![]() |
Mescid-i Aksa Tahrifat mı? Mucize mi?
Bilindiği üzere Kur'an'ın orijinali Halife Osman tarafından yokedildi.
Hicr-9 da " Doğrusu Kitap'ı Biz indirdik, onun koruyucusu elbette Biziz." demiş Allah (!) ama Osman'ın saldırısından Kur'an'ı koruyamamış. *:) * Bu konuda geniş bilgi için: http://www.turandursun.com/modules.p...howpage&pid=13 Mescid-i Aksa Kudüs'tedir. Kudüs, Halife Ömer zamanında fethedilmiş ve mescit de o zaman yapılmıştır. Müslümanların ilk kıblesi ise kutsal mabut Süleyman Tapınağı idi. İslam'da Muhammed'in miracına inanılır. Allah huzuruna çıkartıldığı inancı da aşağıdaki ayete dayandırılır. İsra-1. Kulu Muhammed'i geceleyin, Mescidi Haram'dan kendisine bazı âyetlerimizi göstermek için, etrafını mübarek kıldığımız Mescidi Aksâ'ya götüren Allah, her türlü noksan sıfatlardan münezzehtir. Şüphesiz ki her şeyi hakkıyla işiten, hakkıyla gören O'dur. Bu ayette ilginç olan, Muhammed'in sağlığında Kudüs fethedilmemişken, orada bir cami, bir mescit yok iken yani Mescid-i Aksa daha hiç ortada yokken adının ayette geçmesidir. Halbuki ayette "Süleyman Tapınağı" olarak geçmesi gerekirdi. Görünen odur ki, Halife Osman Kur'an'da el atmadık yer bırakmamıştır. Bu ayet, tahrifatın açık olarak en büyük kanıtıdır. Tahrifat olmamış olsa, Kur'an'daki en büyük mucize olur, dilden dile dolaşırdı. Rum suresi, bu ayetin yanında hiç kalırdı. Ama kesinlikle böyle birşeyden bahsedilmez. İslamcılar tahrifatın bilincindedir ve bu konudan uzak dururlar. Ya da Süleyman Ateş gibi bazıları Mescid-i Aksa'nın Kudüs'te olmadığını, Arafat'ta olduğunu öne sürer. Bu iddianın nedeni de Osman'ın tahrifatı dolayısıyladır. http://63.231.71.139/forum_posts.asp?TID=2026&PN=1 Mescid-i Aksa, anlam olarak " En uzaktaki Mescit" demektir. O nedenle Arafat olması mümkün değildir. |
Re: Mescid-i Aksa Tahrifat mı? Mucize mi?
Süleyman Ateş'in yorumu ilginç. Bu iddiaya göre bakara 142-145'te anlatılanları nereye koyuyor
acaba ? Bakara *142 * (Medenî 87) * "İnsanlar içinde bir kısım beyinsizler takımı, "Bunları bulundukları kıbleden çeviren nedir?" diyecekler. De ki: "Doğu da, batı da Allah'ındır. O, kimi dilerse onu hidayete erdirir." |
Re: Mescid-i Aksa Tahrifat mı? Mucize mi?
Ne kadar ilginç.
Bu bilgileri hiç islami sitelere yazıyormusunuz? Ne yapıyorlar nasıl cevap veriyorlar merak ediyorum. |
Re: Mescid-i Aksa Tahrifat mı? Mucize mi?
Bu bilgileri İslami sitelere yazdıgımız zaman hemen atılıp banlanıyoruz. Günahkar ilan ediyorlar ve digerleri de atma eylemini yapan admine tek bir agızdan şunu söylüyorlar. " Allah Razı olsun Kardeşim " *:lol:
* * *saygılarımla |
Re: Mescid-i Aksa Tahrifat mı? Mucize mi?
Müslümanların mescid-i aksa diye bildikleri mabed Ömer zamanında yapılan Kubbet'üs Sahra mescididir.Esas mescid-i aksa Kubbet'üs Sahra'nın karşısındaki Süleyman Mabedidir.Buraya Mekke ve Medine'ye uzaklığından dolayı,uzak mescid anlamına gelen Mescid-i Aksa denmiştir.Fakat Kur'an'da İsra suresinde bahsedilen Mescid-i Aksa burası değildir.Kur'an bu mescidin nerede olduğunu miraç ayetleri olarak bilinen Necm Suresinin 14-18 ayetlerinde bildirmektedir.
Andolsun, Onu (Cebrail'i) bir inişinde daha görmüştü; En son *ağacın yanında . Me'va bahçeleri de onun yanındadır. Ağacı kaplayan kaplamıştı. Gözü kaymadı ve sınırı aşmadı. Andolsun o, Rabbinin en büyük ayetlerinden bir kısmını gördü. Yani Muhammed Nebi bir gece Mekke'nin uzağında Mev'a bahçelerinin enson ağacının yanında bulunan mescide kadar yürümüş. (isra gece yürüyüşü demektir) (mescid derken çatısı olan biryer aklınıza gelmesin.)O mescidde Melek Cebrail'i aslı suretinde görmüş ve Ondan bir kısım ayetler almıştır.Yoksa öyle yedi kat göğe çıkmalar,Süleyman Mabedine uçmalar yok.Bu uydurma hikayenin 2 sebebi vardır.Birincisi Muhammed'i İsa ile yarıştırma çabası,ikincisi de ele geçirilmiş olan Kudus'e çok zaman sonra siyasi bir sebep hazırlamaktır. |
Re: Mescid-i Aksa Tahrifat mı? Mucize mi?
bendeki kuran mealindede meva bahçeleri değil meva cenneti yazıyor(prof.dr.suat yıldırım 30.6.1998) hiram usta arkadaş eğer yeterli islami ilmin varsa samimi olarak soruyorum niye yeni kuran mealleri ile eski kuran mealleri farklı farklı yorumluyor ayetleri niye günümüzde bile kendini islam alimi olarak tanıtan ve meal yazan insanların meallerinde bazı ayetler niye farklı yorumlanıyor yokmu bunun bir ortak noktası hangi kuran mealeri daha güvenilir eskilerimi yenilerimi veya hangi islam alimininki şimdi biz kuran arapçasını bilemeyen saf vatandaşlar hangi meale güveneceğiz inan arkadaşım bir ayete bakmak istersem eski meallerden bakıyorum yenilerine hiç itibar etmiyorum çünkü kafam karışıyor
|
Re: Mescid-i Aksa Tahrifat mı? Mucize mi?
Meal'e guvenme, aklina guven sorun cozulur. Yeni mealler daha saglam, hani ilk windows geliyor birsuru acigi var ya, eski mealler de boyle update edilmemis.
|
Re: Mescid-i Aksa Tahrifat mı? Mucize mi?
Bence yanılıyorsun respendial.Yeni meallerle eskileri bir karşılaştır bak nasıl sırıtacak yenileri nasıl şekilden şekile sokulmus yeni olanlarda kelimeler veya cümleler.Bende eski bır tane var, bulvar gazetesinin ramazan ayında verdiği bır kur'an, arapça bir kelimenın türkçede hangi anlama veya manaya gelebileceği alt satır olarakda ayrıca yazılmış ve bir çeviriye bağlı kalmadan düşünebilme imkanı vermiş okuyucuya.Birde taksimde elime aldığım bir kuran vardı, mevcut elimdeki olandan hatırladığım (şu an hatırlayamıyorum)bir ayetin nasıl çevirilmiş olduğuna bakmak için karşılaştırdığımda şoke oldum.Nasıl kelime oyunlarıyla insanların düşünmesine imkan *vermiyorlar şaştım doğrusu.
|
Re: Mescid-i Aksa Tahrifat mı? Mucize mi?
Benimde anlatmak istediğim zaten buydu DEĞİŞİM arkadaş RESPENDİAL arkadaşın bana akılına güven demesi beni hayli şaşırtdı benim kuran ayetlerine inanıp inanmamam konusunda şimdilik bir şey açıklıyacak değilim sadece ilgili konuya kendimce bir katkıda bulunmak istedim gerçekten bu konuya daha açıklık getirmek gerekiyor bunu islamcı arkadaşlardan bekliyorum
|
Re: Mescid-i Aksa Tahrifat mı? Mucize mi?
Seninde söylediğin gibi islam alimleri denen kişiler bile bu konuda farklı görüşlere sahipken yani ortak bir noktada *buluşamıyorken sevgili kurtkan,bu soruyu burada ki müslüman arkadaşlara yöneltmen kanımca gereksiz olur.
Bence yapılabilecek bu konuda en iyi şey,sanal ortamda aramak olabilir.Bu ortamda erişebildiğin çeviriler sana yardımcı olur diye düşünüyorum. |
Re: Mescid-i Aksa Tahrifat mı? Mucize mi?
Sorun,çıkar ilişkisi, geleneğin büyüsünden kurtulamamak ya da aforoz edilme korkusu.Kökleşmiş bir düşünceyi,bir önyargıyı değiştirmek oldukça zor bir eylemdir.Yıllara hatta asırlara dayanan,birkaç neslin sabrını gerektiren uzun bir süreçtir.
Başarılı olan her Peygamber,halkta kökleşmiş olan geleneksel din anlayışında bir reform yaparak dini aslına çevirir.Fakat Peygamberlerin ölümünden sonra gelen insanlar kötülüklere meyletmeleri sebebiyle (para,kadın,makam,iktidar vs) kendilerine engel olan dinde, tahriflere başlarlar.Bunu da satılmış din adamlarıyla yaparlar.Bu din adamları kelimelerin öyle tevillerini yaparlar ki,bizim için örnek olması gereken Peygamberlerin yaşamları bir insanın yapamayacağı,masaldan öte hiçbir *değeri olmayan ütopik bir dünya haline gelir.İşte cinler,periler,ejderhalar,cennetül mev'alar,sidret'ül müntehalar buna örnektir.Peygamberlere en başta,halkı büyülü sözleriyle kandıran ve sömürülmesine yol açan din adamları sınıfı karşı çıkmıştır.Yapılması gereken öncelikle dini din adamlarının tekelinden kurtararak en cahil insanın bile anlayabileceği basitliğe getirmektir.Bunun içinde ilk adım,Kur'anın bizim anlayacağımız doğru bir şekilde çevrilip herkese ulaşmasını sağlamaktır. Mevcut mealleri sordunuz.Mevcut meallerin çoğu hem eksik hem de yanlış meallerdir.Eksik meal de hatalıdır,yanlış meal de.Mesela meallerin çoğunda ahiret,kıyamet,melek,kafir,müşrik,münafık ve daha sayamadımız birçok kelime zaten Arapça kelimedir.Bunlar bu şekilde meale alındığında meallendirilmiş olmamaktadır. Benim yukarıda yaptığımda doğru bir meallendirme çabasıydı...Cennet; ağaçlarının sıklığı ve yeşilliği bol bereketli bahçe anlamına gelir.Ben buna kısaca bahçe dedim.Dolayısıyla cennetü'l mev'a,mev'a *bahçesi anlamına gelir. |
Re: Mescid-i Aksa Tahrifat mı? Mucize mi?
Alıntı:
Birincisi Ömer(Osman ?) döneminde yapılan Mescid-i Aksa. Bu mescid hala ayakta ve müslüman dünyası için önemli mekanlardan biri. "İkincisi Kubbet'üs Sahra'nın karşısındaki Süleyman Mabedidir" diyorsun. Üçüncüsü ise öyle kubbesi filan olmayan mev'a bahçesinde son ağacın (sidret'ül münteha) yanında olan (!??) Mescid-i Aksa... Şimdi birincisi hepimizin malumu. Ama ikincisi ve hele hele üçüncüsü ile ilgili belgen ne ? Kuran olamaz çünkü Necm 14-18 de ben bir mabed, mescid filan göremiyorum. Yani (yine )"öyle olmalı" inancından başka bir belge var mı bu iddialarını doğrulayacak ? |
Re: Mescid-i Aksa Tahrifat mı? Mucize mi?
Hiramusta'da levh-i mahfuz'un orijinalinin fotokopisi var, oradan okuyup bize aktarıyor bilgileri ama açık etmemek için kaynak gösteremiyor, bütün sıkıntı oradan kaynaklanıyor *:wink:
|
Re: Mescid-i Aksa Tahrifat mı? Mucize mi?
Sevgili Frodo yazımı dikkatli okursan kasdettiğimi anlarsın.Demişim ki:"müslümanların mescid-i aksa diye bildiği yer".Kasdettiğim tabiki günümüz Müslümanlarıydı.Burada bir düzeltme yapmak istiyorum.Peygamberimiz hayatta iken Kudüs'te Mescid-i Aksa diye bir mabed te yokmuş.Mescid-i Aksa denilen (2. resim) mabedi Emevi Halifesi Aldulmelik yaptırmış...Şimdi *de resimleri koyalım.Bu resimdeki Mescid-i Aksa değil,Kubbet'üs Sahra'dır.
[img][IMG] http://m.YollaYap.com/b9/279648796.jpg [/IMG][/img] Uydurma rivayetlerde kasdedilen Mescid-i Aksa ise Kubbet'üs Sahra nın karşısında bulunan yapıdır ve Emevi Halifesi Abdulmelik yaptırmıştır.Resmini de aşağıya koyuyorum. [img][IMG] http://m.YollaYap.com/b9/162371553.jpg [/IMG][/img] Kur'an'a göre ise Mescid-i Aksa farklı bir yerdir.Çünkü İsra 1 den buranın bir yürüme mesafesinde olduğunu anlıyoruz.Halbuki Kudüs'teki mabet bir gecelik yürüme mesafesinde değildir.Ayrıca Vâkıdî'nin Mağâzîsi ve el-Ezrakî'nin Ahbâru Mekke adlı eserlerinde Mescid-i Aksa'nın Mekke'nin yakınlarında bulunan Ci'râne vadisindeki mescidin adı olduğu belirtilmektedir. |
Re: Mescid-i Aksa Tahrifat mı? Mucize mi?
Hiramustam şimdi bilinen Mescid-i Aksa kurandaki Mescid-i Aksa olamaz, olursa Kuran'ın
bozulmadan günümüze değin geldiği iddiası yerle bir olur. Bunun farkındayız. Hatta S.Ateş'de farkında (başkaları var mı bilmiyorum). Bu duruma senin getirdiğin yoruma takıldım ben. Diyorsun ki mev'a bahçesinde son ağacın olduğu yerde şöyle kubbesiz bir mescid vardı işte Kuranda bahsedilen Mescid-i aksa orasıdır.Güzel, peki bu konuda belge ya da kanıt var mı ? Yok. İlginç bir bağlantı kuruyorsun ; İsra gece yürüyüşü demektir. O halde Muhammed Mustafa'nın yürüyerek ulaştığı bir yer olmalı. Sence bu iddianı desteklemek için fazla zayıf bir delil değil mi ? Yanlış hatırlamıyor isem İsra Suresinin bir diğer adı da Ben-i İsrail'dir. Ne olacak şimdi ? Senin mantığınla gidersek ayetin anlattığı Mescid-i Haram'dan Mescid-i aksa'ya gitmek doğrudur mu diyeceğiz.? Ayetin ismi ile desteklenen bir delil ne de olsa ? |
Re: Mescid-i Aksa Tahrifat mı? Mucize mi?
Sevgili Frodo.
Ayetlerin mantığını,mealini,tevilini sure isimlerine göre mi değerlendireceğiz?Yani surenin ismi İsra olursa başka mescid,Ben-i İsrail olursa başka bir mescid mi anlayacığız? :) Evet İsra gece yürüyüşü demek,İsrail de Allah'la yürüyen demektir.Yakub Peygamberin lakabıdır.Onun soyundan gelenlere de ben-i israil denmiştir.Allah'ın Peygamberliğiyle onurlandırılmak (ki isra da kasdedilen gece olduğunu gözönüne alalım) sadece Yakup Peygambere has değildi.Musa Peygamber de Peygamberliği bir gece kutsal (mübarek kılınan isra 1 i hatırlayınız) Tuva vadisinde almıştı.Muhammed Peygambere de ilk vahiy Kadir ismiyle onurlandırılan bir gece indirilmişti.Ve o geceden sonra daha bir çok geceler *mescid-i aksa yürüyüşleri yapmış ve birçok vahiyde bu çevresi mübarek kılınan (kutsal) mescid-i aksada inzal olmuştur.Peki neden gece?Sadece peygamberler değil,bizlerin de geceleri vahye muhatam olma/ düşünme/okumaların da bulunmalarımızı istiyor?Cevabı aşağıda; Ey giysisine bürünüp yatan! Geceleyin kalk! Kısa bir süre hariç, Gecenin yarısını ayakta ol yahut bundan biraz eksilt! Yahut buna biraz ekle! Ve Kur'an'ı ağır ağır, düşüne düşüne oku! Doğrusu, biz senin üzerine ağır bir söz bırakacağız. Şu bir gerçek ki, yeni bir oluşa koyulmak üzere geceleyin kalkan, yer tutma bakımından daha güçlü, söz bakımından daha etkilidir. Kuşkusuz, gündüz boyu senin için uzun bir dolaşma/yoğun bir uğraş vardır. Rabbinin adını an ve tüm benliğinle O'na yönel! Doğunun ve batının Rabbidir O. Tanrı yoktur O'ndan başka. O'nu vekil et! Onların söylediklerine sabret! Ve güzelce ayrıl onlardan. Müzemmil 1-10 |
Re: Mescid-i Aksa Tahrifat mı? Mucize mi?
Sevgili Hiram Usta;
Kur'an ı tertilen oku denildiğinde, Bu hangi Kur'an oluyor. Bilgilendirmek amacı ile burayı biraz açarmısınız. Müzemmil süresi bilindiği gibi Kur'an ın ilk sürelerinden biridir. Öyleyse Kur'an denilince neyi anlamalıyız. Bu sanıyorum Kur'an ın ne olduğu veya kelime anlamının ötesinde neyi anlattığı açısından önemli bir ip ucu. Evet henüz vahyin başlarındayken Allah neden Kur'an ı oku dedi. Bu mushaf olan Kur'an mıydı. Kur'an ın cem edilmesi ile alakalı önemli bir kapı gibi sizce de duruyor mu? Selamlar. |
Re: Mescid-i Aksa Tahrifat mı? Mucize mi?
Alıntı:
senin bildiğin bir mescide gidiyor ve orda cibrili görüyor. Ben de soruyorum bu mescidle ilgili herhangi bir belge var mı diye. Kurduğun cümlelerden iki şey çıkıyor; mirac olayı bu gizemli mescide yapılan bir gece yürüyüşüdür ve o ayette bahsedilen Mescid-i aksa meva bahçelerinin yanındaki mesciddir. Yine ilk mesajında isra kelimesi ile bağıntıyı kuran sensin ben değil. Alıntı:
Tekrar soruyorum Mescid-i Aksa, İsra suresindeki mekan Kudusteki Mescid-i Aksa mıdır ? *Yok meva bahçelerinin yanındaki ve Necm suresinde bahsedilen gece yürüyüşü bağıntısıyla keşfettiğin gizemli mescid midir ? |
Re: Mescid-i Aksa Tahrifat mı? Mucize mi?
Ortada gizemli bir mescid falan yok Frodo.Bizim bilmeyişimiz olaya gizem katıyorsa onu bilemem.
Kaynak sordun....Daha önce kaynağımı vermiştim.Cirane vadisindeki mescide o zamanki Mekkelilerin mescid-i aksa dediklerini bunun Vakidi'nin Megazisin'de ve el-Ezrakî’nin Ehbar-ül Mekke'sinde bu şekilde anlatıldığını yazmıştım.Oraları okumadın sanırım.Bu kezde hernekadar uydurulmuş ya da tahrif edilmiş olsalar da hadislerden de kaynak verebiliriz.(uydururken ya da tahrif ederken gözden kaçırdıkları bazı noktalar da olabiliyor netekim. :) ) Hadis rivayetlerinde mescid-i aksa 3 yerde geçer.Dikkatinizi çekerim,bunların hiçbirisi de isra veya miraçla ilgili değildir; Birinci rivayet; Sahih-i Buharî, 21 kitab, 1. Bab, 1 numaralı hadis: 3.cilt/1130 “...... Ebu Hüreyre’den tahdis etti ki, Peygamber şöyle buyurmuştur: “İbadet için şu üç mescitten başkasına yolculuk edilmez: Mescidi Haram, Mescid-i Rasülüllah, ve Mescid-i Aksâ.” İkinci rivayet; Sahih-i Buharî 21. Kitab, 8 numaralı hadis: …Bize Şu’be, Abdulmelik ibn Umeyr’den tahdis etti. O şöyle demiştir: Ben, Ziyâd’ın himayesinde olan Kazaa’dan işittim, o şöyle dedi: ben Ebu Said Hudri’den işittim; o, peygamberden dört şey tahdis ediyordu ki, bu dört şey hem beni hayrete düşürdü, hem de sevindirdi. Peygamber şöyle buyurmuştur: “Eşi veya bir mahremi kendisiyle beraber bulunmayan kadın, iki günlük mesafeye sefer etmesin.Ramazan bayramının ilk günü ile kurban bayramının dört gününden ibaret olan ramazan ve kurban bayramı günlerinde oruç tutmak yoktur. İki namazdan sonra da namaz yoktur; biri sabah namazından sonra güneş doğup yükselinceye kadar, öbürü ikindi namazından sonra güneş batıncaya kadar. Namaz kılmak için şu üç mescitten başka bir mescide sefer edilmez: Mescidi Haram, Mescid-i Aksâ ve benim mescidim. Bu iki rivayet aslında aynı olmasına rağmen ravileri farklıdır; birincisi Ebu Hüreyre menşeli iken, ikincide ara ravi Ebu Said el Hudri olmuştur. Ezrakî’nin tespitlerine göre bu rivayet, saray beslemelerinden Şihab-ez Zühri tarafından o günkü iktidara yaranmak ve iktidara meşruiyet kazandırmak maksadıyla peygamberimizin; “Ancak üç mescit için sefere çıkılır. İbrahim’in mescidi (Kâbe), şu benim mescidim ve Süleyman’ın mescidi.” şeklindeki ifadesinin, “Ancak üç mescit için ziyaret seferine çıkılabilir. Bunlar, Mescid-i Haram, şu benim mescidim ve Mescid-i Aksa’dır.” şekline sokulması suretiyle tahrif edilmiştir. Geniş bilgi Ezrakî’de vardır. Üçüncü rivayet; Prof. İbrahim Canan’ın hazırladığı Kütübü Sitte kitabının 8. Cilt; 134. sayfası (Bu rivayet, Buharî, Müslim, Tirmizi, Nesai, İbni Mace’de çeşitli konularda mükerreren yer almıştır): İbrahim İbnü Yezid et-Teymî anlatıyor: Babamdan mescidin avlusunun kenarında Kur’ân öğreniyordum. Bu sırada secde âyeti okumuşsam babam hemen secdeye kapanıyordu. Kendisine: “Babacığım yolda niye secde ediyorsun?” diye sordum. Dedi ki: “Ben Ebu Zerr RA’ın şöyle dediğini işittim: Rasülüllah’a yeryüzünde inşa edilen ilk mescidin hangisi olduğunu sordum: Mescid-i Haram olduğunu söyledi. Ben: Sonra hangisi? dedim, Mescidi Aksâ! diye cevap verdi. Ben İkisi arasında kaç yıl fark var? dedim. Kırk yıl! dedi ve ilave etti: Yeryüzü sana mescittir, öyleyse nerede namaz vaktine ulaşırsan namazını kıl, çünkü fazilet ondadır.” Şimdi burada dikkat edilmesi gereken nokta iki mescidin inşa edilmesi arasında 40 yılın oluşudur.Şimdi hepimiz biliyoruzki Kur'an ve diğer dinsel metinlerde Kabeyi İbrahim Peygamber inşa etmiştir ve biz yine biliyoruz ki Kudüsteki mabedi de Davud ve Süleyman Peygamberler inşa ettirmiştir ve tarihi verilere baktığımız zaman bunların arasında enaz 1000 sene olduğunu görürüz?Peki o halde hadiste Kabe'den 40 yıl sonra inşa edilen mescid neresi olmaktadır?Bunun cevabını artık Frodo versin. Bi de Kudüs'teki mabedle ilgili rivayetlere bakalım...Orası Mescid-i Aksa'mıymış,yoksa başka birşeymiymiş? Birinci rivayet; Prof. İbrahim Canan’ın hazırladığı Kütübü Sitte kitabının 17. Cilt, 26, 27. sayfası: el-Berâ anlatıyor: Rasülüllah ile birlikte *Beyt-ül Makdis’e doğru on sekiz ay namaz kıldık. Medineye girişinden iki ay sonra kıble istikameti Kâ’be’ye çevrildi. Rasülüllah Beyt-ül Makdis’e müteveccihen namaz kılarken yüzünü çokça semaya çeviriyordu. Allah Teala hazretleri, peygamberinin kalbinden geçeni, yani, Kâ’be’ye yönelme arzusunu bildi. Bir gün Cebrail aleyhisselam yükseldi. Rasülüllah, o, *yerle gök arasında yükselirken onu gözüyle takip etmeye başladı, onun nasıl bir vahy getireceğini gözetliyordu. Derken Aziz ve Celil olan Allah “Biz senin yüzünü göğe doğru çevirip durduğunu görüyoruz.....” (Bakara suresi 144. âyet) âyetini indirdi. Biz, Beyt-ül Makdis’e doğru farzın iki rekatını kılmış tam rükuda iken, bir *adam gelip: “Kıble, Kâ’be’ye doğru çevrilmiştir!” haberini getirdi. Derhal yönlerimizi çevirdik. Namazımızı yenilemeyip kıldığımız kısmın devamını tamamladık. Rasülüllah: “Ey Cibril! Beyt-ül Makdis’e doğru kıldığımız namazların hali ne olacak?” diye sordu. Bunun üzerine de Allah teala hazretleri: “Allah sizin imanınızı ( daha önce Beyt-ül Makdis’e doğru kıldığınız namazları) zayi etmeyecektir.” âyetini (Bakara suresi 143. âyet) inzal buyurdu. İkinci rivayet; Prof. İbrahim Canan’ın hazırladığı Kütübü Sitte kitabının 2. Cilt, 154. sayfası (Bu hadis Buhari’de dört kez, Müslim’de bir kez, Tirmizi’de üç kez, Nesaî’de dört kez yer almıştır): …el-Berâ İbn-ül Âzib buyurdular ki: Rasülüllah Medine’ye gelince, önce Ensar’dan olan ecdadının- veya dayılarının- yanına indi: O zaman namazlarını on altı veya on yedi ay boyunca Beyt-ül Makdis’e doğru kıldı. Ancak kıblenin Kâ’be’ye doğru olmasını arzuluyordu. Kâ’be’ye doğru kıldığı ilk namaz da ikindi namazı idi. Bu namazı Rasülüllah ile beraber ashaptan bir grup kimse kılmıştı. Bu namazı kılanlardan biri, oradan ayrılınca bir mescide rastladı. Cemaati namaz kılıyordu ve tam rükû halinde idiler. Adam onlara: “Şehâdet ederim ki Hz. Peygamber’le Kâ’be’ye doğru namaz kıldık.” dedi. Cemaat oldukları yerde Kâ’be’ye yöneldiler. Müslümanların Beyt-ül Makdis’e doğru namaz kılmaları Yahudileri memnun ediyordu. Yüzler Kâ’be’ye doğru yönelince Yahudiler bundan hiç memnun kalmadılar. Beyinsiz Yahudiler dedikoduya başladılar. *Arkadan hemen şu âyet nazil oldu: “İnsanlar içinden bazı beyinsizler…” (Bakara suresi âyet 142- 145) Üçüncü rivayet; Prof. İbrahim Canan’ın hazırladığı Kütübü Sitte kitabının 2. Cilt, 157. sayfası: Müslim ve Ebu Dâvud’un Enes’ten rivâyet ettikleri bir diğer hadis şöyledir: Onlar Beyt-ül Makdis’e doğru *yönelmiş halde, sabah namazının rükûunda iken, Benî Seleme’den bir adam kendilerine uğradı ve “Kıble istikameti Kâ’be’ye çevrildi” dedi. Bu sözünü iki kere tekrar etti. Cemaat rükûda iken KÂ’be’ye yöneldiler. Dördüncü rivayet; Prof. İbrahim Canan’ın hazırladığı Kütübü Sitte kitabının 2. Cilt, 157. sayfası (Bu rivayet Ebu Davut ve Tirmizî’de yer alır): İbnü Abbas anlatıyor: Âyeti kerimenin emriyle Rasülüllah kıbleyi Kâ’be’ye yöneltince Müslümanlar sordular: “Ey Allah’ın rasülü, Beytül Makdis’e yönelerek namaz kılmış ve şimdi ölmüş olan kardeşlerimizin namazları ne olacak?” Bunun üzerine Cenabı Hakk şu âyeti indirdi: “ Senin yöneldiğin *istikameti, peygamberlere uyanları, cayanlardan ayırd etmek için kıble yaptık…” (Bakara *suresi 143. âyet.) * Eveet! Demekki neymiş?Bizim Mescid-i Aksa diye bildiğimiz mabed Beytül Makdis'miş.Yani aslında ortada Kudüs'teki mabed için,"orası Mescid-i Aksa'dır." şeklinde bir hadis de bulunmamaktadır.Orada çok sonraları halife Abdulmelik'in Beyt'ül Makdis'in temelleri üzerine mescid inşa etmesinden sonra Mescid'i Aksa (uzak mescid ) denmiştir.Bu deyiş şayet anlamına binaen söylenmişse gayet masum ve yerinde bir deyiştir.Amma Halifelerin Kudüs'ü ellerinde tutma pahasına oraya İslam nezdinde bir kutsallık izafe etme gayesiyle denmişse,işte bu kelimelerle oynamanın,anlamı çarpıtmanın,dini çıkarlar uğruna tahrif etmenin ta kendisidir. |
Re: Mescid-i Aksa Tahrifat mı? Mucize mi?
"Bu iki rivayet aslında aynı olmasına rağmen ravileri farklıdır; birincisi Ebu Hüreyre menşeli iken, ikincide ara ravi Ebu Said el Hudri olmuştur.
Ezrakî’nin tespitlerine göre bu rivayet, saray beslemelerinden Şihab-ez Zühri tarafından o günkü iktidara yaranmak ve iktidara meşruiyet kazandırmak maksadıyla peygamberimizin; “Ancak üç mescit için sefere çıkılır. İbrahim’in mescidi (Kâbe), şu benim mescidim ve Süleyman’ın mescidi.” şeklindeki ifadesinin, “Ancak üç mescit için ziyaret seferine çıkılabilir. Bunlar, Mescid-i Haram, şu benim mescidim ve Mescid-i Aksa’dır.” şekline sokulması suretiyle tahrif edilmiştir. Geniş bilgi Ezrakî’de vardır." Cevap burda işte sevgili hiram. *Sorumuz kuran orijinalinde başka bir isimle yer alan örneğin *Beyt-ül Makdis olan mekan Osman mushafında Mescid-i Aksa olarak değiştirilmiş olamaz mı ? "Babacığım yolda niye secde ediyorsun?” diye sordum. Dedi ki: “Ben Ebu Zerr RA’ın şöyle dediğini işittim: Rasülüllah’a yeryüzünde inşa edilen ilk mescidin hangisi olduğunu sordum: Mescid-i Haram olduğunu söyledi. Ben: Sonra hangisi? dedim, Mescidi Aksâ! diye cevap verdi. Ben İkisi arasında kaç yıl fark var? dedim. Kırk yıl! dedi ve ilave etti: Yeryüzü sana mescittir, öyleyse nerede namaz vaktine ulaşırsan namazını kıl, çünkü fazilet ondadır.” Şimdi burada dikkat edilmesi gereken nokta iki mescidin inşa edilmesi arasında 40 yılın oluşudur.Şimdi hepimiz biliyoruzki Kur'an ve diğer dinsel metinlerde Kabeyi İbrahim Peygamber inşa etmiştir ve biz yine biliyoruz ki Kudüsteki mabedi de Davud ve Süleyman Peygamberler inşa ettirmiştir ve tarihi verilere baktığımız zaman bunların arasında enaz 1000 sene olduğunu görürüz?Peki o halde hadiste Kabe'den 40 yıl sonra inşa edilen mescid neresi olmaktadır?Bunun cevabını artık Frodo versin." Kuranın kendi içerisinde mantık dizgesini irdelemek tartışmak farklı kuran ile tarihsel (belgeli) gerçekliği örtüştürme çabası farklı şeylerdir. Önsel olarak kuran ve ya başka bir kutsal metnin varsayımlarını iddialarını doğru kabul edip onun üzerinden fikir yürütmek gerçekçi olmaz. kabenin ibrahim peygamber tarafından yaptırıldığı varsayımı sadece kuran tarafından ileri sürülülür. Zaten gerçekliğini tartıştığımız bir metin. |
Re: Mescid-i Aksa Tahrifat mı? Mucize mi?
A.Selam. Sevgili Oki.
Müzemmil suresi Kur'anın ilk surelerinden birisidir....diyemeyeceğim çünkü öyle değil.Bildiğin gibi Kur'an sure sure değil ayet ayet inzal olmuştur.Peygamber de bu ayetleri belli bir tertiple sure sure düzenlemiştir.Bütün bu düzenleme çalışmaları muhsaf üzerinde yapılmıştır.Çünkü Kur'an ilk ayetlerden son ayetlere kadar kendisinden kitap olarak bahseder.Kitapsa en cahilimizin bile bildiği gibi 2 cilt kapağının arasındaki yazılı kağıtların ciltlenmiş şeklidir.Kağıt ise tabaklanmış ince deriden elde ediliyordu.(Tur 3) Müzemmil ilk surelerden birisi değil, dedik.Bunu Mehdi Bazergan'ın Kur'anın nuzül süreci ile ilgili çalışmalarından öğreniyoruz.( http://www.kitapyurdu.com/kitap/default.asp?id=55073 *)Mehdi Bazergan'a göre Müzemmil suresi risaletin 4.yılında inzal olmaya başlıyor.Bazergan'ın nüzul listesinde benim yaptığım hesaplamaya göre ise Müzemmil 1'den önce yaklaşık olarak 1347 ayet inmiş oluyor.Yani Müzemmil 1. ayete kadar 1347 ayetlik bir Kur'an,bir kitap Peygamberin ve Sahabelerin elinde mevcut halde bulunmaktadır.Bundan sonra tertil üzere okumaya geçebiliriz.Daha sonra İnşallah...Hoş ve esen kal. |
Re: Mescid-i Aksa Tahrifat mı? Mucize mi?
Sevgili Hiramusta;
Müzemmil kaçıncı süre olarak nerede nazil olmuştur? *Kaynağı le yazarsanız sevinirim. Selamlar... |
Sevgili Oki,
Mehdi Bazergan'ın listesine göre ayet ayet nuzüle baktığımda,müzemmil 1-19. ayetleri vahyin 4. yılında Mekke'de inzal oluyor. |
Alıntı:
Ama en azından yalnız değilmişim :clap2: |
Alıntı:
|
Bay Frodo verilerin ışığında haklıdır.
Alıntı:
Mescidi Aksa'nın inşası ile (Beyt'ül Makdis'in ortadan kalkması ile) Beyt'ül Makdis ismi değişikliğe uğramış, ve Kur'an'ın adı geçen ayetinde tahrif yapılmıştır. Olağan şüpheliler bay Osman ile bay Abdülmelik'tir. |
Alıntı:
Yaratan Rabbinin adıyla oku! O, insanı “alak”dan yarattı. [Alak 1-2] |
Alıntı:
Bu adın anlamı; "En uzaktaki Mescid" demekmiş. İslâm ortaya çıkmadan önce de müslümanların "müşrik" dedikleri insanların mescidleri vardı. Mekke şehrinin en dışında/uzağında kalan mescide, "Mescid-i Aksâ" denirdi. İlâhiyatçı Hakkı Yılmaz, İsrâ: 1 de adı geçen mescidin, Mekke şehrine takriben 33 km mesâfedeki bir mescid olduğunu ileri sürer. Zaten; Muhammed'i "mirac" esnasında uğradığı ileri sürülen yere - Romalılar tarafından yıkılan Süleyman Mâbedi - Araplar "Beytü'l Makdis" derlerdi. Kudüs şehrini de bu isimle andıkları iddia edilir. |
Alıntı:
İSRÂ-1 (Meâlleri Kıyasla) Âyetlerimizi göstermek için, kulunu geceleyin Mescid-i Haram'dan, etrafını mübarek kıldığımız Mescid-i Aksa'ya yürüten Allah, Sübhan'dır (bütün noksanlıklardan münezzehtir). Muhakkak ki O, en iyi işiten, en iyi görendir. Bu ayette bay Allah, sıradışı bir iş yaptığı hissini vermiyor mu ? Çünkü bu gece yürüyüşünü kudretinin bir temsili olarak sunuyor. Ben saat tuttum (yürüyüşlerimde tutarım). Ortalama hızım saatte 4 km, hızlı isem saatte 6 km yapıyorum. 33 km'yi 5-5.5 saatte alırım (mucize yok). Hile yapar ata binersem, sabah olmadan dönmüş bile olurum. Bence bu Mescid-i Aksa, bildiğimiz Mekke civarında yerleşik bir mescid değil. Yürüme veya atla bile bir geceden fazla mesafede bir yer aramalıyız. |
Alıntı:
Lâkin; bahse konu "Mucize" iddiasını, aynı sûrenin 59. âyeti tekzib eder. "Bizi, mûcizeler göndermekten meneden şey, ancak evvelki ümmetlerin, onları yalanlamalarıdır..." Bir iddianın "Mûcize" niteliği kazanması için, başka insanların da gerçekleştiği ileri sürülen bu hâdiseye şâhitlık etmeleri gerekmektedir. Halbuki; bahse konu iddia hakkında, Muhammed'in kendisi dışında herhangi bir tanığı yoktur. Diğer taraftan; böyle mühim bir işin, koskoca sûrede tek âyet ile geçiştirilmiş olması da gerçekten tuhaf. "Âyet" delil anlamına gelir. Eğer kasdedilen Beytü'l Makdis ise, neden o dönem Araplarınca verilen isim kullanılmamıştır ? Romalılar tarafından yıkılmış bir tapınağın kalıntıları üzerinde, ne gibi "âyet/deili"ler bulacaktı ki Muhammed ? Mevzûnun altını biraz deşerseniz, "müteşâbih" muhabbetiyle hedef saptırılır ve sizin ya da benim "kalplerimizdeki eğrilik/hastalık" ön plâna çıkarılır. Allah, Kur'an "âyet"leri için 'iyice anlayasınız diye" şeklinde niteleme yapar ama; bir yandan da "kefere"nin anlamaması için ortaya engeller koyar. "Kuran okuduğun zaman senin ile ahirete inanmayan kimseler arasına görünmeyen bir perde çekeriz. Kuran'ı anlarlar diye kalblerine örtüler ve kulaklarına da ağırlık koyduk. Kuran'da Rabbini bir tek olarak andığın zaman, onlar ürkerek ardlarına dönerler." (İsrâ: 45/46) Bu durumda Kur'an, sâdece müslümanların anlaması için inmiş olmakta. Allah, diğer kullarını - tenezzül edip de - muhatap almıyor. Aslında ciddiye alınıp, üzerinde tefekkür edilebilecek bir şey göremedim ben. Ama; sizde ortaya çıkan araştırma amaçlı bu "enerji"ye de bir şey diyemem doğrusu. "ince eleme" işinden mâdem yorulmuyorsunuz, ben de yazdıklarınızı okumaktan yorulmam. |
| Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 02:43 . |