![]() |
Allah dilediğini hidayete erdiriyorsa, benim suçum ne?
Hidayeti yegane verici Allahtır.
İnsan kendi kuvveti, çabası, ilmi ile hidayeti elde edemez. Ancak ; Allah kimlere hidayet nasip eder? Allah, dileyene, arzu edene, isteyene, meyledene hidayeti nasip eder. Yani, kulun istemesi, arzulaması ön şarttır. Ama yeterli değildir. Allah vermedikçe, hidayeti kişi elde edemez. Fakat, Allah isteyene, şöyle yada böyle sebeplerle karşılaştırarak hidayeti nasip eder. Kul gerçekten hidayeti arzuladığı halde, Allahın ona hidayet nasip etmemesi söz konusu değildir. Eğer öyle olsaydı, arzulayıpta, hidayete ermeyen kuluna, ceza vermeye hakkı olmazdı. İmam-ı taftazani, hidayeti şöyle tarif eder : "Kul, cüz-i ihtiyarını kullandıktan sonra, Allahın onun kalbine ilka ettiği bir nurdur" der. Buradanda anlaşılıyorki, kişi, tercihini, hidayeti istemek yönünde kullanması gerekiyor. Allahta ona hidayeti nasip ediyor. Hidayet, en büyük nimet.... Zaten "küfür" ve "inkar" üzere olan arkadaşlara ben gerçekten şaşıyor ve onlar adına ürperiyor, üzülüyorum. Bu ne cesaret... Bu ne korkusuzluk.... Hayret... İnsan, yolda giderken, yol ikiye ayrılsa, ve orada bulunan biri, sol yolun tehlikeli ve haydutların saldırı ihtimali olan bir yol olduğunu ve % 1 ihtimalde olsa hayati tehlike olduğunu ona söyleyip, sağ yoldan gitmesini önerse, aklı başında biri, herhalde hayatını riske atmaz ve sol yoldan gitmez. Üstelik o haberi veren kişi yalancının biri bile olsa, kendini riske atmaz. Halbuki düşmanlarının dahi tasdiki ile Muhammedül Emin olan kişi, bir haber veriyor ve diyor ki : "Eğer Allaha iman etmezseniz sizi ebedi cehennem bekliyor" diyor. Ayrıca getirdiği ilahi kitap diyorki, "küfür ve inkar yolundan giderseniz % 100 ebedi cehennem var" diyor. Aklı başında biri, bu yolu nasıl seçer? Bu ne cesaret.... Allahım bizlere hidayeti nasip etsin, ta ki, ebedi cehennemden korusun. Hidayeti nasip edebilmesi için Allaha fırsat verelim, tercihimizi ve meylimizi hidayetten yana kullanalım. Saygılarımla Sedat Sert |
Hidayet; ölmeden önce Ruh'un Allah'a ulaşmasıdır. İnsanın 3 vücudundan biri olan ruh, Allah'tan insanlara emanet olarak verilmiştir. Bu ruhun hayatta iken Allaha ulaşması hidayettir. (Kul innel hudâ hudallâhi = Muhakkak ki hidayet Allah'a ulaşmaktır. A.imran Suresi 73. ayet)
Bir insanın hidayete erebilmesi için mutlaka ruhunu Allah'a ulaştırmayı dilemesi gerekir. Aksi taktirde dalâlette kalır. Hidayeti, yani Allah'a ulaşmayı dilemedikçe kimsenin hidayete ermesi mümkün değildir. Allah, sadece Allah'a ulaşmayı dileyenleri hidayete erdirir. Aksi hal, serbest iradeye müdahale anlamına gelir ki, Allah Teala'nın Adaletine ve El-Hakk esmasına aykırıdır. Allah'ın hidayete erdirmediği kişiler hidayeti dilemeyenlerdir, yani Allah'a ulaşmayı dilemeyenlerdir buradaki izahatlardanda anlaşıldığı gibi Aslında Hidayet İnsanın kendini koşullandırması sonucu ulaşabileceği, bir noktadır....Dünyadan vaz geçme, devamlı Allah'ı düşünme ve zikr etme, Allah ile bütünleşmeye büyük çaba harcamasıdır....kısaca bir tür eğitimdir....tasavvufa göre mertebedir. http://nedir.antoloji.com/hidayet/ |
Hidayet, en büyük nimet....
Zaten "küfür" ve "inkar" üzere olan arkadaşlara ben gerçekten şaşıyor ve onlar adına ürperiyor, üzülüyorum.SEDAT SERT, SEVGİLİ SEDAT dinler insanları kendilerine bende yapmak için değişik biat metotları geliştirmiştir''HİDAYET''te islamın taktiğidir. yani ben bütün aptallıklara bir çocuk masumiyetiyle inanırsam makbul ve necat bulmuş insanlardan oluyorum. inanmazsam(ki bu soyut bir kavramdır) küfre dalıyorum ve cehennemlik oluyorum bu bir akılmıdır salaklıkmıdır nedir. yazılarından anladığım şu sen CEHENNEM korkusuyla müslümanlığı sürdüren bir korku müslümanısın.yanılıyormuyum |
Sayın ozgur beyin;
Aslında cehennem korkusu ile ibadet, hamlık tır. Olgun mü'min için rıza-i ilahi asıl hedeftir. İbadetlerdeki manevi füyuzat, ona yeter. Kainatın yaradanına kulluk şerefi, mevkilerin en üstüdür zaten. Başka hedef aramaya gerek kalmaz. Fakat ami insanlar için bir korku olarak "cehennem" fikri caydırıcılıktır. Yoksa, asıl hedef cennete girmek, veya cehennemden kurtulmak değildir. Bu doğal bir sonuçtur zaten. Asıl hedef, rıza-i ilahidir. Bakın Bediüzzaman ne diyor : "Gözümde ne cennet sevdası var, ne de cehennem korkusu. Milletimin imanını selamette görmezsem, cennetide istemem. Orası da bana zindan olur" diyor. Saygılarımla Sedat Sert |
Alıntı:
Hatırlayan var mı bu meseleyi? |
Alıntı:
Nihayetinde Allah vermedi, dilemedi... o halde başlıktaki gibi BENİM SUÇUM NE? |
Bu iddiayı bir başlıkta tartışmış mıydık ben mi yanlış hatırlıyorum? KC
http://www.turandursun.com/forumlar/...ead.php?t=4354 saygılarımla |
Alıntı:
Sayın K.C.; istekteki samimiyetini bir muhasebe et istersen. Sonra, istek dediğin, bir zaman diliminde olup, sonra vazgeçilen bir şey değildir. Ölene kadar bu istek devam etmeli. Hatta hidayete erdiğini hissettiğin zaman da iş bitmiyor. Bu hidayet denilen "nazlı kuş" un, omuzundan uçup gitmemesi için ona çok nazik davranmalısın. Aksi halde o hidayet kuşu, gelmişken gitmesini de bilir. Gitmesinden öylesine korkacaksın ve ona göre amel edeceksin ki, bir daha seni terk etmesin. Saygılarımla Sedat Sert |
Alıntı:
Benim ne yaşadığımı, ne hissettiğimi sen nerden biliyorsun da böyle bir ithamla geliyorsun karşıma ! ! ! |
Alıntı:
Sadece samimiyetini sorgulamadım,(eğer kızdırdımsa, özür....)itham da yapmadım, olası seçenekleri sundum. Devamını da yazdım, onada bir bak istersen.... |
| Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 03:44 . |