![]() |
Peygamberin boşadığı kadınlar ve nedenleri.
Merak ettiğim bir konu, bilenlerin katılmasını rica ederim.
Selamlar. |
şiddetli geçimsizlik, maddi sorunlar , cinsel uyumsuzluk, aldatma , kaynana baskısı....vs olabilir
|
http://www.turandursun.com/forumlar/...D%F0%FD&page=6
Bu linkte tüm hanımlarının bahsi var. Boşadıkları ile ilgili bilgileri de içeriyor. |
Muhammed Hazretlerinin boşadığı kadınlardan en çok bahsi geçen Numan kızı Esma'dır.
Zifaf gecesi Esma'nın sırtında lekeler görür. Muhtemelen Alaca hastalığına yakalanmıştır. Mehirini ödeyerek Esma'yı o gece boşar. |
İlginç olan kuranı o yazdıysa da tüm gereklerine uyuyor olması.Mehrin ödenmesi mesela
|
Alıntı:
|
İmam yellenmezse,cemaatte abdest bozmaz.Önce imamın yellenmesi lazım sevgili Julietta.
sevgilerle.. |
Alıntı:
Ama onun ayetlere aykırı bir davranışı görülmemektedir. Şart koştuğu ibadetleri de herkesten daha fazla yapmaktadır. O halde, ya inanmaktadır ya da inanıyor görünmekte, rol yapmaktadır. Rol yapıyorsa eğer mükemmel bir aktör olduğunu kabul etmek gerekir. Diğer şık ise kendisini bu yola vermiş olması ve şairlik yeteneğiyle aldığı ilhamları vahiy görmesidir. Yani ilhamın Allah tarafından gönderildiğine kendisini inandırmış olmasıdır. |
Mehir uygulaması bir arap geleneğidir ve Muhammed'le başlamamıştır.
|
Bu başlık peygamber eşlerinin müminlerin anneleri olduğu başlığı ile ilgili duruyor. Bu boşanan eşlerin daha sonra başka kişiler ile evlenip evlenmediği hakkında bilgiler var mı? yoksa eşler sadece Muhammed öldükten sonra mı anne ünvanını alıyor?
|
Alıntı:
Enteresan ... bu Muhammed hani sırf iyilik olsun diye küçük yaşta kızlarla, kendinden 20 yaş büyük kadınlarla evlenen altın kalpli adam değil mi? Yoksa ben mi yanılıyorum? Eğer aynı adamsa sırtında leke var diye zifaf gecesi eş mi boşamış? Hadi canım. Rivayet o ki kendisi nefesi kuvvetli bir doktordur da, bir iki üfürememiş mi? Demek ki rol yapmak da bir yere kadar ... A. |
Sevgili azınlık, peygambere karşı ciddi bir kıskançlık sezdim :) biraz sabırlı olun ben burda islamiyeti öğrenmeye çalışıyorum!
|
Alıntı:
A. |
adamın kıskanılacak yönü çok tabi kervanları :)
ben peygamberim diyor milyonları arkasına alıyor daha ne olsun bizde ne kervan ne kitap var demi azınlık dostum... peygamberim desek taşlarlar yada deli derler :) |
Alıntı:
Neyse ... Rabbı Muhammed'i bir gece de boğaz kıyısında rakı-balık muhabbetine uçursaydı o bizi kıskanırdı. Bunda hiç şüphe yoktur ... balığı yaratan rab şüphesiz ki rakıyı da verendir :D A. |
Alıntı:
|
Peygamberin bazı eşlerinden boşanmış olduğunu bilmiyordum. Zannediyordum ki hepsiyle ölünceye kadar evli kalmıştır ve sayıları yalnızca 12'dir.
Bu mesele beni sıktıkça sıkıyor, bu evlenme bahisler olmasa diğer mevzuulara aklım kesmiyor herhalde diye daha çekinerek yaklaşabilirdim. Fakat işte bu mevzu başımı yakıyor. Neden o kadar eş? Ve evet cevapların çoğundan da haberdarım :( |
Alıntı:
çok basit,bu adam kendi çıkarı uğruna esinlenme ile bir kitap yazıp din oluşturmuş,sonra da kral hayatı yaşamış.kendisi en sahtekar ateistler arasında yerini sağlamlaştırmış |
http://www.turandursun.com/forumlar/...atars/1/23.gif dr humanist,
Ne bileyim, o kadar da kolay değil kestirip atabilmek. Bazen "tamam artık yok bitti inanamıyorum bunlara ben" deyiveriyorum. Sonra bir yerdeki bilimsel keşifle falan kuran'ın uyumu tv sohbetlerini zevkle dinlerken yakalıyorum kendimi. İşim zor benim, böyle gidecek herhalde, ortada bir yerlerde vasat bir düşünce akışında... Üç tür insan vardır: Tanrıyı arayan ve bulduktan sonra ona hizmet edenler, Tanrıyı arayan ama bulamayanlar ve ihtiyaç duymadıkları için onu aramayanlar. İlk grup mutlu ama mantıksızdır. Son grup belki mutlu değildir ama mantıklıdır. Durumu kötü olanlar ise ortadakilerdir, çünkü hem mutsuz hemde mantıksızdırlar." http://www.turandursun.com/forumlar/...ead.php?t=9429 2.Gruptan saygılarımla! |
sevgili belki;çok beğendiğin düşünceye(2.gruba)farklı bir bakış açısıyla bakmanıda tavsiye ederim:
1.grup; bulmuş,hizmet ediyomuş......çok sıkıcı.... vakit geçermi öyle uzaktan kumandalı araba gibi? ve böle bir hayatın mutluluk neresinde? kavramları doğru kullanırsak böle bir hayata alışkanlık veya düzen üstüne kurulmuş bir yaşam şekli denir... 3.grub;ihtiyaç duymadıkları için aramayanlar? bunlar arayış içinde değilse keşfetmenin,bulmanın,mantık yürütmenin heycanını nasıl yaşarlar? ve merak duygusundan uzak nasıl mutlu olabilirler?yada merak etmeden,şüphe duymadan geçen bir hayata "insan hayatı" denirmi?(ihtiyaç duymayan bir insanın nasıl kesin yargıları olabilir buda ayrı bir tartışma konusu) 2.grup;sanırım agnostikler yani biz oluyoruz;her bilgiye açığız,açız,değerlendirme yapıyoruz,eleme yapıyoruz,şüpheleniyoruz,hiç bir şeye kesin gözüyle bakmıyoruz bu yüzden her zaman heycanlanabiliyoruz,bizler olmasaydık uygarlık bir milim ilerlemezdi... ateistler veya yobazlar gibi ketum bir kabullenişin ortasında mutluyum,mutlusun,mutlu...bakış açısıyla ömür tüketirdik! kabulleniş teslimiyettir...kesin yargıları olan mutlu değil,mutlu olmak istiyendir! heycanla yaşa!;) ve konu ilgimi çekiyor gelişmeleri takip etmeye çalışacağım.... |
Alıntı:
A. |
kabullenişten bahsediyorum sevgili azınlık....
tanrı var(amin rabbim),tanrı yok(akılım var) ;kesin yargılardan bahsediyoruz... ve beni ,kimin neyi aradığı hiçmi hiç alakadar etmiyor:) sevgiyle kal... (çok tartıştığımdanmı ne biraz karedenizliye benzedi tarzım;affola) |
Kaancan,
Hem ateistim hem yobaz demişsin buradaki ironiye bayıldım. Bakış açın bende yeni bir ufuk açtı ayrıca bunun için de teşekkür etmek isterim. Tam yolumu seçmediğim için defalarca eleştirildim ve bir çok kişi beni yargılamaya devam etmekten bıkmıyor. Kimin umurunda! Ancak insanların aklını kullanmamasına dayanamadığım gibi ne yapayım ki gönlünü kullanamamasına da dayanamıyorum. Ben dindar düşündüğümde "la ilahe illallah"ı ilah yoktur allah vardır diye algılıyorum. Yani tanrı yok! Allah var ama o ne? Çok karışık gelecek belki ama eğer vahiy bir ilham ise ya da kuran paygamberin kendi sözleriyse o sözleri içine doğuran kaynak ne? Üstbilincimizin yolu hangi kapıya uzanıyor ve o kapının ardındaki kim? Ateist düşündüğümde her şey çok kolay geliyor ama biliyorum ki bu kadar kolay sonlar sadece romantik komedilerde olur! Çok küçükken bile Allah'ı düşünürdüm. Yetiştiğim aile Allah'ı sevecen bir figür olarak yansıttı bana ve ondan asla korkmadım. Ateizmi düşünürken ve sen yoksun derken bile ondan korkmuyorum çünkü ibadetlerin en büyüğü onun hakkında düşünmek! Bu açıdan deizme de yakın hissediyorum kendimi fakat kuran'ı tam olarak reddetmek de bana nasip olmuyor. Peygamberin bazı işlerine sıcak bakamasam da onu çok sevmekten geri kalamıyorum. Netice de o da sadece bir insandı "melek" değil! Tüm bunların üzerine eğer tam emin olsam ateizmi seçmekten biran geri kalmam, tıpkı tam emin olsam derin bir dindarlıktan da geri kalmayacağım gibi. Galiba şu anda beni tatmin eden tek şey agnostiklik... Çok uzun yazdım. Genelde okunurluğu azalttığı için uzun yazıları pek sevmem. Gelecek cevabın ardından devam ederim :) |
Alıntı:
siz septiksiniz.. |
sevgili belki bakış açını ve hayat yorumunu;
kendini bulmaya ve mutlu olamaya çalışan,insanların hayata olan bakış açılarını keskin hatlı ve kalın çerçeveli pragraflarla sınırlandırmak isteyen yazarların felsefe ve deneme çalışmalarıyla değil aksine yaşarak yarat,meydana getir,oluştur... bu arada felsefe-psikoloji bölümünde litaratür bilgisi kaynaklı insan psikolojisiyle,dini gelişimi çokta fazla ilintilendirmeden beraber anlatmaya çalıştığım yazıyı takip etmeni isterim...oradaki yazılar felsefi ,ideolojik,ütopik veya deneme tarzı değil aksine insanların nasıl hasta olduğu ve nasıl tedavi edileceğine dair tıbbi ve reel bilgiler... sevgilerimle... |
Paslıçivi,
Öyle miyim değil miyim diye bir inceleme yapacağım, fikrin için teşekkürler. Kaancan, Yazını okuyacağım, teşekkürler. |
Yenisi gelince eskisini gözü görmüyordur.
|
Sıkılmak...
İşte sıkılmanın tarihinin en ateşli örneklerini muammed vermiş bize. |
ben din sömürüsü diye buna derim. peygamberim ayağına köyün en güzel hatunlarını götürüyor ohh valla.
|
Benim merak ettiğim, peygamberin bu sürekli evlenmelerinin ne zaman son bulduğu. En son evliliğini kaç yaşında yapıyor?
Bu ayet ile peygamberin eş üstüne eş almasına yasak getirildiğini okumuştum. Hadisçi arkadaşlar bu konuda yardım!! bu ayet ne zaman iniyor? indikten sonra peygamber başka evlilik yapmış mı acaba? Bir de ne bu böyle! peygamber bu ayetten önce eşlerini başka kişilerin eşleri ile değiş tokuş mu yapıyormuş? böyle bir anlam var sanki! Ahzab 52.Bundan sonra (başka) kadınlar ve bunları başka eşlerle değiştirmek -güzellikleri senin hoşuna gitse bile- sana helal olmaz; ancak sağ elinin malik olduğu (cariyeler) başka. Allah herşeyi gözetleyip denetleyendir. |
O değil de sayfamızın değerli müslümanları nerede ? Her başlıkta cihat eden mümin kardeşlerimizin yorumlarını bu başlık altında da görmek isteriz.
|
Alıntı:
Nisa suresindeki ayetin inişinden sonra Peygamberimizin kaç kadın ile evli olabileceği ve bu konuda sadece kendine ve ailesine özgü hükümlerin neler olduğu açıklanıyor. Nikah altında bulundurulabilecek eş sayısına tavan getiren Nisa suresi ayetinde şöyle buyurulmuştu: "Eğer gözetiminiz altındaki yetim kızlar ile evlendiğiniz takdirde onların haklarını gerektiği gibi gözetemeyeceğinizden korkuyorsanız, size nikahı düşen kadınların ikisi, üçü, ya da dördü ile evlenebilirsiniz. Ama eğer onlar arasında adil davranamayacağınızdan korkarsanız tek kadınla evleniniz." (Nisa, 3) Bu ayet indiği sırada Peygamberimiz dokuz kadın ile evli idi. Bu evliliklerin her birinin farklı bir özel gerekçesi vardı. Ayşe ve Hafsa, Peygamberimizin iki en yakın dostu olan Ebu Bekir'in ve Ömer'in kızları idiler. Ümmü Habibe Ebu Süfyan'ın; Ümmü Seleme ve Sevda, Zema'nın ve Zeynep, Huzeyme'nin kızları idi. Bu son dördü eşlerini yitirmiş "muhacir" kadınlardı, bu yüzden Peygamberimiz onları onurlandırmak istemişti. 50.Ayet: Ey Peygamber! Mehirlerini verdiğin eşlerini, Allah'ın sana ganimet olarak verdiği cariyelerini, seninle beraber hicret eden amcanın kızlarını, halalarının kızlarını, dayının kızlarını, teyzelerinin kızlarını ve peygamber nikahlamayı dilediği takdirde mü'minlerden ayrı sırf sana mahsus olmak üzere, kendisinin mehrini Peygambere hibe eden mü'min kadını almanı helal kılmışızdır. Biz zorluğa uğramaman için mü'minlerin eşleri ve cariyeleri hakkında onların üzerine neyi farz kılmış olduğumuzu bildirmiştik. Allah bağışlayandır, merhamet edendir. 51.Ayet: Ey Muhammed! Onların dilediğini geri bırakır dilediğini de yanına alırsın. Kendilerinden uzak durduğun kadınlardan arzu ettiğini tekrar yanına almanda, senin üzerine bir günah yoktur. Bu onların gözlerinin aydın olmasını, üzülmemelerini, hepsine verdiğin şeylere razı olmalarını daha iyi sağlar. Allah kalplerinizde olanı bilir; Allah bilendir, halimdir. 52.Ayet: Ey Muhammed! Bundan sonra artık sana başka kadınlarla evlenmen, bunları başka eşlerle değiştirmen, güzellikle hoşuna gitse bile sana helal değildir. Ancak elinin altında bulunan cariyeler hariç, Allah her şeyi gözetleyicidir. Hz. Aişe'nin verdiği bilgiye göre Peygamberimizin eşlerinin sayısını ve kimliklerini donduran bu yasak O'nun ölümünden önce kaldırılmış ve kendisine sınırsız evlenme özgürlüğü tanınmıştı. Fakat sınırlamanın kalkmasına rağmen eşlerine başka birini eklememiş, yukarda sayılan eşleri "mü'minlerin anneleri" olarak kalmıştı. Daha sonraki ayetlerde gerek Peygamberimizin sağlığında ve gerekse ölümünden sonra müslümanlar ile O'nun ailesi ve "mü'minlerin anneleri" olan eşleri arasındaki ilişkileri düzenleyen açıklamalar gündeme geliyor. Bu açıklamalarda o günkü toplumun somut bir olgusu sergileniyor. Bu olgu şudur: Bazı münafıklar ile hasta kalpli sapıklar Peygamberimizi ailesi ve eşleri konusunda rahatsız ediyorlardı. Okuyacağımız ayetlerde bu kimseler sert bir dille uyarılıyor; davranışlarının Allah katında ne kadar iğrenç ve aşağılık olduğuna dikkatleri çekiliyor; kalplerindeki gizli hilelerin ve kötü duyguların yüce Allah tarafından bilindiği gerçeği ile tehdit ediliyorlar. 53.Ayet: Ey inananlar! Peygamberin evlerine, yemeğe çağrılmaksızın vakitli vakitsiz girmeyin fakat davet edilirseniz girin ve yemeği yeyince dağılın. Sohbet etmek için de gidip oturmayın. Bu haliniz peygamberi üzüyor, o da size bir şey söylemeye çekiniyordu. Allah gerçeği söylemekten çekinmez. Peygamber eşlerinden bir şey isteyeceğinizde onu perde arkasından isteyin. Bu sayede sizin kalpleriniz de onların kalpleri de daha temiz kalır. Allah'ın Peygamberini üzmeniz ve O'ndan sonra eşlerini nikahlamanız asla caiz değildir. Çünkü bu Allah katında büyük bir günahtır. |
Bu son dördü eşlerini yitirmiş "muhacir" kadınlardı, bu yüzden Peygamberimiz onları onurlandırmak istemişti.
Nasıl yani anlayamadım! muhacir kadınları onurlandırmak için nikahına alıyor ama nikahındaki kadınların bir peygamber eşi onurundan sonra boşanmış kadın olmaları dönemin toplumunda onursuzluk olarak karşılanmıyor mu? daha önce bir başlıkta peygamberin Hafsa'yı boşama konusu işlenmişti. Ömer peygamberi tehdit ettiği için Hafsa'yı evde tutabilmek için ayet indirilmişti! peygamberin diğer boşadığı kadınların suçu ne şimdi! bu nasıl bir onurlandırma ise artık önemli akrabalarının kızları için ayet, diğerleri için kov gitsin! Ayşe, Hafsa,Ümmü Habibe müminlerin annesi olma hakkını kazanırken diğer eşlerden neden bu onurlandırma esirgenmiş acaba? |
Alıntı:
ondan sonra cevap yazacam.. Anlamadan hüküm vermek bu olsa gerek... |
Sayın barudi canlar sıkılınca geyik olsun diye bu konu sık sık karşınıza gelecek.Her şey bitti Peygamberin özel hayatı kaldı ya sanki...
|
Alıntı:
su "what" kelimesi haddini asmak ise bu nedir? aydoe kardes |
muhammed ortaçağ aydını/uyanığı olarak tanrısal gücü kullanarak krallar gibi yaşamıştır..
kendisine helal olsun demekten başka bir şey kalmaz bize.. günümüzde bu güç artık mevki ve paradır.. gerçi günümüzde hala peygambercilik oynamaya çalışıp haremlerini kuranlar olsa da eski hükmü kalmamıştır bu işin.. boşuna dememişler "dünya kadar malın olacağına bir tane fındığın olsun yeter"..:happy: bir fındık bir dünyaya bedeldir.. iki küçük çocuk çıplakken birbirlerine bakarak erkek olan "bak sende bundan yok" demiş.. kız çocuğu da annesine giderek "bende niye yok" diye dertlenmiş.. güngörmüş annesi "üzülme yavrucuğum, büyünce şimdi sende olmayan şeyden istediğin kadarına sahip olabilirsin" demiş.. yaş&am ın derdi budur ve yüzden yaşam çok değerlidir.. çünkü insan denen canlının soyunun devamı buna bağlıdır varoluş için.. kadın denen canlı yaklaşık 25 yaşından sonra bunun farkındalığına erişerek kaz dönemini atlayarak naz dönemine geçiş yapar.. erkek denen canlı kaz olarak doğar kaz olarak ölür.. kadını tavladığını zanneder.. aslında bilmiyordur ki ava giden avlanmıştır.. |
'birde üstüne insanligi savunursunuz, sanki insanligi biliyormus gibi..'
Sizin insanlığınınız bu ayetlerde anlatılan türde ise insanlığı bilmemek tercihimdir.. |
Alıntı:
Nisa suresindeki ayetin inişinden sonra Peygamberimizin kaç kadın ile evli olabileceği ve bu konuda sadece kendine ve ailesine özgü hükümlerin neler olduğu açıklanıyor. Nikah altında bulundurulabilecek eş sayısına tavan getiren Nisa suresi ayetinde şöyle buyurulmuştu: "Eğer gözetiminiz altındaki yetim kızlar ile evlendiğiniz takdirde onların haklarını gerektiği gibi gözetemeyeceğinizden korkuyorsanız, size nikahı düşen kadınların ikisi, üçü, ya da dördü ile evlenebilirsiniz. Ama eğer onlar arasında adil davranamayacağınızdan korkarsanız tek kadınla evleniniz." (Nisa, 3) Bu ayet indiği sırada Peygamberimiz dokuz kadın ile evli idi. Bu evliliklerin her birinin farklı bir özel gerekçesi vardı. Ayşe ve Hafsa, Peygamberimizin iki en yakın dostu olan Ebu Bekir'in ve Ömer'in kızları idiler. Ümmü Habibe Ebu Süfyan'ın; Ümmü Seleme ve Sevda, Zema'nın ve Zeynep, Huzeyme'nin kızları idi. Bu son dördü eşlerini yitirmiş "muhacir" kadınlardı, bu yüzden Peygamberimiz onları onurlandırmak istemişti. 50.Ayet: Ey Peygamber! Mehirlerini verdiğin eşlerini, Allah'ın sana ganimet olarak verdiği cariyelerini, seninle beraber hicret eden amcanın kızlarını, halalarının kızlarını, dayının kızlarını, teyzelerinin kızlarını ve peygamber nikahlamayı dilediği takdirde mü'minlerden ayrı sırf sana mahsus olmak üzere, kendisinin mehrini Peygambere hibe eden mü'min kadını almanı helal kılmışızdır. Biz zorluğa uğramaman için mü'minlerin eşleri ve cariyeleri hakkında onların üzerine neyi farz kılmış olduğumuzu bildirmiştik. Allah bağışlayandır, merhamet edendir. 51.Ayet: Ey Muhammed! Onların dilediğini geri bırakır dilediğini de yanına alırsın. Kendilerinden uzak durduğun kadınlardan arzu ettiğini tekrar yanına almanda, senin üzerine bir günah yoktur. Bu onların gözlerinin aydın olmasını, üzülmemelerini, hepsine verdiğin şeylere razı olmalarını daha iyi sağlar. Allah kalplerinizde olanı bilir; Allah bilendir, halimdir. 52.Ayet: Ey Muhammed! Bundan sonra artık sana başka kadınlarla evlenmen, bunları başka eşlerle değiştirmen, güzellikle hoşuna gitse bile sana helal değildir. Ancak elinin altında bulunan cariyeler hariç, Allah her şeyi gözetleyicidir. Hz. Aişe'nin verdiği bilgiye göre Peygamberimizin eşlerinin sayısını ve kimliklerini donduran bu yasak O'nun ölümünden önce kaldırılmış ve kendisine sınırsız evlenme özgürlüğü tanınmıştı. Fakat sınırlamanın kalkmasına rağmen eşlerine başka birini eklememiş, yukarda sayılan eşleri "mü'minlerin anneleri" olarak kalmıştı. Daha sonraki ayetlerde gerek Peygamberimizin sağlığında ve gerekse ölümünden sonra müslümanlar ile O'nun ailesi ve "mü'minlerin anneleri" olan eşleri arasındaki ilişkileri düzenleyen açıklamalar gündeme geliyor. Bu açıklamalarda o günkü toplumun somut bir olgusu sergileniyor. Bu olgu şudur: Bazı münafıklar ile hasta kalpli sapıklar Peygamberimizi ailesi ve eşleri konusunda rahatsız ediyorlardı. Okuyacağımız ayetlerde bu kimseler sert bir dille uyarılıyor; davranışlarının Allah katında ne kadar iğrenç ve aşağılık olduğuna dikkatleri çekiliyor; kalplerindeki gizli hilelerin ve kötü duyguların yüce Allah tarafından bilindiği gerçeği ile tehdit ediliyorlar. 53.Ayet: Ey inananlar! Peygamberin evlerine, yemeğe çağrılmaksızın vakitli vakitsiz girmeyin fakat davet edilirseniz girin ve yemeği yeyince dağılın. Sohbet etmek için de gidip oturmayın. Bu haliniz peygamberi üzüyor, o da size bir şey söylemeye çekiniyordu. Allah gerçeği söylemekten çekinmez. Peygamber eşlerinden bir şey isteyeceğinizde onu perde arkasından isteyin. Bu sayede sizin kalpleriniz de onların kalpleri de daha temiz kalır. Allah'ın Peygamberini üzmeniz ve O'ndan sonra eşlerini nikahlamanız asla caiz değildir. Çünkü bu Allah katında büyük bir günahtır. |
'' Allah'ın Peygamberini üzmeniz ve O'ndan sonra eşlerini nikahlamanız asla caiz değildir. Çünkü bu Allah katında büyük bir günahtır. ''
Neden peygamberin eşlerine evlenmek Allah tarafından yasaklanmış,büyük günahmış neden? |
| Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 00:59 . |