Turan Dursun Sitesi Forumları

Turan Dursun Sitesi Forumları (https://turandursun.com/forumlar/index__1.php)
-   Diğer Bilimler (https://turandursun.com/forumlar/forumdisplay.php?f=141)
-   -   Küresel Isınma: Güncel Veriler (https://turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=38982)

KızıL 26-10-2009 04:16

Küresel ısınma tartışmaları devam ediyor
 
üzerinde yaşıyoruz bir okadrada zarar veriyoruz...

http://haber.sol.org.tr/sites/defaul...l-isinma_0.jpg

Ortalama sıcaklık 2 derece artarsa olası dünya iklim haritası
Önümüzdeki yıllarda dünya sıcaklığındaki artışların olası etkilerine karşı yapılan tartışmalar devam ediyor.

Londra Bilimler Müzesinde bulunan Met Office Hadley Merkezi'nde (İklim Araştırma Merkezi) yapılan konferansa, İngiliz Dışişleri Bakanı David Miliband ve Enerji İklim Değişim Bakanı Ed Miliband ile birlikte katılan Profesör John Beddington İnteraktif Harita üzerinde değerlendirmelerde bulundu. Beddington açıklamalarında insanlığın neden olduğu çevre kirliliği üzerine bilgiler vererek uluslarası kamuoyunun dikkatlerini olayın ciddiyetine çekmeye çalıştı.
John Beddington ve ekibinin hazırladığı canlandırma resimde, dünyanın iki derece daha ısınması koşullarında neler olabileceği anlatılıyor. Beddington, küresel ısınma karştı önlemler alınmadığı durumda gidişatın çok daha kötü olacağını ve 2060-2100 yıllları arasında dünya sıcaklığının ortalama 4 derece artacağını öne sürüyor.
Beddington'un açıklamasından satır başları şu şekilde:
- "İki derecelik bir ısınma ciddi bir problemdir ancak dört derecelik bir ortalama ısınma kaçınılmaz bir felaket olacaktır..."
- "Karalar sulardan daha büyük bir hızla ısınacaktır. Bu anlamda ısınmanın hissedilme derecesinin bugünden hesaplanabilirliğinin çok üstünde olacak ve bu acımasız bir felaket anlamına gelecektir."
Bakan Miliband ise konuyla ilgili olarak, "Eğer bu ısınmanın gerçekleşmesini engeleyemezsek, günümüz dünyasında yaşanan susuzluk sorunun sekiz kat daha fazlası yaşanacaktır ve bu 150- 200 milyon arasında insanın göç etmesine neden olacaktır." dedi.
Uluslararası çevrelerde bu tartışmaların artmasının sebebi olarak önümüzdeki Aralık ayında Danimarka'da gerçekleşecek Küresel İklim Zirvesi gösteriliyor. Son süreçte Avrupalı birçok komünist ve sosyalist hareketin de gündemine giren zirve sırasında önemli protestoların gerçekleşeceği öngörülüyor.
(soL- Danimarka)

cenker 27-10-2009 01:03

babamın eski bilim ve teknikleri ve 3 ciltlik dünya ansiklopedisi var 80lerden kalma.sürekli ozon tabakasının delindiğinden ve insanlığın tehlike altında olduğundan bahsediyorlar.ha bi de petrol 40 sene sonra bitecekmiş(10 sene kaldı bu hesapla).tam emin değilim ama bizim çocuklarımız da bizim gibi olcak gibi geliyor bilmem anlatabildim mi?

pianola 25-09-2016 04:48

Küresel Isınma: Güncel Veriler
 
Alıntı:

Küresel ısınma İzlanda'da Orta Çağ'dan Beri var olan buzulu eritti
http://s12.postimg.org/5qk1a7not/dsc07993.jpg
İzlanda Adası'nın doğusunda bulunan Skeidararjökull (sıkeydararyökü) buzulu Orta Çağ‘dan bu yana ilk kez tamamen eridi. Bunun sonucu olarak bu buzuldan beslenen nehir yatakları birleşerek tek bir kanaldan akmaya başladı.

Hannes Jonsson, İzlandalı Çiftiçi: "Şu anda bulunduğumuz noktada 2003 yılında sadece buzul vardı. >Ancak son altı senede sular çekildi: Sula Nehri'nin su yatağının değişeceğini tahmin etmiştik.'‘

Önceden üç ayrı kanaldan ilerleyen buzul sularının son birkaç haftada hızlı bir şekilde değişerek sadece Gigjukvisl Nehri yatağından aktığı belirtildi. 2009 yılında yılında kuruyan diğer nehirlerin yerini şimdi çamurlu bir arazi kaplamış durumda.

http://www.euronews.com/2016/09/09/i...ters-landscape

Neva 25-09-2016 05:10

Gozle gorulur sekilde degisim mevcut.

http://www.bloomberg.com/news/featur...erally-melting

http://www.climatecentral.org/news/h...uld-melt-19779

pianola 30-09-2016 00:02

Alıntı:

Report offers cold, hard truth about global warming

https://summitvoice.files.wordpress....aps.png?w=1108

"The INDC's are totally inadequate to meet the 2-degree Celsius goal," said British scientist Sir Robert Watson, a former chair of the Intergovernmental Panel on Climate Change. "Governments must double and redouble their pledges," he said, adding that it's almost certain that the average global temperature will surpass the aspirational 1.5 degree goal as soon as 2030.

"Even with all the support in the world, the pledges are not enough. We felt it was appropriate now to point out that we expect more of governments," Watson said. "it's important that the average citizen hears about this. It's necessary to understand the science, and to understand what citizens need to do to make the Paris agreement work. Getting to the 2 degrees target takes action now, not in 15 years. There's no time to lose.
https://summitcountyvoice.com/2016/0...lobal-warming/

pianola 30-09-2016 00:05

Alıntı:

Dünya Bülteni/ Haber Merkezi

ABD Çevre Koruma Ajansından iklim politikası uzmanı Carolyn Snyder'ın Stanford Üniversitesinde yürüttüğü araştırmada 2 milyon yıllık küresel iklim verileri ele alındı.

Dünyanın farklı yerlerinden elde edilen yüzey sıcaklıklarının ve karbondioksit ölçümlerinin kullanıldığı araştırmada, dünyanın gelecekte daha ne kadar ısınacağıyla ilgili tahminlere yer verildi.

DÜNYANIN SON 120 BİN YILIN EN SICAK DÖNEMİ

Çalışmanın sonucu, dünyanın son 120 bin yılın en sıcak dönemini yaşadığını gösterdi. Bunun yanında Snyder, gelecekte de sıcaklıkları etkileyen benzer faktörlerin yaşanması halinde sıcaklığın ortalama 5 derece daha yükselebileceğini belirtti. Araştırmanın sonuçları Nature dergisinde yayımlandı.

Dünya iklim bilim uzmanları, 100 yıl sonunda ortaya çıkacak küresel yüzey sıcaklığı artışının 2 derecenin altında olması gerektiğini söylüyor. İklim değişikliği ve küresel sıcaklık artışını 2 derece ile sınırlandırma hedefini yakalayabilmek için iklim değişikliğine yol açan başta karbondioksit olmak üzere sera gazlarının havadaki konsantrasyonunun ciddi şekilde azaltılması gerekiyor. Bunun için fosil kaynaklı yakıtların aşamalı olarak kullanımının azaltılmasının ve giderek ortadan kaldırılmasının önemine işaret ediliyor.
http://www.dunyabulteni.net/manset/3...k-zamanlarinda

Global Warming Hits Record High: Hottest in 120,000 Years

pianola 19-11-2016 08:12

-guncel-

Alıntı:

Cuma, Kasim 18, 2016, 7:29 PM

- Kuresel sulardaki buz alt-seviye rekorunu kirdi
- Kuzey Kutbu'nda, yilin bu zamani-ortalamanin 20°c uzerinde bir sicakliga sebebiyet veren asiri-isidalgasi mevcut

https://c6.staticflickr.com/6/5694/3...08ca2720_b.jpg

- Antarktika olagandisi hizla eriyor

https://c1.staticflickr.com/6/5678/3...9f79e8f1_b.jpg
https://www.theweathernetwork.com/ne...we-think/74756

Felâsife 19-11-2016 20:05

Ben açıkcası ABD nin bu küresel ısınma olayına inanmıyorum, zira Nisan aylarında NASA dan İsrail, Ürdün, Lübnan, Filistin, Kıbrıs, Suriye ve Türkiye'nin son 9 asrın en kötü kuraklığı olduğunu açıklaması gelmişti.
NASA masa başı haber yapmaya mı başladı bilemiyorum ama haberin amacının politik olduğu her halinden belliydi, açıkcası NASA ya böyle tavrı hiç yakıştıramadım.

Neticede bu toprakların her türlü tarihi ve eserleri ortada dururken, bu toprakların tarihini HİÇE sayıp, BİLİMİ çıkarları için kullanmaları hiç hoş olmadı.
Bu söylemler belki Amerika da anlam bulabilir, neticede bir kaç yüzyıllık bir tarihi olan bir ülke, ama binlerce yıllık tarihi olan bu coğrafyada masabaşı tarih işi tutmaz.
Türkiye’nin kıtlık ve açlık tarihçesine bakış

Amerikanın esas sıkıntısı Teksas gibi bazı eyaletlerinde kuraklık yaşaması, ve bunu panik yapması, zaten Nat Geo kanalında habire bu meyanda belgesel ve tanıtımlar dönüp duruyor.
Yok küresel ısınma, yok iklim değişikliği, ormanlar, buzullar, yeşil enerji vs. Amerikalıların derdi Amerikayı kurtarmak.
Bu meyanda ilginç bir haberde çıktı sonradan Küresel Isınma ABD'yi hasta edecek diye.

Belgeselini seyretmiştim, Vietnam savaşında Conilerin yakmadığı orman, neslini tüketmediği canlı kalmamış, milyonlarca ton bomba boca edilmiş ormanların üstüne, orman bırakmamışlar.
Aynı Coniler şimdi Endonezyalıların Palm yağı için, Palmiyeleri yakmalarına öyle karşılar ki sormayın gitsin, bu küresel ısınmayı tetikliyormuş!

Hasılı Amerikalılar bu tip haberlerde bana göre hiç samimi değiller, bilimi bile kafalarına göre kullandıklarını düşünüyorum.

pianola 23-11-2016 12:26

Sevgili Felasife;

Pedersen Buzulu (Alaska), 1930 & 2015
http://i0.wp.com/globalnetwork.info/...size=604%2C800

McCarthy Buzulu;
https://upload.wikimedia.org/wikiped...ty_Glacier.jpg

Larsen b, Antarktika;
http://www.climatehotmap.org/hotspot...antarctica.jpg
http://s1.ibtimes.com/sites/www.ibti.../antarctic.PNG

ama daha onemlisi;

http://www.worldwildlife.org/stories...-orcas-move-in
http://www.killer-whale.org/killer-w...lobal-warming/

Felâsife 23-11-2016 15:13

Sevgili Pyrrhon, bu tür resimlere veya rakamsal bilgilere bir şey demiyorum, varsa alınabilecek tedbirler yapılacak şeyler yapılabilir elbette, sanırım BM de bir takım protokoller, yaptırımlar da kabul edilmiş, sorun ABD nin bunu politik malzeme edip kullanmasında, son 900 yılın en kurak dönemi diyor bu coğrafyaya, oysa bu coğrafyalarda tarihte var, sadece rakamlar yok. NASA da bu tarihlere hiç bakmadan, rakamlarla bir felaket senaryosu hazırlamış resmen.
Sanırım ABD boğazına çökeceği ülkeleri bu tip gerekçelerle, yani küresel iklimi siz ısındırıyorsunuz, dünyayı siz mahvediyorsunuz kara propagandalarıyla çökme senaryoları hazırlıyor. Bombalar atılırken bu küresel felaket olmayacak tabi.

Yaşlı dünyamızın tarihinde bunlar 4-5 kere görülmüş olsa gerek ki, 5. buzul çağına giriyoruz veya mini buzul çağına giriyoruz diyede haberlerde var, Ruslar 2055 demişler, İngilizler 2022 de sıcaklar dibe vuracak demişler.
Nat geo da bir kaç belgeslede döndü, sıcaklık artıyor artıyor sonunda Mars gibi bir dünya oluyor dünya.
Üstede dediğim gibi Teksas gibi eyaletlerde ciddi su sıkıntıları var, boşalan kasabalar varmış ABD de, onların ki birazda bu yüzden, pek doğayı düşündüklerinden olmasa gerektir.

Sevgiler

Felâsife 29-11-2016 15:31

Teketek programında İklim konusu işlenmiş, bunuda ikiye ayırmışlar, geçmişte ki iklim değişikleri ile günümüzde ki iklim değişikleri.
Bu videoda geçmiş işlenmiş. (Günümüz konusunu bulursam onada bakacağım)

Türkiye'de ki buzullar, denizlerin -120 m. inmesi, Marmaranın denizlerle bağlantısının kesilip, küçük bir göl gibi görünmesi filan ilginçti.
Tabi en güzeli, meseleyi kendi bilim adamlarımızdan dinlemek daha keyifli.


spartacus 29-11-2016 18:10

Alıntı:

Felâsife´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 591868)
Sanırım ABD boğazına çökeceği ülkeleri bu tip gerekçelerle, yani küresel iklimi siz ısındırıyorsunuz, dünyayı siz mahvediyorsunuz kara propagandalarıyla çökme senaryoları hazırlıyor. Bombalar atılırken bu küresel felaket olmayacak tabi.

Sevgili Felasife her zaman olduğu gibi bir yönüyle tüm insanlığın, sahtekarlık ve diğer yönüyle de dünyayı her türden(ısı, kmyasal, doğanın yapısı, çer, çöp tümü dahil) kirletenlerin kaygısı...

Bu sorunun asıl hedefi ve çözümü öncelikle kodomanlar olmalı, yani kapitalizmin o toplumsal karakter taşımayan rezil ekonomisi ve endüstri alanının yiyicileri, üretim yaparken oluşturdukları kirlilik, ürettikleriyle dünya nüfusunun %1'inin gündelik üretim-tüket-tir-im ilişkilerine ve doğayı korumanın kendileri açısından maaliyet sayılmışlığına bakmalı... Hani dünyanın en zenginelrinden söz edilir, milyarlarca doları vardır, eğer doğayı koruyucu şekilde üretime ve endüstriyel karaktere bürünse atıyorum 20 milyar doları değilde ortalama bir atmasyonla bir kaç milyon doları eksik olacak, işte sorun da bu ve sözde kalite çemberleri adı çalışana psikolojik savaş açıp, daha az maaliyetle, daha verimli üretim temlli kaynakalr ayırırken, çevre ve insan odaklı yönlere ise kaynak ayırmamakta ya da göstermelik yapmaktadırlar,çünkü en az maaliyetle, daha fazla verim-üretim çıkarlarına uygun iken, diğeri onlar için yük olarak düşünülür.

Örneğin 10 TL gündelikle çalıştırılan bir insan bir üründen günde 10 tane üretiyorsa, aynı insana 20 tane ürettirmenin yolu bulunduğunda(ki bu endüstri kadar, insan psikolojisini de kapsar), böylece 1 yevmiye hakkına 2 günlük üretim elde edilmiş oluyor, tabiri caizse 1 aylık maaşla 2 aylık üretim ve çalıştırılanın maaşı ise sabit bırakılarak. Ve daim daha çok üretin, daha çok kazanalım sizde daha fazla kazanın denir, ancak pratikte daha çok kazandıkça, aksine asıl üretene verilen mevla düşürülür, düşer ya da koşulalr karısında düşer. Daha çok üretip, daha da güçlenen kodoman için artık üreten vazgeçilemezlikten çıkar, 1-2-3-6 ay üretim yapmasa ne olur ki, bu çalışanalrın hiç birisi olmasa ne olur ki, 1 ay sonra yenisini bulurum, 1 ay üretmesem de bana bir şey olmaz noktasına varılır... Neyse farklı bir örnek ama bunların her konudaki yaklaşımı bu biçimdedir, sınıfsal doğaları ve karakteri gereği.

Doğadan ve insan emeğinden çalıyorlar, aslında bir çeşit meşrulaştırılmış gasp yaşanıyor. Gasp edilende sağlam bir şey kalır mı?

İfadelerinin ise geçerlilik payı var, yabana atılamaz, lakin batı, emek sömürüsünde daha fazla gasp sağlayabileceği coğrafyalara yönelir, haliyle aslında bir çok işletmenin, madenin vb sahibi kendileridir ancak hukuki açıdan yasalarında doğa, çevre konuları ya yetersiz ya da özensiz ya da kontrolsüz olan ülkeleri seçmiş olmaları, tersin geride kaygılarına yol açar, ancak kaygılarının gidermenin maaliyetine girmektense, olabildiğince o maaliyeti düşürmek isterler, bu durumda, hukuki açıdan çevreye dair yasaları yetersiz ülkelerde önce hukuksal önemin oluşmasını, böylece maali yükü düşürmek ve devlet desteği(halktan alınan vergilerden pay) oluşmasını isterler...

Basın, yayın kısaca dünyadaki medya tamamen bunların elindedir ve hem kalemşör, ama hem de farkında olmayan veya aymazlardan da kendi propagandalarının güçlü yayımını sağlarlar. Böylece bir sorunun varlığı ile sorunun apokaliptik(kıyametçi) düzeyde abartılması arasında uyumsuzluk doğar ve diğer yönüyle de sorunun muhatabı salt tüketiciymiş gibi göstermeye de özen gösterirler, bir çok insan da bundan etkilenip, şunu kullanma, bunu kullanma noktasını aşamaz(yani meselenin asıl kaynağı kenarda kalıverir), ancak o ya da şunu kullanmaya mahkum bırakılmış, muhtaç insan oranı da %99'larda seyreder, böylece ilgili propaganda kale duvarlarına sapanla taş atmak benzeri bir etkide kalır...

Diğer taraftan da çevreciler bu propagandalar yerine, üretim sürecine yönelir-hedef alır, örneğin üretilmiş bir otomobilin, motor sistemi ve eksoz gazının değerlerini esas alır ve ürettiren kodomana hukuki(salt yasal yolalr değil, sokaklarda aslolan ve en önemli hukuktur!) baskı oluşturular... Kodoman firmalar direnir, ancak olabilirliği ortada iken, imkansız, yapamayız demeye başlarlar, zira 99 kazanacağına 98 kazanacak, fakat bakarlar ki, baskı odağını şaşrımamış mecbur kalırlar, Euro 2, Euro 3, Euro 4.... diye üretim yapmaya(e hani olmuyordu?) başlarlar ve tabi bazı (maddi, manevi) teşvikleri de alırlar. insanlara otobüse binmeyin, uçağa binmeyin, telefon kullanmayın, güzel kokular sürünmeyin demenin ise ne etkin bir kitleselliği ne de etkili bir sonuç alıcı yanı yoktur... Hasılı, bir sorunun varlığı ayrı, sorunun kaynağını doğru tespit edip, doğru hedeflere yönelmek ayrı. yanlış hedef, sorunun çözülmesi değil, çözümden sapmadır böylece bu sorunu çözmek ya da etkilemek bir yana aksine güçlendirir...

Felâsife 29-11-2016 19:02

Alıntı:

spartacus´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 592111)
Sevgili Felasife her zaman olduğu gibi bir yönüyle tüm insanlığın, sahtekarlık ve diğer yönüyle de dünyayı her türden(ısı, kmyasal, doğanın yapısı, çer, çöp tümü dahil) kirletenlerin kaygısı...

Bu sorunun asıl hedefi ve çözümü öncelikle kodomanlar olmalı, yani kapitalizmin o toplumsal karakter taşımayan rezil ekonomisi ve endüstri alanının yiyicileri, üretim yaparken oluşturdukları kirlilik, ürettikleriyle dünya nüfusunun %1'inin gündelik üretim-tüket-tir-im ilişkilerine ve doğayı korumanın kendileri açısından maaliyet sayılmışlığına bakmalı...

Kesinlikle katılıyorum, benim yan yana getiremeyeceğim ama kalbimden geçen duygular bunlar, eline sağlık.
Bu iş kodomanlarla başlıyorsa, onlarla da bitmeli. Dünyanın nimetini yiyenlerde onlar neticede.
Halklar ne yapabilir ki büyük kesimi ay başını getirmekten iflahı kesiliyor, belki bilinçsizce çevre kirletiyor filan ama adamın bir gemisi batınca, bir fabrikası patlayınca dünya etkileniyor. Bu facia olunca böyle, diğer yandan bacasından, kanalizasyonundan çıkanın haddi hesabı yok.

Tabi devlet başkanlarıda kodomanların sözcülüğüne soyununca, kodomanlar masum, halklar suçlu oluveriyor. Ben pek anlamıyorum bu işleri.
Geçen konuşulmuştuya mülkiyet filan diye, bence mülkler devletin olduğu gibi, patron da devlet olmalı, kişiler patron olmamalı.

Felâsife 30-11-2016 14:23

#9 mesajda bahsettiğim öteki videoyu da HD olarak buldum. Üsteki geçmişle, altakide de daha çok günümüzle ve yakın geçmişle alakalı.
Tabi videolar uzun ama vakit ayrılıp izlemekte gerek.
Romalı askerlerin neden etek giydiğinden, Boğazların donmasına, coğrafik değişimlere, denizler arasında ki kod farkı, patates dünya filan derken hayli ilginç bilgilerle dolu.
Anladığım iklim olayı bir iniş bir çıkış seyrinde, bazen buzul soğukları bazen çöl sıcakları derken, patlayan bir volkan tüm hikayeyi değiştirebilicekte güce sahip.




pianola 01-12-2016 14:28

Alıntı:

Frigid air mass building in Alaska, poised to spill into Lower 48 next week

https://img.washingtonpost.com/wp-ap...e-ak.gif&w=480

Alaska is witnessing its coldest air in almost two years, and some of the biting chill is forecast to plunge into the western United States in about a week's time.

In Fairbanks on Tuesday morning, the temperature tanked to minus-31 degrees, ending a 624-day stretch in which it was warmer than that — the second longest on record. Tuesday afternoon, the mercury only recovered to minus-21, ending a record-long 658-day stretch with highs above minus-10.

It was even colder in Bettles, Alaska, on Tuesday, where the temperature dropped to minus-41 with a bone-chilling wind chill of minus-53.

Statewide, it was the first time Alaska's daily temperature index was significantly below normal in almost a year.

This morning, some locations in our 49th state plummeted as low as minus-40 to minus-45 degrees.

Although the weather in the Last Frontier is cold compared with the past two years, it has been much colder in the past. Alaska's coldest November temperature of minus-62 was set in 1970 at Prospect Creek.

Through October this year, Alaska was having its warmest year on record.

But it's cold now and expected to stay cold for at least another week or so. For the first time since February 2014, the National Weather Service predicts much of the state to be colder than normal in its six- to 10-day outlook.

https://img.washingtonpost.com/wp-ap...new_.gif&w=480

As the cold continues to build over Alaska and western Canada over the next week, some of it will begin to bleed south.

Computer models are unanimous in bringing a significant blast of cold air to the western half of the United States in about six to eight days. On Wednesday afternoon next week, temperatures are forecast to be 20 to 30 degrees colder than normal in much of the Rockies and western Plains.

https://img.washingtonpost.com/wp-ap...onus.png&w=480
_____

pianola 07-12-2016 09:21

Alıntı:

Antarktika'da 70 mil (112 km) Uzunlugunda Yarik:

https://s12.postimg.org/3zike88gd/an...t_larsen_c.jpg
http://www.livescience.com/57109-ant...iles-long.html

pianola 29-12-2016 21:32

http://400.350.org/

pianola 03-03-2017 11:11

Alıntı:

02.03.2017

Cenevre'de yer alan Dünya Meteoroloji Örgütü, küresel ısınmanın en çok etkilediği bölgelerden birisi olan ve gezegenimizin dengesinin korunmasında hayati öneme sahip Antarktika kıtasının yeni bir rekor kırarak ortalama 17.5 derece sıcaklığa ulaştığını duyurdu. 24 Mart 2015 tarihinde Esperanza üssünden kaydedilen bu sıcaklık, günümüze kadar uzayan araştırmalar sonucunda resmi olarak doğrulandı.

link

pianola 14-06-2017 13:52

Alıntı:


https://dsx.weather.com//util/image/...1-e17d87b8b6a0

İklim-değişikliği gözlemleri kapsamında 17 milyon dolar maliyetli dört yıllık bir çalışma yapmak üzere yola çıkan bir grup bilimci, iklim değişikliği sebebiyle çalışmanın ilk ayağını iptal etti.

Manitoba Üniversitesi'nden yapılan açıklamaya göre, Arktik denizinin güneye doğru hareketi, Kanada'da bulunan beş ayrı üniversiteden 40 araştırmacının aktif bulunduğu Hudson Koyu Sistem Araştırmaları'nı (Baysys) geciktirdi. Isınan dereceler, Yukarı Arktik'deki buzulları incelterek, özellikle fırtına ve sert rüzgârların da etkileriyle okyanus akıntılarında serbestçe dolaşmalarına sebebiyet veriyor.

Takım lideri David Barber, CBC News'e konuyla ilgili olarak "Tamamen ilkim değişikliğine bağlı bir fenomen, buzulun boyutlarını ve kalınlığını düşürdüğünüzde, yer değiştirir hâle geliyor" açıklamasını yaptı (...)

https://weather.com/news/climate/new...obility-severe

Yıldıztozu 01-07-2017 18:36

Bilim insanları Haziran ayında İngiltere ve Batı Avrupa'yı etkileyen aşırı sıcakların iklim değişikliği nedeniyle daha yoğun hissedildiğini açıkladı.

Portekiz'de onlarca kişinin yaşamını yitirmesine yol açan orman yangınları gerçekleşirken Fransa, İsviçre ve Hollanda'da aşırı sıcaklar nedeniyle özel önlemler alındı. İngiltere 1976'dan beri en sıcak Haziranını yaşadı. İsviçre'de ise 1864'ten beri en sıcak ikinci Haziran yaşandı.

Araştırmacılar, insan kaynaklı küresel ısınmanın Avrupa'nın belirli bölgelerinde sıcaklık rekoru kırılma sıklığını 10 kat artırdığını söylüyor.

Bu yıl Haziran ayı boyunca kıtanın batısında ortalama sıcaklık, normal değerlerin 3 derece üzerinde seyretti.

http://www.bbc.com/turkce/haberler-40468398

pianola 12-07-2017 15:53

Alıntı:

12.08.2017

Dev buzdağı Antarktika'dan ayrıldı

https://ichef-1.bbci.co.uk/news/660/...em96904370.jpg

Kaydedilmiş en büyük buzdağlarından biri Antarktika'dan koptu. Dev kütlenin, Galler yüzölçümünün çeyreği büyüklüğüne denk gelen 6000 km²'lik bir alanı kapsadığı tahmin ediliyor. Kopan buzdağı, Çarşamba günü Larsen C Buz Tabakası olarak bilinen bölgenin yanından geçerken bir Amerikan uydusu tarafından gözlemlendi. (...)

http://www.bbc.com/news/science-environment-40321674

Nero 12-07-2017 15:53

Küresel ısınma değil, yeni bir buz çağına giriyoruz!..

pianola 22-08-2017 23:55

http://www.newsminer.com/features/su...35bddbcf5.html

pianola 18-11-2017 05:13

Alıntı:

Dünya 3 derece ısınırsa...

Dünya'nın farklı coğrafyalarında bulunan şehirler giderek ısınan gezegene nasıl uyum sağlayacak? DW, Dünya 3 derece daha ısındığında neler olabileceğini 5 farklı şehir üzerinde inceledi.

http://www.dw.com/image/39974760_303.jpg

Bonn'da iklim değişikliği sorununun masaya yatırıldığı Dünya İklim Konferansı başlamadan kısa süre önce, Birleşmiş Milletler 2100 yılına kadar küresel ısınma ölçümlerinin 3.2 dereceye kadar çıkacağı uyarısında bulundu. Bu, Paris İklim Anlaşması'nın sıcaklık artışını 1.5 ila 2 dereceyle sınırlandırma hedefinin çok çok üstünde.

Peki rakamların ötesinde, "küresel" ısınmış bir Dünya neye benzeyecek? Küresel ısınmanın etkilerinin bölgeden bölgeye değişeceğini unutmamak gerekiyor. Dünya 3 derece daha ısındığında bizi ne gibi senaryoların beklediğini gezegenimizdeki 5 farklı şehir üzerinden inceledik.

New Orleans, ABD: Fırtına ve sel

http://www.dw.com/image/4583428_7.jpg

İklim değişikliği ile fırtınalar arasındaki ilişki henüz anlaşılmaya başlanıyor. Küresel sıcaklıkta 3 derecelik artış gerçekleştiği takdirde, New Orleans'ın akıbeti belirsiz olacak. Yükselen deniz seviyesi ve artan deniz yüzeyi sıcaklıkları, New Orleans'ta Katrina Kasırgası'na benzer hava olaylarının daha sık yaşanmasının muhtemel hale geleceği anlamına geliyor. 2017'de yaşanan alışılmışın dışında bir hiperaktiviteye sahip kasırga sezonu, Dünya'nın başına gelecek daha büyük felaketlerin bir habercisi olabilir.

New Orleans Kanalizasyon ve Su Kurumu'nda (SWBNO) üst düzey bir şehir planlamacısı olarak çalışan Bridget Tydor, aynı zamanda Dünya İklim Konferansı'nda ICLEI ABD Halk Delegasyonu üyesi. DW'ye konuşan Tydor, şehrin su setlerini korumak ve daha çok sayıda insanı tahliye etmeye hazır halde olmak için çok çalıştığını söyledi. Tydor, "Gördüğümüz ve öğrendiğimiz üzere, felaketlere karşı savunma ya da afetlerin hafifletilmesi yapbozun tek parçası değil. Aynı zamanda daha yüksek yoğunluklu yağmur, sel ve kasırga olaylarını atlatabilmemiz adına sürdürülebilirliği daha yüksek altyapı ve binalara uyum sağlamamız gerekiyor" dedi.

(...)
devamını buradan okuyabilirsiniz: http://www.dw.com/tr/dünya-3-derece-ısınırsa/a-41424655

"ictenlik" 18-11-2017 18:36

"dünya 5 derece -birden- soğursa?
 
https://tr.sputniknews.com/haberler/...-hizi-artiyor/

https://futurism.com/the-antarctic-i...its-ever-been/

bu küresel ısınmadan (ısınma denilenden)bir şey anlamadığımı itiraf etmeliyim
neler oluyor?

ve
anlamıyorum, bilmiyorum ve emin değilim ancak hızlı ısınma ve hızlı buzul erimesi bir o kadar da hızlı soğumayı mı tetikliyor, getiriyor ?

Alıntı:

Alıntı:

Putin: Küresel ısınma insan kaynaklı değil!

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) yönetiminin küresel ısınmaya karşı İklim Anlaşması'nı zora sokacak yeni enerji kararnamesi ardından olumsuz yönde bir haber de Rusya'dan geldi. Devlet Başkanı Vladimir Putin, küresel ısınmanın ‘insan kaynaklı olmadığı' tezini yineledi.

Ülkenin kuzeyindeki Arkhangelsk şehrinde düzenlenen Arktik Forumu'nda konuşan Vladimir Putin, bilimsel araştırmaların aksine küresel ısınmanın sanayisel gelişimle alakası olmadığını savundu. "Küresel ısınma 1930'lu yıllarda başladı" diyen Putin, ısınmanın atmosfere salınan sera etkili gazlarla bağı olmadığı tezini öne sürdü.

Putin, "O tarihlerde insan kaynaklı olan gaz salınımları yoktu ama ısınma başlamıştı" derken, küresel ısınmaya başka etkenlerin yol açtığını dile getirdi.

Küresel ısınmanın durdurulmasının ‘imkansız' olduğunu söyleyen Vladimir Putin, ısınmanın yeryüzündeki global döngülerle alakalı olduğu tezinin doğru olduğunu savundu. Putin, "Esas mesele buna adapte olabilmekte" diye konuştu.

https://anfturkce.net/dunya/putin-ku...li-degil-88281


--

Kuzey Kutbundaki buz kalınlığındaki değişimler ve bunun okyanus akıntıları üzerindeki etkileri hakkında araştırmalar yapan 3 İngiliz biliminsanı ve iklim bilimcinin ölümlerine ilişkin bir haber

Ölen bilim insalarından bir tanesi uydulardan yararlanarak Kuzey Kutbunun ve genel olarak dünyanın yerçekimi haritasının yapılmasıyla ilgileniyormuş.


http://www.telegraph.co.uk/news/eart...or-claims.html
http://www.ibtimes.co.uk/uk-climate-...-squad-1512538

---

Son onbin yılın şimdiden daha sıcak olabileceğini söleyen ayrıca küresel soğuma fikri ile ilgilenen bir blog-arşivi
https://www.iceagenow.info

Ayırca Küresel soğuma, mini buzul çağı vb. iddiaları ve küresel ısınma söyleminin politik aldatmaca olabileceğine dair söylev ve haber içerikleri linkleri

http://www.breitbart.com/big-governm...ctic-squirrel/

http://www.bbc.com/turkce/haberler/2...l_isinma.shtml
http://www.cumhuriyet.com.tr/haber/s..._geliyor.html#
https://www.ntv.com.tr/turkiye/dunya...rUCbSfNbWi8aZw
https://www.ntv.com.tr/turkiye/mini-...YEGqLOmRjaOIYA

http://www.radikal.com.tr/cevre/kuze...yuyor-1210300/
https://tr.sputniknews.com/bilim/201507221016676392/
http://www.haberturk.com/dunya/haber...tan-daha-fazla
http://www.kuark.org/2013/01/mini-bu...gi-mi-geliyor/

https://cokus.wordpress.com/2014/12/...isinma-yalani/

Engse Hohol 10-12-2017 11:42

Kutup ayısının açlıktan ölmesi video'ya alındı. Küresel ısınma sorumlu tutuluyor.



Geostorm \ Küresel ısınma konulu "Uzaydan gelen fırtına" adlı film, 2017 yılında beğenilen filmler arasına girebilecek bir türden konuya sahip. İnsanlar Dünya da artık küresel ısınmanın atmosfere verdiği zararın önüne geçemeyecekleri bir zamana gelmiş ve ani hava değişimleri yaşanmaya başlamıştır. Birden güneş açma sonrasında kar yağışı fırtına şeklinde garip hava durumları ortaya çıkmış ve insanların ölümlerine neden olmaya ve dünya üzerinde yaşamın çok zor olmasına neden olmuştur. Bununla birlikte büyük teknoloji firmaları bu durumu önlemek için kalkan gibi bir sistem geliştirecek ve insanları uzun bir süre koruyacak bir plan yapmışlardır. Herşey düzeldi derken kalkan görev dışı kalacak ve ne olduğunu anlamaya çalışırlarken aslında başkana yapılacak bir suikast için hedef şaşırtmaya çalışılıyormuş.

pianola 16-03-2018 21:27

Alıntı:

Şubat ayında, küresel sıcaklıklar Kuzey Kutup bölgelerindeki rekor derecelerle bir kez daha ortalamanın üzerindeydi. ABD ve Meksika, Türkiye ve Kafkasya bölgeleri, Orta Doğu ve Kuzey Doğu Afrika kuşakları özellikle sıcak geçti.

Kuzey Kutbu'nda yaklaşık bir hafta boyunca, günlük sıcaklıklar ortalamanın 30 °C üzerinde seyretti.

Kuzey Kutbu'nu etkisi altına sıcak hava akımları, Avrupa soğuk hava akımları ile buluşunca kıtanın büyük bölümünde dondurucu soğuklar yaşandı. Doğudan gelen alçak hava basınçları Avrupa'ya ulaşınca sıfırın altında Sibirya soğuklarına dönüştü.

Şubat ayı Avrupa'nın uzak kuzeyi ve güneydoğusu hariç büyük bir bölümünde ortalamadan daha soğuktu.
http://tr.euronews.com/2018/03/15/ku...na-genel-bakis



Alıntı:

Doğal Hayatı Koruma Vakfı'nın (WWF) hazırladığı bir rapora göre küresel ısınma, 'Öncelik Bölgeleri' olarak adlandırılan 33 bölgedeki canlı türlerinin yarısını tehdit ediyor.

WWF'nin hazırladığı rapora göre küresel ısınma onlarca yıl içinde Amazonlar, Madagaskar ve diğer risk altındaki biyoçeşitlilik alanlarındaki canlı türlerinin yüzde 25'i ila yüzde 50'sinin bölgesel olarak soyunun tükenmesine neden olabilir.

'Climatic Change' (İklimsel Değişiklik) adlı bilim dergisinde yayımlan raporda WWF "Yapabileceğimiz her şeyi yapmadığımız sürece küresel biyoçeşitlilik gelecek yüzyıl boyunca çok büyük acı çekecek. Ortalama küresel dereceleri mutlak minimum değerlerin altında tutmalıyız" dendi.

2015'te birçok ülkenin üzerinde uzlaştığı Paris İklim Anlaşması gibi küresel çabalar, küresel ısınmayı sanayi devri öncesi seviyelerin 2 santigrat derece üzerinde sınırlamaya çalıştı.

Raporda odaklanılan ve 'Öncelik Bölgeleri' olarak adlandırılan 33 bölge dünyanın en zengin ve alışılmadık canlı türlerine ev sahipliği yapıyor.

Bunlar arasında Şili, Doğu Himalayalar, Güney Afrika'daki Fynbos eko-bölgesi, Borneo ve Sumatra adaları, Namib Çölü, Batı Afrika, Güneybatı Avustralya, Doğu Afrika kıyıları ve Afrika vahşi köpeklerinin yaşadığı Miombo bölgesi yer alıyor.

WWF ekibi raporda küresel iklim değişikliğinin yaklaşık 80.000 kara bitkisi, memeli, kuş, amfibi ve sürüngen türleri üzerindeki etkisini inceledi.

Eğer sera gazı salınımlarında kesintiye gidilmez ve şu andaki seviye sürdürülürse sıcaklık değerlerindeki 4.5 santigratlık artış, Amazon ormanlarındaki bitki türlerinin yüzde 69'unun soyunu tüketebilir.

Rapora göre bu seviyedeki sıcaklık artışı Miombo bölgesindeki memeli türlerinin yüzde 80'inin, kuş türlerinin yüzde 86'sının ve amfibi türlerinin yüzde 90'ının yeryüzünden silinmesine yol açabilir.

Ancak sera gazı salınımı konusundaki hedefler tutturulsa bile bilim insanları 3 santigrat derecenin üzerinde bir küresel ısınma olacağını tahmin ediyor.

WWF'ye göre 3.2 santigrat derecelik bir sıcaklık artışı öncelik bölgelerindeki türlerin yüzde 37'sinin soyunu bölgesel olarak tükenme tehdidi altına sokacak.

Raporda "Paris Anlaşması'yla kabul edilen salınım kesintileriyle bile geçmişte aşırı sayılan sıcaklık değerleri tüm öncelik bölgeleri için yeni normal kabul edilecek" dendi ve bunun bazı bölgelerde 2030 itibarıyla gözlemlenebileceği vurgulandı.

Ancak rapora göre sıcaklık artışı 2 santigrat derece ile sınırlı tutulabilirse şu anda bu bölgelerdeki canlılar soylarını sürdürme şansı bulabilecek.

Eğer hayvanlar, insan yerleşimleri, yollar ve çitler ile sınırlandırılmayıp özgürce bu bölgelerde hareket edebilirlerse, yüzde 2 derecelik sıcaklık artışının soylarını tüketmekle tehdit ettiği bu canlı türlerinin oranı yüzde 25'ten yüzde 20'ye gerileyecek.

WWF raporunda "Soy tükenmesi basitçe türlerin ortadan kaybolması demek değil, yüz milyonlarca insana hayati hizmetler sunan ekosistemlerdeki çok derin değişimlerdir. Basitçe söylemek gerekirse fosil yakıtları yakmayı sonlandırmamız gerekiyor" ifadelerine yer verdi.
http://t24.com.tr/haber/kuresel-isin...-ediyor,581027

pianola 14-06-2018 14:09

Alıntı:

Antarktika'nın buz örtüsü daha önce olduğundan üç kat hızlı eriyor

Yeni bir araştırmaya göre Antarktika'nın erimesi 1992'den bugüne 3 trilyon ton buzulun yok olmasıyla alarm veren bir oranda hızlanıyor.

Bilimcilere göre son çeyrek asırda en güneydeki â€"ve iklim değişikliklerinin anahtar göstergelerinden olanâ€" buz örtüsü, bütün bir Texas'ı 4 metre suyla kaplayacak oranda eridi. Tüm bu su ise küresel okyanusları 7,6 milimetre kadar yükseltmiş bulunuyor.

Nature dergisinde yayınlanan makaleye göre Antarktika, 1992'den 2011'e kadarki süreçte yılda 84 milyar ton (76 milyar metrik ton) buzul yitirmişti. 2012'den 2017'ye kadarki süreçte ise erime oranı yılda 241 milyar tona (219 milyar metrik ton) yükselmiş durumda.

(...)

https://economictimes.indiatimes.com...w/64580775.cms

Leonardo 14-06-2018 14:52

Olayın %90'ı ABD kaynaklı.


1998'de Tokyo konferansı oldu. Bill Clington bu konuda oldukça ciddi idi. Sonra George W. Bush seçildi. Ve Toyko konferansının zaten sıkıntılı olan anlaşmasından çıktı.
(İran ile yapılan Nükleer silahsızlanma anlaşmasından çıkılması gibi)


Aynı şey 2015 COP 21 zirvesinde oldu. Obama 4-4'lük bir plana imza attı. trump denen Ş.siz seçilir seçilmez COP 21 sözleşmesinden çıktı.


Rusya COP21'e imza atmış olabilir. Ama ben Putin'in samimiyetine inanmıyorum.


Çin şaşırtıcı biçimde devreye girip Avrupalılara "ABD / Rusya olmadan aramızda devam edelim" dedi.


Bunun sebebi de ortada zaten.


Da şöyle bir şey var. 70'lerde / 80'lerde genç olanlar Atom savaşı korkusu ile büyüdüler.
Bizim için de Küresel ısınma böyle bir şey.


+Petrol / doğalgaz ekonomisi zibidi ülkelerin eline para verip bunların dünyayı her türlü karıştırmasından başka bir işe de yaramıyor.

Neva 03-07-2018 11:05

Siyasi partilere, Cumhurbaskanina, meclise cagri;

İklim değişikliğinin etkilerine en hassas bölgelerden Akdeniz Havzası'nda yer alan Türkiye, hâlihazırda iklim değişikliğinin olumsuz etkilerine maruz kalıyor; düzensiz ve aşırı yağışlardan, fırtınalardan, sellerden ve kuraklıklardan önemli ölçüde etkileniyor. İklim değişikliği ile mücadelede bazı adımlar atılıyor olsa da, Türkiye son yıllarda iklim değişikliğine neden olan sera gazı emisyonlarını en hızlı arttıran ülkelerden biri.

Türkiye Paris Anlaşması'nı acilen onaylamalı

İklimi korumak ve iklim değişikliğinin etkilerine uyum sağlamak için atılması gereken önemli adımlardan biri Paris Anlaşması'nın Meclis'te onaylanmasıdır. Fakat Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi'ne taraf 197 ülkeden 177'si Paris Anlaşması'nı onaylamışken, Türkiye henüz Anlaşma'ya taraf değildir. İklim değişikliğinin artık dış politika, uluslararası ticaret gibi konuların temel belirleyicisi konumunda olduğu belirtilen açıklamada, Türkiye'nin, kalkınma vizyonu, programı ve uygulamalarında iklim değişikliğini göz ardı ettiği takdirde, hem iklimi korumanın yarattığı yan faydalardan mahrum kalacağı hem de uluslararası süreçlerde belirleyici rol oynama şansını yitireceği vurgusu yapılıyor.

Türkiye'nin kararlı bir şekilde sera gazı emisyonu azaltım hedeflerini ortaya koyması, iklim dostu politikaları savunarak çevresindeki ülkelere liderlik etmesi ve diğer ülkelere örnek teşkil eden bir azaltım katkı niyeti açıklaması çağrısının yapıldığı basın bildirisinin devamında aşağıdaki konulara ayrıca dikkat çekiliyor:

Düşük karbonlu kalkınma politikası, ekonomik ve sosyal gelişmemize yardımcı olacak

Azaltım ve uyum çalışmaları Türkiye'nin kalkınması için engel değil, aksine kalkınmayı hızlandırıcı araçlardır. Öncelikle yapılması gereken, altyapı yatırımlarının iklim dostu biçimde ve iklim değişikliğine direnci artırarak gerçekleştirilmesidir. Bu şekilde yatırım sürerken ülkemiz kalkınmaya devam edecek, ayrıca iklim değişikliğinin olumsuz etkileri nedeniyle gelecekte görülecek ekonomik kayıplar en aza indirilecektir. Gelecekteki ekonomik büyüme, geçmişin yüksek karbonlu modelini kopyalamak anlamına gelmemelidir. Düşük karbonlu ekonomi ile büyümek ve kalkınmak mümkündür.

İklim değişikliğinden en fazla dezavantajlı gruplar etkileniyor

İklim değişikliğinden toplumun farklı kesimlerinin farklı biçimlerde etkileneceği göz önünde bulundurularak, yüksek risklere daha açık kesimlere (çiftçiler, kadınlar, dar gelirliler gibi) yönelik koruyucu politikalar geliştirilmelidir. İklim değişikliğinin derinleştireceği gelir eşitsizliğine karşı sosyal politikalar oluşturularak iklim adaleti sağlanmalıdır.

İklim dostu su politikaları kuraklığa karşı yarınımızın garantisi

Artan kuraklık riskleri nedeniyle baskı altına giren tatlı su varlıklarını korumak için var olan su kullanım politikaları gözden geçirilmeli; yer üstü ve yer altı su rezervlerini kirleten veya sürdürülemez şekilde tüketen üretim biçimlerinden vazgeçilip daha temiz üretim biçimlerine yatırım yapılmalıdır. Yatırımlar, kuraklığa dayanıklı yerel tohumlar ile karbon emisyonunu azaltarak, suyu ve toprağı iyileştiren tarımsal yöntem ve teknolojileri geliştirmek için yönlendirilmelidir.

Kentlerimizi değişen iklimin etkilerine karşı hazırlamalıyız

Düzensiz, aşırı yağışlar ve yükselen deniz seviyesi nedeniyle oluşabilecek sel ve taşkınları engellemek için özellikle alçak kesimler ile kıyı bölgelerinde gerekli altyapı yatırımlarına öncelik verilmelidir. İklim değişikliği kaynaklı doğal afetler için DASK kapsamında zorunlu deprem sigortası benzeri bir sigorta fonu oluşturulmalıdır. Kentleri de bir aktör olarak tanımlayan Paris Anlaşması'nda da olduğu gibi, ülkemizde de STK'lar, üniversiteler ve özel sektörün önemli çözüm ortakları olarak tanınması önemlidir.

İklim değişikliği bir kalkınma meselesidir ve katılımcı yaklaşımla ele alınmalıdır

İklim değişikliği politikalarının katılımcı, demokratik ve şeffaf şekilde hayata geçirilmesi için çaba harcanmalıdır. Büyümenin hızı kadar niteliği de önemlidir. Düşük karbonlu politikalar daha fazla enerji güvenliği, daha az trafik sorunu, daha yüksek yaşam kalitesi, iklim değişikliğinin etkilerine karşı dayanıklılık, fosil yakıt ithalatından tasarruf, yerel yenilenebilir enerji alanında istihdam yaratılması, insan sağlığının iyileştirilmesi ve hava kirliliğine bağlı erken ölümlerin azalması gibi çok sayıda yan fayda sağlayacaktır. Bu faydaların yaratacağı ekonomik değer yukarıdaki politikaların yürütülmesi için gerekli olan maliyetlerden daha fazla olacaktır.

Bu politikaların başarıya ulaşması için Paris Anlaşması'na taraf olmak ve Anlaşma'nın gerekliliklerini yerine getirmek aciliyet taşımaktadır. Türkiye'nin, "Ulusal Katkı Niyet Beyanı"nı güncellemesi, azaltım hedefini yeniden belirlemesi, iklim değişikliğine uyumu hedeflerine dâhil etmesi ve Paris Anlaşması'nı Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde onaylaması gerekmektedir. Türkiye'nin iklim hareketinde söz sahibi olması, ancak azaltım ve uyum alanında birbirini tamamlayan ulusal-yerel politikaların eş zamanlı gerçekleştirilmesi ile mümkün Olacaktir.


http://www.bugday.org/portal/haber_detay.php?hid=8039

pianola 22-07-2018 13:34

Alıntı:


Tem 20, 2018

New York Belediyesinin küresel ısınmaya neden oldukları iddiasıyla dünyanın en büyük 5 enerji firmasına açtığı davayı enerji şirketleri kazandı.


New York Güney Bölgesi Yerel Mahkemesi Yargıcı John F. Keenan, dünyanın en büyük fosil yakıt şirketlerinden British Petroleum, Chevron, ConocoPhillips, Exxon Mobil ve Royal Dutch Shell'e karşı açılan davada, savunma makamlarının talebi üzerine davanın reddine karar verdi.

Keenan, kararla ilgili yaptığı açıklamada, "İklim değişikliği hayatın bir gerçeği ve savunma makamları bu konuya itiraz etmiyor ancak iklim değişikliğinin neden olduğu ciddi sorunlar yargı makamı tarafından düzeltilmemeli, bunun yerine hükümetin diğer iki kolu tarafından ele alınmalı" ifadesini kullandı.

CHEVRON: SERA GAZLARI İDDİALARI STANDART BİR KARAR GEREKTİRİYOR

Kararın ardından Chevron tarafından yapılan açıklamada, "New York Belediyesinin iddiaları sera gazlarının salınımı üzerine kurulu ve bu iddialar federal hukuk kapsamında tekdüze ve standart bir karar gerektiriyor. ABD Kongresi, sera gazlarının salınımı konusundaki kararlar için Çevre Koruma Ajansını (EPA) yetkilendirmiştir" değerlendirmesine yer verildi.

MİLYARLARCA DOLARLIK MADDİ ZARAR, TAZMİNAT OLARAK TALEP EDİLMİŞTİ

New York Belediyesi, ocak ayında açtığı davada, söz konusu firmaların küresel ısınmaya neden olduklarını iddia ederken, New York halkını küresel ısınmanın olumsuz etkilerinden korumak için geçmişte yapılan harcamaları ve gelecekte uğranılacak milyarlarca dolarlık maddi zararı bu firmalardan tazminat olarak talep etmişti.

ABD'nin Kaliforniya eyaleti Kuzey Bölgesi Yerel Mahkemesi Yargıcı William Alsup, geçen ay San Francisco ve Oakland Belediyelerinin enerji şirketlerine karşı açtığı benzer konulu davanın reddine karar vermiş ve iklim değişikliğiyle ilgili olarak "Bu sorun, bölge yargıcı ve jürisinden ziyade daha büyük boyutta bir çözüm gerektiriyor." açıklamasında bulunmuştu.
https://tr.sputniknews.com/cevre/201...isinma-davasi/

pianola 27-07-2018 23:31

https://www.ecowatch.com/climate-cha...590360622.html

pianola 03-12-2018 22:00


Yıldıztozu 03-12-2018 23:31

Bugün şu haberi gördüm ben de.

''Ünlü belgeselci David Attenborough: İklim değişikliği dünyanın binlerce yıldır karşılaştığı en büyük tehdit''

https://www.bbc.com/turkce/haberler-46427626

"ictenlik" 04-12-2018 00:27

Alıntı:

Yıldıztozu´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 628589)
Bugün şu haberi gördüm ben de.

''Ünlü belgeselci David Attenborough: İklim değişikliği dünyanın binlerce yıldır karşılaştığı en büyük tehdit''

https://www.bbc.com/turkce/haberler-46427626

Şu haber aklıma kazınmış benim de
Alıntı:

Putin: Küresel ısınma insan kaynaklı değil!

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, küresel ısınmanın ‘insan kaynaklı olmadığı' tezini yineledi.

Ülkenin kuzeyindeki Arkhangelsk şehrinde düzenlenen Arktik Forumu'nda konuşan Vladimir Putin, bilimsel araştırmaların aksine küresel ısınmanın sanayisel gelişimle alakası olmadığını savundu. "Küresel ısınma 1930'lu yıllarda başladı" diyen Putin, ısınmanın atmosfere salınan sera etkili gazlarla bağı olmadığı tezini öne sürdü.

Putin, "O tarihlerde insan kaynaklı olan gaz salınımları yoktu ama ısınma başlamıştı" derken, küresel ısınmaya başka etkenlerin yol açtığını dile getirdi.

Küresel ısınmanın durdurulmasının ‘imkansız' olduğunu söyleyen Vladimir Putin, ısınmanın yeryüzündeki global döngülerle alakalı olduğu tezinin doğru olduğunu savundu. Putin, "Esas mesele buna adapte olabilmekte" diye konuştu.

https://anfturkce.net/dunya/putin-ku...li-degil-88281

pianola 08-12-2018 12:52

Alıntı:


Ara 8, 2018

Günümüz küresel ısınması, bilimciler tarafından 252 milyon önce gerçekleştiği düşünülen dünya tarihinin en büyük iki biyotik krizine* yol açan koşullarla paralellikler gösteriyor

*türlerin küresel yokoluşları

Volkanik püskürmelerin zaman zaman "Büyük Ölüm" olarak da adlandırılan Permiyen dönemin sonlanışına yol açtığı konusunda uzun süredir uzlaşı halinde olan araştırmacılar için, yüzlerce türün aynı zaman diliminde nasıl yok oldukları ise henüz bir gizem.

***

Washington ve Stanford Üniversitelerinde görevli bilimciler tarafından oluşturulan modellerin hadiseleri açıklayabildikleri, ancak bu modellerin günümüz şartlarıyla ürkütücü parallellikler içerdikleri öne sürüldü.

(...)

https://www.thespec.com/news-story/9073064-global-warming-today-mirrors-conditions-leading-to-earth-s-largest-extinction-event-study-says

Leonardo 08-12-2018 13:24

Diğer bir önemli nokta da şu. 1970'lerde MIT'nin hazırladığı bir rapor vardı. "Büyüme bu şekilde devam ederse 2020 yılında bize 1,7 dünya gerekecek" diye. Şimdi bu rapor yenilendi. Dünyanın tamamı Batı standartlarında yaşasa bize yaklaşık 5 tane dünyanın gerekeceği düşünülüyor.

BU aslında Anarşizm / Sosyalizm / Kapitalizm tartışmasıdır. Kapitalizmin temeli süreki büyümek, daha çok insan, hepsine daha çok ev, daha çok araba, daha çok tüketim.
+ Eskiden bir insan bir Tv'Yi ömür boyu kullanırdı. Şimdi Tv alıyorsun, 1 sene sonra atıyorsun, Araba alıyorsun. 5 sene sonra yenisini alıyorsun. telefon alıyorsun, 2 ay sonra yenisi çıkıyor.

Diğer bir teori: Daha az tüketsek nasıl olurdu? TV progrmında izlemiştim. Adam "Bu toplum bir tüketim toplumu değil, BU toplum bir israf toplumu" diyordu.

Mesela Afrikalılar en son, Batının eski tüplü televizyonlarını para ile alıyorlardı.

BU konuyu buradan birisi ile de tartışmıştık. Ben "sorun sistemin işlememesi değil, sistemin fazla iyi işlemesi" demiştim. Yani kapitalizm devam edecekse, şimdikinden farklı bir kapitalizm olmak zorunda.

ForumKirpisi 08-12-2018 14:39

Alıntı:

Leonardo´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 628872)
Diğer bir önemli nokta da şu. 1970'lerde MIT'nin hazırladığı bir rapor vardı. "Büyüme bu şekilde devam ederse 2020 yılında bize 1,7 dünya gerekecek" diye. Şimdi bu rapor yenilendi. Dünyanın tamamı Batı standartlarında yaşasa bize yaklaşık 5 tane dünyanın gerekeceği düşünülüyor.

BU aslında Anarşizm / Sosyalizm / Kapitalizm tartışmasıdır. Kapitalizmin temeli süreki büyümek, daha çok insan, hepsine daha çok ev, daha çok araba, daha çok tüketim.
+ Eskiden bir insan bir Tv'Yi ömür boyu kullanırdı. Şimdi Tv alıyorsun, 1 sene sonra atıyorsun, Araba alıyorsun. 5 sene sonra yenisini alıyorsun. telefon alıyorsun, 2 ay sonra yenisi çıkıyor.

Diğer bir teori: Daha az tüketsek nasıl olurdu? TV progrmında izlemiştim. Adam "Bu toplum bir tüketim toplumu değil, BU toplum bir israf toplumu" diyordu.

Mesela Afrikalılar en son, Batının eski tüplü televizyonlarını para ile alıyorlardı.

BU konuyu buradan birisi ile de tartışmıştık. Ben "sorun sistemin işlememesi değil, sistemin fazla iyi işlemesi" demiştim. Yani kapitalizm devam edecekse, şimdikinden farklı bir kapitalizm olmak zorunda.

İsraf olayı doğrudur. Bak ben yazılım mühendisiyim, şimdi cep telefonu olayı görgüsüz dünyanın bir hastalığı. 2 telefon arasında donanımlarda yüklenen mikrokod firmwareler yüzünden telefonu daha üst model gibi satış olayı var, içerisindeki mikroişlemcinin kapasitesi kasıtlı olarak düşürülüyor, bu işlemciler baklava tepsisi gibi fırınlanır ve çıktıda kalite kenarlara doğru düştüğü için onlar düşük model olarak yazılımla kapatılır. 2 ekran paneli aynı panel, çözünürlük kasıtlı düşürülüyor. Yazılımsal olarak telefon performansını ilk aldığın güne getirmek mümkün ama kasıtlı olarak yapılmıyor. Gelen güncellemeler performansı kasıtlı olarak düşürüyor ki bu dava konusu bkz. Samsung şerefsizleri. Şu anda fabrikalar 8K paneller üretiyor, 4 yıl sonra standart olarak piyasaya sunulacak ve o zaman 16K üretimine geçilecek. Madencilik ayrı felaket. Türkiye Dünya'da metal çöpü çıkarıp hepsini ziyan eden bir ülke. Metal çöplerimizi Çin ve Koreye satıp bize geri ürün satmalarını bekliyoruz. Dünya sınırlı bir kaynak, Alaska, Sibirya ve Çin madenleri her gün deşiliyor, mermer tepeleri geri gelecek mi? Kapitalizmler, sanayi devrimleri ve serbest piyasa denen şeyler Dünyayı öldürüyor. Ben komünist görüşe sahip biri değilim diyorum ama sonuç bu. Yeri deşiyoruz, havanın anasını belledik, elektromanyetik alanlar oluşturduk, radyoaktiviteyle çevirdik etrafı, denizlerin anasını hallettik, karaları zaten hallettik. Çölleri yeşertmeye daha yeni başladılar düşünebiliyor musunuz! Dünyanın yarısı çöl olana kadar mı bekleyecektik. Yetersiz yanlış.

Leonardo 08-12-2018 15:39

Mesela Küba bir eski araç cenneti. Aynı aracı onarıp / restore edip biniyorlar. Bunu çok da ucuza yapıyorlar.

Hadi bilgisayar hızlı ilerleyen bir şey. Cep telefonu da öyle.

Da bizim TV eski mesela. Umurumda da değil. neticede çalışıyor.

Elbise konusunda da ben bir şeyi 10 seneye yakın kullanırım.

Şimdi yeni yaklaşımlarda, mesela buz dolaplarını uzun süre kullanılacak şekilde tasarlamak istiyorlar.

BU kendi ile çelişen bir durum. Yeni cihazlar eskilerine göre daha az enerji tüketiyor. Ama geleceğin ekonomisinde, bir buz dolabı, 20-30 sene veya daha fazla gitsin istiyorlar.

- Sistemin ikinci saçmalığı (Tamamen kapitalizm ile alakalı): Ben İthalat / ihracat bitsin demiyorum. Ama mesela tabağımızdaki yemek niye 2000 km yol kat ediyor? veya elbiseler niye Bangladeş'ten gemi ile geliyor. Her şey niye Çin'den getiriliyor?

Bunlar sistemin saçmalıkları. Bizim insanımız işsiz geziyor ama piyasadaki her şeyin yarısı gemi ile Çin'den geliyor.

O yüzden yerel üretim konusu da önemli.

Yani kapitalizm ancak ağaç gibi kırpılıp, budanıp düzeltilirse ayakta kalabilir.

Çünkü "hep daha çok, hep daha fazla, hep daha ileri" mantığı da MIT'nin hesapları nedeniyle, uygulanabilir değil. Yani olur. Ama ekstra gezegen bulmamız gerek. Bulamazsak bu sistemi uygulamak imkansız zaten.

ForumKirpisi 08-12-2018 15:44

Alıntı:

Leonardo´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 628879)
Mesela Küba bir eski araç cenneti. Aynı aracı onarıp / restore edip biniyorlar. Bunu çok da ucuza yapıyorlar.

Hadi bilgisayar hızlı ilerleyen bir şey. Cep telefonu da öyle.

Da bizim TV eski mesela. Umurumda da değil. neticede çalışıyor.

Elbise konusunda da ben bir şeyi 10 seneye yakın kullanırım.

Şimdi yeni yaklaşımlarda, mesela buz dolaplarını uzun süre kullanılacak şekilde tasarlamak istiyorlar.

BU kendi ile çelişen bir durum. Yeni cihazlar eskilerine göre daha az enerji tüketiyor. Ama geleceğin ekonomisinde, bir buz dolabı, 20-30 sene veya daha fazla gitsin istiyorlar.

- Sistemin ikinci saçmalığı (Tamamen kapitalizm ile alakalı): Ben İthalat / ihracat bitsin demiyorum. Ama mesela tabağımızdaki yemek niye 2000 km yol kat ediyor? veya elbiseler niye Bangladeş'ten gemi ile geliyor. Her şey niye Çin'den getiriliyor?

Bunlar sistemin saçmalıkları. Bizim insanımız işsiz geziyor ama piyasadaki her şeyin yarısı gemi ile Çin'den geliyor.

O yüzden yerel üretim konusu da önemli.

Yani kapitalizm ancak ağaç gibi kırpılıp, budanıp düzeltilirse ayakta kalabilir.

Çünkü "hep daha çok, hep daha fazla, hep daha ileri" mantığı da MIT'nin hesapları nedeniyle, uygulanabilir değil. Yani olur. Ama ekstra gezegen bulmamız gerek. Bulamazsak bu sistemi uygulamak imkansız zaten.

Al 4K al.


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 10:23 .