![]() |
Kanıt nedir, ne değildir
Forumlarımızdaki tartışmaların çoğunluğu kanıtların güvenilir, doğru olup-olmadığı etrafında dönmektedir.
İkna olmak veya ikna etmek, sunulan kanıtın doğruluğunun ve geçerliliğinin ispatı olamaz. Elbetteki bilim forumunda ilgilendiğimiz bilimsel kanıtlardır. Kuran'da, ateizmin el kitabında yazıyor olmasının bilimsel olarak bir değeri yoktur. Oralarda yazıyor olması, sadece orada yazdığını kanıtlar, kanıtın doğruluğuna-yanlışlığına katkısı olmaz. Kanıtın ne olduğunu-olmadığını kavramak tartışmaların düzeyini oldukça yükseltecektir. Selamlar. |
Kanıt : Bir şeyin doğruluğu, gerçekliği konusunda kanı verici belge, delil. Seslisözlük.
Vikipedi, özgür ansiklopedi Matematikte tanıt (belgit, ispat), ilgilenilen bir önermenin, belirli aksiyomlar esas alınarak, doğru olduğunu gösterme yöntemidir. Matematiksel tanıtta mantık kullanılır ancak genellikle bir ölçüde doğal dilden de yararlanılır ve dolayısıyla bir parça belirsizlik içerir. Gerçektende matematikte yazılan tanıtların büyük çoğunluğu informel mantığın uygulaması olarak kabul edilebilir. Tamamıyla formel tanıtların ele alındığı tanıtlama teorisi bağlamında, bu tip tamamıyle formel olmayan tanıtlamalara "sosyal tanıtlama" denir. Bu ayrım, günümüz ve geçmiş matematiksel uygulamaların, matematikte yarı görgücülüğün ve matematik folklorünün yoğun olarak incelenmesine yol açmıştır. Matematik felsefesi ise dilin ve mantığın tanıtlardaki rölü ve "dil olarak matematik" ile ilgilidir. Kişinin formalizme olan yaklaşımından bağımsız olarak, doğru olduğu tanıtlanan sonuca teorem denir. Bu teorem, tamamıyla formel olan bir tanıtta son satırda yer alır ve tanıtın tümü, bu teoremin aksiyomlardan nasıl türetildiğini gösterir. Bir teorem tanıtlandıktan sonra başka önermeleri tanıtlamada kullanılabilir. Matematiğin temelleri adı verilen önermeler tanıtlanamayan ya da tanıtlanması gerekmeyen önermelerdir. Bunlar bir zamanlar matematik felsefecilerinin başlıca uğraşı alanıydı. Günümüzde ilgi odağı daha çok matematiksel uygulamalara, yani kabul edilebilir matematiksel tekniklere kaymıştır. Bazı kabul görmüş tanıtlama teknikleri:
Örneğin "f(X)'i sağlayan en az bir X var" önermesini tanıtlamaya çalışıyorsanız, bir varlık ya da oluşturmacı olmayan tanıt f(X)'i sağlayan bir X olduğunu tanıtlar fakat bu X'in nasıl elde edileceğini göstermez. Buna karşın oluşturmacı bir kanıt X'in nasıl elde edildiğini de gösterir. Doğru olduğu düşünülen fakat henüz tanıtlanmayan bir önerme sanı (konjektür) olarak bilinir. Bazı durumlarda, belirli bir önermenin verili bir aksiyomlar kümesinden tanıtlanamayacağı tanıtlanabilir; bkz. örneğin süreklilik hipotezi. Aksiyom sistemlerinin çoğunda, ne tanıtlanabilen ne de tanıtlanamayan önermeler bulunur (bkz. Gödel'in eksiklik kuramı). |
|
Saygideger vgm;
Başka bir önermeye götürülemeyen ve kanıtlanamayan, böyle bir geri götürme ve kanıtı da gerektirmeyip, kendiliğinden apaçık olan ve böyle olduğu için öteki önermelerin temeli ve ön dayanağı olan temel önermeye belit ya da aksiyom denir.-vikipedia Bana yukaridaki ornege uyumlu ve evrensel temelde kabullenilmis, bir kac aksiyom ornegi verebilirmisin? Tanri bu tarife uyarmi? "kendiliginden apacik olan"nedir. Saygilarimla; evrensel-insan |
Çaydanlık masanın üzerinde duruyor.
Selamlar. |
Önemli bir sorun.
Kanıt diye başlayan bir başlığı açarken, TRT 1 de yayınlanan Kanıt Peşinde dizisi aklımıza geldi. Kriminal dosyaların nihayetlenmesinde başvurulan nesnellikler olarak görmüştük. Açarsak. Nesnel gerçekler diye kestirip atabiliriz ama iş biraz düşünsele kayınca kanıt diye bir şey ortada kalmaz. Sn. vgm'nin verdiği linkte bulunan bir paragraf dikkatimizi çekti. "Protagoras "insan her şeyin ölçüsüdür" diyordu. Anatole France, bu ünlü sözü şöyle yorumlamaktaydı: "İnsan, evrenle ilgili olarak ancak insanileşecek şeyi bilir. O ancak şeylerin insaniliğini bilir." Evren hakkında her iddia, bu iddiayı ileri sürene göredir. Sokrates Protagoras’ın tezini şöyle yorumlamaktaydı: "Aynı rüzgârın içimizden birini ürpertmesi,diğerini ürpertmemesi bazen başımıza gelmez mi? O zaman tek başına ve kendisi bakımından rüzgar hakkında ne diyeceğiz? O serin midir, serin değil midir? Veya Protagoras’ın dediği gibi o, ürperen insan için serin olup, ürpermeyen insan için serin değil midir?"Aynı bir nesne ile ilgili iddia sadece bireyden bireye değişmekle kalmaz, aynı insanda onun içinde bulunduğu ana göre (Dünya neşeli veya üzgün olmama bağlı olarak bana farklı görünür), hatta gözlem noktasına göre değişir (Yakından bakıldığında kare olan bir kule uzaktan yuvarlak görünür). Şüphecilere göre nesnel doğrular yoktur, yalnızca tümüyle farklı öznel görüşler vardır." Şüpheci isek saçlarımız arasında dolaşan rüzgar sadece bize esmektedir. Değilsek -Es bre deli rüzgar. |
Alıntı:
Burada kaçırılmaması gereken gözlemcilerin pozisyonudur, aynı pozisyonlardaki gözlemcilerin farklı görüşler öne sürmemelerini de nesnellikle koruma altına alırsınız. Göreliliğin başladığı ve bittiği yerler vardır. Görelilik her durumda geçerlidir demek nesnellikten uzaklaşmak olur ki bu zaten kabul edilemez. Örneğin Türkiye'de yolsuzluk vardır önermesine, bana göre yoktur cevabı verenin dürüstlüğünden veya aklından şüphe etmek normaldir. Bu görelilik falan da değildir. Selamlar. |
Saygideger arkadaslar;
Gorelilik,nesnelde-ilk belitin kabulunden sonra -vardir.Bu nesnelin soyutla ifadesinde vardir. Ornek verirsek:Kisin soguk, yazin sicak olmasi, bir Eskimo ve bir Suudi arabistanli icin farkli, bizim icin farklidir. Ayrica bir nesnelden bahsederken, herkes kendi ilgi-etki-onem temelinde bahseder.Mesela bardaktan bahsederken;kimisi renginden, kimisi seklinden, kimisi ebatindan, kimisi cesidinden v.s. bahseder. Ayrica daha once belirttigim gibi, aksiyomlarin-belit-kanitida, kanitsizliga dayanir.Cunku nesnelin kaniti sadece dissaldir, ve ya soyutu gormemezlikten gelir, ya da idealizmle celismemek icin soyutu yok sayar.Sonucta nesnelin, ya realizm. ya nominalizm, ya kavramcilik, ya da positivzm ile ifadesi de felsefi olarak curutulmustur. Buradan kanitin sonucta, bir kendini inandirma, kendine gore kanitlama ve bu kanittan tatmin olma yonu vardir. KANIT SOYUT KULLANMADAN MUMKUN DEGILDIR.KANIT SADECE DISSAL OLARAK TA MUMKUN DEGILDIR. Bu soyutlar,var, gercek, duyu,ad,ve ifade obje, nesnel, fiziksel,madde v.s. dir. Saygilarimla; evrensel-insan |
Sn. Evrensel-insan,
"KANIT SOYUT KULLANMADAN MUMKUN DEGILDIR." Diye yazmışsınız. Sonra da soyutlarınızı; "-var, gercek, duyu,ad,ve ifade obje, nesnel, fiziksel,madde v.s. dir." diye belirtmişsiniz. Oysa ki, üstte vermiş olduğunuz bilgiyi bize okullarda farklı öğretmişlerdi. Şöyle ki; Somut: Basit bir ifade ile, beş duyu organımız tarafından algılayabileceğimiz kavramlardır. Yani elle tutabileceğimiz, gözle görebileceğimiz ya da varlığını hissedebileceğimiz kavramlardır. Örnek: masa, sandalye, su, taş, toprak, hava, defter, kâğıt, kalem, silgi, bilgisayar, toprak, kum, elma, armut, dolap vs. Soyut: Soyut ise beş duyu organımız ile algılayamadığımız kavramlardır.Örnek: Sevgi, mutluluk, aşk, üzüntü, neşe, keder, ruh, iyilik, kötülük, insanlık, sinirli vs. Bu sözcükler düşünce yoluyla algılayabileceğimiz kavramları ifade eder. Tüm bu bilgileri üst üste koyunca bizim oraların kara lahana çorbası kıvamına yakın bir kıvamı yakalıyoruz. Bilenler bilir, kara lahana çorbası, diğer çorbalar gibi homojen bir görünümde değildir. Heterojen bir dağılımı ve tadı vardır. Baklagillerin yanında sebze, hemen yanıbaşında iç yağı ve su kıvamında bir su!!! Neyse konumuza dönelim. Sn. evrensel-insan yukarıdaki açıklamalar ışığında bir kez daha sormak istiyorum. Cevabınıza göre görüşlerinizi tartışacağız. Sözcükleri yanlış mı kullandınız? Bilerek, isteyerek, kendi hür iradeniz ile seçerek mi kullandınız? |
Saygideger mhmd;
Somut: Basit bir ifade ile, beş duyu organımız tarafından algılayabileceğimiz kavramlardır. Soyut: Soyut ise beş duyu organımız ile algılayamadığımız kavramlardır.-mhmd Masayi degil, masa kavramini;sevgiyi degil,sevgi kavramini algiliyoruz. Bu iki cumlede ortak olan bir kelime var.KAVRAM. Kavramlar, dusuncede olusur. Bilgiye gelince, ya sezgisel ya da yansimasaldir.Eger, bilginin akla ait sezgiyle olustugunu soylersek;hem tasavvufcu, hemde sezgici oluruz.Yansisal bilgiyi one alirsak; o zamanda yansisal bilgi turetilmistir. Masa veya sevgi kavrami, sezgisel mi, yoksa yansisal mi dir? Birinci verilecek cevap budur. Ikincisi, nesnel olanin yansisi-kavrami- masa ise, nesnel olanin kendisi nedir? Ayni sekilde oznel olanin yansisi-kavrami- sevgi ise, oznel olanin kendisi nedir? Obje veya subje, kendimidir? Yansisimidir?,masa veya sevgi kavrami, yansimidir? Yoksa masa ve sevginin kendisimi dir-ki kendisi denirse bu hangi temelin bilgisi olacaktir? Kavram dusuncede olustugu icin soyuttur.Bu soyut-kavram- ta; bir somut-masa- veya bir soyut-sevgi-nin yansisidir. Kavramin somut veya soyutlugu, yansittigiyla paraleldir.Yansi-kavram-yansiyan ile, yansitan arasindaki bagdir. Yansiyan da, yansitan da ancak kavramla-yansi-ifade edilebilir. Bundan sonraki aciklamalar tamamen, curutme metodudur. Saygilarimla; evrensel-insan |
Sn. evrensel-insan,
Yazınızda, sorumuzun cevabını algılayamadık. Bizsel!!! bir sorun olabilir. Kartlarımızı ters olarak masaya bırakıp oyundan çekiliyoruz. |
Sevgili Dostum Mhmmd,
Aşağı yukarı bir haftadır takip ediyordum burada sizi. Bir gün daha dayansaydınız keşke, Sevgili Dilaver'in rekoru kıracaktınız. :) Selamlar |
Insan ancak anladığı şeyleri duyar. Demiş GOETHE.
Biz de anlayamadık, saydık. |
Saygideger mhmd;
Bu "oyundan cekilme"yanasiminin, temel ve iceriginin ne oldugunu algilamak yerine,"haksizlik" olmasin diye, ben oyundan cekiliyorum.Birincisi-sizin deyiminizle-benim basligim degil;ikincisi cekilenler-sizler-kalanlardan-ben-cok. Buyrun, siz tartismaya devam edin, ben disaridan gozlemciyim. Saygilarimla; evrensel-insan |
Alıntı:
İzninle bir kaç ek yapayım sevgili evrensel, bir şeyi kavramlaştırdığınız anda onu soyutlamış(soyutlama yapmak anlamında) olursunuz. O kavramı özelleştirdiğiniz anda da onu somutlamış olursunuz. Masa örneği güzel bir örnek olmuş, evinizdeki salonda duran masayı kasdetmek, işaret etmek masayı somutlamaktır. Kavramların soyutluğunu somutluğunu bu manada alıyorum. Selamlar. |
Bir an gözlerinizi kapatıp masa kelimesini düşünün, gözünüzün önüne renksiz, malzemesi (ağaç, metal, plastik) belli olmayan son derece basit bir geometri gelecektir.
Evinizdeki masayı düşünmeye başladığınız zaman, özellikleri gözünüzde canlanacaktır, rengi ayak sayısı, çekmeceleri, işlemeleri, dokusu. Tablasındaki çatlak vs. Soyutlamak soymak demektir, masayı kavramlaştırmak onu diğer masalardan ayırt eden özelliklerinden arındırmaktır. Sevgi, nefret, düşünce, aşk bundan farklı değildir, bu kavramlarda somutlanabilen kavramlardır. Selamlar. |
Son zamanlarda zorlama yorumlar moda mı oldu :)
Sn. vgm, Anlayışımızı ve algımızı birkaç mesaj önce vermiştik. O doğrultuda son mesajınız için birkaç sorumuz olacak. Soyutlama = Soyut kavram mı olmaktadır? Şayet bu eşitlik doğruysa bize somut bir kavram söyleyebilir misiniz? Açılımınız, kavramların somut olmadığı, üzerine ise; sezgisel soyutluk, fiziksel somutluk mu vardır? Sadece merak... |
Saygideger mhmd;
Bes duyuyla algilalan seyi dusunce, kavram olarak madde ile ozdeslestirmistir. Sezgiyle algilanan seyi dusunce kavram olarak inancla ozdeslestirmistir. Kavramin kendisi soyuttur.Dolayisiyle soyutlama hem somut, yani madde;hem soyut yani inanc uzerinden yapilir. Madde kavrami-soyut, yansiyan seyle-masa-somut, ozdeslesmistir. Inanc kavrami-soyut, sezgisi hissedilen sey-sevgi-soyut,ozdeslesmistir. BIRSEYI KAVRAM ILE OZDESLESTIRMEYE SOYUTLAMA DENIR.SOMUTU SOYUTLAMA-YANSI-MASA, SOYUTU SOYUTLAMA-SEZGI-INANC Saygilarimla; evrensel-insan |
Kavramlarin soyutlanmasi,somutlanmasi
Saygideger vgm;
Kavramla, ozdeslesen, somutun soyutlanmasi demek;somutun dusuncede maddesel canlanmasi demektir. Kavramla ozdeslesen, soyutun somutlanmasi demek;soyutun somutta-sevginin/nefretin fizikle ozdeslesmesi-ya da soyutun dusuncedeki somut hayali- canlanisi-ruya gibi- demektir. Saygilarimla; evrensel-insan |
Sn. evrensel-insan,
Birşeyler yine kafamıza takıldı da yazmaya çalışacaktık ki; "Bundan sonraki aciklamalar tamamen, curutme metodudur." Cümlenizi okuduk:confused: Dikkat ettim birkaç yazınızın sonunda da aynı cümleniz vardı. Sebebini sorsak ayıp olur mu? |
:mad:Buyur burdan yak
Yav az önce baktığımızda Sn. evrensel-insanın orta uzunlukta bir yazısı vardı ve biz o yazıya takıldık. Yazdığımız yazıdan sonra baktığımızda iki kısa yazı çıktı. Düzenleme uyarısı da olmadan. Bu nasıl oluyor. Yönetim bu konuda bir açıklama getirecek mi? |
Saygideger mhmmd;
Felsefede, onculu verip o oncul temelinde sonuclandirma yaptiktan sonra; geriye daha once ortaya atilmis varlik ve kavram ideolojilerini curutmek kalir.Bu konuda daha detayli bilgi istersen verebilirim.Ama ben zaten yazilarimda bu curutmeye deginmistim. Bu ideolojiler,idealizm, materyalizm, pozitivizm, nominalizm, realizm, conceptualizm v.s, Saygilarimla; evrensel-insan |
Sn. evrensel-insan,
Teşekkür ediyorum. Şimdilik bunları hazmetmekle yetineceğim. |
Saygideger mhmd;
Ben bu konudaki gorus ve curutmeleri oz ve kisa olarak evrensel'in kosesi'nde belirttim.Eger ilgilenir ve orayi okuduktan sonra acmami istediginiz yerler olur; ve bunlari bana o kosede iletirseniz; yazismalarimiz daha anlasilir, algilanir ve saglikli olur. Saygilarimla; evrensel-insan |
Yazi nerede?
Saygideger vgm;
Senin yazmis oldugun 04/06/08 ile bugun saat 9.00 da yazdigin yazin arasinda; benim yazmis oldugum bir yazi vardi. Bu konuya mhmd' de deginmis.O yazima ne oldu?, bir bilgin varmi? Cunku ben senin yazini, bugun gorup cevap yazdim. 04/06/08 tarihli yazina daha once cevap yazmistim. O yazim, su anda sitede yok.Eger gene sandik odasina kaldirildiysa, nedenini belirten bir aciklama yaparmisin? Saygilarimla; evrensel-insan |
Sayın mhmmd soyut ve somutu zıtlıklar yada birbirinin alternatifi gibi almazsanız söylediklerim çok açıktır ve anlaşılırdır.
Açıklamaya gerek görmedim, eğer karşıt görüşlerinizi yazarsanız yanıtlarım. Selamlar. |
Soyutlama
Bir nesnenin herhangi bir yanını öbürlerinden ayırarak tek başına ele alan ansal işlem. Soyutlama, bir bilgi yöntemi olarak, insan zihninde yapılır. Ne var ki idealist soyutlama anlayışı ile diyalektik soyutlama anlayışı birbirinden tümüyle karşıttır. İdealist soyutlama, soyutlama sonucu olan kavram ve düşünceleri saltıklaştırır ve bunları nesnel gerçekliğin yerine koyar. Soyutlama, gerçekte, yeniden somuta varmak ve somut bütünü parçalarında da birbiri ile olan ilişkileri içinde tümüyle kavramak için kullanılan bir yöntem, bir araçtır. Soyutçuluk, bu amacı araçlaştırır ve somuta varmak amacını unutarak soyutta kalır. Felsefenin bütün yanlış sonuçları, bu aracı amaçlaştırmaktan doğmuştur. İnsanın karnını doyuran, ekmek düşüncesi, değil, ekmeğin kendisidir. Ekmek düşüncesini nasıl ekmek yerine koyamazsak, özdekten soyutlanan öz düşüncesini de özdeğin yerine koyamayız. Gerçekte soyutlama, bilme sürecinde zorunlu bir yöntemdir. İdealizme düşmeksizin gerçekleştirilen soyutlama, bilimsel soyutlamadır. Kavramlar, soyutlamalarla elde edilirler. Ama nesnel gerçeklerle denenir ve doğrulanırlar. Soyut kavram ve düşüncelerin hakikiliklerinin ölçütü insansal pratiktir. Soyutlamada aşırılığa varmaya ya da soyutlamaları kötüye kullanmaya soyutçuluk denir. http://www.sozcukara.com/felsefe-s.html |
Saygideger vgm;
Soyutlama ile ilgili bu yaziyi asman cok isabet oldu.Artik rahatca, evrensel dusuncenin siniri ve sorunu temelindeki, son curutmemi yapabilirim. Hazir misin? Bu curutmeyi senin vermis oldugun ekmek orneginden yapmak, herhalde daha saglikli olacak. İnsanın karnını doğuran, ekmek düşüncesi, değil, ekmeğin kendisidir. Ekmek düşüncesini nasıl ekmek yerine koyamazsak, özdekten soyutlanan öz düşüncesini de özdeğin yerine koyamayız.-vgm Ekmegin yansisini algilayan dusunce, ona ekmek kavrami vermistir. Yani ekmek kavramiyla, ekmegin yansisi ozdeslesmistir. Burada cok onemli bir nokta vardir.Ekmek kavrami, dusuncenin yarattigi bir kavramdir Neden yaratmistir? Cunku ekmegin yansisini algilamistir. Peki ekmek kavramiyla ozdeslesen, ve dusunceye algilansin diye yansi veren sey nedir? Iste curutme buradadir. Ekmek, insanoglunun, dusuncesinin yansisini algiladigi BILINMEZ dir. ISTE INSANOGLU HICBIR ZAMAN NE YANSISINI ALGILADIGINI NE DE SEZGISINI HISSETTIGINI BILEMEZ, SADECE ONUN YANSISINI VEYA HISSINI KAVRAMLAR. BU KAVRAM DA YANSIYI VERENIN VEYA HISSI VERENIN USTUNU ORTER VE ONU KAMUFLE EDEREK KAVRAMIN KENDISINE DONUSTURUR. Iste bu temelde yansisi algilanan ve sezgisi hissedilenin ne oldugunu bilmek mumkun degildir. Soyle dusun;insanoglu kendi dusunce temelinin algisiyla, algiladigini yine kendi diline cevirir. Soyle bir varsayim yapabiliriz. Diyelim ekmek kavramini veren ile dusuncenin algisi iletisim kurabilse ve ayni dili konussalar iste o zaman, insanoglunun kavramlastirmasi tek tarafli olmaz. iSTE O YUZDEN DUSUNCEYE YANSI VE HIS VERENIN INSANSAL TANIMI-KAVRAMI-EKMEKTIR. Dolayisiyle, insansal algi his ve duyu disinda kalan kavramla ozdeslesendir. Bu yuzden benim felsefem, neyin ne oldugunun kavramsal ozunu degil; neyin ne olarak olusturuldugunun dusuncesinin evrensel sinirini ve sorusunu verir. Bu yazim, umarim fazla karisiklik yaratmaz, cunku benim felsefemin ozu bu son curutme de yatmaktadir. Kisaca ne dersek diyelim, ister yansisal, ister sezgisel olsun, sonucta alginin verdigi kavramdir ve insanoglunun bir urunudur. Ne yansi vereni, ne de his vereni baglamaz. Ayrica ne yansi veren, ne his veren kavram olmadan algilanamaz. Iste bu tek tarafli iletisim, iliski insanoglunun en buyuk sorunudur. Cunku bu sorunun ana ozu, iki insanoglu iliskisinde ve iletisiminde tamamen aciga cikar. Insanoglu tek tarafli kavramlandirmaya alistigi icin, dili de sorundur. Cunku tek tarafli kavrama dayanir. Yani istesende bir seye hem dogru hem yanlis diyemezsin, cunku dil yapisi musade etmez. Saygilarimla; evrensel-insan |
Saygideger vgm;
Kavramlarin curumesi demek, dilin de curumesi demektir.Ekmek kavramini, bu kavrama yol acan yansinin turevi olarak algilarsan ve bu kavramsal algidan,yansiyi da cikarirsan geriye kalan nedir? Soyle sorayim MADDEDEN MADDEYI CIKARIRSAN GERIYE NE KALIR? HALA YANSISI ALGILANAN NEDIR? ekmekten ekmegi cikarirsan, ve hala yansi almaya devam edersen, aldigin yansi neyin yansisidir? Sevgiden sevgiyi cikarirsan ve hala sezin devam ederse, sana gelen bu sezgiyi veren nedir? Masadan masayi cikarirsan, hala bir yansi almaya devam edersen, dusunceye yansiyi veren nedir? Ki bu sorular daha da cogaltilabilir. KISACASI INSANOGLUNUN VERDIGINI, UZERINE VERDIGINDEN CIKARIRSAN GERIYE NE KALIR? Aritmatikte bilirsin, bir elmadan, bir elma cikinca sifir elma kalir.Yani elma hala vardir.Cunku o elma diye kavramladigin hala yansimakta ve bir algiya yol acmaktadir. Saygilarimla; evrensel-insan |
Aritmatikte bilirsin, bir elmadan, bir elma cikinca sifir elma kalir.Yani elma hala vardir
2-2=0 yani yok o 2 degil 4-4=0 yani yok 0 dört degil Matematiksel işlelerle kavramları içiçe sokmayalım, gerçi bunda da başarısızsınız ya. Elmadan elma çıkmaz. Elmadan elma çıkması demek elmanın yenmesi demektir ( bir seçenek ) Elma yendigi zaman kaç elma kalır. Burada temel mesele şudur ki siz de oranın peşindesiniz. Gerçek olan düşünce midir, madde midir. Madde mi düşünceyi belirler, yoksa düşünce mi maddeyi. Bizim düşüncelerimizin dışında madde var mıdır, yoksa herşey bizim düşüncelerimizin ürünü yani bir görüngü müdür. Aslnda bu tartışmaya katılmada geç kaldınız, çünkü tartışıldı ve idealizm mahkum edildi. Daha da somutlarsak evrensel insan benim düşüncem haricinde var mıdır, yoksa evrensel insanın olmasının şertı benim onu algılamam mı dır. Ben algılamasam evrensel insan gerçek degil midir. İzmlere, algılara, soyuta ,somuta dalmadan evrensel insanın benim düşüncelerimin dışında varolmadıgını bana ispatlarsanız, haklısınız derim Ricam ingilizce kelimelere de girmemeniz. İkinci ricam konuyu öteye beriye çekmemeniz. Soru çok basit. Sizin felsefenize göre evrensel insanın benim düşüncem ve algım haricinde var olmaması gerekiyor. öyle midir. Daha da açıkçası ancak ben onu algıladıgım için var olması gerekiyor. Onu da geçtik. 3,8 milyar sene evvel yaşam başladı diyor bilim. Ama o zaman bu yaşamı algılayacak akıllı yaratıklar yok henüz. O zaman bu yaşam ya da o zamanki madde bir yanılsamama mıdır. Son soru; evrensel insanın yoklugu, dünyanın, evrenim ve felsefenin de sonu mudur. saygılarımla |
Sevgili dilaver çok güzel anlatmış.
Matematikte bir soyutlamadır, örneğin; elmanın matematikte karşılığı sayıdır 1 dir, 5 dir , geometrik karşılığı kartroiddir vs. Bir elma dediğiniz zaman onu rengini, kokusunu, tadını soyarsınız. Evrende hiç bir zaman 2 elmadan 2 elma çıkaramazsınız ve sonuç sıfır olmaz. Hep 4 elma var olacaktır. Burada sadece dönüşüm söz konusudur. Madde enerjiye, enerji maddeye dönüşür. Yani hiç bir şey yoktan var olmaz, vardan yok olmaz. Elmayı yediğiniz zamanda yok olmaz. Güneşe fırlattığınız zamanda yok olmaz. Soyutlamanında öncülü maddedir, maddidir. Selamlar. |
Saygideger dilaver ve vgm;
Bana vermis oldugunuz cevaplardan anlasiliyorki, yazdiklarimdan hicbirsey anlasilmamis.Anladigim kadariyla, oznesiz yazi dilinden yazilan yazilar anlasilmiyor.Bu yazimi, bende sizin anladiginiz dilden yazacagim.Uzun zamandir, bu dille yazi yamadigim icin, hatam olursa, kusura bakma. Birincisi, ben yazdigim bunca yazimda nerde ve ne zaman" madde yoktur"diye bir terim kullandiysam, lutfen goster ve kanitla. Ikincisi, ben idealizmi curuttum derken, ve curuttugumu anlatmaya cabalarken, senin, benim yazdiklarima idealist damga vurman hem celiski, hem mantiksiz.Ayrica"ben idealistim" veya" ben idealizmi savunuyorum"icerigindeki bir cumlemide bul ve kanitla. Gelelim maddeye, maddenin var oldugunu ben herzaman soyledim ve soylemeye de devam edecegim.Madde bir varliktir ve daima degiserek ve donuserek var kalacaktir. Gelelim dusunceye, dusunce insanoglunun maddesel yapisinin bir hareketidir.Bu hareketi sayesinde, insanoglu algilar.Varlik yansidigi icin varligi algilar. Insanoglu yeryuzunde olmadigi zaman, hala bir yeryuzu, gokyuzu doga ve dolayisiyle madde tabiki vardi.Ama dusunce yoktu.Maddenin yansisini algilayacak dusuncenin sahibi insanoglu yoktu.Maddeden, varligindan bahsedecek insanoglu yoktu.Dolayisiyle, maddenin varligina bir anlam veren,insanoglunun dusuncesidir.Dusunce yokken, madde vardi ki; dusunce onun yansisini algiladi ve ona madde dedi. Zaten, dusuncede, yine bir madde olan beynin bir fonksiyonu degilmi? Umarim bundan sonra birdaha madde varmi-yokmu tartismasina beni sokmazsiniz.Varligi ispat edilmis, maddenin var-yok tartismasi kadar abes ve mantiksiz birsey olamaz. BENIM TARTISMAM, NE MADDE, NE VARLIGI NE DE VAR-YOK TARTISMASI. Simdi bu yazdiklarim temelinde yukaridaki,anlasilmayan yazilarimi, bir daha okumanizi tavsiye ederim. Benim dediklerim bundan sonra baslar.Once benim bu yazdiklarimi bir algilayin ki, bundan sonra ne dedigimi algilamaniz kolay olsun. Son soru; evrensel insanın yoklugu, dünyanın, evrenim ve felsefenin de sonu mudur.-Dilaver. Inan bana evrensel insanin yoklugu ne sana ne de dunyaya bir yarar saglar. Saygilarimla; evrensel-insan |
Saygideger dilaver ve vgm;
Pozitivizmin hangi felsefi temele dayanarak ideolojilerinin, maddeyi, yani mustakil var olan varligi "yok" saydiklarini, okur, ogrenir ve bana izah ederseniz; O zaman benim pozitivizmi de nasil curuttugumu algilarsiniz. Benim konum, maddenin varliginin, degil; dusuncenin madde ile olan iliskisinin ve ikisinin birbiriyle olan iletisiminin ne ve nasil oldugudur. Sizin anlayamadiginiz yazilarim, bu temele yoneliktir. Saygilarimla; evrensel-insan |
Düşünce ilk organizmaların ortaya çıkışıyla dahi vardı. İnsanlar nedense düşünceyi insanla özdeşleştirmeye bayılıyorlar.
Sevgiyi varlıkla ilgisi olmayan, insanın yarattığı kavram sanıyorlar ve bunun maddi gerekçelerinin olmadığını iddia ediyorlar. İnsanın var olandan bağımsız bir kavram, şey yaratması termodinamiğin "yoktan var olmaz, vardan yok olmaz" yasasına aykırıdır. Sanki köpeklerin yavrularına, sahiplerine duydukları sevgi yok. Maddi olarak var, onlar bunun adına hav, hav demişler o kadar. Sanki sevgi, nefret, öfke nin nedeni, oluşumu biyolojik, kimyasal, fiziksel değilmiş gibi. Depresyonlar gibi kimi psikolojik rahatsızlıklar reseptörlere gönderilen kimyasallarla tedavi ediliyor. Birinin aşık olması, aşık olduğu kişi için fedekarlıklar yapması, sürekli onu görmek istemesi, ayrılınca onun için intihara kalkışması, ona hediyeler alması aşkın somutlanmasıdır. Örneğin Dilaverin sosyalizm aşkı bu anlamda somutdur, fizikidir. Eğer bu göstergeler yoksa aşk da yoktur deriz. Tabi ki sana göre, bana göre gibi saçmalayanlar olacaktır. Önemli Not : Biri birşeyler anlatmaya çalışıyorsa bunu en açık şekliyle anlatmalıdır. Onun saçmalıkları arasından ne demek istiyoru çıkarmaya çalışmaya kimsenin ne zamanı var, ne de sabrı. Kanıt başlığını çok önemsiyorum, herşeyin temelini bu başlığa indirgeyecek kadar önemsiyorum. Saçmalıkları buradan kaldırmaktan ben utanıyorum artık. |
Saygideger vgm;
Bu yazimda iyice basit ve senin de anlayabilicegin bir dil kullanacagim. Insanoglundan once neyin ne oldugunun bilinebilmesi kadar sacma bir iddia olamaz. KENDI DAHIL HERSEYI ADLANDIRAN INSANOGLUDUR. MADDE DIYEN DE ODUR. Insanoglunun madde demeden ve belirtmeden once maddenin varligini savunmak, senin bir insanoglu olmadigini gosterir. Dinazorlarda insanoglunun madde dedigine madde mi diyordu? Ben bilmiyorum, ama sen maasallah insanoglunun olmadigi bir dunyada, ahkam kesebiliyorsun. Insanoglundan once olani var kabul etmek, tanriyi var kabul etmekle esdegerdir..Sorabilirmiyim, insanoglundan once hangi canli, maddenin varligindan kim bahsediyordu? Maymun olsa gerek ve herhalde ilk insanin da kulagina fisildadi "bak biz madde dedik sizde demeye devam edin" diye. Aslinda, senin insanoglu oncesi dunya da, ahkam kesmen, nasil bir idealist oldugunu ortaya koyuyor. Aslinda daha guzel onerim var. Insanoglu dunyaya geldiginde, bir baktiki herseyin adi ustunde yazili, ayni kuranin dagda inmesi gibi. Dolayisiyle madde demedi, ustundeki yaziyi okudu oylemi? Hatta dogru ya, tanrida insanogluna yeryuzune gelmeden once alnina yazmisti "sen insanoglu ol diye" Senin gibi bir bilim adaminin, tanridan neden kurtulamadigi cok guzel anlasiliyor. Son sorum su:KENDI DAHIL HERSEYI ADLANDIRAN, IFADE EDEN,SEYLERE ANLAM VEREN INSANOGLUMU DUR? DEGILMIDIR? DEGILSE KIMDIR? INSANOGLUNA BU ADLARI NASIL ILETMISTIR? insanoglundan once seylerin adlari varsa kim koymustur? Bu adlari koyan insanoglu degilse, koyan-kimse! insanogluna bu adlari nasil iletmistir? Insanoglundan once seylerin adlarinin ve anlaminin ne oldugunu-varsa koyan ve bilen kimdir? Ve bu adlari, anlami insanogluna hangi iletisim ve iliski yoluyla iletmistir? Neyin sacmalik olup olmadigini herkes kendine gore karar verebilir, ama maalesef ispat edemez.Ben sana bu tip laflar kullanmadim, kullanmayacagim.Sen benim dediklerime takilma, kendi bildigin yolda devam et. Ama bilki senin bildiklerinin disinda bilmediklerinin de oldugunu-herkes gibi- Bilimini bir daha kontrol et ve karar ver. Insanoglundan mi baslayacaksin, yoksa insanoglu oncesinin insanoglu otesi ortaya konmamis yapisindanmi? Eger insanoglundan baslamayacaksan, onerim tanridan baslamandir. Ozaman da zaten insanoglunun bir fonksiyonu kalmaz. Bu arada dikkat et, insanoglunun adlandirdigi birsey, insanogluyla ayni dili konusup "Kardesim yuzyillardir benim adima konusmaktan ahkam kesmekten bikmadinmi, ben sana soyliyeyim, benim adim madde degil; benimle tanismak istermisin" diye! Iste belki o zaman, insanoglu ne yaptiginin bilincine belki varir. Saygilarimla; evrensel-insan |
Sn. evrensel-insan,
Biz de Sn. vgm gibi basit ve anlayabileceğimiz şekilde (son yazınız) yazılarınızı bekliyoruz. |
Afferim Evrensel_İnsan, hah şöyle...
Kafanıza tuğla mı yoksa Dilaver mi düştü:) Aman bozmayınız.. Bu ayar devam, ... Bizler aramızda para topladık, her ay hesabınıza 10 para yollayacağız. Beş para verdik konuşturamadık, 10 para verdik susturamadık deyişinin geçerliliğini test etmek istiyoruz da.... Selamlar... |
Sayın evrensel-insan senin anlayamadığın nokta benimle ilgili olarak; tanrı varsa ben yoktur deme hıyarlığını göstermem. Var olanı kabul etmek bana ar değil, aksi ardır.
Selamlar. |
Saygideger mhmd, okinono ve vgm;
Biraz once aydoe'ye aciklayici bir cevap yazdim. Sizlere diyebilecegim teksey,kisiye yonelik iletisimlerimde, mantiktan ve iletim iceriginden ziyade; duygusal olabilmeyi basarabilmek. Bunu basardigimda yazimin dilinin ve iceriginin degisik ve "anlasilir" oldugunun bilincindeyim. Tek korkum, kisisel tepki almak ve okuyana satasmis izlenimi vererek zarar vermem. Ister istemez, yanit verecek olani gereksiz bir tartisma ve atismanin icine cekmek. Bunu yapmadan duygusal icerigimi yazilarima yansitabilirsem, ne mutlu bana. Aksi bir tatsizliktir, ve eger boyle bir tatsizlik yaratirsam hem kendi adima hemde yazimi yanitliyanlar adina rahatsizlik duyarim. Umarim bu korkum gerceklesmez ve duygusal icerikte yanit olarak verebilecegim yazilarimi iletebilirim. Yalniz sizlerden ricam "hah soyle, iste boyle v.s. yerine, en azindan yazilarinizda benim yazim hakkinda ne anladiginizi fikir ve onerilerinizi-konu ne ise-belirtmenizi rica ediyorum. Hem yazimin algilandigini gormek, hemde verilen cevaplardan, verenin dusunce ve goruslerini daha yakindan tanimak ve bir fikir sahibi olabilmek icin. Saygilarimla; evrensel-insan |
sayın evrensel
Sizinle ilgili temenniler bittiyse şayet sizden şu cümleyi açıklamanızı istiyorum : Insanoglunun madde demeden ve belirtmeden once maddenin varligini savunmak, senin bir insanoglu olmadigini gosterir. Çok net bir soru ve net bir cevap istiyorum. İnsanoglundan evvel madde varmıydı yok muydu. Bunun cevabının tek bir kelime olması gerekiyor. Demagojiye, öteye beriye kaçmaya gerek yok. Evet mi hayır mı. Madde var mı yok mu. Madde verlıgını insan bilincine mi borçlu. Ricam birinci soruya evet ya da hayır diye cevap vermeniz, yani var ya da yok. Bu o kadar zor olmasa gerek :) Tekrar ediyorum : İnsanoglundan evvel madde var mı yok mu : a) var b) yok İkinci soruyu ise geliştirebilirsiniz. saygılarımla |
| Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 14:08 . |