Turan Dursun Sitesi Forumları

Turan Dursun Sitesi Forumları (https://turandursun.com/forumlar/index__1.php)
-   İslam (https://turandursun.com/forumlar/forumdisplay.php?f=9)
-   -   Müslümanlar Yahudi kralına mı secde etti? (https://turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=4316)

04-07-2007 22:24

Müslümanlar Yahudi kralına mı secde etti?
 
bildiğiniz gibi müslümanlar ilk olarak kudüse dönerek secde etmişlerdir, ilginç olan
muhammedin yaşadığı dönemde mescidi aksa diye bir mekanın olmadığıdır, mescidi
aksa muhammedin ölümünden sonra *ömer tarafından yıkılan süleyman mabedinin
yıkıntılarının üzerine inşa edilmiştir.

peki o zaman ilk müslümanlar hangi mekana dönerek secde ettiler, kudüs te kutsal
olan tek mekan vardı oda suleymanın mabedi. müslümanların iddasına göre ilk müslü-
manların secde ettikleri yer, cirane vadisinde *küçük bir namazgahtı, tabi bu pek inan-
dırıcı gelmiyor, yahudi ülkesinde müslümanlara ait bir namazgah yada mescit olması
pek akla yatkın gelmiyor, islam henüz mekke medineden ibaretken kudüse kadar
yayılmış olması olanaksız gibi.

akla yatkın olan muhammed ve ilk müslümanların süleymanın mabedine dönerek secde
ettilkeri, yahudilerin kendisine inanması için yahudi peygamberlerini ve inanç biçimlerini
inkar etmeyen muhammed, diğer pütperest inanç biçimlerin islama dahil ettiği gibi yahudiliği
de islama dahil etmek için kutsal mekanlarına dönüp secde etti, yahudilerin muhammede inanmamaları alay etmeleri *sonucu muhammed yahudilerin kutsal mekanlarına secde yi
bırakıp kabe ye döndü.

kendisine inanmayan yahudileri sapmış gibi gösterip secde ettiği mekanı isra süresi 7. ayet
ile yerle bir etme emrini vermiştir müslümanlara.
İsra 7: “İyilik ederseniz kendinize iyilik etmiş olursunuz. Kötülük ederseniz, o da kendi aleyhinizedir. Son taşkınlığınızın zamanı gelince (yine öyle kullar göndeririz) ki, yüzlerinizi kötü duruma soksunlar (üzüntüden suratlarınızın asılmasına sebeb olsunlar) ve ilk kez girdikleri gibi yine Mescid'e (Kudüs'e) girsinler ve ele geçirdiklerini mahvetsinler." *

muhammed bu günkü müslümanlar kadar bile inanmamıştı islam projesine, onun tek amacı
vardı tüm arapları tek çatı altında tutmak, bunun için her yol mubahtı, gerektiğinde av döneminin
bereketli geçmesi için inşa edilen kabe kutsal sayılacaktı, gerektiğinde putperest inancın safa
ve merve tepeleri islama hahil edilecekti, gerektiğinde curhumilerin göktaşı hacer ul esved
kabeye ilştirilecek, gerektiğinde yahudilerin mekanına secde edilecekti.

InVitatio 05-07-2007 02:05

Re: müslümanlar yahudi kralınamı secde etti
 
sevgili gandalf burada belki önemli olan su soru da olabilir
yahudi derken , neyi kastediyoruz ?
Mesela Davudu, Süleymani, Imran'i mi ki bunlar benim bildigim kadari ile "müslümanca" (hanifce) bir
durus sergilediler hep, yoksa Isa'yi carmiha gerilmesi icin ellerinden gelen herseyi yapan "yahudiler" mi ?
yani bir hanifin diger hanif saydigi insanlarla ortak degerli paylasmasi bence "o kadar garipsenecek" bir durum degil....
Din'in birlestirici unsur oldugu ise , din'nin sorunundan cok *toplumun bir olgusudur.
ortak degerleri paylasan insanlar dayanisma icerisinde yasarlar,
bu ortak degerler icerisinde, ayni topragi, - milleti , - dini, irki veya ayni dil'i paylasanlar arasindaki dayanismasi ve kader birligini saglayip, *pekistirmek ve gelistirmek icin gerekli olan normlardir. yani burada'da bir garipsenecek bir durum yok.
Ümmetcilik ise araplarin bir siyasi birligi olarak *degil, Allahin bir emri olarak kabul ediyor müslümanlar.
Türk müslümanlarda genel anlami ile diger müslüman milletlere karsi ayri bir empati kurabilmekte ve yer yer bir dayanisma olmakta.
O yüzden su zati muhterem Buharinin *türkler üzerine kendi yazip tutugu hadis zirvalamasi
Ümmetciligi propaganda etmek ile yükümlü Peygamberin agzindan cikmasi mümkün olamayacagi gibi.
buharinin türklere karsi kendi kuyruk acisindan baska birsey degildir...

05-07-2007 07:26

Re: müslümanlar yahudi kralınamı secde etti
 

Sevgili invitato ;

Müslümanlar,Hz.Muhammed'in imamlığında bir öğlen namazını ki,o ana kadar tüm namazlarını Kudüs'e yönelik olarak kılarlarken aniden Hz.Muhammed'in namazı bozup yüzünü Mescid-i Haram yönüne döndürerek namaza devam ettiğini,Kur'anın anlatımı içinde olduğunu biliyorsunuzdur mutlaka değil mi ?

Ayrıca

Hac suresi 78.Ayeti okuduğunuzda "........O, gerek daha önce (gelmiş kitaplarda), gerekse bunda (Kur'an'da) size "Müslümanlar" adını verdi......"
İfadesi sizin :
"İsa'yi carmiha gerilmesi icin ellerinden gelen herseyi yapan "yahudiler" mi ? "
ifadeniz ile pek paralel durmadı gibi ne dersiniz ?

Ayrıca

Başlarındaki yöneticilerinin titr'i Halife olan, Emevilerin 670-740 yılları arasında Maveraünnehir'de Türklere yaptıklarını da Buhari'nin "Kuyruk acısı" ile anlatabilmek olası mı ?

• *halife *
isim, tarih (hali:fe) Arapça * *
1 . * *Hz. Muhammed'in vekili olarak Müslümanların imamlığını ve şeriatın koruyuculuğunu yapmakla görevli kimse. *
2 . * *Hükümdar. *
3 . * *Osmanlı padişahlarının kullandıkları unvanlardan biri.

Sevgilerimle.

05-07-2007 20:58

Re: müslümanlar yahudi kralınamı secde etti
 
müslümanların bu oryantalist yaklaşımı beni deli edecek, her konuda mutlaka çevirecek
bir taraf buluyorlar *:o


Sevgili invitato

senin peygamberin kudüs'e dönüp secde ettiğinde medine'de idi, şimdi google eart dan
bak bakalım medineden kuduse dönülünce kabe ne tarafa düşüyor.

islamın temsilcisi muhammed, islamın merkezine arkasını dönerek yahudi kutsalına
secde ediyor ve siz buna bile kılıf peşindesiniz, helal olsun yani ! tebrik ederim.

hiramusta 06-07-2007 09:37

Re: müslümanlar yahudi kralınamı secde etti
 
Ne demiş Müslüm baba? "herşeyin bir sebebi var." :) Evet arkadaşlar herşeyin bir sebebi var.Kıblenin değişmesinin de bir sebebi var.İnsanlar Allah tarafından zenginlikle-fakirlikle,hastalıkla-sağlıkla,barışla-savaşla imtihan edildiği gibi kökleşmiş,kemikleşmiş inançlarıylada imtihan edilirler.İnsanlar iman ettiğini söylüyorlar ama acaba gerçekten eski batıl inancını terkedebilmiş mi?Yeni inancına eski inancından kalan şirk kırıntılarını sokuyor mu? Vs...Medine'de Yahudi kökenli İslam'a girmiş ehl-i kitapta vardı girmemiş ehl-i kitapta vardı.Bunlar kıble olarak Süleyman mabedinin kabul edilmesinden son derece hoşnuttular.O mabet aynı zaman Yahudi ve Hristiyanların da kıblesiydi.İnanmayan yahudiler için kıblenin değişmesi konusunda İslam açısından bir problem yok...Amma İslam'ı seçmiş yahudi kökenliler için kıblenin yeryüzünde Allah'a ibadet için inşa edilen ilk mabet olan Mescid-i Haram'ın *seçilmesi bir sorun teşkil ediyorsa,işte orada İslam açısından bir problem vardır.Bu problem nedir?İslam toplumunda oluşan iman ve teslimiyet problemidir.İşte böyle bir problemin var olup olmadığı,bunu ancak denemekle anlaşılabilirdi.

Böylece biz sizi, insanlara şahid (ve örnek) olmanız için orta bir ümmet kıldık; Peygamber de üzerinizde bir şahid olsun. Senin üzerinde bulunduğun (yönü, Ka'be'yi) kıble yapmamız, elçiye uyanları, topukları üzerinde gerisin geri dönenlerden ayırdetmek içindir. Doğrusu (bu,) *Allah'ın hidayete ilettiklerinin dışında kalanlar için büyük (bir yük)tür. Allah, imanınızı boşa çıkaracak değildir. Şüphesiz, Allah, insanlara şefkat edendir, esirgeyendir. *(2/143)

Sonun da Allah,Resulünün temennisini kabul etmiş ve gönderdiği vahiyle birlikte kıble değiştirilmiştir.

Biz, senin yüzünü çok defa göğe doğru çevirip- durduğunu görüyoruz. Şimdi elbette seni hoşnud olacağın kıbleye çevireceğiz. Artık yüzünü Mescid-i Haram yönüne çevir. Her nerede bulunursanız, yüzünüzü onun yönüne çevirin. Şüphesiz, kendilerine kitap verilenler, tartışmasız bunun Rablerinden bir gerçek (hak) olduğunu elbette bilirler. Allah, yaptıklarınızdan gafil değildir. *(2/144)

Nitekim korkulan olmamış.İslam'ı seçen yahudiler arasında kıble değişikliği sonrasında bir iman ve teslimiyet zaafiyeti yaşanmamıştır.Bunun sonucunda İslam toplumu saflarını daha bir sağlamlaştırmıştır.

ozgur_beyin 06-07-2007 12:16

Re: müslümanlar yahudi kralınamı secde etti
 
sevgili hira bu'' imtihan'' meselinin *, ne kadar mantıksız olduğunu kavrayamıyormusun?
her insan körü sakatı hastası dertlisi........v.s. hep imtihanda ,gaybı bilen allah imtihan ve sonuçlarını bilmiyormu.?
neticesi baştan belli bir imtihan ,imtihan sayılırmı.bu kadar hiç bir mesnedi olmayan bu'' imtihan'' masalına nasıl sarılıyorsunuz kavramakta zorlanıyorum.
gerçi bu tip meseleler islamı zora koşan konulardır. ameliyat dikişleridir fazla gerdinmi dikişler patlıyor.
onun için ULEMA! bu dikişleri fazla zorlamamak için te-vil silahını kullanıyor.
yok efendim öyle değil böyleydi sepet efendim ahanda böyleydi ,saçmalıkları

frodo 06-07-2007 12:37

Re: müslümanlar yahudi kralınamı secde etti
 
Artık forumlarda yazarken Allah demeyeceğim. Sanırım "Sınavcı" daha uygun. Neymiş ? Sınavcı
islama gönül verenleri önce Yahudilerin ve Hıristiyanların kıblesine döndürmüş. Neden diyeceksin ?
Çünkü ne kadar islam üzerine olduklarını kontrol edeceği bir sınav hazırlamış. Bir anda kıblenin yönünü Mescidi Haram'a döndürecek bu dönme işlemi sırasında dönemeyenler olunca çürük elmalar ortaya çıkacakmış. Aslında zamandan ve mekandan münezzeh olan "o" sonuçları sınavı yapmadan önce bilmekteymiş ama yine de işe şeytan karışır belki diyerek bu sınavı yapmışmış...

Kimdi "Sen mi yarattın, sen mi yarattın, kula kulluk edeni sen mi yarattın" diye soran baba ?

06-07-2007 14:29

Re: müslümanlar yahudi kralınamı secde etti
 
Alıntı:

Ne demiş Müslüm baba? "herşeyin bir sebebi var."
haklısın hiramusta, herşeyin bir sebebi var, muhammed yahudileri mekkedekiler gibi
kz zannetti kandırırım zannetti ama yahudiler bu numarayı yutmadı.

sevgili frodo

çürük elma benzetmen ilkokul yıllarımı hatırlattı, sınavcı nın oyununa benzer bir oyun oynardık.

öğretmen tüm sınıfı dışarda toplar aynı anda '' otur - kalk '' komutları verirdi, sıralamayı şaşırıp
ayakta kalanlar yada yerde kalanlar oyun dışında kalırdı. hiramustanın tanrısıda demekki bu
oyunu severdi.

bak şimdi aynen böyle olmuştur

allah: KUDÜS ! - MEKKE - KUDÜS !! aaa olmadı ebubekir sen şaşaırdın, çık bakim oyundan
hadi cemmat bi daha !!

allah: MEKKE !! *:twisted: hımmm muhammed bak bi daha şaşırırsan peygamber demem atarım * * * * KUDÜS ! !! *zeyd ! yavrum senin aklın nerde, çık dışarı, hep şaşırıyorsun

zeyd: sevgili allahım zeyneb bu günlerde çok tuhaf davranıyor aklım hep orda, söz bi daha
şaşırmam

allah: peki peki geç bakalım ,,,, KUDÜS !! aaa zeyd çık bakım çık * *,,,,,,,,,,,,,,,,,

gibi olmuştur heralde , güzel oyun aslında , keşke bizde yaşasaymışık o zamanda

dilaver 06-07-2007 14:36

Re: müslümanlar yahudi kralınamı secde etti
 
Kıble olayının dört temel sebebi görülüyor :

* * Birincisi Muhammed' in başlangıçta Yahudiler'in de kendisine inanacagı umudu içerisinde iken gelişen süreç içerisinde, bunun olanaksızlıgını kavraması, yani Yahudileri kendine baglama stratejisinden vaz geçmesi.

* * *İkincisi, farklı dinlerden insanların yaşadıgı Medine'de, Müslümanları biçimsel olarak ayırıcı araçlara gereksinim duyması.

* * * Üçüncüsü Mekkeden zulüm yüzünden göç eden Muhammed yandaşlarının Mekke'ye olan özlemleri ile orayı fethetmek için dinsel bir gerekçeye gereksinim duyulması

* * * Dördüncüsü Ömer gibi ileri gelenlerin telkinleri. Dikkat edilirse pek çok olayda Ömer Allah'tan daha önce davranıyor. Ömer söylüyor ve peşinden Allah Ömerin dogru olduguna kanaaat getiriyor ve ayet iniyor. Bu da Ömer' in din yapıcı konumunu gösteriyor. İlginç ve düşündürücü olması gerektigini zannediyorum.


* * * *saygılarımla

Neva 17-06-2012 03:00

Guncelleme.

upuaut 17-06-2012 05:40

Öncelikle tartışmayı başlatan arkadaşı bizi bilmediğimiz bir konuda bilgilendirdiği için hem teşekkür hem de tebrik ederiz.

Kuran Emperyalizmi

Kuran'daki ayetleri sözlerini anlamadan bir tekerleme olarak okuyan insanlar (ki bu durum günümüzde de geçerlidir. Dilini anlamadığımız bir yayını izlerken ya da dinlerken aynı şeyi yaparız. Örneğin İspanyolca bilmeyen birinin çok sevdiği İspanyolca bir şarkının sözlerini ağzıyla bir tekerleme gibi söylemesi gibi. Ama bu durum ona bir şey kazandırmaz), bu ayetlerin gerçekte karşılığı nedir merak etmediler. Etmedikleri gibi, bilmeden Kuran emperyalizmine hizmet ettiler. Ama şimdi, bu emperyalizmin de sonu geldi. Çünkü Kuran ayetlerinin karşılıkları günümüzde teker teker ortaya çıkmaya başladı.

Bildiğiniz gibi Kıble orijin olarak seçilen bir yere (ki bu bir yapıdır) göre yapılır. Fakat Muhammed zamanında orijin olarak seçilen Mescid-i Aksa diye bir yer yok. O zaman ilk müslümanlar kıble olarak hangi yöne secde ettiler? Çünkü Kuran'da Kıble için kesin bir yer (Kabe) adı geçiyor ve ilk müslümanlar çölde nerede olursa olsunlar, cepheleri Kabe'ye dönük olarak namaz kılıyorlardı. Peki ya şu "Çağrı" filminde bize Medine'ye Hicret'te gösterilen Mescid'e ne demeli?

Şimdi gözünüzün önüne bir Mescid-i Aksa olmadan ilk müslümanların ibadet etmeleri ile Fethullah Gülen'in bir programda Yahudiler'in makatlarını sallayarak Ağlama Duvarı'nda ibadet etttiklerini söylemesini yanyana getirin ve bana Kuran emperyalizminin olup olmadığını söyleyin. Kuran emperyalizmi bal gibi de var. Yok diyenin alnını karışlarım.

İkinci olarak, Mescid-i Aksa'nın Muhammed zamanında mevcut olmadığına ek olarak bir başka bulgu vereceğim.

Mescid-i Aksa'nın ortasında bulunan büyük bir kayanın üzerine 8 yönde yazılmış Arapça Küfi yazılar ne zaman yazılmış, biliyor musunuz? Hicri Takvime göre göre 72, Miladi Takvime göre ise 792 yılında yazılmıştır. Bu tarih Muhammed'in ölümünden 160 yıl sonraya karşılık gelir. Peki o zaman, Muhammed zamanında Mescid-i Aksa var idiyse, o zaman neden bu Arapça yazılar ölümünden 160 yıl sonra oraya yazıldı? Demek ki Muhammed zamanında Mescid-i Aksa diye bir yer yok. Zaten Kuran demek emperyalizm demektir.

Bu arada Ömer Kudüs'ü İsra 7'ye göre çoktan işgal etmiş, oraya Mescid-i Aksa'yı dikmişti bile. Ama yapıyı yani Kuran'ı taçlandıracak bir şey eksik idi. Bu da, 792 yılında kayanın 8 yönüne Küfi tarzında İslami Arapça yazılar ile (ki bunun anlamı burası bize aittir, demektir) yerine getirilmiştir.

bozok6666 17-06-2012 07:55

Mescidi Aksa Hz Süleyman zamanın ilk inşası yapıldı hz Ömer tarafından yeniden inşa edildi hz süleyman müslümanların kabul ettiği bir peygamber sorun nerde çözemedim .

upuaut 17-06-2012 19:35

Tevrat'tan çalıntı din: İslamiyet
 
Alıntı:

bozok6666´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 441036)
Mescidi Aksa Hz Süleyman zamanın ilk inşası yapıldı hz Ömer tarafından yeniden inşa edildi hz süleyman müslümanların kabul ettiği bir peygamber sorun nerde çözemedim .

Bak, şimdi sana vereceğim bilgilerle Mescid-i Aksa'nın ne zaman inşaa edilmiş olduğunu çözeceksin.

1. En büyük Hadis koleksiyonu olan ve Kuran'dan sonra ikinci önemli kitap olarak anılan Buhari'nin hadislerinde Muhammed'in şu sözünü okuyoruz:

Abu Dar şöyle rivayet etti:

Ben dedim: "Ey Resulullah! Yeryüzünde yapılan ilk camii hangisi idi?" O da dedi: "(Mekke'deki) Mescidi Haram." Ve ben sordum: "Ya ondan sonra hangisi yapıldı?". O da cevap verdi: "(Yeruşalim'deki) Mescidi Aksa". Ben gene sordum: "Onların yapılmasının arasında ne kadar zaman geçti?" O da, "Kırk sene" diye cevap verdi... (Sahih Buhari, cilt 4, kitap 55, hadis 636)

2. Davut (M.Ö. 1000-962) Kenanlılar'a ait olan Zion (Kudüs) kalesini ele geçirerek burayı kendine başkent yapar. Tanrı'nın "10 Emri"ni içeren sandukayı buraya getirerek büyük bir tapınak inşa etmeye karar verir. Ancak Peygamber Natan onu bu kararından vazgeçirir (Tapınağı, Davut'un oğlu Süleyman inşa edecektir).

Bu bilgilere göre (ki kaynaklara ulaşabilmek için madde başılıklarını tıklamanız yeterlidir), Mekke'deki Kabe'nin ne zaman yapıldığı bilinmiyor; oysa kudüs'teki Mescidi Aksa hakkında kesin tarih bilgilerimiz var. Onu Kral Süleyman M.Ö. 953'te tamamladı. Fakat Yahudiler Mescid-i Aksa'nın Süleyman Mabedi kalıntıları üzerine -Kral Herodot'un restorasyonundan sonraki hâli üzerine- bina edildiğini söylerler.

Mescid'in (Mescid-i Aksa) İnşaası

Kral Davut döneminde inşaasına başlanan Mescid-i Aksa oğlu Süleyman tarafından inşasına devam ettirilmiştir. Kuran Süleyman’ın insan gücüyle yapılamayacak işlerde cinlerden yardım aldığını Sebe suresinin 14. Ayeti ile kanıtlamıştır (!!!)

"Süleyman’ın ölümüne hükmettiğimiz zaman onun öldüğünü, ancak değneğini yiyen bir ağaç kurdu gösterdi. Yere yıkılınca anlaşıldı ki cinler gaybı bilselerdi o küçük düşürücü azap içinde kalmazlardı" (Sebe’ 14. Ayet).

Ayette: Süleyman’ın mabedin mihrabına çekilip asasına dayalı bir şekilde ibadeti sırasında öldüğünü bunu gören cinlerin Süleyman’ın ibadet ettiğini sanarak işlerine devam etmelerini sürdürdüklerini ancak asanın bir ağaç kurdu tarafından yenerek ortasından kırılmasıyla Süleyman’ın yere düşüşü ve bunun üzerine öldüğünün anlaşıldığı anlatılmaktadır.

Süleyman Mabedi yahut diğer adıyla Siyon Mabedi, Yahudi halkının ilk mabedi olarak kabul edilmektedir. İslam dinine inananlarca buraya "Beyti Makdis" de denilmektedir. M.S. 70 yıllarında bir Yahudi ayaklanmasını durdurmak için gelen Roma birlikleri mabedi ve kenti yıkarlar.

İlk Kıble

M.S 638 yılında Ömer döneminde Kudüs fethedilmiş ve Beyti Makdis’in yıkıntıları üzerine Mescid-i Aksa inşa ettirilmiştir. Mescid-i Aksa Türkçe'de "En uzak Mescid" anlamına gelir. Ömer’in Mescid-i Aksa’yı inşa ettirmesi nedenleri altında buraya duyulan dini maneviyat yatar. Çünkü Kâbe’den önce ilk kıble olarak bu topraklar "Kıble" kabul ediliyordu. Ayrıca Muhammed Recep Ayının 27. Gecesi, Mescid-i Haram’dan (Mekke) Burak isimli atıyla Mescid-i Aksa’nın (Kudüs) olduğu bölgeye getirilip oradan semaya yükselişi de inşa nedeninin sebeplerindendir:

"Ayetlerimizden bir kısmını ona göstermek için kulunu bir gece Mescid-i Haram’dan alıp çevresini mübarek kıldığımız Mescid-i Aksa’ya seyahat ettiren Allah, her türlü noksandan münezzehtir. Şüphesiz ki O her şeyi hakkıyla işiten, her şeyi hakkıyla görendir." (İsra 1.Ayet).

Sonuç: Demek ki yukarıdaki bilgilere göre Kabe bu mescid (Mescid-i Aksa)'ten 40 sene önce, yani M.Ö. 993 senesinde yapılmış olmalı. Bu da İbrahim'in hayatından 1100 sene sonradır. Bu durumda birisi yalan söylüyor: Ya Kuran ya da Buhari'nin hadisi. Yahudiler'in yalan söylemesi mümkün değil; çünkü onlar Tevrat'ta kendi tarihlerini anlatırlar. Yahudiler ve Hristiyanlar kendi Kutsal Kitapları'nın kendi tarihlerini anlattıklarını kabul ederler ve bundan da hiç gocunmazlar (Bkz. "Tarihte Tanrı Fikrinin Doğuşu" adlı makaleye).

Fakat biri var ki kesinlikle yalan söylüyor. Çünkü bırakın Kabe'nin M.Ö. 993 yılında yapılmasını, Kuran'ın dediği gibi İbrahim'in yaşadığı M.Ö. 2000 yılında yapılmış yeryüzündeki ilk mescid olsun. Bu durumda Müslümanlar ilk kıble olarak neden Mescid-i Aksa'yı seçti? Oysa Kabe ondan önce Mekke'de yerinde duruyordu ve ibadete hazırdı.

Anlaşılan o ki, Müslümanlar Süleyman Mabedi'ni ilk kıble olarak seçmekle Yahudiler'i kendi taraflarına çekmeyi başaramadıklarını görünce, Mekke'de ondan önce inşaa edilmiş ve ibadet için hazır olan Kabe'ye yöneldiler ve kıble olarak burayı seçtiler. Yani bir çeşit tavşan dağa küsmüş ama dağın bundan haberi olmamış gibi bir durumla karşı kaşıyayız. Yahudiler kendi aleyhlerinde olan bu olaylardan sonra ne Tevrat'larını değiştirdiler, ne de inançlarını. Onlar atalarının izinden gittiler.

Ben olsam; Müslümanlar'ın bu hırsızlıklarına (yeni din İslamiyet, Kuran ve diğer dini harekatlar) karşı yeni bir peygamber çıkarırdım ve onların ellerinden tüm kozları alırdım. Yahudiler işte bunu yapmadı.

upuaut 17-06-2012 21:52

İlk Müslümanlar'ın ataları Giza Piramitleri'ni nasıl ele geçirdiler?
 
Evet arkadaşlar, bir önceki mesajıma devam niteliğini taşıyan bilgilerimi bu mesajımda vermeye devam ediyorum.

Bildiğiniz gibi, Kuran'da yeryüzünde ilk inşa edilmiş mabed olarak "Kabe"nin adı geçer. Bu, İbrahim'in yaşadığı M.Ö. 2000 yılına denk düşer. İlk Müslümanlar'ın iddiasına göre, Kabe Mescid-i Aksa'dan önce inşa edilmiştir. Yahudiler'e göre Süleyman Mabed'i M.Ö. 953'te inşa edildi. Mescid-i Aksa ise Ömer döneminde Kudüs fethedildikten sonra M.S. 638'de Süleyman Mabedi'nin kalıntıları üzerine inşaa edildi.

Bu durumda karşımıza kendi içinde çelişki ya da zorbalık barındıran şu soruyla karşılaşıyoruz: İlk Müslümanlar ilk kıble olarak neden Mescid-i Aksa'yı seçti? Çünkü Kabe ondan önce Mekke'de yerinde duruyor ve ibadete hazırdı.

Demek ki, ilk Müslümanlar, nasıl ki kendi dinlerini oluştururken zorbalık yolunu seçtiler ise (ki "Muhammed" ismi bu amaç uğrunda yalnızca sembolik bir isimdir), aynı zorbalığı mabed seçiminde de yaptılar. İlkin, Süleyman Mabedi'ni ilk kıble olarak seçmekle Yahudiler'i kendi taraflarına çekmeye çalıştılar ama başarısız olduklarını görünce bundan vazgeçtiler ve Mekke'de ondan önce inşaa edilmiş ve ibadet için hazır olan Kabe'ye yöneldiler ve yeni kıble olarak burayı seçtiler. Yani ilk Müslümanlar kendi dinlerini, dolayısıyla Kuran'ı nasıl oluşturduysalar, Kuran içindekilerini de, örneğin "Mabed" seçimini de, aynı şekilde oluşturdular. Tabii ki inşa ederek değil, zor olan yolla, ele geçirerek...

Şimdi, aşağıda ilk Müslümanlar'ın ataları olan 4. Hanedanlık Mısır Kralları'ndan Khufu, Khafre ve Menkaure'nın Giza'daki piramitleri nasıl ele geçirdiklerini dehşet içinde okuyacak ve aynı şeyin ilk Müslümanlar tarafından yapılmış olduğunu görünce kendinize inanamayacaksınız.

İlk Müslümanlar'ın ataları Giza Piramitleri'ni nasıl ele geçirdiler?

Peki ya Herodot'un bu üç piramitin kurucusu olduğunu söylediği Khufu, Khafre, Menkaure hakkında anlattıkları?

Gerçekten de anlatılanlar nedir? Üçüncü piramite bağlanan tapınaklar ve geçit yolu, inşa ettirenin Menkaure olduğuna dair kanıtlar taşımaktadır; adını taşıyan birkaç yazıt ve onun Hathor ve bir başka tanrıça tarafından kucaklandığını gösteren birkaç güzel heykel. Ama tüm bunlar Menkaure'nın bitişik yapıları inşa ettirdiğine ve kendisini piramitle ilişkilendirdiğini göstermektedir, piramiti onun inşa ettirdiğini değil!

Zaten piramitin içinde ne bir yazı, ne bir heykel ve ne de süslenmiş bir duvar yoktur; sadece çıplak, net bir kesinlik. Varsayılan tek kanıtın da hatalı bir peşin hüküm olduğu anlaşılmıştır; üstünde "Menkaure" adının yazılı olduğu tahta tabut parçalarının, onun döneminden 2000 yıl sonraya ait olduğu, tabuta "uyan" mumyanın ilk Hristiyanlık döneminden kaldığı anlaşılmıştır. Dolayısıyla piramitin yaratılması ve inşasıyla ilgili olarak Menkaure'yı ya da herhangi bir Mısır Kralı'nı akla getirecek tek bir kanıt parçası bile yoktur.

İkinci piramit de aynı şekilde çırıl çıplaktır. Khafre'nın kartuşunu (Kraliyet adının içine yazıldığı oval çerçeve) taşıyan heykeller, sadece piramite bitişik tapınakların içinde bulunmuşlardı. Ama piramiti inşa ettirenin o olduğunu gösteren hiçbir şey yoktu.

Peki ya Khufu?

Tek bir istisna dışında, ki birazdan onun bir sahtecilik ürünü olduğunu açığa çıkaracağız (1), Büyük Piramiti inşa ettirenin o olduğuna dair tek kanıt, Herodot (ve yazılarına dayandıran bir Romalı Hukukçu) tarafından bildirilmiştir. Herodot onu, halkına geçit yolunu ve piramiti inşa etmeleri için 30 yıl köle eden bir hükümdar olarak tarif eder. Ancak diğer tüm kanıtlar Khufu'nun sadece 23 yıl hüküm sürdürdüğünü göstermektedir. Eğer en büyük mimar ve taş ustalarının bahşedildiği böylesine büyük bir kurucu idiyse, onun gerçek boyuttan büyük heykelleri nerededir?

Bir tanesi bile yoktur ve böylesi anıtsal kalıntıların yokluğunda, Khufu aslında hiç de büyük değil sıradan bir inşa ettirici gibi görünmektedir. Ama aklına parlak bir fikir gelmişti; tahminimizce, basamaklı piramitlerin un ufak olmuş çamur tuğlalarından yapılma kaplamalarını, Meidum'daki çökmüş piramiti, Snefru'nun ikinci piramitinin doğru olmayan eğimini gördüğünde, Khufu'nun aklına harika bir fikir geldi. Orada, Giza'da mükemmel ve sahipsiz piramitler durmaktaydı. Onlardan birine "Sonraki Yaşama Yolculuk"u için gerekli olan cenaze tapınaklarından birini bitiştirmek için Tanrılar'dan izin alamaz mıydı? Piramite zara gelmeyecekti; muhtemelen Khufu'nun gömülü olduğu Vadi Tapınağı da dahil tüm tapınaklar dışarıdaydı; Büyük Piramit'e bitişikti ama ona dokunmuyordu bile. Böylece Büyük Piramit Khufu'nun diye bilinegeldi.

Khufu'nun ardılı Djedefre babasının fikrine uymadı ve kendi piramitini tıpkı Snefru gibi yaptırmaya karar verdi. Peki ama niçin babasınınkinin yerine Giza'nın kuzeyine dikmişti (2). En basit açıklama Giza'nın zaten üç eski piramit ve Khufu tarafından yakınlarına dikilen uydu yapılar tarafından çoktan doldurulmuş olmasıydı...

Djedefre'nin başarısızlığına tanık olan bir sonraki Mısır Kralı Khafre, Khufu'nun çözümünü tercih etti. Bir piramit diktirme zamanı geldiğinde, kendisi zaten hazır olan ikinci büyük piramit ile ilişkilendirmek için çevresini kendi tapınak ve uydularıyla donatmada bir sakınca görmedi. Onun arkasından gelen Menkaure ise geride kalan tek boş piramit ile, üçüncü piramit ile kendisini ilişkilendirdi.

Hazırdaki piramitlere bu şekilde el konulunca onları izleyen Mısır Kralları da piramitleri zor olan yolla elde etmeye mecbur kaldılar yani onları inşa etmeye kalkışarak... Bunu daha önce de deneyenler (Djoser, Snefru, Djedefre), onların gayretleri de üç eski piramitin başarısız taklitleri olarak son buldu.

Dipnot:

1. Sitchin burada Khufu adına üretilmiş sahtecilik ürününü 1850'de Fransız Ejiptolog Auguste Mariette tarafından Büyük Piramit yakınlarındaki İsis Tapınağı'nda bulunan "Envanter Stela"sı ile kanıtlamaktadır.

2. Sitchin'in buradaki tahmini doğru değildir. Çünkü Khufu'nun 9 oğlu ve 5 kızı vardı. Khufu'nun ilk oğlu Kawab ve ikinci büyük oğlu Djedefre idi. Bu konu hatta 2008'te dünyanın hemen her tarafından gelen Ejiptologlar'ın bir televizyon programında bile tartışıldı. Tevrat'taki "İlk Oğulluk Hakkı" bölümünden anladığımıza göre Khufu'dan sonra tahta ilk oğlu Kawab'ın geçmesi gerekiyordu, ancak Kawab ile Djedefre arasındaki taht çekişmesi bilinmeyen bir sebeple Kawab ölür ve Djedefre'ye geçer. Djedefre piramitini babası Khufu'nun sahip olduğu Giza yerine, Giza'nın 8 KM uzaklığındaki kuzeybatısındaki Abu Rowash tepesine diker. Bu tepe Giza Platosu'ndan 80 M yüksekliktedir ve Djedefre piramitinin yapımına başlandığında Giza'daki Menkaure Piramit'nin boyutlarında başlanmış ve ilk 8 taş sırası konulmuştur. Sonra Djedefre bu şekilde 8 yıl tahtta kaldıktan sonra, tahta Khafre geçti ve piramiti tamamlanamadı. Eğer Djedefre'nin piramiti tamamlanmış olsaydı, piramitinin yüksekliği babası Khufu'nun Giza'daki Büyük Piramit'in yüksekliğini geçecek ve böylece, Djedefre babasını geçmiş olacaktı. İşte Djedefre'nin tek arzusu bu idi!

Kaynak: Zecharia Sitchin: Gökyüzüne Merdiven/Bölüm 13: Firavunun Adıyla Oynamak, Sayfa: 341-343.

Not: Zecharia Sitchin bir Rus Yahudisi olup Amerikalı Oryantalist'tir. Fakat Sitchin'in araştırma sonuçlarına güvenim tamdır. Yani kendimden şüphe ederim ama onun araştırma sonuçlarından şüphe etmem. Sitchin tüm dünyada parmakla gösterilebilinecek birkaç Yahudi'den biridir. Sitchin 2 yıl önce öldü, üzüntümüz sonsuzdur. Güvendiğim bir başka Yahudi, "Ejiptolojinin Babası" olarak anılan W.M. Flinders Petrie'dir.

Bunlar bana tüm Yahudiler içinde ilk Müslümanlardan önceki "Hanif"ler gibi gelir. Bu zamanda doğru sözlü bir insan, hele hele bir Yahudi bulabilmek, adeta mumla aramak gibi bir iş!

upuaut 18-06-2012 01:07

İlk Müslümanlar "Mescid" olarak bir kaya blokuna mı tapıyorlardı?
 
İlk Müslümanlar'ın ilk kıble olarak seçtiği yeri anlayabilmeniz için karşılaştırmalı bir çalışma yapmanın faydalı olduğu kanısındayım. Aşağıda buna ilişkin güzel bir karşılaştırma çalışması yapılmıştır.

1. Giza Platosu'ndaki Bitik Piramit: G1-d.

Kuran'da İsra-1 ve 7'de "Mescid" olarak geçen yapının ne olduğunu anlayabilmeniz için, size Büyük Piramit'in yanındaki bir uydu piramitle yanıt vermek istiyorum. Umarım, bu güzel örnekle ilk Müslümanlar'ın ilk kıble olarak nereyi seçtiğini anlamış olursunuz.

G1-d uydu piramiti Büyük Piramit'in tam güneydoğu köşesindedir. Bu resimde G1-d piramiti, 2 taş sırası yükseltisiyle yalnızca temeli kalmış vaziyette en öndeki piramit olarak gözüküyor. Fakat bu 2 taş sırasındaki taşlar (resimde görüldüğü gibi) yenidir. Khufu zamanında yapılmış bu uydu piramit yıkılmış ve çok sonraki hanedanlıklar tarafından yeniden ele alınmış, ancak onlar da piramiti 2 taş sırası yükselttikten sonra vazgeçmişler. Bu piramitin 1981'de yapılan ölçümlere göre tabanı 21.75 M ve yüksekliği 13.80 M (!) dir. Mısır Eski Eserler Baş Müfettişi Zahi Hawass bu uydu piramit hakkında hazırlattığı bir yayında piramit için bu ölçüleri baz alır. Fakat 1865'te Symth ve 1883'te de Petrie Giza Platosu'nda çalışırken bu piramitten söz etmezler bile! Bu araştırmacılar yalnızca 9 piramitten söz ederler. Dolayısıyla bu piramitin ölçülemiyen h=13.80 M'lik yüksekliği geçerli değildir. Eğer siz, bu yüksekliği geçerli olarak kabul ederseniz, bu piramitin eğiminin Büyük Piramit'in eğimiyle aynı olduğunu görürsünüz ki, bu, daha baştan kabul edilemez bir sonuçtur. Çünkü bu haldeyken, G1-d uydu piramitinin Büyük Piramit'n küçük bir kopyası olduğunu kabul etmemiz gerekiyor. Oysa G1-a, G1-b, G1-c uydu piramitlerinde böyle bir şey söz konusu bile değil!

1865'te Kraliyet Astronomu Prof. Piazzi Symth "Büyük Piramit'teki Mirasımız (Our Inheritance in the Great Pyramid)" ve 1883'te de Ejiptolojinin Babası olarak bilinen W.M. Flinders Petrie "Giza Piramitleri ve Tapınakları (The Temples and pyramids of Gizeh)" adlı eserlerinde Giza Platosu'nda 9 piramittten söz ederler. Bunlardan ilk üçü Khufu Piramiti (ya da Büyük Piramiti), Khafre Piramiti ve Menkaure Piramiti'dir. İkinci üçlü Khufu Piramiti'nin güneydoğusundaki 3 uydu piramit ve son üçlü de Menkaure Piramiti'nin güneybatısındaki 3 uydu piramittir. Bu, "9. Kapı" filmindeki gibi 3 kere 3 demek olup, 9 yapar.

Fakat Giza Platosu'nda bunların dışında 2 uydu piramit daha var ki, bu küçük piramitlerinin yalnızca temeli mevcuttur. Bunlardan biri yukarıdaki resimde temelde 2 taş sırası yüksekliğiyle görülen ve "G1d" koduyla uydu piramittir, diğeri ise Khafre Piramit'nin güneyindeki uydu piramittir. Bunun da G1d uydu piramiti gibi sadece temeli olup, yüksekliği yoktur. Petrie bu piramitlerden söz etmez bile. Çünkü günümüzde de yalnızca temeli kalmış bu uydu piramitlerde ölçü alınabilecek herhangi bir yer yoktur. Bu nedenle Wikipeida'da Büyük Piramiti'n güneydoğu köşesindeki G1-a, G1-b, G1-c Piramiti'ne ait kaynak varken, G1-d Piramiti'ne ait hiçbir kaynak bulamazsınız. Merak etmeyin, bu durum sadece Wikipedia'da değil, tüm internet kaynaklarında böyledir. Yani internette G1-d Piramiti'ne ait kolay kolay kaynak bulamazsınız. Bu piramite ait kaynağı ancak Zahi Hawass (Mısır Eski Eserler Baş Müfettişi)'da bulabilirsiniz. Çünkü yukarıdaki resimde görülen bu piramit bitmiş be, kardeşim!

2. Muhammed zamanındaki Mescid

Muhammed zamanında ilk kıble olarak kabul edilen "Mescid (Süleyman Mabedi)"e ait kalıntılar aşağıdaki resimde görülüyor.


M.S. 70'de Romalılar'ın Kudüs'ü işgal etmesiyle Kudüs ve yukarıdaki resmi görülen Mabed yerle bir edilir. Bu yerle bir ediş sonrasında 3 boyutlu olarak bir resmi çıkarılan yukarıdaki resimde görülen büyük bir kaya bloğu kalmıştır. Muhammed zamanında ilk kıble olarak seçilen Mabed yerine, kala kala bu koskoca kaya bloğu kalmıştır. İlk Müslümanlar ilk kıble olarak bu kayaya mı taptılar? Şimdiki Müslümanlar neden bu durumu sorgulamazlar? Çünkü şekilde görüldüğü gibi Muhammed zamanında ortada bir Mabed yoktu; yalnızca bu kaya parçası vardı. Yukarıda da gördük ki, yalnızca temeli kalan G1-d Uydu Piramiti'nin ölçülecek (tabanı hariç) hiçbir tarafı kalmadığından, bu uydu piramite hiçbir araştırmacı önem vermemiş idi. Buradan da Kuran'da "Mescid-i Aksa" olarak lanse edilen "Mescid"in yerinde yeller estiğini ama ilk kıble olarak seçilmesiyle G1-d'nin aksine, özel bir önem verildiği sonucu çıkar.

Evet, Müslüman kardeşler, sizin bu soruya geçerli bir yanıt vermeniz gerekiyor. Çünkü yalan-dolanla bir din olmaz. Eğer olur diyorsanız, tüm dünyanın bunu bilmeye hakkı var!

upuaut 19-06-2012 04:45

Tarihi kayıtlarla Müslümanlar'ın ilk kıblesinin durumu
 
Arkadaşlar, ilk Müslümanlar'ın ilk kıble olarak seçtiği yerde problem var. Şöyle ki: Bir önceki mesajımdaki 3 boyutlu olarak resmi çıkarılan Mescid-i Aksa'nın tam ortasındaki kaya bloğu Süleyman Mebed'inden kalma değil, İsrail Kralı Herod zamanından kalma imiş. Bu durumda Kuran'daki İsra-1 ayetinde "Mescid" adıyla anılan yerin durumu içler acısı bir halde olduğu görülüyor.

Sözkonusu bu ayete göre ilk Müslümanlar ilk kıble olarak bu "Mescid"in adını anıyorlardı. Şimdiki Kuran meallerinde ise bu mescid "Mescid-i Aksa" olarak bilinir. Fakat Muhammed zamanında ortalıkta mescid adına yalnızca bu kaya bloğu ayaktadır ve bu kaya bloğu da İsrail Kralı Hirodes (Herod) zamanında kalmadır.

Hirodes kimdir?

Hirodes (M.Ö. 74-4), aynı zamanda "I. Hirodes" veya "Büyük Hirodes" adıyla bilinen ve Roma İmparatorluğu tarafından Yahudiye eyaletine atanan Yahudi Kralı'dır.

Hayat hikâyesinin detaylarına en iyi M.S. 1. yüzyıl Yahudi tarihçisi Josephus'un çalışmalarında rastlanır. Bir çok insan için, Hirodes hakkında en iyi bilinen şey Matta İncili bölüm 2'de, Yeramya 31:15'ten nakille anlatılan "Masumların Katli" hikâyesidir.

Kapak (Uyarı): Bir de Tevrat ve İncil'in Yahudiler'in tarihlerini anlattığına kimse inanmaz. Oysa Hirodes hakkındaki en kesin bilgileri Matta İncili'nden alıyoruz.

Neyse, anlayan anladı. Hirodes M.Ö. 36'da Kudüs'ü işgal ettikten M.Ö. 20 civarlarında "Süleyman Tapınağı (İlk Tapınak)"nın üzerine "Herod Tapınağı (İkinci Tapınak)"nı inşaa ettirdi. Çünkü ilk tapınak M.Ö. 586'da Babil Hükümdarı Nabukadnezar tarafından yok edilmişti.

Herod Tapınağı'nın modeli (İkinci Tapınağın renövasyonu). Bu ikinci tapınak ilk tapınağın üzerine inşaa edildi, İsrail Müzesi.

Fakat bu ikinci tapınak da Kudüs ile birlikte M.S. 70'deki Romalılar'ın saldırısı üzerine yerle bir edilir. Bu saldırıdan sonra ikinci tapınaktan Muhammed zamanına ve tabii ki günümüze kadar ulaşan kalıntı, aşağıda 3-boyutlu resmi çıkarılan büyük bir kaya bloğudur.

Mescid-i Aksa'nın 3 boyutlu içten görünüşü. Mescidin ortasındaki kaya bloğu Büyük Herod (M.Ö. 74-4) zamanından kalmadır. Muhammed zamanında ilk kıble olarak seçilen bu yerde yalnızca resimdeki büyük kaya bloğu ve muhtemelen birkaç kaya bloğu daha vardı.

Bu durumda bizim şu soruları sormamız ve yanıtlarını teker teker almamız gerekiyor:

Soru 1: İlk Müslümanlar ilk kıble olarak neden Mescid-i Aksa'yı seçti?

Yanıt: Bu sorunun yanıtı için tarih kitaplarımızı karıştırmamız ve birkaç tarihi kayıt bulmamız gerekiyor. Bu kayıtlar şunlardır:

Kanıt 1: Kuran'dan sonra en güvenilir kaynak olarak kabul edilen Buhari Hazretleri'nin "Hadisler" kitabında şöyle tarihi bir kayda rastlarız:

Abu Dar şöyle rivayet etti:

Ben dedim: "Ey Resulullah! Yeryüzünde yapılan ilk camii hangisi idi?" O da dedi: "(Mekke'deki) Mescidi Haram." Ve ben sordum: "Ya ondan sonra hangisi yapıldı?". O da cevap verdi: "(Yeruşalim'deki) Mescidi Aksa". Ben gene sordum: "Onların yapılmasının arasında ne kadar zaman geçti?" O da, "Kırk sene" diye cevap verdi... (Sahih Buhari, cilt 4, kitap 55, hadis 636)

Eğer bu, güvenilir tarihi bir kayıt ise o zaman Kudüs'teki İkinci Tapınak yıkık bir haldeyken Kabe'nin ayakta olduğu sonucu çıkar. Bu durumda ilk Müslümanlar'ın neden ilk kıble olarak İkinci tapınak'ı seçtikleri geçersiz hale gelir. Çünkü bu durumda ilk Müslümanlar'ın 4. Hanedanlık Mısır Kralları Khufu, Khafre ve Menkaure gibi hazır piramitlere, pardon Kabe'ye el koyup ilk kıble olarak burayı seçmeleri varken (ki kıble daha sonra buraya döner), neden ilk kıblenin İkinci Tapınak olarak seçilmiş olması sorusu herkesin kafasında ortaya çıkan şu sonuca götürür bizi:

Bu sonuçla, ilk Müslümanlar İkinci Tapınak'ı ilk kıble olarak seçmekle Yahudiler'i kendi taraflarına çekmeyi başaramadıklarını görünce, Mekke'de ondan önce inşaa edilmiş ve ibadet için hazır olan Kabe'ye yöneldiler ve kıble olarak burayı seçtiler. Yani bir çeşit tavşan dağa küsmüş ama dağın bundan haberi olmamış gibi bir durumla karşı kaşıyayız. Yahudiler kendi aleyhlerinde olan bu olaylardan sonra ne Tevrat'larını değiştirdiler, ne de inançlarını. Onlar atalarının izinden gittiler.

Bu tarihi kayıt ise Kabe'nin Muhammed zamanında olup olmadığını garanti etmez. Zaten Herodot'un zamanında Kabe yerinde yokmuş:

Kanıt 2: "Tarihin Babası" olarak anılan Herodot 9 ciltlik "Tarih" eserinde Arabistan'a gittiğini ve buradaki insanların gelenek ve göreneklerini anlatır, ve fakat, Kabe'den hiç bahsetmez.

Tarihçi Herodot M.Ö. 450 civarında Mısır'ı gezdikten sonra Arap Yarımadasına geçti. Arabistan'ı etraflıca gezen Herodot bir putperest ibadethanesi de olsa Kabe'yi göremez. Demek ki Herodot Arabistan'dayken Kabe yoktur ortalıklarda.

Oysa aynı Herodot, Eski Babil'i gezerken Etemenanki Tapınağı'nı görmüş ve bu zarif ve süslü tapınak hakkında son derece detaylı bilgiler vermiştir. Eğer aşağıdaki videoyu 5:52'den itibaren başlatırsanız, Herodot'un, elinde bastonuyla bu tapınağa geldiğini görebilirsiniz.


Biraz İngilizcesi olanlar Herodot'un "Tarih" kitabında Etemenanki Tapınağı hakkında anlatıklarını bu videodan izleme fırsatı bulabilirler.

Sonuçta, elimizdeki bu tarihi kayıtlara göre, tek güvenebileceğimiz kanıt, Buhari'ninkidir. Bu kayıt ise herşeyi gözler önüne sermekle kalmıyor, aynı zamanda başta sorduğumuz sorunun da yanıtı oluyor.

İşte bu sonuçla tartışmayı açan arkadaşın söyledikerinin hepsinin doğru olduğunu kabul etmemiz gerekir.

upuaut 19-06-2012 05:43

Hatalar
 
Arkadaşlar, bir önceki mesajımda birkaç hata var. Şimdi onları bu mesajımda düzelteceğim.

Hata 1: Kuran'daki İsra suresine baktığımda şu hatamın olduğunu gördüm:

Alıntı:

upuaut´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 441127)
Bu durumda Kuran'daki İsra-1 ayetinde "Mescid" adıyla anılan yerin durumu içler acısı bir halde olduğu görülüyor.

İsra-1:

1. Orijinali:

سُبْحَانَ الَّذى اَسْرٰى بِعَبْدِه لَيْلًا مِنَ الْمَسْجِدِ الْحَرَامِ اِلَى الْمَسْجِدِ الْاَقْصَا الَّذى بَارَكْنَا حَوْلَهُ لِنُرِيَهُ مِنْ اٰيَاتِنَا اِنَّهُ هُوَ السَّميعُ الْبَصيرُ

2. Okunuşu: Subhanellezi esra bi abdihi leylem minel mescidil harami ilel mescidil aksallezi barakna havlehu li nuriyehu min ayatina, innehu huves semiul besîr.

3. Meali (Diyanet): Kendisine âyetlerimizden bir kısmını gösterelim diye kulunu (Muhammed’i) bir gece Mescid-i Haram’dan çevresini bereketlendirdiğimiz Mescid-i Aksa’ya götüren Allah’ın şanı yücedir. Hiç şüphesiz O, hakkıyla işitendir, hakkıyla görendir.

Gördüğünüz gibi, bu ayette "Mescid" kelimesi "Mescid-i Haram" ve "Mescid-i Aksa" olarak geçer. Benim hatam ise, İsra-1 ile İsra-7'yi birbirine karıştırmamdır. Çünkü İsra-7'de geçen "Mescid" kelimesinin anlamı "Mescid-i Aksa"dır.

Şimdi bu doğru mu diye bir de İsra-7'ye bir bakalım.

İsra-7:

1. Orijinali:

اِنْ اَحْسَنْتُمْ اَحْسَنْتُمْ لِاَنْفُسِكُمْ وَاِنْ اَسَاْتُمْ فَلَهَا فَاِذَا جَاءَ وَعْدُ الْاٰخِرَةِ لِيَسُؤُا وُجُوهَكُمْ وَلِيَدْخُلُوا الْمَسْجِدَ كَمَا دَخَلُوهُ اَوَّلَ مَرَّةٍ وَلِيُتَبِّرُوا مَا عَلَوْا تَتْبيرًا


2. Okunuşu: İn ahsentum ahsentum li enfusikum ve in ese'tum feleha, fe iza cae va'dul ahirati li yesuu vucuhekum ve li yedhulul mescide kema dehaluhu evvele merrativ ve liyutebbiru ma alev tetbîra.

3. Meali (Diyanet): İyilik ederseniz kendinize iyilik etmiş olursunuz, kötülük yaparsanız yine kendinize yapmış olursunuz. İkinci bozgunculuğun zamanı gelince, yüzünüzü kara etsinler, daha önce girdikleri gibi yine mescide (Beyt-i Makdis’e) girsinler ve ellerine geçirdikleri her şeyi yerle bir etsinler diye (üzerinize yine düşmanlarınızı gönderdik.)

Demek ki bu ayetlere göre, özellikle İsra-1'e göre, ilk Müslümanlar'ın ilk kıblesi "Mescid-i Aksa" imiş. Bu yer İsra-7'de kısaltılmış olarak "Mescid" adıyla geçer. Fakat "Mescid-i Aksa" adıyla anılan yerin bir önceki mesajımızda Büyük Herod (M.Ö. 74-4)'un "İkinci Tapınak"ı olduğunu ve bu tapınağında da ilk Müslümanlar zamanında ne olduğunu, yani virane bir halde olduğunu hep birlikte görmüştük!

Bu durumda o zaman tartışmayı açan arkadaşın, başıma bela almayayım diye, nickini vermeden tartışmayı açtığı ve bizim de başımızın büyük bir belada olduğu sonucu çıkar.

Dikkat edin arkadaşlar, her an evinizden alınıp sorguya götürülebilirsiniz. Benden uyarması ve aynı zamanda kaçması.

upuaut 19-06-2012 18:53

SonuÇlar
 
Tüm Turan Dursun İslam Forumu Üyelerine,

Arkadaşlar bu tartışma böylece sonlandığına göre çıkan sonuçları vermek hepimizin görevidir. Bu nedenle ben tespit edebildiğim sonuçları aşağıya çıkarıyorum:

1. Hz. Muhammed, yanındaki bazı kimseler ve mescidden döndüğünü söyleyen bir kervan "Mescid" ya da Kuran'daki (İsra-1) bilinen adıyla "Mescid-i Aksa"ya hiç gitmediler! Bu bulgu tıpkı "We never went to the moon (Ay'a asla gitmedik!)" gibidir.

Hz. Muhammed ve Mescid-i Aksa'dan döndüğünü söyleyen sahabeler "Mescid"e hiç gitmemişlerdir. İsra-1 ayetinde bu mescid "Mescid-i Aksa" olarak geçer. Çünkü eğer bu kişiler, adına "Mescid-i Aksa" dedikleri "Mescid"e gitmiş olsaydılar, orada bir mescid değil, Yahudi Kralı Büyük Herod (M.Ö. 74-4)'un M.S. 70'teki Romalılar'ın saldırısı sonrası yerle bir olan "Herod Tapınağı (İkinci Tapınak (The Second Temple))"nın kalıntılarını görecekler ve bu şekilde sui zanda bulunmayacaklardı. İkinci Tapınak "Süleyman Tapınağı (Solomon's Temple)" ya da daha çok anılan adıyla "İlk Tapınak (The First Temple)"ın üzerine kurulmuştu.

Hadis kitaplarında Hz. Muhammed'in yolculuğu şöyle anlatılır:

Hz. Peygamber (s.a.v) Burak ile Beytü'l Makdis'e vardıktan sonra oradaki büyük ve sert kayadan (ki bu kaya bugün de orada durmaktadır. Fakat bu kaya birinci tapınaktan değil, ikinci tapınaktan kalma bir kalıntıdır) göğe çıkarıldı. Her bir gökte peygamberlerden biriyle görüştü, nice nice melekler gördü. Cennet ve cehennemin durumlarını gördü, Sidre-i Müntehâ'ya geçti, Allah'ın melekût âleminden bir çok acaib şeyler gördü. Nihayet beş vakit namazın farz kılınması emri ile aynı gecede geri döndü.

Sabahleyin Mescid-i Haram'a çıkıp Kureyş'e haber verdi. Hayret etmek ve kabul etmemekten kimi el çırpıyor, kimi elini başına koyuyordu. İman etmiş olanlardan bazıları dönüp dinden çıktı. Birtakım erkekler Ebû Bekir'e koştular.

Ebu Bekir; "Eğer o, bunu söylediyse şüphesiz doğrudur" dedi.

Onlar: "Onu bu konuda da mı tasdik ediyorsun?" dediler.

O da: "Ben onu bundan daha ötesinde tasdik ediyorum, sabah akşam gökten getirdiği haberleri yani peygamberliğini tasdik ediyorum" dedi. Bunun üzerine kendisine ödül olarak "Sıddık" unvanı verildi.

Kureyşliler içinde Beytü'l-Makdis'i o zamanki haliyle bilenler vardı. Bunlar, onun vasıfları ve durumuyla ilgili sorular sordular, tanımlamasını istediler. Derhal Hz. Peygambere Beytü'l-Makdis gösterildi. Bunun üzerine ona bakıp anlatıyordu.

"Gerçi Beytül-Makdis'i tanımlamada isabet etti." dediler.

Sonra, "Haydi bakalım bizim kervandan haber ver, o bizce daha önemlidir, onlardan bir şeyle karşılaştın mı?" dediler.

Peygamber (s.a.v): "Evet, falancanın kervanlarıyla karşılaştım, Revhâ'da idi. Bir deve kaybetmişler arıyorlardı. Yüklerinde bir su kadehi vardı. Susadım onu alıp su içtim ve yine eskiden olduğu gibi yerine koydum. Geldiklerinde sorun bakalım kadehte suyu bulmuşlar mı?" buyurdu.

"Bu da diğer bir alâmettir" dediler. Sonra sayıların, yüklerini ve görünüşlerini sordular.

Bu defa da kervan olduğu gibi Hz. Peygambere gösterildi ve sorduklarının hepsine cevap verdi ve buyurdu ki: "İçlerinde falan ve falan önde, boz renkte bir deve üzerinde dikilmiş iki harar olduğu halde falan gün güneşin doğması ile beraber gelirler".

Bunun üzerine:

"Bu da diğer bir âyettir" dediler ve o gün hızla Seniyye'ye doğru çıktılar. Güneş ne zaman doğacak da onu yalancı çıkaracağız diye bakıyorlardı. Derken içlerinden birisi:

"Güneş doğdu!" diye haykırdı. Diğer birisi de: "İşte kervan geliyor, önünde boz bir deve ve içlerinde falan ve falan da var, tıpkı (Hz. Muhammed'in) dediği gibi" dedi. Böyle olduğu halde yine iman etmediler de:

"Bu apaçık bir büyüdür."

dediler. Bazıları göğe yükselmenin de "Burak" üzerinde meydana geldiğini söylemişler ise de gerçek olan şudur: Mescid-i Aksâ'ya kadar İsrâ (gece yolculuğu) Burak ile olmuş. Ondan sonra Mirac, asansör kurulmuştur.

Astral (ruhsal) bir seyahat değil, astronomik bir yolculuk yapıldı!

Fakat Miraç gecesindeki yolculuğun ruhsal bir deneyim olduğu tezine karşı Schimmel gibi bazı araştırmacılar ayette kulunun ruhuyla değil, "kuluyla birlikte" seyahat ettiğini söylemişlerdir. Bazı İslam âlimleri de "Burak" adlı bineğin kullanılmasını Miraç'ın tamamen ruhsal bir deneyim olamayacağına kanıt olarak göstermişlerdir. Eğer böyle bir yolculuk gerçekleşmiş olsaydı, "Mescid" olarak anılan "Herod Tapınağı"nın virane bir halde olduğunu görmüş olacaklar ve buna göre tam bir tanımlamada bulunacaklardı. Ancak yukarıdaki rivayetlere bakıldığında, yalnızca "Gerçi Beytül-Makdis'i tanımlamada isabet etti." ifadesi vardır. Fakat burada Herod Tapınağı'nı tanımlayacak hiçbir bir bilgi yoktur. Bu tapınağa ait tek tanımlama "Hz. Peygamber (s.a.v) Burak ile Beytü'l Makdis'e vardıktan sonra oradaki büyük ve sert kayadan göğe çıkarıldı." ifadesinde vardır. Doğrudur; bu kaya bugün de orada durur. Ancak bu kaya birinci tapınaktan değil, ikinci tapınaktan yani Herod Tapınağı'ndan kalma bir kalıntıdır. Bunun dışında, tapınak tamamen yıkık bir halde olduğundan, orada muhtemelen birkaç kaya daha vardı.

Mekke'ye gelen kervandan kişiler, eğer tapınağı gördülerse tapınağın yıkık bir halde olduğunu ve ortasında kocaman bir kayanın durduğunu söylemiş olmalıdırlar. Fakat Hz. Muhammed ile kervan arasında geçen konuşmada tapınağa ait hiçbir tanımlama yoktur; yalnızca, kendi aralarında gizli bir sözleşme gereği al gülüm-ver gülüm oyunu oynuyorlar. Bu oyuna gelenler Hz. Muhammed'in yanında yer alıyorlar ve Hz. Ebubekir'in de gözü kapalı verdiği onay sonrasında büyük bir oranda göçme oluyor. Fakat dikkat ediniz; bu olay sonunda Hz. Ebubekir'e "Sıddık (Güvenilir)" ünvanı verildiğine.

Oyuna gelmeyen Kureyşliler (ki Hz. Muhammed,onun tarafında yer alanlar (örneğin Hz. Ebubekir. O bu olayı göçü kapalı tasdik etti) ve oyuna gelenler, bunlara itici bir ad olan "Müşrik" derler. Bir çeşit "Putperest" gibi bir şey), ya tapınağın o günkü durumunu iyi biliyorlar, dolayısıyla orada bir tapınmanın mümkün olmadığını biliyorlardı ya da Miraç gecesinde yaşanan akılalmaz olayları kavrayamadılar. Bizce, her ikisi de oldu ve doğru ile yanlışın iç içe geçtiği travmatik bir durum meydana geldi. Ama ne olursa olsun, Hz. Muhammed'in sabahleyin Kureyşliler'e gece yaşadığı olayları anlatınca bakın neler oldu:

"Hz. Muhammed sabahleyin Mescid-i Haram'a çıkıp Kureyş'e haber verdi. Hayret etmek ve kabul etmemekten kimi el çırpıyor, kimi elini başına koyuyordu. İman etmiş olanlardan bazıları dönüp dinden çıktı. Birtakım erkekler Ebû Bekir'e koştular."

Bizce, Hz. Muhammed'in travma geçiren Kureyş halkına (ki kendisi de bir Kureyşli idi) gerçekleri tüm açıklığıyla anlatması ve hala travma geçiren Kureyşli bir kardeşi varsa, birkaç seans daha düzenlemesi gerekiyordu. Yani bu travmatik problemi çözene kadar üzerinde çalışması gerekiyordu. Biz, yukarıda en detaylı bir şekilde anlatılan rivayetlerde bu durumu göremiyoruz. Göremediğimiz gibi, Hz. Muhammed'in kendi Kureyş halkı arasında bir ikilik yaptığına şahit oluyoruz. Burada ilginç olan şey şu ki: Günümüzde siyasette yükselmeyen insanların eski de olsa hala aynı metodu kullanıyor olmasıdır.

Aslında yukarıda rivayetlerde anlatılanlara göre tam bir çelişki vardır ya da bir art niyet. Çünkü benzer bir durum Eski Mısır'da olduğunda, örneğin piramitlerde, 4. Hanedanlık'a mensup Khufu, Khafre ve Menkaure (ki bunların herbiri Eski Mısır'ın en büyük Mısır Kralı idi. İlk başlarda bu Mısır Kralları'ndan nefret ediyordum ama zamanla "kurbanın tuzağını sevmesi gibi" ben de bu krallara karşı aşırı bir düşkünlük başladı. Çünkü ne de olsa onları anlamaya çalışıyorum) Giza'daki 3 piramite sırayla el koyduktan sonra, herbiri kendi piramitinin çevresini tapınak ve uydu piramitlerle donattı. Sonraki Mısır Kralları ise zor olan yolu tercih ettiler; piramit inşaa etmeyi.

Fakat hiçbir Mısır Kralı kalkıp da yıkık bir piramite talip olmadı. Aynı şekilde, ilk Müslümanlar ellerinin altında, Mekke'de Kabe varken, ki üstelik yıkık da değildi ve İlk Tapınak'tan bile önce vardı, neden harabe halindeki Yahuda Kralı Büyük Herod'un İkinci Tapınak'ını ilk kıble olarak seçtiler? Peki ilk Müslümanlar ilk kıble olarak İkinci Tapınak'ı seçtikten sonra neden bunu Kabe ile değiştirdiler?

Gördüğünüz gibi, bu sorular bizi art niyetli olmak ile çelişki arasında bir seçim yapmaya zorluyor. Bu ise olayın çözülmesini zorlaştırmaktan başka bir işe yaramaz. İslamiyet dinini yakından inceleyen zamanın bazı Arap aydınları, bu gibi olayları küçük bir Arap toplumunun kendi aralarında anlaşarak kolaylıkla büyük toplulukları kandırmak için kullananabileceklerini çekinmeden ifade etmişlerdir. O zaman kimse kusursa bakmasın; bu durumda yukarıdaki ilk sonuç çıkar.

Eğer sizin de bu konuda çıkarımlarınız varsa, bu mesajın altına kendi bilimsel çıkarımlarınızı yapabilirsiniz.

upuaut 20-06-2012 23:53

İsmeiyet'in Kökeni hakkındaki tarihi bulgular
 
Alıntı:

xcan´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 441228)

Yukarıdaki video Sanaa Kuranı'na ait ve Türkiye'de "İslam ve Kuran" adıyla sunulan belgeselden alınmadır.

Belgeselin bu parçasında en önemli gördüğüm bölümü, süreleriyle birlikte aşağıya çıkarıyorum.

1. Sanaa Kuranı I. Velid (705-715) zamanında yazılmıştır!

Program Sunucusu (0:39-0:57): "4 parça daha ilk bakışta dikkati çekiyordu. Belgeler Kuran'daki ilk ve son bölümleri içeriyor ve mevcut hiçbir metinde olmayan bir şekilde mimari olarak camii çizimleri anlatılıyordu. Bu, Kuran'ın kökenine ilişkin önemli bir kanıt!"

Gerd R-Puin (University of Saarbrücken, Germany) (0:58-1:17): "Metindeki çizimler ve tarihi sanat çalışmaları Kuran'ın Emevi Halifesi I. Melik zamanından kaldığını gösteriyor. Kendisi 705 ve 715 yılları hükümdarlık yapmıştır."

Puin'in burada söz ettiği Halife'yi Wikipedia'daki "Halifeler Listesi"nden bulabilir ve I. Melik'in kim olduğunu "I. Velid"ten öğrenebilirsiniz.

Şimdi çok sıkı durun; nickini vermeyen bir arkadaşın açtığı "Müslümanlar Yahudi Kralı'na mı secde etti?" tartışmasındaki 2. sayfadaki tüm mesajlar bana ait olmakla birlikte, bu araştırma mesajlarımla sizi konu hakkında tarihi açıdan bilgilendirmeye çalışırken, çok ilginç bir bulguya ulaştım. Bu bulguyu ilk kez burada yayımlıyorum.

2. Mescid-i Aksa duvarlarındaki ilk Arapça İslami yazılar Abdülmelik (646-705) zamanında yazılmıştır!

Muhammed Miraç gecesi göğe yükseldiğinde ve ilk kıble olarak seçtiği bu yerin adı Kuran'daki İsra-1'de "Mescid-i Aksa" ve İsra-7'de de "Mescid" olarak geçer. Fakat Muhammed zamanında burası Yahudi Kralı Herod'un "İkinci Tapınak"ı olarak anılıyordu ve M.S. 70'deki Romalılar'ın Kudüs'e saldırısı sırasında yerle bir edilmişti. Yani Muhammed zamanında bu yer yıkık bir haldeydi. Daha sonra, 638'de Halife Ömer'in bu yeri yeniden inşaa ettirdiği söylenir. Fakat bu yapıda onun inşaa ettirdiğine dair hiçbir iz yoktur.

Bilindiği gibi, "Mescid-i Aksa" olarak anılan bu yapı, ortasında "Muallak Taşı" denilen büyük bir kaya ve bu kayayı düzgün oktagon (sekizgen) duvarlar çevrelemektedir. İşte bu oktagonun duvarlardaki 3'ü içerde ve 2'si dışarda olmak üzere, toplam 5 duvarda Küfi tarzında Arapça İslami yazılar vardır. Duvarlardaki bu yazılara göre Mescid-i Aksa'nın Emevi Halifesi Abdülmelik zamanında yapılmış olduğunu öğreniyoruz. Kendisi 646 ve 705 yılları arasında hükümdarlık yapmıştır.

Bu sonuçla, Abdülmelik'in Puin'in yukarıda söz ettiği I. Velid'in selefi (önceki halife) olduğu sonucu çıkar. Bu durumda Kuran'ın yazımı I. Velid'den önce, Abdülmelik zamanında yapılmıştır. Çünkü Mescid-i Aksa'nın oktagon duvarlarında, birkaç tane de olsa, ayetler mevcuttur.

Bir duvarda da, o da son 2 satırda, Abbasi Halifeleri Harun Reşid (786-809) ve El Memun (813-833)'un adları geçer.

Demek ki Mescid-i Aksa Emeviler döneminden itibare başlamak üzere çeşitli Halifeler tarafından onarım görmüş ve geliştirilmiştir. Fakat ağaca, kemiğe, hurma çekirdeğine, kayaya, duvara ve üzerine yazı yazılabilecek ne varsa her yere yazı yazan Araplar'ın Halife Ömer döneminde Mescid-i Aksa'nın yapıldığına ilişkin tarihi bir kayıt koymamış olmaları, İslamiyet'in kökeni hakkında bize bir ipucu verir.

Singularity 22-06-2012 12:36

Merhabalar;

Şu çeviri işlemini google'da yapınız.

link:

translate.google.com

English--- to turkish

çevirilecek kelime: Rabbi

Aynı sözcüğü, evinizdeki sözlükte de kontrol ediniz: Sonuç aynı !

Benden bu kadar. Reddiyeci olsaydım devamını getirirdim ama değilim, bu sizin işiniz. ;)

bozok6666 22-06-2012 15:28

sn upuaut
Birçok alıntı bilgi vermişsiniz fakat ortada gözle görülür bir sıkıntı yok Mescid-i Aksa daha öncedende yıkılıp yapılmış örneğin Kudüs şehri, M. Ö. 586'da Babil kralı Buhtunnasr tarafından yerle bir edildi.sizin elinizde hadiste bahsedilen mescidi aksanın yapılış tarihiyle ilgili bilimsel elle tutulur bilgi varmı veya Mescid-i Haramın ilk yapılış tarihiyle ilgili bilgi varmı ?

upuaut 22-06-2012 17:39

Alıntı:

bozok6666´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 441378)
sn upuaut
Birçok alıntı bilgi vermişsiniz fakat ortada gözle görülür bir sıkıntı yok Mescid-i Aksa daha öncedende yıkılıp yapılmış örneğin Kudüs şehri, M. Ö. 586'da Babil kralı Buhtunnasr tarafından yerle bir edildi.sizin elinizde hadiste bahsedilen mescidi aksanın yapılış tarihiyle ilgili bilimsel elle tutulur bilgi varmı veya Mescid-i Haramın ilk yapılış tarihiyle ilgili bilgi var mı ?

Anlamadım, ortada nasıl bir sıkıntı yok? Mescid-i Aksa ya da İsra-7'ye göre diğer adı "Mescid" olan yerde Yahudi Kralı Herod'un Tapınağı vardı. Bu tapınak tarihte "İkinci Tapınak" olarak anılır. Çünkü Herod bu tapınağı "İlk Tapınak"ın yani "Süleyman Mabedi" üzerine kurmuştu. Fakat bu tapınaklardan ilki M.Ö. 586'da Babil Hükümdarı Nabukadnezar ve ikincisi de M.S. 70'de, tam adıyla söylemek gerekirse, Titus Flavius Vespasianus tarafından yıkıldı. Dolayısıyla ilk müslümanlar burayı ilk kıble seçmekle yalnızca yıkık bir harabeye yöneldiler. Burada arkeolojik bir terim olan "Harabe (Ruin)"nin ne olduğunu Google'dan araştırarak öğrenmeniz, meseleyi anlamanız için yeter değil, gerek bir şarttır.

Bu durumda o zaman ortaya şu sıkıntı çıkıyor: Her şeyin orijinal olduğu iddia edilen İslamiyet'te Mescid-i Aksa neden ilk kıble olarak seçildi? Üstelik o sırada Mescid-i Aksa bir harabe idi. 1976 yapımlı "Çağrı" filminde Mescid-i Aksa'dan bahsedilmez bile. Onun yerine İslamiyet'in ilk çıkışında her şeyin Kabe etrafında cereyan ettiği gösterilir. İslamiyet'in nasıl ortaya çıktığını ve etrafa nasıl yayıldığını anlatmada çok iddialı olan bu filmde neden Mescid-i Aksa'dan bahsedilmiyor? Biz bu filmde ilk Müslümanlar'ın Medine'ye Hicret ettiklerinde, ilk Mescid'in Hz. Muhammed'in devesinin nereye çökerse oraya yapıldığı (ki bu devenin iki yetimin konakladığı yerde durduğu söylenir) ve ilk Müslümanlar'ın ilk namazlarını bu Mescid'te kıldıklarını kıldıklarını görüyoruz. Filmde Kabe'de ibadet eden putperestler ve bunun dışında, ilk Müslümanlar'ın ibadetleri hakkında hiçbir bilgi verilmez. Peki ilk Müslümanlar Medine'deki Mescid'te ilk namazlarını kılarken neden ilk kıble olarak Mescid-i Aksa'ya yöneldikleri gösterilmedi? Siz gördünüz mü?

Bu konuda Multimedya bölümünde "Sabit Tarihsel Gerçekler Işığında Çağrı Filmi -Belgesel Video (Sitemizin çalışmasıdır)"sunu didik didik eden arkadaşlarımız, bu noktayı atlamışlar ve Video bölümünde suya sabuna dokunmayan,

1. Evrim Teorisi ve Akıllı Tasarım Üzerine Video Projesi,
2. Çağrı Belgeseli 2. versiyon, Çağrı Hakkındaki Videoya Fon Müziği Önerileriniz,
3. Çağrı Belgeseli-Dublaj Öncesi Versiyonu,
4. Çağrı Filmindeki Çarpıtmalar

ürünlerini vermişlerdir.

İkinci sorunuza gelince, Mescid-i Aksa'nın yapılışı ile ilgili tarihi süreç yukarıdaki gibi seyretmiş ve M.S. 668'de de Halife Hz. Ömer tarafından yeniden inşaa edilmek suretiyle gerçekleşmiştir. Fakat Mescid-i Aksa'nın içinde Hz. Ömer'e ait hiçbir iz yoktur; ilk izler Abbasi Halifesi El-Memun'a aittir. El Memun'dan önceki Emevi Halifesi Abdülmelik (M.S. 646-705)'in Mescid-i Aksa'yı Hz. Ömer'den sonra geliştirdiği duvarlardaki Kufi tarzındaki yazılardan iddia edilir. Yoksa, Abdülmelik'in adı Mescid-i Aksa'nın içinde geçmez.

Herhalde senin Mescid-i Aksa hakkında aradığın bilgiler, "Jerusalem Temple Mount (Kudüs Tapınak Dağı)" sayfasındaki bilgiler olmalıdır. Burada Mescid-i Aksa'nın yapımıyla ilgili elle tutulur bilimsel bilgiler bulabilirsiniz. Bu sayfadaki "Temple Mount, Charles Wilson anda Charles Warren, 1864 AD (drawn by Leen Ritmeyer)" çizimi size, ilk Müslümanlar zamanında Mescid-i Aksa'nın mevcut durumu hakkında bir fikir verecektir.

Şimdi siz bu çizime bakarken, şu tarihi sonuçla birlikte bakınız:


Başka bir sorunuz var mı: Çay, kahve, ne arzu edersiniz?

upuaut 22-06-2012 20:38

Keşfimin onaylayan bulgu
 
Evet, arkadaşlar, "Sonuçlar" bölümünde güzel ve isabetli bir çıkarımım olan,

1. Hz. Muhammed, yanındaki bazı kimseler ve mescidden döndüğünü söyleyen bir kervan "Mescid" ya da Kuran'daki (İsra-1) bilinen adıyla "Mescid-i Aksa"ya hiç gitmediler! Bu bulgu tıpkı "We never went to the moon (Ay'a asla gitmedik!)" gibidir.

sonucunun doğru olduğunu,

"The Farthest Mosque (Al-Masjid-ul-Aqs-a) was built many years after the death of Muhammad. It is utterly impossible that Muhammad visited it on his Night Journey."

ifadelerinden de görebilirsiniz. Fakat benim keşfim bu açıklamadan bağımsız olmuştur. Birbirinden bağımsız 2 sonucun aynı olmasına şapka çıkarılmaz da, ne yapılır?

Bu durumu Ay'a yapılan Apollo Seferleri'ndeki gibi ifade edersem, şöyle bir sonuç çıkar:

"Mohammad never went to the farthest Mosque (Al-Masjid-ul Aqs-a) on his Night Journey"

Hayır, İngilizce yazdım; çünkü işin Türkçesi'ni anlamayanlar belki İngilizcesi ile anlarlar. Daha da anlamazlarsa hakları kötektir.

bozok6666 24-06-2012 22:31

Bu konuya hiç girmek istemedim fazla bilgimde yok ama çok iddalı şeyler yazıyorsunuz birkaç gündür bu konuyu araştırıyorum islami sitelerde yeterli bilgi yok öğrendiğim kadarıyla cevap yazdım.
Alıntı:

1. Hz. Muhammed, yanındaki bazı kimseler ve mescidden döndüğünü söyleyen bir kervan "Mescid" ya da Kuran'daki (İsra-1) bilinen adıyla "Mescid-i Aksa"ya hiç gitmediler! Bu bulgu tıpkı "We never went to the moon (Ay'a asla gitmedik!)" gibidir.
Mekke çivarinda yaşıyan kabileler ticaretle uğraşıyor kudüsede gidip geliyorlar o dönemdeki putperes ,müşrik vs.. sizden aşağı kalır değiller en azından mescidi aksada neresi derler tarif etmesini istemezler onlarda hz Muhammedle mücadele ediyor onu durdurmaya çalışıyor iddanız mantıksız.
Araplar da kudusü mescidler diyârı olarak biliyorlardı. Mekke’de bu diyârın ismi, çok uzaktaki mescidler diyarı olduğunu belirtmek için, Mescid-i Aksâ ismi verilmiştir. İsrâ sûresi tebliğ edildiğinde toplum tarafından bu isim ile bilindiği için, hiç kimse Mescid-i Aksâ’da neyin nesi diye sormamıştır.Ayrıca aktarılan hadisler yanlış hatalı olabilir kötü niyetli kişiler peygamberi yüceltecek şekilde olmayan şeyleri hadis şeklinde bildiriyor, günümüzde bile bu durum var bazı tarikat cemaat liderleri habire mucizevi şekilde büyütülüyor nerdeyse her tarafından ışık yayacaklar, malesef bazı müslümanlar buna biraz yatkın.
Mescid-i Aksa inşası hz süleyman döneminde devam edildiği Mescid-i Haram ise hz ibrahim döneminde inşa edildiği bilgisi o dönemde zaten kurandan veya tarihi kaynaklardan biliniyor bunu ilk siz görmüyorsunuz hadisi yorumlayanllar bu iki mescidin Hz ibrahimden öncesi olduğuna dikkat çekiyor . Çelişki arayacaksanız Kuranda arayın Hadislerde hata bulmanız bir anlam ifade etmiyor gerçek olmayan çok hadis var zaten.

upuaut 25-06-2012 02:48

Alıntı:

bozok6666´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 441533)
Bu konuya hiç girmek istemedim fazla bilgimde yok ama çok iddalı şeyler yazıyorsunuz birkaç gündür bu konuyu araştırıyorum islami sitelerde yeterli bilgi yok öğrendiğim kadarıyla cevap yazdım.

Mekke çivarinda yaşıyan kabileler ticaretle uğraşıyor kudüsede gidip geliyorlar o dönemdeki putperes ,müşrik vs.. sizden aşağı kalır değiller en azından mescidi aksada neresi derler tarif etmesini istemezler onlarda hz Muhammedle mücadele ediyor onu durdurmaya çalışıyor iddanız mantıksız.
Araplar da kudusü mescidler diyârı olarak biliyorlardı. Mekke’de bu diyârın ismi, çok uzaktaki mescidler diyarı olduğunu belirtmek için, Mescid-i Aksâ ismi verilmiştir. İsrâ sûresi tebliğ edildiğinde toplum tarafından bu isim ile bilindiği için, hiç kimse Mescid-i Aksâ’da neyin nesi diye sormamıştır.Ayrıca aktarılan hadisler yanlış hatalı olabilir kötü niyetli kişiler peygamberi yüceltecek şekilde olmayan şeyleri hadis şeklinde bildiriyor, günümüzde bile bu durum var bazı tarikat cemaat liderleri habire mucizevi şekilde büyütülüyor nerdeyse her tarafından ışık yayacaklar, malesef bazı müslümanlar buna biraz yatkın.
Mescid-i Aksa inşası hz süleyman döneminde devam edildiği Mescid-i Haram ise hz ibrahim döneminde inşa edildiği bilgisi o dönemde zaten kurandan veya tarihi kaynaklardan biliniyor bunu ilk siz görmüyorsunuz hadisi yorumlayanllar bu iki mescidin Hz ibrahimden öncesi olduğuna dikkat çekiyor . Çelişki arayacaksanız Kuranda arayın Hadislerde hata bulmanız bir anlam ifade etmiyor gerçek olmayan çok hadis var zaten.

bozok6666, öncelikle foruma çok fazla kişinin girmediği ve yalnızca seninle birlikte birkaç kişinin girdiğini hesaba katarsam, sorularına doyurucu yanıt vermek ama senin de bu bilgileri araştırıpı gerçekte ne olduğunu öğrenmen gerekir.

Buna göre acaba sen alıntı yaptığın sonuç hakkında aşağıda İngilizce olarak verilen linkteki bilgileri kontrol ettin mi?

Etmemişsin, çünkü yanıtlarından bu sonuç çıkıyor. Eğer kontrol etseydin, bana bu şekilde, meseleyi kestirip atan bir yanıt vermezdin. Çünkü eğer verdiğim linkteki sayfayı iyi bir şekilde inceleseydin, orada bu konuda tonla bilginin bulunduğu bir araştırmanın yapılmış olduğunu görecek ve daha ileri bir sonuç çıkarmaya çalışacaktın.

Orada senin burada bahsettiğin hadis de tarihi bir kayıt olarak ele alınmış ve meseleye bir açıklama getirilmeye çalışılmıştır. Fakat burada dediğin gibi, bu hadislere her ne kadar tarihi bir vesika olarak bakılıyorsa da, esas değerlendirmeye geçildiğinde hep şüpheyle bakılıyor. Özellikle Batılı Oryantalistler hadislere hiç iyi gözle bakmazlar.

Yanıtlarınızdan anlaşıldığına göre, siz, hadislere ve Kuran'a tarihi bir kaynak gözüyle bakıyorsunuz. Oysa bu forumdaki arkadaşlara bir soralım bakalım, hadisleri geçersek, Kuran'a tarihi bir kitap gözüyle mi bakıyorlar? Örneğin Kuran'daki "Haman" kimdir? Madem ki Kuran tarihi bilgileri de içeriyor, Haman'ın kim olduğunun

Alıntı:

Mekke çivarinda yaşıyan kabileler ticaretle uğraşıyor kudüsede gidip geliyorlar o dönemdeki putperes ,müşrik vs.. sizden aşağı kalır değiller en azından mescidi aksada neresi derler tarif etmesini istemezler onlarda hz Muhammedle mücadele ediyor onu durdurmaya çalışıyor iddanız mantıksız.
Araplar da kudusü mescidler diyârı olarak biliyorlardı. Mekke’de bu diyârın ismi, çok uzaktaki mescidler diyarı olduğunu belirtmek için, Mescid-i Aksâ ismi verilmiştir. İsrâ sûresi tebliğ edildiğinde toplum tarafından bu isim ile bilindiği için, hiç kimse Mescid-i Aksâ’da neyin nesi diye sormamıştır.
ifadelerinizdeki gibi kesin olarak bilinen bir kişi olmalıdır, değil mi? Ama linkteki dünyaca ünlü İslami site bile, bu konuda sayfalar dolusu çalışma yaptığı halde, Haman'ın kim olduğuna yanıt veremiyor. Demek ki günümüzdeki Müslümanlar Haman'ın kim olduğunu bilmiyorlarsa, silsile yoluyla geriye gidersek, ilk Müslümanlar'ın da bilmediği sonucu çıkar.

Bu nedenle aynı durum Mescid-i Aksa için de geçerlidir. Tarihi kayıtlarımıza göre, eğer yıkarıdaki linki tıklarsan, bu sayfada şu tarihi kaydın verilmiş olduğunu görürsün:

Alıntı:

A Christian Visitor: Bishop Arculfus

Firstly, al-Aqsa mosque was built not "about a hundred years" after the death of the Prophet in 11 AH / 632 CE. In 49-50 AH / 670 CE, Bishop Arculfus, a Christian visitor in Jerusalem, reported:
On the famous place where once stood the temple, the Saracens worship at a square house of prayer, which they have built with little art, of boards and large beams on the remains of some ruins...[2]
By the time Bishop Arculfus was in Jerusalem, some 40 years after the death of Prophet Muhammad, the al-Aqsa mosque was already being used as a place of worship by Muslims. Secondly, as usual, the solution to such a "difficulty" lies in part in an elementary knowledge of the Arabic language as well as an understanding of basic Islamic concepts relating to the word "masjid".
Bu tarihi kayda göre, bir Hristiyan ziyaretçi olan Bishop Arculfus peygamberin ölümünden 40 yıl sonra Kudüs (Jerusalem)'e gitmiş ve orada Sarakenler'in (Saracen: Haçlı Seferleri'nde Müslümanlara verilen ad) tabanı kare şeklinde olan bir dua evinde (Mabed) ibadet ettiklerini görmüştür. Ama aynı Bishop, Sarakenler'in bu mabedi birkaç harabe kalıntıları üzerine inşaa etmeye devam ettiklerini de ekler.

Demek ki Bishop Arculfus'un bu tarihi kaydına göre, Mescid-i Aksa senin iddia ettiğin gibi değilmiş.

Bu konu çok sardı. Dolayısıyla konuya devam edeceğim, kimse bir yere ayrılmasın!!!

bozok6666 25-06-2012 13:30

Alıntı:

ifadelerinizdeki gibi kesin olarak bilinen bir kişi olmalıdır, değil mi? Ama linkteki dünyaca ünlü İslami site bile, bu konuda sayfalar dolusu çalışma yaptığı halde, Haman'ın kim olduğuna yanıt veremiyor. Demek ki günümüzdeki Müslümanlar Haman'ın kim olduğunu bilmiyorlarsa, silsile yoluyla geriye gidersek, ilk Müslümanlar'ın da bilmediği sonucu çıkar.
Haman geçmişte yaşayan biri onu zaten bilmiyorlar hamanı tarif etmesini isteyende yok burdaki durum farlı Mescid-i Aksâ tarif etmesi isteniyor sorular soruluyor zaten bilinen bir yerden bahsediliyor harabe halindeki Beyti Makdis ve çevresinden bahsediliyor bilinmiyordu hiç gidilmedi asılsız ve mantıksız bir iddaa bilmedikleri bir yeri neden tarif etmesini istesinler amaçları peygamberi yalancı çıkarmak , başka ayetlerle karıştırmayın ,hamanla ilgili bilgilere arkeologlar ulaştıkca öğreniyoruz kimdir ne iş yapar vezirmi, mimarmı vs...

17:1 - Kulu Muhammed'i geceleyin, Mescid-i Haram'dan kendisine bazı âyetlerimizi göstermek için, etrafını mübarek kıldığımız Mescid-i Aksâ'ya götüren Allah, her türlü noksan sıfatlardan münezzehtir. Şüphesiz ki her şeyi hakkıyla işiten, hakkıyla gören O'dur.
2:142 - İnsanlar içinde bir kısım beyinsizler takımı, "Bunları bulundukları kıbleden çeviren nedir?" diyecekler. De ki: "Doğu da, batı da Allah'ındır. O, kimi dilerse onu hidayete erdirir."

Kıbleyi belirleyen Allahtır neden Mescid-i Aksâ diye sormamışlar Mescid-i Aksâ müslümanlar içinde önemli bir mekan ve Mescid-i Haram putlarla dolu o dönemde buraya yönelmeme sebebleri belkide putlardı birçok nedeni olabilir.

Hadisi kesin doğru kaynak olarak ele almam zaten hadisle lgili tartışmalarada girmem pek agnostik,ateistforum veya bu forumda Kuranla ilgili bir mesele varsa o konularla ilgileniyorum fakat siz hadisi farklı yorumluyorsunuz Mescid-i Aksâ ve Mescid-i Haram
arasına 40 yıl olduğunu bildiren hadis belkide yanlış aktarıldı ama hadis hz ibrahim ve hz süleyman öncesinden hz Ademe giden bir süreçte buralarda bu mescidlerin yapıldığı bildiriyor ve ilk yapımları arasında 40 yıl olduğu söyleniyor senin verdiğin süleyman tapınağından bahsetmiyor, hadisi aktaran hz ibrahim ile hz süleyman arasında uzun bir zaman olduğunu biliyor bunu hesaba katarak hata var dersen daha iyi olur.

upuaut 26-06-2012 02:49

Ebook: "Mohammad never went to Al-Masjid-ul Aqs-a on his Night Journey, 2012"
 
Arkadaşlar, ben bu tartışmayı tartışmayı açan arkadaşın sorusundan farklı bir kanal üzerinde yürüttüm. Peki neydi bu sonuç? Bu, 18. mesajımda verdiğim şu sonuç idi:

Alıntı:

1. Hz. Muhammed, yanındaki bazı kimseler ve mescidden döndüğünü söyleyen bir kervan "Mescid" ya da Kuran'daki (İsra-1) bilinen adıyla "Mescid-i Aksa"ya hiç gitmediler! Bu bulgu tıpkı "We never went to the moon (Ay'a asla gitmedik!)" gibidir.
Takdir edersiniz ki, ben bu sonuca ulaşabilmek için, 11, 13-18. mesajlarımda tarihi bulgular eşliğinde adım adım çalıştım. Ve bu çalışmayı yaparken de hiçbir yerli ve yabancı kaynağa bakmadım, ya da bakma gereğini hiç hissetmedim. Çünkü tartışmayı açan arkadaş, M.S. 70'de Titus önderliğindeki Roma ordusunun Kudüs'e girdiğini ve Herod Tapınağı ile birlikte Kudüs'ün yerle bir edilmiş olduğunu söylemişti ve ben de, bu tarihi bulgunun sağlam olması nedeniyle kronolojik bir tarih araştırması yaptığım zaman hiçbir yerde takılmadığımı gördüm.

Şimdi, tartışmayı açan arkadaşın bu sonucu bildiğini ve tartışmayı başlıktaki soruyu ortaya atarak bir adım daha ileriye taşımaya çalıştığını görüyoruz. Eğer bu arkadaş, onun hakkında yanlış bir çıkarımda bulunuyorsam beni uyarsın.

Neyse, benim bu konu hakkında söylemek istediğim çok daha farklı bir şey. Eğer Google'da "Masjid-ul-Aqsa: Muhammad’s Error" başlığını ister bütün olarak, ister parçalar halinde yazarsanız, 144,000 sonucun olduğunu görürsünüz. Bu kaynaklar yukarıda verdiğim sonucun doğru olduğunu "Masjidul Aqsa" sayfasında geçen şu tarihi kayda dayandırıyorlar:

Alıntı:

When Omar conquered Jerusalem he performed a prayer in the site where Temple of Solomon used to stand. The Romans in 70 A.D destroyed that temple. Since then no temple, church or mosque stood on that spot. It was Calif ‘Abd al-Malik ibn Marwan who built the Dome of the Rock around 691 A.D. i.e 72 years after Hijrah. And Masjidu’l Aqsa was built on the Temple Mount by the end of the 7th century. This is reported in The Concise Encyclopedia of Islam, Harper & Row, 1989, p. 46 and 102.
Demek ki Concise Encyclopedia of Islam ansiklopedisinin 46-102. sayfalarında böyle bir tarihi kayıt olduğuna göre, bizim bu konuda tartışmamızın bir anlamı yokmuş. Eğer bu konuda tartışma yapmak istiyorsak, tartışmayı açan arkadaşın başlıkta sorduğu soru ya da daha ileri seviyede sorular sorarak tartışmamız gerekir.

Bu durumda Bill Kaysing'in 1974'te kendi yayını olan "We never went to the moon" başlıklı kitabının,


başlığını şu şekilde değiştirmemiz gerekir: "Mohammad never went to the farthest Mosque (Al-Masjid-ul Aqs-a) on his Night Journey"

Not: Bu son sonucu verirken, biraz eski kafalı olduğum için, aklıma Bill Kaysing'in bu kitabı geldi ve ben de tartışmadan çıkan bu sonucun daha iyi anlaşılması için, onun kitabındaki başlığı konuya uyarlayarak değiştirdim. Bence, biz de Bill Kaysing gibi bu yeni başlıkla bir kitap çıkartıp, Bill Kaysing'in yaptığı gibi yapmalıyız.

Bill Kaysing bu kitabı 1974'te yayımlayacak hiçbir yayınevi bulamadı ve kendi yayımladı!!!

Demek ki büyük gerçekler çıkarcı çevreler tarafından kabul görmüyor ve her türlü baskı uygulanıyor.

Düşünün, siz, eğer "Mohammad never went to Al-Masjid-ul Aqs-a on his Night Journey" başlıklı bir kitap yayımlamaya kalkarsanız, kim size dikkate alır da bu kitabı yayımlar?

ALKA 30-06-2012 19:08

Alıntı:

upuaut´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 441976)
ALKA, o zaman şöyle bir sonuç çıkıyor: Hz. Muhammed, yanındaki bazı kimseler ve mescidden döndüğünü söyleyen bir kervan "Mescid" ya da Kuran'daki (İsra-1) bilinen adıyla "Mescid-i Aksa"ya hiç gitmediler! Bu bulgu tıpkı Billy Kasing'in "We never went to the moon (Ay'a asla gitmedik!)" gibidir.

Fakat Müslümanlar ya bu sonuca inanmak istemiyor, ya da bizi kandırmak istiyorlar. Herhalde ALKA, senin bu konuda söyleyecek birkaç bilgin daha vardır. Nedir onlar?

Veya gerçekten başka bir mescitten geliyorlardı, ki İslamiyet öncesi Arabistan'da sadece bir tane Kabe yoktu ki. Birden çok Kabeler vardı. Ve belki bu Kabelerden birinden geliyorları ve ört bas edilmek istenen veya Arap saçına dönderilmek istenen şey de bu olabilir..

Aşağıdaki çeviriler İngilizce Viki’den tarafımdan yapıldı..
http://en.wikipedia.org/wiki/Kaaba

İslam öncesi Kabe

Karen Armstrong’un İslam’ın Kısa Tarihi isimli kitabında anlatılana göre Kâbe, Nebatalıların bir tanrısı olan Hubal’a adanmış olup içinde yılın günlerini temsil eden veya Arap Tanrılarını heykelleri olan 360 tane idolun (put) yer aldığını belirtmektedir. Yılda bir kez, Arap yarımadasının dört bir yanından gelen Hıristiyan ve de pagan kabileler birleşip burada Hac gerçekleştirirdi.

Yani bu yapı Pre İslamik dönem öncesi Hristiyanlar için de kutsaldı. Ancak Kabe Hristiyanlık ortaya çıkmadan önce de mevcuttu. Bunu Diodorus gibi Hristiyanlık öncesi dönemde yaşamış olan Yunan tarihçiler onaylamaktadır.

Eiichi Imoti’nın “The Ka’ba-i Zardušt” isimli kitabında yazdığına göre, daha önce Arabistan Yarımadasında Kabe benzeri diğer kutsal yapılar da vardı. Yani birden çok Kabe’ler.. Ancak Mekke’deki Kabe tamamıyla taştan yapılmış olan tek Kabe’ydi. Bundan başka diğer Kabeler de siyah taş yani Hacerü’l-Esved’in birer diğer renklerdeki kopyalarını barındırıyordu. Örneğin Güney Arabistanda’ki Ghaiman şehrinin Kabesinde “kırmızı taş” vardı. Mekke’nin güneyindeki Tabala kentine yakın al-Abalat Kabesinde ise “beyaz taş” vardı.

Tarihçi Grunebaum’a göre İslam öncesinde de Kabe’nin Dünyanın merkezi olduğu ve kapısının doğrudan cennete açıldığı görüşü vardı. Ona göre bu dönemde tam bir taş fetişizmi vardır ve ilginç kaya formasyonları ya da ilginç dağlar, garip görünümlü ağaç şekilleri bu zamanda kutsallık taşırdı.

Tarihçi Sarwar’a göre Muhammed’in doğumundan 400 yıl önce Hicaz Kralı Qahtan’ın bir torunu olan Amr bin Lahyo bin Harath bin Amr ul-Qais bin Thalaba bin Azd bin Khalan bin Babalyun bin Saba isimli bir kişi (Kureyş kabilesinin o dönemdeki reisi) Kabe’nin çatısına Hubal’ın bir idolunu diktirir ve bu idol (yani Hubel) o dönemde Kureyşlilerin ana Tanrılarından biridir. İdol akik taşından (kantaşı olarak da bilinir) yapılmıştı ve bir insan görünümüne sahipti ancak bir kolu kırılınca o kol altın bir kolla değiştirilmişti. Daha sonra bu idol Kabe’nin çatısından içine taşınınca bu idolun önünde 7 tane ok bulunuyordu ve bu oklar geleceğe dair kehanette bulunma (ok falları) olarak kullanılıyordu. İslam öncesi dönemde de Mekka kutsal bir yer olup Kabe’nin 32 km çevresinde her türlü şiddet kavga veya savaş yapmak yasaklanmıştı. Savaştan arındırılmış bu bölge hacılara sadece hac yapma değil aynı zamanda ticaret yapma olanağı da veriyordu.


http://ateistcanavar.wordpress.com/2...m-oncesi-kabe/

ALKA 30-06-2012 19:08

Muhammed peygamberin mezarının Medine'deki Mescid-i Nebevî Camisinin içinde, 12. yy'da inşa edilen Yeşil Kubbe'nin tam altında bulunduğu söylenir. Bu cami daha önce hicrette Medine'ye gelen Muhammed'in kaldığı ev olarak bilinir ve bu yüzden peygamberin evi de denir.

Bu cami Kabe'den sonra (diğer adıyla Mescid-i Haram) İslam'ın ikinci kutsal mekanı olup caminin Muhammed tarafından ilk haliyle yaptırıldığı ve caminin inşaatında bizzat kendisinin de ağır bir şekilde çalıştığı söylenir. İlk haliyle cami bir açık hava camisi olup herhangi bir kubbesi yoktu.. Üstü ise hurma ağacı yapraklarıyla örtülüydü. Boyutları da 30 × 35 m olup 2 metre yüksekliğe sahipti. İçinde Kuran okunduğu geniş bir platform vardı ve üç ayır kapısı bulunmaktaydı. Bunlar: Bab Cebrail (Cebrail) Kapısı, Bab al-Nisa' (Kadınlar Kapısı) ve Bab Rahmah (Rahman Kapısı). Bu caminin ilk kıblesi kuzeybatı yönündeki Kudüs idi.

Nitekim hadislere göre, "Benim şu mescidimde kılınan bir namaz, Mescid-i Haram haricinde diğer mescitlerde kılınan namazlardan bin kat hayırlıdır" der Muhammed. Bu cami içinde aynı zamanda Ebu Bekir ve Ömer'in de mezarları bulunur. Bu cami Ömer ve Ebu Bekir zamanında 3575m2 olarak genişletilmiştir. Osman zamanında ise cami platformuna yol taşları döşenmiştir.. Caminin 3 basamaklı ve 1 metre yüksekliğindeki ilk minberi ise 654 yılında çıkan bir yangınla yok olmuştur. Şimdiki minber ise III. Murat tarafından yapılmış olanıdır ve hala kullanımdadır.

Bu caminin diğer bir özelliği 1909 yılında Arabistan Yarımadasında elektrik ışığıyla aydınlatılan ilk bina olmuş olmasıdır.

Bir anlatıma göre Suudi Arabistan Kralı Yahudilerin mezarın altında bir tünel kazarak Muhammed'in cesetini çalmaya çalıştığını görmüş. Rüyasında da Muhammed'i görmüş ve ona "kurtar beni ya kral" diye rica etmiş. Ne yapılmasını gerektiğini bilmeyen kral tüm Medine halkını meydanda toplatmış. Sadece 2 kişinin gelmediğini ve onların kayıp olduğunu anlamış. Sonra onların oturduğu eve gidip baktıklarında evin içinde bir çukur kazmış olduklarını görmüş. O çukurdan da kral mezarda yatan peygamberin ayaklarını görmüş. O günden sonra mezarın üstünü kurşun geçirmez bir camla örtmüş ve sıkı güvenlik tedbirleri aldırmış.

http://upload.wikimedia.org/wikipedi...t_evening_.jpg

upuaut 30-06-2012 21:02

Sevgili ALKA, son 2 mesajda verdiğin bilgiler için teşekkür ederiz.

Upuaut Agnostik Forum'da!

Aslında her şey Agnostik forumdaki

1. Kıble sorunu, 12 Haz 2012, 22:42

tartışmasından, ki bu tartışma da Crowley'in yönlendirme mesajıyla

2. İslamsavar düşüncenin parlak parlak iddiaları, 12 May 2012, 05:52

eski tartışmasından başladı. Bu son tartışmada kıble olayı açıklayıcı resimlerle o kadar net açıklanmış ki, yoruma yer vermeyecek şekilde ortaya konulmuştur.

Upuaut şok geçiriyor!

Fakat ben ilk tartışmayı agnostik forumda okumadan 4 gün önce, yani 8 Haziran 2012/Cuma, 9:30'da İsrail, Davud’un Kalkanı'nı Arıyor! haberin siteye konulmasıyla birlikte benim bu haberim okumam bir oldu. Çünkü Cuma günü karneleri dağıtmak üzere erken kalkmıştım. Ama ben bu haberi okur okumaz kafamda bir şimşek çaktı, çünkü tarihsel olarak bir şeyler ters gidiyor olmalıydı, ve kafamda bir anda Musevilik, Hrıstiyanlık ve Müslümanlığın bir efsane ve masaldan ibaret olduğunu düşüncesi ortaya çıktı. Öyle ya, Yahudiler Mescid-i Aksa'nın altını 45 yıldır kazıyor ama hiçbir iz bulamıyor. Bu sonuç ise, bize Tek Tanrılı dinlerin, dolayısıyla kitaplarının bir efsaneden, bir masaldan ibaret olduğunu göstermez de, neyi gösterir?

Upuaut Turan Dursun Forumu'nda performansını gösteriyor!

Daha sonra ben 8 Haziran 2012'den beri, 2 gündür Turan Dursun Forumu'na bağlanmak ve bu yeni gelişme hakkında sizin fikrinizi almak için bekledim. Fakat 2 gün beklemekten çatladığımı belirtmeden geçemeyeceğim. Neyse, forum açılır açılmaz,

1. Efsane sona eriyor!, 10-06-2012, 01:43.

tartışmasını açtım. Bu tartışmadan 2 gün sonra da Agnostik Forum'daki 1 no'lu tartışmaya ve bu tartışmada Crowley tarafından verilen 2 no'lu tartışmaya baktım. Oradaki arkadaşlar 2 no'lu tartışmada açıklayıcı resimlerle kıble sorununu çok güzel teşhis etmişler. Hepsi geometrik olarak çok doğru ve yerinde teşhisler.

Ben Agnostik Forum'daki bu tartışmalara katılmak yerine, yalnızca izlemekle yetindim. Çünkü kıble sorununa o kadar açık ve net yanıt veriyorladı ki, katılmamın gerekli olmadığını düşündüm. Ben bunun yerine, Turan Dursun Forumu'nda sırasıyla,

2. Bakara 115'in yazılmasının tek ve bir olan gerçek nedeni nedir?, 15-06-2012, 20:23.
3. Müslümanlar Yahudi Kralı'na mı secde etti?, 17-06-2012, 05:40.

tartışmalarını açarak aynı konunun, yani kıble sorununa tarihsel yönden farklı açılardan bakmayı tercih ettim.

Bu tartışmalar boyunca benim asıl sorunum hiçbir zaman kıble olmadı. Çünkü çağla boyunca insanlar çeşitli yönlere mihrap yapmışlar ve neye tapınıyorlarsa, ona ibadet etmişlerdir. Misal: Giza Piramitleri. Bu piramitlerde yalnızca Büyük Piramit'te bir tane "Mihrap" vardır. Bu mihrap Kraliçe Odası'nın Doğu yönünde bulunur. Neden doğu yönünde? Çünkü Ra orada.

M.Ö. 2800'lerde inşaa edilen bu yapı ilk kıble olma özelliğini taşır. Daha o zaman hiçbir monoteist din yok: Ne Musevilik var, ne Hristiyanlık, ne de İslamiyet.

Peki bu kadim Mısırlılar Ra'ya tapınıyorlar diye putperest mi ilan edeceğiz. Tabii ki hayır. Çünkü biz de o sırada yaşasaydık, hiç şüphesiz Ra'ya tapınacaktık. Yalnız, o zamanki hemen hemen tüm metinlerde Osiris'in adı geçer. O zamanki Eski Mısırlılar Osiris'e çok büyük saygı duyuyorlar ve her yerde onun adını anıyorlar.

Özetle, ben bu mesajdan sonra konunun tarihçesini ele alacağım bir çalışma yapacağım. O mesajda herşeyi tüm çıplaklığıyla açıklayacağım.

YasasinBilim 01-07-2012 01:59

sevgili Upuaut;

aşağıda linkini verdiğim kitabı okumadıysan tavsiye ederim. dinlerin çıkışını atlantis ve mu uygarlıklarına kadar götürüyor. (Osiris'ten bahsedince aklıma geldi). Özellikle III. Bölüm ilgini çekebilir.

EZOTERİK (batıni) DOKTRİNLER TARİHİ
http://www.historicalsense.com/Archi...cindekiler.htm

yine bu kitaptaki bir grafik çok önemli:
http://www.historicalsense.com/Archi....htm#baslarken


saygılar...

Neva 01-07-2012 03:57

ALKA, ekledigin bilgi icin tesekkurler.


-----------------------------------------------------------

Ancak bu anlatimda sorun var.

Muhammed'in mezarinin Yesil Kubbe altinda olmasinda dogruluk payi yok. Burada Ebubekir ve Omer'in mezarlarinin oldugu dogrudur yalniz.

Bu yerin kayitlari 622'ye denk gelir.

Oysa tarihsel olarak bu iddianin altini dolduracak, islam kaynaklari disinda hicbir kaynak yoktur.

Kaldi ki Kuran'da Allah'tan, Muhammed'e yonelik, bir mescit yap emri de yoktur.

Aksine mescid yapimina da karsi cikar.


Sunu soylemekte de fayda var, her ne kadar ateist olsak da, amacimiz burada bir din'i kaldirip, diger dini batirmak degildir, zira bir ateist icin dinlerin ve kitaplarin hepsi aynidir zaten insan urunudur. Hepsi curutulmeye musaittir.

Ama cidden arastiriyorsak,
kendi kurgusu icinde, curutmekten ziyade dogruya dogru, egriye de egri diyebilmeliyiz.

Muhammed'in kesin dogru olarak henuz dogum-olum araligi bile ortada degilken,
622'de yapilmis mescidi, buna ispat olarak kabul etmek icin, objektiflikten uzak olmak gerekir.


Geriye dogru gidersek tarihsel olarak, Mescid'de minber olmaz.
Tarihsel olarak Mihrap camilere Emeviler doneminde girer.
Oysa eski tarihte mabed'de mevcuttur.


Mihrap mabedde olur. Kuran'da bunu dogrular ayetle sabit.


fî el mihrâbi
3/39

Zekeriya mihrapta iken melekler ona seslendi.

38/21 el mihrâbe

Iki davali, Davud mihrabta iken, geldiler .


19/11
min el mihrâbi- Zekeriya tanrinin hukmu geregi, 3 gun konusmama orucu yapinca, kavminin karsisina mihraptan gorundu.



Yesil Kubbe, Muhammed'in evi oldugu gerekcesiyle dogru olamaz pek. Zira semavi dinlerde peygamber evleri mabed olarak kullanilmaz.
Tum semavi kitaplardaki, peygamberlerin; Tanrim evime gireni koru demesinden kasit, yasaya iman edip tanri egemenligine girenleri koru anlamindadir.Peygamberlerin sahsi evlerinden, ibadethaneye yonelik bahsetmez kutsal kitaplar.
Yahudiler bu yuzden bunlari gercek kiblelerinden donduren nedir, yeni kibleye dogru kilinan namaza tanri sevap yazmaz diye elestirirler.

Muhammed der ki; Herkes kendi kitabiyla hukmetsin.
Ama kible konusunda;
Sen, sakin tanri yasasina karsi gelenlerin yaptigi, insanlari birbirine dusurmek ve bolmek icin yapilan mescidlerde ibadet etme, aksine daha ilk gunden takva uzerine kurulan yerde ibadet et der.

Bakara/143

Ve biz belli bir kible kilmadik der.

ve mâ ceal-nâ el kıblete

Fiil olarak dogrulamasi;

Muddesir 31/ ve mâ cealnâ ashâben en nâri

Ve biz kilmadik ates ehli(nden baska)

Enbiya /34

ve mâ ceal-nâ li beşerin

Ve biz kilmadik bir beser'e


Tanah
'ta Kible kavrami yoktur zaten . Ibadet her yone dogru yapilabilir. Dogu'da, batida, kuzey de, guney de farketmez.
Sadece Tapinak diger ibadetlerin yapilmasi icin(hac/4 ibadet, kurban vs.) gidilmesi gereken bir yapidir.

Eger cok ve gercekten merak eden ve bilgi sahibi olan varsa, soruyu yanitlasin bize;

Niye Bakara /143 bunu soyler?



upuaut 31-07-2012 01:06

Kudüs müslümanların mıdır?
 
Arkadaşlar, 30. mesajımdaki bu sabah bir şok daha yedim. Sahuradayken http://www.gazetekeyfi.com sitesindeki haberlere bir bakayım, dedim. Keşke bakmaz olsaydım, şu haberle karşılaştım: "Kudüs İsrail'in başkentidir"

ABD Cumhriyetçi Başkan Adayı Mitt Romney, Netanyahu ile evinde görüşmüş. Romney Netanyahu'nun kendisini evlerinde akşam yemeğinde ağırladığı için Netanyahu'ya teşekkür etti.

Bu yemekten basın mensupları önce haberdar edilmedi. İsrail'de bu gün bir günlük Yahudilerin tuttuğu Teşa BaEv orucu nedeniyle Başbakan Netanyahu'nun konuk Cumhuriyetçi adayı evinde konuk etmeyi tercih ettiği bildirildi.

Romney, konuşmasının devamında, Kudüs'ün kendisine hep heyecan verdiğini belirterek,

''İsrail'in başkentinde bir kez daha bu dostluğu paylaşmak aynı zamanda bu olağanüstü canlı ve büyüyen bir ulusun ilerlemesini görmek mutluluk verici'' diye konuştu.
Bir günlük ziyaretinde İsrail'e, ''seçilirsem İran konusunda sürekli yanınızda olacağım'' mesajını veren Romney, İsrail'den Amerika'daki seçimlerde desteklerini almayı umuyor.

Bana göre gayet güzel bir görüşme. Çünkü seçimi Cumhuriyetçiler kazanırsa, bize de gün doğmuş olacak ve biz de kendimize "Korku İmparatorluğu"ndan "Demokrasi"ye giden yolda bir çeki düzen vermiş olacağız.

Sanırım, Cumhuriyetçiler'in İslam hakkında düşündüklerini bilmeyeniniz yoktur. Bu yüzden ülkemizdeki anarşi düzenini yalnızca Cumhuriyetçiler'in yıkabileceğini düşünüyorum. Bu bakımdan Cumhuriyetçiler bizim için büyük bir şanstır. Çünkü bizi bu belaya onlar soktu, çözecek olanlar da yine onlardır.

Ben kendi adıma, bu şansı tepmek istemiyorum ve seçimi kazanmaları için Cumhuriyetçiler'i büyük bir hararetle destekliyorum.

Fakat Mekke Yıldızı: Süheyl tartışmasındaki makalem için araştırmalar yaparken Kudüs'ün Yahudiler'in olduğuna dair kesin bir bulguya rastlayamadım. Örneğin "The Arabic Islamic Inscriptions On The Dome Of The Rock In Jerusalem, 72 AH / 692 CE" sayfasında Kubbetüs Sahra'nın iç ve dış duvarlarında çeşitli dönemlerde Emevi Halifeleri tarafından yazdırılmış yazıtlarda Hristiyanlar'a birçok ayetle atıf yapılırken, Yahudiler için bir tane ayet göremedim.

Peki Kubbetüs Sahra'nın duvarlarında hangi konularda ayetler yazılmıştır?

Bu ayetler Tanrı'yı üçlemeyin, İsa Tanrı değildir anlamındaki Hristiyanlar'a atıflarla birlikte, Muhammed peygamberin soyunun kesik olmadığını belirten Kevser suresine ayetlerdir.

Çok ama çok ilginçtir; bu ayetler içinde Yahudiler'e ilişkin bir tane atıf ayeti yoktur!!!

Bu sonuç ise Kubbetüs Sahra ve kuzeyindeki Mescid-i Aksa'nın, dolayısıyla bu yapıların içinde bulunduğu "Tapınak Dağı (Mount of Temple)"nın ve sonuçta da Kudüs'ün iddia edildiği gibi Yahudilerin olmadığını gösterir. Eğer öyle olsaydı, o zaman Kubbetüs Sahra'nın duvarlarında Hristiyanlara ait o kadar ayet varken, neden Yahudiler için bir tane bile olsun, ayet yok!!!

Belki yanılıyor olabilirim diye, sizin de linkteki Kubbetüs Sahra'nın duvarlarına yazılmış ayetleri incelemenizi ve eğer doğruysa (ki öyle olduğunu gördüm) beni onaylamanızı istiyorum.

Biliyorum; Kubbetüs Sahra'nın çevresinde İsrailliler'in kazı yaptıklarını (Bkz. Excavations reveal King Herod didn't complete construction of Jerusalem's Western Wall). Fakat gerek 30. mesajımda geçen kazıdaki, gerekse linkte bulguları verilen kazıda Kral Herod'a ait hiçbir bulgu bulunamadı ki. Bulunduğu zaman bana da haber verin, lütfen!

Neva 31-07-2012 01:45

Kudusteki ibadethaneleri inceleyin. Olmaz olur mu yahudilere ait yer..

Tabi ki bunu yaparken eski haritalari kullanin, bugunkuleri degil.

rasa 19-02-2013 21:38

Kıble'nin değiştirilmesi olayında gözden kaçan.!
 
Bilindiği gibi kıblenin değiştirilmesi olayı medine'ye ğöç edilmesinden bir süre sonra gerçekleşmiştir.Bunun siyasi sebeblerini Turan Dursun gayet güzel açıklamış.Benim merak etdiğim şey bilindiği gibi vahiy gelmesi sırasında peygamberin bulunduğu durum;Anlatılan,yazılan ve bilinen şekli ile vahiy gelme esnasında peygamber kendinden geçer,dünya ile bağlantısı kesilir, bir kilitlenme gerçekleşir,hatda yolda olsa devesinin vahyin ağırlıgından çökdüğü söylenir.! Kıblenin değiştirilmesi vahyi ikindi namazını kıldırdığı sırada gerçekleşdiğini herkes bilir.! şimdi madem bütün vahiylerde kıpırdayamaz kendinden geçme hali oluyorsa?peygamber nasıl olduda 180'dönüp namaza devam edebildi.? Aynı konuyla ilğili o zamanda henüz mekke alınmamış dolayısı ile kabe temizlenmemiş,mekkeli müşriklerin 360 putu hala içeridedir! bu haldeyken müşriklerle aynı kıble nasıl paylaşıldı?ellah bunun farkında değilmiydi!eğer bir sakıncası yoktuysa kabedeki putları sonradan niye kırma gereği duydular.? Bu işin mantıklı tarafı bu kıble değiştirme işinin kabenin temizlendikden sonra olması daha yerinde olmazmıydı?Yoksa tümbunlar bir siyasi oyunun gereklerimiydi.?

rasa 20-02-2013 01:20

Yeni bir başlık açamadım!onun için buraya yazıyorum. Bir süredir Turan Dursun hakkında bilği edinmeye çalışıyorum. En son ona yazılmış mektupları okudum gerçekden dehşet içinde kaldım.! Ne amansız saldırı,bu ne hakaretler bütün dünyam, duygu ve düşüncelerim hatda inançlarım gerçekden alt üst oldu.Bir insan duygu ve düşüncelerini açıklaya bildiriyorsa bunun ne zararı,ne kötülüğü var anlayamıyorum.! Senin inanaçların hiç bir savunmaya ihtiyaç duymadan gerçekligini koruya biliyorsa gerçekdir.! Değilse savunulmaya hatda despotca savunulma ihtiyacı duyuyorsan o inançda bir bozukluk var ve bunun ortaya çıkmasında sakınca görüyorsun demektir.! Gerçekden Turan Dursun hocayı takdirle ve minnetle anıyorum.Kendisi zifiri karanlıkları yarıp aydınlatan bir şimşek gibi çakmış.!Konuyu incelerken aklımda hep yer etmiş bir söz durmadan yanıp söndü oda isa'nın bir sözü;Gizli kalan hiç bir şey kalmıyacaktır.!

Natürelist 20-02-2013 18:21

Alıntı:

rasa´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 473962)
Bilindiği gibi kıblenin değiştirilmesi olayı medine'ye ğöç edilmesinden bir süre sonra gerçekleşmiştir.Bunun siyasi sebeblerini Turan Dursun gayet güzel açıklamış.Benim merak etdiğim şey bilindiği gibi vahiy gelmesi sırasında peygamberin bulunduğu durum;Anlatılan,yazılan ve bilinen şekli ile vahiy gelme esnasında peygamber kendinden geçer,dünya ile bağlantısı kesilir, bir kilitlenme gerçekleşir,hatda yolda olsa devesinin vahyin ağırlıgından çökdüğü söylenir.! Kıblenin değiştirilmesi vahyi ikindi namazını kıldırdığı sırada gerçekleşdiğini herkes bilir.! şimdi madem bütün vahiylerde kıpırdayamaz kendinden geçme hali oluyorsa?peygamber nasıl olduda 180'dönüp namaza devam edebildi.? Aynı konuyla ilğili o zamanda henüz mekke alınmamış dolayısı ile kabe temizlenmemiş,mekkeli müşriklerin 360 putu hala içeridedir! bu haldeyken müşriklerle aynı kıble nasıl paylaşıldı?ellah bunun farkında değilmiydi!eğer bir sakıncası yoktuysa kabedeki putları sonradan niye kırma gereği duydular.? Bu işin mantıklı tarafı bu kıble değiştirme işinin kabenin temizlendikden sonra olması daha yerinde olmazmıydı?Yoksa tümbunlar bir siyasi oyunun gereklerimiydi.?

Evet sayin rasa, muhammed mekke de cikmak zorunda kalmistir tanrisi bile yardim yapamamistir. Eger ilk basta mekkeliler ile anlasabilseydi bugün islam dininde belkide muhammed'in övdügü al-lat, al-uzza, ve al-menat'i al-ilah'in=allah'in yaninda dört adet tanri'lari simgeleyen putlari görecektik.

Kafanizi kaldirip su "camii'lerin üzerindeki ay sembolu'ndan bunu anlayabilirsiniz".

Islam'da yeri büyük olan ve kur'an gibi kutsal sayilan hacerül-esved'in de bir puttan baska sey degildir. Bu da gösteriyor ki, islam öncesi araplarin pagan-putperest inanclarindaki gelenegi bircok örnekleri ile muhammed kur'an'ina koymustur. Muhammed bunu nicin yaptigi, aliskanligindan mi? yada siyasi sebeplerden dolayi mi? yaptigini bilemiyecegiz. Ancak bana bunun her ikisinin de uyguladigi mantikli geliyor, tipki yahudilere kiyaklik yapip kendi tayfasina cekmek istemesi gibi. Burada yahudiler ile basarisiz sonuc verdiginde, haydaaaa...yallah dön basini tekrar 180 derece kabe'ye?!!! sonrada kendi tayfasi kible iki de bir neden degisiyor? ve hesap sormasinlar diye kur'an'ina küfür hakaret nitelikte ayet'ini koyuyor;

BAKARA - 142
" İnsanlardan beyinsiz takımı: «Bunları bulundukları kıbleden çeviren nedir?» diyeceklerdir. De ki: «Doğu da batı da Allah'ındır. O, dilediği kimseyi doğru bir caddeye çıkarır.

Kur'an'in allah'i ilk önce dogru dedigi yön "caddeye" yahudilerin kutsali sayilan kudüs tapinagina müslümanlari 17 ay boyunca neden sürüklemistir? öyle ya bu cadde basta yanlis olsaydi! kur'an'in allah'i hic bosu bosuna bu zavalli kullarini "bu yanlis caddeye koyarmiydi?" hele hele her seyi önceden bilen bir tanri icin bu durum tam bir fiyasko!

Görünen o ki bu duruma muhammed de cok sinirlenmis, ama is isten gecmis. Zira bazen evde ki hesap carsiya uymayabiliyor, bilseydi yahudiler ile olumlu sonuc verecegini hic koyarmiydi bu ayeti kur'an'ina? ve belkide bugün kible kudüs olacakti.

Ilahi bir güc'ün sözleri böyle mi olmali?

Hem 17 ay boyunca yanlis caddeler de süründüreceksin! hem de soru sormayin "beyinsizler" diye de verip veristireceksin!

Iyi forumlar...

upuaut 20-02-2013 20:13

Alıntı:

Natürelist´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 473989)
Evet sayin rasa, muhammed mekke de cikmak zorunda kalmistir tanrisi bile yardim yapamamistir. Eger ilk basta mekkeliler ile anlasabilseydi bugün islam dininde belkide muhammed'in övdügü al-lat, al-uzza, ve al-menat'i al-ilah'in=allah'in yaninda dört adet tanri'lari simgeleyen putlari görecektik.

Kafanizi kaldirip su "camii'lerin üzerindeki ay sembolu'ndan bunu anlayabilirsiniz".

Evet, evet... Naturelist doğru söylüyor. İnanmazsanız, kafanızı kaldırıp camii kubbesinin tepesindeki sembole bakın.

Ne bu?
-Göğe doğru yönlendirilmiş hilal şeklinde bir Ay sembolü.

Kim bu?
-El Lat.

Kıpti Papaz Zakaria Butros'un Youtube'da sergilenen "Kara Taş Hakkında" programında, Butros diyor ki; "İslam öncesinde Kureyşliler (kadınlı-erkekli, karışık bir şekilde) Kabe'nin etrafında dönerlerken, yani Hac yaparlarken, kadınlar cinsel organlarını bu kara taşa sürterler ve erkekler de spermlerini akıtırlardı. Onlar böylece Güneş ile Ay'ın birleşmesini taklit ediyorlardı. Güneş'e "Al Lat" ve dişisi olan Ay'a da "El Lat" diyorlardı"

Alıntı:

Natürelist´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 473989)
Islam'da yeri büyük olan ve kur'an gibi kutsal sayilan hacerül-esved'in de bir puttan baska sey degildir. Bu da gösteriyor ki, islam öncesi araplarin pagan-putperest inanclarindaki gelenegi bircok örnekleri ile muhammed kur'an'ina koymustur. Muhammed bunu nicin yaptigi, aliskanligindan mi? yada siyasi sebeplerden dolayi mi? yaptigini bilemiyecegiz. Ancak bana bunun her ikisinin de uyguladigi mantikli geliyor, tipki yahudilere kiyaklik yapip kendi tayfasina cekmek istemesi gibi. Burada yahudiler ile basarisiz sonuc verdiginde, haydaaaa...yallah dön basini tekrar 180 derece kabe'ye?!!! sonrada kendi tayfasi kible iki de bir neden degisiyor? ve hesap sormasinlar diye kur'an'ina küfür hakaret nitelikte ayet'ini koyuyor;

BAKARA - 142
" İnsanlardan beyinsiz takımı: «Bunları bulundukları kıbleden çeviren nedir?» diyeceklerdir. De ki: «Doğu da batı da Allah'ındır. O, dilediği kimseyi doğru bir caddeye çıkarır.

Kur'an'in allah'i ilk önce dogru dedigi yön "caddeye" yahudilerin kutsali sayilan kudüs tapinagina müslümanlari 17 ay boyunca neden sürüklemistir? öyle ya bu cadde basta yanlis olsaydi! kur'an'in allah'i hic bosu bosuna bu zavalli kullarini "bu yanlis caddeye koyarmiydi?" hele hele her seyi önceden bilen bir tanri icin bu durum tam bir fiyasko!

Görünen o ki bu duruma muhammed de cok sinirlenmis, ama is isten gecmis. Zira bazen evde ki hesap carsiya uymayabiliyor, bilseydi yahudiler ile olumlu sonuc verecegini hic koyarmiydi bu ayeti kur'an'ina? ve belkide bugün kible kudüs olacakti.

Ilahi bir güc'ün sözleri böyle mi olmali?

Hem 17 ay boyunca yanlis caddeler de süründüreceksin! hem de soru sormayin "beyinsizler" diye de verip veristireceksin!

Iyi forumlar...

Buradaki Bakara-142 ile açıklamalarınız "Yeni İslamcılara selam, işleme devam!" mesajımla çok daha ilginç bir hal aldı.

Herkese iyi forumlar!

ALKA 20-02-2013 21:22

İran'da Buddha figürlerinin satışı yasaklandı diye bir haber vardı geçenlerde. Kültürel yozlaşmaya yol açıyormuş bu figurlar. Efendim Kabe'nin içinde putlar olduğu halde kıble olarak ilk Müslümanların o yöne doğru namaza durması ile bir Budha heykeli önünde tapınmak veya bir Hristiyanın haçın önünde duasını etmesiı arasında ne fark var diye düşünmezler mi?

rasa 20-02-2013 23:23

Sayın @ upuaut bahsetdiğiniz yeni islamcıların yeni yorum çabaları boşuna degil.! Bu gün gayet net bir şekilde anlaşıldığı ğibi mirac olayının gerçekleşdiği yer olarak bildirilen uzak mescid,mescidi aksa denilen bir yapı,bir mescit yoktu.! Bu önemli açığı kapatma gayretine düşüyorlar.! Bu konu hakkında yıllar öncesi bir hadis okumuşdum; Mirac ile ilğili ayetleri bildiren peygambere o tarihlerde bir yahudi alimi gelir ve sorar mescidi aksadan miraca çıktığını senmi söylüyorsun diye.Bunun üzerine peygamber evet der miraca kudüsdeki mescitden çıktıgını söyler.!Yahudi alim soruyu yapıştırır mescidin kaç penceresi vardı der.!Hadisde bildildiğine göre peygamber hayatımın en zor sorusu ile karşılaştığını ve cebrailin imdadına yetişip mescidi kendisine gösterdiğini böylece yahudi aliminin sorusuna cevap verdiğini söyler.!Şimdi tam sayısı aklımda değil ama 73 yada99 gibi bir sayı söyler( merak eden araştırır)bunun üzerine yahudi adam hiç birşey söylemeden çekip gider.!Ne doğru nede yanlış bir şey söylemez.!O zamanlar ben bu yahudi niye bir şey söylemedi diye merak edmiştim kafamda bir soru işareti kalmışdı.Sebebini yıllar sonra öğrendim o yahudi çok iyi biliyordu'ki kudüsdeki yapılar MS70 yılında romalılar tarafından yerle bir edilmiş taş üstünde taş kalmamış bütün yahudiler sürgün edilmişdi.!İşte o tarihde yahudi aliminin bilipde söylemediği ğerçek.! Bu günkü müslimler kitapda yazdığı için bu uzak mescid hikayesini ısrarla sürdürürler.! Yeni islamcılar bu gerçeğin farkında oldukları için bir çıkış yolu ararlar uymuyorsa bir yolunu bul yeni bir şey uydur!


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 17:51 .