Turan Dursun Sitesi Forumları

Turan Dursun Sitesi Forumları (https://turandursun.com/forumlar/index__1.php)
-   İslam (https://turandursun.com/forumlar/forumdisplay.php?f=9)
-   -   Böğüren Altın Buzağı (https://turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=8172)

pante 13-11-2008 00:08

Böğüren Altın Buzağı
 
Araf-148. Mûsa'nın kavmi, onun ardından, ziynet takılarından yapılmış, böğürebilen bir buzağı heykelini ilah edinmişti. Görmediler mi ki, o onlarla ne konuşabiliyor ne de kendilerine yol gösterebiliyor? Onu benimsediler ve zalimler haline geldiler.

Olayı kaynağından, yani Tevrat’tan aktaralım:

Mısır’dan Çıkış/ 32

1. Halk Musa`nın dağdan inmediğini, geciktiğini görünce, Harun`un çevresine toplandı. Ona, “Kalk, bize öncülük edecek bir ilah yap” dediler, “Bizi Mısır`dan çıkaran adama, Musa`ya ne oldu bilmiyoruz!”

2. Harun, “Karılarınızın, oğullarınızın, kızlarınızın kulağındaki altın küpeleri çıkarıp bana getirin” dedi.

3. Herkes kulağındaki küpeyi çıkarıp Harun`a getirdi.

4. Harun altınları topladı, oymacı aletiyle buzağı biçiminde dökme bir put yaptı. Halk, “Ey İsrailliler, sizi Mısır`dan çıkaran Tanrınız budur!” dedi.

5. Harun bunu görünce, buzağının önünde bir sunak yaptı ve, “Yarın RAB`bin onuruna bayram olacak” diye ilan etti.

6. Ertesi gün halk erkenden kalkıp yakmalık sunular sundu, esenlik sunuları getirdi. Yiyip içmeye oturdu, sonra kalkıp çılgınca eğlendi.


Ayetlerden anlaşıldığı gibi Musa, tanrısının çağırması üzerine Yeşu’yla birlikte Sina dağına çıkar.
Üç ay kavminden uzak kalır. Kavminin eski putperest adetleri nükseder ve Harun’dan kendilerine put yapmasını isterler. Harun, altın takıları toplar ve bir buzağı heykeli yapar. Kur’an’a göre buzağı aynı zamanda dana gibi böğürmektedir. Yahudiler, buzağı heykeline tapınmaya başlar.

dilaver 13-11-2008 00:16

Burada dikkat çekmek istedigim bir husus var.

Buzagı, inek vs ana tanrıçanın simgesidir. Musa buzagıyı engellemekle ana tanrıçaya tapımı engellemeye çalışmaktadır. Anaerkinin yerine ataerkiyi getirmeye çalışmaktadır.
Kendi kavmi içerisnde bile o kadar güçlüdür ki tanrıça bunu emirlerle yo etmeye çalışmaktadır.

İbraniler Kenan' a sonradan gelmişlerdir ve orada karşılaştıkları Baal, Mott kültüdür. Tevratta defalarca asthorte geçer, ana tanrıçadır, İştardır yani eski İnanna. Elbette ki bu kadar derin bir cografyada derin bir halk kültürü arasında ana tanrıça yaşamaya devam edecekti.

Tevratta bunun onlarca örnegi vardır.

Daha sonra açarız.

saygılarımla

yucemanitu 13-11-2008 00:39

Bu başlık ilginç olacak teşekkürler Pante. Bu arada o sıralar köle olan Yahudiler'den de iyi altın çıkmış hani.

breymin 13-11-2008 00:53

Alıntı:

pante´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 137768)
Araf-148. Mûsa'nın kavmi, onun ardından, ziynet takılarından yapılmış, böğürebilen bir buzağı heykelini ilah edinmişti. Görmediler mi ki, o onlarla ne konuşabiliyor ne de kendilerine yol gösterebiliyor? Onu benimsediler ve zalimler haline geldiler.

Olayı kaynağından, yani Tevrat’tan aktaralım:

Mısır’dan Çıkış/ 32

1. Halk Musa`nın dağdan inmediğini, geciktiğini görünce, Harun`un çevresine toplandı. Ona, “Kalk, bize öncülük edecek bir ilah yap” dediler, “Bizi Mısır`dan çıkaran adama, Musa`ya ne oldu bilmiyoruz!”

2. Harun, “Karılarınızın, oğullarınızın, kızlarınızın kulağındaki altın küpeleri çıkarıp bana getirin” dedi.

3. Herkes kulağındaki küpeyi çıkarıp Harun`a getirdi.

4. Harun altınları topladı, oymacı aletiyle buzağı biçiminde dökme bir put yaptı. Halk, “Ey İsrailliler, sizi Mısır`dan çıkaran Tanrınız budur!” dedi.

5. Harun bunu görünce, buzağının önünde bir sunak yaptı ve, “Yarın RAB`bin onuruna bayram olacak” diye ilan etti.

6. Ertesi gün halk erkenden kalkıp yakmalık sunular sundu, esenlik sunuları getirdi. Yiyip içmeye oturdu, sonra kalkıp çılgınca eğlendi.


Ayetlerden anlaşıldığı gibi Musa, tanrısının çağırması üzerine Yeşu’yla birlikte Sina dağına çıkar.
Üç ay kavminden uzak kalır. Kavminin eski putperest adetleri nükseder ve Harun’dan kendilerine put yapmasını isterler. Harun, altın takıları toplar ve bir buzağı heykeli yapar. Kur’an’a göre buzağı aynı zamanda dana gibi böğürmektedir. Yahudiler, buzağı heykeline tapınmaya başlar.

xxxxxxxx
Sayin pante,benim burda dikkatimi ceken bu insanlar firavundan ,köleyken kacip cöle geliyorlar ve birden kulaklarindan altin küpe cikarip altin bir buzagi heykeli döküyorlar,bu bana pek inandirici gelmiyor,Altin bir buzagi dökmek icin yüzlerce kilo altina ihtiyac olur bu kadar Altin kölelerin kulagindan cikmaz.saygilar

pante 13-11-2008 00:55

Buzağı şeklinde yaptıkları put, Mısırlıların APİS tanrısını temsil ediyordu. Apis, güneşi iki boynuzun ortasında taşıyan kuvvetli bir bereket ve gençlik tanrısı idi.

Kur’an’da buzağının süs eşyalarından, Tevrat’ta ise altından yapıldığını yazar.
Buzağının böğürdüğü ise Tevrat’ta yazmaz.

Bu arada Musa’nın tanrısıyla görüşmesinin üç ay sürmesi ilginçtir. Topu topu Tanrı Musa’ya isteklerini iletmiş ve On Emir’i iki levhaya yazıp vermiştir. Bir günde tamamlanabilecek bir görüşmenin üç ay sürmesinin izahı yoktur. Kavmine put yaptırtmak için böyle bir süreye ihtiyaç duyuldu herhalde.
Musa’nın kavmi, tanrının dağa gelişini de görmüş ve korkmuştu. Buna rağmen put edinmesi de çok gariptir.

19/ 18. Sina Dağı`nın her yanından duman tütüyordu. Çünkü RAB dağın üstüne ateş içinde inmişti. Dağdan ocak dumanı gibi duman çıkıyor, bütün dağ şiddetle sarsılıyordu.

20/ 18. Halk gök gürlemelerini, boru sesini duyup şimşekleri ve dağın başındaki dumanı görünce korkudan titremeye başladı.


İlginçlik ve gariplikler devam ediyor. Kur’an’a dönelim ve Ta’ha suresinden devam edelim:

Ta’ha -85. Allah, "Şüphesiz, biz senden sonra halkını sınadık; Sâmirî onları saptırdı" dedi.

Musa dağdayken Allah, Samiri’nin kavmini aldattığını haber veriyor. Samiri, Kur’an’a göre Yahudilerin Mısır’dan çıkıp çölde karşılaştıkları Samiriyelilerin lideri.

Araf-138. Ve İsrailoğullarının denizden geçmelerini sağladık. Derken bir kavme vardılar ki, onlar, kendilerine mahsus bir takım putlara tapıyorlardı. Dediler ki; Ey Musa! Onların tanrıları gibi, sen de bize bir tanrı yap! Musa da onlara dedi ki: Siz gerçekten cahillik eden bir kavimsiniz.

pante 13-11-2008 01:12

Sevgili Kabasakal'ın isteği üzerine kayıplara karışan "Böğüren Altın Buzağı" nı yeniden canlandırdık. :)

Alıntı:

Sayin pante,benim burda dikkatimi ceken bu insanlar firavundan ,köleyken kacip cöle geliyorlar ve birden kulaklarindan altin küpe cikarip altin bir buzagi heykeli döküyorlar,bu bana pek inandirici gelmiyor,Altin bir buzagi dökmek icin yüzlerce kilo altina ihtiyac olur bu kadar Altin kölelerin kulagindan cikmaz.saygilar
Altın buzağının büyüklüğünü, ağırlığını bilemiyoruz. Tevrat'ta bu konuda bir bilgi yok. Ama Mısır'dan çıkan Yahudilerin ellerinde bol miktarda mücevher ve altın var.
Çünkü Çıkış'tan önce Mısır'lıları aldatıp soymuşlar.

12/ 35. İsrailliler Musa`nın dediğini yapmış, Mısırlılar`dan altın, gümüş eşya ve giysi istemişlerdi.

36. RAB İsrailliler`in Mısırlılar`ın gözünde lütuf bulmasını sağladı. Mısırlılar onlara istediklerini verdiler. Böylece İsrailliler onları soydular.

37. İsrailliler kadın ve çocukların dışında altı yüz bin kadar erkekle yaya olarak Ramses`ten Sukkot`a doğru yola çıktılar.

38/ 26. Sayımı yapılan yirmi ve daha yukarı yaştaki 603 550 kişiden adam başına bir beka, yani yarım kutsal yerin şekeli düşüyordu.

Yirmi yaş yukarısı erkek sayısı 600.000'den fazla.
Bu durumda toplam nüfusun 2 milyona yakın olduğunu tahmin edebiliriz.

1 milyon insanın 5'er gr. altına sahip olduğunu varsayarsak;
5 milyon gr. = 5.000 kg. = 5 ton altın yapar.

5 gr. değil, 1 gr. altın üzerinden hesaplasak 1 ton altın az değil doğrusu.

pante 13-11-2008 01:27

Tevrat’ta Musa döneminde Samiriyelilerden bahis yok.
Samiriyeliler çok daha sonra krallar döneminde ortaya çıkıyor.

İslamcıların bir kesimi ise Samiri hakkında kaynağı bilinmeyen bilgiler aktarıyor:

Samiri'nin, İsrailoğullarının Samiriler kolundan bir kuyumcu olduğunu ileri sürenler Kur'an-ı Kerim'de geçen Samiri'nin "Ben onların görmediklerini gördüm; elçinin ayak bastığı yerden bir avuç aldım, onu (eritilmiş mücevherlerin içine) attım" (Taha, 20/96) âyetini şöyle yorumlarlar:

Samiri, Hz. Musa ile aynı yıl doğmuştur; onun annesi Firavun'un katliamından kurtarmak için Samiri'yi bir mağaraya bırakır ve Allah'a emanet eder.
Altın buzağı yapmakla görevli olan Samiri ise o güne kadar yaşaması gerektiğinden dolayı, Allah onun bakımı için Cebrail'i görevlendirir.
Mağarada kaldığı süre içinde insan suretinde gelen Cebrail'i tanıyan Samiri, Cebrail, Hz. Musa'ya vahiy getirdiği zaman da onu görmüş ve tanımıştı.
Zira Cebrail at sırtında bir adam kılığında gelmekteydi.
Samiri onun atının bastığı yerdeki otların yeşillendiğini ve onun bastığı toprakta hayat cevherinin oluştuğunu görür ve diğerlerine farkettirmeden o topraktan bir avuç alır ve ileride kullanmak üzere saklar.
Bu görüşü kabul edenler Samiri'nin yaptığı altın buzağının, içine atılan bu toprak sayesinde canlandığını, et ve kemiğe dönüştüğünü ve hatta yürüyüp böğürdüğünü ileri sürerler. Bir kısmı ise heykelin böğürmesini teknik bilgilerle açıklar ve heykeldeki bazı deliklerden geçen rüzgarın böğürme şeklinde ses çıkardığını söylerler.

Bu yorumcular tarafından bilinmezlikten kurtarılan (!) diğer bir olay da altın buzağının nasıl yakılabildiğidir. Normal şartlarda altın madeninin yanıcı olmadığından yola çıkan bu yorumcular onun yakılabilmesi için kimyâ otu bulurlar.
"Cebrail (a.s), kurutulduktan sonra kalaya katıldığında gümüş, gümüş veya bakıra katıldığında altın üretilmesini sağlayan kimya otunu Hz. Musa'ya öğretir. Bu ot, altına atıldığında onu yakıp küle çevirmektedir. Hz. Musa Cebrail'in öğrettiği şekilde otu kurutur, döver ve buzağının üzerine saçar, buzağı anında kül olur..." (Zübeyr Yetik, Samiri, 66, 67).

Kalayı gümüş yapan, gümüşü-bakırı altın yapan kimya otu, altını da yakıp toz etmez mi? Ediyormuş demek ki. :)

breymin 13-11-2008 01:31

Sayin pante bu güzel konuya tekrar deyindiyin icin tesekkürlerimi sunuyorum.
Adamlarin bir tondan fazla Altini vardiysa tabiki bögüren Altin buzagilarinida yapmaya hakki vardi ama bana genede bu kadar kölenin bu kadar Altina cöl gibi yerde sahip olmasi masal gibi geliyor,bugün her kadin altin küpe takabiliyorsa bu teknolojinin sayesinde ,o dönemde o kadar küpe isliyecek ustayi nasil bulmuslar?saygilar

prozac 13-11-2008 01:51

Pante muhammed C/P yaparken biraz abartmış olmalı..

prozac 13-11-2008 02:00

Ta ha / 88
. Sâmirî onlar için, böğürmesi olan bir buzağı heykeli çıkardı. Dediler ki: "Bu, hem sizin hem de Mûsa'nın tanrısıdır. Ama Mûsa unuttu."

ot meselesinede kafam takıldı şimdi bu bildiğimiz kafa yapan ot olmasın?
Herkesi dumanlayıp altın buzağı yı aşırmış olabilirmi ?
Dumandan buzağının böğürmesi durmuş olabilir mi?

pante 13-11-2008 18:07

Alıntı:

Sayin pante bu güzel konuya tekrar deyindiyin icin tesekkürlerimi sunuyorum.
Adamlarin bir tondan fazla Altini vardiysa tabiki bögüren Altin buzagilarinida yapmaya hakki vardi ama bana genede bu kadar kölenin bu kadar Altina cöl gibi yerde sahip olmasi masal gibi geliyor,bugün her kadin altin küpe takabiliyorsa bu teknolojinin sayesinde ,o dönemde o kadar küpe isliyecek ustayi nasil bulmuslar?saygilar
Tevrat'ın yazarı, bu kadar altın, gümüş, tunç vb. değerli takıların nereden bulunduğunu düşünmüş olacak ki kaynağını 12. bölüm 36. babda vermiş.

RAB İsrailliler`in Mısırlılar`ın gözünde lütuf bulmasını sağladı. Mısırlılar onlara istediklerini verdiler. Böylece İsrailliler onları soydular.

Mısırlı efendilerini aldatmışlar, ödünç almış ve geri vermeyerek yanlarında götürmüşler. Yani, Mısırlıları soymuşlar. Kendi sahip olduklarını da hesaba katarsak olmayacak birşey değil.

Altından yaptıkları sadece buzağı değil. Altın, gümüş ve tunçdan kutsal eşyalar yapmışlar. Örneğin Ahid Sandığı, Ekmek masası, kandillik, buhur sunağı, yakmalık sunak, yıkanma kazanı ve konut avlusu malzemeleri.

Tüm bu malzemeler için yaklaşık olarak 30 talant altın harcanmış.
Bu da yaklaşık olarak 900 kg. altın yapıyor. 1 talant = yaklaşık 30 kg.

Harcanan gümüş miktarı 3,2 ton, tunç miktarı ise 2,1 ton.

Anlaşılan İsrailoğullarının elinde değerli gördükleri ne varsa almışlar, hem de Musa'nın tanrısının emriyle.
Bakın neler istemiş Musa'nın tanrısı:

25/ 1. RAB Musa`ya şöyle dedi:
2. İsrailliler`e söyle, bana armağan getirsinler. Gönülden veren herkesin armağanını alın.
3. Onlardan alacağınız armağanlar şunlardır: Altın, gümüş, tunç.
4. Lacivert, mor, kırmızı iplik; ince keten, keçi kılı,
5. Deri, kırmızı boyalı koç derisi, akasya ağacı,
6. Kandil için zeytinyağı, mesh yağıyla güzel kokulu buhur için baharat,
7. Başkâhinin efoduyla göğüslüğü için oniks ve öbür kakma taşlar.
8. Aralarında yaşamam için bana kutsal bir yer yapsınlar.
9. Konutu ve eşyalarını sana göstereceğim örneğe tıpatıp uygun yapın.


Liste böyle devam ediyor.

pante 13-11-2008 19:35

http://img381.imageshack.us/img381/3...teseee2.th.jpghttp://img381.imageshack.us/images/thpix.gif
Eski Mısır'ın tanrılarından Apis Öküzü


Arapça "bakara" kelimesi bu buzağıyı tanımlar.
Kur'andaki Bakara suresi de ismini altın buzağıdan alır.

http://img90.imageshack.us/img90/763/37yf4.th.jpghttp://img90.imageshack.us/images/thpix.gif
Eski Mısır tanrıçalarından Hathor Boğası


Mısır'ın boğa ve inek tanrıları Hathor ile Apis, güneş kültünün sembolleriydiler. Sina Dağı'ndaki altın buzağı ve kutlanan bayram da güneşe tapınmayla ilgiidir.

Hathor, Mısır mitolojisindeki en önemli tanrıçadır. Güneş tanrısı Ra'nın kızıdır. Aşk ve müzik tanrıçası olarak da bilinir. Bazı figurlerinde memelerinden süt akan ilahi bir inek olarak çizilir.

Apis, beyaz lekeleri olan siyah tüylü, başında üçgen şeklinde beyaz bir alamet olan bir öküz olup Memfis’te takdis edilip beslenerek korunmuştur. Bu hayvan Memfis'in ilahı Ptah’in bir canli numunesi sayılır ve onun bu hayvanda yaşadığına inanılırdı. Alnındaki siyah üçgenden başka sırtında akbabaya benzeyen bir şekil, sağ yanında bir hilal, dili üzerinde ise hamam böceğine benzeyen bir işaret bulunması şarttı. Aynı zamanda da kuyruk tüylerinin çift olmasi gerekiyordu. Bu şartlara uyan Apis Öküzü Ptah mabedinin karşısına yapılmış bir mabette, itina ile rahipler tarafindan bakılır ve beslenirdi. Gündüzleri belirli zamanlarda avluya çıkarılan mukaddes öküzün her hareketinden rahipler bir anlam çıkarırdı. Bu hayvan ölünce Mısırlılar tarafindan büyük bir matem olurdu. Ama yenisinin meydana çıkışı büyük sevinçle karşılanırdı. Ölen öküzler mumyalanarak büyük cenaze törenleri yapılır ve Saqqara’da bulunan yeraltı galerilerindeki lahitlere konulurdu. İsis-Apis olan bu hayvan için, Serapeum denilen mabette ayinler yapılırdı. Ölen öküzün yerine yenisi geçirilerek totem hayvan yaşatılmış olurdu.

breymin 13-11-2008 19:45

[quote=pante;137902]

25/ 1. RAB Musa`ya şöyle dedi:
2. İsrailliler`e söyle, bana armağan getirsinler. Gönülden veren herkesin armağanını alın.
3. Onlardan alacağınız armağanlar şunlardır: Altın, gümüş, tunç.
4. Lacivert, mor, kırmızı iplik; ince keten, keçi kılı,
5. Deri, kırmızı boyalı koç derisi, akasya ağacı,
6. Kandil için zeytinyağı, mesh yağıyla güzel kokulu buhur için baharat,
7. Başkâhinin efoduyla göğüslüğü için oniks ve öbür kakma taşlar.
8. Aralarında yaşamam için bana kutsal bir yer yapsınlar.
9. Konutu ve eşyalarını sana göstereceğim örneğe tıpatıp uygun yapın.

Cok garip avantaci bir Tanri ama cokda düsünceli bir tanri,baskahinin onixleri bile unutmamis,ayrica bu kölelerde cok kurnazmis tonlarca deyerli madeni tereyagindan kil ceker gibi götürmüsler,hayretki ne hayret.

pante 13-11-2008 21:20

Tevrat ve Kur'an'dan birer çelişki

Yasa'nın Tekrarı / 9. Bölüm

21. Yaptığınız günahlı nesneyi, o buzağıya benzer dökme putu alıp yaktım. Parçalayıp ince toz haline getirinceye dek ezdim. Sonra tozu dağdan akan dereye attım.

Oysa, Mısır'dan çıkış / 32. Bölüm'de şöyle yazıyordu:

20. Yaptıkları buzağıyı alıp yaktı, toz haline gelinceye dek ezdi, sonra suya serperek İsrailliler`e içirdi.


Musa, altın buzağı putunu yakmış yoketmiş olsa da, Yahudilerin bir kısmı Musa'dan sonra zaman zaman altın buzağı yapmaya ve tapmaya devam ettiler. Zaten, Tevrat'ta İsrail'in tanrısının Yahudilere öfkesinin ve vaadedilmiş topraklara Yahudileri ulaştırmamasının sebeblerinden biri altın buzağı putlarına tapınmaları olarak gösterilir.

1. Krallar / 12-28. Kral, danışmanlarına danıştıktan sonra, iki altın buzağı yaptırıp halkına, “Tapınmak için artık Yeruşalim`e gitmenize gerek yok” dedi, “Ey İsrail halkı, işte sizi Mısır`dan çıkaran ilahlarınız!”

Şimdi de gelelim Muhammed'in muhtemelen kendisine Tevrat okunduğunda aklında kalan altın buzağı ve Samiriye konusuna:

Hoşea-8
5. Ey Samiriye, atın buzağı putunuzu, Öfkem alevleniyor size karşı! Hiç mi temiz olamayacaksınız?

6. Çünkü bu İsrail'in işidir. O buzağıyı bir usta yaptı, Tanrı değildir o. Samiriye'nin buzağı putu parçalanacak.

Samiriye, Krallar döneminde kurulmuş bir kenttir. Adı da kent kurulduğunda konulmuştur. Yani, o tarihten önce Samiri ya da Samiriye adından bahsetmek mümkün değildir. Çünkü, İsrail krallarından Omri, Şemer adında birinden sahip olduğu toprakları satın alır. Bu topraklara da Şemer adından dolayı Samiriye adını verir.

1. Krallar/ Bölüm 16
24. Omri, Şemer adlı birinden Samiriye Tepesi`ni iki talant gümüşe satın alıp üstüne bir kent yaptırdı. Tepenin eski sahibi Şemer`in adından dolayı kente Samiriye adını verdi.

vartor 13-11-2008 23:37

Sevgili pante,
Samiriye henuz kurulmamisti diyorsun, herseyi bilen allah, kurulacagini biliyor olmaliydi; Ayetleri yollayan da o degil mi? fisildamisrir peygambere...
Tebrikler, ben, kuranin bir mucizesini daha buldun diyecegim.:)

pante 13-11-2008 23:55

Alıntı:

Sevgili pante,
Samiriye henuz kurulmamisti diyorsun, herseyi bilen allah, kurulacagini biliyor olmaliydi; Ayetleri yollayan da o degil mi? fisildamisrir peygambere...
Tebrikler, ben, kuranin bir mucizesini daha buldun diyecegim.
Sevgili Vartor, o kadar da değil artık. :)
Tamam, Mescid-i Aksa konusunu işlerken "Nasıl oluyor da Süleyman Mabedi'nin adı Kur'an'da Mescid-i Aksa olarak geçiyor, halbuki Mescid-i Aksa Muhammed'in ölümünden sonra yapılmıştı.?" diye sormuş ve bunun bir mucize olabileceğini yazmıştık. :)

Ama bu konuda bir peygamber olan Harun put yapıyor. Konunun asıl kaynağı olan Tevrat bunu açıkça yazıyor. Ama Kur'an'da, putu yapanın Harun olduğu yazılmıyor, onun yerine Samiri adı veriliyor.

Bu noktada 2 şık var:

1- Muhammed'in öğretmenleri, muhtemelen Tevrat'taki Hoşea bölümünü ona okudular. O bölümde geçen Samiriyeliler ve altın buzağı, Muhammed'in kafasında yer etti. Kur'an'da buzağı hikayesine yer verirken Musa dönemi ile Hoşea dönemini karıştırdı ve putu yapanın Samiri olduğunu yazdı.

2- Muhammed aslında karıştırmadı, bilinçli olarak hikayeyi değiştirdi.
"Bir peygamber nasıl olur da kavminin tapması için bir put yapar, olur mu öyle şey!" diye düşünüp Harun'u aklamaya çalıştı ve suçu Samiriyelilere attı.

hiramusta 14-11-2008 17:59

3. Şıkkı da ben ekleyeyim;
Kafanız bu ayetleri anlamaya basmıyo. :)

pante 14-11-2008 21:15

Alıntı:

3. Şıkkı da ben ekleyeyim;
Kafanız bu ayetleri anlamaya basmıyo.
Sevgili Hiramusta, senden daha içerikli, daha olgun yanıtlar bekliyor insan.
Bu kapasiteye de sahipsin üstelik.
Siteye uğrayıp geçen ve sağa sola birer cümlelik laf atanlar gibi "Kafanız bu ayetlere basmıyo" deyip geçmek senin misyonun olmamalı.
İddia ve eleştirilere karşı kendi açıklamanı getirmeli, bizi ikna edici olmasa dahi müslüman okuyucuları tatmin edici yanıtlar vermelisin.

Ayetler açık. Kafa basmayacak bir durum yok.
Mesele, Tevrat ile Kur'an arasındaki uyuşmayan anlatımlardadır.
Herhalde bunun için de "Uyuşmama yok, siz anlamıyorsunuz" demezsin. :)

pante 15-11-2008 00:16

Altın buzağı hikayesinde Tevrat'la Kur'an arasında iki büyük tutarsızlık var.
Birincisi, altın buzağıyı yapanın Tevrat'ta Harun, Kur'an'da ise Samiri olduğu.
İkincisi, altın buzağının böğürmesi Tevrat'ta yok ama Kur'an'da var.

Şimdi Samiri ile böğürme arasındaki ilişkiye değinelim.

Önce Muhammed dönemine gidelim. Bu dönemde Yahudilerin Tevrat dışında bir de Talmud'ları var. talmud'un içinde de hikayelerin, efsanelerin anlatıldığı Agada kitabı. Yahudiler, dini efsane ve masallarını Tevrat ve Talmud'dan okuduklarıyla harmanlayıp anlatıyorlar. Herkesin elinde kitap olmadığından daha ziyade sözlü aktarımlar yapılıyor. Dolayısıyla anlatılanların bir kısmı Tevrat'ta yazılanlardan farklı olabiliyor.

Tevrat'ta altın buzağı konusu iki yerde geçiyor.
Biri Musa zamanında, diğeri ise son Yahudi kralı Yerovam zamanında ve Samiriye'de.

Samiriyeliler halkının ortaya çıkması, İ.Ö. 722 senesinden sonra oldu. Yani, yaklaşık olarak Musa'dan 700 yıl sonra. O dönem Asur kralı Sargon İsrail'in kuzey tarafını ele geçirip, Yahudilerin çoğunu başka bölgelere dağıttı ve başka yerlerdekini oraya yerleştirdi. Bu yolla zamanla melez bir halk meydana geldi.
Onlar da zamanla asıl Yahudilerin çok koyu düşmanları olmaya başladılar.
Asıl Yahudiler, melez ve putperest olan Samiriyelileri 'iğrenç ve dokunulmaz' saydılar.

Muhammed, karısı Hatice'nın kervanelerinde çalışırken Filistin'i ve Suriye'yi de gezdi.
Yaptığı o yolculuklarda birçok Yahudi ile karşılaştı ve onların Samiriyelilere karşı ne kadar büyük nefretleri olduğunu fark etti.
Samiriyelilerin eskiden bir altın buzağına taptıklarını işitti. Musa dönemindeki altın buzağı hikayesini de dinlemişti. Ve Samiriyelileri de Musa'nın zamanında sandı. Tevrat'ı hiç kendi gözleriyle okumadığı için, Yarovam'ın yaptığı altın buzağılarından habersiz idi ve böylelikle o iki olayı karıştırdı.
Musa'nın kızkardeşi Meryem'le, İsa'nın annesi Meryem'i birbirine karıştıran ve aynı Meryem zanneden Muhammed, Samiriyelileri de Musa zamanında diye karıştırmaz mı?
Meryem'leri karıştıran, diğerlerini haydi haydi karıştırır. :)

Gelelim Muhammed'in böğürme ilavesine:

Altın buzağının böğüren hali, Tevrat dışındaki Yahudi kitaplarında geçiyor.
Ve şöyle diyor:

"O dana çıkıp böğürmeye başladı, İsrailliler de onu gördü. Rabbi Yehuda bu konuda dedi ki: Sammael o buzağının içinde saklanıp İsrail'i saptırmak için böğürdü."

Kitapta geçen "Sammael" adı 'ölüm meleği' demektir. Büyük olasılıkla Muhammed, Yahudilerin dilini bilmediği için, 'Sammael' adını Arapçaya en yakın olan 'Samiri' sözü ile değiştirdi, çünkü Samiriyelilerin Yahudilerin düşmanları olduklarını biliyordu.

hiramusta 15-11-2008 15:43

Sevgili Pante,ayetler açıksa,ayetler hakkındaki problemini muharref kaynaklarla niye çözmeye çalışıyorsun.Bizim açımızdan problem yok.Biz onların muharref olmadığına inansaydık,o kitapların tümüne teslim olur,yahudi veya hrisriyan itikadını benimserdik.

hiramusta 15-11-2008 15:45

Samiri diye birisinin olması için öncelikle Samiriye diye bir şehrin ya da kabilenin olması mı gerekiyor?:) Ben de mezarımdan kalkıp yazıyorum zaten :)

pante 15-11-2008 19:22

Alıntı:

Samiri diye birisinin olması için öncelikle Samiriye diye bir şehrin ya da kabilenin olması mı gerekiyor? Ben de mezarımdan kalkıp yazıyorum zaten
Bu doğru.
Kur'an'da Samiri demekle Samiriyeli bir kişi kastediliyor olmayabilir.
Samiri, bir kişi adı ya da Yahudiler arasında bir kahin olabilir.

Ayrıca, nasıl ki Kur'an'da kısaca değinilen bazı konuların ayrıntıları siyer ve hadislerde ise, Tevrat'taki konuların ayrıntıları da Talmud gibi diğer kitaplarda olabilir.
Vahye inanan bir insan, bu ihtimallerle tatmin olabilir.
Bunun yanında Krallar döneminin Samiriyelilerine , Musa döneminin Samiri'sinden esinlenerek bu isim verilmiş olabilir.

Geriye sadece Tevrat'ta açıkça altın buzağı putunu yapanın Harun olduğunu yazması kalıyor.
Buna bazı islamcılar, Tevrat'ta altın buzağıyı yapan Harun'un Musa'nın kardeşi Harun değil, başka bir Harun olduğu şeklinde izah getiriyorlar ki bu saçma.
Çünkü Musa'nın kardeşi Harun varken, bir başka Harun özellikle belirtilirdi.

Firavun'a karşı Musa ile birlikte mücadele vermiş bir Harun, nasıl olur da putperestlere öncülük eder? Bu da pek akıl kârı değil.
Ayrıca Harun suçunu inkar etmiş olsa bile, putu onun yaptığını Musa'ya söylerlerdi. Putatapan 3.000 kişiyi birbirine kırdırtarak cezalandıran Musa, Harun'u neden cezalandırmamıştır?

Bu durumda İslamcıların önünde tek izah yolu, Tevrat'ın tahrif edildiği iddiasıdır.

Benim merak ettiğim, acaba Muhammed döneminde Yahudiler ve hahamlar içinde Tevrat'taki anlatımlardan ve çelişkilerden müslümanlar gibi rahatsız olan bir kesim olmuş mudur?
Lut'un sarhoşken kızlarıyla yatması, Nuh'un oğlunun babasının çıplaklığını görmesi, Davud'un komutanının karısıyla zinası ve komutanını ölüme göndermesi, Süleyman'ın kızkardeşiyle yatması, Harun'un put yapması vb. peygamberleri aşağılayan anlatımları nasıl karşılıyorlar?

Atatürk hakkındaki aşağılayıcı olmayan basit özel konular dahi sevenlerinde büyük rahatsızlık oluştururken, din gibi çok daha büyük bir tabuda düşmanlar için yazılabilecek kadar alçaltıcı ifadeler neden tahrifat kuşkusu doğurmaz?

Sorulara girdik mi sonu gelmiyor, peşpeşe sıralanıyor ama bunlar kafa kurcalıyor. Örneğin;
Musa doğduğunda öldürülmesin diye bir sepete konup suya bırakılıyor.
Peki ama Harun nasıl kurtuluyor ve Musa ile biraraya geliyor?
Yoksa Harun Musa'nın öz kardeşi değil mi?

Mısır'dan Çıkış / 4
14. RAB Musa`ya öfkelendi ve, “Ağabeyin Levili Harun var ya!” dedi, “Bilirim, o iyi konuşur. Hem şu anda seni karşılamaya geliyor. Seni görünce sevinecek.

Musa ismi Mısır'lı. "Sudan gelen" anlamında. İsmini Firavun ailesi koyduğu için olabilir. Kardeşi için neden "Levili Harun" diyor?
Musa Levili değil mi?

Bu soruların yanıtı ya da yanıt verebilecek bir Hristiyan ya da Yahudi olmadığını tahmin edebiliyorum ama yine de bir umut soruşturalım bakalım. :)


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 01:54 .