![]() |
Cehennemin Fikir ve İsim Kökeni
Cehennem * fikri *nereden kaynaklanıyor olabilir ? Yirminci yüzyil'in en büyük düsünürleri arasinda yer alan Bertrand Russell, Cehennem” fikrinin “gaddar ruhlu” insanlar tarafindan uyduruldugunu ve çünkü insanî duygulara sahip hiç bir varligin, kisileri cehennem atesinde yakilir görmekten zevk almayacagini söyler.( Betrand Russell, Ma Conception du Monde, (Ingilizce'den Fransizca'ya ceviri. Galimard, Paris, 1962, sh. 74).Bu *fikir insan *düşüncesinden kaynaklanıyor olsa da,bu *düşünce *şu *veya *bu *din tarafından *bir *anda ortaya atılmamış,toplumların *kültürel evrim *sürecinde *şekillenerek *günümüzde tanıdığımız *şekline erişmiştir. Tevrat’ta cehennemden bahsedilmez. İncil’de 11 kez geçer. Kuran’da 116 defa cehennemden bahsedilir.Aslında *isim *ve içerik bakımından cehennem * kavramının çıkışı *yeryüzündeki *bir *bölgeden *kaynaklanır.
Cehennem sözcüğü İbranicedeki "Ge-Hinnom" sözcüğünden gelir. “Ge” sözcüğünün anlamı “Vadi”dir. "Hinnom" sözcüğü ise isimdir. Buna göre Ge-Hinnom sözcüğünün karşılığı “Hinnom Vadisi”dir. Ge-Hinnom, Ge-Ben-Hinnom'un kısaltılmış şeklidir. Hinnom Vadisi'nin bulunduğu yer coğrafi olarak Kudüs'ün güney ve güney batısıdır. Hinnom Vadisi, eski devirlerde İsrail Krallığı'nda yaşayan insanların çocuklarını Molek adı verilen bir puta kurban olarak sundukları bir yerdi. İsrail Krallığı'nda bazı insanlar kendi çocuklarını canlı olarak bu putun ortasındaki ateşe atıyorlardı. İsrail Krallığı'ndaki bu tür kişiler kendilerine verilen Tanrı'nın emirlerinin aksine davranarak, diğer ulusların yaptıkları bu putperest tapınma biçimini benimseyip uygulamışlardı. Örneğin incilin 2. Krallar 21: 1-6'da şunlar yazılıdır: Manaşşe on iki yaşında kral oldu ve Yeruşalim'de elli beş yıl krallık yaptı. Annesinin adı Hevsivah'tı. RAB'bin İsrail halkının önünden kovmuş olduğu ulusların iğrenç törelerine uyarak RAB'bin gözünde kötü olanı yaptı. Babası Hizkiya'nın yok ettiği puta tapılan yerleri yeniden yaptırdı. İsrail Kralı Ahav gibi, Baal için sunaklar kurdu, Aşera putu yaptı. Gök cisimlerine taparak onlara kulluk etti. RAB'bin, “Yeruşalim'de bulunacağım”dediği RAB'bin Tapınağı'nda sunaklar kurdu. Tapınağın iki avlusunda gök cisimlerine tapmak için sunaklar yaptırdı. Oğlunu ateşte kurban etti; falcılık ve büyücülük yaptı. Medyumlara, ruh çağıranlara danıştı. RAB'bin gözünde çok kötülük yaparak O'nu çok öfkelendirdi. Görüldüğü gibi *Tanrı'nın gözünde, İsrail Krallığı'nda insanların çocuklarını ateşe atarak Baal ve Molek gibi put tanrılara kurban olarak sunmaları iğrenç bir şeydi. Bu uygulamayı yapan başka bir kral ise Ahaz'dı.Yine *incilin *2. Tarihler 28: 2-4'te şunlar yazılıdır: İsrail krallarının yollarını izledi; Baallar'a tapmak için dökme putlar bile yaptırdı. Ben-Hinnom Vadisi'nde buhur yaktı. RAB'bin İsrail halkının önünden kovmuş olduğu ulusların iğrenç törelerine uyarak oğullarını ateşte kurban etti. Puta tapılan yerlerde, tepelerde, bol yapraklı her ağacın altında kurban kesip buhur yaktı.” Ve *işte *bu *uygulamalarla *ilgili *Tanrı *incilde *herkese(tabi *diğer *dinlerin *tanrılarına da)ders *olacak nitelikte *ayet *koyuyor. Ben-Hinnom Vadisi'nde ilah Molek'e sunu olarak oğullarını, kızlarını ateşte kurban etmek için Baal'ın tapınma yerlerini kurdular. Böyle iğrenç şeyler yaparak Yahuda'yı günaha sürüklemelerini ne buyurdum, ne aklımdan geçirdim.( Yeremya 32: 35'). Ancak gene de incilin farklı bölümlerinde *Hinnom Vadisi ya da orijinal şekliyle Ge-Hinnom bir ceza yeri olarak gösterilmektedir.Bu tabi ki bir çelişkidir *ama *yine de *Tanrının ağzından *geçici de *olsa *cehennemde insan yakma işini *ulusların iğrenç töreleri *olarak *nitelemesi *beni çok memnun etti. Daha sonra gehinnom *şehrin çöplüğü olarak kullanılmaya başlandı; ve burası zamanla, ağır suç işlemiş kişilerin cesetlerinin, hayvan ölüsünün ve ayrıca her çeşit çöpün atıldığı bir yer durumuna geldi. Ve insanlar bu çöplerin yığılmasını önlemek için bunları yaktılar ve kükürt atarak ateşin devamını sağladılar. Tıpkı günümüzde de çöplerin yakıldığı gibi. Burası artık insanların canlı olarak putlara kurban olarak yakıldığı bir yer olmaktan çıkıp sadece bir mezara gömülmeye değer bulunmayan kişilerin cesetlerinin atıldığı bir yer olarak kullanıldı.Saygılar |
hey gözünü sevdiğimin dilbilimi:) daha durun bakalım,kimbilir ilerde abd- ullah, al-ilah, ge-hinnom vs. gibi kelimelerden başka ne denli kelimelerin kökenleri incelenip gerçeğe ulaşılacak.
Bu konuyu daha önce başka bir yerde de okumuştum.ancak yine de bu yazıyı buraya koyan mutluluk35 arkadaşıma da teşekkürlerimi sunuyorum. sevgiyle kalın... |
Araştırılması gereken çok sözcük var ama etimoloji çalışmaları yok ya da ben işitmiyorum. Cehinnom, Nanna/YaSin, EnLiL/BaaL/Enki/Ea, Uzza/Azizo/Azizu, Abdi Menaf vb çoğu sözcüğün etimolojisini bilmiyoruz ve bu bilgisizlik bazen erdemmiş gibi dinlere fiyaka katıyor, örneğin yasin süresinin ilk ayeti hurufu mukatta varsayılır halbuki YaSin nidası, "Ey Nanna" anlamına geliyor olmalıydı... Çümkü arapça'da "ya" sözcüğü "ey" anlamında bir hitabın başında gelir ve 2 harften ibarettir.
|
Alıntı:
cehennem varmı yokmu ..bence var ve dünyada yeride belli .. mhmdin allahı chennemin yerini bilmiyor allah akledememiş:der::der::der: |
Cehennem (Ge-Hinnom)..
"Cehennem sözcüğü İbranicedeki "Ge-Hinnom" sözcüğünden gelir. "Ge" sözcüğünün anlamı "Vadi"dir. "Hinnom" sözcüğü ise isimdir. Buna göre Ge-Hinnom sözcüğünün karşılığı, Ge-Ben-Hinnom'un kısaltılmış şeklidir ve Hinnom Vadisi anlamına gelir. Hinnom Vadisi'nin bulunduğu yer coğrafi olarak Kudüs'ün güney ve güney batısıdır." Kaynak: Vikipedi
Tunç devrinde Tanrıya sunulan (genellikle çocuk yaştaki) adakların ve daha sonraki dönemlerde suçluların kızartıldığı bir vadidir cehennem. Bugünkü haline bakarsak çok da güzel, yemyeşil bir yerdir.. |
Cehennem kelimesi köken olarak İbranice olup, buradan Arapçaya geçtiği kabul edilir. Bahse konu "Hinom" vadisine İbraniler çöplerini dökermiş. Şimdiki belediyelerin şehrin çer-çöpünü yığdıkları alanlar gibi. Zamanla birken atıklar kokmaya başlayınca da bunları yakarlarmış. Muhtemelen; Cehennem'in nasıl kötü-çirkin bir yer olduğunu somutlaştırma adına İbranilerin oluşturduğu bir teşbih ve ürettikleri isim Ge-Hinom.
İşin en ilginç tarafı da, Kur'an "rüşvet-tehdit" bağlamında Cennet ve Cehennem kavramlarından sık söz ederken; Tevrat'ta Cehennemden hiç bahsedilmez. En azından Türkçe çevirisinde ben rastlamadım. İncilde - Matta/Markos/Luka/Yuhanna -Cehennem kelimesi geçer ancak; Kur'andaki ele alınış biçimiyle değil. Kur'anda Muhammed'e biat etmeyenler Cehennemle tehdit edilir ve aşağılanır. İncilde ise inançsızlar genelde muhatap alınmaz. MESİH; Cehennem'i kendisine inandırma adına bir tehdit aracı olarak kullanmaz. Yahudi din sınıfından olup da, gerçekte göründüğü gibi olmayan riyâkârların elde edecekleri sonuç olarak gösterir Cehennem'i. |
Alıntı:
Kendini kandırmaya senin için acı da olsa son vermen gerekli. İnanmak istediğin şeye inanmana saygı duyarım ama bu inandığın şeyi ortadoğu da gezinen sevgi kelebeği misyoner kardeşlerin gibi oldugundan farklı gösterirsen şuan okumakta olduklarımdan farklı bir şey okuyor olmayacaksın Bir kaç ayet yeterli olur umarım İNCİLE GÖRE MUHATTAP KİM ? KİMLER KURTULACAK ? 11 Çünkü Tanrı’nın bütün insanlara kurtuluş sağlayan lütfu ortaya çıkmıştır. "İşte duyurduğumuz iman sözü budur. İsa'nın Rab olduğunu ağzınla açıkça söyler ve Tanrı'nın O'nu ölümden dirilttiğine yürekten iman edersen, kurtulacaksın. 16 İman edip vaftiz olan kurtulacak, iman etmeyen ise hüküm giyecek İMAN ETMEYENLER NEREYE GİDECEK ? NE CEZA GÖRECEK ? MESİHİN TEHDİTİ NEDİR ? Alıntı:
|
Sn. Lep;
İncilde Cehennemden bahsedilmediğini söylemedim hiç bir zaman. Cehennemden bahis ve bu yerin ele alınış biçimi ile Kur'andaki Cehennem yaklaşımı arasında fark olduğunu söyledim. Muhammed; kendisine biat için insanları bol keseden Cehennem ile tehdit eder. Çünki; muhataplarını cezbedecek hikmetli öğretişleri, ortaya koyabildiği bir inanç felsefesi yoktur. Kur'an baştan sona kendi kendini öven İlah figürü ile doludur. Tanrı, Cennet ve Cehennem kavramlarını Muhammed biat kültürü için çokca kullanmıştır. Bir non teist'in Cennet-Cehennem yaklaşımları noktasında İncil ile Kur'an arasında arada bir fark görmeyişini normâl karşılarım. Kendi kendimi kandırdığım da yok. Çünki; inancıma temel teşkil eden doneler sadece Cennet ve Cehennemden ibâret olsaydı; Kur'an dışında başka kitaba bakmama gerek bile olmazdı. |
İslama göre Cehennem ;
cehennem ileride bu dünya olacaktır. Dünyamız ortamı değişecek. Atmosfer bozulacak, koruyucu tabakalar gücünü kaybedecek, ayrıca yer kabuğunun yüksek titreşimleri sonucu yer altındaki magma hareketlenecek, ve lav ve gaz fışkırtacak. Patlayan yanardağlardan uzak bir yerlere kaçsak da, gazlar zaten bozulan atmosferi daha da bozacaklar. Bu da sıcaklığı artıracak ve nefes alınmaz bir yer haline getirecek dünyamızı. Temiz hava, temiz su, ve tabii ki domates kalmayacak :D yani temiz nebatat, bitki kalmayacak. Yine de tüm bitkiler yok olmayacak, bu ortama uygun bazı hoş olmayan bitkiler kalabilir. Hava nın kokusu kükürt ve sülfür den oluşan bir karışımla çok ağır ve pis kokulu melem bir şey haline gelecek. Ve artık dünya cehennem olacak... Dünyanın çoğunun magma olduğunu unutmayalım. Fokurdayan alevin sesi.. Bunu bir eleman kaydetmişti ; Bunu dünyanın yüzlerce yerinden meydana geldiğini düşünün.. İşte bu anahtar olay. Eğer dünya kabuğu titreşir ise (gezegensel bir afet sonucu) bu tür bir olasılık oldukça fazla bilimsel olarakda. |
Biliyor musunuz :
Dünyanın orta merkezine olan uzaklık 6378 km dir. Peki insanoğlu ne kadar yer altına inebilmiştir. yaklaşık 12km. Yüzde kaçı %0,18 i, yani yüzde 1 bile değil. Dünyanın çekirdeğine olan bilgilerimiz sadece teorilerden ibaret :) Asla kesin değil. Haa doğruluk ihtimalleri yüksek elbette. Sıcaklık var, magma var, lav var bunları biliyoruz. Ama çekirdeğin sıcaklığı ney ? Bunu sadece teorik olarak hesaplayabiliriz. Asla kesin olamadı şu ana kadar ve daha ne kadar ? Diyorlarki çekirdek o kadar yoğun olmalı ki, burada madde mecburen katı halde olmalı. Bu da bir teori. Dünyanın merkezi nasıl, nedir, bilgimiz buna yetmiyor. Ayrıca bakın 6378 km merkeze olan uzaklık. Ve kabuk sadece 10-20 km. Elmanın kabuğu daha kalın valla. Bilmem anlatabiliyor muyum. Bakın iyi düşünün. Top varya hani futbol topu, emin olun onun derisi dünyanınkinden daha kalın kendi boyutuna göre :) Wikipedia da ne yazıyor: http://tr.wikipedia.org/wiki/D%C3%BCnya Alıntı:
|
Alıntı:
Dünya'nın çekirdeği katı ise dönmez. Çekirdek dönmez ise manyetosfer oluşmaz. Manyetosfer oluşmaz ise ne olur ? Ölürsün. |
Kemal söylemiş, bizim kemal :
http://tr.wikipedia.org/wiki/%C4%B0%C3%A7_%C3%A7ekirdek Burada oku bak.. Bilmiyom kim demiş, ama bunu yeni duymadım. Böyle bir teori var. Teori belki de doğru değildir. En başta da bunu demiştim. |
İsim kökeninin Ge-Himmon olabileceği doğru lakin fikir olarak çok daha eskilere dayanmakta ve pek çok din veya kültürde cehennem tasvirine rastlanmakta..
Mesela, Budizm-Devaduta Sutta'dan alıntı; Alıntı:
Cehennem Bekçileri = Zebaniler, bu mu din değil :) |
Bana öyle geliyor ki bu konu da M.Ö 9-10.000 yıllarına kadar gitmemiz gerekir, zira ahlakın, hukukun, alışverişin, üretim-tüketim ilişkilerinin, yerleşik hayatın, sosyal kuralların, adaletin, devletin, sınıfların, kastların, iktidarların, hükmün, hükmedenin, hükmedilenin, evcilleştirenin(önce hayvanlar, sonra insanlar), kullananın, çobanlığa soyunanın, mülkiyetin, bekçiliğin, malın...... İnsan hayatına yerleşik olarak girdiği zamanların miladından. Gerçi hep derim, şuracıkta yaşayacağımız süre ortalama belli, değer mi bunca çıkar ilişkisine, bunca korku senaslarına, bunca masala, hakıslzığa, kıyıma, zulme, baskı ve sefalete.....
Sümer'de ölüler diyarı vardır ve aslında bu ifadeler diğer uygarlıklarda da görülür. özü, cezalandırmaktır, cezalandırılmaktır. Cennet bahçeleri ise ödüllendirme olmalı. Hurilerin kökeni dahi kutsal fahişelere=belki ödüllendirmenin kutsal anlatımı kadar varabilir diye düşünüyorum. tabi bunlar evvel dönem diyebileceğimiz, kültürel anlamda ve aşamalarda ilkel dönemler olarakta düşünülebilir. İnsan yerleşik hayata getikçe ve hayvanı evcilleştirip, toprağı sürdükçe totoemden, tabuya, tabudan dine doğru bir gelişims ergiledi. Dinlerde gündelik üretim ve tüketim ilişkilerinin kaçınılmaz sonucu doğan kast ve sınıflar devlet ve iktidar gibi, yönetenlerin kural ve kaideler bütünü olarak kendisini gösterdi. Bu durum ilk inançlarda zamanla glişen krallar panteonu ve tahtın önemi beri yanda ise tanrılara hizmet için yaratıldığı iddia edilen kullar(köleler) anlatımında kendsini ele verir. Kaba geçiyorum, bu halde tanrıların kuralları kendilerine hizmet ölçeğiyle şekillenecekti. Bunu ayakları üzerine oturtursak bu aslında yeryüzünde efendi(rab) olarak anılan hükmediciler ve onların hizmetçisi(köleler) olarak düşünebiliriz. Yine panteon hiyerarşik bir düzene-yapıya sahip idi, bu halde ödül ve ceznın 2 boyutu vardı; 1.) Hizmetçiler(köleler) için; 2.) Efendiler ve efendiler arası ilişkiler için. Ödül ve ceza dağıtan hükmedenlerdi, lakin kendi aralarında da kural-kaideye dayalı ilişkileri söz konusu olmalı. Geçerken Kutsal Fahişe dedim ya şimdi herkes bunu haz ve zevk olarak algılamış olabilir, ama aslında temelde yatan bu değildir. Neden cennette hurilerden söz edilir, Ömer Hayyam'da cenneti ala kerhanemidir der belki bir fikir verecektir. Ortadoğu geç dinleri(pagan panteonunun, kurgu-senaryo düzeyine evrilmesi), özünde evvel Bereket Kültünün mirasına sahiptir. Bu gün çiftçiler veya çiçek besleyenler ya da hepimiz biliriz ki, SU önemlidir, toprak sulanmalı, yemişler göğermelidir. Kutsal Fahişeler de bu bereket Kültünün evvel mirasıyla, bu anlayışı yansıtır(evveli ise koca memeli ve penisli bereket tanrılarıdır). Yani su(tohum) ile toprağın(rahim) buluşmasının getirdiği üretkenlik. Neyse o bölümüde kısa geçiyorum burada ilişkilendireceğimiz cennetin neden sularla, hurilerle, bereketle, yemişlerle temsil edildiği üzerinedir. Sümerler'de bu bahçeliklerdi(E-din -> Leziz!)! Aden, Eden(Leziz) bahçeleri. (Tekvin, Kur'an-Adn). Hatta Tekvin'de tanrının doğuda bir cennet bahçesi yaptığını ve Adem'ide oraya koyduğunu yazar... neyse; Geleyim saadete, geldik saadet evde yok çaresiz başka kapıya. Cennet üremeyi, üretimi, ürün ve yeşilliği, cehennem ise kuru, kıtlığı temsil eder. Bu bir, İkincisi Hava erkek(su->tohum), toprak(tarla->rahim, sahibi EFENDİ->RAB) ise kadındır. Ve cennet bu iksinin bileşimiyle meydana gelir(kutsal fahişelik sanırım eşleşti), cehennem ise su'yun yokluğudur(yangındır, ateştir, diri değil ÖLÜDÜR => ÖLÜLER DİYARI->Sümer)... Ve bu halde, kadının sahibi erkektir olgusu da, ataerkilliğin kısa tarihide sanırım eşleşebiliyor, çünkü tarla sahibinin malıdır ve kadın tarla ise o efendisinin istekleri dışında hareket etmemelidir, sabana boyun eğmelidir(ki bereket olsun). Çünkü efendi hava su ile ona hayat vermektedir - sanırım neden Adem ve kaburga kemiği, hayat veren-devreden- burasıda eşleşebilir sanırım-. Kadın erkeğin(toprağı işleyenin) malıdır(Kur'an ise kadınlar sizin ekinliğinizdir derken özünde kültürel mirasın, o günün toplumlarına nasıl da devredildiğinin bir göstergesidir) ve malını korumakla mükellef bir kas gücüne sahiptir, o ayrıca bekçidir de, malının(toprağının) bekçisi... Adaletin -ki hiç katılmasam da- neden mülkün temeli olduğu konusu da sanırım böylelikle eşleşebilir çünkü devletleri, iktidarları, yasaları, kuralları tümünün anası, kökü, köken mülk ve mülk sahibinin mülk üzerindeki hakları ile başladı ve tabi ki insanalr(hizmetçiler=köleler?=kullar da) efendilerin mülkü idi(Kur'an neden sahiplik üzerinde bu kadar durur? Çünkü der ey köleler, hepinizin sahibi benim, aslı ise efendilerdir). islam'daki örtünmenin kökenide budur, ancak mal sahibinin ekip, biçeceği başkalarına ise kapalı olacak olan KULLANIM HAKKI'dır. Bu halde kadın ancak ve ancak eşine(sahibine) açabilirdi ve kadını kapatmanın temelinde, mülkiyetin sahipliğinin ifadesi yatar, yani örtü erkeğin tapusudur aslı, astarı budur, temsili, timsalidir(Şu Bereket Kültünden, mülkün pisliğinden nerelere geliyoruz)... Kısaca hizmetçilerin efendilere hizmetinin kusursuz olması gerekir, kusursuz olurlarsa(yani kölelikte!), muhakkak ki öldükelrinde ödüllendirilecekler, ölüler diyarına değil, diriler diyarına göçecekleridr ve her yanından su akan cennet bahçelerinin kapısı onlara da açılacaktır(ama öldüklerinde). Hizmet yapacakları her kusurun ise bir toplamı olacaktır ve cezaları kesilecektir... O halde cennete gitmek istiyorsanız iyi birer mümin, pardon köle-kul olmak durumundasınız? Peki kulluk kime-kimlere? Basit Rablere(efendilere)... Yine aynı şekilde bu düzen ve işleyişi bozacak efendi-lerin her türlü kusuru da cezasız kalamazdı, yoksa perde iner cümbüş biterdi ve iyi bir efendi olup(kölelik düzenine halel getirmeyen), efendiliğin mecrasına zarar vermeyen, yeni şeyler katan da elbette ödüllendirilecekti.... Ama oynayan bu filmde rollerini oynamaktansa, senaryoyu eleştirenler de köle ya da efendi asla affedilmeyecekti... Bundan sonrası için eski inançların içini boşaltan ve onları gerçekten çok kaba ve çok bsit şartlanmışlığa indirgeyen, birer kitle afyonu ve psikolojik baskı, harp sanatına çeviren sonraki dinlerin, korku seanslarına, o kabız kurgu yoksunu kaba sembolizmine, bu güzelim toprakları cehalet damlalarıyla(erkek) sulayan cehaletine, neredeyse her bireye kadar inmiş çıakr ilişkilerinin pespayeliğine, sömürünün yeni türden, sembolik ama içi kof(hep korku, hep korku!, tehdit, şantaj ile köle etmek, bağlamak, zoraki hizmetçi kılmak) istismar biçimine ise girmeyi düşünmüyorum, gidip bir vampir filmi izlesem vaktimi daha yerinde değerlendirmiş olurum diye düşünüyorum... |
aynı mesaj 2 kere çıkmış, bunu sileyim.
|
İnsan türü ne kadar garip bir varlıktır ki öldükten sonra yanarak kızartılacağı bir yer icat etmiş. Uzaylıları düşünüyorum da muhtemelen onlar da dinler üretmişlerdir, belki ahiret inancı bile üretmişlerdir, fakat ahirette cezalandırma inancı üretmişler midir merak ediyorum, üretmişlerse bile ne tarz bir ceza uydurmuş olabilirler? Belki suda boğulma cezası olabilir, ezilerek vurularak işkence yöntemleri olabilir. Ateş yöntemi enteresan. Ateşi keşfeden ilk insanlarla empati kurmaya çalışıyorum, ne hissetmişlerdir acaba? Muhtemelen ateşi tanrının bir uyarısı olarak değerlendirmiş olabilirler.
Secde-13: ''Dileseydik, herkesi doğru yola iletirdik. Fakat; "Cehennemi tamamen cin ve insanlarla dolduracağım" diye söz verdim.'' Allah burada kime söz veriyor ki? ve neden sözünde durmak zorunda hissetsin kendini? her şeye gücü yetiyor ve başka rakibi de yok, yani sözünde durmak zorunda değil. Görülüyor ki insan, tanrıyı kendi suretinde yaratmış. Vahşi, seksist vs. http://i.hizliresim.com/5M7rNl.jpg |
| Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 15:35 . |