![]() |
Duyguların önemi
İnsanda duyguların işlevi nedir? Duygular zararlı mıdır? Duygusallık güçsüzlük müdür? ve mantıklı olmak için duygusuz olmak mı gerekir?
Evrimsel süreçte duygular bizim hayatta kalmamıza fayda sağladı. Korku duygusu tehlikelerden korudu, sevgi duygusu birbirimizin hayatının devamına katkı sağladı. Bu anlamda duygular, aynı din gibi, evrimin bir yan ürünü olarak ortaya çıkmış. Peki bu duyguların bize şimdi katkısı nedir? Açıkçası ben duyguların herhangi bir değerini göremediğim gibi, mantığın önünde bir engel olduğunu düşünüyorum. Şöyle bir sıralama yapsak; kadın-erkek-robot. Bu sıralamaya göre duygusallık oranı azaldıkça mantıklı olma oranı artarken, güçlü olma oranı da artıyor. Tarihte kadının ikinci planda kalmasının nedeni de duygusallık olabilir. Duygular, acizliğimizin bir ürünüdür. Aşk mesela bence acizliktir. İnsandaki duyguların varlığını inkar etmiyorum ama sahip olduğumuz bilinç ile bu duyguları etkisiz hale getirmeliyiz diyorum. Dini inançlar da aciz duyguların bir sonucu. Duygunun hakim olduğu her yerde mantıksız ürünler ortaya çıkıyor. Diğer yandan duygusuz bir hayat anlamsız ve heyecansız da gelebilir. Zaten anlam arayışı da gereksiz. Gerçekliğin özünde anlam ve duygu yok. Evrimsel süreçte duyguların azalacağını ve zihnimizin robotsallaşarak belki de yapay zekaya dönüşeceğini tahmin ediyorum. Gelişmiş uzaylılar da birer makine olabilir. Sizce en gelişmiş organizmalarda bile duygu var mıdır? Bir başka deyişle tanrıda duygu var mıdır? |
Misal ben çok duygusalım ve eziğim bir erkek olarak.
|
Benim için esas olan ve sürekli hissettiğim duygular, cinsel duygularıdır. Ötekiler fasa, fiso...
|
Alıntı:
|
Umberto Eco'nun "The Name of the Rose" isimli eserinin sinema versiyonunu seyredeniniz vardır. Sean Connery, Ron Perlman gibi ağır isimlerle çekilmiş bir filmdir. Hikâye ciddi bir ortaçağ, kilise yobazlığı eleştirisidir.
Hikayede Connery, William isimli eski bir engizisyon yargıcı ve rasyonel bir keşişi oynar. Yanında da öğrencisi Adso vardır. Gittikleri bir manastırda başlarına bir takım olaylar gelir ve bir gece aralarında şu diyalog geçer. Adso of Melk: Have you ever been in love? William of Baskerville: In love? Yeah, many times. Adso of Melk: You were? William of Baskerville: Yes, of course. Aristotle, Ovid, Vergil... Adso of Melk: No, no, no. I meant with a... William of Baskerville: Oh. Ah. Are you not confusing love with lust? Adso of Melk: Am I? I don't know. I want only her own good. I want her to be happy. I want to save her from her poverty. William of Baskerville: Oh, dear. Adso of Melk: Why "oh dear"? William of Baskerville: You *are* in love. Adso of Melk: Is that bad? William of Baskerville: For a monk, it does present certain problems. Adso of Melk: But doesn't St. Thomas Aquinas praise love above all other virtues? William of Baskerville: Yes, the love of God, Adso. The love of God. Adso of Melk: Oh... And the love of woman? William of Baskerville: Of woman? Thomas Aquinas knew precious little, but the scriptures are very clear. Proverbs warns us, "Woman takes possession of a man's precious soul", while Ecclesiastes tells us, "More bitter than death is woman". Adso of Melk: Yes, but what do you think, Master? William of Baskerville: Well, of course I don't have the benefit of your experience, but I find it difficult to convince myself that God would have introduced such a foul being into creation without endowing her with *some* virtures. Hmm? How peaceful life would be without love, Adso, how safe, how tranquil, and how dull. Özet geçmek gerekirse; evet aşk olmazsa hayat daha barış dolu, güvenli, sükunetlidir. Ancak yavan ve sıkıcıdır da... Yıldıztozu izlemediysen filmi izle, kitabı oku. |
Simdi duygunun yada sevmenin de cesitleri var. Bu bu da hissedilenin parca butun iliskisi..
Sevmek bir insani (ailesini; esini, kizini, oglunu, yeni dogan bebegini, annesini vs) Bir kusu, evinde besledigi kedisini, kopegini, Guzel bir manzaranin guzelligi karsisinda otomatik pozitif duygu durumu. Sevdigi arkadaslariyla sohbet muhabbet etmek, Birlikte bira, cigara, raki, mangal, Yada dost muhabbetleri... Bunlari goz ardi edttigini spyleyenlerin samimiyetine inanmiyorum. Sevdigi bir sarki vardir. Yada cinselligi sever. Sevmekten kasit bundan mutlu olmak, iyi hissetmek, baglanmak.. Insan bilgiyi sever, okumayi ogrenmeyi yada ogrendiklerini paylasmayi sever. hic olmadi kendisini sever. Yada egosunu sever. sevmedigini dusunelim, Tamam. Dunya bir bok cukuru olmaya basladi, ne gerek var yasamaya. siktir git oldur kendini. zararin neresinden donersen kardir sana. Onca strese sikintiya girmeye hic gerek yok. Cunku madem zevk almiyor hicbirseyden. madem yasamaya ve hissetmeye dair elde bisey yok. Ne gerek var ugrasmaya. harcadigin elektrige, suya, enerjiye, kullandigin seylere yazik. Ornegin defter kullanarak yazik ediyorsun cevreye. Ben Atm'den islem yaptigimda makbuz almiyorum mesela. Arkadaslarinla niye bulusuyor, "sevdigin bir yemegi" tekrar yemek istiyorsun. Bunlar acizlik degil. Varolusunun bir parcasi. Yani insana ve diger turlere ozgu bir sey. Mac seyretme mesela arkadaslarinla.. Yanina da bir bira acma.. Tadinin en pis geldigi seyleri ye. sevdigin bir yemek yok sonucta. Kankan varsa ondan da ayril. Adam muhtemelen senin onu sevdigini dusunuyordur. Aldatma, kandirma. bunlari anliyor ve yukaridaki tanima uyuyor musun peki? Yoksa olmadigin biseyi olmaya mi calisiyorsun? Mesela ben isten eve gelir yada evden cikmam ve birami acar muzigimi dinlerim hergun (suanda da bunu yapiyorum) Niyeeee?? Cunku seviyorum Cok onceden yasadigim biseyi anlatayim. bi kiza baglanfim. Sevmiyordum bir kizi. Yalniz hissettim kendimi ve sevdigimi dusundum. Sonrra bir baktim kendimi Kaptirmisim. Ama sevmiyordum. Gordum ki baskasiyla cikmaya basladi. 3. Saniyede aklimdan cikti. O kisi olmak istedim. Tek sorun buydu. Yukarida bak cok acikca anlattim. simdi ne diyorsun |
Alıntı:
Adso of Melk: -Siz hiç aşık oldunuz mu? William of Baskerville-Aşık mı? Evet.Pek çok kez Adso of Melk: -Öyle mi? William of Baskerville-Evet, elbette. Aristo'ya, Ovid'e, Virgil'e... Adso of Melk: -Hayır, hayır, hayır. Benim kastettiğim... William of Baskerville-Aşkla şehveti karıştırmıyor musun? Adso of Melk: -Karıştırıyor muyum? Bilmiyorum. Yalnızca onun iyiliğini istiyorum. Mutlu olmasını istiyorum. Onu yoksulluktan kurtarmak istiyorum. William of Baskerville-Ulu Tanrım. Adso of Melk: -Neden “Ulu Tanrım”? William of Baskerville-Sen aşıksın. Adso of Melk: -Bu kötü mü? William of Baskerville-Bir keşiş için bazı sorunlar yaratır. Adso of Melk: -Ama Aziz Thomas Aquinas aşkı diğer tüm erdemlerden üstün tutmaz mı? William of Baskerville-Evet. Tanrı aşkını, Adso. Tanrı aşkını. Adso of Melk: -Ya bir kadına yönelik aşkı? William of Baskerville-Kadın hakkında Thomas Aquinas çok az şey bilirdi. Ama Kutsal Kitabın sözleri çok açık. Özdeyişler bölümü bizi uyarır. Kadın, erkeğin değerli ruhunu ele geçirir. Vaiz bölümü de, ölümden daha acı olan şey kadındır, der. Adso of Melk: -Ya siz ne düşünüyorsunuz efendim? William of Baskerville-Elbette senin deneyiminin avantajı ben de yok. Ancak Tanrı'nın böyle iğrenç bir varlığı ona bazı erdemler bahsetmeden yaratmış olabileceğine kendimi inandırmakta zorlanıyorum Hayat aşksız ne kadar huzurlu olurdu, Adso. Ne kadar güvenli.Ne kadar sakin.Ve ne kadar yavan. |
Sevgili Natan; duyguları biraz farklı ele almışsın.
Sevdiğim yemek yok, haz aldığım yemek var. Patatesle aramda duygusal bir şey yok, biyolojik haz var. Bu hazları istemek mantığın gereği, duygunun değil. Mesela niye bok yemiyorum? boka karşı bir nefret beslediğim için değil, ondan haz almadığım için. Duygusuzluğun bir üst boyutu hazsızlık olabilir. Alınan zevkler de kalmazsa bu durumda tamamen bilinçli robota dönüşmüş olurduk. Peki bu robotosal zihnin yaşama amacı ne olurdu? O aşama hakkında henüz net bir fikrim yok, belki ''merak'' için yaşamaya devam edebilirdi. Ya da her şeyi doğal akışına bırakırdı, bu durumda ölmeyi de istemezdi, yaşamayı da istemezdi. Hiçbir şey istemeyeceği için kendini öldürme gibi bir eylemde de bulunmazdı. Doğal akış neyse ona bırakırdı kendisini. Ben mesela şu an bilgi, para, seks üçlüsü için yaşıyorum. Bunlar herhangi bir duygu içermiyor. İçerikleri; haz, zevk, güç ve merak. Duygu amaçlamadığım sürece mutsuzluk hissini de yaşamıyorum. İstediğim bir şeyi elde etmem mümkünse mantıklı yollarla elde etmeye çalışırım , mümkün değilse de üzülmem, çünkü zaten elimde olan bir şey değildir. Mantıklı yaşandığında üzülme duygusuna doğal olarak yer kalmıyor. Sevdiğim insan da yok, değer verdiğim insan var. Değer verme ölçütüm ise o kişinin mantık seviyesine bağlı. Maalesef hâlâ duygularım var ve yok edemedim henüz. Belki hiçbir zaman duygularımı sıfırlayamayacağım, ama olabildiğince azaltmaya çalışıyorum. |
Sevgili yildiztozu,
Haz nedir? Duygu durumuna bagli birsey midir yoksa egreltiotu temelli midir? Bu haz dedigimiz sikimsonik "sey" duygu durumun bir gostergesi midir? Hissiyat midir? Nedir? Peki, bipolar bozukluk nedir? Bilimsel anlamda birsey bu. Sana gore bipolar bozukluk diye bir sey yok. eger tanimina bakacak olursan en basitinden. Evet tanimdan gidelim. Bilim insanlarinin yanildigini ve senin gercekligi disa vurdugunu hesaplayalim. olsun. Herkesin bir fikri var sonucta. Temellendirilmesi de gerekir ama. Varsin bilim yanilgiya dussun karsinda, Tum bilimi cokert, anasini sik.. ne olacak! |
Haz, bencilce alınan zevktir bana göre. Duygusallık bencilliğin karşıtı, ve bencillik akıllıca olandır.
bipolar bozukluk yoktur demiyorum, ben insanda duyguların varlığını inkar etmiyorum, duygularımız var ama duygularımıza karşı çıkmalıyız, onları engellemeliyiz diyorum. çünkü duygular bizi yanlış yönlendiriyor, örneğin dini inançlar da duygunun bir sonucu, insanlarda inanma arzusu var, ölümden sonra hayat arzusu var, bu arzular ve duygular bizi yanlış yönlendiriyor ve gerçeklikle aramıza perde koyuyor. |
Tamam guzel.
Peki ayna noronlar nedir? Mesela ben bir B.Kinge gittim diyelim. Yedim ictim ciktim. Sigarami yakip bir nefes aldim. daha once de kapisinda mendil satan kucuk kizi gordum. Bu sefer bu kiz tuvalete gitmek istedi ve daldi iceriye. Icerdeki gorevli kocaman gobegi, sert mizaciyla kizin kazaginin ense yakinini tutup atti disari. hava da epey soguk Kucuk kizin wc'yi kullanmak istedigi belliydi cunku kivraniyordu yerinde. Sen gordun ve kizi yonlendirip birlikte girdin. utanmaz adam kiza tekrar hamle yapip cok sohretli sirketinin itibarini korumak amacli kiza yoneldi. Bu kiz benimle. Parasi da burada. Bir fanta ver, buz olmasin dedin kiz adina. Kizin pek bisey anladigi yok. o sira tuvalete gidip ihtiyacini sabirsizlikla karsilamayi dusunuyor. Biri boyle davraniyor. Ne yapardin mesela? Onunden gecip bu rezalete sahitlik mi ederdin? Gereksiz bir ayna noron/empati olarak mi nitelerdin sigarandan ikinci dumani almaya calisirken? He dostum? Burada bencillik nerede? Sence buradaki X kisisi yanlis mi yapti? Enayi miydi bir kac tl lik fanta aldigi icin. |
Bu dediğin ahlakla ilgili bir şey. Ahlakın temelinde mantık bulunabilir.
Mesela bu örnekte, mendil satan kişi pozisyonunda olmak o kızın suçuysa yardımcı olmam. Aklını kullansaydı ve o pozisyonda olmasaydı derim. Kendi hatasıyla yüzleşmesi için bırakırım. Yardımcı olmamam ona fayda sağlar aslında, çünkü uyanmasına sebep olabilir. Ama kendi elinde olmadan o pozisyona geldiyse yardımcı olurum, çünkü ileride mantıklı bir insana dönüşme olasılığı vardır. Peki o kızın hangi durumda olduğunu nereden anlayacağım? Küçük olduğuna göre -muhtemelen- kendi hatası pek yoktur ve bu yüzden yardım ederim, ama koca adam olsaydı -muhtemelen- mantıksızlığından dolayı o hale geldiği için yardım etmezdim. Duyguları, hazla ve ahlakla ilişkilendirdin, bu kısımlara girersek bakış açım biraz farklılaşır. |
Otobustesin.
iki yasli var. Biri kaliteli giyinmis felan. Digeri pek de parasi olan birine benzemiyor. Tasaksiz, meymenetsiz adaletsiz bir sistem... olabilir. Yer verme ihtiyaci hissettin. 1-kime yer verirdin? 2-bu yoneliminin temeli, sebebi nedir? 3- yada ne yer vercem, ayakta gitsinler, oyle bir zorunluluk mu var derdin? Ahlak kaygisi yada dinsel dogma tasimadan normal cevap ver mesela. sadece ne yapacagini ve neyi neden yapma gudusune sahip oldugunu merak ediyorum |
Şahsen ben şu kadına (Leonor Varela) bitiyorum, onunla gezmek, tozmak, yemek-içmek, gülmek, eğlenmek, 24 saat vakit geçirmek istiyorum. Peki böyle bir imkân var mı? Yok...
Demek ki duygular biraz boktan şeyler... https://4.bp.blogspot.com/-Yd1NzonMI...v1zq9oqtvb.jpg |
Bize ne kanitlamak istiyosun?
Duygulari iptal edelim. Ee? Sonra yani? Duygunu nasil safdisi edeceksin? Neyle? Sana ait olan seylerle mucadele edip daha mi mantikli olacaksin? Ne mantigi? Ne mantigi var sende? Neyin mantigi? Zihin dedigin ne? Mantikli dusunmek ne? Bilimsel dusunmek mi? Hangi duygunu iptal edeceksin? Bu sikkolik muhabbetinden bi bok anlasilmiyor. Bosa gittigini dusunuyor insan konustukca. Yahu mantikli tutarli olmak ne demektir? Bence en mantiklisi git intihar et. en guzeli bu. Enerjiyi harcama bosuna. dunyanin senin mantigina ihtiyaci yok cunku. Havayi, suyu, cevreyi kirletme bence. Bos yere strese giriyorsun. Hayatinda insanlari aldatiyor kandiriyorsun. Yiyor iciyor siciyorsun. Para kazanip o parayla IPad, tel, poantolon, gomlek, bira, sigara ot aliyosun.. Baska da bisey yapmiyosun. Yiyip icip siciyorsun. Eger duygun, sevgin, merhametin olmayacaksa hic bi bokun da yok. Bu siktiriboktan dunyada ne bok yemeye yasiyorsun? Haz almaya mi? Haz almak nedir? Niye aliyorsun kardesim alt tarafi kac metre kup hava aliyorsun? Ne hazzi... Yasayamiyorsan birak bize dunyayi.. Demek sen anneni, esini, cocugunu da sevmek istemiyorsun. Demek zor durumda olan insana eger cikarin yoksa bir tekme de sen vuracaksin. Seks yapmaya matematik demistin. karinin aminda matematik ne gezer! Kafayi mi yedin? Git matematik sorulari coz, Oradan haz al. git Wilhem Reich oku. Kitaplarini bi guzel arastir, haz ne demek cinsellik ne demek enerji nedemek.. Cinsellikte haz duygusunu ogretsin. Beni kizdirma artik |
Madem anlamadın, o halde yazmana da gerek yok Natan. Tartışmak zorunda değilsin.
Duygu ve mantık üzerine felsefi açıdan tartışma yapıyorum. Bence çok önemli bir mesele. Sana önemsiz gelebilir. Yahu karşımda 2 tane sözde ''süper moderatör'' var. İkisinin yorumları da tartışmaktan uzak, olayı sadece kişiselleştirmeye yönelik bir ''ad hominem''. Bravo. |
Gerceklige sirtini donmus, kafa yapiyorsun.
Her konuda tartismaya girer tartisirim. Ama insan gerceginden uzak seyler karaliyorsun burada. Felsefe yapmiyorsun. Bunlarin hepsi polemik. Haz nedir aciklar misin? Haz nedir? Sinir, ask, stres, merhamet, adalet, sevgi, duygudaslik, insana DAIR NE VARSA... Hepsi su ve bu nedenle sende var. Neyi yok edeceksin? ORNEK Engelli cocuklar ulke ekonomisine zarar veriyor. O HALDE YASAMALARINA GEREK YOK, Devlet aygiti ile yok edilsin. Cunku benim kalkinmama zarar veriyor... Eeee?? Oldu mu? ___________ * S.Mod degilim ben suanda. Senin gibi bir yazarim. |
Bencilligin adamakilli teorisyeni Hobbes'tur.
Bu dediklerini duysa mezarinda domalir hardcore yapar Dost aci soyler, kusura bakma |
Alıntı:
Dinlerde olan duygu değil özünde, siyasettir, şartlanmışlıktır ve bu şartlanmışlık bir yerde duygu sömrüsüyle perçinlenir, ama neyazık ki aslında duyguyu temsil etmez, siyasidir. Bizde deriz ki siyasi meselelerde duygusal davranmamalı, çünkü doğru çıkarımlar yapılamaz veya akıl-mantık şartanma ile safdışı kalmış olur. Bunun sebebi insanların duygusal olmasından filan değildir, aşırı uç düzeyde siyasi-ideolojik olarak şartlanmış ve hayli karıştırmış olmalarıdır.. Pavlov köpeklerde bir çok test yaptı, sebebi duygu değil, duygudan değil, şartlanmışlıktan geliyor.. İnsanların duygularından değil -ki bunu dışlamakta aslında dini kuvvetlendirebilir*-, dinlerden kurtulmak gerekir.. Kısaca şartlanmışlığı ve artlı refleksleri, köken bakımından irdelemek daha yerinde olur diye düşünüyorum... Duygunun, bilgi, görüş ve fikir alanında anlamı yoktur? Burada mantık önem arzeder, lakin duygunun anlamlı olduğu yerde, öyle kitapik, teorik bilgiye, mantıklı çıkarıma gerek yoktur, bütün mesele neyin fikir, görüş, prensip, neyinde duyguyu tetikleyen zeminde anlam kazandığını ayırt etmektir diye düşünüyorum :) Mesela sevdiğim insanlar var, kedilerim var, bir çok köpek var sevdiğim ......, bu halde zihnimden, plan, proje yapmıyorum ki, sadece sevgi duyuyorum, ne yapacağım burada mantığı? Kedi seni seviyorsam sende beni seveceksin, seni seviyorsam o halde bu işte benim çıkarım ne filan hesabına mı gireyim(önceki paragrafta ifade ettiğim * işaretli kısım) Peki açlık, yarın ne olur, 1-2000 TL ile kapitalist(ki bence yekünü!) bir ülkede yaşama sorunu, kaygıları, sahte gündemler, insanın kendisine yabancılaştırılması, yalan-dolan hayat, apokaliptik empozlar ve felç etmeler, tüm bunların kaynağı duygu mu? (iyi düşünmeli, kaynak ne? Tümüyle bakalım, insanların korkusu demişsin, duygusundan mı kaynaklı, ortamın etkisinden mi? Savunmasız insan, duygusu hiç olmasa bile ne yapardı? Bence asıl sorun insanların yaşadığı-yetiştiği ortam temelinde... O halde değiştirilmesi gereken insanın duyguları değil bence ortamdır, korkuları mı var, neyden korkuyor? Bunlar tespite muhtaçtır...) Kısaca Sevgili Yıldıztozu, sistem, yaşam alanı değişmedikçe, insanın duygusu, şusu, busu çerçevesi havanda su dövmektir, zira kaynak önemlidir,bir gün sonrasının kaygısı, stresi, toplum baskısıyla, yaşamsal zaruriyetin karşılanma baskısıyla vs yaşayan insan duygusuz olsa ne olmasa ne?... |
Huzur evlerinde ağır hasta demeyim de bakımı daha zor yaşlıların bulunduğu bölüm vardır (demanslı diyabetli veremli alzheimerlı) genel ziyaretçiler bu bölüme alınmaz ya da hazırlık yapılır önceden ve saat belirlenir yakını ziyaret edebilir varsa gelmek istemişse ki hepsi yalnızdır inanılmaz yalnız. Aynı ortamda 70 kişide olsalar bu yaşlılar birbirinden nefret eder birbiriyle konuşana rastlamak zordur yaşlı yaşlıyı sevmez içi kararır karşısındakinin durumundan, kendini görür onda hele veremli bulaşıcı diye en uzak durulandır. tek eşyaları alt bezleri ve rahat kıyafetle pijamaları. Bu insanlardan biriyle on dakika konuşup ilgilendiğinde sana yalvarırlar beni çıkar burdan sana ev alayım evimi sana vereyim maaş vereyim yeter ki buradan çıkar ve beni evime götür diye ve gerçekten bu insanlar çok zengindir hayatlarını para kazanmak birikim yapmak için harcamışlardır çocukları da vardır bazısının eşi ailesi ama eşi de çocuğuda olsa insan eti ağırdır bakmak yedirmek temizlemek ilgilenmek için sevgi duygu yoksa önüne dünyaları da koysan kimse dönüp bakmaz istesen ordunalyus ol istersen 5 yabancı dil bil misal vardı 7 dil konuşan bir yaşlı ve çoğu akademik kariyerlidir. Ordaki tek arkadaşın temizliğini yapan ilkokul mezunu paraya ihtiyacı olan hızla hasta bakım eğitiminden geçmiş; yaşlı ona niçin bağırıyorsunuz lütfen yavaş konuşun rahatsız oluyorum dediğinde nediyon sen gıaa! diye bağıran kadındır/erkektir. ne mahremin vardır ne özelin ki alzahimerli de olsa insanın utanma duygusu geçmez hatırlamıyor olsa da utanır neden utandığını bilmez ama utanır. toplu halde sırayla yıkanırlar biri gelse saklanmak isterler mahçup olurlar .ha kalan şurda üçgün ömur huzur evinde geçirsem nolmuş diyordur bazısı ortamı yaşamadığı için. ben orda 4. gün intihar edeni gördüm. devlet yemek yatak ilaç ve bakım konusunda her turlu konforu sağlamıştır yani ölmek istese dahi mamaların kalitesi ve bakım buna izin vermez. her gün duzenli muayene bakım temizlik yapılır malum hasta kakasıyla oynar duvara surer kusar işer. yaşlıysa ölmek için dua eder parasının hiç bir hükmü yoktur ölmek için gün sayar bu süre on onbeş yılı buluyor bazen.
çevreyle (doğa insan hayvan)etkileşim halinde olmak duyumsamak hissetmek ve sevmek paylaşmak insanı yaşama bağlar iyi hissettirir. öyle 5 yıllık plan yapıp hayatımı yaşarım ne sevgisi ne acısı banane kimin ne yaptığından demekle olmuyor. para, sevişmek için karşınızdakinin size katlanmasını, hastaysanız tedavinize yaşlıysanız bakımıza araç oluyor içinizi ısıtmıyor.önceliklerinizi iyi belirleyiniz. |
Paylastigin icin tesekkur ederim.
Huzur evine dair bilgi ve deneyim sahibi gibisin. Bir yakinin yada tanidigin var mi orada? Benim yasli dedem de boyle bir yerdedir. degisik ya, Yani ne bileyim.. |
Rica ederim. hiç kimseye önermem. oraya vereceği paraya onun bakımına yardımcı birini bulmak ve evinde bakılmasını sağlamak en ideali. tek istedikleri şefkat yapmacık olmayan zoraki olmayan şefkat. hem bakımını yapmak hem şefkat göstermek zordur bıkar insan dediğim gibi insan eti ağırdır evde bir yardımcı bunu kolaylaştırır
|
Biraz önce bir kadınla seviştim ve şu an yatağımda uyuyor. Ona karşı en ufak bir duygusal his barındırmıyorum. Sevişirken bile aklımda cinselliğin evrimsel süreci vardı. Bir an önce orgazm olup bilimsel kitaplar okumak istedim.
Duygulardan arınmaya başladığım için memnunum. Zorla arınmaya çalışmadım aslında kendiliğinden oldu. Gerçeklik tektir ve bu gerçekle karşılaşınca tercih durumu kalmaz, gerçek neyse onu kabul edersin. Sonuç olarak uzun zamandır sorguladığım bir konuyu burada tartışmaya açtım, hala sorguladığım ve emin olamadığım kısımlar var. Şimdilik elimdeki çıkarımlar şunlar; 1- Duygularımız var ve inkar edilemez. 2- Duygularımızın bir kısmı engellenebilir ama tamamen engellemesi mümkün değildir. 3- Duygular insan açısından iyi bir şeydir, ama bu iyilik insan türüne ait göreceli bir değerdir. İnsanı dışardan izleyen insan üstü varlık için bu duygular komiktir, acıklıdır, küçük düşürücüdür. Dolayısıyla bu kötü özelliğimizle yaşamak zorundayız. Mesela tuvaleti yapmak zorunda olmak da kötü bir özellik, ama yapmak zorundayız. Duyguların da her türlüsü kötüdür, istisnasız her türlüsü kötüdür, ama bununla yaşamak zorundayız, bu yüzden zevk almaya bakalım. İdeal insan tanımlamamda duygulara hiç yer yok, ama mevcut insanlıkta duygular kaçınılmaz. |
Alıntı:
Ideal insan taniminda, hormonlari nasil yok etmeyi/etkisiz hale getirmeyi dusunurdun, yani hormonsuz insan modelini ..? |
Alıntı:
Buradaki önemli soru, bilincin varlığı duyguları kaçınılmaz olarak ortaya çıkarır mi? Bence çıkarması gerekmiyor. |
Alıntı:
Bak ideal insan demiyoruz burada dikkat edersen, zira mukemmel(kusursuz) diye bir kavram gercekte yok, mukemmellik bizim icinde bulundugumuz sartlara iliskin, ortama dair, ortalama atifta bulundugumuz bir olcudur.Bu sebeple, mevcut duygularimiz sence neden kusurlu ki bilincli(hormonsuz) bir robotu tercih edelim? Gucsuzluk de, mantiklilik/mantiksizlik, acziyet vs. de, insana, canliya ozgu tanimlar, kavramlar.. Bizi bu konuda nasil ikna edersin? |
Alıntı:
Mesela, başarma duygusu kötü müdür? Sevmek ve sevildiğini hissetmekte hangi kötülükler vardır? Veya seyahat ederken harika bir manzara karşısında hissettiğimiz çoşkuda kötü olan nedir? |
İnsanı değerli kılan en önemli özelliklerden biri de duygularıdır. ama sevgi, şefkat, çoşku, neşe, özlem gibi pozitif duygular.
Mutluluk da, bu duygulara bağlı olarak gelişen bir durum. Sanat da ancak duygular ve hayallerle yaratılabilir. Burda önemli olan, duyguları akıl ve mantığın kontrolü altına alabilmek. Duygular olmazsa, insan bir robota dönüşür. Ve insan asla bir robot veya maddeden ibaret değildir. Bunu sadece evrimle açıklamaya çalışmak yeterli değil. bu yüzeysel bir bakış tarzı. Başlıkta, anlam arayışının gereksiz olduğu, sevginin insanı acizleştirdiği, kadının ikinci plana atılmasında duygusallığın etken olabileceği gibi iddialar var. Bu tarz görüşler, nihilist inançların sebep olduğu düşünceler olabilir. Mizah veya ironi anlamında değil ise, doğru olanın tam tersi olduğunu belirtmek isterim; Anlam aramayı gereksiz hale getirmek, insanın düşünce gücünü, insan zihninin yaratıcı etkinliğini, sorgulama ve keşfetme yetisini yoksayıp bir kenara atması anlamına gelir. Sevgi ise, insandaki en güçlü duygu ve en etkili motivasyon aracıdır. Bilimsel ve mantıksal açıdan sevginin değerini gösteren pek çok bulgu var. Kadının ikinci plana atılmasına sebep olan ise, tersine duygusuzluktur. İnsanlar kadına sevgiyle bakabilseydi, çocuk doğurma yeteneği olmasa bile kadın değerli olacaktı. Cinsellik zaten karşılıklı bir paylaşımdır. arada sevgi varsa menfaat ilişkisi olmaktan çıkar. Kadına gerçekten dürüstçe değer veren bir insan, kadının üzerinde hiçbir elbise olmasa bile ona aynı saygıyı gösterecektir. Bu düşünceye ulaşabilmek için temel etken ise, duygusal zekadaki gelişmedir. Dinler, insanlardaki negatif duygularla yaratılabildi. teslimiyetçi ve gerçekleri düşünmekten kaçan toplumlar da buna zemin hazırladı. Pozitif duygular ise dinleri yaratmak değil, ancak dinlerden özgürleşmede pay sahibi olabilir. |
Alıntı:
Bunlara iyi duygular desek bile bütün iyi duygular, kötü duygularla birlikte var olmak zorunda. Başarma duygusunun var olabilmesi için başaramama duygusunun da var olması gerekli. Sevgi için nefret de gerekli. Bütün duygular zıtlıklarıyla mümkün. İyi ve kötü duyguları birarada zorunlu olarak yaşamak yerine sıfır duyguyla ve sadece mantıkla yaşamak daha mantıklı görünüyor. Zaten adı üstünde mantık. Gelişmiş bir uzaylıyı ağlarken veya üzülürken düşünemiyorum. Sevgi ve üzüntü ancak birlikte var olabildiği için ideal varlıkta duygular nötr seviyede olmalı. |
Alıntı:
İnsanlık hep ilerledi, gelişti, dinler üretti, bir kısmı dinleri yok etti... hep bir aşama var, peki bunun sonu ne olabilir? zirve neresi? İşte o zirveyi bulmaya çalışıyorum, benim ulaşmam mümkün değil, sadece zihnimde kurgulayabilirim. Benim de duygularım var maalesef ve bunu kötü bir şey olarak tanımlıyorum. Uçma özelliğim de yok mesela bu da kötü bir şey. Ama kendimi ben yaratmadım, kendimi fazla değiştiremem de. Ancak ben zihnimde ''ideal bilinci'' tasvir edebilirim. Buna ideal canlı/robot/insan yerine ideal bilinç diyelim. Yaptığım veya yapmak istediğim şey ''en üstteki ideali tanımlamak.'' Bu ancak ütopya olabilir tabiki. Mevcut insanlıkta duygular kaçınılmaz, zaten mevcut insanlık ideal bilince sahip değil ki.. |
Alıntı:
Bilince sahip zihnin ulasabilecegi zirve noktasi tam bir bilincsizliktir.(zirve noktasi/kime gore, neye gore???) Bilince sahip olmak baska birsey, bilincli olmak/davranmak vs. baska birseydir. Asil sorulmasi gereken bence; Insanlik gercekten ilerledi mi? Ilerledi ise ne duzeyde ve egilimde? Gelisti mi? Dinler uretti mi? Yoksa mevcut ortam unsurlari uzerinden(sosyo/ekonomik/politik vs.) geleneksel yasamini organize dinlere mi cevirip pazarladi? Acaba yok ettigini mi zannetti, yok etmekle birlikte? Iste bu sorularin cevaplari yuzunden, insanlik olarak basimiz dertten, sorundan kurtulmuyor. Asama denilen hep ileriye dogru egilim gostermiyor, iki ileri bir geri seklinde gidiyor. Yanisira duygular neden kotu veya neden " duygusallık oranı azaldıkça mantıklı olma oranı artarken, güçlü olma oranı da artıyor.", guc'den algiladigin nedir bu kisimda? |
bilirsiniz, bilimler olgular üzerinden gider ve doğaları gereği analitik takılırlar.
psikiyatride de durum böyledir. temelden ikiye ayırır ve saltıklaştırır. düşünce durum bozuklukları (örnek şizofreni) duygudurum bozuklukları (örnek bipolar yani ben) bi adamın aklına da ulan duygu ve düşünce birbirinden izole edilemez, indirgenemez, biri diğeriyle geribesleme ilişkisi içindedir diye gelmez mi, gelmez amk. çünkü analitik zırva her şeyin içine etmekte pek mahirdir. duygu ve mantıkmış. len bu ikisini nası ayıracaksın, nası izole edeceksin. duyguyu nası karşı cinsle (homolar alınmasın onları yoksaymıyorum) çoğalma güdüsüne indirgeyebilirsiniz. şu sitede mantık mantık diye az bağırıp durmadık. sistematik düşüncemizi doğaya uydurmak adına, analitiği içeren ve aşan diyalektiği de az önermedik. bir nihilist etik ve estetiği yoklar yoklamasına da. duygu olmadıktan sonra düşünce mi olur. felsefe bile en ilkel tanımıyla bilgiyi SEVMEK değilmidir. siz mi hastasınız ben mi. duygu ve düşünce bir madalyonun iki yüzüdür. biri eksilirse öbürü de yara alır. özfarkındalığın, ya da başka ifade ile bizzat kendi varoluşunun farkında olman düşünce midir, duygumudur. düşünce ise hangi mantık kurallarına göre varolduğun sonucuna vardın. yoksa akşam güneşini seyrederken mi varolduğunu hissettin. |
Alıntı:
Bilgiyi merak etmek yerine ''sevmek'' de diyebilirsin tabi. Sanırım farklı şeyler yazıyor olmamızın nedeni, duyguya yüklediğimiz tanım ve içeriğin farklılığı. Burada önce duyguların kapsamını belirlememiz lazım ve bu kapsama göre duyguların önemi tartışılabilir. Anladığım kadarıyla sen daha geniş kapsamlı yaklaştın, duygu ve düşünceyi bir bütün olarak değerlendirdin. Benim yaklaşamıma göre ise duygular acizliğimizin bir sonucudur. Nasıl ki evrimsel süreçte aciz kaldığımızda sığınacak bir tanrı icat etmişsek, yine aynı acizlikten dolayı sığınacak duygular icat etmişiz. Duygular bizi tatmin ediyor. Madem duygular bizi tatmin ediyor, hatta mutlu edebiliyor, o halde neden duygular kötüdür diyorum? çünkü acizliğimizin sonucu olarak ortaya çıkmışlar. Bana bir örnek verebilir misiniz, herhangi bir konuda karar verirken duygu ve mantığın farklı tercihlere yönlendirdiği durumda duygunun vereceği karar daha faydalı olsun? Irkçılık, dindarlık gibi hisler de duyguların sonucu mesela. Sadece mantığın hakim olduğu ütopik bir toplumda yanlış hareketler imkansızlaşırdı. Duygularla yaşamak zorundayız, yemek yemek de zorundayız, işte bunlara muhtaç olmak kötü bir şey değil midir? Tanrıda duygu var mıdır diye sormuştum, her şeyi bilseydik, her şeye gücümüz yetseydi yine de duygularımız kalır mıydı? Ben bu soru üzerinden ilerledim. Mevcut insanlık üzerinden değil. Diğer sorunla alakalı ''var olduğumu nereden biliyorum'' sorusu için cevabım; var olduğumu varsayıyorum. |
Alıntı:
özgürlük sevdası bir acizlikmidir. Netice itibariyle Equilibrium'u izleme vaktin gelmis demişti bir arkadaş. bence de bi izle.. |
Alıntı:
hayat denen maceranın bitmesi için uygun koşulları beklemeye gerek yok. o koşulları kendin üretirsin olur biter. |
Alıntı:
Her istediğimizi başaracaksak tanrı olmamız gerekirdi. Böyle bir imkanımız olmadığına göre, başarma isteği ve sonuçta elde edilen mutluluk değerlidir. Alıntı:
Sanat sevgidir, müzik sevgidir... Sohpet etmekten mutlu olmak, dünyayı gezmek farklı insanlarla tanışmaktan mutlu olmak.. hepsi sevginin bir yansıması. Alıntı:
Yani duygulara önem vermek, zaten mantığın bir gereği. "bazı nefretler sevgiden kaynaklanır" dersek, ona katılıyorum. Sevdiğimiz insanlara haksızlık yapıldığında veya hayvanlara işkence yapıldığında nefret duyarız, bu insani birşeydir. Ancak sevgi sadece nefrete bağlı değil. mesela nefret olmasaydı, hiç kimsenin sevgilisi olmayacak mıydı..? Veya anne, bebeğini severken, kimden nefret ettiği için onu sevmektedir? Bir kediyi severken, bunun alt yapısında hangi nefret vardır..? Yani burda önemli olan insan zihnindeki negatif duyguları yenebilmek... bu da psikoloji ve nöroloji biliminin gelişmesiyle, ve doğru eğitim yöntemleriyle gelecekte başarılabilir. |
Limbik sistem amacı belirler. Neokorteks ona ulaşma yöntemini..
Hepimiz neticede "mutlu hissetmeye" programlı yaratıklarız. Limbik sistemi olmayan, salt neokorteksten ibaret beyinlerimiz olsaydı bilgisayarlardan farksız olurduk... . |
Alıntı:
Bu konuda çok sayıda örnek var. Sadece kötü örneklere odaklanırsanız, gerçekçi bir sonuç üretemezsiniz. İşte örnekler......; Mesela idam kararı almak üzere olan bir hakimsiniz. kanun maddeleri ve deliller, sanığın idam edilmesini gerektiriyor. Ancak sanığın idamını gerektirecek bir suç işlemediğini, iyi bir insan olduğunu biliyorsunuz. Mantıken, kanunları uygulamalı ötesini düşünmemeli ve bu kararı dert etmeyip gece rahat uyumalısınız. İşte tam bu noktada vicdanlı ve duygulu bir insan olmanız, bir insan hayatı ile ölçülecek kadar önemli ve faydalı bir sonuç doğuracaktır. Başka bir örnek; Sporcusunuz ve olimpiyatlarda maraton koşuyorsunuz... Yarışın sonlarında birincilik için kıyasıya bir mucadele var. vucudunuz adeta "yeter artık bırak beni" diye bağırıyor. Mantıken en kötü ilk sıralarda dereceye gireceksiniz. kazanılacak paraya da fazla ihtiyacınız yok. İşte tam bu sırada, sevgilinize verdiğiniz söz akla geliyor ve dostlarınızla ortak amaçlarınız aklınıza geliyor. Bu yarışı kazanmalısınız, çünkü bu sayede çok önemli bir projeyi gerçekleştirebileceksiniz. Bir taraftan da bu yarış için, ailenizin yapmış olduğu fedakarlıkları düşünüyorsunuz. İşte bu sırada duygularınız iyice çoşuyor ve yarışmayı kazanıyosunuz. Diğer bir örnek; Evlisiniz ve eşinizle birbirinize karşı giderek ilgisiz hale gelmişsiniz. ama aynı zamanda onu seviyorsunuz. Mantığınız "boşver işinle ilgilen" diyor. Ama siz duygularınızı dinliyorsunuz. Sonuç; daha mutlu bir aile, daha mutlu çocuklar. ve işe daha motivasyonlu gittiği için daha başarılı bir insan Başka bir örnek ve kesinlikle bilimsel; Tehlike yaşadığımız durumlarda adrenalin salgılanır. bu hormon odaklanma ve doğru karar alma yeteneğini en üst düzeye çıkarır. Bu bir duygudur... adına korku veya gerilim deyin, önemli değil.. ama bir duygudur. Mesela bir hatalı sollamada sizi kurtaracak haraketi yaptıran şey, sadece mantık değildir. aynı zamanda bu duygudur. Trafikte tehlikeli haraketlerden kaçınmanıza sebep olan şeylerin başında da duygular gelir; İnsan yaşamına duyduğumuz saygı ve ailemizin mutluluğuna verdiğimiz önemdir, bizi dikkatli olmaya sevkeden... Psikologların ve bilim adamlarının onayladığı bir gerçek daha....; Sevginin stresi azalttığı, hücre ömrünü uzattığı, bağışıklık sistemini güçlendirdiği tıp insanlarınca kabul edilmiş bir gerçek. Sevgi ve mutluluk çok ciddi bir şekilde birbirine bağlıdır. Bunlar aynı zamanda insanın maddeden ibaret bir varlık olamayacağının kesin kanıtlarından biridir. Sonuç olarak sorunuzun cevabı çok net; duygular gereklidir ve mantığı ortadan kaldırmayacak biçimde olduğu sürece faydalıdır. Ve insanlar, olumlu duygu ve düşünceleri olmadan "insan" olarak tanımlanamaz. İnsanın bir robota dönüşmesi ise, yokolması ile eş anlamlı bir durum. |
Alıntı:
|
Alıntı:
Alıntı:
Alıntı:
Alıntı:
|
| Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 19:02 . |