Turan Dursun Sitesi Forumları

Turan Dursun Sitesi Forumları (https://turandursun.com/forumlar/index__1.php)
-   Klasik Mekanik (https://turandursun.com/forumlar/forumdisplay.php?f=165)
-   -   Enerji Maddeye dönüşür mü ? (https://turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=40460)

ilahimasal 01-12-2017 23:44

Enerji Maddeye dönüşür mü ?
 
Bu sorunun cevabı varmıdan önce , madde nedir ? Enerji nedire bakalım.

Enerji : maddede var olan ve ısı, ışık biçiminde ortaya çıkan güç


Madde : duyularla algılanabilen, bölünebilen, ağırlığı olan, yer kaplayan nesne


Maddenin enerjiye dönüştüğüne hepimiz şahit oluyoruz. Yaşamımızda maddenin enerjiye dönüşümünü , en basitinden bir odun parçasını yakarken , ortaya çıkan ısı enerjisini fark ederiz ve bu durumun muhteşem bir olay olduğunu fark etmeyiz.

İşte bu olayda enerjiyi ortaya çıkarttınız. Da . İşte ortaya çıkan bu Enerjiyi , Maddeye çevirtmek için bir yönteminiz var mı ?

Hepimizin bildiği şartlarda bu durum olanaksız. Bilimsel olarak bilinen bir yol var mı bilmiyorum ama Cern de ki deneylerde parçacıklar ortaya çıkarıldığı söyleniyor. Bu durum bile geçici bir durummuş. Ortaya çıkan parçacık sonradan kayıp oluyor MUŞ.

Hepinizinde bildiği bir teori var . BİGBANG .

İşte bu teoride ki iddia , Enerjinin maddeye dönüştüğüdür. BİRŞEY patlıyor ve Muazzam bir enerji ortaya çıkıyor . Bu enerji uzun bir zaman sonra yoğunlaşıp maddeye dönüşüyorMUŞ ve bildiğimiz evrende ki maddeLER ortaya çıkıyorMUŞ,

Bu iddiada ki , ilk patlayan şeyin MADDE oldugu durumu var . Sadece bu ŞEYİN adı yok.

Bu konuda bilgisi olan arkadaşların bizleri bilgilendirmesini umuyorum.

Enerji Maddeye dönüşürmü ?

Yıldıztozu 02-12-2017 00:11

Yıldızlar, gezegenler kendilerinden önceki 'enerjilerden' oluşmuş, ortaya çıkmış materyaller sonuçta.

Yalnız enerjiyi 'maddeden ortaya çıkan güç' olarak tanımlamak kısıtlayıcı oluyor. Bu şekilde tanımlarsan soru da hatalı oluyor zaten.

spartacus 02-12-2017 01:28

Aslında, Enerji -> Bir kapasite ölçütü, oranıdır... Enerji, bir sistemin(form-yapının), iş kapasitesine denir, aslında kapasitedir. Madde enerjiye veya enerji maddeye dönüşmez, buna dair tüm ifadeler bildik anlamda madde, enerji tanımıyla kullanılsada yanlıştır. Bu bir zamanlar bilimdeki ilerlemelerin-sıçrama-patlamalı ilerleme anları- getirdiği uçukluklarla veya bazı ideolojik sazanlıklarla moda olmuş, fizikde değil ancak matematikteki sembollerin birbirine dönüşürlüğüyle ilgili olmasına rağmen bu fiziğe uyarlanmış bir yanılgıdır.

Ama bu ifadenin aslı, astarıda bildiğimiz, gündelik dilde kullandığımız biçimiyle değil, formüle dayalı-öznel- ifadedir.. Şöyle ki;

Enerjinin formülleri nedir?

e = mc2

Burada m = madde miktarı, c = ışık hızı

Yani ne kadar madde, o kadar enerji, madde yok, enerjide yok çünkü enerji, maddenin(veya bir sistemin) iş kapasitesi, neyin? maddenin, maddi yapıların(sistem), nesi, iş kapasitesi... Bunu ağırlığınızın ölçüsü gibi düşünün, siz ve yer yoksa, ağırlığınız yok ve siz ağırlığınıza dönüşemezsiniz(ama formüllerde semboller dönüşür, kaldı ki matematik(mantık) kendisi, fiziğin yerine ikame edilebilir de, bilim de değildir, ama bilimin bir konusu, dalı olabilir).

Haliyle, eğer siz, m'i bulmak için, "e" ve "c" yi biliyorsanız formül ne olur?

m = e/c2

Ne oldu, madde, enerjiye dönüştü, ama nerede, neye göre, sembolik rakamlar ve matematik bir işlemde...

Şimdi bu yaptığım formülü belki herkes anlamayabilir öyleyse izah edeyim;

10 = 5*2 ise 5 = 10/2 dir değil mi?

Şimdi 10, 5 e dönüştü mü? veya 5, 10'a dönüştü mü? Formül esas alınırsa yani salt sembolik olarak evet, 5, 2 ile çarpılırsa 10'a dönüşür! Rakamların diliyle olan, formüllerin diliyle de farklı olmaz, enerji = madde-miktarı* ışık hızının karesi ise, öyleyse madde-miktarı = enerji/ışık hızının karesidir.

Bu formülde ise bir istisna var, ışık hızını ise diğerleriyle bulamıyoruz, benim fikrim Einstein'ın bu formülü keyfi olmuş, eğer bu türdeki bir formül, bilinenlerden bilinmeyeni bulmamızı sağlamıyorsa orada sorun var... Ama yukarıda verdiğim örnekte nasıl ki biz 10 rakamını bildiğimizde 5'i bulduysak, pekala 2'yide bulabiliyoruz...

O sebeple bana göre en doğru formül, öyle ışık hızı, saniye cinsi birimler değil;
E=Fd
1 Joule enerjisi olan bir madde, 1 metreyi 1 Newton ile gidebilir.


Çünkü yukarıdakine göre formül, enerjinin, kapasite temelli tanımına uygundur, bir maddenin, hareketi esas alınmıştır, Einstein ise enerjiyi bulmak için gitmiş ışık hızını kullanmış ki, ne alaka? Işık hızı yerine siz Pi sayısını da koysanız olur, yani sabit kabul edilmiş ne konursa konsun, nasılsa esası salt ölçü birimidir...

Şimdi;

Kaç kilosunuz?

Peki siz kiloya dönüşür müsünüz? AĞIRLIĞINIZIN ölçüldüğü bir formülde evet, peki ya gerçekte? :)

Enerji diye bir kendinden menkul şey(!) yok, bizim enerji dediğimiz, herhangi bir maddenin, şu ya da bu koşul, ortamda, iş kapasitesidir, bir kapasite ölçüsüdür, aynen boy ölçünüz gibi. doğada boy, ağırlık diye bir obje nasıl ki bulunmaz, enerji diyede ayrı bir obje yoktur... Madde enerjiye, enerji maddeye dönüşmez ama iş yapan madde kütle kaybına uğrayabilir, çünkü iş, sarftır...

Eğer ölçütümüz, açımız formülle, fiziği değilde öznel kıstaslarla kurgulanabilir formüller ise, her şey, bir diğer sembole dönüşebilir, siz boya, boy size, ağırlık size, siz ağırlığa dönüşebilirsiniz, lakin nerede ve nasıl? Sembolik olarak formülde...

Nero 02-12-2017 11:05

Alıntı:

spartacus´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 615541)
Aslında, Enerji -> Bir kapasite ölçütü, oranıdır... Enerji, bir sistemin(form-yapının), iş kapasitesine denir, aslında kapasitedir. Madde enerjiye veya enerji maddeye dönüşmez, buna dair tüm ifadeler bildik anlamda madde, enerji tanımıyla kullanılsada yanlıştır. Bu bir zamanlar bilimdeki ilerlemelerin-sıçrama-patlamalı ilerleme anları- getirdiği uçukluklarla veya bazı ideolojik sazanlıklarla moda olmuş, fizikde değil ancak matematikteki sembollerin birbirine dönüşürlüğüyle ilgili olmasına rağmen bu fiziğe uyarlanmış bir yanılgıdır.
...

Enerji diye bir kendinden menkul şey(!) yok, bizim enerji dediğimiz, herhangi bir maddenin, şu ya da bu koşul, ortamda, iş kapasitesidir, bir kapasite ölçüsüdür, aynen boy ölçünüz gibi. doğada boy, ağırlık diye bir obje nasıl ki bulunmaz, enerji diyede ayrı bir obje yoktur... Madde enerjiye, enerji maddeye dönüşmez ama iş yapan madde kütle kaybına uğrayabilir, çünkü iş, sarftır...
...


Spartacus, yıktın perdeyi, eyledin viran, varayım Einstein'a haber vereyim heman! :)

O formuldeki m maddenin kütlesidir. Sen madde miktarı diye yazmışsın. Kütle yerine neden miktar diyorsun, bu olabilir mi? Bu ikisi farklı kavramlar.

Maddeyi mutlak kılmak için enerjiyi tamamen maddenin bir işlevi seviyesine indirgemişsin. Madde yokken enerji vardı. Sen maddenin boyu, ağırlığı, miktarı gibi sıradan bir özelliği konumuna indirmişsin enerjiyi.

Demek şimşek bulutların iş kapasitesinden ibaret bir şey, yıldırım da... maddenin boyu, ağırlığı gibi bir özelliği?..

Demek ışık da maddenin sıradan bir özelliği. Yapma spartacus!.. maddeyi öne çıkarmak için enerjiyi bu kadar basitleştirme.

Sundance 02-12-2017 11:17

Alıntı:

Nero´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 615556)
Spartacus, yıktın perdeyi, eyledin viran, varayım Einstein'a haber vereyim heman! :)

O formuldeki m maddenin kütlesidir. Sen madde miktarı diye yazmışsın. Kütle yerine neden miktar diyorsun, bu olabilir mi? Bu ikisi farklı kavramlar.

Maddeyi mutlak kılmak için enerjiyi tamamen maddenin bir işlevi seviyesine indirgemişsin. Madde yokken enerji vardı. Sen maddenin boyu, ağırlığı, miktarı gibi sıradan bir özelliği konumuna indirmişsin enerjiyi.

Demek şimşek bulutların iş kapasitesinden ibaret bir şey, yıldırım da... maddenin boyu, ağırlığı gibi bir özelliği?..

Demek ışık da maddenin sıradan bir özelliği. Yapma spartacus!.. maddeyi öne çıkarmak için enerjiyi bu kadar basitleştirme.

Madde yokken enerji mi vardı?

Nereden biliyorsun, anlat bize.

Enerji, maddenin bir özelliği değil de neyin özelliği onu da tarif etsen bir.

İzel'in bir şarkısı vardı:

"Mutluluğun formülü çok açık
Bir sen, bir ben, bir de bebek"

Senin formül de:

"Bir madde, bir enerji, bir de Allah"

Diye geçiyor anlaşılan

Nero 02-12-2017 12:29

Alıntı:

Sundance´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 615557)
Madde yokken enerji mi vardı?

Nereden biliyorsun, anlat bize.

Enerji, maddenin bir özelliği değil de neyin özelliği onu da tarif etsen bir.

İzel'in bir şarkısı vardı:

"Mutluluğun formülü çok açık
Bir sen, bir ben, bir de bebek"

Senin formül de:

"Bir madde, bir enerji, bir de Allah"

Diye geçiyor anlaşılan


Hayır, bende bir Allah (bilinç, enerji, ruh) diye geçiyor. :)

Big Bang nedir? Eksi evrenden bir anda oluşan bir enerjiden zamanla maddenin doğuşu değil mi?

"ictenlik" 02-12-2017 13:06

Madde dediğimiz;
Bir önermede ve bir benzetmede; evreni bir gerçek/gerçeklik simülatörü gibi düşünürsek grafiğin/unsurun kendisi gibi düşünülebilir ve yapılanabilir mi?

Sundance 02-12-2017 13:40

Alıntı:

Nero´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 615558)
Hayır, bende bir Allah (bilinç, enerji, ruh) diye geçiyor. :)

Big Bang nedir? Eksi evrenden bir anda oluşan bir enerjiden zamanla maddenin doğuşu değil mi?

Bende de bir madde, bir enerji bir de zaman (veya hareket, değişim) diye geçiyor.

Neyse...

Ne olmuş big bange?

Ne vardı big bangden önce?

Biliyor musun?

Benim bildiğim kadarıyla big bang kuramında yoktan varolan bir enerji yok.

Madde - enerji etkileşimi için taaaa big bange kadar gitmeye de gerek yok.

Madde de elimizin altında enerji de.

Biliyoruz bunları.

Ama ortada bir bilinç, ruh yok.

Bilinmeyen konulara kaçıp da hariçden gazel okumak yerine bilinen konularda gösterin şu ruhu da görelim.

Benim tek bildiğim ruh kıvırmaya çalışanların içindeki dansöz ruhu.

ilahimasal 02-12-2017 14:06

Big bang in tanımı

Büyük Patlama ya da Big Bang, evrenin yaklaşık 13,8 milyar yıl önce aşırı yoğunve sıcak bir noktadan meydana geldiğini savunan evrenin evrimi kuramı ve geniş şekilde kabul gören kozmolojik model

Yoğunluk maddenin bir özelliğidir. Sıcaklıkda , yani enerjide.

Tanımda maddenin bir özelliği olan yoğunluk ve sıcaklıktan ortaya çıkan diyor.

6. Yoğunlukcular bu duruma lütfen safsata bulaştırmasınlar.

Yaratılışcıların kuyruğuna yapıştığı big bang teorisi bile ilk patlayan şeye yoğun olan diyor. Yani patlamanın olduğu anın ÖNCESİ yoğunluktan yani maddeden bahis var.

Madde hep vardı söyleminin de kanıtı oluyor.

Allahcılar yada tanrıcılar , sizin tanrınız yoğun bir şey mi ? Big bang teorisinde bile ÖNCE- SONRA söylemleri çıkıyor ortaya , bu bize sizlerin ZAMAN dediğiniz kavramı yine önünüze koyuyor. Madde varsa zaman var .

Enerjiyi maddeye çevirmek diye bir durum yok. Bigbangde madde den ortaya çıkan enerjinin yine yoğunlaşarak maddeye DÖNÜŞÜMÜNE işaret ediyor. İlk enerjiden maddeye dönüşüm var diyemezssiniz.

Nero 02-12-2017 18:04

Alıntı:

uydurtu´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 615559)
Madde dediğimiz;
Bir önermede ve bir benzetmede; evreni bir gerçek/gerçeklik simülatörü gibi düşünürsek grafiğin/unsurun kendisi gibi düşünülebilir ve yapılanabilir mi?

Evet, evren bir simülasyon. Madde de o simülasyonun yapboz parçaları.

Nero 02-12-2017 18:09

Alıntı:

Fabula´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 615561)
Enerjiyi maddeye çevirmek diye bir durum yok. Bigbangde madde den ortaya çıkan enerjinin yine yoğunlaşarak maddeye DÖNÜŞÜMÜNE işaret ediyor. İlk enerjiden maddeye dönüşüm var diyemezssiniz.

Hahahahahaaaaaa!!!... ben yukarıda spartacus'e yazdığım mesajda cahilce bir hata yapmışım, sonra farkettim. Ama senin bu yazdığın benim hatamı çok geride bırakan bir saçmalık olmuş. :)

Demek big bang, maddeden çıkan enerjinin yoğunlaşarak maddeye dönüşümü ha?! :) :caked::heh::biggrin1:

ilahimasal 02-12-2017 18:16

Alıntı:

Nero´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 615568)
Hahahahahaaaaaa!!!... ben yukarıda spartacus'e yazdığım mesajda cahilce bir hata yapmışım, sonra farkettim. Ama senin bu yazdığın benim hatamı çok geride bırakan bir saçmalık olmuş. :)

Demek big bang, maddeden çıkan enerjinin yoğunlaşarak maddeye dönüşümü ha?! :) :caked::heh::biggrin1:

Okuduğunu bile anlamaktan acizssin.

Big bang in tanımı orada.

Sen değilmiiydin bilinen boyutları bıraktım , başka boyutlara akıyorum diyen ? Buralarda işin ne ?

Nero 02-12-2017 18:22

Alıntı:

Fabula´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 615572)
Okuduğunu bile anlamaktan acizssin.

Big bang in tanımı orada.

Sen değil miydin bilinen boyutları bıraktım , başka boyutlara akıyorum diyen ? Buralarda işin ne ?


Bence bir daha oku big bang'i. Hatta bir daha bir daha...

Ben burada yoğunlukları ve boyutları tartışmıyorum ki. Sadece maddeyi mutlaklaştirmak için yaptığınız bu aşırı çarpıtmaya dayanamayıp müdahil oldum.

ilahimasal 02-12-2017 18:33

Konuları trollemekten vaz geç.

Bilgi için değil sadece konuları trollüyorsun ve bu durumda ayan beyan ortada..

ilahimasal 02-12-2017 18:48

Madde , enerji, yoğunluk, big bang in bilinen tanımları üzerinden değilde , üyeleri trollemek için , kişinin fikirleri üzerinden tartışma yaratıp , konuyu saptırma girişimleri , bilgi vermez.

Big bang in tanımında YOĞUNLUKTAN bahis vardır ve yoğunluk maddeye ait bir özelliktir.

Big bang genel olarak , tanrıcıları mutlu etmek için ortaya atılmış bir teoridir. Tanrıcıları mutlu ettirseler bile , yokluktan yada enerjiden ortaya çıkmış madde diyemiyorlar.

Ne diyorlar ! İsim veremedikleri ve yoğunluk özelliği olan bir şeyin patlayarak ortaya çıktığını söylüyorlar.

Big bang tanımından yoğunluğu yani kütlenin halini çıkartamazlar. Çıkartırlarsa , ortaya bilim tanımlaması değil , inanç tanımlaması çıkar. Kimsede bunu ciddiye almaz.

Soru net . Nedir o yoğun olan şey ?

spartacus 03-12-2017 02:04

Alıntı:

Nero´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 615556)
Spartacus, yıktın perdeyi, eyledin viran, varayım Einstein'a haber vereyim heman! :)

O formuldeki m maddenin kütlesidir. Sen madde miktarı diye yazmışsın. Kütle yerine neden miktar diyorsun, bu olabilir mi? Bu ikisi farklı kavramlar.

Maddeyi mutlak kılmak için enerjiyi tamamen maddenin bir işlevi seviyesine indirgemişsin. Madde yokken enerji vardı. Sen maddenin boyu, ağırlığı, miktarı gibi sıradan bir özelliği konumuna indirmişsin enerjiyi.

Demek şimşek bulutların iş kapasitesinden ibaret bir şey, yıldırım da... maddenin boyu, ağırlığı gibi bir özelliği?..

Demek ışık da maddenin sıradan bir özelliği. Yapma spartacus!.. maddeyi öne çıkarmak için enerjiyi bu kadar basitleştirme.

Ağırlık Nedir
Ağırlık kütle çekim kuvvetidir, yani aslında cisimlerin birbirine uyguladığı kuvvet ekseninde ele alınır.
İŞ nedir?
İşte yukarıda ifade edilen o kuvvet ekseninin, fiilde-fiziksel etkileşimde- açığa çıkarttığı sonuçlara-değişikliğe İŞ denir. Yani bir cisime bir kuvevt uygulanırda, kuvvetin uygulama yönünde o cisimde değişiklik(konumu da dahil) meydana gelirse buna İŞ denir.
Enerji Nedir?
Enerjide işte yukarıdaki gibi KUVVET EKSENİNDE, bir cisimin, ne kadarlık bir iş kapasitesi olduğuyla ilgilidir, sonuçta iş, işin kapasitesine, kapasite ise madde miktarına(yetisine) bağlıdır.(yeti ifadesi anlayın diye, italik!).

Verdiğin bulut, yıldırım örnekleri ne kadar da çocukça farkında mısın Nero? NE ALAKA NERO, NE ALAKA?

Yıldırım oluştu diyelim, bu etrafa etkiyecek ve etkilenecek-KUVVET verecek, alacak!-, burada açığa ne çıkacak? İŞ, peki bu yıldırımın(herhangi birinin), ne kadarlık bir iş çıkartma kapasitesi vardır? diye sorarsan, işte bunu da enerji olarak ifade edersin.

Enerjiyi bu kadar basitleştirme demek ne demek? Basit, basitleşemez, kısaca tanımalrıyla izah ettim, nesini anlamadın?... Yeni öğrendin peki kabul, ama karşıma geçip diretme, öğrenmesini bil.

Madde yokken enerji vardı demeni dahi ciddiye alsak dert, almasak dert! En iyisi kısaca özetleyim, s.a.ç.m.a.l.ı.y.o.r.s.u.n...

Gelelim kütle üzerine yaptığımı düşündüğün hataya;

Kütle = madde miktarı, yani kütle ölçümünde amaç aslında madde miktarını bulmak içindir ve eğer siz M değerini biliyorsanız yani ölçmüşseniz, o halde böylece siz madde miktarını bilmiş olursunuz. Ölçmek için yararlanılan, "bir cisimin ivmelenmesi" bölümü, ÖLÇMEK ile ilgilidir Nero. Bu ölçmenin METODUDUR, kütlenin neye karşılık kullanıldığı değil, anladıysan ne ala, anlamadıysan uzun, uzun izah vakit israfı...

Sen şimdi çıkıp, kütle maddeden önce de vardı dersin, değil mi, s.a.ç.m.a.l.ı.y.o.r.s.u.n...

Artık unutun enerji=ruhtur, enerji=kendinden menkul bir şeydir türündeki yalan-yanlış bilgilerinizi, bunlar size zarar veriyor -ki yazımda bir dönemin bilimsel uçukluğu olarak, neyin, nerede yanlış anlaşıldığıyla izah etmiştim.

Madde enerjiye, enerji maddeye dönüşmez
(bu ifadenin sembolik değerlerle ilgili olduğunu izah ettim)...

Belli ki anlamamışsın örnekle anlatalım, anlarsan tabi;

Pazara gittin, o da nesi, fındık çok pahalı, ama baktın ki, fasulye ve bulgur ucuz. Pazarcıya dedin ki, oradan bana 40 adet fasulye, 50 adet de bulgur ver dedin. Sonra bunlara bir sembolik rakam-değer verdin.

Fn = Fındık (bilinmiyor)
F = Fasulye = 40
B = Bulgur = 50

Çok akıllsın ya, şimdi fasulyeyi, fındığa dönüştüreceksin...

Fındık = 40*50

şimdi elinde 200 adet fındık var! İşte bulgur fındığa dönüştü! Sağlamasını yapalım mı? Tamam yapalım...

örneğin kaç adet bulgurumuz var, bilmiyoruz diyelim, tamam o halde bulalım!

Bulgur = fındık/fasulye => 200/40 = 50, Eureka! Eureka !

Ama yok konu bu değil, konu ne olsun, enerjiyi o kadar basitleştirmeyelimmiş :)

Güzel insan, madem Einstein dedin, orada enerji dediğinin formülü ne?
e= mc2

Madde yoksa, enerji olabilir mi? yani senin iddian şu oluyor;

e=c2

Nereden baksak saçmalıyorsun farkında mısın? Tamam saçmalayacaksın, ama bari saçmalarken formülü göz önünde bulundur, "m" değeri yok, enerji de yok çünkü, Einstein'ın yaklaşımında, enerji = madde miktarı(kütle!)/ışık hızının karesi...

ilahimasal 03-12-2017 22:28

Ateist kimlikli bir forumun yazarlarından birisinin
Alıntı:

. Big Bang sırasında bir enerji açığa çıkmamıştır.
Doğası bilinmeyen bir enerji maddeye dönüşmüştür
. Bu cümleleri kurması bana çelişki içinde olan bir ateist profili çizdi.

Bu yazarı , bu tarz konularda takip ederim , tesbitlerinede çoğunlukla katılırım , ancak ! Bu ateist yazarın big bang gibi , geriye dönük tesbiti mümkün olmayan konuda , sanki gitmisde tespit edasında fikir beyan etmiş hali beni şaşırttı.

Tanrı denilen inanç ile big bang denen teori neredeyse aynıdır. Big bang , Tanrıcılara , tanrı üfürmesini hoş göstermek için ortaya atılmış ve üzerinede boyası atılmıs bir üfürmedir.

Big bang denilen teori diyelim ! Güya yoğunlaşmış bir noktanın patlayarak dışarı enerji salması durumu olarak tanımı yapılıyor. Böyle anlatım yapılırken bile erjiden önce ki YOĞUNLUK durumunu ortaya koymadan big bang in yani büyük patlamanın tanımını yapamıyorlar. YOĞUNLUK DİYE ORTAYA KOYMAYA ÇALIŞTIKLARI ŞEY NEDİR ? Bunu sorgulayan yok.

Big bang e saçma dememin sebebi , evrenin başlangıcı denmesinden dolayı. Yoksa tanımı yapılan durumun benzeri kozmik olaylar evrende her an oluyor. Karadelik dedikleri yoğunluğu en fazla olan yapılar bu duruma örnek gösterilebilir. Hoş karadelik dedikleri yapılarda gözlemlenemiyor olsada , mantıklı bir yapı olduğu ortada. Işığı dahi mhapiseden bu yapı , olabilirlik arz ediyor .

Evrende ki kuasarlar, hiper nova, süper novalar , evrende bir çok alanda gerçekleşiyor. Bunlar yeni evrenler olusturuyor mu ? Oluşturuyor da , bilim mi bunu tespit edemiyor ? Bilen cevap verebilir.

Bir ateistin bile big bang denilen olaya evrenin ortaya çıkışı olarak bakıp , doğası bilinmeyen bir enerji maddeye dönüşüyor diyip , bir çok insanı yanlış yönlendirmesi kabul edilemez.

Bu ateistin , enerji nedir , madde nedir ? Bunları çok iyi bildiğinden de eminim. Ancak yukarıda ki bilinmez dediğini biliyormuşcasına yazması tam bir ateist olmadığının da kanıtı oluyor.

Geçen y.y. başında , teleskopla göğe bakıp , kırmızıya kaymayı kendilerince yorumlayıp işde evrenin başlangıcı diyen bilim adamları , büyük bir probleme sebebiyet vermişler. Evet maviye kayma , kırmızıya kayma var ama bu evrenin başlangıcına değil , uzaklığa delil olabilir.

Big bangin ardından ve halen ışıktan daha hızlı uzaklaşan galaksiler var diyenler , bunu kırmızıya kayma ile tespit ediyrlarsa , şu soruyu sormak gerekir. İki cisim birbirinden ışık hızı ile uzaklaşıyorsa bu ışığı yada radyo sinyaline dönüşen halini neyle tepit ediyorsunuz. Kırmızıya kaymanın en son hali radyo dalgasına dönüşüyor diyenler , yine bu big bang teorisyencilerinin kendileri.

Evet sorumu tekrar ediyorum; ışık hızı ile birbirinden uzaklasan iki cisimin tesbiti mümkün mü ? Peki ya tesbit edemediğiniz cisimler ? Işık hizı ile uzaklaşan cisimler ve Tespit edemedikleriniz üfürdüğünüz patlamadan öncesine geliyor durumunu nasıl kapatacaksınız?

Geçmişe dönük bir olayın tepiti mümkün değil. Tanrı üfüresinin bir benzeri.

Madde dediğimiz için şu tepite katılırım , duyu organlarımızla olan tespiti halinde bizi yanıltacak durumu olabilr . Bu durum böyle bile olsa , degişimi dönüşümü inkar edilemeyecek tek gerçekliktir.


Odunu yakınca ortya çıkan ısıyı tekrar oduna çevirebilen varsa buyursun gelsin. Araya otomasyon yöntemleri koymadan diye uyarımıda yapayım.

spartacus 03-12-2017 23:38

Alıntı:

Fabula´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 615694)
Ateist kimlikli bir forumun yazarlarından birisinin . Bu cümleleri kurması bana çelişki içinde olan bir ateist profili çizdi.

Kavramları yanlış kullanmış(gördüğüm bu). ateistliğini sorgulamak, bence yerinde olmaz. Çoğumuz bu konularda günümüz bilimine sinen mitolojik etkinin kurbanı oluyoruz...
Alıntı:

Fabula´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 615694)
Güya yoğunlaşmış bir noktanın patlayarak dışarı enerji salması durumu olarak tanımı yapılıyor. Böyle anlatım yapılırken bile erjiden önce ki YOĞUNLUK durumunu ortaya koymadan big bang in yani büyük patlamanın tanımını yapamıyorlar. YOĞUNLUK DİYE ORTAYA KOYMAYA ÇALIŞTIKLARI ŞEY NEDİR ? Bunu sorgulayan yok.

Yine kavram çarpıtmasından ileri geliyor, yoğunluk bir varlık biçimi, mekan değil, en basit algı için, bir hamurun yoğunluğu gibi, bir hali durum, özellik, miktar esaslı. idealist çarpık tanımı bir yana atarsak, hamur-madde- yoğunluğa iyedir(o özelliği barındırır, malik demek gibi...). Bir kola şişesini açmadan çalkalar, sonra açarsak, kola fışkırır, kolanın varlığı fışkırmadan gelmez, ama fışkırma kola ve etkileşimlerde açığa çıkan tepkimelerden gelir, zira çalkalamak, içeride bir nevi çarpıştırma olur, çalkalamak iştir, şişedekine etki etmiştir, oradaki tepkime bir iş açığa çıakrtacak, kuvvet salınacak-koşulu oluşunca- iş gerçekleşir, kapasite(enerji) açığa çıkar...
Alıntı:

Fabula´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 615694)
Hoş karadelik dedikleri yapılarda gözlemlenemiyor olsada , mantıklı bir yapı olduğu ortada. Işığı dahi mhapiseden bu yapı , olabilirlik arz ediyor .

Kara delik diye bir şey yok, ışık da aslında hapsolmuyor, soğuruluyor, hapsolmak deyimini kullanıyorlar ama hayli yanlış bir ifade. yani ışık bir süreliğine saklanıyor deniyor, algı kör, sonra da, atıyorum yüzbin yıl sonra o ışık tekrar serbest bırakılır, salınırsa, o ışıktaki görüntüden biz, ilk kaynağa dair görüntü elde edebiliriz gibi, mitolojik masallar okunuyor. neresinden baksak izdiham. Biz bir yıldızdan gelen ışığı, bir kutuya hapsedersek, sonra serbest bırakırsak göreceğimiz kutunun içidir, çünkü kırılımlar artık kutunun cidarlarından, cidarlarına çarpmakla çoktan yeni bir yansımaya erişmiştir... işte işin o karadeliklere bilgi girer çıkar kısımı da ayrı bir andavallık, süper zeka Hawking bu andavallığı bu kadar basit dile getirdiğimiz için bizi affetsin.. bilimi teorik fizikçi diye kurguculara teslim edişimizi ise, kim affedecek orası belli değil. :)...
Alıntı:

Fabula´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 615694)
Evrende ki kuasarlar, hiper nova, süper novalar , evrende bir çok alanda gerçekleşiyor. Bunlar yeni evrenler olusturuyor mu ? Oluşturuyor da , bilim mi bunu tespit edemiyor ? Bilen cevap verebilir.

Samanyolu bir kaç yüzyıl önceki insan öznelliğinin ufukunca bir evrendir. Esasında bugünün bilimi hala dünyayı ve insanı ve insanın görüş ufkunca limitlediğini merekeze alan ortaçağ etkisinden, ortada olanı kendi sınırına hapsetme-sanki buna bağlıymış gibi- zaafından kurtulamadı. Biz 50 km ötesini göremiyoruz diye, neden bir okyanusun erimi 50 km olsun ki, esasen bakış doğrultusu uzamda sonsuzdur, limtilenen ve limitleyen sadece form-yapıcadır, lakin tüm limitler parçaya dair, bakış açısı ufkunun uzamdaki sonsuzluğu, parçaya indirgenemiyor. Yani sorun öznenin gözlem kapasitesinin sorunu, evreni, fiziği bağlamaz ama, çeşitli kodomanların kaygısıyla teknolojinin kölesi haline getirilen hakim bilim OLGU kavramını dahi iç etme yolunda...
Oysa evren genel bir ifade, sınırlanamaz-limitlenemez, heleki öznenin algı kapasitesine hiç mi, hiç indirgenemez. yani nasıl ifade edebilirim, örneğin galaksi kelimesi geneldir, kapsayandır, Samanyoluna limitlenemez, endekslenemez...
Alıntı:

Fabula´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 615694)
Geçen y.y. başında , teleskopla göğe bakıp , kırmızıya kaymayı kendilerince yorumlayıp işde evrenin başlangıcı diyen bilim adamları , büyük bir probleme sebebiyet vermişler. Evet maviye kayma , kırmızıya kayma var ama bu evrenin başlangıcına değil , uzaklığa delil olabilir.

Evet, aslen ışığın geçtiği madde yoğunluğuna bağlı, çünkü ışık maddi ortamlardan geçerken soğuruluyor bu da kızıla kayma etkisine yol açıyor. örneğin ışığın camdan geçerken, okyanus dibine doğru haeketi, hızı da değişir, bir okyanus altından, güneşe bakan birisi, güneşin bizden hızla uzaklaştığını sanır(o sakat yöntemle!).. O yöntem başlı başına hata, yanlış... kaldı ki bu salt soğurulma sorunu da değil, bir ışık kaynağı zayıf ise, hemen yanında, aynı mesafedeki parlak ise, uzaktan bakan gözlemci, zayıf ışığın, zayıflığı oranıyla ona gelene kadar soğurlacağı için, bunu hızla uzaklaşıyormuş gibi görüyor :) O dayanak, bu kadar sakat bir dayanaktı, ne yazık ki bu sakatlık ortaya konalı yarım yüzyıl geçti. öyleyse, şimdiki bilim nerelere savrulmuş?. ne ilke kalmış ne de o ilkelere uyan, ortalık kirle dolu, ama kimse bundan söz etmiyor...

Evrende, sınırsız uzayda gözlemlediğimizden edindiğimiz çıplak verilerde yanlışlıyor, galaksi kümelerinin ortalam 70 milyar yıllarla ifade edilir oluşumları da-ayrı konu-. Örneğin, galaksilerin, yıldızların oluşumu, ama tekrar plazma haliyle saçılımı, o plazmanın tekrar yoğunlaşması, ardışık ve eş zamanlılık içermiyor.

Eğer bir lafızın işaret ettiği, her bir biriminde, eşit bir kütleye sahip ise, tekil ise -ki her birimde miktar eşit değilse zaten mevcut formunu koruyamaz!, zaten patlamasıyla etrafa dağıtacağı parçalarda birbirine yakın kütleye sahip olur. merkeze konan eş değerlilik ve tekillik bunuda gerektirir. yani Andromeda, bir samanyoluyla ortalama aynı büyüklükte, ya da kütle-madde miktarında olmalı, aşağı, yukarı!... Aksi taktirde sözde Big bang'in o ilk kurgu yoğunluğundaki, lafızları da güme gider.

Bu yanlışları ısrarla sürdürmek için, yok karadelik masalı, yok anti madde masalı ortaya atılıyor, anti madde, maddeyi yok ediyormuş da işte ondanmışta, iki zıt çarpışırsa, yok olmazlar, ama bunalrdan yeni bir biçim çıkar ortaya, esasında brisinin tarafından baktığımızda-diğerinin tarafıda aynısı, kimin beriki, öteki olduğunu bizim hangisine beri, öteki dediğimiz belirliyor-, miktar eksilmez, çoğalır.

Bir diğer sorun ise böyle bir oluşumun merkez noktasının olması, oysa gözlemlediğimiz evren yönden bağımsız. Bu iddiayı olumlayan ise, insanın dünyadan 360 derece etrafına baktığında, ufkunun her bir açıda aynı mesafede kalması! Diğer sorunda galaksilerin kendisinden uzaklaştığı algısı... sebebi galaksilerin bir merkezden saçılım, uzaklaşımı değil, yukarıda da değindiğim gibi, bu yöntemin yanılgısı.

Şimdi 360 derece etrafımıza projektörler yerleştirilmiş olsun, bizde tam merkezde. Biz çepeçevre açıyla bakarsak, ışığa nazaran hesapladığımız uzaklık ölçüsü 360 derece de her bir projektör için eşit mesafe olur(her biri yarıçap uzaklığında). Eğer bu projektörlerden bazılarının önüne ışığın daha fazla soğurulduğu biçimde madde miktarını arttırırsak, tekabül edenler yerinde dursa bile, bizden uzaklaşıyor görünür, çünkü ışık soğurulmuştur, böylece zayıflamıştır...

Son olarak ne doğası bilinen ne de bilinmeyen(!) enerji maddeye, madde enerjiye dönüşmez. Enerji hesabında kullanılan semboller madde değil, madde miktarıyla ilgilidir, ölçümle, oranlarla ilgili... Ne bileyim, trafik kazalarının oranı, herhangi bir kaza yapan araca dönüşmez veya araçların kendisi o oranlara dönüşmez :)

Birde insanların anlamakta zorlandığı matematiğin fizik olmaması, bilim olmaması, fiziği esas almak zorunda olmayan mantıksal kombinasyonlardan-işlemlerden gelmesi.. Örneğin 3 misketi, 3 misketle çarparsak, 9 misketimiz olmaz, ya da 2 misketi birbirinden çıkartırsak(bir başka bahiste geçen, anti-made, madde çarpışması safsatasında da olduğu gibi, geriye sıfır kalmaz), ama biz böyle bir işlemi matematiğe vurmuşsak, yani misketleri artık sembolik birer rakam haline getirmişsek, orada belirleyici olan işlemdir, 9 eder, 9 taneyi, 5*4 olarak çarparsak 20 eder, ama gerçekte böyle bir işlem yoktur, fizikte böyle bir durum söz konusu değil. ancak matematikte(mantıkda) sembolik kombinasyonlar, eşleştirme, ayrıştırmalarda olur. Sonuç matematik bir kaç çarpma işlemiyle 20, çıkartma işlemiyle eksiltmişken, bizim elimizde hala 6 misket vardır...

ya da madem öyle inanılıyor derdimiz ne, haydi bir kaç onluk çıkartalım cebimizden, kabul, 5 adet. 2onluk*3onluk=6 onluk, on lira kazandık mı? hayır, sebep? açıklandı, maddenin, enerjiye dönüşüm ifadeside, enerji miktarını bulmanın formülündeki diğer ölçülerin, sembolik formülasyonuyla ilgili...

ilahimasal 04-12-2017 00:27

Spartaküs

Maddenin enerjiye dönüşümü ve Enerjinin maddeye dönüşmü olmaz diyorsunuz.

Enerjinin maddeye dönüşmedigini gözlem ve deney( im) yaparak olmayacagını biliyorum.

Peki madde enerjiye dönüsemez demende ki sebep nedir ?


Mesela ben , araziye gittim ve o arazide üşüdüm. Üşümek beni , ısınmakiçin ısı enerjisi elde etmeye zorladı, bu zorlama ile gittim bir kaç parça odun denilen kütleli madde buldum ve yakma yöntemini kullanarak odunları yaktım sonucunda benim ihtiyacım olan ısı enerjisini elde ettim. Isınmak için bilinçsizce maddenin kimyasını bozarak maddeyi enerjiye çevirdim .

Ve

Odunlarım bitti ! Tekrar odun ihtiyacım oluştu , bu ihtiyacım için elde ettiğim ısı enerjisini odunaa yani kütlesi olan maddeye çeviremedim!

Burada odun yanarak ısıya dönüşüyor ama ısı kütlesi oln maddeye tekrar dönüşemiyor yada yöntemini bilmiyorum.


Ben gözlemle ve deneyimle bunu söylüyorum. Bilimsel olarak bu anlatımda ki yanlış nedir. Madde enerjiye dönüşmüyor diyorsunuz ya.

spartacus 04-12-2017 04:00

Alıntı:

Fabula´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 615703)
Spartaküs

Maddenin enerjiye dönüşümü ve Enerjinin maddeye dönüşmü olmaz diyorsunuz.

Enerjinin maddeye dönüşmedigini gözlem ve deney( im) yaparak olmayacagını biliyorum.

Peki madde enerjiye dönüsemez demende ki sebep nedir ?

Enerji dediğimiz, kapasiteyle ilgili bir kavram da ondan. Tersi, düzü farketmiyor, tanım değişmiyor.
Alıntı:

Fabula´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 615703)
Üşümek beni , ısınmakiçin ısı enerjisi elde etmeye zorladı, bu zorlama ile gittim bir kaç parça odun denilen kütleli madde buldum ve yakma yöntemini kullanarak odunları yaktım sonucunda benim ihtiyacım olan ısı enerjisini elde ettim. Isınmak için bilinçsizce maddenin kimyasını bozarak maddeyi enerjiye çevirdim .

maddeyi enerjiye çevirmediniz, siz çeşitli maddeleri, yine birbirilerine kuvvet uygulayabilecekleri biçimde çatıştırdınız, yapılarda alışverişler meydana geldi, alış ve verişler, isrter madde, ister etki-tepki, kuvvet babında... Anlamak için ısı elektrik gibi kavramları kullanmak ilk elden doğru değil. örneğin bez bir çadır çökerse, 1 oranında iş açığa çıkartır, bir demir bina çökerse 10 gibi, örneğin bu binanın çökerken etrafına uyguladığı kuvvet, etkinin meydana getirdiği değişim iş, bakın bina, etrafta oluşturduğu iş'in kapasitesine dönüşmüyor etrafta oluşturabilir değişim kapasitesi de, tersin geri o binaya dönüşmüyor...
Alıntı:

Fabula´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 615703)
Odunlarım bitti ! Tekrar odun ihtiyacım oluştu , bu ihtiyacım için elde ettiğim ısı enerjisini odunaa yani kütlesi olan maddeye çeviremedim!

Oksidasyon->yanma dediğimiz olay, bir sistemden-atom, moleküler YAPI, elektron ayrılması-bunu tetikleyen bir kuvvet olmalı, ona da ateş dediniz, ama ateş dediğinizde maddenin bir halidir(atomun elektron bağlayamama durumunda ortam, serbest elektron, nötr atom çorbasına dönüşür, maddenin bu halide plazma hali, ki örneğin mum, çakmak alevi, plazma haldir). bir hali, diğer halle, ilişkiye sokarak birbirine dayatarak, çatıştırıyorsunuz(kaba yazıyorum,diğer türlüsü anlaşılırlığı zor).. Elektronlar ayrıldıysa o halde başka yapılara, ayrılan elektronlar vasıtasıyla etkiyecektir, onlarda elektron alınca buna redüksiyon deniyor. Bir göle taş attınız, ne olur, aldınız, verdiniz. Yani madde bir yerden kopuyor, diğerine geçiyor, ayrılıyor, birleşiyor veya etkiyebilir, etkilenebilir ilişki oluşuyor, maddeler birbirine kuvvet uygulayabilir duruma geliyor... işte o an, etki-tepki, elektron alma, verme, kuvvetler, etkiler-tepkimeler durumu metabolizmanızı hareketli kılıyor veya yüklüyor... işte o hareketlilik-yüklenme değişimi sağlıyor, İŞ oluyor. ne kadar(nicelik) kapasite(iş yükü), o kadar iş. o kapasite miktarına da enerji diyoruz... bunlar ilgili örnekte neye bağlı? Oksidasyon ve redüksyona, çeşitli etki-tepkimelere, erimine kadar... meselenin temeli, madde, ilişki, etki-tepki alış-verişine düğümleniyor.

hani yukarıda çöken binadan söz ettim, eğer metabolizmanızı hareketli kılacak, form yapınızı da koruyamayacağınız düzeyde bozmayacak olsaydı, o çöken binanın etrafa uyguladığı etki, kuvveti de kullanacaktınız, etrafına geçip, o etkiye maruz bırakacaktınız kendinizi... Nicelikler, maddeye dönüşmez veya madde niceliğe... madenin kendisi nicelik değildir, ama bir yerdeki maddelerin sayısı-miktarı, veya bir cisimin, sistemin, madde miktarı niceliktir(m), ışığın hızı da niceliktir.. enerji de zaten bu niceliklerin, formülüyle bulunuyor.
Alıntı:

Fabula´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 615703)
Burada odun yanarak ısıya dönüşüyor ama ısı kütlesi olan maddeye tekrar dönüşemiyor yada yöntemini bilmiyorum

Sevgili fabula, madde ısıya d.ö.n.ü.ş.m.ü.y.o.r, kabaca yazıyorum yukarıda özetledim... İşi sağlayan faktörler azaldığında, tepki veriyorsunuz-çünkü iş düşüyor-, buna üşümek diyorsunuz, aksi durumda etkiye maruz kaldığınızda ise ısınmak diyorsunuz...

form ve yapılar değişiyor, madde başka bir şeye dönüşmüyor, form-yapılar değişiyor, değişerek başka formlara dönüşüyor. madde ve hareket birliktedir, lakin form-yapı farklı bir kavram, maddenin hareketi, hareketliliği, en nihayetinde form-yapıalrıda değiştiriyor, süreğen dinamik bir zemin.. peki iş ne idi?

Diyelim ki elinizde 10 taş var ve bir suya atacaksınız, taşları attığınız süreç boyunca, atmış olduğunuz taşlar, su'da hareketlenmeye, tepkimeye yol açtı. iyi ama neden sona erdi diyeceksiniz, çünkü taşın, suya etkisi, yer çekimi ekseni, kuvvetiyledir de. taş suya ilk çarptığında kuvvet uyguladı, aksetti, sonra yüklendiği çekim kuvvetiyle aşağı indi, zemine düştü ve o zemin, taşın çekim doğrultusunda hareket edemez, örnek bağlamında artık çarpmaya dayalı biçimde, suyun yüzeyinde, görünür bir iş meydana getirme-etki, değişim sağlama koşulu tükendi... Taşı attınız, bir ÇARPIŞMA, hareketlenme gerçekleşti, oldu ve bitti, şimdi o haraket bittiği an iş'de bitti, enerji o işin kapasitesiydi, siz bana aslında suda oluşan ve sonrada artık olmayan iş'in, kapasitesinin-iyi de enerji dediğimiz tam da burada-, neden tekrar geri taşa dönüşmediğini veya daha doğrusu süreci tersine çevirip, taşın evvelce, suya aksetiği kuvvetle açığa çıkartabildiği iş'in kapasitesine neden dönüşmediğini sormuş oldunuz... Daha kısacası, enerji bir maddenin, bir sistemin iş eksenli -korunmuş- özelliğidir, o bakımdan, madde, sistemler özelliklerine dönüşmezler.. Korunmuş ifadesi ise potansiyel ekseniyledir, siz taşı suya atmasanızda, o taşta, o suda o işi meydana getirecek kapasite, potansiyel mevcuttur...

ya da, bir su değirmeni, su aktığı ve etkidiği sürece dönecek, su ne kadar çok ve ne kadar yer çekimiyle ivmeleniyor(o kadar direk çekim gücüyle yükleniyor), yüklenebiliyor-o kadar kapasite!, haliyle açığa bir iş çıkacak. İşte biz buna da, işin mahiyetine göre "su, akışkan sıvı enerjisi" diyoruz, ısı enerjisi, elektrik enerjisi, sıvıların sıkıştırlamazlığına dayalı kullandığımız hidrolik sistemlerdeki enerji kullanımı ifadelerimiz de böyle, farklı değil. maddi bir akış, bir kuvvet, kuvvetle yüklenebilirlik, direnç, tepkilenme ve yol açtığı sonuçlar var esasın temelinde.

Natan 04-12-2017 04:38

Alıntı:

spartacus´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 615714)
Enerji dediğimiz, kapasiteyle ilgili bir kavram da ondan. Tersi, düzü farketmiyor, tanım değişmiyor.

maddeyi enerjiye çevirmediniz, siz çeşitli maddeleri, yine birbirilerine kuvvet uygulayabilecekleri biçimde çatıştırdınız, yapılarda alışverişler meydana geldi, alış ve verişler...

Anlamak için ısı elektrik gibi kavramları kullanmak ilk elden doğru değil. örneğin bez bir çadır çökerse, 1 oranında iş açığa çıkartır, bir demir bina çökerse 10 gibi, örneğin bu binanın çökerken etrafına uyguladığı kuvvet, etkinin meydana getirdiği değişim iş, bakın bina, etrafta oluşturduğu değişime dönüşmüyor :) etrafta oluşan değişim de -çok farklı bir kavram!- tersin geri o binaya dönüşmüyor...
Oksidasyon->yanma dediğimiz olay, bir sistemden-atom, moleküler YAPI, elektron ayrılması-bunu tetikleyen bir kuvvet olmalı, ona da ateş dediniz, ama ateş dediğinzide maddenin bir halidir, bir hali, diğer halle, ilişkiye sokarak birbirine dayatarak, çatıştırıyorsunuz(kaba yazıyorum,diğer türlüsü anlaşılırlığı zor).. Elektronlar ayrıldıysa o halde başka yapılara, ayrılan elektronlar vasıtasıyla etkiyecektir, onlarda elektron alınca buna redüksiyon deniyor. Bir göle taş attınız, ne olur, aldınız, verdiniz. Yani bir sistemden ayrılan elektronlar, kimyasal tepki vermenizi sağlıyor, alıyorsunuz, veriyorsunuz, yani madde bir yerden kopuyor, diğerine geçiyor veya etkiyebilir, etkilenebilir ilişki oluşuyor... işte o tepkime de, o an, etki-tepki metabolizmanızı hareketli kılıyor, işte o hareketlilik değişimi sağlıyor, İŞ oluyor. ne kadar(nicelik) hareket edebilirlik, kapasite, o kapasite miktarına da enerji diyoruz... bunlar ilgili örnekte neye bağlı? Oksidasyon ve redüksyona, erimine... meselenin temeli, madde alış-verişine düğümleniyor, hani dile getirmiştim, ne kadar madde miktarı o kadar "iş kapasitesi"(eneji).

hani yukarıda çöken binadan söz ettim, eğer metabolizmanızı hareketli kılacak, form yapınızı da koruyamayacağınız düzeyde bozmayacak olsaydı, o çöken binanın etrafa uyguladığı etki, kuvveti de kullanacaktınız...

Nicelikler, maddeye dönüşmez veya madde niceliğe... madenin kendisi nicelik değildir, ama bir yerdeki maddelerin sayısı-miktarı, veya bir maddenin, madde miktarı niceliktir(m), ışığın hızı da niceliktir.. enerji de zaten bu niceliklerin, formülüyle bulunuyor.
Sevgili fabula, madde ısıya d.ö.n.ü.ş.m.ü.y.o.r, kabaca yazıyorum ama en anlaşılır olanı, maddi yapılar, sistemler birbirlerinden parça alıp veriyor, kimyasal tepkimeler oluyor, hatta elementler dahi değişiyor(molekül sayısı, elektron sayısı, moleküllerin diziliş FORMU yapısı), bu alıp verme ile açığa çıkan, size yansıyan tarafıyla tepkime, o tepkime de esasında bir iş, iş gerçekleşiyor böylece, siz o iş'e ısı diyorsunuz, ısı kapasitesine ise ısı enerjisi, yani o kapasiteyi kullanmak... İşi sağlayan faktörler azaldığında, tepki veriyorsunuz-çünkü iş düşüyor-, buna üşümek diyorsunuz, aksi durumda etkiye maruz kaldığınızda ise ısınmak diyorsunuz...

form ve yapılar değişiyor, madde başka bir şeye dönüşmüyor, form-yapılar değişiyor, değişerek başka formlara dönüşüyor. madde ve hareket birliktedir, lakn form-yapı farklı bir kavram, maddenin hareketi, hareketliliği, en nihayetinde form-yapıalrıda değiştiriyor, süreğen dinamik bir zemin.. peki iş ne idi?

Diyelim ki elinizde 10 taş var ve bir suya atacaksınız, taşları attığınız süreç boyunca, atmış olduğunuz taşlar, su'da hareketlenmeye, tepkimeye yol açtı. iyi ama neden sona erdi diyeceksiniz, çünkü taşın, suya etkisi, yer çekimi ekseniyledir de, o kuvvetledir, taş suya ilk çarptığında kuvvet uyguladı, aksetti, sonra yüklendiği çekim kuvvetiyle aşağı indi, zemine düştü ve o zemin, taşın çekim doğrultusunda hareket edemez, örnek bağlamında görünür bir iş meydana getirme-diğer maddelere etki, değişim sağlama koşulu tükendi... Taşı attınız, bir ÇARPIŞMA, hareketlenme gerçekleşti, oldu ve bitti, şimdi o haraket bittiği an iş'de bitti, enerji o işin kapasitesiydi, siz bana suda oluşan ve sonrada artık olmayan iş'in, kapasitesinin, ineden tekrar geri taşa dönüşmediğini sormuş oldunuz...

peki ne kadar madde miktarlı taş? O kadar iş, işte bu "o kadar" ifadem, kapasiteyle ilgili...

ya da, bir su değirmeni, su aktığı ve etkidiği sürece dönecek, su ne kadar çok ve ne kadar yer çekimiyle ivmeleniyor(o kadar direk çekim gücüyle yükleniyor), yüklenebiliyor-o kadar kapasite!, haliyle açığa bir iş çıkacak. 10 metre yüksekten 1 damla suyu bıraksak, ama o da değirmeni çevirmeyecek, hızına rağmen, oysa orada asıl ölçüt, bizim yerin çekim kuvvetinden yararlanma çabamızdır, dolayısıyla bu madde miktarı ve yüklenme süresine de bağlı. ne kadar yüksekten düşüyor, yüklenme birikimi-ki bu da süre kavramını soyutluyor- o kadar uzuyor. ivmelenme de, hız yüklenen kuvvetin artmasıyla doğru orantılı artıyor, ama esas işi yapan, maddenin, yüklendiği kütle çekimi kuvveti, böylece ne kadar madde-miktar o kadar yüksek oranlı yüklenme durumu ve yükenebilirlik kapasitesi.. İşte biz buna da, işin mahiyetine göre "su-akışkan sıvı- enerjisi" diyoruz, ısı enerjisi, elektrik enerjisi değimiz de böyle, farklı değil, maddi bir akış, bir kuvvet, kuvvetle yüklenebilirlik, direnç, tepkilenme var esasın temelinde.

Kapasite dedigin sey, insanin atifta bulundugu birsey. Yani sadece anlam yuklenen bir kelime. Maddenin kapasitesini bilim belirleyemedi. Henuz evren ve varlik dahi tanimlanamadi.(cern'de dikkate deger calismalar hala suruyor) Tanimlayanlar dahi suphe ve bilgi arayisinda, mevcut bilimsel bilgi ile bunu yapiyorlarken kalkip da DIR-li cumleler kurmak erken kacmiyor mu? Kaldi ki bir kac yuzyil daha yasayacaksin ve bilginin dogasi degisecek. Bu kesin birsey.

Burada anlatilan tanri, metafizik vs degil.

Anlatmaya calistigim sorgulama ve bu sinirli bilgi icinde dir-li cumleler. Bilim bilgi koyar sevgili ihtiyar.

Mevcut bilgi, (sahip oldugumuz yada henuz olmadigimiz) bizi dir-lere ulastirmaz.

Varginin naturalist dogasi dogru olsa da sonucu sanki dogmatik oluyor.
Olmuyor mu?

spartacus 04-12-2017 07:32

Alıntı:

Natan´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 615719)
Kapasite dedigin sey, insanin atifta bulundugu birsey. Yani sadece anlam yuklenen bir kelime. Maddenin kapasitesini bilim belirleyemedi. Henuz evren ve varlik dahi tanimlanamadi.(cern'de dikkate deger calismalar hala suruyor) Tanimlayanlar dahi suphe ve bilgi arayisinda, mevcut bilimsel bilgi ile bunu yapiyorlarken kalkip da DIR-li cumleler kurmak erken kacmiyor mu? Kaldi ki bir kac yuzyil daha yasayacaksin ve bilginin dogasi degisecek. Bu kesin birsey.

Burada anlatilan tanri, metafizik vs degil.

Anlatmaya calistigim sorgulama ve bu sinirli bilgi icinde dir-li cumleler. Bilim bilgi koyar sevgili ihtiyar.

Mevcut bilgi, (sahip oldugumuz yada henuz olmadigimiz) bizi dir-lere ulastirmaz.

Varginin naturalist dogasi dogru olsa da sonucu sanki dogmatik oluyor.
Olmuyor mu?

O benden alıntı yaptığın alıntı da, iddia ettiğin tarzda DİR'LEYİCİ ifadeler nerede, neyin ihtiyacından doğmuşlar merak ettim. bir alıntı yapabilir misin? enerji anlam yüklenmiş bir kelime değil, atıfta bulunmuşluğu anlamlı, ama kelimeye indirgemen geçersiz... Acıkınca ekmek yerine, kelimesini ve atıfta bulunmuşluğumuzu yemiyoruz...

maddenin kapasitesini bilim belirleyemez zaten, tanrı mı bu? :) Bir kaç yüzyıl sonra kesinliği belirterek, bilginin doğası değişecek diyorsun. bir şeye, olguya dair bilgiler, bilgi edinmenin yolları, araçları gelişebilir, değişebilir veya revize olabilir, lakin bu şapkadan, tavşan çıkacağı anlamına ve bilginin doğasının değiştiği anlamına gelmez. binlerce yıldır doğası değişmedi ve şimdi bize lazım olan şimdiki doğası. kaldı ki öyle gelirsen biz 100 yıl bilgi edinmeyelim, zaten edinmeyeceğiz, doğası değişecekmiş ve sen şimdkilere bilgi diyemiyorsun... ama 100 yıl sonrada aynı şeyi, bir 100 yıl sonra da söylersin, kaldı ki öyleyse bilim de olmaz, şimdi de yok, hiç olmayacak demiş oldun... neyse, paradoksa bir anlam bulamadım...

Anlayamadım, sonucu doğmatik derken kasıt ne, neye göre? varlığın hiç bir felsefik bağlamda doğası doğru değil, yanlış da değil.

Enerji tanımlananı beri 100 yıl oldu, beğenir beğenmezsiniz ama tanım orada. iddialar ise ne olduğu belirsiz ve bilinmediğini iddia ettiğin bir bilinmeze dayalı değil ki, tanımlanmış olandan yola çıkış arzediyor. yanıtlayanlar veya iddiaları irdeleyenler(ki asıl yapılan bu) başka türlüsünü, başka bir tanımı kullanamaz ki...

sevgili Natan, hani özel durumlardan genel sonuç safsatalı Kuantum istismarları bitip, şimdide aynı biçimde bilimi kötürümleştiren, kör, topal eyleme kampanyalarının istismarı CERN olmasın-ayrı konu. bildiklerimiz, yanlış bildiklerimizden de anlam kazanıyor, kısıtlar, çitler örmeyin önün-m-üze, bizler hatalarımızla daha ileri olana erişiyoruz, hatalarımızı da dile getirmeliyiz, henüz hata olduğunu bilmesek de.

Bilimin en kısa tanımı-ki dilediğin tüm tanımlara bak, Enerji, bir sistemin iş yapma kapasitesidir. Deprem, yer sarsıntısı veya zelzele, .... olayıdır. "dır"ı kaldırınca bambaşka tanıma dönüşmüyor...

Ne diyeyim, nasıl izah edeyim bilmiyorum. izah ile tanıyı, tespitin ifadesi ile anladığım kadarıyla bana yüklemeye çalıştığın "bilmişlik" algılı yükleyişi, anlayamadım...TANIMLAR dirli, durlu olur Natan, bu senin kullandığın biçimde DİR, DUR yapmak için, bilmişlik temelinde değil, tanının-tespitin doğası ve ifadesinin dayattığı, dille ilgili de bir sorun[dur], ayrıca yapmak(bir şeye endeksli ifade olması veya endekslenebilirlik vb) fiili taşır, o maksatladır, insan şu ve buna dayanarak tanımlamış çünkü.

Neden öyle dediysem öyledir gibi bir algı noktasına getirdin ki, gözlem, veri, böylece yorum->bilgi değişince tanısının dir'inin konumu da değişir.. sen bütün anlamı cümlenin sonundaki "dir"'e yüklemiş oldun. Dirli cümlelerde araman gereken, öyle demişsem öyledir yani ifadeleri öne sürenin, ifadelerinin kaynağı olarak yine kendi keyfine başvurması durumları, sorun "dir" de değil, yönteminde, hala kavrayamadık bunu :)

diyorsun ki, bilim bilgi koyar, nasıl olacak Natan? örneğin bilim, Harujuni diye bir şeyi aramaz, nesnel zeminde bilgi aranmaz, çünkü kendi halinde bir yerlerde saklı bilgi bulunmaz. bilgi gözlemlerden elde edilen duyu, algı, bağlı sorular ardınca yapılan gözlem, tespitle(amaç yorumlayabilir veri edinmek), verilerin yorumuyla oluşur, o veriler alınırken oluşur ve o verilerle kıstas edilir, konmaz,. bilgiyi arama söylemi öznenin bireysel çabasıyla ilgilidir, gözlemlerden elde edilen, yapılmış yorumlara ulaşmak biçimiyle yoksa gözlemi olmayanın, henüz hiç bir bilgiside yok ki -ki aranıp bulunsun... çıkıp bir şey bilmiyoruz ama CERN de araştırıyoruz demez, demeniz bir anlam ifade etmez, bir şey bilmiyorsak neyi araştırdığımıza dair hiç bir fikrimiz de yok demektir... işte o zaman o bilim değil, dogma olur.

Neyse, iddialara ve o iddialara kaynaklık eden ve mevcut kavramların, çarpık olarak kullanımıyla olagelmiş yargılara ve bunları irdeleyen ifadelere dair eleştirin ne? gerçekten benim için bu önemli...

Khaos 04-12-2017 14:33

Alıntı:

Nero´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 615575)
Bence bir daha oku big bang'i. Hatta bir daha bir daha...

Ben burada yoğunlukları ve boyutları tartışmıyorum ki. Sadece maddeyi mutlaklaştirmak için yaptığınız bu aşırı çarpıtmaya dayanamayıp müdahil oldum.

hangisini.
30 tane bin(g) bang var.
hangisinin okunmasını öneriyorsun.

bi de şu alıntılayacağım cümleye takıldım.

''Demek şimşek bulutların iş kapasitesinden ibaret bir şey, yıldırım da... maddenin boyu, ağırlığı gibi bir özelliği?..''


değil mi.ne peki.
yıldırım dediğin elektron akışı değil mi.

sistem/yapı ne demek.
spartacus bu kavramı niye ısrarla kullanır, hiç düşündün mü/düşündünüz mü.

senin enerji dediğin şey materyalistin materia kavramında içkin olabilir mi.

düşündün mü.

kafandaki kağıttan kaplanla kavga edip
sonra da fantom ormanda on kaplan gücünde ayağına yatma.

spartakusu anlamadan da hoplama.

şu cümlene bak.

''maddeyi öne çıkarmak için enerjiyi bu kadar basitleştirme.''

yahu sen materyalistleri ne zannediyorsun.
adam sana enerji yapı/sistemin kapasitesi diyor.

ama tabi ya.

büyük patlama zırvaları tırtlayınca neredeyse enerjiyi tanrıya eşitleyeceksiniz. derdiniz bu zırva mı.

yani tanrınız maddenin iş yapma kapasitesi olsun istiyorsunuz da farkına dahi varmaktan acz içindesiniz.

yazmayın birader
harbiden katlanılmıyo.

amına koyayım okumayın da.

çekin esrarı çakralarınız açılsın başka alemlerde gezin.
harbiden diyorum.

ilahimasal 05-12-2017 15:33

Spartaküs

Saolun durumu anladım

Şekil ve biçim değişikliğini , madde ye ve enerjiye dönüş gibi yanlış bir bilgiye sahip olmaktan kurtardın.

İyi ki varsın. Şuursuz bilgi sahibi olanlara kalsak ne olur halimiz.

Odun ----> yanınca ----> kül ve duman gibi form değişikliğine uğruyor.

Bu vesile ile , Paslanma dediğimiz olayın da , yanma dediğimiz kimyasal bir olay olduğunun da bilgisine ulaşmış oldum.

spartacus 05-12-2017 19:44

Alıntı:

Fabula´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 615786)
Odun ----> yanınca ----> kül ve duman gibi form değişikliğine uğruyor.

Evet ve birde etrafa ise elektron salıyor(bizi ısıtan aslında salınan elektronlar, elektronların salınımıyla bize doğru yönlenen diğer maddeler(rüzgar gibi hissedilir))...

Ateşe ne kadar yakınsanız, o kadar fazla sayıda elektron alıyorsunuz, ne kadar uzaklaşıyorsanız o kadar az alıyorsunuz, böylece yakın iken daha fazla sayıda elektrona-şiddete maruz kalıyor, böylece daha yüksek tepki veriyorsunuz, tepki beyine sinyal olarak gönderiliyor, tepki şiddeti ve frekansı arttıkça, sinyal aralığı kısalıyor böylece tepki oranı yükseliyor.

Ateş ile aranızda bir sürü madde var, havayı dolduruyor, onlarda elektron alıyor, böylece yanan bir cisim kül, duman derken, o etrafa saçılan elektronları da kaybediyor.

Maddenin plazma hali, yapısal olarak atomlardan kurtulmuş, saçılmış elektron ile, elektronsuz kalmış atom çorbası, işte o gördüğünüz alevde o çorba(maddenin plazma hali)... Elektronlar etraftaki diğer maddelerle birleşiyor, o maddeler kimyasal olarak değişiyor, serbest atomlarda kısa sürede maddenin gaz hali olan havaya karışınca, serbest elektronları bağlıyor, moleküler bileşikler yapıyor vs, plazma hali kayboluyor...

ilahimasal 05-12-2017 20:37

Spartaküs ,Sana bir sorum olucak.

Sıcak olan şeyler soğurken , soğuk olanlar neden ısınmaz ?

Caydanlıktaki sıcak çay soğur. Soğuk olan bu çay neden aynı şartlarda ısınmaz.

spartacus 05-12-2017 21:34

Alıntı:

Fabula´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 615805)
Spartaküs ,Sana bir sorum olucak.

Sıcak olan şeyler soğurken , soğuk olanlar neden ısınmaz ?

Caydanlıktaki sıcak çay soğur. Soğuk olan bu çay neden aynı şartlarda ısınmaz.

Sıcak şeyler dediğimizde zaten soğuk iken ısınıyor...

Soğuma gerçekleştiyse, ısınma olması için tekrar ısındığı koşula girmesi gerekir... Örneğin termosların mantığı nedir? Önceden ısıtılmış(içine bir dolu deli dana elektron, atom girmiş, almış, aldığı kadarını da verememiş, yapısı değişmiş, bir savaş hali!), biz termosa koyarak, alış-veriş koşulundan mahrum bırkmaya çalışıyoruz. Aslında içeride saçılan, elektronların, atomların, birbiriyle çatışan moleküllerin, gidip başka maddelere tutunmamasını sağlamak için, hava ile irtibat kesilmiştir ve irtibat gaz kadar agresif alış-veriş yapmayan katı bir cisimle çevrelenmiştir. Şimdi termosun içerisindeki madde nasıl soğur? Daha evvel saçılan, dağılan atomlar, dış-diğer maddelerle buluşamadığı için, dağılanlar, dağıtanlara geri döner, yakalanır kapılır ve bu sürecin sonunda sistem kararlı duruma gelir, kısaca İŞ düşer.

Felâsife 05-12-2017 22:24

Alıntı:

Fabula´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 615805)
Sıcak olan şeyler soğurken , soğuk olanlar neden ısınmaz ?

Caydanlıktaki sıcak çay soğur. Soğuk olan bu çay neden aynı şartlarda ısınmaz.

Soğuk olan ısınmadığı gibi aslında kolay donmazda, daha doğrusu sıcak su, normal sudan çok daha çabuk donar.
Mpemba Etkisi diye bir şey var. Bunun ne olduğu çokta açıklanabilmiş değil, bir kaç yıl önce, büyük ödüllü ciddi bir yarışma filanda düzenlenmişti. Araştırıp bulabilirsiniz.

Benim basit mantıkla anladığım, soğuk su da direnç var, yani direniyor, kendi halini koruyor ama ateş gibi yüksek ısılar suyun bu direncini kırıyor ve kendini savunamayan su, kaynıyor, ölü gibi oluyor yani, sonrada kolayca donabiliyor.
Ölülerinde kolayca donması gibi, direnç yok.

Su normal haline geldiğinde, direncini geri kazanıyor. Ortama direniyor.

ilahimasal 06-12-2017 01:04

Alıntı:

spartacus´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 615808)
Sıcak şeyler dediğimizde zaten soğuk iken ısınıyor...

Soğuma gerçekleştiyse, ısınma olması için tekrar ısındığı koşula girmesi gerekir... Örneğin termosların mantığı nedir? Önceden ısıtılmış(içine bir dolu deli dana elektron, atom girmiş, almış, aldığı kadarını da verememiş, yapısı değişmiş, bir savaş hali!), biz termosa koyarak, alış-veriş koşulundan mahrum bırkmaya çalışıyoruz. Aslında içeride saçılan, elektronların, atomların, birbiriyle çatışan moleküllerin, gidip başka maddelere tutunmamasını sağlamak için, hava ile irtibat kesilmiştir ve irtibat gaz kadar agresif alış-veriş yapmayan katı bir cisimle çevrelenmiştir. Şimdi termosun içerisindeki madde nasıl soğur? Daha evvel saçılan, dağılan atomlar, dış-diğer maddelerle buluşamadığı için, dağılanlar, dağıtanlara geri döner, yakalanır kapılır ve bu sürecin sonunda sistem kararlı duruma gelir, kısaca İŞ düşer.

Soğuk olanın , ısınması için tekrar İŞ yani enerji gerekli . Isınan şey ne olursa olsun , bir süreliğine enerjiyi depolar ve sonrasında , enerjisi düşer . Dogru anladım galiba

Saol spartaküs .

ilahimasal 06-12-2017 01:25

Alıntı:

Felâsife´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 615816)
Soğuk olan ısınmadığı gibi aslında kolay donmazda, daha doğrusu sıcak su, normal sudan çok daha çabuk donar.
Mpemba Etkisi diye bir şey var. Bunun ne olduğu çokta açıklanabilmiş değil, bir kaç yıl önce, büyük ödüllü ciddi bir yarışma filanda düzenlenmişti. Araştırıp bulabilirsiniz.

Benim basit mantıkla anladığım, soğuk su da direnç var, yani direniyor, kendi halini koruyor ama ateş gibi yüksek ısılar suyun bu direncini kırıyor ve kendini savunamayan su, kaynıyor, ölü gibi oluyor yani, sonrada kolayca donabiliyor.
Ölülerinde kolayca donması gibi, direnç yok.

Su normal haline geldiğinde, direncini geri kazanıyor. Ortama direniyor.


Felasife bu olay termodinamigin 2 yasasına dayanarak cevaplandırılmış. Düzen --------> düzensizliğe
"Hiçbir enerji akışı, düşük enerji konumundan yüksek enerji konumuna olamaz.". Bunun zıttını yapmak için , iş yani enerji gerekiyor.

Bir bardak masadan yere düşüp kırılabilir.. ancak bu bardak eski haline kendi başına gelemez, iş yani enerji ile tekrar bardak yapılabilir. Diyor ... termodinamik yasası.

Felâsife 06-12-2017 02:03

Sevgili Fabula
Cevabınızı bulduysanız tamam, ben zaten meselenin teknik tarafıyla çok ilgili değilim.
Bir kaç yıl önce bu meseleyi hastalığımla ilgili araştırırken, suyun hücrelere ihtiyacı olan maddeleri de taşıdığını öğrenmiştim, bununla ilgiliydim yani. Sonrasında da araştırırken Mpembaya kadarda gelmiştim.

Neyse size cevap yazarken benimde aklıma başka bir şey geldi. Birde onu deneyeyim sonra.
Suyun soğudukça eski gücüne kavuşması, başka bir şey düşünmeme sebep oldu.

spartacus 06-12-2017 03:07

Alıntı:

Fabula´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 615840)
Soğuk olanın , ısınması için tekrar İŞ yani enerji gerekli . Isınan şey ne olursa olsun , bir süreliğine enerjiyi depolar ve sonrasında , enerjisi düşer . Dogru anladım galiba

Saol spartaküs .

Evet, anlaşılır olanı, haliyle biz meselesinde oturmuşuz, demek ki, bu durumda bir kapasite var demişiz, işte o kapasiteye de enerji demişiz.

ilahimasal 03-09-2023 23:28

Alıntı:

ilahimasal´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 615529)
Bu sorunun cevabı varmıdan önce , madde nedir ? Enerji nedire bakalım.

Enerji : maddede var olan ve ısı, ışık biçiminde ortaya çıkan güç



Enerji Maddeye dönüşürmü ?

Enerji dediğimiz ve üzerine tapındığımız soyut , zaman gibi , mekan gibi , renk gibi gerçekliği varliğı olmayan bir KELİMEDEN başka bir şey değilse enerji üzerine yazılan çizılen bu kadar saçmalikta nedir.

Forumda tanrılarını enerjiye benzeten zavallı üyelerimiz var dı !
Tüm hayallerini enerji üzerine kurup evreni doğayı açiklamak için yırtınan üyelerimiz.
Enerji diye kendinden bir şey yok ki ? KORUNUMU olsun.

Evren enerjiden madde ye dönüştü diye hikaye yazanlarımız.

Enerji madde - madde enerji dönüşümünü sorgulayan felsefe özürlü üyelerimiz ( o ben oluyorum)

Enerji gerçek mi ?

dine mine ne 05-09-2023 15:06

Alıntı:

spartacus´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 615869)
Evet, anlaşılır olanı, haliyle biz meselesinde oturmuşuz, demek ki, bu durumda bir kapasite var demişiz, işte o kapasiteye de enerji demişiz.


Spartacus, E=mc² formülü fizikte önemli bir denklem. Bu denklem, kütle (m) ile enerji (E) arasındaki ilişkiyi gösteriyor. Yani, bir nesnenin kütlesi enerjiye dönüştürülebilir ve bunun tersi de mümkün. Ancak bu denklem doğrudan hareket veya işle ilgili değil. Daha çok, kütle ve enerjinin birbirleriyle nasıl ilişkilendiğini ve farklı süreçlerde nasıl dönüştürülebileceğini açıklıyor.

Öte yandan E=Fd formülü, bir kuvvetin (F) bir nesneyi bir mesafe (d) boyunca hareket ettirirken yaptığı işi veya enerji transferini tanımlıyor. Bu, bir nesnenin bir kuvvetin etkisi altında nasıl hareket ettiğiyle ilgilidir.

Şimdi, hayal edelim ki her ikimiz de ışık hızında hareket eden bir araçta seyahat ediyoruz ve tartışıyoruz. İşte bu noktada garip bir durum ortaya çıkacaktır. Örneğin, sen arkamdan bir şişe atmaya çalışıyorsan, bu şişe beklediğin gibi ileri doğru hareket etmeyecektir. Bunun nedeni, normalde bir nesnenin hareketi sırasında gerçekleşen enerji transferi olarak bilinen işin, ışık hızında çalışma şeklinin aynı olmamasıdır. Özel Görelilik Teorisi, hiçbir şeyin ışık hızından daha hızlı olamayacağını söyler ve bu yüksek hızlarda enerji transferi ve hareketin nasıl çalıştığını etkiler.

Bu nedenle, E=Fd formülüne ışık hızı sabiti "c" eklesen bile, özellikle nesne ışık hızına yaklaştığında, iş ve enerji transferiyle ilgili karmaşık sorunlar ortaya çıkabilir. Bu nedenle, iş veya enerji transferini E=mc² formülü ile tanımlamamalıyız, çünkü bu formül özellikle kütle (m) ve enerjinin (E) eşdeğerliğini tanımlar ve doğrudan hareket yoluyla iş veya enerji transferine atıfta bulunmaz. Formüldeki "m" durağandır, çünkü bir nesnenin durgun kütlesine atıfta bulunur ve bu durgun kütle bir enerji biçimi olduğunu gösterir. Formül durgun kütleyle ilgili olduğundan, iş veya hareket enerji transferini doğrudan tanımlamaz.

spartacus 05-09-2023 22:20

Alıntı:

dine mine ne´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 657583)
Spartacus, E=mc² formülü fizikte önemli bir denklem. Bu denklem, kütle (m) ile enerji (E) arasındaki ilişkiyi gösteriyor. Yani, bir nesnenin kütlesi enerjiye dönüştürülebilir ve bunun tersi de mümkün. Ancak bu denklem doğrudan hareket veya işle ilgili değil. Daha çok, kütle ve enerjinin birbirleriyle nasıl ilişkilendiğini ve farklı süreçlerde nasıl dönüştürülebileceğini açıklıyor.

Öte yandan E=Fd formülü, bir kuvvetin (F) bir nesneyi bir mesafe (d) boyunca hareket ettirirken yaptığı işi veya enerji transferini tanımlıyor. Bu, bir nesnenin bir kuvvetin etkisi altında nasıl hareket ettiğiyle ilgilidir.

Hız hesapları da önemli denklemler, füzeyle, füze vuruyorlar. Hayal edelim dediğin ve diğer paragrafların da yine her zaman ki gibi, zemini, temeli karıştırmakla ilgili.

Hatta meridyenler gerçek değil, ama kullanıyoruz, ne yapıyoruz, gerçek olan, maddi olan üzerinde KABULE DAYALI ölçü birimleri oluşturuyoruz.

Yönler de gerçekte yoktur, konuma ve özneye göredir, ama kullanıyoruz.

Temel ve nesnel ile öznel olan arasındaki farkı bir türlü kavrayamadın gitti!

E = mc² formulü KABULE dayalıdır. YANİ BİLİNEN, kabul edilen bir değer-sabit kullanılarak kabule dayalı ölçü oluşturuluyor.

E=Fd
E=mc2
E=P

Bunların hepsi kabule dayalı formüllerdir, hepsi de ENERJİ, YANİ BİR CİSMİN(FORM-YAPI), BİR SİSTEMİN İŞ YAPMA KAPASİTESİDİR. EN NİHAYTETİNDE YİNE TEMELDE ETKİ-TEPKİ-HAREKET YATAR.

Anlayabiliyor musun? Elbette o sistemin İŞ KAPSİTESİ hesaplanmalı, ölçülebilmeli!

Okuduğunuzu anlayamıyosunuz, piyasa geri zekalılar, akıllı-uyanıklar(cehaletten geçinenlerle) dolu. İNSANLAR İFADE EDEBİLMEK, AÇIKLAYABİLMEK İÇİN ölçüler, birimler, kavramlar kullanmak zorundadır, bu mecburiyetten gelir, özneye dairdir, özne içindir, SOMUT OLAN ifade edebilmek namına kullanılan söylemlere, kelimelere, araç, gereçlere yani, soyutlandıkları söylemlere, araçlara indirgenemezler, bu AKIL-MANTIK HATASI YANİ SAFSATA OLUR.

Saçların siyahtır, ama bu seni siyah rengi yapmaz, sen renk olmazsın. Maddi zeminde, etki-tepkiler, ilişkiler, tepkimeler, hareket gerçekleşir ve bunlar çeşitli oluşum, dağılım, kuvvet, değişimlere yol açar, şu ya da bu şey'in, şu ya da bu nitelği, özelliği, o şeyden ayrı-bağımsız olmayacağı gibi, o şey şu ya da bu özelliği, niteliğine indirgenemez! Gerçek olan bu, ama öznel olarak indirgemede bulunmak SAFSATA OLUR, SAP İLE SAMANI, HANGİ KONU, NEYE GÖRE, KİME GÖRE, E-GÖRE, E-DAİR zemini de karıştırılmamalı


Sürekli söylüyorum, -E-GÖRE, -E-DAİR! Biz maddenin, maddi form-yapıların, ETKİ-TEPKİ gibi fiziksel kuvvetler yoluyla haraket, değişimlere yol açtığını GÖZLEMLİYORUZ, öyleyse anlamak, ölçmek, kavramak, kullanmak için ARAÇLARA İHTİYACIMIZ VAR DEMEKTİR, ENERJİ DEDİĞİMİZDE İŞTE O MADDE, MADDİ FORM-YAPIALRIN NE KADAR İŞ YAPABİLECEĞİ SORUSUNA DAİR bir anlam kazanır.

Senin yaptığın bu, oradaki Hüseyin karakteri..


dine mine ne 06-09-2023 01:22

Alıntı:

spartacus´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 657584)
Hatta meridyenler gerçek değil, ama kullanıyoruz, ne yapıyoruz, gerçek olan, maddi olan üzerinde KABULE DAYALI ölçü birimleri oluşturuyoruz.

Yönler de gerçekte yoktur, konuma ve özneye göredir, ama kullanıyoruz.

Temel ve nesnel ile öznel olan arasındaki farkı bir türlü kavrayamadın gitti!

E = mc² formulü KABULE dayalıdır. YANİ BİLİNEN, kabul edilen bir değer-sabit kullanılarak kabule dayalı ölçü oluşturuluyor.


Yönler, fiziksel dünyada bizim bakış açımıza ve konumumuza bağlı olduğundan, fiziksel dünyada göreli bir konsepttir. Ancak, temel nesnel unsurlar ile subjektif unsurlar arasındaki farkı anlama konusunda zorluklar yaşıyorsun.

Temel, nesnel unsurlar ile subjektif unsurlar arasındaki fark, doğaları ve gerçeklikle olan ilişkilerinde yatmaktadır: Hayatın ve bilimin birçok alanında, bu iki unsur arasındaki farkı ayırt etmen önemli. Temel, nesnel unsurlar, objektif bilgi ve tartışmaların ortak temeli olarak hizmet ederken, subjektif unsurlar bireysel deneyimin bir parçasıdır ve kişiden kişiye farklılık gösterebilir. Farkı anlayabilmen, çeşitli tartışma ve araştırma alanlarında netlik ve anlayış sağlaman için bu çok önemli.

E = mc² formülüde bilimsel kabul üzerine inşa edilmiştir. Diğer bir deyişle, bu formül, bilinen ve kabul edilen bir değer sabitine dayanan bir ölçüye dayanmaktadır. Bu formül, sayısız deney ve gözlemde bilimsel olarak doğrulandı ve son derece sağlam bir şekilde kanıtlandı. Bilimsel teorilerin ve kavramların kapsamlı araştırmalara ve kanıtlara dayandığını neden yazmam gerektiğini anlamıyorum. Bu teoriler ve kavramlar, gerçek dünyada ve ampirik araştırmalarda sağlam bir temele sahiptirler; senin yaptığın o keyfi saptırıcı kelime oyunlarına benzemezler. Pes doğrusu.

spartacus 06-09-2023 06:22

Alıntı:

dine mine ne´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 657587)
Yönler, fiziksel dünyada bizim bakış açımıza ve konumumuza bağlı olduğundan, fiziksel dünyada göreli bir konsepttir. Ancak, temel nesnel unsurlar ile subjektif unsurlar arasındaki farkı anlama konusunda zorluklar yaşıyorsun.

Temel, nesnel unsurlar ile subjektif unsurlar arasındaki fark, doğaları ve gerçeklikle olan ilişkilerinde yatmaktadır: Hayatın ve bilimin birçok alanında, bu iki unsur arasındaki farkı ayırt etmen önemli. Temel, nesnel unsurlar, objektif bilgi ve tartışmaların ortak temeli olarak hizmet ederken, subjektif unsurlar bireysel deneyimin bir parçasıdır ve kişiden kişiye farklılık gösterebilir. Farkı anlayabilmen, çeşitli tartışma ve araştırma alanlarında netlik ve anlayış sağlaman için bu çok önemli.

E = mc² formülüde bilimsel kabul üzerine inşa edilmiştir. Diğer bir deyişle, bu formül, bilinen ve kabul edilen bir değer sabitine dayanan bir ölçüye dayanmaktadır. Bu formül, sayısız deney ve gözlemde bilimsel olarak doğrulandı ve son derece sağlam bir şekilde kanıtlandı. Bilimsel teorilerin ve kavramların kapsamlı araştırmalara ve kanıtlara dayandığını neden yazmam gerektiğini anlamıyorum. Bu teoriler ve kavramlar, gerçek dünyada ve ampirik araştırmalarda sağlam bir temele sahiptirler; senin yaptığın o keyfi saptırıcı kelime oyunlarına benzemezler. Pes doğrusu.

O senin anlayabilmen için basit bir metafordur, tümünde de işlettiğimiz yöntem aynıdır :)

Enerji, bir cismin, form-yapı, sistemin İŞ KAPASİTESİNE DENİR.

Boş lafazanlığı bırak, bundan ne anladığını anlat bekliyorum.

dine mine ne 06-09-2023 14:44

Alıntı:

spartacus´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 657589)
O senin anlayabilmen için basit bir metafordur, tümünde de işlettiğimiz yöntem aynıdır :)

Enerji, bir cismin, form-yapı, sistemin İŞ KAPASİTESİNE DENİR.

Boş lafazanlığı bırak, bundan ne anladığını anlat bekliyorum.

Bak, bir önceki yazımda sana enerjinin çalışma şeklinin ışık hızında aynı olmadığını söylememe rağmen, enerjiyi hala ÇALIŞMA KAPASİTESİ olarak yorumluyorsun? Sen, ışık hızında iş ve hareket bağlamında şişeyi arka koltuktan kafama atabiliyor musun, atamıyor musun? Önce bunun cevabını ver; hareketin konumlanamadığı bir durumdan bahsettiğimi ve bu durumun hareketi = yani senin mekanik anlamda kullandığın işi veya enerji transferini ortadan kaldırdığını neden görmezden geliyorsun?

Işık hızı ile alakalı bunu tartışacağına neden sorduğun soruyla yine mekaniğe kaçmaya çalışıyorsun? Dürüst olsaydın, bana haklısın, ışık hızında şişeyi fırlatamıyorsam, bu işi gerçekleştiremiyorum demektir demeliydin. Ama bunun yerine kaçıp bana mekanik anlamda geçerli olan soruyla geliyorsun. İşte bu yüzden gözümde şarlatansın; birincisi samimiyetsiz olduğun için, ikincisi de kelime oyunları yaptığın için. Metafor dediğin çarpıtmak yanlış yönlendirmek amacıyla kullanılmaz ama sen kelime oyunlarınla çarpıtıp konuyu yanlış yönlendiriyorsun.

spartacus 06-09-2023 15:19

Alıntı:

dine mine ne´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 657593)
Bak, bir önceki yazımda sana enerjinin çalışma şeklinin ışık hızında aynı olmadığını söylememe rağmen, enerjiyi hala ÇALIŞMA KAPASİTESİ olarak yorumluyorsun?

Öyle yorumlamıyorum, ÖZÜ budur, kaynağı, temeli budur. Buradan hareketle, bir sistemin İŞ KAPASİTESİNİN ne kadar olduğunu tespit edebilmek, ölçebilmek, kullanabilmek, ORTAM DEĞİŞKENLERİNE, KOŞULLARA GÖRE ARZETTİĞİ DEĞİŞKENLİKLER, şu ya da bu kavramın özünü, tanımını, temel kaynağını değiştirmez.

Işık hızı söylemin konuyu çarpıtmak üzerine, enerji nedir, ne değildir konusuyla ilgisi yok. Sana haklısın da demedim haksızsın da demedim, çünkü o örnek enerjinin, iş kapasitesiyle ilgili bir esasa dayandğı gerçeğini değiştimiyor.

Atmosfer basıncı deniz seviyesinde başka, yükseltilerde başkadır, değil mi? Şu ya da bu etkileşim, ortam, koşul dahilinde her türlü sistemin verimi, iş kapasitesi değişkenlik arzedecektir, burada değişkenliğin temelinde kerameti kendinde menkul soyutlamalarımız değil, bizzat maddi koşullar, maddi ilişkiler ağı, etkileşimler, hareket, tepkileşimler, oranı vb...

defol git piyasada edindiğin bir dolu kirli ve çoğu da aslında bilinçli olarak kitleleri aldatmak üzerine kurulu cin-peri masalları tadında okuduğun, dinlediğin, izlediğin şeylerden name okuma...

ENERJİ, bir cismin, form-yapı, sistemin İŞ KAPASİTESİNE DENİR. KERAMETİ KENDİNDEN MENKUL BİR FORMA SAHİP DEĞİLDİR :)

Enerji budur.
1.) Enerjinin bu olması başka,
2.) Çok çeşitli sistemler, ilişkiler ağıyla çeşitli sonuçların ortaya çıkması(adı üzerinde İŞ) başka şeydir, elektron akışı ve bu elektronların, diğer maddeler üzerinde oluşturduğu etkiyle açığa çıkan iş ve SARFINA elektrik enerjisi dersin vs. aslında orada gerçekleşen maddi etkileşimlerdir, bunlar fiziki de olabilir, kimyasal da, sonuçta açığa bir iş(ortam da ilişkilerde, etki ve tepkimelerle değişim çıkar.

İkincisi, birincisini ne tanımlar ne de belirler, ancak ona bağlı olarak anlam kazanır(ne kadar çeşitli olsalar da)

Enerjiyi ruh gibi, kerameti kendinden menkul bir varlık veya FORM gibi alma-görme hali, isteği, arzusu ise çağımızın ahmaklığıdır ve bolca kullanılır, sömürülür... Enerjinin temel kaynağı, soyutlandığı temele inmek başka bir şeydir, bilimsel olarak fiziksel, kimyasal etkileşimlerden açığa çıkan değişimler, ilişkiler vb. yorumlamak, ölçmek, ve birimlendirip kullanmak, formüle ederek, ne olursa ne olur, ne kadar olursa nelere yol açar, ne kadar olursa, şu kadar iş çıkartılabilir, ne kadar olursa bu kadar etki eder soruları, hesapları, olayları, olguları açıklama, kavrama esasıyla kullanılması da gayet normaldir.

Khaos 06-09-2023 15:29

Spartalı

Sana neyi anlamadığını izninle anlatayım.

Konudan bağımsız, tek derdi muhatap alınmak olan
Muhatap alınmakk isteyen bi erkek ******suna birşeyler yazıyosun.

Yazma.

Ya da bana de ki,
Burası forum, ben anlayana yazıyorum.

Dmn denen orosbuya yazılmaz.

*****

Tanı bu primatları.
Ruhunu satmış erkek orosbularını.


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 10:48 .