin içine bakmayın kabuğunu kırmayın demiş . Eleştirmeyin bokunu çıkarırsınız demiş. Siz ler burada eleştiriyorsunuz da ne oluyor. Ne kadar rezalet pislik pis koku varsa ortalığa saçılıyor. Hiç bir dinde ilim bilim olmaz.
|
Alıntı:
En basit safsafa ve mantık yanlışları üzerine kuruludur söyledikleri, genelde böyledir... Elma için armutu örnelemek gibi, birazcık detaylı incelerseniz görmek kolay... |
Alıntı:
|
Caner taslaman,haber türk,ntv,cnn gibi kişiliksiz tv kanallarının rasim ozanı,gereksiz,faydasiz,famsız, biri bunu dinlemeye tahammul edenler var mış aranızda ne diyeyimki.
|
Kendisi ile yazışmıştık. Açıkçası yazdıklarından sonra gerçekten müslüman olduğundan şüphe duydum. Cihat üzerine yazdıkları ömerin ya da Sahabelerın İslamî temsil etmedikleri görüşü bu adamın bence inancı ılımlaştırarak insanlara şiddetten uzak düşünmeye ve sorgulamaya yönelten bir inanan bilinci aşılamaya çalıştığına kanaat getirdim. Meslegi gereği de bu işten geçimini sağlıyor. Bir yaratıcı tarafından gönderildiğine inanılan bir kitabın peygamberin ölümünden sonra hanımı arkadaşları Sahabeleri tarafından yanlış yorumlandıgı ve bin dört yüzyıl boyunca da yanlış uygulandığı görüşü mantıklı bir görüş değil eğer ilahi bir kontrolden bahsediyorsak neyse ki kimsenin görmediğini gören bir caner hocamız var. Bana Reşat halifeyi anımsatıyor umarım sonunda onun yaptığını yapmaz. Şimdilik ne niyet içerisinde olduğunu kestiremiyoruz.
|
Caner ilim sahibi kullarımızdandır,onun hakkında konuşurken bin kere duşunun,alimler peygamberlerin varisleridir.
|
Alıntı:
|
Alıntı:
|
Alıntı:
|
Alıntı:
|
Peki, eğleniyor musun?.. :D
|
Alıntı:
|
Alıntı:
Ya şimdi bu bilgisayar oyunları varya, bunlarda mesela hile yapılabiliyor. Mesela genelde god yazında ölümsüz oluyosun. givememoney yazınca paraya boğluyorsun falan fıstık. Soruma geleyim; ben 30 lu yaşlardayım ama oyunu severim, şimdi oynadığım oyunlarda hile yaptığımda herşeye aynı senin gibi sahip olduğumda yada ölümsüz olduğumda oyun boka sarıyor hiç zevk almıyorum. Sen nasıl bu işten tad alıyorsun? Bana mümkünse izah et, bende oyunlarda hile yaptığımda aynı tadı alayım. Çok zor durumdayım tanrım lütfen yardımcı ol... Beni aydınlat. Özkanateşe üfürdüğün gibi bana da bilgi üfür :D Serinlet beni :D. |
Alıntı:
|
Alıntı:
|
Alıntı:
Saygılar.. |
William Lane Craig'den etkilenmiş olabilir..
|
Caner Taslamanın inançlı olması benim için sorun değil ama asıl sorun, sanki kimsenin keşfedemediği şeyleri keşfetmiş sanıyor kendisini.
Öyle kasıla kasıla ve öz güvenle oturuyor ki, popüler bilim kitaplarından bilimi öğrenen birisi için fazla aşırı öz güvenli. Bir de muhataplarını hep metafiziğin olduğu yere çekiyor ve orada sıkıştırıyor. Muhatapları da o konuya dalıyor. Tuzağı yutuyorlar. Halbuki elde Kuran var, hadisler var, bu insanların çelişkili fikirleri var. Caner Taslaman sürekli facede, tv. de twitter da , kitaplarında, ''Neden hiçbir şey yerine bir şeyler var” diyor. Onu görsem diyeceğim, neden olmasın :) |
Alıntı:
Bu hususda iki net örneğim var. Dün atv de Ramazan programı yapan Prof. Nihat Hatipoğlu, IV. halife Ali'nin katledilmesini anlatıyordu. "Hz. Ali; 'Eğer ben bu yara ile ölürsem saldırana - Abdullah b. Mülcem - kısas uygulansın. Ölmeyecek olursam, kararı bana bırakın ve bu adama bir şey yapmayın.' dedi. Daha sonra elleri kelepçe ile arkadan bağlanmış İbn-i Mülcem için 'kelepçeyi çok sıkmışsınız. Adamın eline kan oturmuş. Biraz gevşetin' dedi. O, bu kadar merhametli idi." İyi de; Hendek savaşı sonrasında kalelerinden indirilip hayvan gibi boğazlanan Ben-i Kureyzâlıların, kılıçla boyunlarını uçuran "merhametli Ali" değil miydi ? Muhammed neden "Aracı şefaatçi" olarak Sad bin Muaz'ı seçmişti ? Beyaz tv de ise dün Ondokuz Mayıs Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Tefsir Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Mehmet Okuyan Bakara: 190 âyetini aklınca şöyle "tefsir" etti. "Sizinle savaşanlarla Allâh yolunda savaşın; Fakat ilk saldıran siz olmayın." Ayetin orjinalinde "ve lâ ta'tedû" kullanılmış. Birçok ilâhiyatçı bunu "aşırı gitmeyin" şeklinde çevirmiş. Nitekim; diyanet meali böyle. "Sizinle savaşanlarla Allah yolunda savaşın, aşırı gitmeyin; doğrusu Allah aşırı gidenleri sevmez." (Diyanet Meali) Bâzı ilâhiyatçılar da bu kelimeyi, "Haksız yere saldırmayın" diye çevirmişler. "Sizinle savaşanlarla Allâh yolunda savaşın; fakat haksız yere saldırmayın, çünkü Allâh, saldırganları sevmez." (Süleyman Ateş) Neden "haksız yere" çevirisini tercih etmiş olabilirler ? Çünki Bedirde Mekke kervanına ilk saldıran müslümanlardı. Müslümanların Mekkedeki mallarının müşriklerce gaspedildiği" gerekçesi ile bu saldırıyı 'meşrulaştırma' yoluna gider müfessirler. Âyet'in orjinalinde "ilk saldıran" anlamına gelecek bir kelime yok. Gerçi ben Arapça bilmem. Ama yaklaşık 20 küsur melade "ilk saldıran" izâhına rastlamadım. Âyetten böyle bir anlam çıkıyor olsaydı, yirmiden fazla mealcinin bu kadar basit bir konuda aynı hatâya düşmeleri imkânsız olurdu. Edip YÜKSEL; "Saldırgan olmayın" diye çevirmiş Ömer Nasûhi BİLMEN, parantez içinde "savunma savaşı yapın" demiş. Fakat; Abdullah ibn-i cahş seriyesi ne olacak ? Abdullah ibn-i Cahş başkanlığında bir grup müslüman, Haram aylarda Mekke'ye gitmekte olan insanların yolunu kesip içlerinden birini öldürürler. Bu aylarda bırakın insanı, herhangi bir canlıyı öldürmek bile büyük günahtır. Müslümanların 'müşrik'deyip küçümsediği Kureyş, söz konusu hâdiseden ötürü Muhammed'i ve müslümanları kınarken, durumu kurtarma adına "gökten âyet" iner. " Onları, bulduğunuz yerde öldürün ve sizi çıkardıkları yerden siz de onları çıkarın. Fitne, öldürmekten beterdir. Onlar, size karşı savaşıncaya kadar siz, Mescid-i Haram yanında onlarla savaşmayın. Sizinle savaşırlarsa siz de onlarla savaşın. Kafirlerin cezası işte böyledir." (bakara: 191) Kur'an'ı anlama öğrenme metodunda âyetin öncesi ve sonrası ile bağlantısı çok mühimdir. Mehmet Okuyan neden sâdece bunu alıp da Tevbe: 5'i "sevimli" göstermeye çabaladı ki ? "Onları bulduğunuz yerde öldürün" emri zâten Bakara: 191 de var. Kim onlar ? Mekkeliler. Satır arasına da bir uyarı sıkştırmayı ihmâl etmemiş Allah. "Mescid-i Haram yanında savaşmayın" diye. Öte yandan bu âyette "onlar sizi öldürürse, siz de öldürün" denmiyor. Bunu demeye gerek var mı ki ? İslam öncesinde bile kabileler arasında bir cinayet işlendiğinde kısas yapılmadan veya diyeti ödenmeden işin peşi bırakılmazdı. "Gece olunca yatağınıza girip yatın" gibi abesle iştigal bir durum. Böyle olması için "gökten âyet" inmesine gerek mi var ? Müslümanlar Mekkeden göç etmek zorunda kaldıkları için Mekkeliler suçlanıyor. "Siz de onları yurtlarından çıkarın" deniyor. Mekkeliler yurtlarınden kendilklerinden çıkmaz değil mi ? Ancak; savaşarak öldürerek çıkarılabilirler. Tıpkı Ben-i Kureyzâ'ya yaptıkları gibi. Ayrıca Muhammed, bu âyete muhalefet etmiş ve Alllah emrini uygulamamıştır. Milâdi 630 da Mekke'yi fethedince birkaç kişi hâriç tüm şehir halkını affetmişti. Halbuki Bakara: 191 hükmü yukarıda gâyet açık ve net. Ben-i Müstalik gazvesinde, Hayberde, Bedirde ilk saldıran kimlerdi ? Bunların içinde an akıllısı/insaflısı gördüğüm Mustafa İslâmoğlu da Muhammed'in yol açtığı savaşlara "savunma savaşı" demekte. Samimi şekilde inanan bir insanı istediğiniz biçimde tenkid edebilrsiniz. Hatta kimi "atayiz"lerin yaptığı gibi "ahmak" da diyebilirsiniz. Ama yalancı dememek gerekir. Çünki samimi olarak inanan insan, inandığı şey hakkında yalancı olamaz. Bunlar milletin gözünün içine baka baka yalan söylüyorlar. Ben artık çoğu ilâhiyatçının gerçekte inançlı olmadığı kanâ'atindeyim. Meslek ve statülerini koruma adına rol kesiyor çoğu. Bunu yaparken de ellerine yüzlerine bulaştırıyorlar. |
Alıntı:
Hep bunu yazdığınızda acaba ben miyim? diye düşünüyorum. :) Bensem özür dilerim. "Bazı" kelimesini bilerek koymuştum. Çünkü bazıları sahiden ahmak. Ateistlerde de var ama ahmaklar. :) |
Alıntı:
Çünki ateist, hiç bir dine inanmayan kişidir benim algımda. İnanmadığı dinlerin müntesiplerini aşağılayan, hakâret eden kişi değildir o. Ayrıca sıradan bir dindardan çok daha fazla okuyup araştırdığı için, kendisini inançlı gören milyarlarca insandan çok daha fazla düzyde bilgiye sahiptir. Din nedir; çok iyi bilir. Bir de yaşadığı ortam nedeniyle dini hassasiyetleri olmayan, Tanrı kavramına karşı psikolojik olarak soğuk, hattâ karşı karşıya kaldığı mahalle baskısı nedeniyle inanırlara karşı kin ve nefret dolu kimseler var. Bunlar ateizmin "a"sını bilmeyen, ama; "ateist" görüntü vermeye pek hevesli kimselerdir. Tek yapabildikleri de Tanrı'ya ve inanırlara sövmek, küfür etmek, aşağılamaktır. Tartışma âdabına riâyet eden, muhataba değil düşünceye karşı "sert" olan seviyeli non teist arkadaşlarla bunları birbirinden ayırmak benim boynumun borcu. Bu nedenle de "üzüm" yemeyi bırakıp, "bağcı" dövmeye çalışanlara "atayiz" demekteyim. "Ortaya bir buçuk karışık" benim tarzım değil. İsim vermem gerekince bunu söylemekten kaçınmam. Fakat; kiminle muhatap olup-olmayacağım noktasında net fikir edindiğim hususlarda, geri dönüp polemik oluşturmak istemiyorum. Daha net anlaşılması için, bir ölçü koydum ben. Saygıyla. |
| Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 10:49 . |