Turan Dursun Sitesi Forumları

Turan Dursun Sitesi Forumları (https://turandursun.com/forumlar/index__1.php)
-   İslam (https://turandursun.com/forumlar/forumdisplay.php?f=9)
-   -   Bakara 223: " Kadınlar tarlanızdır; istediğiniz gibi... (https://turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=654)

Mutezile 10-08-2005 17:27

Bakara 223: " Kadınlar tarlanızdır; istediğiniz gibi...
 
''Erkekler kadınlara üstündür'' (Bakara, 228).
''Aranızdaki üstünlüğü unutmayın'' (Bakara 237).
''İki kadının tanıklığı bir erkeğin tanıklığına bedeldir'' (Bakara, 282)
''...erkekler kadınlar üzerinde hakimdirler.İyi kadınlar gönülden boyun eğenlerdir... Serkeşlik (itaatsizlik-hırçınlık) etmelerinden endişelendiğiniz kadınlara öğüt verin, yataklarında onları yalnız bırakın, nihayet dövün. Size itaat ediyorlarsa, aleyhlerinde yol aramayın'' (Nisa, 34)
''Kadın kaburga kemiği gibidir, doğrultmak istersen kırılır'' (Gazali; Kimya'yı Saadet)
İslamı -her ne bahasına olursa olsun- yüceltmeyi şiar edinmiş olan biraz mürekkep yutmuş tayfanın, bunlar ve bunlara benzer nice ayeti tanrı kelamı diye insanlara yutturma gayretkeşliği; zaman zaman ikiyüzlülük, riya ve çaresizlik bataklığında son bulmuştur.
Vereceğim örnekler neredeyse cemaat önderi sayılan 2 zata aittir. Hüseyin hatemi: kendisi rahmetli Turan Dursunun hayatta olduğu günler-
de ''Fektullu enfüseküm'' (Bakara, 54) çerçevesinde gelişen bir tartışmada
Turan Dursuna cevap niteliğinde bir yazıyı kaleme alır ve tefsir eleştirisi yapar.Karşılığında Turan Dursundan sevabına Usül-ü tefsir dersleri alır.
(28.1. 1990 tarihi) Rahmetlinin *hatemiden herhangi bir ücret taleb ettiğine
dair 'sahih & mütevatır bir kaynağa' sahip değiliz. Örneğin ikincisi ise yakın zamanda parti kurarak ülkeyi kurtamaya soyunan Y. Nuri öztürk'tür. Öztürk'ü iyi anlamak için ''Ehlibeytin annesi:Hz Fatıma'' adlı 185 sayfalık hacıyağı ve gülsuyu kokan eserini okumak yeterlidir.
I-) Hüseyin HATEMİ: ''Yazıkki yalnızca islam düşmanları değil islama bağlı
görünen bazı kişilerde ev reisi olan kocanın, karısını dayakla eğitmek hakkı olduğunu öne sürerler. Mayıs 1978 yılında Yeniköyde düzenlenen 'Türk toplumunda kadın' seminerine kadar bu konuyu (Nisa, 34), zihnimde çözememiş, hatta daha önce Üniversiteli kadınlar Derneği beni konuşmaco olarak çağırmış ve pera-Palasta düzenlenen ''İslamda Kadın'' adlı konuşmadan önce, henüz çözememiş olduğum bu konuda soru sorulmaması için D U A * E T M İ Ş T İ M. Duam kabul edildi ve konuşmamdan sonra dinleyicilerden bu minvalde bir soru gelmedi.''
(Kadının çıkış yolu-İşaret Yay.istanbul 1990/ sayfa 38 )
2)Yaşar N. ÖZTÜRK: Nisa suresi, 34'ü 1994 senesinde kaleme aldığı Kuran
Mealinde (Hürriyet ofset, 1994 baskısı) şöyle türkçeye çeviriyor: ''...Sada-
kat ve iffetsizliklerinden korktuğunuz kadınlara önce öğüt verin, sonra yatakları ayırın...... ve nihayet d ö v ü n''
Aynı Yaşar Nuri 1999 senesindeki yeni baskısında Türkçe mealden 'd ö *v ü n' emrini çıkartmıştır(!). yeni Boyut yayınlarından çıkan bu baskısında
Nisa, 34 ayeti şöyle son bulmaktadır:''.....Öğüt verin, sonra yataklarında yalnız bırakın, ve nihayet onları evden çıkarın başka yere gönderin! Saygılı davranırlarsa aleyhlerinde başka yol aramayın.
Allah Kelamı olduğu ileri sürdükleri, 7 kıraat üzerine inen, bütün ilimleri içinde barındıran bir Kitaba hakeret eden kimdir? Bir kelimesinin bile değişmesini bırakın, 1 harfinin bile değişmeden günümüze geldiği öne sürülen Mushafı,Yaşar Nuri çağdaş türk kadınına cezbedici hale getirmek için nasıl değiştirebilmektedir?
Turan Dursun haftalarca, aylarca bu tayfaya seslenmiş ve Şakk-ı kamer'den, El Müelleftül Kulübe; Fıkıhtan, Kelama kadar ne varsa islama dair - bu konular hakkında açık bir tartışmaya çağırmıştır. İsmail nacar ve Hateminin cevap ve reddiye mahiyetindeki yazılarını çürüten ve her iki zatıda hafifçe silkeleyen Turan Dursunun çağrıları-doğaldır ki- yanıtsız kalmıştır. Sebebi ortada değil mi..?

ensareo 10-08-2005 18:11

Kadınları soyarak ağzınızın suyu aka aka seyretmek,onları reklam malzemesi yapmakmı medeniyet oluyor,eşitlik oluyor.İslam'dan önce ki arap kavminde kadınların hakkı yoktu.Hatta kız çocukları diri diri gömülüyordu..Ki adım adım miras hakkıda verildi,söz hakkıda..

Eşitlik nedir?Mesela kadına ağır yük taşıtmakla ve ona ağır gelen işleri yaptırmakla erkeklerle eşitliğimi sağlanmış oluyor..Zamanımızda kadınlara verilen bir hak yok;hatta erkeklerin şehvetleri için sömürülüyorlar,kullanılıyorlar..Reklam malzemesi yapılıyorlar.Çırılçıplak soyunup kendilerini göstermeleri medeniyet olarak gösteriliyor.Kadın hakları diyip,kolarına kadınlarla eğlenen tiplerin hiçmi hiç bu konularda konuşmaya hakkı yok..Bu nasıl anlayışsa..

Öncelikle ayetlerin önceleri sonralarınıda yazarak..ve Kur'an'ın bütününü göz önünde bulundurarak İslam'da kadın konusunu tartışabiliriz.Cevap verilmemiş falan filan bu kadar açık olan bir konunun nersine cevap verilememiş..Elbette kim haklı kim haksız sizde bizde yaşayacağız;sonra bize göre göreceğiz bakacağız kim doğru yoldaymış,kim eğri yolda...

Mutezile önce sen nasıl düşünüyorsun,madem bir konu açtın sence ne oluyor ne olamlı bir açıklarmısın veya peşinden gitiğin fikrin görüşünü açıklarmısın?Kendin nasıl yapıyorsun mesela,ağzının suyu aka aka güzellik yarışmaları denen fuhuş teşvikçilerinin oyunlarına uyuyormusun?Reklamlarda kadın konusuna ne diyorsun?Kadınlar herişi yapmalımı?yani sana göre nasıl olmalı kadın hakları?

Mutezile 10-08-2005 20:21

İSLAMDAN ÖNCEKİ ARAP KAVİMLERİNDE KADIN
 
Siz islamdan önceki arap kavimlerinde-cahilliye devrinde- arap kadınları-
nın hakları olmadığını söylerken, şüphesiz bunu rivayet-tevatür veya dedikoduya değil, bizim de kolaylıkla okuyup ikna olabileceğimiz kaynaklara dayandırıyorsunuzdur. Tabii her türlü kaynaktan haberdar olmak biz faniler için son derece müşkül olacağından, bir sonraki yazınızda görüşlerinizi ifade ederken (=İslamdan önceki arap kavimlerinde kadınların hakları olmadığı konusunda=) başvuru kaynaklarınızı ve referanslarınızı da listelersiniz, ya da link adresi eklersiniz; konuya merak duyan diğer arkadaşlarla birlikte bende istifade ederim.
Sizin kaynaklarınıza saygı duymakla birlikte sizden de şu hususla-
rı dikkate almanızı beklerim:1)Muhammed El Bagdadi: islamdan önce arap kadının sosyal ve ekonomik haklara sahip olduğunu, evleneceği erkeği seçmekte ya da dileyeceği işi görmekte özgür bulunduğunu kanıtlayan örnekler verir. (=Eyyamü'l Arab). 2)Farazdak ve Gaip Şa'şa:
cahiliyye devri arap kadınlarının özgürlüğünü ve en az erkekler kadar haklara sahip olduklarını şiir ve metinlerde dile getirirler.
Ama Muhammedin ilk karısı Hatice şüphesiz en ilginç örnektir:
3) (İbni İshak ve İbni Hişam, Kitabu'-l-magazi'de Muhammedin ilk karısı hatice hakkında en temel kaynak olarak bilinegelmiştir) Kureyş kadınları arasında itibarlı, şeref ve servet bakımından üstün bir kadın olan hatice ticaretle uğraşır. Dul kaldığı andan itibaren her erkek onunla evlenmek için can atar. Muhammede kervanlarını emanet eden ve ona kar payı veren hatice, bir süre sonra ona evlenme teklifi eder. Muhammed amcası Abdülmuttalibi göndererek haticeyi istetir ve evlenirler. Buna vakıaya ayrıca bir şey eklemeye gerek yok sanırım.
Ayetlerle ilgili olarak: Ayetlerin başını ve sonunu ekleyerek yazdığımızda,
yukarıda zikrettiğim ifadelerin hilafına bir anlam çıkmamaktadır. Artık Kuranı Ö. nasuhi Bilmen, S. Ateş, Elmalılı hamdi gibi müfessirlerin Mealinden karşılaştırmalı okumak imkanı varken (internet sayesinde gayet kolay olarak), sanki malumu saklama cihetine gidilebilirmiş gibi bir ifade kullanmanızı yadırgıyorum. İtirazlarınızı -eğer varsa- daha sarih olarak yapmanız daha yapıcı olacaktır. Benim zamanında okuduğum syntax-semantik ve kontext ile metinler çözümlenirken, şimdilerde isteyen Derrida ve Lyyottard'ın getirdiği 'dekonstrüksiyon' ile çözümleyebi-
liyor. Kuranı siz nasıl okuyup çözümlüyorsunuz, nasıl anlamlandırıyorsunuz
Kız çocuklarının diri diri gömülmesi mevzuu büyük ölçüde bühtan olup, yüzyıllardır cahilliye devrini kötülemek isteyenler tarafından sömürülegel-
miştir. Farazdak'ın bir şiiri dışında hiç bir dayanağı olmayan bu çürük rivayete girersek çok yer alacak-ona başka bir konu başlığında yer verelim dilerseniz.
Erkekler tüm insanlık tarihi boyunca kadına ağzının suyu akarak bakagel-
miş olsa da (ki testosteron başka türlüsüne izin vermiyor), şimdiye kadar genellikle kadın tarafından seçilen olmuştur. Ben erkeklerin-tabii kendimin de- son derece aciz varlıklar olduğunu, ve kadının doğurganlığı karşısında yaşadığı ciddi komplexi (Ödipus-fallus vb) iktidar ve şiddet silahları ile kompanse etmeye çalıştığı fikrindeyim. Son yüzyıldır bunlara birde araba ve motorlar eklenmiştirki; tedricen ordaki hegemonyamızda yavaş yavaş kırılmaktadır. 11 gün önce baba olan birisi olarak, bu konudaki sözlerime kulak veriniz. Kadınlar istemese reklam ve sex sektöründe yer almazlar-
sizin deyiminizle 'kullanlımazlar'. Özgür iradeleri ile kadınlar kararlarını vermektedirler ve biz zavallılara da- ergenlik içindeyken- mastürbasyon malzemesi çıkmaktadır
Bizler onların haklarını gasp etmediğimiz sürece, ortada kadın hakları diye bir problem yoktur.

ensareo 10-08-2005 23:39

Toplumu değerlendirirken neye bakıyoruz.Mesela bizim memleketteki insanlardan iyi olanlarda vardır,kötü olanlarda.ne hepsi iyidir,ne de hepsi kötüdür..2 şairimiz var diye tüm toplumum kadınları edebiyattan,sanattan anlar medeni bir toplummu oldular..Genel özellik belirtirken genelde yaygın olan bir toplumsal davranıştan bahsediyoruz.Kur'an'da kız çocuklarının diri diri gömüldüğü,kız çocukalrı olduğu zaman utançlarından toprağamı gömseler yoksa,yüzleri üzüntüden kararmış bir halde kavimlerinin karşısınamı çıksalar denerek, o zamandaki bir durum haber verilmiştir.Bu manada Kur'an aynı zamanda o zamanıda yansıtır.. İnanmıyorum Kur'an'a diyorsan, o zamanı yansıtan bir kitap olması
dolayısıyla dikkate alman gerekiyor..Senin verdiğin kaynak neden güvenilir oluyorda benim verdiğim kaynak güvenilir olmuyor..

228 -.. Erkeklerin hanımları üzerinde bulunan hakları gibi, hanımların da kocaları üzerinde meşru çerçevede hakları vardır...

boşu boşuna söz söylemiyorum.işte sakladığın cümle..

Senin yönteminle söyle bana istediğin kişiyi kötüleyeyim,akı kara karayı ak yapayım...Hatta alemin amskarası bile yaparım..nasılolsa kimse bilmiyor,araştırmıyor,sormuyor... :lol: şimdi bu geniş bir konu..Bu yüzden Kur'an'ın geneli üzerinde düşünüp,o zamandaki toplumun durumunuda göz önüne getirip,nasıl bir gelişme olduğunu o zaman daha iyi anlarız..İslam'ın kadına verdiği haklar kadının fıtratına uygundur.

Mutezile 11-08-2005 09:57

Nisa; 34 ve HATEMİ
 
Kadın bir ilişkide erkeğin doğrudan kölesi değilse- Muhammedin Kıpti kölesi ile Marya örneğinde olduğu gibi - kadının erkek üzerinde birtakım hakları olduğunu ayete eklemek malumu tekrar ilandan öteye gitmez.
Ama kadının sınırı ayetin bir bölümünde çizilmişse; yani erkek daha üstünse; yatakları ayırabilir ve hatta serkeşlik 'nüşuz' unda (endişesinde)
dövebilirse, islam fıkhı ve şerii hükümler çerçevesinde acınacak durumlara indirgeniyorsa; ayetlerin diğer yerlerinde bu H A K G A S P I iade EDİLMEDİĞİ sürece ayetlerin değil tamamını-her alıntıda tüm Kuranı
dipnot olarak eklesek beyhudedir. Görüşlerinizi kaynaklarla destekleme-
mişsiniz. Cahiliye devrinde kadınların hakları olmadığını iddia etmiştiniz.
Görüşlerinizi İslam aleminin muteber eserleriyle (Ali Rıza Demircan, Y. Nuri (!) Ali Bulaç değil) kaynaklandırmadığınız sürece; düşünceleriniz sizin kişisel kanaatiniz olduğu yargısı hasıl olur. Bu kadar önemli bir konuda, koskoca bir devri karalamak cüretini gösteriyorsunuz, ama bunu hiç bir kaynağa dayandıramıyorsunuz. Lütfen cahiliye devri ile ilgili kelam etmeyin o zaman. Tarihi ve bilimsel konularda kişisel kanaatleriniz size kalsın ve rica ederim benimle paylaşmayın. Site sakinlerinin içinde sizin kanaatlerinize çok ehemmiyet verenlerin Forum başlığına düşüncelerinizi eklemeniz, emnim o n l a r ı memnun edecektir.

'Senin verdiğin kaynak neden güvenilir oluyorda benim verdiğim kaynak güvenilir olmuyor..'
'boşu boşuna söz söylemiyorum.işte sakladığın cümle.. '

Böylesi islamı yakından ilgilendiren konularda fikir cimnastiği yaparken,
düşüncelerinizi belli bir seviyenin altına düşürmeme konusunda dikkat etmenizi beklerim. 'Siz' le hitap edersek biririmize bu seviye daha zor düşer..Cahiliye devrinde diri diri gömülen kız çocukları konusu ile ilgili
kendi bilgim dahilinde, kişisel kanaatimi aktarmanın ötesinde; tekrar bir kaynak taraması yapıyorum-ki sözler havada kalmasın.

ensareo 11-08-2005 12:45

mutezile beyefendi,sizin kabul ettiğiniz veya etmediğiniz kaynağı kabul ederekmi munazara yapacağız.Nerde görülmüş böyle bir anlayış..Şu şu olur ama şu şu olmaz..Vay be..

Mutezile her yiğidin bir yoğurt yiyişi vardır.Bana görede senin tarzında yazı yazmak ve konuşmak bana göre diyorum sahte gülümseme,sahte kibarlık gibi geliyor.Veya şöyle olabilir kendini dev aynasında veya üstün bir kişi gibi görüyorsun ve kimseyi yaklaştırmak istemiyorsun.Burası bir forum sadece kendi kendimize değil,tüm forumdakilere hitap ediyoruz. Böyle düşünebilirsin..Sana diye hitap ederken sana karşı bir samimiyetim oalbilir mi?hayır?Yoksa sen sana denmesini hakaret olarak mı kabul ediyorsun?Seni tanımadığıma göre,hakarette edemem..öyle değilmi?

Şimdi uslup tartışmasını önüme koydun ve böyle yap diyorsun.Ben böyle konuşmam ve yazmam dedim ya bana göre sahtecilik geliyor. Öyleyse, birbirimizden uzak duralım.. Halk diliyle ve konuşma uslubuyla yazı yazmak bana daha doğru ve anlaşılır geliyor.Alangirli laflarla vay be ne bilgili ne düzeyli adammış gibi yanılsamalarda da bulunulan insanlardanda olmak istemiyorum.Yoksa insanları aldatmak çok kolay...

Aliminyum 11-08-2005 13:18

Hangi birini düzeltelim şimdi bunların

Mutezile diyor ki ;

''Erkekler kadınlara üstündür'' (Bakara, 228).

Böyle bir ayet yok. Ayetin tam meali şu;

Boşanmış kadınlar, kendi başlarına (evlenmeden) üç ay hali (hayız veya temizlik müddeti) beklerler. Eğer onlar Allah'a ve ahiret gününe gerçekten inanmışlarsa, rahimlerinde Allah'ın yarattığını gizlemeleri kendilerine helâl olmaz. Eğer kocalar barışmak isterlerse, bu durumda boşadıkları kadınları geri almaya daha fazla hak sahibidirler. Erkeklerin kadınlar üzerindeki hakları gibi, kadınların da erkekler üzerinde belli hakları vardır. Ancak erkekler, kadınlara göre bir derece üstünlüğe sahiptirler. Allah azîzdir, hakîmdir. (Bakara 228)

Şimdi sen tut ayetin öncesini sonrasını es geç, ayetin inzal sebebini es geç, ayetin hangi toplumsal şartlarda inzal olduğunu es geç, ayetten çıkarılacak fıkhi içtihatları salla, ondan sonra da tercümesi 8 satır süren bir ayetten 3 kelimelik boş bir anlam çıkar (Erkekler Kadınlardan Üstündür) diye. Aferim mutezile. İlmin izzetini ve fikrin namusunu ne de güzel gösteriyorsun.

Bakara suresi 237. Ayet ; Kendilerine mehir tayin ederek evlendiğiniz kadınları, temas etmeden boşarsanız, tayin ettiğiniz mehrin yarısı onların hakkıdır. Ancak kadınların vazgeçmesi veya nikâh bağı elinde bulunanın (velinin) vazgeçmesi hali müstesna, affetmeniz (mehirden vazgeçmeniz), takvâya daha uygundur. Aranızda iyilik ve ihsanı unutmayın. Şüphesiz Allah yapmakta olduklarınızı hakkıyla görür.

Mutezile efendinin tercümesine bakın ; ''Aranızdaki üstünlüğü unutmayın'' (Bakara 237).

İhsan kelimesi ne zamandan beri üstünlük oldu Mutezile. Bu ayette erkeğin kadına üstünlüğü ya da kadın haklarının ayaklar altına alınması gibi bir manayı bu ayetin neresinden çıkarıyorsun?

Bakara 282. Ayeti ; Ey iman edenler! Belirlenmiş bir süre için birbirinize borçlandığınız vakit onu yazın. Bir kâtip onu aranızda adaletle yazsın. Hiçbir kâtip Allah'ın kendisine öğrettiği gibi yazmaktan geri durmasın; (her şeyi olduğu gibi) yazsın. Üzerinde hak olan kimse (borçlu) da yazdırsın, Rabbinden korksun ve borcunu asla eksik yazdırmasın. Şayet borçlu sefih veya aklı zayıf veya kendisi söyleyip yazdıramayacak durumda ise, velisi adaletle yazdırsın. Erkeklerinizden iki de şahit bulundurun. Eğer iki erkek bulunamazsa rıza göstereceğiniz şahitlerden bir erkek ile -biri yanılırsa diğerinin ona hatırlatması için- iki kadın (olsun). Çağırıldıkları vakit şahitler gelmemezlik etmesin. Büyük veya küçük, vâdesine kadar hiçbir şeyi yazmaktan sakın üşenmeyin. Böyle yapmanız Allah nezdinde daha adaletli, şehadet için daha sağlam, şüpheye düşmemeniz için daha uygundur. Ancak aranızda yapıp bitirdiğiniz peşin bir ticaret olursa, bu durum farklıdır. Bu durumda onu yazmamanızda sizin için bir sakınca yoktur. (Genellikle) alışveriş yaptığınızda şahit tutun. Ne yazan, ne de şahit zarara uğratılsın. Eğer bunu yaparsanız (zarar verirseniz) şüphe yok ki bu, sizin yoldan çıkmanız demektir. Allah'tan korkun. Allah size gerekli olanı öğretiyor. Allah her şeyi bilmektedir.

İslam kadını şahit kabul etmeseydi ne yapacaktınız Allah bilir. Kadınlığın ayaklar altına alındığı bir çağda Kuran,kadınlara şahitlik hakkı tanıyor da efendiler beğenmiyor.

Peki neden 1 erkek 2 kadın?
Kadınlar erkeklerden daha mı geri zekalı? Erkeklerin gördüğünü onlar da göremez mi ya da erkekler kadar değerlendirme kabiliyetleri yok mu?

Erkeklerin gördüğünü elbette kadınlar da görür ama bir şahitlik/tanıklık anında kadının etkilenimi erkeğin etkileniminden daha fazladır.

Şayet iki erkek bulunamazsa, bir erkekle, iki kadın bulunsun. Ancak niye iki kadın?.. Ayet-i kerime varsayımlar ileri sürmemize imkan bırakmıyor. Çünkü kanun koymada her hükmün sınırları belirlenmeli, açıklığa kavuşturulmalı ve nedenleri bildirilmelidir. Kuran da böyle yapıyor ve bu işin gerekçesini şöyle açıklıyor ;

"...Biri yanılınca öbürü ona hatırlatsın..."
Kadınlar duygusaldır, duygusallıkta ise aşırı heyecan esastır. Hislerin mantığın önüne geçmesi söz konusudur. Kadınların erkeklerden daha duygusal olduğunu kimse tartışamaz herhalde. Ticari ve hukuki ilişkilerde ise duygusallık ve heyecan hataya sebeptir. Bu hatalar yanlışa götürür. Bu yanlışların önünü kesmek için alınan bir önlem de herhangi bir hukuki uyuşmazlıkta kadınsal dürtülerin aksi tesirlerini azlatmak için 1 kadın yerine 2 kadın tanık istenmiştir. Modern hukuk da bu şekilde davranmalıdır. Bunda kadınlığın itibarını küçültecek birşey yoktur.

gelelim Nisa suresine;

Nisa suresi 34. ayette tam olarak buyrulur ki; Allah'ın insanlardan bir kısmını diğerlerine üstün kılması sebebiyle ve mallarından harcama yaptıkları için erkekler kadınların yöneticisi ve koruyucusudur. Onun için sâliha kadınlar itaatkârdır. Allah'ın kendilerini korumasına karşılık gizliyi (kimse görmese de namuslarını) koruyucudurlar. Baş kaldırmasından endişe ettiğiniz kadınlara öğüt verin, onları yataklarda yalnız bırakın ve (bunlarla yola gelmezlerse) dövün. Eğer size itaat ederlerse artık onların aleyhine başka bir yol aramayın; çünkü Allah yücedir, büyüktür.

Diğer bir meal (Elmalının) şu şekilde; Erkekler, kadın üzerine idareci ve hakimdirler. Çünkü Allah birini (cihad, imamet, miras gibi işlerde) diğerinden üstün yaratmıştır. Bir de erkekler mallarından (aile fertlerine) harcamaktadırlar. İyi kadınlar, itaatkar olanlar ve Allah'ın korunmasını emrettiği şeyleri kocalarının bulunmadığı zamanlarda da koruyanlardır. Fenalık ve geçimsizliklerinden korktuğunuz kadınlara gelince: Önce kendilerine öğüt verin, yataklarından ayrılın. Bunlar da fayda vermezse dövün. Eğer size itaat ederlerse kendilerini incitmeye başka bir bahane aramayın. Çünkü Allah çok yücedir, çok büyüktür. (Nisa 34)

Bu, şu demektir: Allah'ın erkekleri kadınlardan üstün yaratmış olması ve erkeklerin mâli harcamaları karşılamaları gerekçesi ile erkekler kadınları yönetmeye yetkilidir
Allah, MAİŞET İŞLERİNDE erkekleri kadınlardan üstün yaratmıştır. Bu yüzden yani hayatın idamesi için erkekler kadınlar üzerinde söz ve velayet sahibidir.

Arapça bilenler bilir, ayette geçen KAVVAM ibaresi KAİM'in mübalağasıdır.
Bir kadının işlerine bakıp onu koruyan gözete, onun işlerini idare edene
KAYYİM-ÜL MERETİ veya KAYYAMÜL MERETİ denilir. Bu durum erkeğin kadına hakimiyetini ifade eder. Ancak bu hakimiyet rastgele bir hakimiyet değildir. KAVMİNİN EFENDİSİ KAVMİNE HİZMET EDENDİR manası üzere hizmetçiliğe karışık bir hakimiyet söz konusudur. Bir kavmin lideri evet üstündür ama bu üstünlük zorbalıkla özdeş bir üstünlük değil hakkaniyet ve hizmetkarlıkla özdeş bir hakimiyettir.

Kadı Beyzavi tefsiridin de der ki; Valiler halkı idare ettikleri gibi, onlar da (erkekler de) kadınları öyle idare ederler.
Burada hakimiyetin şartı hizmete veya onlar için çalışmaya bağlanmıştır. Bir sonuç bir gerekçeye bağlanmıştır yani. Dolayısıyla bir erkek çalışmak ve hizmet etmekle idare etmek dolayısıyla kendi kadını/karısı üzerinde hakim ve üstün olduğu gibi eğer bir kadın çalışarak (mecburiyet hallerinde) erkeğini geçindiriyorsa o durumda o kadın o erkekten üstün ve ona hakim olacaktır.

SALİHA/İYİ KADIN: iyi kadınlar, saygılı olanlar ve kocalarının yokluğunda Allah'ın korunmasını emrettiği mahremiyetleri koruyanlardır."

Nisa 34'ün bir bölümünde der ki: Baş kaldırmasından endişe ettiğiniz kadınlara öğüt verin, onları yataklarda yalnız bırakın ve (bunlarla yola gelmezlerse) dövün. Eğer size itaat ederlerse artık onların aleyhine başka bir yol aramayın; çünkü Allah yücedir, büyüktür.

Kendisi üzerinde hakkaniyetli bir şekilde hakim olan erkeğine baş kaldıran kadın aile temelinin sarsılmasına sebeptir. Buna karşılık elbette önlemler alınacaktır ve dövmek bunlardan birisidir. Ancak dövmeden önce gerekli bütün önlemlerin alınması şartı getirilmiştir. Öncelikle nasihat, sonra soğuk davranışlar bunlarla da yola gelmiyorsa asi ve dikbaşlı kadını ailenin selameti için dövün. Evet yapın bunu. Amaç kadını dövmek, onu küçük düşürmek, ona acı çektirmek değildir. Bu yüzden döverken suratına vuramazsınız, sakatlayacak şekilde vuramazsınız, iz bırakacak şekilde vuramazsınız. Amaç zulüm değildir. Ailenin selametini kurtarmaktır.

Diğer taraftan, eğer bir koca Allaha isyan içindeyse, ailenin sıhhatini bozacak işler yapıyorsa gücü yeten kadın da erkeğini dövebilir. Buna da cevaz verilmiştir. Dövemezse dövdürebilir. Gerçekten vardır bu.

Kadın Kaburga kemiği gibidir doğrultmak istersen kırılır sözü İmam Gazalinin değildir, o söz bir hadistir yani bizzat Peygambere aittir. Bu sözde kadını aşağılama yok. Kadınların ruhsal yapılarına dair bir tespit var. Sözü anlayın siz de katılacaksınız bu ibareye. Kadınlar naziktir, aynen kaburga kemiği gibi naziktir. Kabalıkla düzeltmeye çalışırsanız yani hiçbir hak hukuk gözetmeden kendi kafanıza göre, kadınların ruhsal hassasiyetlerini gözetmeden girişeceğiniz bütün çabalar boşa çıkacaktır. Hadis bunu ifade eder.

Ayrıca şu hadise dikkat edin:

Amr ibnu'l-Ahvas (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: "Kadınlara karşı hayırhah olun. Çünkü onlar sizin yanınızda esirler gibidirler. Onlara iyi davranmaktan başka bir hakkınız yok, yeter ki onlar açık bir çirkinlik işlemesinler. Eğer işlerlerse yatakta yalnız bırakın ve şiddetli olmayacak şekilde dövün. Size itaat ederlerse haklarında aşırı gitmeye bahane aramayın. Bilesiniz, kadınlarınız üzerinde hakkınız var, kadınlarınızın da sizin üzerinizde hakkı var. Onlar üzerindeki hakkınız, yatağınızı istemediklerinize çiğnetmemeleridir. Istemediklerinizi evlerinize almamalarıdır. Bilesiniz onların sizin üzerinizdeki hakları, onlara giyecek ve yiyeceklerinde iyi davranmanızdır.'' Tirmizi, Tefsir Tevbe, (3087).

İffetsizliklerinden,ssadakatsizliklerinden şüphe ettiğiniz kadınlarınıza
1) Nasihat edin
2)Yataklarınızı ayırın,onlara soğuk durun,yanlış yaptıklarını tavırlarınızla gösterin
3)Baktınız olmuyor,herşeye rağmen kadınınız yola gelmiyor,onu sakatlamadan, haddinden fazla eziyet etmeden dövün.


Bunda Müslümanların gocunmasını gerektirecek birşey yoktur. Kadının dövülmesi esas değildir, her yol denendikten sonra uygulanabilecek bir önlemdir.
Ayrıca kadını ilk 2 önleyiciyi atlayıp direk döven veya dövdükten sonra kadınını sakatlayan, kadınında kalıcı izler meydana getiren kocalar hakkında da cezai yaptırımlar getirilmiştir.

Yaşat Nuri ahmağının veya Nacar basiretsizinin Müslümanlar ve İslam Şeriati hakkında söz söylemeye daha doğrusu İslam şeriati üzerinde söz sahibi olmaya yetkileri ve liyakatleri yok ki bize Yaşar Nuri'yi gösteriyorsun. Onlar da kim oluyor?


Ayrıca kadınların doğurganlık özellikleri karşısında kendisini kladınlar karşısında ezik gören Mutezile'nin kadın erkek ilişkilerini Batı kaynaklı fikirlerle ele alması da manidar. Ama sorun yok herşey aslına rücu edecek bu kendi sorunu.

Son söz: İslam kadını yüceltmiştir. Kapitalizmin günümüzde en büyük silahlarından biri haline gelen kadınlar herşeyden önce Dişi değil potansiyel Anne adayı olduklarının şuuruyla Nesil Yetiştirmek gibi kutsallar üstü kutsal vazifelerine geri dönmelidirler. Nesil Yetiştirmek hususiyetiyle evet Kadınlar Erkeklerden Kat be kat Üstündür.

Olay budur.

n0thing 11-08-2005 17:05

BAKARA 228. Boşanmış kadınlar, kendi başlarına (evlenmeden) üç ay hali (hayız veya temizlik müddeti) beklerler. Eğer onlar Allah'a ve ahiret gününe gerçekten inanmışlarsa, rahimlerinde Allah'ın yarattığını gizlemeleri kendilerine helâl olmaz. Eğer kocalar barışmak isterlerse, bu durumda boşadıkları kadınları geri almaya daha fazla hak sahibidirler. Erkeklerin kadınlar üzerindeki hakları gibi, kadınların da erkekler üzerinde belli hakları vardır. Ancak erkekler, kadınlara göre bir derece üstünlüğe sahiptirler. Allah azîzdir, hakîmdir.

Koyu yazılmış yazıdaki ikinci cümle eşitsizlik olduğunu gösteriyor ancak Mutezile. rumuzlu üye neden ayetin tamamını değil de bir kısmını aktardığına anlam veremedim.Özellikle `` Erkeklerin kadınlar üzerindeki hakları gibi, kadınların da erkekler üzerinde belli hakları vardır.`` kısmını aktarsaydı iyi olurdu.

Mutezile 12-08-2005 00:38

NİKAH BİR NEVİ KÖLELİK VE ESARETTİR- (İMAM GAZALİ;'İhyaü U')
 
''Kadın bir ilişkide erkeğin doğrudan kölesi değilse- Muhammedin Kıpti kölesi ile Marya örneğinde olduğu gibi - kadının erkek üzerinde birtakım hakları olduğunu ayete eklemek malumu tekrar ilandan öteye gitmez.
Ama kadının sınırı ayetin bir bölümünde çizilmişse; yani erkek daha üstünse; yatakları ayırabilir ve hatta serkeşlik 'nüşuz' unda (endişesinde)
dövebilirse, islam fıkhı ve şerii hükümler çerçevesinde acınacak durumlara indirgeniyorsa; ayetlerin diğer yerlerinde bu H A K G A S P I iade EDİLMEDİĞİ sürece ayetlerin değil tamamını-her alıntıda tüm Kuranı
dipnot olarak eklesek beyhudedir.''
DEMİŞTİK ama- bir kaç arkadaştan da aynı vechile serzeniş geldiğinden; hatta 'nOthing' rumuzlu üye sadece bunu ifade etmek için 'Oracle' rolüne soyunmaktan imtina edemediğinden; herkes tarafından bilinen ayet ve hadislerin tamamını yazmaktan geri durmayalım bari. 'Şeriatın kestiği parmak acımaz'.
1) Ebu said-i Hudri (r.a)'dan: Şöyle demiştir:Bir bayramda resullulah yanımıza namezgaha çıktı. kadınların yanından geçti. Ve onlara:''kadınlari sadaka veriniz. Zira bana Cehennem halkı gösterildi, çoğu sizler idiniz'' buyurdu. kadınlar:22ya resullulah neden'' diye sordular. ''Çünkü siz ötekine berikine çokça lanet eder, kocalarınıza karşı küranı nimet gösterir-
siniz. Akıllı, dininde kimselerin aklını- siz eksik akıllı ve eksik dinli kadın
milleti kadar çelebilen kimse yoktur'' buyurdu. ''Aklımızın, dinimizin eksikliği nedir'' dediler. ''Kadının şahadeti, erkeğin şahadetinin yarısı değil midir'' diye sordu. ''Evet'' dediler. ''İşte bu A K L I N eksikliğinden. Hayız gördüğü zamanda namaz kılmaz, oruç tutmaz değilmi?'' buyudular. ''Evet'' dediler.''İşte bu da dinin eksikliğinden'' cevabını verdi.
(Sahih-i Buhari Muhtasarı)
Demek ki bana 'Mutezile efendi' diye hitap eden diye Alüminyum-efendinin
Diyanetin patetik argümanlarıyla konuşarak kelime akrobasisi yaparken
dilinin altındaki bakla neymiş? şahadette 2 kadının şahitliğinin bir erkek yerine geçmesinin sebebini Peygamber koymuş: kadın aklen ve dinen eksiktir.
(("...Biri yanılınca öbürü ona hatırlatsın..."
Kadınlar duygusaldır, duygusallıkta ise aşırı heyecan esastır. Hislerin mantığın önüne geçmesi söz konusudur. Kadınların erkeklerden daha duygusal olduğunu kimse tartışamaz herhalde. Ticari ve hukuki ilişkilerde ise duygusallık ve heyecan hataya sebeptir. Bu hatalar yanlışa götürür. Bu yanlışların önünü kesmek için alınan bir önlem de herhangi bir hukuki uyuşmazlıkta kadınsal dürtülerin aksi tesirlerini azlatmak için 1 kadın yerine 2 kadın tanık istenmiştir. Modern hukuk da bu şekilde davranmalıdır. Bunda kadınlığın itibarını küçültecek birşey yoktur.)) =Alümünyum
Modern hukukun; kadınların adalet önünde haysiyetleriyle oynamaya, küçük düşürmeye çalışmaya, zekalarından ve imanlarından şüphe etmeye
tevessül etmesini Ö N E R E N Alüminyum-efendinin adalet anlayışı konusunda çok sarih bir izlenim edindim. Bu konuda çok açık ve yanlış anlamaya meydan vermeyecek şekilde konuşması, söylediğine yürekten inanmasına delalettir.
2)Usame İbni Zeyd (r.a)'dan peygamberin:''Benden sonra erkeklere kadınlardan daha Z A R A R L I fitne ve fesat olarak hiç bir şey bırakma-
dım'' buyurduğu rivayet olunmuştur.
Sahihi Buhari Cilt XI .S 267-hadis No: 1795
3)Ayşe (r.a)'dan bir rivayette:''İçimizden biri haiz (adet) olup Peygamber
de kendisi ile mübaşeret (girişmek) arzu ettiği zaman, ona futa (altlık bez)
bağlamasını emreder ve ondan sonra girişirdi. Sizin hanginiz nefsine, Peygamberin nefsine malik olduğu kadar malik olabilir?''
Aynı yer: Cild I hadis no 208
4)Abdullah İbni Ömer (r.a) dan; Nebi'nin ''Uğursuzluk ancak üç şeyde:atta
, kadında, evde hasıl olur buyurduğunu işittim'', dediği rivayet edilmiştir.
Aynı Yer:Cild VIII hadis 1211.
5)''Akıl sahipleri içinde, akıl ve dinde, sizden-kadınlardan, noksanını görmedim'' diye buyurmuştur.
Müslim, İbn Ömer'den; Buhari ile Müslim Ebu Saidden rivayet etmişlerdir.
6) Resulü Ekrem bir hadisinde: ''Kadınlar arasında saliha kadın, yüz tane karga arasında alaca bir karga gibidir''
Taberani, Ebu Umameden (r.a) ; Ahmed Ömer b. el-As'dan (r.a) sahih
sened ile rivayet etmişlerdir. Nesei'nin ''Sinen-i Kübra''sında vardır. (İMAM
Gazali:'' Ihyau 'Ulumid-din'' 2. cild de derlenmiştir)
7) Resulü Ekrem (s.a.v) ''Nikah bir nevi kölelik ve esarettir. Kadın tamamen efendisinin emrindedir. Kendisinden kocası razı olduğu halde ölen her müslüman kadın cennete girer''
Tirmizi rivayet etmiştir. Ayrıca İbni mace de Ümmü Selemeden (r.a) rivayet etmiştir. (İmam gazali: Ihyau U..)

Alüminyumun; kadının allaha isyan noktasındaki kocasını -gücü yetiyorsa-D Ö V E B İ L E C E Ğ İ N İ anlatan hiç bir sahih kaynağa rastlamadım. Herhalde alıntı yaptığı kaynağı esirgemeyecek, bizim de ilim ve irfanla tanışmamıza vesile olacaktır. Yoksa benim ''İLİM İZZETİMDEN FİKİR NAMUSUMDAN'' şüphe etme cüretini gösteren bu arkadaşa iki çift lafım olacaktır.
Kadınların duygusallığı ve mantık yönünden noksanlığına işaret eden Alümünyum'un savladığı düşünceleri geriye doğru kaynak taraması yaparken Şeyhulislam Musa Kazım'dan (1858-1920 Hürriyet-Müsavat, Sırat-ı Müstakim. 1326 sayı 1-3) alıntıladığını gördüm. Olasıdır ki diyanet veya sızıntı dergilerini karıştırırken bu savlar zihninde yer etmiştir. Aksi takdirde muhakkak menşeini de bildirirdi. Ben onun '' İLİM İZZETİNDEN VE FİKİR NAMUSUNDAN'' asla şüphe etmiyorum.
Son paragrafında dünya kadınlarına seslenen Alüminyumu,' dünya kadınlarının' da O'nu gerçekten ciddiye alması temennisiyle bu biraz teknik ve ''gri''
yazıyı bağlarken; Onun Yaşar Nuriye a h m a k- İsmail nacara da b a s i r e t s i z demesine esef ediyorum. Ben Yaşar Nuri ve Hateminin duruş ve fikri-takip manasındaki tutarsızlıklarını ve aczlerini örneklemiştim. Alüminyum'dan da duygusal çıkışının sebebini duymak, örnek vermesini beklemek istiyorum. Yaşar Nuri ve İsmail Nacar şimdiye kadar yazdıkları yayımlanmış kitaplarıyla, eserleriyle; netice itibarıyla inandıkları dava uğruna çok emek vermişlerdir. 'İltifat marifete Taabi'dir' tabii. Eleştiri,
fikir ayrılığı doğaldır. İslamcı yazarlar içinde içtenlikli bulduğum pek azdır.
Fakat Yaşar Nuri'ye A H M A K diyebilmek için, adamın dekanlık ve prof. Titrine eşdeğer bir şeyler öne sürmek ve yayımlanmış eser konusunda Yaşar Nuri'yle en azından aynı kalibrede olmak gerekmektedir. Ondan sonra durumunuzun gerçekten 'Primus inter Pares' olup olmadığına bakılır ve ağzınızı bu derece bozmanız -acaba?- hoş görülebilir. Belki bu kerte kem söz eden Alüminyum kendi- varsa- Titrlerini; ve yayımlanmış eserlerini de bizlerle paylaşırsa benim İLİM İZZETİMİ ve FİKİR NAMUSUMU sorgulama densizliğine, beğenmediği İslamcı yazarlara ağzını bozma cüretine nasıl düştüğünü bir nebze olsun açıklamış olur.

Aliminyum 12-08-2005 13:52

''Kadın bir ilişkide erkeğin doğrudan kölesi değilse- Muhammedin Kıpti kölesi ile Marya örneğinde olduğu gibi - kadının erkek üzerinde birtakım hakları olduğunu ayete eklemek malumu tekrar ilandan öteye gitmez. "

Kadının erkek üzerinde hak sahibi olması eğer o kadın köle değil ise boş bir iddiadan mı ibaret?

"kadının sınırı ayetin bir bölümünde çizilmişse; yani erkek daha üstünse; yatakları ayırabilir ve hatta serkeşlik 'nüşuz' unda (endişesinde)
dövebilirse, islam fıkhı ve şerii hükümler çerçevesinde acınacak durumlara indirgeniyorsa; ayetlerin diğer yerlerinde bu H A K G A S P I iade EDİLMEDİĞİ sürece ayetlerin değil tamamını-her alıntıda tüm Kuranı
dipnot olarak eklesek beyhudedir.''

Ayetin diğer yerlerinde hak gaspı iade edilmesi ne demek? Kuran da illaki
"Bakın ey insanlar, ben size bazı durumlarda karılarınızı dövebilirsiniz diyorum ama sakın kantarın topuzunu kaçırmayın, ayrıca diğer ayetlerimiz de kadınlara karşı uygulamanıza izin verdiğimiz bu şiddet girişimiyle kadınlardan gaspettiğimiz hakları şu şu ayetlerle ve falanca hadislerle iade ediyoruz." şeklinde bir ayet mi olması lazım. Şeri hükümlerin nasıl ortaya konacağının usullerini bilmen lazım Mutezile.

Bir defa iffetsizliğinden,serkeşliğinden endişe edilen, ancak şiddetle durdurulabilecek aymazlığa gelmiş bir kadın için "dövebilirsiniz" gibi bir hüküm bir hak gaspı değil ki sen bu gaspın iadesini istiyorsun. Ailenin selameti için zararlı olmaya başlamış, kocası ve çocuklarının hayatlarını kötü yönde etkileyecek davranışlara girmiş bir kadını uyarılara, nasihatlere, yola getirmeye müstenid çabalara rağmen durduramıyorsan döveceksin arkadaş. Kusura bakma ama kim olursa olsun bu ister kadın ister erkek dövmek haktır yani. Dövmekle yola gelebileceği muhtemelse yani dayak atmak durumu kurtarmak için bir ihtimalse o ihtimal denenmelidir. Aksi taktirde "Kadın hakları, erkek kadın eşitliği" gibi etiket klişelerin arkasına sığınıp sırf kadın dövülmeyecek diye ailenin selametinin tehlikede olmasına göz yummak ne kadın haklarını müdafaa ile açıklanabilir ne de kadının horlanmışlığına, aşağılanmışlığına başkaldırma olarak açıklanabilir. Bu ancak hamakattir.
Allah'ın ayetlerinde tercüme yaparken kendi hevasına uyarak eksiltme veya çoğaltma yapan bir adamı da hamakatle itham etmek için allame-i cihan olmaya gerek yok. Tekrar ediyorum Yaşar Nuri Öztürk ahmaktır. İslam adına söz sahibi olma yetisine sahip değildir. O sosyete hocası kim oluyor cihanşümul bir dinin kitabında tercüme yaparken eksiltme yapma liyakat ve hakkını kendisinde buluyor?

Ayrıca İslamın ADALET ve EŞİTLİK hakkındaki akıl dışı değil belki akıl ötesi diye nitelendirilebilecek hükümlerini kabul edip etmemekte serbesttir herkes ama mesnetsiz sallama hakkınız yoktur.
Adalet eşitlik demek değil, aynı şekilde eşitlik de her zaman adalet demek değildir.

Uğursuzluk kadın, at ve evdedir." hadisi mevzudur.
Efendimiz'in eşi, Hz. Aişe bu sözü duyunca: Kur'an-ı indirene yemin ederim ki, bunu rivayet eden, Ebul Kasım'a (Hz. Muhammed'e) iftira etmiştir. Resulullah sadece, "Cahiliye insanları, uğursuzluk, kadın, ev ve hayvandır" dediklerini söylerler
Uğursuzluk evde , kadında ve kısraktadır” şeklindeki , Ebu Hureyre’nin rivayet ettiği meşhur hadis’e ise , Hz.Aişe duyduğu zaman itiraz etmiş ve şunları demiştir. “Kuran’ı Ebu’l Kasım’a indirenin hakkı için bu hadisi aktaran yalan söylemiş. Resul(S.A.V) ancak şunu dedi: “Cahiliye ehli şöyle derlerdi: “Uğursuzluk ; binek , kadın ve evdedir” Mahmut Ebu Reye , Muhammedi Sünnetin Aydınlatılması kitabında geçer.
Yukarıda bahsedilen hadis İbn-i Cevzi ve İbn-i Hibban gibi alimler tarafından da sahih kabul edilmemiştir.


Diğer hadislerin senetleri hakkında bilgim yok.


Ayrıca ayet ve hadislerde kadına verilen önemi gösteren pek çok şey var. Onları neden görmezden geliyorsunuz.

Şimdilik bu kadar.

Ne yaparsanız yapın İslam Dininin kadınları ve kadınlığı aşağıladığı, kadın haklarını gaspettiği safsatalarına kendinizden başka aklıselim sahiplerini inandıramazsınız.

Selam Hidayete Tabi Olanlara Olsun.

Mutezile 12-08-2005 15:48

İMAM BUHARİ
 
''Uğursuzluk ancak üç şeyde: Kadın, at ve evde hasıl olur'' hadisinin, Mahmut Ebu Reye: ''Muhammedi Sünnetin Aydınlatılması'' kitabındaki görüşleri doğrultusunda, mevzu olduğunu söylüyorsunuz.Mahmut Ebu Reye ve kitabı hakkında hiç bir kayda rastlamadım. Tek bulduğum sizinde
aynı aktarmayı kullandığınız ''http://forum.draligus.com/viewtopic.php?topic=961&forum=12'' linkidir. Zat'dan burada bahsedilmektedir.
Yukarıda lafzı geçen hadisin İmam Buhari'ye (=Ebu Abdillah Muhammed bin ismail..-) ait olduğunu hatırlatmak isterim.
Hicri 194 senesinde Horasandan Mısıra kadar bir yolculuk yapan, 1000'i
aşkın hadis aliminden hadis dinlemiş olan; Ahmed İbni Hanbel ve El-İsfahani gibi alimlerden ders alan; ezberinde 100 000 sahih hadis ile 200 000 mevzuu hadis bulunan-yekün 600 000 hadisi inceleyen; ve nihayet hadis incelemeleri 16 yıl süren İmam Buhari'nin gusledip 2 rekat namaz kılmadıkça hiç bir hadisi şerifi kitabına y a z m a d ı ğ ı n ı hatırlayacak olursan bazı konular hakkında ne kadar dikkatli olunsa az olduğunu daha iyi anlayabilirsin. Arama motorlarından Google'da Buhari ile ilgili ilk etapta 55 000 kaynağa gönderme yapılırken, Mahmut Ebu Reye internet ortamına girmemiştir.
''Bağdad'da bulunduğu sürece derslerine pek çok hücum ve rağbet olmuştu. kendisinden yetmişbinden ziyade büyük şahsiyet hadis-i şerif dinlemiştir. İmam Müslim bin Haccac El Nisaburi, İmam Tirmizi, İmam nesei, Ebu'u Zura'a ve Ebubekir ibni Huzeyme gibi meşhur alimler İmam BUHARİ'den feyz almışlardır.'' (Ömer Ziyaeddin Dağıstanlı: ZÜBDETÜ'L Buhari'den)
Bu seferde :''hadis mevzuudur'' diyerek İmam Buhariye bühtan etmek hatasına düşmüş olmanızdan endişe ediyorum.

n0thing 12-08-2005 16:11

Kadınların erkeklerin üzerinde hakları vardır ancak ikinci sınıf insanın olabileceği kadar haklardır.Eğer ayetin tamamını yazmazsanız hiç hakkı yokmuş gibi görünür ve o zaman yanlış anlaşılmalar olur.Eğer hadislerden kaynak göstereceksek kadınları kötüleyen birçok hadis olduğu gibi kadınları öven de epeyce hadis var. Özellikle ``Oracle`` rolü için bu yazıyı yazmış değilim.

Aliminyum 13-08-2005 17:53

Pekala. Haddim olmayan birşey yaptım. İmam Buhari'nin ruhaniyetinden özür diliyorum. Liyakatim ve ehliyetim olmadığı halde O İmamın rivayet ettiği bir hadise mevzudur yakıştırması yaptım. Bu yakıştırmayı bir hadis alimi yapabilirdi ama ben değil. Haddimi bilmeyi öğrettiğin için teşekkür ediyorum Mutezile.

Öbür yandan O büyük İmamın kadınlar hakkında rivayet ettiği tek hadis bu değil.
Kadını (özellikle de söylendiği dönemlerdeki kadının toplumsal konumunu düşünürsek) göklere çıkartan hadislere de rastlamak mümkün. O halde ne dememiz lazım? Hadisler arası çelişki mi var? Buhari iyi bir ravi değil mi diyelim? Kadını göklere çıkartan hadisler mevzudur öbürleri sahihtir mi diyelim?

Ayrıca o hadisi sahih olarak kabul etsek bile Efendimizin hangi şartlarda ve neye müsteniden söylediğini tam olarak biliyor muyuz?
O hadisin hükmü umumi midir yoksa hususi midir?
Uğrusuz bir kadın hakkında mı söylemiştir yoksa bütün kadınlar hakkında mı?
Ne olmuştur ki Efendimiz öyle bir söz söylemiştir?
Öyle bir söz söyleyen Efendimiz neden başka sözlerinde Kadınlara hayırla, iyilikle muamele etmemizi emretmektedir?
O dönemdeki müşriklerin bile "Yalancı" diyemediği bir insana -haşa- dengesizlik, yalancılık mı isnat edeceğiz?

Mutezile 13-08-2005 21:28

İMAM BUHARİ -II-
 
İslama bakma ve algılama noktasında sizinle aramızda derin, son derece derin ayrımlar olması doğaldır. Karşımızdakinin görüşlerini saygıyla dinlemek, başka bir şeydir, külliyen-hemde kulak vermeden- reddetmek başka bir şeydir. Öncelikle benim söylediklerime kulak verdiğiniz için teşekkür ederim. Zira bende sizin her sözünüzün içtelikli olduğunu düşünüp, yazdıklarınızı hep dikkatle okudum. Arada sürç-ü lisan ettiysem affola..
İmam Buhari'de benim hayat hikayesine, duruşuna savunduğu ve kendini adadığı davaya olan sadakati ile sonsuz teslimiyet noktasındaki 'İmanı' ile; benim gibi bir 'İman kardeşi Olmayan' bir faninin hayranlığına mazhar olmuş son derece değerli bir şahsiyettir. Muhammedin kadınlarla ilgili söylediği güzel sözler de vardır elbette; ve bana göre gözboyama ve terazinin bir kefesinin tamamen boş kalmaması düşüncesiyle düşünülmüş son derece zekice, veciz cümlelerdir. Bundan sonra ''islam öncesi araplarda kız çocuklarının diri diri gömülmesi'' Ve ''Muhammedin kadınlar hakkında söylediği güzel/kem sözlerin karşılaştırılmas''ı konusunda biraz zihin egzersizi yapmayı düşünüyorum. Sizin de katkılarınız muteberdir ve beklerim. Son yazınızda gösterdiğiniz olgunluk için de ayrıca teşekkür ederim ve emin olun ki tartışma-konuşma adabından bihaber bazı 'din-kardeşlerine' son derece olumlu bir örnek oldunuz.
Memnun olduğum bir diğer nokta; tartışmada doğrudan taraf olmadan-(zira taraf olmak konuya katkı yapmayı ve ortaya bir bilgi koymayı kaynak taramayı; kısaca emeği gerektirir-) BİLİRKİŞİ-/-GÖRÜŞ SAHİBİ-/-Oracle kisvesinde racon kesen; VE ayrıca; POZİSYON ALANLARI ''doğru yola çevirme ehliyetini kendine gören'' kifayetsiz muhterislerin';'' xxxrumuzlu üye(!)'' hitabıyla yola getirme ve yetki gösterisi yapmalarının absürdlüğünün altının kalın bir kalemle çizilmiş olmasıdır.

Aliminyum 14-08-2005 15:51

Evet İslami hükümleri algılamakta farklıyız.
Benim kendi adıma tarafsız olmam mümkün değil. Ne demek tarafsız olmak? Ben dünyevi ve uhrevi saadetin gereklerini Peygamberden öğrenmişim, anama babama nasıl davranmam gerektiğini, insan ilişkilerinde nasıl davranmam gerektiğini, nasıl yaşayacağımı O'ndan öğrenmişim. O olmasaydı değişken unsurlar üzerine yani her insanda mahiyeti itibariyle değişkenlik arzeden akıl ve evrensel ahlak yasaları üzerine yaşamaya çalışsaydım muhakkak pekçok yerlerde akrmaşalar doğacaktı. O olmasaydı ben hayata, eşyaya, cansız veya gayesiz veya yokluktan gelip yıokluğa giden cenazeler hükmünde bakacaktım. Benim için evreni,doğayı,hayatı anlamlı kılan Peygamberin öğretileridir. Hal böyleyken tarafsız olmam mümkün değildir. Ben O'na ve O'nun getirdiklerine aklımla ve kalbimle iman etmişim. Kişisel aksaklıklar dışında O'nun öğretisinin herşeyine uymaya çalışmak gibi bir vefa borcum var. Tarafsız olmam mümkün değil.
Ancak bu tarafgirlik objektifliğe zarar veren birşey de değil. Çünkü körü körüne bir taassupla bağlanmıyorum. Skolastik anlayışı İslamla bağdaşmaz. İslam, salt akıl ve mantık dini değildir ama akılla ve mantıkla çelişmez de.Bazı hükümleri (şeriatın insan yaşamını düzenleyen hükümleri değil imana ve hakikate yönelik bazı hükümlerinde) akıl ötesi kavramlar mevcut olabilir. Akılötesi özelliğine akıldışı gibi bakmak en azından akılla bağdaşır birşey değildir. Gerçekliği algılamanın tek yolu akıl ve mantık değildir. Kalbin öyle halleri vardır ki akıl onları ifadeden acizdir.


"Muhammedin kadınlarla ilgili söylediği güzel sözler de vardır elbette; ve bana göre gözboyama ve terazinin bir kefesinin tamamen boş kalmaması düşüncesiyle düşünülmüş son derece zekice, veciz cümlelerdir."

Bu düşünceyi anlayamıyorum.
Bir insan, peygamberlik iddiasında bulunan bir insan. Bir kitap sahibi. Tebliğcisi olduğu kitabın bütün meydan okumalarına rağmen O kitabın bir misli daha ortaya çıkarılamamış. O peygamberin vazettiği hükümlerden ortaya çıkan pek çok medeniyet, Endülüs, Abbasi, Osmanlı medeniyetleri mesela. O kitabın ve O dinin mensupları insanlığa pek çok alanda yön vermişler.
Nasıl oluyor da O dinin Başbuğu tutar da birbiriyle çelişkili sözler eder. Kadınları hem kötüler ve över. Nasıl olur da O peygamber böyle bir yalancılıkla itham edilir?

Hadi terazinin diğer kefesini doldurmak için durumu kurtarmaya yönelik sözler diyelim kadınlar hakkındaki güzel ve veciz sözlerine.

Terazinin iyi tarafının daha ağır bastığını nasıl izah edeceksiniz?

Bu hamur aslında çok su götürür. Kadını yerin dibinden alıp asli vazifesine (Annelik, nesil yetiştirme) kavuşturmak suretiyle göklere çıkaran bir Din.

İslamdan önceki Arabistan da kadınların pek de o kadar horlanmadığını söylüyorsunuz. Derdimiz sadece Arabistandaki kadın değil. Çinden Romaya İrandan Mısıra kadar dünya kadınlığı ve dünya kadınlarının o çağlardaki durumu hakkında bildiklerimiz ve genel kabul gören bütün olgular kadının o dönemlerde pek de insanca muamele görmediği yönünde. Hristiyan medeniyetlerinde bu durum zaten aşikar çünkü İncil okumaya, kiliseye girmeye bile hak tanınmayan, Adem'i ayarttığına inanıldığı için potansiyel günahkar ve lanetli addedilen kadının hristiyan dünyasında pek de kıymetli olmadığı su götürmez bir hakikat.
Peki Mısır ve İran ya Çin ya diğer medeniyetler.
İslam sadece Araplara inmiş bir din değil. Ayrıca Arap kadınının da toplumda itibarlı olmasının ilk şartı asalet.
Pek çok sahabinin (en başta Hz. Ömer'in) İslam öncesinde kızlarını gömdükleri hususunda rivayetler var. Bu gerçeklik umumi değil bazı kabilelere has hususi adetler olsa bile üzerinde durulması gereken bir gerçeklik.
İslam öncesinde bir erkeğin değil 4 kadınla onlarca kadınla beraber olduğuna, olabileceğine dair şeyler de biliyoruz. Hatta bir kadınla pek çok erkeğin beraber olabileceğini, doğacak çocuğun kimden olduğu bilinmediğinden pek çok erkekle yatmış olan kadının zevkine göre seçeceği bir erkeğe o çocuğu mal edebileceğini de biliyoruz.
İslam öncesi ahlak anlayışının ne boyutlarda olduğuna dair en bilinen rivayetlerden birisi de kabenin erkek/kadın kalabalığın çıplak olarak tavaf ettiği de söylenebilir.
Vesaire vesaire vesaire...
Objektiflik uğruna Batılı Hakka tercih etmemek liyakatine sahip bir şekilde tam bir insaf ve iyi niyetle değerlendirildiği zaman İslamın kadınlık ve kadınlar hakkında getirdiklerinin ne demek olduğu daha iyi anlaşılacaktır herhalde.

Baki Selamlar.

n0thing 14-08-2005 17:12

Benim tarafım bellidir ve aymazca yapılan öznel yorumları burda gerçekmiş gibi sunan insanları çok görüyorum/görüyoruz.

Mutezile 16-08-2005 17:37

Site yöneticisi-Moderatör-Süper Moderatör-Operatörler..
 
Yıllar önce MIRC'te (chat odalarında) ilk kendini gösteren bu kadronun neredyse tamamı- güzel türkçemizin veciz özdeyişlerinden olan- ''Kifayetsiz Muhteris'' ile nitelense sanırım abartı olmaz. Günlük hayattaki rollerinin ötesinde (belki üzerinde?) bir yetke ile donatıldıkları zahabına kapılan bu arkadaşlar; web ortamında surf yapan gezginleri hizaya getirme misyonu, kendilerini kanıtlama ihtiyacı, nevi şahsına münhasır bir tür dokunulmazlık aurası ve last but not least ''hizaya getirme kotasyonları'' ile günlerini gün etmektedirler. Etrafta dolaşan ''xxxrumuzlu üyeler'' onların teba'larıdırve onları-yani ''Nush ile uslanmayanı'' : Tabii ki BANLARLAR (!). Tanıdığım ve tanıştığım bir çok site 'idarecisi'nin bu başlık altında toplanabildiğini şahsen yıllardır müşahede ediyorum. Bu arkadaşların eleştiriye ve medeni diyaloğa olan inançları sağlam olmadı ğından Meclisteki iktidar partilerinin son 50-60 yıldır yaptıklarını aynen kopyalamaktan geri durmazlar; dolayısıyla tek taraflı bir monolog yürütür ve kararları dikte ederler. Kerametleri kendilerinden menkul olan bu arkadaşlar, site içinde düzeyi düşüren, siteyi sabote eden vb kötü niyetli kişilerle zaten uğraşmaktadırlar; ama YETMEZ; arada muhtelif konularla
ilgili eteklerindeki taşları dökerler; az söz eder ve onlarda ne gizli cevherler olduğu inancına site sakinlerini sevk ederler. İstisnalar yok mudur? Tabii ki vardır. Uygar, kendilerini kanıtlama ihtiyacı hissetmeyen, diyaloğa açık, yürüttüğü bu fahri (bazı sitelerde profesyonel) görevi hakkaniyete uygun ifa eden arkadaşlar vardır tabii; Yoksa sitelerde normal bir web gezgininin işi ne? Ama ne acıdır ki bunlar azınlıktadır ve belki de toplumumuzun genel profiline daha uygun olan durum da budur.
Yazmayı; tartışmaya açmayı planladığım çok önemli konular varken, bu fuzuli mesele hakkında nefes tüketmek hoş değil tabii. Konuyu açmak neden icap etti:
''Koyu yazılmış yazıdaki ikinci cümle eşitsizlik olduğunu gösteriyor ancak Mutezile. rumuzlu üye neden ayetin tamamını değil de''
''.Eğer ayetin tamamını yazmazsanız hiç hakkı yokmuş gibi görünür ve o zaman yanlış anlaşılmalar olur.''
''Benim tarafım bellidir ve aymazca yapılan öznel yorumları burda gerçekmiş gibi sunan insanları çok görüyorum/görüyoruz.''
Aymazlık:TDK (yeni baskı)= Çevresinde olup bitenlerin farkına varamayan
; gafil (gaflet)
1)Bu hakareti yazan şahsa, bunu AYNEN iade ediyorum.
2) Yorumlar yapıları itibarı ile ÖZNELDİR. Aksi takdirde 'Plagiarism' (aşırma) başlığı altına girerler.
3)Bir insanın düşüncesinin arkasında durmasının bu kadar kötü niyetli ve
iptidai bir şekilde yorumlandığına daha önce hiç rastlamamıştım
4)'Benim tarafım bellidir' derken muhtemelen sahip olduğu bir şöhrete, geleneğe falan gönderme yapmaktadır. Siteye her üye olan gezgininde bundan haberdar olması gerekliliği imlenmiş olmaktadır.
Aslında bu ''Sen benim kim olduğumu biliyor musun? '' efelenmesinin bir başka versiyonudur.
Lütfen sitede tutturulması arzulanan seviyeye hilafen bütün yorum ve dayılanmalarınızı kendinize saklayınız; tutumunuzu son derece batıl buluyorum.

n0thing 17-08-2005 18:41

Siteye ilkkez giren canlılar bile yazılarımı görmüştür, siteye ilkkez girmeyi mazeret sayıp yazmak insanı mutlu edebilir.Umarım mutlusunuzdur.

Kendim yazıp kendim oynadım diye bir söz vardı sanırım, yazınızı okurken ne de sık bu cümleyi kurdum dudaklarımda bilemezsiniz.Size hak veriyorum yorumlar yapısı itibariyle özneldir, NESNEL değildir.

Sizin keyifli bir ortamda, öznel fikirlerinizi sunmanız için elimden geleni yapacağım.Hoşça kalın.

Russell 25-08-2005 03:04

'KADINLAR SİZİN TARLANIZDIR...' Bakara, 223)

Bu tarla meselesinin sümerdeki kökenine değinmek istiyorum.

Aşağıdaki şiir Muazzez İlmiye Çığ’ın “İnana’nın Aşkı” adlı kitabından alınmıştır.

..........Tanrıça da kadınlık organını gök teknesine, yeni doğan aya, sürülmemiş tarlaya benzetiyor ve sürülmemiş bu tarlayı kimin süreceğini soruyor


Ve şiirden alıntılar:

İnanna:
Kim benim tarlamı sürecek
Kim benim nemli toprağımı sürecek?


Dumuzi:
Ey yüce hanımım!
Ey benim şahane İnanna''m!
Ey benim kutsal mücevherim!
Ben süreceğim senin tarlanı,
Kral Dumuzi sürecek tarlanı,
Ben süreceğim nemli toprağını. ..........Tanrıça da kadınlık organını gök teknesine, yeni doğan aya, sürülmemiş tarlaya benzetiyor ve sürülmemiş bu tarlayı kimin süreceğini soruyor.

Mutezile 25-08-2005 09:26

1 HAFTALIK TATİL :)
 
Turan Dursun'un saçmalıkları, Turan Dursun'un iftiraları gibi isnadda bulunan sitemiz üyeleri- Mü'min cemaate bir dost çağrısı:
Boş laf ederek, iftira ederek inandırıcı ve saygın olmak kolay değil.
Süleyman Ateş'in ve B.Sağlam & İ. Acarkan'ın Turan Dursunu cevaplamak ve islami düsturları kurtarmak gayesiyle kaleme aldıkları kitaplara bir göz atın. Göz atında; eski diyanet işleri başkanı ve ulemadan geçinen din bilginlerinin 'DİN ELDEN GİDİYOR' endişesiyle yedikleri herzeleri karşılaştırmalı olarak okuyun. Sizin arayıp bulamadığınız, bilemediğiniz konulara, Onlar-- ''Bilenler'' cevap (!) vermeye çalışırken düştükleri acınası durumlara tanık olun. Turan Dursun Hayatta iken karşısına çıkmaya, 'DİNİ KURTARMAYA' façası sıkmayan din bezirganları, ancak adamcağız namussuzca katledildikten sonra bütün ilmihalleri, hadisleri, fıkıh neşriyatını ve islama dair ne varsa taradıktan sonra kelam etmeye cüret edebilmişlerdir.
Kelam etmek de zorundalar yoksa kendi cemaatleri önünde tüm inandırıcı-
lıklarını ve kariyerlerini kaybetme tehlikesi söz konusudur. Fakat kalem oynattıkları konularda: şakk-ı kamer; el müellefetül kulüb; kadınların (Olmayan) hakları; kader mevzuu; cihad; ayetlerin nazil olmasından
İlk mushafın yakılması ve Zeyd'in Kuranı iki kapak arasında toplaması ve cemel olayına dek vs vs. el attıkları tüm konularda hem kaynak hemde argüman zayıflığı dikkat çekmektedir. Ayşe ile Zifaf'da mesela Buhari ve Müslim'in sahih hadisleri inkar değil ama tevil edilmektedir. Burada hissi olarak-feveran edeceğinize (Uğur Mumcu ağabeyimizin dediği gibi:''Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmak'') hatasına düşeceğiniz yerde; boş laf edip önemli konulardaki bilgisizliğinizi sergilemek yerine; ortaokul din dersleri seviyesini geçemeyen; buram buram cakalı hamaset ve din şovenizmi kokan hissi çıkışları bir kenara bırakın. Bırakın da: Ali Bulaç (medine vesikası ve hadis usülü tartışması), Süleyman Ateş, Hatemi, Y.N.Öztürk,Sağlam&Acarkan vb gibi hayatlarını İslama ve peygamberine adayan KENDİ ulemanızın argümanlarından haberdar olarak; bu görüşleri harmanlayarak, bilgi ile donanarak hissiyatınızı konuşturun.
İlhan Arsel, E. Kongar gibi sosyal bilimci ve akademisyenlerin görüşleriyle kıyaslayın. Turan Dursun'un verdiği kaynakları bir gözden geçirin bakalım.
karşılaştırmalı okuma çok zevkli bir olay zaten - sıkılmazsınız. Önceleri Cifiri yerin dibine sokan Saidi Nursi'nin- sonra Risale Külliyatına tek dayanak olarak yine aynı CİFİR'i kullanma ikiyüzlülüğüne tanık olun..

Yoksa okuduğum ve katkı yaptığım diğer sitelerde de gördüğüm hep aynı:
'Cemaat-i Müslimin safları'; kaynak tarama, bilgi donanımı, ve mantık yürütme vb ampirik yöntemleri sevmiyor. Kafir ve ateistleri 'hak dinine'
çevirmek, onları cehennemin gazabından kurtarmak için, ya da sadece hakaret ve aşağılamak gayesiyle 'Diyanet FM' kalitesinde yayın yapıyorlar.
Din ve Allah konusunda kuşku duyan, kafa yoran bir insan dogma'yı, kolayı seçmeyen bir insandır ve son derece saygıdeğerdir. Saraka'ya alınmayı, istihzayı hakkedecek bir şey yapmamıştır.
Bilgiyle vuramıyorsunuz silahınızı tekrar kabzasına yerleştirin.
Allah (c.c) ve Neb-i Mükkerrem (s.a.v) yardımcınız olsun
Gazanız mübarek olsun

Mutezile 01-09-2005 17:33

Malik Oğlu Enes
 
Malik oğlu Enes anlatıyor: ''Peygamber böcek,akrep,yılan zehirlemelerinde
ve kulak ağrısında tedavi için okuyup üflemeye izin verdi.'' (aynı hadis bu manasıyla Ayşe'den de riayet olmaktadır. Buhari:e's-sahih/Kitabu't-Tıbb/26 hadis 1929; Müslim: Kitabu's-Selam/52-53, hadis no:2193...

'Bre zındıklar!islamın akıl ve mantık dini olduğunu NASIL kabul etmezsiniz sizi gidi imansız ateist tayfası sizi:)' (Mutezile)

Mutezile 06-09-2005 16:43

Dizeler...
 
YAŞAMAK

I
Biliyorum kolay değil yaşamak
Gönül verip türkü söylemek yar üstüne;
Yıldız ışığında dolaşıp geceleri,
Gündüzleri gün ışığında ısınmak;
Şöyle bir fırsat bulup yarım gün,
Yan gelebilmek Çamlıca tepesine..
-Bin türlü mavi akar Boğaz'dan-
Her şeyi unutabilmek
maviler içinde.
II
Biliyorum kolay değil yaşamak;
Ama işte
Bir ölünün hala yatağı sıcak,
Birinin saati işliyor kolunda.
Yaşamak kolay değil ya kardeşler,
Ölmek de değil;
Kolay değil bu dünyadan ayrılmak.
Orhan Veli

Mutezile 12-09-2005 20:04

Mahmut Ebu Reye-GÜNCELLEME
 
Resul(S.A.V) ancak şunu dedi: “Cahiliye ehli şöyle derlerdi: “Uğursuzluk ; binek , kadın ve evdedir” Mahmut Ebu Reye , Muhammedi Sünnetin Aydınlatılması kitabında geçer.(Alümünyum)
KÜTUB-U SİTTE, BUHARİ VE MÜSLİM'İN e's-Sahih'lerindeki beğenmediği hadislerin çürüklüğüne istinaden, hilafında ortaya kaynak koymak ihtiyacı hisseden Alümünyum'un; vakti zamanında göğsünü gere gere bizlere sun
duğu kaynak: İslam aleminin medar-ı iftiharı Mahmut Ebu Reye'nin yayınla
nmış BİR (1) metninin izine rastlanmıştır. Zat-ın eserinin adı: Ebu Reye, Mahmut, Adva ales-sünen, Muhammediye, Kahire, ts./aktaran:www.diyane
ttrabzoneğitim.com. Mahmut Ebu Reye bir şekilde islam diniyle uğraşmak-
tadır ve bir eser-en azından yazılı metin- kaleme almıştır. Bu eser son haz
iran-eylül arasında google'da geçmediğine göre, yeni kaleme alınmıştır--
Ya da google kayıtlarında yeni yer bulmuştur. Ne menem bir kaynaksa,
Alümünyum'un Hadis İlimleri kaynağı Mahmut Ebu Reye'yi daha tanıyan bir insana da rastlamadım. Alümünyum da kaynağı hakkında susmayı tercih ettiğini gösterdi daha önce. Belki bu sefer Ebu Reye hakkındaki merakımızı ve bu ZATIN İLMİNİN HANGİ YÖNÜNÜN Alümünyuma cazip geldiğini aktarır. Temel hadis kaynaklarını bile bu zata GÜVENEREK bir kenara ittiğine göre bu Ebu Reye'de benim göremediğim bir keramet var olsa gerek. Bu arada; Alümünyum'un bu zatı nereden bulduğunu merak edenlere linki verelim:forum.draligus.com/viewtopic.php

Mutezile 17-09-2005 19:51

RİDDE olayları
 
Muhammedin ölümünden sonra başgösteren ''dinden dönme'' RİDDE olay
ları sırasında Ebubekir komutanlarına KESİN talimat verir. ''Direnmeyi
sürdürürlerse demirle DAĞLAYIN, ateşte YAKIN'' (al-Taberi: Tarih I/1881-1885 - leoni Caetani, İslam tarihi, İst. 1926, 8/276)..
Turan Dursun bu talimatın NASIL uygulandığını şöyle anlatır, Din BU 3'te:
Halid İbnü'l-Velid (ölm 642. Mekkenin fethinden önce Müslüman olanlarda
n) savaş sırasında, ateş çukurları açtırmış, yaktırdığı ateşin içine bir çok
kimseyi diri diri attırıp yaktırmıştır. Bir tutsak kadına Müslüman olması önerildi. kadın kabul etmedi. Önünde yanan ateşe atılacağı söylendi. Kadın
:''Hoşgeldin ölüm! Yazık ki başka kurtuluş yok. O yüzden kendimi atıyorum
ateşe'' anlamındaki şiiri okuyarak kendini ateşe attı. Kaynaklar: (Habiş:
yaprak 28-34; Caetani: İslam Tarihi, 8/306)

haydars 13-10-2007 19:22

Alıntı:

n0thing";p=&quot´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 9893)
BAKARA 228. Boşanmış kadınlar, kendi başlarına (evlenmeden) üç ay hali (hayız veya temizlik müddeti) beklerler. Eğer onlar Allah'a ve ahiret gününe gerçekten inanmışlarsa, rahimlerinde Allah'ın yarattığını gizlemeleri kendilerine helâl olmaz. Eğer kocalar barışmak isterlerse, bu durumda boşadıkları kadınları geri almaya daha fazla hak sahibidirler. [b]Erkeklerin kadınlar üzerindeki hakları gibi, kadınların da erkekler üzerinde belli hakları vardır. Ancak erkekler, kadınlara göre bir derece üstünlüğe sahiptirler.

Doğacak çocuğun biyolojik babasının hakkından bahsediliyo burda. Bir hamilelik söz konusuysa erkeğin barışma isteğinin kadının ayrılma isteğinden üstün olması doğal değil mi?


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 05:26 .