![]() |
Kur'an'daki bir bilimsel hata
Kur'an da bir bilimsel hata daha...
"86:5. Insan neden yaratildigina bir baksin! 86:6. Atilan bir sudan yaratildi. 86:7. (O su) sirt ile gögüs kafesi arasindan çikar" Bu ayete baktığımızda önemli bir bilimsel hata yaptığını görüyoruz Spermin göğüs kafesi ile sırtının arasından bir yerden çıktığı söylenmekte... Ama bugün biliyoruz ki sperm testislerde oluşur testislerin başladığı yer ise karın boşluğudur...Yani sırt ile göğüs kafesinin çok altında!!! Müslümanlar bu probleme "embriyo oluşumunda ve sonraki sürede testisler daha üst bölgelerden karın boşluğuna inmektedir" şeklinde cevap vermeye çalışırlar... Ama ayetlerde de görüleceği gibi söylenen bu olay değildir...Söylenen "insanın yaratılmasını sağlayan" "su" yun (yani spermin) sırt ile göğüs kafesi arasından çıktığıdır... Önemli bir hata yapıldığı kesin gibi... Bazı müslümanlar da buna "testisler göğüs kafesi bölgesinde oluşmaya başlar" gibi hatalı cevaplar vermeye çalışsa da bilim aksini söyler: "the testicles begin inside the abdominal cavity." (Penn State Children's Hospital) "Testisler karın boşluğunun içinde başlamaktadır" http://www.hmc.psu.edu/childrens/hea...torchidism.htm "The testicle originally forms in the back of the abdominal cavity, similar to the position of the ovaries in girls. Near the end of pregnancy, the testis begins to descend to the scrotum." (The Children's Hospital of Pittsburg) "Testis karın boşluğunun arka kısmında şekillenir.............hamilelik döneminin sonuna doğru erbezleri torbasına iner" http://www.hmc.psu.edu/childrens/hea...torchidism.htm Yani Kur'an ın iddia ettiği "sperm sırt ile göğüs kafesi arasından çıkar" tanımı tamamen yanlıştır.. Bu konuda müslüman arkadaşların yanıtı/yorumu nedir? Saygılarımla... |
ella nickli katılımcı ise kuranı savunmak için işi iyice zıvanadan çıkarmış :
http://www.angelfire.com/ult/kuranda...ktur/tarik.htm |
Bu bilimsel dışlılık sadece meni ile ilgili sınırlı değildir.Ümit burnu olayını incelediğimizde aynı saçmalıkları görmekteyiz.Bu tür durumlara sadece gülüp geçiyorum.
|
Merhaba,
Russel vereceğim cevabı yazmış ama ben de tekrar etmek istedim. Bu konuyla ilgili meal ve yorum hatası vardır. Birkaç defa bu forumda bunu açıklamaya çalıştım. Russell’ın söz ettiği sitedeki yazıyım1 buraya kopyalayıp tekrar asıyorum. Selamlar. http://www.angelfire.com/ult/kuranda...ktur/giris.htm Tarık Suresinde bahsedilen meni mi ? İnsan mı? Bu iddiaya göre Tarık suresindeki 7. ayette geçen ifadede meninin kaburga ve bel kemiği arasından çıktığı fakat bunun bilimle çeliştiği söylenmektedir. Çünkü bilimsel olarak meninin testislerde üretildiği bilinmektedir. İlk başta bu konuyla ilgili ayetlere bakıp sonra üzerinde tartışalım. Tarık suresindeki ayetler şöyle: 86/5- İnsan bir baksın, hangi şeyden yaratıldı? 86/6- Dökülüp atılan bir sudan yaratıldı. 86/7- Bel kemiği ile kaburgalar arasından çıkar. 86/8- Şüphesiz (Allah), onu yeniden-döndürmeye güç yetirendir. 5. ayette Allah insanın neden yaratıldığını sorar. 6. ayette ise onun dökülüp atılan meniden yaratıldığını söyler. 7. ayette ise onun belkemiği ile kaburga arasından çıktığı ifade edilir. 7.ayette çıkan şeyin meni olduğunu söyleyenler varsa da burada söylenen insanın çıkışıdır. Yani belkemiği ile kaburga arasında tarif edilen yer anne rahmidir. İnsan anne rahminden çıkar. Bir sonraki ayette “o” zamiri insana gittiği açıktır. Eğer 8. ayete dikkatli bakılırsa “onu tekrar döndürmeye güç yetirendir” ifadesiyle, insanın tekrar öldükten sonra yaratılacağından söz edildiği görülür. Yani buradaki “o” ifadesi insandır. 7. ayette de “çıkan” olarak söylenenin insan olduğu açıklamış olur. 7. ayetteki ifadede çıkan şeyin meni olduğu düşünülmüş ve bu şekilde açıklanmaya çalışılmıştır. Tabi bu da günümüzdeki bilimsel gerçeklerle çelişmektedir. Oysa ayetin geliş ve gidişi dikkatli okunduğunda burada kaburga ve belkemiği arasından çıkan şeyin insan olduğu, yani anne karnında insanın oluşumu ve doğumunun anlatıldığı anlaşılmaktadır. Dolayısıyla bu ayetin bilimle çelişmesi söz konusu değildir. |
ella'ya soru: Anne rahmi bel ile kaburgalar arasında mıdır?
Sanmıyorum ama cevabını bekliyorum. |
cevap?
Cevaba hemen bir cevap vermek istemedim.. Biraz daha araştırdım...
Ella'nın açıklaması: Ayete göre bel kemiği ile kaburgalar arasından çıkanın meni değil insan olduğu belirtiliyor...Yani ana rahminden insan çıkıyor.. Bu açıklama bildiğim BÜTÜN islam tefsircilerine göre yanlış..Kur'an da bu ayette ifade edilen islam alimlerine göre MENİ'dir rahimden çıkan insan değil... Ama hadi ayeti saptırıp bunun gerçekte "rahimden çıkan insanı" kastettiğini varsayalım... BİRÇOK KUR'AN ÇEVİRİSİ "BEL KEMİĞİ İLE KABURGA" DEMİYOR "SIRT İLE GÖĞÜS KAFESİ ARASINDAN" İFADESİ VAR! İki ya da üçü hariç genelde bu ifade var acaba bu hatayı gidermek için çeşitli kişiler çevirileri bilerek SAPTIRIYOR MU? Ali Bulaç "7- (Bu su,) Bel kemiği ile kaburgalar arasından çıkar." Diyanet Vakfı "7. (O su) sırt ile göğüs kafesi arasından çıkar". (bel kemiği ifadesi YOK gayet açk sırt ile göğüs kafesi ana rahmi bu bölgede olamaz) Edip Yüksel "7. Omurga ile kaburga kemikleri arasından çıkar." (Aynı şekilde yani sırt ile göğüs kafesinin ifade ettiği bölge) Elmalılı Hamdi Yazır 7-Ki, arka kemiği ile göğüs kemikleri arasından çıkar. (Aynı bölge yani Sırt ile göğüs kafesi arası) Süleyman Ateş 7. Bel ile kaburga kemikleri arasından çıkan (bir sudan). (işte burada da bambaşka bir bölge ifade ediliyor) Yaşar Nuri Öztürk 7 Bel ile kaburgalar arasından çıkar o su. (Aynı şekilde) Şimdi 6 değişik Türkçe çevirisi... 3 tanesi BAMBAŞKA bir bölge ifade ediyor 3 tanesi APAYRI bilr bölgeyi kastediyor!!! İngilizce çevirilere baktığımızda daha iyi anlaşılabilir: Now let man but think from what he is created! He is created from a drop emitted Proceeding from between the backbone and the ribs:" S. 86:5-7 (Abdullah Yusuf Ali, Egyptian, 1946 with a preface from 1938) Arapça ifadelere bakalım Acaba ifade edilen bel kemiği mi yoksa Sırt kemiği mi?: “SULB, sulüb, saleb sâlib; başın arka dibinden kuyruk sokumuna kadar arka kemiğine denir ki omurga kemiği, amûdi fikarî ve bel kelimeleri ile ifade edilir. Dimağdan inen ve "nuha-ı şevki= omurilik" denilen ve sinir sisteminin ana hattı olan "korkar ilik" onun içinden iner. Beden şekillenme ve oluşumunun sertlik ve sağlamlık ekseni demek olan bir temel direğidir.” “TERÂİB de "teribe"nin çoğuludur. Göğüs kemiklerine denir ki "göğüs tahtası" tabir edilir. İki meme ile boyun halkası kemiklerinin aralığına veya göğsün sağ tarafından dört ve sol tarafından da dört kaburgaya veya iki el, iki ayak ve iki göze de denilir. Özellikle göğüste gerdanlık takılan yere denir. Demek ki sırttaki omurların karşılığı olarak göğüs kemiğinin sağ ve sol kaburgalara doğru dallanan her boğumu bir teribe olup hepsine birden terib ve teraib denilmiştir” http://www.kuranikerim.com/telmalili/tarik.htm Evet sanırım hangi bölgelerin kastedildiği anlaşıldı... Kur’an’daki hatayı gidermek için birçok saptırma yorum da yapılmış ama ayet önyargısızca okunursa ne demek istediği gayet açık... Dileyen kanıtları inceler,zira ayetleri saptırmadan okuyan zorlama yorumlara girmeyen herkes hatayı görecektir.. Saygılarımla... |
Hadi bakalım birşey bulduk diye kıvranıp duruyorsunuz.Acaba öylemi?Genel olarak insanın yaratılışı ile ilgili ayetlere baktınızmı?O zamana kadar bilinen neydi.?Ayet o zamanda ne demişti?.Genel olarak,güzel bir şekilde işleyelim bu konuyu.Biliyorsunuz,Kur'an'da insanın yaratılışı ile ilgili çok ayet var..Öncelikle Peygamber efendimizin yaşadığı çağda insanın üremesi ile ilgili bilgiler nelerdi?Bilenler buraya yazsınlar önce buradan başlayalım ki farkı farkedelim..Ben yazacağım merak etmeyin..
|
Üreme konusunda insanlar tarafından eskiden yazılmış eserler,biraz ayrıntıya girer girmez,onun hakkında kaçınılmaz surette bir takım yanlış telakkilere girer.Orta çağda hatta bizden çok uzak olmayan bir zamanda üreme konusu bir yığın efsane ve hurafeye boğulmuş bulunuyordu.Fazla suçlu bulmamak lazım çünkü o devirde,ne mikroskop,ne embriyoloji bilinmiyordu zaten bilinemezdi de..
Embriyoloji tarihinde belli bir aşama ancak,1651 yılnda Harveyin ortaya attığı "her canlı başlangıçta bir yumurtadan gelir" sözü olup,embriyonun yavaş yavaş ve kısım kısım geliştiği halen bilinmiyor du.Bu dönemde mikroskopun bulunmasından geniş ölçüde yararlanmakla birlikte,hala yumurta ile sperma hücresinin karşılıklı rolleri bilnimiyordu.Tabiat bilgini Buffon ovist(yuurtanın rolünü savunanlar)'lerin safında yer alırken ve yine bu bilginlerden Bonnet,tohumların kutulandığı tezini savunuyordu:Ona göre insanlığın anası olan Hz.Havva'nın yumurtalığı,bütün insanların tohumlarını,birbirine geçerek kutulanmış olarak ihtiva etmeliydi.18.yüzyıla kadar bu hipotez devam etmiştir. 1677 de antonie van leeuwenhoek "sperma hayvancıkları"nın varlığını ispatladı.. 19.yy.da Karl ernst von baer memelilerin gerçek yumurtasını buldu.. kısaca gelişme bu şekilde..Eklemek isteyen veya itirazı olan varmı? |
insaın erkekten çıkan meni sayesinde oluştuğu en eski çağlarda bile biliniyordu.Tarih muhammedle başlamamıştır.Muhammedden önce karanlık bir devirde değildi insanlar.Aksine araplardan kat kat ileri uygarlıklar vardı.Binlerce sene önce yaşayan sümerliler,yunanlılar ve diğerleri.Yani bir çok bilimsel bilgi,özelliklede kuranda verilen bilgiler zaten insanların elindeydi.Bu sebeple kuranda bir mucize olduğu gerçeği tamamen uydurmadır.
|
sen böyle yazmışken ben dün başka bilgilerde buldum.Bugün kü bilgiye sahipmiydi neleri biliyrdu o zamn ki uygarlık açıklarmısın?
1677 de antonie van leeuwenhoek "sperma hayvancıkları"nın varlığını ispatladı.. bunu açıklayan bir bilgi.. 1677 yılında ilk nesil mikroskoplardan birini kullanarak erekek üreme hücresi olan spermleri inceleyen Hamm ve Leeuwenhoek incelemeleri sonucunda her bir sperm hücresinin içinde herşeyiyle tamam bir insan bulunduğunu öne sürdüler..(Keith L.Moore the developing human" sperma hayvancığını bumuşlardı ama onlarda ovistlerin aksine mini mini insan taslaklarının spermlerde olduğuna inanıyorlardı..Ovistlerde yumurtada kutulanmış olduğuna inanıyorlardı.. insaın erkekten çıkan meni sayesinde oluştuğu en eski çağlarda bile biliniyordu Binlerce sene önce yaşayan sümerliler,yunanlılar ve diğerleri.Yani bir çok bilimsel bilgi,özelliklede kuranda verilen bilgiler zaten insanların elindeydi.Bu sebeple kuranda bir mucize olduğu gerçeği tamamen uydurmadır. ben sana ispatlayacağım Kur'an'ın Allah'ın gönderdiği bir kitap olduğunu. yalnız sen önce bu dediklerini belge ile göster bende iddia edebilirim.Aya ilk giden Azteklerdi diyebilirim mesela.Bu bir delil olur mu? |
Mısırlıların,mayaların,sümerlilerin tarihini bilmiyormusun.Binlerce sene önce yunanlı bir bilginin maddelerin insan gözüyle görülemeyecek kadar küçük yapı taşlarından(atomlardan) oluştuğunu ileri sürdüğünü bilmiyormusun.
Mayaları,mısırlıların gezegenlere isimler taktığını,yıldızların hareketlerini,incelediklerini bilmiyormusun.Bunları hangi teknolojiyle yapıyorlardı acaba. PEKİ SEN BANA KURANI NASIL KANITLAYACAKSIN. |
Hayır dediklerini bimiyorumm belgelerini getirebilrmiain ayrıca kaç gezegene isim taktıklarını bana söyleyebilirmisin.5?
İspatlarım öncelikle gaybı kimse haber verebilir mi?Bu soruma cevap verebilirmisin? |
Neyse size ne desekte bu mantıkla zaten bir kılıf uydurursunuz.sümerler etiler aztekler...yunanlılar..üstün medeniyet gibi anlatırsınız..kolay gelsin..
Gaybden kimse haber veremez.Bu kesin..Güneş sistemine ait kaç gezegen var soruma 9 diye cevap vermeniz gayet normaldir.Fakat Kur'an'da gezegenlerin sayısı 12 dir..Nerdemi okudun diyeceksin diyoruz ya siz okumuyorsunuz ki Rabbinizin Kitabı'nı sadece bakıyorsunuz.. |
GAYBDEN HABER VEREN VARMI DEMİŞSİN.GÖSTERDE BİZDE HABERDAR OLALIM.CAHİL KALMAYALIM SENİN GİBİ
|
yukardaki yaznın içindeydi iyi okusana...
|
ya ben göremedim nerde.uykum var belki ondandır.bi daha yazsana sen şunu
|
Kur'an gaybden haber verir çünkü o alemlerin rabbinin gönderdiği bir kitaptır...
Geleceğe dair bir gayb haberi verdim işte Kur'an'dan..Güneş sistemine ait gezegenlerin sayısı 12 dir. İyi okumadığınızı,düşünmediğinizi göstermek içinde size sordum bu kUR'an'da ama siz okudunuz mu?diye..Mayalar kaç tanesini söylemişlerdi 9 yoksa 5 miydi..Yoksa Sümerlermiydi.. |
Karedeşim sen bana sureyi ayeti söylede bi bakalım.
|
Re: cevap?
Alıntı:
sayın deep bir konuyu açıklığa kavuşturmakta yarar var. islam tesfirleri denen kaynaklar kuran ayetlerinin yanlış yorumları ile oluşturulmuş insan öğretişlerinden başka bir şey değildir. bu nedenle kuran açısından bakıldığında dinsel kaynak olarak kabul edilemez. çünkü Allah sadece kuranı kaynak olarak gösterir.(6/114) kaldı ki dini eleştiren insanlar genellikle kendilerine gayet iyi malzeme veren hadis,fıkıh vb kaynakları tanrısal zannedip eleştirilerine dayanak yapıyorlar. eğer amaç dinsel uygulamaları eleştirmekse kaynaklar doğrudur. ama Allah'ı,kuranı,elçisini sorgulamak onları bağlayan sözlerle olmalıdır. Allah adına uydurulan, delil olarak kabul edilmeyen kaynaklarla değil. ben sizin söylemediğiniz, size isnat edilen görüşlerle sizi eleştirsem ne hissedersiniz. bu durumda benim eleştirilerim sizi bağlarmı? yazınızın 2. kısmı yani ayetlerde geçen ifadenin doğruluğu hakkında yaptığınız eleştiri yukarıda bahsettiğim gibi kaynak açısından dikkate alınması gereken uygun bir eleştiridir. kuranı tek kaynak olarak kabul eden kişinin hangi kelimenin hangi anlama geldiğini anlayabilmesi için kullandığı metod şudur ki: ayette geçen kelimenin diğer ayetlerde hangi anlamda kullanıldığına bakar ve bu çerçeve içinde düşünce üretir. çünkü kuranda geçen bir kelimenin kuransal anlamı herzaman toplumda kullanıldığı gibi olmayabilir. çünkü insanlar menfaat için kelimelerin ifade ettiği kavramlar üzerinde zaman içinde kaydırmalar,saptırmalar yapabilir. ki kuran bu durumu ilgili ayetlerde eleştirir. bu yüzden eleştirilerinizi genel kanı olarak verilen anlamlar üzerinden değilde kuran üzerinden yapmanızda yarar vardır. saygılarımla |
Merhaba Hoara;
Aslında ayet son derece açık,apaçık aynı Kur'an'ın dediği gibi...Yani hiçbir insan yorumuna girmeden ayetin ne demek istediği zaten anlaşılmakta.. Ancak bundan kaçınmak için çeşitli zorlama yorumlara giren kişiler olabiliyor... Tefsirler tabi ki "her zaman doğru olacak" değil bunlar insan öğretileridir/yorumlarıdır....Ama bu apaçık ayetteki hatadan kaçınmak için bazıları yine ZORLAMA insan öğretileri/yorumları oluşturuyor Bunu yapanlara karşı ben de islam tefsircilerinin yorumunun hatadan sıyrılmak için zorlama yorumlardan daha isabetli olacağını düşündüğüm için verdim.. Yani ikisi de insan yorumu..Ama bir tanesi Kur'ân uzmanlarınca yapılmış ve çoğunluk tarafından benimsenen yorum,diğeri de zorlamalara girmiş hiçbir tefsircinin aklına gelmemiş yorum...Birinin doğrıu olma olasılığı Kur'an apaçık bir kitap olduğu için %90, diğer kişisel zorlama yorumların doğru olma olasılığı %10...Karar okuyucuların... Kur'an'ın ilgili ayeti okunursa zaten hiçbir yoruma gerek kalmıyor... Saygılar; |
sayın deep
konuyu biraz araştırdım ve düşüncelerimi paylaşmak istiyorum. 1-kuranda geçen sulb kelimesinin bel kemiği anlamına gelmesi yanlış sayılmaz. çünkü sizin verdiğiniz çevirilerde kullanılan "sırt" kelimesi anlam olarak kuranda başka bir kelime ile ifade edilmektedir. 6/31-günahlarını "sırtlarına" yüklenerek.. 9/35-bunlarla onların alınları,yanları ve "sırtları" ..... bu durumda 86/7 ayetinde geçen kelime sırt değil ( çünkü başka bir kelime ile anlamlandırıldığından) bel kemiği dir. bir meal hatası vardır. 2-ayette bel kemiği ve kaburgalardan çıkan şeyin meni olduğu düşünülse bile meni ella nın belirttiği bölgede son halini almaktadır. (Ana sperm kanalının içine seminal vezikülleri, prostat bezi ve Cowper salgı bezleri kendi salgılarını boşaltarak meninin son şeklini almasını sağlarlar) ella nın rahim diye nitelediği bölgede erkek anatomisinde mesane,prostat ve meni keseciği vardır (Epididim sperm hücrelerinin olgunlaşmasının devam ettiği bölgedir ve hücreler için bir depo görevi üstlenir.) yani spermler testislerde üretilmeye başlansa bile akışkan sıvı halini-meni halini prostatın sperm deposuna salgıladığı sıvı ile alıyor. bu sıvıda ella nın belirtiği bölgeden çıkmaktadır. 3-ella nın ortaya getirdiği anlama katılıyorum. çünkü ella sadece kuranı baz alarak bir düşünce üretiyor. oysa tesfirciler yıllarca oluşturulmuş insan öğretişleri bazında konulara yaklaşıyorlar ve bazı konularda birbirleri tekrarlarlar. bu yüzden ella nın doğruluk payı kaynak açısından aslında sizin verdiğiniz oranlara göre %90 dır. koyu cümleler jinekoloji sayfasından alıntıdır. saygılarımla |
Alıntı:
Yusuf (a.s) rüyasında güneş ay ve 11 gezegen gördüğünü söylüyor.. 4.Hani Yûsuf babasına, “Babacığım! Gerçekten ben (rüyada) on bir gezegen, güneşi ve ayı gördüm. Gördüm ki onlar bana boyun eğiyorlardı” demişti. 11 gezegen..Kendiside dünya oluyor..toplam 12 gezegen.. |
surede gezegen değil yıldız yazıyor. Yıldızlar bir insana nasıl secde edebilir.
|
İlk çağ insanları demekki yıldızları, ayı, güneşi, yıldız diye bildiklari venüs gezegenini canlı sanıyorlarmış. Bu sebeple gök cisimlerine tapınmaları mantıklı.
|
surede gezegen değil yıldız yazıyor
beyni kavkeb gezegen demek hatta kur'an 'ın içinde kevkeb'in tarifide var kevkebun durrıyyun..parlayan bir gezegen.Yıldızın ise kaynağı kendindendir parlamaz parlatır..Şunu bilmek gerekiyor Kur'an Allah(c.c) tarafından indirilmedir..Bu yüzden tercüme ederken mümkünse bir heyet yani astronomiyi bilen,tıbbı bilen yani her konunun bileni taarfından yorumlanması gerekiyor.Tercüme astronomi bilgisi olmayan bir insan tarafından yapıldığında her kelimeye yıldız deyip geçiyor.kevkeb gezegen,yıldız necm'dir. Yıldızlar bir insana nasıl secde edebilir yıldızlar bir insana tabiki secde etmez görülen bir peygamberin ruyasını babasına anlatmasıdır.Sureyi okursan gezegenlerin kendi kardeşleri olduğunu anlarsın.Görülende bir rüyadır.Ayrıca O kardeşlerinin arasında parlamaktadır,farkedilmektedir; buda o 'nun Dünya ile remz edildiğini gösteriyor..Yani dünya onu ifade ediyor..onun için Kur'an'da 12 gezegen var olduğunu aktardım..Gaybden haber verme ile ilgiliydi konu.Kur'an'da mucize varmı diyorlar gösteriyoruz bu öncedende herkes biliyordu dendi.Bizde burada daha kimse tarafından bulunmamış bir gaybden haber verme ile ilgili bir Kur'an Mucizesini(-gerçekleşecek-) aktardık.Buda onun gaybden doğru haber olarak verdiğine ve gaybden verdiği haberlerin(ahıret,diriliş,hesap verme,cennet cehennem) hepsinin gerçekleşeceğine delildir.Konu buydu bütün yazılanları okudun mu? İlk çağ insanları demekki yıldızları, ayı, güneşi, yıldız diye bildiklari venüs gezegenini canlı sanıyorlarmış. Bu sebeple gök cisimlerine tapınmaları mantıklı. aha bir ilhan arsel mantığı daha.."yağmur yağıyor diyene,bana ördek mi dedin, mantığı.." nerden çıkardın bunu..görülen bir rüyadır..fakat peygamberlerin ruyaları hakikattir..Kardeş anlayış kalmamış szide oku bir sureyi yusuf suresi hala aynı düşünüyorsan yaz buraya.. |
Dünya'dan kevkeb olarak bahseden hadis ya da ayet var mı? Sureyi okudum. Tevrattan alındığını düşünüyorum.
|
Düşünmekle olmuyor beyni lütfen belgeyle konuşalım..her düşündüğümüz kendimize ait olsa...O HOO...Malesef öyle bir yeteneğimiz yok;yani düşündüğün herşey doğru olsun..
Dünya'dan kevkeb olarak bahseden hadis ya da ayet var mı? o kadar din alimi değilim.hadisleri incelemek lazım.Yani kelimenin etimolojik anlamının bilinmesi gayet güzel olur.Lakin bunun için vaktim yok..Ayrıca kevkeb dediğim gibi nur suresinde benzetmede kevkebin gezegenler olduğu anlaşılıyor..Bu kadarıda yeterli. |
Bulamazsın ensareo kardeşim. Kevkebin gezegen olduğunu yazan sensin. İspat etmek sana düşer. Düşün! Kutsal Kitaplar kendi çağlarındaki insanların düşündüğü evren modelinden farklı bir şey ortaya koyamamışlardır. Fakat buna rağmen (belge olarak) bence çok yararlıdırlar. Seyyare olduğu düşünülemeyen koskoca uçsuz bucaksız düz bir Dünya' dan bilimdeki gelişmeler sayesinde her geçen gün gerçeğe biraz daha yaklaşıyoruz. Ben de din alimi hadis bilgini değilim. Fakat düşünüyorum.
O çağlarda Dünyanın evrende ancak zerre kadar olduğunu düşünecek ya da söyleyen insan ya da kitap yoktu. Bilinmiyordu. Bilinemezdi. Eski belgelerle ancak eskiden ne düşünüldüğü anlaşılır. Gerçeklere bazı şeylerin gerçek ya da doğru olamayacağını düşünmekle ulaşılabilinir. Lütfen düşünmeye vakit ayır... |
:=)) İlhan arsel mantığı "be continued....."
beyni düşünmek güzel birşey kötü değil.Yalnız her düşündüğü şeyin katıksız doğru olduğunu düşünen insan doğru bir karar vermiş olabilir mi? Ayrıca kevkebin dediğim gibi tarifini nur suresinde bulabilirsin..kevkebin açıklaması var orda yazmıştım benim sana dediğim hadiste kevkebin açıklamasına bakmadım dedim.. sen de bütün hadisleri incelemiş gibi bulmazsın diyorsun sen araştırdın mı..hayır araştırmadığın halde bulmazsın diye bir hüküm veriyorsun.siz hakim olduğunuz bir mahkemede sanık durumunda bulunmak istemezdim doğrusu,beyni.. |
.
Neden araştırmadan yazıyorsunuz?
11 gezegen güneş,ay...vs konusu Kur'an'dan yüzyıllar önce yazılmış (Mö 1400 dolaylarında) Tevrat'ta şöyle yer alıyor: Yaratılış 37:9 "Yusuf bir düş daha görüp kardeşlerine anlattı. "Dinleyin, bir düş daha gördüm" dedi, "Güneş, ay ve on bir yıldız önümde eğildiler." Kur'an'ın birinci kaynaklarından biri de Tevrat'tır unuttunuz mu? Şimdi yahudinin biri gelse "bakın benim kitabım mucizevi nelerden bahsediyor" dese inanacak mıyız? :D :D Alıntı:
Bu kendi metinlerinden "bilimsel mucize arama" konusunda en çığırtkan olan nedense müslümanlar...Acaba neden? Arap ülkelerinde ve islam dünyasında bilimin çöktüğü için mi acaba bir aşağılık kompleksi mi var acaba? Bu tip tartışmalarla bir dinin doğruluğunun kanıtlanamayacağını düşünüyorum.. Şöyle yapılanlara bir bakarsak; Budistler Buddha'nın Mö 500 küsür yıllarında söylediklerinin bugün bilimsel açıklamalarla %100 uyuştuğunu söylüyorlar...Hatta bazı BİLİM adamları Buddha'nın ve Einstein'in birbirine paralel sözlerini derleyip sitelerine koyuyorlar...Einstein de Budizm için "geleceğin dini" yorumunu yapmış...Budistler de bunlarla övünüyor Hindular dinsel metinlerinin son derece felsefi ve derin/mistik olduğunu ve metinlerinin evrim teorisini desteklediğini söylüyorlar çeşitli önemli filozofların kendi kutsal metinleri üzerinde araştırma yaparak aktardıklarını yazıyorlar bunlarla övünüyorlar... Hristiyan ve yahudiler Tevrat'ta bulunan Mö 800 yıllarında yazılmış(Musa'dan biraz daha sonra); "Boşluğun üzerine şimali yayar ve hiçliğin üzerine dünyayı asar.." Eyûb 26:7 şeklindeki ayetlerle övünüyorlar... Ayrıca Tevrat'ın şifresi adlı kitabın bazı matematikçiler tarafından desteklenmesini gösteriyorlar Müslümanlar; En çığırtkan grup da müslümanlar..Daha önceki yazılanları araştırmadan mucize iddialarında bulunuyorlar...Ömer Çelakıl gibi kişiler de sürekli Kur'an'ın propogandasını yapmaya çalışıyorlar.. Müslümanlar da bunlarla övünüyor.... EE sonuç? HANGİSİ DOĞRU DİN/İNANÇ? Görüldüğü gibi bu yöntemlerle bir dinin doğru olup omadığı kanıtlanamıyor |
ensareo kardeş. Nur suresinde kevkebe gezegen dendiğini bulamadın. Benim asıl sorum bu değil. Dünya'nın kevkeb olduğunu söyleyen hadis ya da ayet var mı.
|
deep Kur'an,Tevrat ve İncil hepsi aynı kaynaktan beslenen kitaplardır..Kur'an'da Tevrat ve İncildeki tahrif edilen yerler Kur'an'da yoktur..Peygamber efendimiz(s.a.v) de vahiyle Kur'an'ı aldığından tevrat ve incildeki bazı şeylerin Kur'an'da olması onun Allah tarafından gönderildiğini kanıtlıyor.Bunu anlıyorum..hemde doğru olarak aktarıyor..bazı tahrifler Kur'an'da yok yani..mesela İncil e tevrattaki abuk sabuk şeyler Kur'an'da yoktur..Kur'an'la bunlar temizlenmiştir.Peygamberler layık oldukları seviyeye getirilmiştir yoksa sizin iddia ettiğiniz gibi kendi kızyla yatan biri nasıl peygamber olabilir;tabi buna siz anlayamadınız bir türlü..kendinize olunca başka,başkalarına olunca başka..Yoksa ben bilmiyorum,şuradaki çok kişi bilmez..Ama peygamber efendimiz vahiyle doğru olarak almıştır oda onun peygamber olduğunu gösteriyor.Bunu görmeniz lazım..örnekleri zamanım oldukça yazacağım..
Senin verdiğin örneğe gelelim; yıldız olarak geçiyor..kevkeb yıldız değil gezegendir..İncelik var;Nur suresinde de kevkebin tarifi yapılır "kevkebun durrıyyun" ışıldayan bir gezegen;yani ışığı kendinden değil..S z n evren 6 günde yaratıldı demenize benziyor..oysa Kur'an'da yevm kelimesinin ablamına baktığında bunun devirler oldu anlaşılır..7.günde Tanrı yoruldu diyende sizlersiniz..Gerçek ise Kur'an'la anlaşılıyor.Yıldızla kevkeb demek arasında oldukça fark var..gezegen yıldız değildir..Buna dikkat et derim... |
Deep kardeş. Budist misin? Hindu musun? Anlayamadım? Ensareo kardeşle tartışmanın yararı yok. En basit soruma cevap veremedi. Işıldıyan sıfatını yansıtan sıfatı olarak yutturmaya çalışıyor. Çok okumuş ve derin araştırmalar yapmışsın ama bir sonuca ulaşamamışsın.
" Görüldüğü gibi bu yöntemlerle bir dinin doğru olup olmadığı kanıtlanamıyor. " diyorsun. Sana göre mi? Yoksa "Kitabımızda mucize var" diyenlere göre mi? |
Sadece bir kitaptan medet umarak defalarca okuma saçmalığı ve aptallığı tüm kitaplı dinlerin inançlılarında var. Bunların anormal manyak olduklarını biz zaten biliyoruz. Ama insanlığın çoğunluğu ileriki yüzyıllarda bu salaklıktan kurtulacak.
Her şeyin temeli güçtür. Gerisi hikaye...yani bu binyıllarda para.... :D Aptal muhammet ve isa da paradır....başka bir halt değil. |
Alıntı:
..kevkebun durrıyyun diyerek aslında yerinide göstermiştim.Kevkeb hep yıldız diye tabir ediliyor bu örneğe bakarak kevkeb nedir anlamalı insan.. nur-35 - Allah göklerin ve yerin nûrudur. Onun nurunun misali tıpkı içinde fitil bulunan bir kandillik gibidir. fitil bir sırça (cam) içinde o sırça da sanki parlayan incimsi bir kevkeb! Bu lamba, ne yalnız Doğuya, ne de yalnız Batıya mensup olmayan kutlu, pek bereketli bir zeytin ağacından tutuşturulur. Bu öyle bereketli bir ağaç ki, nerdeyse ateş değmeden de yağ ışık verir. Işığı pırıl pırıldır. Allah dilediği kimseyi nûruna iletir. Gerçeği anlamaları için insanlara böyle temsiller getirir. Allah her şeyi bilir. Kur'an Allah'ın kitabıdır onun için arapçayıda iyi bilen kelimenin etimoljik anlamını iyi kavramış,konusunun bilgini insanlarla birlikte tercümesi yapılmalı yoksa her kelimeye aynı manayı veriyorlar;sorsan yıldız ile gezegen arasındaki farkıda bilmezler.. |
deepe cevap vermeyi unuttuk bu sefer deep;amacımız Kur'an'ın bir fen biyoloji astroloji kitabı olduğunu kanıtlamak değil,gelecekten doğru haberler var bunlar çıkıyor bu yüzden bu gibi geleceğe yönelik mucizeler şunun için;o Allah'ın gönderdiği bir kitaptır,ve onun verdiği haberler birgün mutlaka gerçekleşecektir..
Ayrıca yukarıdaki ayeti düşün neden bahsediyor;ne doğuda bulunan ne de batıda bulunan zeytin ağacında hiç dokunmasa bile aydınlatan ne olabilir..Kur'an'ın Allah(c.c) tarafından gönderilmiş bir kitap olduğunu ne zaman anlayacaksınız? |
Merhaba Deep,
Çok sık bu siteyi ziyaret edemediğim için konu hızlı ilerlemiş ama yine de bana yöneltilen sorulara geriye dönük cevap vereyim. Tefsircilerin farklı yorumlamış olması bir şey ifade etmez. Onlarda insandır. Kendi anlayışlarına göre ayeti okumuşlar ve yorumlamaya çalışmışlardır. Özellikle bu tarz konularda çoğu bilgisiz olduğu için, tefsirlerdeki yorumlar hep birbirinden alıntıdır. Ben orada anlatılanın meni değil insanın anne karnında oluşmasıdır derken, yine ayetin geliş ve gidişine bakarak açıklamada bulundum. Eğer konu metnin akışı içinde okunursa orada bahsedileninin meni değil çocuğun oluşumu olduğu açıkça görülür. Yukarıdaki açıklamamın o kısmını bir daha oku. Teraib ve sülb kelimelerine gelince; ben meallerden değil metni orijinalinden okuyorum. Bu konu da sözlüklere de baktım. Sana kaynak da göstereyim: Sulb ( صلب ) Belkemiği Kuran’ı Kerim Lügatı, Timaş Yayınları , 1999 sayfa 285 Teraib ( ترائب) kaburga kemiği Kuran’ı Kerim Lügatı, Timaş Yayınları , 1999 sayfa 107 Gördüğün gibi sözlükte iki anlamda var. Elmalıdan verdiğin alıntıda, bence o konunun bilimsel yönünü bilmediği için kelimelere genel bir anlam yükleyerek bu şekilde tevil etmeye çalışmış. Alıntı yaptığın kısım bir sözlük açıklaması değil, Elmalının bir yorumu olduğuna dikkat et bence. Selamlar |
nur-35 - Allah göklerin ve yerin nûrudur. Onun nurunun misali tıpkı içinde fitil bulunan bir kandillik gibidir. fitil bir sırça (cam) içinde o sırça da sanki parlayan incimsi bir kevkeb! Bu lamba, ne yalnız Doğuya, ne de yalnız Batıya mensup olmayan kutlu, pek bereketli bir zeytin ağacından tutuşturulur. Bu öyle bereketli bir ağaç ki, nerdeyse ateş değmeden de yağ ışık verir. Işığı pırıl pırıldır. Allah dilediği kimseyi nûruna iletir. Gerçeği anlamaları için insanlara böyle temsiller getirir. Allah her şeyi bilir.
Bu ayetten yola çıkarak kevkebin bir yıldız olduğunu ancak sen iddia edebilirsin herhalde. Eğer ayette anlatılan cama kevkeb denmesinden yola çıkarak kevkebin gezegen olduğunu iddia ediyorsan mantığın çok yanlıştır. Senin mantığınla düşünürsek;gezegenlerin ışığı yansıttığı gibi gezegen olduğunu iddia ettiğn kevkebe benzetilen kandilin camınında ışığı yansıtması gerekir.Oysa cam ışığı yansıtmaz sadece kırar.Şu halde cama benzetilen kevkeb adındaki şey ne gezegen olbilir ne de yıldız.Yanlış mı düşünüyorum acaba. |
Bu ayetten yola çıkarak kevkebin bir yıldız olduğunu ancak sen iddia edebilirsin herhalde.
kevkebin yıldız değil gezegen olduğunu iddia ediyorum..iddia etmiyorum öyle :lol: Yusuf suresinde 11 kevkeb deniyor ve bu nur suresindede sanki kevkebun durrıyyun denerek o parlaklık eren cam kevkebe benzetiliyor..fitilin ışığı camı(zuccace-zuccaciyeden bilirsiniz) aydınlatıyor,yansıtıyor..ışık kendisnden değil yani var olan ışığı yansıtıyor..bu yüzden kevkeb gezegendir.yıldızların ışığı kendisindendir bildiğim kadarıyla gezegenler ise ışığı yansıtırlar..düşündüğüm yanlış olabilir ısrar etmiyorum ama yusuf suresinde incelikle 12 gezegenin olduğu açıkça belirtiliyor..12 kardeş arasından Yusuf(a.s) nasıl diğerlerinden açıkça farkediliyorsa, dünyada diğer gezegenlerden açıkça güzelliği ve özelliği ile ayıredilebiliyor.. |
SIZ KURANDAKI YANLISLIKLARA BAKACAGINIZA KENDI DININIZIN SACMALIKLARINA BAKIN .........
|
| Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 21:57 . |