![]() |
Çerkez Ethem Hain miydi ?
ÇERKEZ ETHEM HAİN MİYDİ ?
Cumhuriyet tarihinde bazı olaylar vardır ki tartışmaya oldukça açık bir durum arzetmektedir . Bildiğiniz üzere kurulan yeni Cumhuriyetle birlikte eskiye ait ne varsa atılarak yenilenmiş ; kof ve köhne , hatta oldukça zararlı ne kadar kurumlar varsa ortadan kaldırılmıştır . Her gelen yeni düzen nasıl ki kendisini meşru kılmak isteyip eskiyi kötülerse , kaldırılan o eski düzenden beslenenler de yeni düzene aynı oranda ve daima karşı çıkarlar . Bu ikisi arasındaki çekişme uzun yıllar devam ettiğinden , eğer ki yeni düzen kendisini sağlam temellere oturtamamışsa , eski düzen savunucularının bu yeni düzeni daha kundağında boğması işten bile değildir . İşte bu çerçevede düşünecek olursak , tarihi bir çok konularda da anlaşmazlık başgöstermesi ve bu konuların kasıtlı ters yüz edilmesi de kendiliğinden gelecektir . Bugünkü yazımda , olaya dışarıdan bakanların bazen gerçeğin ne olup ne olmadığı konusunda iki arada bir derede , hakikatı da el yordamıyla aramak durumunda bırakıldığı bir konuyu , Çerkez Ethem konusunu ele alacağım . Bildiğiniz üzere Mustafa Kemal , Erzurum ve Sıvas Kongreleri'nden sonra Ankara'ya yerleşmiş ve Milli Mücadele'yi buradan yönetmeye başlamıştır . Padişahın kukla hükümet başkanı Damat Ferit'e göre Kurtuluş Mücadelesi'ne kalkışan insanlar bir avuç serkeş ( asi ) olup macera , mal , makam peşinde koşan kimselerdir . İngilizlerin İstanbul'daki kukla Damat Ferit hükümetini sürekli ve ısrarla sıkıştırması sonunda Milli Mücadele'ye karşı yaklaşık 21'e yakın isyan hareketi tertiplenmiş ve Milli Mücadeleci bu yurtseverlerin yollarına adeta çakır dikenleri döşenmiştir . Kurtuluş Savaşı'nın ilk kıvılcımları sizlerin de bildiği üzere tamamen kendiliğinden , fakat bir baş ve düzenden yoksun gerilla hareketleri ile başlamıştır , ki biz bu gerilla hareketlerine Kuvay-ı Milliye hareketi diyoruz . Gerek Doğu ve Güneydoğu'da ( Urfa , Maraş ... ) gerekse Ege Bölgesi'nde insanlar işgale karşı önce küçük birlikler halinde direnişe başlamışlar , bu amaçla dağlara çıkmışlardır . Ancak kendilerini çekip çevirecek , tek bir merkezden yönetecek bir baştan yoksun ve birbirlerinden de tamamen habersiz bu küçük birliklerin düşmanı uzun vadede durduramayacağı açıktır . Bu sebeple derhal düzenli orduya geçmek o şartlarda oldukça gerekli ve aciliyet gerektiren bir durum arzetmekte idi . Durum genel itibarıyla böyle iken diğer tarafta da kukla Damat Ferit hükümetinin Milli Mücadele üzerine sürdüğü başta Anzavur birlikleri olmak üzere Hilafet Ordusu vardır . Gerek Hilafet Ordusu gerekse iç isyanlara imza atanlar , ülkeyi ve halkı teşkilatlandırmakla görevli subayları yakaladıkları yerde hunharca katletmekte , Milli Mücadele'yi kundağında boğabilmek için var güçleriyle çalışmaktadırlar . Hatta bazen öyle ilerlemişlerdir ki , Mustafa Kemal ve bir avuç silah arkadaşının Ankara Kalaba'da kurduğu karargahın yakınlarına kadar ulaşabilmişlerdir . İşte bu dönemde Mustafa Kemal , bu iç isyanların bastırılmasında bahsini ettiğim bu Kuvay-ı Milliye birliklerinden yararlanma yoluna gitmiştir . Bunlardan biri ve en önemlisi de Çerkez Ethem ve kardeşlerinin ellerindeki kuvvetlerdir . Bu iç isyanların bastırılmasında , Anzavur'un geri çektirilmesini sağlamada Çerkez Ethem kuvvetlerinin oldukça yararı olmuştur , buna kimsenin itirazı olamaz . İç isyanların bastırılması akabinde de Mustafa Kemal hızla hareket ederek , Ege bölgesinden İç Anadolu'ya doğru ilerleyen Yunan ordusuna karşı derhal düzenli ordu kurma hazırlıklarına girişmiştir bile . Ancak iç isyanların bastırılmasında hayli başarılı olan ve bu sebeple nefsi de oldukça kabaran Çerkez Ethem , oldukça kibirli ve küstah diğer kardeşinin de telkinleriyle kuvvetlerini düzenli orduya teslim etmek istememiş , hatta öyle ki Mustafa Kemal'i Meclis'in kapısında asacağını bile küstahça ilan edebilmiştir . Çerkez Ethem ve kardeşinin burunları Kaf dağında gezercesine yaptıkları bu terbiyesizlik ve başına buyruk davranışları , ayrıca pervasızca sarfettikleri bu uluorta sözler Mustafa Kemal ve İsmet ( İnönü ) Bey'in sabrını fena taşırmıştır . Nihayetinde İsmet Bey önderliğindeki bir askeri birlik , öncesinde her türlü uyarıya ve ikna çabalarına ters karşılık veren ve artık yararlılıktan geldik geçtik , olağanüstü o şartlarda artık resmen çıban başı olan Çerkez Ethem kuvvetlerini hallaç pamuğu gibi atmış , kendini bir halt zannetmeye başlayan Çerkez Ethem ve kardeşi de ölümün soğuk nefesini enselerinde hissettiklerinden Yunan birliklerine sığınmışlardır . Olayın özü budur ; ancak Kurtuluş Savaşı'nın bitirilip de sonrasında Devrim hareketlerine girişilmesi eski düzenden beslenenleri fevkalede rahatsız etmiş ve bu apaçık tarihi gerçekleri dahi çarpıtarak insanların kafasında şüphe uyandırmaya gayret etmişlerdir . Onlara sorarsan , Çerkez Ethem bir hain değil , bilakis bir kahramandır . Milli Mücadelenin ilk yıllarında iç isyanların bastırılmasında yararlılıkları oldukları doğrudur , buraya kadar zaten kimsenin itirazı yoktur . Ancak bu durum neyi değiştirmiştir ? Neticede Çerkez Ethem gösterdiği başarılardan fena halde şımarıp düzenli orduya geçilirken de otoritesinin elinden gideceğini düşünerek ayak dirememiş midir , yoksa Çerkez Ethem'in dağınık ve başıbozuk gerilla kuvvetleriyle mi Yunan Ordusuna karşı büyük bir zafer kazanılacaktı ? O halde bu durumda ne yapılmalıydı ? Hiç bir askeri ve kurmay subay bilgisine sahip olmayan Çerkez Ethem ve kardeşine '' Çerkez kardeşim ; gel , Milli Mücadele'nin başına sen geç , sen yönet '' mi denilseydi ? Mustafa Kemal ve devrimlerle bir alıp veremediği olanlar özellikle bu konuyu sürekli kaşırlar ve bel altı vuruşlarına girişirler . Onlara göre Mustafa Kemal ahde vefasızın teki olup Çerkez Ethem ve kardeşinin hakkını resmen yemiş ve kasıtlı dışlamıştır . Oysa Mustafa Kemal ve silah arkadaşları Çerkez Ethem ve kardeşini öncesinde defalarca uyarmış , kendilerini kışkırtan Meclis'teki bazı kafaların dolduruşlarına gelmemeleri konusunda sürekli dikkatli olmaları çağrıları yapmışlardır . Ama Çerkez Ethem'de o kadar ileri görüş nerede ! Hele ki kardeşi Reşit Bey'in oldukça kibirli karakter yapısı bu yeni duruma adapte olmalarına fevkalede engel teşkil etmektedir . Sonuçta ilk başlarda iç isyanların bastırılmasında hayli etkili olan bu iki Efe , bu durumun kendilerine getirdiği avantajı suistimal etmeye kalkışmak , düzenli orduya geçişe ayak direyip çıban başı olmak ve Milli Mücadele liderlerini küçümsemeye kalkışmakla fevkalede hata etmişlerdir . Böylesi olağanüstü şartlarda böyle yapanlara karşı ne yapılması gerekiyorsa o yapılmış , neticede tasfiye edilmişlerdir . Oldukça açık seçik olan bu tarihi gerçeği kasıtlı bir şekilde sürekli olarak kurcalayanların iddialarına inanmak , Hilafet Ordusu'nun başındaki Anzavur adlı ''Mustafa Kemal ve Milli Mücadele düşmanı'' canavarın İngilizlere değil de Türk milletine hizmet etmek amacıyla Kuvay-ı Milliyecilerin üzerine yürüdüğünü iddia etmekle eş anlamlı olacaktır ki , bunu savunucak kesimin iyiniyetliliğine inanmak bence olsa olsa sadece safdillik olacaktır . Aydınus |
http://www.kafkasfederasyonu.org/hab...i_mucadele.gif
Mustafa Kemal, "Bu din ve devletin sağlam bir uyruğu olan Çerkes kardeşlerimiz, hepimizin övdüğümüz baş tacımızdır. Bugün düşmanlarla çevrili Türk, Kürt, Çerkes ve diğer din kardeşlerimizin el ele vermesi, sarsılmaz bir bütün oluşturmaları, namus ve yaşamımızı kurtarmak için bir zorunluluktur..." diyordu. Çerkes Ethem, "Ben milletime ve tarihe hain diye tanıtılmış, gıyabında idama mahkûm edilmiş bir adamım. Ama hakikatte ben, asgari bana böyle diyenler kadar vatanperverim. Ve Milli Mücadele'de hepsinden kıdemliyim. Ben hain olmaya icbar edildim, buna rağmen hain olmadım. Şimdi hakikatleri açıkça konuşabilecek miyiz? Hepimiz adil ve bitaraf hâkimler önüne çıkabilecek miyiz? Haydi bunlar oldu diyelim; ya zihinlere yerleştirilmiş menfur kanaatleri nasıl ıslah edeceğiz. Burada gurbette ölürüm, fakat hiç olmazsa günün birinde doğru tarihin hakikatları ele almasını ümit ederek gözIerimi kaparım." http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=172527 http://www.kafkas.org.tr/izbirakan/cethem.html Rauf Orbay'da çerkes,Bekir Sami'de çerkes,Anzavur Ahmet'te çerkes. Neden ve kim Ethem Bey'e Çerkes Ethem demişte bir toplumda çerkesler vatan hainidir diye yıllarca tarih kitaqplarında okullarda okutulmuştur? At izi it izine karışmış,topyekün bir millet hain ilan edilmiş,sürgün edilmiş. Çerkesler hiçbir zaman vatan haini olamaz törelerine aykırıdır. Üzerinde yaşadıkları yurtları onlar için kutsaldır ve ölümüne savunurlar. Nitekim çarlık Rusyasıyla yıllarca savaşmış ve nüfuslarının %80 ini kaybetmişlerdir. Çerkes Ethem'in Yunanistan'a geçmesi kendi kararıdır,savaşı uzatmak ve zararlı olmamak için,kuvvetlerini tasfiye etmiş ve tek başına eski manyas kalesinde yunanlılara teslim olmuştur. Yanında da hiçbir şey götürmemiştir. |
Kimi mücadeleci insanlar yanlış bir yol tutar ve kahraman olabilecekleri halde hain durumuna düşerler.
Mücadele, başlangıçtan sona bir bütündür. Yolun yarısı yiğitçe, kahramanca mücadele ile geçmiş olsa da, diğer yarısında hangi sebeple olursa olsun saf değiştirilmişse ya da karşı tavır alınmışsa artık ortada bir kahramanlık kalmadığı gibi hainlik ithamları da kaçınılmaz olur. "Hainlik" kavramını salt vatan hainliği olarak görmemek gerekir. Bu tip yol ayrımları "davaya hainlik" olarak düşünülebilir. Çerkez Ethem Kuvayi Milliye'ye hainlik etmiştir. Ama Çerkez Ethem'in bu hainliği, Çerkesleri bağlamaz. O, bir yol yanlışına düşmüş ve bunda inat etmiştir. Gelinen noktada 2 yol vardı. Ya Kurtuluşa-devrime giden yol ya da düşmanın, işbirlikçilerin, teslimiyetçilerin yolu. Çerkez Ethem 3. bir yol olduğu ve bu yolun ilk tuttuğu yol olduğu inancındaydı. Ama o yol bitmişti ve inadı onu düşmanın yoluna yönlendirdi. Kurtuluş ve Devrim mücadelesinde kimi insanlar en baştan yanlışa düştüler. Kimisi Kurtuluş Savaşı sırasında. Kimisi de Kurtuluş Savaşını sonuna kadar sürdürdüğü halde sonrasındaki devrim mücadelesinde ayrılığa düştü. Yine bir kısım insan da siyasi mücadelede düşünce ve inanç farklılıkları nedeniyle yollarını ayırdılar. Bunun tersi örnekleri de var. Baştan yanlışta yer alıp da sonra Kuvayi Milliye'yi destekleyenler. Hatta Kurtuluş Savaşına muhalefet edip te devrim mücadelesine omuz verenler gibi. Bunun dünya siyasetinde de örnekleri var. Ekim Devriminin önderlerinden Troçki gibi. Eğer güç Troçki'de olsaydı belki de hain ilan edilecek olan Stalin olurdu. Burada önemli olan nokta şudur: Düşman saflarına katılmış, düşman ülkeye sığınmış olan "hain" damgasını yemeyi de göze almış demektir. Herhalde bu yanlışa düşüp te kendisini hain olarak görmeyenler "Keşke onlara katılsaydım ya da düşmana sığınacağıma intihar etseydim de hain konumuna düşmeseydim" pişmanlığı yaşamışlardır. |
arkadaşlar .,bu konuya meraklı olanların cemal kutay'ın ''çerkez ethem dosyası'' adlı kitabını
okumasını öneririm. üç ciltlik (son baskısı üç cilt bir arada) bu hacimli kitap yaklaşık 800 sayfadır.. bu kapsamlı eseri özetleyecek edebi kapasitem yok. ancak kitaptan bazı anekdotlar aktaracağım. tevfik rüştü aras çerkez ethem için şunları söylüyor . aynene aktarıyorum. şunuda söyleyim: ben ethemin siyasi bir ihtirası olduğuna kaani değildim. tahrik edilmiş , bilhassa büyük iltifat görmüş ,siyasi faaliyetinde içinde bulunan büyük ağabeyi reşit bey'inher hareketi ethem'e mal edilmişti. samimi olarak söyleyeyim akibetindenmütessir idim.birden karşılaşınca o da bende başlarımızı çeviremedik atinada resmi vazife ile bulunuyordum ve bir makamın sahibi idim. o , benim irkildiğimi görünce tebessüm ederek nezaketle beni selamladı. belki mevkime ve tecrübelerime pek yakışmayan hissi kararla ilerledim .oda geldiğimi görünce oda ban doğru geldi ve el sıkıştık. xxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxx bu anlatılan olay , ethemin yunanistana sığındığı zaman cereyan etmiştir. bu metindeki önemli olan. devlette çalışan bir insan olan. aras'ın etheme nasıl baktığıdır. kitabın bütününe baktığınızda pante arkadaşımızında değindiği gibi ortada bir ''hainlik'' yoktur. çerkez ethemin kardeşi reşit bey, ethemin yunanistana gitmesini iki sebebe dayandırıyor. 1- ya çekilmeyip öz kardeşleyle (bu tanım reşit bey'e aittir) kuvay-ı seyyare siyle sonuna kadar mücadele edecek. 2- yada mücadeleyi bırakıp sahneden çekilecektir. çerkez ethem ikinci şıkkı tercih etmiştir. ethem yunana iltica etmemiş yunanlılardan ''mücerred (bir defaya mahsus)manasıyla bir geçiş şeridi tanınmasını'' istemiştir. ve bu konuda bir protokol yapılmıştır. yunanlılar ethemle yaapılan anlaşmanın ana gayesi başedemedikleri ethemi mücadele sahasından çekmektir. bu itibarle '' mücerred manasıyla'' yapılan bu sözleşmeyi yunanlılar hiç itiraz etmeden kabul etmişlerdir. ethem yunan sahasına geçtikten sonra ,ethemi kullanamayacaklarını anlayan yunanlılar kendi öz vatanında zebun bir hale düşürmek için propagandai hareketlerde bulunup. milletinin gözünden düşmesine çalışmışlardır |
bunu atatürkte söylüyor önce çok iyidi amaşımardı diye
buarada vahdettinde haindi damat feritte bir insanın hain olup olmadığını nereye sığındığına bakarakta anlayabilirsiniz ingiltere/yunanistan :) |
3. yol
Geçmişi bugünün koşullarıyle yargılamak istemem, adına kurtuluş ve devrimler denen 1.yol ayrımı anadoluyu önce türkleştirme sonrası da günümüzde islamlaştırmakla devam etmekte.. bence çerkez ethem in 3. yolu hala geçerli..
|
islamlaştırmak denemiş ve başarılı olunamayıp hatta geriye götürmüştür çözüm laşk demokrtaik atatürkçü bir üniter devletttir
bence turancılık hala geçerliğili olabilecek birşeydir petrol ve doğal gaz var e bizimde askeri gücümüz tamamdır işte |
çerkez ethem'in kurtuluş savaşımız için katkılarını elbette gözardı edemeyiz. bence hain kelimesi de çok çok ağır bir kelime çerkez ethem için. çünkü okuma yazma dahi bilmeyen cahil ve tek bildiği savaşmak... böyle bir adamdan bahsediyoruz. ismet paşa ile anlaşamadılar. düzenli orduya geçmek istemedi... ve sorun da burda başladı işte... hain denemez bence.. o günün şartlarını ve gerektirdiklerini kavrayamayan yaman bir adam diyebilir çerkez ethem için..
|
Alıntı:
Sizin şahsınızda tüm arkadaşlara , ki yanlış anlamamanızı da rica ederek bir açıklamada bulunmak istiyorum : Her ne kadar makalemin başlığında soru şeklinde ''hain miydi?'' sözcüğü geçse de makalemin hiçbir yerinde bir cümle de olsa Çerkez Ethem'e kesinlikle ''o bir haindir'' demedim , hatta imasını dahi yapmadım . Peki neden ''Çerkez Ethem hain miydi?'' diye başlık attım : Bu makalenin yazıldığı tarihlerde bu konu hayli tartışıldı ve tartışma da hep bu hainlik motifi üzerine şekillendi . Haliyle ben de başlığı böyle atmanın daha açıklayıcı olacağını düşündüm . Saygılar ... |
makaleni okudum aydınus.
ama genel kanı budur bugün, hain olduğu yönende. bende o yüzden neden hain olamayacağını bir kaç cümle ile dile getirdim. |
Sevgili Aydınus'a katılıyorum. Çerkes Ethem tartışmasız haindir. Çerkes'lerin Milli Mücadele içinde övünebileceği pek çok Çerkes subay varken bu adamı aklamaya çalışmalarının da gereksiz olduğunu düşünüyorum.
Neden ve kim Ethem Bey'e Çerkes Ethem demişte bir toplumda çerkesler vatan hainidir diye yıllarca tarih kitaqplarında okullarda okutulmuştur? Aydoe amca, bu Osmanlı'dan kalma bir alışkanlıktır. Çerkes, Arap, Kürt gibi Müslüman kökenlerden gelen bazı kişilerin isimleri başına etnik kökenlerini belirten lakaplar takılmıştır. Bunda bir art niyet aramamak gerek. Çerkes Ethem haindi demek ki bütün Çerkesler haindir diyen birisini de görmedim. |
Alıntı:
|
!!!!!
Çerkez Ethem hain değildir...Öyle olsaydı onun için af çıktıgında ülkeye geri dönerdi...Son sözlerinde de açıkça belirttiği gibi ben af çıktıgında geri dömeyi çok istedim fakat geri dönersem hainliyi kabul etmiş olurum diyerek ölmüştür...
|
Hayır öyle değildir. Af kendisine iletildiğinde "Ben suçlu muyum ki affedileyim?" diyerek kibirinden vazgeçmediğini göstermiştir. Zaten düzenli orduya katılmama sebebi de işte bu kibiridir.
Yahu anlamıyorum adam kaçmış birlikleriyle birlikte düşman ordusuna katılmış hala neyi tartışıyoruz... |
Kandahar düşmanla birlik olmuş ve bir sürü Türkü öldürmüşmüdür?
Çerkes Ethem Yunan'la savaşmayıp ta Yunan'la birlikte Türkler'le mi savaşmıştır? Yunan dostu Ethem'i niye yardıma çağırdınız çapanoğlu ayaklanmasında? Ethem kuvvetleri kuvvai-seyyarenin temelidir,Ethem batı cephesinde yunanaı tutmasaydı zor kazanılırdı kurtuluş savaşı. Hele Hele topyekün Çerkesler Yunan'lılarla bir olup ve onlarla anlaşıp Anadolu'nun işgalinde aktif rol oynasalardı o zaman ne yapardınız acaba? |
:D
İngiliz Kemal'i İzmir'de kimin Yunanlılar'a ispiyonlayıp hapse atılmasına sebep olduğunu bilen var mı? Cevap bekliyorum. |
Sorulanlara cevap verilmeyipte soru sorulması da etik değil:)
|
Abi soruların soru değil ki? Ne diyeyim şöyle olsaydı böyle olsaydı türünden sorulara? Sonra Çerkesler haindir diyen mi oldu? O zaman ben de "Türkler büyük bir merhamet ve alicenaplık göstermeseydi bu sorduğun soruları bile soramayacaktın çünkü Rus postalları altında ezilmiş olacaktınız" mı diyeyim yani anlamadım ki?
|
Ethem birliklerini milli mücadele katmış, kendisi katılmamış ve Yunanistana geçmiştir. Ethem ile Mustafa Suphilerin tasfiyesi aynı döneme tekabül eder bunu da bir not olarak belirteyim.
saygılarımla |
"Ben milletime ve tarihe hain diye tanıtılmış, gıyabında idama mahkûm edilmiş bir adamım. Ama hakikatte ben, asgari bana böyle diyenler kadar vatanperverim. Ve Milli Mücadele'de hepsinden kıdemliyim. Ben hain olmaya icbar edildim, buna rağmen hain olmadım. Şimdi hakikatleri açıkça konuşabilecek miyiz? Hepimiz adil ve bitaraf hâkimler önüne çıkabilecek miyiz? Haydi bunlar oldu diyelim; ya zihinlere yerleştirilmiş menfur kanaatleri nasıl ıslah edeceğiz. Burada gurbette ölürüm, fakat hiç olmazsa günün birinde doğru tarihin hakikatları ele almasını ümit ederek gözIerimi kaparım." ETHEM
http://www.circassiancanada.com/tr/a...rkes_ethem.htm CEMAL KUTAY …..Mondros mütarekesinden sonra ta meclisin kurulmasına kadar, ne Erzurum kongresinde, ne Balıkesir kongresinde, ne Alaşehir, ne Sivas kongresinde bulunmamış insanlar, İstanbul un işgalinden sonra sığınacak yerleri kalmadığı için, mecbur kaldılar Anadolu ya geldiler. Mücadele bunun mücadelesidir. Milli mücadelede öncekiler ve sonrakiler mücadelesidir….. …. Ethem iki şık arasında tercihe mecbur bırakılmıştır; Ya üzerine sevk edilen askerlere karşı koyacak kardeş kanı dökülecektir, veyahutta bırakıp gidecektir. Nereye gidebilir? Yunana. Hayır en büyük tarihi hakikat şimdi size söyleyeceklerimdir. Ethem Yunan a iltica etmemiştir.Ethem geciş hattı istemiştir. …..İnsanlara Hain demek kolay,kaldiki kendini müdafa etme hakkından mahrumsun, Kahraman demekte kolay, çünkü kimse kendisine kahraman denilmesini tekzip etmez. Bizim milli mücadelemiz kronolojisi sıhhatle yazılmamış olan bir buhran dönemidir. Ethem yanına kimseyi almadan gitmiştir, ve yanındakiler gelelim diye dayatmışlardır, dövüşelim demişlerdir, ikisini de reddetmiştir. Bir kulübesi bile olmayan bir nehir kıyısında kalbi duran bir adamın, layık olmadığı halde hain damgasıyla damgalanması vicdanları rahatsız etmektedir. http://www.uzunyayla.com/icerik/448/...ilmelidir.html |
Alıntı:
Alıntı:
Ethem çeşitli başarılar kazandıktan sonra TBMM'nin ve yeni hükümetin kuruluşuyla birlikte geri planda kalmaya başlamış, doğal olarak İstanbul'dan gelen kurmaylar ondan önemli roller üstlenmeye başlamıştır. Askerliğin ve savaşın doğası budur, subaylar düzenli ordu olmadan savaşın kazanılamayacağını biliyorlardı dolayısıyla düzenli ordu kurulmak zorundaydı. Ethem'e de doğal olarak bu yönde emir verildi, fakat Ethem bilgisizliği yahut ikbal hırsı (muhtemelen her ikisi) yüzünden bunu kendine yöneltilmiş olarak algıladı. Düzenli orduya katılmayı reddetti, hükümet emrine girmedi, başına buyruk davranmak istedi. Savaş şartlarında bunları yapmak hainliktir. Dolayısıyla Ethem'in vatana ihanetle suçlanması doğru bir karardır. Bunların olmasını istemeyen adam paşa paşa gidecek düzenli orduya katılacak ve haddini bilip kendini bulutların üzerinde görmeyecekti, Çerkes Ethem olmasa Karayılan olurdu, Karayılan olmasa Filancalı Mehmet olurdu, Türk milleti tarihi boyunca asla tek bir şahsın kadrine muhtaç olmamıştır bunu anlayamayıp kendisini milletin üstünde görenler de böyle süpürülür kapı önüne konulur. |
Okumadan bilmeden alim olan yeğenim Kandahar,
Nerede buldun Kemal'i Ethem'in yakalattığı bilgisini,Ethem de Teşkilatı Mahsusa' nın adamıdır. İngiliz KemalAntalya'da Çerkez Ethem'in fotoğrafçısı Necati tarafından tanınır ve yakalanır. http://hurarsiv.hurriyet.com.tr/gost...?id=189650&p=2 Birinci Dünya Savaşı 'nın başlangıcında büyük ağabeyi Reşit Bey aracılığıyla Teşkilât-ı Mahsusa ile ilişki kurar. Teşkilat-ı Mahsusa ile ilişkili olduğu dönemde Ruslara, İngilizlere çesitli yörelerde faaliyetler yürüttüğü bilinir. Ancak fazlaca bir detay yoktur. En somut bilgi Teşkilat-ı Mahsusa içinde yer aldığı dönemde Irak seferinde yaralandığı ve yaralı olarak Bandırma 'daki baba evine döndüğüdür. İngiliz Kemal, defalarca düşman arasına girip istihbarat toplar. Ama en büyük başarısı Aznavur’la görüşmesidir. Amerikan Mister Düri olarak Aznavur çetesine katılır. Amerikan hükümetinin silah ve cephane göndereceğini bildirir ve Aznavur’a ihtiyaçlarını sorar. Sonra da Aznavur’un olanaklarını Ankara’ya bildirir. Kuvayı Milliye de o bilgiyle Aznavur çetesini tepeler. http://www.biyotarih.com/?p=321 Tepeliyen kim? Çerkes Ethem( anzavur Ahmet'te çerkes bu arada belirteyim) Anzavur Ahmet İsyanı "Salihli komutanı Ethem Beyefendiye (10 Mart 1920) Biga civarında kuvvetlerimizi bozmayı başaran Anzavur melunu birkaç gün önce Gönen üzerine ilerleyerek Kaymakam Rahmi Bey alayını yenmiş... Esir ettiği subayları ve askerleri halife adına yemin ettiriyor. Sonra serbest bırakıyor. Böylelikle zihinleri karıştırıyor. Ve Kuvayi Milliye aleyhine tahrik ediyor. Durumu tehlikeli gören kolordu komutanlarımız Yusuf İzzet Paşa, Bandırma 'dan çekilmiş, Anzavur ise Bandırma'ya girmiştir... Asilerin Balikesir'i ellerine geçirmeleri, Yunanlılarla ilişki kurmalarına olanak sağlayacaktır ki, bunun ne kadar vahim bir sonuç doğuracağını tahmin edebilirsiniz... Bu yüzden bizzat ve herhalde kafi bir kuvvetle ve süratle Balikesir'e hareket ediniz. 28. Tümen Komutani Albay Kâzım Bey[8]. Kuvayi Seyyare komutanı Çerkez Ethem bu telgrafı aldıktan iki gün sonra Balikesir'e ulaşır. 9-10 saat süren bir yoğun çatışma sürecinden sonra Anzavur Ahmet'in kuvvetleri büyük bir bozguna uğrar. Anzavur kuvvetlerinin dağıtılmasından kisa bir süre sonra Genel Kurmay Başkanı İsmet İnönü ile Çerkez Ethem arasında şu telgraf konuşmasi geçer: "Inönü: Merhaba Ethem Bey! Nasılsınız, iyisiniz inşallah. Gazanız mübarek olsun. Ethem: Merhaba Efendim. Teşekkür ederim. Ben iyiyim. Siz nasilsınız? İnönü: Genel durumumuz iyi değil. Mustafa Kemal Paşa ve Reşit Bey yanımdalar. Makine başındayız. Size genel durumu izah ederken bazı acı haberler de verecegim. Ethem: Söyleyiniz efemdim. Acı da olsa gerçeği bilmek daha iyidir. İsmet Bey: Sizinle şu görüşmeyi temin edebilmek için çok zorluğa uğradık. Bazı yerlerde şimendifer tellerinden yararlandık. Birçok yerde itibarımız yoktur. Merkezde ise kuvvetimiz kalmadı... Bulunduğunuz yerde ikinci derecedeki işleri tümen komutanı Kâzım Bey'e bırakarak, Geyve Boğazı'nda Ali Fuat Paşa 'nın yardımına koşmanızı rica ederiz. Ethem: Yarın Geyve'ye hareket edeceğim. Çerkes, dediği gibi yapar. Geyve'ye ulaşır ulaşmaz hemen bir taarruz planı yapar. Çerkez Ethem'in kuvvetleri ile İstanbul hükümetinin gücü olan Kuvva-yı İnzibatiye Kuvvetleri arasında, Geyve Boğazı'nin gerisinde şiddetli bir çatışma yaşanır. Kuvay-i Seyyare büyük bir başarı kazanır. http://tr.wikipedia.org/wiki/%C3%87erkez_Ethem "Beni ihanetle itham edenlere soruyorum: Ben ne zaman, hangi tarihte ve mevzide esasen müdafaa ettiğim cepheden bir adım dönmüşümdür, bir tek kardeş kanı dökmüşümdür?" Çerkes Ethem |
Atratürk başarısız olsa idi ne denecekti?
Kişisel ihtirasları yüzünden milleti helak etti denir di en azından. Mustafa Kemal'in sanki hiç kişisel ihtirasları yokmuş gibi anlatılıyor. Vahdettin hainmidir, bence değildir. Ethem haydi haydi değildir. Ethem'i değerlendirirken empati yapmak lazım, onun kadar cesur olabilirmisiniz mesela... çerkezleri savaşa sokabilirmisiniz... Ethem olmasa Kurtuluş Savaşı olurmuydu??? Vahdettin olmasa Kurtuluş savaşı olurmuydu??? Vahdettin kadar onurlu bir padişah gelmişmidir Osmanlıya? Siyasi kararlarınız yanlış olabilir ama buradan yola çıkarak insanlara hain denemez. Hain para, pul için karşı taraf lehine çalışan demektir. Selamlar. |
Alıntı:
|
Alıntı:
Bu bakımdan Mustafa Kemal'in ihtirasları aklının önüne geçmiş midir diyebilir misiniz? Peki Ethem'in ihtirasları aklının önüne geçmiş midir yoksa Ethem başından sonuna kadar sağduyulu hareket etmiştir de kaderin garip bir cilvesi olarak mı başına bunlar gelmiştir? |
İngiliz Kemal'in otobiyografisi yok ki yeğenim:D
Sende varsa bastıralım ,Yüzbaşı Zekeriya Türkmen’in yazdığı kirtap var. Bak bakalım elindeki kitap kaç yılında basılmış? İngiliz Kemal 1966 da öldü,bir de otobiyografi ne demek ona bak lütfen:) |
|
İşte o linkini verdiğin kitabı öğretmen yüzbaşı Zekeriye Türkmen yazmış,yani otobiyografi değil.
Ha çokta dert değil sen Ethem'in vatan haini olduğunu düşünebilirsin ama şu an vatanının var olmasında onun büyük katkıları olduğunu da unutma. Vatanını belkide hepimizden çok seven ve vatan şiirleri yazan Nazım da vatan hainiydi zaten. Yürek değil be Çarıkmış bu manda gön'ünden Teper hababam teper Paralanmaz Teper taşlı yolları Teper hababam teper Teper taşlı yolları Bir vapur geçer varna önünden Uyy Karadeniz'in gümüş telleri Bir vapur geçer Boğaz'a doğru Nazım usulcacık okşar vapuru Yanar elleri Yanar elleri Karşı yalı memleket Sesleniyorum varnadan İşitiyormusun Memet Memet... Karadeniz akıyor durmadan durmadan Deli hasret Deli hasret Oğlum, sana sesleniyorum İşitiyormusun Memet Memet... Bir vapur geçer varna önünden Uyy Karadeniz'in gümüş telleri Bir vapur geçer Boğaz'a doğru Nazım usulcacık okşar vapuru Yanar elleri Yanar elleri Nazım HİKMET |
Çerkes Ethem'in tasfiyesi, Mustafa Suphi'nin tasfiyesi, Yeşil Ordu'nun tasfiyesi, KOçgiri'ye müdahale hepsi aynı zaman diliminde olmuştur. Ocak 1921; ilginç oldugunu düşünüyorum. Bundan çok kısa bir süre sonra Tokat milletvekili Nazım komünistlikten yargılanıp 15 sene kürege mahkum edilmiş ancak 1922 de affedilmiştir. Halbuki Nazım ilk mecliste Mustafa Kemal'in listesini delerek İçişleri Bakanı seçilmişti.
Ethem'in bir bolşevik taburu vardı. Suphi'nin Anadoluya geçmeyi bekleyen 1200 kişilik bir bolşevik alayı vardı. Eskişehir ve Trabzon'da bolşevik örgütlenmeleri vardı ki Eskişehir Ethem'in karargahıdır. Ethem istisnasız tüm zenginlerin mallarını zoralıma tabi tutuyor ve elde ettiklerini mücadele için harcıyordu. Ethem Çerkes dir adı üstünde nasıl Türklere ihanet edebilir ve hain olabilir. Ethem yalnızca kendisi için Yunanlılardan geçiş izni istemiştir, tüm adamlarını ise milli mücadeleye göndermiştir. Ethem'in ve Suphi'nin tasfiyesini birlikte ele almazsanız tarihi dogru okuyamazsınız. Sonradan daha ayrıntılı olarak açmak üzere. saygılarımla |
Çerkes Ethem Olayını bir de Atatürk'ten okuyalım:
http://www.uslanmam.com/cumhuriyet-t...hem-olayi.html |
Alıntı:
Ethem acemiydi, Mustafa Kemal tecrübeli gün geldi Ethem'i bitirdi. Çoğu zaman böyledir savaşı kazananlar iktidar olamazlar. Örneği de çoktur. Roma'dan uzaktaydı Ethem. İnönü'yüde gördük. Atatürk'ün milli mücadele arkadaşlarınıda. Hepsi pür-i pak değildi, çoğuda Ethem'den daha masum değildi. |
Çerkez Ethem'in Hainligi
Tarihi her zaman kazananlar yazmıştır. Yıllar geçtikten sonra da artık tarihi bize ögretildigi gibi okumaya alışıyoruz. Buna resmi ideoloji deniyor ve biraz da bir milleti bir arada tutmaya yarıyor. Ben bu başlıkta bu kez sondan başa dogru gitmeye çalışacagım.
Çerkez Ethem Kütahya'ya çekildikten sonra gene görüşmeler devam eder.İlk olarak kardeşi Reşit Bey Kazım Özalp ile birlikte Kütahya'ya yollanırlar. Ancak onun arabuluculugu da bir fayda vermez. Kazım Özalp Ethem ile görüşmesinde Ankara'nın samimiyetine güvendigini, eger olayların gerçekten kendisinin anlattıgı gibi ise buna kendisinin de tavır alacagını söyler. Hatta "Ankara size saldırırsa ben de karşılarında bulurlar " der. ( Çerkez Ethem'in Hatıraları sf 146 ) Kazım Paşa Ankara'ya döndükten iki gün sonra grup komutanlıgından uzaklaştırılır. Sadece mecliste milletvekili olarak kalır. Onun dönüşünden sonra beş kişilik uzkalaştırma kurulu ki buna Ögüt Kurulu denilmiştir, Ethem'i ziyaret eder. Heyette Balıkesir Mebusu Vehbi, Saruhan Mebusu Celal Bayar, Eskişehir mebusu Eyüp Sabri, Antep mubusu Kılıç Ali ve Ethem'in agabeyi Saruhan mebusu Reşit Bey yer alır. Ögüt Kurulu Kütahyaya gelince Çerkes Ethem ve kardeşleri ile görüşmelerinde ikna olurlar ve Mustafa Kemal'in beklemedigi görüşler bildirirler. Mustafa Kemal'in Çerkes Ethem'in kuvvetlerinin cepheden geri gelip Batı cephesine yıgınak yapmalarının anlamının sorulması istegine kurul şu yanıtı verir: " Üzülmeyiniz, yanlış yorumlamayı gerektirecek bir davranış yoktur" Mustafa Kemal bu yanıtı alınca " Kurul ya aldanıyor, ya da tutukludur " yargısına varır. Halbuki bu kurulun içten inancıdır ve bunların savunma tedbiri oldugunu söylerler. Ayrıca Rafet Paşa ile Fahrettin Altay Paşanın görevden alınmalarını 26/27 Aralık 1920 tarihli telgrafla Mustafa Kemal'den isterler. Mustafa Kemal 27 Aralık 1920 tarihinde Batı ve Güney Cephesi komutanlarına şu telgrafı çeker : Kütahyadaki kurulun cevabı, Kuvvayı Seyyare işinin artık barış yoluyla ve siyasetle çözümünün mümkün olmayacagını ispat etmiş ve sorunun kuvvet zoruyla çözümlenmesi geregi ortaya çıkmıştır. Bunun son safhasını şimdiden meclise bildirmeye ihtiyaç yoktur. Başarı ile sonuçlandırırsak, Meclisin yaptıklarımızı onaylayacagı kuşkusuzdur. Haklı oldugumuzu ispat edecek yeteri kadar belge ve delil mevcuttur. (Yalçın Küçük- Türkiye Üzerine Tezler cilt 2, aktarma sf 690 ) Yalçın Küçük bu olayı şöyle degerlendiri : 1- Çerkes Ethem isyan etmiyor. Her ne pahasına olursa olsun isyana zorlanıyor. 2- Çerkes Ethem'e karşı savaş meclise haber erilmeden açılıyor. 3- Başarı mutlak olarak gerekli görülüyor. 4- Mustafa Kemal haklı olduklarını, belge ve delillerle, fakat sonucu aldıktan sonra kanıtlayabilecegini, cephede dogrudan dogruya savaşacak arkadaşlarıa inandırmaya çalışıyor. ( age. sf 690 ) Yani uzun sözün kısası mahkum önce idam ediliyor, sonra yargılanıyor. 29 Aralık 1920 günü Ögüt Kurulu henüz Ethem'in evinde misafir iken sinirleri çok bozuk olarak meclise meşhur telgrafını çeker : " BU israflar içinde milletin savaşa devam olanagı kalmıyor. Bir yıldan beri devamlı toplantı halinde bulundugunuz halde, bu süre içinde yaptıgınız en büyük iş, kendi maaşlarınızı 300-400 liraya çıkarmak olmuştur. Herhalde aylardan beri ordu arasına sokulan fitnelerden haberdar oldugunuz halde, bir gizli oturum ile bunları giderme ve önleme yürekliligi gösteremediniz. Hükümet üyelerinin her biri dalkavukluk ederek kutsal göreviniz kişisel çıkarlarınıza feda etmiş görünüyorsunuz. (Çerkez Ethem age sf 167 ) İşte bu telgraf Ethem'i hain ilan eden telgraftır. Ethem Mustafa Kemal'e istedigi kozu vermiş ve onu 29 Aralık günü yenilgiden kurtarmıştır. Bunu son derece aptalca bularak anılarında şöyle yazar : " O zaman meclis iki gruba ayrılmış. Bir kısmı bizi tutmaktadır. İsmet Bey ordusu ile üzerimize geldigi günlerde, Millet Meclisine çekmiş oldugum telgrafı Mustafa Kemal mecliste okumuş ve iki oy farkla taraftar kazanmış. Telgrafı eline alan Mustafa Kemal Paşa : Ethem Bey, işte bu telgrafıyla, Genel Kurulumuzu açıkça aşşagılıyor ve tehdit ediyor. Kutsal meşruiyetimize saldırıyor. İsyan durumuna geçmiş. Batı Ordusu komutanı İsmet Bey birlikleriyle savaşa tutuşmuş bulunuyor demiştir. Gerçekten de telgrafımla son ve yeni bir silah vermiştim. Böylece meclisten bekledigim müdahale de boşa çıkmıştı. ( age. sf 176 ) Açıkça görülecegi üzere Mustafa Kemal orduya saldırı emrini 27 Aralık'ta veriyor. Ethem telgrafı henüz meclis heyeti onun evinde iken 29 Aralık ta çekiyor. Ve bu telgraftan sonra hain ilan ediliyor. 29/30 Aralık tarihli oturumunda Meclis ise bu kararı 2 oy farkla alıyor. Bir sonraki iletide meclisteki tartışma ve Yunana geçiş sürecini gözden geçirdikten sonra bu olayın gerçek, nesnel ve sınıfsal koşullarını aramaya başlayabiliriz. saygılarımla |
29/30 Aralık 1920 de meclis 2 gün üstüste Çerkes Ethem ile ilgili toplanır. Mustafa Kemal Ethem'in hainligine kanıt olarak 29 Aralık tarihli telgrafı gösterir. Önce konuşmasına Ethem'i överek ve mücadelesini anlatarak, yararlılıklarını sayarak başlar. Sonra ise şu çarpıcı sözleri de söyler :
"Evvela Bolşevikleri igfal etmek, komünist renk ve şekil ve kisvesinde görünmek, Bolşevikleri aldatmak, Bolşevikleri bu memleket içinde bir feveran, derhal bir intihab bir ihtilal yapmak imkanı oldugu kanaatını vermek istediler. Diger taraftan bolşevikler de bu adamların böyle mesnetsiz ve mezhepsiz olduklarını anlamışlardır. Bolşeviklerle, Yunanlılar'la, aynı zamanda İstanbul'a ve aynı zamanda İngilizler'le böyle muhtelif kisvelere ve renklere ve zihniyetlere bürünerek muhtelif siyasetler takip ve muhtelif siyasetler düzdüler. ( Kazım Öztürk- Atatürk'ün TBMM açık ve Gizli Celse Oturumlarındaki konuşmaları c1 sf 412 ) Bu noktada Ethem'in tasfiyesinin esas sebepleri konusunda ciddi bir ipucu yakalamış bulunuyoruz. Aynı dönemde Mustafa Suphilerin de ortadan kaldırıldıgını hatırlarsak puzzle tamamlanmış olacaktır. Ancak bu meseleyi geriye dogru sürdügümüz vakit karşımıza çıkanlar daha da aydınlatıcı olacaktır. Ethem'in mecliste çok fazla taraftarı oldugu biliniyor. Kaldı ki tüm bu konuşmalar ,Atatürk'ün agırlıgı ve etkisi ve telgrafa ragmen oylama 2 oy farkla Ethem'in aleyhine sonuçlanıyor. Bu oturumdaki tartışmaları bilmiyoruz, ya tartışma yoktur ya da bize ulaşamamıştır. İki günlük oturumda sadece Karesi mebusu Basri Bey konuşuyor, şöyle diyor : "Bendeniz şahsen Ethem Bey'le şimdiye kadar görüşmedik, tanışmıyorum Yalnız bugüne kadar milli mücahit olarak alkışlanan Ethem Bey'in meclisin teşekkülüne amil oldugu beyan edilmek suretiyle, makamı riyaseten alkışlanan Ethem Bey, eger fena ise fenalıkları daha evvelce görülmek icap ederdi. Ne bir fırka, ne bir şahıs namına degil, yalnız kendi kanaatı vicdaniyeme istinaden arz ediyorum Paşa hazretleri benim kendi kanaatı vicdanıma göre Ethem Bey'de bir ihanetten ziyade bir idaresizligin neticesi vardır. " KOnuşmasına devamla Basri Bey; Ethem Bey'in Balıkesir'e üç defa hareket için geldigini hiç bir çapulculugu vs görülmedigini ve hiç kimsenin bir tek tavuguna bile dokunmadıgının ispat edildigini söylüyor. Bu durumda Kazım Bey'in de şahit oldugunu söylüyor ve ümmeti muhammedin kanının düşünelim, birbirine kırdırmayalım diyor. Son olarak da gene Mustafa Kemal'e cevaben : "Eger bu adam fena olsaydı, fenalıgı daha evvelden mekşuf olurdu. Pek çok adamlar vardır ki halleri şayanı teesüftür. Söylemek istedigim noktaları dahi biraz imalı olarak söyleyecegim. Çünkü buna içimizde teşvik etmiş zevat var." ( age sf 393-394 ) Oylama sonucunda 2 oy fark ile Ethem mahkum edilir, Reşit Bey'in milletvekilligi düşürülür. Diyarbakır mebusu Hacı Salih'in İstiklal mahkemesine sevki önerilir. Bu arada İsmet Paşa Kütahya'ya dogru yürürken Ethem'in kuvvetleri şu şekildedir : 2326 milis ( bunun 200 kişisi piyade ) 159.Alayın tüm mevcudu ile toplam 4650 kişi, 6 makinalı tüfek, 4 top vardı. Üzerine yürüyen ordu birlikleri bunun iki katı idi. " (Dogu Ergil- Milli Kurtuluş Savaşının Sosyal Tarihi s 250-256 ) Görüldügü gibi hiç de azımsanmayacak bir birliktir bu. Bu arada Çerkes Ethem meclisten hakkında çıkan isyancılıgı bagışlanmak kaydıyla, teslim olursa hayatının bagışlanacagı kararını kuşkuyla karşılayarak ciddiye almaz. Askerlerini toplayarak onlara durumu anlatır. Ayrılmak isteyenin silahını bırakmak kaydıyla ayrılabilecegini, dileyenin düzenli orduya katılabilecegini söyler. Ethem askerlerinin önüne bu seçenekleri koyduktan sonra Yunanlılardan sıgınma talebinde bulunur ve ateşkes yapılır. Önce kardeşleri Reşit ve Tevfik sıgınır fakat Ethem bir türlü teslim işini gerçekleştiremez. Ocak 1921 de kardeşlerine şu mektubu yazar : " Yunanlılarla aktettiginiz iltica protokolu nefsime agır geldiginden dolayı sizi takip edemeyecegim Beni mazur görünüz. Kuvvayı Seyyare efrad ve zabitlerini istedikleri herhangi bir tarafa gitmekte serbest bıraktım. Hepsini dagıttıktan sonra ben de karargahımla semti meçhule müteveccihen gidiyorum. ( Çerkez Ethem age sf 177 ) Ethem askerlerinin önüne üç seçenek kor : 1- Düzenli orduya teslim olmak 2- Yunanlılara sıgınmak 3- Daga çıkarak özgürlügü seçip mücadele etmek. Ethem'in adamlarından Kaplan Naci 5 Ocak 1921 de Mustafa Kemale telgraf çekerek teslim oldugunu bildirir. 8 Ocak 1921 de Doktor fazıl Batı Cephesine bir telgraf çekerek 300 atlısıyla sıgınmak ister. 16 Ocak ta Yüzbaşı İsmail Hakkı Bolşevik taburu diye bilinen birligini 5 subay ve 261 atlısıyla terhis ettigini bildiren telgrafı Genelkurmaya çeker. Serezli Pehlivan adamlarıyla daga çıkar ve yunanla çarpışmaya devam eder. Çerkez Ethem ise bu kararından sonra 50 kadar adamıyla beraber daga çıkar. Fakat barınma koşulları zorlaşınca 1921 Şubatnda çagırdıgı bir Yunan birligine teslim olur. Bundan sonrası o kadar önemli degil. Ancak görüldügü üzere Ethem elindeki birlikleri düzenli orduya karşı savaşa sürmüş olsaydı çok kan dökülecegi muhakkaktı. Ethem bundan kaçınmış ve bir kardeş kavgasına yol açmamıştır. Şİmdi de Ethem neden tasfiye oldu bunu izlemeye çalışalım. saygılarımla |
Gene bağladın bolşeviklere, ya dilaver helal olsun. Dervişin fikri neyse, zikri de o olurmuş.:)
Şaka bir yana ilgi ile takip ediyorum yazını, çok ilginç bulduğumu söylemeliyim, eline sağlık. Selamlar. |
Demek teslim olsa Mustafa Kemal tarafından asılacağı endişesiyle daha merhametli olucağını sandığı yunanlılara sığınan bu şahıs asla hain olmamışmış.!!!
Vahdettin'in de hain olmadığını bu forumdan öğrenmiş olduk hamdolsun..İlginç tespitler bi o kadar da komik.. Tarih yeniden yazılıyo desenize..üstelik türk komünistleri tarafından.=) |
Alıntı:
Çerkes Ethem'in düzenli orduya karşı savaştan kaçındığı doğru değil. Tersine Demirci Mehmet Efe'nin birlikleriyle birleşip düzenli orduya karşı savaşma planı var. Demirci Mehmet Efe bastırılınca, bu defa kendisi ayaklanmaya kalkışıyor. İstanbul'a padişah'a bağlılık mesajı gönderiyor ve Yunan'lılara onlara karşı savaşmayı bıraktığını, hedefinin Ankara olduğunu bildiriyor. Kardeşlerini gönderiyor ve protokol imzalıyorlar. Ankara'ya da TBMM'ni tanımadığını bildiriyor. Tüm bunlara rağmen Ankara, Çerkes Ethem'i kazanmaya çalışıyor. Yunanlıların saldırısı başladığında, Çerkes Ethem'de birliklerinin yönünü düzenli orduya çeviriyor. Ayrıca Yunanlılara katılırken askersiz, tek katıldığı doğru değil sanıyorum. Araştıracağım. Evet, Çerkes Ethem Milli Mücadele'ye çok büyük katkı vermiş bir kahramandır, ama sonuna kadar götürememiştir. 1- Düzenli Orduya geçmeyi reddetmiş midir? 2- Batı Cephesi komutanını tanımadığını bildirmiş midir? 3- Düzenli Ordu komutanlarını, TBMM'yi aşağılayıcı söz ve davranışlarda bulunmuş mudur? 4- Atatürk'ü tehdit etmiş midir? 5- Padişah'a bağlılık mesajı göndermiş midir? 6- Düzenli Orduya karşı isyana girişmiş midir? 7- Düşmanla, Yunanlılarla ilişkiye girip anlaşma imzalamış mıdır? 8- Düşmanın, Yunanlıların tarafına geçmiş midir? 9- Savaş sırasında kendi imzasıyla askerleri-subayları Yunan'a teslim olmaya çağırmış mıdır? 10- Bir insan daha nasıl ihanet edebilir? Nazilli düştü. Ateşi ve ihaneti gördük. Dayandık dayanmaktayız. 1920 Şubat, Nisan, Mayıs, Bolu, Düzce, Geyve, Adapazarı : İçimizde Hilâfet Ordusu, Anzavur isyanları. Ve aynı sıradan, 3 Ekim Konya. Sabah. 500 asker kaçağı ve yeşil bayrağıyla Delibaş girdi şehre. Alaeddin tepesinde üç gün üç gece hüküm sürdüler. Ve Manavgat istikametlerinde kaçıp ölümlerine giderken terkilerinde kesilmiş kafalar götürdüler. Ve 29 Aralık Kütahya : 4 top ve 1800 atlı bir ihanet yani Çerkez Ethem, bir gece vakti kilim ve halı yüklü katırları, koyun ve sığır sürülerini önüne katıp düşmana geçti. Yürekleri karanlık, kemerleri ve kamçıları gümüşlüydü, atları ve kendileri semizdiler... Ateşi ve ihaneti gördük. NAZIM HİKMET / KUVAYİ MİLLİYE DESTANI'NDAN |
Bu bakış açısı ile Mustafa Kemal 'i de hain ilan edebilirsiniz sevgili pante.
Vahdettin Mustafa Kemal'i Anadolu'ya göndermemiş midir? Bunun içinde para vermememiş midir? Milli Mücadeleyi örgütlesin diye göndermemiş midir? Vahdettin'e sadakat ve liyakatini ifade eden telgraf göndermemiş midir? Sonrasında ne değişmiştir, buralar hep karanlık. Kim neye ihanet etmiştirin cevabı nerede? Kılıç kınını kesmiştir. Bu tip değerlendirmelerin iki yanı keskindir, iki tarafıda keser. Gediz de ise seyirci kalınmıştır, Ethem yenilsin de gözden düşürelim diye. Ethem değilmidir aslında ilk direnen ve savaşa başlayan. Vahdettin saraydan ayrılırken bir tek çöp yanına almamışdır. Bunlar devlet-i ali nin dir, doğru olmaz demiştir yakınlarına. Ve birtakım mücevherleride saray mensuplarından bazılarına emanet etmiş ve o emanetçilerde Atatürk'e teslim etmişlerdir. Şimdi gösterin bu çapta, evsafta devlet adamlarını, Atatürk'ün tüm etrafındakiler dahil. İnönü'nün bıraktığı servet ortada. Mustafa Kemal'in en büyük yanılgısı da budur, halktan insanlarla Cumhuriyeti ve devleti kurarım sanmıştır. Selamlar. |
Alıntı:
Mustafa Kemal, saraya ihanet etmiştir. Saltanatın ve emperyalizmin hainidir. Ama vatanın ve ulusun değil. Alıntı:
Vahdettin hakkındaki bu yanlış bilgilerini bir başka başlıkta düzeltelim. Ama gönül ister ki bu konuyu etraflıca kendin araştırasın. |
Ethem sosyalist düşünceye yakın halkçı bir önderdir.Kuvvetlerinin çoğunluğu Çerkesdir.
Anzavur isyanının bastırılması oldukça kanlı olur,Çerkeslerden çok kayıp olur. Bu olay Çerkeslerin siyasal kültürüne taşınmıştır.Yaşlılar sağda yer alan gençlere Anzavur,solda yer alan gençlere Çerkes ethem derler. 1- Düzenli Orduya geçmeyi reddetmiş midir? Evet 2- Batı Cephesi komutanını tanımadığını bildirmiş midir? Evet 3- Düzenli Ordu komutanlarını, TBMM'yi aşağılayıcı söz ve davranışlarda bulunmuş mudur? Evet 4- Atatürk'ü tehdit etmiş midir? Evet 5- Padişah'a bağlılık mesajı göndermiş midir? Hayır 6- Düzenli Orduya karşı isyana girişmiş midir? Hayır 7- Düşmanla, Yunanlılarla ilişkiye girip anlaşma imzalamış mıdır? Hayır 8- Düşmanın, Yunanlıların tarafına geçmiş midir? Hayır 9- Savaş sırasında kendi imzasıyla askerleri-subayları Yunan'a teslim olmaya çağırmış mıdır? Hayır 10- Bir insan daha nasıl ihanet edebilir? Kim kime ihanet etmiş? |
Alıntı:
Bu "Hayır" ları gerçekten konuya vakıf olarak mı veriyorsun? Yoksa duygusal bir tepki mi? Emin misin? Son kararın mı? :) |
| Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 15:05 . |