![]() |
Yeniden yaratma ve sorgulama teknolojisi.. başladı bile..
Yeniden yaratılışa inanmıyorsunuz...
bildiğinz gibi Dna dan klonlama başladı bile... Dna da ki bilgiyi ve onun hafızasına kaydettiği enerjiyi yani anıları okumada hızla yol kat ediliyor daha şimdiden.. Şİmdi değil, belki 10 yıl sonra belki okunacak siz ölseniz bile, dna nız kolanlanıp aynı hafızaya ve duygusal enerjiye sahip bir kopyanız ( hafıza ve duygusal bütünlük aynı olursa yine siz olacaksınız ) yeniden doğabilir. Bırakın 10 yıl sonra olmasın, 100 ,1000, 1 milyon yıl olsun... Yada boşverin, insanoğlunun ömrü yetmesin, başka bir medeniyet 1 milyar yıl sonra gelip dünyadaki dna yığınlarını topraktan ayıklanıyıp yenib ir teknoloji ile yaşayan herşeyi yeniden değerlendirmek veya köle yapmak için yeniden diriltsin.. Allah dileidği şekilde yeniden diriltir.. Ama şu gerçek ki, yeniden diriliş birileirnin eliyle ( melekler-uzaylılar-görünmez enerjiveya ışınsal varlıklar ismi neyse.. yada bizzat sonsuz enerjinin kendi eliyle ) gerçekleşecektir... Gelecekte peygambrlik ilan eden ve büyük teknolojiye sahip bir medeniyetin başkanının, dünyamızda yada başka bir gezegenden gelerek ..tüm insanların Alah ın emriyle diriltip özel bir bilgisayarda sorgulanmayacağını, ve sanal gerçeklik cihazlarına yerleştirip hakettiklerini yaşatmayacağına nasıl emin olabilrisiniz? Bilimkurgu sandıklarınız birerbirer gerçek oluyor.. Bu nedenle yeniden idrilişin mutlaka olacağını kabul etmelisiniz. Sonsuzluk uzun bir süre.. tüm ihtimaller ve çılgınca gibi görünen fikirleirn gerçekleşmesi için gayet makul sürede bir zaman dilimi :) Bana deli diyebilrisiniz, ben bu şekilde olacak demiyorum. adece sizi farklı ve geniş açıdan düşünmeye davet edip, kesinlikle olabilecek şeyler hakkında ki fikrilerinizi geliştiremey çalışıyorum.. İnsan yeterince inanırsa herşeyi yapabilir, Tanrıdan ilham alan bir insan, yada herhangi bir varlık, yine onun veridği güçle ve izinle ... biiznillah.. cennet ve cehennemin ustası olabilir.. Yeniden dirilişinde... Kuran daki anlatımlar sembolik de olabilir. O melek yada insansı gruplar bir benzetme olabilir... Yada herşey düşündüğümüzn çok daha ötesinde olabilir.. Sonuç olarak KUran a tam olarak okudum ve iman ettim ve anlattıkları bana zaten olacak, ve olması gereken makul şeyler gibi geliyor.. İman ettim şahit olun.. Haydi birisi çıkıp, bu saydıkların sonsuz zaman dilimi içinde asla olmayacak desin.. Olmaya başladığını bile bile hemde.. :) |
sevgili yolcu bir kaç bakış açısından baktım:
1-ala4-5 teki gibi topraktan çıkan yeşil otu kurutupta mı yazıyosun....? 2-zarriyat suresindeki gibi bilincsiz bir sarhoşluk mu var üstünde....? 3-çok fazla bilim kurgu filmi mi seyrediyorsun....? 4-dna,aminoasit ve proteinler hakkında fazla bilgin mi yok....? 5-büyük islam ebcetçisi sn.çelakılda kurandaki mendelin doğum gününe denk gelen numaralı ayette arapça d,nun,a harflerinin geçtiğini ve bu şekilde kuranın dna dan bahsettiğini söylüyor....sanırım oda içmeden sahneye çıkmayanlardan:) 6-ama senin hakkın sana ,sen çelakılıda geçmişsin juri olsam islama katkı nobel ödülünü sana verirdim.... 7-bilim her türlü gelişmeye açık;ama sen kalkıp her gelişmeye ilahi bir anlam yüklersen sen nasıl gelişeceksin? 8-bana sorarsan teknolojik gelişimler tanrıdan alınan ilhamla değil insani ihtiyaçlara göre olmaktadır;gerçi sana sorsak sen cep telefonu,güdümlü füzeler,uzay gemileri,uydular vs...tüm gelişmelerin kurandan esinlenerek yapıldığını söylemekten sanırım utanmazsın;) 9-deoksiribonükleikasit te kimyasal ayrışmaya uğradaıktan sonra topraktaki elementsel yerini almaktadır;sanırım dna ları bozulmayan ilahi varlıklar olarak görüyosun(büyük yanlış)hücrelerin otolizi dnalardan başlar:ölüm dnalardan başlar... 10-kuranı ve diğer insan psikolojisin zedeleyen kitapları işin içine katmadan yapacağın tüm bilim kurgu ve tanrı tasarımlarına eliden gelen desteği veririm... islama katkılarını ve her türlü senaryolarını heycanla bekliyorum,çalışmalarında(hayallerinde)başarılar.. .kolay gelsin. |
Alay etmeden , mantıklı cevap yazamayacak kadar kişisel gelişim evrimini tamamlayamamış birine nasıl cevap vermek lazım acaba?
1 ) Bahsettiğim diriltme işlemi şimdiki teknoloji ile yapılabilri demiyorum, sadece senin dar ufkunu açmaya çalıştım. 2 ) geçmişte aya gidilecek, insanlar klonlanabilecek, organlar üretilebilecek, sanal gerçeklik olacak diyen insanlarla da alay eidliyordu.. Malesef şimdi alay edenler alay konusu oldular.. 3 ) Bazılarının asla lafdan güzel sözden anlamayacağını çok iyi biliyorum. ONların hakkı kötek değilde nedir? Layıklar yani... Başlarına her ne gelecekse, siz uyarılmıştınız açıkca denecek.. Sahip olduğunuz muhteşem bir fırsatı, sırf kendini beenmişlikten kaynaklanan alaycılık ve yarım yamalak yanlışlarla dolu bir bilimsel bilgi yığıncığı yüzünden kesin olarak inkar edenlerdensin. |
ben yukarda ne yazdım?utanmassın demiştim demi? haklı olmak üzücü ama gerçek bu...
bana islamı senoryo kurmadan,hayallerinle değil kitabında yazılanlarla savun; -sen hala dua ediyormusun zeyd karısını boşasın muhammed alsın diye? -sen hala dua ediyormusun ebu lehebin elleri kurusun diye? -sen hala çok eşliliğe inanıyormusun? -sen hala peygamberin bütün 1.derece akrabalarıyla ilişkiye girmesini onaylıyormusun? -sen hala kadınların dövülmesine katılıyormusun? -sen hala allahın fikir değiştirdiğine inanıyormusun?(gördü,anladiki,bildi...) -sen hala 50 küsür yaşında adamla 9 yaşında kızın ilişkiye girmesini onaylıyormusun? -sen hala cariyelik,kölelik gibi insan onuruna yakışmayan konumlara inanıyormusun? -...... bu soruları okadar uzatırım ki....yolculuktan vazgeçersin! işin garibi bu soruların hepsinin cevabı sende evet ve sen hala utanmadan bilim diyorsun... hangi bilim bu? |
Alıntı:
|
Utanmam sendne çoktur. Ben sana bu sorularla ilgili kısaca cevap vercem, Sende simetri mucizesini hi bir bilgisayar gerçekleştiremeyeceği hade, bunun kitap nerdeyse okumamış ve bilimle prof manada hiç ilhilenmeiş birinin nasıl ALlah ın izni olmadan yaptığını açıklayın.. Daha doğrusu simetri mucizesinin bir benzerini getirin...
-sen hala dua ediyormusun zeyd karısını boşasın muhammed alsın diye? ( Zeyd'İn eşi çok şerefli asil bir kadındı , Hz Muhamed'i eş olarak istiyordu, fakat Peygamberin ısrarı ve yönlendirmesi ile çok az kimsenin saygıdeğer biri olarak gördüğü Zeyd ile evlendi. Zeyd in eşi bu fedakarlığı Allah resulu için yaptı, onun yönlendirmesi ve isteklerine değer veridği için. Sonra evlilik yürümedi, uyum sağlayamadılar ve boşanmaya karar verdiler. Allah resulu bu durumdan kendisini sorumlu tutuyordu. Ayet indi, ve Zeyd in dul kalan eşini alması istendi. Hz Muhammed As. bunu bir sürü açıklamaya utandı. Halk ne düşünür diye. Sonra azarlama ayeti geldi. Açıkladı, Zeyd in eski eşi, sabrının karşılığını hayallerini gerçek kılarakve resulluha ile evlenerek aldı. Zeyd de anlaşamadığı eşi ile olan kötü evliliğini bitirdi. Ayrıca evlatlık meselesi arap geleneklerinde mirasa ortaktı. Ama ALlah katında böyle olmadığı açıklandı ve sadece sizin demenizdir. dendi. Zeyd evlatlıktı. Allah resulu evlatlığını korumak, güzel asil ve bilgili bir kadınla evlendirmek istemişti ama, bunda başarılı olamadı... -sen hala dua ediyormusun ebu lehebin elleri kurusun diye? Evet, körkütük kafir olan ve bile bile ALlah resulune saldıran öldürmeye çalışan, insanları iman etti diye aşağılayıp savaş açan, kast eden herkesin elleri kurusun. -sen hala çok eşliliğe inanıyormusun? Kuran tek eşililiği tavsiye eder. Çok eşliolanlar için aralarında adaleti göztebilirsenizeğer der, ve göztemeyeceklerini söyler yinede kapıyı kapatmaz çok eşliliğe. Çünkü; Çok önemli bir durum vardır; Araplar arasında yada dünyanın pek çok yeirnde sürekli savaş oluyordu ve bu savaşlarda erkekleirn çoğu ölüyordu. Belki de 1 erkeğe 2 kadını düştğü zamanlar oluyordu. Kızların toprağa diri diri gömüldüğü günleride unutmamak lazım.. BU durumda Allah Cc. nun çok eşliliğeizin vermemesi kadınla riçin zorluk olabilirdi... Ayrıca demokratik bir yaklaşımdır, tek eşliliğe zorlamaktansa, dileyene izin vermek. Dİledikleri gibi yaşasınlar, kimseye zararları yoksa ve halleirnden memnunsalar. nasılsa kimse zorlamıyor ki? Ayrıca nikah akdinde tek eşli yaparsanız erkek kiseyle evlenemez, evlenek isterse kadına boşanma hakkı doğar. Yani mednei kanundan çok farklı değil. Peki kadına neden izin verilmiyor çok eşlilik, tarihde hiç kadınlar erkeklerdenciddi şekilde az sayıda olmamışlar bildiğim kadarıyla.. ayrıca çocuğun babasının kim olduğunu belirlemenin tüm çağlar boyunca imkansız olması, ve işin ekonomik boyutları, vs gibi pek çok yönde sağlıksız olmaktadır.. Bu konuyu bu kadar çaıklamak yeter herhalde. Bunun zorunluluk olduğunun bilinmesi lazım ve demokrtik olduğunun.... -sen hala peygamberin bütün 1.derece akrabalarıyla ilişkiye girmesini onaylıyormusun? Zeyd Ra eşini kasdediyorsan, 1. dereceden akrabası değildi. . İFtira atarken dikkatli ol, yaptığın şey bir suçtur. Eğer o kişi bunu yapmamışsa sen kendi 1. akrabanla birlikte olmuş gibi yargılanacaksın. -sen hala kadınların dövülmesine katılıyormusun? Dövülmesi şeklide olan kelime yanlış çevrilmiştir. Yapılan son çevirilerde Y N öztürk gibi , mantıklı şekilde, ayırın, uzaklaştırın gibi çevirmişleridr ki, şu an ek çok arap dili uzmanı bu görüşte. Gerçektende örfi anlayış keliemelerin eş anlamlarını göz artı ettirmiş mealcilere. -sen hala allahın fikir değiştirdiğine inanıyormusun?(gördü,anladiki,bildi...) BU arap edebiyatın bir parçası. Arap edibayatını ne kadar ince ve nuanslarla dolu olduğunu bilmen lazım. Herşeyi önceden bilen birisi, mesela çocuğunun pastayı yalan söyleryerek yiyeceğini bilen bir baba, çocuğunun bunu yaptığını görünce, anladım ki, sen beni dinlemeyeceksin diye, konuşabilir ayrıca.. -sen hala 50 küsür yaşında adamla 9 yaşında kızın ilişkiye girmesini onaylıyormusun? Hadislerin çoğu uyduradır. Nasıl inanıyorsunuz Kuran bile dğeitirildiğine dair bir sürü saçma saan iddia sıralrken ve nerden bilelim derken, bu hadisler geçrek gibi ortaya çıkıp belge gösteriyorsunuz .. Sizi oyunbazlar :) .. Hz Ailenin yaşının 18 ,13 vs olduğunu söyeleyen hadislerde var. BUradaki durumda Hz Aişe ergenliğe ulaştıktan sonra Peygamber eşi olmuşsa ki tüm hadislerde bunda ittifak var, zaten fizyolojik ve yaratılış açısından ters bir durum yok. Vicdan ve sosyoloji açısından da, her iki taraf ve ailelerde razı ise, yine hayırlı bir evliliktir. Kaldı ki, müminlerin kadın öğretmeni olarak yetiştirilmesi için küçük yaşlı bir eş seçimi gayet mantıklıdır ve bu ALlah ın emri olabilir... Hz uhammed AS yaşları 13-17 arasında 100 tane ceariye ye sahip olup hanedanlık kursaydı ben de bu konuda eleştiride bulunabilirdim belki.. Ama eşleirnin çoğu dul ve yarısındaçoğu yaşlı.. Genelde mağdur kimseler.. Genel olarak haatıve kadınlar ayaklaşımı yüzlerce hadiste görüldüğü gibi çok zarif ve ince. Kadınları toprağa gömülmekten kurtuluşuna vesile olan bir kahraman. Eğer tüm kadınlar evlenmek istese idi ki eminim böyledir ( arap kültüründe çok evliliğin normal olduğunuda düşününce ) Peygamberde hepsini birden nikahlasa bence mantık ve vicdan aısından insani açıdan sulanabirlid bir durum olmazdı ki, o tam tersini yapmışş... Dullardan ve yaşlıların oğunu oluşturduğu, bazıları kimsenin beğenmediği kadınlarmış.. Hatta gelen bedevilerden çoğu, sana kendi kızlarımızdan kadınlarımızdan verelim demişler.. sitememiş... Ayrıca HZ Haticenin veftından sonra 3 yılboyunca evlenmemesi ve kendisine önerilen çok genç ve gzel pek çok kızla evlenme tekliflerini redetmesi de onun asaletini ve ALlah için olan yaşantısını belgeler niteliktedir. Zulmedildiğini düşündüğünüz HZ aişe her fırsatta peygambere aşkını ve hayranlığını dile getirmiş , ondan sonrada komutan ve öğretmen olarak önemli görevler almış, mükemmel ekilde yetişmiş sosyal bir hanımefendidir. -sen hala cariyelik,kölelik gibi insan onuruna yakışmayan konumlara inanıyormusun? KÖle erkeğe cariye kadına veirlen ad. Savaş esirleri için en iyi yöntemin islamdaki kölelik anlayışı olduğunu göreceksiniz. Savaşta, sizi haksız yere öldürmek isteyen düşmanlarınızı yaaladığınız zaman esir edersiniz yada öldürürsünüz. Öldürmek yerine, onlara iş vermek, geçimlerini sağlamak, kendi yediğinden ve giydiğinden yedirmek ve kardeşim diye hitap etmek, tüm bunlar islamın emridir ve sanki ödül gibidir. Bana göre islamın esirler için böyle bir kölelik anlayışını tavsiye etmesi son derece merhametlidir. Genelde esir kamplarında işkence, salgın hastalıklar, ve öldüre işkence, cinsel istismar vs şeklinde kullanılır... Onlardan iş gücü elde etmek ve insani bir yaşam verek iyi davranmak, sosyal yaşama hapsetmeden entegre etmek çok güzel bir yol. Mükemmel bir çözüm. Eğer serbest bıraksanız, yeniden toplanıp sizi öldürüler ki bu aptallık olur Azıcık biel araştırarak pek çok kasıtlı ve çarpıtılmış, ancak islam cahili insanları kandırabilecğeiniz soruların cevapları benim sınırlı bilgimle bile bu şekilde kolayca cevaplanıyor. EMinim daha bilgili kişiler daha aydınlatıcı bilgiler vereceklerdir. Hatam olduysa Rabbim affetsin, En iyi bilen ALlah CC: dır. |
Dar ufuğun ne olduğu sorulmuş;
"Ufku geniş açıdan görebilen insan gözünü açıp inceleyince etrafındaki dağları, denizleri bulutları çölleri, kayaları, ağaçları herşeyi görebilir. Ama ufku dar insan belki sadece kayayı görür. Ve der ki; "dünya ne biçim bir yer, çok çirkin, halbuki birazdaha geniş bakabilse hepsinde bir uyum ve hikmet olduğunu görür. Dar ufuklu olmak, aceleyle, düşünmeden ve yeterince araştırmadan, işi iyi bilen kimselerin görüşlerini uzun süreler dinlemeden, tartışacağı konuda uzmanlık sahibi olmadan hüküm verm heveslisi basit insanlardır" |
Saydıkların sonsuz zaman dilimi içinde asla olmayacak.Çünkü söylediklerin sizin inancınıza da,benim birikimim ve düşüncelerime de tamamen ters..
|
yazık hepsine evet...inanılmazsın!
umarım hepsi başına gelir.... (nasıl ben iftira atınca yargılanıcaksam aynıları seninde başına gelsin) evletlığının karısıyla evlenen yakınların olsun... 9 yaşında memeleri yeni tomurcuklanmış kızlardan hoşlanan yakınların olsun... sen öldükten yıllarsa sonra nedenini bilmeden küfür eden binlerce düşmanın olsun... ahzab50 den bahsetmiştim...yalanlardan değil bizzat kurana yazılanlardan... yaw bıktık artık arabın inceliğinden;çaprazlama kesin,kafaını koparın,boyunlarını vurun,gördüğünüz yerde öldürün...nerde kaldı incelik?bunlar ne deyince.... onlar savaş zamanı ayetleri... insanları cariyelerle ilişkiye girilmiyo şeklinde yanlış yönlendirmeler...karıları kördü,topaldı ama 100 cariye o açığı kapatmıştır...sende bilirsin.. yalanın bini bir para köle erkeğe cariye kadına verilen isim öylemi? yapmaaaa.... söylediklerine önce kendin inan sonrada biz inanalım... bu yalanların yüzünden neye inanıyorsan umarım hepsi başına gelir... |
Alıntı:
|
Alıntı:
kadariyla sizden ricam daha çok anlamı çok daha az kelimeyle anlaşılır bir formata indirgeyip kavram karmaşasına yol açacak kısır döngülere sebebiyet vermemenizdir anlatmak istediklerinizi kavgam okumamış birinin faşizm üzerine sentez oluşturmak enayiliği şeklinde açıklamamız mumkun olabilirmi benzetme bazında tabi .. |
adamlarda utanma yok! kitaba yazmış sana bütün akrabaların helal diye...
ama işine gelince iftira atma 1.derece yakınınla beraber olursun...cızzz! ayşe kendi anlatıyor bebeklerle oynarken beni yatağa attı diye...ama onlar yalan... adamın karısı ayrı,cariyesi ayrı,kölesi ayrı ama yok öyle değil;karıları kör topal,cariyelerin cinsel organı yok,köleler ise hiç ortada yok... yahu yalan üstüne iman olmaz,endi inanmadığını insanlara inandırmaya çalışmak nedemek? herkez yalan söylüyor,işine gelen hadis doğru gelmeyen yanlış,islam sevgi dini ama ölüm kusan,kan damlayan ayetler savaş zamanı... pes sizle uğraşılmaz. |
Alıntı:
|
sendemi brütüs?
1 derece anasımı? kardeş çocukları 1. derece değilse bende veya bizde 1.derece algılama bozukluğu var! sen kendi çocuğunu kardeşinin çocuğuyla evlendircen;birinci derece değil deyip bu olayı destekleyecen ölemi? yoksa benim pupiller boş yeremi bir büyüp bir küçülüyor? |
Arkadaşım,kavram olarak hala kızı 1.derece akraba değil ,bahsettiğim o...
1.derece akraba aile içidir...Ayrıyetten islamiyet teyze,hala gibi 2.derecedekileri yasaklamıştır..çocukları serbest.... yoksa benim çocugumu kimseyle evlendirdiğim falan yok... |
Alıntı:
Ben sizlerle niye anlaşamıyorum yaf... |
"hani sen allah'ın kendisine nimet verdiği, senin de (azat etmek suretiyle) iyilikte bulunduğun kimseye, "eşini nikahında tut (onu boşama) ve allah'tan sakın" diyordun. içinde, allah'ın ortaya çıkaracağı bir şeyi gizliyor ve insanlardan çekiniyordun. oysa kendisinden çekinmene allah daha layıktı. zeyd eşinden yana isteğini yerine getirince (eşini boşayınca), onu seninle evlendirdik ki, eşlerinden yana isteklerini yerine getirdiklerinde (onları boşadıklarında), evlatlıklarının eşleriyle evlenmeleri konusunda mü'minlere bir zorluk olmasın. allah'ın emri mutlaka yerine getirilmiştir." ( ahzab suresi 37. ayet)
ayetten anladığımıza göre hz. zeyd ile hz. zeyneb arasındaki ilişkiler kötüye gitmiş ve hz. zeyd en sonunda hz. peygamber'e karısını boşamak istediğini bildirmiştir. nitekim hadislerde geçen diyaloglar bunu desteklemektedir. kaldı ki hz. zeyneb allah ve rasûlünün emri olduğu için onunla evlenmeyi kabul etmiş olduğu halde, zeyd'in ailesi tarafından büyütülmüş azatlı bir köle, kendisinin ise arabistan'ın en soylu ailesine mensup olmasına rağmen bu köle ile evlendirilmiş olduğu fikrini aklından çıkaramıyordu. bu yüzden hz. zeyd'i evlilik hayatında kendine denk görmüyor ve bu da aralarında zamanla daha da kötüye giden anlaşmazlıklara neden oluyordu. bu sebeple evlilikleri, bir yıl kadar sonra boşanma ile son buldu. buna rağmen bazı kimseler ayetin manasını yanlış anlayarak şöyle yorumlamışlardır: hz. peygamber, zeyneb ile evlenmeyi ve zeyd'in onu boşamasını istiyordu. fakat zeyd gelip hanımını boşamak istediğini söyleyince, hz. peygamber onu istemeyerek de olsa durdurdu. bunun üzerine allah: "allah'ın açığa vuracağı bir şeyi içinde gizliyordun." buyurdu. oysa ayetin gerçek anlamı bunun tam tersidir. eğer bu cümle aynı surenin 1,2,3. ve 7. ayetleriyle birlikte okunursa, hz. zeyd ile eşi arasındaki anlaşmazlık şiddetlendiğinde allah, hz. peygamber'in kalbine zeyd, zeyneb'i boşadığında onunla hz. peygamber'in evlenmesi gerektiğini ilham etmişti. fakat hz. peygamber o günkü arap toplumunda evlatlığının dul karısı ile evlenmenin, hem de bir avuç dolusu müslüman hariç bütün ülkenin kendisine düşmanlık beslediği bir anda, ne anlama geleceğini çok iyi biliyordu. bu nedenle bu konuda adım atmaya çekiniyordu. işte bu yüzden zeyd karısını boşamak istediğini söyleyince hz. peygamber : "allah'tan kork, eşini yanında tut." diyordu. bununla kastettiği şuydu: kendisinin bu imtihandan kurtulabilmesi için zeyd'in eşini boşamaması gerekiyordu, aksi taktirde boşanma vuku bulduğunda bu emri yerine getirmek zorunda kalacak ve böylece birçok iftira ve suçlamalara hedef olacaktı. |
Hadislerin ayırmadan işinize geleni seçip karalama vasıtası olarak kullanan siz ateistlersiniz.. Açıkcası ben ahlak sahibi olmaya çalışan kusurlu bir insna olsam da şunu asla yapmam ki o
"Geçmişte yaşamış, binlerce dostu ve düşmanı olup hakkında çok spekulasyon yapılmış, fakat tarihte pek çok insaın ahlaklı bir yaşama başvurmasına ilham verecek kadar güçlü bir karaktere sahip, iyilik önderi olarak tanınan bir insan hakkında "gözüm görmediği, kulağım duymadığı ve işin en ince detayına kadar bilmediğim bir durumda asla kötü düşünmem" Nerde sizde incelik? Bu göğüsteki tomurcu meselesi ve ilgili ayetlere gelince daha önce yazdım; harekelerini değiştirince ayetin yani Haccac ın harekelerini; cennette salkım salkım üzümler olur... bunu bbc de islamla iligili bir belgesel de izledim. Sağolsunlar, sizden iyi araştırıyorlar. |
Zeitgeist, düzeltme yaptım, uyarın için tşkler...
Neden adam gibi konuşmuyor bazı arkadaşlar? Neden canları bu kadar yanıyor ? Onları uyarmakla iyilik yapıyoruz? Doğruyu göstermeye çalışıyoruz. Neden bizi sevmiyorlar? Bizimde bir zekamız ve bilgimiz var ? Acaba sakince neden oturup dinlemiyor ve belki bilmeidğimiz bir şey vardır da O yüzden milyara yakın insanı günahtan korunmaya çalışmasına vesile olmuş, ahlak önderi saygıdeğer bir kişilik olan HZ MUhammed Sav e karşı saygılı olmuyorlar ? Kız çocuklarınınn gömülmesine engel olmuş , kadınları mal olmaktan kurtarmış, putları temizlemiş ve hakikati anlatmış... bu uğurda svaşıp yaralanmış, malını sarfetmiş..." Sizlerde iyilik esintisi olsa, mutlaka nezaket şeklinde kişiliğinize yansırdı.. ve terbiyeli konuşurdunuz |
sevgili yolcu ne hareketli vede ne kadar bereketli bu senin harekerler:P
koca kuranın tüm hükümlerini değiştircek bu gidişle o harekeler....harekelerin kadar hayallerinde çok hareketli asıl önemli olan inandığın tanrıyı ümmeti olduğun peygamberin cinsel hayatına kadar sokmaktan hiç utanmıyor ve çekinmiyor olmanda sana tuhaf gelmiyor(sanırım).... peygamberinin cinselini,kadınlarını sıraya dilediği gibi sokabileceği konusundaki tanrı ayetlerindende utanmadan olumlu bir şekilde kabullenebilmen müthiş... harekelerinle,sınır tanımazlığınla her yazında gözümde dahada büyüyorsun...alis harikalar diyarında gibi....inan söylediklerin,yazdıkların hayallerimden çok öte....bu kadar olurmu? hadi canım! demeyecem artık hiç kimseye... |
Alıntı:
Josef Mengele de zeki ve bilgili bir kişiydi ... ama zekasını ve bilgisini kullanma şekli tüm insanlığı utandırdı. Bu yüzden insanın zeka ve bilgisi değil, onunla ne yapmak istediğidir önemli olan. Emin ol bizler her gün "belki bilmediğimiz birşey vardır" demiyoruz, "bilmediğimiz şeyler var öğrenelim" diyoruz. Anlayacağın üzere islam, Muhammed ve Kur'an üzerine bilgimiz oldukça iyidir. Ama bildiklerimiz bizi sizin inandıklarınıza karşı çıkmaya zorluyor. Milyarlarca müslüman Muhammed'e saygı duyuyor, biz inanmazların saygısına ihtiyacı olacağını sanmam. A. |
zeisgeist, inancıma ters olduğunu söylemişsin;
"Kıyametin kopacağını yazar Kuran er geç" bunda zaten artık tüm dünya hem fikir.. bilim geliştikçe dünyayı yok edecek felkaetlerin utlak varlığını tespit etti. Kuran yeniden dirilişten bahseder; "ve melekelr adı verilen varlıkların bu hizmeti vereceğini de söyleyebiliriz, her şeyi Allah CC yapsada, melekleri aracılığı ile yapıyor genelde" Melek nedir? Yada sorgulayıcılar, teraziler, köprüler vs... BUnlar yoruma açık, melekler ışınsal vucutlara sahip uzaylılar mı? Yoksa sadece bir bölümü mü? Yada enerjinin ta kendisi mi? Bilinli bir enerji mi? Bunları bilmiyoruz. Kaldı ki ALlah dilediği gibi diriltir hesaba çeker... Allah bunu dileidği gibi yapar, dileidğini aracı kılar yapmak için.. Benim dinime bu yazılan senaryolar genel mantık olarak nasıl ters anlamadım.. Yani ben herhangi bir varlık, er geç ölüleri aynı duygusal yapıda klonlama ve canlandırma teknolojisine sahip olacak diyorum ( buna ister melek de ister uzaylı istersen arındırılmış yeni bir insan türü ) Ben bununla ilgilenmiyorum Allah dileidği gibi yapar. Kuran ne yazdıysa doğrudur. Sadece bunun er geç olacğaını ve ilk 50 yıl için bile akla hiç uzak olmaıdğını söylüyorum ve geniş düşünmeye davet ediyorum. |
yaw senin meshep geniş,sen inandığın tanrıyı ümmetin olduğun peygamberin cinsel hayatına kadar az önce rahatlıkla sokabildin...ayetleri olanca gücünle doğallaştırdın...
nebe suresini tomurcuk üzümlere çevirdin... sen ve harekelerin müthiş...senin hakkında bir kitap yazılsa bitirme tezi olursun! şuan etik değerlerin,1.derece akraba anlayışın,tanımadığın insanlara hergün lanet okunup okunmayacağı konusundaki görüşlerin,evlat olarak alınan kız çocuğu veya oğlan cocuğun karısıyla alakalı düşüncelerin vede köleyle cariyeleri eşitlediğin hatta cariyelerin cinsel organı olmadığı konusundaki bilgilerinle bayağı geniş bir bakış açısı yarattın zaten.... |
Alıntı:
Klonlama ile falan bir insanın bilinci kopyalanamaz, insan bilinci beyin hücrelerindeki sinapsların birbirlerine bağlanarak ortaya çıkardığı diziler ile oluşur. Bu diziler doğdukları andan itibaren tamamen aynı tecrübeyi yaşayan ikizlerde bile farklıdır çünkü her insanın beynindeki kimyasalların oranları (dolayısıyla oluşan bağlar) değişiktir ve bu kimyasalların salgılanması milyarlarca etkene bağlıdır. Yani bu düşüncen fizyolojik olarak mümkün değil. Başka bir metod gelişir mi? Pek mümkün gözükmüyor. A. |
Alıntı:
"Dünya'nın yuvarlak olduğu asla ispatlanamaz, yuvarlak diyenlerin boyunları vurula" "Görüntü ve sesler kopyalanamaz , kablosuz aynasız taşınamaz, tv icat edilemez" "Aya gidilemez, bırakın, ayı, atmosferin dışna bile çıkmak atmosfer basıncını 0 a düşmesi nedeniyle insan için imknasızdır" vs vs.... ufku dar olan ve keisn yapılamaz diyen insanlar, en uzak durduklarım İnsanlığın gelişimini ve yenilikleri baltalayıcı zihniyet yapısı... Bilimden ve mantıktan yoksun bir kafa ancak "kesinlikle olamaz, yapılamaz, icat edilemez filan diyebilir.... Kaldı ki, beyinde ki duygu ve düşünce yapısı; elektriksel bir yapıdır, yada daha da genişletirsek enerjisel bir yapı.. Şİmdiden moleküllerin çevresinde gelişne duygusal olayları gördüğü, pirinç tanelerinin, su kristallerin dna nın vs, herşeyi anlayıp kaydettiğ tespit edildi... size prof. o.cakmak a ait bir derlemeyi sunuyorum... DNA’lar Nasıl Etkilendi? Varlığın plan ve projesinin yer aldığı DNA moleküllerinde yer alan her bir gen insan bedeninde belli bir özelliğe tekabül eder. Biliyoruz ki canlının vücut şeklinden her organına ait iş bölümü ve bu organların çalışma düzenlerine, hücre içinde üretilmesi gereken proteinlerin genetik kodlarına kadar her şey; hep DNA üzerinde planlanmış ve kodlanmış durumdadır. Hatta üretilecek proteinlerin miktar ve kontrolleri gibi canlının hayatını devam ettirmesi için gereken şeyler de genetik kodlarda yazılıdır. Bir Kuantum Biyologu olan Dr. Vladimir Poponin ilginç bir deney gerçekleştirdi. Bir kabın içinde vakum oluşturarak kabın içinde madde olarak hiçbir şey bırakmadı. Haliyle kap içinde sadece fotonlar (ışık parçacıkları) kalmış olacaktı. Fötonların dağılımı ölçüldü. Fötonlar kap içinde rastgele bir şekilde bulunuyordu. Sonra DNA bulunduğu kabtan dışarı alındı. Fötonların dağılımı tekrar ölçüldüğünden görülenler şaşırtıcıydı. Fotonlar, DNA’ nın bulunduğu yerde sıralı ve düzenli bir hale gelmişlerdi. Adeta DNA’nın kalıbı oradaydı. Ortada DNA falan yoktu ama ışık parçacıkları bağlanıp kalmışlardı. Işık parçacıkları neye bağlanıp kalmışlardı böyle? Bir kısım araştırmacıların da dikkat çektiği “yeni bir enerji alanı”, yeni bir “enerji ağı” gerçekliği mi vardı yoksa. Deneyler tekrarlandı. Benzer deneyler yapıldı. Sonuçlar benzerdi. Bir “enerji alanı” DNA nin fotonlarla hatta duygularla iletişimini sağlıyordu. Ordu adlı araştırmacı tarafından gerçekleştirilen diğer ilginç bir deneyde DNA için vericilerden akyuvar (beyaz kan hücreleri) toplandı ve elektriksel değişimleri ölçmek için DNA’lar kutucuklara yerleştirildi. Bu deneyde, verici bir odaya yerleştirildi. Deneyden şu amaçlanmıştı: “Duygular” DNA yı nasıl etkiliyordu? DNA lar aynı bina içinde farklı bir odaya konuldu. Duygular video klipler ile üretiliyordu. Hem verici hem de DNA monitör ile denetlendi. Vericinin “duygusal” inişler veya çıkışlar göstermesi elektriksel cevaplar olarak ölçüldü. DNA lar da aynı anda aynı cevapları verdi. Bir süre geçtikten sonra cevap gelmemeye başladı. DNA nin zaman içindeki iniş ve çıkışları vericinin iniş ve çıkışlarına tam olarak uyum sağlıyordu. Verici DNA lardan uzaklaştırıldı. DNA zaman ve mesafeye bağlı olmaksızın etkileniyordu. Ordu, DNA dan vericiyi 50 mil uzaklaştırdığı halde hala aynı sonucu elde etti. Zaman farkı olmadığı gibi zaman kaybı da yoktu. DNA ve verici zaman içinde tamamen ayni cevapları vermiştiler. Başka Deneyler Heart Math Enstitüsü tarafindan gerçekleştirilmiş bir deneyle ilgili makalenin başlığı şöyle: "DNA nın şekilsel değişimleri üzerinde tutarlı (uygun) kalp frekanslarının yerel ve mekansız etkileri”. Bu deneyde, bir kaç insan plasenta DNA’sı, bir kabın içine yerleştirildi. 28 eğitimli araştırmacıya içinde DNA bulunan yirmi sekiz küçük şişe (her birine bir şişe) verildi. Her birine nasıl duygu üreteceği ve hissedeceği öğretildi. Bulunan şey şuydu; DNA, araştırıcının duygularına göre şekil değiştirmişti. (1) Araştırıcılar minnettarlık, sevgi ve takdir hissettiği zaman DNA gevşeyerek cevap verdi. DNA’nın uzunluğu artmıştı. (2) Araştırıcılar öfke, korku, hayal kırıklığı veya stres hissettiğinde, DNA daralarak (sıkışarak) cevap verdi. DNA kısalıp büzüşüyor; DNA kodlarının çoğu kapanıyordu. Araştırıcılarca sevgi, neşe, minnettarlık ve kabul hisleri tekrar hissedildiğinde, DNA kodlarının kapanması tersine döndü ve kodlar tekrar açıldı. Bu deney daha sonra HIV – pozitif hastalara tekrar edildi. Sevgi, minnettarlik ve kabul hislerinin, bu hisler olmadan ölçülen dirençten 300,000 kez büyük direnç gösterdigi keşfedildi. Bu olayları hayat enerjisi ile açıkladığımızda bu enerjinin yaratılışın tümünü birbirine bağlayan özelliğini ortaya koymaktadır. Açığa çıkarılan bir diğer nokta ise bu enerjinin olumlu düşünme ve iyi niyetler; sevgi ve takdir duyguları ile harekete geçiyor olmasıdır. Varlığımızın sevgi ile beslenip güçlenmesini sevgi, minnettarlık, takdir ve kardeşlik, şefkat duygularının güçlü olduğu ortamlarda DNA’ların şeklini değiştirmeye muktedir hale gelmesini bu şekilde mi kabul edebiliriz. Öyle ise Olumsuz his ve düşünceler içinde iken neden “kapandığımızı” şimdi daha iyi anlıyor olmalıyız. Anlaşılan bir diğer nokta ise insan düşüncesi, niyet ve bakış açısı bu enerjinin değişiminde rol oynuyor. Bakış açımız müsbet ise iyiliklerle dolu isek, biz, evreni dolduran enerjiyi müsbete faydal şekle dönüştürüyor aksi halde olumsuz hale getiriyoruz. Anahtar konumdayız. Adına ne dersek diyelim bildiğimiz enerjiden farklı bir enerji türü kendini her vesile ile belli ediyor. Elbette farkına varmamız gereken diğer bir gerçek ise bu enerjinin hayatın kaynağı değil ancak toprak gibi su gibi bir ortamı olmaktadır. Yeryüzüne ışınlar nasıl Güneşten geliyorsa tüm hayati cilveler de kendisi diri ve hayattar olan Hay isminin sahibi Allah’tan geliyor. Bu enerji türü üzerinde bazı özel çalışmalardan birisi de Dr. John White ve Dr. Stanley Krippner’a ait: Bu araştırmacılara göre bu enerji türünün bildiğimiz enerji türlerinden oldukça farklı ve garip özellikleri var: Örneğin canlı ya da cansız nesnelere nufuz etme kabiliyetindedir bu enerji ve tüm nesneleri birbirine bağlama özelliğindedir. Bir nesneden diğerine akabilir; yoğunluğu, kaynağından uzaklığına göre değişir. Bu enerji alanı bazı durumlarda maddeye benzer yönleri varsa da normal bilimsel açıklamaların sınırlarını aşar. Sinerjiktir ve biçimleri inşa eder. Düzensizliğin (entropi) sürekli arttığını ve koyduğumuz şeyin dışında daha fazla enerji alamayacağımızı açıklayan termodinamiğin ikinci kuralına uymaz. Her zaman için, bir şeye eklediğimiz enerjiden biraz daha az enerji alırsınız. Bu yüzden hiç durmadan çalışan, enerjisi tükenmeyen bir makina yapılamadı. Anlaşılan o ki, bu enerji daima enerji üretmeye devam eder. Bolluk ve bereket temsilcisi gibi, ne kadar koyduğunuza aldırmadan devamlı verir. Öyle görünüyor ki bu enerjinin özelliklerini keşfedersek ihtiyaç duyduğumuz tüm enerjiyi kendimize tehlikesi olmaksızın sağlayabileceğimiz bir makina yapabileceğiz. Kısacası bu enerji yada gücün teknolojide ve hayat tarzımızda kullanılması bilimde ve hayatta yeni bir dönemin başlaması olabilir. Bu ifadeleri karşısında acaba “modern bilimsel ütopya”ya dair iddialarla karşı karşıya kaldığınızı düşünebilirsiniz. Bir tür kötü teknolojiyi “doğa dostu” teknolojiyle değiştirmeye benziyor söylediklerim. Ama düşünün insanlar elektriği bulunca sonra nükleer enerjiyi bulunca izafiyete geçince şimdi de nanateknoloji..geçmişin şartlanmışlığı sebebiyle yeni teknolojilere direndiler önce. Statükocu yaklaşımların tesiri ile aslında yeni teknolojilerin gelişmesini nasıl da engellendiğini biliriz. Artık ışıktan hızlı evrenler önümüzde sonu gelmeyen enerjiler gündemimizde. DUA VE NİYETLERİN GÜCÜ VE HAYAT ENERJİSİ Japon Bilim Adamı Emoto’nun Su üzerine Yaptığı Çalışmalar Japon araştırmacı Emoto’nın su kristalleri üzerine yaptığı deneyler duygu ve düşüncelerimizin madde dünyasına etkisini göstermesi bakımından dikkat çekici. Basında da hayli ilgi uyandıran bu çalışmalarla açılan pencerelerden bazı gerçeklere bakabiliriz. Mikroskopla yaptığı araştırmalarda, Emoto, donmuş su kristallerinin dış tesirler karşısında çok değişik şekillerde reaksiyon gösterdiğini keşfetti. Bu araştırmalara göre su kristalleri, dış çevre tesirlerinin yanı sıra, müzik, söz ve kavramlara da tepki veriyor Japon bilim adamı Prof. Dr. Masaru Emoto, içinde 70'ten fazla kristal resmi bulunan Su Kristalleri adlı kitabında: Su cansız bir madde değil; canlı ve duyguları algılayan kristallerden oluşmaktadır. Su çevresinden pozitif ve negatif bilgileri alır ve ona göre tepki verir. " diyor.Aslında burada söz konusu olan su değil … maddede özellikle elektronun madde akıllı özellikleri…. Prof. Emoto, on iki yıl süren çalışmaları ve yaptığı on binlerce deney neticesinde, suyun sadece iyi ve kötü bilgileri, müzik ve sözleri değil, hisleri ve şuuru da kaydettiğini ortaya çıkardı. Su, ne kadar sevgi, duygu ve âhenk dolu söz ve musikî ile karşılaşırsa; altıgen kristal yapısı da o kadar güzel ve düzgün olmaktadır. Meselâ çekilen fotografların birinde suyun yanında "şeytan" dendiğinde, kristaller kaotik bir biçime girerken, diğerinde de güzel sözlerle dua edildiğinde, suda, berrak ve estetik yapısı ile mükemmel bir altıgen ortaya çıkıyordu. Suya kokulu çiçek yağları uygulandığında su kristalleri o bitkinin şeklini andırıyormuş. Steril su dolu iki kabın birisine “beni hasta ediyorsun” diğerine de mutluluk ve sevgi ifade eden sözler söylenmiş. Birisi diğeri çirkin görüntüler oluştururken. güzel kristaller şeklinde yapılandı. http://mail.google.com/mail/?name=cc...005b25e780badc Sevgi ve takdir sözcükler Teşekkür sözcükleri Kin ve nefret dinletilen su kristali dinletilen su kristali sözcükleri dinletilen su kristali http://mail.google.com/mail/?name=ef...005b25e780badc Resim alt yazısı Su kristallerinin fotografının çekilmesinde önce su sıfırın altında yirmi derecede donduruluyor. Sıcaklık, eksi beş dereceye gelince kristal teşekkül etmeye başlıyor. 5 mm'lik buz parçasında ancak, yani 0,025 mm (25 mikron ) büyüklüğünde kristaller meydana geliyor. 200 defa büyütüldüğünde kristallerin şekli görülüyo. Üzerine dua edilen kristal yapısının düzenli hale gelmesi yeme ve içme esnasında onların fiyatı olarak gösterilen zikir (besmillah), fikir (tefekkür) ve şükür(elhamdülillah) vazifesini ifasının sırları hatırıma geldi. Sonra yapılan yemek duası.. Duygu, düşünce ve niyetlerimizi o nimetlere yüklemiş oluyor, onlara saygımızı ve yaratana minnettarlığımız ve sevgimizi gösteriyoruz. Bu doğru ve yerinde düşünceler elektronlala etkileşerek onların düzene girecek ve , beden için daha faydalı hale gelecektir. Düşüncem budur. Düşüncemiz ne kadar fıtrat gerçeklerine uygun ve bakış açımız hırs ve kinden, kıskançlık ve . uzak ve şefkat dolu ve nimetlerin değerini takdir eden saygı duyan bir anlayışta isek yedikleirmizi düzene soktuğumuz gibi kendi bedenimizdek atom ve moleküller de düzene girecektir. İşte insanın saadetinin ve huzurunun kaynağı.. STres dediğimiz olay hem maddi boyutta atom ve moleküllerin olması gereken düzeni kaybetmesi hem de manevi boyutta düzensizliğe mahkum olmanın neticesi olduğunu düşünüyoruz. Su Kristalleri adlı kitabında Prof. Emoto, çalışmalarının ilmî temelini oluştururken, pozitif doğru düşünme biçimi oluşmasında ve insanların mutluluğu için din gerçeğini şöyle dile getirir: "21. yy'da en önemli olayın ilimle dinin yeniden buluşması olacağını düşünüyorum. Eğer din olmasaydı insan aptallaşacak, modern ilim de hiçbir zaman ortaya çıkmayacaktı. " Duygu ve düşüncelerden etkilenen sadece su değil. Pirinç üzerine yapılan denemelerde haşlanmış pirinç bulunan kavanozlardan birine teşekkür diğerine aptal yazılır. Bir ay boyunca bu sözler bu şişelere tekrarlandı. "Aptal" denen kavanozun içindeki pirinçler siyahlaştı ve kavanozdan oldukça fena kokular yayıldı. Diğeri ise; pirinç bozulmadığı gibi etrafa hoş bir koku neşrediyordu. |
Alıntı:
Beyin ölümü gerçekleşince kişi öldü demektir...ölümde kişinin sonu.. |
Alıntı:
Neden kopyalanamayacağını yazmışım, akılcı bir karşı argümanın varsa buyur yaz, yoksa laf olsun diye mesaj atma. Bak ne demişim: Alıntı:
A. |
Size yukarda ilgili uzmanların moleküllerin ve dna nın duyguları sakladığını ispatlamaya yönelik çalışmalarını aktardım. Okumuyorsunuz ki, neye yazayım?
Ayrıca ben diyorum ki, gelecekte Mars 'a astronotlar gidebilir, bilimadamları çalışıyorlar ve ilk adımları atıldı, çok uzun esafeler gidebilecek insanlı uzay araçları iin dedim... mesela; Bu durumda bana madem böyl bir iddian var; uzay mekiğinin planlarını gönder demen, akıllı bir adamın soracağı bir soru mu? Önümüzde 1 milyon yıl içinden insanoğlu yda başka bir uygarlık yada AllahC ilham etitği herhangi bir varlık bunu yapabilir diyorum. Yalan mı? Zaten öneli aşaa kaydettik diyorum.. NEyse anlamayana laf anlatmak öyle zor ki; Zeitgeist; "insanlar yapacak demiyorum, yapsa bile o konuda Kuran ile örtüşen değişik yorumlar çıkabilir ( dilersen bir ara anlatırım ) ... Benim görüşüm bunu ileride çok üstün farklı bir medeniyetin yapacağı.. Adı melekler olabirli mesela... Kesin konuşmuyorum hiç bir konuda; saedce bu teknolojinin yakın gelecekte bile gerçekleşmesi hayal deil çok yakın diyorum. Hadi olmadı ilk 30 yılda, il 300, 500, 5 milyon yılaa olsun... Ne farkeder.. Yeniden dirildikten sonra.. ne zaman olduu... Zaten Kuran ne zaman olacğaını aıklamıyor ki? |
noldu sustunuz?
|
| Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 02:29 . |