Turan Dursun Sitesi Forumları

Turan Dursun Sitesi Forumları (https://turandursun.com/forumlar/index__1.php)
-   Diğer Bilimler (https://turandursun.com/forumlar/forumdisplay.php?f=141)
-   -   GAPS Diyeti Nedir? (https://turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=40795)

"ictenlik" 11-04-2018 23:42

GAPS Diyeti Nedir?
 
GAPS
​Bağırsak ve Psikoloji Sendromu
İçin Doğal Tedavi Yöntemi

(Başlangıçta bu kelime kulağa ilginç bir şekilde kabz,gabız gibi geliyor değil mi?)

Alıntı:

Alıntı:

GAPS'in ana fikri bağırsak florasını ve duvarını temizleyip vücudun çeşitli organlara ve dokulara yerleşmiş toksinlerden kurtulmasını sağlamak. Vücuttaki toksin birikmesinin en önemli kaynağı sindirim sistemi. Toksin yaratacak besinler ağız yolu ile alınıyor ve bağırsak florasından emilerek vücuda yerleşiyor. Bu sırada ilk zarar gören nokta elbette bağırsak florası oluyor ve zamanla işlevini gerçekleştiremez hale geliyor. Zamanla bağırsak florasından emilerek vücutta çeşitli doku ve organlara yerleşen toksinler bu yapıların "hastalanmasına" yol açıyor.

Kökü, ta Hipokrat'a dayanan bu anlayışa göre tedavi edilmesi, arındırılması gereken ilk nokta bağırsak florası ve bağırsak duvarı. Genel arınma bu aşamadan sonra başlıyor zaten. Buna GAPS'ta "GAPS'a Giriş Diyeti" adı veriliyor. GAPS Diyeti'nin genel prensibi ise patojen bakteri ve mantarları besleyen, nörotoksin üreten tüm gıdaların ve işlenmiş yiyeceklerin hastanın yaşamından çıkarılması.

GAPS'ın mucidi Rus asıllı İngiliz Nörolog Dr. Natasha Campbell- McBride nörolojik – psikiyatrik bozukluklar ile beslenme arasındaki ilişki üzerine çalışmalara başladığı bir dönemde, oğluna otizm teşhisi konur. Çalışmalarını oğlu üzerinde yoğunlaştıran doktor, oğlunun bağırsak florasını iyileştirerek otizmini tamamen tedavi eder. Çalışmalarını bağışıklık sistemi, sindirim sistemi, nörolojik ve psikiyatrik rahatsızlıkları olan hastaları üzerinde de deneyen doktor, bu hastaları ile birlikte başarılı sonuçlar elde edince ilk kitabı (GAPS: Bağırsak ve Psikoloji Sendromu- Otizm, Dikkat Eksikliği ve Hiperaktif Bozukluk, Disleksi, Dispraksi, Depresyon ve Şizofreninin Doğal Tedavisi) 2004 yılında yayınlanır.

Devamı: https://www.uplifers.com/ikinci-beyi...#ixzz5COzVYvyY



"ictenlik" 11-04-2018 23:50

Dr. Natasha Campbell -Sabah Röportajı

Alıntı:

Alıntı:



Dr. Natasha Campbell-McBride, otizmli olan kendi oğlunu ve 10 binden fazla otizmli çocuğu, uyguladığı doğal GAPS diyetiyle iyileştirdi. Şizofreni, depresyon, MS gibi psikiyatrik hastalığı olan yüzlerce hastayı da aynı yöntemle tedavi eden nörolog sadece SABAH Pazar'a konuştu: Tıp bilimi hastalıkları kalıplara koyuyor ve sorunu çözmüyorlar. Hastalıkların ana kaynağı bağırsaktır. İnsanı doktorlar değil sadece doğa iyileştirir.

- GAPS adını verdiğiniz bağırsak ve psikoloji sendromu fikri nasıl ortaya çıktı?
- Ben nöroloji doktoruyum. Nörolojik hastalarla ilgilenen büyük bir hastanede çalışıyordum. Ve hepsinin çok ciddi sindirim problemleri olduğunu keşfettim. Ama bizim bildiğimiz klasik tıpta nörologlar sindirim sistemine hiç bakmazlar. Beyin ve bağırsak arasında bir ilişki kurmazlar. Ancak bir bağlantı olması gerektiğine inandım. Çünkü bağırsak florası diye bir kavram var. Ve hücresel olarak genetik yapılanmamız yüzde 90 bağırsak florasından etkileniyor.

- Bağırsak, beyinden daha önemli yani?
- Öyle. Yaşadığımız mikro sistemde vücudumuz bir kabuk aslında. Ve yaşadığımız her şey bağırsak florasından kaynaklanıyor. Orası çok iyi organize olmuş mikro dünyadır. Bakteri, mikrop, mantar, solucanlar var. Hem de trilyonlarca! Ve bilim bunu yeni araştırmaya başladı. Mikroplar birbirini yiyor, birbirini kontrol ediyor. Sağlıklı insanda yararlı bakteriler daha hakim ve zararlı trilyonlarca mikrobu kontrol ederler.

- Denge nerede bozuluyor?
- Antibiyotiklerin II. Dünya Savaşı'ndan sonra keşfiyle başladı her şey. Özellikle ampisilin gibi antibiyotikler kötü bakteriler gibi iyi bakteriyi de öldürüyor. Bağırsak florasının tekrar dengeye gelmesi haftaları, ayları alıyor. Ama bu sırada kötü bakteriler hücum edip bağırsağı kaplıyorlar. Kötü bakteriler yayılırken iyi bakterilerin yayılmasını da engelliyorlar. Art arda antibiyotik kullanımında da bu kötüye gidiş artıyor.

GENLERİMİZ KADERİMİZ DEĞİLDİR

- Tek sorumluluğu antibiyotiklere yüklemek yanlış olur herhalde?
- Elbette tek sorumlu antibiyotikler değil. Başka faktörler de var. Diş hekimlerinin ağzımızda uyguladığı tedavilerdeki işlemlerde civa ve çeşitli toksinler bağırsağımızı etkiliyor. Civa içeri girer biz yutarız ve onlar kötü mikropların artmasına neden olur. Annelerin bebeklerini emzirmek yerine mama ile beslemesi bu hastalıkları artırır. Annenin mahsur kaldığı bütün kimyasal yüklenmeler, kullandığı makyaj malzemeleri de dokuz aylık hamilelik sürecinde bebeğe gidiyor. Bebek toksin bir yüklenmeyle doğar.

- Bu hastalıklar antibiyotikler keşfedilmeden önce yok muydu?
- Antibiyotikler hayat kurtarır ama çok ciddi hastalıklarda kullanmak gerekir. Bu hastalıkların salgınlığı hep antibiyotiklerin keşfinden sonra gelişti. Mesela otizm 25 yıl önce on binde bir çocukta vardı. Bugün 40 çocuktan birine otizm teşhisi konuyor. Bilim adamları 2020'de iki çocuktan birinin otizmli olacağını öngörüyor. Bizim genlerimiz kaderimiz değildir. Doğarken o kadar çok genetik seçeneğimiz var ki... Yediğimiz yiyecekler ve çevredeki toksik yük hangi hücrelerin baskın kalacağını ve hangi kanser hücrelerinin uyanacağını belirliyor. Kanser, MS gibi rahatsızlıklar böyle oluşuyor.

- Çocuğunuzun otizm olduğunu anladıktan sonra mı bağırsak florasına yöneldiniz?
- Benim çocuğuma otizm tanısı konulduğunda bu benim kişisel bir meselem oldu. Ve o anda profesyonel mesleğimin otizm konusunda bir şey yapamayacağını öğrendim. Bunu asla kabul edemezdim ve araştırmalarıma hız verdim. O zaman farkettim ki otizmli çocukların hepsinin bağırsak florasında problem var. Ve anladım ki bu florayı iyileştirirsem otizm de yok olacak. Şimdi otizm teşhisi konan çocuğum 21 yaşında, üniversiteye gidiyor ve çok sağlıklı. Ancak şu an dünyanın her yerinde binlerce otizmli çocuğu hayata döndürmek için uğraşıyorum.

- Bağırsak florası normal olmayınca ne oluyor otizmli ya da hastalıklı kişide?
- Çocuk yediğini sindiremiyor ve yiyecekler kötü fotojenlere dönüşüyor. Bu fotojenler emilip kana karışıyor, beyin bu toksinlerle zehirleniyor. Otistik doğan çocukların yüzde yüzü sağlıklı bir beyinle doğar. Ancak bağırsak florası üzerinden zehirlenirler.

- Yani mesele beyin değil besin!
- Kesinlikle. Bebekler nasıl öğrenir? Duyu organlarını kullanırlar ve bu iletileri beyin işler. Çocuk "Bu anne, bu baba bunlara güvenebilirim, bu oyuncak bununla oynayabilirim, bu kaşıkla yemek yerim" diye düşünür. Ama bu toksinler yüzünden beyin bu aradaki bağı işleyemez hale gelir ve o gürültüden dolayı bir şey öğrenemez. Annesiyle babasını bile ayırt edemez. Yolda başka birine anne-baba diye takılabilir. Bağırsaktan beyine giden toksinler durdurulduğunda beyin de birden temizlenir, her şey normale döner. Ne kadar erken bu toksinlerden temizlenirse öğrenmesi o kadar hızlı olur. 5 yaşına kadar olan çocukların otizmden tamamen iyileşme şansı vardır. İki yaşındaki bir çocuk GAPS diyetimle 6 ayda iyileşir.

- Çocuğunuzu ne kadar sürede iyileştirdiniz?
- Üç yaşında iken diyete başlattım. Altı ayda sindirim sistemi iyileşir iyileşmez düzeldi.

- Madem bu kadar basit ise neden tıp bilimi bunu uygulamaktan kaçınıyor?
- Çünkü kimse bu bağlantıyı yapmak istemiyor. Tıpta yeni bir fikrin gelmesi ve kabul edilmesi zordur, 50 yılı bulur. Şu an eğitim verdiğim çok doktor var, onlar bu yöntemi kullanıyorlar. yöntemimi inceleyen yerler var ama onların yayınlanması beş-altı yılı bulacak. Fakat çocuklar o kadar bekleyemez. Bu yüzden bu bilgiyi hızlıca yaymamız lazım.

İLAÇ ENDÜSTRİSİNİN BASKISI FAZLA

- Tıp biliminin işi ağırdan almasının nedeni ilaç lobisinin baskısı mı?
- Evet. Çünkü batıda ilaç endüstrisi var ve çok kârlı. Politikacılar da bu ilaç sektörüyle iletişim halindeler. Ben sistemin dışında olduğum için bunu rahatlıkla yapabiliyorum.

- Diyetinizden daha çok para kazanacakken neden bunu bir kitap fiyatına dağıtıyorsunuz?
- Bir şey keşfettiğinizde bütün dünyanın bunu bilmesini istersiniz. Bu yüzden bildiğim her şeyi bu kitabın içerisine koydum. Dünyanın her yerinden insanlar bana bile danışmadan bu kitapla kendilerini iyileştirebildiler. GAPS diyeti seyahat gibi ve herkesin yolu farklı. Dünyada olabildiğince çok kişiye yardım etmek istiyorum. Ücretsiz danışmanlık hizmeti veriyorum. Bu diyeti keşfettiğimde biliyordum ki meslektaşlarım bu bilgiyi öldürmeye çalışacaklardı. Ben de ebeveynlere bunu yayayarak geliştirdim. Doktorları ikna etmeye zaman harcamak istemedim. Anne-babalar doktorlara bu bilgiyle gidiyorlar, doktorlar da dünyanın her yerinden bana geliyor. Şu an GAPS protokolünü öğretiyorum, 800 tane GAPS uygulayıcı pratisyen doktor var.

- Çıkış noktanız otizm. Bu diyet şizofreni, depresyon gibi hastalıkları nasıl tedavi ediyor?
- Bir ev yapmadan önce temelini yaparsınız. Evin kalitesi bu temelin ne kadar sağlam olduğuna dayanır. GAPS programı bir temeldir. İnsanların yüzde 60-80'i GAPS diyetiyle iyileşiyor. MS, romatoid artrit, diyabeti olanlar başka şeyler de eklemeliler. Tıp bilimi şizofreni, depresyon gibi tüm hastalıkları kalıplara koydu. Her insan eşsizdir ve toksinler beyne gittiğinde gösterdiği tepkiler de eşsiz olur. Hastalarıma "teşhis etiketlerine yapışıp kalmayın" diyorum.

- Ne yiyorsak oyuz yani?
- Kesinlikle. İnsan sağlığında en etkin şey yediklerimizdir. Yediklerimizden yapılıyoruz.

- Modern tıp biliminin reçetesi yetersiz midir?
- Evet yeterli değil. Tıp semptomları bastırıyor, temele gitmiyor. Her semptoma ilaç veriyorlar, sonra yan etkilerden yeni hastalık, onlara da ilaç... Ve bu işler böyle gider.

- İlaçları ve doktorları hayatımızdan çıkaralım mı?
- Hayır, tıbbın da bir yeri var. Acil ve hayati durumlarda klasik tıbba ihtiyaç var. Çok kronik uzun hastalıklarda klasik tıp gideceğiniz son adrestir, anneanneniz size daha çok yardım eder. Diyetinizi değiştirin, doğal otları kullanın, kimyasalları bırakın. Güneşe çıkın. Sadece doğa iyileştirir. İnsanın vücudu çok güzel bir yaratımdır ve bütün iyileştirme programları vücutta zaten vardır. Doktor değil kendi vücudunuz iyileştirir. Vücudunuz bütün işi yaparken doktorlar sizi sadece eğlendirirler. Dünyada mucizevi bir hap yok.

PSİKİYATRİK HASTALIKLARIN ANA SEBEBİ VEJETARYENLİK

- Vejetaryen balonuna karşı mısınız?
- Dünya besinsel propaganda ile karşı karşıya. Bir şirket var ve vejetaryanlık fikrini onlar yayıyor. Çünkü o şirket böceklerle mücadele için bitki ilacı satıyor ve çok satması için de sebzelerin çok yenmesi işlerine geliyor. 20 milyar insana yetecek fazla tahıl 2013 yılında yetiştirildi. O yüzden bu tahıl stokunu eritmek istiyorlar. Vejetaryenlik sağlıklı değildir. Psikiyatrik hastalıkların ana sebebi gençlikte yapılan vejetaryen beslenmedir. Klinikteki hastaların yüzde 80'i bunlardan oluşuyor.

- Ne kadar sattı bu kitabınız?
- 500 binden fazla kitap satışı oldu. 10 dile çevrildi. İlginç olan çeviriler hep hastalarım tarafından yapıldı. Türkiye'de de bir hasta vasıtasıyla çevrildi bu kitap.

- Kaç kişiyi tedavi ettiniz?

- Ben 10 bin hasta ile çalıştım, hepsini de iyileştirdim. Diyete ne kadar bağlıysanız o kadar başarı şansınız vardır. Kitabı alıp da kendi kendine iyileşen de çok kişi vardır.

- İyi güzel de doğal yiyeceği nerede bulacağız? Artık gıdalar bile kimyasal işlemlerle üretiliyor mu?
- Çok klasik ve geleneksel tarım yöntemine dönmemiz gerekiyor. Bunları yapanları bulmaya çalışın. Hayvanların da doğal yiyeceklerle beslenmesi gerekir. Yiyeceklerinizi süpermarketlerden almayın. Şehrin dışına çıkın, çiftçileri, tarlaları bulun. Gidip kuzu alın, onu kestirip tüketin. Süt pastorize olmamalı. Kesinlikle işlenmiş gıdalardan uzak durun.

- Siz ne kadar koruyabiliyorsunuz kendinizi?

- Biz evde sadece organik ve GAPS yiyeceği yeriz. Hiç tahıl kullanmayız. Yaşımız ilerledikçe karbonhidratları daha az tüketmek gerekir. Yaşlılıkta şekeri yeterince işleyemeyen vücut alzhamier, kalp hastalıkları, diyabet, obezite, kanser olur. Bütün hastalıkların temeli şekerdir.

- Türkiye'de diyetisyenler ekmek de şeker de iyidir diyor?
- Bu dünyanın her yerinde böyle, bunları herkes seviyor. Çünkü tahılların içerisinde bulunan şeker, uyuşturucu gibi bağımlılık yapan maddedir. 1800'lü yıllara kadar şeker gelmeden önce tatlıları, şekerleri nasıl yapıyorduk? Meyvelerden elde ediyorduk. GAPS diyetinde izin verdiğimiz tek şey doğal bal, muz ve şekerleştirilmemiş kuru meyvelerdir. Şeker pancarında bütün iyi besinler vardır. Ama onu fabrikaya götürüp bütün yararlı taraflarını atıyoruz.

- Bütün işlenmiş gıdalar birer hırsız mı?

- Evet hepsi toksin, zehirli ve hırsızdır.

BU YİYECEKLERE İZİN YOK


Arpa, beyaz peynir, salamura balık, bamya, sirke, buğday ve bulgur, çavdar, çikolata, dondurma, enerji içecekleri, gazlı içecekler, irmik, jöle, keçiboynuzu, krema, işlenmiş et ürünleri, konserve sebze ve meyveler, makarnalar, mısır, nohut, nişasta, margarinler, pirinç, patates, reçeller, sakız, un, yulaf, süt, şeker vs...

https://www.sabah.com.tr/pazar/2014/...bozdu?paging=1



"ictenlik" 12-04-2018 08:22

GAPS diyeti
Alıntı:

Alıntı:

GAPS ile ilk karşılaşmam mutfak dolaplarından birine yapıştırılmış bir diyet listesi ile oldu. Yıllarca çölyak hastalığı sebebiyle birçok sıkıntı yaşayan sevgili eniştem, en sonunda Dr. Natasha Campbell- McBride ile iletişime geçip GAPS diyetini uygulamaya başlamıştı. O ana dek pek çok şey denemiş ve ne yazık ki kesin ve kalıcı bir sonuç alamamıştı. Açık konuşmak gerekirse GAPS'a dair de pek umudumuz yoktu.

Aradan geçen süre zarfında eniştem elinden geldiğince diyete bağlı kaldı. Zamanla daha iyiye gittiğini biz de görüyorduk; ama dedim ya kesin bir sonuç alamayacağımıza inanmıştık. Bir zaman sonra sofrada ekmek tükettiğini, makarna yiyebildiğini gördük. Gluten artık vücuduna zarar vermiyordu. Çölyakın tüm semptomları vücudunda yarattığı tüm rahatsızlıklar kaybolmuştu. Nihayetinde çölyak bünyesini tamamen terk etti.

Ardından kardeşim kronik yorgunluk sebebi ile gittiği GAPS Uygulayıcısı bir hekim tarafından, hayatından laktoz çıkarılarak iyileştirildi. Doğduğundan beri günde en az üç bardak süt içen kardeşimi söz konusu hekim görür görmez "Çok süt içiyorsun değil mi?" diye uyarmış ve laktozu tamamen hayatından çıkarmıştı. Başlarda zorlanan kardeşim yavaş yavaş kendini çok daha iyi hissetti ve o zamandan bu yana ne laktoz tüketiyor, ne de böyle bir şikayeti var.

Devamı: https://www.uplifers.com/ikinci-beyi...#ixzz5CQoA3x2K



Alıntı:

Alıntı:

GAPS Diyeti

Günümüzde artık çok sık görülmeye başlayan ve kronik (süreğen) ve çaresi olmayan hastalıklar olarak görülen psikolojk/psikiyatrik hastalıkların ve otoimmün sistem kaynaklı fizyoloj sendromlarının sebebi; hasarlı, geçirgen bağırsak duvarı ve anormal bağırsak florası nedeniyle beynin ve bedenin toksinlenmesi olduğu düşünülmektedir.

Bağırsak florasının tedavi edilmesi sonucunda, beyin ve beden toksin yükünün etkisinden kurtulur ve bağırsakların kaynaklık ettiği bu hastalıklar da iyileşir.

Etkili olduğu hastalıklar şu şekilde sıralanabilir:
Otizm,
Şizofreni,
Epilepsi,
Depresyon,
Anksiyete,
Bipolar Bozukluk,
Obsesf Kompulsif Bozukluk (OKB),
Panik Atak,
Dikkat Eksikliği Bozukluğu (DEB)
Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB),

https://www.bugrabuyrukcu.com/tr/gaps-diyeti



"ictenlik" 13-04-2018 12:12

GAPS - Bağırsak Psikoloji Sendromu -Anonimsel Başlangıç!
 

ve İnsanın Bütün Sosyal, Fiziksel-Fizyolojik, Bilişsel, Psikolojik Rahatsızlıklarının ve Bozukluklarının (Fiziksel ve Materyalik Kökenleştirilmesi ve Olgulaştırılması )

ve İnsanın Bütün Sosyal, Fiziksel-Fizyolojik, Bilişsel, Nörolojik ve Psikolojik Rahatsızlıklarının ve Bozukluklarının Fizik Bedenin Toksinlenmesi ve Yeme-Beslenme ve Yaşam Biçimine İndirgenerek Çözümlenmesi ve Hastalıkların Çözümünün Genel Yaşam Düzenlemesi ile Birlikte, Beslenme Düzeni, Diyet -Oruç ve Bağırsak Florası Düzenlemesi ve Bağırsak Dokusunun ve işlevsel Bağırsak Geçirgenlik ve Emilim Düzeninin Yeniden Oluşturulup Yapılandırması Üzerinden Çözümlenmesi Olgusu


Bu olgu psikoloji denileni de , çok büyük oranda fiziksel-kimyasal olgulara ve psikolojik -işlevsel- bozukluk ve sapma denilenleri de kimyasal ve -toksisitesel- sapmalara yapılandıracaktır. Bu olgu nörolojik denilenleri de oraya ve yanlış beslenim ve yaşam düzenine götürecektir.

Kavramın kökeni Hipokrat'a gidiyor ve yaklaşık olarakta deniyor ki;
Ne yerseniz o'sunuz. (Bedeninize dıştan ne girerse beden bunu barındırır ve işler)
Hastaysanız beslenmeyin-hastayken beslenirseniz hastalıkları beslersiniz. Vücudu ve kimyayı yeniden yapılandırın öyle beslenin..
Bütün Hastalıklar bağırsakta ya da barsak dokusunda hasar, bozulmalar ve emilim sorunları ve kansal-kimyasal toksisite ile başlar ve yine bağırsak emilim düzenlenmesi üzerinden çözümlenir.
Şeker (aşırı karbonhidrat tüketimi, karbonhidrat ve nişastalar dahil), tahıllar ve diğer yabancı maddeler, işlenmiş süt ürünleri, insan vücudunun evrimsel alışıklığının ötesinde işlenmiş gıda maddesi koruyucu katkıları gibi gıda ekleri ve kimyasal genel toksisite neredeyse bütün hastalıkların sebebi ve kökenidir.

Bu yüzden tüm hastalıkların çözümü de yeme-içme, yaşam ve beslenme biçiminde düzenlemeler ve diyetlerle birlikte özellikle sindirim sitemi ve bağırsaktan başlayan genel detoksisite, diyet ve yeniden yapılandırma ile başlamalı ve yapılmalı-yapılandırılmalıdır. İnsanlığın ürettiği çoğu kimyasal sentetik ilaçlar ise olgu baskılayıcı ve gizleyiciler-semptom saklayıcılardır. Giderime ve iyileştirmeye dönük uygulamalar değildir. Bunlar ilaç olarak işlev görmezler ve bu yüzden ilaç olarakta doğal ve işlenmemiş ürünler ve genel gidericiler ve iyileştirciler kullanılmalıdır..

İnsan vücudunun genel sağlıksızlığı ve herhangi sağlıksızlığı beslenme bozukluğu, yanlış beslenme ve yiyip içme yeme, yaşam düzensizliği ve bilgisizlik ile birlikte bu olgu bağlamında incelenebilir. Hastalık adlandırmaları çoğu zaman yapaydır. Modern tıp bilimi insan bedenini ,fizyolojiyi ve hastalıkları çoğu zaman yapay ve hatta bilgisiz bir biçimde bölmekte ve ele almaktadır.

Neredeyse bütün sosyal düzensizlikler, fiziksel olarak kötü hissetme olgusu da bu bağlamda incelenerek düzenlenebilir..

Genel olarak istisnai kimi genetik fiziksel anomaliler hariç neredeyse bütün insanlar sağlıklı bir zihin, beyin ve fizyokimya ile doğar ve bunun bozulması durumunda da doğru yönelim ve yöntemlerle bunu oldukça tamir edebilirler ve hastalıklarını yeniden düzenleyip iyileştirebilirler. Dönülmez ve iyileşemez denilen hastalık ise neredeyse yoktur.

GAPS kavramının üreticisi, kendi otistik oğlunu ve bir çok otistik çocuk yanında, nörolojik ve psikiyatrik denilen bir çok hastalık olgu ve bilişsel bozukluk ve düzensizliği de GAPS adını verdiği beslenme diyet biçimiyle iyileştiren Dr. Natasha Campbell-McBride, dır.

Modern tıbba ve bilime tek başına kafa tutan bu insan kadın kendi çocuğunda modern bilimin ve işlevsel tıbbın yöntemlerinin çaresiz ve işe yaramaz olacağını net bir biçimde gördükten ve anladıktan sonra bir doktor olmaya karar vermiş ve bireysel araştırma ve gözlemlerle yaklaşık olarak yukarı da ve aşağıda sunulan verilere ermiştir.

Dr. yakıştırması bu akademik bir ünvan değil mi ve akademiler veriyor. Akademileriniz nezdim de yok hükmünde kala ve mühürlenmiş-hiçlenmiştir. Modern tıp endüstriniz de öyle. Ben çok azınıza burdan doktor ünvanı bahşediyor olacağım. Rahat koltuklarınızda oturun ve çürüyün ve nesillerinizi de çürütün olur mu?

Onurlarırnız burdan alınıp veriliyor olacak-bireysel vicdanımdan. akademilerinizden değil!

Onurlarınızı ve onur kırıklarınızı ve parçalarınızı benden geri almak-toplamak ve birleştirmek istiyorsanız ve size biçtiğim onursuzluğu geri çözümlemek -düzenlemek istiyorsanız ve nesil tohumlarınıza ne bırakacağınıza da karar verebilirseniz ne yapmanız gerektiğini biliyor ve buluyor olacaksınız..

-Yazokrat ve Yapokrat-

-Usui ve Hipokrat anısına saygıyla!-

--

-yazmak mı istiyon, yazar olmak mı? diyen bir nöroloji hekimine ayrıca ,.. olmak olmak istiyorum!
ve ayrıca fizikalizmini-fizikalistliğini de sorguladığım ayrıca bir hekime-Psikiyatri doktoruna!
o gün yüzündeki endişeyi ve korkuyu ve dehşeti, anlamazlığı ve bende gördüğünü-şaştığını ben bugün burdan zamansal kopmalarımla iade ediyor olacağım...

onurlarınız bendedir/bizdedir..geri yapın...

Modern tıbba ve bilime tek başına kafa tutan bu insan kadın şimdi burda benim onurumla ve vicdanımla saygılanıyor-neyi istediğinize ve isteyeceğinize de karar verin!

-devam edecek-

"ictenlik" 13-04-2018 13:04

çocuğa yardım edebilecekkken! bunu umursuyor musunuz? - bunu duyuyor musunuz?
 
neyi umursarsanız?
neyi umursarsınız ve neyi umursarsın bir daha soruyorum?


"ictenlik" 13-04-2018 13:24

kan şekeri hızlı trenine binmek! ve çocuğa bir çikolata daha vermek!
 
Arkadaşlar facebook kanalıyla 5 aktif Bipolar Yardımlaşma Grubuna geçildi. ve her türden destek ve yayımcılık ve paylaşımcılık desteği bekliyoruz...

Bunlar sanırım kız arama ya da yayılımcılaşma, sönükleştirme ve iyice sindirme -benimsetme- yıldırma ve parçalama grupları gibi ama olsun..


"ictenlik" 13-04-2018 13:47

Çocukların Hasar Görmesi!
 
Aşılar milyonlarca para tutarından bir endüstridir batı dünyasında.
Oldukça karlıdır.
Ve bu endüstride, daha da fazla aşı eklemek için çok motivasyon vardır çünkü bir sanayi oluşmuştur. Satmaktadırlar bu aşıları.
Ve bu aşıları satanlar devleti de kontrol ederler Batı dünyasında.
Ve devletlerde tıp mesleğini kontrol ederler Batı dünyasında. Yani bu tam bir dairedir.
Ve bu aşılardan zarar gören çocuk sayısı da artıyor!
Bağışıklık sistemi zayıf ve hasar görmüş çocuklar bu aşılarla ve aşılanma protokolüyle aşılanmamalılar. Bu çocuklar hasar görmektedir!
Aşılama protokolünü değiştirmeliyiz!


"ictenlik" 13-04-2018 14:54

burdan
bana ilaçsız nasıl olursun-olur
sen duygu iniş çıkışı nöbet-möbet nedir biliyor musun? bizim ne çektiğimiz biliyor musun?
sen o zaman bipolar değilsin-atağın yok-nöbetin yok-şunun bunun yok , bu iş ilaçsız olmaz -olur mu? diyen
eski bipolar forum sakinlerine selam gönderiyoruz

2004 yılında yayınlanmış bir içerikten ve bir çok bilimsel olgudan da, bilişimden de ne yazık ki ancak ve ancak haberdar olabiliyoruz-
biz içsel yönelimleri, serbest düşünceleri kullanmıştık ve kendi düşünce ve hayat tecrübe ve deneyimlerimizden yola çıkıp olgulamıştık
üzgünüz
darmadağınıktıkta... belki hala da öyle ama geçiştiriyoruz...
o gün, o günlerde savunma yapabilmek , daha iyi bir savunma koyabilmek isterdim

işin ilginci o günlerde yazan hiçkimse ama hiçkimse benim kadar ne dağınık, hasta, ne de ne dediğini bilmez ya da saçmalayıcı ya da kendi cümlelerini ve hatta düşüncelerini bile kontrol edemez görülmüyor ve algılanmıyordu sanıyorum ki...
ve saçmasapan yazmıyordu

"ictenlik" 13-04-2018 15:23

Post 7 de ki videonun ilk bölümlerindeki çocuklarda manik depresif bozuklukla ilgili bölüm altyazıları...
Alıntı:

Alıntı:

Bipolar bozukluk, manik depresiflik problemi; Kişi manik evreyle depresif evre arasında geçişler yaşar..
Bir, iki yaşında bebeklere bugün bipolar bozukluk teşhisi koyabiliyoruz ve Batı dünyasında onları ilaç tedavisine başlatıyoruz.
Bu bebeklere olan şu! Onlar Bipolar Bozukluk diye bir şey taşımıyorlar!
Çoğu yetişkine de bu oluyor. Sadece tüm gün boyunca kan şekeri hızlı trenine binip iniyorlar ve kan şekeri dalgalanmaları yaşıyorlar.
Kan şekeri, insan vücudunda çok sıkı limitlerle denetlenen bir konudur.
Çünkü çok yükseği ve çok alçağı öldürebililir.
O yüzden vücudun, kan şekerini belirli sınırlarda kontrol etmek için çok sıkı bir mekanizması vardır.
Ancak bu çocuklarda kontrol bozulmuştur ve çalışmaz..
O yüzden bir kahvaltı gevreği yeseler, kellogs, corn flakes ya da şekerli bir şey yeseler kan şekerleri çok yukarılara çıkar.
O durumda çocuk maniktir. kontrol edilemez. Duvarda yürür sanki çocuk. Duvarlara tırmanır, çığlıklar atar, bağırırlar, koşarlar, sakin oturamazlar, öğrenemezler. Onları okula gönderemezsiniz
Tamamen manik durumdadırlar.
Yarım saat sonra kan şekerden kurtulur ve şeker seviyesi normalin altına düşer.
Normalin altında seviyeye düşünce çocuk depresif olur.
Çocuk terler, yavaş, sakindir, kontrolsüzce ağlamaktadır, çocuğu hiç bir şey yatıştıramaz, şikayet eder, negatiftir, bağırır. Bu depresif durumdur.
Bu durumda genellikle ne olur?
Anne çocuğa başka bir çikolata daha verir. Veya anne bir tatlı verir. Anne tatlı bir şey verir.
Kan şekeri hemen yukarı çıkar ve çocuk manik olur.
Ve çocuk tüm gün böyledir. Yukarı ve aşağı, yukarı ve aşağı, yukarı ve aşağı...
Çocukta manik depresif durum budur. Çocukta bipolar bozukluk budur..
İlaç tedavisine ihtiyaçları yoktur. Beslenmelerini değiştirmelisiniz. Ve bağırsaklarını iyileştirmelisiniz. Ve bu sorun tamamen ortadan kalkacaktır.
Yetişkinlerin çoğunda da aynı problem vardır. İlaç tedavisine ihtiyaçları yoktur.
Kan şekeri seviyelerini regüle etmeleri gerekmektedir.
GAPS Beslenme Protokolünde kan şekeri regülasyonu için yöntemlerimiz vardır. Normal kontrolü geri kazanmak için, böylece kontrol edilebilir.



Mileena 13-04-2018 15:46

Bana konulan teşhis sosyal fobi ve Anksiyete bozukluğu. Günlük hayatta oldukça sıkıntılar yaratmaktalar. Doğrusu bunların belirtilerini yok edecek bir diyetin varlığına inan(a)mıyorum.
Antidepresan kullanıyorum. Hala heyecan ve kaygıyı hissediyorum ama en azından telefonla konuşurken sesim sakin çıkıyor.

"ictenlik" 13-04-2018 16:11

Alıntı:

Mileena´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 620793)
Bana konulan teşhis sosyal fobi ve Anksiyete bozukluğu. Günlük hayatta oldukça sıkıntılar yaratmaktalar. Doğrusu bunların belirtilerini yok edecek bir diyetin varlığına inan(a)mıyorum.
Antidepresan kullanıyorum. Hala heyecan ve kaygıyı hissediyorum ama en azından telefonla konuşurken sesim sakin çıkıyor.

ben öyle bir sorun olduğuna inanmıyorum- dahası olacağına..

sunuldu ve ben ne doktorum ne de herhangi bir şey
ama bireysel bir tavsiye ve çok subjektif bir yorum olarak
yani ben olsam olarak söyleyeyim o zaman..
bol güneşe, doğaya, çıkar ve antidepresanı hemen bırakırdım,
ve GAPS'i uyulması ve gıda sağlanması toplumsal olarak ta, çevresel, ailesel yeme alışkanlığı olarakta zor bir protokol gibi gözükse de bir dener şans verir ve uygular kendimi izler ve değerlendirirdim. en azından bir kaç hafta sonra eğer iyi hissediyorsam -daha iyi hissediyorsam buna devam ederdim..
Ama sanırım bunu yapıyor olsa antidepresanı bırakma dönemimle bunu tam çakıştırmazdım..
ama anti ve depresan ya da herhangi bilmem ne kimyasalını ve sentetiğini hemen mutlaka bırakırdım...

Propolis ve Hindistan Cevizi yağı gibi şeyler deneyebilirsin. Bu kulağa tuhaf ve saçma gelebilir ancak Propolis oldukça sedatif etkisi de olan bir şey sanırım. 3 gündür deniyorum onu... ve rahatlaştırıcı da bir şey sanırım ve eser miktar da tıpkı bal gibi lityum vb. tuhaf şeyler de barındırıyor sanıyorum..
ama ile de isteniyorsa kimyasal ilaçlardan daha iyi ve dost sedatifler bulunabilir, sağlanabilir sanıyorum...

Bir kere hiç bir şeyim olmadığını düşünerek başlardım ve bunu fiziksel, kimyasal, fizikalik, düzeltilebilir-iyileştirilebililir bir anomali olarak ele alır tam giderilebileceğine ve tam kusursuz iyileşebileceğine de mutlaka tam olarakta inanırdım ve güvenirdim...

bir şeyin belirtilerini yok edecek diyet ifadesini ben beğenmedim. bir sorun bulguluyorsunuz. Dr. Natasha der ki, Doktoların size önerdiği tanı etiketlerine bağımlı kalmayın..

http://turandursun.com/forumlar/show...83&postcount=4

çok konuştum ve her ne kadar bunları söylesem de ve söylüyor olsam da asıl sorunun ve çözümün zihinsel olumlu tutum ve stres kaygı yönetimi ve kendi sorunu ile bağ kurma-başa çıkma ve sonra doğa ile bağ kurma ve dışarı ile bağlaşma ve her türden sosyal etkinliği de artırma gibi şeyler olabileceğini size herkes-herhangi biri tavsiye edebilir sanıyorum..
ve teknolojik aygıtlar. tv ve telefon bunlar uzayda bir toplama kampına götürülmeli...
ama çok ileri gittim ama kaygı-yı yaratan unsur ve kaygıyı tetikleyen ana neden üzerine çalışılmalı sanırım...

"ictenlik" 13-04-2018 16:17

peki çok çok daha ileri gittim ama benim sorunum anksiyete ya da sosyal bozukluk diye bir tanımlama yapılamaz
durum olarak belirtilen durum kendi nedenine bağlıdır ve bağımlıdır.
sosyal bozukluk ve kaygı ya da anksiyete denileni ortaya koyan, getiren ve tetikleyen
stres, baskı ya da kaygıyı üreten ve tetikleyen durum etiketi sorun olanın asıl kendi olmalı..
kişiye özel subjektif bir değerlendirme olmakla birlikte...

gerçekten muhtemelen kötü besleniyor ve çok süt ürünü tüketiyor ve az miktarlarda nitelikli protein ve yağ alıyor tüketiyor olmalısınız. bu direk çözümü değilse de oldukça en direkt katkı-çözüm sağlayabilir ..

yine ben olsam ilk dost balık ve balık yağı eklerdim diyetime-bol yağlı balık/lar...yağları araştırmalısınız
Canan Karatay gibi konuşalım D vitamininizi ölçtürdünüz mü? işin bu kısmını şaka olarak ta ele alabiliriz?
google Canan Karatay D Vitamini kaç olmalı sorusu?
http://www.haber7.com/saglik/haber/2...gi-belirtileri
ve kemik suyunu paça ve kelle çorbasını kemik iliğini yeniden öğrenmeliyiz
etler kemiksiz artık eskisi gibi değil
ve seratonin salgılanımı için spor ve egzersiz fiziksel etkinlik aktivite ve canlılıkta şart
haşlanmış sebze lapaları yemeyi bırakın. dişinize et çalın..

"ictenlik" 13-04-2018 16:25

antidepresanla aramdaki en yakın mesafenin, bilinmeyen bir yıldız kümesi ve sistemi dahası uzay da henüz keşfedilmemiş bir galaksi olmadı hatta henüz hiç doğmamış bir evren ve galaksi kadar uzakta olmasını isterdim...

Mileena 13-04-2018 17:26

Alıntı:

uydurtu´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 620795)
peki çok çok daha ileri gittim ama benim sorunum anksiyete ya da sosyal bozukluk diye bir tanımlama yapılamaz
durum olarak belirtilen durum kendi nedenine bağlıdır ve bağımlıdır.
sosyal bozukluk ve kaygı ya da anksiyete denileni ortaya koyan, getiren ve tetikleyen
stres, baskı ya da kaygıyı üreten ve tetikleyen durum etiketi sorun olanın asıl kendi olmalı..
kişiye özel subjektif bir değerlendirme olmakla birlikte...

gerçekten muhtemelen kötü besleniyor ve çok süt ürünü tüketiyor ve az miktarlarda nitelikli protein ve yağ alıyor tüketiyor olmalısınız. bu direk çözümü değilse de oldukça en direkt katkı-çözüm sağlayabilir ..

yine ben olsam ilk dost balık ve balık yağı eklerdim diyetime-bol yağlı balık/lar...yağları araştırmalısınız
Canan Karatay gibi konuşalım D vitamininizi ölçtürdünüz mü? işin bu kısmını şaka olarak ta ele alabiliriz?
google Canan Karatay D Vitamini kaç olmalı sorusu?
http://www.haber7.com/saglik/haber/2...gi-belirtileri
ve kemik suyunu paça ve kelle çorbasını kemik iliğini yeniden öğrenmeliyiz
etler kemiksiz artık eskisi gibi değil
ve seratonin salgılanımı için spor ve egzersiz fiziksel etkinlik aktivite ve canlılıkta şart
haşlanmış sebze lapaları yemeyi bırakın. dişinize et çalın..

Kökenini bulmak mesele. Sadece anne ve babama kadar gidebiliyorum. Onların benden de kaygılı olduklarını yeni yeni idrak ediyorum.

D vitamini değerim az çıktı evet. Etle aram yok. Genel olarak yemekle aram yok aslında. Çok yemek seçerim.
Bu yaz yüzmeye gitmeyi düşünüyorum bakalım.
Balık yiyorum haftada bir gün. Çipura ve levreğe bayılırım! :)

İnsan türü olmasaydı dünya daha huzurlu bir yer olurdu. Benim tüm sıkıntılarım bir insanla muhatap olmaya başladığımda ortaya çıkıyor.

"ictenlik" 13-04-2018 18:05

Alıntı:

Mileena´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 620801)
D vitamini değerim az çıktı evet.

Canan Hocaya sorarsanız. linkte atmıştım.
yağ almadığınız ya da evde kapanıp kalındığını anlamına geliyor olmalı. bu şey bağırsakta yağ da çözünüyormuş ..ama belki ayrıca da sakatat desteği yine Canan Hoca'ya sorarsanız...
ama yesilgazete'ye de sorarsanız süt ürünleri kullanımı da değerlendirilmeli..

Alıntı:

Mileena´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 620801)
İnsan türü olmasaydı dünya daha huzurlu bir yer olurdu. Benim tüm sıkıntılarım bir insanla muhatap olmaya başladığımda ortaya çıkıyor.

insan türü olmasaydı? siz insan türü değil misiniz ya da ne tür bir türsel aidiyet hissediyorsunuz ki?

Mileena 13-04-2018 18:17

Alıntı:

uydurtu´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 620805)
Canan Hocaya sorarsanız. linkte atmıştım.
yağ almadığınız ya da evde kapanıp kalındığını anlamına geliyor olmalı. bu şey bağırsakta yağ da çözünüyormuş ..ama belki ayrıca da sakatat desteği yine Canan Hoca'ya sorarsanız...
ama yesilgazete'ye de sorarsanız süt ürünleri kullanımı da değerlendirilmeli..


insan türü olmasaydı? siz insan türü değil misiniz ya da ne tür bir türsel aidiyet hissediyorsunuz ki?


Evet dışarıya çıkamıyorum. Yani üşeniyorum.
Ben genel olarak dünyaya ait hissetmiyorum kendimi. Ben bebekken anne sütünü reddetmişim. Öyle ya esasında beslenemediğim için yeryüzünden silinmem gerekirdi. Ama mamayla beslendim ve hayattayım. Normalde yaşamamam gerekirdi.

Bu arada süt detayını unutmuşum. Doğal süt içemiyorum çünkü alerji yapıyor. Ben de pastörize süt içiyorum. Onda da kahveyle karıştırarak.

Dijwar 13-04-2018 20:53

Canan Karatay nasıl TIP Fakültesini bitirebilirmiş şaşırıyorum.

Protein tozunun kanser yaptığını sanıyor, göğüste kas yoktur diyor...

Şaşırmamak elde değil, bu kadın bir şaka olmalı

"ictenlik" 13-04-2018 20:55

Dünyaya ait hissetmeme denilen şey de belki Dr. Natasha'nın Her insan eşsizdir ve toksinlere beynin vereceği tepkiler de her insanda farklı ve eşsizdir dediği şey olabilir.
Açıkçası bundan ötesi derin bir psikanlize gidiyor fizikanalize değil sanırım.. Yani beyin bağırsak sendromuyla ve kan toksisitesi ve fizyolojik toksisiteyle bunu açıklayabilir miydik bilmiyorum. Bu sorunun yanıtı da belki de 6 aylık sıkı bir GAPS protokolünde...

Ama dünyaya ait hissetmeme ile ilgili bir şeyler biliyorum ve gençlik yıllarında kendini dünyaya ve buralara pekte ait hissetmeyen birilerini tanıyorum. Böyle sorunları kalmadı artık bunu söyleyebilirdim
Herhangi yere ve nerde olursa oraya ait hissediyor artık....

Mileena 13-04-2018 21:35

Alıntı:

uydurtu´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 620809)
Dünyaya ait hissetmeme denilen şey de belki Dr. Natasha'nın Her insan eşsizdir ve toksinlere beynin vereceği tepkiler de her insanda farklı ve eşsizdir dediği şey olabilir.
Açıkçası bundan ötesi derin bir psikanlize gidiyor fizikanalize değil sanırım.. Yani beyin bağırsak sendromuyla ve kan toksisitesi ve fizyolojik toksisiteyle bunu açıklayabilir miydik bilmiyorum. Bu sorunun yanıtı da belki de 6 aylık sıkı bir GAPS protokolünde...

Ama dünyaya ait hissetmeme ile ilgili bir şeyler biliyorum ve gençlik yıllarında kendini dünyaya ve buralara pekte ait hissetmeyen birilerini tanıyorum. Böyle sorunları kalmadı artık bunu söyleyebilirdim
Herhangi yere ve nerde olursa oraya ait hissediyor artık....

Bende bu his yıllar geçtikçe artıyor. GAPS ile ilgili yazılara göz gezdirdim. Bunu günlük yaşama uyarlamak biraz zor değil mi? Başlangıç aşamasında yemek alışkanlıklarımızı nasıl düzenleyebiliriz?

"ictenlik" 13-04-2018 21:57

Alıntı:

Mileena´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 620801)
Kökenini bulmak mesele..

Alıntı:

Mileena´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 620806)
Ben genel olarak dünyaya ait hissetmiyorum kendimi. .

Bakın şunu çok açık ve net madem konu açıldı söyleyebilirim ve söyleyeceğim
Sosyal panik ya da nevrozlar, iş görüşmesi stres ve panikleri, sosyal ortam ve temsillerden bunalma, ritüelik toplumsal ilişkilerden bunalma, iş toplantısı gibi şeylere gelememe, resmi hiç bir şeye yere ve ortama gelememe, düğün cenaze vb. ritüellerine katlanamama, yalan söyleyememe, rol yapamama, sevmediğini sevmeme ve ona yapmacık saygı yapamama ve bu durum ve ortamlarda kendini sap gibi hissetme ve içte kalma diğerleri gibi ya da o dünyaya ait hissetmeme gibi şeyler yaşamış biri olarak söylüyorum

Hiç kimse ya da durum beni bugünlerdeki diyetime tam uyarken sosyal duygusal dağınıklık ya da eksiklik hissetme ve sosyal nevroza sanırım sürükleyemez bunaltamaz ve saptıramaz gibi hissediyorum. Ya da bir şekilde bu gibi kimi durumlarda geçmişimin kimi dönemimde olduğu kadar içe dağılıp saplanmazdım ve kendimi bu kadar saçma hissetmezdim bunu biliyorum..

Sosyal nevrozlarımı ben de insanların yapmacık ve ritüelik ve sahte olmalarına tiyatro gibi yaşamcılık oynama ve ilginç ve sahte bir sosyal uyum sağlama ve sosyal olmacılık oynama gibi diğer insanların tuhaf olmasına bağlardım. Oldukça köysel bir yerde ve taşra da çok doğal içten insanlar ve söyleşmelerle direkt bildirmelerle kısa öz konuşmalar ve doğal yapmacıksız kavgalarla büyüdüm
Yani insanların kendini basit kolay ve direkt ifade ettiği bir dünya...

Pazarlamacıları asla anlayamadım. Mesela onlar bana göre başka evrenden olmalılar

Ama yine de dünya bunları çocuk kalmak içe kapanmak sosyal olgularla ve dış gerçeklerle yüzleşmeme, kucaklaşmama ve birleşmeme olarak yorumlayacaktır.
İşin açıkçası başka bir yerde olsa ya da erkek olsa 20 yaşında yuvada kalmış kuş için uçmayı öğrenmek için çok geç derdim ya da başka cümleler kurardım. Yani düşüp kalkmaktan incinip kırılmaktan ve dış dünya ve deneyimin acılarına rağmen biraz yaşama girişmekten kaçınmamalı derdim...

Biz de burda sanal sosyalleşiyoruz. Bu etkinlikte belki saçmasapan ve yine bizimde içsellik ve benzer öykümüz var bilmiyorum.. Ben kendi çocuksuluğunu çocuk kalmışlığını ve içe saplanma ve dönüklüğünü hem çözümleyip hem kabul hem de kendimi büyüttüğümü de öne sürerek bunları dürüstçe söylüyorum..

Örneğin ben de kendimi bir sokak kavgasında ya da sosyal çatışmalarda bulmak istemem
Mesela bu benim için bir nevrozdur
Araç kazası yapma fikri benim için nevrozdur. Silahlı ve kavgacı biriyle yüzleşme fikri sosyal nevrozdur..
Sanayiye araç götürmek fikri mesela beni çoğu zaman boğar örneğin.. Bunun gibi örnekler var.. Erkek toplumu daha da zor...
Ama belirli durumlar altında aşılabiliyor...

Diyetlerde özellikle uzun vadede ve açlık süreleri uzadığında dünyaya konferans bile verebilirim gibi bir açıklık ve rahatlık bile bazen hissediyorum. Yani Dr. Natasha haksız olmayabilir.

Mileena 13-04-2018 22:08

Alıntı:

Sosyal panik ya da nevrozlar, iş görüşmesi stres ve panikleri, sosyal ortam ve temsillerden bunalma, ritüelik toplumsal ilişkilerden bunalma, iş toplantısı gibi şeylere gelememe, resmi hiç bir şeye yere ve ortama gelememe, düğün cenaze vb. ritüellerine katlanamama, yalan söyleyememe, rol yapamama, sevmediğini sevmeme ve ona yapmacık saygı yapamama ve bu durum ve ortamlarda kendini sap gibi hissetme ve içte kalma diğerleri gibi ya da o dünyaya ait hissetmeme gibi şeyler
Bunları bire bir yaşıyorum.

Alıntı:

Hiç kimse ya da durum beni bugünlerdeki diyetime tam uyarken sosyal duygusal dağınıklık ya da eksiklik hissetme ve sosyal nevroza sanırım sürükleyemez bunaltamaz ve saptıramaz gibi hissediyorum.
Dolayısıyla daha bir ilgimi çekti bu diyet.

Alıntı:

Diyetlerde özellikle uzun vadede ve açlık süreleri uzadığında dünyaya konferans bile verebilirim gibi bir açıklık ve rahatlık bile bazen hissediyorum. Yani Dr. Natasha haksız olmayabilir.
Açlık süreleri uzadığında... Müslümanken dönem dönem oruç tuttum. Ama kendimi nasıl hissettiğimi hiç anımsayamıyorum. Hiç sakin miyim değil miyim diye aklıma bile gelmedi.

"ictenlik" 13-04-2018 22:12

Alıntı:

Mileena´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 620810)
Bende bu his yıllar geçtikçe artıyor. GAPS ile ilgili yazılara göz gezdirdim. Bunu günlük yaşama uyarlamak biraz zor değil mi? Başlangıç aşamasında yemek alışkanlıklarımızı nasıl düzenleyebiliriz?

Açıkçası hani bir diyetisyenden ya da GAPS konusunda uzman bir hekimden yardım alın mı demeliyim. Belki de kitabı almalısınız. burada yazarken genel olarak fazlasıyla haddimi aşsamda yine de boyumu aşmak istemem. Bu benim başkasına tavsiye de bulunabilme durumumu sanırım aslında aşıyor gibi ve
GAPS diyeti açıkçası ben de tam bilmiyorum ben ketojenik diyet fikri ile yola çıkmıştım..
Ama GAPS diyeti ile ilgili internette gapsturkiye dahil çok fazla içerik var.. yemememiz gerekenler ve yemeniz gerekenler belli ...
Doktorları seviyoruz...

Ben olsam bol bol okur araştırır sonra da deneme yanılma ile kendimi dinleme ile giderdim... Yoluma devam ederdim..

"ictenlik" 13-04-2018 23:25

Alıntı:

Mileena´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 620810)
Bende bu his yıllar geçtikçe artıyor. GAPS ile ilgili yazılara göz gezdirdim. Bunu günlük yaşama uyarlamak biraz zor değil mi? Başlangıç aşamasında yemek alışkanlıklarımızı nasıl düzenleyebiliriz?

hani başlığı yazmış olmanın reflesiyle çok subjektif, kişisel önermeler sunacağım ancak bunlar oldukça yanılgılı saptamalar ve önermeler olabilir. Lütfen bunu da hesaba katın lütfen ben konunun uzmanı değilim. Konunun ilgilisi-bilgilisi varsa lütfen düzeltsin ve düzeltebilir..

Öncelikle tahıllar ve glutenin ve belki de diğer diğer tahıl-bakliyat ürünleri proteinlerinin ve süt ürünlerindeki kazein gibi proteinlerin yaşamdan çıkarılması sancılı, meşakkatli zor ve emek gerektiren, ve isteyen, dayanıklılık ve sabır isteyen, kontrol isteyen bir süreç olabilir ama yapılabilir ve üstesinden gelinebilir .kişi hazırlıklı ve kontrollü olmalı kendi adımlarıyla ilerlemeli. Altı ay, bir yıl ya da belki iki yıllık bir süreç için...

Yukarıda belirtilen maddelerin insan vücudunda hem alışkanlık hem de bağımlılık yaptığı ve ürettiği kabul ediliyor. Bunun dışında bağırsakta çözünemeyen ve tam sentezlenmeyen bu ürünlerin -eğer öyleyse- morfinik bazı maddeler de üreterek beyindeki morfin reseptörlerine bağlandığı da söyleniyor. Dedim ya uzmanı değilim ama daha önce bir yorum da anlaşılan o ki, kimi insan için bu belki de neredeyse bi eroin bırakma protokolüne tabi olmak gibi bile ele alınabilirdi ifadesi doğmuştu. Çocukken sanırım anne-baba ebeveyn denetimi ve gözetiminde erken yaşta bu daha kolay olabilirdi. Uzun süreli alışkanlıkları yıkmak değiştirmek daha da zor sanırım...
Aşırı karbonhidrat bağımlısıysak daha zor olabilir ama yemedikçe bir biçimde alışılıyor. Burada aşamlandırma ve yavaş yavaş azaltma ve sonra diyete geçiş protokolleri olabilir ama GAPS ta serbest şekerler ve meyvelerde olacağı için pek zorlanılacağını yine de sanmıyorum..
Bir kere bol yağ tüketimi ,yağ ile doymak ve et ile doymak ve az yemek ya da az öğün gibi kavramlara da alışılmalı sanırım..
Benim gördüğüm çoğu kişi bu diyete girerken oniki saatlik etsuyu yapımı ve ev turşusu yapımı gibi süreçlerle ilgilenmeye de doğal olarak başlıyor...

ilk dönemlerde ,uyumlanma dönemlerinde, her diyette zorluklar olabiliyor. Düşük karbonhidatla ve şekerle yaşamaya alışmak bunu benimsemek zordur. kararlılık. Kendi kan şekerinizi dinlemeli anlamalı ve regüle etmelisiniz. bu konuda bol bol okuma yapmalısınız.. sanırım kitaplar bilgi veriyordur ancak örneğin başlangıçta 2-3 saatte bir az az fıstık atıştırabilirsiniz, eğer fıstık
serbestse değilse başka ürün olabilir. örnek bu. çok düşükse daha hızlı yükselten bir şeye belki biraz meyve gibi mesela .Sanırım kan şekerinizin ne zaman düştüğünü ve yükseldiğini az çok anlamalısınız. Ama dediğim gibi bu diyette bir çok serbest şeker de var.
gluten ve kazeini aynı anda kesmeyebilirsiniz. Başlangıç dönemi için süt ürünleri bağımlılıkları varsa zorlandıkça yoğurt, lor, kaşar gibi takviyeler yapılabilir. Sanırım bol yağlı yemek kavramıyla da tanışılmalı ve sanırım öncelikle hayvansal yağlar ve omega üç yağlar tavsiye ediliyor

Dediğim gibi bu diyeti de tam bilmiyorum bir laktoz konusu var ve belirli süt ürünleri serbest sanıyorum ama bu tip bir diyette becerilebilirse tamamen çıkarabilmekte daha iyi olabilirdi sanırım ama araştırılmalı tabi .
ve ayrıca glutensiz kazeinsiz diyet kavramı ve ketojenik diyet kavramı da bu yola girilmek isteniyorsa yine ayrıca bağımsızca araştırılabilir ve mantıkları da ayrıca incelenebilir.. Örneğin Dr. Eric Westman-ın sanıyorum Ketojenik Diyete Geçişle ilgili kitapları var-karıştırılabilir...

Özellikle detoksifikasyon dönemlerinde vücudun ağır metal ve toksin attığı ve temizlemeye giriştiği dönemlerde ağır reaksiyonlar, grip nezle benzeri ve başka semptomlar gelişebilir. bu ne yapacağınıza ve kullanacağınıza, hızınıza da bağlı sanırım. Diyetle birlikte sanırım bu işlem zamana da yayılabilir.ya da diğer detoks protokolleri ile sanırım hızlandırılabiliyor. Magnezyum tuzundan iyot desteğine ve başka ürünlere kadar bir çok detoksifikasyon protokolü var..

Beyinde ağır metal birikimi gibi, flor birikimi gibi durumlardan da sözediliyor. Bunları vücuttan tamamen atma ya da temizleme fikrinden ve zihinsel kiri ve bilişsel kiri ve gürültüyü tamamen arındırmaktan sözediyorsak sanırım böylesi bir durum ve süreçte fiziksel ve zihinsel-bilişsel olarak çeşitli etki duyumsamaları olacaktır..ama buna deyecektir de...

Bence en güzeli deneyimleyici yorumlarına erişmek ya da yazışmak vb. olurdu. internet ve forum vb. ortamlarından...

"ictenlik" 13-04-2018 23:51

VE bu linkleri toparladım.
bu ev yapımı şeyleri oldukça zor gözüküyor...sanırım buna girişmek için oldukça zaman iyi düzenlenmiş bir hayat ya da ciddi sağlık problemi ya da bunun gerekliliği tanısı gibi bir şey olmalı bu durumda ..çok keyfiyetle buna girişmek oldukça zor gözüküyor...
ya da kolaylaştırılmalı düzenlenmeli ve çeşit indirgenmeli..ki maddi külfeti ya da yükü de hesaba katılmalı sanırım..
ama ortalama bir seyirle belki de daha uzun vadeye yayarak çok kasmadan giderek ve başlayarak başarılabilir gözüküyor-sanıyorum

http://www.gaps-turkiye.org
http://www.gaps-destek.com
http://www.gaps-turkiye.org/marmara.html
http://www.gaps-destek.com/gaps-tam-diyeti.html
http://www.gaps-destek.com/gaps-diyetine-haz-rl-k.html
http://www.gaps-destek.com/gaps-giri...a-amalar-.html
http://www.gaps-destek.com/s-k-sorul...evaplar--.html
http://www.gaps-destek.com/tarifler.html
http://www.gaps-destek.com/gaps-i--i-n-ali-veri--.html
http://www.gaps-destek.com/detoksifikasyon.html

http://www.gapskitap.com/gaps-diyeti-1.html

"ictenlik" 14-04-2018 10:02

Bipolar Yardımlaşma adında bir gruba ikidir gönderdiğim mesajlar üzerine
gönderin Topluluk Standartlarımıza aykırı olabileceği nedeniyle işaretlendi.
uyarısı almamız üzerine yazılanlar!

---

Buranın topluluk standartı uyumsuz. Arkadaşlar diğer gruplara bekleniyorsunuz..

Arkadaşlar güneşi örtemezler. susmayacağız..

Arkadaşlar yangın yaktık ve ıssızlıkta oturduk. İçimizi gökyüzünde demledik geldik ve burdayız.. uyumayın!

Arkadaşlar sizleri seviyorum ve beni susturamazlar!

Arkadaşlar gerçekleri bıçaklamak isteyenler! Onların kalplerine ineceğiz ve -ılım dizgelerine yeni n-esinlerle vuracağız gecelerde gündüzlerde çözeceğiz biz bu sorunları.

Konuşma biçimimi susturmak isteyenler geleceklerden yalnızlık toplasınlar! Kendi yalnızlıklarını .İleri bipolarım ama senpolarım opolarım...

Bizpolarız ve sizpolarız ve onlarpolarcılar olarakta şimdi burdayız..

Arkadaşlar postlarım ve yazma biçimim bıçaklanırsa hepinize tek tek ulaşıp bu doktor arkadaşları ki, onları çok severim -bir süre onları sevmemenizi ve görmemenizi görmezden gelmenizi de istemek zorunda kalacağım.

Hiperbipolarım ve hiperbuluşsal ve hiperduyuşsal hiper uzaylardan hipergrafi ve bizografi topladım geldim

Herpolarım ve herbirpolarım-senpolarım...ve sana bakıyorum şimdi...

Duyarsızlık alıp başını gitti ve duyarsızlık alıp başını gittiğinde biz burdaydık. Duyarsızlığın yokluğunu ya da bize geri gelişini bekliyoruz!

Aklımdaki ses seli ile boğuşmak istemezdin!

GAPS'i tanıtacağım ve beni susturacak olana bu yazımı armağan ediyorum.
http://turandursun.com/forumlar/show...83&postcount=4

Bütün bedenim titremeler, seğirmeler, çekişmeler, doluşmalar-atışmalar ve kas tikleri içinde bu yazımı yazıyorum. benden hasta olan gelsin bana..

Hiç bir şeyimi daha da iyileştirmiyorum ben iyiyim. Ben böyle çook ama çok iyiyim...

Daha da iyi olmaya ihtiyacım yok çünkü ben böyle iyiyim/güzelim.. fazlasına da ihtiyacım yok!

"ictenlik" 14-04-2018 10:32

Arkadaşlar Mutlu Öykü Deniz benim ve daha fazla dostluk ve yardımlaşmaya ihtiyacım var!

https://image.ibb.co/d3eU6n/t1.png

https://image.ibb.co/dQ25e7/t2.png

https://image.ibb.co/bXg96n/t3.png

https://image.ibb.co/mBAfCS/t4.png

"ictenlik" 14-04-2018 11:44

O da bir doktor ve bu ünvanı bu akademilerde Hipokrat üzerine de yemin ederek aldı değil mi?
niye bana ilaç kullanma tıp hastalık ve ilaç uyduruyor diyor?
Benim Hekim seçme hakkım var . Benim Hekimim Dr. Natasha Campbell ve bana öyle tanı etiketlerine bağlı kalma diyor ..
kendimi sadece Natasha Campbell a baktıracağım onu dinleyeceğim ve ondan tavsiye alacağım -onu seviyorum...

"ictenlik" 14-04-2018 11:58

Geyik Burdan Sürüyor! Beni (Türk!) Doktrolarına Emanet Ediniz!
 
Uzun zamandır bu kadar eğlenmemiştik! Tüm dostlara -destekçilere- saygılar!

https://image.ibb.co/ngq3hS/nc.png

https://image.ibb.co/bDPkwn/nc2.png

"ictenlik" 14-04-2018 12:26

orayı bayağı kattık birbirine ve devam sürüyor

(İsa'yı ve Tanrıyı görüyor musunuz? duyuyor musunuz? gibi sorular üzerine!)

tanrı hakkındaki gerçek düşüncemi söylememi ister misin? merak ediyor musunuz? tanrı öldü bknz.çok Hz. niçe -Hazreti Frederik Niçe bunu bildirmedi mi? son vahiy!

siz son vahyi bilmiyor muydunuz?

--

İsa hakkındaki gerçek düşüncemi merak ediyor musun? Dr. Natasha tek başına sadece bir İsadır. Ama onlardan çok var. Binlerce İsa var ve onları görüyorum evet Dr. Natasha'yı İsalık yaparken ve iş üstündeyken görüyor ve izliyorum.. Onu duyabiliyorum da. vidyoları var ordan bana ulaşıyor ve bildiriyor..

-
sanırım bunlardan sonra artık beni engellediler ya da öyle bir şeyler yaptılar...
yoo sanırım engellememişler..
--

https://image.ibb.co/bueh97/nc3.png

youn sun nah breakfest in baghdad eşik ediyor..

"ictenlik" 14-04-2018 13:54

Alıntı:

Alıntı:

John'un Hikayesi
Kaynak: GAPS Stories, Medinform Publishing, İngiltere 2012

​Yaşanan Psikiyatrik ve Fizyolojik Hastalıklar: Akıl hastalığı, kronik yorgunluk, geçmişte görülen epileptik nöbetler, bipolar bozukluk

Öncelikle, Peter Campbell-McBride'a, telefonda sorularıma verdiği özenli yanıtlar ve ayırdığı zaman için teşekkür etmek istiyorum. Ama şimdi, hayatımda daha önce kimseye etmediğim en büyük teşekkürü, Dr. Natasha Campbell-McBride'a vermek istiyorum! Sizin harika kitabınızı hazmederek okuyalı bir ay; diyetinizi uygulamaya geçireli üç haftadan az oldu ve bu kitap hayatımı dönüştürdü! Detoks döneminden sonra, aklımdaki hatıralarımda kaldığı kadarıyla hayatımda ilk kez artık tam anlamıyla iyi hissediyorum. Çocukluğumun başlarından beri sindirim sorunum, yüksek ateşim vardı ve altı yıldan (18-24 yaşları arasında) uzun süren zaman zarfında yüksek şiddette altı kere epilepsi nöbetim oldu. Ayrıca Hepatit B'ye yakalandım (hastalığa nasıl yakalandığımın da bir açıklaması yok, hiçbir zaman uyuşturucu kullanmadım veya güvenliksiz cinsellik yaşamadım, hatta o dönemde cinselliği yaşadığım bir partner'ım yoktu). Bununla birlikte, 2 psikotik nöbetimin olduğu 10 yıldan uzun süren manik depresiflik geçmişim var. Bu dönemde ve özellikle manik mod geçişlerini atlattıktan sonra (psikiyatristlerin lithium tedavilerinden sonra), hala kronik yorgunluk ve ılımlı ama ısrarlı tek kutuplu depresyonum vardı.

​GAPS Diyetine başladım ve üç haftadan daha kısa bir sürede hemen daha iyi hissettim. Sonra detoks sürecinden geçtim ve o sırada çok kötü hissettim. Ama şimdi bunu atlattım ve bir sürüngenin bir deriyi terk etmesi gibi hastalıklarımın da beni bıraktığını hissediyorum. İlk kez iyi hissetmeyi deneyimliyorum. 4 ve 7 yaşlarında iki çocuğum olduğu ve istediğim pozitif ve enerjik ebeveyn olamadığım için özellikle son 8 yıldır kötü sağlığıma katlanmak zordu. Artık sağlığımla, ebeveynliğin ve tüm aile hayatının sonuna kadar tadına varabileceğim. Bana bu şansı verdiniz. ​York'da yer alan, sağlık problemleri ve engelleri olan çocukların ailelerine bağışta bulunan "Family Trust" (Aile Koruma) adlı hayır kurumu için kısa bir dönem çalıştım. Şu netti ki, Dikkat Eksikliği ve/veya Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB), otizm, vb. inanılmaz büyük bir hızla artmaktaydı. Bu hastalıklar; mücadele etmek zorunda kaldıkları kalbi sızlatan hikayeleri olan umutsuz ailelerden yapılan yardım başvurularının büyük bir yüzdesini oluşturmaktaydı.

​Neden klasik tıbbın; beslenmenin ve sizin çalışmanızı destekleyen bilimsel/tıbbi araştırmaların önemini kabul etmesi bu kadar uzun sürüyor? Başvurduğum tüm doktorlar çok arkadaşçalardı ama işe yaramıyorlardı. En kötüsü de küçümseyici olmaları, akıl hastalıklarına ön yargılı olmaları ve durumuma dikkate değer bir araştırma yapmaya karşı olmalarıydı. Daha önce diyetler yaptım ama hepsi kahverengi pirinç ile başlıyordu ve yalnızca yiyecek intoleransına dayanıyordu. Hiçbiri işe yaramadı çünkü ihtiyacım olan GAPS Programıydı. ​Bana gerçekten hayatımı geri verdiniz... Londra Kings College'den mezun olabilmeme rağmen, çalışma hayatım çok bölük börçüktü ve kariyerim hastalığımdan kötü etkilendi. Artık tekrar sahneye çıktığımı hissediyorum. Çok optimistik, oldukça heyecanlı ve mutluyum ama ayaklarımı yere sağlam basıyorum.Çalışmanızdan çok ilham aldım ve benim için yaptıklarınızdan sonra, 45 yaşında, beslenme uzmanı olarak tekrar eğitim almayı düşünüyorum. Modern batı toplumumuzdaki çoğu hastalığa anahtarınız olduğunu hissediyorum. Akıl sağlığı profesyonelleri dinlemeliler; bu kesinlikle bir sağlık devrimi olabilir! Ama şundan şüphe ediyorum ki, eğer sizin yaklaşımınızı klasik tıp kabul ederse, çoğu psikiyatrist işsiz kalır. Ve elbette gıda endüstrisi de bundan nefret edecektir...Tekrar teşekkürler!


hristiyan usulü tuhaf bir sunum bununla biraz -hafifçe takıştık
bir de cevap verme yönelimi. onunla hayli...

biri bunları zorla yazdırmış gibi ya da ilan ettirmiş gibi
yeni bir hristiyan cemaati ve miti var gibi- kilisesi gibi bunu sevmedim- burda bir şeyleri sevmedim -sunuş ve bir şeyler sanki ters gidiyor
olguyla tuhafça oldukça çakıştık oysa bir gariplik var! büyük bir gariplik!
bunu sezemiyorum!

özel seçilmişlere armağan edilmiş gibi! -sunulmuş gibi...
bunu sevmedim ama baka şeyleri de sevmedim

olgu çok dipte:.

"ictenlik" 14-04-2018 14:00

GAPS kitabı yerine bu anneyi okuyabilirsiniz. Başkalarını düzeltmek için bütün yanlışları sırayla deneyimlemiş ve yapmış sanıyorum. Hep bunları tarihin içine kim koydu gibi oluyorum..

Özel deneyimletilmiş tanık bir denek'in çabası gibi, biçimi gibi duruyor!
tarihi bir kurgul gibi! bunu durduramıyorum-

sunuş biçimleri çok hristiyansı diyebiliyoruz bize uymuyor sevmedik!

naklen canlı yayın-bu kadar şeyi nasıl hafızanda tutun ve birleştirdin-biraraya getirip yazdın. Arada gelip benim yerime yaz...

Alıntı:

Alıntı:

Tipik bir GAPS ailesinin hikayesi..

Eşi Bernard'ın, kızı Harriet'in, oğlu Andrew'in ve de kendi iyileşmesini Anne anlatıyor.
Kaynak: GAPS Stories, Medinform Publishing, İngiltere 2012

Yaşanan Psikiyatrik ve Fizyolojik Hastalıklar: PANDAS, DEHB (Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu), ODD, otizm, bipolar bozukluk, kronik yorgunluk sendromu, lupus, egzema, sindirim problemleri, depresyon, gelişme geriliği, astım, saman nezlesi, aşı hasarı, gıda intoleransları, saç dökülmesi

GAPS Diyeti öncesi hayatımız giderek zorlaşıyordu. 3,5 yaşındaki kızımız Harriet'in DEHB (Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu) hastalığı olduğuna inanıyordum (çocuk doktoru, 7 yaşın altındaki çocuklara teşhis koymuyordu). Kızımın davranışları şöyleydi: her gün saatlerce bağırıp çığlık atmak, etrafa tekmeler atıp vurmak, tüm vücudunu sürekli duvara çarparak çığlık atmak. Harriet sürekli zıplıyor, koşuyordu ve uzun süre konsantrasyon gerektiren hiçbir aktiviteyi yapamıyordu veya sessizce duramıyor veya oturamıyordu. İmpulsifti ve etraftaki tehlikeli her şeye atılan korkusuz bir çocuktu. Sürekli, engellenene dek yükseklerden atlayıp dizlerinin üzerine düşüyordu. Ayrıca teşhis edildiğine göre ODD'si vardı. Ondan istenen her şeye karşı, yüksek sesle bağırarak cevap veriyor ve "asla, istediğini hiçbir şekilde yapmayacağım!" diyordu. Ayrıca PANDAS (streptococcus bakterisinin yol açtığı bir psikiyatrik durum) hastalığı vardı. Sıklıkla boğazı ağrırdı ve o zamanlarda kontrol edilemeyecek şekilde çığlık atar ve her zamankinden daha vahşi olup şiddete yönelirdi; kendini odanın etrafında bir yerden bir yere atardı. Bu bazen tüm gün sürerdi. Ayrıca her gün süren güçten düşüren mide ağrıları olurdu; egzeması, gıda intoleransları vardı ve ayaklarının ucuna basarak yürürdü. Doğası dışa dönük bir çocuktu ama eve gitmek için arkadaşlarına bağırıp sonra evde misafirler geldiğinde odasından çıkmazdı. ​

​Düşük-alerjik ve tamamen katkı maddesiz diyeti denedik. Harriet önce çok güçlü bir gelişme kaydetti ancak bir yıl bu şekilde yedikten sonra davranışlarının çoğu kötüleşti. Sonradan neden olduğunu anladım: Diyette çok fazla rafine karbonhidrat ve patates vardı; çoğu detoks gıdası da diyetten çıkarılmıştı. Ona bakmaksa neredeyse imkansızdı; banyo yaptırmamızı veya altını değiştirmemizi engellemek için şiddet gösterirdi. Onu dışarıya; hatta evimizin karşısındaki oyun bahçesine bile çıkaramıyorduk; çünkü kaçınılmaz olarak, eve dönerken öyle bir bağırıp tekmeleyecekti ki eve dönüş bir endişeye dönüşecekti.



Kendim için de şunu fark etmeye başlamıştım: Otizm belirtilerim vardı; ancak belirtiler çok açık olmadığı için bunlar, yetişkinlik hayatım boyunca çoğu kez sosyal olarak beceriksiz olduğumu düşünmeme neden oldu. Ayrıca, hayatımdaki en küçük olaylara bile aşırı duygusal tepkiler vermekten dolayı da çok acı çekmiştim. Öfke ve duygusal acılarım o kadar yoğun olurdu ki, kendimi batağa saplanmış hissederdim. Böyle zamanlarda, duygularımı yatıştırmak için beynimin mantıksal çıkarım yapan kısmına erişemezdim. Bu, PANDAS hastalığıyla ilgili okuduklarıma benziyordu; muhtemelen benim psikiyatrik durumumu kızım da yaşıyordu. Duygularım bu kadar kontrol dışıyken kendimi kontrol edebilmem çok güçtü. Şiddete başvurmaktan korkardım. Harriet ile bir yıl aynı düşük-alerjik diyeti uyguladım ve alkol için aşırı bir arzu duyuyordum ve bu çok sık ve neredeyse kontrol edilemez bir hal almıştı. Oysa iki yıldır alkolü kesmiştim. Bunun; diyetimdeki işlenmiş karbonhidratların, vücudumda alkol üretimi yapmasından kaynaklandığını fark ettim. Ayrıca geçmişimde şu rahatsızlıkları yaşadım: 15 yıldır süren ishal ve oğlumun doğumundan sonra beş ay süren kabızlık/ishal, kronik yorgunluk sendromu, astım, saman nezlesi, gıda intoleransları, saç dökülmesi.

​Eşim Bernard da bizimle bir yıl düşük-alerji ve katkısız yiyecek diyeti yaptı. O dönemde depresyonu o kadar kötüleşti ki, ancak yarı-zamanlı bir işte çalışabiliyordu. Bu, finansal güçlük yaşamamıza neden oldu. Birkaç yıldır vejetaryendi ancak hala B12 vitamini enjeksiyonları gerekecek kadar B12 vitamini eksikliği vardı. Ayrıca saman nezlesi ve mevsimsel astımı vardı. Bernard'ın bağışıklık sistemi bu diyetle kötüleşmişti (tüm ailede olduğu gibi) ve çok ağır bir grip ve soğuk algınlığına yakalandı. Bernard'ın diğer problemleri; sisli zihin ve işlerini organize edememekti. ​6 aylık bebeğim Andrew iyi görünüyordu, sadece bir aydır kilo almamıştı ve doğduğundan beri sulu dışkısı vardı. Ayrıca, 4 aylıkken olduğu rutin aşılarından sonra yeni kendine gelebilmişti. Bunların hemen ardından, Harriet gibi olmuştu: aşırı heyecanlı, aşırı gürültülü ve hiperaktif. Bu çok radikal bir kişilik değişimiydi ve DEHB (Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu) geliştirmesinden endişelendim.

​Sonra 2,5 yıl önce, bir arkadaşım Dr. Natasha'nın kitabını ödünç verdi. Hayatımın en heyecanlı kitap okumalarından biri olmuştu çünkü kitap sanki bizim için yazılmış gibiydi; biz tipik GAPS insanlarıydık. Harriet'ın bebekken sıkça yaşadığı kulak enfeksiyonlarının (hepsi antibiyotikle tedavi edildi) ve bağışıklık sisteminin durumunun; muhtemelen DEHB'siyle ve diğer problemleriyle ilişkili olduğu açıktı. Onu 15 ay emzirmiştim, ancak sıkça Candida enfeksiyonlarım oluyordu. Muhtemelen sütümle ona geçmişti. ​Harriet'i Tam GAPS Diyetine başlattım; ancak kısa zamanda gastro virüsü kaptı ve GAPS Giriş Diyetine geçtik. Diyette birkaç haftadan sonra karın ağrıları azaldı ve birkaç ay sonra tamamen kayboldu. İlk ay içinde egzeması geçti. Diyetteki ikinci ayında Harriet'in hiperaktivitesi birden azaldı ve artık hiperaktivitesi tamamen geçti. Ayrıca, geçmesi güç oldu ama ondan isteklerimize verdiği şiddetli negatif tepkileri de geçti; karamelize soğan, fırınlanmış kök sebzeler gibi çok tatlı yiyeceklerden çok fazla yediğinde ise bu huyları geri dönüyordu. Bu gıdaları azalttığımızda, bu huylarının azalması birkaç hafta sürüyordu. Artık boğaz hastalıkları ve kulak enfeksiyonları çok nadir. Son zamanlarda, ayak uçlarında yürümek yerine, ayaklarının üzerine basarak yürümeye başladı! Bu değişim, pancar kvass içeceğini diyetine tanıttıktan sonra oldu. Bu tanıtma, eski günlerine benzer biçimde, duygusal öfke nöbetleri şekilde ağır die-off (yavaş ölüm) reaksiyonlarını başlattı. Bunun bir detoks ve die-off reaksiyonu olduğunu anladık; bu yüzden detoks banyolarına ve pancar kvass içeceğine devam ettik ve birkaç ay sonra ise normal yürüdüğünü fark ettik. Probiyotikleri ve probiyotik gıdaları fazla artırdığımız veya Harriet kimyasallara (örn. dairemiz yenilendiğinde) maruz kaldığı zamanlarda; şiddet ve çığlık nöbetleri geri geliyordu. Bu dönemlerde detoks banyoları ve Harriet'ın yorgun kalmamasını sağlamak yardımcı oluyordu. Ancak bu tür davranışları, asla GAPS Diyeti öncesindeki gibi aşırı olmadı ve buna çok minnettardık. Harriet artık derslerini çok iyi yapıyor ve uzun süre konsantre olabiliyor. Çeşitli nedenlerden ötürü Harriet'a evde eğitim verdiriyoruz. Son zamanlarda olan bir gelişme de, Harriet'ın dinleme kabiliyetinin çok ilerlemesi. GAPS Diyetinden önce, hiçbir taktik (tehdit, ödül veya disiplinsel önlem), Harriet'ın davranışlarında işe yaramıyordu. Kendini kontrol edememesinin, tüm ebeveyn çabalarının boşa çıkmasının nedeni olduğuna inanıyorum.

​Bu artık değişti; davranışları değişebiliyor. Harriet hala bazen impulsif olabiliyor. Ayrıca hala süren kısa-süreli hafıza problemi var; örneğin yediklerini çiğnemeyi unutması gibi. Harriet yediklerini hiç çiğnemez ve hemen yutardı. Ama artık birkaç hatırlatıcıyla çiğniyor. Bu alanlarda çok gelişme kaydetti ama hala biraz yolumuz var. Bu diyet ve Harriet'in kaydettiği ilerlemeler için minnettarım. Diğer problemli alanlarının da gelişeceğini umuyorum. ​Kendim için de büyük gelişmelerden mutlulukla bahsedebilirim. Henüz GAPS Giriş Diyetini bilmediğim için, SKD (Spesifik Karbonhidrat Diyeti) ile başlamıştım. Önce bazı die-off semptomlarım oldu: sıcak basması, yürümenin ve konuşmanın zor olduğu kas zayıflığı gibi. Ve ne yazık ki etrafımdaki herkes için irrite edici ve çabuk öfkelenen biri olmuştum. Bir hafta sonra ise, die-off semptomlarım çok çabuk azaldı (ama, özellikle de yaşadığım bu eklem ve kas ağrıları, GAPS Diyetini yapan konuştuğum diğer kişilerden hep daha kötü geçiyor gibiydi). Tam GAPS Diyetinde iki ay geçirdikten sonra, aşırı saç dökülmem geçti (önceden, altı yıldır saçlarım dökülüyordu!). Sonra, dışkım normale döndü. Kronik yorgunluk semptomlarım yok oldu ve enerjiyle dolup taştığımı hissettim. Ayrıca, son iki yıldır soğuk algınlığı veya gribe yakalanmıyorum (GAPS Diyetinden önce çok zayıf bir bağışıklığım vardı). Diyette, sürekli başa dönmemi gerektiren çok hatalar yaptım. Bu yüzden Giriş Diyetinin ilk aşamasını beş kere yapmam gerekti. Bazı hatalarım; laktoz içeren Saccharomyces Boulardii tabletlerini kullanmak ve mebendezole içermeyen ama pyrantel embonate (etiketini okumayı unuttuğumuz için, en son aldığımızdan sonra değiştiğini fark etmediğmiz aktif içerik madde) içeren bağırsak kurdu önleyici tabletlerini kullanmaktı. Herkese verdiğim o kurt önleyici tabletler, Andrew'in dışkısını sulu yaptı. Ancak artık Dr. Natasha'nın önerdiği bikarbonat sodayı kullanıyor ve böylece dışkısı katılaşıyor. Saccharomyces tabletleri bir süre ishalimin geri dönüp devam etmesine neden oldu. Bağırsak kurdu önleyici tabletlerse; uzun sürede oluşmuş iyi bakterilerimi yok ederek, Candida'nın yeniden oluşmasına ve bu yüzden aylar süren ishale, aşırı uyku haline ve aşırı duygusal reaksiyonlarıma neden oldu. Sindirim sorunu semptomlarımın olmadığı zamanlarda, astım ataklarım da olmuyordu (bir keresinde bu ataklar aylar sürmüştü). Sindirim sorunu semptomlarım geri geldiğinde, astım ataklarım da paralel şekilde başlıyordu. Saman nezlem de, GAPS Diyeti öncesinden daha az şiddette geçiyor. ​Ama yakın zaman önce bana, bir bağışıklık sistemi rahatsızlığı olan Lupus teşhisi kondu. Sanırım regresyonlarımın ve aşırı die-off semptomlarımın sebebi buydu. Saç dökülmesi ve kronik yorgunluk, yaygın Lupus semptomlarıdır ve bu semptomlarım GAPS Diyetiyle çok çabuk geçti. Dr. Natasha; GAPS Diyetinin, bağışıklık sistemi sorunu olanlar için çok uygun olduğunu söylemişti, bu benim durumumda da doğru. ​Şu anda aşırı duygusal tepkilerim yok. Tepkilerimin normal olduğunu hissediyorum ve duygularımı hafifletmek için mantıksal çıkarım yapabiliyorum. Bu benim için çok büyük bir değişim ve bundan çok mutluyum. Son zamanlarda yeni insanlarla tanıştım ve sosyalleşmekte bir güçlük hissetmedim (bazı otistik özelliklerimin olduğuna inanıyordum çünkü yeni insanlarla tanışmak benim için hep güçtü). Zihinsel dikkatim de GAPS Diyeti öncesinden çok daha iyi ve bu da beni çok mutlu ediyor. Bir gelişme de oldukça şaşırtıcı: GAPS Diyetinden önce hiç resim çizmeyi öğrenemezdim; çok uğraşırdım ama yapamazdım ve bu yüzden vazgeçmiştim. Altı ay önce bir kalem aldım ve çizmeye başladım, gayet iyi yapabiliyordum ve de kolaydı! Diyette, yavaş bir şekilde olsa da, aşırı alkol arzularım azaldı; üstelik diyete başlamadan sadece birkaç ay önce alkolü bırakmıştım.

​Bernard'ın da 2,5 yıl önce Tam GAPS Diyetine başladığından beri B12 vitamini eksikliği semptomları artık yok. Önleyici ilaç kullanmamasına rağmen yıllardır astım atağı da olmadı. Oysa GAPS Diyeti öncesinde çok kötü mevsimsel astımları oluyordu. Ayrıca artık GAPS Diyeti öncesinden çok daha az saman nezlesi var. Depresyonu da artık hiç GAPS Diyeti öncesi dönemdeki kadar ağır olmuyor ve GAPS Diyetine başladıktan sonra tam zamanlı işe dönebildi. Artık çok zor nezleye veya soğuk algınlığına yakalanıyor ve eğer yakalanırsa da hafif geçiriyor. Bernard'ın depresyonu, GAPS Diyetindeki son 2,5 yıllık süre boyunca değişkenlik gösterdi: Diyetindeki değişikliklerle, bağırsak sağlığıyla ve yaşadığı stresle; depresyonunun nasıl azalıp şiddetlendiğini tespit ettik. Bir keresinde Bio-Kult probiyotiğimiz bittiği için bir hafta kullanamadık. Büyük hataydı! Depresyonu hemen ağırlaştı ve aylarca da geçmedi. Bernard karbonhidrat alımını artırmayı denediğinde veya peyniri, ekmeği denediğinde ya da o gün bir parça fazla meyve yediğinde depresyonu ağırlaşıyordu. O korkunç bağırsak kurdu tabletlerinden sonra ise depresyonu ağırlaştı. ​Bernard yakın zaman önce ilk kez GAPS Giriş Diyetini yaptı ve O ZAMANDAN BERİ DEPRESYONDA HİSSETMİYOR! Bağırsak fonksiyonlarını hepimizden daha iyi gördüğü için daha önceden Giriş Diyetini yapmayı gerekli görmemişti.

​​Andrew 5 aylık olduğundan beri aynı kilodaydı. 6 aylıkken katıları ilk kez tanıttığımızda onları sevdi ama ne kadar yerse yesin kilo alamıyordu. Kalori alımını artırdım ve emzirmeye devam ettim. Paniklemedim; çünkü 5 aylıkkenden beri çeşitli enfeksiyonları oluyordu ve onlardan yeterince iyileşirse kilo alacağını düşündüm. 7 aylık olduğundaysa panikledim ve çocuk doktorundan randevu aldım. Ayrıca Dr. Natasha Campbell-McBride'dan telefonla danışmanlık almak için de rezervasyon yaptırdım. Önce çocuk doktoruyla görüştüm ve bu aslında çok talihsiz bir durum oldu. Dr. Natasha'yla görüştükten sonra şu netlik kazanmıştı: Andrew'in gelişme geriliği hastalığı bir GAPS durumuydu (o ana kadar hastalığının GAPS'la ilişkisinden yeterince emin olamamıştım). Sonraki birkaç ayda Andrew'i, önerilen GAPS Diyetine başlattım ve ısrarı üzerine çocuk doktorunu görmeye devam ettim. Andrew GAPS'a başladıktan sonra biraz kilo aldı ama bu, doktorunun korkularını azaltacak miktarda değildi. Doktor, Andrew'i hastanede tutup tipik bir diyetle onu beslemek istedi. Onu beslemediğimiz için kilo almadığını ima etti! Gelişme geriliği olan bebeklerin çoğu katıları çok sevmese de, Andrew 10 aylık olana kadar seviyordu, 10 aylıkkense onlara ilgisini kaybetti. Bunun, bağırsağının yeterince çalışmamasından kaynaklandığını ve bağırsakları düzelince iştahının geri geleceğini sezgisel olarak biliyordum. Ama 10 aylık olana kadar çok az yedi ve hiç kilo alamadı. Çocuk doktorunun tedavi planına uymadık ve o da bizi çocuk sağlığı birimine şikayet etti. GAPS Diyetiyle ilgili açıklamalarımızı dinlemedi ve GAPS kitabına hızlıca göz atıp onun işe yaramaz olduğunu çünkü referansların, onun onayladığı akademik dergilerden olmadığını söyledi (bana öğretilense, bir araştırmanın değerini belirleyenin dizaynı, yöntemi ve sonuçları olduğuydu; nerede yayınlandığı değil!). Doktorla ve otoritelerle yapılan bu tartışmalar ve Andrew'in durumu konusundaki endişelerim benim için o kadar üzücü bir boyuttaydı ki, bir hafta sürecek olan kalp çarpıntılarım başladı. ​Neyse ki Andrew GAPS Diyetinde hemen kilo almaya başladı ve sonunda, çiğ keçi kefirini tanıttıktan sonra katı kaka yapabilmeye başladı. O sırada 12 aylıktı. İştahı açıldı. O ana kadar kefiri tanıtmayı ertelemiştik çünkü çiğ keçi sütü yoğurdunu tolare edemiyordu. Dr. Natasha ise, yoğurt tolare edilmese bile kefiri denememizi tavsiye etti. Şansımıza bu konuda Andrew iyiydi. Çocuk doktorumuzu değiştirebildik ve Andrew 18 aylık olana dek, zorunlu doktor ziyaretlerimizi sürdürdük.

​Yeni çocuk doktorumuz Andrew'in büyüme hızına hayret etti ve sonunda, "hayatlarımıza daha fazla müdahalede bulunmayı bırakmak zorunda olduğunu" (kendi sözleriyle) söyledi. Çünkü, nasıl yaptığımızı bilmese de çok iyi bir iş çıkarıyorduk. İlk çocuk doktoruyla yaşadığımız sorundan sonra, bu doktora GAPS Diyetinden bahsetme cesaretini gösteremedik. ​Andrew şu anda 3 yaşında ve yaşına göre çok uzun, kilolu ve bilişsel olarak da ileri. Şükürler olsun ki, ilk gittiğimiz çocuk doktorunun, Andrew'in boy ve kilo hedeflerine asla ulaşamayacak olan zihinsel olarak geri bir çocuk olduğu ve her an kalbinin durabileceği tahminleri gerçekleşmedi! ​GAPS Diyetinde iş yükünü aşırı bulduğumuz zamanlar oldu (denediğimiz ilk diyetti) çünkü; sıklıkla, tencereler dolusu çorbayı kaynatmaktan ve onlarca bulaşığı yıkamaktan boğuluyorduk. Çok daha tezgah alanı olan yeni bir mutfak yardımcı oldu: Artık kirli bulaşıklar ve yiyecek hazırlamak için yeterince yerimiz var, bu yüzden aynı anda hem pişirip hem yıkayabiliyorum. Harriet son zamanlarda, yemek pişirmenin TV izlemekten daha eğlenceli olduğuna karar verdi ve bu da bana biraz yardımcı oldu! (Koruyucu meleğim ona büyü mü yaptı acaba?) Müzik dinleyip sohbet ederek bu işleri eğlenceli hale getiriyoruz. Sonuç olarak, iş yükü öncekinden çok daha idare edilebilir oldu.

​Bernard ve ben, GAPS Diyeti olmasaydı bugün hangi noktada olabilirdik diye tartıştık: Duygusal dengesizliklerim geçmezdi ve bir hapishaneye düşerdim, aileme de dışarıdan tıbbi yardım gerekirdi ayrıca Andrew'in hastalıklı bağırsaklarının bir kısmı alınmak zorunda kalırdı. Nereye ulaştığımızı hatırlayıp şikayet etmeyi bırakıyoruz ve çenemizi kapatıp yemek pişirmeyi sürdürüyoruz!


bir kere buluşturucu tanık iyileştirici kim
herkes kendi hikayesini oluyor ve yaşıyor ve iyileştiriyor
tanık, kişi kendi iyileştirme girişimine girişmese doktor mekkempıl diye bir şey ve GAPS diye bir bilgi ve içerikte olmazdı! veoluşmazdı!
bunu anlayanınız var mı?

mekempıl kendini parçalama başka yollar bul-
bırak başkaları yapsın-paylaş genişlet ağlaş ve dağıt onlar yapsın artık sen mesih felan değilsin ve dur artık yeter seni seviyoruz ve durabilirdin biz iyiyiz!
yaşama sırası sende
eğer -bunu- istiyorsan tabi!

bir buçuk porsiyon yaşama söyle gelir o yakında!

olgu yumakları olgu yumakları ve sadece ve sadece çok fazla olgu yumakları görüyorum -düşünsel ses ve his sadece bu
hayır olan hissi sadece olgu yumakları gibi açıklayabilirim kelimesel anlamsal kavramda buna oturuyor bi şey gördüğüm yok
ses kendini oluşturuyor düşünce -ile-
hiç bir şey yok olduğum yerde oturuyorum ve arkada piyano felan çalıyor youtube diyorlar ona
sigara ve yeşil çay yemeyi unutuyorum yemeli miyim arada, akşama doğru genel darmadağınık şeyler yiyorum ne bulursam ve uydurursam
benim GAPS hekimi maaşım yok henüz canım!

"ictenlik" 14-04-2018 16:08

uydurtunun doktorculuk oynaması budur

gerçek ve birebir face kaydı

Alıntı:

Soran: Merak ettigim sadece bipolarin beyni farkli mi eksik mi?

soru bana değil genel olarak duvar başlığıdır tabi
el-cevap uydurtudan Mutlu Öykü Deniz olarak geliyor

Hanımefendi eğer bir GAPS hekiminden yardım alıyor olsanız size derdi ki; vücudunuzdaki nöro-toksinlerin ve nöro-toksisitenin ya da bozuşmuş kimyasal aktivitenin daha sonrasında beyine ulaştığında yarattığı biliş sisi ve bilişsel dağınıklık ya da yoğun kan şekeri dalgalanmaları ve iniş-çıkışları ve kan şekeri regülasyon problemi diyebilirdi.
Yani toksinler temizlendiğinde -ya da kan şeker şeker regülasyonunuz yeniden yapılandığında- ve fizyolojik ve kimyasal işleyiş tam olarak yeniden düzenlediğinde ve yeniden yapılandırılıp iyileştirildiğin de bu da tamamen yokolabiilr ve düzelebilir derdi.. yani beyniniz bozulmadı organ ve dokularınızda nöro-toksinler ve nöro-toksik hasar var ve başlıyor demek. Bu da genelde emilim sistemine ve bağırsak duvarı ve geçirgenliğine indirgeniyor ancak bu konuda uzman bir hekim yardımı-desteği alınız..

"ictenlik" 14-04-2018 16:16

"face gruplarına ihtiyaç var-face yardımlaşma grupları" ve iletim-iletişim

GAPS Bipolar -GAPS Şizofreni ve GAPS Otizm gibi ama GAPS adı taşımalı, Sataşma istemiyoruz -yardım istiyoruz
diğer alanlardaki kavgacılık ve sataşmacılık ya da bilgiye tamah etmezcilik ve görmezden gelmecilik belki böyle aşılabilir hem yuvasında saldıran gelsin saldırsın arkasında kimi buluyor, kimi ve neyi buluyor...kimi ve kimleri
bulacağına da artık iyi bir -ve daha iyi bir- baksınlar-..kendi gelecekleri ve çocukları onlara saldırıyor, yüz çeviriyor ve gelecekte yargılıyor olacaktır
bunu açık ve net görmeliler
sistem çöktü
pause
bitik
tuş
ve mat
güle güle
arşın
arşın boyu arşın

tıp sistemi tamamen bitmiştir-çökmüştür ve çürüktür
Yakında üç beş seneye çıkar kokusu
Çok yakında -iler ki yıllarda- sanıyoruz ki iyi organize olur ve yayılırsak GAPS sertifikasız hekim hasta bakamaz olacaktır

tarihin alnına hem de -şimdi- tam burdan çakılmıştır sözlerim

"ictenlik" 14-04-2018 16:40

Yürekleri güçlü insanlara sesleniyorum ve yürek verin ve yürek verin ve birlikte yapalım!
Bu kavga bizimdir!

Yıldıztozu 15-04-2018 11:27

Alıntı:

uydurtu´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 620723)
BU YİYECEKLERE İZİN YOK

Arpa, beyaz peynir, salamura balık, bamya, sirke, buğday ve bulgur, çavdar, çikolata, dondurma, enerji içecekleri, gazlı içecekler, irmik, jöle, keçiboynuzu, krema, işlenmiş et ürünleri, konserve sebze ve meyveler, makarnalar, mısır, nohut, nişasta, margarinler, pirinç, patates, reçeller, sakız, un, yulaf, süt, şeker vs...

Yaşamın kendisi, kaliteli yaşamdan daha değerli değil.
Bunları yemeden yaşamaya devam etmek, sadece nefes almaya devam etme çabası olurdu sanırım.

Bunları yemeden 80 yıl yaşamaktansa bunları yiyerek 60 yıl yaşamak daha tercih edilesi.

Alıntı:

uydurtu´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 620723)
Vejetaryenlik sağlıklı değildir. Psikiyatrik hastalıkların ana sebebi gençlikte yapılan vejetaryen beslenmedir. Klinikteki hastaların yüzde 80'i bunlardan oluşuyor.

Uzun ömürlü yaşayan gruplar incelendiğinde genelde sebze-yeşillik ağırlıklı beslendiğine dair istatistiki veriler var diye biliyorum.
Kıyı bölgelerde yaşayanlar falan, sebze-bitki ağırlıklı beslenerek sağlıklı ve uzun ömürlü oluyorlardı.

"ictenlik" 15-04-2018 21:42

Alıntı:

Yıldıztozu´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 620920)
Yaşamın kendisi, kaliteli yaşamdan daha değerli değil.
Bunları yemeden yaşamaya devam etmek, sadece nefes almaya devam etme çabası olurdu sanırım.

Bunları yemeden 80 yıl yaşamaktansa bunları yiyerek 60 yıl yaşamak daha tercih edilesi.


Uzun ömürlü yaşayan gruplar incelendiğinde genelde sebze-yeşillik ağırlıklı beslendiğine dair istatistiki veriler var diye biliyorum.
Kıyı bölgelerde yaşayanlar falan, sebze-bitki ağırlıklı beslenerek sağlıklı ve uzun ömürlü oluyorlardı.

Bu diyet bir ömür boyu beslenme biçimi değil ve bunları uzun yaşa diyeti değil.
Bu özellikle beyinsel-bişisel denilen ya da psikolojik denilen bir çok hastalık tanısının beslenme biçimi ile tedavisini öngören bir sağlık ve beslenme protokolü.
Ya da bağırsak emilim sorunlarında, bağırsak duvarı hasarı nedeniyle vucuda toksin sızdığı durumlarda ya da bağırsak flora sorunlarında ve buna bağlı sağlık sorunları olanlar için önerilen bir sağlık ve yardım protokolü.

Bunu 6 ay dan 2 yıla kadar, bağırsak yapısı ve düzeni ayrıca bağırsak emilim ve geçirgenlik düzenini yeniden sağlanana kadar ve sürdürmek yeterli. Ve bundan sonra normal bir bealenme biçimine geri dönülüyor....

--
Vejeyataryenlik?
. Kişi gözlemini ve fikirlerini sunmuş. Üzerine düşünmek, değerlendirmek ya da araştırmak okuyucuya kalıyor
Ve bu yaş süresi uzunluğu takıntısı nedir ya da neyin göstergesi

GAPS protoklünde vetaryen sanırım beslenemezsiniz
Uzun süre vejetaryen beslenirseniz sonunda GAPS ptokolünü ihtiyacınız olabileceği de orda yorumlanmış

Ve bunları söyleyen kişi de insan yararına adanmış gönüllü ve iyiniyetli bir tıp doktoru. Gerisi okuyucu hafızasına kalıyor...

Şunu söyeleceğim son.. Tam otçulluk tam etçillikle kıyaslanabilir.
Sadece et ve çiğ hayvan sütü yiyen ve hiç bir kalp damar hastalığı olmayan bir insan grubu şu an sanırım örneklenebiliyor...
Doğumdan ölüme vejetaryen beslenmiş insan toplumu örneklemesi var mı? Ve bunu sağlık biliş durumu nedir? Nasıldır?
Ben bu konu da kişisel tartışmak istemiyorum ama kişisel görüşlerimi yine de söyleyebilirim...

"ictenlik" 15-04-2018 21:55

Alıntı:

Yıldıztozu´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 620920)
Yaşamın kendisi, kaliteli yaşamdan daha değerli değil.
Bunları yemeden yaşamaya devam etmek, sadece nefes almaya devam etme çabası olurdu sanırım.

Bunları yemeden 80 yıl yaşamaktansa bunları yiyerek 60 yıl yaşamak daha tercih edilesi.


Uzun ömürlü yaşayan gruplar incelendiğinde genelde sebze-yeşillik ağırlıklı beslendiğine dair istatistiki veriler var diye biliyorum.
Kıyı bölgelerde yaşayanlar falan, sebze-bitki ağırlıklı beslenerek sağlıklı ve uzun ömürlü oluyorlardı.

Bu diyet bir ömür boyu beslenme biçimi değil ve bunları ye uzun yaşa diyeti değil. Uygun hastalar için sağlık protokolü..

Bu özellikle beyinsel-bişisel denilen ya da psikolojik denilen bir çok hastalık tanısının beslenme biçimi ile tedavisini öngören bir sağlık ve beslenme protokolü.
Ya da bağırsak emilim sorunlarında, bağırsak duvarı hasarı nedeniyle vücuda toksin sızdığı durumlarda ya da bağırsak flora ve yapı sorunlarında ve buna bağlı sağlık sorunları olanlar için önerilen bir sağlık ve yardım protokolü.

Bunu 6 ay dan 2 yıla kadar, bağırsak yapısı ve düzeni ayrıca bağırsak emilim ve geçirgenlik düzeni ve genel toksisitenin dinmesi yeniden sağlanana kadar sürdürmek yeterli. Yani bağırsak tamir ediliyor ve fizyolojik toksisite özellikle nöro toksisite giderilip engelleniyor.. Ve bundan sonra normal bir beslenme biçimine de geri dönülebiliyor....

Bu protokol yemeye devam ederek bağırsak sorunlarını tamir edebiliyor ve bağırsak geçirgenlik sorunları ve sızıntılı denilen durumun yolaçtığı genel fizyolojik toksiteye maruziyetini, kan ve organ doku toksisitesini ve bilişsel sisi en aza indiriyor ve buna bağlı psikolojik denilen ve psikolojik yakıştırması alan bir-çok sağlık problemini de çözüyor.

Bir ikincisi, bağırsak psikoloji sendromu önermesini inceleyen GAPS in bağırsak fizyoloji sendromu olacak olan başka bir versiyonu ve kitabı da kitabı yolda...

--
Vejeyataryenlik?
. Kişi gözlemini ve fikirlerini sunmuş. Üzerine düşünmek, değerlendirmek ya da araştırmak okuyucuya kalıyor
Ve bu yaş süresi uzunluğu takıntısı nedir ya da neyin göstergesi

GAPS protokolünde vejetaryen sanırım beslenemezsiniz
Uzun süre vejetaryen beslenirseniz sonunda GAPS ptokolüne de muhtemelen ihtiyacınız olabileceği de orda yorumlanmış

Ve bunları söyleyen kişi de insan yararına adanmış gönüllü ve iyiniyetli bir tıp doktoru. Gerisi okuyucu hafızasına kalıyor...

Şunu söyeleceğim son.. Tam otçulluk tam etçillikle kıyaslanabilir.
Sadece et ve çiğ hayvan sütü yiyen ve neredeyse hiç bir kalp damar hastalığı olmayan bir insan grubu şu an sanırım örneklenebiliyor...
Doğumdan ölüme vejetaryen beslenmiş insan toplumu örneklemesi var mı? Ve bunu sağlık biliş durumu nedir? Nasıldır?
Ben bu konu da kişisel tartışmak istemiyorum ama kişisel görüşlerimi yine de söyleyebilirim...
Doğada vejetaryen beslenemezsiniz. Hastalanır güçsüzleşir ya da ölürsünüz ya da kurda kuşa ya da diğer barbarlara yem olursunuz.

Vejetaryen beslenme denilen şimdi modern teknoloji ile birlikte besinlerin içindeki protein oranlarının tespiti ya da yüksek protein denilenlerin takviyesi ya da bunlardan proteinin süzülmesi ve takviyesiyle mümkün.. Doğada otların üzerinde protein yazmıyor. Vejetaryenlik saçmalıktan başkası değil. Fikrim bu
Gençliğimde iyiniyetlerle ben de aynı çukura düşmüştüm bunu da belirterek ekliyorum...

Muhtemelen de uzun yaşıyor denilenler bol nitelikli yağ ve deniz ürünü felan yiyor olmalılar
Ya da başka faktörler

Bir türksü bir halktan sözediliyordu çok uzun yaşayan..120 sene kadar.. Hunza türkleri imiş baktım. Kasaplarını görebilirsiniz. Fotoğraflara eşlik ediyor

Nentesler sadece çiğ et yiyor ona da baktım sanırım kan da..

Diğerini de arıyorum hala...

Masailer ve samburularla ilgili öykü burdan okunabiliyor
https://m.facebook.com/groups/143225...85794358305531

Ve etçil beslenme çok çok yanlış anlaşılıyor
Etçil beslenmede 3 öğün yiyemezdiniz
1 öğün ya da gün aşırı 1 öğün ya da bazen uzun açılıklar buna eşlik edecek. 3 öğün hayvan eti ve yağı tüketerek ve bunu sağlıksız çok uzun pişmiş yanmış felan tüketerek ve araya da saçmasapan şeyler katarak sağlıklı felankalamazdınız haliyle

Bir kere
Karbonhidrat tıkınmacı bir neslin yaşam kalitesinden, bu kalitenin ne olacağından ya nasıl olacağından ve ya da gerçek bir zindelik sağlık ve biliş kalitesinden asla haberi olacağını sanmıyorum..
subjektif

Yıldıztozu 15-04-2018 22:27

Alıntı:

uydurtu´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 620939)
Ben bu konu da kişisel tartışmak istemiyorum ama kişisel görüşlerimi yine de söyleyebilirim...

Tartışmak için değil, doğrusu neyse onu öğrenmek isterim. Vejeteryanlık sağlığa gerçekten zararlıysa bilmek isterim.
Vejeteryanlık hakkında söylenen şu cümleye şüpheyle yaklaşıyorum: ''Vejetaryenlik sağlıklı değildir. Psikiyatrik hastalıkların ana sebebi gençlikte yapılan vejetaryen beslenmedir. Klinikteki hastaların yüzde 80'i bunlardan oluşuyor.''
Yani psikiyatrideki tüm sorunların %80'ini vejeteryanlığa bağlamak; yanlış bir tespit, izlenim, çıkarım gibi görünüyor.

Bulduğum bir makalede vejeteryanlığın sağlığa yararları hakkında şunlar yazılmış:
- Araştırmalara göre vejetaryenler, et yiyenlere göre kalp hastalığına %30, kansere %40 daha az yakalanmaktadırlar.
- Vejetaryen diyeti uygulayan bireylerin, karışık beslenenlere, özellikle eti çok tüketenlere göre kan basıncı ve hipertansiyon riski düşüktür.
- Vejetaryen beslenme alışkanlığı sürdürenler, böbrek taşları, safra taşları için de düşük risktedirler.
- Plansız ve dengesiz vejeteryanlık zararlı olabilir denilmiş. Özellikle demir eksikliğine yol açabilirmiş.
http://beslenme.gov.tr/content/files...lenmesi_48.pdf

"ictenlik" 15-04-2018 22:45

Alıntı:

Yıldıztozu´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 620942)
Tartışmak için değil, doğrusu neyse onu öğrenmek isterim. Vejeteryanlık sağlığa gerçekten zararlıysa bilmek isterim.
Vejeteryanlık hakkında söylenen şu cümleye şüpheyle yaklaşıyorum: ''Vejetaryenlik sağlıklı değildir. Psikiyatrik hastalıkların ana sebebi gençlikte yapılan vejetaryen beslenmedir. Klinikteki hastaların yüzde 80'i bunlardan oluşuyor.''
Yani psikiyatrideki tüm sorunların %80'ini vejeteryanlığa bağlamak; yanlış bir tespit, izlenim, çıkarım gibi görünüyor.

Bulduğum bir makalede vejeteryanlığın sağlığa yararları hakkında şunlar yazılmış:
- Araştırmalara göre vejetaryenler, et yiyenlere göre kalp hastalığına %30, kansere %40 daha az yakalanmaktadırlar.
- Vejetaryen diyeti uygulayan bireylerin, karışık beslenenlere, özellikle eti çok tüketenlere göre kan basıncı ve hipertansiyon riski düşüktür.
- Vejetaryen beslenme alışkanlığı sürdürenler, böbrek taşları, safra taşları için de düşük risktedirler.
- Plansız ve dengesiz vejeteryanlık zararlı olabilir denilmiş. Özellikle demir eksikliğine yol açabilirmiş.
http://beslenme.gov.tr/content/files...lenmesi_48.pdf

Eti çok yiyenler karbonhidartarı da çok yiyorlar ve etçil değiller. vegan beslenme karşıtında dengeli bir etçil beslenme ve tamamen anti vegan yok anlatabiliyor muyum?
Dolayısıyla bunlar gerçek birer araştırma değil! Sayılamazlar
Ve ayrıca hayvansal yağ ve protein tüketiminin yüksek olduğu alan bölge ve çalışma gruplarına da dair ben olumlu iyi çalışamalar da duymuştum. Bulursam eklerim...
Uzun ömür denilen şey bir aldatmaca bence
Yaşam kalitesinde zaman öyle sayılamaz...
Kişisel kanımla söylüyorum hiç uzatmaya gerek yok
Gerçek bir araştırma gözlem ve düşünme
Doğaya düşerseniz önce protein ararsınız
Eğer yağlı bir et bulamazsanız otlarla idare edersiniz.
Şeker ve kan şekeri, hızlı kolay, efektif enerji sağlar ama çabuk söner ve bu yüzden az ve dengeli sürekli de alınmalıdır ve de yeme içme makinesine dönersiniz
Hem 15+15 e yakın bir dengeyi doğa da keşfetmiş olmalısınız. Besinlerin şeker karbonhidrat nişasta tatlarını biliyor ve kan şekerinizi dengede tutatacak kadar yiyor olmalısınız.
Dopada hipoglisemiye yakalanmak istemezsiniz. ya da kan şekeri dağınıklığı ve dalgalanması yaşamak istemezdiniz. Bunu doğa da hiç istemediniz. Yemek hazır değil ki!
Şeker yerseniz 2 gün aç kalamazsınız zorlanırsınız
Bol su tüketmelisiniz hem

Et yerseniz bazen haftalarca zorluk çekmezdiniz
Etçil beslenme ve diyetlerde hipoglisemi' kan şekeri ya da insülin problematiği var mı?
Bugün kan şekeri denilen lif ve yağla taa bağırsaktan emilim hızından bilimsel bilgiyle denetleniyor. Bunu öğrenemezseniz 2 satte bir yersiniz
Çikokata ve cubur cubur yersiniz...
Veganlık denilip sanılıp yağsız proteinsiz lapa ve ot yerseniz? Ot türleri genellenemez. Proteinli otlar ve bitkiler gibi. Dopada beganlık için bitkisel proteinin tadını bile öğrenmelisiniz.
Ama nerdeyse yenilmeyecek hiç bir et yoktur.
Veganlık bile bilim gerektiriyor. Bilgi gerektiriyor. Hem iyi bilgi-sıkı bilgi ve bilim. Sıkı denetlenen bir besin rejimi ve bilim...yani kendinizi vegan beslemek için bayağı bir uğraşmalısınız bilmelisiniz ve modern bilim yardımınıza koşmalı..
Yiyeceklerin içeriğini öğrenip doğaya dönemezsiniz..
Gerçek doğa da gerçek ve tam bir veganlık sanıyorum ki yapamazdınız ne yazık ki!
Veganlık gerçekten bir aldatmaca ve hoş durum
Doğaya saygı olacağı öneriliyor
Bir geyikten ve inekten daha fazlasını insanlık varlık ve doğa için geri sun ve üret ve yaşa ve böylece barış bununla diyoruz o arkadaşlara...
Yediğin inekten fazlası olmaya çalış sadece...
Hayvanları ya da doğal yaşamı umursamanın ve bağ kurmanın pek çok yolu var. Avcılar olmasa av olanlar atıllıktan ve ataletten sürüngene dönüşür... Evrim metodolojinize bir göz atın
Refleks dürtü ve hareket denilenin kaçma saklanma korunma içgüdülerinin nedeni çoğu zaman doğa değil avcılardır
Doğa da bu çatışkı var..
Ben kitap yazabilirim bu yargılarımı uzatıp
Objektif
Doğal yaşamın evrilmiş ve gelişmiş insanların böylesi takıntıları olacağını sanmıyorum

"ictenlik" 16-04-2018 08:31

Alıntı:

uydurtu´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 620943)
Doğal yaşamın evrilmiş ve gelişmiş insanların böylesi takıntıları olacağını sanmıyorum

doğal yaşam, doğal denge ve doğanın içinde evrilmiş ve doğada (yetişmiş) yaşayan insanlar demek istemiştim.
Yazdıktan sonra bir çok düzeltme yapmıştım ancak sanırım bunları kaydetmemişim... Telefonla apar topar yazdığımda bu tip hatalar yapıyorum..


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 23:24 .