![]() |
Allah gelecekte olacak her seyi bilir mi?
Genclik yillarimda bir din tartismasinda KADER konusuna gelmistik.Soru su idi:Allah herseyi,gecmiste olan bütün seyleri ve gelecekte olan bütün seyleri bilebilir miydi.Gecmiste olan sonsuz olgu ve gelecekte olacak sonsuz olgu.Diyelim ki O herseyi biliyor(bütün inananlar onun herseyi bilecegini onun zaman üstü olduguna inanirlar).O gelecekte olacak herseyi biliyorsa bir insanin basina gelecek bütün olaylari da biliyor demektir.Yani bir insan ,katil mi olacak,dinsiz mi olacak,hiristiyan,yahudi veya müslüman mi olacak hepsi daha önceden biliniyor.Iste cok dikkat edilmesi gereken PÜF NOKTASI burada:o zaman benim özgür iradem yok demektir.Beni gürültü ile rahatsiz eden üst kattaki komsuyu öldürüp öldürmeyecegimi daha önceden Tanri bildigine göre ben ne yaparsam yapayim daha önceden bilinen olacaktir.Eger komsumu öldürecegimi Tanri beni yaratmadan 1 saat önce,bir yil önce 1 milyon yil önce veya ilk bing-bang olusumunda biliyorsa sonuc onun bildigi gibi olacaktir.O zaman ben bir kuklayim.Baska bir sonuc cikiyor: cennet ve cehennem de sacma.Benim ne yapacagim daha önceden belli ise beni bir Tanrinin yargilamaya hakki yok.Ne dersiniz arkadaslar.
*Genclik yillarimda tartistigim arkadas bana <Peygamberimiz> diyerek isin icinden siyrilmisti. |
Re: Allah gelecekte olacak her seyi bilir mi?
Ikinci paragraf cikmamis özür dilerim, yönetici arkadaslarin dikkatine.Tirnak isreti kullanmadan tekrar yaziyorum
Genclik yillarimda tartistigim arkadas bana Peygamberimiz,Eger biri sizinle KADER konusunda tartisirsa o tartismaya girmeyiniz demis diyerek isin icinden siyrilmisti. |
Re: Allah gelecekte olacak her seyi bilir mi?
Sn. ziggurat,
Arkadaşlarınızın hitabı oldukça iddialı. Girdiğiniz konu da bir hayli derin. Yazınızdaki, sorularınıza yine siz cevap vermişsiniz. Ben sadece göstermek istedim. "komsuyu öldürüp öldürmeyecegimi daha önceden Tanri bildigine göre ben ne yaparsam yapayim daha önceden bilinen olacaktir.Eger komsumu öldürecegimi Tanri beni yaratmadan 1 saat önce,bir yil önce 1 milyon yil önce veya ilk bing-bang olusumunda biliyorsa" Bilmek diyorsunuz. Yaptırmak, zorlamak değil. En azından yazınızın burası kabul edilebilir. Ancak yazınızın devamında bu bilmek eyleminin sonucunu; "O zaman ben bir kuklayim" yargısına bağlamışsınız. Bu bağlama da mantıksal olarak yanlış. Hatalarımı cehaletime bağışlayın |
Re: Allah gelecekte olacak her seyi bilir mi?
Alıntı:
kısaca kader konusunun tartışılması "mecburen" yasaklanmış. |
Re: Allah gelecekte olacak her seyi bilir mi?
Sn. gargoyle,
Savunma yapmadım. Fikrini beyan eden yazarımızın kendi yazısındaki sorusuna, yine kendi verdiği cevabı gösterdim. O kadar. Tabirleri yerinde kullanmak anlamlı olur diye düşünüyorum. Bu yüzden; İrade tabirini kullanıyor isem; yasaklama terimi yerine başka bir terim kullanmak durumum doğar. Önerme, gösterme, öğretme gibi. Düşünce tabirini kullanıyor isem; sabit fikir, tek doğru terimlerin yerine düşünceyi geliştirme, farklı ufuklar açma gibi terimleri kullanmalıyım, diyorum. Bilmek terimini kullanıyor isem; devamında sorumluluk terimini kullanamam. Her şeyden haberi vardır terimini kullanabilirim. Zira, bilmek, sorumluluğu getirmez. Dikkat ediyor iseniz, henüz hiçbir fikir beyan konumunda olmadığımı görürsünüz. Sadece yazılanlar ile sorulanlar arasındaki bağlantıların bozukluğunu göstermekteyim. Hatalarımı, cehaletime bağışlayın |
Re: Allah gelecekte olacak her seyi bilir mi?
Ben kendi soruma kendim yanit vermedim mhmmd. Sen benim ne demek istedigimi anlamamissin.Yazilani dikkatle okumadan daha önceden bildigin kaliplar dogrultusunda yanit vermissin.
Bir robot yapiyorsun ve Robotu öyle programliyorsun ki ,yarin saat 10 da robot infilak edecek ve onlarca kisiyi öldürecek.Bunu biliyorsun.Zamani gelince de Robot infilak ediyor ve insanlar ölüyor.Sonra robotu sorumlu tutuyorsun.Daha önceden sen Robotun kaderini yazmissin ve Robotu sorumlu tutuyorsun bu bir celiskidir. |
Re: Allah gelecekte olacak her seyi bilir mi?
Ben de aynı fikirleri düşündüm. Tanrı'nın insanları yaratma amacı imtihan olarak biliniyor. Buna göre cennete cehenneme gideceğiz.
Eğer Tanrı herşeyi zaten biliyorsa neden insanları direk cennete ya da cehenneme koymuyor bir düşündüm. Eğer bu konu üzerinden bir sonuç çıkarmaya kalkarsanız olmaz. Çünkü şöyle mantıklı bir çıkarım geliyor akla: Tanrı insanın kendisinin de hatalarını bilmesini istemiş olabilir Bazen yanlış ya da eksik düşenebiliyoruz. ama sonuç olarak Bu da Tanrı'nın varlığını kanıtlamaz. Varsayımlarla hiçbirşey kanıtlanamaz. Bence yoğunlaşılması gereken başka noktlar var. o zaman herşey daha net belirginleşebilir. |
Allah C.C zamani da yarati
Slm arkadaslar,
Allah C.C. ezelidir. Yani zamanin disindadir. Allah C.C. zamani da yaratigi icin, zaten ayni anda bütün zamanlari biliyor ve görüyor. Biz bir tek nerede kim olarak ve ne zaman ölecegimize karar veremeyiz ve bunlardan sorumlu degiliz. Bizim yapacagimiz her seyi Allah C.C. zamanin disinda oldugu icin biliyor. Insan kisitli oldugu icin bunu kavramasi biraz zor olabilir. Bir misal vereyim: Bir mühendis bir duyma özelligi olmayan bir makina yapiyor. Simdi bu makina ses yoktur diyebilirmi ? Biz yaratilma itibariyle duyuglarimizla ( görme, isitme, vs. ) algiladigimizin ötesinde hic bir seyi bilemeyiz. Saygilarla |
Alıntı:
yanlış düşünüyorsunuz Allahın bilmesi şöyledir mesela sen bir hata yapacaksın Allah biliyor ama Allahın bilmesi senin o hatanla ilgisi yok sen hatanı iradenle yapacaksın Allahın bilmesi senin hata yapmanı veya yapmamanı engelemiyor serbestsin yani sadece biliyor ve engelemiyor engel olmuyor hatanda özgürsün |
Alıntı:
(K. Fâtir sûresi, âyet 8) Sayın battal yukarıdaki ayeti bana yorumlar mısnız? |
bu tıpkı hava durumu gibi :)
hava durumu uzmanı hava yağmurlu olacak dediği için yağmıor yağmur, o yağmurlu olma durumunu hesaplamış,, işde allah da öyle bir hesap yapmış, ve ahanda sen katil olcaksın bilior, ancak sana yaptıran o değil, yada bildiği halde engellemez, çünkü engellerse o zaman dünyadaki tüm kötülükleri engellerdi, o kötülükler ise ancak yapana zarar verir. sonucda allah biliorki bu dünya sonlu, ölen öldüğü zaman bişi olmaz nede olsa hayatı devam edecek, öldüren öldürürse bu o nun tercihi fakat cezası verilcek.. saygılar.. |
29- ANKEBUT SURESI
Mekke'de inmiştir. 69 Ayet, 875 kelime, 4211 harftir. Bismillahirrahmanirrrahim 1-Elif, Lam, Mim. 2-İnsanlar: "İnandık! demeleriyle bırakılıp da imtihan edilmeyeceklerini mi sandılar? 3-Andolsun ki, Biz onlardan öncekileri ne fitnelerle imtihan ettik. Yine Allah, elbette doğruluk gösterenleri bilecek ve elbette yalancıları da bilecektir. Ayetler açık engellemiyor ama sebep oluyor fitne sokuyor =?Güya bunun için şeytanı yaratmıştı değil mi?Ama kendisi yapıyor... Bu noktayı daha önce nasıl kaçırdım yaw ben aslında bir başka konuda bir başka arkadaşa da yanıt oldu bu... Not : meal Elmalılı Hamdi Yazır'dan alıntıdır... |
Alıntı:
başkaların çıkardığı fitneyle insanları imtihan ediyor mesela sizin çıkardığınız fitneyle bizi imtihan ediyor bakalım size uyacakmıyız uymayacakmıyız diye umarım konu anlaşılmıştır |
Alıntı:
özeldenmi yoksa aleni mi ? istersin cevabı var |
Battalım fitneyi başkalarının çıkardığınıda nerden çıkardın. Bu ayette öyle bir şey yazmıyor, sen tanrının sözünümü inkar ediyorsun.
Bak ne diyor"ne fitnelerle imtihan ettik" birileri çıkardıda bizde fitne ettik demiyor ,insanları değişik fitnelerle imtihan ettik diyor. Demekki fitneci olanda tanrı anlayışın. bırak onun adına konuşmayıda okuduğunu anla... |
Alıntı:
ayetin tefsiri diye bişi biliyormusun |
Sen tefsirleri ayetten önemi koyuyorsun?
|
fitne (buradaki anlamı imtihandır) çıkarıp bizi test edecek, ki ak kara ortaya çıksın.. mesela örneğin çocuk bir fitnedir, zenginlik bir fitnedir, mal sahibi olmak bir fitnedir, bunlarla acaba allah ı unutacakmıyız, yada güsel bir kadın da bir erkek için fitnedir, böylece acaba allah ın emirlerini bildiğimiz halde o kadına kötü yoldan yaklaşacakmıyız, yada içki .... bilmem anlatabiliormuyum...
bu kadar basit.. |
Alıntı:
Peki insanlar neden ota boka dua ediyorlar. Ha bide allah dünya hayatına karışmıyordu ise nuh tufanı, semud kavmi helakı, lut kavmi helakı gibi efsaneler ne ayak. |
Alıntı:
İlahi battal güldürdün beni yaw.:high5: Herkesin ortasında gösterme ayıp olur..:sorry: |
Ali imran 145 ayetin anlamı.
Allah'ın izni olmadıkça hiçbir kimse ölmez. Ölüm, vakti tayin edilmiş bir yazıdır. Kim dünya nimetlerini isterse ona dünyadan nimetler veririz ve kim ahiret mükafatını dilerse ona ahirete ait mükafatlar ihsan ederiz ve biz, şükredenleri yakında mükafatlandıracağız. http://www.kuranmeali.com/ayetkarsil...ure=3&ayet=145 Sınavda karşılıklı iradi işlemler vardır.Bu sınavda Allah benim fikrimi aldı mı?Kendisi zorla bana sınav dayatmasında bulunmakta. Allah bizleri özgür bırakmıştır diyenler,yukardaki ayet gibi onlarca ayeti görmezden gelerek Allaha şirk koşmuş olmuyorlar mı?Öte yandan Allah hiçbir şeye karışmıyor diyenler onu bir nevi onaylama makamı''NOTER'' e dönüştürmüş olmuyorlar mı? Farzedelim ki big bang evrenin başlangıcı olsun ve bunu bir sıkala üzerinde gösterecek olursak, sıkalanın başında o rakamı ile gösterilen yer big bang- 100 ile gösterilen yer de kıyamet olsun.Bu iki rakam arasında bir yerde dünyanın yaratılmasını Allah murat etti mi?Cevabınız evet ise dünyayı yarattığı gibi bizi yaratanda odur.Hareketlerimizi yaşamımızı takdir edende o olmalıdır.Eğer öyle yapmazsa planında insanın kendi iradesine göre yapacağı değişiklikleri de hesaba katarak evrenin sonunu tasarlaması gerekir.Bu durumda da Allahın iradesi ile değil kulların iradesi ile evrende herşeyin idare edilmesi gibi saçma bir sonuca ulaşırız.Buda şimdilik mümkün görülmemektedir. Diğer yandan ben daha doğmadan milyarlarca yıl öncesinden kaderim,yapacaklarım yada yaşamım tanrı tarafından biliniyorsa bunun benimle bir ilgisi olmasa gerek.Daha ben dünyaya gelmeden kendi kaderimi nasıl yaratabilirim ki?Ama benim kaderim gibi tüm evrendeki olayları baştan sona senoryalaştıran ilahi bir güçten bahsedersek o zaman parçalar üst üste oturur.Bu durumda Allah kaderi takdir etmiş ve zamanı geldiğinde de takdir ettiği bu olayları gerçekleştiriyor(Kaza) deriz.Mantıken de başka türlü olması mümkün değil. O zamanda şu soruyu sormak kaçınılmaz. Madem kaza ve kader takdir edilmiş o helde neden ceza-ödül var? Burdaki mantıksızlığı gören müslümanların ayetleri eğip-bükmeleri ayrı bir ironi. Şu ayetlerin nesini eğip büküyorsunuz.Delikanlı gibi doğrusunu Allah bilir deyip çıkın. Enam 2. ayet. O, öyle bir Tanrıdır ki sizi balçıktan yaratmıştır da ölüm vaktini takdir etmiştir ve kıyametin kopacağı zamana ait bilgi de ondadır, onun katındadır, sonra gene de şüphe edersiniz siz. http://www.kuranmeali.com/ayetkarsil...?sure=6&ayet=2 Araf 34. 34. Her ümmetin bir eceli vardır. Ecelleri gelince ne bir an geri kalırlar ne de bir an ileri gidebilirler. Sebe 3.ayet: 3. İnkarcılar: Kıyamet bize gelmeyecek, dediler. De ki: Hayır! Gaybı bilen Rabbim hakkı için o, mutlaka size gelecektir. Göklerde ve yerde zerre miktarı bir şey bile O'ndan gizli kalmaz. Bundan daha küçük ve daha büyüğü de şüphesiz, apaçık kitaptadır (yazılıdır). Herşeyin baştan sona yazıldığı,ölçüp biçildiği gayet açık değil mi? |
allah u teala, bütün olacakları olmamış iken, tıpkı hava durumu uzmnları gibi, yada eğik düzlemde aşağı yönde ilerleyen bir topun k sürtinme katsayısı eğim açısı g yerçekimi ivmesi bilinirken kaç snyede düşeceğinin hesaplanması gibi, olacakları hesaplamışdır.
hesapladığı bilgiler, (levhi mahfuz) denilen bir kitapdadır. bu kitap elinizde tuttuğunuz sayfaları olan bir kitap değildir. bilioruzki bugun bir CD veya DVD veya USB DISK de bir kitapdır. işde levhi mahfuz da farklı bir teknoloji,... hatta siz bile eğer örneğin "cafer" diye bir arkaşınız olsa ve o nu çok iyi tanısanız.. bir yemek geldi diyelim mesela süt helvası. şöle diyenler olabilir: cafer olsa bundan 3 tabak yerdi. hatta tok olsa bile yerdi.. dediğiniz zaman bu onun vereceği davranışı onu çok iyi tanıdığınızdan yapdığınız bir tahminsel hesapdır. allah ise bizi kendisi yarattığı için, bizi bizden daha iyi bildiği için, bizim nasıl davranacağımızı hesaplayabilior.. bu bir robot yapan mühendise benzer. mühendis x koşullarında robotunun hangi tepkiyi vereceğini hesaplayabilir veya simüle edebilir. böylece olaylar gerçekleşmeden sonuçlar tespit edilebilir. günümüzde simülasyon teknolojisi çok kullanılmaktadır. simülasyon ile örneğin bir uçağın belli yüksekli ve hızda nasıl tepki vereceği hesaplanabilir. böylece fiziksel deney yapmadan ve hasar olmaksızın, hata tespitleri yapılabilmektedir. yine simülasyon teknolojisi ile bir olay simüle edilerek cisimlerin araçların durumları hesaplanabilir. sadece üretimde değil aynı zamanda tıp ilmindede simülasyondan yararlanılır. bu hastalıklara çare bulmada çok etkili olmuşdur. ancak simülasyon içine katılan veri ve hesap younlugu bilgisayarları zorlayabilmektedir. mesela 1980lerden sonra bigisayarlarn ilerlemesi ile simülasyonu yapılamayan bazı organlar simule edilmiş bölece onlar üzerindeki aksaklıklara daha kolay çareler bulunur olmuşdur.. işde allah da bu simüle etme teknolojisine benzer bir hesap ile olacakları hesaplamış.. bu teknolojiye kader dioruz, yani allah ın olacakları önceden bilmesi.. buraya kadar bunun nasıl olduğunu anlattım.. şimdi inkar ın diğer boyutuna bakalım: "herşey baştan sona yazılmış.. ben kader mahkumuyum abi.. kadere yenik düşdük.. kaderimiz böyle yazılmış ne yapalım.." bunun böyle olmadığını zaten yukardaki yazıyı anlayan anlar. anlamayanlar için tekrar ediorum.. biz davranışlarımızı ,,örneğin yalan söylemek yada hırsızlık yapmak olsun,, allah istedi diye yapmıoruz, biz o davranışı yapmaya kendimiz karar vermişiz, allah izin verior, ve ayrıcada hesap gereği bu davranışı hesaplamış.. bundan sonrası "mantık" ilmi ile anlaşılabilcek bir konu, çünkü basit düşünen insan şu soruyuda ilave edior: "madem bilior hırsızlık yapacağımı, beni engelleseya ki böylece kötülük yapmayayım ve kötü olmayıp, ayrıca cezada almam öbür dünyada" dior.. buradaki mantık suçu yapanı cezalandırmak değil.. sizi ve kendinizi tanımlayıcı delilleri oluşturmak. yoksa bir öğretmen ben oğlum sizi tanıyorum bu sınavı geçemyeceksiniz o yusden sınava gerek yok, ben size direk sıfır vereyim. dese saçma olur.. burada ki ince mantık öğrenciyi sınıfta bırakmak değil, mantık o na hak etmediği bir şeyi vermemek.. şimdi öğretmen kendisi sınavda çocugun yerine soruları cevaplasa olurmu? ee öğretmen cevabı bilior, çocuk bilmior, kopyamı versin.. allah da bizi tanıdığı, kainatı tanıdığı için hesaplamış, aa ben biliorum gerek yok dememiş, ki böylece insan düşünür ben bir şey yapmadımki bana ceza verior, bu düşüncesi ile de haklı olur.. burada bir mantık var. örneğin allah düşüncenizde kalanlardan kötüde olsa size günah yazmaz. ancak söz söylemekde dahil, eyleme geçerse kayıt oluşur. zaten allah kader ilminin çok karışık bir ilim oldugunu muhammed aracılıgı ile bildirmiş.. ama kısa özetim bu.. ki zaten ateist doğası gereği anlamayacak o böyle madem bu ne, peki şu ney, neden kırmızı yeşil değil gibi gibi ... inkar doğasını yansıtacakdır diyede düşünüorum.. bir ışık olması dileğimle.. saygılar.. |
Sayın axel bazı yorumlarınızı okudum ve böyle bi kavram ortaya çıkardım.. Bakalım dediklerinizle bi ilgisi varmı.. Aptalliklarimizin, hatalarimizin, cirkefligimizin, sevgisizligimizin, cikar iliskilerimizin, curumuslugumuzun perdesidir kader. bundandir durmadan ona sarilip durmamiz.
kendine bakamayan insanin bes cocuk yapip onlari cahil bir sefil olarak buyutmesinin adidir kader. sorarsiniz ve aldiginiz cevap 'kader boyleymis. allah verdi' olur. akrabasiyla evlenir, uc cocuk yapar, ucu de ozurlu dogar. ama usenmez, dorduncuyu de yapar. o da ozurlu olunca 'kader boyleymis' der. ya da sigarasini dilinden eksik etmeyen insanin kirlilikten, bakimsizliktan hasta olan cocugunu doktora goturememesinin adidir kader. yorganlarla sarmalanir cocuk terlesin de atesi gecsin diyerek. cocuk olur, 'allah verdi allah aldi' derler adina. binlerce insanin deprem oldugunda curuk binalar altinda kalmasinin, binlerce adsiz mezar kazilmasinin adidir kader. japonlarin da kaderinin deprem oldugunu unutup, binlerce olunun adini kader koyar dururuz. anadolu da bir binanin durup dururken cokmesinin adina da kader deriz biz, benzin deposunda benzin olup olmadigini kibritle kontrol eden insanin yaniklar icinde hastaneye yatirilmasina da. yillarca uyusturucu kullanan cocugu, yanibasinda yillarca yaninda o sekilde dolasirken bir turlu bunu anlayamayan annenin yasadiklarina da kader deriz biz. aptalliklarimizin, hatalarimizin, cirkefligimizin, sevgisizligimizin, cikar iliskilerimizin, curumuslugumuzun perdesidir kader. bundandir durmadan ona sarilip durmamiz. yoksa ne oldugumuzu suratimiza okkali bir sekilde carpacaktir hayat. nereden mi aklima geldi bunlar? kalabalik bir ortamda 'su ulastirma bakani istifa etsin mi' diye tartisip dururken, birinin 'ya onun ne sucu var? kaderleri boyleymis. bakan mi tutup devirmis treni?' demesinden sonra aklima geldi. yuksek sesle sadece iki cumle soyleyebildim. sonra sustum. anladim ki, onun gozundeki o perdeyi kaldiramayacaktim. Sizce kader nedir ? Saygılarımla... |
Bence kader falan hikaye.
İnsan Tanrı kavramını hayal gücünde canlandırdığı zaman, doğal olarak bu kavramın sahip olduğu güçlerin sınırsız olması, herşeyi önceden bilmesi, herşeyi yapmaya gücünün olması gibi özellikleri taşıması gerekiyor. Hal böyle olunca da kader kavramına inanılması da çok normal. Kötülük yapanlara, yoldan sapanlara müdahale etmediğini, bu kimselerin güya öteki dünyada cezalandırılacağını iddia eden Tanrı ve ona inananlar, Lut kavminin ve Kuran'da adı geçen/geçmeyen ve yoldan sapan diğer toplulukların, Tanrı tarafından açık bir şekilde cezalandırıldığının tehditkar bir şekilde yazıldığına ne diyecekler acaba? Saygılar. |
Alıntı:
|
Madem öbür dünyada cezalandıracaktın bu ''sapkınları'' neden peki üzerlerinde kime isabet edeceği yazılmış kızgın balçıklarla helak ettin bu kavmi diye sorarım. :)
|
Alıntı:
Müslümanım ama anlayamadığım şeyleride,öyleydi işte sorgulama boşver diyemem. Saygılar |
sayın Freester
Alıntı:
kader bir hesapdır... yapılacakların önceden hesap ile simule edilmiş hali.. ancak bunun sebebi yapıcısı "siz" kendinizsiniz.. allah ise sadece bunları bilip onaylayan yada müdahale etmeyen konumundadır.. saygılar.. ---------------------------- sayın escalente, bildiği halde yapmaması yada yapması, yani uygulamadan aktivite olmadan mantık ilmine göre saçma oluor da ondan. allah herşeyi bir sebeb üzerine yaratmışdır.. o nun yaratması asla hokuspokus gibi olmamışdır. bir şeyin olması için sebebler halk etmişdir. bu yusden ağaç burada bir sebebdir. ama sebebsiz yaratabilidi nasıl olsa bilior,, demek yanlış.. kuran demiş: allah ın adetinde bir değişiklik bulamazsın diye. yani gerek olaylar, gerek nesneler hep bir sebeb ile açıklanabilir olarak (buna bilimsel diyebilirsiniz) yaratılmışdır.. bu mantığı en düzgün yakalayabilen zaten tanrı dır. ben sadece anlıorum ama anlamak tespitleriyle detaylarını ortaya koyabilmek demek değildir. o iş "tanrı"ya ait. saygılar..... |
Sn. Axzel,
Hala Allah müdahele etmeyen konumadır demeyi sürdüyorsunuz. Ancak Kuran bunun tam aksini söylüyor. Yukarıdaki iletimde bir şey yazdım. Dedim ki; Madem öbür dünyada cezalandıracaktın bu ''sapkınları'' neden peki üzerlerinde kime isabet edeceği yazılmış kızgın balçıklarla helak ettin bu kavmi diye sorarım. Açıkça olaylara müdahele ettiği gözlemlenen ve bunu kutsal kitaplara ''güya'' peygamberler aracılığı ile işlettiren ve korku salan bir Tanrı var. Hala neden müdahale etmediğini ısrarla söylüyorsunuz? |
korkmak sadece allah a inanmayanlar içindir.. ben korkmuyorum..
saygılar.. |
Sn. Axzel,
Anlatmak istediğim şu; Yaratılış (2:15-16-17) 15 RAB Tanrı Aden bahçesine bakması, onu işlemesi için Adem'i oraya koydu. 16 Ona, “Bahçede istediğin ağacın meyvesini yiyebilirsin” diye buyurdu, 17 “Ama iyiyle kötüyü bilme ağacından yeme. Çünkü ondan yediğin gün kesinlikle ölürsün.” İyiyle kötüyü bilme ağacı ne demek? Adem ile havva'nın iyi ve kötüyü ayırt edebilme aklı yok anlamı çıkmaz mı? Yazan şu; Yaratılış 3 İnsanın Günahı (3:1-2-3-4) 1 RAB Tanrı'nın yarattığı yabanıl hayvanların en kurnazı yılandı. Yılan kadına, “Tanrı gerçekten, ‘Bahçedeki ağaçların hiçbirinin meyvesini yemeyin’ dedi mi?” diye sordu. 2 Kadın, “Bahçedeki ağaçların meyvelerinden yiyebiliriz” diye yanıtladı, 3 “Ama Tanrı, ‘Bahçenin ortasındaki ağacın meyvesini yemeyin, ona dokunmayın; yoksa ölürsünüz’ dedi.” 4 Yılan, “Kesinlikle ölmezsiniz” dedi, 5 “Çünkü Tanrı biliyor ki, o ağacın meyvesini yediğinizde gözleriniz açılacak, iyiyle kötüyü bilerek Tanrı gibi olacaksınız.” Tanrı'nın yarattığı yılan nasıl konuşur,yine tanrı'nın isteğiyle,yılanıda tanrının konuşturduğu ve ne söylemesi gerektiğide tanrı'dan değil midir??? ne diyor yılan, gözleriniz açılacak ve iyiyle kötüyü bileceksiniz...Yine burada hür iradeye dışardan bir müdahale yok mu? İyi ile kötüyü ayırt edemeyen,yalan ve ikan nedir bilmeyen insanı kandırmak değil mi? Dolayısıyla, içinde kötülük olmayan insanı günaha itende Rab değil midir? Yartılış (3:6-7) 6 Kadın ağacın güzel, meyvesinin yemek için uygun ve bilgelik kazanmak için çekici olduğunu gördü. Meyveyi koparıp yedi. Yanındaki kocasına verdi, o da yedi. 7 İkisinin de gözleri açıldı. Çıplak olduklarını anladılar. Bu yüzden incir yaprakları dikip kendilerine önlük yaptılar. Meyveyi yiyene kadar çıplaklaklık nedir bilmeyen, çıplak olduklarını anlamayan adem ve havva iyiyle kötüyü bilme ağacından yiyerek, neden birden gözü açılıp cıplaklığın utanılacak birşey olduğunu anladılar ve hemen avret yerlerini kapattılar? Demek ki iyiyi ve kötüyü ayırt edemedikleri gibi, utanma duygusuda yoktu, ayrıca neden utanmaları gerekiyordu? Utanma duygusu nedir ki? Karı koca neden utansın. Daha önce Rab'ın huzurunda neden utanmadılar? Yaratılış (3:8) 8 Derken, günün serinliğinde bahçede yürüyen RAB Tanrı'nın sesini duydular. O'ndan kaçıp ağaçların arasına gizlendiler. Neden kaçıp gidiyorlar? Daha önce kaçmadılar, Daha önce hata, yanlış veya günah nedir bilmeyen adem'in, Rab'ın koyduğu ve iyiyi kötüyü bilme ağacı sayensinde bunu öğrenmiş olmasından kaynaklı değil mi? Burada bir müdahale yok mu? Neden ilk insana söylenen şey yasak ve ceza ile ilgili? Küçüçük bir çocuğun yanına renkli parlak bir şeker koyup onu yeme demekle bunun ne farkı var? O cocuğun onu yiyeceğini bildiğin halde.. Yaratılış (3:10-11) 10 Adem, “Bahçede sesini duyunca korktum. Çünkü çıplaktım, bu yüzden gizlendim” dedi. 11 RAB Tanrı, “Çıplak olduğunu sana kim söyledi?” diye sordu, “Sana meyvesini yeme dediğim ağaçtan mı yedin?” Anlayamadığım işte bu, bir insan yaratılıyor, iyilik,kötülük,ölüm yaşam,çıplaklık nedir bilimiyor, daha sonra bir bahçeye konuyor, bahçenin ortasına iyilik ve kötülüğü bilme ağacı konuyor ve meyve yemesi yasaklanıyor yoksa ölürsün deniliyor, (çıplaklığın bile ne demek olduğunu meyveyi yedikten sonra anlıyor ,ölüm ne demek onu nerden bilebilir?) sonra yanına bir eş olarak havva veriliyor, keza oda aynı durumda adem ile, havva'nın yanına yılan geliyor ve konuşuyor (Tüm hayvanlar konuşuyor muydu yoksa sadece yılan mı?), yılan eğer yerseniz iyilik ve kötülüğü bileceksiniz ve tanrı olacaksınız diyor, havva meyveyi yiyor ve adem'e veriyor,adem de yiyor ve gözleri açılıyor. Buna kızan Rab cezalar yağdırmaya başlıyor. Sn. Axzel, Anlatmak istediğim şu; Yaratılış (2:15-16-17) 15 RAB Tanrı Aden bahçesine bakması, onu işlemesi için Adem'i oraya koydu. 16 Ona, “Bahçede istediğin ağacın meyvesini yiyebilirsin” diye buyurdu, 17 “Ama iyiyle kötüyü bilme ağacından yeme. Çünkü ondan yediğin gün kesinlikle ölürsün.” İyiyle kötüyü bilme ağacı ne demek? Adem ile havva'nın iyi ve kötüyü ayırtedebilme aklı yok anlamı çıkmaz mı? Yazan şu; Yaratılış 3 İnsanın Günahı (3:1-2-3-4) 1 RAB Tanrı'nın yarattığı yabanıl hayvanların en kurnazı yılandı. Yılan kadına, “Tanrı gerçekten, ‘Bahçedeki ağaçların hiçbirinin meyvesini yemeyin’ dedi mi?” diye sordu. 2 Kadın, “Bahçedeki ağaçların meyvelerinden yiyebiliriz” diye yanıtladı, 3 “Ama Tanrı, ‘Bahçenin ortasındaki ağacın meyvesini yemeyin, ona dokunmayın; yoksa ölürsünüz’ dedi.” 4 Yılan, “Kesinlikle ölmezsiniz” dedi, 5 “Çünkü Tanrı biliyor ki, o ağacın meyvesini yediğinizde gözleriniz açılacak, iyiyle kötüyü bilerek Tanrı gibi olacaksınız.” Tanrı'nın yarattığı yılan nasıl konuşur,yine tanrı'nın isteğiyle,yılanıda tanrının konuşturduğu ve ne söylemesi gerektiğide tanrı'dan değil midir??? ne diyor yılan, gözleriniz açılacak ve iyiyle kötüyü bileceksiniz...Yine burada hür iradeye dışardan bir müdahale yok mu? İyi ile kötüyü ayırt edemeyen,yalan ve ikan nedir bilmeyen insanı kandırmak değil mi??? Yartılış (3:6-7) 6 Kadın ağacın güzel, meyvesinin yemek için uygun ve bilgelik kazanmak için çekici olduğunu gördü. Meyveyi koparıp yedi. Yanındaki kocasına verdi, o da yedi. 7 İkisinin de gözleri açıldı. Çıplak olduklarını anladılar. Bu yüzden incir yaprakları dikip kendilerine önlük yaptılar. Meyveyi yiyene kadar çıplaklaklık nedir bilmeyen, çıplak olduklarını anlamayan adem ve havva iyiyle kötüyü bilme ağacından yiyerek, neden birden gözü açılıp cıplaklığın utanılacak birşey olduğunu anladılar ve hemen avret yerlerini kapattılar? Demek ki iyiyi ve kötüyü ayırt edemedikleri gibi, utanma duygusuda yoktu, ayrıca neden utanmaları gerekiyordu? Utanma duygusu nedir ki? Karı koca neden utansın. Daha önce Rab'ın huzurunda neden utanmadılar? Yaratılış (3:8) 8 Derken, günün serinliğinde bahçede yürüyen RAB Tanrı'nın sesini duydular. O'ndan kaçıp ağaçların arasına gizlendiler. Neden kaçıp gidiyorlar? Daha önce kaçmadılar, Daha önce hata, yanlış veya günah nedir bilmeyen adem'in, Rab'ın koyduğu ve iyiyi kötüyü bilme ağacı sayensinde bunu öğrenmiş olmasından kaynaklı değil mi? Burada bir müdahale yok mu? Neden ilk insana söylenen şey yasak ve ceza ile ilgili? Küçüçük bir çocuğun yanına renkli parlak bir şeker koyup onu yeme demekle bunun ne farkı var? O cocuğun onu yiyeceğini bildiğin halde.. Yaratılış (3:10-11) 10 Adem, “Bahçede sesini duyunca korktum. Çünkü çıplaktım, bu yüzden gizlendim” dedi. 11 RAB Tanrı, “Çıplak olduğunu sana kim söyledi?” diye sordu, “Sana meyvesini yeme dediğim ağaçtan mı yedin?” Anlayamadığım işte bu, bir insan yaratılıyor, iyilik,kötülük,ölüm yaşam,çıplaklık nedir bilimiyor, daha sonra bir bahçeye konuyor, bahçenin ortasına iyilik ve kötülüğü bilme ağacı konuyor ve meyve yemesi yasaklanıyor yoksa ölürsün deniliyor, (çıplaklığın bile ne demek olduğunu meyveyi yedikten sonra anlıyor ,ölüm ne demek onu nerden bilebilir?) sonra yanına bir eş olarak havva veriliyor, keza oda aynı durumda adem ile, havva'nın yanına yılan geliyor ve konuşuyor (Tüm hayvanlar konuşuyor muydu yoksa sadece yılan mı?), yılan eğer yerseniz iyilik ve kötülüğü bileceksiniz ve tanrı olacaksınız diyor, havva meyveyi yiyor ve adem'e veriyor,adem de yiyor ve gözleri açılıyor. Buna kızan Rab cezalar yağdırmaya başlıyor. 13 RAB Tanrı kadına, “Nedir bu yaptığın?” diye sordu. Kadın, “Yılan beni aldattı, o yüzden yedim” diye karşılık verdi. 14 Bunun üzerine RAB Tanrı yılana,“Bu yaptığından ötürü Bütün evcil ve yabanıl hayvanların En lanetlisi sen olacaksın” dedi, “Karnının üzerinde sürünecek, yaşamın boyunca toprak yiyeceksin. 15 Seninle kadını, onun soyuyla senin soyunu Birbirinize düşman edeceğim. Onun soyu senin başını ezecek, Sen onun topuğuna saldıracaksın.” 16 RAB Tanrı kadına, “Çocuk doğururken sana Çok acı çektireceğim” dedi, “Ağrı çekerek doğum yapacaksın. kocana istek duyacaksın, Seni o yönetecek.” 17 RAB Tanrı Adem'e, “Karının sözünü dinlediğin ve sana, Meyvesini yeme dediğim ağaçtan yediğin için Toprak senin yüzünden lanetlendi” dedi, “Yaşam boyu emek vermeden yiyecek bulamayacaksın. 18 Toprak sana diken ve çalı verecek, Yaban otu yiyeceksin. İlk insanlar için(ki iyiyi ve kötüyü ayırt etme durumları yok iken) bu cezalar çok ağır değil mi? Esirgeyen bağışlayan Rab'ı, Bağışlaması engin sonsuz olan Rab'ı ben bu yazılarda göremedim. Ayrıca o meyve'den yerseniz ölürüsünüz diyen Rab neden adem'in 930 yıl yaşamasına izin verdi? Hemen ölmesi gerekmiyor muydu? Yoksa adem bu ceza ile mi ölümsüzlüğünü kaybetti. Bütün kadınların doğum sırasında çok acı çekmesinin nedeni, iyiyi kötüden, yalanı doğrudan ayıramayan bir kadının, yılan tarafında kandırılıp günah işlemesi sonucu mu? Yada yılan neden hala toprak yemiyor? Burada anlatılanlar mı bana garip geliyor yoksa gerçekten bir yanlış anlatım mı var ,yada olanlar carpıtılarak yanlış mı yazıldı? Forum'da bu konu ile ilgili mutlaka ayrı bir başlık ve yazılar vardır ama yeni üye olduğum için bakmaya pek fırsatım olmadı. Konu açıldı diye yazma gereği duydum. |
Kusura bakmayın yazdıklarımı tamamlayamadan netten çıkmak zorunda kaldım sonra kaldığım yerden devam edip paste ediyim derken üst üste paste yapmışım, kusura bakmayın. :)
Saygılar |
Kader bir dinin en büyük çıkmazıdır.
|
korkunun ecele faydası yok anlamı mı bize sunulan aslında?
|
inanıyorsanız , (detaya inmeye hiç gerek yok ) allah zamanı ve mekanı yaratandır dolayısı ile içinde ne olacağını bilir/bilmek zorundadır. Yani senin yaşayacağın bir olay sana göre milyon yıl öncesinden yaratılmıştır ama allahın bulunduğu mekanda senin dünyevi zamanın olmadığı için sana önceden biliyormuş gibi gelir , fakat Onun için şimdiki yada geçmiş zaman durumu diye bişey yoktur , sürekli olur.Bence mevzuat bundan ibaret.
umarım soruna bir yanıt verebilmişimdir ; Saygılarımla.. |
Allah herseyi bilmez. Yani biliyorum dediginde bile bilin ki yalan soyluyordur. Muhammed'in bu konuda Kuran'da gaflari mevcut. Herseyi bilen bir Allah hic boyle bir ayet gonderir miydi?
Alıntı:
|
Alıntı:
Demeyin böyle maazallah cehennemde bize eşlik edersiniz. Kadınlarınız sizin için bir tarladır. Tarlanıza nasıl dilerseniz öyle varın. Kendiniz için önceden (uygun davranışlarla) hazırlık yapın. Allah'tan korkun, biliniz ki siz O'na kavuşacaksınız. (Ya Muhammed!) müminleri müjdele! Bakara 223 Kadınları boşadığınız ve onlar da bekleme müddetlerini bitirdikleri vakit ya onları iyilikle tutun yahut iyilikle bırakın. Fakat haksızlık ederek ve zarar vermek için onları nikah altında tutmayın. Kim bunu yaparsa muhakkak kendine kötülük etmiş olur. Allah'ın ayetlerini eğlenceye almayın. Allah'ın sizin üzerinizdeki nimetini, (size verdiği hidayeti), size öğüt vermek üzere indirdiği Kitab'ı ve hikmeti hatırlayın. Allah'tan korkun. Bilesiniz ki Allah, her şeyi bilir. Bakara 231 ....Çocuklarınızı (süt anne tutup) emzirtmek istediğiniz takdirde, süt anneye vermekte olduğunuzu iyilikle teslim etmeniz şartıyla, üzerinize günah yoktur. Allah'tan korkun. Bilin ki Allah, yapmakta olduklarınızı görür. Bakara 233 Boşanmış kadınların, hakkaniyet ölçülerinde (kocalarından) menfaat sağlamak haklarıdır; bu, Allah korkusu taşıyanlar üzerine bir borçtur. Bakara 241 Ey iman edenler! Allah'tan korkun. Eğer gerçekten inanıyorsanız mevcut faiz alacaklarınızı terkedin. Bakara 278 Bu kadarı yeterli herhalde. Kendi dininizi bile biz öğretiyoruz. |
Alıntı:
Bir de tam emin degil tuzak mı kuruyolar veya... |
Alıntı:
Saygılar |
Alıntı:
Ayet açık ve net. Ey müminler diyor sana sessleniyor yani. Allahtan korkun diyor. Dikkat edersen allah demiyor resmen muhammedin ağzından yazılmış. |
| Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 16:25 . |