![]() |
Kadın Erkeğin Kaburgasından Yaratıldı
okuyacaklariniz, musevilerin, Tanri ile insanin konusmasini anlatan
kitaplari Talmud'dan alinmistir ve soyle biter: "...bir kadini aglatirken cok dikkat edin, cunku Tanri gozyaslarini sayar! Kadin erkegin kaburgasindan yaratildi, ayaklarindan yaratilmadi, oyle olsaydi ezilirdi; ustun olmasin diye basindan da yaratilmadi. ama gogsunden yaratildi, esit olsun diye;... ... kolun biraz altindan korunsun diye....kalp hizasindan SEVILSIN diye... |
Burkay ,kusura bakma kendimi tutamadim.Senin iyiniyetli bir insan oldugun yazilarindan anlasiliyor,yalniz yazarken allahi cahil durumuna dusurup tezinin bastan icine ediyorsun .Insani yaratan allahi anatomi ve fizyolojiden bihaber bir varlik olarak gosteriyosun.Yukarda saydigin esitlik saygi sevgi gibi duyulari beyin duzenler,insanin kaburgasinin vucudunun ortasinda olusu degil.Heyecanlaninca kalbinin hizlanmasi yine adrenalin hormonuyla ilgili olup beynin emirlerinden biridir .Kalbin fizyolojisini biraz arastirirsan kan pompalamaktan baska bir marifeti olmadigini,dolayisiyle [ALLAH KALPLERINIZI MUHURLEMIS] gibi sacmaliklarini gelecekte kullanmamani dostca tavsiye ederim.Sevgiler.........
|
VARUCAN KARDES 1. O YAZI BIR ALINTI BENIM YAZIM DEGIL 2. O ÇOK BILMISLIK ILMINLE KALBIN SADECE KAN POMPALAMASI GÖREVININ OLMADIGINI KALBIN DAHA NE GIBI FONKSIYONLARI OLDUGU ALINTILARINI BURDA COPYA PASTE ETMEYE GEREK DUYMADIM ... SONRA SANA SUNU SÖYLEMEK ISTIYORUM INSNIN KALBININ MÜHÜRLÜ OLMASI INSANLARDA BEYINSEL FONKSIYONLARININ EKSIK ÇALISMASINA NEDEN OLUYOR ... ISTE SENIN ALGILAMAN BIRAZ KIT OLDUGUNDAN BUNLARI ANLAMAN IÇIN ÖNCE KALBININ FESATLIKDAN ART NIYRTDEN KURTULMASI GEREKIYOR KI SONRA ORADAN BEYIN HAREKETE GEÇSIN ... YOKSA SIMDIKI GIBI BILDIGINI SANIP KENDINI ÖVEN BIR TAVIR SERGILEMEZDIN ...
|
Burkay. ben diyorum bayram haftasi sen diyorsun mangal tahtasi.Fesatlik ve art niyeti nerede hissettin. katiyen oyle bir niyetim yok.Ben seni iyiniyetli gordugumden,uyartiyorum.kendin artniyetli daha dogrusu onyargili oldugundan baska anlamlar cikariyorsun.kendini rezil etmek istiyorsan sacma yazilarina devam et........... :oHemen hemen butun konularda donup dolasip kalbin muhurlenmesi sozunu defalarca kullaniyorsun.Bu da senin beyninin muhurlendigini gosteriyor........AC artik gozunu kir muhurunu,KURTUL......
|
VARUCAN ? BAKIYORUM DA SINIRLENINCE IÇINDEKILERI HEMEN DISARIYA KUSUYORSUN KOMPLEKSLI OLMA BUKADAR YA ... O ÇOK ILMINLE BENIM O BEYNIMIN MUHURUMU AÇ SANA ? VAR MI O KAPASITEN ? BEN SENIN KALBININ MÜHÜRLENMESINI SÖYLÜYORSAM SEN NEDEN BUKADAR RAHATSIZ OLUYORSUN ? HEM BANA BUNU YAZIYORSUN :Burkay ,kusura bakma kendimi tutamadim.Senin iyiniyetli bir insan oldugun yazilarindan anlasiliyor, SONRA KALKIP BANA :Bence tanri kadini, Ademin seyinin ucunu kesip ondan yaratti .Adem onun icin tekrar butunlesme cabasiyla Havvanin icinde parcasini aramistir;sunnet onun isin kutsaldir.........Arayis olmasa ,bizde olmazdik.Daha arastirmaya luzum yok; Iste insanligin baslangic mucizesi[align=center] BU MU SENIN BENIM BEYNIMDEKI MÜHÜRÜ YOK EDICEK ? KALBIN KAN POMPALAMASINDAN BASKA FONKSIYONU YOKMU ? BUNUNLA MI BENI UYARACAKSIN .... TEKRAR SÖYLÜYORUM VE KALBIN MÜHÜRLENMIS SENIN ... NE DÜSÜNÜRSEN DÜSÜN ... FIKIR DÜSÜNCE SENIN ... CEVAP YAZMA HISSINE KAPILDIYSAN YAZABILIRSIN ... KALBIN TEKMI YOKSA FAZLA FONKSIYONU OLDUGUNU ARASTIR ...
|
Beyninin muhuru orumcek tutmus senin .Aptal dostun olacagina akilli dusmanin olsun derler,senin durumuna ne diyecegimi bilemiyorum!!!!!!!!Yasinin genc oldugunu safligindan tahmin ediyor,sen ve senin gibiler icin uzuluyorum.Kalbin fonksiyonlari icinde ,gormek, dusunmek ,uzulmek ,sevmek,nefret ve en onemlisi muhurlenmekolmadigini ilkokul cocugu bile bilir.
|
Bilindiği gibi Allah, ilk insan olarak Âdem’i yaratmıştır:
Al-i İmran 59: Şüphesiz Allah katında (yaratılışları bakımından) İsa’nın durumu, Âdem’in durumu gibidir: Onu topraktan yarattı. Sonra ona “ol” dedi. O da hemen oluverdi. Âdem’in yaratılmasından sonra Allah, Havva’yı şu şekilde yaratmıştır: Nisa 1: Ey insanlar! Sizi bir tek nefisten yaratan ve ondan da eşini yaratan; ikisinden birçok erkek ve kadın (meydana getirip) yayan Rabbinize karşı gelmekten sakının. Kendisi adına birbirinizden dilekte bulunduğunuz Allah’a karşı gelmekten ve akrabalık bağlarını koparmaktan sakının. Şüphesiz Allah, üzerinizde bir gözetleyicidir. Nisa 4: O, sizi bir tek nefisten yarattı. Sonra ondan eşini var etti. Sizin için hayvanlardan (erkek ve dişi olarak) sekiz eş yarattı. Sizi annelerinizin karnında bir yaratılıştan öbürüne geçirerek üç (kat) karanlık içinde oluşturuyor. İşte Rabbiniz olan Allah budur. Mülk (mutlak hâkimiyet) yalnız O’nundur. O’ndan başka hiçbir ilâh yoktur. O hâlde, nasıl oluyor da haktan döndürülüyorsunuz? Ayetlerden anlaşılacağı üzere Allah, ilk insan olarak Âdem’i, daha sonra da Âdem’den Havva’yı yaratmıştır. Hadisler göz önüne alındığında Havva, Âdem’in bir kaburga kemiğinden yaratılmıştır: “Kadınlara hakkı tavsiye ediniz. Çünkü kadın, eğri kaburga kemiğinden yaratılmıştır. Kaburga kemiğinin en eğri tarafı baş kısmıdır. Onu doğrultmaya çalışırsan kırarsın, olduğu gibi bırakırsan öylece eğri kalır. Kadınlara hayrı tavsiye ediniz.”[1] Tevrat’ta ise konu şu şekilde ele alınmıştır: Yaratılış 2:18 Sonra, "Âdem'in yalnız kalması iyi değil" dedi, "Ona uygun bir yardımcı yaratacağım." Yaratılış 2:21: Rab Tanrı Âdem'e derin bir uyku verdi. Âdem uyurken, Rab Tanrı onun kaburga kemiklerinden birini alıp yerini etle kapadı. Yaratılış 2:22: Âdem'den aldığı kaburga kemiğinden bir kadın yaratarak onu Âdem'e getirdi. Yaratılış 2:23: Âdem, "İşte, bu benim kemiklerimden alınmış kemik, etimden alınmış ettir" dedi, "Ona ‘Kadın’ denilecek, Çünkü o adamdan alındı." Yaratılış 2:24: Bu nedenle adam annesini babasını bırakıp karısına bağlanacak, ikisi tek beden olacak. İslamiyet ve Yahudilik, yine aynı hikâye üzerinde uzlaşmaktadırlar. Bu noktada tekrar Sümer tabletlerine başvurma zamanı geliyor: “Su Tanrısı, Güneş Tanrısına yerden su çıkararak orasını tatlı su ile doldurmasını söylüyor. Güneş Tanrısı isteneni yapıyor. Böylece Dilmun ağaçları ve çayırlarıyla Tanrıların cennet bahçeleri oluyor. Yer Tanrıçası, bu bahçede sekiz bitki yetiştiriyor. Bunlar şifa verici bitkiler olduğundan, gelişigüzel yenmesi yasak. Fakat Bilgelik ve Sular Tanrısı Enki dayanamıyor ve iki yüzü olan vezirine bunlardan toplattırarak yiyor. Buna çok kızan Tanrıça, Tanrıyı ölümle lanetleyerek ortadan yok oluyor. Bilgelik Tanrısı da çok hastalanıyor. Diğer Tanrılar, büyük güçlüklerle Yer Tanrıçasını bularak Bilgelik Tanrısını iyi etmesi için yalvarıyorlar. Tanrıça, Tanrının sekiz bitkiye karşılık, hasta olan sekiz organını iyi etmek için sekiz Tanrı ve Tanrıça yaratıyor. Tanrının hasta olan organlarından biri de kaburgası. Onu iyi eden Tanrıçanın adı, “kaburganın hanımı” anlamına gelen Nin-Ti’dir. Burada “Nin” hanım, “Ti” de kaburga anlamına gelir. Ti’nin diğer bir anlamı da Yaşam[2]’dır; eğer ikinci anlamıyla ifade edilirse “Yaşamın Hanımı” anlamına gelir[3].” Yukarıdaki Kuran ayetlerinde geçen “Âdem’den eşini yarattı”, “Sizin için hayvanlardan sekiz eş yarattı” ile hadiste geçen “Kadın, erkeğin kaburga kemiğinden yaratıldı” ifadelerine bir de Tevrat’ın açık yorumunu katarsak, Sümer Mitos’undaki “Sekiz Tanrı ve Tanrıça”, “Kaburganın/Yaşamın Hanımı” ifadeleriyle ortaya çıkan bu müthiş benzeme, herhalde ilham vericidir. [1]Sahih-i Buhari... Bkz. Muazzaz İlmiye Çığ, İbrahim Peygamber, Kaynak Yayınları, İstanbul, 2000, s.67, dipnot 6. [2] “Havva, yaşam anlamına gelir.” Ayrıntı için bkz. Samuel Henry Hooke, Ortadoğu Mitolojisi, Alaaddin Şenel (Çev.), İmge Kitabevi, Ankara, 1995, s.133 [3] Muazzaz İlmiye Çığ, İbrahim Peygamber, Kaynak Yayınları, İstanbul, 2000, s.68 |
Allah Ademi yarattıktan sonra, düşündü, taşındı, yarım saat kaşındı ve kendi kendine dedi ki;
- Tüh be, bu adamı yaratırken hemen yanı başında, gene aynı maddeden, neydi o pişmiş balçık mıydı, cıvık balçık mıydı, neyse ne işte, o maddeden bi de kadın yarataydım keşke. Aynı anda ikisine birden ruhum(uz)dan üfler, bir taşla iki kuş vururduk. Şimdi ordan, burdan toprak getirt, yeniden çamur yap, şekil ver, bir kırk bin yıl da bunu bekle... Yok yok, böyle olmayacak. Ne yapsam, ne yapsam? Derken aklına birden "Ol !" deyince oldurabildiği geldi. Ama bu sefer de, ol deyice oldursa, erkek kadına karşı, -"Ulan karı, Allah sana ol deyince anında olmuşsun. Oysa beni nasıl da özene bezene kendi elleriyle yarattı" diyerek hava atmasın diye tuttu onun için de azıcık zahmet etti. Vee, erkeğe eş olsun diye, erkeğin kaburgasına et giydirerek, bez bebek yapar gibi, kadını yarattı. Gerçi daha sonra "Kiminiz kiminize düşman olarak inin oradan aşağı !" diyerek onları cennetten kovarken, "Sizleri birbirinize yardımcı olarak yarattım" sözünü unutmuştu ama olsun. Bu kadarcık kusur kadı kızında da olur. Bu yaradılış masalı da tıpkı Nuh masalı gibi akıllara zarar bir masaldır ama, inananlar bu anlatılanları Allah'tan daha iyi savunarak accaip sevap kazanmaya devam etmektedirler. Ah bir de birilerinin hidayete ermesine vesile olabilirlerse, ooooh değme keyiflerine. Cennetin anahtarını cepte bil artık. |
Kaç bin yıl önceki Sümerler bile bir yaratıcı buldu ama Asinar arkadaş bulamadı.
Bir kaç bin yıl sonra görüşmek üzere :) |
sevgili siparişci asinarın bir yaratıcıya ihtiyacı olmadığı için hala bulamadı..
ihtiyacı olan toplumlar dediğiniz gibi binlerce yıldır bulmaktalar.. ilk insan dan günümüze uygarlıkların bir çoğunda bir kutsal güce inanış olmuştur.. genelde bu kutsal güç insanların ilk defa gördükleri, şaşırdıkları, açıklıyamadıkları şeyler olmuştur vede daha gizemli ve güçlüleri bulundukçada bu eski inanışları terk etmiştirler. uygarlıkların, kültürlerin gelişmesiyle inanışlarda gelişmiştir.. ilk zamanlarda Güneşe, Ay'a, Ateşe, Yıldırıma tapan insanlar sonraları hem bunları keşfettikçe hemde başka şeyler buldukça inanma işlemlerine devam ettiler tapınma gelenekten geleneğe yıllarca sürdü.. Sonra inandıkları herşeyi öğrenen insanlık inanmayı bırakarak yeni arayışlara girdi inançlarını kategorize etti, çok tanrılılar başladı güneş ayrı tanrı oldu yıldırım ayrı birden çok inanış birden çok tanrı çıktı.. gerek mitolojik oldular gerekse isimsiz.. bazen yanardağları tanrı sandılar her volkanizma olayında her lav püskürtmesinde tanrının kızdığını düşündüler hatta yaşam alanlarına zarar veren lavlar olduğunda tanrı kurban istiyor dediler içlerinden seçtiklerini kurban ettiler... kımı zaman şiddetli depremlerden korktular içlerinde yaptıkları birşeyin tanrıyı kızdırdığını sanıp büyük çukurlara kurban verdiler... günümüze yaklaşırken tanrısallıkta inanışlarda ve hatta geleneklerde evrimleşti, evrildi... çon tanrılılık yerini bir çok yerde tek tanrıya bıraktı ateş söndürülebiliyordu güneş in ne olduğu anlaşılıyordu tapınma işlemi anlamsızlaştı daha kutsal daha zor tanrılara ihtiyaç vardı!! paratonel bulundu zeus öldü!! tek tanrı göklerde görünmeyen bilinmeyen kımsenin ulaşamayacağı bir gizemdeydi evet evet işte aranan tamda buydu.. adı ne olursa olsun fark etmezdi bir tapınma isteği vardı ve bu bastırılmalıydı gelenekler devam etmeli bir cezalandırıcı yada ödüllendirici bulunmalıydı ve bulunduda... afrodit neden öldü?? çünkü zeus artık onu dere kenarında izlemiyordu çünkü artık afroditin güzelliğinin anlatılarının daha güzelleri vardı! gerçekler ve hayat!! şimdi ise evrimleşen dinlerde gelenekler sürmekte cezalar ödüller kurbanlar.. bakınız kurban bayramına bakınız cennete bakınız cehenneme!! ateşin etrafında toplanan halka oluşturan kabilenin yerini camiler aldı tapınma yerleride evrimleşti mağaralar yerini kiliseye bıraktı.. sadece inançlar ve inananlar mı evrildi?? hayır inanma isteğide bir güce tapma ondan ceza ve ödül alma isteğide evrildi elbette.. bilimsel veriler ışığından giden insanlar bilimin açıkladıklarını tanrı kehanetlerinden ayırdılar, cezaların nerden geldiğini gördüler volkanlar yada kazalar normal di bilimseldi ancak ödülleri gören yoktu!! ve şimdi ise tanrıya yada tapınmaya gerek duymayan bir yaratıcıya yada bir güce bel bağlamayan insanlar oldu! bilimin ışığından ilerleyen, sorgulamaktan ve paylaşmaktan çekinmeyen, öğrenmeyi asla kesmeyen inanmaya değil bilmeye ihtiyaç duyan insanlar oluştular.. İşte bizlerde onlardanız tıpkı sevgili asinar gibi.. |
| Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 13:34 . |