Turan Dursun Sitesi Forumları

Turan Dursun Sitesi Forumları (https://turandursun.com/forumlar/index__1.php)
-   Tarih (https://turandursun.com/forumlar/forumdisplay.php?f=29)
-   -   Geçmişten günümüze HAÇLI SEFERLERİ. (https://turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=10259)

Wand 28-05-2009 19:29

Geçmişten günümüze HAÇLI SEFERLERİ.
 
Hepinizin bildiği gibi kutsal şehir kudüs(Arapça okunuş : el-Quds , İbranice okunuş :Yeruşaláyim) Şehrinin tarihi M.Ö 4000'lere kadar gider ki bu da Kudüs'ü dünya üzerindeki en eski şehirlerinden biri yapar. Kudüs üç İbrahimi için de özel ve kutsal şehir olarak sayılmıştır.ancak benim bahsetmek istediğim sizinle paylaşmak istediğim konu ;
Araştırması gerekilen bir SOYKIRIM olan haçlı seferleridir ve haçlı seferlerinin geçmişten bugüne nasıl geldiğini halen uygulanmak istenilen (bazı değişikliklerle) ortadoğuyu yoketme projesi olduğunu bazı bilgiler ve yorumlarımla anlatmaya çalışacağım.konunun ilk bölümü olan Haçlı seferleri ;

GELİŞİMİ
  1. Dinsel İnanç: Batı avrupalı Hıristiyanlar'ın, dinlerince kutsal sayılan Kudüs ve Filistin'i Müslümanlardan geri almak istemeleri.
  2. Fransa'da ortaya çıkan Kluni tarikatının Hristiyanları Müslümanlara karşı kışkırtması.
  3. Papa ve din adamlarının güçlerini arttırmak istemeleri.
  4. Avrupa'nın içinde bulunduğu yoksulluk: Bu durum insanları doğunun refah ve zenginliğine sevk etmiştir.
  5. Müslümanlardan kaynaklanan korku ve endişe: Büyük Selçuklu Devleti ve onun ordularının Bizans ve Avrupayı tehdit etmesi, Bizans'ın, Selçuklu Devleti'ne karşı Batı Avrupa'dan yardım istemesine yol açmıştır.
  6. Ticaret: Uzakdoğu ile Avrupa arasındaki ticaretin ana hattı olan Ortadoğu'da Müslümanların kontrolünü kırmak ve ticaret yollarını ele geçirmek istemeleri.
  7. Papa'nın teşvikleri: Papa'nın katoliklere , Müslümanlarla savaşmaları durumunda cennet vaadinde bulunması.
  8. Şövalye ve senyörlerin macera ve yeni topraklar istemeleri.
  9. Avrupa'da toprak elde edemeyen soyluların toprak arzusu.
  10. Avrupalıların Doğu'nun zenginliklerini ele geçirmek istemesi.


ASIL KATİL PAPA 2.URBAN

Malum 1071 Malazgirt Zaferinden sonra Türkler Anadolu'ya girerler. Yöre halkı fakir, huzursuz ve çaresizdir, bırakın Türklere direnmeyi, "sarıklılarla" kaynaşıverirler. sadece birkaç yıl içinde Ege ve Marmara sahillerine ulaşır, İznik'i başkent yaparlar. İznik ve İstanbul'u sıkıştırmaya başlayınca Avrupalı krallarda şafak atar. Türkleri Anadolu'dan (hatta Orta Doğu'dan) atmak gibi bir hülyaya kapılırlar.
Görünen sebep buysa da kendi iç meseleleri boylarını aşar. Bir kere açlık ve sefalet diz boyudur, ayak takımı veba, kolera ve dizanteriyle boğuşurlar. Vurgun soygun alır başını gider, şatosunu dikeni konttan, gemisini yürüteni kaptan sayarlar. Tarım ilkel usullerle yapılır, aşılamadan sulamadan anlamaz, güzelim topraklardan dişe dokunur bir ürün alamazlar. Soylular muhteşem saraylarda yaşar, debdebeyi sürdürebilmek için halkın posasını çıkarırlar. Kilise deseniz ona keza... Papazlar habire Araftan kurtuluş vesikası (endüljans) satar, fukaranın parasına göz koyarlar. Hepsi bir yana hukuk ve emniyet yoktur, insanlar yağma ve talandan bıkar, bir asilzade ya da haydut tarafından öldürüleceği günü beklemektedirler.

Öte yandan ;


O yıllarda altın, gümüş gibi değerli madenler Müslümanların eline geçer, tasavvur edebiliyor musunuz Fransa, Almanya, Venedik gibi köklü devletlerin gelirleri sıradan bir Türk beyine bile ulaşamaz.
Ama gelin görün ki Büyük Selçuklu Sultanı Melikşah vefat edince Orta Doğu da karışır, tatsız çekişmeler, manasız didişmeler başlar. Zaten İran menşeli Fatımiler, Hristiyanlarla kirli ittifaklar yaparlar. İşte böylesi bir dönemde Papa Urban ayağa kalkar, "Kudüsü ve hacılarımızı kurtarmalıyız" bahaneleri ile asıl amacını gerçekleştirmek (Müslümanlığı ve yahudileri yoketmek) amacıyla etrafına büyük bir kalabalık toplar (1095). Halbuki Kudüs hiçbir zaman Hristiyanların olmamıştır, zikredilen tarihten 500 yıl evvel Yahudiler şehrin anahtarlarını Hazret-i Ömer'e sunarlar ki bunu sağır sultan bile duyar. Kaldı ki Kudüs'e rahatça girip çıkmakta, Kiliselerinde serbestçe tapınmaktadırlar.
Papa Urban, Clermont Konsiline 250 metropolit, 400'ü aşkın papaz çağırır, oturur iş bölümü yaparlar. Bunlar köy köy, mezra mezra dolanır, açlara sefillere hoşlandıkları masalları anlatırlar. Her ne kadar seferler kutsal kılıflara sarılsa da satır aralarında hep Doğu'nun o müthiş zenginliğine vurgu yapar, yağma ve soyguna vize çıkarırlar. Yenersen kese kese altınlar, köşkler, kaşaneler, ceylan gözlü kızlar... Yenilirsen şipşak cennette yer ayırırlar. Tuzu kurular ise şan ve şeref peşinde koşar, burada kazanacakları başarıların, daha yüksek mevkilere basamak olacağına inanırlar. Evet aralarında eziyet çekerek bağışlanacağını sanan saflar da vardır ama Haçlı Seferlerini dindarlardan ziyade bu "aç, sefil ve hırslı" insanlar omuzlar.
Düşünün topal katırı ile dolanan Pierre L'Ermite isimli fukara keşişle, Yoksul Gautier adlı yalın ayaklı şövalye bile etraflarına 40.000 Fransız toplar. Bu orduda Almanlardan ve Almanyada bulunan İtalyanlarda bulunmaktadır. Bu çapulcu taifesi henüz Macaristan'da yağmaya başlar, Ortodokslara (Sırplara, Bulgarlara) sataşırlar. Bizans İmparatoru gözünü kan bürümüş kalabalığı şehre sokmaz, "aman uzak dursunlar" deyip, alelacele Anadolu'ya geçirir, sırtlarını sıvazlar. Zikredilen güruh beklendiği gibi yakar, yıkar, yağmalar, ahaliye görülmedik eziyetler yapar.

Birinci Haçlı Seferi 1095-1099


Doğuya ilk geçiş ; Halk Haçlı Seferi

1096da resmen başlayan Birinci Haçlı Seferi'ne katılan Haçlı orduları dalgalar halinde gelmeye başladı. 40.000 kişi kadar ilk dalga resmen Kesiş Peter adlı bir halktan keşiş emri altında kuzey Fransız, Alman ve daha küçük sayıda kuzey İtalyan köylülerinden ve ailelerinden oluşmaktaydı; içinde çok az sayıda soylular bulunduğu için bu dalgaya Halk Haçlı Seferi denmiştir. Bu dalga Bizans arazisine Belgrad'da girmeden bu şehrin Sava Irmağı karşısında Macaristan'a ait bulunan Zemun (Semlin)'da bir ayakabbı yüzünden karışıklık çıkartıp iç kaleye hücum edip 4.000 Macarı öldürmüşlerdi ve sonra Belgrad'ı da talan edip yakmışlardı. Bu güruhun takip ettiği yolda Bizans halkının çeşitli şikayetlerine (hırsızlık, soygunculuk, kızlara kadınlara tecavüz vb.) maruz kalmıştı. Güruh Niş'e geldiği zaman da yeni bir isyan çıkarmıştı, fakat bu sefer I. Aleksios'un Bulgaristan eyalet valisi süvari kuvveti gönderip bu Haçlı isyanını bastırmıştı. Bu güruh 1 Agustos 1096'da İstanbul'a vardığında gücünün 1/4ini kaybetmişti. Hemen koruma altında 6 Ağustos'da Anadolu'ya çıkartılıp İzmit (Nikomedia) üzerine yöneltilmişlerdi.
İzmit'i ele geçiren Haçlılar bu şehri Bizanslılara teslim etmişler; fakat Almanlar ve Fransızlar birbiriyle kavga edip ayrılmışlardır. İki ayrı güruh halinde Haçlılar İzmit körfezini dolanıp Yalova yakınlarında iki ordugah kurmuşlardı. Fransızlar hemen Selçuklu başkenti olan İznik (Nicea)'ya karşı hücuma başlayıp, yoldaki yerleşkeleri talana, yerli ahaliye (Müslüman ve Hristiyan ayrılığı yapmadan) tecavüz edip onları öldürmeye başlamışlardı. Buna karşılık Almanlar ise İznik'in kenarından geçip Xerigordon adlı bir kaleyi zaptedip o kaleye yerleşmişlerdi. Burada Eylül sonunda Selcçuk ordusunun hücumuna uğrayıp nerede ise tümüyle elimine edilmişlerdi. Bu haberi alan Yalova'da bulunan 20.000 kişilik diğer Haçlı ordusu 21 Ekim'de yürüyüşe başlamıştı. Bu güruh ise bir Selçuklu ordusu tuzağına yakalanmış ve tamamen eline edilmişti. Selcuklular sonra da Yalova'daki kampta kalan gericilerin hepsini elimine edilip Halkın Haçlı Seferi sona erdirilmişti.

Birinci Haçlı Seferi (1095-1099) katılan orduların miktarı ve sonuçları bakımından en önemli olan Haçlı Seferidir. Bu seferde 600.000 kişilik düzenli orduyla gerçekleştirilmiştir. Bu sefer 1095 yılında Clermont'da toplanan kilise konseyinde Papa 2.Urban ve Papaz Piyer Lermit tarafından teşvik edilmiştir. 600.000 kişilik Haçlı Ordusu, Godfrua do Buyyon tarafından sevk ve idare edildi.Eskişehir'de Anadolu Selçuklu Sultanı I. Kılıç Arslan tarafından karşılandı. I. Kılıç Arslan güzergah boyunca içme sularını zehirlemek, ani baskınlar vermek sureti ile Haçlı kuvvetlerini 100.000 dolaylarına indirmiştir. Ancak tüm çabalarına rağmen 1099 yılında da Kudüs, Haçlı Ordusu'nun eline geçti.

Kudüs'ün işgali


Yaklaşık 5 hafta süren uzun bir kuşatmanın ardından 1099 yılında da Kudüs, Haçlı Ordusunun eline geçti. Dünya tarihinde eşine az rastlanır bir vahşet gerçekleştirdiler. Haçlı ordusu Kudüs'te iki gün içinde Şehirdeki yaklaşık 40 bin ila 70 bin ( kesin olmamak la birlikte )tüm Müslümanları ve Yahudileri kılıçtan geçirdiler(özelliklede frank askerleri). Bir tarihçinin ifadesiyle "buldukları tüm Arapları ve Türkleri öldürdüler... erkek veya kadın, hepsini katlettiler."
Haçlılardan biri, Raymund of Aguiles, bu vahşeti "övünerek" şöyle anlatıyordu:
Görülmeye değer harika sahneler gerçekleşti. Adamlarımızın bazıları - ki bunlar en merhametlileriydi - düşmanların kafalarını kesiyorlardı. Diğerleri onları oklarla vurup düşürdüler, bazıları ise onları canlı canlı ateşe atarak daha uzun sürede öldürüp işkence yaptılar. Şehrin sokakları, kesilmiş kafalar, eller ve ayaklarla doluydu. Öyle ki yolda bunlara takılıp düşmeden yürümek zor hale gelmişti. Ama bütün bunlar, Süleyman Tapınağı'nda yapılanların yanında hafif kalıyordu. Orada ne mi oldu? Eğer size gerçekleri söylersem, buna inanmakta zorlanabilirsiniz. En azından şunu söyleyeyim ki, Süleyman Tapınağı'nda akan kanların yüksekliği, adamlarımızın dizlerinin boyunu aşıyordu
.


sayın arkadaşlarım bu ilk bölümdüki görüldüğü üzere
büyük bir katliam yapılmış din ve ırk aranmamalıdır burda önemli olan hiç suçu olmayan çocuk ve kadınlardır..Bu yapılan açık bir soykırımdır..ermeniler 600 kişiye katliam soykırım yapıldı diyorsa ordaki insanlara yapılan neydi bunun hesabı sorulmalıdır.

şimdiden ilginize teşekkür ederim 2.bölümlü de en yakın sürede eklemeye çalışacağım.

VraeL 28-05-2009 21:49

Alıntı:

...Ama bütün bunlar, Süleyman Tapınağı'nda yapılanların yanında hafif kalıyordu. Orada ne mi oldu? Eğer size gerçekleri söylersem, buna inanmakta zorlanabilirsiniz. En azından şunu söyleyeyim ki, Süleyman Tapınağı'nda akan kanların yüksekliği, adamlarımızın dizlerinin boyunu aşıyordu."
Mantıken kanın akışkanlığından dolayı akıp gitmesi gerekir.İnsanların dizlerine kadar yükseleceğine, tam tersi etrafa yayılır. Eğer kapalı bir alan değilse tabi. Ki kapalı bir alan olsa bile insanlar bu kapalı alana girip çıkmak için kapı kullanmak zorundalar. Kapıda hep kapalı kalmadığına göre, böyle birşey gerçekleşdiğinin söylenmesi oldukça yave geldi bana.

Wand 28-05-2009 22:02

merodach arkadaşım ilginden dolayı teşekkür ederim..söylediklerinde haklı ama bence şöyle olabilir ;
bir tapınaktan söz ediliyor..yani bir merdivenle yerin 1 mtr altına inilebilen (canlandırma yapabilirsin) yapılmış bir tapınak olabilir böylece akan kanda bir miktar birikebilir.yada tapınak normal düzeydedir çevresi yüksek olabilir sonuçta o tapınağın kesin olarak yapısı bilinmiyor.

VraeL 28-05-2009 23:32

Paylaşımın için ben teşekkür ederim.
hımm evet bu konuda haklı olabilirsin. Yerin altında küçük bir oda, ya da bölme örneğin. İnternette tapınağın resmi var mı acaba (.

Wand 28-05-2009 23:39

olduğunu sanmıyorum :) yapıldı ve yıkıldı diye biliyorum ama genede bak .) 2.bölümü olan günümüzle ilgisini toplarlamaya uğraşıyorum bitince onada bi bakarsın umarım

saygılarımla..


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 14:49 .