![]() |
Muhammed Mustafa'nın mal varlığı (Mutezile)
Bir başka başlıkta kısır bir tartışma sürdürülüyor. Anlaşılan o ki inanır arkadaşlarımız islam peygamberinin "fakru zaruret" içerisinde öldüğünü düşünüyor.
Karşı argüman ise bunun tam aksi yönünde. Aşağıdaki yazı sevgili mutezile'ye ait. Daha derli toplu bir tartışma sürdürülmesi amacıyla: Alıntı:
|
Frodo abim..
bu başlığı açmışsın çok ta iyi olmuş.. mutezile abiminde emeğine sağlık bi güzel saymış dökmüş fakat... öbür başlıktada gördüğünüz gibi ben hakdoğan abime son haccında 100 deve kesmişti diyorum o aynı kaynaklarda öldüğünde "zırhı rehindeydi" yazıyo diye bana fırça atıyo.."ya bu işte bi sakatlık var,bu kadar çelişik şey aynı kaynakta bangır bangır bağırıyo,ben hala zırh edebiyatı yapıyom" diye düşünemiyorda.buldu ufacık çocuğu bağırıyo bana ya.. |
Frodo selam,
Tartışmayı buraya taşıdığın iyi olmuş. Öne sürülenlerden bir tanesi Muhammed'in tüm varlığının Beytül Mal'a yani İslam Devleti hazinesine ait olduğudur. Peki bu durum Muhammed'in bu varlıktan yararlanmasını engeller mi? Sanıyorum engellemez. Muhammed'in mütevazi bir hayat yaşadığı kesindir ancak "zırhını rehin bırakacak" kadar fakr-u zaruret içinde olmadığı da kesin. Bunu nereden çıkartabiliriz? Aslında basit: rehin verdiği iddia edilen nedir? Zırh. Demek bu rivayetin gerçekleşmesi müslümanların elde kılıç savaşmaya başladığı İslam'ın palazlanma dönemine; yani çevre kabilelere saldırdığı, ve yendiklerinin mallarını talan edip onları haraca bağladığı döneme rastlıyor. Bu şartlar altında Muhammed'in, zırhını yiyecek almak için rehin verecek durumda olduğu iddiası tamamen uydurmaca olmalı. İşin ötesinde, Muhammed öldüğünde 9 karısı vardı. Kur'an'a göre bir kadından fazlasıyla evlenmek ancak onun geçimini sağlayabilecek kadar zenginlik ile mümkündür. Eğer Muhammed zırhını yiyecek için rehin vermek zorunda kaldıysa açıktır ki 9 kadına bakacak parası yoktur, yani bakamayacağı 9 kadın alarak Allah'ın sözünün dışına çıkmıştır; veya Muhammed'in fakirliği bir "madur edebiyatı" örneğidir. Benim mantığım böyle söylüyor, ama tabi ki yanılıyor olabilirim. A. |
Fasil : FERAİZ BÖLÜMÜ
Konu : Resulullah (sav) Ve Geride bıraktıklarının Mirası Ravi : Aişe Hadis : Resulullah (sav)`ın hanımları, Resulullah vefat ettiği zaman Hz. Osman`ı, Hz. Ebu Bekr (ra)`e gönderip miras hisselerini talep ettirmek istediler. O zaman ben onlara: "Resulullah (sav): "Bize varis olunmaz, bıraktığımız sadakadır!" demedi mi (nasıl miras talep edebilirsiniz?" dedim (ve onları, bu niyetten vazgeçirdim). HadisNo : 4750 Miras olarak Rehindeki zırhın paylaştırılmasını istemiyorlardı herhalde. |
Bu başlığın daha doğrusu kaldırmak zorunda kaldığım bir mesajın bana hatırlattığı bir kaç şeyi paylaşmak istiyorum.
Forumlara yazarken elbette karşı argümanlara sahip forumdaşlarımızla tartışıyoruz. Ama amacımız tartıştığımız kişiyi ikna etmek değildir. Esas almamız gereken şey siteyi ziyaret eden sessiz çoğunluğa ezberletilmiş, inançla, imanla nakşedilmiş düşüncelerinin hiç de belledikleri kadar "tartışmasız gerçekler" olmadığını hatırlatmaktır. |
''ALINTI: -------------------
Fasil : FERAİZ BÖLÜMÜ Konu : Resulullah (sav) Ve Geride bıraktıklarının Mirası Ravi : Aişe Hadis : Resulullah (sav)`ın hanımları, Resulullah vefat ettiği zaman Hz. Osman`ı, Hz. Ebu Bekr (ra)`e gönderip miras hisselerini talep ettirmek istediler. O zaman ben onlara: "Resulullah (sav): "Bize varis olunmaz, bıraktığımız sadakadır!" demedi mi (nasıl miras talep edebilirsiniz?" dedim (ve onları, bu niyetten vazgeçirdim). HadisNo : 4750 -----------------ALİINTI Bu hadiste bir minik defo var. Konuyu çok farklı kaynaklardan taradığım için -belki haddimi aşarak- düzeltme teşebbüsünde bulunuyorum: Sağlam Ravi zincirinden, Tabiiun'a dek izlenen aktarımdan okuduğum (ki Yaşar Nuri bir kitabını sırf bu bahse ayırmıştır - bu adamı referans olarak verirken içim rahat değil, ama bu konuda araştırması sağlam - kitabınIN adı da: ''Fatıma-tüz Zehra'') Muhammedin kızı Fatma (Ali'nin zevcesi) Ömer'den (miras hissesi değil) FEDEK hurmalıklarını talep eder, babasından kaldığını öne sürerek. Ve Ömer tarafından tersyüz edilir. Fedek hurmalıklarının o çorak arazide altın değerinde olduğunu, Muhammed Hamidullah'ta ve diğer Siyer kaynaklarında okuyabiliyoruz. Son tahlilde K.C. adlı arkadaşla aynı şeyi söylemiş olduk. |
güncelleme
|
Keci adlı sevgili üyemizin naif, samimi yorumunu okuyunca -aşağıda alıntılayacağım- bu bahsi yeniden açma ihtiyacı hissettim.
Sevgili Keci; lütfen dikkatle göz gezdir. Az kaynak taranmamıştır bu topic için. Keci'den: Alıntı:
|
sevgili Mutezile'nin bu calismasina ben de Arif Tekin'in Kuran'in Kökeni adli kitabindan bir bölüm aktararak katkida bulunmaya calisayim. Muhammed'in bayagi bir serveti olacak tabii, ganimetin beste biri geliyor ve diledigi gibi kullanma hakkina sahip. O kadar cok ganimet elde ediliyor ki, cevresindeki insanlar da korkunc sekilde zenginlesiyorlar. Söyle diyor:
Alıntı:
|
Sargon önemli bir noktanın altını çizmiş oldu. Hanımlardan Ayşe'nin de bir defada 30 köle birden azat ettiğini( bir arzusunun yerine gelmesi üzerine, adak olarak) kaynaklarda okuyoruz.
Zırhının rehin olması, açlıktan karnına taş basması, evinde bazen günlerce sıcak aş pişmemesi.. bu vb metaforlarla başta F. Gülen ve emsal vaizler cemaate patetik resimler çizerek, acındırarak cumaları gözyaşı döktürmüştür. Ardında gelsin İhlas, kombassan, Işık evleri, Milli görüş teşkilatı ve her türlü dalavere.. |
Ne iddia ettiğinizi bir net ortaya koyun da ona göre layık olduğunuz cevapla sizi yüzleştirelim.
Efendiler Efendisi'ne (S.A.V) attığınız iftira "mal istifleyen, para düşkünü bir muhteris idi" mi? Yoksa O'nun "Sahabileri arasında mal/servet açısından üst tabakada yer aldığı" nı mı iddia ediyorsunuz? "Zırhı Rehinde vefat ettiği" gerçeğini inkar mı etmek istiyorsunuz? Meramınız, derdiniz nedir? Net olun net... |
sizi gidi komikler sizi... ben bir müslüman olarak bunu tartışmam bile, bizi bizden iyi bilenlere bak.
siz inançsız mısnız islam düşmanı mı onu söyleyin? inançsızsanız niye sadece islamı karalama hevesindesiniz? islam düşmanıysanız size bu konuda mahal bile vermemeli ve bu konuyu tattışmamalı inanlar çünkü bunlar gerçekten koooommmiiikkkkk. malda mülkte gözünüz çok o yüzden herkes oyle sanıyorsunuz. burada bu konu hakkında konuşacak her inana sesleniyorum. kesinlikle ama kesinlikle bu konuda tartışmayın arkadaşlar. çünkü kabul görmüş tüm islam kaynakları peygam ber ve çevresinin malını mülkünü nerede ve nasıl kullandığını açık açık söylüyor. tarih bunu yabancı kaynaklarda bile yeterince kayıt altına almıştır. utanmasalar ganimette almayın diyecekler bunlar. :) savaştan kaçanlara seslenerek: heeyyyy! mallarınız burada kaldı onları alıp oyle kaçınnnnn. niye boyle yapmadınız diye suçlayacaklar. :) |
Hayir Hakdogan, amacimiz iftira atmak degil, Muhammedin mal istifleyen para düskünü biri oldugunu göstermek de degil. Böyle birsey oldugunu sanmiyorum. Sadece Muhammed'in yoksulluk icinde öldügü seklinde anlatilanlarin uydurma oldugunu göstermeye calisiyoruz. Cünkü siyer kitaplari ve sayisiz hadise uymayan seyler. Bak baska örnekler vereyim.
Alıntı:
http://sargon.blogcu.com/Muhammedin_savaslari/ |
[quote=sargon;191546
Muhammedin mal istifleyen para düskünü biri oldugunu göstermek de degil. Böyle birsey oldugunu sanmiyorum. Sadece Muhammed'in yoksulluk icinde öldügü seklinde anlatilanlarin uydurma oldugunu göstermeye calisiyoruz. Muhammed'in sagliginda yaptirdigi 100'e yakin gazze ve seriyye var. Bu kadar baskin ve savastan elde edilen ganimet de oldukca yüklü olmali.[/quote] @sargon, bunlar ne yaman çelişkiler! Hem "mal istifleyen para düskünü" olmadığını kabul edeceksin, hemde böyle bir başıkla dezenformasyon değirmenine su taşıyacaksın. Ne iş? Allah'ın Resulü'nün (S.A.V) yaşam/geçim standardı, tebliğde bulunduğu topluluk içinde en alt seviyede olanların standardı, kimi zaman onların da altında bir standarttı. Bunu, çeşitli savaş ve seriyyelerden elde edilen ganimetlerin envanterini veren kaynaklarımız söylüyor. Yani? Yani yukarda söylediğim gerçeği gölgelemek için kullanmaya çalıştığınız verileri aldığınız kaynaklar. Yahu bu ne yaman çelişki? Hz. Peygamber'in (S.A.V) çeşitli zamanlarda ganimet ve fey'den kendisine düşenleri de, evinde dağıtılmadan kalan tek bir altın kaldığında gece uyuyamadığını da, günlerce ocağında aş pişmediğini de, karnına taş bağlayarak çokça gezmişliğini de, vefatında zırhının rehinde olduğunu da söyleyen aynı kaynaklar iken, sizler bunlardan sadece, Peygamber ve Devlet Başkanı olarak uhdesine tevdi edilen hisselere (ki ganimet ve fey mallarının, Peygamber ve Devlet Başkanı olan Hz. Muhammed Mustafa'nın (S.A.V) kontrolünde olmasından daha doğal ne olabilir?) "zoom" yapıp, diğer alanlara aklınızca "karartma" uygulamaya kalkıyorsunuz. Sizin varsa bir iddianız, bunun konusu, son derece doğal olan ganimet ve fey mallarının, Peygamber ve Devlet Başkanı olan Hz. Muhammed Mustafa'nın (S.A.V) kontrolünde olması değil, bu mallar üzerinde O'nun tasarrufunda varsa!!! bir yanlışlığa dair olmalı. Var mı verebileceğiniz bir örnek? O, Mekke'nin fethi sonrası, yani müşrikler karşısında mutlak bir zafer elde ettiken, karşısında el pençe divan durulup "acaba kendisine yaptıklarımızdan sonra bize ne tür cezalar verecek?" diye beklenirken onlara "Bugün size kınama yok... Allah sizi bağışlasın, gidin, hepiniz serbestsiniz!" deyip, sonra yine Medine'ye, o iki odalı evine dönen, hasır üzerinde uyumaya devam eden değil mi? Evet... İslam'a Fransızlardan daha Fransız olduğunuzu bu denli afişe eden sizler, bir an durup "söz ettiğimiz sahalarda hakikatin ne olduğunu bilen biri çıkar, suratımızı kızartır" diye düşünmelisiniz. Misalen şu sözlerdeki cehalete bakınız : Alıntı:
Bunlar İki Cihan Güneşine (S.A.V) zarar verebilir mi? Elbette veremez. Zira dostu da düşmanıda O'nun Dünyevi/Maddi beklentileri olmadığını, her daim de önüne çıkan fırsatları elinin tersi ile ittiğini bilip, teslim etmiştir. Fey konusunda cehalet giderici bilgi : Alıntı:
Hatta nefret etmeyi de tercih edebilirsiniz. Ancak bunların hiç birisi, O'nda varolan kıymetleri, güzellikleri tersyüz edip, O'nda olmayan arazlar olarak göstermenizi meşru kılmaz. Bu İnsanlık değildir. Hiçbir ahlaki norma sığmaz. Bu anılan normsuzluk/seviyesizliği kendinize layık görmeniz, kendinize yapabileceğiniz en büyük kötülüklerden biridir. Yazık... |
Yazık, gerçekten yazık..
Ganimet denince akla sadece para pul, dünya malı gelmesin. Üleştirilenlerin ne olduğu biliniyor: * Köle (Kadın ve çocuklar) * Cariye * Hurmalıklar, verimli-verimsiz bütün topraklar * Deve, at, koyun, kuzu ve her türlü davar * Gümüş - altın - gibi tüm mücevheratlar * Ele geçirilen silahlar Ve tabii, Berre.. Cüveyriye. Cariyecik anlamına gelen Cüveyriye de üleştirildi. Kimin payına düştü, öncesi; sonra neler oldu, bu başka bir yazının konusu.. Çok yazık hakikatten. |
Koskoca islam peygamberi,30 sa arpa için,Zırhını rehin bırakmış ..
hemde Yahudiye.. peki hiç bir Müslümanda arpa yokmuymuş? Koskoca Peygamberi yahudi Karşısında boynu bükük bırakmış. Koskoca Peygamber aç yatarken,tok uyuyan müslümanlar ne olmuş? |
Alıntı:
Kardeşim, bırakın ıslak zeminde patinajı? Somut sorular soruyorum: 1- Size göre Resuli Ekrem(S.A.V) mal istifleyen birisi miydi? 2- Yaşam standardını nasıl tanımlarsınız? -----A) Debdebeli bir yaşamı vardı, lüks içinde yaşardı. -----B) Orta direğin üstü, zengiliğin altında bir yaşam. -----C) Orta direk bir yaşam. -----D) Orta direk altı, fakir bir yaşam. 3- Kendisinin bıraktığı tereke neydi ve bıraktıkları kimlere kaldı? Biz, Tarihi verilere, eldeki kaynaklara baktığımızda birinci suale mutlak manada "hayır", ikinci sualde de "D" seçeneğini işaretleyerek cevap veriyoruz. Siz bu sorulara nasıl yanıt veriyorsunuz ve kanıtlarınız nedir? Hadi bakalım... |
Alıntı:
Ve Muhammet 13 yaşında , yani Ayşe'nin gelişinden 4 yıl sonra onunla evlenir... Hani hep denir ya ; Arap Yarımadasında , coğrafi şartlardan dolayı kız çocukları erken büyür ve yetişir. ( İlk regl yetişmişliğin ifadesidir) Ama unutulmamamlıdır ki beden; yetişkin görüntüsüne ulaşabilir , ancak beyin asla !!!! Ayşe , Muhammedin karısı olduğunda , zihinsel olarak salıncakta sallanan çocuktan farkı yoktu. |
bilinen 5000 senelik ortadoğu tarihinde devlet başkanı olupta fakir olan 1 kişi yoktur.muhammedin de zengin olması gayet doğal.zenginlik ayıp bi şey değil ama zorla fakir gibi göstermek ise tam bir komedi.
|
Alıntı:
Saraylarda yaşıyordu kuş tüyü yataklarda yatıyordu mekkeye gittinmi sen hiç evine gidersen söyle bana saraylara değilde bugün yaşadığımız gecekondularla boy ölçüşebilirmi gelirsen bana bilgi ver... Arkadaşlar h.z muhammed tabiki ganimetten daha fazla pay alıyordu ama cömertliğini anlatmassan neye yarar yarasadan farkın kalmaz |
Alıntı:
Evelemeyi, gevelemeyi bırakın da, adamolacakçocuk'un bu merakını bir giderin bakalım! "İki Cihan Güneşi"nin (!) böyle çaresiz duruma düşmesine göz yuman mü'minlerin, Ebubekir, Osman ve Ömer'in - hadi Ali''yi geçtik çünkü o zaten sözde züğürt ağanın züğürt damadı - müslüman olduğunu nasıl söyleyebileceksiniz? Hiç mi utanç duymamışlar bunlar? Saflığınızdan mı böyle yapıyorsunuz yoksa tutunacak bir dalınızın kalmadığından mı? Peygamberlerinin böyle acınacak hale düşmesine nasıl izin vermişler bu adamlar? Rehine bırakacak bir tek zırhı mı kalmış bu peygamberin? "Yahu ben manyak mıyım? Yarın öbür gün bir savaş çıkar da savaşmak zorunda kalırsam ne giyeceğim?" diye düşünmemiş mi bu adam? Yoksa kendine yepyeni bir zırh yaptırmış da eskisini de o yahudiye hurda niyetine mi rehin bırakmış (kakalamış)? (Ne de olsa ticareti iyi beceren biriymiş ya.) Bırakın "ganimet", "fey" gibi bulanık lafları da, yukarıdaki sorulara yanıt verin. |
Alıntı:
zenginse zengindi derim padişahlar gibi yaşamış fakirse fakirdi derim müslümanlar kılını kıpırdatmamış ikili oynarım diyosun yani iyi gidiyosun bence |
Çok net açıklamışsın Kemaloğlu, bravo!
"Yoksul gitti Muhammed" diyorsan, müslümanlık daha peygamber zamanında fos imiş, bunu anlarım. ("Komşusu aç yatan müslüman değildir." dersiniz ya.) "Zengindi" diyorsan o zaman da bu "rehinde kalan zırh" dolmasının inanırlara yutturulma sebebini açıklamanı isterim. Benim kaçlı oynadığımı bırak da sorulara yanıt ver verebiliyorsan. |
acınacak adamın fakirliği, burda yazıyor:)
|
:juggle:
Muhammed"in zenginligi,fakirligi konusuna bir muslumanin gozuyle bakmanin anlamini degerlendirmekle konuya daha bir anlam kazandirilabilinir(sanirim). F.Gulen"in vaazlarinda acik ve net belirttigi gibi;uzerindeki giysisinden baska hicbirseyi yoktu.F de O"nun gibi zengin inananlari olan,kendisine miraslar birakilan, 15 Mekke"linin islamiyete hediyelerle davet edilmesi gibi isadamlastirilan muritleri olan (herkesin sayfalarca ornekleyebilecegi ) birisiydi.Ama sahip oldugu hicbirsey kendine ait degildi.Ancak arada bir fark var.F"nin karisi ve cariyesi yok.Koleleri de.Galiba Muhammed"in nihayi zafere ulasana kadar ve tek karisi olene kadar sabrettigi gibi o da sabrediyor.Bir gun Fnin de hicreti sona erecek ve sahip olmadigi mal varligi ve sahip olmadiklariyla satin aldigi muritleriyle hatta sahip oldugu hirkasiyla vatanina donecek.O da Muhammed gibi bir hasirin uzerinde mi yatar bilinmez ama su anda hicrette ne sefaletler cektigini 600 yil sonra kimler yazar orasini anlamak cok kolay.Neden Muhammed"in zenginligi konusuluyor sorusunun yanitlarindan birisi de bu saptamadir saniyorum. |
Alıntı:
|
Faran Arkadas,
savaştan kalan ganimet ( enfal ) var ise hepsi ALLAH-U ZÜLCELAL yolunda hizmet olarak kullanıldı. Dediginize inanirken acaba savas ganimeti olarak sayilan esir kadinlarin ve kizlarin Allah yolunda kullanilisini tarif edermisiniz.Zira 1/5 i Muhammed in Allah yolunda kullanabilecegi hakki.Bazi seyler icin zamanin adetleri geregiydi diye tanimlamalar yapilarak inananlarin sapkinliklari gozardi etmesi isteniyor(saglaniyor).Acaba gozardi etmemiz gerekenlerden bi tanasi de donemin geleneklerine istinaden agir toplantilarda,hatiri sayilir misafirlere memeleri yeni tomurcuklanmis esir(cariye) bakire sunuldugu mudur.Yani misafirin memnuniyeti ALLAH-U ZÜLCELAL yolunda hizmet olarak kullanıldı ifadesi geregimidir.Oyle ya haklarina dusen onca cariyenin hepsini kullanmak ne mumkun. Goz ardi etmemeniz gereken bir ifade de paylasim siralamasidir. Allah-Peygamber-Peygamberin akrabalari-Yetimler -Yoksullar-Yolcular. Saygilarimla |
Alıntı:
|
Hakgeldi gene mesnetsiz bir şey söylemişsin; savaş ganimetine en güzel örnek değilmidir cüveyre???
|
Alıntı:
hani kaynağın nerede ben de çok söylerim kaynak göster bende o kaynağa atarak ne olduğuna bakayim doğruyu sonra atayim sen hadisin ya da olayın kaynağını at bende bir islami destekli bir kütüphane ya da kurumun yani diyanetin yad abaşka bir islami tarihin kabul gördüğü doğruyu sana atayim bir de öyle oku. ama sizler islam tarihini okumuyorsunuz ne yapıyorsunuz. bir kimse fitne atmış, hemen başkaldırarak dolanıyorsunuz. buyur kaynak nerde kaynağı at bende burada gerçekte nedenmek istenmiş onu atayim??? gerçeği atacağım ???? |
Bu_İslami_yorumudur_olayın...
Başka_bir_islami_kaynak_daha... Buda_ayrı_bir_islami_kayna... Fasil:İSİM VE KÜNYE BÖLÜMÜ Konu:Resulullah (sav)`ın Değiştirdiği İsimler Ravi:İbnu Abbas Hadis:Cüveyriye Bintu`l-Haris`in ismi Berre idi, Resulullah (sav) onun ismini Cüveyriye diye değiştirdi. Zira, Resulullah (sav) "Berre`nin yanından çıktı" denmesini sevmiyordu.HadisNo:128 Fasil:NİKAH BÖLÜMÜ Konu:Resulullah (sav)`ın Zevceleri Ravi:Aişe Hadis:Beni`l-Mustalik`ten Cüveyriye Bintu`l-Haris, Sabit İbnu Kays İbni Şemmas (ra)`ın hissesine düşmüştü [esaretten kurtulmak için mukatebe anlaşması yapti]. O, çok güzel bir kadındı, gözde onun için bir hisse vardı (gören göz haz duyardı). Mukatebe bedelini ödemede yardım talep etmek üzere Resulullah (sav)`a geldi. Hz. Aişe devamla der ki: "Cüveyriye kapıda durduğu vakit onu görünce durumu hoşuma gitmedi (Resulullah`ın onu beğenip evlenmeye kalkacağından koktum). Resulullah (sav)`ın da benim onda gördüğüm (güzelliği) göreceğini derhal anladım. "Ey Allah`ın Resulü dedi. Ben Haris`in kızı Cüveyriye`yim. Durumum size meçhul değil. Ben Sabit İbnu Kays`ın hissesine düştüm. Fakat hürriyetime kavuşmak için onunla mukatebe yaptım. Size, mukatebe (bedelini ödemem)de yardım istemek üzere geldim. Resulullah: "Sana ondan daha hayırlısını söylesem ne dersin?" buyurdular. Cüveyriye: "O nedir?" dedi. "Senin yerine mukatebe ücretini ödeyeyim ve seni zevce olarak alayım?" buyurdular. Cüveyriye de: "Kabul ediyorum!" dedi. [Bunun üzerine. Sabit İbnu Kays`a adam göndererek Cüveyriye`yi ondan talep etti. Sabit: "O senindir, ey Allah`ın Resulü! Annem babam sana feda olsun!" dedi. Aleyhissalatu vesselam mukatebe ücretini hemen ödedi. Cüveyriye`yi azad edip evlendi. Halk, Resulullah (sav)`ın Cüveyriye ile evlendiğini işitince ellerindeki esirleri salip azad ettiler ve "Bunlar Resulullah (sav)`ın artık akrabalarıdır (esir olarak tutulamazlar)!" dediler. Hz. Aişe devamla der ki: "Kavmine ondan daha hayırlı bir kadın görmedik; onun sebebiyle Beni Mustalik`ten yüz aile halkı azad olundu."HadisNo:5618 Fasil:GAZVELER BÖLÜMÜ Konu:Gazveler - Beni Müstalik Ravi:Abdullah İbnu Avn Hadis:Nafi` rahimehullah`a kıtalden önce (yapılan İslam`a) davet hakkında sormak üzere yazmıştım. Bana şöyle yazdı: "Bu İslam`ın evvelinde idi. Resulullah (sav) Beni Müstalik`e (önceden haber vermeden ani) baskın yaptı. Onlar (bu sırada) gafil haldeydi, hayvanları su kenarında sulanııyorlardı. Mukatillerini öldürdü, çocuklarını ve kadınlarını esir aldı. O gün Cüveyriye`yi de ele geçirmişti."HadisNo:4264 Fasil:CİHAD BÖLÜMÜ Konu:Kıtal Ve Gazve Ahkamı Ravi:Abdullah İbnu Avn Hadis:Nafi`ye yazarak savaştan önce (müşrikleri İslam`a) davet etme hususunda sordum. Şu cevabı verdi: Bu İslam`ın başında idi. Resulullah (sav) Beni Müstalik`e ani baskın yaptı. Adamları gafildi, hayvanları su kenarında sulanmakta idi. Savaşabilecekleri öldürdü, kadın ve çocuklarını da esir etti. O gün Cüveyriye (ra) validemizi esir almıştı. Bunu bana Abdullah İbnu Ömer (ra) rivayet etti. Abdullah bu orduya asker olarak katılmıştır.HadisNo:1046 Demekki İslam'da kadın kölelere cariye denirmiş, demekki savaşlarda bir çok kadın cariye savaş ganimeti olarak paylaşılmış, alınmış ve satılmış, demekki mesnetsiz bilgi yazmamak lazımmış... |
Alıntı:
Hz. Peygamber'in zevcesi ve müminlerin annesi. Hz. Cüveyriye, Mustalikoğulları kabilesinin başkanı Hâris b. Ebî Dırar'ın kızıdır. Aynı kabileden Safvân oğlu Musâfi'den dul kalmıştı. Mustalikoğulları, Hicret'in altıncı yılında Medîne'ye saldırı için hazırlık yapmaya başladılar. Durumu öğrenen Hz. Peygamber (s.a.s.), yediyüz kişilik bir askerî kuvvetle, onlardan önce davranarak Müreysi' suyu başında saldırdı. On kişi öldürüldü. Müslümanlar bu gazvede bir şehit vermişti. Mustalikoğulları'nın bütün erkekleri, kadınları ve çocukları esir alındı. Deve, sığır ve davarlarına da ganimet olarak el konuldu. Esirler arasında bulunan, kabile başkanı Hâris'in kızı Cüveyriye için, dokuz okıyye altın, kurtuluş fidyesi olarak tespit edilmişti. Cüveyriye yirmi yaşlarında bir kadındı. Kurtuluş fidyesini temin edemeyince Hz. Peygamber'den yardım istedi. Hz. Âişe bu olayı şöyle rivayet eder: "Mustalikoğulları kabilesinin kadınları esir düştüklerinde ganimet olarak gaziler arasında paylaşıldı. Önce beytülmâle beşte bir ayrıldı. Sonra her atlıya iki pay, her yaya savaşçıya ise birer pay verildi. Hâris'in kızı Cüveyriye, Kays oğlu Sâbit'e düşmüştü. Cüveyriye Rasûlullah (s.a.s.)'a geldi; dedi ki: Ey Allah'ın Peygamberi, ben Hâris'in kızı Cüveyriye'yim. Babam Benî Müstalik kabilesinin başkanıdır. Benim başıma gelen felâketi biliyorsun. Sâbit beni dokuz okiyye kurtuluş fidyesi ile serbest bırakacak. Beni kurtar". Rasûlullah cevap olarak buyurdular ki: "Ondan daha hayırlı bir teklifim var, kabul eder misin? Teklifiniz nedir ya Rasûlallah? "Hem o parayı verip seni azat edeceğim, hem de seninle evlenmek istiyorum." Cüveyriye: "Memnuniyetle kabul ederim" dedi. Rasûlullah (s.a.s.) da: "Ben de kabul ettim. " buyurdular. (Ahmed b. Hanbel, Müsned VI, 277; Ebû Dâvud, Sünen, IV, 22; İbn Hişâm, Sîre, III, 307; İbn Sa'd, Tabakat, VIII,116,117). Bu haber hemen etrafa yayıldı. Esirleri ellerinde tutan sahabîler; "Biz Allah elçisinin sıhrî hısımlarını nasıl esir olarak tutabiliriz!" diyerek, hepsini serbest bıraktılar. Bu manzara karşısında Müstalikoğulları İslâm'a girdiler. Bu yüzden Hz. Âişe O'nun hakkında; "Ben kavmi için Cüveyriye'den daha hayırlı ve daha bereketli bir kadın bilmiyorum" demiştir" (Ahmed b. Hanbel, VI, 277; İbn Hişâm, Sîre, III, 307, 308; Hamdi Döndüren, Delilleriyle İslâm Hukuku, İstanbul 1983, s. 238; Mahmud es-Savvâf, Rasûlullah'ın Pak Zevceleri, Terceme, Ali Aslan, Ankara (t.s), s. 68-71). Hz. Peygamber Cüveyriye'yi babasına teslim edip; ondan istedi. Cüveyriye müslüman olmuştu. Rasûlullah (s.a.s.) kendisine mehir olarak dört yüz dirhem gümüş verdi ve O'nunla evlendi (M. Âsım Köksal, İslâm Tarihi, XII, 55, 56). Daha önceki adı "Berre" iken, Hz. Peygamber tarafından, kadıncık, kızcağız anlamında "Cüveyriye" ismi verildi. Hz. Cüveyriye çok oruç tutar ve çok namaz kılardı. Hayır severdi. Kendisi aç durur, yoksulları doyururdu. Bir gün Allah Rasûlü Cüveyriye'yi sabah namazını kıldıktan sonra, kuşluk vaktine kadar dua ve zikirle uzunca zaman meşgul olurken görmüş ve kendisine şöyle buyurmuştur: "Ben senden sonra, üç kerre, dört kelime söyledim ki, bugün sabahtan beri senin söylediklerinle tartılsa, onlardan daha ağır gelir. Dikkat et, o kelimeleri sana da öğreteyim: Sübhânallâhi adede halkıhî; (Allah'ı yaratıklarının sayısınca tesbih ederim). Sübhânallâhi rıza nefsihî (Allah'ı razı olacağı Şekilde tesbih ederim). Sübhânallâhi zinete arşihi (Allah'ı Arşı'nın ağırlığınca tesbih ederim. Sübhânallâhi midâde kelimâtihi (Allah'ı kelimelerinin miktarınca tesbih ederim). " (Ahmed b. Hanbel, VI, 430; Ebû Dâvud, II, 81; Tirmizî, V, 556; İbn Sa'd, Tabakât, VIII, 119; Âsım Köksal, a.g.e., XII 57-58) Hz. Cüveyriye'den altmışbeş hadis rivâyet edilmiştir. Hicrî 56 tarihinde vefat etmiştir (Sahîh-i Buhârî Muhtasarı Tecrîd-i Sarih Tercemesi, Ankara 1983, VII, 454). bak sana diyanetten gönderiyorum ha, türkiye cumhuriyetinin din işlerinden sorumlu vakfından yolluyorum!!! daha hangisi doğru der acaba |
Sayin hakgeldi:
Ben bilgi ve belge olmadan konusmam.Size islam tarihinden hem de hic de adil olmayan bir katliami anlatayim.Ustelik hicbir islam aliminin itiraz etmedigi cumlelerle.Ben sizin kaynaginiz degilim ya,yine de yardimci olayim.Yanliz bi dahaki sefere okludugunuz bir yaziya atip tutmadan once arastirin.Hatta bu konudaki Kuran ayetlerine baksaydiniz bu konuda yorum bile yazmaya cekinirdiniz.Kafanizdaki Kuranla,Allah tan vahyolmus olani bi denkleyebilseniz sorun ortadan kalkacak.Simdi gelelim sizin aydinlanmaniza Hendek savasinin bitiminde Muhammed, ordusuna yonelip: “Ikindi namazini Beni Kureyza’da kilacagiz” diyerek Kureyza kabilesinin uzerine yurutur. Daha sonra hadislere gececek gerekcesi de Cebrail’in ustu basi toz icinde hem de katirinin ustunde yanina gelip, savas bitmedi, ben ve diger melekler hala savasiyor, sen de git Kureyza’yi kusat demesidir. Sehir kusatilir ve buyuk ordusuyla hic zorlanmadan ele gecirir. Savasci erkeklerden direnenler hemen oldurulur, geriye kalanlar da esir alinir. Muhammed, onceden Yahudi olup da Islami secen Sad Bin Muaz’a esirler icin ne yapalim diye sorar. Nedense Yahudilerin Tevrat’a gore cezalandirilmasini istemektedir. Sad hukmu verir: “Tum erkekler oldurulsun, kadin ve kizlari cariye olarak alalim, ergenlige girmemis erkek cocuklarini da kole olarak alalim.” Muhammed de bu hukmun Allah’in verecegi hukumle ayni oldugunu soyler. Hukum yerine getirilir. Bir kac Islami kaynaktaysa Sad’in hukum vermesini Kureyza’li Yahudilerin istedigi one surulur. Sonucta farkeden bir sey yoktur. Muhammed, Ali ve Zubeyr’i kesim islemi icin gorevlendirir. Erkeklerin kafalari kesilirken, artik sifatlari cariye olan kadinlar ve kizlarsa bu kanli manzara onunde Muslumanlar arasinda paylasilirlar. Muhammed Reyhane isimli Yahudi kizini kendine cariye olarak alir. Yukarida anlatilan olay tum tarihciler ve Islam alimlerince kabul edilen bir gercektir. Bazi kaynaklar, kafalari kesilen erkek sayisinin 800 degil de 700, 600, 500 gibi rakamlar oldugunu onerir. Islam uzmanlari bu katliami nasil savunurlar? 1. Muhammed, Medine’ye gocu sonrasi, Medine ve civarinda yasayan Yahudi kabileleriyle baris anlasmasi imzalamistir. Anlasmaya gore Muslumanlarla Yahudiler arasindaki surekli olacak barisin otesinde, savas durumunda birbirlerine yardim edeceklerdir. Hendek savasinda Kureyza’li Yahudiler, Muslumanlara yardim etmek bir yana, dusmanla isbirligi yapmistir. Saygilarimla |
Alıntı:
müslümanların o dönemki yahudilerle savaş yapmasının nedeni peygamberlerine eziyet yapan yurdundan çıkaran namaz kıldığı sırada başına deve işkembesi konulan müşrik bir toplumla görev birliği yapması olmuştur. Benî Kurayza Yahudilerinin Peygamber Efendimizle olan anlaşmalarına göre, Hendek Muharebesinde düşman tarafından sarılan Medine'yi Müslümanlarla el ele vererek müdafaa etmeleri gerekiyordu. KAYNAK; ibni Hişam, Sîre, c. 2, s. 147148. Fakat, bunu yapmadılar; üstelik, anlaşma hükümlerini hiçe sayarak, harbin en nâzik safhasında müşriklerle iş birliğine giriştiler; Peygamber Efendimizin tahkik ve sulh için gönderdiği heyete hakarette bulundular ve, "Resûlullah da kim oluyormuş? Muhammed'le aramızda ne ahit vardır, ne de akd!.." dediler; hattâ, daha da ileri giderek, Peygamber Efendimiz için küstahça ağır sözler bile sarfettiler. KAYNAK;İbni Hişam, A.g.e., c. 3, s. 233; Ibni Sa'd, Tabakat, c. 2, s. 74; Müslim, Ka'b b. Esed, onların reislerinden biri idi. Bütün bu olup bitenlerden sonra durumu açık seçik anlamıştı: "Ey Yahudi topluluğu!.." dedi, "Görüyorsunuz ki, bir felâketle karşı karşıya gelmiş bulunuyoruz. Size, üç ayrı teklifim olacak. Onlardan istediğinizi kabul edebilirsiniz." Benî Kurayzalar, merakla, "Nedir o tekliflerin?.." diye sordular. Ka'b tekliflerini sıralamaya başladı: "Birinci teklifim: Şu adama tâbi olalım ve onun peygamberliğini kabul edelim! "Vallahi, onun Allah tarafından gönderilmiş kitabımızda sıfatlarını yazılı bulduğumuz peygamber olduğu sizce de malûm olmuştur! Ona îman edecek olursanız, kanlarınız, mallarınız, çoluk çocuğunuz kurtulmuş olur! "Ona tâbi olmayışımızın tek sebebi, Araplara karşı duyduğumuz kıskançlık ve onun İsrail Oğullarından gelen bir peygamber olmayışıdır! Hâlbuki, bu, Allah'ın bileceği bir iştir! "İbni Hıraş'ın yanınıza geldiği zaman size söylediği şeyleri hatırlamıyor musunuz? O, 'Ben, Şam gibi her türlü yiyeceği, içeceği bol olan bir yeri terk edip su kırbası, hurma ve arpadan başka bir şeyi bulunmayan bir yere geldim.' demişti. 'Bununla neyi kastetmek istiyorsun?' diye sorulunca da, o, 'Mekke'den bir peygamber çıkacaktır. O zaman sağ olursam ona tâbi olur ve ona yardım ederim. Eğer benden sonra gelirse, ona karşı hile ve aldatma yoluna başvurmaktan sakınınız! Ona tâbi olup dostları ve yardımcıları olunuz.' dememiş miydi?" Benî Kurayza Yahudileri, "Hayır..." dediler, "Biz, bizden başkasına tâbi olmayız! Biz, kitap sahibi bir cemaatiz!" Kâ'b, bu teklife kimsenin yanaşmadığını görünce, ikinci teklifini yaptı: "O hâlde, size ikinci teklifim şudur: Geliniz, çocuklarımızı ve kadınlarımızı öldürelim! Tâ ki, arkamızda herhangi bir ağırlık kalmış olmasın. Sonra da kılıçlarımızı sıyırıp Muhammed'le ashabının üzerine yürüyelim! Allah, onunla aramızda kesin hükmünü verinceye kadar çarpışmaya devam edelim. Ölürsek, zâten arkamızda bıraktığımız bir nesil yok; şayet galib gelirsek, yeniden evlenir, evlâdlar yetiştiririz!" Kurayza Oğullan, bu teklifi de uygun görmediler. O zaman Ka'b, üçüncü teklifini arzetti. "Size üçüncü teklifim şudur: Bu gece Sebt (Cumartesi) gecesidir.Bu gece, Muhamnned ve ashabı, bizim kendilerine karşı herhangi bir harekette bulunmayacağımızdan emin ve gafil bulunabilirler. O hâlde hemen kalelerimizden aşağı inelim. Onları ansızın vurabiliriz!" KAYNAK; ibni Hişam, A.g.e., c. 3, s. 245 Benî Kurayza Yahudileri, 25 gece süren muhasaradan sonra, başka çâre kalmadığını anlayarak, teslim olmayı kabul ettiler. Haklarında hüküm vermek üzere de Peygamber Efendimizden bir hakem tâyin edilmesini istediler. Resûli Ekrem, "Ashabımdan istediğinizi hakem seçiniz!" buyurdu. Kurayza Oğullan, "Biz, Sa'd b. Muaz'ın vereceği hükme göre teslim oluruz." dediler. Peygamber Efendimiz, "Pekâlâ!.. Sa'd b. Muaz'ın hükmüne göre teslim olunuz." buyurdu. KAYNAK; İbni Hişam, A.g.e., c. 3, s. 351; İbni Sa'd, A.g.e., c. 3, s. 422. Kendileri kabulk etmişler ALLAH-U ZÜLCELAL HAZRETLERİ'nin rasulune karşı gelen ALLAH-U ZÜLCELAL'E karşı gelmiş olur. ceza gerekir. onlarda Hz.sad muaz ( Radiyallahu Anhüm) nın bu hükmünü kabul edecekleirni söylediler mesela yok |
Alıntı:
Alıntı:
Alıntı:
Sen ne diyorsun? Alıntı:
Alıntı:
Hala okuduğunu anlamaz, yazdığını anlamazsın ama bir şeyler iddia etmek adına yazarsın, şimdi hala savaş esirlerinin sadece erkekler olduğunu iddia etmektemesin yoksa hala benim söylediklerimi tekrarlayıp bana karşı bir şey söylediğini sanmaya devam mı edeceksin??? |
2 kez gelmiştir. 1. msg silinmiştir.
|
Bir miktar konu dağılsa da güzel bir konu incelemesi. El emin mi, en zengin mi, yoksa dik başlı mı? öyle mümin arkadaşların anlattığı gibi zevk ve sefayı sevmeyen bir mütevaziye benzemiyor.
|
O kadar cariyeye,
O kadar karılara, O kadar kölelere, nasıl baktı? İki kızını da Mekke'nin en zengini Osman ile evlendirdi. Ama kendisi bulgur almak için kılıcını yahudi'ye rehin verdi.Olacak iş değil. Yahu destekli olsun atışlar. |
konunun ince detaylarına değinmeyeceğim ikiside tarihi bilgidir.
nasılki sizden biri muhammed diye birinin yaşadığına nerden emin oluyosun demişti bi arkadaşa böyle diyen zihniyet şimdi onunla alakalı yani olmayan biri ile alakalı mal beyanı :) yapıyor biraz tezat .. ama ben toplum ileri gelenlerinin otarite sahibi olmaları gerektiğini düşünüyorum bunu da maddi ve manevi imkanlarla saglayabilirsiniz. eğer o kadar malı vardı idiyse bile bunda bir zarar yoktur öyle olmalı(konuyu açmayacam ama mustafa kemalinde böyle (maddi manevi) bir gücü vardı) haklarıdır ikisinede helali hoş olsun... |
"De ki, ganimetler Allah ve Peygambere aittir. (Enfal, 8/1),
:D |
| Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 14:49 . |