![]() |
Meal Tahrifatları
Bu konuda yeterince araştırma yapmış değilim. Ama ele alınması ve tartışılması gerektiğini düşünüyorum. Konuyla ilgili görüşü ve bilgisi olanların katkılarıyla mealleri irdeleyelim.
Bir ayeti birkaç çeşit mealden kontrol ettiğinizde farklılıklara rastlayabilirsiniz. Bu duruma özellikle tartışılan ayetlerde yoğun rastlanır. Bu farklılıkların nedeni mealcinin Arapça düzeyi ile ilgili gözükse dahi, tahrifat düzeyindeki farklılıkların nedeni çok çeşitlidir. Örneğin; 1- Bağlı olduğu mezhep ve tarikat doğrultusunda meal yapmak 2- Ayetleri günümüze ve bilime uygun hale getirmeye çalışmak, 3- Ayetlerden mucize çıkarmaya çalışmak, 4- Çelişkili, akıl ve bilimdışı görülen ayetleri farklı yansıtmaya çalışmak, 5- Reformist düşünceler nedeniyle ayetleri farklı yansıtmak, 6- Ayetleri şiddet dışı ve hoşgörülü göstermeye çalışmak, 7- Ayetleri şiddete yönelik ve hoşgörüsüz göstermeye çalışmak, Bu örnekler çoğaltılabilir. Bu konuda özellikle müslüman arkadaşların düşüncesi önemli. |
Re: Meal Tahrifatları
Gelenekçilerden Mehmet şevki eygi yazısında müslümanlara bakın ne tavsiye ediyor:
Müslümanlar Müslümanlar Müslümanlar!... Kur’ân ve meâl ve tefsiri alırken şu hususlara dikkat ediniz: (1) İcazetli bir din alimi tarafından yazılmış olsun, (2) Bu âlim, müfessirlik ehliyetine sahip bulunsun, (3) Ehl-i Sünnet ve Cemaat yolunda ve çizgisinde bulunsun, (4) Mezhepsiz ve reformcu olmasın, (5) Diyalogcu ve hoşgörücü olmasın. (6) Mason Afganîci olmasın. (7) Tefsire ve meâle kendi kafasından, heva ve re’y mahsulü fikir ve görüşler koymasın. http://www.zehirli.org/konu/m.-esed-...yanlislar.html |
Re: Meal Tahrifatları
bakara 238
(Medenî 87) Namazlara ve orta namaza devam edin. Allah'a saygı ve bağlılık içinde namaz kılın. * hud *114 (Mekkî 52) Gündüzün iki ucunda, gecenin de ilk saatlerinde namaz kıl. Çünkü iyilikler kötülükleri (günahları) giderir. Bu, öğüt almak isteyenlere bir hatırlatmadır. * isra 78 (Mekkî 50) Gündüzün güneş dönüp gecenin karanlığı bastırıncaya kadar namaz kıl; bir de sabah namazını. Çünkü sabah namazı şahitlidir. * isra79 Mekkî 50) * * *Gecenin bir kısmında uyanarak, sana mahsus bir nafile olmak üzere namaz kıl. (Böylece) Rabbinin, seni, övgüye değer bir makama göndereceğini umabilirsin. nur58 Medenî 102) * * Ey müminler! Ellerinizin altında bulunan (köle ve cariyeleriniz) ve içinizden henüz ergenlik çağına girmemiş olanlar, sabah namazından önce, öğleyin soyunduğunuz vakit ve yatsı namazından sonra (yanınıza gireceklerinde) sizden üç defa izin istesinler. Bunlar, mahrem (kapanmamış) halde bulunabileceğiniz üç vakittir. Bu vakitlerin dışında ne sizin için ne de onlar için bir mahzur yoktur. Birbirinizin yanına girip çıkabilirsiniz. İşte Allah ayetleri size böyle açıklar. Allah, (her şeyi) bilendir, hüküm ve hikmet sahibid rum17 (Mekkî 84) Haydi siz, akşama ulaştığınızda sabaha kavuştuğunuzda, gündüzün sonunda ve öğle vaktine eriştiğinizde Allah'ı tesbih edin (namaz kılın), ki göklerde ve yerde hamd O'na mahsustur. En büyük ( sünnilerde) ''tahrifat'' *, *günlük vakit namaz vakitlerinde var. Kurandaki ayetlere bakarsak namaz günde sadece üç vakittir. Ama sünniler ''tevatürü'' öne çıkararak, namaz vakitlerine zam yapmışlardır. şia ise bilindiği gibi namazı üç vakit olarak kılarlar. Günümüzün sünni *''tahrifatı'' başörtüsüdür. Nerdeyse islamın altıncı şartı haline gelmiş. ayrıca diğer farzlarında önüne geçmişitir. |
Re: Meal Tahrifatları
Sevgili pante Eygi'nin yazdıklarını okuyunca bir fıkra geldi aklıma.
eskiden köyün birinde bir ihtiyar *okuma bilirmiş gibi herkesin mektubunu okurmuş! *ama ihtiyarın okuması yokmuş..tabi o zamanlar gelen mektup ya asker mektubu *yada gurbetçi mektubuymuş. bir gün bu ihtiyara birisi bir zarf getirmiş ihtiyar zarfı açmış. askerdeki oğlundan gelmiştir zannıyla başlamış *''okumaya'' '' babama selam ederim anama selam ederim..........'' derken zarfı getiren adam *''emmi bu oğlumdan değil hökümattan geldi'' deyince ihtiyar'' söylesene ona göre okuyam'' eygiye görede, hal böyle demekki .asker mektubu gibi değil, hökümattan gelmiş gibi , okumaya dikkat etmek lazım |
Re: Meal Tahrifatları
Sevgili Özgür_beyin;
Ben de Eygi'nin isteklerini, fesat karıştırılmış ihalelere benzetiyorum. Örneğin: İhalelerde marka belirtilemez ama kimi ihalelerin şartnameleri öyle düzenlenir ki aranan özellikler tamamen bir markayı çağrıştırır. Başka bir marka ihaleye katılsa, istenen özellikleri tam kapsamadığı için kazanamaz. Eygi de böyle bir şartname sunmuş sanki. İlginç olan da "Hoşgörücü olmasın" ifadesi. "Mason Afgani" den kastı ise moderncilik. Mealciler içinde en ünlü tahrifatçılar Muhammed Esed, Yaşar Nuri Öztürk ve Edip Yüksel olarak bilinir. Muhammed Esed'le ilgili saptırmalar daha önce tartışılmıştı: Muhammed Esed Kur'an'ı Tahrif mi Ediyor? |
Re: Meal Tahrifatları
Yaşar Nuri öztürk'den tahrifat örnekleri:
Diyanet Vakfı ve Diyanet İşleri dahil olmak üzere birçok mealde, Nebe Suresi 32 ve 33. ayetler şu şekilde geçer ; 31. Şüphesiz takvâ sahipleri için de başarı ödülü vardır. 32. Bahçeler,bağlar, 33. Göğüsleri *tomurcuk gibi kabarmış yaşıt kızlar, * Elmalılı Hamdi Yazır gibi, bir çok eski meal yazarı da aynı ayetleri şu şekilde çevirmiştir ; 32. Bahçeler var, bağlar var. 33. Memeleri tomurcuklanmış yaşıt kızlar var. "Memeleri henüz tomurcuklanmış kızlar" ifadelerinden anlaşılan, günümüzün 12-13 yaşlarında kızlarıdır. O dönem Arabistan'da, kızların erken geliştiği iddiası göz önünde bulundurulursa, bu yaş sınırı daha da aşağılarda düşünülebilir. 9-10 gibi.. Haliyle burada bir çok kişinin *aklına gelecek soru, Allah'ın bu kadar ufak kızları cennetinde erkeklere vermesi ile yüceliğinin çelişmesi olacaktır. *Bu çelişki ise, İslam inancını yaralayıcı bir olgudur, çünkü kişi sorgulamaya başlarsa, bu sorgulama zincirleme devam edebilir ve çelişkiler artabilir.. Yaşar Nuri Öztürk, bunun farkındadır ve mealinde 33. ayetin gerçek ifadesinden dışarı çıkarak ayeti şu şekilde verip geçiştirir ; * 31. Takva sahipleri için bir kurtuluş ve bir zafer vardır. 32. Sulak bahçeler, bağlar, üzümler, 33. Göğüsleri turunç gibi yaşıtlar, 34. Dopdolu kadehler vardır. Ne demektir göğüsleri turunç gibi yaşıtlar? Bu yaşıtlar erkek midirler, ne yaparlar ? Neden göğüsleri turunç gibidir, cennet bahçelerinde çok mu spor yapmışlardır? Turunç gibi olmasının önemi nedir ki, ayet bunu özellikle belirtmiştir? Daha önceki meallerde, memeleri tomurcuklanmış yaşıt kızlar, ifadesi açık bir şekilde, takva sahibi için sexsüel bir sunuş sunmaktayken, Yaşar Nuri Öztürk, bu anlamın anlaşılamaması için, ifadeyi bulandırmaktadır. Çünkü bu ayet tek başına, Kuran'ın Allah kelamı olup olmadığının sorgulanması için yeterli bir etkendir. |
Re: Meal Tahrifatları
ya nisa 34.
yaşar nuride ayet hakikaten kimlik değiştirip ''insan haklarına uygun halae getirilmiş :lol: Yaşar Nuri Öztürk 34 Erkekler; kadınları gözetip kollayıcıdırlar. Şundan ki, Allah, insanların bazılarını bazılarından üstün kılmıştır ve erkekler mallarından bol bol harcamışlardır. İyi ve temiz kadınlar saygılıdırlar; Allah'ın kendilerini koruduğu gibi, gizliliği gereken şeyi korurlar. Sadakatsizlik ve iffetsizliklerinden korktuğunuz kadınlara önce öğüt verin, sonra onları yataklarında yalnız bırakın ve nihayet onları evden çıkarın/bulundukları yerden başka yere gönderin! Bunun üzerine size saygılı davranırlarsa artık onlar aleyhine başka bir yol aramayın. Allah çok yücedir, sınırsızca. dövme , evden çıkmaya, dönmüş |
Re: Meal Tahrifatları
Eger dinlerin daha bir muddet piyasada olacagi gercegini kabul ediyorsak, ilimli, daha insancil yorumlari, yanlis da olsalar, tesvik etmemiz gerekmez mi?
|
Re: Meal Tahrifatları
Alıntı:
Ilimli ceviriler, islamin ömrünün uzamasina ve islamin baris yanlisi, sevgi dolu bir din oldugunu zannedenlerin cogalmasina sebep oluyor. Gercek islam dahada acik ve bütün ciplakligiyla, milletimizin gözüne gözüne sokulmali. |
Re: Meal Tahrifatları
Alıntı:
Fakat bu tahrifatlar sadece bu amaçla yapılmıyor. Propaganda amaçlı, mucize amaçlı tahrifatlar var. Özellikle Edip Yüksel bu yönde en çok çaba içinde olanlardan. Ilımlılığı, modern bakışı, barışçı ve reformist oluşu gerici-yobaz zihniyetler karşısında takdir edilebilir. Ancak bu takdirle kalmıyor, bir bedeli var. *Yaşar *Nuri takdiri görünce mehdilik iması ile çıplak uyarıcı iddiası ile ortaya çıkıyor. Gazeteciler uyanık olup biraz sabretseler devamı gelecek iddialarının ama üzerine gidilince geri adım atıyor ve susuyor. Edip Yüksel de Reşat halife'nin peygamber olduğunu savunuyordu ve O'nun Yahyası yolunda 19 mucizeciliğine soyunmuştu, tahrifatlarla mucize kanıtlama gayretini sürdürüyor. Yarın kendisini peygamber ilan etmeyeceğinin garantisi yok. Geçmişteki tavrı güven vermiyor çünkü. Edip Yüksel'den bir örnek: Adiyat suresi atlardan bahseder. Normal meali şöyledir: 1. Andolsun soluk soluğa koşanlara 2. Kıvılcım saçanlara 3. Sabah vakti baskın yapanlara 4. Tozu dumana katanlara Edip Yüksel ise bu ayetlerin jet uçaklarından bahsettiğini iddia eder ve mealine de bu parantezi düşer: 1. Andolsun soluyarak aşanlara. (Geçmiş kuşaklar bu ayetlerden atları anlamışlardır. Oysa ayetteki ifadeler havadaki oksijeni yutarak ve arkasından ateş fışkırtarak giden jet uçaklarının tarifi olarak da anlaşılabilir. Bu ayetleri yüzlerce yıl önce yaşamış insanlar gibi anlamak zorunda değiliz kuşkusuz.) Edip Yüksel'e göre ayetler, Muhammed dönemindeki anlamlarında kalmamalı, döneme göre anlam kazanmalı. Ne kadar etik değil mi? |
Re: Meal Tahrifatları
Dinler var ve yönetenler tarafından kullanılmakta ve desteklenmekte,şimdiki zamanda din öne çıkarılan ve belli amaçlar için kullanılan bir yöntem.
Din 150-200 yıl daha hüküm sürecek ,sonra yeni bir dünya yaratılacak,çok kan akacak savaşlar olacak,neticede ilim ve akıl yeni bir dünya düzeni kuracak,temeli insan olacak saygılar,sevgiler |
Re: Meal Tahrifatları
Edip yüksel'den bir örnek daha:
Yoğun şekilde eleştirildiğini gördüğü ve kendisinin de kabullenemediği Tebbet suresini bakın nasıl çevirmiş: 1. Ateş kürükleyenin elleri kahrolsun, zaten kendisi kahroldu. 2. Ne parası, ne de bir kazancı ona yaramadı. 3. O, alev sahibi bir ateşe girecektir. 4. Odun taşıyan (zulmun ateşine yakıt hazırlayan) karısı da. 1. ayette Ebu Leheb'i "ateşi körükleyen" e çevirmiş ama son ayette "karısı" na bir çare bulamamış. Meşhur Zülkarneyn ayetlerinde güneşin kara balçık bir gözeye batmasını ise şöyle tahrif etmiş: Kehf/ 86. Uzak batıya varınca güneşi büyük bir okyanusta batar buldu ve orada bir topluluk ile karşılaştı. "Ey İki Nesil Sahibi, dilersen onları cezalandır, dilersen onlara iyi davran," dedik. Bu tahrifatları yaparken bu kadar rahat olan biri 19 mucizesini kanıtlamaya çalışırken rahat olmaz mı? Olur tabi. Üstelik de sırf 19'u tutturabilmek için Tevbe suresinin son 2 ayetinin Kur'an'a sonradan eklendiğini öne sürebilecek kadar rahattır. Ama diğer yandan ısrarla "Kur'an tahrif edilmemiştir" diyecek kadar da perhizcidir. |
Re: Meal Tahrifatları
Muhim olan insanlari birbirine kiskirtici, babayi ogula, kardesi kardese dusman etmeyen bir inanc sistemine cevrilmesidir bence.
* * Hristiyanligin kati kurallar ve inancsizlari olumle cezalandiran bir din seklinden, gunumuzdeki daha sevecen daha insancil sekline donusmesi tahrifat dahi olsa, genellikle daha olumlu, daha humanist bir goruntu vermiyor mu? Aynisi belki muslumanliga da uygulansa, belki yobaz dusuncelerin de azalmasina neden olacaktir. Musamaha ve hosgoru ise, insanlik yolunda bir ilerleme degl midir. Tabi Edip Yuksel gibilerinin bir art niyeti varsa, tanimadigim icin bilemiyecegim, ama zarari ne kadar azaltsak kardir diye dusunuyorum. Tabi butun dinlerin layik oldugu yere, tarihin derinliklerine gomulmesi en guzel cozum olmakta devam edecektir. |
Re: Meal Tahrifatları
Alıntı:
............................................. (edit:thunderpoint) |
Re: Meal Tahrifatları
[quote="ATKUYRUGU";p="103876 *Ana nokta bu olmalı kanımca,
Çöpün yeri çöplüktür çünkü![/quote] Senin yerin de atın .......... Burnuna da atın ....................................... koku gelmez zannımca...Kullandığın kelimelere dikkat et,değerlerime hakaret ediyorsun. (edit:thunderpoint) |
Re: Meal Tahrifatları
Hiram,
Siz kutsal saydığınız kitaplarda bütün insani ve ahlaki değerlere hakaretler yağdırıyorsunuz; karşılığında biz size küfür mü ediyoruz? |
Re: Meal Tahrifatları
atkuyruğu,
"Çöpün yeri çöplüktür çünkü!" doğru cümleyi,müslümanları tahrik edici ve mukaddesatını aşağılayıcı tarzda *yanlış yerde kullanmışsın.dinlerden özgür olmak demek,dinleri aşağılama veya dine ve dindarlara küfretme olmamalı bence.ayrıca iş hakaret etme seviyesine düşecekse,o seviyeye düşebilecek inanclılar da vardır mutlaka ve ortalık lağıma döner.gerek yok buna.seviye uygar insanlara yakışır yerde kalsın. lütfen yazınızı editleyiniz. |
Re: Meal Tahrifatları
Anadolu Müslümanlığı
Benim memleketimde kadını erkeği içerdi ta 50 lili yıllarda böyleydi. Hiç kimse kapısını kitlemezdi, sünni kasabasıydı. Adi suç hiç yoktu, olanda dışarıdan gelenlerce yapılırdı. Kadın sabaha karşı saat 3 te 4 de sokağa çıkar bir yerden bir yere giderdi. Sarhoşla karşılaşınca kadın değil, sarhoş yolunu değiştirir karşı kaldırıma geçerdi. Bayram namazlarına hepimiz katılırdık, cenaze namazları kılardık. İnansak da inanmasakda. İmamımız bizim büyüklerimizle oturur, kimi zaman o da içerdi. Arada imama takılırlardı haram değil iç bir şey olmaz deyi. İmam da şöyle derdi, haram değil deyip, dinden çıkmayalım da, *gene içelim günahına vebalına katlanırım gayrı derdi. Kadınlı erkekli meclisler kurulur utlar, cümbüşler çalınır şarkılar söylenir eğlenilirdi. Çok sıkı Adalet partisi, Halk partisi tartışmaları olurdu, herkes katılırdı bu tartışmalara. Kimse kimsenin kadınına kızına göz ucuyla bakmazdı. Bu güne kadar gördüğüm en namuslu, en demokratik ve kadına değer verilen topluluktu. Din, sohbetlerin hiçbirinde yer almazdı. Ama herkes müslümandı. Arada dışarıdan katılan sofuyla içki haram mı değilmi tartışması *olurdu, onu da senin arabın aklı yitmez buna diye kestirip atarlardı. Arap allerjisi vardı, zaten Muhammed de arap değilmiş diye yakıştıverirlerdi, adam zaten araplar içki içmeyi bilseler yasaklamazmış derlerdi. Bizim memlekette doğaymış o da içermiş zaten. Bize niye hiç peygamber gelmemiş, Allah biliyo bizim has ekmek gibi olduğumuzu da ondan göndermiyo derlerdi. Bu çocukluktan başlayan bir terbiye ile mümkündür ne olursan ol önce insan olmak gerekiyor, insalığınla (ahlakla, dürüstlükle, iyilikle) çelişen bir şey oldumu bizimkiler din, min tanımazlardı. El öpmemek, kadının elini sıkmamak döverlerdi valla. Bu manada çok da katıydılar ağzının işimi biri el sıkmayacak da, yoksa nikah düşer falan diyecek. Saadet devri buydu benim için çok güzel bir çocukluk yaşadım. Hala gelenekleri, görenekleri sürdürmeye çalışıyorum. *İnanmasamda müslüman arkadaşlarımın cenaze namazlarını kılıyorum, bayramlarda büyüklerimizin elini öpüyorum, bayram gezmelerine gidiyoruz. Amma öte yandan sapıklar 23 Nisan da ilkokul çocuklarının bacaklarına bakıp tahrik oluyormuş ve şimdi bunlardan çokca var. Bunlar yüzünden bizimkilere, müslümanlığı yakıştıramaz oldum. Gavura kızıp oruç bozulurmu, bozulur, hemde nasıl. Nerde bizimkilerin insanlığı, nerde ötenin müslümanlığı. İkide bir mukaddesatıma laf söyleme, o kadar namusuna, haysiyetine düşkünsen iki satır da içinizdeki katillere, sapıklara karşı yaz, hem suça seyirci kalarak suça iştirak edeceksin, hem de kişilik haklarınıza en ufak bir saldırı dahi içermeyen cümleden fırtına koparacaksın, gözünün yaşı dizine inecek, mazlumu oynayacaksın. Öyle ya o zaman sende Darwin'in kitabına laf etme, Richard Dawkins'i eleştirme bunun sonu var mı sevgili Soro, etme tutma gözünü seveyim azcık hazımlı ol, her lafa kaldırdığın yerden vurulmaz. Hiram'ın astığı şiirde doğruluk payı yok mu, şiirin tarif ettiği gibi insanlar solcular yok mu, var, şimdi solcuyum diye vay hakaret ediyor diye herkese sahip çıkacak halimizde yok. Gene şiirden hareketle müslümanlara, inananlara giydiren şiirler yokmu o da var hemen bi tanede ben asarak kim daha fazla incitecek, aşağılayacak yarışması yapmanın anlamı varmı. Saygılarımla; |
Re: Meal Tahrifatları
peker,pek anlayamadım.benimle alakasını bu dediklerinizin.
|
Re: Meal Tahrifatları
Meallerden incilere Y.Nuri Hoca'nın "yerküre" elçabukluğunu yazmazsak olmaz.
Y.Nuri Öztürk Meali 17/44 Yedi gök, yerküre ve bunların içindekiler O'nu tespih ederler. Hiçbir şey yoktur ki, O'nu överek tespih etmesin; fakat siz onların tespihlerini fark edemezsiniz. O Halîm'dir, Gafûr'dur. Diyanet İşleri Meali 17/44Yedi gök, yer ve bunlarda bulunanlar O'nu tesbih eder; O'nu hamd ile tesbih etmeyen hiçbir şey yoktur; fakat siz onların tesbihlerini anlamazsınız. Doğrusu O Halim olandır, Bağışlayan'dır. E.H.Yazır meali. 17/44 Yedi gök, yer ve bunların içinde bulunanlar, Allah'ı tesbih ederler. O'nu hamd ile tesbih etmeyen hiçbir varlık yoktur. Fakat siz, onların tesbihlerini iyi anlamazsınız. Şüphesiz O, halimdir çok bağışlayandır. Sadece bu ayetle ilgili değil yer, yeryüzü, arz gibi kelimelerin tamamı Y.Nuri Hoca'da birden yerküre olur. |
Re: Meal Tahrifatları
Mealciler bir yandan Kur'an'daki çelişkileri kamufle etmeye çalışıyor, diğer yandan ayetleri çağımıza uygun hale getirmeye çabalıyorlar.
Kur'an'ın mucizevi bir kitap olduğunu ispatlama yarışı içinde olanlar da var. Bunların bu iddialarını ya Kur'an'ın diğer ayetleri yalanlıyor ya da Arapçasından sahtekarlıklar ortaya çıkıyor. Ama topluma mucize tellalları tarafından sürekli aktarıldığından insanlar buna hemen inanıyorlar. Ama bu mealciler her zaman Kur'an'ın ve İslam'ın lehine çalışmıyorlar. Kimi mealleriyle kuşkuya neden olabiliyorlar. Bir örnek: Bakara/ 97. *Kul men kane adüvvel licibrıle fe innehu nezzelehu ala kalbike bi iznillahi müsaddikal lima beyne yedeyhi ve hüdev ve büşra lil mü'minın * Söyle; her kim Cebrail'e düşman ise iyi bilsin ki, Kur'ân'ı senin kalbine Allah'ın izniyle kendinden önceki vahiyleri onaylayıcı, müminlere hidayet ve müjde kaynağı olmak üzere o indirdi. "Kul" eki cümlenin yapısına göre de, de ki, söyle şeklinde çevrilir. Mealcilerdeki alışkanlık bu eki cümlenin başına yerleştirmektir. Genelde Kur'an'da bu kullanım şekli anlam kaybına ve çelişkiye neden olmaz. Ancak Bakara-97'de bu kullanım şekli gramer hatasına yol açmıştır. Bu ifade şekliyle cümlede "kul" ekinin olmaması gerekir. Çünkü hem "de ki" ile başlayıp hem de "senin kalbine indirmiştir" sözü çelişki oluşturur. Tüm mealciler bu çelişkiye düşmüşlerdir. Doğrusu şöyle olmalıdır: Bakara/ 97. Cebraile düşman olanların bilmesi için, Senden önceki vahiyleri onaylayıcı, müminlere hidayet ve müjde kaynağı olmak üzere Allah'ın izniyle Kur'anı senin kalbine O'nun (Cebrail'in) indirdiğini söyle. Mealcilere benden Noel armağanı olsun. *:) |
Re: Meal Tahrifatları
Alıntı:
Muhammed Esed'in aynı ayeti "Müthiş uyumlu, harika eşler." olarak çevirdiği görülür. Açıklaması da şudur: Kevâib'i "harika eşler" olarak çevirmem konusunda ise, hatırlanmalıdır ki keb teriminin -kâib isim-fiili buradan türetilmiştir- birçok anlamı vardır ve bu anlamlardan birisi, "çarpıcı olma", "gözalıcı olma", "üstünlük" yahut "ihtişam"dır (Lisânu'l-Arab). Böylece keabe fiili, insan için kullanıldığında, "o, [başka bir kişiyi] gözalıcı/çarpıcı veya muhteşem veya harika yaptı" anlamına gelir (aynı yer). Hem keabe fiilinin, hem de keb isminin bu mecazî anlamına bağlı olarak kâib isim-fiili, halk dilinde "göğüsleri gözalıcı hale gelen veya tomurcuklanan kız" anlamında kullanılmıştır. Bu nedenle birçok müfessir, bu ifadede, cennetin (erkek olduğu varsayılan) sakinlerine hoşnutluk verecek olan bir tür genç "dişi-eşler"e bir atıf görürler. Ancak, öncelikle belirtmeliyiz ki, Kur'an'ın cennetin güzellikleri ile ilgili bütün teşbîhleri aynı ölçüde hem erkek hem de kadın için geçerli bulunmaktadır. Diğer taraftan kevâib'in bu anlamı, yukarıdaki gündelik kullanışın türediği kökü -ki keb isminin taşıdığı mecazî "gözalıcılık" anlamına dayanmaktadır- gözardı etmekte ve bu açık mecazın yerine maddî olarak gözalıcı bir şey için geçerli olan lafzî karşılığını geçirmektedir. Bu, bana göre tamamen temelsiz bir yorumdur. Cennetin nimetleri ile ilgili Kur'ânî tasvirlerin daima müteşabih olduklarını hatırlarsak, kevâib teriminin, yukarıdaki bağlamda, hiçbir cinsiyet ayrımı yapmaksızın, "muhteşem [veya "harika"] varlıklar" anlamına geldiğini ve etrâb terimi ile birlikte "müthiş uyumlu harika eşler"i gösterdiğini anlarız -böylece kutsanmış kimselerin birbirleriyle ilişkilerine işaret edilmiş ve onların tümünün karşılıklı tamamlayıcılıkları ve eşit ölçüdeki değerleri vurgulanmış olmaktadır. |
Re: Meal Tahrifatları
Kevaib = tomurcuklanmış göğüsler?
78:31-36 Diyanet Vakfı 31. Şüphesiz takvâ sahipleri için de başarı ödülü vardır. Edip Yüksel 31. Erdemliler için kurtuluş vardır. Arapçası: İnne lilmuttekıyne mefazen Diyanet Vakfı 32. Bahçeler,bağlar, Edip Yüksel 32. Bağlar, bahçeler… Arapçası: Hadaika ve a’naben Diyanet Vakfı 33. Göğüsleri tomurcuk gibi kabarmış yaşıt kızlar, Edip Yüksel 33. Genç ve yaşıt eşler… Arapçası: Ve keva’ıbe etraben Diyanet Vakfı 34. Ve içki dolu kâse(ler) . Edip Yüksel 34. Dolu kadehler… Arapçası: Ve ke’sen dihakan Diyanet Vakfı 35. Onlar orada ne boş bir lâkırdı ne de yalan işitirler. Edip Yüksel 35. Orada ne bir boş söz ne de bir yalan işitmezler. Arapçası: La yesme’une fiyha lağven ve la kizzaben Diyanet Vakfı 36. Bunlar Rabbinin yeterli bir bağışı, mükâfatıdır. Edip Yüksel 36. Rabbinden bir karşılık; hesaplanmış bir armağandır. Arapçası: Cezaen min rabbike ‘ataen hısaben Bazı Kuran çevirilerinde ve lügatlarda, kevaib kelimesinin İslam’ın mesajına hiç yakışmayan tanımlarına rastladık. Bunlara göre bu kelime kadınların göğüslerini anlatıyordu. 78:31′e bakılırsa cinsiyet ayrımı yapılmaksızın bu ödüllerin takva sahiplerine bahşedileceğini görebiliriz. Kadınlara da tomurcuklanmış göğüslü huriler mi verilecek? Bir önceki ayetin içeriği (78:32) bahçeler ve bağlar. Kevaib kelimesinin tekili “kâbe”dir. Bu Kuran’da geçen Kabe’nin dışında tek bir üzümü anlatmak için de kullanılır. Bu nadir rastlanan bir anlam da değildir, bulunduğum yerde (Kuzey Afrika); hala üzüm için bu kelimeyi kullanıyoruz. Artı ayette çevirmenlerin hayal ettiği gibi bir isim yok (kız, kadın vs…) Kevaib ancak “etraben” (hep aynı kalan / bozulmayan) sıfatını niteleyen özne olabilir. 78:31, 78:32 ve 78:33 ayetleri arasındaki mantıksal bağlantıya da dikkatinizi çekerim: Bahçelerde, bağlar var (78:31). Bağlardan kişi üzüm toplayabilir (78:32). Üzümlerden, içki elde edilebilir (78:33). Üç ayet de bahçeleri, meyveleri ve içecekleri anlatıyor. Bağlar ve bahçeler (78:31) ile dolu kadehlerin arasına konulan “huriler” ayetin manasını öldürüyor. 78:31-36 ayetleri aynı zamanda 78:22-27 ayetlerinin zıttı olarak düşünülebilir. İlki takva sahiplerinin bahçeler, meyveler ve içecekler ile başarısını diğeri ise azgınların cehennemde içecek soğuk bir şey bulamayacağını ancak kaynar su ve irin içeceklerini anlatıyor (78:25). “Etraben” sıfatı genelde “aynı yaş/yaşıt” olarak çevrilir. Diğer anlamları ise tüm nitelikleri ve görünüşleri ile “birbirine uyan” veya “bozulmayan”dır. Kaynak: http://www.free-minds.org/articles/science/hur.htm |
Re: Meal Tahrifatları
.
|
Re: Meal Tahrifatları
HİRAMUSTA Arkadaş eski yazılan meallerle yeni yazılan meal ler arasında niye farklılıklar oluşuyor acaba bu yapılanlar kuranı cağa uydurmanın bir cabasımı .Bu gün yahudiler bile tevratda bir sürü saçma yazıları değiştirme gereği duymazken müslümanlar niye böyle ayetlerin anlamlarıyla oynuyorlar.Asırlarsır yapılan mealler birbirine benzerken niye günümüzdeki meal ler farklı.İnanırmısın hiram arkadaş kuranda bir yere bakmak istesem elimdeki eski meale bakıyorum yenilerine güvenim yok .Dindeki bir çok konu metafizik öğeler içerir ister iman edersin ister etmezsin illede bunu cağımıza uydurmanın anlamı anlamı yok .Bugün ilmi olarak bilinen bir konunun yarın değişmiyeceğini kim garanti edebilir bazılarının her buluınan ilmi bir keşfi buda kuranda vardı demesi yarın o ilmi keşfin değişmesiyle ne duruma düşeceklerini bilmesi gerekir
|
Re: Meal Tahrifatları
Elindeki en eski mealin tarihini öğrenebilir miyim?
|
Re: Meal Tahrifatları
HİRAMUSTA Elimdeki en eski meal 2NİSAN1967 tarihli A.FİKRİ YAVUZ meali niçin sordun anlıyamadım daha eski diyanet ve elmalılı meallerinide okumuştum elimdeki mealde nebe suresi 32Bahçeler var üzümler var
33.Aynı yaşta tomurcuk sineliler 34.Hem dolgun kadehler var. *Diye yorumlanmış |
Re: Meal Tahrifatları
Ayet ve meallere ilgisi olan, mealleri kullanan, herhangi bir meal hakkında kuşkuya düşen arkadaşlara kendi yöntemimden bahsedeyim.
"Türkçe kuran mealleri" nden karşılaştırmalı mealleri incelerim. Buna ilave olarak özellikle meali kuşku oluşturan ayetler için Elmalılı Orijinal mealinden de kontrol ederim. Yine emin olamazsam ayetteki kilit kelimelerin başka ayetlerde nasıl çevrilmiş olduğunu araştırırım. Bu araştırmada Latin alfabeli Kur'an mealini kullanmak gerekir. Tam emin olmak içinse Arapçasından kontrol eder ve kıyaslarım. Arapça okuyabiliyorum ama çok az biliyorum. O da Kur'an Arapçası zaten. Buna rağmen çok yararını görüyorum. Bakın bir örnek vereyim: Mucizeciler, demirin dünyada oluşan bir element değil, göktaşlarıyla uzaydan dünyaya transfer edilen bir maden olduğunu iddia ederler. Hadid suresindeki "demirin indirilmesi"ni bu konuda mucize olarak nitelerler. Bilimsel olarak ne kadar izah edilirse edilsin amaç "müslümana müslümanlık propagandası" olduğundan iddialarından vazgeçmezler. Şimdi bu konudaki şarlatanlığı kanıtlayalım: Hadid/ 25. Lekad erselna rusulena bilbeyyinati ve enzelna me'ahumulkitabe velmiyzane liyekumennasu bilkıstı ve enzelnelhadiyde fiyhi be'sun şediydun ve menafi'u linnasi ve liya'lemallahu men yensuruhu ve rusulehu bilğaybi innallahe kaviyyun 'aziyzun. "Enzelna" nın indirmek olduğu, "verdik" ya da "yarattık" değil de "indirdik" ibaresinin mucize olduğu, çünkü demirin dünya dışı bir oluşum olduğu iddia edilir. Aşağıdaki ayette de enzelna yani "indirdik" der. Araf/ 26. Ya benı ademe kad enzelna aleyküm libasey yüvarı sev'atiküm ve rışev ve libasüt takva zalike hayr zalike min ayatillahi leallehüm yezzekkerun Ama burada indirilen giysidir. “Ey Âdem'in evlatları! Bakın size edep yerlerinizi örteceğiniz giysi, süsleneceğiniz elbise indirdik.Fakat unutmayın ki en güzel elbise, takvâ elbisesidir.İşte bunlar Allah’ın âyetlerindendir. Olur ki insanlar düşünür de ders alırlar”. Bu da giysi mucizesi herhalde! *:) Ayetin sonunda "ders alırlar" diyorsa da bunlar ders almaz, sıkılmadan hala mucize diye tutturup giderler.. |
Re: Meal Tahrifatları
HİRAM USTA MEALİ *(NEBE SURESİ) *27 aralık 2007 * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * *
31.Bahçelerde bağlar var 32.Bağlardan kişi üzüm toplıyabilir 33.Üzümlerden içki elde edilebilir A.FİKRİ YAVUZ MEALİ(2nisan1967)NEBE SURESİ 31.bahçeler var üzümler var 32.aynı yaşta tomurcuk sineliler 33.hem dolgun kadehler Bu iki farklı ayet yorumu birbirine ne kadar benziyor okuyanlar karar versin |
Re: Meal Tahrifatları
Alıntı:
* * * * * * * * * * * * * * * * * *M.K.Atatürk Yani kötünün iyisi kötülerin en kötüsüdür. Bence çok doğru bir söz,kötüler arasında tercih yapmak durumunda değiliz ve böyle bir durum bence olmaz da. “Evet Karabekir, Arapoğlu’nun yavelerini Türk oğullarına öğretmek için Kuran’ı Türkçe’ye tercüme ettireceğim ve böylece de okutturacağım, ta ki budalalık edip de aldanmakta devam etmesinler..” Atatürk * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * Kazım Karabekir-Paşaların Kavgası Syf,159 * -------------------------------------------------------------------------------- Benim bir dinim yok ve bazen bütün dinlerin denizin dibini boylamasını istiyorum. Hükümetini ayakta tutmak için dini kullanmaya gerek duyanlar zayıf yöneticilerdir, adeta halkı bir kapana kıstırırlar. Benim halkım demokrasi ilkelerini *gerçeğin emirlerini ve bilimin öğretilerini öğrenecektir. Batıl inançlardan vazgeçilmelidir. İsteyen istediği gibi ibadet edebilir. Herkes kendi vicdanının sesini dinler. Ama bu davranış ne sağduyulu mantıkla çelişmeli ne de başkalarının özgürlüğüne karşı çıkmasına yol açmalıdır.. *Atatürk-1926 Andrew Mango, Atatürk Syf.447 bütün bu sözlerle benim düşüncelerim de birebir örtüşüyor ve ben de tüm gerçeklerin ortaya çıkmasından yanayım.Daha insancıl diye,bir yanlışın nispeten iyi görünen başka bir yanlışla devam etmesine katkıda bulunmak istemem doğrusu. Meallerdeki çarpıtmalar konusunda en çok dikkatimi çeken mealci,Muhammed Esed.Yaptığı mealdeki okuduğum bölümlerden,sanki yeni bir kitap yazmış gibi bir izlenim edindim. |
Re: Meal Tahrifatları
Alıntı:
hehe :D gülmekten küllerimi yuttum |
Re: Meal Tahrifatları
Arkadaslar Kuran in ilk defa ne zaman Türkceye cevrildigini bileniniz varmi?
|
Re: Meal Tahrifatları
Türkler islamiyeti kabul ettiği zaman
|
Re: Meal Tahrifatları
İlk Türkçe Kur'an meali 1928'de, ilk Latin Alfabeli Kur'an meali ise 1936'da.
Elmalılı Hamdi Yazır'a ait. |
Re: Meal Tahrifatları
:D tutturamadım ama olsun o zamanda islam kabul edilmişti zaten benimki daha erken gibi gözüke bilir ama ben pante demek istedigini söyliyecektim.
abilerime ayıp olmasın diye üstü kapalı soyledim:D |
Re: Meal Tahrifatları
Alıntı:
|
Re: Meal Tahrifatları
Celiski ve insan urunu oldugu icindeki konularindan bile belli kitaplarin aciklamasi, takviyesinin tahrifi gayet normaldir. Anasi ne ki danasi ne olsun?
|
Re: Meal Tahrifatları
Arkadaşlar;
Bu çıkarcı mealciler ve onlar yüzüden ne geldiyse başımıza geldi. Bir de ılımlı islam, yok laik islam safsataları bundan çıkmadı mı? Gerçek her zaman gerçektir. Onlar böyle tahrifat yaptıkça, iyicene iğrendiriyorlar kendilerini. İslamiyetin ne olduğu açık seçik ortaya çıkmalı.... Yüzleşeceksin kardeşim gerçeklerle. Ne yapalım sonumuz toprak olacaksa.... İslamiyette şiddet de var, insan ayrımı da var, eşitsizlik te var. Çıksın söylesinler. Yaşar Nuri Öztürk Beyfendi ancak Türkiye gibi yerlerde prim alabilir. Onun gibiler bu devirde doçent, prf. olurlar. Bizde böyle yerimizde sayarız. Avrupa'da akademide suratlarına bakmazlardı. 10 tane kitap yazmakla olmuyor bu işler. Yaşar Nuri'yi göklere çıkarırlar. Ama Turan Dursun'ları da öldürürler. Gerçek islamsa yaşatsın bünyesinde Turan Dursun'ları da göreyim. bir sürü zekeriya Beyaz, Yaşar Nuri, necmettin Erbakan'lar bu ülkede yaşarken. Kaç tane Turan Dursun'lar bu ülkede yaşıyor. Bir Tane İlhan Arsel var benim bildiğim. O da ABD'de yaşıyor. Adamın kafasına ödül de koymuşlar. |
Re: Meal Tahrifatları
Alıntı:
|
Re: Meal Tahrifatları
Önemli bir şey daha var dünyanın diğer islam ülkelerindeki meal ler nasıl yorumlanıyor örneğin Mısırda, Suudiarabistanda,Yemende,Libyada, v.s acaba bizim değer verdiğimiz Yaşar Nuri Öztürk,Süleyman aTEŞ,Zekariya Beyaz ın kuran meali yorumlarına katılan bir islam ülkesi varmı oralardada eski meal lerle yeni mealler arasında fark varmı yoksa sadece bizemi mahsus bu değişik yorumlar. Biz Türkler hala eski alışkanlıklarımızdan kurtulmayıp kendimizi hala islam ülkelerinin önderimi sayıyoruz da böyle kuran hakkında ilginç araştırmalar yapıyoruz.Elimizde hiç değiştirilmeden farklı yorumlar yapılmadan günümüze kadar gelen Hiramustanın dediği 15.yüzyıla ait günümüz türkçesine olduğu gibi çevrilmiş bir kuran meali veya tefsiri varmı. Niye özellikle son 10 yıldır bu değişik yorumlar yapılmaya başlandı bir bilen varsa cevaplandırsın ve bu hususta bizi aydınlatsın SAYGILARIMLA
|
| Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 07:09 . |