![]() |
Gılman Meselesi
İslam dinine göre;Cennette şarap hizmetinde bulunacak *olanlara Gulam adı *verilmektedir.gulam'ın, arapça’daki kelime anlamı erkek çocuk manasındadır ve “gılman” kelimesinin tekilidir. dolayısıyla, kuran'da geçen "gılman" sözcüğü "erkek çocuklar" manasına gelmektedir. Bazı islamcılar,kadın erkek eşitliğini göstermek için cennette erkeklere verilen huriler karşılığında,kadınlara da gılmanlar'ın verileceğini söylemektedirler.Ama gerçekler bunları yansıtmamaktadır.
kuran'ın arapça aslında gencecik oğlanlar olarak geçen ifade, diyanet çevirisinde nedimler olarak değiştirilmiştir.. ancak 21. ayetteki gümüş bilezikler ve etrafa saçılmış inciler ifadelerinden bu nedimlerinde erkeklerin hizmetine verildiğini görebiliriz. 11. İşte bu yüzden allah onları o günün fenalığından esirger; (yüzlerine) parlaklık, (gönüllerine) sevinç verir. 12. sabretmelerine karşılık onlara cenneti ve (cennetteki) ipekleri lütfeder. 13. orada koltuklara kurulmuş olarak bulunurlar; ne yakıcı sıcak görülür orada, ne de dondurucu soğuk. 14. (cennet ağaçlarının) gölgeleri, üzerlerine sarkar; kolayca koparılabilen meyveleri istifadelerine sunulur. 15. yanlarında gümüşten kaplar ve billûr kupalar dolaştırılır. 16. gümüşten öyle kadehler ki onları istedikleri ölçüde tayin ve takdir etmişlerdir. 17. onlara orada bir kâseden içirilir ki (bu şarabın) karışımında zencefil vardır. 18. (bu şarap) orada bir pınardandır ki adına selsebîl denir. 19. o insanların etrafında öyle ölümsüz genç nedîmler dolaşır ki, onları gördüğünde, etrafa saçılıp dağılmış inciler sanırsın. 20. ne yana bakarsan bak, (yığınla) nimet ve ulu bir saltanat görürsün. 21. üzerlerinde yeşil ipekten ince ve kalın elbiseler vardır; gümüş bilezikler takınmışlardır. rableri onlara tertemiz bir içki içirir. İnsan suresi 11/21 Bu konu hakkında görüşlerinizi almak isterim.Ayetler,herşeyi açık seçik anlatmıştır.Cennette hem gılmanların hem de hurilerin sadece erkeklerin hizmetine verildiği apaçık ortadadır. saygılarımla.. |
Re: Gılman Meselesi
Arkadaşım bu ayetler geçen nedim kelimesi hizmetçi manasında kullanılmıştır çünkü 19. o insanların etrafında öyle ölümsüz genç nedîmler dolaşır ki, baktığınız zaman o insanların diyor başta cinsiyet belirtmiyor.
bir de şuna bakınız ne de dondurucu soğuk. 13 ün sonu arabistanda soğuk olamamasına rağmen cennette dondurucu soğuk olmadığına vurgu yapılıyor yani arabistanda ki insanların kandırılmadığını ayetin burası net bir şekilde cevap veriyor. şurasıda bir gerçek ki biz aklımızla cenneti ne kadar düşünsekte tasvir edemeyiz bence. |
Re: Gılman Meselesi
şurasıda bir gerçek ki biz aklımızla cenneti ne kadar düşünsekte tasvir edemeyiz bence.GÖKHAN
*Sevgili gökhan kuranda cennet hakkında allahın tasvirlei var. Demekki o ''gördüğü'' için tasvir etmiş. Yapılmış tasviri ,niye tasvir edemiyelim.Allahın tasvirinin eksik olduğunu düşünmek, kendini''her şeyden münezzeh'', olarak tanımlayan allaha ,TASVİRİN YETERLİ değil diye düşünmek, şirke girer bilesin. |
Re: Gılman Meselesi
Evet,çok sağlam bir delil bulmuşsun.Sımsıcak olan arabistanda dondurucu soğuk nereden biliniyor.Demekki ayet doğruymuş.İnsanlar cennet özellikleri ile kandırılmıyormuş.
*Tabi geceleri arabistan çöllerinin dondurucu soğuğunu saymassak,birde peygamberin daha önceleri tüccarlık yaptığı zamanlarda arabistan dışınada çıkıp oralarda soğuk ile karşılaştığını,tanıştığı başka ülkelerden gelen tüccarların kendisine soğuk dahil pek çok dünyevi bilgiler anlattıklarınıda hesaba katmazsak.. |
Re: Gılman Meselesi
Alıntı:
Allah tasvir etmekle kalmamış cenneti yaratmıştırda.bizlerse küçük zekalarımızla,aklımızla tasvir etmeye çalışıyoruz. evreni tasvir edecek olduğumuz zamanlarda bile çok güçlük çekmiyormuyuz bizler? ki cenneti tasvir edebilelim. benim merak ettiğim temel noktanız yaratılışı nasıl açıkladığınızdır?cidden bunu merak ediyorum. |
Re: Gılman Meselesi
bir *de *şuna *bakınız *ne *de *dondurucu *soğuk. * *13 *ün *sonu *arabistanda *soğuk *olamamasına *rağmen *cennette *dondurucu *soğuk *olmadığına *vurgu *yapılıyor *yani *arabistanda *ki *insanların *kandırılmadığını *ayetin *burası *net *bir *şekilde *cevap *veriyor. **gokhan007*
* * * * * * * * * Yine bilgiden yoksun yorum işte... * * * * *İslam'ı savunmak için her türlü bilgiyi çarpıtarak kullanmayın. Madara oluyorsunuz. Arkadaş, çöl iklimi hakkında biraz bilgin var mı? Gündüzler aşırı sıcak olmasına rağmen, geceleri de bir o kadar soğuk geçer. Gece-gündüz arası en fazla sıcaklık farkı çöl iklimlerinde bulunur. * * * * * * * * Çöllerde gece ile gündüz arasında çok fazla sıcaklık farkı bulunmaktadır. Yani gündüzleri çok sıcak (40°C ile 50°C)geceleri ise çok soğuk (-20 ila -25°C) olmaktadır. Çöller, şiddetli yağışlar ile rüzgarların aşındırma ve kumulları bir yerden başka bir yere taşımasıyla meydana gelirler. Çöllerde çok seyrek yağan yağmurlar, sağanak halinde yağdıklarından, kumulları düz yerlere taşırlar ve buralarda bulunan tepeciklerin etrafına yığarak adatepe diye adlandırılan adacıklar meydana getirirler. |
Re: Gılman Meselesi
Buyrun cennet hayatı burada ki yanlışları bulabilirmiziniz bana?[u]
Cennet hayatını dünya hayatına göre değerlendirdiğimiz zaman hataya düşmüş oluruz. Cennet hayatında insanlar bütün sıkıntılardan ve insana sıkıntı verecek hasletlerden arındılacaktır. Cennet nimetleri sonsuz olduğundan ve cennette bir sonraki anımız bir öncekinden daha güzel geçeceğinden orada bir sıkıntı ve ülfet olmayacaktır. Cennette İstenen Herşeyin Olması Evrende var olan herşey Allah'ın sonsuz gücünü ve sonsuz aklını yansıtır. Allah dünyada imtihanın bir gereği olarak herşeyi bir kanun ile yaratmakta ve tüm olup bitenleri insan aklının kavrayabileceği makul sebep-sonuç ilişkileri içinde göstermektedir. Bundan dolayı insanlar bir meyve gördüklerinde bunun bir tohumdan gelişen ağacın zaman içinde verdiği meyve olduğundan şüphe duymazlar. Elbette ki Allah'ın kanununa göre dünyada meyvenin sebebi budur, fakat unutmamak gerekir ki Allah dilediği takdirde tüm evreni sebeplerden bağımsız da yaratabilir. Allah dilediğini dilediği şekilde ve zamanda, örneksiz olarak yaratan, hiçbirşeye ihtiyaç duymayandır. Dolayısıyla Allah'ın yaratması için de hiçbir sebebe, araca, aşamaya ihtiyaç yoktur. Dünyada herşeyin belli sebeplere, doğa kanunlarına bağlı olması insanları yanıltmamalıdır. Allah tüm bu sebeplerin Yaratıcısı olarak bunlardan tamamen münezzehtir. Nitekim cennette sebeplere bağlı yaratılış kalkacağı için ağaçtan kopan meyvenin yerine yenisi hemen geri gelecek, hiçbir eksilme olmayacaktır. Sebepleri de sonuçları da yaratan Allah'tır. Örneğin bir ağacın gölgesine baktığımızda bu gölgenin sebebinin Güneş ışınlarının yansıma açısı olduğu bilgisine sahibizdir. Gölge Güneş'in bir sonucudur, fakat Güneş'i gölgeye sebep kılan Allah'tır. Bu durum bir ayette şöyle bildirilmektedir: Rabbini görmedin mi, gölgeyi nasıl uzatıvermiştir? Eğer dilemiş olsaydı onu durgun kılardı. Sonra Biz Güneş'i ona bir delil kılmışızdır. Sonra da onu tutup Kendimize ağır ağır çekmişizdir. (Furkan Suresi, 45-46) ... Allah onlardan razı oldu, onlar da O'ndan razı olmuşlardır. İşte büyük 'kurtuluş ve mutluluk' budur." (Maide Suresi, 119) Dünyada bu şekilde herşeyi sebep sonuç ilişkisi içinde yaratması Allah'ın bir sanatıdır ve Rabbimiz'in bu tecellileri sonsuzdur. Allah herşeyi istediği anda, istediği şekilde yaratabilir veya dilediği her şekle çevirebilir. Evreni yoktan var eden Allah, dilediği zaman da dünyada kavramaya çalıştığımız kanunları ve sebepleri kaldıracaktır. Salih Müslümanlar cennette akıllarına gelen, hoşlarına giden herşeyi isteyebilecek, istemeleriyle birlikte Allah'ın izniyle bunlara anında sahip olacaklardır. Gerek kendileri, gerekse çevreleri istedikleri şekil ve surette olacak, her istediklerini yapıp, en zevk alacakları nimetler içinde yaşayacaklardır. Üstelik bunların hiçbiri bir ihtiyacı karşılamak, bir eksikliği gidermek, bir kusuru örtmek amacıyla da olmayacak, sadece Allah'tan bir nimet ve güzellik olarak cennet ehlinin zevk almaları için olacaktır. (En doğrusunu Allah bilir.) Bu konuda hadislerde verilen örneklerden bir kısmı şöyledir: Bir adam Resulullah aleyhissalatu vesselam'a: "Cennette at var mı?" diye sordu. Aleyhissalatu vesselam da: "Allah Teala Hazretleri seni cennete koyduğu takdirde, kızıl yakuttan bir at üzerinde orada dolaşmak isteyecek olsan, o seni istediğin her yere uçuracaktır." buyurdular. Bunun üzerine diğer biri de: "Cennette deve var mı?" diye sordu. Ama buna Aleyhissalatu vesselam öncekine söylediği gibi söylemedi. Şöyle buyurdular: "Eğer Allah seni cennete koyarsa, orada canının her çektiği, gözünün her hoşlandığı şey bulunacaktır." [(Tirmizi), Kütüb-i Sitte-14, s. 431/14> Hadiste bildirilen "canının her çektiği, gözünün her hoşlandığı şey" bizim dünyadaki ufkumuzla, hayal gücümüzle sınırlı değildir. Kuran'da Allah "... orada nefislerin arzu ettiği ve gözlerin lezzet (zevk) aldığı herşey var. Ve siz orada süresiz kalacaksınız" (Zuhruf Suresi, 71) ayetiyle bu nimetlerin zenginliğine dikkat çekmiştir. Bu konuyla ilgili diğer ayetler ise şöyledir: ... Orada nefislerinizin arzuladığı herşey sizindir ve istediğiniz herşey de sizindir. (Fussilet Suresi, 31) ... Onlar nefislerinin arzuladığı (sayısız nimet) içinde ebedi kalıcıdırlar. (Enbiya Suresi, 102) Hepimizin dünyada isteyip de kimi zaman vakit ayıramamaktan, kimi zaman da risk taşımasından ötürü yapamadığımız pek çok şey vardır. Örneğin çok hızlı araba ya da motorsiklet kullanmak kimileri için heyecan verici bir zevk olabilir; kimileri ise uzun saatler derin sulara dalmak ya da yüksek dağlarda kayak yapmak, paraşütle yüzlerce metre yüksekten atlamak gibi tehlikeli sporlar yapmak isteyebilir. Ancak bunların hepsi kişinin hayatını risk altına sokan spor dallarıdır. Her nefis, kazandıklarına karşılık bir rehinedir. Ancak Ashab-ı Yemin (sağ ehli) hariç. Onlar cennetlerdedirler... (Müddessir Suresi, 38-40) Pek çok kişi de profesyonel olarak müzik aleti çalabilmek, resim yapabilmek gibi özel yeteneklere sahip olmak isteyebilir. Bu gibi şeyler yeteneğin yanı sıra kimi durumlarda teknik bilgi ve uzun süren bir eğitim gerektirir. Cennette ise bir kimse dilediği herşeye sahip olabileceği için istediği anda hiçbir çaba sarf etmeden, yetenek gibi bir sebebe bağımlı olmaksızın böyle bir imkana sahip olabilir. (En doğrusunu Allah bilir.) Bir hadiste cennetteki isteklerin sınırsızlığı şöyle vurgulanmıştır: Rableri de şöyle buyuracak: "...Burası, size bolca vereceğim bir yerdir. İsteyin Benden ne isterseniz!" Ondan hoşnutluk isteyecekler. O da şöyle buyuracak: "Zaten sizi buraya yerleştiren Benim hoşnutluğumdur. Size daha bolca vereceğim, isteyin!" Arzuları bitinceye dek durmadan isteyecekler. Kuran ayetlerinde ve hadislerde, cennette Allah'ın dilemesi ile nefsin arzuladığı herşeyin mümkün olacağı bildirilmektedir. Dolayısıyla insanların ancak hayal edebilecekleri ama dünyada mümkün olmayan şeyleri yaşamaları da mümkün olabilir. Örneğin at üzerinde uçmak dünya şartlarında imkan dahilinde değildir, ancak hadislerde dikkat çekildiği gibi bu da Allah'ın dilemesiyle cennette mümkündür. Bir hadiste isteyen kişinin uçabileceğinden şu şekilde bahsedilmektedir: Eğer nasip olur da cennete girersen, "Kızıl yakuttan bir beygire bineyim" dersen binersin. "Uçayım dersen uçarsın." [Ramuz el-Ehadis-1, s. 149/5> Bir başka hadiste ise cennetteki nimet genişliği hakkında Peygamberimiz (sav) şöyle buyurur: "Allah Teâla Hazretleri ferman etti ki: "Ben Azimu'ş-Şân, salih kullarım için gözlerin görmediği, kulakların işitmediği ve insanın hayal ve hatırından hiç geçmeyen nimetler hazırladım." [(Buhari, Müslim, Tirmizi), Kütüb-i Sitte-14, s. 4419/1> Cennette İstenen Şeylerin Anında Olması: Dünyada güzel bir yemek isteyen bir kimsenin, bunun için emek ve zaman harcaması gerekecektir. Hiçbir girişimde bulunmadan, daha aklından geçirdiği anda bu yiyecekleri önünde hazır olarak bulması ihtimali ise nefsinin çok hoşuna gidecek bir durumdur. Ne var ki bu, dünya şartlarında mümkün değildir. Ancak vaat edilen cennet ortamında satın alma, emek ve zaman harcama gibi pek çok sebep ve aşama ortadan kalkarak nimetler insanın en çok hoşuna gidecek şekilde sunulur. Bir hadiste bu durum şöyle bir örnekle aktarılmıştır: Cennette senin canın kuş isteyecek. Hemen kızartılmış olarak önüne getirilip konacaktır. [Büyük Hadis Külliyatı-5, s. 414/10123> Bir rivayette Peygamberimiz (sav)'in şöyle bir hadisi haber verilir: ... kuşun etinden yemek o kimsenin hatırına gelir ve bunun üzerine hemen çeşitli et yemekleri halinde onun önüne varır. Cennet ehli ondan istediği kadar yer. Doyduğu zaman, kuşun kemikleri toplanır. Sonra uçar, dilediği gibi cennette otlamaya başlar. [Tezkire-i Kurtubi-1, s. 58> Öte yandan cennet ortamında bir kimse ne isterse yapabileceği için hadiste de bahsedildiği gibi dilediği takdirde çalışmaya ihtiyacı olmadığı halde zevk için tarımla bile uğraşması mümkündür: Peygamberimiz (sav)'in çöl halkından olan bir adamla konuşurken, sorularına şöyle cevap verdiği rivayet olunur: Bir adam (cennette) ziraat yapmak için Rabbinden izin isteyecek. Rabbi ona diyecek ki: "Sen arzuladığın hal üzerine değil misin? O da şöyle diyecek: "Evet. Fakat ben ziraati seviyorum." diyecek. Ona izin verilecek, hemen tohum ekecek bir anda ekin verecek, büyüyecek, harmanı yapılıp, dağlar gibi mahsul yığılacak... [(Buhari), Büyük Hadis Külliyatı-5, s. 413/10119> İstendiği Gibi Suret Değiştirebilme: İnsanlara yüzleri ve fizikleri ile ilgili tercih imkanı sunulsa kuşkusuz herkes kusursuz bir görünüşe sahip olmayı ister. Çünkü insanın ruhu güzellikten zevk alacak şekilde yaratılmıştır ve her zaman en kusursuz olanı, en mükemmeli arar. En ufak bir detaydaki kusur bile gözüne çarpar, dikkatini çeker. Ne var ki insan aradığı kusursuz güzelliği dünyada tam olarak hiçbir zaman bulamaz. Bir kişi dünyanın en güzel insanı da olsa kaçınılmaz olarak yaşadığı acizlikler, hastalıklar ve en önemlisi ölümlü olması onun bu güzelliğine gölge düşürür. Çünkü imtihanın bir gereği olarak dünyada hemen herşey eksik ve kusurlarla birlikte yaratılmıştır. Bu eksik ve kusurların insanların ahirete yönelmeleri ve cennet hayatını özlemeleri açısından çok büyük hayır ve hikmetleri vardır. İnsanın hoşuna giden kusursuzluğun ve güzelliğin gerçek yeri ise cennettir. Allah cennette kişiyi kusursuz güzellikte ve onun en hoşuna gidecek surette yaratacaktır. Üstelik bu güzellik tek bir suretle sınırlı değildir. Allah cennetteki kullarına istedikleri zaman istedikleri sureti seçebilecekleri bir imkan verecek, bu şekilde cennet ehli her istediğinde farklı bir güzelliğe sahip olabilecektir. ... Orada nefislerinizin arzuladığı herşey sizindir ve istediğiniz herşey de sizindir. (Fussilet Suresi, 31) Peygamber Efendimiz (sav) müminlerin cennetteki çarşılardan beğendikleri surete gireceklerini bir hadisinde şöyle haber verir: Cennette bir çarşı vardır. Ancak orada ne alış, ne de satış vardır. Sadece erkek ve kadın suretleri vardır. Erkek bunlardan bir suret arzu ederse o surete girer. [(Tirmizi), Kütüb-i Sitte-14, s. 434/17> Gece Olmaması: Gece, dünya hayatında insanlar için bir dinlenme vakti olarak yaratılmıştır. Cennette uykuya ve dinlenmeye ihtiyaç kalmayacağı için, gecenin karanlığına da ihtiyaç olmayacaktır. Cennette gecenin olmadığı hadislerde şöyle bildirilir: Cennette gece yoktur. O, ışık ve nurdan ibarettir... [Ramuz el-Ehadis-2, s. 366/4> Uyku Olmaması: Uyku insanın dünyada yaşadığı acizliklerden biridir. Tüm insanlar uykuya ihtiyaç duyacak şekilde yaratılmışlardır ve ne kadar isteseler de buna karşı direnemezler. Dahası vücut uykusuz kaldığında hastalıklara karşı direnci düşer, kişi yorgun bir görünüm alır. Öte yandan uykuya harcanan vakit de azımsanamayacak kadar uzundur. İnsan, yaklaşık olarak ömrünün üçte birini uykuda geçirir. Bu aynı zamanda dünyada zaten kısa olan ömrünün çok büyük bir bölümünü bir nevi ölü gibi geçirdiği anlamına gelir. Nitekim Kuran'da "Allah, ölecekleri zaman canlarını alır; ölmeyeni de uykusunda (bir tür ölüme sokar). Böylece, kendisi hakkında ölüm kararı verilmiş olanı(n ruhunu) tutar, öbürüsünü ise adı konulmuş bir ecele kadar salıverir..." (Zümer Suresi, 42) ayetiyle uykunun bir tür ölüm olduğu haber verilmiştir. Fakat cennette uyku, yorgunluk gibi acizlikler yoktur. Allah "Onlara orada onlara hiçbir yorgunluk dokunmaz..." (Hicr Suresi, 48) ayetiyle bu gerçeği kullarına bildirmiştir. Bir hadiste ise cennette uykunun olmadığı şöyle açıklanmıştır: Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'e: "Cennet ehli uyur mu?" diye sordular. Şöyle buyurdu: "Uyku, ölümün kardeşidir. Cennet ehli uyumazlar." [Büyük Hadis Külliyatı-5, s.414/10125> Anlaşmazlık Olmaması: Cennet ehlinin en önemli özelliklerinden biri de ahlaklarının çok güzel olmasıdır. Bir hadiste cennetteki müminlerin huylarının güzelliğine şöyle dikkat çekilmiştir: Ben, cennet bahçelerinde, cennetin üstünde ve cennetin alt tarafında birer köşke şu kimse için kefilim ki, o haklı olduğu halde mücadeleyi terk eder, şaka için de olsa, yalanı söylemez ve insanlar(a örnek olması) için ahlakını güzelleştirir. [Ramuz el-Ehadis-1, s. 152/6> Vicdanını kullanan, Allah'tan korkup sakınan kişilerin bulunduğu bir ortamda herkes rahat eder. Güzel ahlakın yaşanmadığı bir yerde ise çekişme, kıskançlık, kavga, kızgınlık, kin, alay, alınganlık vardır. Kuran ahlakından uzak yaşayan kimseler, bu kötü ahlak özelliklerinden ötürü, kendi elleriyle cehennemi hatırlatan bir ortam oluştururlar. "Onların göğüslerinde kinden (ne varsa tümünü) sıyırıp-çektik, kardeşler olarak tahtlar üzerinde karşı karşıyadırlar." (Hicr Suresi, 47) Huzurlu, mutlu, güven dolu bir ortam içinde dostça, kardeşçe, hoşgörü ile yaşayabilecekken, dünyevi hırsların peşinde, kendi istek ve tutkularına kapılarak çok büyük bir nimet kaybına uğramış olurlar. Müslümanlar için ise dünyada sabırlı, itidalli, akıllı, makul, dengeli, affedici, şefkatli, sevgi dolu, güzel ahlaklı olmanın derin bir imani zevki vardır. Bir mümin bu güzel özellikleri kendinde gördüğünde ayrı bir haz alır, başka müminlerde gördüğünde bunlardan da ayrı bir zevk alır. Sonsuza kadar sürecek olan bu hoşnutluk, zevk ve güzellikler cennette de artarak sürer. Peygamber Efendimiz (sav)'in hadislerinden birinde cennetteki bu ortam şöyle tarif edilir: ... Kalpleri, tek bir kimsenin kalbi gibidir. Aralarında ihtilaf, husumet yoktur... [Kütüb-i Sitte-14, s. 449/3> Benzer başka bir hadiste de cennet ehlinin ahlakından şöyle bahsedilmektedir: Onların ahlakı bir tek kişinin ahlakı üzeredir. [Tezkireti'l Kurtubi, s. 329/579> Nitekim Allah Kuran'da cennetine layık gördüğü mümin kulları için "Onların göğüslerinde kinden (ne varsa tümünü) sıyırıp-çektik, kardeşler olarak tahtlar üzerinde karşı karşıyadırlar." (Hicr Suresi, 47) buyurarak, onların yaşadıkları candan ve samimi dostluğa dikkat çeker. Üzüntü, Sıkıntı Gibi Olumsuzlukların Olmaması: Üzüntü, sıkıntı gibi insanlara azap veren ruh halleri, din ahlakından uzak yaşayan kimselerde sıkça görülür. Allah'ın herşeyi bir kader üzerine, hayırla yarattığını göz ardı eden bu kimseler aksilik, zorluk gibi görünen olaylar karşısında korku ve paniğe kapılırlar. Allah'a tevekkül etmedikleri için sıkıntıya düşer, hayıflanır, hatta sağlıklarına zarar verecek derecede büyük bir üzüntü yaşarlar. Oysa insan kendisi için neyin hayır neyin şer olacağını bilemez, ancak Allah bilir. Bir ayette bu gerçek şöyle bildirilir: ... Olur ki hoşunuza gitmeyen bir şey, sizin için hayırlıdır ve olur ki, sevdiğiniz şey de sizin için bir şerdir. Allah bilir de siz bilmezsiniz. (Bakara Suresi, 216) Dünyada zorluk, sıkıntı gibi görünen bir durum ahirette kişinin cennetine vesile olacak bir güzelliğe dönüşebilir. Bunun bilincinde olan müminler, dünyada karşılaştıkları sıkıntı ve zorluk gibi görünen olumsuzlukları imanlarının gücü ile kendilerinden uzaklaştırırlar. Allah'a teslim olmanın, yarattığı herşeyden razı olmanın rahatlığı ve huzuru içinde, karşılaştıkları her olayı Allah'ın yarattığı bir güzellik olarak değerlendirirler. Bu yüzden cennet umudu taşıyan müminler dünyevi hiçbir şeyi olumsuzluk olarak değerlendirmezler. Cennette ise Allah'ın rahmetiyle, sonsuza kadar üzüntü, sıkıntı, endişe gibi duygulardan uzak yaşayacaklardır. Hadislerde cennetteki bu nimet şöyle haber verilir: ... Her kaygının da arkası kesilecektir. Cehennem ehlinin kaygısı müstesna... [Ramuz el-Ehadis-2, s. 342/15> ... onlar şöyle diyecekler: "Biz ebedileriz, asla helak olmayız, biz mutlu kişileriz, asla kederlenmeyiz... [(Tirmizi), Büyük Hadis Külliyatı-5, s. 409/10099> Derler ki: "Bizden hüznü giderip yok eden Allah'a hamdolsun; şüphesiz Rabbimiz, gerçekten bağışlayandır, şükrü kabul edendir." (Fatır Suresi, 34) ... Orada hiçbir dert ve tehlike yoktur... [Ramuz el-Ehadis-1, s. 170/1> İncil'de ise bu konu şöyle yer alır: ... "Beyaz kaftan giyinmiş olan bu kişiler kimlerdir, nereden geldiler?"... Bana dedi ki, "Bunlar, o büyük sıkıntıdan geçip gelenlerdir... Bunun için, Allah'ın tahtının önünde duruyorlar... Taht üzerinde oturan, çadırını onların üzerine gerecektir... Allah onların gözlerinden bütün yaşları silecektir." (Yuhanna'ya Gelen Esinleme, 7. bölüm, 13-17) Allah Kuran'da müminlerin bu huzurlu ruh hallerini şöyle bildirmektedir: Allah'ın Kendi fazlından onlara verdikleriyle sevinç içindedirler. Onlara arkalarından henüz ulaşmayanlara müjdelemeyi isterler ki onlara hiçbir korku yoktur, mahzun da olacak değillerdir. (Al-i İmran Suresi, 170) Derler ki: "Bizden hüznü giderip yok eden Allah'a hamdolsun; şüphesiz Rabbimiz, gerçekten bağışlayandır, şükrü kabul edendir." (Fatır Suresi, 34) Artık Allah, onları böyle bir günün şerrinden korumuş ve onlara parıltılı bir aydınlık ve bir sevinç vermiştir. (İnsan Suresi, 11) Nimetin parıltılı-sevincini sen onların yüzlerinde tanırsın. (Mutaffifin Suresi, 24) Daha önce de belirttiğimiz gibi dünyada var olan hemen herşey imtihanın bir gereği olarak özellikle eksik ve kusurlu yaratılmıştır. Müminler dünyada karşılaştıkları tüm zorluk ve sıkıntılara güzel bir sabır gösterir, Allah'a tevekkül ederler. Peygamberimiz (sav) hadislerinde kişinin ancak cennete girdiğinde gerçek anlamda rahata kavuştuğunu haber vermiştir: Ancak cennete giren rahata kavuşur. [Ramuz el-Ehadis-1, s. 138/13> Bir başka hadisinde ise Peygamberimiz (sav) cennetteki bu huzurlu ortamı şöyle tarif eder: Cennet ebedi bir ikamet halinde parıldayan bir nur, yaygın bir koku, çok iyi inşa edilmiş bir köşk, akan bir ırmak, olgun bir meyve, yeşillik, neşe, serinlik, tazelik mahallidir. |
Re: Gılman Meselesi
Alıntı:
peki cennetten bahsederken cenneti anlatırken ateşten,aşırı sıcaktan ,aşırı soğuktan her türlü kötülükten konuşsaydık tertemiz akan ırmaklar yerine içinden lavlar akan nehirler olsaydı tatmin olurmuydunuz? ya da bu yazdıklarım cehennemi tasvir etmiyor mu? biraz düşünün lütfen. |
Re: Gılman Meselesi
gökhan007,
* *007 senin yaşını mı belirtiyor acaba? |
Re: Gılman Meselesi
Alıntı:
|
Re: Gılman Meselesi
bir nevi haklısın fakat ben islamı savunmak için her türlü bilgiyi çarpıtmıyorum.madar da olmuyorum.sizler sürekli eksik arıyorsunuz ve bunuda becerebiliyorsunuz.çünkü bilgileri siz çarpıtmayı becerebiliyorsunuz
GÖKHAN. Gökhan inan biz hiçbir şeyi çarpıtmıyoruz çarpıklılardind ve dini *kaynaklarda. işte bak yorumla 4362 - Hz. Ebu Hüreyre radyyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: "Bir çoban sürüsünü otlatırken, bir kurt koşarak gelip, sürüden bir koyun kapar. Çoban kurdun peşine düşer ve koyunu ondan kurtarşr. Ancak kurt, çobana dönüp bakar ve: "Bu koyunlara yırtıcı gününde, onlara benden başka çobanın olmadığı günde kim bakacak?" der. Halk bunun üzerine: "Sübhanallah! Kurt konuşur mu?" diye hayrete düşerler. Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm (onların bu tereddütleri üzerine): "Buna ben inanıyorum, Ebu Bekr ve Ömer de inanıyor" der. Halbuki o sırada Ebu Bekr ve Ömer orada değillerdi." Buhari, Fezailu'l-Ashab 8, Hars 4, Enbiya 50; Müslim, Fezailu's-Sahabe 13, (2388); Tırmızi, Menakıb, (3681, 3696). 4363 - Müslim'in bir rivayeti şöyledir: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: "Bir adam bir ineği sevkederken üzerine bindi. İnek adama bakıp dile geldi ve: "Ben bunun için yaratılmadım, ben ziraat için yaratıldım" dedi. Halk, hayret ve korku ile: "Sübhanallah, konuşan bir inek ha!" dediler. Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm: "Ben (onun konuşmasına) inanıyorum. Ebu Bekr ve Ömer de inanıyorlar, (radyyallahu anhüma)" buyurdular." Müslim, Fezailu's-Sahabe 13, (2388). 2159 - Amr İbnu Şuayb an ebîhî an ceddihi (radyyallâhu anh) tarikinden naklediyor: "Resülullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: "Bir atlı bir şeytandır, iki atlı iki şeytandır, üç atlı bir gruptur." Muvatta, İsti'zân 25, (2, 978); Ebü Dâvud, Cihad 86, (2607); Tırmızi, Cihâd 4, (1674). 5295 - Hz. Ebu Hüreyre radyyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm bir güvercinin peşine düşüp onunla eğlenen bir adam görmüştü: "Bir şeytan bir şeytaneyi takip ediyor!" buyurdular." Ebu Dâvud, Edeb 65, (4940); İbnu Mâce, Edeb 44, (3765). 5363 - Abdullah İbnu's-Sâib İbni Yezîd İbni's-Sâib babası tarîkiyle ceddi (Yezid İbnu's-Sâib) radyyallahu anh'tan anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: "Sizden kimse, ne şaka ne de ciddî olarak kardeşinin değneğini almasın. Kim kardeşinin değneğini almışsa hemen ona geri versin." 3713 - Yine Hz. Aişe (radıyallahu anhâ) anlatıyor: Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm); Kadının suyu erkeğin suyuna üstün gelirse, çocuk dayılarına benzer; erkeğin suyu kadınınkine üstün gelirse, çocuk amcalarına benzer '' buyurdular.'' Bir grup maymun zina yapan bir maymunu yakalamış ve taşlama cezasını uyguluyorlardı. Onları bu haklı işte desteklemek için ben de taş atarak yardım ettim" Buhari 63/27 şu iki hadise DİKKAT *GÖKHAN Peygamber hiç bir vakit ayak üstünde işemedi" Hanbel 4/196; 6/136,192,213 * Peygamberin ayak üstünde işediğini gördüm" Buhari 4/60,62; Hanbel 4/246; 5/382,394 GÖKHAN hiç bir şeyi çarpıtmadım. bu hadisler hakkında ne dersin? lütfen rica ediyorum. ama..... diye *başlayan saçma savunmalara *sarılma. *yani çarpıtma :lol: |
Re: Gılman Meselesi
Alıntı:
hakkaten çok büyük bir din şu islam, hele değnek ile ilgili hadis yokmu, hani her an muslüman olabilirim, şu sözünbüyüklüğüne bakın yahu "Sizden kimse, ne şaka ne de ciddî olarak kardeşinin değneğini almasın. Kim kardeşinin değneğini almışsa hemen ona geri versin." yav bu kadar büyük bir sözü normal bir insan söyleyemezki, aklım almıyor, değeneği şaka ile alsan bile kardeşine geri ver, ne büyük söz, özgür nerden yazdın bu hadisi ya, keşke yazmasaydın, ben camiye gidiyorum |
Re: Gılman Meselesi
Gandalf allah kabul etsin.İşte ,bir hadis bile kafiri dize getiriyor. Gandalf müslüman oldu. İsminide Abdul-Menaf
olarak değiştirdi. :lol: *:lol: |
Re: Gılman Meselesi
Konu dışında çıkmak istemem ama sizi okurken çok gülüyorum gandalf ve özgür beyin :lol:
Şu hadislere gelince,işin içinden çıkmanın bir yolu vardır o da dine reformist yaklaşan arkadaşlar gibi hadisleri reddetmek *:lol: *Yoksa işin içinden çıkmak mümkün değil okadar çelişkilerle dolu ki. :wink: |
Re: Gılman Meselesi
Fasıl: KİTÂBÜ'L-VUDÛ'
Konu: İstincâda taş kullanmak Başlık: RESÛL-İ EKREM (S.A. VE S.)İN YÜRÜRKEN ARKASINA DÖNÜP BAKMADIĞI VE TAŞLA İSTİNCÂ ETTİĞİNE DÂİR EBÛ HÜREYRE HADÎSİ Ravi (r.a.): Ebû Hüreyre Hadis: Şöyle demiştir: (bir kere) Nebiyy-i Mükerrem salla'llâhu aleyhi ve sellem (kazâ-yi) hâcet için çıktığında arkasından gittim. (yürürken) arkasına dönüp bakmak âdeti değildi. Kendisine yaklaştım. "Istinfâd (yâni istincâ) için bana taş ara." buyurdu, yâhud buna benzer bir söz söyledi. "(Şu kadar ki,) bana ne kemik getir, ne fışkı." dedi. Eteğimin içinde bir kaç taş getirip yanına koydum ve nezdinden savuştum. (Hâcetini) kazâ ettiği zaman onları kullandı. Fasıl: KİTÂBÜ'L-VUDÛ' Konu: İstincâda taş kullanmak Başlık: İSTİNCÂNIN ÜÇ TAŞLA YAPILACAĞINA DÂİR İBN-İ MES'ÛD HADÎSİ Ravi (r.a.): Abdullâh b. Mes'ûd Hadis: Şöyle demiştir: Nebiyy-i Mükerrem salla'llâhu aleyhi ve sellem (bir kere) kazâ-yı hâcete gitti. "Üç taş getir." diye bana emretti. İki taş buldum. Üçüncüsünü aradımsa da bulamadım Fasıl: KİTÂBÜ'L-VUDÛ' Konu: Burun temizliği;İstincâda taş kullanmak;Sabah temizliği Başlık: UYKUDAN KALKAN KİMSENİN ELİNİ YIKAMASINA DÂİR EBÛ HÜREYRE HADÎSİ Ravi (r.a.): Ebû Hüreyre Hadis: Şöyle demiştir: Resûlu'llâh salla'llâhu aleyhi ve sellem buyurdu ki içinizden biri abdest alacak olduğu zaman burnuna su alsın, sonra çıkarsın. Her kim (istincâ için) taş isti'mâl ederse adedini tek yapsın. (Hiç olmazsa üç taş kullansın.) İçinizden biri uykudan uyandığında elini abdest suyu içine sokmadan evvel yıkasın. Zîrâ hiç biriniz (uyku arasında) eli, cesedinin neresine değdiğini bilemez. * * * * * * * * * * * * "En azından ağaç yaprağı filan kullansaydı." diyesi geliyor insanın. :) |
Re: Gılman Meselesi
İnanan kişilerden beklediğim yanıtlar aldım :) Sonuçta,hepsi aynı şeyleri söylüyor.Nedense hiçbiri de:''yoğurdum ekşidir'' demiyor,diyemiyor..Aklın ve bilimin yolundan gitmek bu kadar zor mu acaba? Bunu çok merak ediyorum.Ama yine de bu arkadaşları anlayabiliyorum.
saygılarımla.. |
Re: Gılman Meselesi
Daha önce de zikrettiğimiz bir hadîste Abdullah b. Mes´ud şöyle demiştir: "Hz. Peygamber büyük abdestini yaptı. Bana üç taş getirmemi söyledi. İki taş buldum, üçüncü bir taş bulamadığım için bir tezek götür*düm. Hz. Peygamber taşlan aldı ´Bu necistir´ diyerek tezeği attı".[10]
bak esas baba hadis bu, duygu yüklü, alıp götürüyor insanı. islam tarinde tezeğin yeri başkadır. * * * * * * * * * * * * * esasında *abduullah bin mes ud henüz müslüman değildir, islam peygamberinin mucizelerini sınamak için iki taş bir tezek verir, peygamberin anında tezeği tanıması abdullahın kanını dondurur, '' bu apaçık bir mucizedir'' der , bunun üzerine abdullah bin mes ud gece dama çıkıp '' ey ulu yaradan, ben senin resulunu sınama gafletinde bulundum, beni cehenneme at '' der . bunun üzerine tanrı !! ey fani kulum neden bana yakarırsın, git resülümden şefaat dile ( makara 3816) bunun üzerine abdul resülün yanına gider,'' ey yüce insan ben bir hata ettim'' der, daha lafını bitirmeden muhammed'' ne söyleyeceğini biliyorum abdullah, beni sınamak istemiştin tezek vererek'' abdullah bin mes ud yeni bir şok geçirir '' bu apaçık bir mucizedir'' der, bunun üzeine muhammed, ne sandın denizde kum bende mucize der. muhammed abdul e dönerek '' sana bir görev veriyorum, biliyorsun arabistanda su yok, haliyle bizde taşla siliyoruz, ama biliyorsun taş da yok her yer kum, senin görevin kullanılmış taşları bulup temizleyip muminlerimin hizmetine sokmak. bunun üzeine abdullah bin mes ud '' bu apaaçık bir mucizedir '' dedi ( valla burda niye demiş bende anlamadım) ve hemen göreve başlar, şehrin her tarafına geri dönüşüm kutuları koyup muminleri geri dönüşüm kutuları hakkında uyarır. abdullahın çevre dostu düşüncesi greenpeace üyelerinin kuağına gider, greenpeace üyelerinin katkılarıyla da arap yarım adası sınırsız bir taş stoğuna ulaşır, ve zaman içinde çoğalan taşlar depeleri oluşturur, abdullah bin mes ud peygamberin huzuruna çıkıp '' ey sevgili peygamberim dileğin fazlasıyla yerine getirildi, lakin bu kadar taş çok fazla değilmi'' peygamber kaşlarını çatarak '' kafana taktığın şeye bak abdul, o taşları kutusunu 20 ytl ye şeytan taşlamaya gelen mümüninlere vericez, der. sadakallahülazim *,,,,,,, |
Re: Gılman Meselesi
Sevgili Gökhan,
Nick'ini niye değiştirdin anlayamadım; Horasanlı yüzünden mi yoksa? Burası çok mu aydınlık, gözlerin kamaşmış da... Sevgiler... |
Re: Gılman Meselesi
hakkaten çok büyük bir din şu islam, hele değnek ile ilgili hadis yokmu, hani her an
muslüman olabilirim, şu sözünbüyüklüğüne bakın yahu "Sizden kimse, ne şaka ne de ciddî olarak kardeşinin değneğini almasın. Kim kardeşinin değneğini almışsa hemen ona geri versin." * * *sevgili gandalf * * *aslında bu hadis kesinlikle çok önemli. Önemi ise İslam öncesi Arap aile ya da cinsel ilişkilerine muttali olmaktan kaynaklanıyor. * * * Eski Arap toplumunda her erkegin bir degnegi oldugunu görüyoruz, diger bazı Afrika kökenli topluluklarda da var. Bu degnek kardeşler arasındaki cinsel ilişki sırasını belirtiyor. Kardeşler aynı kadınla evlilik yapabiliyorlar. Bu tarz bir cinsel ilişki hala günümüz Nepal toplumlarında yaylalarda var. Kardeşler sıra ile kadının yanına giriyorlar ve içeride olan degnegini kapıda bırakıyor. Herkesin degnegi de farklı. Onun degnegini gören diger kardeş içeriye girmiyor ve es geçiyor. * * *Hatta bir prenses bu kardeşlerin degneklerinden yaptırıyor ve sırayla onlardan bir tanesini kapının önüne koyuyor. Bir süre böyle kardeşleri atlatıyor. Bir gün degnegi kapıda olan kardeş digerleri ile dışarıda karşılaşınca iş ortaya çıkıyor. Kimi toplumlarda bu iş için okluk kullanılıyor. Ancak sonuç itibarıyla bu tarz bize Muhammed zamanında bile bu tarz evliliklerin geçerli oldugunu gösteriyor ve Muhammed bu degnek meselesinin önemine deginirken aslında buna atıfta bulunuyor. * * *Gılman meselesinde ise şu dikkatimi çekiyor. Gökhan kadınlara gılman verilecegini söylemiş, hiç bir şekilde desteklenmeyen bu sözün dogru oldugunu kabul edersek bile şöyle bir sorun ortaya çıkıyor. İslam evliligin kutsallıgını kabul etmiyor mu. Neden mümin kadın ve erkekler birlikte olamıyor da farklı varlıklarla birlikte oluyorlar. Burada bahsedilen hurilerin herhalde seks amaçlı oldugu hepimizin ortak kabuludür. O halde geçici yaşamda tek ya da dört eşli evliligi kabul eden İslam gerçek yaşamda bir nevi toplu seksi savunuyor. Gerçek ve olması gereken bu ise ve tanrı katında makbul olan bu ise , İslam evlilik müessesini ciddiye almıyor anlamına gelir. * * *Bir de her ikisi de mümin olarak cennete giden kadın ve erkekleri düşünelim. Mümin bir adam orada eski karısının gılmanlarla ya da ona ne verilecekse onlarla oynaştıgına şahit olacak. Yani dünyada takmadıgı boynuzu cennette takacak. Mümin erkekler bunu kabullenebilecekler mi. Ya da kadınlara hiç bir şeyt verilmeyecek. Peki kadınlar bunu kabullenecekler mi. * * *saygılarımla |
Re: Gılman Meselesi
Burada bahsedilen hurilerin herhalde seks amaçlı oldugu hepimizin ortak kabuludür. O halde geçici yaşamda tek ya da dört eşli evliligi kabul eden İslam gerçek yaşamda bir nevi toplu seksi savunuyor. Gerçek ve olması gereken bu ise ve tanrı katında makbul olan bu ise , İslam evlilik müessesini ciddiye almıyor anlamına gelir.
* * Bir de her ikisi de mümin olarak cennete giden kadın ve erkekleri düşünelim. Mümin bir adam orada eski karısının gılmanlarla ya da ona ne verilecekse onlarla oynaştıgına şahit olacak. Yani dünyada takmadıgı boynuzu cennette takacak. Mümin erkekler bunu kabullenebilecekler mi. Ya da kadınlara hiç bir şeyt verilmeyecek. Peki kadınlar bunu kabullenecekler mi. Huri ve gılmanların sex amaçlı olduğu ortak bir kabul değildir. Müslümanların büyük çoğunluğu bunu reddeder. Bazı hadislerden bu anlam çıkarılsa da İslama göre cennette cinsellik olup olmadığı bile tartışma konusudur, bu konuda kesin ve net bir ayet de yoktur. Huri ve gılmanların ise cennetliklerin hizmetkarı olduğu inancı yaygındır. Farzedelim ki huri ve gılmanlar sex amaçlı olarak görevlendirilmişler. Evliliğin, anlaşmazlığın, kavganın, dayağın, boşanmanın, kıskançlığın olmadığı bir cennette hiç te mantıksız değil. Hele kıskançlığın olduğu dünyada, Komünizmde evlilik müessesesinin olmayacağı düşüncesiyle kıyaslandığında kömünistlerin düşüncesine göre çok daha mantıklı ve de komünistlere de çok uygun. :) *:wink: |
Re: Gılman Meselesi
Yani dünyada takmadıgı boynuzu cennette takacak.......PANTE. :lol:
|
Re: Gılman Meselesi
Huri ve gılmanların sex amaçlı olduğu ortak bir kabul değildir
* * *ortak bir kabul degilse o zaman neden gögsü yeni tomurcuklanmış olan hurilerden bahsedildigini izah etmek gerekiyor. İşte böyle; ve biz onları iri gözlü hurilerle evlendirmişizdir. * (DUHAN SURESİ / 54) * burada evlendirmeden bahsediyor. Özenle dizilmiş tahtlar üzerinde yaslanmışlardır. Ve Biz onları iri-ceylan gözlü hurilerle evlendirmişiz. * (TUR SURESİ / 20) * * Otağlar içinde korunmuş huri kadınlar. * (RAHMAN SURESİ / 72) * * *hizmetkar için otag biraz anlamsız bir mekan degil mi. * * *Müslümanlar zaten her zaman için işlerini geleni savunuyorlar. Ama yukarıdaki ayetler kalpleri mühürlenmemişler için son derece açık ve sarih. * * *Komünistler kıskançlık, fitne vs, vs gibi güdülerin özel mülkiyetin yaratısı oldugunu savunurlar. Evlilik müessesini ise bir mülkiyet ve miras kurumu olarak reddederler ve sınıflı bir toplumda bir kadın ile erkek arasında gerçek bir sevginin olamayacagını düşünürler. Çünkü sevginin arasına mutlaka başka bir şey, her şeyden evvel de mülkiyet ilişkileri ve bunun sonuçları girer. Ama hiç bir zaman çok eşliligi ya da sınırsız ve sırf cinsellik özlü bir yaşam hayal etmezler. Neyse bunun yeri burası degil. Gerekirse genişletiriz. * * saygılarımla |
Re: Gılman Meselesi
Alıntı:
İşte böyle olacak. Ve Biz onları güzel gözlü saf ve temiz eşler ile 30 birleştireceğiz. ( DUHAN SURESİ / 54) Kur'an, cenneti öbür dünyada vaat ediyor, Komünizm bu dünyada. :) |
Re: Gılman Meselesi
Alıntı:
Pek araştırdığım bir mesele değil ama şu çöl gecesi -20 ila -25 derece ise ve su 0 derecede donuyorsa bedevilerin de sularının donması gerekmiyor mu? Mekke ve Medine çöl iklimine haiz, oralara gidip de geceleri donmuş su gözleyeniniz var mı? Bir diğer nokta ise felsefeci87'nin başlığına gokhan007'nin verdiği şu cevabın neden gözden kaçtığıdır. gokhan007 şöyle diyor; Alıntı:
|
Re: Gılman Meselesi
craven,at gözlüğü olanlar tabiki bu gerçekleri göremez..Peki sen nasıl vardın bu kanılara?Biraz mantığınızı çalıştırmanızı rica ediyorum.Burda ayetleri de verdim ben hepsi belli..Hatta birçok islamcı da bu gılmanların kadınlar için olmadığını bile söylüyorlar :) Yani çok karışık bir olay bu.Ama ayetlere baktığımızda herşey çorap söküğü gibi geliyor.Dediğim gibi,at gözlükleriyle baktığınız zaman hiçbir kanıy varamazsın.
saygılarımla |
Re: Gılman Meselesi
Alıntı:
*Kur'an 'erkekçil' dir. Dolayısıyla Allah hazırladığı yasanın hiç bir maddesinde kadınlara -direkt- hitap etmez. Yani "Ey inanan kadınlar; şöyle yapın, böyle edin" demez. Haliyle hitap erkekleredir. *Muhammed'e (hadislere) göre kadınların çoğu Cehennemlik'tir. Bu varsayıdan yola çıkarak Cennet'te bir erkek çoğunluk beklemekteyiz. *Cennet'e gidecek olan kadınlar 'Saliha Kadınlar'dır ve Muhammed'in de belirttiği üzere oraya ulaştıklarında boyunlarını büküp kocalarının gerçek karılarıyla muhabbetlerini ve mükemmelleştirilmiş doğayı izleyecekler; muhtemelen çoğunlukla da iç geçireceklerdir. *Nebe Suresi Ayetleri 31: Şüphesiz takvâ sahipleri için de başarı ödülü vardır. 32: Bahçeler,bağlar, 33: Göğüsleri tomurcuk gibi kabarmış yaşıtlar, 34: Ve içki dolu kâse(ler) der. 31. Ayet'te kastedilen 'takva sahipleri'nin cinsiyetleri belirtilmemiş. Sana göre bunlar erkek olmayabilir mi? Olmayabilirse 'lezbiyenler' Cennet'e alınıyor mu? * Yukarıdakilerin ışığında 'kadın cinsi'ni pek sevmeyen çok da takmayan Allah "ölümsüz *genç *nedîmler" gibi bir cinsel tanımlamayla sunduğu bu etrafa saçılmış incileri 'Nisa Taifesi'ne vadediyor olabilir mi? * Sen bize ayette Gılman'a özendirilenlerin cinsiyetleri konusunda kesin bir tanımlama yapabilir misin? Yapamazsan içinde bulunduğun 'tanımlayamama durumu'nu bize nasıl açıklarsın? * Bizler, bize dayatılan; mantıklı bulmadığımız için uyum göstermeyi reddettiğimiz, bu sebeple de dışlanıp 'ahlaksız' addedildiğimiz bu kanunların 'muamma' boyutunu zaten görebiliyoruz. Muhtemelen cevabi yazın 'netlik ve kesinlik' talebi üzerine felsefi bir yazı olacak. Ama inanki durum bu kadar kat'i olsaydı bunu tartışmıyor ve kardeş kardeş namaz kılıyor olacaktık. Sevgiler... |
Re: Gılman Meselesi
felsefeci87
Bunun at gözlüğü takmakla ilgisi yok. Ortada bir veri var ve o veride senin "erkekler için" dediğin şeyin esamesi yok. Verdiğin ayetlerde gördüğüm kadarıyla insanlar için diyor. Sen yukarıda verdiğin ayatlerden nasıl çıkarıyorsun "erkekler için" olduklarını? Delil olarak getirdiğin ayet şu; Alıntı:
|
Re: Gılman Meselesi
Alıntı:
21. Üzerlerinde yeşil ipekten ince ve kalın elbiseler vardır; gümüş bilezikler takınmışlardır. Rableri onlara tertemiz bir içki içirir. Kadınlarla eşleştirileceğini söylediğin gılmanlar,hiç bilezik takar mı ?:) Sözlüklere bakabilirsin.Gılman'ın anlamı şarap hizmetinde *bulunan genç nedimlerdir,oğlanlardır.Bu kişiler kadınlar için değil,erkekler içindir.. |
Re: Gılman Meselesi
Sevgili thunderpoint
Kuran'ın erkekcil olduğunu düşünürsen o ayetlerde hitap edilenin erkekler olduğu hükmüne varman doğaldır. Benim itiraz ettiğim nokta başlıkta belirtilen ayetlerden sadece erkeklere hitap edildiği sonucunun çıkarılamayacağıdır. 31: Şüphesiz takvâ sahipleri için de başarı ödülü vardır. 32: Bahçeler,bağlar, 33: Göğüsleri tomurcuk gibi kabarmış yaşıtlar, 34: Ve içki dolu kâse(ler) Bu ayetlerde hitabın erkeklere yönelik olduğu açık gibi görünmektedir, çünkü göğüsleri yeni kabarmış yaşıtlar derken akla gelen ilk cins kadın cinsidir. Ancak erkeklerin de ergenlik dönemlerinde göğüsleri tomurcuklanır. Yani hala kesin bir yargıda bulunmak olanaklı değil. Bir diğer nokta da şu; bu ayetler o an için sadece erkeklere hitap ediyor olabilir. Dolayısıyla erkeklere hitap edilen bir ayette kadınların bahis konusu edilmesi gereksizdir. Alıntı:
İkincisi, bu nedimlerin Nisa veya erkek taifesine sunulup sunulmadığı etrafa saçılmış incilerden nasıl anlaşılabilir? Kadın da erkek de teorik olarak inci sevebilir ve kullanabilir. Şöyle özetleyebiliriz; Alıntı:
|
Re: Gılman Meselesi
felsefeci87
Tamam şarap sunan ve bilezik takanlardan bahsediyor, bu açık. Ama bu hizmetkarların erkekler için olduğunu nereden çıkarıyorsun? Çok açık diyorsun ama hani açıklık? Yorumla diyorsun ki "bilezik taktığına göre bu kadın davranışıdır, demek ki kadınsı tipler olduğundan bunlar erkeklere hizmet ediyordur". Evet soruyorum, erkeklere hizmet ettiklerini nasıl çıkarsıyorsunuz? Net bir şey söylemeniz gerekiyor. |
Re: Gılman Meselesi
Alıntı:
saygılarımla. |
Re: Gılman Meselesi
1. Hatırladığım kadarıyla "ey müminler" veya "ey mümineler" diye hitapla başlayan ayetler vardır.
2. Sizin mantığınızdan gidecek olursak "ey insanlar" diye başlayan ayetlerde hitap sadece erkeğedir. Bu durumda 11/119'da cehennemi insanlarla (erkeklerle) dolduracağını söyleyen Tanrı cehenneme sadece erkekleri yollayacaktır. Hadiste de cehennemin kadınlarla dolu olacağı söylenmektedir. O halde "erkekler kadındır" mı diyeceksiniz? :) Çok zorlama yaptığınızın farkında mısınız? :) |
Re: Gılman Meselesi
Ayrıca şu göğüslerin tomurcuklanması meselesi neyin nesidir? Bildiğiniz gibi erkeklerin de göğüsleri tomurcuklanır. İşler karıştı galiba? :)
|
Re: Gılman Meselesi
Alıntı:
|
Re: Gılman Meselesi
felsefeci87
Doğru bilgi karşısında sesimi çıkarmam, ama bir şeyleri tartışırken nesnel bilgilerle yola çıkmalısın. Yorumla dilediğin gibi tevil yapabilirsin. O ayetler birden fazla sonuca izin veriyor. Sen ise işine gelenini alıp "doğrusu budur" diyorsun. Diğer tevil sahipleri ise senin doğrunu haklı olarak yanlış kabul edecekler. Yanlı argüman denen bir mantık hatasıdır senin yaptığın, yani işine geleni almak ve aynı geçerliliğe sahip olan diğer yorumları devre dışı bırakmak. |
Re: Gılman Meselesi
Sevgili craven,
Mantıkçı Felsefe ürünü olan fikirlerinin aslında bizi aynı yargıya götüreceğinden eminim. Bu yüzden şunu tekrar söylüyor ve bu konudaki tartışmayı kendi açımdan noktalıyorum: "Bizler, bize dayatılan; mantıklı bulmadığımız için uyum göstermeyi reddettiğimiz, bu sebeple de dışlanıp 'ahlaksız' addedildiğimiz bu kanunların 'muamma' boyutunu zaten görebiliyoruz. Ama inanki durum kat'i, insani ve ahlaki olsaydı bunu tartışmıyor ve kardeş kardeş namaz kılıyor olacaktık." Sevgiler... |
Re: Gılman Meselesi
thunderpoint,
pekala muamma boyutunu görüp gerçekçi yanlarıyla niye alay geçiyorsunuz.bu sitenin bir çok yerinde gerçek olan akla mantığa uygun olan şeylerle dalga geçiliyor. bilimsel bir kanıtla gelirseniz insanların karşısına tüm dünya ateist olur. |
Re: Gılman Meselesi
bilimsel *bir *kanıtla *gelirseniz *insanların *karşısına *tüm *dünya *ateist *olur. :)
* * *Sevgili gokhan007, * * * * * Hatta ultrabilimsel bir kanıtla gelirsen Allah(cc) bile ateist olabilir. :) |
Re: Gılman Meselesi
zelzeleci hodri meydan işte,getir kanıt atesit olalım.ama emin ol getiremezsin küçücük bir kanıt dahi. :P
|
Re: Gılman Meselesi
Aç Kuran'ı oku! Güneş mi Dünya'nın çevresinde dönüyor, yoksa Dünya mı Güneş'in?
|
| Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 04:18 . |