Turan Dursun Sitesi Forumları

Turan Dursun Sitesi Forumları (https://turandursun.com/forumlar/index__1.php)
-   Sufizm (https://turandursun.com/forumlar/forumdisplay.php?f=158)
-   -   Aşk Ve Tasavvuf (https://turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=39009)

Filozof 02-10-2016 23:58

Aşk Ve Tasavvuf
 
Forumdan bir üstadın şu yazısını buldum. Üzerine binlerce kitap yazılabilecek bir konu. Sizin de görüşlerinizi alalım dedim.

Alıntı:

sodomo--´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 26270)
Tasavvuf Ehli şöyle demiştir: Marifet ve Hakikat. Hakikat'e de Aşk'la varılır.

Buna göre :

Aşk + Fena=Hakikat=Beka

Allah = Aşk

veya tersten okursak

Aşk = Allah

"Kimde zerre kadar Aşk var ise çalab varlığı O'ndadır" demiş Yunus, işte budur hadise.

Tabii Yunus bir de şunu demiş ;

Hakk cihana doludur, Kimseler Hakk'ı bilmez
Onu Sen Sen'den iste, O Senden Ayrı Kalmaz.

Gerisi Laf-ı Güz'af..


Felâsife 03-10-2016 02:01

Alıntı:

Tasavvuf Ehli şöyle demiştir: Marifet ve Hakikat. Hakikat'e de Aşk'la varılır.
Bunlar aslında tasavvuftaki makamlar olup, her biride kendi içinde ayrı ayrı tuzaklarla doludur, tabiri caizse kişiye atılan yemlerdir, pek çokları bu yemleri yeyip, sonbaharda ki yapraklar gibi dökülürler, lakin bunun farkında olmayıp genede kendilerini Marifet ve Hakikat üzere görürler.
Bir abimiizn dediği gibi "utanmaz yüz, tükenmez söz" e sahiptirler.
Dediğim gibi bunlar yemdir, bunlardan ötesi vardır, Arabinin makamlardan kurtuluş dediği meseledir bu, ya da daireyi tamamlamak.
O yüzden aşk meşk konuları, Aşk Tanrıdır, Tanrı sevgidir gibi şeyler bu tuzaklı yolun ifadeleridir.
Yoksa "Allahı ararken kendimi buldum" diyenide vardır, birde ona sormak lazımdır, Tanrıya aşık oldunda ne buldun diye.

Filozof 03-10-2016 02:24

Alıntı:

Felâsife´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 590799)
Bunlar aslında tasavvuftaki makamlar olup, her biride kendi içinde ayrı ayrı tuzaklarla doludur, tabiri caizse kişiye atılan yemlerdir, pek çokları bu yemleri yeyip, sonbaharda ki yapraklar gibi dökülürler, lakin bunun farkında olmayıp genede kendilerini Marifet ve Hakikat üzere görürler.
Bir abimiizn dediği gibi "utanmaz yüz, tükenmez söz" e sahiptirler.
Dediğim gibi bunlar yemdir, bunlardan ötesi vardır, Arabinin makamlardan kurtuluş dediği meseledir bu, ya da daireyi tamamlamak.
O yüzden aşk meşk konuları, Aşk Tanrıdır, Tanrı sevgidir gibi şeyler bu tuzaklı yolun ifadeleridir.
Yoksa "Allahı ararken kendimi buldum" diyenide vardır, birde ona sormak lazımdır, Tanrıya aşık oldunda ne buldun diye.

Yazının orjinalinde bırakalım da köfteciler köfte yoğurmaya devam etsin diyord, siz o tanıma giriyorsunuz maalesef :) Yazıyı yazana üstad dedim çünkü ancak fena nedir bilene üstad derim ve ancak onlar bu konu hakkında konuşabilir, üstadın dediği gibi gerisi laf-ı güz'af :)

Felâsife 03-10-2016 02:35

Eyvallah.

Fenafillah 20-12-2019 23:12

Alıntı:

Filozof´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 590800)
Yazının orjinalinde bırakalım da köfteciler köfte yoğurmaya devam etsin diyord, siz o tanıma giriyorsunuz maalesef :) Yazıyı yazana üstad dedim çünkü ancak fena nedir bilene üstad derim ve ancak onlar bu konu hakkında konuşabilir, üstadın dediği gibi gerisi laf-ı güz'af :)

Sen snowmann mısın?

Elakerem 07-02-2021 11:12

Beyler siz tasavvufu hep snowmanndan mevlanadan dinlemişsiniz ama onların kendinden haberleri bile yok. Bak ben de seviyorum kardeş ama öyle eşcinsel ilişki gibi değil. Veya bu kadınla erkeğin arasında cinsel etkileşim mi var diyecek kadar değil. Aşk tefrittir ama nefret tefrit değildir. Nefret ettiğim de var. Kimseyi sevmek zorunda değilim. Bir çıkar ilişkim varsa sever gibi yaparım. Bunlar herkesin bildiği şeyler. Kimseyi sevmek zorunda değilsin. Ama sevmeyen dönüşemez. Dönüşmek için bir mürşidi kamile ihtiyaç var. Ben sana tutup ona hayran ol demiyorum onu sev diyorum. Ben size tarikat gösterdim. Siz kendinize sordunuz. Bu adam benim idolüm mü. Hayır dediniz esas mesajı almadınız. Tarikat dönüşme yurdu camiler riya yurdu. Nefs gelir mi o yollara. Bakın beyler süt çocuğuna bulgur pilavı verilmez. İlahın bir yolu var. Velinin bir yolu var. Yol şöyledir: (ilah olucaksın) başka yol yoktur. O duvarlarla çevrili ya ilah olucak ya da ilah olucak. Kimseden korkmuyor çünkü. Kimseden korkmayan birinin hayal dünyası da güzeldir. Güzel bir tipi olur. Atatürk güzel mesela. Tabi görüntü önemli değil ama tipsiz gezceğime güzel gözlerim olmalı der o insanı kamil. Velinin yolu da böyle. Onun hayal dünyası bir gıdım aşağıda. (Veli olucaksın) Duvarlarla çevrili. Onun için tek yol hakikat. Bu duvarların kerpici hep korkuyla çevrili. Kim erdir o kazanır. Kas yapmakla olmaz bu işler ve insan ne eder kendine eder. Süt çocuğundan Atatürk olmaz beyler.

Ahlaksız 07-02-2021 22:32

Alıntı:

Elakerem´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 648415)
Beyler siz tasavvufu hep snowmanndan mevlanadan dinlemişsiniz ama onların kendinden haberleri bile yok. Bak ben de seviyorum kardeş ama öyle eşcinsel ilişki gibi değil. Veya bu kadınla erkeğin arasında cinsel etkileşim mi var diyecek kadar değil. Aşk tefrittir ama nefret tefrit değildir. Nefret ettiğim de var. Kimseyi sevmek zorunda değilim. Bir çıkar ilişkim varsa sever gibi yaparım. Bunlar herkesin bildiği şeyler. Kimseyi sevmek zorunda değilsin. Ama sevmeyen dönüşemez. Dönüşmek için bir mürşidi kamile ihtiyaç var. Ben sana tutup ona hayran ol demiyorum onu sev diyorum. Ben size tarikat gösterdim. Siz kendinize sordunuz. Bu adam benim idolüm mü. Hayır dediniz esas mesajı almadınız. Tarikat dönüşme yurdu camiler riya yurdu. Nefs gelir mi o yollara. Bakın beyler süt çocuğuna bulgur pilavı verilmez. İlahın bir yolu var. Velinin bir yolu var. Yol şöyledir: (ilah olucaksın) başka yol yoktur. O duvarlarla çevrili ya ilah olucak ya da ilah olucak. Kimseden korkmuyor çünkü. Kimseden korkmayan birinin hayal dünyası da güzeldir. Güzel bir tipi olur. Atatürk güzel mesela. Tabi görüntü önemli değil ama tipsiz gezceğime güzel gözlerim olmalı der o insanı kamil. Velinin yolu da böyle. Onun hayal dünyası bir gıdım aşağıda. (Veli olucaksın) Duvarlarla çevrili. Onun için tek yol hakikat. Bu duvarların kerpici hep korkuyla çevrili. Kim erdir o kazanır. Kas yapmakla olmaz bu işler ve insan ne eder kendine eder. Süt çocuğundan Atatürk olmaz beyler.

Ne dediğiniz anlaşılmıyor.
Aşk konusunda bir konu açmıştım, buyrun;
https://turandursun.com/forumlar/sho...Allah+a%FEk%FD

Elakerem 08-02-2021 16:41

Alıntı:

Ahlaksız´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 648430)
Ne dediğiniz anlaşılmıyor.
Aşk konusunda bir konu açmıştım, buyrun;
https://turandursun.com/forumlar/sho...Allah+a%FEk%FD

Aşkı anlatana bak. Bir de ben anlatayım aşkı. Nefsi emmarde benlik terki yapılır. Levvamede kişi kendisini kınar yani her şeyini. Mülhimede ulan şu aşk nasıl bir şeymiş der. Bi sorgulamaya geçer tabi sizin gibi değil. Aşkı bulacağım derken tutkuyu yakalar. Bildiğin karısını görse parçalıcak ondan sonra yakacak bir sigara dönecek sırtını yatacak. Nefsi mutmainnede tutku terk edilir. Karını bile terk edersin. İçinde bir boşluk olur. Ben aşkı mı terkettim diye hayır tutkuyu. Bütün duygu sömürüleri nefsi mutmainneyi görmekle başar. Bir kendisine bakar bi ona. Yediremez kendini emmare nefs. O da aşktan bahseder o da nefs terbiyesinden bahseder. Biz bunlara meczup diyoruz. Neyse ben halimi anlatıp kapatıcam. Ha bi de bu meczuplar hal ws makam der. Makam şan şöhret semiallahu limen hamide. Ben Hazreti Aliyi terk edicem. Cezbeyi yani. Zülfikarı terk edicem ışid gibi kafa kesmeyi yani. Ve heyecan duygum biticek. Yanlış anlama düşman düşmandır yine yenmek gerekir. Vatan millet sakarya geçilmesi gereken bi benlik köprüsüdür. Sonuç: Hak ismi okur dilimiz. Hazrete varır yolumuz. Sakın efsane söyleyip duygu sömürüsü yapıp meczup olma cazip ol vesselam.

"ictenlik" 08-02-2021 19:22

Bir üstadın şu yuzısnı buldum ve eklemek istedim

https://turandursun.com/forumlar/sho...39&postcount=4

Ahlaksız 08-02-2021 19:43

Alıntı:

Elakerem´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 648447)
Aşkı anlatana bak. Bir de ben anlatayım aşkı. Nefsi emmarde benlik terki yapılır. Levvamede kişi kendisini kınar yani her şeyini. Mülhimede ulan şu aşk nasıl bir şeymiş der. Bi sorgulamaya geçer tabi sizin gibi değil. Aşkı bulacağım derken tutkuyu yakalar. Bildiğin karısını görse parçalıcak ondan sonra yakacak bir sigara dönecek sırtını yatacak. Nefsi mutmainnede tutku terk edilir. Karını bile terk edersin. İçinde bir boşluk olur. Ben aşkı mı terkettim diye hayır tutkuyu. Bütün duygu sömürüleri nefsi mutmainneyi görmekle başar. Bir kendisine bakar bi ona. Yediremez kendini emmare nefs. O da aşktan bahseder o da nefs terbiyesinden bahseder. Biz bunlara meczup diyoruz. Neyse ben halimi anlatıp kapatıcam. Ha bi de bu meczuplar hal ws makam der. Makam şan şöhret semiallahu limen hamide. Ben Hazreti Aliyi terk edicem. Cezbeyi yani. Zülfikarı terk edicem ışid gibi kafa kesmeyi yani. Ve heyecan duygum biticek. Yanlış anlama düşman düşmandır yine yenmek gerekir. Vatan millet sakarya geçilmesi gereken bi benlik köprüsüdür. Sonuç: Hak ismi okur dilimiz. Hazrete varır yolumuz. Sakın efsane söyleyip duygu sömürüsü yapıp meczup olma cazip ol vesselam.

Aşkı, bu karışık kafanla sen mi anlatacaksın?
Tasavvufta aşkın ne olduğunu ben anlatamam mı?

Rudi Paret anlatmış işte;
Alıntı:

Karakteristik bir Allah aşkının çoğunlukla aynı cinstekine karşı olan aşkla şekil bulması,daha açık olunursa bir adamın bir sübyana olan aşkından oluşur
Aşk denilen şey, ikiyi bir yapmak değil mi?
Mürşid, müridine arkadan geçirdiğinde ikiyi bir yapmış olmaz mı?

Ahlaksız 08-02-2021 19:47

Gerçek müridin alameti, şeyhi/mürşidi ona ŞU FIRINA GİR derse girmesidir.
Yani şeyh, müridine ''pantolonunu indir'' derse, o pantolon indirilecektir.

Elakerem 08-02-2021 19:51

Alıntı:

Ahlaksız´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 648455)
Gerçek müridin alameti, şeyhi/mürşidi ona ŞU FIRINA GİR derse girmesidir.
Yani şeyh, müridine ''pantolonunu indir'' derse, o pantolon indirilecektir.


Şeyh mutlak doğru değildir ama mutlak doğruya en yakın kişidir. Boşan dese de boşancan mı. Şeyhe bak. Şeyh mi sadrazamın sol tşğı mı belli değil.

Ahlaksız 08-02-2021 20:58

Alıntı:

Elakerem´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 648456)
Şeyh mutlak doğru değildir ama mutlak doğruya en yakın kişidir. Boşan dese de boşancan mı. Şeyhe bak. Şeyh mi sadrazamın sol tşğı mı belli değil.

Tabi ki boşanacaksın.
'Yanan fırına gir' derse, gireceksin o fırına. Rabıta ne?!
Tasavvuf budur.
Emmare falan filanla, tasavvufu çoook önemli bir şeymiş gibi kimse lanse edemez.

spartacus 08-02-2021 21:29

Tasavvufun içine edilmiş, ama etkilendiği evveliyat böyle değil... Aleviler ile sünnilerinkilerin arasında dağlar kadar fark vardır... Birisi islam öncesi gelenekten gelir, diğeri ise islam sonrası...

Tabi Ali, Hasan, Hüseyin vs baskın dönemlerle islam nüfuz etmiştir, o yol artık yol değildir...

İslamdan ne kadar az etkilenmişse, ya da islamı ne kadar az kendince yorumlamışsa, o kadar... Temelde ise aslında hak=gerçek demektir, bu temeller, zamanla islamın etkisine girdi, hak kavramı tanrı, Allah vs haline dönüştü, alevi geleneği, islama olan mesafeli duruşuyla, özünü daha fazla koruyabildi, islamcı akım ise sonradan görmedir çıkar eksenli kurumsallaşma esastır, zira mayasına çaldığı din, tüccardır, bileşimden açığa mutant çıkmıştır... Bu dinlerin egemen sistemler ve ilgili sistemlerin iktidar olgusu üzerine oturmuşluğuna değinmiyorum... O sebeple, bu dinler, emir, kral ile kullar arasındaki ilişki temeline oturur, oradan esinlenilir, kullanışlı araç haline getirilir. Bütün mesele emirin buyruğu, kulların istisnasız uyması, emir'in memnun(hoşnut) kalması ve kulların bol, bol emirden af dilemesi, emir ile pazarlıklar temeline oturur... Sen şeyhine(emire, Allah'a) karşı mı geleceksin?

Tabi ki şeyhin, donunu indir derse indireceksin, eşini boşa derse boşayacaksın, sen orada şunu diyeceksin "vardır bir hikmeti" o kadar. Allah ne kötülük ederse etsin, başına ne bela gelirse gelsin, sana şükretmeyi, her şer'de bir hayır olduğunu, yani her şeyin hayır, 1+1=1'i öğretmediler mi? seni kandırmadılar mı?


Ama tasavvufun kaynağına gidersek, yani bugün uzak-doğu feslefesi dediğimiz temele, tamamen ayrı bir dünya görüşü ile karşılaşırız. Orada donunu indir diyen olmaz, tokadı yer, öznellik, subjektif değerler önem arzetmez...

Şeyh mutlak doğruya en yakın olandır diye düşünüyorsan asıl sen anlamamışsın... Doğru-yanlış muhasebesine girmişsen, orası söylediğin yer, sen de düşündüğün kişi değilsin... Git camiye biraz da vaaz dinle... şeyhin de sana eşini boşa vs derse, okkalı bir tokat at, hocaya da vaaz verirken silleyi patlat, Allah'ı da, mafya teşkilatı dini de unut, o zaman hak yoluna girersin...

marcos 08-02-2021 21:44

Alıntı:

Elakerem´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 648456)
Şeyh mutlak doğru değildir ama mutlak doğruya en yakın kişidir. Boşan dese de boşancan mı. Şeyhe bak. Şeyh mi sadrazamın sol tşğı mı belli değil.

Melamilere göre şeyh sadece öğretmendi şeyh de ne doğruya en yakın olmasını beklerlerdi ne de şeyh de olağanüstü güçler ararlardı.Şeyh şeriatı/zahiri olanı öğretir yolu yapardı yolda gidecek olanı değil.Şeyhin öğrettiği zahirdi batın olan yol değil yolda gidendi.Batın içsel olan sende olandı şeyhin öğretisi değil.

Elakerem 08-02-2021 21:54

Alıntı:

spartacus´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 648458)
Tasavvufun içine edilmiş, ama etkilendiği evveliyat böyle değil... Aleviler ile sünnilerinkilerin arasında dağlar kadar fark vardır... Birisi islam öncesi gelenekten gelir, diğeri ise islam sonrası...

Tabi Ali, Hasan, Hüseyin vs baskın dönemlerle islam nüfuz etmiştir, o yol artık yol değildir...

İslamdan ne kadar az etkilenmişse, ya da islamı ne kadar az kendince yorumlamışsa, o kadar... Temelde ise aslında hak=gerçek demektir, bu temeller, zamanla islamın etkisine girdi, hak kavramı tanrı, Allah vs haline dönüştü, alevi geleneği, islama olan mesafeli duruşuyla, özünü daha fazla koruyabildi, islamcı akım ise sonradan görmedir çıkar eksenli kurumsallaşma esastır, zira mayasına çaldığı din, tüccardır, bileşimden açığa mutant çıkmıştır... Bu dinlerin egemen sistemler ve ilgili sistemlerin iktidar olgusu üzerine oturmuşluğuna değinmiyorum... O sebeple, bu dinler, emir, kral ile kullar arasındaki ilişki temeline oturur, oradan esinlenilir, kullanışlı araç haline getirilir. Bütün mesele emirin buyruğu, kulların istisnasız uyması, emir'in memnun(hoşnut) kalması ve kulların bol, bol emirden af dilemesi, emir ile pazarlıklar temeline oturur... Sen şeyhine(emire, Allah'a) karşı mı geleceksin?

Tabi ki şeyhin, donunu indir derse indireceksin, eşini boşa derse boşayacaksın, sen orada şunu diyeceksin "vardır bir hikmeti" o kadar. Allah ne kötülük ederse etsin, başına ne bela gelirse gelsin, sana şükretmeyi, her şer'de bir hayır olduğunu, yani her şeyin hayır, 1+1=1'i öğretmediler mi? seni kandırmadılar mı?


Ama tasavvufun kaynağına gidersek, yani bugün uzak-doğu feslefesi dediğimiz temele, tamamen ayrı bir dünya görüşü ile karşılaşırız. Orada donunu indir diyen olmaz, tokadı yer, öznellik, subjektif değerler önem arzetmez...

Şeyh mutlak doğruya en yakın olandır diye düşünüyorsan asıl sen anlamamışsın... Doğru-yanlış muhasebesine girmişsen, orası söylediğin yer, sen de düşündüğün kişi değilsin... Git camiye biraz da vaaz dinle... şeyhin de sana eşini boşa vs derse, okkalı bir tokat at, hocaya da vaaz verirken silleyi patlat, Allah'ı da, mafya teşkilatı dini de unut, o zaman hak yoluna girersin...

Hepsine katılıyorum. Konu ile alakalı olmayacak ama imzanı gördüm şöyle yazıyor. Sersemler bir soru sorarlar akıllılar bin sene düşünür diye. Aklıma bir soru geldi benim şimdi sormak istiyorum. Neden korkuyorsun spartacus? Hiç bunu düşündün mü? Hiç kendine sordun mu? Dosttan korkmayı boşver. Düşmandan diyorum. Bence insan gidemediği yoldan korkar. Yani bir tabela düşün tabelada bu tünelin sonu bombok bir yola çıkıyor gitmeyin yazıyor. Sen de korkuyosun gitmiyorsun. Acaba gitsem bana neler olurdu diyorsun ve sonsuza kadar o düşmandan korkuyorsun. Biri atlıyor ben giderim diyor ve korkmuyor. Kimisi ben giderim dediği halde korkuyor. Ya bombok bir tabela ya da cennet tabelası. Menakıp şeklinde sordum. Neden korkuyorsunu cevaplaman için. Ya da nasıl korkuyorsun? Buna cevap ver. Ne oldu da korktun? Dosttan değil düşmandan. Nihat hatipoğluna 10 yaşındaki velet soruyor. Korkularımı nasıl yenebilirim diye. Belki de Hak ismi böyle zuhur etti. Neden korkuluyor. Neden biri daha üstün oluyor. Neden düşman var. Herkes dost olsa. Bunları cevapla. Veya neden düşman, düşmandır? Niye öldürmek gerekir. O sorunun cevabı belli. Düşmanı öldürücen alem hep aydınlık olucak. Abı hayatı içicen dirilcen. Oh be hayat varmış dicen.

spartacus 08-02-2021 23:11

Alıntı:

Elakerem´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 648460)
Hepsine katılıyorum. Konu ile alakalı olmayacak ama imzanı gördüm şöyle yazıyor. Sersemler bir soru sorarlar akıllılar bin sene düşünür diye. Aklıma bir soru geldi benim şimdi sormak istiyorum. Neden korkuyorsun spartacus? Hiç bunu düşündün mü? Hiç kendine sordun mu? Dosttan korkmayı boşver. Düşmandan diyorum. Bence insan gidemediği yoldan korkar. Yani bir tabela düşün tabelada bu tünelin sonu bombok bir yola çıkıyor gitmeyin yazıyor. Sen de korkuyosun gitmiyorsun. Acaba gitsem bana neler olurdu diyorsun ve sonsuza kadar o düşmandan korkuyorsun. Biri atlıyor ben giderim diyor ve korkmuyor. Kimisi ben giderim dediği halde korkuyor. Ya bombok bir tabela ya da cennet tabelası. Menakıp şeklinde sordum. Neden korkuyorsunu cevaplaman için. Ya da nasıl korkuyorsun? Buna cevap ver. Ne oldu da korktun? Dosttan değil düşmandan. Nihat hatipoğluna 10 yaşındaki velet soruyor. Korkularımı nasıl yenebilirim diye. Belki de Hak ismi böyle zuhur etti. Neden korkuluyor. Neden biri daha üstün oluyor. Neden düşman var. Herkes dost olsa. Bunları cevapla. Veya neden düşman, düşmandır? Niye öldürmek gerekir. O sorunun cevabı belli. Düşmanı öldürücen alem hep aydınlık olucak. Abı hayatı içicen dirilcen. Oh be hayat varmış dicen.

Korkma konusu göreceli bir konu...

Yol varsa gidilmiştir, öyleyse o senin yolun değildir, burada kastedilen yol, bildiğimiz yollar gibi değil... Birde başka açıdan yol vardır, o da sen yürüdükçe yol olur. Birde başka açıdan bir yol vardır, o da varılacak yere gidendir, bu yol açısında ise önemli olan varmak istediğin yerdir, böylece yolu seçmeni sağlar, nereye varmak istediğini bilmiyorsan, hiç bir yol seni varmak istediğin yere ulaştırmaz, ama yol nereye çıkarsa oraya varnış olursun - ahmaklık bölümü.. Birde dürdüncü bir yol vardır, o yol bir yere varmak için değil, sadece gitmek içindir, yani yolcu olma hali...

4 Yoldan söz ettim, birincisinde başkasının yolu vardır, o yoldan gidemezsin anlamıyladır, yani başkasının hayatını yaşayamazsın. İkincisindeki yol, bir yere varmak için değildir, o yol bir yere varmaz, ancak ardına doğru yol olur, öğrenme yoludur, bu senin hayat yolundur, birincisinden gitseydin, bu yol olmayacaktı... Üçüncü yol ise, ulaşmak istediğin yerlerle ilgilidir işte en önemli sorunun bu yoldur, yol vardır boka gider, sen de boka gidersin, yol vardır ota gider, ota gidersin, yol vardır elmaya, nara, incire gider, onlara gidersin, neye şartlandırılırsan o yola gidersen, şartlanmış olarak gidiyorsan daima boka gidersin... Dördüncü yol ise bir yere varmaz, durağı da olmaz, sadece yolculuk halidir...

Edebiyat yapıyorum, aklın çok karışık ve takıntılarla dolu.... Her şeyi sil ve yeniden başla, senin derdin ne? Aradığın nedir?...

"Nihat hatipoğluna 10 yaşındaki velet soruyor. Korkularımı nasıl yenebilirim diye. Belki de Hak ismi böyle zuhur etti."


Para verip sordurmuş olabilirler. neyse, bilmediğinden korkanın, korkularını bilmediğine havale etmesi korkularını yenmez, ikiye, üçe katlar, bilmediğinden kork, bildiğinden ise çekin... Ama bir de şu vardır, bilmediğine yürü, öğrenirsin...

Hak korkudan zuhur etmiyor, hak ortadadır, korku senin sorunun, korkuyor olman da, varlığında haktır, hak dışında sığınacak çok şeyin varsa korkmayı da, hakkı da bilmiyorsun demektir... Tabi korkuyorsan da hakka sığınmalısın o hak, bildiğin türden hak olmayan, yani gerçek olmayan masal kahramanları değildir... Bir ormanda yalnız kaldıysan ve kurtlar uluyorsa, orada hak, sığınabileceğin bir mağaradır, o ortadadır-haktır-, bir kuyuya düştüysen, hak kollarındır, azmindir, tutunarak çıkabileceğin kuyunun taşlarıdır, içine düştüğün durum da haktır, eğer hiç bir çıkış yolun yoksa, korku anlamsızdır, kendini hakka teslim edebilirsin(ölümde haktır) ve korku artık yersizdir... Birde "hakk-ım" deriz, işte o hak da, sığınacağın o mağara hak ise ve bu gerçekliğin iken, kim ki seni o haktan maruz bırakıyordur, O'nun savaşı gerçekle, hakla savaşıdır, o gerçeğe yabancıdır artık... Hakkını daima ara, hakkını arayan gerçeği(hakkı) bulur, hakkını kaybeden, gerçekliğini kaybeder, önemli olan korkmak, düşman edebiyatı değil, hakkını aramaktır, hak herkesin hakkı, gerçeğidir...

Dikkat ettim, sen de çok fazla DÜŞMAN lafzı, kaygısı var, onlar mı sana düşman yoksa sen mi onlara düşmansın, hem bu düşmanların kim? mesleyi paranoyaklaştırmayalım...

"O sorunun cevabı belli. Düşmanı öldürücen alem hep aydınlık olucak. Abı hayatı içicen dirilcen. Oh be hayat varmış dicen."
Önce kendinden kork, senin düşmanın belliki öncelikle kendinsin...

Ab-ı hayat diye bir şey yok, sirke ve bir de küp var, keskin olursan küpü eritirisin, hafif kalırsan sirke olamazsın, aslolan şarap olmaktır... Hak yaşanır, hakka yürümek ölmektir, hak olursun yaşamaz, yaşanırsın, "ben" ortadan kalkar. Bir sen vardır hak olan(madden) bir de sen vardır haktan olan(maddeten)...

Elakerem 08-02-2021 23:44

Bilmiyorum be spartacus. Tek bildiğim biz tam bi ölüyüz. Cennetten falan da düşmedik. Cehennemdeydik. Tabi bunlar hepsembol. Hala cehennemdeydiz. Abı hayat dirlik suyu bu sembol değil. Adı üstünde diriliyosun. Dirilme deyince aklına yüzü pespembe işte gözleri parıldayan veya suyu içtiği gibi altından şaraplar akan bir hayat geliyosa öyle bi abı hayat tabiki yok. Ölülüğün sıkıntısını yaşıyoruz biz. Kimisi diyo firaktan beter acı yoktur kimisi diyo aşktan beter acı yok. Asl ölülükten beter acı yoktur. Alem hep aydınlık olunca karanlık bitince kimse narı anmıcak bile. Bunlar münafık. Yaşamak için o amerika türklere secde etmiş numarası yapıyor. Kolayını bulsa bi kaşık suda boğacak. Neden yaşamak için. Benim anneannem amerikalı. Bir sokak ötemde yaşıyor. Benim gözler geçen bozuldu artık. Karımı göremiyorum 17 senedir isyan etti gözlerim. Ben elin fetöcü anneannesşini görmek istemiyorum. Anneannem gözlüklerini silip benimle taşak geçiyor. Bak ben de bozuk görüyorum diyo. Yaşamak için münafıklıktan da inatçılıktan vazgeçmeyecekler. Umrumda değiller. Ben kendimi arıyorum spartacus. Bayram seyran düğün dernek tarikat okul zamanı değil diye düşünüyorum. Kafa dinleme zamanı. Seni dinleme zamanı. Dertleşme zamanı. Bizim bizden başka dostumuz yok. Dertleşirken böyle mesafeli olunmalı. Sülük gibi değil. Herkes kendini arıyorsa kimse de bulamadıysa yol yanlış demek değildir daha bitmedi demektir.

Ahlaksız 14-02-2021 21:20

Sapık bir molla olduğu anlaşılan ama şeyhul meşayih olarak nitelenen Şeyh Şerafeddin Yahya Muniri'nin ahlaksızlığının zirvesi olan şu sözlerine bakınız;
''Sâlik kafir olmadıkça müslüman olamaz, kardeşinin başını kesmedikçe müslüman olamaz, anası ile evlenmedikçe müslüman olamaz.''
Tasavvuf ve İslam, İbrahim Sarmış


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 14:50 .