![]() |
Cumhuriyet Gazetesi'nin türban konulu reklamı- 1
[flash width=425 height=355:b5f2d3c625]https://www.youtube.com/watch?v=wfbygWnBTqo&feature=related[/flash:b5f2d3c625] |
Re: Cumhuriyet Gazetesi'nin türban konulu reklamı- 1
Çok beğendim. :lol:
|
Re: Cumhuriyet Gazetesi'nin türban konulu reklamı- 1
yorumları dincilerden duymak lazım...:)
|
Re: Cumhuriyet Gazetesi'nin türban konulu reklamı- 1
Çok dikkat çekici bir çalışma.
Reklamcılar için normal zeka yetmez diye düşünüyorum. Reklam için bir hayli sivrilmiş bir zekaya sahip olmak gerekir. Gerçi birkaç küçük! ayrıntıyı kaçırmışlar ama olsun. Yine de sivrilmiş zekaların ürünü olan, dikkat çekici bir çalışma. |
Re: Cumhuriyet Gazetesi'nin türban konulu reklamı- 1
Sn Cem,
o gazete ki daha kendisine atılan bombaların menşei hakkında tek kelam etmemiş bu güne kadar. üstelik sağır sultan bile duymuşken. DAHA KENDİNİ SAVUNAMAYAN (aslında SAVUNMAYAN) BİR GAZETE KOSKOCA CUMHURİYETİ NASIL SAVUNACAK? Boş ver bombaları, nasıl olsa laiklikle alakalı değil. öyle mi? |
Re: Cumhuriyet Gazetesi'nin türban konulu reklamı- 1
İkinci reklam daha manidar olmuş.Elinde ayna tutan kız.
|
Re: Cumhuriyet Gazetesi'nin türban konulu reklamı- 1
''o gazete ki daha kendisine atılan bombaların menşei hakkında tek kelam etmemiş bu güne kadar. üstelik sağır sultan bile duymuşken.
DAHA KENDİNİ SAVUNAMAYAN (aslında SAVUNMAYAN) BİR GAZETE KOSKOCA CUMHURİYETİ NASIL SAVUNACAK? Boş ver bombaları, nasıl olsa laiklikle alakalı değil. öyle mi?[/quote]''Schopen Schopen sürekli Cumhuriyet okuyor herhalde ki atılan bombaların menşei hakkında tek kelam yazılmamış olduğunu söylüyor. Cumhuriyet'in korunmaya ihtiyacımı varmış?Schopen *Cumhuriyeti korur mu? Cinci,masalcı Schopen hemen Ergenekon masalına da inanmış,mahkeme sonuçlarını beklemeye tahammülü,yok.Daha iddaname bile ortada yok. |
Re: Cumhuriyet Gazetesi'nin türban konulu reklamı- 1
Aydoe demişki, Schopen sürekli Cumhuriyet okuyor herhalde ki atılan bombaların menşei hakkında tek kelam yazılmamış olduğunu söylüyor.
Cumhuriyet'in korunmaya ihtiyacımı varmış?Schopen *Cumhuriyeti korur mu? Cinci,masalcı Schopen hemen Ergenekon masalına da inanmış,mahkeme sonuçlarını beklemeye tahammülü,yok.Daha iddaname bile ortada yok. Diyorum ki, Cumhuriyetin bu olaydan bahsedip etmediğini bilebilmek için cumhuriyet okumaya gerek yok aydoe. Cumhuriyet bundan bahsetseydi eğer CNN International'de birinci haber olurdu. İkinci cümlenden ve Schopen cumhuriyeti korur mu ifadesinden muradını tam anlamadım. Ama şu kadarını söyleyebilirim Cumhuriyet gazetesinden daha cumhuriyetçi olduğum kesin, en azından ben darbecileri, cuntacıları, çetecileri korumuyorum. Mahkeme sonuçlarını beklemek mi? Yapma be aydoe! Ergenekoncular bile aksini iddia edemiyorken sen nasıl bu kadar kesin konuşuyorsun? Ortada senin savunduğun bilimin telefon kayıtlı, fotoğraflar, imzalar, itiraflar, seri numaraları vs. var. Tabi sadece cumhuriyet ve doğan grubu okuduğun için bunları bilemiyorsun, onurlu gazeteciler çarşaf çarşaf görüntü yayınlıyorlar haberin yok. beni mahkeme sonuçlarını beklememekle suçluyorsun ama sen adamları aklamak için mahkeme sonuçlarını beklemiyorsun. Bu ne iş? Aydoe, olaya ideolojik bakmayalım, ortada hepimizin yaşadığı ve kollamaya çalıştığı bu ülkede hiçkimse ideolojisine yakın diye birilerini kollamasın. Ben kahrolsun Dinci Fundamantalistler diyorum, ama lütfen sen de Kahrolsun çeteciler, Kahrolsun Cumhuriyet Düşmanları de... Selamlar |
Re: Cumhuriyet Gazetesi'nin türban konulu reklamı- 1
Kahrolsun Çeteciler
Kahrolsun Cumhuriyet Düşmanları Türk Vatanı ve Milletinin ebedî varlığını ve Yüce Türk Devletinin bölünmez bütünlüğünü belirleyen bu Anayasa, Türkiye Cumhuriyetinin kurucusu, ölümsüz önder ve eşsiz kahraman Atatürk’ün belirlediği milliyetçilik anlayışı ve O’nun inkılâp ve ilkeleri doğrultusunda; Dünya milletleri ailesinin eşit haklara sahip şerefli bir üyesi olarak, Türkiye Cumhuriyetinin ebedî varlığı, refahı, maddî ve manevî mutluluğu ile çağdaş medeniyet düzeyine ulaşma azmi yönünde; Millet iradesinin mutlak üstünlüğü, egemenliğin kayıtsız şartsız Türk Milletine ait olduğu ve bunu millet adına kullanmaya yetkili kılınan hiçbir kişi ve kuruluşun, bu Anayasada gösterilen hürriyetçi demokrasi ve bunun icaplarıyla belirlenmiş hukuk düzeni dışına çıkamayacağı; Kuvvetler ayrımının, Devlet organları arasında üstünlük sıralaması anlamına gelmeyip, belli Devlet yetki ve görevlerinin kullanılmasından ibaret ve bununla sınırlı medenî bir işbölümü ve işbirliği olduğu ve üstünlüğün ancak Anayasa ve kanunlarda bulunduğu; (Değişik: 3.10.2001-4709/1 md.) Hiçbir faaliyetin Türk millî menfaatlerinin, Türk varlığının, Devleti ve ülkesiyle bölünmezliği esasının, Türklüğün tarihî ve manevî değerlerinin, Atatürk milliyetçiliği, ilke ve inkılâpları ve medeniyetçiliğinin karşısında korunma göremeyeceği ve lâiklik ilkesinin gereği olarak kutsal din duygularının, Devlet işlerine ve politikaya kesinlikle karıştırılamayacağı; Her Türk vatandaşının bu Anayasadaki temel hak ve hürriyetlerden eşitlik ve sosyal adalet gereklerince yararlanarak millî kültür, medeniyet ve hukuk düzeni içinde onurlu bir hayat sürdürme ve maddî ve manevî varlığını bu yönde geliştirme hak ve yetkisine doğuştan sahip olduğu; Topluca Türk vatandaşlarının millî gurur ve iftiharlarda, millî sevinç ve kederlerde, millî varlığa karşı hak ve ödevlerde, nimet ve külfetlerde ve millet hayatının her türlü tecellisinde ortak olduğu, birbirinin hak ve hürriyetlerine kesin saygı, karşılıklı içten sevgi ve kardeşlik duygularıyla ve “Yurtta sulh, cihanda sulh” arzu ve inancı içinde, huzurlu bir hayat talebine hakları bulunduğu; FİKİR, İNANÇ VE KARARIYLA anlaşılmak, sözüne ve ruhuna bu yönde saygı ve mutlak sadakatle yorumlanıp uygulanmak üzere, TÜRK MİLLETİ TARAFINDAN, demokrasiye âşık Türk evlatlarının vatan ve millet sevgisine emanet ve tevdi olunur. BİRİNCİ KISIM Genel Esaslar I. *Devletin şekli MADDE 1. – Türkiye Devleti bir Cumhuriyettir. II. *Cumhuriyetin nitelikleri MADDE 2. – Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk Devletidir. III. *Devletin bütünlüğü, resmî dili, bayrağı, millî marşı ve başkenti MADDE 3. – Türkiye Devleti, ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütündür. Dili Türkçedir. Bayrağı, şekli kanununda belirtilen, beyaz ay yıldızlı al bayraktır. Millî marşı “İstiklal Marşı”dır. Başkenti Ankara’dır. IV. *Değiştirilemeyecek hükümler MADDE 4. – Anayasanın 1 inci maddesindeki Devletin şeklinin Cumhuriyet olduğu hakkındaki hüküm ile, 2 nci maddesindeki Cumhuriyetin nitelikleri ve 3 üncü maddesi hükümleri değiştirilemez ve değiştirilmesi teklif edilemez. Yaşasın Cumhuriyet |
Re: Cumhuriyet Gazetesi'nin türban konulu reklamı- 1
Bunlara inanmak yazmaktan daha önemli Aydoe. Yanlış anlama, inandığına yürekten inanıyorum ancak benim ödüm kopuyor bu çeteciler, cuntacılar, darbe çığırtkanları, ergenekoncular, atabeyciler, susurlukçular daha bilmem ne idüğü bilmezler güzel ülkemin başına birşey getirecekler diye. Vatan savunmasında dindarı, ateisti ortak paydada buluşmalı. aldıkları milyon dolarlarla ülkemde sipariş darbe yapmaya kalkışanlara benim püskürmem bundan. bunlara izin verilmemeli. çünkü bu ülkenin düşmanlarının ne müslümanlıklarına ehemmiyet veririm ne de dinsizliklerine.
Senin de bu konuda hassas bir insan olduğunu biliyorum. ama herkes desteklemeli, sipariş darbelere hepimiz kendimizi siper etmeliyiz. bu ülke kolay alınmadı kolay da verilmemeli diyorum ki, cumhuriyet gazetesi laiklik hassasiyetine yaptığı vurgunun sadece yarısını bu çetecilere yapsa, ama yapıyorlar mı? maalesef hayır! selamlar |
Re: Cumhuriyet Gazetesi'nin türban konulu reklamı- 1
Bazı cumhuriyetçi ayak takımı sınıfı bazı milliyetçi geçinen soytarılar ülkemize en büyük darbeyi vurmaktadırlar. *Gerçek Türk ,Gerçek Cumhuriyetçi, Gerşek Müslim Gerçek Kürt...vs ; ırk dil din ayırımı yapmaz, vatanına mileltine ihanet etmez *gerçek türk vatanını milletini kişisel çıkarları için peşkeş çekmez,Milliyetçilik, Cumhuriyetçilik, İslamcılık kelimelerini ağzına dolayanlar ve bunları kendine kalkan ederek ortada fink atan Aydınlar ,ozanlar, Sanatçılar... bilinçli yada bilinçsiz ülkemize en çok zararı verenlerdir. Bugün aramıza Kürt-Türk, Müslim-GayriMüslim Sağ-Sol, Edi-Büdü..:) [yakında romeo mu juliet mi diye cepheleşirsek hiç şaşmam] ayrımını sokanlar bu gibi ayak takımı soytarılardır diye düşünüyorum. Evet farkındayım yazdıklarım burada sahipsiz kaldı. En azından paylaştım düşüncelerimi.Lütfen yazdıklarım yanlış anlaşılmasın burdaki hiçkimseyi bunlarla itham etmiyorum edememde. Cumhuriyet gazetesinin yayınladığı videolar hoş olmuş ama bana samimi ve yeterli gelmiyor. Neden derseniz bu takım şeyler toplumsal kutuplaşmanın dozajını artırmaktadır. Millet sandıkta kendi ettiğini çekiyor (şimdilik farkında değiliz). Bugün yaşananlar bir müddet sonra tarihin konusu olduğunda anlaşılacaktır ne yazık ki. Gönül ister ki.............. Gönül ne istemezki..:) *
Saygılarımla |
Re: Cumhuriyet Gazetesi'nin türban konulu reklamı- 1
Cumhuriyet 25.01.2008 *Oral Çalışlar
Uğur Mumcu'ya Mektup... Sevgili kardeşim Uğur , Seni kaybedeli tam 15 yıl oldu. Ne senin öldürülmenin hesabını doğru dürüst sorabildik ne de sonraki cinayetlerin önüne geçebildik... Onat Kutlar, Ahmet Taner Kışlalı, Danıştay üyesi Mustafa Yücel Özbilgin ve Hrant Dink senden sonra yitirdiklerimiz arasına girdi. Sen, olayların üzerine giden cesaretin ve araştırmacı gazeteciliğinle yaşasaydın, bu cinayetlerin peşine düşer ve mutlaka birçok gerçeğin ortaya çıkmasına yarayacak bir gazetecilik yapardın. Susurluk çetesi ortaya çıktığında seni aramıştık. Abdullah Çatlı' ların en sıkı peşine düşen gazeteci sendin. Seni şimdi de çok arıyoruz... *** Seni, savcı Doğan Öz cinayeti davasından hatırlıyorum. Doğan Öz, kontrgerilla dosyasını açmaya çalıştığı günlerde kapısının önünde vurulmuştu. Doğan Öz yakın arkadaşındı. Bu cinayetin peşine bir hukukçu, bir gazeteci ve bir dost olarak düştün. Katil yakalandı. Duruşmalar başladı. Sen her duruşmayı izliyor ve ortaya çıkan gerçekleri okuyucularınla paylaşıyordun. Doğan Öz'ün katili suçunu itiraf etti. Tanıklar onu tanıyıp teşhis ettiler. O sırada 12 Eylül askeri darbesi gerçekleşti. Dosya askeri mahkemeye taşındı. Askeri mahkeme, Doğan Öz'ün katil sanığı olarak yargılanan İbrahim Çiftçi 'yi idama mahkûm etti. Sen yine dosyanın peşindeydin. Adaletin yerini bulması için bir hukukçu, bir dost, bir gazeteci olarak uğraş veriyordun. Sonunda Askeri Yargıtay Genel Kurulu "delil yetersizliği" gerekçesiyle katil sanığını serbest bıraktı. Bu köşede bu konuyu ben de çokça dile getirdim. Sen daha fazlasını yazmış ve bu davanın neden böyle sonuçlandığını tekrar tekrar yetkililere sormuştun. *** Senin peşine düştüğün ve hayal kırıklığı yaşadığın davalardan birisi de Abdi İpekçi cinayeti davasıydı. Orada da bilgiler, belgeler ortalığa dökülmüştü. Katil Ağca , sorgusunun ortasında İstanbul Sıkıyönetim Komutanı Orgeneral Necdet Uruğ' un emriyle sorgucu polislerin elinden alınıp askeri cezaevine konuldu. Sonra da bu cezaevinden kaçırılıp yurtdışına gitti. Papa 'yı vuruncaya kadar Avrupa'da dolaştı. Bu davanın seyrini izlerken İpekçi'nin ölümünün 10. yılında şunları yazmıştın: "Abdi İpekçi'nin ardından, ölümünden bunca zaman geçtikten sonra bugün ağıt yakmanın ne yararı var? O günlerde Türk basınında gereken cesaret yeterince gösterilmiş olsaydı, belki de bu kanlı örgüt ve bu örgütün devlet içindeki kutup başları yakalanır; Türkiye'yi bir kanlı kargaşa içine sokan çeteler ve bunların etkili ve yetkili koruyucuları suç kanıtları ile birlikte ortaya çıkartılırdı. Son on yıl içinde yapılmayan ya da yapılamayan işte budur. İpekçi'yi acıyla ve saygıyla anıyoruz." *** Sevgili Uğur, Türkiye'de, devletle ilişkili çeteler etkinliklerini sürdürüyorlar. Hrant Dink cinayetinde ortaya çıkan bilgiler, hâlâ bu faaliyetlerin sürdüğünü gözler önüne seriyor. Cumhuriyet gazetesine atılan bombaların seri numarasıyla aynı numaralara sahip el bombaları geçen yaz Ümraniye'de yakalandı. Kendilerine "vatanseverler" adını veren çeteye ait olduğu anlaşılan bu bombaların daha nerelerde kullanıldığı araştırılıyor. Bu arada, aralarında Veli Küçük' ün de bulunduğu (Meclis Susurluk Araştırma Komisyonu'na ifade vermeyi reddetmişti) 35 kişi şu anda sorgulanıyor. Çeşitli cinayetler, bombalamalar ve suikast planları nedeniyle gözaltına alındıkları ifade ediliyor. Senin anlayacağın, devlet içindeki çeteleşme sorunu büyük bir sorun olarak önümüzde duruyor. Sen 25 Kasım 1990 yılında bu konuda şunları yazmıştın: " 'Gladyo' örgütü önce İtalya'da ortaya çıkarıldı. Başka NATO ülkelerinde de bu örgütlerin varlığı tek tek kabul ediliyor. Bu gelişmelerden ve aşamalardan sonra Türkiye'de bu konularda aydınlık, saydamlık ve açıklık gerekiyor. Bu konuların konuşulacağı yer de TBMM'dir. Tabii egemenlik kayıtsız şartsız ulusunsa!" *** Türkiye yine kritik dönemlerden geçiyor. Şeffaf ve gelişmiş bir demokrasi özlemiyle karanlık bir darbenin özlemcileri arasında gidip geliyor. Seni ölümünün 15. yılında özlemle, sevgiyle anıyoruz... |
Re: Cumhuriyet Gazetesi'nin türban konulu reklamı- 1
Cumhuriyet 23.02.2008
POLİTİKA GÜNLÜĞÜ HİKMET ÇETİNKAYA Bazı Sorular.. . 12 Eylül'le hesaplaşmadan Çetin Emeç' ten Muammer Aksoy' a; Bahriye Üçok' tan Uğur Mumcu' ya; Turan Dursun' dan Ahmet Taner Kışlalı' ya; Musa Anter' den Hrant Dink' e; Necip Hablemitoğlu' dan Rahip Santoro' ya , cinayetlerin arkasındaki "büyük patron" ortaya çıkarılabilir mi? Bu soruya "evet" yanıtı verebilmemiz için siyasal erkin kararlılığı, toplumun ise duyarlılığı gerekir... Gerisi içi boş laflardır!.. Kanlı Pazar' lar, Çorum , Kahramanmaraş , Gazi Mahallesi olayları , 2007'deki Malatya katliamı... Cumhuriyet'in bombalanması, Danıştay'a yapılan kanlı saldırı... Şimdi bir soru: "Ergenekon'un ucu nereye dek uzanacak? Susurluk'un üzerindeki giz perdesi 13 yıl sonra kalkacak mı?" İçişleri Bakanı bir süre önce buyruk verdi: "Hrant Dink dosyası yeniden açılsın!" Evet açılsın!.. Tetikçilerin arkasındaki güçler kimse ortaya çıkarılsın... Bir nokta var, unutmayalım... Toplum oyalanmasın!.. Bunca yıldır laikliği, demokrasi ve özgürlükleri savundum, gücüm yettiğince "devlet içinde örgütlü silahlı çete" den söz ettim... Muammer Aksoy cinayetiyle Hrant Dink cinayetinin benzer noktaları var. Bu iki cinayetle birlikte Turan Dursun, Çetin Emeç ve Necip Hablemitoğlu suikastlarını da yan yana koyabilirim... İnanılmaz benzerliklerden birisi yakından ve silahla öldürülmeleri... Polisin, jandarmanın görevi belge ve bilgi toplamak. Yargı da bu bilgiler ve belgeler ışığında yargı sürecini başlatır. Türkiye'de pek çok faili meçhul siyasi cinayet olayında, "tetikçi" ler yakalandıktan sonra nedense bağlantıları bulunamıyor ya da bulunmak istenmiyor. Örnek mi, Rahip Santoro, Hrant Dink, Malatya katliamı, Cumhuriyet ve Danıştay saldırısı... Salt tetikçiler yakalandı... Peki ötekiler kim? 1990'lı yıllara bakalım!.. *** Uğur Mumcu'nun katledilişinin üzerinden tam 15 yıl geçti... Bombalı saldırıyı düzenleyen tetikçilerin ardındaki asıl güçlere bugüne kadar ulaşıldı mı? Unutanlara hatırlatayım: Beykoz'da Hizbullah' ın İlim Grubu' na yönelik 17 Ocak 2000 tarihinde düzenlenen operasyonda elde edilen CD ve disketlerdeki bilgiler üzerine , Uğur Mumcu suikastının faillerini yakalamak amacıyla 21 Şubat 2000 tarihinde "UMUT" (Uğur Mumcu Uzun Takip) operasyonuna başlanmıştı. Prof. Dr. Ahmet Taner Kışlalı suikastının faili olarak 14 Mayıs 2000' de Ankara'da gözaltına alınan Necdet Yüksel 'in de yer göstermesi sonucu, Sincan' da çok sayıda patlayıcı, silah ve mühimmat bulunmuştu. Peki sonra ne oldu? UMUT davası sekizinci yılını geride bıraktı; Yargıtay'ın ikinci bozma kararından sonra duruşmalar halen sürüyor. Ferhan Özmen dışında tutuklu sanık bile yok!.. Cem Ersever' i kimler öldürdü? Behçet Cantürk ve Savaş Buldan dosyası niçin kapatıldı? Az önce değindiğim "faili meçhul siyasi cinayetler" ve katliamlarda tek bir örgüt yoktur. Tetikçileri bulanlar da tek bir örgütün elemanları değildir. Bu konuda en denemiyli ülke İtalya'dır... Acaba Türkiye faili meçhul cinayetleri çözmek için İtalya' yla işbirliği yapmayı düşündü mü? Bir başka önemli nokta daha var: İçerideki çetelerin dışarıyla bağlantıları... Ben bu yazıyı atv'de Tayyip Bey' i dinledikten sonra yazıyorum... Daha önce bu konuda pek çok yazı yazdım... İki yıl önce Cumhuriyet üç kez bombalandı . Birinci ve ikinci bombayı ne medya verdi ne de polis gazeteye gelip inceleme yaptı. Saldırı hiç önemsenmedi!.. Üçüncü bomba 11 Mayıs 2006' da öğleden sonra atıldı... İşte o gün polis yetkilileri gazeteye geldi, ardından da Danıştay' a yapılan kanlı saldırı yaşandı. Hrant Dink cinayeti öncesinde devletin elinde istihbarat bilgileri yok muydu? Vardı!.. Peki neden Dink uyarılmadı ve koruma altına alınmadı? *** Faili meçhul siyasi cinayetler , devlet içinde örgütlü çeteler, El Kaide, Hizbullah, Müslüman Kardeşler... Bugüne dek hangi faili meçhul cinayetin sonuna dek üstüne gitti ; Güneydoğu'yu kuşatan El Kaide' yle ilgili ne yaptı? Tayyip Bey, Ergenekon örgütünün derinliğinde ne bulacaksa bulup açıklasın!.. Hürriyet'te Mehmet Y. Yılmaz' ın altını çizdiği gibi Tayyip Bey altı yıldır iktidarda değil mi? Öyle uzantılardan filan yakınmamalı Tayyip Bey, hükümet, devlet içindeki gizli oluşumları , çeteler-meteler ne varsa ortaya çıkarmalı. Gerekçelerin arkasına sığınıp, Mehmet Y. Yılmaz'ın deyişiyle "mazlum rolü" oynamamalı!.. |
Re: Cumhuriyet Gazetesi'nin türban konulu reklamı- 1
Cumhuriyet 30.01.2008
PENCERE İLHANSELÇUK 'Derin Devlet'ten 'İslamcı Devlet'e... Hangi çeteden yanasın?.. Ergenekon mu?.. Hizbullah mı?.. El Kaide mi?.. Aklı başında biriysen diyeceksin ki: - İlle de bir çeteden yana olmak zorunda mıyız?.. Vallahi bu sorunun yanıtını, bizim evlere şenlik medyamızın vermesi gerekir... ** Ergenekon'u tanıtmak boşuna... Çünkü konu günlerden beri gazete manşetlerinde, köşelerinde didik didik ediliyor... Ergenekon 'Derin Devlet'in çetesi imiş... Ya El Kaide?.. Bilmeyen var mı?.. Meğer El Kaide Gaziantep'te derinlemesine örgütlenmiş... Bilmem kaç saat süren silahlı bir operasyon sonucunda, bir polisin şehit olması, dört polisin yaralanması pahasına çeteciler yakalandı... Meğer bunlar Ergenekoncular gibi tıpış tıpış devlete teslim olacak cinsten çeteci değillermiş... Ya Hizbullah?.. Amanın... Merkez Konya... Diyarbakır, Batman, Gaziantep, Şanlıurfa, İstanbul ve İzmir'de 130 kişi gözaltına alındı... ** Medyanın gözde çetesi Ergenekon... Bizim basına çete dedin mi ne El Kaide söz konusu.. Ne de Hizbullah?.. Oysa yapılan bir araştırmaya göre Türkiye'de El Kaide'yi destekleyenler nüfusun yüzde 13'ünü oluşturuyormuş... Medyanın köşelerinde ve manşetlerinde Ergenekon taht kurmuşken El Kaide ve Hizbullah'a neden yer yok?.. Çünkü Ergenekon'la uğraşırken derin devlet ayağına askere vurmak olanağı var; Hizbullah ve El Kaide İslamcılıkla hemhal olduklarından işin ucu dinci iktidara dokunuyor... O zaman da ortaya nasıl bir sonuç çıkıyor?.. - Hangi çeteden yanasın?.. ** Biz hepimiz kafayı yemek üzereyiz... - Ekonomik kriz mi?.. - Boş ver... - Sorun nedir?.. - Türban... - Sonra?.. - Ergenekon... Evet, en büyük sorun, üniversiteye gidecek tesettürlü kızımızın türbanını çenesinin altından bağlayıp bağlamaması... - Ya Ergenekon?.. 'Derin Devlet' ten 'İslamcı Devlet' e geçmek için Ergenekon gerekli mi gerekli... |
Re: Cumhuriyet Gazetesi'nin türban konulu reklamı- 1
Cumhuriyet gazetesi ile ilgili de çok enteresan bir tespitim var.
Bu gazeteyi savunan arkadaşlardan bu konuda bir açıklama bekleme hakkımızı kullanacağız. İnternette diğer gazetelerin sitelerine rahatlıkla girip arşiv taraması yapabiliyoruz. (En azından bizim baktığımız gazeteler diyelim) Ancak Cumhuriyet gazetesinin arşivi, abone olmadan açılamıyor. Hadi diyoruz belki e-mail adresi falan istiyorlar, ciddiyet istiyorlar, karşılıklı haberleşme iştiyorlar!!! Yine cehaletimiz ortaya çıkıyor. Bunların hepsinden önce para istiyorlar!!!! Bu konuya bir açıklık getirecek arkadaş varsa seviniriz. |
Re: Cumhuriyet Gazetesi'nin türban konulu reklamı- 1
''Abonelik sisteminin İnternet'teki genel eğilime uymadığını biliyoruz. Buna rağmen bu yöntemi yeğlemek zorunda kaldık. Cumhuriyet "bağımsız" bir gazetedir. Arkasında bir holding desteği yoktur. Bağımsızlığın hem bize hem okurlara pahalıya mal olduğunu biliyoruz. Ancak bağımsızlığımızı korumakta kararlıyız. Internet'teki Cumhuriyet okurlarının bunu kavrayacaklarını ve bizi destekleyeceklerini umuyoruz.'' Cumhuriyet
Cumhuriyet gazetesi diğer gazeteler 35-40 kuruş iken 75 kuruşa satılmaktadır. Günlük satış rakamı 80.000 civarıdır Cumhuriyet gazetecilik yapmaktadır, herhangi bir holding tarafından desteklenmemektedir. Cumhuriyeti sübvanse eden herhangi bir tarikat,cemiyet iç veya dış kaynak yoktur. Okur desteği ile ayakta kalabilmektedir. Reklam gelirleri yok denecek kadar azdır. Asıl emeğin ürünü ve belli bir maliyeti olan gazetelerin bedava dağıtılıyor olmasının kaynağını ve finansmanını ve nedenini merak edip araştımamız gerekmezmi? Saygılar |
Re: Cumhuriyet Gazetesi'nin türban konulu reklamı- 1
Enteresan destekler yok mudur?
http://www.aksiyon.com.tr/detay.php?id=14007 Çok da fazla araştırma yapmadan verdik. Mali kaynak ve zorluklar ileri sürülerek başka şeyler mi amaçlanmaktadır? "İlhan Selçuk"un Emre Kongar"a verdiği bilgiler ışığında Cumhuriyet Gazetesi: * Vakıf, holding içinde değişmez ve imtiyazlı olarak yüzde 10 hisseye sahiptir. * Holding, Cumhuriyet Gazetesi"ni yayınlayan Yeni Gün Haber Ajansı"nın mali işlerini koordine eder, hiç bir şekilde yayın politikasına karışmaz. * Cumhuriyet Gazetesi"nin yayın ilkelerinin uygulamasını yayın kurulu yapar. Yayın kurulu, vakıf tarafından atanmıştır ve bu konudaki tek yetkilidir. * Holding"in yüzde 10"u vakfa ait olan imtiyazlı hisselerinin dışındaki dağılımda, bir ikinci yüzde 10 da Cumhuriyet okurlarına aittir. Bu kişilerin sayısı 240"tır. * Holding hisselerinin yüzde 20"lik bir bölümü Kasım 2000 tarihinde Günay Çapan"a satılmıştır. * Son günlerde ikinci bir yüzde 20 hisse de Park Grubu"na satılmıştır. Şimdi resmi bilgiler içinde yer almayan ve bazıları muhtemel gelişmelere ilişkin olan üç bilgi daha vereyim: * Doğan grubu da holdingde üç yüz bin dolarlık hisse almak istemiş, bunun elli bin dolarını ödemiş, sonradan hisselerini bu miktarla sınırlı tutma eğilimi göstermiştir. * Günay Çapan hisselerini devretme eğilimindedir. * Holding yeni ortaklar aramakta ve çeşitli sermaye gruplarıyla temaslarını sürdürmektedir. Temas sürdürülen gruplar ve kişiler arasında Çukurova grubuna mensup olanlar da vardır." Bizim düşüncemiz şudur ki; Aldatılan sağ kadar sol vardır bu ülkede. Aldatanlarda bizzat bu işlerin yönetimindekilerdir. Hiç kimse artık beyaz değildir. Ben beyazım, diyen hiç kimseye inanmıyorum. Günlük gazete fiyatı ya da güncel internet yayınına istenebilecek ücreti anlamaya çabalamamız, arşiv konusu karşımıza dikilince anlamsızlaşmaktadır. Madem sorun fikir vermek ve her şeye rağmen bu fikri yaymaktı, en azından arşiv belgeleri halkın gözü önünde olmalıydı. Cumhuriyet gazetesinde önemli bir görevde çalışan, çok saygı duyduğum bir de akrabam mevcuttur. Fikri tartışmaların ötesinde pek çok konuyu konuşmaktayız. Ve aldığım izlenimle söylemeliyim ki mali problemler işin ikinci ve hatta üçüncü katmanında kalır. Niçin bu gazete halka bu kadar uzaktır? Niçin kendisini belirli bir zümre dışında ifade etmektek bu kadar yoksundur? Şahsen bu gazeteyi takip eden ve pek çok makalesinden büyük zevk alan birisi olarak bu soruları sormak ve yinelemek istiyorum. Neden kapılarınız bu kadar kilitli? |
Re: Cumhuriyet Gazetesi'nin türban konulu reklamı- 1
http://www.cumok.org/html/vakif/vakif_1.htm
Haklısınız Sayın Mhmmd gazete halkın gazetesi olamamıştır. Belki de halk Mustafa Kemal'in kurmaya çalıştığı Cumhuriyet'in halkı olamamıştır. Halkı takip ederek oportünizme gidilir ,popülist uygulamalara gidilir ve diğerlerinden farkın kalmaz. Ülkemizin geldiği nokta halkımızın eğitim durumu ortada. Halkevlerini ,eğitim ensitülerini kapatıp,imam hatipleri açanlar.Milli eğitimizi Abd direktifleriyle yön verenler. Üreyin çoğalın bu ülke 100 milyonu besler diyenler. Kadını meta görenler Niteliksiz insan topluluğu yaratılmasına katkıda bulunanların hepsi suçludur. Akıl ve bilimi yerine ,kaderi koyanlar Yıllarca bir çoban tarafından ağanın sürüsü güdüldü Sürüden ayrılanları kurt kaptı Bazı ileri gidenlerde kurban edildi Ne yazık ki gelinen nokta budur. Saygılar |
Re: Cumhuriyet Gazetesi'nin türban konulu reklamı- 1
Sn. aydeo,
Bir önceki yazımızda da söylemiştik, "Artık kimse beyaz değildir." diye. Lafımız, "-Ben beyazım."diyenlere. Ülkede dikkate değer ve okunabilecek birkaç gazeteden biridir, bizim için Cumhuriyet. Ancak velakin pir-u pak da değildir. Dememiz budur. Gelelim bir gazete ile başlayıp geldiğimiz halka... "Belki de halk Mustafa Kemal'in kurmaya çalıştığı Cumhuriyet'in halkı olamamıştır." En büyük yanlışlık da burda başlar zannımızca. Halka karşı herhangi bir şey yapamazsınız. Halkla birlikte bir şey yaparsınız. Tarih bunun örnekleri ile doludur. Yola çıkarken halka karşı olmamıştır Cumhuriyet ve onun kurucuları. Tam tersine halkı kucaklamış, onun önünü açmış, fikrini açmış ve destek olmuştur. Bağnaz kalıpları yıkmış ve halkla birlikte 1930 lu yıllar geçmiştir. Kuruluşu bu şekilde olan Cumhuriyetimizin devamı aynı paralelde devam edememiştir. Zamanla zorlamalar, despotluklar, kraldan çok krallar türemiştir. Tüm bu zorlamalar toplumsal süreçte sosyolojik bir gerçeği su yüzüne çıkarır. Ters etkidir bu gerçek. Sn. Ahmet ALTAN'ın geçmiş bir yazısında da vurguladığı şekli ile; "-Biz bu taraftan ne kadar sıktıysak karşı taraftan o kadar yobaz fışkırdı!" belirlemesidir. Çok da katıldığım bir sosyolojik gerçektir, bu belirleme. Halk evleri ve eğitim enstitüleri konusunda hemfikirim. Bu güzide kurumlar çoğaltılmak yerine kapatılmıştır. Ancak nedeni popülizm değildir. İsmini halktan alan kurumlar son dönemlerde halktan koparılmıştır. Dönemin siyaseti buna çanak tutmuştur ve günümüzde birilerinin bazı okullara karşı "arka bahçesi" tabiri, taa o dönemlerden kalmıştır. Tekrar halka döndürülmeleri gereken kurumlar kökten kapatılmış büyük bir yanlış yapılmıştır. Gelinen noktada memnun değiliz. Böyle olmamalı idi. Cumhuriyetimizin ilk yıllarındaki ivme devam ettirilmeli idi. İşte o zaman bu günün garabetleri ortaya çıkmazdı. Ne siyasi, ne ekonomik ne de toplumsal garabetler. Ancak olmadı, olamadı. Tüm buna rağmen tekrar toparlanmamız için, bir başlangıç daha yapmamız için bir engel yoktur. Siyasete fazla daldım kusuruma bakmayın. Konumuza tekrar dönüp bir soru daha sormak istiyorum, Sn. aydeo. Cumhuriyet gazetesinin kurucu Sn. Yunus Nadi'dir. Sn. Yunus NADİ'nin vefatından sonra yönetim, oğlu Sn. Nadir NADİ'ye geçmiştir. Sn. Nadir NADİ'nin vefatından sonra da yönetim, eşi Sn. Berin NADİ'ye geçmiş olduğunu verdiğiniz linkte açıklamaktasınız. Enteresandır, Osmanlı ve yönetimini yerden yere vuran Cumhuriyet gazetesi, yine Osmanlı'nın bir özelliğini kopya etmiş ve 2001 yılına kadar sürdürmüştür. Babadan oğula geçen yönetim son kez de eşlerine kaymıştır. Ve nihayet 2001 yılında seçim ile Sn. İlhan SELÇUK bey bu göreve getirilmiştir. Niçin? |
Re: Cumhuriyet Gazetesi'nin türban konulu reklamı- 1
Niçin?
Bilmiyorum Sayın Mhmmd ''Bağnaz kalıpları yıkmış ve halkla birlikte 1930 lu yıllar geçmiştir''demişsiniz. Peki sonra ne olmuşta ileri giderken ,gerilemeye bağnazlaşmaya başlamışız? Bence eğitim ve çalışma eksiktir.Birde üretim toplumundan tüketim toplumuna dönüştürülmemiz ve yabancı sermaye bağımlılığı bizi bu günlere getirmiştir. Serde Osmanlılık olunca lale devri çocukluğu depreşmiş,ülkemiz Osmanlı'nın yıkılışında ki tabloya evrilmiştir. Kapütilasyonlar geri gelmiş,ülkemiz yabancı sermaye teslim olmuş ve sevr dayatmasıyla karşı karşıya getirilmişiz. Gün birlik beraberlik ve seferberlik günüdür.Ne yazık ki halkı birleştirecek, emperyalizmin oyununu bozacak tam bağımsız ve demokratik Cumhuriyet'i kuracak önderlik yaratılamadı. Ama bu böyle gitmez,sömürü devam etmez Gün gelir bir güneş doğar. Saygılar |
Re: Cumhuriyet Gazetesi'nin türban konulu reklamı- 1
Sn. aydeo,
"Ne yazık ki halkı birleştirecek, emperyalizmin oyununu bozacak tam bağımsız ve demokratik Cumhuriyet'i kuracak önderlik yaratılamadı." demişsiniz. Belki de anlayamadığımız nokta burasıdır. Önder!!! Dinlerden özgürlük sitemizde dahi bir önder aranmakta ve hatta beklenmektedir. Ne oldu insana, topluma, kendimize olan inanca? Son yazınız ile bir mehdi bekleyenlerin düşünceleri arasında bir fark göremedik. Eleştilerimi lütfen kişisel almayın. Yazdıklarınızın çok çok fevkinde bir insan olduğunuzu düşünüyoruz. Ama yanlış yazdınız. Veyahut da biz yanlış anladık... Her iki durumda da ortada bir anlaşmazlık olması normal. Diyoruz ki; Halka rağmen, halk için diye bir şey olmaz. 12 Eylül paletinde ezilen bir öğrenci lideri ile yapılan bir konuşmayı okumuştum. İtiraf ediyordu. "-Biz hata yaptık. Biz halkı ileriye taşımak için onun önünde ondan ayrı bağırdık. Ve ezilen biz olduk. Oysa ki; biz halkın içinde olmalıydık, onları uyarmalı, eğitmeli, yönlendirmeliydik. Hareketi halk yapmalıydı biz düşünmeliydik. Olmadı. Tanklar gelince halk kayboldu, olan bize oldu." Haklıydı, yaşanmışlıklar ile haklılığı ispanlanmış bir haklıydı. Şimdi sorgularıma devam etmek istiyorum. Cumhuriyet gazetesi halktan koparılmıştır. Niçin? |
Re: Cumhuriyet Gazetesi'nin türban konulu reklamı- 1
Sevgili mhmmd,
Azıcık düşünseydin, bu sorunun yanıtını anında kendin bulabilirdin. Nedeni çok basit; Cumhuriyet gazetesinin sahipleri ve tüm çalışanları, açgözlü, haris, gözlerini toprak doyurasıca, laikçi, Kemalist, deveyi havuduyla götüren, elit ve de elitist, hortumcu, laikçiliği kullanarak insanları iliğine kadar sömüren, her kesimden reklam alarak malı götüren, zenginliklerine zenginlik katmaya bir türlü doyamayan bir insan sürüsü. Onlar onca vurgunu vurmalarına, çocuklarının sünnet ya da düğün törenlerinde, bulundukları mevki sayesinde kilolarca altını toplamalarına, bunları hayır kurumlarına vereceklerine söz verip sözlerinde durmamalarına, iktidarlara yalakalık yapıp, büyük ihaleleri kapmalarına, yurtdışındaki laikçilerden faizsiz kazanç yutturmacasıyla tonla para toplayıp sonra bu paralarla sırra kadem basmalarına, hatta buna gerek bile görmeyip, hiç utanmadan, sıkılmadan "dövlet böyyükleri" ile yan yana açılışlara katılmalarına rağmen yine de doymazlar da seni beni üç kuruş daha fazla kazanç için yayınladıkları gazeteden mahrum ederler. Halbuki baksana bazı gözü tok, gönlü olabildiğince zengin insanlar her gün 500.000 gazete basıp millete bedava dağıtıyorlar. Parası da sadece kendi ceplerinden çıkıyor, aldıkları üç kuruş maaşla yapıyorlar bunu. Amaaaaan canım kardeşim mhmmd, takma kafana be! Biz de okumayıveririz o gazeteyi. Sanki çok lazımdı. |
Re: Cumhuriyet Gazetesi'nin türban konulu reklamı- 1
Sn. asinar,
Çıka çıka yazılarımızdan bunlar mı çıktı? |
Re: Cumhuriyet Gazetesi'nin türban konulu reklamı- 1
Sevgili mhmmd,
Sadece neden paralı sorunuza yanıt vermek istemiştim. ben yanıtımı yazıncaya dek konu almış başını gitmiş, yetişemedim. Elbette sadece bu kadar değil. Söylenecekleri diğer arkadaşlar söylemiş zaten. |
Reklam araklama çıktı iyi mi?
Hasan Kaçan/Star
Seni arakçı Cumhuriyet seniii... Siyah beyaz bir fon.Güzelce bir genç kız duruyor fonun önünde. Sonra fon kararmaya başlıyor. Gergin ve korkutucu bir müzik başlıyor, 'Voıııınnnnn... Voııııınnnnn' diye. Ekranda, o siyah beyaz fonda gördüğümüz güzel kızımızın başında kara bir örtü beliriyor. Bir anda o zavallı güzel kız, kara çarşaflı bir 'öcü' ye dönüşüyor. Sonra konuşmaya başlıyor. Kızın ağzından kart bir erkek sesi çıkıyor. 'Ne istediğime tabii ki ben karar veriyorum' Sonra o karanlık, o korkutucu sahnenin üzerine bir dış ses düşüyor. 'Cumhuriyet kadını yok ediliyor... Artık Cumhuriyetinize sahip çıkın!' Cumhuriyet gazetesi'nin son televizyon reklamı bu. 'Dünya Kadınlar Günü' münasebetiyle ekranlarımızda 'dönmeye' başladı. * * * Allah için... Nereden bakarsanız güzel ve parlak bir fikir. Kadının ağzından erkeğin konuşması çok etkili. Gelgelelim ben bu reklamı seyredeli on seneden fazla oluyor. 'Olur mu canım, yeni çekilen bir reklam filmini on sene önce nasıl seyrettin?' diye sorarsanız hemen söyleyeyim; Bu reklam 'arak' da ondan. Yani çalıntı. Yani hırsızlık. Yani 'cebellezi edilmiş' bir fikir. On küsur yıl önce çekilmiş, yabancı bir reklam filmi bu. Amerika'da seçmenleri oy kullanmaya teşvik eden bir sosyal film. Yani başkasının fikri. O filmde de bir kadın'ın ağzından bir erkek konuşuyordu. 'Ne istediğime tabii ki ben karar veriyorum!' Dış ses, 'Başkaları sizin ağzınızdan konuşmasın oyunuzu kullanın!' idi. 'Cumhuriyet'çiler bu filmi ayen almışlar, bi kara çarşaf eklemişler, başkasının filmini millete satıyorlar. * * * İnternet sitelerinde 'Cumhuriyet gazetesi'nin son reklam filmi çok konuşulacak' deniyor. Doğru... Çok konuşulacak... Hırsızlık olmasıyla çok konuşulacak... Araklama olmasıyla çok konuşulacak... 'Cebellezi' olmasıyla çok konuşulacak... |
Re: Cumhuriyet Gazetesi'nin türban konulu reklamı- 1
Bak bu daha da enteresan.
Cumhuriyet gazetesi konu gittikçe renkleniyor. !!! |
Re: Cumhuriyet Gazetesi'nin türban konulu reklamı- 1
:lol: Ne var ne olmuş varsayın ki başka bir ülkenin reklamını uyarlamışlar,ne olur?
Mesaj önemli,güzel düşünülmüş. Belkide cinler yardım adip bu kızı konuşturmuşlardır :lol: ''Dinlerden özgürlük sitemizde dahi bir önder aranmakta ve hatta beklenmektedir. Ne oldu insana, topluma, kendimize olan inanca? Son yazınız ile bir mehdi bekleyenlerin düşünceleri arasında bir fark göremedik. '' Sayın Mhmmd Evet önderlik önemlidir.Biz çıkara çıkara bir M.Kemal Atatürk'ü çıkarmışız hala onun çizdiği yolda gitmeye uğraşmaktayız. Bakın Küba'da Fidel Castro sayesinde bugünkü Küba'dır. Bolşevik devriminde V.İ. Lenin öne çıkmıştır. Akp'nin başında R.Tayyip vardır. Yıllarca S.Demirel bu ülkeyi yönetmiş,parti içinden yerini doldurabilecek biri çıkmamıştır. Pkk hala serok Apo demektedir. Kuzey Irak Kürtlerini Barzani ailesi yıllardır gütmektedir. Sizin dediğiniz gibi halkın kendi kendini yönetebilmesi için,önce halkın halk olması ,koyunluğu bırakması gereklidir. Bizim insanımız eğitimsizdir,Aziz Nesin'in belirttiği oranın üzerinde akıl yetisinden yoksun bırakılmıştır. Bir çoğu sürü psikolojisinde tarikatların ve aşiretlerin güdümündedir. Özgür iradeden yoksun ,eğitimsiz,dengeli beslenemediğinden beyin fonksiyonları gelişmemiş insanların kendi kendilerini yönetemeyeceği ve güdülmekte oldukları açıktır. Ne zaman ki siz özgür bireyler yetiştirirsiniz ,iyi koşullar yaratırsınız,iyi eğitim verirsiniz ve demokratik bir sistem geliştirirsiniz. O zaman kurulu sistem öndersizde kendi kendine demokratik yapısını sürdürür,önderlik ihtiyacı olmaz ve gerçek bir Cumhuriyet olur. Mecliste en sevdiğim milletvekili Kamer Genç 5000 oyla seçilmiş. Ankara ,İstanbul gibi bir şehirden seçilmek için 40.000 oy gerekiyor. Hiçbir partide parti içi demokrasi yok. Seçim sisteminin adaleti yok. Hala ülkemiz yarı askeri oligarşi tarafından yönetilmekte. Bu durumda nasıl demokrasi nasıl cumhuriyet diye sormak gerekir. Sormak yetmez,var olan oligarşik yapının *yıkılıp halkın egemenliğinin tesisi gerekir. Bu hareketinde önderliği olacaktır,ta ki hedefe ulaşılsın. Şu an var olan oligarşik yapı kendi içinde çatışmakta ve dinci oligarşi egemenliği ele geçirmeye çalışmaktadır.Müttefik dost güçler( :lol: )bu gidişata destek ve hız vermeye çalışmaktadır. Ülkemiz tasfiye sürecindedir.Ekonomik olarak teslim alınmış,bölünme sürecini yaşamaktayız. Her kafadan değişik sesler çıkmaktadır. Bu ahval ve şerait içindeyiz. Saygılar |
Re: Cumhuriyet Gazetesi'nin türban konulu reklamı- 1
Sevgili Schopen,
Biliyorum biyolojik olgunluğun yetmez ama belki de 'boney m'in 'rasputin'ini duymuşsundur. Bu şarkının 60'lı yılların ortalarından itibaren 15 yıl süreyle dünyayı kasıp kavurmasının sebebi neydi biliyor musun? Hele bir dinle, belki tanıdık bir şeyler bulursun... :D http://www.youtube.com/watch?v=kvDMlk3kSYg Sen hiç Üsküdar'a gittin mi schopen? Yolda yağmura yakalandın mı? Setren uzunsa eteklerin çamur olur, dikkat et! *:lol: Sevgiler... |
Re: Cumhuriyet Gazetesi'nin türban konulu reklamı- 1
"Çok çocuklu aileler cemiyetin en hayırlı bir zümresini teşkil eder. Bundan dolayı özel bir şefkat ve hürmetle davranılmayı hak etmişlerdir. Bu tür aileler bazı vergilerden muaf tutulabilecekleri gibi ayrıca kıymetli yardımlar almağa dahi hak kazanmış sayılabilirler. Çok çocuk sahibi olmak memleket için maddi ve manevi anlamda bir kazançtır. Bu mesele bilhassa aziz Türkiye'mizde toplumca en özen gösterilen konular arasına yükseltilirse asla lüzumsuz bir iş yapılmış olunmaz.
Türk ailesi esasen üretkendir. Bu kabiliyet, Türk milletinin her zaman ve zeminde en büyük manevi kuvvetini teşkil eder. Bunca badireden sonra nüfusumuzun ...milyonu bulmasının sebebi budur. Eğer bu hakikati bilir ve milletçe lazım gelen önemi verirsek geleceğimizi garanti altına almış oluruz." Kim söyledi bunu bakiiiim. :evil: |
Re: Cumhuriyet Gazetesi'nin türban konulu reklamı- 1
Sevgili thunder point,
Senin sayende bu muhteşem şarkıyı bir kez daha dinleme fırsatı buldum. Gerçi bizde Ayna grubu şarkının türkçe versiyonunu yapmış ama boney'nin tadını vermiyor. Özellikle Nightflight to Venus albümü'ne bayılırım. Yalnız thunder cumhuriyet gazetesi ile olan bağlantısını da açıklasaydın keşke. düşündüm ama aklıma birşey gelmedi. Ama benim sana göre bir şarkım var, muuhakkak biyolojik olgunluğun da yeter anlamaya. Senin ve tüm ateistler için gelsin. Europe ve Final Countdown (Son gerisayım). youtube erişim sağlayamıyorum yoksa linki de veriridim ama sen giriver be thunder selamlar |
Re: Cumhuriyet Gazetesi'nin türban konulu reklamı- 1
Cumhuriyet gazetesinin bu reklamı, türban konusunu o unutturulmaya çalışılan gerçeği ile gözler önüne seriyor. Gazetemi bu noktada tekrar tekrar tebrik ediyorum.
Aynı reklamın daha önce de kullanıldığı haberi de işin özünden dikkati çekmeye çalışan uyanıkların anlamsız bir tepkisi sadece. Çıktığı yayına bak, çay demle ! |
Re: Cumhuriyet Gazetesi'nin türban konulu reklamı- 1
|
Re: Cumhuriyet Gazetesi'nin türban konulu reklamı- 1
Değerli arkadaşlar,
Son iletilerdeki müzikli imaları anlayamadık. Genetiğimizden mi? Yaşımız mı yetmemekte? |
Re: Cumhuriyet Gazetesi'nin türban konulu reklamı- 1
samanyolu haber başbakanın en az 3 çocuk yapın sözünü savunmak için Sayın Mhmmd'in alıntıladığı sözleri yazmış ve Cumhuriyet gazetesinde Yunus Nadi'nin makalesinden aldığını söylemiş.
10. yıl marşında da 10 yılda 15 milyon genç yarattık her yaştan der. Türkiye Cumhuriyeti savaşlardan çıkmış belli bir nüfusa erişmesi,genç ve eğitimli bir nesil yetiştirilmesi hedeflenmiştir. İlerleyen yıllarda demografik çalışmalar ve nüfus planlaması yapılmamış ve nüfus artışı devam etmiş hatta teşvik bile edilmiştir. Bilhassa eğitim ve gelir seviyesi düşük ve feodal yaşam tarzındaki insanlarda nüfus artışı olmaktadır.Buda eğitimsiz ve işsiz ordusunu arttırmaktadır. Sınıflarda 50-60 çocuk,kahvelerde pinekleyen bir sürü işsiz. Aklı başında ve eğitimli insanlar 1-2 çocukla yetinmektedir. Ülkemiz şu an 50 milyon olsa ne eğitim ne sağlık nede işsizlik sorunu yaşanır. İlk yapılması gereken nüfus artışının durdurulmasıdır. İsrail 7 milyon nüfusla bütün arap dünyasına kafa tutabiliyor. Bir çoban 500 koyun güder,bize koyun lazım değil. İnsan lazım. Saygılar |
Re: Cumhuriyet Gazetesi'nin türban konulu reklamı- 1
Rasputin'i beğenerek dinlerim de altında bir anlam yattığını yeni duyuyorum. Diğer şarkıyı da bilmiyorum açıkçası. Şopen tavsiye ettiğine göre dinlememekte fayda var. Neme lazım mümin falan oluruz.. *:)
Yaşasın bağnazlık ! Bilim bağnazıyım ya o bakımdan... |
Re: Cumhuriyet Gazetesi'nin türban konulu reklamı- 1
cumhuriyet var mı ki ataturk oldugunden beri siz cumhuriyetten soz ediyorsunuz...
artı cumhuriyet kadını ne demek...başı acık kadın turk evla dı da...kendi isteyerek kapanan kadın onun bunun cocugumu ...sacma sapan seylerle ugrasıyorsunuz...malzeme cıkmaz ondan...cunku gercekleri yansıtmıyor... |
Re: Cumhuriyet Gazetesi'nin türban konulu reklamı- 1
Sn. aydeo,
Esasen yapmış olduğum alıntının içeriğinden öte fonksiyonuna dikkat çekmek istemiştik. Önceki yazılarımızda halktan uzaklaşmasının tartışmasına bir örnek vermek için. O yıllarda Cumhuriyet gazetesinin, halk için düşündüklerini, telkin, cesaretlendirme, teşvik, uyarma, bilgilendirme ve her şeyden öte halkın içinden seslenme fonksiyonu... İçerik konusunda düşüncelerimiz sizin düşüncenize yakın olmasına rağmen aynı değil. Evet demografik yapının niceliğinden öte niteliği önemlidir. Yapılacak olan programlar da niteliğine yönelik olmalıdır. Ancak nicelik konusunda da kısıtlanması taraftarı değiliz. Şöyle ki; Milli gelirimiz 250milyar YTL ise Ar-Ge harcamalarımız bu gelir içinden % 1,5 ile 3 milyar 750milyon YTL olmalıdır. Diyorsunuz. Yani sonuçtan yola çıkıp denk bütçeyi tutturmaya çalışıyorsunuz. Oysa ki, biz şöyle düşünürüz. Hedefizim ve ihtiyacımız olan Ar-Ge için bize lazım olan para 3 milyar 750 milyon YTL değildir. 5milyar YTL dir. Bu para ile bütçedeki oran korunarak (%1,5) gelirimizi 335 milyar YTL seviyesine nasıl çekebiliriz. (Örnekteki rakamlar farazidir.) Örneğimizi konumuza çeker isek. Ülkemiz geliri şu kadardır ve bu gelir ile ancak 50 milyonluk bir nüfus refah içinde geçindirilebilinir ise ülke nüfusumuzu bu seviyede tutalım diyorsunuz. Bu görüş bizce yanlıştır. Nüfusumuzun şu anki durumu ve artış oranı göz önüne alınarak, yine refah içinde geçim şartları düşünülmeli ve gelirimiz bu nüfus için ne şekilde artırılmalı düşüncesi ve gayreti olmalıdır. Yaptığımız evler kadar çocuk değil, çocuğumuz kadar ev yapmalıyız. Konumuzun başındaki Cumhuriyet gazetesinin başlangıç fonksiyonu bu olmuştur. Ancak sonradan düşünceler küçülmüş ve yapılan evlere bakılarak çocuk sahibi olunmasına dönülmüştür. Ufuk daralması ve halktan uzaklaşmak!!! |
Re: Cumhuriyet Gazetesi'nin türban konulu reklamı- 1
Alıntı:
Demek ki daha fazla düşünmen gerekiyor. Hani "Cebellezi" demiştin ya alıntıladığın yazıyla birlikte, tenkit amacıyla.. Ben de sana cebellezi nasıl olur ve tüm dünya nasıl yer onu göstermek istedim; her ne kadar alış-veriş dayanıklı dövüş usulüyle olmuşsa da... |
Re: Cumhuriyet Gazetesi'nin türban konulu reklamı- 1
cumhuriyet gazetesinin amacı ne...kimler yonetiyor bu gazeteyi...
kimden emir alıyor da...cumhuriyet kadını diye tabir ediyor...ne cumhuriyet kadını...kime denir..necidir ne iş yapar.... cevap bekliyorum... |
Re: Cumhuriyet Gazetesi'nin türban konulu reklamı- 1
Spartan, bu gelişinde biraz gergin gördüm seni, hayırdır?
Sen bilmiyor musun bu tanımlamayı? Cumhuriyete bağlı, çağdaş, bilgili - kültürlü olan ve bilimle aydınlanan; ayrıca bağnaz ve saliha olmayan; saçını örttüğünde namusunu koruduğunu düşünmeyecek kadar akıllı olan; kendisini kul, kocasını da efendi kertesinde görmeyen; eşitlikçi vs.... kadındır. |
| Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 19:26 . |